Kulis: Emeklilere “Refah Payı” Artışı Gündemde Yok

İşçi ve Bağ-Kur ile memur emeklilerine “refah payı” artışı gündemde değil. Bu yönde bir çalışmanın olmadığı ifade edilirken, en düşük emekli aylığının ise 14 bin 500 liraya tamamlanacağı konuşuluyor.

TÜİK’in çarşı pazar fiyatlarıyla örtüşmeyen tartışmalı enflasyon hesabıyla işçi ve Bağ-Kur emekli aylığına yüzde 15,75, memur emeklisine ise yüzde 11,54 artış yapılacak. En düşük emekli aylığının ise 14 bin 500 liraya tamamlanacağı konuşuluyor.

Emekliler bu artışların zam değil, sadece enflasyon farkı olduğuna dikkat çekerek, ‘refah payı’ artışı talep ediyor. Ekonomim’den Canan Sakarya‘nın AK Parti kulislerine dayandırdığı haberine göre, işçi ve Bağ-Kur ile memur emeklilerine ‘refah payı’ artışı gündemde değil. AK Partililer bu yönde bir çalışma olmadığını da ifade ediyor. Sadece memur emeklisi maaş artışının da işçi emeklileri gibi yüzde 15,75 olabileceği ihtimali var. Ancak şu ana kadar bu yönde bir çalışma yapılmış değil.

Yaklaşık 4 milyon emekliyi ilgilendiren en düşük emekli maaşının belli bir düzeye çekilmesi yönündeki çalışmaya ise bu hafta son halinin verilmesi bekleniyor. Yapılacak artışla en düşük emekli maaşının 14 bin 500 ya da 15 bin liraya tamamlanacağı ifade ediliyor.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti’nden AK Parti’ye Ziyaret

İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti heyeti, siyasi partileri bilgilendirme kapsamında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti grubunu ziyaret etti.

Haber Merkezi / DEM heyetini, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve AK Parti Grup Başkan vekili Özlem Zengin kapıda karşıladı. Görüşmede AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de bulunuyor.

Görüşme sonrası açıklama yapan AK Partili Abdullah Güler, “Olumlu bir şekilde sohbet ettik. Daha sonraki günlerde açıklama yapılacaktır” dedi. Heyet, AK Parti grubuna giderken sorulan ‘süreç nasıl gidiyor’ sorusuna Pervin Buldan, “İyi, fena değil” diye yanıt verdi.

DEM Parti heyeti, AK Parti ziyareti öncesi, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret etmişti. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Ahmet Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Kendileri yaşadığımız süreçle ilgili çok istifade ettiğimiz bilgiler aktardılar. Çok samimi ve açık yürekli bir istişare oldu. Biz de kendi kanaatlerimizi, geçmişte yaşadığımız tecrübelerden nasıl dersler çıkarılması gerektiğini vurguladık.

Dünyanın büyük bir türbülansa girdiği ve büyük bir tsunami yaşandığı Suriye-Irak-Lübnan-Ürdün-Filistin ekseninde yaşanan hızlı değişime intibak bağlamında da Türkiye’nin kendi iç bünyesini tahkim etmesinin önemli olduğunu vurguladık. İç bünyeyi tahkim etmek, güçlendirmek ancak ve ancak demokrasinin inşası ile olabilir.

Bu da Türklerin, Kürtlerin, bütün vatandaşların hukukunun korunduğu ve vatandaşların geleceğe umutla baktığı bir perspektifle olur. Çok önemli bir sürecin içinden geçiliyor. Tavsiyem, Sayın Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan ve toplum katmanlarına yayılan bu dönemde soğukkanlılıkla provokasyonlara kapalı olarak, kamu düzenini gözeterek ve derin tarih bilgimizden, bilincimizden ve tecrübelerimizden hareketle geleceğin barış içinde yaşanacağı güçlü Türkiye’nin inşa etmektir.

Suriye ve Irak bağlamındaki gelişmeleri de gözden geçirdik. O konuda da kanaatlerimizi paylaştık. Türkiye’nin kendi iç yapısını tahkim etmesi, Suriye ve Irak’ta da barışçıl çözüme önemli katkılar sunacaktır. İnşallah hayırlısıyla bu süreç doğru istikamette ilerler.”

