Esad, Suriye’den “Planlı” Bir Şekilde Ayrıldığı İddialarını Yalanladı

Silahlı gruplar tarafından devrilmesinden sonra ilk defa açıklamada bulunan Suriye’nin eski Devlet Başkanı Beşar Esad, Şam’ın düşmesinin ardından ülkeyi terk etmeyi planlamadığını söyledi.

Beşar Esad ve ailesi, başkent Şam dahil Suriye’de şehirlerin teker teker 11 gün içinde Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) liderliğindeki isyancı grupların eline geçmesinin ardından Rusya’ya gitmişti. Rus devlet medyasında Moskova’nın Esat ve ailesine sığınma hakkı verdiği aktarılmıştı.

Suriye’nin devrik lideri Beşar Esad, Şam’ın düşmesinin ardından ülkeden ayrılmayı planlamadığını, Rus ordusunun batıdaki üsse saldırılmasının ardından kendisini tahliye etmeye karar verdiğini söyledi.

Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın Telegram kanalı ve Facebook sayfasında paylaşılan uzun açıklamada Beşar Esad, 8 Aralık sabahı silahlı grupların başkente girmesinden saatler sonra Şam’dan ayrıldığını belirtti. Açıklamanın paylaşıldığı Telegram ve Facebook hesaplarının kimin kontrolünde olduğu bilinmiyor.

16 Aralık tarihli Moskova’dan yazılan açıklama Beşar Esad’ın silahlı gruplar tarafından devrilmesinden bu yana kamuoyuna yönelik yaptığı ilk açıklama. Suriye’nin devrilen lideri, Rus müttefikleriyle koordinasyon içinde Şam’dan ayrılarak Lazkiye’deki Rus üssüne gittiğini ve burada mücadeleye devam etmeyi planladığını yazdı.

“Muharip operasyonları denetlemek üzere” Lazkiye’deki üsse gittiğini belirten Esad, Suriye askerlerinin pozisyonlarını terk ettiğini gördüğünü söyledi. Beşar Esat, Hmeymim’deki Rus üssünün insansız hava araçlarıyla saldırıya uğramasının ardından, Ruslar’ın kendisini 8 Aralık sabahı Rusya’ya nakletmeye karar verdiğini söyledi.

Esad, “Ülkeyi daha önce aktarıldığı gibi bir plan kapsamında terk etmedim” dedi. Beşar Esad, “Suriye’de ayrılmam planlı değildi, bazılarının iddia ettiği gibi savaşların son saatlerinde de meydana gelmedi. Aksine, 8 Aralık 2024 Pazar gününün ilk saatlerine kadar Şam’da kalarak görevlerimi yerine getirdim” diye yazdı.

Beşar Esad İngilizce paylaşılan açıklamasında, “Olaylar sırasında hiçbir noktada istifa etmeyi, sığınma istemeyi düşünmedim, herhangi bir şahıs ya da taraf böyle bir teklifte de bulunmadı. Tek yol terörist saldırıya karşı savaşmaya devam etmekti” ifadelerini kullandı.

Esad, “Üsten ayrılmanın bir yolu olmadığı için Moskova üsteki komutan 8 Aralık Pazar akşamı Rusya’ya tahliyenin ayarlanmasını talep etti. Bu, Şam’ın düşmesinden bir gün sonra, son askeri mevzilerin çökmesi ve geriye kalan devlet kurumlarının felç haline gelmesinin ardından gerçekleşti” dedi.

Suriye’nin devrik lideri, “Devlet terörizmin eline düştüğünde ve anlamlı bir katkıda bulunma imkanı kaybedildiğinde, konumun bir amacı kalmıyor” diye yazdı.

Beşar Esad ve ailesi, başkent Şam dahil Suriye’de şehirlerin teker teker 11 gün içinde Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) liderliğindeki silahlı grupların eline geçmesinin ardından Rusya’ya gitmişti. Rus devlet medyasında Moskova’nın Esat ve ailesine sığınma hakkı verdiği aktarılmıştı.

Suriye’deki en güçlü silahlı grup olan HTŞ, 2011 yılında Cebat el-Nusra adıyla kurulmuş ve bir sonraki yıl El Kaide’ye bağlılık yemini etmişti. 2016 yılında El Kaide ile ilişkilerini kesen el Nusra, başka isyancı gruplarla da birleşerek HTŞ adını almıştı.

HTŞ şu anda ABD, İngiltere, Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in terör örgütü listesinde. Grubun lideri Ebu Muhammed el Colani ya da Ahmed el-Şara, Suriye’de Esad’ın devrilmesinin ardından Emevi Camii’nde yaptığı açıklamada, farklı dini gruplar ve azınlık gruplarına yönelik hoşgörü mesajı vermişti.

Paylaşın

Süper Lig: Beşiktaş, Zirve Yolunda Yara Aldı

Süper Lig’in 16. hafta maçında Adana Demirspor ile Beşiktaş, Yeni Adana Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Oğuzhan Çakır’ın yönettiği karşılaşmadan Adana Demirspor, 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Adana Demirspor’un gollerini 30. dakikada Yusuf Barası ve 39. dakikada Abat Aimbetov, Beşiktaş’ın tek golünü ise 72. dakikada El-Musrati kaydetti.

