Modern İnsanın Atası Vejetaryen Miydi? Dikkat Çeken Araştırma

Yeni bir araştırma, modern insanın erken dönem atalarından olan Australopithecus insan türünün vejetaryen olduğunu ortaya koydu. Australopithecus, yaklaşık dört ila iki milyon yıl önce Doğu ve Güney Afrika’da yaşıyordu.

Alman ve Güney Afrikalı bilim insanları, modern insanın erken dönem atalarının beslenme alışkanlıklarına dair dikkat çekici bir bulguya ulaştı.

Max Planck Kimya Enstitüsü’nün öncülüğünde yürütülen araştırma kapsamında Australopithecus türünden kalan fosilleşmiş dişler üzerinde yapılan izotop ölçümlerinde, bu insan türünün et tükettiğine dair hiçbir veriye rastlanmadı.

Araştırma, merkezi Mainz kentinde bulunan Max Planck Kimya Enstitüsü tarafından geliştirilen fosillerin beslenme analizlerinin yapılabildiği bir yöntem aracılığıyla gerçekleştirildi.

Bu yöntem sayesinde, Australopithecus dışında, aynı dönemde yaşamış sırtlan, kılıç dişli kedi, antilop gibi hayvanların da beslenme alışkanlıkları incelendi. Buna göre Australopithecus’ların, günümüz maymunlarına benzer şekilde ağırlıklı olarak bitkilerle beslendikleri tespit edildi. Araştırmaların sonuçları ünlü bilim dergisi Science’ta da yayımlandı.

Araştırmacılar vejetaryen beslenme alışkanlığına karşın Australopithecus’un zaman zaman yumurta veya termit gibi hayvansal protein kaynaklarını da tükettiklerini, ancak avlanma alışkanlıklarının bulunmadığını saptadılar. Bilim insanlarına göre avcılık daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan Neandertaller ile başladı.

Soyu tükenmiş Australopithecus cinsi büyük maymunlar yaklaşık dört ila iki milyon yıl önce Doğu ve Güney Afrika’da yaşadı. Bu tür, dik yürüme yetisine sahip olmalarıyla dikkat çekerken, alet kullanım düzeyleri halen bir araştırma konusu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Dünya Bankası, Türkiye İçin 2025 Yılı Büyüme Tahminini Yüzde 2.6’ya Çekti

Dünya Bankası, 2025 yılı için Türkiye büyüme tahminini yüzde 3.6’dan yüzde 2.6’ya düşürdü. Banka, Türkiye için 2026 büyüme tahminini ise yüzde 4.3’ten 3.8’e çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı için büyüme beklentisini yüzde 3,1, 2026 yılı için büyüme beklentisini ise yüzde 3,9 olarak açıklamıştı.

Dünya Bankası, 2024 için Türkiye ekonomisine ve küresel ekonomiye dair büyüme tahminini yükseltirken, 2025 ve 2026 için Türkiye’nin büyüme tahminini düşürdü.

Dünya Bankası dün akşam yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler raporunda 2024 için küresel büyüme tahminini geçen yıl haziran’da açıkladığı yüzde 2.6’dan yüzde 2.7’ye yükseltirken, Türkiye için 2024 tahminini yüzde 3’den yüzde 3.2’ye çıkardı.

Dünya Bankası küresel ekonomi için 2025 büyüme tahminini de yüzde 2.7’de sabit tutarken, Türkiye ekonomisi için 2025 büyüme tahminini yüzde 3.6’dan yüzde 2.6’ya düşürdü. Banka 2026 yılı için küresel büyüme tahminini yüzde 2.7’de sabit tutarken, Türkiye için 2026 büyüme tahminini yüzde 4.3’ten 3.8’e düşürdü.

Dünya Bankası, Türkiye’de sıkı para politikasının gecikmeli etkilerinin 2025 yılındaki ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturmasının beklendiğini fakat bu etkilerin 2026’da azalacağını belirtti.

Dünya Bankası, Türkiye’de yıllık ortalama enflasyonun 2024’e kıyasla 42 puan düşerek 2026 yılında yüzde 15.9 seviyesine ulaşacağını öngördü.

Dünya Bankası, Türkiye’nin dış dengesizliklerinde iyileşme kaydedildiğini, cari açığın belirgin şekilde daraldığını, uluslararası rezervlerin yükseldiğini ve risk primindeki düşüşün, devlet tahvillerindeki getiri farkının kayda değer ölçüde azalmasına katkı sağladığını belirtti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı için büyüme beklentisini yüzde 3,1, 2026 yılı için büyüme beklentisini ise yüzde 3,9 olarak açıklamıştı.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Yanıt: Savaş İlanını Görüyoruz Ve Kabul Ediyoruz

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanmasına ilişkin Erdoğan’ın “Daha turpların büyüğü heybede” sözlerine yanıt veren Özel, “AK Parti’nin bugün yaptığı iş CHP’ye düpedüz savaş ilanıdır, bunu görüyoruz” dedi ve ekledi:

“Bundan sonra kendilerine oy veren seçmene saygımızdan dolayı onlara daha ne kadar bu düşmanlıklarına karşı siyaset çerçevesi içinde ve saygı dili ile cevap verebiliriz ondan emin değiliz. Bu savaş ilanını görüyoruz ve kabul ediyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanmasının ardından MYK’yı İstanbul’da topladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; MYK toplantısı sonrası AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha turpların büyüğü heybede” sözlerine yanıt veren Özel, “AK Parti’nin bugün yaptığı iş CHP’ye düpedüz savaş ilanıdır, bunu görüyoruz. Bundan sonra kendilerine oy veren seçmene saygımızdan dolayı onlara daha ne kadar bu düşmanlıklarına karşı siyaset çerçevesi içinde ve saygı dili ile cevap verebiliriz ondan emin değiliz. Bu savaş ilanını görüyoruz ve kabul ediyoruz” dedi.

