Konya: Atatürk Anıtı

Atatürk Anıtı; Konya’nın Meram İlçesi, Abdülaziz Caddesi üzerinde yer almaktadır.

1924 yılında Konya Belediye Meclisi’nin bir Atatürk anıtı yapılmasına karar vermiştir.

1917 yılında Mimar Muzaffer’e (1881-1920) Tarım Anıtı olarak yaptırılan Konya Ziraat Abidesi’nin de kaide olarak kullanılmasına karar verilmiştir.

Ankara Zafer Anıtı’nın da heykeltıraşı olan Heinrich Krippel tarafından yapılan Konya Atatürk Anıtı, 29 Ekim 1926’da Cumhuriyet Bayramı’nda büyük bir törenle açılmıştır.

Törene Vali İzzet Bey, Belediye Başkan Vekili Nuri Bakkalbaşı, Konya Milletvekili Kazım Hüsnü, askeri ve sivil erkan, okullar ve vatandaşlar katılmıştır.

Nuri Bakkalbaşı, konuşmasının ardından anıtı açmıştır. Açılışta heykelin iki yanında, biri “Hürriyet”i diğeri “Cumhuriyet”i temsil eden iki genç kız beyaz tüller içerisinde yer almıştır.

Paylaşın

Konya: Eflatunpınar Hitit Anıtı

Eflatunpınar Hitit Anıtı; Konya’nın Beyşehir İlçesi, Fasıllar mevkiinde yer almaktadır. Anıt Beyşehir’e 22 km. uzaklıktadır. Anıt dikdörtgen bir havuz şeklinde inşa edilmiştir ve yakındaki bir su kaynağı ile beslenmektedir.

Yaklaşık 30 metreye 34 metre boyutlarındaki havuzun en göze çarpan kısmı kuzey duvarında yükselen, büyük taş bloklar ile inşa edilmiş, kabartma figürlü yüksek duvardır. Güneye bakan yüzeyinde, ortada Fırtına Tanrısı ve Güneş Tanrıçası yer almaktadır.

Her ikisinin üzerinde de birer kanatlı güneş kursu bulunmaktadır. Onların çevresindeki on adet hayvan başlı hibrit figürler hem tanrıların üstündeki güneş kurslarını hem de en üstteki devasa kanatlı güneş kursunu elleriyle destekler şekilde resmedilmişlerdir.

En altta, kısmen görünen beş dağ tanrısı bulunmaktadır. Bunlardan ortada bulunan üç tanesinin göbeklerinde muhtemelen dağlardaki pınarları temsil eden su delikleri mevcuttur. Toplu olarak rölyef kozmik bir betimleme olarak düşünülebilir: Tanrılar ve mitolojik yaratıklar, dünyayı temsil eden dağ tanrıları üzerinde durmakta ve gökyüzünü temsil eden güneş kurslarını tutmaktadır. Bu rölyefli duvarın hem cephe uzunluğu hem de tabandan yüksekliği yaklaşık 7 metredir.

Rölyeflerin sağ ve sol tarafına doğru havuzun alçak duvarları içine işlenmiş olarak iki adet tanrıça figürü bulunmaktadır. Havuzun güney tarafında, havuza bakan yanında oldukça hasarlı bir tanrı ve tanrıça kabartması bulunan dikdörtgen bir platform vardır. Gölet zemininde ve çevresinde çeşitli başka heykel parçaları bulunmuştur.

Bunların en büyüğü bir üçlü boğa protomudur. Bu parça göletin güneybatı tarafında inşa edilmiş Roma dönemine ait bir barajın duvarında dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır ve dolayısıyla orijinal konumu bilinmemektedir. Anıttaki figürlerin profil yerine önden görünüm şekilde betimlenmiş olması Hitit İmparatorluk döneminde nadir görülen bir özelliktir.

Civarda herhangi bir yazıt bulunmamış olmasına rağmen, Yalburt, Köylütolu ve Hatip’e yakın olması sebebiyle M.Ö. 13. yüzyılın 2. yarısına tarihlenebilir. Alanda 1996-2002 arasında kazı ve temizlik çalışmaları ve 2011-2012 yıllarında restorasyon ve çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Paylaşın

Konya: Fasıllar Anıtı

Fasıllar Anıtı; Konya’nın Beyşehir İlçesi, Fasıllar Köyü’nün batısındaki bir tepenin yamacındadır.

Fasıllar anıtı, iki aslan arasında ve bir dağ tanrısının üzerinde ayakta duran büyük bir Fırtına Tanrısı heykelidir.

Genişliği 2.75, yüksekliği 8 metredir. Bazalttan yapılmış olan heykel yaklaşık 70 ton ağırlığındadır. Çıkarıldığı taş ocağının yakınında bulunması, nihai yerinin burası olmadığına işaret eder.