Adana Demirspor, bu galibiyet ile puanını 5’e yükseltti, Beşiktaş ise 25 puanda kaldı.

76. dakikada Beşiktaş’ta Tayyip Talha Sanuç direkt kırmızı kartla oyundan atıldı.

31. dakikada Yusuf Sarı’nın sol kanattan kullandığı köşe atışında ceza sahası içinde Tolga Kalender’in kafayla müdahalesi sonrası Yusuf Barasi, düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 1-0

39. dakikada sağ kanattan gelişen ev sahibi atağında Yusuf Sarı, Masuaku’dan sıyrılarak ceza sahasına girdi. Son çizgiden içeriye çevrilen topa Aimbetov gelişine vurarak topu filelere gönderdi. 2-0

72. dakikada sol kanattan Muçi’nin kullandığı köşe atışı sonrası savunma topu uzaklaştırmak istedi. Al Musrati’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlak kalecinin sağından ağlarla buluştu. 2-1

Stat: Yeni Adana

Hakemler: Oğuzhan Çakır, Ceyhun Sesigüzel, Samet Çavuş

Adana Demirspor: Deniz Dönmezer, Arka Okan Kurtulan, Semih Güler, Tolga Kalender, Abdulsamet Burak, İzzet Çelik, (Tayfun Aydoğan dk. 81), Maestro, Yusuf Sarı, Yusuf Barası, (Ozan Demirbağ dk. 90), Ali Yavuz Kol, (Bünyamin Balat dk. 90), Abat Aimbetov, (Florent Shehu dk.81)

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Tayyip Sanuç, Emirhan Topçu, Arthur Masuaku, (Baktiyor Zaynutdinov dk. 46), Salih Uçan, (Joao Mario dk.85), Al-Musrati, Can Keleş, (Mustafa Hekimoğlu dk. 73), Rafa Silva, Alex Oxlade Chamberlain, (Ernest Muçi dk. 46), Semih Kılıçsoy

Goller: Yusuf Barası (dk. 31), Abat Aimbetov (dk. 39) (Adana Demirspor), Al-Musrati (dk.72) (Beşiktaş)

Paylaşın

“CHP’li Altı Belediyeye Haciz Uygulandı” İddiası; CHP’den Yalanlama

Aralarında İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’nın da olduğu altı belediyeye SGK borları nedeniyle haciz işlemi uygulandı. Erdoğan, belediyelerin SGK borçlarıyla ilgili olarak “silkeleme” talimat vermişti.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) altı belediyeye Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)  prim borçları yüzünden haciz işlemi uygulandığı öğrenildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belediyelerin mevduat ve şirket hesaplarına bloke konulduğu belirtildi.

İktidara yakın Sabah gazetesinde yer alan haber göre, haciz işlemi uygulanan belediyeler; İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Mersin Büyükşehir Belediyeleri ve Şişli Belediyesi oldu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 5.7 milyar TL, İzmir Büyükşehir Belediyesi 5,3 milyar TL ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ise 3,3 milyar TL, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin 3 milyar TL, Şişli Belediyesi’nin 1,8 milyar TL, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ise 1 milyar TL SGK borcu olduğu ifade edildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kısa süre önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a belediyelerin SGK borçlarıyla ilgili olarak “Kendilerini daha kararlı bir şekilde silkelemende fayda var” şeklinde talimat vermişti.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Erdoğan’ın bu açıklamasına yanıt vererek, “Belediyeler direkt halka temas eden kuruluşlar olduğu için aslında halkı silkelemek istiyorlar. Bize hiçbir şey olmaz. Borcumuzu öderiz ama adil olmak lazım” dedi.

Yavaş ayrıca, SGK’nın toplam alacaklarının yaklaşık yüzde 10’unun belediyelerden, yüzde 90’ının ise özel sektörden olduğunu belirterek, “Hangi patrondan alacaklarını almadılar? Neden onları silkelemiyorlar?” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu ise, “Bir partinin ya da bir avuç insanın değil halkın belediyeleriyiz. Gücümüzü sadece halktan ve haktan alırız. İktidarın da tahammül edemediği gerçek budur. Onun için seçimden sonra soruşturmalar, davalar, kayyumlar, kreşi kapatma, hizmetlerimizi engelleme çabaları, yok efendim ‘silkeleyin bu belediyeleri…'” şeklinde Erdoğan’ın açıklamasına tepki göstermişti.

CHP’den yalanlama

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın katıldığı bir TV programında haciz yapıldığı yönündeki iddiaları yalanladı.

Günaydın, “Bizim herhangi bir belediyemize yönelik işlem yok. Bazı gazeteciler bir şey yazıyorsa içerden bilgi alıyorlardır. Adı geçen belediyemizin başkanları ve yöneticili ile konuştuk, böyle bir durum yok ama bu olmayacak anlamına gelmiyor. Gün içinde böyle şeylerin yaşanabileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden (İBB) yapılan açıklamada ise “Bazı basın yayın organlarında yer alan haberlere ilişkin açıklama: İBB ya da iştirak şirketlerinin hesaplarına gelen bir bloke ya da haciz işlemi söz konusu değildir” denildi.

