DEM Parti’den “Yeni Anayasa İçin Öneriler Sundu” İddialarına Yalanlama

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Parti olarak Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş ile Anayasa’ya dair yeni bir görüşmemiz olmadığı gibi bu konuda öneri veya taslak niteliği taşıyan herhangi bir açıklamamız da olmamıştır” dedi ve ekledi:

“DEM Parti kendi içinde Anayasa Koordinasyonu çalışmalarını sürdürüyor; ilgili ve yetkili kurullarımız dışında maksatlı bir şekilde dolaşıma sokulan bazı haberlerin nedenini biliyoruz. Bu oyunu görüyoruz. Partimiz açısından bağlayıcılığı olmayan bu haberler dikkate alınmamalıdır.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), özellikle sosyal medyada yayılan “yeni anayasa çalışmaları için hazırlanan taslak TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a sunuldu” iddialarını yalanladı.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Kurtulmuş’la yeni anayasa tartışmalarına ilişkin görüşmelerinin olmadığını, bu konuda öneri ve taslak da açıklamadıklarını duyurdu.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan sözcü Doğan, şu ifadeleri kullandı: “DEM Parti olarak Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş ile Anayasa’ya dair yeni bir görüşmemiz olmadığı gibi bu konuda öneri veya taslak niteliği taşıyan herhangi bir açıklamamız da olmamıştır.

DEM Parti kendi içinde Anayasa Koordinasyonu çalışmalarını sürdürüyor; ilgili ve yetkili kurullarımız dışında maksatlı bir şekilde dolaşıma sokulan bazı haberlerin nedenini biliyoruz. Bu oyunu görüyoruz. Partimiz açısından bağlayıcılığı olmayan bu haberler dikkate alınmamalıdır.”

Bazı sosyal medya hesapları ve haber sitelerinde kaynağı belli olmayan şekilde “DEM Parti’nin, yeni Anayasa için Meclis’e ‘özerklik’, ‘ikinci resmi dil’ ve ‘Türkiye vatandaşlığı’ önerileri sundu” iddiaları ortaya atılmıştı.

Paylaşın

Bahçeli’den “Erken Seçim” Çağrılarına Sert Tepki

Erken seçim çağrılarına ilişkin konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Özgür Bey’in 31 Mart yerel seçimlerinden sonra erken seçim istemeyeceğiz açıklaması hafızalara kazınmışken bunun üzerinden çok geçmeden 2025 Kasım ayında erken seçim çağrısını telaffuz etmesi akıl tutulmasıdır” dedi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ile Merkez Disiplin Kurulu (MDK) üyeleri, genel başkan Devlet Bahçeli başkanlığında toplandı. Devlet Bahçeli, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu.

HÜDA Par Genel Başkanı’nın Anayasa’nın ilk dört maddesine yönelik sözleri sonrası başlayan tartışmalara değinen Bahçeli, “MHP’ye Anayasa’nın ilk 4 maddesi ile ilgili yoklama yapmak teste tutmak hiç kimsenin hakkı haddi değildir” dedi ve ekledi:

“Kim olursa olsun Anayasa’nın ilk 4 maddesine şaşı bakanlar bizim için yok hükmündedir muhatap alınmaya değecek hiçbir yanları yoktur. MHP sivil demokratik devletin ve milletin hukuksal omurgasını belirleyecek geniş katılımcı bir anayasa hazırlığı için yapıcı tutumunu korumaktadır. Anayasa’nın ilk 4 maddesine sadık kalınarak zamanın ihtiyaçlarına dinamik cevaplar verebilen anayasa yapılmasının yanındayız.”

Devlet Bahçeli erken seçim çağrılarına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı: “CHP Genel Başkanı hayal tacirliğini boş keseden atıp tutmayı siyaset zannedecek kadar hayatın gerçeklerinden uzaklaştırtır. Özgür Bey’in 31 Mart yerel seçimlerinden sonra erken seçim istemeyeceğiz açıklaması hafızalara kazınmışken bunun üzerinden çok geçmeden 2025 Kasım ayında erken seçim çağrısını telaffuz etmesi akıl tutulmasıdır.

Sandığı getirip iktidara geleceğiz diyen bu zatın deli saçması vaadi ise 1 litrelik rakının 140 liraya inmesinden başka bir şey değildir. Mavi vatana masal diyen siyasi sefaleti iyice azıtmıştır. CHP’ye oy veren kardeşlerim bu patalojik yönetim anlayışına müstahak görülmemelidir.”

Paylaşın

Erken Seçim Tartışmaları: Bakırhan’dan Muhalefete Sert Eleştiriler

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, erken seçim tartışmalarına değinerek, “Sorunlar sadece dile getirmekle, miting yapmakla çözülmüyor. Sorunları çözmek için de bir irade ortaya koymak gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Allah aşkına muhalefet iktidarı ne kadar rahatsız etti? 31 Mart’ta ortaya çıkan o olumlu havayı, insanlara umut veren, göç yollarını durdurup ‘bu ülkede bir şeyler olabilir’ diyen insanların yine eski havasına dönmesinin sorumlusu biraz da muhalefetin kendisidir. Biz de bu konuda özeleştirimizi veriyoruz.”

