Kayseri: Şeyh Tennuri Camisi

Şeyh Tennuri Camisi; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Şeyh Tennuri Cami’nin 1466 yılında bizzat Şeyh İbrahim Tennuri tarafından yaptırıldığına ve 1586 yılında oğlu Şeyh Abdurrahim Efendi tarafından inşa ettirildiğine dair iki farklı görüş vardır.

Kare planlı olarak yapılan camiye yapışık bir mimaride olan türbe ise 1484-1485 yıllarında inşa edilmiştir.

Kayseri’de örnekleri çok görülen klasik Selçuklu kümbetlerine benzeyen türbeye camiden geçişi sağlayan bir eyvan mevcuttur.

Türbede üç sanduka bulunmaktadır. Şeyh İbrahim Tennuri, oğlu ve halifesi Şeyh Lütfüllah, yine oğlu ve halifesi Ali Sultan’ın burada yattığı bilinmektedir.

Cami ve türbenin yanında bulunan ve 1482 yılında yapıldığı tahmin edilen çeşme ise günümüze kadar pek çok onarım görmüştür.

Cami, türbe ve çeşmesiyle birlikte bir kompleks oluşturmaktadır. Şeyh Tennuri Türbesi Selçuklu tipi türbelerden Osmanlı tipi türbelere geçişin ilk örneklerindendir.

Paylaşın

Kütahya: Takvacılar (Timurtaş Paşa) Camii

Takvacılar (Timurtaş Paşa) Camii; Kütahya’nın Merkez İlçesi, Paşam Sultan Mahallesi, Mısır Çarşısı Sokak üzerinde yer almaktadır.

Yıldırım Beyazıt’ in ilk Kütahya valiliğinden sonra Kosova savaşına katılmak üzere Murad Hüdavendigâr’ın yanına gittiği sırada Kütahya ve civarının muhafızlığına görevlendirilmiş olan Timurtaş Paşa tarafından 1389-1402 yılları arasında yaptırılmış.

Aradan geçen uzun zaman içerisinde bir çok tamir görmüş. 1761 tarihlerinde Silahtar Mehmet Paşa tarafından onarım ve değişiklik yapılmış. 1834 yılında da bir tamir görmüş.

Cami, imaret ve medreseden oluşan külliye şeklinde yapılmış. Bir yandan kuyumcular çarşısı, diğer yandan bedesten ve kavaflar çarşısı ile çevrili olduğundan, çarşının ortasında kaybolmuş durumdadır. Mimari tekniği itibariyle de diğer camilerden farklı olarak basık bir yapıdır.

Timurtaş Paşa Kimdir?

Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinde adı geçen önemli kişiler arasında Timurtaş Paşa da yer almaktadır. Kaynakların aktardığına göre Timurtaş Paşa Osmanlıların ilk vezirleri arasında yer almaktadır.

Orhan Bey zamanında adı duyulmaya başlayan Timurtaş Paşa Osmanlıların beylikten devlete geçiş sürecinde kat edilen aşamalarda emeği olan ve devletin kurumsallaşmasına katkısı sağlayan önemli bir vezirdir.

Fetihlerde gösterdiği yararlılıklar kadar kargaşa ortamlarında dirliği sağlayan duruş ve manevraları ile devletin adeta sigortası oldu.

Paylaşın

Kayseri: Lala Paşa (Lala Muslihiddin) Camisi

Lala Paşa (Lala Muslihiddin) Camisi ve Kümbeti; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Tacettin Veli Mahallesi sınırları içerisinde yer alır.

Lala Paşa Camisi’nin yanındaki kümbetten daha sonra yapıldığı düşünülmektedir. Mimari özellikleriyle 12. yüzyılın son çeyreğine ya da 13. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenebilmektedir.

Dikdörtgen planlı caminin minaresi sonradan eklenmiştir. Kayıtlarda, caminin 1903 tarihinde Evkaf İdaresi tarafından onarıldığı, bitişiğinde bir sıbyan mektebi ile çeşme olduğundan bahsedilmektedir.

Bu yapılardan sadece çeşme günümüze gelebilmiştir. Tarih kitabesi olmayan minberdeki yazılar Kuran’ı Kerim’den alınmış ayetleri ihtiva etmektedir.

Yazım şekli ve yan satıhlardaki geçmelerle Hunat Camisi’nin minberi arasında benzerlik kurulmakta ve minberin 13. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir.

Camiye giriş, batı ve kuzey cephelerde bulunan iki kapı açıklığı ile sağlanmaktadır. Kümbete geçiş ise, doğu cephesinde yer alan bir kapı ile gerçekleşmektedir.

Paylaşın

Kayseri: Hatıroğlu Camisi

Hatıroğlu Camisi; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Şehit Nazımbey Mahallesi, Şht. Miralay Nazım Bey Bulvarı üzerinde yer alır.

Camiyi, Moğol emirlerinden Hatıroğlu Eşref Bey’in yaptırdığı bilinmektedir. 1222 ve 1271’de inşa edildiğine dair iki farklı görüş vardır.

Halk arasında “Katıroğlu Camisi” olarak bilinen bu caminin, bazı kaynaklarda “Toprak Minare”, “Osman Paşa” camisi gibi isimlerle de anıldığı yer alsa da günümüzde bu isimler kullanılmamaktadır.

Minaresi 1835 yılında meydana gelen depremde yıkılmış ve 1867 yılında caminin tamiratı sırasında minare yeniden inşa edilmiştir.

Caminin daha sonra 1912 yılında Sultan Reşat zamanında yeniden onarılmış olduğu kitabesinden anlaşılmaktadır.