“Yarın öğlen saatlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul’a davet edilmiş olan milletvekilleri ile birlikte kapalı grup toplantımızı gerçekleştireceğiz” diyen Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Pazar günü Parti Meclisi toplantımız var. Her gün günde en az bir tane Merkez Yönetim Kurulu toplantımız var. Pazartesi sabahı da İstanbul sürecindeki bütün kararları değerlendireceğimiz belki son, belki sondan bir önceki Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı yapacağız. Bu süreçlerin sonunda savaş ilan edilen bir taraf ne yapıyorsa onu yapacağız. Elbette bundan sonraki süreçte Tayyip Erdoğan ve Cumhur ittifakı bileşenleri bizden, gördükleri cevaptan, aldıkları yanıttan memnun olmayacaklar. 2025 yılı içinde o sandık bu milletin önüne gelecek. Bu yaptıklarının hesabını millete verecekler. Ama verdikleri kanunsuz emirlerin hesabını günü geldiğinde adalete de verecekler. Onların kanunsuz emirlerine uyanlar da bunların hesabını verecekler.”

“Bir eylemlilik sürecinden bahsetmiyorum” diyen Özel, sözlerine şöyle devam etti: “Bir protesto sürecinden bahsetmiyorum. İktidarı devralma sürecinden bahsediyorum. ‘Bundan sonra seçimlere hazırlansınlar’ demiyorum. Elbette bir seçimden sonra gidecekler ama iktidarı devretmeye hazırlansınlar. Bu memleket onların insafına terk edilemeyecek kadar kutsal. Bu ülkenin insanları; bu ülkenin insanlarının onurları, şerefleri, haysiyetleri bundan sonra daha fazla onların kontrolünde olacak bir yargıya emanet edilemez. Bugün ‘Turpun büyüğü heybede’ demiş. Türkçesi ne bunun? Bunu ben mi açmalıyım?

Türkçesi şu; başta yargı, devletin bütün organları, emir ve talimatlarımın altında. Ne demek ‘turpun büyüğü heybede?’ Dün bir belediye başkanım tutuklandı benim. ‘Bundan daha büyük şeyler var, bilmediğiniz’ diyor. Biz biliyoruz, sen biliyorsan… Örneğin bir soruşturma Beşiktaş için var, o büyük turp için yoksa ama sen biliyorsan demek ki bu devlet, devlet gibi işlemiyor. Senin şahsi istihbarat örgütün gibi işliyor. Ya bir suç var, sen biliyorsun ama soruşturması yok, haberimiz yok, hiçbir şey yok. Bu da suç. Suçu bilip de Tayyip Erdoğan emriyle gizleniyorsa ve zamanı bekleniyorsa bu da suç ya da sen suç icat ettiriyorsun.”

“Hafta sonu ve pazartesi – salıya kadar tüm seçilmişlerimiz burada” diyen Özel, şu ifadelere yer verdi: “Görüşü alınması gereken herkesten görüş alınacak. Bir süreç yönetimiyle ilgili ortak ve cesur kararlar alınacak. Günü geldiğinde bilmesi gereken herkesin o kararlardan haberi olacak. Bir eylemlilik sürecinden, bir protesto sürecinden, bir mitingden, bir yürüyüşten filan değil bir sürecin yönetiminden ve sonunda; seçim sonunda iktidarın devralınmasından bahsediyorum. Bunların daha fazla oturdukları koltuklarda oturtmanın, bu ülkedeki herkesin malına, canına, kişisel onuruna, aile babalarının, annelerin onur ve haysiyetlerine yapılacak en büyük kötülük olduğunun artık farkındayız. Daha da söyleyecek bir şey kalmamıştır.”

Erdoğan ne demişti?

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanmasına ilişkin konuşan Erdoğan, “Sayın Özel, siz dahil kimsenin kanunları çiğneme hakkı yok. Sağa sola sataşmaktan artık vazgeçin, biz işte buradayız. Gelin millet önünde kara kaplı defterleri ortaya serelim. Bakalım kimin yüzü kızaracak. Sayın Özel başka yerlerde harami arayacağına kendisini fazla yormasın yanında yöresindeki şahıslara baksın. Dosyalardaki iddialara verecek cevapları olmadığı, yapılan hırsızlıklar dün gibi aşikar olduğu için sürekli topu taca atıyorlar. Halbuki onlar da çok iyi biliyor, daha turpların büyüğü heybede. Paniklemelerinin sebebi de budur. Birkaç yıla sokağa çıkacak, hatta milletin yüzüne bakacak halleri kalmayacak” demişti.

Paylaşın

Süper Lig: Galatasaray, Hatayspor’a Takıldı

Süper Lig’in 20. hafta maçında Hatayspor ile Galatasaray, Mersin Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Cihan Aydın’ın yönettiği karşılaşma 1 – 1 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın golünü 56. dakikada penaltıdan Victor Osimhen, Hatayspor’un golünü ise 28. dakikada Cemali Sertel kaydetti.

Galatasaray, bu beraberlik ile puanını 51’e, Hatayspor ise puanını 10’a yükseltti. Galatasaray, Süper Lig’in geride kalan 19 haftalık bölümünde, 16 galibiyet ve 3 beraberlik yaşadı.

Galatasaray, Süper Lig’in ilk yarısında konuk ettiği Hatayspor’u 2 – 1 mağlup etmişti.