Bakırhan, “Halk değişim istedi. Halk, ‘bunlar yönetemiyor’ dedi. Halk, ‘bunlar gitsin’ dedi. Halk iradesini onurlu bir şekilde sandığa attı. Biz de bekliyoruz ki Recep Tayyip Erdoğan’ın keyfi ne zaman seçim isterse o zaman seçime gideceğiz. O zaman muhalefet yapmayalım. Seçime kadar sokağa çıkmayalım, mücadele etmeyelim, bunun kavgasını vermeyelim, bekleyim, AKP ve MHP ne zaman isterse o zaman seçime gidelim. Böyle bir muhalefet olmaz” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ‘Ekmek ve Adalet’ kampanyası kapsamında Mersin’in merkez Akdeniz ilçesindeki Park Kafe’de emeklilerle bir araya geldi. Bakırhan, emeklilerin sorunlarını ve taleplerini dinledi.

2017 Emekliler Derneği Başkanı Oktay Canpolat, 2021 Emekliler Derneği Başkanı Hüseyin Kurt ve emekliler sorunlarını ve taleplerini anlattı. Emeklileri dinleyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’deki 16 milyon emeklinin Bolivya, Belçika, Ürdün gibi ülkelerin nüfusundan bile fazla olduğuna dikkat çekti.

Artı Gerçek’ten Abidin Yağmur’un aktardığına göre; Bakırhan, “31 Mart’ta öyle bir ters köşe yaptınız ki siyasi partilere, emin olun 31 Mart’ın en önemli aktörleri bence 16 milyon emeklidir. Tercihleriyle aslında bütün siyasi partilere, başta iktidar partisi olmak üzere çok büyük bir ders verdiler. Adıyaman, Muş gibi iktidarın kalesi olan kentlerin düşmesinin en önemli sebebi emeklilerin örgütsüz olmalarına rağmen duyarlı davranmalarıyla ilgili bir durumdur” dedi.

Emeklilerin örgütlü mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, “16 milyon emekli tek çatı altında bir arada güçlü bir örgütlülük sağlayabilseydi emin olun hükümet belirlerdi. Hükümet götürür, hükümet getirirdi. Tüm siyasi partilerin ilgisinin, odağının olduğu merkezlerden birisi olurdunuz. Sözünüz karşılık bulurdu. Sözünüz çok kıymetli, çok değerli ama sözünüzü temsil eden henüz bir zemin yok. Sizden rica ediyorum önce sizin bir silkelenip mevcut dağınık örgütlülükten kurtulup daha büyük daha güçlü mücadele zeminleri yaratmanız gerekiyor” diye konuştu.

AK Parti iktidarının, ‘Emekli Yılı’ ilan ettiği 2024’te emeklileri daha yoksullaştırdığını dile getiren Bakırhan, şöyle konuştu: “Emekliler yılı ilan ettiler. Ne yapmışlar? Tatil yapmak isterseniz okullar tatil olduğunda okulların yurtlarında barınabilirmişsiniz. O yurtlara gitmek için mazot paranız var mı, aracınız var mı, orada ne yiyip ne içeceksiniz diye hesaba katmıyorlar.

Bir arkadaş söyledi; bir emekli maaşıyla 7 tane çeyrek altın alınıyordu, emekliler yılı ilan edenlerin geldiği yıl. Şimdi 2.5 çeyrek altın alamıyor emeklilerimiz emekli maaşıyla. Açlık sınırı 20 bin TL. O da TÜİK’in sahte raporlarıyla, sahte sonuçlarıyla oluşturulmuş bir rakam. Ama emekliye 12 bin TL veriyorlar. Çalışanlara 17 bin TL para veriyorlar. Bir de emekli yılı, emekçi yılı ilan ediyorlar. Utanmadan bir de diyorlar ki ’emeklileri enflasyona ezdirmeyeceğiz.’ Böyle bir şey olabilir mi? Emekli neredeyse zeytin alamıyor. Emekliler büyük neden yapıldığı belli olmayan beyaz peyniri 1-2 TL ucuza almak için market market dolaşıyor. Emekliler yılında emeklileri getirdikleri hale bak. Lanet olsun onlara.”

DEM Parti’nin en düşük emekli maaşının 32 bin TL olmasını önerdiğini hatırlatan Bakırhan, “Emeklinin emeklinin üç beş gün tatil yapacak, seyahat edecek, insanca, başı dik bir şekilde sokakta yürüyecek bir ücrete ihtiyacı var. Bunu önermeyen hiçbir siyaset bence samimi değildir. Mevcut, bizi sömüren, memleketi talan eden, uçurumun kenarına getiren siyasetin değirmenine rüzgâr taşıyor. Mehmet Şimşek’in ekonomi programının emekliye, emekçiye vereceği bir şey yok. Bu iktidar artık bir sorun haline gelmiştir. Hepimizi bir araya getiren ortak bir zemin var, bu iktidarı göndermek” diye konuştu.

