“6 Şubat Depremleri”nin İkinci Yıldönümü: Fotoğraflarla Hatay

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Elbistan ve Pazarcık merkezli gerçekleşen 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler, başta Hatay olmak üzere on bir ilde büyük yıkıma neden olmuştu.

Kurtuluş Aladağ / “Asrın Felaketi” olarak tanımlanan depremlerde, resmi makamlara göre, 50 binden fazla insan hayatını kaybetmiş, yüzbinlerce insan yaralanmış ve uzuv kaybı yaşamıştır.

Ayrıca depremlerde yıkılan konut ve iş yeri sayısının da çok yüksek rakamlara ulaştığı bilinmektedir. Depremlerin ekonomiye yükünün yaklaşık 2 trilyon TL (103,6 milyar dolar) olduğu tahmin edilmektedir.

6 Şubat depreminden en çok etkilenen illerin başında Hatay gelmektedir. Resmi verilere göre ağır yıkımın yaşandığı kentte can kaybı 24 bine yakındı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şube Başkanı İnal Büyükaşık, kentte 250 bin konut ve 50 bin iş yerinin yıkıldığını söylemişti.

Hatay kent merkezinde, depremin yaraları sarılmaya devam ediyor. Kent merkezine ait son görüntülerde, yüzlerce binanın aynı anda yapıldığı ve onlarca vincin çalıştığı görülüyor.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Hakkında “Hapis Ve Siyasi Yasak” Talebi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında ‘kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret’, ‘tehdit’ ve ‘terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek’ suçlarından iki yıl sekiz aydan yedi yıl dört aya kadar hapis cezası istendi.

Haber Merkezi / İmamoğlu hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ‘sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır” maddesinin uygulanması istendi. Bu da siyasi yasak anlamına geliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, katıldığı bir panelde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve ailesine yönelik ifadeleri nedeniyle 7 yıl 4 aya kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Gürlek “mağdur” sıfatıyla yer aldı.

Soruşturmanın, İmamoğlu’nun söz konusu paneldeki konuşmalarında suç teşkil eden ifadelerin tespit edilmesi üzerine başlatıldığı belirtildi.

İddianamede, Akın Gürlek’in geçmişte ve halen terör suçlarıyla ilgili görevlerde bulunduğu, çeşitli terör örgütlerince hedef gösterildiği ifade edildi. Bu bağlamda İmamoğlu’nun konuşmalarının, Gürlek’i hedef haline getirerek “terörle mücadelede görev yapan kişileri hedef gösterme” suçunu oluşturduğu ileri sürüldü. Ayrıca İmamoğlu’nun ifadelerinin, Başsavcı Gürlek’i küçük düşürmeye ve tehdit etmeye yönelik olduğu, bu nedenle ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

İddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak’ta yaptığı bir basın toplantısında, mahkemelerde bilirkişi olarak görev yapan bir kişiyi hedef alarak “yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs” suçunu işlediğine dair ayrı bir soruşturmanın sürdüğü bilgisi de yer aldı.

İki olay bir arada değerlendirildiğinde, İmamoğlu’nun kamu görevini kullanarak yargı organları üzerinde baskı oluşturmayı ve partisinin lehine etkilemeyi amaçladığı öne sürüldü. Bu kapsamda, İmamoğlu’nun “kamu görevlisine hakaret”, “tehdit” ve “terörle mücadelede görev yapanları hedef göstermek” suçlarından 2 yıl 8 aydan 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep edildi.

İmamoğlu hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ‘sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır” maddesinin uygulanması istendi. Bu da siyasi yasak anlamına geliyor.

Hazırlanan iddianame, ağır ceza mahkemesine gönderilirken, mahkeme heyetinin incelemesi devam ediyor.