28. dakikada Görkem Sağlam’ın sağdan kullandığı korner atışında Rivas’ın indirdiği topa önce Aboubakar dokunda, ardından kale önünde oluşan karambolde Cemali Sertel meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-0

56. dakikada penaltıyı kullanan Osimhen’in vuruşunda top, kaleci Bekaj’ın müdahalesine rağmen ağlara gitti. 1-1

Stat: Mersin

Hakemler: Cihan Aydın, Bersan Duran, Bahtiyar Birinci

Hatayspor: Bekaj, Kamil Ahmet Çörekçi, Kilama, Calvo, Cemali Sertel (Dk. 73 Massanga), Diack, Abdulkadir Parmak (Dk. 73 Boutobba), Görkem Sağlam (Dk. 87 Recep Burak Yılmaz), Fernandes, Rivas (Dk. 73 Kerim Alıcı), Aboubakar (Dk. 90+2 Strandberg)

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan (Dk. 46 Kerem Demirbay), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Dk. 46 Sallai), Jakobs, Berkan Kutlu, Torreira (Dk. 82 Batshuayi), Yunus Akgün, Mertens (Dk. 88 Yusuf Demir), Barış Alper Yılmaz (Dk. 90+5 Jelert), Osimhen

Goller: Dk. 28 Cemali Sertel (Atakaş Hatayspor), Dk. 56 (Penaltıdan) Osimhen (Galatasaray)

Paylaşın

İstanbul’da Sahte İçkiden Beş Günde 38 Kişi Hayatını Kaybetti

İstanbul’da son beş günde sahte içki nedeniyle 38 kişi hayatını kaybetti. İstanbul Valiliği, sahte içki satışı ve tüketiminin önlenmesi için ek tedbir kararları alındığını açıkladı.

Haber Merkezi / Sahte alkol kaynaklı ölümlerin çoğu metanol zehirlenmesiyle gerçekleşiyor. Metanolün çok düşük oranlarda kullanılması bile kalıcı sağlık sorunlarına ve hatta ölüme yol açabiliyor. Metanolün, başta kalıcı körlük olmak üzere pek çok toksik etkisi de bulunuyor.

Ölümler sonrası yapılan polis operasyonlarında 29 ton sahte içki ele geçirildi, 64 işletme kapatıldı. Gözaltına alınan 15 kişiden dördü ‘kasten adam öldürme’ suçundan tutuklandı.

İstanbul’da bu hafta içinde sahte içki tüketimine bağlı tedavi altına alınan 88 kişiden 38’i hayatını kaybetti. Tedavisi tamamlanan 4 kişi taburcu edildi.

İstanbul Valiliği, sahte içki üretimi ve satışının önüne geçebilmek amacıyla bazı ilave tedbirler alındığını duyurdu. Bu tedbirlerin ilki, içki satışı yapan işletmelerde, işletmenin tamamını görebilecek şekilde 7/24 yüksek çözünürlükte kayıt yapabilecek kamera sistemi kurulması ve kayıtların 30 gün süreyle kayıt altında tutma zorunluluğu getirildi.

Denetim ekiplerinin 24 saat aralıksız denetim yapacağını da duyuran Valilik, 1 Ocak’tan bu yana yürütülen operasyonlarda 29 ton sahte alkole el konulduğunu, sahte ya da kaçak içki sattığı tespit edilen 64 işletmenin iş yeri ruhsatı iptal edilerek kapatıldığını açıkladı.

Gözaltına alınan 15 kişiden dördü ‘kasten adam öldürme’ suçundan tutuklandı.

Sahte alkol kaynaklı ölümlerin çoğu metanol zehirlenmesiyle gerçekleşiyor. Metanolün çok düşük oranlarda kullanılması bile kalıcı sağlık sorunlarına ve hatta ölüme yol açabiliyor. Metanolün, başta kalıcı körlük olmak üzere pek çok toksik etkisi de bulunuyor.

24 Aralık’ta yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, yüksek alkollü içkilerin ÖTV tutarları yüzde 13 oranında artırıldı. Zamla birlikte, 70’lik rakı fiyatı bin lira civarında oldu. Buna göre rakıya ödenen miktarın yüzde 71’ini vergi oluşturuyor. Uzmanlara göre alkole gelen zamlar, evde üretilen içkilere ilgiyi artırıyor.

Uzmanlar, vatandaşları bandrolsüz veya şüpheli içki satın almamaları konusunda uyarıyor. Sahte içkinin kokusu, rengi veya tadı normal içkilerden kolayca ayırt edilemeyebilir. Bu nedenle tüketicilerin yalnızca güvenilir kaynaklardan alkol satın alması gerektiği belirtiliyor.

İstanbul Tabip Odası’nın konuyla ilgili açıklamasında ise alkollü içkilere yönelik fahiş vergi uygulamaları sebebi ile alkolün satış fiyatının çok yüksek bir noktaya geldiğine dikkat çekildi.

Açıklamada “Sanayide boya inceltici, teksir makine sıvısı, antifriz, cam temizleyici gibi maddelerin yapımında kullanılan metil alkol (metanol) aynı zamanda yasadışı olarak sahte içki yapımında da kullanılmaktadır. Alkollü içkiler normal şartlarda alkol olarak etil alkol (etanol) ihtiva eder. Ancak ülkemiz koşullarında alkollü içkilere yönelik fahiş vergi uygulamaları sebebi ile alkolün satış fiyatı çok yüksek bir noktaya gelmiştir. Bu da merdiven altı üretimi teşvik etmektedir” denildi.

Oda’dan yapılan açıklamada “Maliyeti düşürmek ve daha fazla kazanç sağlamak için yasal olmayan merdiven altı üretimle insan sağlığı hiçe sayılarak içkiye metil alkol ilave edilmektedir” ifadelerine yer verildi.

“Sahte içki zehirlenmeleri, halk sağlığı sorunudur. Bu anlamda birincil sorumlu kamu otoritesidir. Ancak içki zehirlenmesi vakaları geçmişten beridir kamu otoritesinin İslami muhafazakâr yaklaşımından dolayı üvey evlat muamelesi görmektedir” diyen İstanbul Tabip Odası sahte içkiden zehirlenmelerin ve ölümlerin bir an evvel son bulması için kamu otoritesini göreve çağırdı.

Paylaşın

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Tutuklandı; Yerine Vekil Seçilecek

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, “suç örgütüne üye olmak” ve “rüşvet almak” suçlarından tutuklandı. CHP, Rıza Akpolat’ın yerine belediye meclis üyeleri içinden vekil seçeceğini açıkladı.

Haber Merkezi / 1982 doğumlu Rıza Akpolat 2019 yılından bu yana Beşiktaş Belediye Başkanı olarak görev yapıyordu. 31 Mart 2019 seçimlerinde yüzde 73 gibi yüksek bir oy toplayan Rıza Akpolat, son yerel seçimde de yüzde 64 ile yine belediye başkanı seçilmişti.