“Böyle muhalefet olmaz”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, erken seçim tartışmalarına da değindi. Muhalefeti eleştiren Bakırhan, şunları söyledi: “Sorunlar sadece dile getirmekle, miting yapmakla çözülmüyor. Sorunları çözmek için de bir irade ortaya koymak gerekiyor. Allah aşkına muhalefet iktidarı ne kadar rahatsız etti? 31 Mart’ta ortaya çıkan o olumlu havayı, insanlara umut veren, göç yollarını durdurup ‘bu ülkede bir şeyler olabilir’ diyen insanların yine eski havasına dönmesinin sorumlusu biraz da muhalefetin kendisidir.

Biz de bu konuda özeleştirimizi veriyoruz. Halk değişim istedi. Halk, ‘bunlar yönetemiyor’ dedi. Halk, ‘bunlar gitsin’ dedi. Halk iradesini onurlu bir şekilde sandığa attı. Biz de bekliyoruz ki Recep Tayyip Erdoğan’ın keyfi ne zaman seçim isterse o zaman seçime gideceğiz. O zaman muhalefet yapmayalım. Seçime kadar sokağa çıkmayalım, mücadele etmeyelim, bunun kavgasını vermeyelim, bekleyim, AKP ve MHP ne zaman isterse o zaman seçime gidelim. Böyle bir muhalefet olmaz.”

Paylaşın

Kilo Vermek İçin 30 – 30 – 30 Kuralı Nedir? Faydaları

30 – 30 – 30 kuralı, kilo vermek isteyenler için etkili ve dengeli bir kilo verme yöntemidir. 30 – 30 – 30 kuralı, güç, kardiyo ve esneklik antrenmanlarını birleştiren çok yönlü bir kilo verme yaklaşımdır.

Haber Merkezi / 30 – 30 – 30, üç farklı aktiviteye 30 dakika ayırmayı ifade eder.

30 dakikalık kuvvet antrenmanı: Metabolizmayı hızlandırmak için kas kütlesi oluşturmak esastır. Ağırlık kaldırma, direnç bantları ve vücut ağırlığı egzersizleri (örneğin squat ve şınav) gibi egzersizler bu kategoriye girer.

30 dakikalık kardiyovasküler egzersiz: Tempolu yürüyüş, koşu, bisiklete binme veya yüzme gibi kardiyo egzersizleri kalori yakmaya ve kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur.

30 dakikalık esneklik egzersizi: Pilates gibi aktiviteler esnekliği artırabilir, yaralanma riskini azaltabilir ve kas iyileşmesini destekleyebilir.

30 – 30 – 30 kuralının faydaları

Dengeli yaklaşım: Kural, güç, kardiyo ve esnekliği birleştirerek çok yönlü bir fitness rutini sağlar.

Metabolizmayı hızlandırır: Kuvvet antrenmanı kas oluşturur, bu da vücudun dinlenme metabolizma hızını artırır ve dinlenme halinde bile daha fazla kalori yakılmasına yardımcı olur.

Kalp ve damar sağlığını iyileştirir: Kardiyo bileşeni kalbi ve akciğerleri güçlendirerek kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve diğer kardiyovasküler rahatsızlıkların riskini azaltır.

Esnekliği artırır: Esneklik egzersizleri, kas sertliğini azaltır, duruşu iyileştirir.

Sürdürülebilir: Günde sadece 90 dakikalık egzersizi farklı aktivitelere bölerek, yoğun programlara sahip kişiler için esnek ve yönetilebilir bir rutin sunuyor.

Risk faktörleri

Aşırı antrenman: Uygun dinlenme veya toparlanma olmadan yapılırsa, 30 – 30 – 30 kuralı aşırı antrenmana yol açabilir, kas yorgunluğuna, tükenmişliğe veya yaralanmaya neden olabilir.

Herkese uygun olmayabilir: Bazı bireylerin kişisel sağlık ihtiyaçlarına bağlı olarak güç antrenmanı veya kardiyo gibi bir alana daha fazla odaklanmaları gerekebilir. Ayarlama yapmadan 30 – 30 – 30 yaklaşımını katı bir şekilde takip etmek herkese uygun olmayabilir.

Yaralanma riski: Özellikle güç ve esneklik antrenmanlarında, incinme veya burkulma riski bulunmaktadır. En azından başlangıçta bir fitness uzmanından tavsiye almak şiddetle önerilir.

Yeni başlayanlar için ideal değil: Egzersize yeni başlayanlar, yoğunluğu nedeniyle bu rutini zor bulabilirler.