“Erdoğan, masabaşı oyunlarıyla ayakta kalacağını sanıyor”

Ekrem İmamoğlu, hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis ve siyasi yasak talebiyle düzenlenen iddianameye tepki gösterdi. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Başsavcı incindi diye hakkımda hazırlanan iddianameyi, ifademi alan savcı bey yerine incinen başsavcının yardımcısı yazmış. Daha mahkemeye ve avukatlarıma gönderilmeden iktidar medyasına dağıtılan evrak paniklerinin resmidir.

Bu davaları ‘yakından’ takip eden, içeriklerini bilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli ki seçimde milletin önüne mertçe çıkmak yerine, masabaşı oyunlarıyla ayakta kalacağını sanıyor. Milletimiz demokrasiye ve kendi seçme hakkına zerre itibar etmeyene artık itibar etmemektir. Bunu da heybenize yazın.”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Ekrem İmamoğlu hakkında siyasi yasak ve 7 yıl kadar hapis istemiyle düzenlenen iddianameye ilişkin açıklama yaptı. Başarır açıklamasında, şu ifadeleri kullandı: “Maalesef Türkiye siyasetini adliye koridorlarında boğmak istiyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Buna hep beraber direnç göstereceğiz.

Akın Gürlek TV seyredeceğine, bizleri 7/24 takip edeceğine işini yapsın, çetelerle uğraşsın, İstanbul’u sokak mafyalarından kurtarsın. Bizim belediye başkanımızla uğraşmaktan vazgeçsin. Bundan bir sonuç alamaz. Yargı kararları eleştirilmeyecek mi? Ben yargıyı neden etkileyeceğim, yargı zaten etkileneceği yerden etkilenmiş. Ben senin etki altında kalmaman için mücadele veriyor. İmamoğlu, yargının bağımsız olarak davranmasını istiyor.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edilen iddianame hazırlanmasına tepki gösterdi.

Özgür Özel, Adıyaman’da yaptığı açıklamada “O gün söylediği kişi Cem Aydın’ın kapısına dayanmışlardı ‘Sizin evlatlarınız böyle muamale görmesin’ dedi diye ‘ailemi tehdit etti’ diye soruşturma başlatmıştı. Bakın Ahmet Özer 100 gündür iddianame bekliyor. İmamoğlu için 15 gün içinde iddianame yazılıyor. Bu neyin acelesi, madem yazabiliyorsun 100 gündür Ahmet Özer için ne bekliyorsun. Bu ne korkuymuş arkadaş” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut da konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Bağımsız olması gereken yargı mensuplarının siyasete dahil olduğu bir rejim demokrasi değildir. Halkın iradesine yargı sopasıyla boyun eğdirmeye çalışanların karşısında bir adım geri atmayacağız! Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz!” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

İmamoğlu’na 20 Ocak Pazartesi “Ülke Politikaları Vakfı Modern Hukuk ve Yargının Siyasallaşması” adlı bir panelde konuştuğu sırada ‘tehdit ve terörle mücadelede görev olan kişileri hedef göstermekten’ soruşturma başlatılmıştı.

Burada İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında şu sözleri kullandı: “Bak başsavcı sana söylüyorum. Sana hiçbir faydamız olmaz senin zihnin çürümüş de… Biz var ya senin evlatlarını bile bu muamelelerden kurtarmak için seni yöneten aklı bu milletin zihninden söküp atacağız. Bunu unutma. Söküp atacağız ki senin evlatlarının kapısına birileri dayanmasın, senin evlatlarını sabahın köründe evinden kimse almasın. Senin zihniyetinin içinden geçen yol ve yöntemleri bu memleketin her ortamından söküp atacağız ki senin dahi yuvana, çocuklarının geleceğine huzuru temin edelim. Bizim derdimiz bu.”

Bu sözleri söylemesinden dakikalar sonra panel sırasında İmamoğlu’na soruşturma geldi.