“Suç örgütüne üye olma”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “haksız mal edinme” suçlamalarıyla gözaltına alınan CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, savcılık ifadesinin ardından çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı ve cezaevine gönderildi.

Akpolat ile birlikte Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı, Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Sanayi ve Ticaret AŞ Başkanı Önder Gedik ve Aziz İhsan Aktaş’ın da aralarında olduğu 22 şüpheli tutuklandı. 9 kişi adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Beşiktaş’ta olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımıyla bu sabah belediyede bir toplantı yapılarak yol haritası konuşuldu.

Toplantının ardından bir açıklama yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, yaptıkları tutukluluğa itiraz neticesinde Beşiktaş Belediye Başkanı’nın göreve dönmesini beklediklerini söyleyerek, “Başkanımız dönene kadar tamamı Cumhuriyet Halk Partili olan meclis üyeleri içerisinden vekil seçilecek” dedi.

Edinilen bilgiye göre, dört günlük gözaltı süresinde ifadesi alınmadan Adliye’ye sevk edilen Rıza Akpolat’a savcılık sorgusunda Beltaş’ın Temmuz ayında yaptığı hastane gayrimenkulu satışı soruldu.

Beşiktaş Belediye Başkanı, ihale süreciyle ilgili bilgi sahibi olmadığını söyledikten sonra değerlendirme kuruluşunun verdiği rapora göre “değerinin üzerinde satıldığını öğrendiğinde mutlu olduğunu” dile getirdi.

Belediye ile ticari ilişkili Elif LPG ve Akaryakıt ile Bilgay şirketlerinin yöneticisi olan, bugün mahkemece tutuklanan Aziz İhsan Aktaş’la yüz yüze hiç görüşmediğini açıklayan Akpolat, onun aracılığıyla hiçbir kişinin belediyede işe alınmasını sağlamadığını da ifade etti.

CHP yerel yönetimlerinin genç yüzlerinden olan 1982 doğumlu Akpolat 2019 yılından bu yana Beşiktaş Belediye Başkanı olarak görev yapıyordu. 31 Mart 2019 seçimlerinde yüzde 73 gibi yüksek bir oy toplayan Akpolat, son yerel seçimde de yüzde 64 ile yine belediye başkanı seçilmişti.

“Geri adım atmayacağız”

Özgür Özel, Akpolat’ın tutuklanmasına sosyal medya hesabından tepki gösterdi ve “Geri adım atmayacağız” dedi. Ekrem İmamoğlu ise “Kumpaslarınız bu bileği bükemeyecek! Milletin demokrasi yumruğundan kurtulamayacaksınız. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiç birimiz!” ifadelerini kullandı.

Hedef Ekrem İmamoğlu mu?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Çarşamba günü yine Beşiktaş Belediyesi’nde yaptığı konuşmada, “Beni istemeyene, hayatı bana dar etmeye çalışana buradan meydan okuyorum: Büyükşehir Belediyesi’ne ve bana ulaşmak ise hedefiniz, benim yol arkadaşlarıma ve ailelerine çile çektirmenize, bahaneler yaratmanıza, ara yollar üretmenize gerek yok. Onayın benim cezamı, milleti rahat bırakın” demişti.

Alandaki CHP’lilerin önemli bir bölümü de önce Esenyurt, ardından da Beşiktaş belediyelerine yönelik soruşturmaların ana hedefinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu kanaatine sahip.

Aysun Gürbüz, “Hedef kumpas kurmak, İmamoğlu’nu ekarte etmek. Artık İmamoğlu bizim doğal cumhurbaşkanımız. Bugün onun kolunu kaldırmalıyız. O, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın korkulu rüyalarını kabusa çevirecek” dedi.

1980’li yıllardan beri SHP ve CHP’de siyaset yaptığını vurgulayan Gülşen Türüt de “Hak, hukuk, adalet için buradayım. 40 senelik siyasetçiyim, böyle bir dönem görmedim. Verdiğim oyun hakkını sormak, emeklinin dul ve yetimin hakkı aramak için buradayım. İmamoğlu cumhurbaşkanı olmasın ona da kayyum atansın diye bu işler yapılıyor ama sonuna kadar yanında duracağız” yorumunu yaptı.

“Hiç kimse yargıdan muaf değil”

Bu arada TBMM’de AKP Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, soruşturma için “Hiç kimse yargı, hukuk karşısında layüsel (muaf, sorumsuz) değildir” dedi. Bakan Tunç, “soruşturma sürecini beklemek gerektiğini” söylerken “Yapmış oldukları yanlışlıkların, eğer suç unsuru varsa bunun hesabını soracak olan yargıdır” ifadelerini kullandı.

Tunç “dosyanın içeriğini bilmeden, yargıya yönelik birtakım tehditkar ifadeler kullanmak hiç kimseye yakışmayacağını” belirtti ve “Özellikle sorumluluk sahibi olan yöneticilerin, siyasetçilerin bu konuda dikkatli olması lazım” dedi.

Hangi belediyelere kayyum atandı?

31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana dokuz belediyeye kayyum atandı.

Seçimden sonra kayyum atanan ilk belediye Haziran ayında Hakkari oldu. 30 Ekim’de de İstanbul’da Esenyurt Belediyesi’nin CHP’li Başkanı Ahmet Özer tutuklandı ve yerine kayyum atandı. 4 Kasım’da Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine üçüncü defa kayyum atandı.

22 Kasım’da DEM Parti’nin Tunceli ve CHP’nin Ovacık belediye başkanları görevlerinden uzaklaştırıldı. 29 Kasım’da Van Bahçesaray Belediyesi’ne kayyum atandı. 13 Ocak’ta Mersin Akdeniz Belediyesi’nin DEM Partili eş başkanlarının tutuklanmasıyla buraya da kayyum atandı.

YSK, seçimi kazanan yedi belediye başkanına KHK’lı oldukları için mazbatalarını vermedi. Mazbatayı, onlardan sonra en fazla oy alan partinin adayına verdi. Sonraki bir yılda, 52 HDP belediyesine kayyum atandı.