Paylaşın

Kuzey Kore “Süper Büyük” Savaş Başlıklı Füzeyi Test Etti

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), süper büyük savaş başlığına sahip yeni taktik balistik füzeyi başarıyla test ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Güney Kore ise Pyongyang’ın birden fazla kısa menzilli balistik füze ateşlediğini bildirdi.

Kore Merkez Haber Ajansı’nın (KCNA) haberine göre, çarşamba günü gerçekleştirilen test atışında Hwasongpho-11-Da-4.5 adı verilen yeni füzeye, 4.5 tonluk süper büyük konvansiyonel bir harp başlığı takıldı.

Haberde, test atışının, füzenin 320 kilometre menzilli bir hedefi doğru bir şekilde vurma özelliğini doğrulamak için yapıldığı belirtildi.

KDHC Devlet Başkanı Kim Jong Un’un silah kabiliyetlerini geliştirmeye yönelik testlerin, dış güçlerin ülke güvenliğine yönelik oluşturduğu ciddi tehdit nedeniyle gerekli olduğunu söyledi.

Kim Jong Un’un, ülkenin nükleer gücünü artırma gerekliliğini vurgulayarak “bölgedeki siyasi ve askeri durumun mevcut güvenlik ortamını tehdit etmesi” nedeniyle askeri kapasitenin güçlendirilmesini “en önemli mesele” olarak gördüğünü ifade etti.

KDHC, 1 Temmuz’da Hwasongpho-11-Da-4.5 füzesinin maksimum ve minimum menzillerdeki performansını doğrulamak amacıyla simüle edilmiş bir harp başlığıyla deneme atışı yapmıştı.

Paylaşın

Kredi Kartı İle Yapılan Ödemeler Yüzde 83 Arttı

Ağustos ayında kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile yapılan toplam ödeme tutarı önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 78 artarak 1 trilyon 420,6 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Kartlı ödemelerin 1 trilyon 192,4 milyar lirası kredi kartları ile yapılırken, 200,4 milyar lirasında banka kartları, 27,8 milyar lirasında ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Kredi kartı ile yapılan ödemelerde ağustosta, önceki yılın aynı ayına göre büyüme yüzde 83, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 48, ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise yüzde 104 oldu.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Ağustos 2024 Raporu’nu açıkladı. Rapora göre; Ağustos ayı itibarıyla Türkiye’de kredi kartı sayısı 125,9 milyon, banka kartı sayısı 191,7 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 101,3 milyon adet oldu.

2023 yılının Ağustos ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 13’lük, banka kartı adedinde yüzde 5’lik, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 22’lik artış yaşandı. Toplam kart sayısı ise 418,9 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artış gösterdi.

Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Ağustos ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 78 artarak 1.420,6 milyar TL oldu. Kartlı ödemelerin 1.192,4 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 200,4 milyar TL’sinde banka kartları, 27,8 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 83, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 48 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde 104 oldu. Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Ağustos ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artarak 1,61 milyar adet oldu.

Kartlı ödemelerin 927,4 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 556,1 milyon adedinde banka kartları, 114,5 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 3 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde 32 oldu.

İnternetten kartlı ödemeler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 78 artarak 413,3 milyar TL’ye yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 28 oldu. İnternetten kartlı ödeme adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artarak 217,9 milyon adede yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 14’tür.

Kartlarla yapılan temassız ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artarak 1.066,5 milyon adet oldu. Temassız ödeme tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 98 artarak 458,8 milyar TL oldu. Ağustos ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden yaklaşık 4’ü temassız gerçekleşti.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’ndan Parti İçine Dikkat Çeken Mesajlar

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Zaman, önümüzdeki sürece dair en iyi şekilde hazırlanma zamanıdır. Zaman, milletin sorunlarını konuşmayı ve o sorunlara çözüm bulmayı bize emreden bir zamandır” dedi ve ekledi:

“Zaman, hele hele aynı odada, aynı mekanda, aynı çatı altında siyaset yapan insanların ‘sen benim ayağıma bastın, sen benim koluma dokundun, yüzüme sert baktın’ zamanı değildir. Bununla uğraşan kim varsa benim yol arkadaşım değildir, nokta!”

Ekrem İmamoğlu, “Mesele memleket meselesidir. Memleket meselesi doğrultusunda koşan, hizmetini yaparken en iyi nasıl yaparız diyen belediye başkanı benim yaşam boyu en üstün yol arkadaşımdır” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sultanbeyli Battalgazi İtfaiye İstasyonu Açılış Töreni’ne katıldı.

Burada açıklamalarda bulunan Ekrem İmamoğlu, “Milletimiz bizden iş yapmayı, icraat yapmayı bekler. Ekonominin kötü olduğu ortamda onların ihtiyaçlarının yanında olmamızı bekler. Bizler bu sorumluluğu üstlenmiş, özellikle 31 Mart’ta görev alan bütün yerel yönetici arkadaşlarım, Türkiye’nin her yerinde yereldeki barışı, dostluğu en üst seviyeye taşımayı kendilerine sorumluluk eden hali ve sorumluluğu emreder” dedi.