“Barış kolay bir şey değil ama dünyanın en güzel şeyi”

DEM Partili Sırrı Süreyya Önder “Yürüttüğümüz görüşmeler kapsamında bugün Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski süreçte birlikte çalışma fırsatı yakaladığımız Sayın Ahmet Davutoğlu Hoca ile görüştük. Biraz geçmiş tecrübeleri paylaştık. Yeni görüşmeler ışığında, yeni gelinen nokta ışığında bizde olan bilgileri kendisine aktardık. Tavsiye, öneri, eleştiri uyarılarını rica ettik. Sağ olsun bizi ayrıntılı şekilde bilgilendirdiler” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın “Bu tarihsel kırılmada ya pozitif bir şekilde kırılma gerçekleşecek barışı inşa edeceğiz ya negatif yönde kırılmalar gerçekleşecek ve her yer Gazze olacak. O nedenle devlet aklına biz buradan seslenmek istiyoruz. İmralı’da gerçekleşen bu görüşme yetmez, İmralı kapıları açılmalıdır, Öcalan’ın barış için, sadece Türkiye barışı değil bütün Ortadoğu barışı için de çalışabileceği fiziki koşulların sağlanması gerekir” açıklamaları da sorulan Önder şunları kaydetti:

“O açıklamalar bağlamından koparılmış bir açıklama. Barış kolay bir şey değil ama dünyanın en güzel şeyi. Kimse bu açıklamaları bağlamından koparıp üzerinde tepinmesin. Bizim yaklaşımımız, felaketle tarif etmek değil barış süreci kolay değil ancak barış güzel bir şeydir.

DEM Parti heyetinin bir sonraki durağı Saadet Partisi oldu. Bu görüşme sonrasında Önder “İnşallah bu ülkenin barışı ve kardeşliğinden önemli hiçbir şey yoktur. Bütün fertlerimizle birlikte, el birliğiyle bunu tesis edeceğiz. Barışın kaybedeni olmaz, hepinizi saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ise heyetin ziyaretinden dolayı mutlu olduklarını belirterek “Önemli bir süreç yaşıyoruz, süreçle alakalı katkılarımızı ve kaygılarımızı kıymetli heyetle paylaştık. Önemli bilgilendirmelerde bulundular, biz bu bilgilendirmeleri yetkili kurumlarımızla görüşeceğiz. Yakın bir zamanda sürece katkı anlamında kendilerine destek olmaya çalışacağız” açıklaması yaptı.

Öte yandan DEM Parti heyeti, 7 Ocak Salı günü saat 13:00’te DEVA Partisi Genel Merkezi’nde Ali Babacan ve 15:30’da ise Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde Fatih Erbakan ile görüşecek.

Paylaşın

Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu

82. Altın Küre Ödülleri’ne bu yıl Holokost’tan kurtulan ve ABD rüyasının peşine düşen bir adamın öyküsünü anlatan “The Brutalist” ve müzikal gerilim filmi “Emilia Perez” damga vurdu.

Altın Küre Ödülleri’ne bu yıl 85 ülkeden 334 gazeteci tarafından yapılan oylama sonucu verildi.

“The Brutalist” en iyi drama filmi seçilirken, filmin yıldızı Adrien Brody en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı. “Emilia Perez” ise en iyi müzikal ya da komedi filmi ödülüne layık görüldü. Demi Moore, The Substance (Cevher) filmiyle en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı. En iyi yönetmen ödülünü “The Brutalist” ile Brady Corbet aldı.

Altın Küre, yılın ilk büyük ödül töreni olarak ödül sezonunu resmen başlattı.

Bu sezon, ‘Emilia Perez,’ ‘The Brutalist,’ ‘Anora’ ve ‘Conclave’ gibi filmlerin favori olarak öne çıkmaya çalıştığı ancak geçen yılın gişe rekortmeni ‘Oppenheimer’ ile karşılaştırıldığında net bir liderin olmadığı, belirsiz bir yarışa sahne oluyor.

Fransız yönetmen Jacques Audiard’ın ‘Emilia Perez’ filmi ise ödül sezonunda dikkatleri üzerine çekti. Meksika’da geçen, cinsiyet geçişi, karteller, koreografiler ve vajinoplasti hakkında şarkılar içeren bu gangster trans müzikali, Altın Küre’de dört ödül kazandı: En İyi Film (Komedi veya Müzikal), En İyi İngilizce Olmayan Film, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Zoe Saldana), ve En İyi Şarkı.

Audiard, ödül konuşmasında, ‘Emilia Perez’in, Karla Sofia Gascon kadar güçlü ve tutkulu bir kadını arkadaşları arasında sayma şansı olmayanlar için bir ışık olmasını umuyorum,” dedi. Ödülünü, geleceğe dair endişe taşıyanlara adayan yönetmen, hakları için mücadele etmeye devam etmeleri çağrısında bulundu.

Altın Küre gecesi, unutulmaz anlara sahne oldu. Başrol oyuncusu Karla Sofia Gascon, ödül konuşmasında Jacques Audiard’ın mesajını güçlendirdi: “Bizi hapse atabilirsiniz, dövebilirsiniz ama ruhumuzu alamazsınız. Sesinizi yükseltin ve ‘Ben neysem oyum’ deyin.”

Jacques Audiard’ın ‘Emilia Perez’ filmi, törende 10 adaylıkla öne çıkmış ve yayıncı Netflix için büyük bir zaferi temsil etmişti.