27 Ocak’ta ise bir soruşturma daha açıldı. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanması üzerine yaptığı “Turpun büyüğü heybede” açıklamalarına referansla pazartesi günü sabah saatlerinde “Turpun Büyüğü” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi ve Satılmış Büyükcanayakın isimli bir bilirkişiden söz etti.

İmamoğlu İBB, Esenyurt ve Beşiktaş belediyeleri ile kendisi hakkında yürütülen bazı soruşturmalarda bilirkişi olan Büyükcanayakın ile ilgili şunu söyledi: “Satılmış Bey’in, Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘sahte bilirkişi raporu yazmak’ iddiasıyla yargılandığı bir dava oldu mu? Satılmış Bey sevdalısı savcılar herhalde biliyordur bunu.”

Bu sözlerin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu’yla ilgili “bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişinin hedef gösterilmek suretiyle yargı görevi yapanın etkilemeye teşebbüs edilmesi” iddiasıyla soruşturma başlattı. Daha sonra İmamoğlu iki soruşturmayla ilgili olarak 31 Ocak’ta adliyede ifade verdi. Binlerce kişi İmamoğlu’na destek için adliye önündeydi.

Paylaşın

Erdoğan, CHP’ye Yüklendi: Üçüncü Dünya Harbi Çıksa Haberleri Olmaz

Partisinin kadın kolları kongresinde konuşan Erdoğan, “Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz. Bırakın dünyayı bölgemizde olanlardan bile haberleri yok. Koltuk kavgasına, parti içi iktidar mücadelesine kendilerini öyle kaptırdılar ki 3. dünya harbi çıksa haberleri olmaz” dedi ve ekledi:

“Kırmızı kartla bir şeyler yapmayı denediler, onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Anladık ki kartları kendilerine gösteriyormuş. Başkanın biri diğerine, eski genel başkan yeni genel başkana sürekli birbirlerine kart gösteriyorlar. İş yapmak, eser üretmek gibi dertleri yok. Şimdi de elinde askerin, polisin kanı olan örgütün sloganı ile kendilerini avutuyorlar.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Partiyi marjinal sol örgütlerin oyuncağı haline getirdiler. 23 Nisan müsameresi gibi mecliste slogan atıyorlar. Ortalıkta ne kadar başı boş gezen, marjinal, tembel varsa hepsini paratoner gibi kendilerine çekiyorlar. CHP’li vatandaşlarımız uzun zaman önce umutlarını kestiği için bu trajediler eskisi gibi onları etkilemiyor. Varsın onlar kırmızı ve sarı kartlar ile oyun oynamaya devam etsinler, sol terör örgütlerinin jargonu ile konuşmayı sürdürsünler” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları 7. Olağan Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Muhalefet kurultayları tasfiye aracı olarak kullanırken biz ise yenileniyor, kardeşliğimizi daha da perçinliyoruz. Hiçbir karmaşanın yaşanmadığı sandalyelerin havada uçuşmadığı işte bugün burada olduğu gibi kongrelerimizi bir şölen havasında tamamlıyoruz. Her fırsatta vurguladığım bir hususu tekrar etmek istiyorum. Bizim mücadelemiz şahsi ikbal mücadelesi değildir.

En tepeden en ücra bölümümüze kadar hepimiz ülkeye ve millete hizmet davasının neferleriyiz. Türkiye’yi yüceltmenin samimi mücadelesini veriyoruz. Dikkatinizi çekerim, biz kısa mesafe koşucusu değiliz. Biz pazara kadar yol arkadaşlığı yapan insanlardan da değiliz. Biz uzun ve yorucu bir maratonun neferleriyiz. Heyecanımızı kaybetmeden ipi göğüsleyene kadar koşacağız.

Ülkemizin bugün eriştiği seviyelerde siz kadınların çok büyük payı var. Eşsiz kazanımlarda sizlerin çok büyük katkıları var. Türkiye’nin çehresini değiştirdik. Zorlukların üstesinden beraberce geldik. Huzurumuza ve güvenliğimize kast edenleri birlikte boşa çıkardık. Tahriklere, provokasyonlara ve kışkırtmalara prim vermeden kardeşliğimizi birlikte savunduk.