“Bunun partisi yok” diyen İmamoğlu, “Herkes bu sorumluluğu almak durumundadır. O ayrımcı akılla işimiz olmaz. Biz elimiz havada kalsa da elimizi uzatırız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü biz milletin evlatlarına eşit gözle bakmayı kendine şiar edinmiş insanlarız” ifadelerini kullandı.

Parti içine mesaj

“Böylesi zor bir dönemde özellikle benim siyasi yol arkadaşlarım, özellikle benim CHP içinde siyaset yapan arkadaşlarıma ya da belediye başkanı, meclis üyesi, milletvekili olan partinin üst yönetimine net olarak bir şey söylemek isterim” diyen İmamoğlu, şunları kaydetti:

“Zaman, önümüzdeki sürece dair en iyi şekilde hazırlanma zamanıdır. Zaman, milletin sorunlarını konuşmayı ve o sorunlara çözüm bulmayı bize emreden bir zamandır. Zaman, hele hele aynı odada, aynı mekanda, aynı çatı altında siyaset yapan insanların ‘sen benim ayağıma bastın, sen benim koluma dokundun, yüzüme sert baktın’ zamanı değildir. Bununla uğraşan kim varsa benim yol arkadaşım değildir, nokta!

Mesele memleket meselesidir. Memleket meselesi doğrultusunda koşan, hizmetini yaparken en iyi nasıl yaparız diyen belediye başkanı benim yaşam boyu en üstün yol arkadaşımdır. ‘Ekrem İmamoğlu koşuyor, çalışıyor. Ben ondan daha fazla koşacağım, daha çok çalışacağım’ diyen bir siyasetçi benim en kadim yol arkadaşımdır, nokta!

Ama parti içindeki mevzuları konuşup konuşturan, geceyi gündüzü meşgul eden, meseleymiş gibi bu mesele üstünde tepinen kim varsa hem bu millete ihanet eder, hem de Başkomutan Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’e ihanet eder. Bu kadar net!”

“Her siyasi partiye mensup kişiye seslenirim ben” diyen İmamoğlu, “Parti işi araçtır. Mesele millete hizmettir. Ben partime de öyle bakıyorum. Ben CHP’liyim… CHP, onur duyduğum, ferdi olmaktan gurur duyduğum partimin bir araç olduğunu bilirim. Memleketime ve milletime layık olma gayreti için hiç kimseyi tanımam, bir tek 86 milyon milletimi tanırım. Bu şiar, her siyasetçinin şiarı olmalıdır.”

(Kaynak: BirGün)

Paylaşın

CHP’li Belediye Başkanına Siyasi Yasak: Hukuk Garabeti

Adana Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 8. Ceza Dairesi, CHP’li Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın tehdit suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasını onadı. Kadir Aydar, aldığı hapis cezasından dolayı siyasi yasaklı konumuna düştü.

Karar oy çokluğu ile (1’e karşı 2 oyla) onanırken karşı oy sunan üye, şikayetin 13 ay sonra yapıldığını, herhangi bir tanığın bulunmadığını, mağdurların sürekli beyan değiştirdiklerini ifade etti ve tüm bu durumların gözetilmesi gerektiğini ifade etti. Karşı oy sunan üye muhalefet şerhinde, kararın bozulması ve tüm sanıkların atılı suçtan beraat etmeleri gerektiğini de söyledi.

Kadir Aydar, karara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, şu ifadeleri kullandı: “Deliler incelenmemiş, taraflara dosya içeriği açıklatılmamış, görüntü CD’si izlenmemiş ve bu eksikler için duruşma açılmaksızın dosya sonuçlandırılmıştır. Ortada büyük bir hukuk garabeti oluşmuştur. Aynı konumda bulunan ve siyaset yapmayan sanıklar beraat etmiş, siyaset yapan sanıkların ise cezası onanarak siyasi yasak getirilmiştir. Muhalefet şerhinde açıkça da bu durum ifade edilmiştir. Karara karşı tabii ki yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.”

Kadir Aydar kimdir?

1988 yılında Adana’nın Ceyhan ilçesinde dünyaya gelen Kadir Aydar, eğitim hayatına Ceyhan ilçesinde başladı, Piri Reis Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi’nde üç farklı bölümden mezun oldu ve Çağ Üniversitesinde Uluslararası Finans ve İşletme bölümünde akademik eğitimine devam etmektedir.

Kadir Aydar, Çukurova Üniversitesinde Konsey Başkanlığı, Ceyhan Ticaret Borsası Meclis Üyeliği, CEYGEM Yönetim Kurulu Üyeliği, Ceyhan Genç İş Adamları İkinci Başkanlığı gibi birçok farklı görevi üstlendi. Aydar, Öztaş Limited Şirketinin de yöneticisi olarak iş hayatına devam etmektedir.