Paylaşın

Arınç’tan Dikkat Çeken “Suriye” Yorumu: En Karlı İsrail Çıktı

Suriye’deki gelişmelere ilişkin konuşan AK Partili Bülent Arınç, “Suriye’de olanlardan en kazançlı çıkan İsrail’dir. İran’ı mahvetti, Gazze’yi perişan etti. Şimdi Suriye’yi perişan ediyor” dedi ve ekledi:

“İsrail kendi amaçları doğrultusunda neredeyse Türkiye sınırına kadar gelecek bir hat çiziyor. Suriye çok önemli ama bu dışarıdan dua etmekle, temennilerle yürümez.”

Beşar Esad’ın devrildiği ve cihatçıların yönetimi ele geçirdiği Suriye’de hareketlilik devam ederken, AK Parti kurucularından eski TBMM Başkanı Bülent Arınç Türkiye’nin Suriye politikalarına ilişkin Ekol TV’den Armağan Çağlayan’a değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin Suriye politikasında, Suriye’yi yakından tanıyan isimlere ihtiyacı olduğunu belirten Arınç, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu işaret etti. Arınç, “Sayın Davutoğlu bize Suriye’nin hangi köyünde kimler yaşıyor, hangi kasabasında demografik ve etnik yapı nasıldır, geçmişten gelen gelenekleri, kültürleri nedir, adım adım sayardı” ifadelerini kullandı.

2009-2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecini değerlendiren Bülent Arınç, “Çözüm süreci bundan sonra denmez. Neredeyse lanetli bir kavram haline geldi. Türkiye’nin terör sorununu çözmesi için siyasi, sosyal, toplumsal birtakım tedbirler alması lazım. Bunu düşünmesi lazım. Biz zamanında düşündük. Bunun için bizim Kamu Güvenliği ve Müsteşarlığı diye bir kurumumuz vardı. Eski MİT Müsteşar Yardımcısı bunun başındaydı. Olan olayları raporlarla analiz ederek bizlere verirdi. Ben de Terörle Mücadele Yüksek Kurul Başkanı’ydım. Bunları çözümlemeye çalışırdık. O süreç başarısızlıkla sonuçlandı” ifadelerini kullandı.

Sözlerini sürdüren Arınç, “Hükümetimiz orada masumdur, çok iyi niyetliydi. Çok gayretliydi. Bazı şeylere bilerek göz yumdu. Ama örgüt ihanet etti. Bunu uzun uzun tartışmaya da gerek yok. Şimdi teröristle mücadele bir taraftan devam ederken (azalmış da olsa) terör konusunu çözmemiz lazım. Bir bataklık var, bataklıktan az çok sinekler ürüyor ve rahatsız ediyor. Üç beş tanesini öldürmekle bir şey yaptığımızı zannetmeyelim.

Bazen öyle kilit bir eylem yapabiliyorlar ki TUSAŞ’ta yaptıkları gibi. Çok üzülüyoruz. Onlar bir ihanetin içerisine giriyorlar. Onu bir kenara koyalım. Bunları üreten bir mekanizma var. Bu mekanizma durduğu yerde bataklık olmaya devam ederse emin olun sayıları azalsa da terörist olmaya devam ederler. Dağa çıkmasalar yurt dışına giderler. Yurt dışından yurt içerisine eylem yaparlar. Bu dünyanın her yerinde böyle olmuş” diye konuştu.

Arınç, “Suriye’de ne olacağı bizi geçmişte de ilgilendirdi, bugün de ilgilendiriyor. Rahmetli Erbakan Hocamızın da geçmişte Suriye konusunda görüşlerini ifade eden insanların da ‘Suriye’nin parçalanması Türkiye’nin aleyhine olur’ diye görüşleri vardır. Hiç beklenmedik şekilde İsrail, Şam’a kadar geldi. Ve eskiden işgali altında tuttuğu Golan Tepeleri’ni, su kaynaklarını tekrar elde etti. Gemilerini yaktı, uçaklarını bombaladı. Gık çıkmadı” dedi.

Arınç şu ifadeleri kullandı: “Türkiye masada olduğunu bir şekilde göstermeli, Suriye’deki bu yeni yapılanmada başat rol oynamalı. Buna hayır diyeceklerini tahmin etmiyorum. Çünkü Amerika, hemen hemen 10 seneden beri orada. Biz nerede olacağız? 30 km içerisinde eskiden beri kontrol ettiğimiz yer mi? Orada nasıl bir rejim kurulacak?

Bugünlerde oraya gitmesi doğru da değil mümkün de değil belki ama bu işi iyi bilen, aklıma Davutoğlu’nun aynı dönemde bakanlık yaptığımız için biliyorum; Sayın Davutoğlu bize Suriye’nin hangi köyünde kimler yaşıyor, hangi kasabasında demografik ve etnik yapı nasıldır, bunların kültürleri nedir adım adım sayardı.