Ödül töreninde bir diğer dikkat çeken film ise Brady Corbet’in ‘The Brutalist’iydi. En İyi Film (Drama), En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu (Adrian Brody) ödüllerini kazanan bu tarihi drama, epik anlatımı ve dokulu yapısıyla Venedik’te büyük beğeni toplamıştı. Corbet, En İyi Yönetmen kategorisinde Jacques Audiard, Sean Baker ve Coralie Fargeat gibi güçlü rakipleri geride bırakarak ödüle uzandı.

Törende dikkat çeken diğer ödüller arasında, Demi Moore’un Coralie Fargeat’ın ‘The Substance’ filmindeki çarpıcı performansıyla kazandığı En İyi Kadın Oyuncu (Komedi veya Müzikal) ödülü vardı. Moore, sahnede duygularını “Bir aktris olarak ilk kez bir ödül kazanıyorum!” diyerek dile getirdi.

En İyi Kadın Oyuncu (Drama) kategorisinde ise tarihi bir an yaşandı. Fernanda Torres, Walter Salles’in derinlemesine etkileyen “I’m Still Here” filmindeki performansıyla ödüle layık görülen ilk Brezilyalı oyuncu oldu. Bu ödül, hem Torres hem de Brezilya sineması için büyük bir gurur kaynağı olarak öne çıktı.

Sebastian Stan, geçen yıl Berlinale’de En İyi Erkek Oyuncu dalında kendisine Altın Ayı kazandıran ‘A Different Man’ ile Altın Küre Ödülü’nün de sahibi oldu. “Engellilik konusundaki cehaletimiz ve rahatsızlığımız artık sona ermeli,” diyen Stan, filmin fiziksel şekil bozukluğuyla ilgili olduğunu belirtti. “Bunlar zor konular ama bu filmler gerçek ve konuları önemli.”

Televizyon tarafında ise Japonya’da geçen çarpıcı tarihi drama ‘Shogun’un En İyi Dizi (Drama) ve çok sayıda oyunculuk ödülü de dahil olmak üzere toplam dört ödül kazanmasıyla oldukça tahmin edilebilir bir akşam oldu.

Geçen yıl Christopher Nolan’ın ‘Oppenheimer’ı yarışı domine etmiş ve beş Altın Küre kazanarak Oscar’da En İyi Film ödülünü almıştı. Bu yılki yarışın böyle bir öncüsü yok ve öngörülemez olmaya devam ediyor.

‘Emilia Perez’ ve ‘The Brutalist’ favoriler olarak öne çıkarken, ‘Conclave’ ve ‘Anora,’ özellikle de geçen yılki Altın Palmiye zaferinden sonra, biraz hız kaybetmiş gibi görünüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Siyah Giymenin Kişiliğiniz Hakkında Söyledikleri

Sosyal kategorizasyonlar biraz eski ve modası geçmiş olsa da, siyah kıyafetlerin genellikle heavy metal, punk veya emo müzik hayranlarının tercih ettiği düşünülür.

Haber Merkezi / Psikologlar, renk seçimlerinin karakter hakkında ne söylediğine dair yeni fikirler ileri sürüyorlar.

Siyah, birçok kültürde güç ve inceliği temsil eder. Siyah, üst düzey yetkililerin, iş dünyasının ileri gelenlerinin ve nüfuzlu şahsiyetlerin seçtiği renktir. Siyah ile otorite arasındaki bu simbiyotik ilişkinin kökleri, bu rengin resmi kıyafetler ve üniformalarda kullanımına dayanır.

Siyah, moda dünyasında zarafetin ve inceliğin eşanlamlısı haline gelir. Efsanevi “küçük siyah elbise” ve siyah smokin her daim çekiciliği, ince bir stili ve kusursuz zevki temsil eder. Bu nedenle, siyah kişinin varlığının ilanı haline gelir.

Siyahın egemenlik ve cesaretle olan ittifakı kültürel ruhun iplikleriyle adeta iç içe geçmiştir.

Siyahın cazibesi, arzu ve baştan çıkarma alanlarına da uzanır. Siyah iç çamaşırları ve samimi giysiler, seksiliği ve çekiciliği simgeler. Kültürel ve toplumsal normlara dayanan siyah, gizem ve entrikanın rengi olarak ortaya çıkar.

Siyah renk aynı zamanda dikkat çekme özelliğine de sahiptir. Daha açık tonlara karşı keskin kontrastı, ister kalabalığın içinde ister bir fonun önünde olsun, onu dikkat çekici hale getirir. Siyah giyme seçimi, bir otorite havası yansıtarak özgüven ve öz güvenin ilanı haline gelir.

Psikologlar, siyah rengin, dış dünyaya karşı bir kalkan görevi görebileceğini ve bir tür kontrol hissi yaratabileceğini öne sürüyorlar.

Yukarıda sayılan özellikler gardıroptan siyah ceket ve siyah pantolon çıkarmanız için yeterli bir sebep değilse, hiçbir şey yeterli olamaz.