Biz yola çıkarken kadınlar için siyaset değil kadınlarla siyaset dedik. Ve bu söze hamd olsun sadık kaldık. Siyasette kadınlara yönelik ön yargıların kırılmasına sizler vesile oldunuz. Birileri bilmeseler veya bilseler dahi kabul etmek istemeseler de bu ülkede kadının adı çoğu zaman yoktu.

Yasakların yükünü senelerce kadınlar çekti. Ey CHP, üniversitelerin kapısında ikna odalarını kuranlar sizdiniz siz. Üniversiteyi birincilikle bitirdiği halde mezuniyet törenine alınmayan öğrenciler bu ülkenin gerçeği. En büyük bedeli kadınlar ödemişti.

Eğitimde kız çocuklarımızın okullaşma oranını biz yükselttik. Üniversitelerde kız öğrenci sayısı yüzde 13 iken bugün yüzde 53’ün üzerine çıkmıştır. Bizden önce siyasette bir dolgu unsuru olarak bakılan kadınlar hak ettiği değeri görmeye AK Parti ile başladı. Kadınlar artık her alanda kendilerini göstermekte karar mekanizmalarında yerlerini almaktadır.

Kadına yönelik şiddetle mücadele taviz vermediğimiz bir alandır. Kadına karşı şiddeti nitelikli suç haline bizim hükümetimiz getirdi. Kadına yönelik şiddet insanlığa ihanettir.

Ayrımcı politikalar yeniden hayata geçirilmek isteniyor. Marjinal bir siyasetin muhalefet eliyle yerel yönetimler üzerinden hortlatılmaya çalışılması ülkemiz açısından endişe vericidir. Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıkları eski Türkiye’de kaldı. Azgın azınlığın sessiz çoğunluğu susturduğu günler geride kaldı. İdeolojik bağnazlıkla insanların yaşam tarzına müdahale edilmesine asla müsaade etmeyiz.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, tarihi kavşakta çok kritik bir ziyarette bulundu. Ahmed Şara ile birçok konuyu değerlendirdik. Geleceğe yön verecek mühim kararlar aldık. Bu akşam da Alman cumhurbaşkanı ile bir araya geleceğiz. Yarın depremin yıl dönümü vesilesi ile bölgedeyiz. Pazartesi günü iki müjdeli haber aldık. Ocak ayı ihracatımız 21 milyar 164 milyon dolar ile rekor kırdı.

“Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz”

Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz. Bırakın dünyayı bölgemizde olanlardan bile haberleri yok. Koltuk kavgasına, parti içi iktidar mücadelesine kendilerini öyle kaptırdılar ki 3. dünya harbi çıksa haberleri olmaz. Kırmızı kartla bir şeyler yapmayı denediler, onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Anladık ki kartları kendilerine gösteriyormuş.

Başkanın biri diğerine, eski genel başkan yeni genel başkana sürekli birbirlerine kart gösteriyorlar. İş yapmak, eser üretmek gibi dertleri yok. Şimdi de elinde askerin, polisin kanı olan örgütün sloganı ile kendilerini avutuyorlar. Partiyi marjinal sol örgütlerin oyuncağı haline getirdiler. 23 Nisan müsameresi gibi mecliste slogan atıyorlar.

Ortalıkta ne kadar başı boş gezen, marjinal, tembel varsa hepsini paratoner gibi kendilerine çekiyorlar. CHP’li vatandaşlarımız uzun zaman önce umutlarını kestiği için bu trajediler eskisi gibi onları etkilemiyor. Varsın onlar kırmızı ve sarı kartlar ile oyun oynamaya devam etsinler, sol terör örgütlerinin jargonu ile konuşmayı sürdürsünler.”

Paylaşın

Türkiye Kupası: Fenerbahçe Gol Oldu Yağdı

Türkiye Kupası B Grubu 2. hafta maçında Fenerbahçe ile Erzurumspor FK, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Fenerbahçe, sahadan 5 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Hakem Adnan Deniz Kayatepe’nin yönettiği karşılaşmada Fenerbahçe’nin gollerini 33. dakikada Anderson Talisca, 50 dakikada penaltıdan Cenk Tosun, 78. dakikada Mert Hakan Yandaş ve 81 ve 89. dakikalarda Youssef En-Nesyri kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 6’ya yükseltti. Erzurumspor FK’nin ise henüz puanı bulunmuyor.

Fenerbahçe, ilk maçında konuk olduğu Kasımpaşa’yı 3 – 0 mağlup etmişti. Erzurumspor FK ise ilk maçında Göztepe’ye 1 – 0 mağlup olmuştu.

33. dakikada kaleci Ertuğrul oyunu hızlı başlatarak topu eliyle sağ taraftaki Mert Hakan’a gönderdi. Mert Hakan da savunma arkasına sarkan Talisca’ya pasını aktardı. Kaleciyle karşı karşıya kalan Talisca’nın ceza yayından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-0

49. dakikada sağdan topla ceza sahasına giren Cenk Tosun, Yakup Kırtay’ın müdahalesiyle yerde kalınca hakem penaltı noktasını gösterdi. 50. dakikada penaltı atışı için topun başına geçen Cenk Tosun, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-0

78. dakikad Oğuz Aydın’ın pasında ceza yayının hemen gerisinde topu kontrol eden Mert Hakan Yandaş’ın şık şutunda top filelerle buluştu. 3-0

81. dakikada Oğuz Aydın’ın pasında ceza yayı üzerinde topu iyi kontrol ederek içeri giren En-Nesyri, kaleciden sıyrıldıktan sonra meşin yuvarlağı boş filelere bıraktı: 4-0

89. dakikada sağ taraftan İsmail’in arka direğe ortasında Oğuz kafayla pasını kale önündeki En-Nesyri’ye aktardı. En-Nesyri yaptığı dokunuşla meşin yuvarlağı boş ağlara gönderdi. 5-0

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Adnan Deniz Kayatepe, Samet Çavuş, Samet Özkul

Fenerbahçe: Ertuğrul Çetin, Milan Skriniar, Çağlar Söyüncü, Alexander Djiku (Diego Carlos dk. 55, Yusuf Akçiçek dk. 61, Filip Kostic dk. 75), İsmail Yüksek, Sofyan Amrabat, Mert Hakan Yandaş, Levent Mercan, Anderson Talisca (Oğuz Aydın dk. 61), Cengiz Ünder, Cenk Tosun (Youssef En-Nesyri dk. 55)

Erzurumspor FK: Göktuğ Bakırbaş, Orhan Ovacıklı (Guram Giorbelidze dk. 46), Mustafa Yumlu (Gökhan Akkan dk. 18), Yakup Kırtay, Salih Sarıkaya, Okechukwu Azubuike (Batuhan Artarslan dk. 73), Özgür Sert, Celal Hanalp, Eren Tozlu (Koray Kılınç dk. 60), Cheickne Sylla (Muhammed Furkan Özhan dk. 46), Streli Mamba

Goller: Anderson Talisca (dk. 33), Cenk Tosun (dk. 50 pen.), Mert Hakan Yandaş (dk. 78), Youssef En-Nesyri (dk. 81 ve 89) (Fenerbahçe)

Paylaşın

Türkiye İçin En Büyük Güvenlik Tehditleri “Ekonomik Kriz Ve Terörizm”

PANORAMATR’nin araştırmasına katılan katılımcılar, Türkiye için en büyük güvenlik tehditlerinin ekonomik kriz, terörizm, yabancı müdahaleler ve göç ve göçmenler olduğunu söyledi.