Siyasi hayatına 18 yaşında CHP ‘ye üye olarak başlayan Kadir Aydar, CHP İstanbul Gençlik Kolları olmak üzere farklı görevler üstlendi. 2015 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Ceyhan İlçe Başkanı olarak seçilmiş ve 31 Mart 2019 Yerel Seçimi döneminde Cumhuriyet Halk Partisi Ceyhan İlçe Başkanı iken görevinden istifa ederek Ceyhan Belediye Başkan aday adayı oldu.

Cumhuriyet Halk Partisinin ön seçimini kazanarak 2019 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Ceyhan Belediye Başkan adayı olarak 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde galip gelerek Cumhuriyet Halk Partisi adına seçimleri 25 yıldan sonra, 46.873 oy alarak % 50.6 ile Ceyhan Belediye Başkanı olarak seçildi.

Kadir Aydar, Şeffaf ve ulaşılabilir sosyal belediyeciliği kendisine hedef belirlemiş görev yaptığı sürece halka doğrudan temas edip talepleri anında yerine getirdi ve Ceyhan halkına yaşanabilir bir Ceyhan armağan etti ve 2024 Mahalli İdareler Seçiminde % 45.67 oy alarak Ceyhan Belediye Başkanı olarak yeniden seçildi.

Paylaşın

Patronlara Göre De “Ekonomide En Kötü Geride Kaldı”

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, “Enflasyon açısından bakarsak aslında ekonomide en kötü geride kaldı diyebiliriz. Çünkü Yüzde 70’leri, 60’ları gördük. Şimdi yüzde 50’lerdeyiz” dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan, Nasıl Bir Ekonomi TV’de yayınlanan Ekonomi Masası’nda açıklamalarda bulundu.

Ekonomim’in haberine göre Turan şunları kaydetti: Enflasyon açısından bakarsak aslında ekonomide en kötü geride kaldı diyebiliriz. Çünkü Yüzde 70’leri, 60’ları gördük. Şimdi yüzde 50’lerdeyiz. Ama genel ekonomideki büyüme finansmana erişim, finansman maliyetleri açısından baktığımız zaman henüz en kötü geride kaldı diyemeyebiliriz. Geçen sene hep insan kaynağı ve finansman konuşulurdu. Şimdi finansmana erişim ve finansmanın maliyetleri konuşuluyor.

Son birkaç aydır değişik sektörlerden duyuyorum. Aranan kadroların daha rahat istihdam edilebildiği ile ilgili birkaç aydır sinyaller alıyorum. Pandemide bilişim teknolojileriyle ilgili şirketlerin korkunç bir kadro açığı vardı. 3 sene önce IT çalışanı bulmak çok zordu. Geçen son 2 yılda da iş gücünün her kademesinde sıkıntı yaşandı. Gebze’de 50 yıllık bir şirketin sahibi “Geçen sene ilk olarak kapıya niteliksiz eleman arıyorum diye tabela astım”  demişti. Ama son 2 aydır daha rahat eleman bulunduğunu görüyorum. Önceden bir pozisyona 60 günde eleman bulunuyordu ama şimdi bir haftada bulunduğu sinyallerini alıyorum.

Merkez Bankası’nın faiz indirimi konusunda erken davranmaması gerekiyor. Kasımda veya aralıkta 250 baz puan indirim olabilir. Çok erken yaparsa aynı döngüyü sürekli yaşarız. Fikir Üreten Fabrika kitabına baktım. 50 yıl önce de döviz kuru, kayıt dışılık, vergi maddeleri konuşuluyormuş. Şimdi de aynı maddeleri konuşuyoruz. Dönüyoruz, dolaşıyoruz, aynı yerlere geliyoruz. Yani onun için biraz sabırlı olmamız gerekiyor. Bu iş tabii para politikası yanında maliye politikasıyla desteklenmeye çalışılıyor ama biraz daha. Maliye politikasının daha etkin olması lazım ama bunu biz yapısal reformlarla desteklemezsek, korkarım 3-4 sene sonra da aynı şeyleri konuşuruz.

Geçen gün bir üyemizle konuşuyorduk. “Eskiden 500, 600 dolarlık ya da 700 dolarlık iş yapıyorduk. Şimdi 2.000 dolarlık iş yapmamız lazım” diyor. Hep konuşuyoruz. İhracatımıza baktığımız zaman yüksek teknolojinin payı yüzde 3’ü geçmiyor. 2000 yılında bizim yüksek teknoloji ihracatımız 1,6 milyar dolar, Vietnam’ın 500 milyon dolarmış. 2022 yılında biz 2 milyar dolara çıkarmışız, Vietnam 137 milyar dolara çıkarmış. Tabii ki yüksek teknolojiye ulaşmak bugünden yarına olacak, kolay bir şey değil. Nitelikli insan kaynağı ve bunu sağlayacak eğitim gerekiyor. Türkiye’nin artık insan kaynağı, Ar-Ge, bilim, inovasyon, kurum ve kurallara yatırım yapması lazım. Bunları yaparsak biz ancak 20 sene içerisinde 30.000 dolara çıkacağımızı görüyoruz. 23 sene geçmiş. İhracatımızda yüksek teknolojinin payı hâlâ yüzde 2-3’lerde. Bu koşullar aslında bir anlamda da zorluyor. Türkiye’yi. Türkiye kabuk değiştiriyor.