Paylaşın

Yalnızlık, Kalp Krizi, Felç Ve Diyabet Riskini Artırabilir

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, sosyal izolasyonun ve yalnızlığın, kalp krizi, felç ve tip 2 diyabet gibi hastalıklar riskini artırabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Profesör Barbara Sahakian, her yaş grubunda giderek daha fazla dile getirilen yalnızlık ve sosyal izolasyon sorununun acilen ele alınması gerektiğini vurguladı.

Sosyal izolasyon, yalnız yaşamak veya seyrek sosyal temas kurmak gibi nesnel faktörleri ifade ederken, yalnızlık öznel yalnız olma hissini ölçer.

İngiltere ve Çin’den araştırmacılar, 40 ila 69 yaş aralığındaki 42 binden fazla yetişkinden alınan kan örneklerindeki proteinleri analiz ederek sosyal ilişkiler ve sağlık arasındaki olası bağlantıları araştırdılar.

Nature Human Behaviour’da yayınlanan araştırmanın bulguları, sosyal izolasyonun ve yalnızlığın genel sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik önemli fikirler veriyor.

Ancak araştırmadaki bağlantıların ardındaki biyolojik nedenler henüz netlik kazanmadı. Araştırma, kandaki proteinlerin bağlantıyı nasıl açıklayabileceğine ışık tutuyor.

Vücutta önemli roller oynayan proteinler, genlerin çeşitli durumlara nasıl yanıt verdiğini yansıtabilir ve genellikle hastalıkların belirteci olarak kullanılır.

Araştırma, sosyal izolasyonla bağlantılı 175 protein ve yalnızlıkla bağlantılı 26 protein buldu ve iki grup arasında önemli bir örtüşme vardı. Bu proteinlerin birçoğu, iltihaplanma, kalp krizi, diyabet, felç gibi rahatsızlıklarda rol oynuyorlar.

Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Barbara Sahakian, her yaş grubunda giderek daha fazla dile getirilen yalnızlık ve izolasyon sorununun acilen ele alınması gerektiğini vurguladı.

Sahakian, “Dünya Sağlık Örgütü sosyal izolasyonu ve yalnızlığı küresel bir halk sağlığı endişesi olarak kabul etti. İnsanları ilişkide tutmanın yollarını bulmak, sağlıklarını korumak için hayati önem taşıyor” dedi.

Paylaşın

Programlama Dili Nedir Ve Nasıl Çalışır?

Programlama dili, sözdizimi, semantik ve kurallardan oluşan, bilgisayarların verilen görevleri yerine getirmesi veya sorunları çözmesi için talimatlar yazmasını sağlamak üzere tasarlanmış bir iletişim sistemidir.

Haber Merkezi / İnsan tarafından okunabilen kod ile makine tarafından çalıştırılabilir komutlar arasında aracı görevi görür. Örnekler arasında Python, Java, C++ ve JavaScript bulunur.

“Programlama Dili” terimi, kullanıcılar ile bilgisayarlar arasında çok yönlü bir iletişim kanalı sağlayan temel ortamı ifade etmesi bakımından önemlidir.

Programlama dili, programcıların algoritmalar yazmasını ve çeşitli uygulamalar geliştirmesini sağlayarak bilgisayar sistemlerinin potansiyelini en üst düzeye çıkarmayı ve dijital teknolojiyi birçok alanda değiştirmeyi mümkün kılar.

Programlama dillerinin kullanımıyla karmaşık talimatlar ve veri işleme, bilgisayarın anlayabileceği, işleyebileceği ve yürütebileceği bir dile çevrilebilir.

Programlama dillerinin bilgisini ve uygulamasını, yazılım mühendisliği, veri bilimi, web geliştirme ve sayısız diğer teknoloji odaklı disiplinlerde birincil beceri haline getiren bu vazgeçilmez yardımcı programdır.

Programlama dili, geliştiricilerin çeşitli uygulama aralıklarının yürütülmesini oluşturmak ve kontrol etmek için bilgisayarlarla iletişim kurabileceği bir araç görevi görür. Bir programlama dilinin birincil amacı, komutları makinelerin kolayca yorumlayabileceği ve işleyebileceği bir biçime dönüştürmektir.

Bu diller, geliştiricilerin karmaşık algoritmalar ve etkileşimli web siteleri oluşturmasını, yazılım uygulamaları geliştirmesini ve video oyunları tasarlamasını ve daha pek çok şeyi mümkün kılar.

Programlama dili seçimi, geliştiricinin hedeflerine ve gereksinimlerine bağlıdır, çünkü her dil performans ve işlevsellik açısından kendine özgü güçlü ve zayıf yönleriyle birlikte gelir.

Günümüzde her biri belirli ihtiyaçları ve uygulama alanlarını karşılamak üzere tasarlanmış çok sayıda programlama dili mevcuttur. Python, Java ve JavaScript gibi üst düzey diller, doğal dile çok benzedikleri, kolay anlaşılmayı sağladıkları ve net talimatlar belirledikleri için yaygın olarak tercih edilmektedir.