Şimdi Suriye’yi yakından tanıyan insanlara ihtiyacımız var, hem siyaset alanında hem geleneksel kültür alanında hem de orada nasıl bir yapılanma bundan sonra başarılı olabilir; bunları Türkiye adına cumhurbaşkanımızın talimatıyla yönetebilecek, orada bulunan insanlara ihtiyacımız var. Bazen bir sanatçı da olabilir, bazen bir yazar da olabilir. Bazen Suriye üzerine karşı tarafın da çok iyi düşünebileceği, kabul edebileceği birileri olabilir. Yeter ki sözü geçsin. Bunu bir an evvel oraya göndermemiz lazım.”

Değerlendirmelerini sürdüren Bülent Arınç, “Suriye’de olanlardan en kazançlı çıkan İsrail’dir. İran’ı mahvetti, Gazze’yi perişan etti. Şimdi Suriye’yi perişan ediyor. Rusya zaten Ukrayna ile savaşından başını kaldıramıyor. İran tamamen pısmış durumda, hiçbir şey yapacak hali yok. İsrail kendi amaçları doğrultusunda neredeyse Türkiye sınırına kadar gelecek bir hat çiziyor. Suriye çok önemli ama bu dışarıdan dua etmekle, temennilerle yürümez” ifadelerini kullandı.

“Özgür Özel başarılı bir siyasetçi”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in politikalarını değerlendiren Bülent Arınç, “Ben Manisa’da il başkanıyken o 2 yaşındaydı. Bunu övünerek söylüyorum onun açısından. Genç bir insandı. Manisa’da yakinen tanıdığımız başarılı bir siyasetçi. Başarısının uç noktası da CHP’ye Genel Başkan olmaktır. Bu bir başarı, üstünü örtmek mümkün değil Bundan sonra ne yapıyor ne yapacak derseniz; onu hem kamuoyu hem de kendi partisi takdir eder” dedi.

Paylaşın

Türkiye’de Her Saniye 270 Bin Lira Vergi Ödendi

Türkiye’de, 2024 yılının ilk 11 ayında vatandaşlar saniyede 270 bin lira vergi ödedi. Toplam ödenen vergi tutarı ise 7 trilyon 793 milyar 285 milyon 845 bin liraya ulaştı.

Vatandaşlar, günlük 23 milyar 333 milyon 191 bin 153, aylık ise 779 milyar 328 milyon 584 bin 500 lira vergi ödedi.

Türkiye’deki ekonomik krizle birlikte vergi yükü de giderek artıyor. 2024 yılı itibarıyla ödenen toplam vergi tutarı 7 trilyon 793 milyar 285 milyon 845 bin liraya ulaşırken bu rakam saniyede 270 bin 60 lira, dakikada 16 milyon 203 bin 605 lira ve saatte 972 milyon 216 bin 298 lira olarak hesaplanıyor.

Günlük vergi ödemesi ise 23 milyar 333 milyon 191 bin 153 liraya çıktı. Aylık bazda değerlendirildiğinde ise Türkiye’de 779 milyar 328 milyon 584 bin 500 lira vergi ödenmiş durumda.

Vergi Uzmanı Ozan Bingöl tarafından açıklanan verilere göre, vergi ödemeleri her geçen gün artış göstermeye devam ediyor.

Paylaşın

Özel’den “SGK Borçları” Tepkisi: Erdoğan, Yemeği Biz Yedik Hesabı…

Erdoğan’ın, CHP’li belediyelerin SGK’ya olan borçlarını ödemeleri için Bakan Vedat Işıkhan’a “muhalefet belediyelerini biraz silkeleyin” talimatı vermesine ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan yemeği biz yedik hesabı CHP’li belediyeler ödesin diyor” dedi.

Özel, Erdoğan’ın, “Oraya gidecekti ya, Esad’ı ziyaret edecekti ya. Özgür Bey ne oldu, niye gitmedin ya? O ziyareti gerçekleştirseydin ya” sözlerine yanıt verdi. Özel, “Biz sığınmacılar dönsün diye Esad’la görüşelim, onu demokrasiye davet edelim dedik” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da Başak Cengiz Kreş ve Gündüz Bakımevi açılış töreninde konuştu. Özgür Özel, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Silkelemek ne demek, zeytin mi silkeliyorsun? Zeytinde bile güzelce toplarsan verimi artar. CHP’li belediyelerin yaptıklarını kıskanıyorsan o zaman aklına desteklemek değil, silkelemek geliyor. Vatandaşın gönlünden düştüysen oraya girmenin yolu var. Zaman zaman bizim gönülden düştüğümüz oldu daha çok çalıştık vatandaşın gönlüne girdik. Hazımsızlık yaparsan, arkadan çelme çakarsan, belediye hizmet aracının lastiklerini millete hizmet götürmesin diye indirirsen millet bunu görür. Bunun cezasını en ağır şekilde verir.