Cami, kubbeyle örtülü kare mekânlı harim, kuzeyde üç küçük kubbeli son cemaat mahali ve devamındaki kemerler ile üç kısma ayrılan saçaklı bölümden oluşmaktadır.

Paylaşın

Kayseri: Ulu Cami (Camii Kebir)

Ulu Cami (Camii Kebir); Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Camikebir Mahallesi, Kaleönü Caddesi üzerinde yer alır.

Kayseri’yi başkent yapan Danişmentli hükümdarı Melik Mehmet Gazi tarafından 1134-1143 yıllarında yaptırdığı düşünülen, Sultan Camisi veya Cami-i Kebir adlarıyla da bilinen cami, Kayseri’nin en eski Selçuklu Dönemi yapısıdır.

Uzunlamasına dikdörtgen plan şekli, mihrab önü kubbesi, eyvan uygulamasını devam ettirme anlayışı ile Büyük Selçukluların cami geleneğini Anadolu’da yaşatan ilk örneklerdendir.

Caminin doğusunda, Vezirhan’ın güney duvarına bitişik olarak yapılmış çeşmenin ise 18. yüzyılın başlarında inşa edildiği düşünülmektedir.

Caminin kuzey, doğu ve batı olmak üzere üç kapısı vardır. Kuzey kapısının kanatları Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Paylaşın

Kayseri: Han Cami ve Kümbeti

Han Cami ve Kümbeti; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Tacettin Veli Mahallesi içerisinde yer alır.

Şehir surlarının dışında kalanların konaklaması için 13. yüzyılda han olarak inşa edilen yapı, şehrin surların dışına taşması ile camiye dönüştürülmüştür.

Yapı güneybatıdan şehir surlarına yaslanan, derinliğine dikdörtgen planlı, beş sahnlı avlusuz bir handır. 1188 yılına tarihlenen kümbetin içinde ise iki lahit yer almaktadır.

Hanın basık kemerli kapısı orta göze açılmaktadır. Caminin mihrabı bu kapı yerine yerleştirilince sonradan bu kapı iptal edilmiştir.

Paylaşın

Kayseri: Sindelhöyük

Sindelhöyük; Kayseri’nin Develi ilçesi’ne bağlı bir kasabadır. Sindelhöyük, Develi’nin en büyük ve gelişmiş kasabasıdır.

1209’da Bilecik’in Söğüt ilçesinde Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan sonra Anadolu’ya yerleşen; Develioğulları, Aydınoğulları, Aşıklar ve bu gibi kabilelerin yöreyi yerleşim bölgesi olarak seçmesi neticesinde kurulmuştur.

Sindelhöyük Kasabası ismini mezarlığından almaktadır. Mezarlığın ortasının yüksek olması nedeniyle, eski Türkçede “mezarı yüksek” anlamına gelen Sindelhöyük ismi verilmiştir. (sin = mezar & höyük = yüksek) demektir.

Sindelhöyük Kasabasına ilk gelen ve yerleşim bölgesi olarak seçenlerin Menteşeoğulları olduğu tahmin edilmektedir.

Paylaşın

Kayseri: Alaca Kümbet

Alaca Kümbet; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde yer alır.

Yapının kitabesinden H. 580’li yıllarda (M. 1184) Emir Sadreddin Ömer bin Celaleddin Muhammed için inşa ettirildiği anlaşılmaktadır.

İçte çok sade olan kümbetin bütün süslemeleri kuzeydeki kapısında ve batı cephesindeki pencere etrafında yer almaktadır.

Geometrik süslemenin hâkim olduğu kümbette bitkisel süslemeler de görülmektedir. Döşemesi taş kaplama olan üst katta, son tamir sırasında konulmuş taştan bir sanduka mevcuttur.

Kesme taştan yapılan kümbetin gövdesi yarıya kadar kare planlı, üst kısmı ise konik çatılıdır. Kümbetin kuzey cephesinin sol tarafında yer alan kapıya yedi basamakla inilmektedir.

Paylaşın

Kayseri: Döner Kümbet

Döner Kümbet; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Seyitgazi Mahallesi, Seyyid Burhanettin Bulvarı üzerinde yer alır.

Prenses Şah Cihat Hatun adına yapılan kümbetin 14. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlendiği tahmin edilmektedir.

Figüratif, geometrik, bitkisel ve mukarnaslı taş süslemeleri Türk sanatının ihtişamını yansıtmaktadır. Kitabesinde “Bu türbe Allah’ın rızasını kazanmış olan mutlu Şah Cihan Hatun’a aittir” yazmaktadır.

Kesme taştan on iki köşeli olarak inşa edilen kümbetin üzeri dıştan konik külahla, içten ise silindirik mekân üzerine kubbe ile örtülüdür.

Paylaşın

Kayseri: Sultan Hamamı

Sultan Hamamı; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, Mevlevi Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Çifte hamam olarak inşa edilmiş olan Sultan Hamamı, 13. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenmektedir.

Halen ayakta olan bölüm erkekler kısmı, 1989 yılında ortaya çıkan güneydeki yıkık bölüm ise hamamın kadınlar kısmıdır.

Yapının doğu cephesi boyunca uzanan su deposunun üzeri güney-kuzey yönünde basık bir tonozla örtülmüştür.

Kayıtlardan Gevher Nesibe Medresesi ve Şifahanesi’nin vakıfları arasında bulunan hamamın 1652 yılında tamir edildiği anlaşılmaktadır.

1656-1657 yıllarında ise medrese ile birlikte Mimar Ömer Ağa tarafından tekrar tadilat görmüştür.

Orijinal plânını kaybeden hamamda, yapılan onarımlar ve ilaveler nedeniyle farklı malzeme kullanımı dikkati çekmektedir.

Paylaşın