Paylaşın

CHP’den Beşiktaş’ta Tepki Mitingi; Özel’den Dikkat Çeken Açıklamalar

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın gözaltına alınmasına tepki mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Beşiktaş’a milletin helal oylarıyla giremeyenler yargı yoluyla girmeye çalışıyor. Bu bir tükenmişliğin eseridir” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise, ”Bu millet zulme karşı boyun eğmez, hep birlikte direneceğiz. Hukuk ve demokrasinin dışına çıkmış bir iktidar sadece bir partinin meselesi değildir. Şu an yaşadığımız milletin meselesidir. Bugün sana yarın bana” ifadelerini kullandı.

İhaleye fesat karıştırma’ suçlamasıyla 4 gün önce yapılan operasyonla gözaltına alınan 40 kişi arasında bulunan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın İstanbul Adliyesi’ne sevk edilmesinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Örgütü Beşiktaş Belediyesi önünde tepki mitingi düzenledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, mitinge gelen partililere seslendiler. İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: Bugün olan biten sadece Cumhuriyet Halk Partisinin meselesi değildir. Milletin meselesidir. Bugün bana yarın sana. Bu işin sonu yok. İstanbul’da bu operasyonları yürüten aklı dün tek tek anlattım. biz siyasiyiz ama kamu görevi yapıyoruz. Bugün siyasileşmeye çalıştırdıkları yargı sisteminde ne yazık ki uyguladıkları hukukun sözde hukuk olduğunu bize yaşatıyorlar.

Bu operasyonları yapmak için görevlendiren Cumhuriyet başsavcısının siyasi kariyerine bakan herkes yapılan operasyonu görür. Bu başsavcı siyasi bir kişidir.  Siyasi bir kişiliktir, talimatları yerine getirir. Siyasi bir kişiliktir. Bakan Yardımcısı olan bir kişi Sayın Cumhurbaşkanı ifadesiyle siyasi müsteşar olmuştur. Taraf olmuştur.

Söyleyeyim; tuz koktu. Ben adalet istiyorum diyorsanız hepimiz için  bir dönüm noktasındayız. Zaman millet iradesini baskılamaya çalışanlara karşı hep birlikte sesimizi yükseltme vaktidir. Siyaset mertçe rekabet işidir. Yasak getirerek yetkileri elinden alarak değil. Meydan burası gelin yarışalım. Bu kadar net. Hakem de millettir. Sandığı dizayn etmelerine izin  vermeyeceğiz. Sanmasınlar ki seçime böyle girecekler. Sanmasınlar ki rakiplerini kendileri belirleyecek.

Cümlelerimi bitirirken bir kez daha sesleniyorum. Bu ülkenin kadim yargı kurumları bu ülkenin kadim yargı kurumlarının çok saygıdeğer savcıları, hakimleri, mensupları lütfen istirham ediyorum. O kutsal mesleğinizi yerle bir eden bir avuç insana asla müsaade etmeyin. Yoksa bu millet hakkını helal etmez size.

Biz size güveniyoruz. Yargının yargının güzel insanları, saygıdeğer mensupları bu haksız, bu hukuksuz, bu pervasız, pişkin şehvetiyle beraber sadece bir kişiyi mutlu etme çabasını önüne koyan aklın bu yaptıklarına müsaade etmeyin. Tepkinizi gösterin. Yargımızı, adaletimizi sarsmalarına müsaade etmeyin. Bunu istiyoruz ve bunu diliyoruz. Kıymetli hemşehrilerim inşallah bu günlerden kurtulacağız.”

“Talimatlara teslim olmayın”

İmamoğlu’nun ardından konuşan Özgür Özel ise şunları söyledi: “31 Mart tarihinde Beşiktaş, İstanbul, Türkiye bir karar verdi. 22 yıldır yenilmedim, yenilmeyeceğim, kibrin esiri olmuş, gücünün esiri olmuş ve geldiği sokaklarda artık dolaşmayan geldiği yeri unutup millete tepeden bakan birisi, ele geçirdiği güçle geçmişte kendi yaşadığı yargı mağduriyetlerini dile getire getire bir yerlere gelen birisi kendisine yapılan ve yapamayan bütün kötülükleri rakiplerine yapmaya başladı. İşte bizi buraya taşıyan süreç tam da böyle bir hazımsızlığın, milleti tanımamanın sonucudur.

Yargı oyunlarıyla cumhuriyet halk partili belediyeleri girmeye çalışma demokrasinin işi değildir. Bu aslında bir tükenmişliğin eseridir. Buna ‘iyi oldu’ diyen AK Partili iyi niyetli seçmenlerin, MHP’li seçmenlerin olduğuna inanmıyorum. Bu Cumhurbaşkanına verilen desteğe de yok sayıyoruz derlerse bu ülkenin sonu ne olur?

Erdoğan, şunu hatırla senin ne istediyse verdiklerin, sırtını sıvazladıkların, birlikte yol yürüdüklerin, bir gün altlarına çektiğin tankla karşına çıktılar. O gün muhalefet partisi olarak biz, kapalı Meclis’i açtırdık. Ve dedik ki seçimler yapılıp, milletimiz farklı bir karar verene kadar, ülkenin ana muhalefet partisiyiz. Seçilmiş parlamentonun arkasında darbecilerin karşısındayız dedik. Millete güvenme, millete inanmak, kararına saygılı olmak darbe günü muhalefet bile olsanız seçilmişlerin yanında yer almak demektir biz böyle bir partiyiz.

İhsan Aktaş kimin nesi diye baktık. Aktaş’ın şirketleri her yerde var. Yerel ya da merkezi, her yerde şirketleri var. Sayıştay’da THY’de, belediyede de var parti ayırmadan. Araç, temizlik ihalelerinde bu şirketler de var. Bu belediyede de var. Her ihalede bu şirket var. Bu şirketin ya da ismin en CHP ne de başkanımızla bir alakası yok.