Assembly ve C gibi alt seviye diller, programcılara donanım ve sistem kaynakları üzerinde daha ayrıntılı kontrol sağlayarak verimli performans ve optimize edilmiş bellek kullanımı sağlar.

Sonuç olarak, bir programlama dili, dijital çağda son kullanıcıların sürekli değişen taleplerini karşılama potansiyelini, kullanım kolaylığını ve performanslarını belirlediği için verimli, güvenli ve ölçeklenebilir uygulamalar oluşturmanın ayrılmaz bir parçasıdır.

Programlama Dilinin Örnekleri

Programlama Dili (APL), 1960’larda Kenneth E. Iverson tarafından geliştirilmiştir. Özlü ancak etkileyici sözdizimi ve güçlü matematiksel özellikleriyle bilinir. APL’nin uygulandığı üç örnek:

Aktuerya Bilimleri ve Finans: APL, finansal türevlerin değerlendirilmesi, sigorta sözleşmelerinin fiyatlandırılması ve risk yönetimi senaryolarının simülasyonu gibi çeşitli finansal hesaplamalar için aktuerler ve finansal analistler tarafından kullanılmıştır.

Büyük veri kümelerini işleme ve asgari kodla karmaşık hesaplamalar gerçekleştirme özelliği, onu bu alanlardaki profesyoneller arasında popüler hale getirmiştir.

Veri Analizi ve Görselleştirme: APL’nin güçlü dizi işleme özellikleri, zaman serisi analizi, trend ekstrapolasyonu ve keşifsel veri analizi gibi veri analizi ve görselleştirme görevleri için onu oldukça uygun hale getirir.

Örneğin, bazı şirketler satış verilerini analiz etmek, tedarik zinciri süreçlerini optimize etmek ve iş zekası raporları oluşturmak için veri odaklı uygulamalar oluşturmak amacıyla APL’yi kullanmıştır.

Bilimsel Araştırma: APL, fizik, kimya ve biyoloji gibi çeşitli bilimsel araştırma alanlarının yanı sıra ekonomi ve psikoloji gibi sosyal bilimlere de uygulanmıştır.

Araştırmacılar, karmaşık sistemleri modellemek, simülasyonlar gerçekleştirmek ve çeşitli bilimsel problemler için algoritmalar geliştirmek amacıyla APL kullanmışlardır.

Örneğin, APL, akışkan dinamiği ve protein katlama simülasyonlarıyla ilgili problemleri çözmenin yanı sıra ulaşım ve lojistik endüstrileri için optimizasyon algoritmaları oluşturmak amacıyla kullanılmıştır.

Programlama Dili Hakkında Sıkça Sorulan Sorular:

Programlama dili nedir?

Programlama dili, geliştiriciler tarafından yazılım programları, uygulamalar ve web siteleri oluşturmak için kullanılan bir dizi talimat, komut ve sözdizimidir. Kullanıcılar ile bilgisayarlar arasında bir aracı görevi görerek, görevleri gerçekleştirmek ve sorunları çözmek için bilgisayarlarla iletişim kurulmasını sağlar.

Kaç çeşit programlama dili vardır?

Günümüzde yüzlerce programlama dili mevcuttur ve bunlar genel olarak üç kategoriye ayrılabilir: prosedürel, nesne yönelimli ve işlevsel programlama dilleri. Popüler olanlardan bazıları Python, Java, C++, JavaScript ve Ruby’dir.

Programlama dili nasıl çalışır?

Bir programlama dili, programcının kod biçiminde talimatlar yazmak için kullandığı tanımlanmış kurallar ve sözdiziminden oluşur. Bu kod daha sonra derlenir veya yorumlanır, bilgisayarın işlemcisi tarafından yürütülen makine diline (ikili kod) dönüştürülür ve istenen çıktı veya eylem elde edilir.

Programlama dilinin olmazsa olmaz özellikleri nelerdir?

Programlama dillerinin ortak özellikleri arasında değişkenler, veri tipleri, operatörler, koşullu ifadeler, döngüler, işlevler ve hata işleme mekanizmaları bulunur. Farklı diller, amaçlanan amaçlarına ve uygulamalarına bağlı olarak benzersiz özelliklere sahiptir.

Birden fazla programlama dili öğrenmek önemli midir?

Birden fazla programlama dili öğrenmek, çeşitli programlama paradigmaları hakkında daha geniş bir anlayış sağladığı, problem çözme becerilerini geliştirdiği ve kariyer beklentilerini artırdığı için faydalı olabilir. Ancak, kariyer hedeflerinizle ilgili bir veya iki dili öğrenmeye odaklanmak da geçerli bir yaklaşımdır.