Heykelin belli bölümleri detaylı işlenmiş, bazı bölümleri ise kabataslak yontulmuştur. Birçok Hitit anıtının doğal kaya yüzeylerine rölyef tarzında oyulmuş olmasına karşın Fasıllar anıtı yekpare bir kaya bloğu yontularak yapılmıştır.

Eflatunpınar’daki figürler ve Alacahöyük ortostatları ile olan benzerlikleri M.Ö. 13. yüzyılın ikinci yarısını yani IV. Tuthaliya dönemini işaret eder.

Paylaşın

Konya: İvriz Kaya Anıtı

İvriz Kaya Anıtı; Konya’nın Ereğli İlçesi, İvriz Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Büyük bir kaynağın yakınındaki dik kayalık yüzey üzerine oyulmuş olan rölyef 4.20 m. yüksekliğinde ve 2.40 m. genişliğindedir.

Tuwana Kralı Warpalawa’yı bir elinde buğday başakları diğerinde üzüm salkımı tutan tanrı Tarhunza’ya tapınırken gösterir. Tanrının başındaki boynuzlu başlik ilahiliği temsil eder. Tanrı Tarhunza figüründen oldukça küçük olan kral figürü özenle işlenmiş giysisi ile tapınma pozisyonundadır.

Tuwana Kralı Warpalawa Asur kaynaklarından Urballa olarak bilinmektedir. Bu kaynaklara göre en azından M.Ö. 738-710 yılları arasında hüküm sürmüştür ve dolayısıyla anıt M.Ö. 8. yy.’ın ikinci yarısına tarihlenir. Adı, Bor ve Bulgarmaden anıtlarında da geçer.

Tanrı Tarhunza’nın önündeki Luvi hiyeroglifi ile yazılmış 3 satırlık yazıt Hawkins tarafından “Bu, Warpalawa’nın büyük Tarhunza’sı(dır). Onun için onu/onları uzun(?) Sahana(?) etsin” şeklinde, kralın arkasındaki 3 satırlık yazıt ise “Bu, Kahraman Warpalawa’nın görüntüsü(dür)…” şeklinde tercüme edilmiştir.

Tek satırlık üçüncü yazıt ise kabartmanın bulunduğu kayanın dibinde, daha önce su ile kaplı olan bir yerdedir. “Tiyamartu, Warpalawa’nın sev[gili kulu? … ] bunu (kayaya) oydu …” olarak okunmuştur ve rölyefi yapan ustanın imzası olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca rölyef çevresinde, başka anıtların parçası olabilecek gibi görünen en az üç tane üzerinde yazıt bulunan kaya parçası bulunmuştur.

Dağa doğru, Ambar deresi civarında İvriz rölyefinin kopyası olan ikinci bir kabartma daha vardır. Yaklaşık aynı büyüklükte, daha az detaylı ve büyük ihtimalle bitirilmemiştir. İvriz rölyefinden farklı olarak bunun üzerinde herhangibir yazıt yoktur. 2015 yılında bu rölyefin 500 metre kadar güneyinde Luvi hiyeroglifli bir stel fragmanı bulunmuştur.

Üçüncü bir rölyef 1972 yılında köylüler tarafından derenin yukarısına doğru İvriz rölyefine yaklaşık 25-30 m. mesafede, yoldan 10 m. yukarıda bulunmuştur. Düz ve yaklaşık 1 cm. derinlikte oyulmuş olan kabartma, kısa etekli, sağ tarafında bir hayvan bulunan, uzun bir tünik giymiş diğer bir kişiyi izleyen bir kişiyi gösterir. Öndeki uzun giysili kişinin üst bölümü kopmuş ve kaybolmuştur.

Röylefteki hayvan, at veya köpek de olabilir ancak bunun bir kurban sahnesi olduğu düşünülürse daha büyük olasılıkla bir boğadır. Kenar bölümlerinin bir raf gibi düz oyulmuş olması ve yanında oyulmuş basamakların bulunması burasının bir ayin yeri olduğunu akla getirir. Biçimsel olarak İvriz rölyefinden daha eski bir döneme işaret eder. Bu rölyef kayadan ayrılarak Ereğli Müzesine nakledilmiştir.

1986 yılında İvriz rölyefinin 75 m. kadar yukarısında, sulama kanalı yapımı sırasında bir stel parçası ile devasa bir heykel başı bulunmuştur. Stelin sadece alt bölümü kalmıştır ve ön yüzünde bir rölyef, arka ve sağ yan yüzlerinde Luvi hiyeroglifi ile yazılmış bir yazıt, sol yan yüzünde ise Fenikece bir yazıt bulunur. Bu yazıt da Kral Warpalawa’dan bahseder. Her iki parça da Ereğli Müzesi’ndedir.

