Diyarbakır: Keçi Burcu

Keçi Burcu; Diyarbakır’ın Sur İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Mardin Kapısı’nın doğusunda, yontulmuş kaya kütlesinin üzerindedir.

Keçi Burcu’na şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Surlardaki burçların en eski ve en büyüğüdür. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen burcun üzerinde, 1223 yılında Mervanoğlu tarafından onarıldığını belirten bir yazıt yer almaktadır.

11 kemerli bu burcun bir dönem tapınak olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Sütun başlıklarında kullanılan formlar Roma Dönemine ait kullanımları hatırlatması devşirme olarak kullanıldığı düşünülebileceği gibi İslam Öncesi Döneme ait bir yapım olması da muhtemeldir.

Burç, diğer Dışkale burçlarına göre oldukça sade tutulmuş ve süslemeye büyük oranda yer verilmemiştir. Yer yer sülüs yazı ve kuş figürü karşımıza çıkmaktadır.

Paylaşın

Diyarbakır: Fındık Burcu

Fındık Burcu; Diyarbakır’ın Sur İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Mardin Kapı ile Yeni Kapı arasında Leblebi Kıran Burcu’nun hemen yanındadır.

Fındık Burcu’na şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Selçuklu Hükümdarı Alpaslan oğlu Ebu’l Feth Melikşah’ın buyruğuyla Mimar Selame oğlu Muhammed tarafından yapıldığı kitabesinde yazılıdır. Adını az yer kaplayan yuvarlak formundan dolayı aldığı söylenilmektedir. Burcun üzerinde bir kitabe bulunmaktadır.

 

Paylaşın

Diyarbakır: Asur Kral Kaya Mezarları

Asur Kral Kaya Mezarları; Diyarbakır’ın Eğil İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadırlar. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Zamana karşı koyarak asırlardır dimdik ayakta duran Asur Kral Kaya Mezarları Dicle Barajı’nın kıyısında bulunmaktadır. Kayalar oyularak Mısır Ehramları şeklinde inşa edilmiştir.

Asur Kral kaya mezarlarının doğu tabanında bir tünel bulunmaktadır. Tünel, kısmen dolması nedeniyle kapalı durumdadır. Tünelin, sığınak veya yer altı barınma yerlerine gittiği düşünülmektedir. Kaya mezarlarının kuzey iç kısmında çizgi şeklinde bir figür bulunmaktadır.

Paylaşın

Diyarbakır: Asur Kalesi

Asur Kalesi; Diyarbakır’ın Eğil İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Üç tarafı derin vadilerle çevrili, öteki tarafı da oyularak, yekpare bir kaya üzerine oturtulmuş kalenin, Asurlular zamanında yapıldığı tahmin edilmektedir. Oldukça büyük bir alana inşa edilen kalenin iç kısmı o dönemde sığınak ve depo olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Kayalar oyularak bugün için bilinen ve görülen 4 tünel kazılarak kaleden metrelerce uzaklıktaki vadilerde bulunan hamam, Dicle Nehri yatağına ulaşmaktadır. Ayrıca sıkışık anlarında düşmana görünmeden yer altından kaçıp güvenli yerlere gitmek için tüneller bulunmaktadır.

Eğilli Yuhanna’nın “Kilise Tarihi” adlı eserinin II. Cildinde; Hunlar ile Doğu Roma (Bizans) arasında geçen savaşlarda gerek halkın, gerekse de askerlerin Eğil Kalesi’ne sığınmış oldukları ifade edilmektedir. Eğil Kalesi’nin batı-ön kısmında, uzun çivi yazısı ile birlikte bir Asur Kralı’nın figürü bulunur.

Yazı tamamen okunmuyor olsa da kolayca takip edilebilir. Yazı ve figür ikindiden sonra, güneşli günlerde net görülebilir. Eğil Kalesi’nde bulunan çivi yazısının bir kral figürü ile birlikte bulunmuş olması, kral figürü ve çivi yazısının Asurlulara ait olduğu görüşünü güçlü kılmaktadır.

Paylaşın

Diyarbakır: Kasım Bey Kümbetleri

Kasım Bey Kümbetleri; Diyarbakır’ın Eğil İlçesi, Şerbetin Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şerbetin Köyünün yüz metre doğusunda ufak bir tepenin üstünde yer alan iki kümbetten birinin, Eğil beylerinden Kasım bin Şah Mehmet Bey’e ait olduğu diğerinin ise, Kasım Bey’in yeğeni Murat Bey bin İsa’ya ait olduğu düşünülmektedir.

Ne zaman yapıldığı bilinmeyen kümbetler, plan ve mimari özelliklerine bakılarak XVI. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Baldaken tarzından inşa edilmiş kümbetlerin ayakları arasındaki kırık kemerler ve iç duvarların kaplamaları ayaktadır. Kümbetin içinde mezar bulunmamaktadır.

Paylaşın

Diyarbakır: Eğil, Kayalardan Yapay Mağaralar

Kayalardan Yapay Mağaralar; Diyarbakır’ın Eğil İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapay mağaraların çoğu, baraj gölü altında kalan “Deran” denilen bölgede bulunur. Baraj su seviyesinin azaldığı yerlerde mağaralar görülebilir. Deran Bölgesinde; kayalara yollar açılarak yolların sağ ve soluna yüzlerce mağara kazılarak bir şaheser meydana gelmiştir.

Paylaşın

Diyarbakır: Eğil, Mağara Kilise

Mağara Kilise; Diyarbakır’ın Eğil İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Eğil Kalesi’nin batı bölümünün güneyinde, kalenin içinde yer alan kilisenin, I. Yüzyılda İsa Peygamberin öğrencilerinden I. Adey tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.

Araştırmalara göre; I. Adey, güneydoğunun en büyük manastırlarından birini yaparak, Eğil’i episkoposluk merkezi haline getirmiştir. Kilise içinde Hıristiyanlarca kutsal sayılan ve çeşitli dönemleri sembolize eden haçlar kazılmıştır.

Paylaşın

Diyarbakır: Eğil, Su Sarnıcı

Su Sarnıcı; Diyarbakır’ın Eğil İlçesi, Yenişehir Mevkii’nde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Eğil’in su ihtiyacı, Eğil’den çok uzaklardaki su kaynaklarından çanak- çömlek toprağından yapılan borularla getirilerek sarnıçta depolanmıştır.

Buradan da başta Kale Mahallesi’ndeki hamam ile Kale Cami ve değişik yerlere yapılan çeşmelere akıtılmıştır.

Plan tipi İstanbul Yerebatan Sarnıcı’nın küçültülmüş şeklidir. Oldukça sağlam durmaktadır. Çanak çömlek borularının büyük bölümü, temel kazılarda ortaya çıkmaktadır.

Paylaşın

Diyarbakır: Eğil, Tacıyan Camisi

Tacıyan Camisi; Diyarbakır’ın Eğil İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Caminin kimler tarafından ve ne zaman yapıldığı hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır.

Farklı görüşlerin olduğu yapıyı Eğil Beylerinden Pir Bedir’in Eğil Beyliği’ni kurduktan sonra 1040 yılında yaptırmış olduğu bilinmektedir.

Tacıyan Camisi, Eğil Asur Kalesi’nin güneyinde, kaleyi çevreleyen surlar üzerine oturtulmuştur. Caminin kuzey ve güney duvarları kısmen mihrap sağlam durmaktadır.

Paylaşın

Diyarbakır: Ergani, Çayönü

Çayönü; Diyarbakır’ın Ergani İlçesinin 6 km. güneybatısında, Sesverenpınar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çayönü, insanın yerleşik düzene geçiş sürecini en iyi yansıtan bir arkeoloji merkezidir. İlçenin 7 km güneybatısındaki Sesverenpınar (Hilar) Köyü’nde yer almaktadır. Çayönü tahıl ve evcilleştirmeye dayalı köy hayatının en eski örneklerinden biridir ve günümüz uygarlığında önemli bir basamak oluşturur. İlk üretimciliğe geçiş evresi olan Neolitik Çağ’ın Türkiye’deki önemli örneklerinden biri olan Çayönü, mimarisi ile dikkat çektiği gibi ilk olarak buğdayın tarıma alındığı ve köpeğin evcilleştirildiği yer olarak da önem taşır.

Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nden aldığımız bilgilere göre M.Ö. 8750 lere ulaşan yoğun geçmişiyle öne çıkmaktadır. Kazılar sonucunda Neolitik Çağa ait örme yuvarlak evler, basit kulübeler ortaya çıkarılmıştır. Çayönü kazılarında bulunan en görkemli yapı “SaltaşlıYapı” olarak bilinen yaklaşık 10 m genişliğinde, yüzeyleri düzletilerek parlatılmış, iri kalker bloklarından olan anıtsal yapıdır. Aynı zamanda Çayönü, Neolitik Çağ yerleşmeleri arasında en fazla sayıda insan iskeletinin bulunduğu yerdir. 605 adet iskelet bulunmuştur.

Ayrıca gömülerden birinin kafatasında beyin ameliyatına ait izler saptanmıştır. Bu bulgular Çayönü halkının tıp alanında ne kadar da ileri bir seviyeye ulaştığının bir kanıtı olarak kabul edilebilir. Çayönü halkına ilişkin diğer bir özellik ise, süslenmeye oldukça düşkün olmuş olmalarıdır. Köyün ilk sakinleri, hemen yakınlarındaki tatlı su kaynaklarından topladıkları salyangoz kabuklarından, hayvanların ön kesici dişlerinden ve çevreden topladıkları yumuşakçalardan halka ve damla şeklinde biçimlendirdikleri boncukları takmışlar. Zamanla taşlara çeşitli geometrik şekiller vermişler. Çevredeki taşların çeşitliliği ve renkliliği boncuklara da yansımış.

Gerekli maden cevherlerinin yakınlarda oluşu, madencilik alanındaki ilerlemeyi kolaylaştırmıştır. Çayönü yerleşikleri, çevrelerindeki bakır yataklarında bulunan doğal bakırı döverek şekillendirmişler, delici, boncuk, levha gibi nesneler üretmişlerdir. Bakırı taş gibi kullanmanın ötesinde bir beceriye sahip oldukları, önce bakırı ısıtıp sonra şekillendirmelerinden anlaşılmaktadır. Çayönü gerek mimarisi gerekse değişik nitelikteki zengin buluntuları ile bütün kültür basamaklarının izlenebildiği ve Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem içinde ilişki kurmuş olduğu, etkilediği ve etkilendiği bölgeleri en iyi yansıtan yerleşme olması açısından “anahtar yerleşme” olarak adlandırılan bir ören yeridir.

Paylaşın