CHP Lideri Özgür Özel: 2025 Yılında Sandık Gelecek

İzmir’de yaptığı açıklamada erken seçim çağrısını tekrarlayan CHP Lideri Özgür Özel,  “2025 yılında sandık gelecek. Sandığın gelmesi için var gücümüzle çalışacağız. Aksi takdirde biz bu milletin önüne bir sandık koyacağız ve bu milletin bu iktidardan artık desteğini çektiğini göstereceğiz. Bunun bir başka yolu yok” dedi.

Haber Merkezi / Aday belirleme sürecine ilişkin de konuşan Özgür Özel, ”Ortak akıl artık bizim adayımızın belli olması yönünde. En geniş katılımla belirleyelim dedik. En geniş katılım kim? Ya sayıları 1 milyon 600 bine yaklaşan Cumhuriyet Halk Partisi üyesi. Burada da şöyle bir süreç tarif ettik. Dedik ki üyelikleri açalım ve cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinde söz sahibi olmak isteyen herkesin Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine davet edelim, dedik. Şu anda online üyeliklerde günlük 10-12 kat artış var” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Şimdi zaten bir bilirkişi raporu biliyorsunuz ilk önce ‘korsan’ dedikleri sonra ismiyle cismiyle çalışırken fotoğraflarıyla, görevlendirme yazılarıyla resmi bir bilirkişi raporu var. O bilirkişi raporunu yok edemedikleri için yok saymaya çalıştılar. Ve gözaltıları, tutuklamalara çevirirken bile bilirkişi raporunu dosyaya sunmadılar. Şimdi de bu konuda o bilirkişi raporu gizlenemeyecek, mızrağın çuvala sığmadığını gösteriyordu. Sorumluyu Valilik, İl Özel İdaresi ve Bakanlık olarak ifade ediyordu. ‘Bakanlığı sil, yerine Bolu Belediyesi’ni yaz.’ Bilirkişiler mesleki onurlarına sahip çıktılar, bu baskıya direndiler. Ben de raporu yayınladım. O günlerde rapora ‘korsan’ diyordu, korsan olması için yetkisiz olması lazım. Yetki belgesi de çıktı.

Çalışırkenki fotoğrafları çıktı, isimleri belli. Bir kere Adalet Bakanı’nın benim şahsımdan değil, benden yana haydi sorun yok. Ama manipülasyon yaptığı, kandırdığı ve duygularıyla oynadığı hem o mağdur insanlardan hem de bütün milletimizden özür dilemesi gerekir. İkincisi İçişleri Bakanı söylediğinde kendisini dinledik. ‘Müfettişlerimiz var, kimin sorumlu olduğu ortaya çıkacak’ diye. Niye açıklamıyorlar? Neyi bekliyorlar biliyor musunuz? Nasıl o gün vefat sayısını açıklamak için Ankara il kongresini bekledilerse şimdi de büyük kongrelerini bekliyorlar. Büyük kongrede birkaç bakanla birlikte veya çok sayıda bakanla birlikte, takdir kendilerinin, ama bu bakanı da içine koyup normal bir kabine revizyonuymuş gibi bakan değiştirecek.

Böylelikle bu bakanın yaptığı sorumluluğun partisinin sırtına yük olmamasını istiyor. Ama böyle oyunlarla devlet yönetilmez, bu ciddiyetsizlik. Ve hepimiz biliyoruz ki sorumlu Turizm Bakanı’dır, koca tabelada yazdığı gibi, bütün bilirkişi raporunda yazdığı gibi, bütün kanunlarda yazdığı gibi. Ve bu bakanı atayan da Recep Tayyip Erdoğan’ın ta kendisidir. İyi bir şey olduğunda ‘Ben yaptım, ben’ deyip, kötü bir şey olduğunda susmak ve daha sonra da normal kabine revizyonuyla bakan değiştirme numaraları çekmek olmaz. Çatır çatır istifa etmesi lazım, istifa etmiyorsa görevden alması lazım. Ama maalesef suçluların telaşıyla ve kendisini gizleme amacıyla böyle bir yola giriyor.

“Sandığın gelmesi için var gücümüzle çalışacağız”

2025 yılında sandık gelecek. Sandığın gelmesi için var gücümüzle çalışacağız. Aksi takdirde biz bu milletin önüne bir sandık koyacağız ve bu milletin bu iktidardan artık desteğini çektiğini göstereceğiz. Bunun bir başka yolu yok. Bunun için ön hazırlıklarımızı yaparken aday belirleme sürecine de başlamış durumdayız. Bu benim şahsi kararım değil. Zaten eğer şahsen ‘Ben kendim aday olacağım’ desem bu bir şahsi karardır. Ben ondan feragat etmişim. Bir partinin genel başkanı aday olacaksa aday olur zaten. Ama ben bundan feragat etmişim. ‘Biz belirleyeceğiz, bir grupla’ desek.

Onu yapmıyoruz. ‘Sadece MYK ile’ desek, yapmıyoruz. Ben bunu nasıl yaparım diye partinin bütün seçilmişlerini bir dizi toplantıya çağırdım biliyorsunuz. Tüm milletvekillerimizi çağırdım, Parti Meclisi üyelerimizi, MYK’mızı defalarca topladık. Ortak akıl artık bizim adayımızın belli olması yönünde. ‘Nasıl belirleyelim’de de en geniş katılımla. En geniş katılım kim? Sayıları bir milyon 600 bine yaklaşan Cumhuriyet Halk Partisi üyesi. Burada da şöyle bir süreç tarif ettik. Dedik ki ‘Üyelikleri açalım ve cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinde söz sahibi olmak isteyen herkesi Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine davet edelim’ dedik.

Şu anda online üyeliklerde günlük 10-12 kat artış var. Zaten bunun çok üstünde de bütün il ve ilçelerimiz üyelik başvuruları var. Ensar Aytekin ve Selin Sayek Böke imzasıyla gönderdiğimiz talimatla Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilçe ve il başkanlıkları cumartesi-pazar dahil gece 21.00’e kadar üye kaydı için açık tutuluyor, nöbetçiler var. Yoğun bir üye kaydı yapıyoruz. İleride bu rakamlar paylaşılır. Şu anda adeta Türkiye’de bir seçmen kaydı yapılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayının, dolayısıyla geleceğin cumhurbaşkanının aday gösterilmesi sürecinde seçmen olmak isteyen herkes şu anda kayıtlarını yaptırıyorlar.

CHP üyesi iseniz yeniden kayıt yaptırmanıza gerek yok. CHP üyesi değilseniz ama gönlünüzden geçen bir adayı desteklemek istiyorsanız, baba evinin kapıları ardına kadar açık. O sürecin içindeyiz. Partinin bütün seçilmişlerine danıştığımız, görüşlerini aldığımızı ve ekseriyete uyduğumuz bir sürecin içindeyiz. Bazı farklı görüşler elbette olabilir, her konuda olabilir. Onlara da saygı duyuyoruz. Ama bu organlardaki toplantılardaki genel eğilimin bu olduğunu zaten bu organlardaki herkes biliyor.

Önce Suat Bey’i çıkaracağız, sonra kapatacağız. Yani Suat Bey’i Silivri’nin kapatılmasını bekleyene kadar bekletemeyiz. En kısa zamanda, itiraz dilekçesinin sonucunu hızlı alacağımızı düşünüyoruz. En kısa zamanda Suat Bey’in aramıza dönmesini bekliyoruz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, talimatlandırılmış yargının ön infaz yöntemi terk edilecek. Herkesin tutuklanması, tutuklu yargılanması değil, tutuklama çok istisnai bir durum olacak. Hızlı ve adil yargılamalar yapılacak.

“Kimseye düşman hukuku uygulanmayacak”

Kimseye düşman hukuku uygulanmayacak. Zaten kimseye düşman gözüyle bakılmayacak. O zaman da Silivri gibi devasa yapılara değil, daha mütevazi ve mahkum yakınlarının da daha rahat gidip gelebilecekleri, daha mütevazi binalara ihtiyaç olacak. Bizim büyük binalara üniversiteler için, araştırma, Ar-Ge merkezleri için, silikon vadileri için ihtiyacımız var. Silivri‘deki o binalar yıkılmayacak sadece tabelası değişecek. Bilime hizmet eden, insanlığa hizmet eden bir yer olacak. Mansur Bey’in dün ifade ettiği, Sevgili Ekrem İmamoğlu‘nun sahiplendiği konu Cumhuriyet Halk Partililerin hepsinin geleceği ilişkin umududur, beklentisidir. Bunları mutlaka hep birlikte omuz omuza, el ele, kol kola gerçekleştireceğiz.

Şimdi Tuncay Özkan bir iddia ortaya koymuş ve kendisi yaşadığını bunu söylüyor. Bu iddiaya soruşturma açmak yerine Tuncay Özkan’a soruşturma açıyorlar. Tuncay Özkan ne diyor? Bize de geçmişte anlattı. ‘Ben böyle böyle böyle süreçler oldu. Gittim işte tahlillerimde şu ağır metaller çıktı, karaciğerim şu zararları gördü, şu tedavileri gördüm.’ Aklı başında bir savcı, yani burada çok kıymetli hukukçular var, belediye başkanlarımız, il ilçe yöneticilerimiz içinde. Bana düşmez ama, aklı başında bir savcı bu durumda Tuncay Özkan’a soruşturma açmak yerine Tuncay Özkan’ı bilgi vermek üzere, bu konuyu tahkik etmek üzere bilgisine başvurması lazım Tuncay Özkan’ın. Tuncay Özkan’dan yapacakları basit.

Tahlillerini isteyecekler, hangi süreçte, ne saptanmış. Bilirkişi tayin edecekler, bu kişinin vücudunda bu nasıl bulunabilir? Tuncay Özkan’ın iddiasını bilirkişilere soracaklar ve bir soruşturma başlatacaklar. Bir kere Tuncay Özkan’ın söylediğinin yalan olduğunu nereden biliyor? Diyor ki ‘Gerçek olmayan bilgiyi alenen yayma suçu.’ Bilgi daha bugün sabah söylendi. ‘Beni zehirlediler’ diyor. Önce bir bak bakalım zehirlemişler mi zehirlememişler mi? Zehirledilerse zehirleyenleri yargılarsın. Yok zehirlemedilerse o zaman ‘Gerçek olmayan bilgi’ dersin.

Kötü niyet buradan belli yani. Beş dakika içinde sen bunu gerçek olmayan bilgi.. Tuncay Özkan’ın da elinde kapı gibi Almanya’da tedavi gördüğü, ağır metalden vücudunu arındırdığı, efendim daha öncesinde tahlilleri var. Bana kendisi bunları bir uçak yolculuğumuzda uzun uzun anlatmıştı. ‘Böyle şeyler yaşandı bu ülkede’ dedi. Tabii ki ispata muhtaç. Ama Tuncay Özkan’ı çağır, bir bilgisine başvur bakalım. Yalan olduğunu nereden biliyorsun? Sen buna direkt yalan diyorsan kendin gerçeğe kapalısın zaten. Öyle bir durum var ortada. Araştırılır, ortaya çıkar ama yaklaşım son derece yanlış.”

Paylaşın

Erdoğan: Hırsızlık Ve Yolsuzluğu Örtemeye Kalkan Zihniyetle Karşı Karşıyayız

Partisinin Antalya İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Küresel ve bölgesel dengelerin yeni baştan kurulduğu şu kritik dönemde Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi kaçıracak tek bir fırsatı heba edecek tek bir potansiyeli yoktur” dedi ve ekledi:

“Bir de kifayetsiz muhterislerin edep ve ahlak sınırları tanımayan hezeyanlarıyla uğraşmak mecburiyetinde kalıyoruz. Hırsızlık, yolsuzluk tacizi örtemeye kalkan pişmiş zihniyetle karşı karşıyayız. Türkiye’ye tamamen yabancılaşmış bir kafa yapısıyla muhatabız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Antalya Spor Salonu’nda düzenlenen 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Güzel Antalya’da bizi tekrar bir araya getiren Rabbime hamd ediyorum. Sizlerin şahsında Antalya’nın dört bir köşesinde yaşayan kardeşlerime buradan selamlarımı gönderiyorum. Türkiye Yüzyılı’nda Antalya sadece ülkemizin değil Akdeniz havzası şehirlerin içinde de inşallah yıldız gibi parlamaya devam edecektir. Antalya’da son mahalli seçimlerde arzu ettiğimiz neticeleri alamadığımızın farkındayız.

Siyaset uzun soluklu bir mücadelenin adıdır. Bir felsefeci hiç yenilmemiş insan hiç savaşmamış olandır diyor. Bir şairimiz de yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır, mısralarıyla mücadelenin kesintisizliğini ifade ediyor. Geçen seçim dünde kaldı artık bize düşen bugün için yeni sözler söylemek gelecekteki zaferler için şimdiden hazırlanmaktır.

Sizlerden bu kongremizle birlikte 2028 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilleri seçimleriyle 2029 mahalli idareler seçimleri için vakit kaybetmeksizin çalışmaya başlamanızı istiyorum. Zaman su gibi akıp gidiyor. Önümüzde 3 yıllık zaman dilimi var. Her zaman söylüyorum boşa geçirecek vaktimiz yok. Muhalefet gibi sanal tartışmalara, kayıkçı kavgalara ayıracak tek bir anımız bile yok. Onların sadece kendi çıkar, ceplerini, siyasi kariyerlerini düşünen gündemlerine takılıp, kalamayız. Laf ve polemik yerine iş ve hizmet üretmemiz gerekiyor. Nitekim biz de bunu yapıyoruz.

İşte bu sabah TÜİK tarafından 2024 yılına ait turizm rakamları açıklandı. Buna göre 2024’de hedeflerimizin de ötesine geçtik. Turist sayısı 62,3 milyon kişi. Turizm gelirlerimiz ise 61,1 milyar dolar oldu. Bölgemizde ve dünyada yaşanan tüm zorluklara rağmen kriz ve belirsizliklere rağmen bu rakamlara ulaştık. İnşallah çok daha iyi yerlerde olacağız.

Bolu Kartalkaya’daki facia gibi trajedilerin bir daha yaşanmaması adına gereli tüm adımların atılmasını sağlayacağız. Bolu’daki yangınla ilgili mevzuatla ilgili problem varsa Gazi Meclisimizde çözüme kavuşturacağız. Milyonlarca insanımızın rızık kapısı olan Antalya gibi şehirlerimizin en büyük gelir kaynağı olan Türk ekonomisinin bacasız sanayisi olan turizm sektörünün başarısı için ortak akılla sorunlarımıza çözüm arayacağız. Gözünü tamamen para hırsı bürümüş, kendi kazancından başka hiçbir şeyi düşünmeyen, tamahkarların, aç gözlü fırsatçıların vatandaşları ve misafirlerimizi tehlikeye atmasına asla müsaade edemeyiz.

Bolu’daki facianın son olmasını temin etmek hepimizin görevidir, hepimizin boynunun borcudur. Bir kez daha yangın faciasında vefat eden 78 kardeşimize yüce Allah’tan rahmet, tedavileri süren kardeşlerimize Allah’tan şifa diliyorum. Bir yanda Bolu’daki otel yangını gibi felaketlerin acılarıyla yüreklerimiz yanarken yürütülen çalışmaları tüm safhaları yakından takip ediyoruz. Bu olayda sorumluluğu olan kimsenin gözünün yaşına bakmayacak, kimin eksiği, hatası, ihmali veya kusuru varsa hepsinden tek tek hesap sorulmasını temin edeceğiz.

Güvenliğimiz bakımından hayati öneme sahip güneyimizdeki gelişmeleri izliyor ve kendi hamlelerimizi planlıyoruz. Kurmak istediğimiz güvenlik hattını tamamlayana ve tüm terör örgütlerin başını ezene kadar durmayacağız. Hayat pahalılığın üstesinden gelmek için kararlı ekonomi programı izliyoruz. Enflasyon düştükçe bilhassa sabit gelirlilerimizin refah gelirini arttırmak için daha iyi iklim ve imkâna sahip olacağız.

Küresel ve bölgesel dengelerin yeni baştan kurulduğu şu kritik dönemde Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi kaçıracak tek bir fırsatı heba edecek tek bir potansiyeli yoktur. Bir de kifayetsiz muhterislerin edep ve ahlak sınırları tanımayan hezeyanlarıyla uğraşmak mecburiyetinde kalıyoruz. Hırsızlık, yolsuzluk tacizi örtemeye kalkan pişmiş zihniyetle karşı karşıyayız. Türkiye’ye tamamen yabancılaşmış bir kafa yapısıyla muhatabız.

“Ağzından çıkanı kulağı duymuyor”

Ülkemizde ve bölgemizde yaşanan hiçbir hadiseye Türkiye merkezli bakmak istemiyorlar. CHP Genel Başkanı kırdığı potların, yaptığı gafların çetelesini tutmaya gençlerimizin bile sabrı kalmadı. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Uzatılan her mikrofona bir şeyler söylüyor, üst perdeden kendince ahkam kesiyor. Ertesi gün ‘ben öyle demek istemedim’ diyerek sözlerini tekzip ediyor, kendi kendini yalanlıyor. Şimdi de çıkmış Amerikan filosuna secde etmekten bahsediyor. Sayın Özel’e şunu hatırlatıyorum, müflis tüccar misali eski defterleri karıştırmayı bırak. Emperyalizme kimin kulluk ettiğini görmek istiyorsan 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde kapı kapı dolaşan eski genel başkanına bak.

Ekonominin başına sömürge valisi gibi yabancıları getirmekten bahseden siz ve sizin partinizdi. Siz IMF kapılarında el açarken 23,5 milyar dolarlık borcu kapatarak ülkemize ekonomik bağımsızlığını kazandıran biz olduk. Biz yarım asır boyunca emperyalizme ve uşaklarına karşı yürüttüğümüz mücadelenin 1 günlük sadakasını versek mevcut CHP yönetiminin 7 sülalesine yeter.

Sayın Özel’i muhatap alsak bize yazık muhatap almasak bu sefer millete yazık. Sayın Özel oturduğu koltuğun hakkını halen veremedi. Bay Kemal’in gösterdiği sarı kart sayın Özel’in ayarını bozdu, dengesini sarstı, oyundan giderek düşmeye başladı. Böyle giderse yakında ikinci sarı kartı da görecek. Yüzüne gülüp, yanında durup, sırtından hançerleyenleri burada saymıyorum. Nereden bakarsak acınacak durum içinde.

CHP’nin içindeki kavga, ayak oyunu, rekabet zaten bu partiyi içten içe çökertiyor. Artık iyice ayyuka çıkan bu koltuk kavgasını CHP’nin kendi meselesidir diyerek zaten nazar-ı dikkate almıyoruz. Bu çamur ülkenin ve milletin bekasını ilgilendiren bu konulara sıçramaya başladığında susma hakkımız kalmıyor. Yine atalarımızın ‘hadsize had bildirmenin 40 yetime yetime kaftan giydirmekten daha evla olduğu’ sözünü de unutmuyoruz. Biz bu tür tartışmaların tarafı olmaktan hicap duyuyoruz. Milletimize karşı sorumluluklarımızın gereği olarak bu söz düellosuna girmek mecburiyetine kalmasak inanın hepsini yok sayacak bu vakti ve enerjiyi daha hayırlı işlere teksif edeceğiz.

Vatanın selameti ve inkışafı için hayal kuran, kalbi heyecanla çarpan, kötülüklerin yok olması için karınca misali bir damla su taşımayı vazife addeden, tuğla üstüne tuğla koymak amacıyla kolları sıvayan, dosta güven, düşmana korku veren velhasıl ülkesi ve milleti için gece gündüz çalışan herkese buradan şükranlarımı sunuyorum.

Yoldaşımız milletimiz olduğu müddetçe Allah’ın izniyle istikametimizi ne içerideki bedbah ve gafiller ne de dışarıdaki düşmanlar bozabilir. Bugünlere hep milletimizle birlikte geldik. Tüm saldırıları milletimizle sırt sırta vererek püskürttük. Tüm engelleri milletimizin güçlü desteği ile aştık. Doğruluktan, dürüstlükten, samimiyetten ayrılmadık.

Bu süreçte bizi ülkeye ve millete hizmetten alıkoymaya çalıştılar. Milletin teveccühünden uzaklaştırmak için her yolu denediler. Demokrasi dışı yöntemlerle sindirmek, korkutmak istediler. Hukuk dışı uygulamalarla meşru siyaset sahasının dışına çekmeye heves ettiler. Bizim çalışma azim ve şevkimizi örselemek için darbeden, sokak olaylarına her türlü yöntemi devreye aldılar.

27 Nisan bildirisini nasıl unutabiliriz? 7 Şubat MİT krizini nasıl unutabiliriz? Gezi olayları üzerinden sahnelenen kirli oyunu nasıl unutabiliriz. Çukur terörüyle Kürt kardeşlerimize yaşatılan acıları nasıl unutabiliriz. 253 vatan evladını şehit verdiğimiz 15 Temmuz ihanetini nasıl unutabiliriz? DEAŞ’ından bölücü terör örgütüne kadar üzerimize salınan cinayet şebekelerini nasıl unutabiliriz?

Suriye’de 13 yıl boyunca yanan ateşi ülkemize taşıma senaryolarını nasıl unutabiliriz? Kimisi bilinen çoğu da bilinmeyen nice saldırı, ihanet, tuzak, bel altı vuruşu hangimiz nasıl unutabiliriz? Bunların hiçbirini unutmadık ve unutmayacağız. Yaşananlardan ibret alacak, ders çıkaracak istikbalimizi buna göre şekillendireceğiz. Muhalefet ne yaparsa yapsın ayrıştırıcı siyasete tevessül etmeyeceğiz. Muhalefetin kışkırtmalarına tevessül etmeyecek birleştirici, yapıcı siyasetten ayrılmayacağız. Sırtımızı Hak’ka ve halka yaslayacağız.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak günü kurtarmaya değil yarınlarımızı inşa etmeye odaklanıyoruz. Yüzyılların rüyalarının peşinden koşuyoruz. Cumhur İttifakı olarak hedeflerimize kilitlenmiş vaziyetteyiz. Menzile varıncaya kadar durmadan, dinlenmeden ilerleyeceğiz. Allah ömür verirse daha nice yıllar bu ülkeye aşkla, şevkle hizmet etmeye devam edeceğiz.

Antalya’ya 850 milyar lira kamu yatırımı yaptık. Antalyamıza üçü vakıf biri devlet olmak üzere 4 yeni üniversite kurduk. 33 bin seyirci kapasiteli stadyum dahil toplam 128 adet spor tesisi kazandırdık. 4 bin 991 yataklı 27 hastane ve ek binalar dahil 68 sağlık tesisi inşa ettik. 300 yataklı Aksu Devlet Hastanemizi yıl sonunda, 150 yataklı Konyaaltı Devlet Hastanemizi önümüzdeki yılın başında vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş olacağız.

TOKİ vasıtasıyla 6 bin 184 konut projesini hayata geçirdik. Antalya’da 6 millet bahçesi projemiz bulunuyor. Bunların 5’inin yapımını tamamladık. Karayollarında 195 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 742 kilometreye ulaştırdık. Turizm ve ticaretin iki başkenti Antalya ile Mersin’i birleştirecek Akdeniz Sahil Yolu projesini hayata geçirdik. 9,5 saat süren seyahat süresini 5 saat 50 dakikaya, güzergah üzerinde yer alan Antalya-Alanya ve Çeşmeli-Kızkalesi yolunun bitirilmesiyle 4 saat 30 dakikaya düşüreceğiz.

Toplam 122 kilometre uzunluğunda projelendirdiğimiz Antalya-Alanya otoyolumuz ticaret ve tarım sektörüne hizmet edecek. Yoğun zamanlarda 4,5 saat süren seyahat süresi yaklaşık 1 saate inecek. Antalyalı kardeşlerimizin şehir içi ulaşım çilesini çözecek 4 kritik kavşağı ve farklı seviyeli kavşakların temelini yakında atıyoruz. Akdeniz Sahil Yolu’nun Antalya-Manavgat arasında yer alan yeni nesil hemzemin akıllı kavşağa dönüştüreceğiz. Antalya’nın batısı ile doğusunu bağlayacak, ana arterlerde oluşan trafik yükünü hafifleteceğiz.

Elmalı-Finike, Antalya-Taşağıl-Konya yolu gibi 27 ayrı karayolu projesine devam ediyoruz. Eskişehir-Kütahya-Afyonkarahisar-Burdur-Antalya hızlı tren hattının hızlı tren proje çalışmalarını bitirdik. Kayseri-Nevşehir-Aksaray-Konya-Antalya hızlı tren hattını gündemimize aldık. Gazipaşa yat limanımızın inşa çalışmalarını bitirdik, çok yakında hizmete açmayı planlıyoruz.

Gazipaşa-Alanya Havalimanı ve mevcut Antalya Havalimanı ile şehrimizi iki havalimanı ile dünyanın dört bir yanına ulaşır hale getirdik. Devletimizin kasasından tek kuruş çıkmadan 927 milyon Avro yatırım bedeli ile Antalya Havalimanı’nda genişletme çalışmasını yapıyoruz. Havalimanımızı büyütme projemizin yüzde 90’ı bitti. İnşallah yakında tüm çalışmalarımızı tamamlıyoruz.”

Paylaşın

2024 yılında AİHM’e En Çok Başvuru Türkiye’den Yapıldı

31 Aralık 2024 itibarıyla, AİHM’e 60 bin 350 dava başvurusu bulunuyor. Bu başvuruların 21 bin 600’ü Türkiye kaynaklı hak ihlali iddialarından oluşuyor. Türkiye bu rakamla halihazırda AİHM iş yükünün yüzde 35,8’ini oluşturuyor.

Türkiye’yi bu alanda sırasıyla Rusya Federasyonu (8 bin 150), Ukrayna (7 bin 700), Romanya (3 bin 850), Yunanistan (2 bin 600), İtalya (2 bin 150), Polonya (2 bin 50), Azerbaycan (bin 950), Moldova (bin 150), Slovenya (bin) ve diğer 37 devlet (8 bin 150) izliyor.

AİHM gündeminde 2023 sonunda toplam 68 bin 450 dava başvurusu bulunuyordu. Türkiye 2023 yılını 23 bin 397, 2022 yılını 20 bin 115, 2021’i ise 15 bin 251 dava başvurusuyla kapatmıştı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2024 yılı bilançosunu içeren raporunu yayınladı. Rapora göre, AİHM’de 2024 yılında 28 bin 800 başvuru kayda alındı. Bu rakam, 2023 yılındaki 34 bin 650 başvuruya göre yüzde 17’lik genel düşüşü temsil ediyor. Raporda bu durumun, “Türkiye, Macaristan, Belçika, Slovenya ve Sırbistan’a yönelik başvuru sayısındaki azalmadan kaynaklandığı” belirtiliyor.

AİHM’in gündeminde toplam 60 bin 350 dava başvurusu bulunuyor. Türkiye, 21 bin 600 dava başvurusuyla, mahkemenin iş yükünün yüzde 35,8’ini temsil ediyor. Bu başvuruların 18 bine yakınının “FETÖ/PDY başvurularıyla ilgili” olduğu belirtiliyor.

Türkiye’yi bu alanda sırasıyla Rusya Federasyonu (8 bin 150), Ukrayna (7 bin 700), Romanya (3 bin 850), Yunanistan (2 bin 600), İtalya (2 bin 150), Polonya (2 bin 50), Azerbaycan (bin 950), Moldova (bin 150), Slovenya (bin) ve diğer 37 devlet (8 bin 150) izliyor.

AİHM gündeminde 2023 sonunda toplam 68 bin 450 dava başvurusu bulunuyordu. Türkiye 2023 yılını 23 bin 397, 2022 yılını 20 bin 115, 2021’i ise 15 bin 251 dava başvurusuyla kapatmıştı.

Geçen yıl Türkiye hakkında 73 davada karar açıklayan AİHM, bunlardan 67’sinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) en az bir maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. Bunlardan 15’i AİHS’in “ifade özgürlüğünü” düzenleyen 10’uncu maddesi, 19’u “özgürlük ve güvenlik hakkını” düzenleyen 5’inci maddesi, 13’ü de “adil yargılama hakkını” düzenleyen 6’ıncı maddesiyle ilgili verildi.

Paylaşın

ABD Öncülüğündeki Koalisyon, Suriye’ye Ağır Silahlar Gönderdi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), ABD öncülüğündeki koalisyonun, Suriye’deki çok sayıda üsse, ağır silahlar da dahil olmak üzere askeri takviye konuşlandırdığını bildirdi.

Haber Merkezi / SOHR, askeri malzeme takviyesinin, bölgenin güvenliğini sağlama ve IŞİD’in gizli hücrelerinden gelebilecek potansiyel tehditleri önlemeyi amaçlayan devam eden askeri operasyonların bir parçası olduğunu belirtti.

SOHR, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’a ait askeri, lojistik malzeme ve silah taşıyan bir kargo uçağı, Haseke’nin kuzeyindeki Rumeylan kırsalındaki Harab el-Ceyr üssüne indiğini duyurdu.

SOHR’un açıklamasına göre, büyük zırhlı araçlar, ağır silahlar, toplar, askeri araçlar, mühürlü konteynerler ve akaryakıt tankerleri taşıyan 60 tırlık bir konvoy da kara yoluyla Suriye’ye girdi.

SOHR, “Askeri ve lojistik malzeme taşıyan 20 tır ile yakıt kamyonları da Qasrek üssüne ulaştı” açıklamasını yaptı.

SOHR’a göre, 28 Ocak’ta koalisyona ait bir kargo uçağı da Haseke ilinin güneyindeki Şeddadi üssüne inerek askeri ve lojistik yardım malzemesi teslim etti.

ABD’nin Suriye’de dokuz üssü bulunuyor. Bunlardan biri Humus’un doğusundaki Tanf’ta, ikisi Deyr ez Zor’da ve altısı da Haseke’de bulunuyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, aralık ayının başından bu yana kargo uçaklarının düzenli olarak Bradley Savaş Araçları da dahil olmak üzere gelişmiş askeri teçhizat taşıdığını bildirmişti.

SOHR ayrıca, Koalisyon güçlerinin özellikle Koniko gaz tesisi ve El Ömer petrol sahası (Deyr ez-Zor’da) olmak üzere kilit üslerdeki varlıklarını güçlendirmesiyle birlikte, Kuzey Suriye’deki gerginliğin tırmanmaya devam ettiğini belirtti.

SOHR, askeri malzeme takviyesinin, bölgenin güvenliğini sağlama ve IŞİD’in gizli hücrelerinden gelebilecek potansiyel tehditleri önlemeyi amaçlayan devam eden askeri operasyonların bir parçası olduğunu belirtti.

Paylaşın

Borcunu Ödeyemeyenlerin Sayısı Yüzde 39 Arttı

2024 yılının ilk on bir aylık döneminde, borcunu ödeyemeyenlerin oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 39 oranında artarak, 1,7 milyon kişiye yükseldi.

Ekonomistler, yüksek faiz oranları ve artan borç yükü nedeniyle hane halkının mali dengelerinin daha da bozulabileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’de bireysel borçlanma rekor seviyelere ulaşırken, tüketici kredileri ve kredi kartı borçları toplamda 4 trilyon TL sınırına dayandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 24 Ocak 2025 tarihli verilerine göre, bankacılık sektöründe tüketici kredileri 2 trilyon TL’yi, kredi kartı borçları ise 1,8 trilyon TL’yi aştı. Vatandaşlar, yüzde 70’e yaklaşan ihtiyaç kredisi faiz oranlarına rağmen harcamalarını karşılayabilmek için borçlanmaya devam ediyor.

Sözcü’nün haberine göre, son bir ayda tüketici kredileri ve kredi kartı borçları toplamda 159 milyar TL arttı. Yıllık bazda ise bireysel borç yükü 1,2 trilyon TL’lik artış kaydetti. Bankacılık sistemindeki toplam kredilerin yaklaşık yüzde 24’ünü tüketici kredileri ve kredi kartı borçları oluşturuyor.

Ödenemeyen borçlar ise kritik bir seviyeye ulaştı. 24 Ocak itibarıyla bankacılık sektöründeki takipteki alacaklar 304,9 milyar TL’ye yükselirken, kredi kartlarından kaynaklanan takipteki borçlar son bir yılda yüzde 258 oranında arttı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verileri, bireysel borç krizinin derinleştiğini ortaya koyuyor. Ocak-Kasım 2024 döneminde 1,7 milyon kişi borcunu ödeyemez hale geldi. Bu sayı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 39 oranında artış gösterdi.

Ekonomistler, yüksek faiz oranları ve artan borç yükü nedeniyle hane halkının mali dengelerinin daha da bozulabileceği uyarısında bulunuyor.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Sandık Gelecek, Bu İktidar Gidecek

Çağlayan Adliyesi önünde toplanan CHP’lilere hitap eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “‘Turbun büyüğü heybededir’ demek, ‘Ben soruşturma seviyesindeki bu dosyaların her sayfasını biliyorum’ demek değil midir? Peki, sayın cumhurbaşkanının bu dosyalara bakabilme hakkı var mı? Hakkı yok” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “‘Ben bu davayı takip ediyorum. Turbun büyüğü heybede. Ben ne yapılacağını da biliyorum’ diyorsun. Yani geçmişte olduğu gibi bu davanın da savcılığına soyunuyorsun. Biz aldatıldık diyenlerden usandık. Aldatıldık diyenlerle işimiz yok. Biz aldatılmayız. Sandık gelecek, bu iktidar gidecek.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında son 10 günde açılan iki ayrı soruşturma nedeniyle Çağlayan Adliyesi’ne giderek ifade verdi.

İmamoğlu’na destek için sabah saatlerinden itibaren binlerce partili Çağlayan Adliyesi önünde toplandı. İmamoğlu’na destek için Çağlayan Adliyesi’ne gelenler arasında CHP’li yöneticilerin yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da bulunuyor.

Saat 09.50’de başlayan ifade süreci saat 11.40 civarında tamamlandı. İki soruşturma kapsamında ifadeler aynı savcı tarafından alınırken İmamoğlu’na avukatları Kemal Polat, Mehmet Pehlivan ve Nusret Yılmaz eşlik etti. Savcılık ifadesinin ardından İmamoğlu hakkında herhangi bir tedbir kararı alınmadı.

Adliye içinde ifade süreci devam ederken dışarıda polis ve partililer arasında arbede yaşandı. Gerginlik, CHP’ye ait seçim otobüsünün Çağlayan Adliyesi önüne ilerlemesine polisin engel olmasıyla başladı. TOMA ile yolu kapatan polis, CHP milletvekilleri ve diğer parti yöneticilerinin otobüsle adliye yakınlarına ilerlemesine engel oldu. Bunun üzerine polis ve kalabalık arasında arbede çıktı. Polis kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı.

Ekrem İmamoğlu, ifadesinin ardından kendisine destek için gelenlere seslendi. İmamoğlu’nun açıklamasından satır başları şu şekilde:

“Burada olmayan siyasi parti yok. Bu benim için en büyük gurur vesilesi. Çünkü burada tek tek ismini sayarsam yanlış olabilir ama bugün iktidar partisi hariç tüm siyasi partiler burada… Adaleti savunması için, adaletin tesisi için bize destek olmak için geldiler. Çünkü gerçekten 16 milyon insanın iradesi böyle bir ifade vermemeliydi.

Bugünkü mesele adalet meselesidir, bugünkü mesele hak arama meselesidir, bugünkü mesele geleceğimizdir. İstanbul’da yargı tacizinin en üst seviyesini yaşıyoruz ama yılmadık, yılmayacağız. Haksızlığa, hukuksuzluğa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

Esenyurt’ta başlayan ve Ahmet Özer hocamızın sabahın köründe derdest edilerek hapse atılması, Beşiktaş’ta Rıza Akpolat kardeşimizin haksız yere tutuklanarak görevinden uzak uzaklaştırılması süreciyle beraber bu yargı eliyle süreci dizayn etme çabası devam etmektedir.

Tabii bugün büyük bir dayanışma ruhu içerisindeyiz. Dedim ya siyasi partilerimizin tamamı burada. Hatta genel başkanlarının bize katkı sunduğunu biliyorum.Her birisine Türkiye Cumhuriyeti’nin bu şanlı devletin bekası için, milletimizin birlik ve beraberliği için her birisine yürekten teşekkür ediyorum, minnet duygularımı iletiyorum.

Elbette, elbette benim siyasi yol arkadaşlarım bugün burada, hem İstanbul’umuzun hem ülkemizin farklı noktalarından yönetici dostlarımız burada, partimizin en üst seviyesinden üyesine kadar herkesin katkı sunduğu bir ortamın içerisindeyiz. Her daim yanımızda olan partimizdeki yol arkadaşlarımıza, bütün yöneticilerimize de teşekkür ediyorum, minnet duygularımı iletiyorum.

Bütün örgütümüzün yanı sıra elbette yol yürüdüğümüz, özellikle 31 Mart’tan sonra gösterilen seçim başarısıyla Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne, başta Sayın Özgür Özel Genel Başkanımız olmak üzere her birimize, en fazla da belediye başkanlarına nasıl müdahale edildiğini, nasıl kötü bir muamelenin gösterildiğini hep beraber yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.

Sevgili dostlarım, sevgili dostlarım, elbette bizi farklı konumlandırmaya ve farklı bir biçimde bizleri yorumlamaya çalışanlar var. Ben, bugün yanımda olan, anons edildi birçok başkanımız da burada ama gelemeyen de var buraya. Çünkü o tarafta, o tarafta insanlarımızın bir araya toplanmasına bile engel olunma çabasını anlayamıyorum.

Korkunun, korkunun neden kaynaklandığını biliyoruz. Bu konuda özellikle bu tür ortamlarda polisimizle, sevgili, kıymetli, ayağına taş değmesin diye dua ettiğimiz polisimizle halkımızı karşı karşıya getiren aklı da kınıyorum. Bunun o kadar kolay halledilebilecek ortamı var ki, buraya gelmezdi. Onun için gelemeyen başkanlarımız var. İzmir Belediye Başkanımıza, Muğla Belediye Başkanımıza, Tekirdağ Belediye Başkanımıza, onların nezdinde burada oldukları için sarıldım, kucakladım, teşekkür ettim.

Tabii özellikle burada bulunması, nasıl kol kola, omuz omuza olduğumuzu, birlikte ‘mesele vatansa gerisi teferruattır’ diyerek bir arada olduğumuzu gösteren değerli dostum, ağabeyim, Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum.

Sevgili dostlar bakın, ben, ben iki tane konuda burada ifade verdim. Bir tanesi, bir tanesi bir panelde bu sevgili kardeşim, Gençlik Kolları Genel Başkanımız Cem Aydın evinden, evinden çok sayıda polisle gidiliyor, ifade verilmek için adliyeye getiriliyor. Deseniz ki “Sayın Cem Aydın, gel ifade ver” yahut Cem Aydın aha burada adliyenin önünde. Bir korkusu olur mu bu insanların? Aramızda bir Allah’ın kulunun bile korkusu yok.

Gider ifadesini verir. Veremeyeceğimiz hesap yok. Neymiş? İtibarsızlaştıracakmışlar. Neymiş? Korkutacakmışlar. Ben de sevgili başkanımız, çok başarılı bir başkanımız. Sonuçta 30 seneye aşkındır, yani neredeyse doğmadan diyelim ailesini tanıdığım, çocukluktan beri yetişmesini gördüğüm bir insan üzerinden elbette hayıflanıyorum, kızıyorum.

Bir abi gibi, bir baba duygusuyla dedim ki; ‘Bak Sayın Başsavcı, biz öyle adil bir dönemi bu ülkeye kazandırmak istiyoruz ki senin çocukların dahi, sadece onun değil, kim haksızlık, kim hukuksuzluk yapıyorsa bu milletin hiçbir evladının sabahın köründe derdest edilerek evinden alınmayacağı günleri, herkese eşit bir adalet sistemini, yargının bağımsızlığını bu ülkeye biz getireceğiz’ dedim.

En kutsalımız olan aileyi, çocuğu tehdit etti diye Ekrem İmamoğlu’nu buraya ifade vermeye çağırıyorsun. Bu, bu bir şaşkınlık. Hem de, hem de daha konuşmamız yeni bitmiş, pat diye. İkincisi ne? İkincisi bir bilirkişisi, artık ismini söylemeyeceğim, herkes tanıyor. Bir bilirkişisi, bir bilirkişisi, öyle bir bilirkişi ki istatistik kurallarını altüst ediyor.

Ekrem İmamoğlu ve yakın çevresinde hangi konu var ise özellikle soruşturmanın başladığı anda ilk bilirkişi olarak çağırılıyor ve o bilirkişi raporlarıyla dava açılıyor. Şu ana kadar yazdığı her bilirkişi raporu da başka uzman bilirkişiler tarafından tamamen yanlış olduğu tescil ediliyor.

Özellikle son Esenyurt ve Beşiktaş operasyonunda Esenyurt için tutulan tutanakta orada 3 bilirkişinin ismi yazıyorken diğer ikisinin haberi olmadan, bilgisi olmadan bir rapor yazıyor, imzalıyor.

Tamamen usule, hukuka, kanuna aykırı. Çünkü ben şimdi hukuksuzluk yapmayayım, Mansur Başkanımın yanında ama ikisinin imzası olmadan o 3 kişinin ismi yazıyorsa bilirkişi raporu çıkamaz.

Dolayısıyla böyle bir evrakta sahteciliğe kadar giden uydurma bir rapor düzenliyor. Yahu bu millete kötülük düşünen, bu milletin birlik ve beraberliğini altüst etmeye çalışanı ben ifşa etmeyeceğim de kim edecek? Hem ifşa edeceğim.

‘Aldatıldık’ diyenlerden usandık, onlarla işimiz yok. Yanlışı yap sonra ‘aldatıldık’ de… Aldatıla aldatıla milletin yoksulluğa gömülmesine neden oldunuz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Biz aldatılmayız. Sandık gelecek bu iktidar gidecek kardeşim. Bu işin başka yolu yok.”

Ekrem İmamoğlu hangi soruşturmalar nedeniyle ifade verdi?

CHP’nin potansiyel cumhurbaşkanı adayı olarak görülen İmamoğlu’nun 20 Ocak 2025’te katıldığı bir panelde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e yönelik sözleri soruşturmaya konu olmuştu.

İmamoğlu, Başsavcı Gürlek hakkında şu ifadeleri kullanmıştı: “Bak başsavcı sana söylüyorum. Sana hiçbir faydamız olmaz senin zihnin çürümüş de… Biz var ya senin evlatlarını bile bu muamelelerden kurtarmak için seni yöneten aklı bu milletin zihninden söküp atacağız. Bunu unutma.

Söküp atacağız ki senin evlatlarının kapısına birileri dayanmasın, senin evlatlarını sabahın köründe evinden kimse almasın. Senin zihniyetinin içinden geçen yol ve yöntemleri bu memleketin her ortamından söküp atacağız ki senin dahi yuvana, çocuklarının geleceğine huzuru temin edelim. Bizim derdimiz bu.”

Bu sözlerin ardından Savcılık, “tehdit ve terörle mücadelede görev alan kişileri hedef göstermek” suçlamalarıyla soruşturma başlatmıştı.

Bir hafta sonra, 27 Ocak’ta ise İmamoğlu bu kez düzenlediği “Turpun Büyüğü” başlıklı basın toplantısındaki sözleri nedeniyle soruşturmayla karşı karşıya kaldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanması üzerine yaptığı “Turpun büyüğü heybede” açıklamalarına atıfta bulunan İmamoğlu basın toplantısında; İBB, Esenyurt ve Beşiktaş belediyeleri ile kendisi hakkında yürütülen bazı soruşturmalarda bilirkişi olarak aynı ismin varlığına dikkat çekmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişinin hedef gösterilmek suretiyle yargı görevi yapanın etkilemeye teşebbüs edilmesi” iddiasıyla İmamoğlu hakkında soruşturma başlatmıştı.

“Adil yargılanma anayasal bir haktır”

İmamoğlu’nun ‘Terörle Mücadele Eden Kimseleri Hedef Göstermek ve Tehdit Etmek’ suçlamasıyla verdiği ilk ifadenin tam metni şöyle: ”Bugün burada bulunmamın nedeni, hukukun değil talimatların egemen olduğu bir düzendir. Ben ‘hak yemem ama hakkımı da yedirmem’ diyerek seçilmiş bir kişiyim. Ve sözümün eriyim.

İsnat edilen suçla bağlantılı olarak dediğim şeyler belli, burada da tekrar ediyorum: “Biz senin evlatlarını bile bu muamelelerden kurtarmak için seni yöneten aklı bu milletin zihninden söküp atacağız. Söküp atacağız ki senin evlatlarının kapısına birileri dayanmasın… senin evlatlarını sabahın köründe evinden kimse almasın… söküp atacağız ki senin dahi yuvana, çocuklarının geleceğine huzuru temin edelim. Bizim derdimiz bu.

Biz, hukukun talimatla değil, evrensel ilkelerle işleyeceği bir gelecek için gece gündüz çalışıyoruz. Çocuklarımız da gelecek kuşaklar da adaletin sıcaklığıyla huzur ve güven içinde uyuyabilsinler diye.

Resmi davet yazısıyla ifade vermeye pekala davet edilebilecek olan CHP Gençlik Kolları Genel Başkanımızın kapısına gün doğmadan çok sayıda polisle birden gidilmesini eleştirirken, bir abi – bir baba şefkatiyle sarf ettiğim sözlerimi tehdit olarak görmek, bağımsız yargıyı, gerçek adaleti tehdit olarak görmek demektir. Benim bu sözlerimden ancak yargı üzerindeki hakimiyetini kaybetmekten korkanlar tehdit algılayabilir.

Benim sözlerimde tehdit yok, hedef göstermek yok. Benim yaptığım ifade özgürlüğüdür. Ve ifade özgürlüğü anayasal bir haktır. İfade özgürlüğü, adli makamlara ve onların işleyişine yönelik eleştirileri de kapsar.

Demokratik düzenin bir gereği olarak uğradığımız haksızlıkları milletimizle paylaşmak; yaşanan usulsüzlükleri eleştirmek ve bu uygulamaların ‘hukuka güven’ zarar verdiğini dile getirmek ne zamandan beri tehdit sayılıyor?

Ülkenin en büyük partisinin bir belediye başkanı olarak, iktidara geldiğimizde kurulacak düzende ‘hukuka güven olacak, yargıya güven olacak, yargı bağımsız ve tarafsız olacak, kötü ve intikamcı zihniyete son verilecek, ülkeye adalet gelecek ve kimse sabah erkenden inzibat marifetiyle derdest edilip götürülmeyecek’ demek, ne zamandan beri tehdit sayılıyor?

Asıl tehdit “Turpun büyüğü heybede” diyerek yargıya doğrudan müdahale edenler tarafından yapılmaktadır. “Turpun büyüğü heybede” diyerek hedef gösterenler, bu sözleriyle bir yandan da yargı mensuplarının bağımsız ve tarafsız çalışamayacaklarını deşifre etmektedirler.

‘Yargı üzerindeki tüm baskıları kaldıracağız, asla yargıya talimat vermeyeceğiz, baskı uygulamayacağız’ sözünü veren bir yöneticiyi tehdit olarak gören akıl, milleti tehdit olarak görüyor demektir. Çünkü bağımsız yargı millet adına karar verir. Bağımsız yargı da milli iradenin bir parçasıdır.

Türkiye, liyakatli savcıların ve hâkimlerin onurlu ülkesidir. Bu ülke, hırsızların, yolsuzların, yetim hakkını yiyenlerin karşısına dikilen milletin öz evladı olan, hukukçulardan yanadır. Onlar, bizim iktidarımızda bağımsız olarak çalışabilecekler, ‘bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun’ diyebileceklerdir.

Fakat yargıyı, siyasi çıkarlar için araç hale getirenler günü gelecek, hukuk önünde gerçek bir muhasebeye tabi tutulacaktır. Bu, bizim sözümüzdür. Bu, halkın adalet talebinin karşılığıdır.

Yargıyı araçsallaştıran siyasiler er meydanına çıkıp mertçe yarışmak yerine, böyle yollara başvurmaktan vazgeçsin. Milletin ferasetine kendinizi teslim etsin.

Çünkü millet büyüktür! Şunu da unutmasınlar: Hiçbir baskı, hiçbir tehdit, halkın adalet mücadelesini durduramayacak. Bu düzen ilk seçimde değişecek ve yeniden hukuk devleti inşa edilecek! Hukukun talimatla değil, evrensel ilkelerle işlemesi sağlanacak! Bu milletin evlatlarını şafak operasyonlarıyla gözaltına alanlar ve her muhalif sesi hukuksuz bir biçimde mahkum edenler yaptıkları adaletsizliğin zerresini bile görmeyecekler.

Bu israf ve yağma düzeni yalnızca hukuku değil, emekçinin ekmeğini, gençlerin umudunu, milyonların alın terini de çaldı. Depremde, yangında zorda kalan insanlarımızın canını aldı. Biz buna asla teslim olmayacağız. Bu büyük millet, adaletin yeniden tesis edildiği günleri mutlaka görecektir! Ve hakkımda açılan bu siyasi soruşturmanın cevabını millet sandıkta verecektir! Yüce milletime arz ederim.”

İmamoğlu hakkında bilirkişi Satılmış B. ile ilgili sözleri gerekçesiyle açılan soruşturmada verdiği ifadede ise şunları belirtti: “Basın açıklamam sırasında, aleyhimde soruşturma açılmasına karar veren savcılık, sadece 15 dakika sonra alelacele bir açıklama yaptı.

İnsan düşünmeden edemiyor…

Savcılık bu hızını kadın cinayetlerinde, çocuk istismarlarında, yolsuzluklarda veya haksızlığa uğramış mazlumların davalarında da gösterebilseydi, bugün milletin adalete olan güveni bu kadar sarsılmış olur muydu? Ama belli ki bazı konular, diğerlerinden daha ‘acil’ sayılıyor.

Eleştiriye tahammülü olmayan bir düzenin ayakta kalma çabası, en temel haklarımızı bile tehdit eder hale gelmiştir. Bu tehditlere boyun eğmeyeceğim. Beni bu tür haksız isnatlarla, siyasi saiklerle yapılan soruşturmalarla yıldırmaya çalışanlar, halkın vicdanında çoktan mahkûm olmuşlardır.

Ben basın açıklamamda, milletin iradesiyle seçilmiş bir kişi olarak, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerine olan bağlılığımla yaşanan gerçekleri tek tek dile getirdim. Şartları oluştuğunda bir bilirkişinin tarafsızlığını sorgulamak, demokratik bir toplum düzeninde doğal bir hak olduğu gibi, adaletin tecellisi için de bir zorunluluktur. Kamuoyunun doğru bilgiye erişmesi ve adaletin şeffaflıkla işlemesi, hukuk sisteminin olmazsa olmazıdır. Ancak bugün, bu eleştiriyi dile getirdiğim için soruşturmaya maruz kalıyorum. Bu bir suç değil, aksine adaletin ve demokrasinin gereğidir.

Sormak istiyorum: Tarafsız olması gereken bir bilirkişiyi eleştirmek mi adil yargılamayı etkiler, yoksa tarafgirliği görmezden gelmek mi?

Ben buraya, basın toplantısında yaptığım açıklamalarla “Yargı görevini yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” iddiasıyla ifade vermeye çağrılmış bulunuyorum. Hepimiz biliyoruz ki bu ‘suçun’ oluşması için, bilirkişiye hukuka ve gerçeğe aykırı bir rapor hazırlaması için baskı kurulması ve tehdit edilmesi gerekiyor.

Zaten çoktan yazılmış ve ilgili makamlara çoktan sunulmuş raporların nesi etki altında kalacak? ‘Binlerce bilirkişi içinden hep aynı bilirkişinin her seferinde CHP’li belediyeler, belediye başkanları veya iştirak şirketlerinde nasıl oluyor da görevlendiriyor” diye sormak mı suç oluyor? Yargı görevini yapanın gerçeklere aykırı rapor veya mütalaa yazması sorun değil de, bunun eleştirilmesi mi sorun oluyor? Asıl bunu yapan bilirkişinin kendisi adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmiyor mu?

Ben konuşmamda, bir bilirkişiyle ilgili olarak, aklın ve istatistik biliminin sınırlarını zorlayan bir duruma dikkat çektim ve bunun bir tesadüf olup olmadığının sorgulanmasını talep ettim. Ben bilirkişilik sıfatıyla bağımsız ve tarafsız bir şekilde kamu görevi yapması gerekirken, gerçeğe aykırı mütalaada bulunduğu çeşitli örneklerle sabit olan bir şahsın yarattığı adalet sorununa müdahale edilmesini talep ettim.

Bunu hem Sayın Adalet Bakanı’ndan hem de milletimizden talep ettim. Milletimizden talep ettim çünkü, bağımsız yargı millet adına karar verir. Ve milletten daha büyük makam veya güç yoktur. Adli makamların işleyişini sorgulamak da ifade özgürlüğü kapsamında korunmaktadır ve demokratik düzenin bir gereğidir. Zira, adil yargılanma hakkı her vatandaşımızın sahip olduğu anayasal bir temel haktır.

Hz. Ali der ki ‘Bir zulmü engelleyemiyorsanız, en azından onu herkese duyurun…’

Bu nasihatten güç alarak bugün benimle uğraşan bu düzeni teşhir etmeyi boynumun borcu sayıyorum. Bizim çabamız; bu ülkede birliğin, kardeşliğin ve huzurun korunması çabasıdır! Bizim çabamız; bu ülkede yaşayan istisnasız her bir vatandaşın hakkını, hukukunu, can ve mal emniyetini sağlama çabasıdır!

Bizim çabamız; asıl yetkinin millette olduğunu hatırlatma çabasıdır! Çünkü Atatürk, cumhuriyetimizi ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.’ düsturuyla kurdu. Biz de bu düsturla hareket ediyor ve mücadelemizi milletimizin iradesine teslim ediyoruz. Yüce milletime arz ederim.”

Paylaşın

2024 Yılında Dış Ticaret Açığı 82 Milyar Doları Geçti

2024 yılında ihracat yüzde 2,4 artarak 261 milyar 855 milyon dolar, ithalat yüzde 5,0 azalarak 344 milyar 20 milyon dolar oldu. Başka bir ifadeyle, 2024 yılında dış ticaret açığı 82 milyar 135 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Aralık 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; İhracat 2024 yılı Aralık ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,1 artarak 23 milyar 443 milyon dolar, ithalat yüzde 10,9 artarak 32 milyar 221 milyon dolar oldu.

İhracat 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,4 artarak 261 milyar 855 milyon dolar, ithalat yüzde 5,0 azalarak 344 milyar 20 milyon dolar oldu.

Aralık ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 43,9 artarak 6 milyar 100 milyon dolardan, 8 milyar 778 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Aralık ayında yüzde 79,0 iken, 2024 Aralık ayında yüzde 72,8’e geriledi.

Ocak-Aralık döneminde dış ticaret açığı yüzde 22,7 azalarak 106 milyar 339 milyon dolardan, 82 milyar 165 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Ocak-Aralık döneminde yüzde 70,6 iken, 2024 yılının aynı döneminde yüzde 76,1’e yükseldi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, aralık ayında imalat sanayinin payı yüzde 93,7, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,1, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 oldu. 2024 yılında ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,1, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,6, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,7 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, aralık ayında ara mallarının payı yüzde 68,6, sermaye mallarının payı yüzde 14,3 ve tüketim mallarının payı yüzde 16,8 oldu. İthalatta, 2024 yılında ara mallarının payı yüzde 69,3, sermaye mallarının payı yüzde 14,7 ve tüketim mallarının payı yüzde 15,8 oldu.

İhracatta Almanya ithalatta Çin ilk sırada

Aralık ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 644 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 499 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 414 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 198 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 186 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,6’sını oluşturdu.

Ocak-Aralık döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 20 milyar 434 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 16 milyar 349 milyon dolar ile ABD, 15 milyar 289 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 13 milyar 34 milyon dolar ile Irak ve 12 milyar 933 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,8’ini oluşturdu.

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Aralık ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 540 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 881 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 598 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 760 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 465 milyon dolar ile İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44,2’sini oluşturdu.

Ocak-Aralık döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 44 milyar 931 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 44 milyar 20 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 27 milyar 84 milyon dolar ile Almanya, 19 milyar 312 milyon dolar ile İtalya, 16 milyar 227 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44,1’ini oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; Aralık ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 2,8, ithalat yüzde 1,1 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 0,2 azalırken, ithalat yüzde 7,1 arttı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Aralık ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,7’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,7’dir. 2024 yılında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,1’dir. Ocak-Aralık döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6’dır.

Aralık ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,0’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,0’dır. 2024 yılında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 81,4’tür. 2024 yılında yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,1’dir.

Özel ticaret sistemine göre, aralık ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,8 artarak 21 milyar 226 milyon dolar, ithalat yüzde 11,3 artarak 30 milyar 413 milyon dolar oldu.

Aralık ayında dış ticaret açığı yüzde 37,7 artarak 6 milyar 671 milyon dolardan, 9 milyar 187 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Aralık ayında yüzde 75,6 iken, Aralık ayında yüzde 69,8’e geriledi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2024 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 2,3 artarak 237 milyar 559 milyon dolar, ithalat yüzde 5,2 azalarak 321 milyar 411 milyon dolar oldu.

2024 yılında ticaret açığı yüzde 21,5 azalarak 106 milyar 879 milyon dolardan, 83 milyar 853 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 yılında yüzde 68,5 iken, 2024 yılında  yüzde 73,9’a yükseldi.

Paylaşın

AK Parti Kulisleri: Bakan Ersoy Görevden Alınabilir

Erdoğan’ın 23 Şubat’ta yapılması planlanan AK Parti kongresinde kabinede büyük değişikliğe gideceğine işaret eden parti kaynakları, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un kongre öncesi de görevden alınabileceğinin altını çiziyor.

Parti kaynakları ayrıca, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar’ın da görevden alınabileceğini ifade ediyorlar.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin Meclis grup toplantısında “İlgili bakanlığın hiçbir şey olmamış gibi hareket ederek özeleştiride imtina etmesini doğru bulmadığımızı açıklamak mecburiyetindeyim” çıkışının ardından AK Parti kulisleri de hareketlendi. Parti içinde Ersoy’un görevden alınıp alınmamasının tartışma konusu olduğu öğrenildi.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre; AK Partili kurmaylar, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Faciada bizim bir arkadaşımızın payı varsa gereğini yaparız” dediğini iddia etti. Erdoğan’ın 23 Şubat’ta yapılması planlanan AK Parti kongresinde kabinede büyük değişikliğe gideceğine işaret eden parti kaynakları, Ersoy’un kongre öncesi de görevden alınabileceğinin altını çiziyor.

Son yerel seçimlerin seçmenin uyarı işareti olduğunu belirten kurmaylar, tabanın rahatsızlığını giderecek kabine revizyonu olacağını da belirtiyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yenidoğan çetesi skandalı ve randevu krizini çözememesi nedeniyle görevden alınabileceği ifade ediliyor. Ayrıca Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar’ın da çalışmalarında “pasif” olması nedeniyle görevden alınmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Paylaşın

DDK Yasası TBMM’den Geçti: Erdoğan, Herkesi Görevden Alabilecek

Erdoğan, TBMM’den geçen “DDK Yasası” gereği, istemediği herkesi görevden alabilecek. CHP’li Gökhan Günaydın, Cumhurbaşkanı’na “denetimsiz ve keyfi bir müdahale alanı yaratıldığı” konusunda TBMM’yi ve kamuoyunu uyarmıştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda perşembe gecesi görüşülen “191 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin, Devlet Denetleme Kurulu üye veya denetçisine “her kademe ve rütbedeki görevliler hakkında görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasını yetkili makamlara önerme, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında bu tedbiri uygulama” yetkisini tanıyan 3. Maddesi iktidar blokunun oylarıyla kabul edildi.

Bu kararla 2443 sayılı Devlet Denetleme Kurulu Kurulması Hakkında Kanun’un mülga 6 maddesi, başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş oldu.

“Görevden uzaklaştırma:

MADDE 6- İlgili Kurul üyesi veya denetçi;

a) Denetlemeler sırasında denetimi güçleştiren veya engelleyen davranışlarda bulunan,

b) Görevde kalması halinde kamu zararını artıracağı anlaşılan,

c) Suç delillerini karartacağı anlaşılan,

ç) Kamu hizmetinin gerekleri yönünden görevi başında kalmasında sakınca görülen,

her kademe ve rütbedeki görevliler hakkında görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasını yetkili makamlara önerebilir, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında bu tedbiri uygulayabilir […]”

Gün içinde CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, AKP’nin Devlet Denetleme Kurulu Kanunu’nda daha önce iki kez yapmaya çalıştığı benzer değişikliklerin Anayasa Mahkemesinden döndüğünü anımsatmış ve yasa değişikliğiyle, Cumhurbaşkanı tarafından atanan kurul üyelerine kamu görevlilerini doğrudan doğruya görevden uzaklaştırma yetkisi vererek Cumhurbaşkanı’na “denetimsiz ve keyfi bir müdahale alanı yaratıldığı” konusunda TBMM’yi ve kamuoyunu uyarmıştı.

Yürürlükteki düzenlemeye göre, Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) başkanı ve üyeleri Cumhurbaşkanınca atanıyor. Kurul, Cumhurbaşkanının talimatı doğrultusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarında inceleme, araştırma ve denetleme yapabiliyor. Ancak bu denetimler sonucunda hazırlanan raporlar, gereği yapılmak üzere Başbakanlıka veya ilgili kurumlara iletiliyordu.

Perşembe gecesi oylanarak kabul edilen değişiklikle ise DDK bile değil, DDK’nin “ilgili üyesi ve denetçisi”ne, “her kademe ve rütbedeki görevliler hakkında görevden uzaklaştırma kararı verme” yetkisi tanınıyor. Bu yetkiyle sonsuz genişlikte bir takdir hakkının bir yargısal süreç olmaksızın bir kurul üyesince DDK’nin denetim alanındaki tüm kurumlardaki görevliler üzerinde kullanılmasının önü açılıyor.

Devlet Denetleme Kurulunun denetim alanı Anayasa’nın 108. Maddesi’nde tanımlanıyor. Buna göre, “Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanının isteği üzerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeydeki işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda, her türlü inceleme, araştırma ve denetlemeleri yap[maya yetkili].”

Anayasada ifade edilen tüm kamu kurum ve kuruluşlarının başında bakanlıklar, valilikler ve kaymakamlıklar, belediyeler ve özel idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT’ler), düzenleyici ve denetleyici kurumlar (BDDK, SPK, RTÜK vb.), kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları kapsamında barolar, tabip odaları, ticaret ve sanayi odaları, esnaf ve sanatkâr odaları, sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan şirketler kapsamında kamu bankaları (Ziraat Bankası, Halkbank vb.), kamu iştirakleri, kamu kaynağı kullanan vakıflar, dernekler ve sendikalar kapsamında kamuya ait vakıflar (örneğin, Türkiye Diyanet Vakfı), kamu fonlarından yararlanan özel vakıflar ve dernekler, kamu destekli sendikalar, devlet üniversiteleri ve vakıf üniversiteleri var.

Düzenleme sadece atanmış kamu görevlilerini değil, idari açıdan İçişleri Bakanlığına bağlı seçilmiş yerel yöneticileri de kapsıyor.

Gökhan Günaydın’a göre, ” Ucu açık, keyfi[liğe] varan bir takdir yetkisiyle artık hiç kimsenin görev teminatı olmayacak. Yalnızca atanmışlar için değil, bu keyfi[lik] seçilmişleri de kapsıyor. Artık bir soruşturma, kovuşturma, yargı kararı vs süreçlere de gerek yok. Cumhurbaşkanı DDK Başkanı’nı çağırıyor, ‘şu belediye başkanı hakkında denetim yap’ diyor, Başkan bir kurul üyesini görevlendiriyor, o da gidip ‘görev başında kalması sakıncalıdır’ diyerek seçilmiş belediye başkanını görevden uzaklaştırabiliyor. Her şey jet hızıyla, her şey kanuna uygun ve elbette tümüyle hukuka aykırı.”

Gökhan Günaydın’ın dile getirdiği kaygılar, Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu gibi kuruluşlar için de geçerli.

Erdoğan’ın üçüncü denemesi

AKP DDK’de Erdoğan’ın istediği bu tiran yetkilerini TBMM’den geçirmeyi ilk kez denemiyor.

Gökhan Günaydın’ın verdiği bilgiye göre, “İlkinde 5 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) ile aynı yetkiyi DDK’ya almayı denediler. CHP Grubu’nun başvurusu üzerine AYM düzenlemeyi iptal etti (AYM, E.2018/121, K.2021/84, 11/11/2021: R.G.Tarih-Sayısı : 17/3/2022-31781).

“İkincisinde bir torba kanun içerisinde Meclis Genel Kurulu’na indirdiler, muhalafetin ortak ve etkin direnciyle düzenlemeyi torba kanun içinden çıkarmak zorunda kaldılar. Şimdi üçüncü kez deniyorlar.”

Günaydın, değişikliği TBMM Genel Kurulundan geçmesi halinde en ivedi şekilde AYM’ye iptal ve yürürlüğünün durdurulması başvurusu yapacaklarını” bildirmişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

UEFA Avrupa Ligi: Galatasaray, Adını Paly-Off Turuna Yazdırdı

UEFA Avrupa Ligi 8. ve son hafta maçında Ajax ile Galatasaray, Johan Cruijff Arena’da karşı karşıya geldi. Sahadan 2-1 mağlup ayrılan Galatasaray, yoluna Play – Off Turu’ndan devam edecek.

Haber Merkezi / Ajax’ın gollerini 23. dakikada Bertrand Traore ve 58. dakikada Kian Fitz-Jim , Galatasaray’ın tek golünü ise 90+4. dakikada Victor Osimhen kaydetti.

Ajax, bu galibiyet ile puanını 13 puana yükseltti. Galatasaray ise 13 puanda kaldı.

23. dakikada soldan ceza sahasına sokulan Akpom’un yerden şutunda kaleci Muslera soluna gelen meşin yuvarlağı uzanarak çeldi. Traore, ceza sahası sağ çaprazında önünde bulduğu topu ağlara gönderdi: 1-0.

58. dakikada sağ kanattan Gaaei’nin ortasında Abdülkerim’in uzaklaştıramadığı top, Brobbey’in önünde kaldı. Bu oyuncu bekletmeden pasını Fitz-Jim’e aktardı. Sağ kanatta açısı daha iyi olan Fitz-Jim’in vuruşunda, top ağlarla buluştu: 2-0.

90+4. dakikada sağdan kullanılan korner sonrasında yaşanan karambolde topu önünde bulan Osimhen, yaptığı vuruşla fileleri havalandırdı: 2-1.

Stat: Johan Cruijff Arena

Hakemler: Jesus Gil Manzano, Diego Barbero, Angel Nevado (İspanya)

Ajax: Pasveer, Gaaei, Sutalo, Baas, Hato, Fitz-Jim (Dk. 79 Mokio), Henderson (Dk. 79 Rugani), Taylor, Traore (Dk. 73 Berghuis), Godts (Dk. 12 Akpom), Brobbey (Dk. 73 Weghorst)

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan, Sanchez (Dk. 90 Nelsson), Abdülkerim Bardakcı, Berkan Kutlu (Dk. 61 Batshuayi), Torreira, Sara, Yunus Akgün (Dk. 61 Jelert), Mertens (Dk. 69 Yusuf Demir), Barış Alper Yılmaz (Dk. 90 Efe Akman), Osimhen

Goller: Dk. 23 Traore, Dk. 58 Fitz-Jim (Ajax), Dk. 90+4 Osimhen (Galatasaray)

Bu sezon 36 takımlı lig formatına göre düzenlenen UEFA Avrupa Ligi’nde sekiz maç sonunda ilk sekize giren ekipler, doğrudan son 16 turuna yükseliyor. 9 ile 24’üncü sırada yer alan 16 takım ise play-off turunda son 16’ya çıkmaya çalışacak. Sıralamada ilk 24’e giremeyen takımlar ise kupaya veda ediyor.

UEFA’nın yeni sistemine göre ilk sekiz dışında bulunan takımlar aldıkları puan doğrultusunda eşleşecek. 9. ve 10. sıradaki takımlar, çekilecek kura sonucu 23. ve 24. sıradaki takımlarla rakip olacak.

Lig aşamasını 11. ve 12. sırada tamamlayanlar 21. ve 22. sıradakilerle; 13. ve 14. sırada bitirenler 19. ve 20. sıradakilerle; 15. ve 16. sıradaki tamamlayanlar ise 17. ve 18. sırada yer alanlarla kurayla eşleşecek.

UEFA Avrupa Ligi’nde ise play-off turu kuraları yarın, son 16 turu ve diğer turların kuraları ise 21 Şubat’ta çekilecek.

Play-off turu maçları 13 ve 20 Şubat’ta,
Son 16 turu maçları 6 ve 13 Mart’ta,
Çeyrek finaller 10 ve 17 Nisan’da,
Yarı finaller 1 ve 8 Mayıs’ta,

Final ise 21 Mayıs’ta İspanya’nın Bilbao kentindeki San Mames Stadı’nda oynanacak.

Paylaşın