Paylaşın

Konya: Taş Mescit

Taş Mescit; Konya’nın Meram İlçesi, Hoca Faruk Mahallesi, Taş Cami Uzun Harmanlar Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Taş Mescit dış surların dışında Sahip Ata Külliyesi’nin kuzeyinde bulunmaktadır. Kitabesine göre; I.İzzettin Keykavûs zamanında M.1215 yılında Abdullah oğlu Hacı Ferrûh tarafından yaptırılmıştır.

Kapıdan tamamen taşla yapılmış beşik örtüsü tonoz kubbeli bir antreye girilir. İki kapının yanında birer mihrapcık vardır. Kapının iki yanlarında kapı yanlarına kadar hendesi kabartmalarla süslü taşlar yükselir. Kabartmaların aralarında sekiz köşeli yıldızlar görülür.

Bundan sonra da duvara sokulmuş pil paye şeklinde kemer ayağı göze çarpar. Bunlar bize antrenin daha başka bir şekilde kubbelerle örtülmüş olduğuna işaret ediyor. Bunu kabul etmezsek bunların başka bir binadan getirilerek burada gelişi güzel kullanıldıklarını söylemek gerekir ki buna dilimiz varmaz.

Antrenin solundaki merdivende bunu gösterir. Şimdi mabedin damına çıkılan bu merdivenle eskiden ya minareye ya da ikinci kattaki bir kısma belki de mektebe çıkılmakta idi. İç kapının üstündeki mermerde bulunan sülüs yazıdan camiyi yapan mimarın Güneş oğlu Ramazan olduğunu öğreniyoruz.

Mimarın memleketini gösteren kelimeler silinmiştir. Ancak yapıda kullanılan mimari tarz ve üslup Kayseri’de bulunan Melik Gazi Medresesi, Kadı Hamamı, Sirac-üd-din Medresesi ve Emir Şihap Türbesini yansıtmaktadır.  Bu yansıtmadan dolayı mimarın Kayserili olduğunu düşünüyoruz.  Mabedi eskiden tek ve sağır bir kubbe örterdi. Kubbe kasnağına kadar yıkıldığı için sonradan ağaçla örtülmüştür.

Mabedin taş mihrabı fevkalade güzeldir. İki tarafında geometrik kabartmalar ve üstünde istalaktitler vardır.  Mabedin kıble tarafına yalnız bir küçük pencere açılmaktadır. Antresinin sağına ve soluna eskiden birer pencere daha açılırmış. Üstlerindeki süslü Firizleri ve Söveleri hala durmaktadır.

Mabedin üstündeki kitabenin de sonradan yerleştirildiğine bakarak,” Mabed Konya’da bu tarihlerden evvel yapılan bir çok abideyi yıkan bir zelzele sonrasında zarar görmüştü” hükmüne varıyoruz. Sonradan esaslı bir şekilde tamir edilmiştir. Mabedin kıble tarafında küçük bir mezarlığı vardır. Burada Selçuk tarzında üstünde sadece İhlas Suresi ve Ayet-el-kürsi  bulunan bir sanduka kalmıştır. Sandukada mevtanın ismi ve ölüm tarihi yoktur.

Paylaşın

Konya: Tavus Baba Türbesi

Tavus Baba Türbesi; Konya’nın Meram İlçesi, Yorgancı Mahallesi, Çiçekli Köşk Sokak üzerinde yer almaktadır.

I. Alaeddin Kuykubat Devrinde Konya’da ölmüş olan Şeyh Tavus Mehmet-el Hindi’ye aittir.

Üst katı tamamen yıkılan türbe, moloztaştan dikdörtgen prizmal gövdeli ve kiremit çatılı olarak yeniden inşa edilmiştir.

Girişi doğu cephede bulunan alt kat, dikdörtgen planlı ve çapraz tonoz örtülüdür. Kitâbesi bulunmayan türbe, 13. yüzyılın sonlarına tarihlendirilir.

Tavus Baba Kimdir;

Tavus Baba’nın asıl adı Mehmet, memleketi Hindistan’dır. Anadolu Selçuklu sultanlarından Rükneddin Süleyman ve Alâeddin Keykubat dönemlerinde yaşamıştır. O dönemin meşayihindendir.

Selçuklu sultanlarının kültür adamları ile tasavvuf erbabına gösterdikleri hürmetten dolayı Konya’ya gelip yerleşmiştir. Doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir.

Paylaşın

Konya: Akşehir Müzesi

Akşehir Müzesi; Konya’nın Akşehir İlçesi, Selçuk Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. 

Tarih boyunca hep bir yerleşim merkezi olan Akşehir’in ilk yerleşim bulgularına, bölgede yapılan yüzey araştırmaları sonucunda, Neolitik Dönemde rastlanmaktadır.