Belediyelerin SGK ya borcu varmış niye var bu iktidar yüzünden var. Sürekli SGK borcuna af çıkardığın için, belediye başkanları eskiden ödeyenlerle dalga geçiyordu. AKP başkanları nasılsa reis af çıkarıyor derdi, alıştırdın bunu yapa yapa. O yüzden AKPli belediyeler başta olmak üzere SGK borcu taksitlendirmeden ödemiyorlardı. Erdoğan yemeği biz yedik hesabı CHP’li belediyeler ödesin diyor.

Biz SGK borcu ile belediyeleri aldık. Belediyeler kendilerinde olunca taksitlendirme yaparken, hesabı CHP’li belediyeler bir kerede ödesin, aldıkları paradan keselim mi hizmetleri aksasın, mümkünse hepsini keselim maaşları dağıtamasın durumuna geldi yaptıkları işler. Bütün engellemelere rağmen Ankara’nın en önemli ilçesinde bir tane kreş var. Bugün 13’üncü kreşi açıyoruz. Bütün engellemelere rağmen Erdoğan’ın bütün kıskançlığına rağmen 400 öğrenciyi kreşe alıyoruz

Türkiye’de kreş sayımız 700’e dayandı. Bu sayıyı 2025 yılında ilk hedef olarak bine taşıyacağız. Kadına ‘çalışmak senin neyine’ diyenlere karşı, bininci kreşi açtığımızda Türkiye’nin önüne çıkıp, ‘bin tane açtık binlercesini açmak için iktidara yürüyoruz ‘diyeceğiz.”

“Demokrasiye davet edelim dedik”

Beşar Esad’a yaptığı görüşme çağrısına ilişkin konuşan Özgür Özel, şu ifadeleri kaydetti: “Diyor ki bunlar Baascı. Baascı değiliz olmadık da. Asla böyle bir şeyi kabul etmeyiz. Esad’dı Esed oldu. Bu parti ilk günden son güne Esad’a Esad dedi. Ne tatil yaptı ne ne methiye dizdi. Suriye için her zaman demokrasi istedi. Sen tatil yaparken o hapishane vardı. Sen katil dediğin Esad’la tatile gittin biz aynı yerde duruyorduk. Boğaz boğaza geldin aynı yerde duruyorduk. Hep çözüm önerilerini söyledik. 13 yılın sonunda Türkiye’yi büyük bir beka sorunun içine sokarak geldiğin bu durumdan memnun olamazsın.

Bana diyor ki sen Esad’la görüşmek istedin. Evet istedim. ‘Diyalog kurulmalı, demokrasiye davet edilmeli, bütün Suriye’yi temsil eden bir yapı kurulmalı, herkes evine ulaşmalı’ dedik. Biz sığınmacılar dönsün diye Esad’la görüşelim, onu demokrasiye davet edelim dedik.”

Paylaşın

Güneş Sistemi’ni Yıldızlararası Geçiş Yapan Büyük Bir Nesne Mi Şekillendirdi?

Yeni bir teori, milyarlarca yıl önce yıldızlararası geçiş yapan devasa bir nesnenin Güneş Sistemi’nden geçerken gezegenlerin yörüngelerini değiştirmiş olabileceğini öne sürüyor.

Haber Merkezi / Bu şaşırtıcı teori, Güneş Sistemi’nin nasıl şekillendiğine dair düşüncelerimizi yeniden şekillendiriyor.

Güneş Sistemi, varoluş yolculuğuna yaklaşık 4,6 milyar yıl önce, yoğun, dönen bir gaz ve toz bulutundan çıkarak başladı. Gezegenler bu dönen gaz bulutunun içinde oluştu ve dairesel, eş düzlemli yörüngelerde hizalandı. Ancak bu pastoral resim, özellikle Jüpiter ve Neptün gibi dış gezegenlerin yörüngelerindeki bazı kafa karıştırıcı düzensizlikleri hesaba katmıyor.

Bilim insanları, bu düzensizliği açıklamak için gezegenler arasındaki kütle çekim etkileşiminin gezegenlerin konumlarını değiştirdiği “gezegen göçü” teorisine güvendiler. Ancak bu teori bile temel soruları cevapsız bırakıyor. Gaz devlerinin yörüngeleri neden hafifçe eksantrik görünüyor? Neden sadece gezegensel dinamiklerin ötesinde bir bozulmayı ima edecek kadar eğikler?

Yeni teori, henüz hakem denetiminden geçmemiş olsa da, ilgi çekici bir olasılığı ortaya koyuyor: Jüpiter’in kütlesinin 50 katı kadar olan yıldızlararası geçiş yapan bir nesne, milyarlarca yıl önce güneş sisteminden geçmiş olabilir. Güneş’e 20 astronomik birim (AU) mesafeden geçen böylesine büyük bir cisim, gezegenleri kütleçekimsel olarak bugün gözlemlediğimiz yörüngelere itmiş olabilir.

Bilim insanları, gelişmiş bilgisayar simülasyonları kullanarak bu karşılaşmanın gerçekleşme olasılığının 100’de 1 olduğunu hesapladılar. Bu düşük bir ihtimal gibi görünse de, astronominin geniş zaman ölçeğinde, ciddi olarak değerlendirilmesi gereken bir olasılıktır.