İhsan Aktaş üzerinden hem Esenyurt hem Beşiktaş’ı ilişkilendirmeye kalktılar. Aslında kayyum döneminin içinde olunca o plan çöktü. Rıza bey kötü bir şey yapmadı. Dört gündür onu -3. katta tutanlar, sandalyede oturttular. Bugün ifadesi dahi alınmadan adliyeye götürdüler. Madem bugün alacaksın niye dört gün bekletiyorsun. Eminim birkaç saat sonra burada olacak. Kötülük yapanlara gücünüzü gösterin biz sadece size güveniyoruz.

Biz Türk yargısının namuslu, şerefli, vicdanına ve kanuna bağlı, gayrısından tamamen bağımsız olması gereken savcılarının, hakimlerinin olduğunu biliyoruz. Bugün kararı verecek kişiye soruyorum. O dosya siyasi bir dosyaysa suçsuz günahsız insanlara kara çalmak için hazırlanmış bir dosya ise sakın karışmayın. O dosyada bir haksızlık varsa eninde sonunda hesap sorulur. Bunu kimse unutmasın. Kanunsuz emirlere, usulsüz taleplere, siyasete alet edilmek üzere size iletilen talimatlara teslim olmayın.

Buradan yollayana ve koşa koşa buraya gelene değil ama bugün verecekleri kararla, kararlarla tarihleri boyunca, mesleki hayatları boyunca bugünkü kararı sırtına yük etmek istemeyen yargı mensuplarına, bugün verecekleri kararla akşam yatağa başlarını koyduklarında vicdan azabı çekmemesi gereken yargı mensuplarına, onların da birer anne, baba, evlat, eş olduklarını hatırlatarak, ortada bir suç varsa kimseye acımayın ama olmayan bir suçu üretiyorlarsa, size ürettirmeye çalışıyorlarsa, masum insanları siyaseten itibarsızlaştırmak için okuduğunuz güzel mesleğinize, içtiğiniz yemine, vicdanınıza karşı başka bir şey yapmak isteniyorsa sakın ha sakın.”

Paylaşın

Tutuklu Gazeteci Sayısı Rekor Seviyeye Yaklaştı

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) yayınladığı yeni rapora göre, 2024 yılında, dünya genelinde tutuklu bulunan gazeteci sayısı neredeyse tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Çin, İsrail ve Myanmar, gazetecilerin en çok tutuklayan ülke olurken, onları Belarus ve Rusya takip etti.

CPJ CEO’su Jodie Ginsberg, “Gazeteciler, siyasi yolsuzlukları, çevresel sorunları, mali usulsüzlükleri ifşa ettikleri için tutuklanıyor ve cezalandırılıyorlar; bunların hepsi günlük hayatımızı ilgilendiren konular” dedi.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), dünya genelinde basın özgürlüğünü destekleyen bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu‘nun aktardığı rapora göre, 1 Aralık 2024 itibarıyla dünya genelinde 361 gazeteci hapiste.

Daha önceki yıllarda yayınlanan raporlarda, zirvede ve üst sıralarda bulunan Türkiye, 2024 yılının değerlendirildiği son raporda 9’uncu sırada yer aldı. Gazetecileri Koruma Komitesi, Türkiye’nin artık “dünyanın en çok gazeteci hapseden” ülkelerinden biri olmadığını belirtti.

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin 2024 raporunda, Türkiye’de halen 11 gazetecinin hapiste olduğu açıklandı. Türkiye’de hapiste bulunan gazetecilerden dördünün devlete karşı işlenmiş suçlardan müebbet hapis cezasına çarptırılmış kişiler olduğu kaydedildi.

Türkiye’de, 2024 yılında Kürt yanlısı medya kuruluşlarında çalışan gazetecilere yönelik baskının sürdüğü belirtilerek, “Türkiye’de terör örgütü olarak sınıflandırılan yasadışı PKK hakkında haber yapan gazetecilerin hedef alınıyor” ifadesi kullanıldı.

Gazetecileri Koruma Komitesi, Türkiye’de 2016‘da 83, 2017’de 73, 2018’de 68 gazetecinin hapiste olduğunu açıklamıştı. Türkiye, bu dönemde üst üste üç yıl en fazla gazetecinin hapiste tutulduğu ülkeler sıralamasının zirvesinde yer almıştı. Türkiye, 2019 yılında da hapisteki 47 gazeteci ile Çin’in ardından ikinci sırada gösterilmişti.

Gazetecileri Koruma Komitesi, Türkiye’de hapisteki gazetecilerin sayısını 2020 ve 2021 yıllarında 18, 2022’de 40 ve 2023 yılında 13 kişi olarak açıklamıştı.

Gazetecileri Koruma Komitesi, geçtiğimiz yıl en fazla gazetecinin Çin’de hapis tutulduğunu açıkladı. Rapora göre, Çin’de 50, İsrail’de 43, Myanmar’da 35, Belarus’ta 31, Rusya’da 30, Mısır’da 17, Vietnam’da 16, İran’da 16, Eritre’de 16, Azerbaycan’da 13, Türkiye’de 11 ve Suudi Arabistan 10 gazeteci hapiste tutuluyor.

Raporda, yıllardır dünyada en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülke olduğu belirtilen Çin’deki sansür mekanizmasının bu ülkede hapsedilen gazetecilerin gerçek sayısını belirlemeyi oldukça zorlaştırdığı vurgulandı.

Gazetecileri Koruma Komitesi CEO’su Jodie Ginsberg, raporla ilgili yaptığı değerlendirmede, hapsedilen gazeteci sayısındaki artışa dikkati çekerek, “Sayılardaki artış herkes için bir uyanış çağrısı olmalı” dedi.

Ginsberg, gazetecilerin siyasi ve mali yolsuzlukları, çevresel sorunlar gibi günlük hayatı ilgilendiren tüm konularda yanlışlıkları ifşa ettikleri için cezalandırıldıklarını kaydetti.

Gazetecileri Koruma Komitesi, en fazla tutuklu gazetecinin Asya ülkelerinde bulunduğunu, 2024 yılı verilerine göre Asya ülkelerinde toplamda 111 gazetecinin hapiste olduğunu bildirdi.