Paylaşın

Yavaş’tan “Su Fiyatı” Eleştirilerine Yanıt: Elektriğe Yüzde 680 Zam Yapanlar…

“Su fiyatı” eleştirilerine yanıt veren ABB Başkanı Mansur Yavaş, “2019-2024 döneminde elektriğe yüzde 680 oranında zam yapılmıştır. Elektriğe, zam yapanlar şimdi bizden suyu indirimli vermemizi istiyor. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır?” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkan Mansur Yavaş, sosyal medya hesabı üzerinden, iktidar kanadından kendisine yöneltilen “su fiyatı” eleştirilerine yanıt verdi. Mansur Yavaş, şu ifadeleri kullandı:

“Görevde bulunduğumuz süre boyunca su fiyatlarını vatandaşlarımızın alım gücüne uygun tutmayı temel öncelik haline getirdik. Bu konuda geçmiş dönemlerin verileri de gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.

Melih Gökçek döneminde suyun metreküp fiyatı 1.7 dolar seviyesindeydi. Mustafa Tuna döneminde ise seçim öncesine kadar bu fiyat 1.5 dolar seviyesinde devam etti. Geçtiğimiz günlerde yapılan düzenlemeyle birlikte, yeni su tarifesi metreküp başına 1 dolar olarak belirlendi. Bu rakam, 2010-2018 yılları arasındaki fiyatların da altında bir seviyedir. Sudan alınan vergi ise zaten hükümete ödenmektedir. Biz bu vergiyi almadığımız gibi, alınan vergiden dolayı suçlanmayı da doğru bulmuyoruz. Bari aldığınız vergiden dolayı bizi suçlamayın.

Ankara’da sosyal yardım alan vatandaşlarımız 10 metreküpe kadar suyu yalnızca 1 TL’den kullanırken; şehit ve gazi aileleri, engelli vatandaşlarımız ve üniversite öğrencilerimiz yüzde 50 indirimli tarife uygulamasından yararlanmaktadır. Ayrıca sosyal yardım kapsamına aldığımız asgari ücretli aileler için de yeni bir indirim çalışması başlatılmıştır.

2010-2018 döneminde, bir asgari ücretli, 10 metreküp su için maaşının ortalama yüzde 4,2’sini harcamak zorundaydı. Ancak 2019-2024 döneminde bu oran yüzde 1,9’a kadar gerilemiştir. Son olarak, yapılan yeni düzenlemelerle birlikte bu oran yüzde 1,64 seviyesine düşmüştür. Bu da asgari ücretli vatandaşlarımız üzerindeki su faturası yükünün yüzde 55-60 oranında azaltıldığı anlamına gelmektedir.

Ancak bu süreçte göz ardı edilmemesi gereken önemli bir gerçek vardır: 2019-2024 döneminde elektriğe yüzde 680 oranında zam yapılmıştır. Elektriğe, zam yapanlar şimdi bizden suyu indirimli vermemizi istiyor. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır?”

Paylaşın

Süper Lig: Fenerbahçe, Zirve Takibini Sürdürdü

Süper Lig’in 18. hafta maçında Fenerbahçe ile Hatayspor, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Sahadan 2-1 galip ayrılan Fenerbahçe, zirve takibini sürdürdü.

Haber Merkezi / Hakem Oğuzhan Çakır’ın yönettiği karşılaşmada Fenerbahçe’nin gollerini 17 ve 45+5. dakikalarda Youssef En-Nesyri, Hatayspor’un tek golünü ise 33. dakikada Bilal Boutobba kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 39’a yükseltirken, Hatayspor ise 9 puanda kaldı.

17. dakikada Tadic, sağ tarafta Kamil Ahmet Çörekçi’den kaptığı topta pasını ceza sahası içi sağ çaprazındaki Dzeko’ya aktardı. Dzeko’nun savunma arkasına attığı ara pasa hareketlenen En-Nesyri, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-0

33. dakikada Diack’ın pasında sağ tarafta topla buluşan Boutobba, ceza sahası içi sağ çaprazına girerek şutunu çekti. Levent Mercan’a da çarpan top filelerle buluştu. 1-1

45+5. dakikada sol taraftan Kostic’in ortasında kaleci Erce’nin yumrukladığı top Yiğit Ali’ye çarpıp kale önündeki En-Nesyri’ye düştü. En-Nesyri yaptığı kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlara yolladı. 2-1

Paylaşın

CHP İle Dem Parti Görüşecek Mi? Özel’den “Değerlendiriyoruz” Açıklaması

İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’ı ziyaret eden DEM Parti heyeti ile görüşme olup olmayacağına ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Bu konuyu arkadaşlarımızla enine boyuna değerlendiriyoruz” dedi.

DEM Partili Pervin Buldan Ahmet Türk ve Sırrı Süreyya Önder, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Meclis’te görüşmüştü. DEM Parti heyetinin bu hafta ziyaretlerine devam etmesi, bu çerçevede CHP ile de bir görüşme yapması bekleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İmralı Adası’nda tutuklu bulunan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan ile görüşmeye giden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyetiyle bir araya gelip gelmeyeceği sorusunu yanıtladı.