Mario Draghi, Avrupa Birliği’nin sanayi stratejisiyle ilgili çok kapsamlı bir rapor hazırladı. Avrupa Birliği’nin de dünya ekonomisinden aldığı pay azalıyor. Buna göre çözüm üretmeye çalışıyor. Her yıl 700-800 milyar dolar yatırım yapmaları gerekiyor. Çünkü Çin geliyor, ABD sıkıştırıyor. ABD’de enerji daha ucuz. Avrupa Birliği enerji yoğun işlerden çıkıyor. Türkiye’nin de artık enerji ve emek yoğun işleri orta vadede masanın üstüne koyması lazım. Geçtiğimiz dönemde eylül ayında doğalgaza yüzde 50 zam geldiğinde çimentocular Fas, Mısır bizim elimizden iş alıyor dedi. Çimentoda da yüzde 70-75 enerji yoğun bir sektör. Türkiye’nin sanayi, kalkınma, büyüme stratejisini tekrar masaya yatırması gerekiyor.

Yurtdışından gelen büyükelçiler Türkiye’nin önemini anlatıyorlar. Türkiye özellikle pandemi de global tedarik zincirinde ön plana çıktı. Avrupa ülkeleri, Amerika tek bir ülkeye bağlı kalmamayı öğrendi.  Tedariki çeşitlendirmek istediklerinde Vietnam ve Türkiye öne çıkıyordu. Ama biz içeride gereksiz, anlamsız regülasyonlarla zaman kaybettiğimiz için globaldeki trendi kaçırıyoruz. Türkiye bir üretim üssü. Bizim ciddi bir sanayi deneyimimiz var. Eleştirsek bile yetişkin kadrolarımız var. Fakat Türkiye’nin şunu yapması gerekiyor: Her şeyi üretmenin ötesinde daha katma değerli üretim yapmamız lazım ve bunu da ihraç etmemiz gerekiyor. Bu da yine iyi bir eğitim, nitelikli insan kaynağına dayanıyor.

Ben İMSAD başkanıyken birim değerde 1 dolara yapı malzemeleri ihracatı yapıyorduk.  Şimdi 48-50 sent. Ben 2011’de başkanlığı bıraktım.  İthalatımıza bakıyorum, inşaat yapı malzemeleri 3,5-4 dolar. Pahalı ithal ediyoruz, ucuz ihraç ediyoruz. O anlamda bu değişim de bir anda olmaz. Bu bir strateji gerektirir. Sanayi stratejimizi tekrar gözden geçirmemiz lazım. Yani biz şeyi üretmek yerine daha katma değerli ve marka değerini güçlendirecek ürünler üreterek ihraç etmeliyiz.

Biz karar vericilerle konuştuğumuz zaman doğal olarak HIT-30 Programı’nda   selektif kredi yapmak istediklerini söylüyorlar. Avrupa Birliği’nin ikiz dönüşümü var. Dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm. HIT-30’da bu teknolojik değişimi yapmak isteyen şirketlere yönelik bir program. Dönüşümü bunlarla desteklememiz lazım. Daha az enerji tüketen, atmosferi daha az kirleten, daha verimli şirketlere teşvik verilmesi gerekir. Aslında Türkiye dünyada en fazla teşvik uygulayan ülkelerden biri ama etki analizi yapılmıyor. Şimdi HIT-30, daha spesifik, ihracata dayalı teknoloji üretecek, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüme uyum sağlayacak şirketlere destek verilmesini amaçlayan bir program.

“Türkiye’nin en öncelikli problemi enflasyonla mücadele”

Biz bu programı destekliyoruz. Türkiye’nin en öncelikli problemi enflasyonla mücadele. Enflasyonu tek haneye düşüremediğimiz sürece yapısal adımları atma şansımız yok. Tabii ki programda ince ayarlar yapılması gerekiyor. Mesela Orta Vadeli Program’da 2025 enflasyon hedefini biraz iyimser görüyoruz. Yüzde 4 büyüme ve enflasyon hedeflerinde  uyumsuzluk var. Yani hem büyüyelim hem enflasyon düşsün hem de verimliliği artırmayalım. Biraz çelişiyor. Ancak bu sene için tahminlerimize yakın OVP’deki tahminler.

Asgari ücreti günün koşullarına göre revize edilmesi lazım. Gelişmiş ülkelerde hane halkının giderinin yüzde 9’unu gıda oluşturuyor. Bizde yüzde 30’ların üzerine çıkmış. Bizde biraz hizmet sektörünün de etkisi var. Bayramlarda ve tatil döneminde insanlar hep Yunan adalarına gitti. Çünkü daha ekonomik. Bunu çözmemiz lazım.