Asya ülkelerinden, Çin, Myanmar ve Vietnam gibi önde gelen ülkelerde hapiste tutulan gazeteci sayısının geçen yılda da yüksek olmaya devam ettiği, Afganistan, Bangladeş, Hindistan ve Filipinler’in de gazetecileri hapseden ülkeler olarak dikkati çektiği belirtildi.

Belarus’ta 31, Rusya’da 30 ve Azerbaycan’da 13 gazetecinin hapiste olduğu, bu ülkelerde bağımsız medyaya yönelik devam eden baskıların 2024 yılında da sürdüğü aktarıldı.

Paylaşın

Bakırhan: Herkesi Barışa Destek Vermeye Çağırıyoruz

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) “Barış İçin 1 Milyon İmza” kampanyası toplantısında yaptığı konuşmada, “Savaş ciddi bir karanlık yarattı; konuşamıyoruz, düşünemiyoruz, tartışamıyoruz. Kaygılıyız, güvende değiliz, rahat değiliz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye’nin feraseti, Türkiye’de barış ve mücadeleye dönük külliyat ve verilen emekler böyle bir zeminin olduğunu ortaya koyuyor. Halklarımızı bu savaş karanlığından barış aydınlığına taşımaya çalışıyoruz. Bu konuda kararlı ve inançlıyız. İktidarın bu konuda ne düşündüğü önemlidir. Ancak barışı getirecek ve bu karanlığı aydınlıkla sonuçlandıracak olan iktidar değil bizleriz.”

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Türkiye Büyük Millet Meclisine iletmek üzere “Barış İçin 1 Milyon İmza” kampanyası başlattı. Deklarasyona HDK Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu, HDK bileşenleri ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan katıldı.

Bakırhan ise burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Çok önemli bir gündemle buradayız. Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyanın birçok yerinde aslında yaşadığımız birçok soruna sebebiyet veren şeyi, barışın olmamasını konuşuyoruz. Barışın olmaması halinde oluşan tabloyu değerlendiriyoruz. Buradan nasıl bir çıkış sağlayacağımızı değerlendiriyoruz. Bunun için eylem ve etkinlikler yapıyoruz.

Bugün de HDK’nin başlattığı önemli bir kampanya için buradayız. HDK’nin bu kampanyayı başlatması değerlidir. HDK halkların, emekçilerin ve ezilenlerin bahçesidir. Bütün renklerin çatısı altında bulunduğu bir zeminden bahsediyoruz. Bu zeminin barış için bir kampanya başlatması kıymetlidir. Biz de DEM Parti olarak bu kampanyayı destekliyoruz. Üzerimize düşen bütün görev ve sorumlulukları eksiksiz bir şekilde yerine getireceğimizi en başta belirtmek istiyorum.

Ortadoğu’yu görüyoruz, Türkiye’nin yaşadıklarına hep birlikte şahitlik ediyoruz. Hiçbir dönem olmadığı kadar hem Ortadoğu’da hem Türkiye’de siyasal zemin bir kırılmayla karşı karşıyadır. Bu kırılmaları önlemenin yolu da var. Kendi iç demokrasisini ve toplumsal barışını sağlamış olan ülkeler bu yaşanan kaos ve kriz ortamından en az etkileniyorlar, en az kırılmayla çıkabiliyorlar. Ancak kendi barışını sağlayamayan, tekçi ve inkarcı, farklılıkları yok sayan bütün sistemler bu kırılmada ciddi bir güvenlik ve gelecek kaygısı yaşıyor. İşte biz de tam da bugün burada Ortadoğu’daki bu kaos ve krizden Türkiye ve Türkiye halklarının en az şekilde etkilenmesi için sorumluluk almış bulunmaktayız. Bu sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz.

Türkiye bugün tarihinin en büyük kırılmalarından biriyle karşı karşıya kalmayabilirdi. 2013-2015 yıllarında çok değerli bir süreç yürütüldü. Bu süreç demokratik bir zemine taşırılabilseydi, belki bugün yaşadığımız kaygıları yaşamayacaktık. Ortadoğu’daki kaygıların hangi olumsuz etkilerinin buraya yansıyacağını bu kadar kendimize dert etmeyebilirdik. Ama iktidar iki yol arasından tekçi olanı tercih etti, otoriterliği ve zulüm politikalarını tercih etti.

Türkiye hiçbir zaman olmadığı kadar baskıcı ve otoriter bir rejimin olduğu bir süreci yaşamaktadır. Demokrasi yok, özürlükler yok, toplumda ciddi bir çürüme var. Her anlamdaki bu çürümeyi sokaklarda, kentlerde görebiliyoruz. Sadece bununla da kalmıyor, ekonomik olarak da ciddi bir çöküş var. Türkiye artık ekonomiyi çeviremeyecek bir noktaya geldi. Hatta emekli maaşlarını nasıl ödeyeceklerinin kaygısını taşıyorlar. Böyle bir yönetimle karşı karşıyayız. Bu çürüme, kaos ve krizin tek bir sebebi var, o da Türkiye’nin kendi iç barışını, toplumsal barışını sağlayamamasıdır.

Kaynaklar nereye gidiyor? Emekliler, emekçiler, asgari ücretliler ezilirken kaynaklar SMO’lu çetelere maaş olarak gidiyor. Kaynaklar, güvenliğe ve savunmaya gidiyor. Kaynaklar, Kuzey ve Doğu Suriye’de demokratik bir zeminde yaşayanlara karşı SİHA-İHA olarak, top olarak, mermi olarak gidiyor. Barışı savunanlar bunu sormak ve sorgulamak zorundadır. Bu kaynaklar hepimizindir. Bu kaynaklar 85 milyon Türkiyelinindir. Eğer barış diyeceksek, bu kaynakların nereye gittiğini de sormak ve sorgulamak durumundayız.