Böyle bir bozulmaya ne tür bir nesne neden olmuş olabilir? Kendi yıldız sisteminin dışına fırlatılmış bir gaz devi olabilir. Ayrıca, yıldızlararası daha büyük bir yapının parçası da olabilir. Her şeye rağmen, böyle büyük bir nesnenin etkisi derin olurdu, gezegenlerin yörüngelerini değiştirir ve güneş sisteminin yapılandırmasında kalıcı iz bırakırdı.

Bu yıldızlararası geçiş yapan büyük nesne teorisi geçerliyse, teori, yıldız sistemleri hakkında uzun süredir kabul gören varsayımlara meydan okuyor. Ayrıca yeni sorular da ortaya çıkarıyor: Kaç yıldız sistemi benzer karşılaşmaların izlerini taşıyor olabilir? Bunun gibi nesneler sadece yörüngeleri değil, yeni oluşan sistemlerdeki yaşam koşullarını da etkileyebilir mi?

Paylaşın

Kanserin Şaşırtıcı Bir Nedeni Daha Keşfedildi

Kanser gibi hastalıkların nasıl başladığını hiç merak ettiniz mi? Avustralyalı bilim insanları, bu soruyu daha iyi anlamamıza yarımcı olabilecek büyüleyici bir keşfe imza attılar.

Haber Merkezi / Bilim insanları, kanser oluşumunda rol oynayabilecek dairesel RNA adı verilen küçük moleküllere odaklandılar.

Dairesel RNA’lar genetik materyalin küçük halkalarıdır. Hücrelerdeki, vücut için bir talimat kılavuzu gibi davranan DNA’nın aksine, dairesel RNA’ların bu talimatların nasıl yürütüleceğini etkilediği düşünülmektedir.

Flinders Üniversitesi’ndeki bilim insanları, bu küçük halkaların bazen DNA’ya müdahale ederek kanser gibi hastalıklara yol açabilecek hatalara neden olabileceğine dair kanıtlar buldular.

Araştırmada, bebeklerden alınan kan örnekleri incelendi. Bu bebeklerden bazılarında daha sonra bir kan kanseri türü olan lösemi gelişirken, bazılarında ise gelişmedi.

Araştırmayı yürüten bilim insanları, lösemi geliştiren bebeklerin kanında dairesel RNA’nın daha yüksek miktarda bulunduğunu fark ettiler. Bu durum, dairesel RNA’nın DNA’da değişikliklere yol açarak kanserin gelişimine zemin hazırlayabileceğini gösteriyor.

Keşif neden bu kadar önemli?

En sevdiğiniz hikaye kitabını düşünün, birisi cümleler ekler veya çıkarırsa, hikaye artık mantıklı olmayabilir. Benzer şekilde, DNA’da vücut için ayrıntılı bir talimatlar dizisi gibi çalışır.

Dairesel RNA’lar buna müdahale ettiğinde, hücrelerin nasıl büyüdüğü ve işlev gördüğüne dair “hikaye” değişebilir ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Araştırmada yer alan Dr. Vanessa Conn, bu değişikliklerin nasıl olabileceğini açıkladı. Vanessa Conn’a göre, dairesel RNA’lar tek başlarına çalışmıyor; DNA’da birçok değişikliğe neden olmak için aynı anda bir araya geliyorlar.

Dairesel RNA’lar, sağlıklı bir hücreyi anormal davranan ve lösemi gibi hastalıklara yol açan bir hücreye hızla dönüştürebilirler. Araştırma ekibi, dairesel RNA’ların ayrıca başka hastalıklarda da rol oynayabileceğine inanıyor.

Paylaşın

Çin’in Yeni Hayalet Savaş Uçağı Taklit Bir F-35 Mi?

Geçtiğimiz ay, Çin’in Zhuhai şehrinin bulutlu gökyüzü altında yeni bir savaş uçağı görücüye çıktı. Uçak, coşkulu bir izleyici kitlesine performansını sergilerken, Amerikan F-35 Lightning II savaş uçağıyla karıştırılabilirdi.

Haber Merkezi / Shenyang Aircraft Company’nin J-35 Gyrfalcon saldırı uçağı F-35’e benzese de, Çin Halk Cumhuriyeti’nde tasarlanmış ve üretilmiş bir savaş uçağıydı.

Çin’in ABD askeri teknolojilerini tersine mühendislikle işleme konusundaki köklü geçmişi göz önüne alındığında, akılda birkaç soru canlanıyor. Gyrfalcon, F-35’in bir kopyası mı? Tamamen orijinal bir tasarım mı? Yoksa gerçek ortada bir yerde mi?

ABD ordusu 1990’ların sonlarında, F-35 Lightning II’yi hizmet veren birkaç uçağın yerini alabilecek tek bir uçak olarak tasarladı. Geleneksel kalkış ve iniş versiyonu olan F-35A, ABD Hava Kuvvetleri’nin F-16 Fighting Falcon ve A-10 Thunderbolt II’sinin yerine geçmesi için planlandı.

Kısa yuvarlanma kalkışları ve dikey inişler yapabilen F-35B, ABD Deniz Piyadeleri hizmetindeki F/A-18A ve F/A-18D Hornet avcı uçaklarının yanı sıra AV-8B Harrier II’nin, genişletilmiş bir kanada sahip ve uçak gemisi inişlerine dayanacak şekilde güçlendirilmiş F-35C ise, ABD Donanma hizmetindeki F/A-18C Hornet’in yerini alacak.

Lockheed Martin tarafından “Ortak Saldırı Uçağı Programı” kapsamında geliştiren F-35, ilk uçuşunu 2 bin yılında gerçekleştirdi ve altı yıl sonra ABD Hava Kuvvetleri için ilk prototipi göklere çıktı. Ortalama 15,5 metre uzunluğundaki F-35, sivri uçlu bir burun, tek kişilik bir kokpit ve kokpiti çevreleyen ikiz hava girişlerine sahiptir.

Gizliliğe odaklanılarak tasarlanan uçak, karma bir kanat ve gövde tasarımına sahiptir. Uçağın omurgasına dik tek bir büyük dikey dengeleyici veya kuyruk yüzgeci yerine, dışarı doğru eğimli iki küçük dengeleyiciye sahiptir. Kuyruk yüzgeçlerinin arasına tek bir motor memesi gömülmüştür ve bu uçağın radara yakalanmasını önleyen özelliği.

F-35, AIM-120 hava-hava füzeleri ve JDAM uydu güdümlü bombaları, yedek saldırı silahları (SiAW) ve GBU-53/B Stormbreaker bombası gibi mühimmatlar kullanarak, uçaklara ve kara hedeflerine karşı tespit edilmeden saldırılar gerçekleştirmek için tasarlandı.

Gyrfalcon’a giriş

Shenyang Uçak Şirketi (SAC) tarafından 2 binli yıllarda geliştirilen  J-35, yırtıcı bir kuştan esinlenerek Gyrfalcon lakabını almıştı.

2012 Zhuhai Hava Gösterisi’ndeki ilk uçuşunun ardından, J-35 uygun motorların eksikliği nedeniyle yaklaşık on yıl boyunca geri planda kalmıştır. Prototip uçak, 1980’ler dönemi MiG-29 savaş uçağının motoru Klimov RD-93 donatılmıştı. Çin’in J-35’i üretime sokmak için yeterli RD-93 motor stoku yoktu. Çin, J-35’i RD-93’ten türetile WS-19 motoruyla donattı. Yaklaşık 16,7 metre uzunluğa sahip J-35 , F-35A’dan 1,2 metreden biraz daha uzundur.

İki savaş jeti arasındaki benzerlik o kadar fazladır ki birinin tanımı diğerini açıklamaya çok yardımcı oluyor. İnce farklardan biri, F-35 kokpitin ve burun alanının üst ve alt yarısını düzgün bir şekilde harmanlarken, J-35’in kokpitin hemen altında, uçağın uzunluğu boyunca yatay olarak bir araya gelen her iki taraftaki yivlere sahip olmasıdır.

Bir diğer ince fark ise F-35 kokpitinin arkasındaki gövdenin J-35’ten belirgin şekilde daha uzun olmasıdır, bu da aviyonik, yakıt ve silah gibi dahili depolar için daha fazla yer açmaktadır. Son olarak, J-35’in F-35’inkine kıyasla iki motoru vardır.

F-35 gibi, J-35 de hayalet bir savaş uçağıdır, dahili silah bölmelerine ve buruna monteli bir radara sahiptir. Bunların dışında J-35’in yeteneklerine dair net bir gösterge yok. İyi bir varsayım, jetin ipuçlarını selefi F-35’ten aldığıdır.

Peki, Çin J-35’i ABD F-35’inin bir kopyası mı?

İki uçak arasındaki benzerlikler tesadüf olamayacak kadar belirgin, ancak Çin, ABD savaş uçağını kopyaladı demekte her şeyi açıklamıyor. Sonuçta, beşinci nesil savaş uçakları ortalama aynı özelliklere veya yeteneklere sahip, bu da farklı uçak programlarını aynı tip özelliklere yönlendiren bir faktör.

Aynı zamanda, Çin’in F-35 programı da dahil olmak üzere ABD savunma sanayisini yüklenen firmaları defalarca hacklediği ve değerli bilgiler elde ettiği de bilinmektedir. 2007 yılında gerçekleştirilen Bizans Hades kod adlı bir dizi siber saldırı ile Çinli hackerlar, F-35, F-22 Raptor, B-2 gizli bombardıman uçağı ve diğer programlarla ilgili bilgileri elde etmişti.

J-35’in bazı özellikleri, F-35’te bulunan özelliklerin bir kopyası veya değil, bunu yalnızca uçakları tasarlayan tasarımcılar kesin olarak bilebilir. Hatta J-35, F-35’te olmayan özelliklere bile sahip olabilir.

Paylaşın

İsrail, İşgal Altındaki Golan’da Nüfusunu “İki Katına Çıkarmayı” Hedefliyor

İsrail, işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki nüfusunu iki katına çıkarmayı kabul etti. İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı’nda Golan Tepeleri’nin büyük kısmını ele geçirmiş ve 1981 yılında da ilhak etmişti.

Haber Merkezi / Halihazırda Golan Tepeleri’nde uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen yerleşimlerde tahminen 31 bin İsrailli yaşıyor. İsrailli yerleşimciler burada, İsrail’in eline geçtiğinde bölgeyi terk etmeyen ve çoğu Dürzi Arap olan yaklaşık 20 bin Suriyeli ile birlikte yaşıyor.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Golan’ı güçlendirmek İsrail Devleti’ni güçlendirmektir ve bu özellikle şu anda önemlidir. Ona tutunmaya, onu çiçek açmaya ve yerleşmeye devam edeceğiz” dedi.

Suriye ile bir çatışma istemediklerini ifade eden Netanyahu, İsrail’in Suriye’deki eylemlerinin amacının “Suriye’den gelebilecek potansiyel tehditleri engellemek ve sınırımızın yakınında terörist unsurların ele geçirilmesini engellemek” olduğunu söyledi.

Savunma Bakanı Israel Katz ise Suriye’deki son gelişmelerin “isyancı liderlerin ortaya koyduklarını iddia ettikleri ılımlı görüntüye rağmen İsrail’e yönelik tehdidi arttırdığını” ifade etti.

Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, hükümetin Golan’da nüfus artışını teşvik edecek 40 milyon şekeli (11 milyon dolar) aşkın bir planı oybirliğiyle onayladığı belirtildi. Açıklamada, Netanyahu’nun planı “savaş ve Suriye’nin karşı karşıya olduğu yeni cephe ışığında ve Golan’ın nüfusunu iki katına çıkarma arzusuyla” hükümete sunduğu belirtildi.

Esad’ın geçen hafta devrilmesinin ardından İsrail, 1973 Arap-İsrail savaşından sonra Suriye’de oluşturulan ve Şam’a bakan stratejik Hermon Dağı’nın Suriye tarafını da kapsayan askerden arındırılmış bölgeye yerleşti ve burada terk edilmiş bir Suriye askeri karakolunu ele geçirdi.

Orada kalmaya niyetli olmadığını belirten ve Suriye topraklarına girmeyi sınır güvenliğini sağlamak için sınırlı ve geçici bir önlem olarak nitelendiren İsrail, Suriye’nin stratejik silah stoklarına da yüzlerce saldırı düzenledi.

Birleşmiş Miletler’den yaptırım sinyali

Öte yandan Birleşmiş Miletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, Esad rejiminin devrilmesinin ardından dün ilk kez Şam’a giderek Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütünün lideri Ebu Muhammed el Colani kod adlı Ahmet el Şara ile bir görüşme gerçekleştirdi.

HTŞ’nin Telegram kanalından verilen bilgiye göre, görüşmede Suriye’deki son gelişmeler ele alındı. El Colani’nin görüşmede, BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararının güncellenmesi ve mevcut gerçekliklere uygun hale getirilmesi gerektiğini söylediği belirtildi.

BM’de 2015 yılında kabul edilen karar, Suriye halkının liderliğinde bir siyasi geçiş süreci, insani yardımın artırılması ve terörle mücadelenin sürdürülmesini kapsayan bir yol haritası oluşturulmasını öngörüyor. Kararda, yeni bir anayasa hazırlanması ve “18 ay içinde BM gözetiminde, tüm Suriyelileri kapsayan özgür ve adil seçimlerin gerçekleştirilmesi” hedefi de yer alıyor. Kararda, HTŞ’yi oluşturan örgütler arasında yer alan El Nusra Cephesi “terör örgütü” olarak tanımlanıyor.

El Colani’nin görüşmede ayrıca bundan sonraki süreçte “Suriye’nin toprak bütünlüğü, yeniden inşası ve ekonomik kalkınmasına” yoğunlaşmanın önemine dikkat çektiği bildirildi. Örgütün verdiği bilgilere göre, Colani görüşmede “Suriyeli mültecilerin geri dönüşünü sağlamak, bu doğrultuda siyasi ve ekonomik destek verebilmek için güvenli bir ortamın oluşturulmasının” önemini vurguladı.

Görüşmede HTŞ’ye yönelik yaptırımların da gündeme geldiği bildirildi. Pedersen, görüşme öncesinde HTŞ’ye uygulanan yaptırımların kaldırılabileceği sinyali verdi. BM üyesi ülkeler ve BM kurumları tarafından Suriye’ye, HTŞ’ye ve diğer örgütlere çok sayıda yaptırım uygulanıyor.

Ayrıca Pedersen’in Ebu Muhammed el Colani ile görüşmesinde tüm Suriyelileri kapsayan bir siyasi süreç yürütülmesini talep ettiği ve uluslararası toplumun Suriye’de kurumların çökmemesi için çaba göstermesi gerektiğini vurguladığı belirtildi.

Paylaşın