Bu dönemden günümüze kadar sürekli iskan görmüş ve birçok önemli güzergahlar üzerinde olduğundan devamlı tahribat görmüştür. Phrygia Parrore bölgesinde yer alan Akşehir, Philomelion olarak bilinmektedir.

Bugünkü şehir merkezine yakın bir yerde, insitu olarak bulunan bir mil taşı üzerinde, “Philomelion” sözcüğü yazılıdır. Tek yazılı belge olan bu mil taşı Arkeoloji Müzesi’nde görülebilir

Paylaşın

Konya: Ereğli Müzesi

Ereğli Müzesi; Konya’nın Ereğli İlçesi, Fetih Bulvar Caddesi üzerinde yer almaktadır. 1968 yılında kurulan Ereğli Müzesi’nde 8096 adet kültür varlığı sergilenmektedir.

Yıllık ortalama ziyaretçi sayısı 10900’dür. Müze; geniş bir açık teşhire sahip olmasına karşın bir salonda kapalı teşhir yapılmaktadır. Ereğli Müzesi; M.Ö. 7000 yılında başlayarak Neolitik Dönemden itibaren kesintisiz tüm medeniyetlerin sentezi durumundadır. Herakleia antik kenti ve çevrede bulunan kültür varlıkları Ereğli Müzesi’nde sergilenmektedir.

Neolitik Döneme ait Can Hasan’dan çıkan el baltaları, duvar freskleri, el değirmenleri, kazıcı aletler ve pişmiş toprak kaplar, Kalkolitik Döneme ait polikrom pişmiş toprak kaplar, ağırşaklar, Eski Tunç Çağına ait hayvan ve insan figürleri, ok uçları, damga mühürler, el baltaları, Asur Ticaret Koloni Çağına ait bulleli testiler, idoller, Hitit Çağına ait pişmiş toprak meyvelikler, pişmiş toprak tuzluklar, silindir ve damga mühürler, karabeuslar, hiyoroglif ve çivi yazılı heykel kaideleri, Frig Çağına ait fibulalar, gaga ağızlı testiler, phialeler, Hellenistik Döneme ait lekythos’lar Herakleia definesi diye adlandırılan gümüş Athena sikkeleri, altın varaklar, Roma Dönemine ait mimari parçalar, mezar stelleri, insan ve hayvan figürleri, Bizans Çağına ait mimari parçalar, altın kristogramlar, Selçuklu ve Karamanoğlu Dönemine ait sırlı kâseler, alçı süslemeler, Osmanlı Dönemine ait çavdar sapından yapılmış çeyiz sandığı, el yazması altın teshipli Kur’an-ı Kerim’ler, silahlar, el dokuması halı ve kilimler müzemizde bulunan en önemli taşınır kültür varlıklarıdır.

Ayrıca geç Hitit Dönemine ait İvriz Kaya Anıtı, Göztepe Tümülüsü’nde bulunan Hellenistik Döneme ait altın kaplamalı ahşap lahit parçaları ve altın Efes sikkesi dünyanın en nadide eserlerindendir.

Paylaşın

Konya: Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi; Konya’nın Meram İlçesi, Sahibiata Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Konya Arkeolojik Müzesi, 1901 yılında Karma Orta Okulu’nda açılmıştır. Daha sonra 1927 yılında Mevlana Müzesi’ne 1953 yılında İplikçi Camii’ne taşınmıştır.

1962 yılında ise bugünkü müze binası kurularak hizmete girmiştir. Müzede, Neolitik, Eski Tunç, Orta Tunç (Asur ticaret kolonileri), Demir (Frig, Urartu), Klasik, Helenistlik, Roma ve Bizans çağlarına ait eserler sergilenmektedir.

Arkeoloji Müzesinin görülmeye değer eserleri Roma lahitleridir. Roma ve Bizans çağından sunak mezarlar müze iç teşhirinde ve bahçede sergilenmektedir.

Sille Tatköy ve Çumra Alibeyhöyük’de müze tarafından yapılan kabartma kazılarında M.S 6. yüzyıla ait kilise taban mozaikleri yerinden kaldırılarak müzede teşhir edilmektedir.

Paylaşın

Konya: Atatürk Müzesi

Atatürk Müzesi; Konya’nın Meram İlçesi, Abdülaziz Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

1912 yılında yapılmıştır. Bina XX. yüzyıl ulusal mimari örneklerinden olup 1928 yılında Konyalılar tarafından Atatürk’e bağışlanmıştır.

1954 yılında Müze olarak açılmıştır. Müzenin teşhirinde Atatürk’ün kullandığı elbise ve eşyaları ile Konya’nın kurtuluş savaşındaki yerini anlatan belge, fotoğraf ve gazete küpürleri sergilenmektedir.

Paylaşın