Evet, savaş bir çürüme ve yoksullaşma yarattı. Savaşın kendisi çöküş ve acı demektir. Buradan çıkmak gerekir. Hem HDK hem DEM Parti olarak hem sol ve sosyalist güçler olarak biz bu çıkışın yolunu defalarca işaret ettik. Demokratik bir zeminde diyalog ve müzakere ile Türkiye’nin başta Kürt meselesi olmak üzere kendi sorunlarını çözmesi gerektiğini belirtiyoruz. Bunun dışında bir yol yok. Bunun dışındaki bir yol bir yere çıkmaz. Bunun dışındaki bir çözüm barışa çıkmaz, Türkiye’yi barışa ve refaha kavuşturmaz.

Sayın Erdoğan’ın Diyarbakır’daki bahsettiği refah ve huzur meselesi tam da toplumsal barışı sağlamakla olur. Biz çözümün yanındayız. Meselelerin demokratik yöntemlerle çözülmesini istiyoruz. Dün yine Cumhurbaşkanı, “Gerekli çağrı yapılırsa tüm Türkiye kazanır” dedi. İyi ve doğru bir tespit. Evet, gerekli çağrı yapılsın ama gerekli çağrının yapılması için de koşullar oluşturulsun.

Bu çağrıyı yapacaklar neye göre çağrı yapacaklar? Demokratik bir zemin var mı? Bir samimiyet var mı? Bir güven ortamı var mı? Çağrı yaptıktan sonra bu çağrının muhataplarının nereye gideceğinin, nasıl yaşayacağının, hangi zeminde yaşamlarını sürdüreceğinin garantisini verecek bir yer var mı? Hepimizin “Evet, budur” diyebileceği bir adres var mı? Yok. Biz de istiyoruz ki koşullar oluşsun, çağrılar yapılsın ve artık bu ülke çatışmalardan, savaşlardan ve şiddetten arınsın. Herkes kendi kimliği ve inancıyla, kendi farklılıklarıyla bu ülkede yaşasın istiyoruz.

Herkesi barışa destek vermeye çağırıyoruz”

Onun için demokratik ulus, demokratik cumhuriyet ve birlikte yaşam diyoruz. Bunları siyaset olsun diye, seçimlerde üç beş oyu alalım diye söylemiyoruz. Biz barışa inandığımız için söylüyoruz. HDK’nin yapmış olduğu bu çalışma önemlidir. Başarıya ulaşacağına eminim. HDK’nin bir bileşeni olarak bizim de sokak sokak, cadde cadde, ev ev dokunmadığımız, gitmediğimiz, barışı anlatmadığımız tek bir yer kalmayacaktır. Bütün örgütümüzle ve yapımızla buna destek verdiğimizi tekrar belirtmek istiyorum.

Savaş ciddi bir karanlık yarattı; konuşamıyoruz, düşünemiyoruz, tartışamıyoruz. Kaygılıyız, güvende değiliz, rahat değiliz. Sabahın köründe kimin kapısının çalınacağı belli değil. Hangi kurumun tehdit edileceği belli değil. İstanbul Barosuna yönelik girişimi gördünüz. Onlar da yeni bir kongre kararı aldılar. Beşiktaş ve Akdeniz Belediyelerinin son günlerde yaşadıklarını gördük. Bu savaş karanlığından çıkabiliriz; koşullarımız var. Türkiye’nin feraseti, Türkiye’de barış ve mücadeleye dönük külliyat ve verilen emekler böyle bir zeminin olduğunu ortaya koyuyor.

Halklarımızı bu savaş karanlığından barış aydınlığına taşımaya çalışıyoruz. Bu konuda kararlı ve inançlıyız. İktidarın bu konuda ne düşündüğü önemlidir. Ancak barışı getirecek ve bu karanlığı aydınlıkla sonuçlandıracak olan iktidar değil bizleriz, buradaki bileşenlerdir. Bu imza kampanyasıyla birlikte daha aydınlık ve güzel günlere ulaşabiliriz. İmza kampanyasını destekliyoruz. Türkiye’nin bütün emekçilerini, ezilenlerini, inanç ve kimlik gruplarını bu imza kampanyasına destek vermeye çağırıyorum. Hepimize başarılar. Kolay gelsin.”

Paylaşın

Hakem Atamaları İçin Yeni Uygulama: VeTAS

Süper Lig ve 1. Lig’de bu haftadan itibaren VeTAS (Veri Tabanlı Atama Sistemi) ile hakem ve yardımcı hakem atamaları gerçekleştirilecek. 20. haftadan itibaren Süper Lig ve  1. Lig’de hakem ve yardımcı hakem atamaları otomatik olarak VeTAS yöntemiyle belirlenecek.

Haber Merkezi / Türkiye Futbol Federasyonu’ndan VeTAS’a ilişkin yapılan açıklamada, “Net ve şeffaf kriterlere bağlı şekilde entegre edilen veri tabanlı atama yöntemi, hakemlik sisteminin profesyonelleşmesi yönündeki kritik yapısal değişikliklerden biri olarak öne çıkmıştı” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Merkez Hakem Kurulu (MHK), hakem atama sisteminde değişikliğe gidildiğini açıkladı.

TFF’den yapılan açıklamada, “Süper Lig ve 1. Lig’de bu haftadan itibaren VeTAS (Veri Tabanlı Atama Sistemi) ile hakem ve yardımcı hakem atamaları gerçekleştirilecek. 20. haftadan itibaren Süper Lig ve 1. Lig’de hakem ve yardımcı hakem atamaları otomatik olarak VeTAS yöntemiyle belirlenecek” denildi.

TFF, açıklamasında VeTAS’a ilişkin ise şu ifadelere yer verdi: “Net ve şeffaf kriterlere bağlı şekilde entegre edilen veri tabanlı atama yöntemi, hakemlik sisteminin profesyonelleşmesi yönündeki kritik yapısal değişikliklerden biri olarak öne çıkmıştı. Şeffaflık ilkemiz doğrultusunda, kulüplerimiz resmi başvuruda bulunarak temsilcileri aracılığıyla sistemi yerinde inceleme imkanına sahip olacaklardır.”

Paylaşın