Sarıkamış programının ardından Erzurum İl Başkanlığı’nın halk buluşmasına katılan Özel, DEM Parti heyetiyle görüşme sorusu üzerine, “Bu konuyu arkadaşlarımızla enine boyuna değerlendiriyoruz. Ben MYK toplantısı bitmeden böyle bir şey söyleyemem. Ayrıca böyle bir görüşmenin olup olmayacağı, ne düzeyde olacağı ya da bir partinin genel başkanının bu görüşmeyi yapmamasının bu sürece nasıl etki edeceğini arkadaşlarımızla birlikte değerlendireceğiz,” dedi.

DEM Partili Pervin Buldan Ahmet Türk ve Sırrı Süreyya Önder, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Meclis’te görüşmüştü. DEM Parti heyetinin bu hafta ziyaretlerine devam etmesi, bu çerçevede CHP ile de bir görüşme yapması bekleniyor.

Öte yandan Özgür Özel, “MYK toplantısında durumu değerlendireceğiz. Ama kimse böyle bir mevzuda, ‘Efendim bütün genel başkanlar görüşsün ama bir partinin genel başkanı bir başka şekilde konumlansın’ falan diyemez. Bunlar bu meseleyi siyasi stratejilere dökmek olur. Bu da doğru bir şey olmaz,” ifadelerini kullandı.

Özel ayrıca, DEM Parti heyetinin İmralı’da PKK lideri Öcalan ile görüşmesine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

“Meselenin özü şu: biz Meclis’in dışlanmamasını, şeffaf ve samimi ilerlenmesini ve toplumsal mutabakatı öneriyoruz,” diyen Özel, şöyle ekledi: “Toplumsal mutabakatın bizim için en önemli köşe taşı da şehit aileleri ve gaziler. Burada dünya kadar şehit babasının, gazinin gözünün içine bakabiliyorsak bu tutumumuz sayesindedir. Bu tutumumuzu sürdüreceğiz. Şehit ailelerinin ve gazilerin ‘evet’ demedikleri hiçbir şeye ‘evet’ demeyiz. Onları incitecek hiçbir tutumda bulunmayız.”

DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, dün İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmüştü. Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yapmıştı. Buldan ve Önder’in yazılı açıklamasında Abdullah Öcalan’ın açıklamalarına yer verilmişti.

Abdullah Öcalan, açıklamasında, “Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim” demişti. Öcalan, “Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım” ifadelerini kullanmıştı.

Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve Ahmet Türk’ten oluşan DEM Parti heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temasa başlamıştı. 2 Ocak’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişti.

Paylaşın

Erdoğan: Emperyalistlerin Oyununa Gelmeyeceğiz

Partisinin Trabzon İl Başkanlığı kongresinde konuşan Erdoğan, “Çatışmanın şiddetin istikrarsızlığın tarihe karıştığı terörsüz Türkiye hedefimize gönül birliği içinde mutlaka ulaşacağız. Bunun için çok kapsamlı her adımı incelikli düşünülmüş bir politika yürütüyoruz” dedi ve ekledi:

“DEAŞ terör örgütünü de bozguna uğrattık. Terör örgütü için yolun sonu geldi. PKK’nın Suriye uzantısını sınırımızdan uzaklaştırdık. Emperyalistlerin oyununa gelmeyeceğiz. Bu topraklarda fitne yetiştirmek isteyenlerin tuzaklarına düşmeyeceğiz. Biriz, beraberiz, hepimiz kardeşiz. Bizim aramıza hiç kimse giremeyecek. Hiç kimse bizim kadim birlikteliğimizi bozamayacak. Terör belasını da ortadan kaldırarak inşallah hedefe daha seri bir şekilde ulaşacağız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hayri Gür Spor Salonu’nda düzenlenen partisinin 8. Trabzon Olağan İl Kongresi’nde konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle: “Değerli Trabzonlular çatışmanın şiddetin istikrarsızlığın tarihe karıştığı terörsüz Türkiye hedefimize gönül birliği içinde mutlaka ulaşacağız. Bunun için çok kapsamlı her adımı incelikli düşünülmüş bir politika yürütüyoruz.

DEAŞ terör örgütünü de bozguna uğrattık. Terör örgütü için yolun sonu geldi. PKK’nın Suriye uzantısını sınırımızdan uzaklaştırdık. Emperyalistlerin oyununa gelmeyeceğiz. Bu topraklarda fitne yetiştirmek isteyenlerin tuzaklarına düşmeyeceğiz. Biriz, beraberiz, hepimiz kardeşiz. Bizim aramıza hiç kimse giremeyecek. Hiç kimse bizim kadim birlikteliğimizi bozamayacak. Terör belasını da ortadan kaldırarak inşallah hedefe daha seri bir şekilde ulaşacağız.