Türkiye’nin katma değerli üretim yapıp ihraç edebilmesi için nitelikli insan kaynağına ihtiyacı var. Bu da eğitime dayanıyor. Sanayide ana eleman konusu memleket meselesi. Sanayide çalışmayı özendirmemiz lazım. Şu andan insanlar sanayide çalışmak yerine AVM’de güvenlik görevlisi ve motokurye olmayı tercih ediyor. Ekonomi 2025’te bir şekilde toparlamaya başlayacak. Enflasyonda tek hanelere yaklaştıkça talepte ciddi bir hareketlilik olacak. O zaman arzda problem çıkabilir. Şimdiden söyleyeyim. 2026’da arzla ilgili problemimiz olabilir. Yani iş gücü yeterince olmadığı için üretim yapamayan şirketler olduğunu duyuyorum. Belki önümüzdeki birkaç ay boyunca hissetmeyeceğiz ama 2025’in 5’inci, 6’ncı ayından itibaren ana eleman kadro konusu sorun olacak. Şu anda bekleyen bir talep var. 2025’in 2’nci yarısında veya 2026’nın başında arz problemi çıkacağını öngörüyorum.

Biz uluslararası doğrudan yatırım da çekemiyoruz. 2000’lerin başlarından itibaren 22 milyar dolara kadar çıktık. Şu anda binde 8’e düştük. Çoğu da gayrimenkule geliyor. Bu da son dönemlerde biraz azaldı. Şimdi bizim bu uluslararası doğrudan yatırım hedefimiz 2028 için yüzde 1,5. Polonya’da şu anda yüzde 3, Brezilya’da yüzde 5. Yani biz uluslararası doğrudan yatırımı da çekmek zorundayız. Onun için de tabii ki öngörülebilirlik, hukuk, kurumlar, kurallar önemli. Bunlar netleştiği zaman daha fazla yatırım çekebiliriz.”

Paylaşın

BM’den İsrail’e “Filistin’e Yönelik İşgali Sonlandır” Çağrısı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarından çekilmesini içeren karar tasarısını büyük oy çoğunluğuyla kabul etti. Karar tasarısının yasal bir bağlayıcılığı veya yaptırım gücü bulunmuyor.

Haber Merkezi / 124 ülkenin evet, 14 ülkenin hayır ve 43 ülkenin çekimser oyuyla kabul edilen kararda, İsrail’in uluslararası hukuka uyması ve askeri güçlerini çekmesi, tüm yeni yerleşim faaliyetlerini derhal durdurması, işgal altındaki topraklardan tüm yerleşimcileri tahliye etmesi ve işgal altındaki Batı Şeria içinde inşa ettiği ayrım duvarının bazı kısımlarını kaldırması isteniyor.

BM Genel Kurulu ayrıca, İsrail’in 1967’den bu yana el koyduğu toprak ve diğer “taşınmaz malları” ile Filistinlilerden ve Filistin kurumlarından alınan tüm kültürel varlıkları iade etmesini talep etti. Kararda ayrıca, İsrail’in işgal sırasında yerlerinden edilen tüm Filistinlilerin memleketlerine dönmelerine izin vermesi ve işgalin yol açtığı zararların tazmin edilmesini talep edildi.

Kararda ayrıca, Filistin sorununa ve Ortadoğu’da adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışın sağlanması için iki devletli çözüme ilişkin BM kararlarının uygulanması amacıyla uluslararası bir konferans toplanması kararı da yer alıyor.

Karar, dünya liderlerinin yıllık Birleşmiş Milletler toplantıları için New York’a gitmelerinden günler önce alındı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun 26 Eylül’de, Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas ile aynı gün, 193 üyeli Genel Kurul’a hitap etmesi bekleniyor.

Filistin’in BM Büyükelçisi Riyad Mansur, genel kurul toplantısı öncesi, “Filistinliler’in varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğunu” ve “İsrail’in kendilerini prangaya vurduğunu” söylemişti. Mansur, İsrail’in on yıllardır süren işgalinin sona erdirilmesini ve Filistinliler’in barış ve özgürlük içinde yaşamak üzere evlerine dönebilmelerini talep etmişti.

Gazze Savaşı’nın başından beri hem Genel Kurul’da hem de BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’e şiddeti durdurması çağrısı yapan birden fazla karar alınmış ancak bunların karşılığı olmamıştı.

İsrail’in 1967 savaşı sırasında ele geçirdiği topraklar üzerindeki egemenliğini kapsamlı bir şekilde kınayan Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in Filistin toprakları üzerinde egemenlik hakkı olmadığını ve toprakları zorla ele geçirmeye karşı uluslararası yasaları ihlal ettiğini söylemişti.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 20 artarak 41 bin 272’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 55 artarak 95 bin 551’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın