Hengel, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hengel; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Buğday unundan hazırlanan hamur bir süre dinlendirilir, yufka şeklinde ince olarak açılır ve kareler şeklinde kesilir. Kaynar suda haşlandıktan sonra süzülür ve bir tepsiye çekilir.

Üzerine sarımsaklı yoğurt veya hengel sosu dediğimiz yöremize has kurut isimli bir malzeme ezilerek dökülür yine içinde küçük soğan parçacıkları kavrulmuş tereyağı dökülerek servis yapılır. Bekletilmeden ve soğutulmadan yenmesi gerekir.

Paylaşın

Abdigör Köfte, Malzemeleri, Hazırlanışı

Abdigör Köfte; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 kg dana bonfile
  • 2 adet yumurta
  • 1 adet soğan
  • 2 çorba kaşığı karabiber
  • 2 çay kaşığı kırmızı toz biber
  • 2 paket toz bulyon 500 gram tereyağı
  • 1 kg baldo pirinç, tuz

Garnitür için:

  • 2 adet patlıcan
  • 250 gram sivri biber
  • 1 bağ maydanoz
  • 1 kg domates

Hazırlanışı;

Bonfileleri, yöreye ait taş üzerinde tahta tokmakla 25 dakika sinir ve yağları ayrılacak şekilde dövün. Ete 2 tatlı kaşığı tuz ekleyin. 25 dakika daha dövün. Dövme işlemi bittikten sonra, macun kıvamına gelen ete, ince kıyılmış soğan, karabiber, toz biber, yumurta ve un ekleyip yoğurun. Diğer tarafta, geniş bir tencereye, yarısını geçecek kadar su koyun. 2 tatlı taşığı tuz ekleyin. Kaynamaya yakın suya 1 paket toz bulyon atın. Köftelik malzemeden ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, ıslak avucunuzla şekil verin ve suya atın.

Tencerenin kapağını kapatıp, 20-25 dakika harlı ateşte pişirin. Köfteler piştikten sonra, suyunu süzün. Tencereye 150 gram tereyağı koyun. Yıkanmış pirinç, 1 paket toz bulyon ve su ekleyin. 2 tatlı kaşığı tuz ilave edip, pişmeye bırakın. Demlenen pilavı havuz şeklinde tabaklara koyun. Köfteleri, tereyağında kavurun. Servis tabağına pilavı havuz şeklinde açın. Üzerine köfteleri bırakın. Diğer tarafta daha önceden hazırlanıp, kabuğu soyulmuş ve ufak doğranmış 50 gram tereyağında sote edilmiş domates sosunu ilave edin. Garnitürle süsleyerek servis yapın.

Paylaşın

Ağrı: Meya (Günbuldu) Mağaraları

Meya (Günbuldu) Mağaraları; Ağrı’nın Diyadin ilçe merkezine 12 kilometre uzaklıktaki Günbuldu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Antik bir kent görünümündeki yerleşim yerinde mağaralar ve tarihi kalıntılar köyün 400 metre uzağında bulunmaktadır. Kayalara oyularak yapılmış barınma yerleri, tapınak, ibadethane, oda ve mağaralar oldukça ilgi çekicidir.

Barınak ve ibadethanelerde değişik inançların izleri görülmektedir. Oldukça tahrip edilmiş kentten, günümüze mihrap, haçlı taşlar ve mezarlar kalmıştır. Buradan çıkarılan iki koç heykeli, şu anda il merkezinde bulunmaktadır.

Paylaşın

Ağrı: Nuh’un Gemisi

Nuh’un Gemisi; Ağrı’nın Doğubayazıt İlçesine bağlı Telçeker ile Üzengili Köyleri arasında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Nuh’un Gemisi doğal bir anıttır. Aslında bu anıt gemi biçiminde bir şekil, iz (siluet) dir. Kalıntı Türkiye- İran Transit yoluna 3.5 kilometre mesafededir. Nuh tufanı sonucunda karaya oturan geminin burada kaldığı öne sürülmektedir. Buranın halk arasındaki adı Cudi Dağı’dır.

1983 yılından itibaren kutsal geminin kalıntılarını burada arama çalışmaları hızlanmıştır. Başta James İrwin olmak üzeri Amerikalı araştırmacılar burayı çok yönlü incelemişlerdir. Türk bilim adamları ( Atatürk Üniversitesi ve MTA Enstitüsü elemanları) da bu oluşumu bilimsel yönden incelemişlerdir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklar Yüksek Kurulu 17 Eylül 1987 tarih ve 3657 sayılı kararı ile gemi kütlesinin “korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı” özelliği gösterdiğini belirtildiğinden, burası doğal sit alını ve açık hava müzesi olarak koruma altına alınmıştır.

Nuh’ un Gemisi’nin İzi ilk kez 11 Eylül 1959 günü harita yüzbaşısı İhsan Durupınar tarafından keşfedildi. Durupınar, doğu bölgesinin havadan çekilmiş fotometrik haritalarını tetkik ederken ilginç bir resmi buldu. Resim bütün dünyayı ilgilendiriyordu. Bunun Nuh’un Gemisi olma ihtimali vardı. Bu tarihten sonra Ağrı Dağı ve Telçeker Köyü üstündeki heyelan bölgesinde gemi aramaları hızlandı. Heyelan bölgesi, Ağrı Dağı’nın tam güney karşısında, Doğubayazıt- Gürbulak yolunun güneyinde, Telçeker ve Üzengili köylerinin yamaçlarındadır.

Burada gemi biçimli bir şekil vardır ki, harita yüzbaşısının üzerinde durduğu toprak şekil budur. İlk bakışta gerçekten gemiye benzeyen bu yapının heyelanın etkisiyle mi, yoksa Nuh’ un gemisinin karaya oturduğu yer mi olduğu henüz tartışma konusudur. Şekil Nuh’ un gemisi olması kadar ilginç olmakla beraber, doğal anıt niteliğindedir. Yer kabuğunun bir oyunu sonucunda oluşsa dahi, şekil yer bilimleri açısından da ilginçtir.

Nuh’un Gemisi’nin kütlesi, sürekli heyelan olan ve akıntının bütün şiddetiyle devam ettiği yamaçta olduğu halde, yerinde basit kalmış, şekil bozulmamıştır. Kütlenin biçimi, insanoğlunun yaptığı ilk gemilere benzerlik göstermektedir. Baş tarafı çok dar, arka kısmı ortaya doğru daralmış haldedir.

Boyut olarak 165x50x13 metre ölçüsündedir. (Bu rakamlar, kutsal kitaplarda belirtilen ölçülere uymaktadır.) Çevresini oluşturan toprak toprağa kıyasla gemi kütlesinin malzemesi kuvvetli bir fiziksel mukavemete sahiptir. Gemi içinde ve yüzeyinde üç ayrı seviyede dizilmiş, eşit aralıklarla dağılmış ve fiziksel farklılıklar gösteren bölümler mevcuttur. Geminin muhtelif yerlerinde gemi direklerini andıran boşluk ve tümsekler vardır.

Paylaşın

Ağrı: Diyadin Kanyonu

Diyadin Kanyonu; Ağrı’nın Diyadin İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezinin batısındadır.

Diyadin Kanyonu’na şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Yüksekliği 50 metreyi bulan kanyon, ortasından geçen Murat Nehri ile birlikte her mevsim görsel bir şölen sunmaktadır.

Paylaşın

Ağrı: Eski Bayezid Camii

Eski Bayezid Camii; Ağrı’nın Doğubayazıt İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Doğubayazıt Kalesi’nin hemen yanında, merkezi kubbeli ve tek minareli cami yapılmıştır. Caminin yer aldığı yamaç düzeltildikten sonra, duvar örülmek suretiyle düz bir teras oluşturulmuş ve üzerinde bu camii inşa edilmiştir.

Kesme taştan yapılan bu camii, 15–20×15-20 metre boyutlarında, kara planlı ve tek kubbelidir. Tarihi caminin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri, mihrabiyeleri, duvar payeleri, kubbeye geçiş sistemleri, duvarlardaki kemerler, pencereler ve minarenin yapımında bir sadelik göze çarpar.

Paylaşın

Ağrı: Diyadin Kaplıcaları

Diyadin Kaplıcaları; Ağrı’nın güneydoğusunda bulunan Diyadin ilçe merkezine 5 kilometre mesafede yer almaktadır.

Kaplıca bölgesi birbirinden kopuk olarak bulunan Yılanlı, Davut, Tunca ve Köprü kaplıcaları olmak üzere geniş bir alana yayılmıştır.

Bu alanının içinden geçen Murat Nehri, görsel ve rekreatif açıdan kaplıca bölgesine önemli bir doğal değer kazandırmaktadır.

Diyadin Kaplıcaları’nın termal suları bikarbonat, klorür, sülfat, kalsiyum, karbondioksit gazı içermesi ve toplam mineralizasyonunun 1 gr/lt olması nedeniyle çeşitli hastalıklara şifa kaynağıdır.

Paylaşın

Sağlıklı yaşamın sırrı ‘Beslenme ve Egzersiz’

Zaman denilen kavramın insan bedeninde bıraktığı tahribatı en aza indirmenin en önemli noktası ‘Sağlıklı Yaşam’dır.

Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri ise ‘Beslenme ve Egzersiz’dir. Başka bir deyişle, Sağlıklı Yaşam, ancak Beslenme ve Egzersizle mümkündür.

Egzersiz, en azından günlük yaşam aktivitelerini kimseye muhtaç olmadan ömrünün sonuna kadar sürdürebilmek için gerekli vücut hareketliliğini sağlarken, beslenme ise vücudun gereksinim duyduğu besin öğelerini dışarıdan vücudumuza almak, sindirmek ve metabolize etmektir.

Her ikisi de yeterli ve dengeli yapılmadığı sürece sağlıklı olmamız veya sağlıklı kalmamız mümkün değildir.

Egzersiz;

Düzenli egzersiz fiziksel, mental ve emosyonel sağlık için büyük önem taşır. Egzersiz enerji harcamasını arttırır, böylelikle ağırlığın korunmasında veya zayıflatmada yararlı etki gösterir.

Düzenli egzersiz serum kolesterol ve glikozunun normal düzeyde tutulmasını sağlar, yüksek dansiteli lipoprotein kolesterolünü arttırır.

Egzersiz sırasında doğal yatıştırıcılar olan endorfinler salgılanır. Düzenli egzersiz kardiyovasküler sistemi ve iskeleti sağlıklı tutar, böylece yaşlanmayı geciktirir.

Beslenme;

Beslenmede ise, enerji tüketimi fazla enerji harcaması yetersiz ise obezite ve komplikasyonları yaşayacak olmamız kaçınılmazdır. Eğer günlük olarak yağ tüketimimiz fazla ise hormona bağlı kanserler ve kalp damar hastalıklarıyla karşılaşma riskimiz yüksektir.

Günlük beslenmemizde posa tüketimimiz yetersiz ise bağırsak hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, kolesterol yüksekliği sorunları bizi bekliyor olacaktır.

Eğer şeker ve karbonhidrat tüketimimiz yüksek ise; şeker hastalığı abdominal yağlanma, insülin direnci kapımızı kesin çalacaktır. Yüksek alkol tüketimimiz var ise karaciğer hastalıkları, nörolojik rahatsızlıklar, hiper tansiyon ve pankreas hastalıkları ciddi bir tehdit olacaktır.

Sonuç olarak; herbirimiz birey olarak sağlık ilkesinden yola çıkarak yaşam şeklimizi düzenlemeye karar vermeli ve yeterli ve dengeli beslenme ile egzersizi iç içe düşünmeliyiz.

 

 

 

Paylaşın

Ağrı: Hamur Kümbeti

Hamur Kümbeti; Ağrı’nın Hamur İlçe Merkezinin kuzeydoğusunda, mezarlığın ortasında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber, ilçenin eski yerlilerinden Abdullah Aziz Kaya, Bayezid’deki sarayın banisi olan II. İshak Paşa’nın torunlarından Mir İbrahim Paşa’nın türbeyi çok sevdiği ölen çocukları için yaptırdığını belirtir.

Kümbetin yapım tarihi ile ilgili giriş kapısı üzerinde yer alan kartuşlar içine alınmış sekiz satırlık kitabe sonradan tahrip edilmiştir. Kitabenin alt kısmında sene ibaresi okunmakta üzerindeki tarihi belirten rakamlar tahrip edildiğinden okunamamaktadır. Ancak rakamların izlerine dikkatli bakıldığında Arapça 1227 tarihi belli olmaktadır. Bu tarih Miladi 1812-1813 yıllarına denk gelmektedir.

Hamur Kümbeti 11.50×4.70 metre boyutlarında dikdörtgen bir yapıya sahip olup giriş avlusu ve asıl mezar odasından oluşmaktadır. Güneybatı köşede yer alan sivri kemerli, eyvan türü bir taç kapı ile geçilen giriş avlusu düz atkı taşlı bir dikdörtgen kapı ile asıl mezar odasına bağlanmıştır. Giriş avlusunda bir, asıl mezar odasında dört adet mazgal pencere bulunmaktadır.

Her iki bölümün üzeri içten aynalı tonoz, dıştan balık sırtı biçiminde bir üst örtü ile örtülmüştür. Türk-İslam türbe mimarisinden farklı bir tarzdan inşa edilen yapı, uzaktan bakıldığında adeta bir sanduka görünümü vermektedir. Yapının tamamında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Dış duvarlarda, zemin kısmında ve üst örtüye geçişte dışa çıkıntı şeklinde iki, gövdede iki olmak üzere toplam dört siyah bazalt kuşak dışında tamamında kirli beyaz tüf taşı kullanılmıştır.

Beden duvarlarından üst örtüye geçişte dışa taşıntı yapan üst kuşak, giriş kapısı hizasında yukarıya doğru çıkıntı yaparak giriş kapısını belirlemektedir.Yapı Doğubayazıt İshak Paşa Sarayı ile bir malzeme birliği göstermektedir. Yöre halkı arasında anlatılan rivayetlerde bu taşların Yukarı Ağadeve Köyü’nden getirildiği anlatılmaktadır. Benzer rivayetler İshak Paşa Sarayı için de kullanılmaktadır.

Kümbetin içi de dışı gibi sade tutulmuştur. Giriş kapısının açıldığı avlu bölümünün güney duvarında sivri kemerli bir çıralık, doğu duvarında da bir mazgal pencere bulunmaktadır. Bu bölümdeki mezar tamamen tahrip edilmiş olup İbrahim Paşa’nın kardeşi Yusuf Bey’ e ait olduğu söylemektedir. Dikdörtgen bir yapıya sahip olan asıl mezar odasının doğu ve batı duvarlarında ikişer mazgal pencere, batı duvarında avludaki çıralığa benzer bir de çıralık bulunmaktadır.

İçeride yer alan dört mezar tamamen tahrip edilmiş olup, mezarlardan birkaç parça mezar taşı günümüze ulaşabilmiştir. Mimari kuruluş ve üst örtüde daha çok bölgesel etkilerin görüldüğü Hamur Kümbeti Türk-İslam anıt mezar mimarisinde örneğine rastlanmayan bir mimari özelliğe sahiptir. Plan bakımından iki bölümden meydana gelmesi açısından Kırşehir Aşık Paşa Türbesi (1322) ile benzerlik gösteren yapıda yer alan mezar taşı süslemeleri ise daha çok Selçuklu ve Osmanlı etkilerini taşımaktadır.

Paylaşın

Ağrı: Buz Mağarası

Buz Mağarası; Ağrı’nın Doğubayazıt İlçesine bağlı Hallaç Köyü sınırları içerisindedir. Köy merkezine 3 kilometre mesafededir. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Doğal bir anıt mağarasıdır. Mağara uzun eksenli, elips biçiminde, yaklaşık 100 metre uzunluğunda, 50 metre genişliğinde ve 8 metre derinliğinde bir çukurdur. Mağaranın ağzı esas çukura göre biraz yukarıda kalmaktadır. İçinde bazalt lavlar, kayalar ve bu kayaların üzerinde saf ve temiz suların donmasıyla oluşmuş buz tabakalarını görmek mümkündür.

Kayaların üzerinde renk renk görünen temiz buz tabakaları, sarkıt ve dikitleri olan buz mağarası mevsimlere göre değişken bir havaya sahiptir. Kışın fazla soğuk olmayan buz mağarası hava akımının etkisiyle yukarıdan damlayan suları dondurarak buza çevirmektedir.

Doğubayazıt İlçesi’nin en sıcak bölgesinde böylesine geniş bir çukurda dışarıdaki zıtlık gösteren buzdan sarkıt ve dikitler, insanı şaşırtacak şekildedir. Mağaranın ağzından süzülen güneş ışığı, mağara içindeki buzlar üzerinde ışık oyunları yapmaktadır.

Doğubayazıt Ovası’nda çok sayıdaki bataklıktan anlaşılacağı üzere yer altı suyu tablası çok yüksektir. Bu durumda hava akımının mağaraya yakın yerlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Aşağı Sinek Köyü’nden başlayıp mağaraya doğru uzanan lav aracılığıyla mağaranın dip kısmından gelip, mağaranın iç kısmını soğutan ve mağara tavanı üzerindeki kaya kesimlerinden süzülerek damlayan suyun donmasına yol açan bu soğuk havanın özel bir bileşimi olduğu sanılmaktadır.

Mağara içinde kuşların yuva yapması, şimdiye kadar mağara içinde kimsenin etkilenmemesi ve devamlı buzlu su alınması, hava bileşiminin zehirsiz olduğunu göstermektedir. Yöre halkının buzluk olarak adlandırdığı mağara çevresindeki yerleşimlerin su ihtiyacını karşılamaktadır.

Işık tutulduğunda kristal gibi parlayan ve renkten renge giren buz parçaları insanları hayretler içinde bırakır. Mağaranın en önemli özelliklerinden biri de yazın soğuk, kışın sıcak olmasıdır. Kapısında sürekli sıcak ve soğuk hava akımı bulunur.

Paylaşın