CHP’nin hizmet ve yatırım düşmanlığını Sayın Özel’e sordum. CHP’li belediyelerin SGK’ya kaç çeyrek altın borcu olduğunun hesabını yapmasını istedim. Sayın Özel henüz bir cevap veremedi. CHP’li belediyelerin SGK’ya borçlarının çeyrek altın cinsinden hesaplaması sayın Özel’in vaktini alıyor. CHP’nin Genel Başkanı Ankara’da karşı çıkıyor ama Kars’a gittiğinde millet neyi duymak istiyorsa onu söylüyor.

Yüzde 1000 ila yüzde 2500 arasında zam yapıyorlar ama Kars’ta doğalgaza indirim yapmaktan bahsediyor. EPDK’nin indirim kararını iptal ettirmeyi niçin mahkemeye taşıdınız? İndirebiliyorsan çağır belediye başkanını, talimat ver, düşürsün. Madem bu işler böyle oluyor yapsınlar. Orta oyunu burada bitmiyor. Sayın Özel’in doğalgaz destekleriyle ilgili hiçbir malumatının olmamasıdır. Evinde kullandığı, verdiğimiz doğalgaz desteklerinden haberi bile yok.

Geçen yıl vatandaşlarımızın 100 liralık doğalgaz faturasının 65 lirasını biz karşıladık. Sayın Özel ucuzlatacağız dedikleri suya neden zam yaptığını bir anlatsın. “Allah’ın suyundan para alınır mı?” diyen siz değil miydiniz bay Özel. Neden suya 10 kat zam yaptınız? Sayın Özel’e şunu da söylemek isterim. Sakarya Gaz Sahası’nda günlük üretimimiz 7 milyon metreküpü aştı. Gabar’da da günlük 70 bin varilin üzerine çıktık Sayın Özel. Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar gece gündüz çalışacağız.

Sayın Özel’e ve CHP’ye bugün yüklenmek istemiyorum. CHP’nin kadroları arasındaki güç mücadelesi onları yeterince yıpratıyor. CHP’nin derdi Sayın Özel’e yeter de artar bile. Bay Kemal’in siyasi ihtirasları ayrı bir tez konusu olur. Partisi tarafından istenmediğini bir türlü kabul edemedi. Nereden tutsan elinde kalan bir rakiple karşı karşıyayız. Dikkate alınacak hiçbir fikirleri de yok. Muhalefetin bu kötürüm hali bizim yükümüzü daha da ağırlaştırıyor.”

“Hedefimiz terörsüz Türkiye”

Erdoğan ayrıca, partisinin 8. Rize Olağan İl Kongresi’nde de açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Siz kalbinizle ve desteğinizle bizimle olduğunuz sürece Allah’ın izniyle kazanmadık mücadele bırakmayız. Benim sizlere olan sevdam dağlardan yüce Karadeniz’den coşkundur. Bu öyle bir sevda ki asla eksilmez. Sizlerle beraber yol yürüdüğüm için Rabbime sonsuz hamd ediyorum. İnşallah daha gidecek çok yolumuz var.

Son dönemde attığımız her adım Türkiye Yüzyılı’nın yapı taşları mahiyetindedir. Birileri gibi içi boş palavralar atmıyoruz. Birilerinin yaptığı gibi emperyalistlerin senaryolarından biçilen rollere güvenmiyoruz. Hedefimiz terörsüz Türkiye. Attığımız adımların sonuçları milletin hayrına olacaktır. Biz ülkesinin ve milletinin kaderiyle kendi kaderi birleşmiş bir partiyiz.

Türkiye’nin en önemli sorunu tatlı su siyasetçisi tipinin her yeri işgal etmesidir. Bizde bu anlayışa sahip olanlara yer yoktur. Hangi görevde olursanız olun vatandaşımız gelip sizden bir işin yapılmasını istiyorsa onu başka yere havale etme hakkınız yok. Bunu yaptığınız sürece genel başkanınız olarak varsa sizlere hakkımı helal etmiyorum.

Bazılarına bu söylediklerim zor görünebilir ama bilin ki bu Cumhurbaşkanı çok şikayetler alıyor. Bu şikayetleri burada haykırmam lazım, hepinizin bilmesi lazım. Biz siyasetimizi yaparken kimseye değil hak olan davamıza hizmet etmeliyiz. Bunları herhangi bir çıkar beklentisi ile değil davamızın yüklediği mesuliyet bilinci ile yapmalıyız. Aksi halde partiyi ticarethaneye çevirirsiniz.

Büyük kongremizle birlikte yeni bir döneme kapı açacağız. Hedefimiz AK Parti’yi seçimlerde yeniden yüzde 50 bandına çıkartmaktır. Ülkeye kazandıracak daha çok eserimiz, millete verecek çok hizmetimiz var. Bunun için kongrelerimizi bir şahlanış ve enerji yenileme zemini olarak görüyoruz.”

Paylaşın