Türkiye’de güvenlik politikalarının seçmen davranışları üzerindeki etkisini ve demokratik işleyişe yönelik algıları inceleyen PANORAMATR araştırması, kamuoyunda geniş yankı uyandıracak bulgular ortaya koydu.

Karar’dan Berfu Kargı’nın aktardığına göre; Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Balta’nın katkılarıyla hazırlanan “Demokrasi ve Güvenlik” başlıklı rapor, 9-16 Ocak 2025 tarihleri arasında 2093 katılımcıyla gerçekleştirildi.

Araştırma sonuçları, Türkiye’de güvenlik kaygılarının demokrasi algısını derinden etkilediğini ve siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştirdiğini gözler önüne seriyor.

Araştırma, 11 Eylül 2001 saldırılarından bu yana dünya genelinde güvenlik politikalarının güçlenmesine paralel olarak bireysel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik eğilimlerin arttığını vurguluyor.

Özellikle 2015 göç krizi ve popülist liderlerin yükselişi, küresel ölçekte olduğu gibi Türkiye’de de demokrasi ve güvenlik arasındaki gerilimi artıran unsurlar arasında yer alıyor.

Türkiye özelinde, güvenlik kaygılarının sürekli ön planda olduğu ve bu durumun demokratik hakların gelişimini sınırladığı belirtiliyor. Araştırma, 1980 askeri darbesi sonrası oluşturulan anayasanın bu durumu kurumsallaştırdığına da dikkat çekiyor.

Araştırmaya göre, katılımcıların büyük çoğunluğu demokrasiyi önemli bulurken, mevcut demokratik işleyişe yönelik değerlendirmeleri oldukça olumsuz.

Türkiye demokrasisine verilen ortalama puan 4 (0-10 ölçeğinde).

2023 yılına kıyasla, 2025 yılında en düşük puanı (0) verenlerin oranı arttı.

En yüksek puanı (10) verenlerin oranı ise düştü.

Siyasi partilere göre demokrasi algısı farklılaşıyor:

AK Parti ve MHP seçmenleri, demokrasiye daha yüksek puan verirken, CHP, İYİ Parti ve DEM Parti seçmenleri, demokrasiye daha düşük puan veriyor.

Buna rağmen katılımcıların %70’i, demokrasinin diğer yönetim biçimlerinden daha iyi olduğunu düşünüyor. Ancak ulusal güvenlik adına demokratik özgürlüklerin kısıtlanmasını destekleyenlerin oranı yüzde 44, buna karşı çıkanların oranı ise yüzde 43.

Araştırma, güvenlik algılarının seçmen tercihleri üzerinde belirleyici bir rol oynadığını gösteriyor.

Katılımcıların yüzde 53’ü, devletin güvenliğinin bireysel haklardan önce geldiğine inanıyor.

Türkiye’nin en büyük güvenlik tehditleri ekonomik kriz (yüzde 23) terörizm (yüzde 23) yabancı müdahaleler (yüzde 12) ve göç ve göçmeneler (yüzde 10) olarak görülüyor.

Türkiye’nin göç ve sınır güvenliğini kötü yönettiğini düşünenlerin oranı yüzde 51.

Seçmenlerin yüzde 66’sı, güvenlik endişelerinin oy verme davranışlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor.

Sınır ötesi operasyonların iç güvenliği olumlu etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 52, olumsuz etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 22.

Kararsız ve oy vermeyi düşünmeyen seçmenler arasında güvenlik kaygılarının seçim tercihleri üzerindeki etkisi daha da yüksek. Bu durum, seçim süreçlerinde güvenlik politikalarının önemli bir belirleyici faktör olduğunu ortaya koyuyor.

En büyük tehdit İsrail

Türkiye’nin dış politika yönelimi konusunda katılımcılar arasında farklı görüşler mevcut:

Yüzde 25’i Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yakın ilişki kurması gerektiğini düşünüyor.

Yüzde 24’ü Türk Dünyası ile, yüzde 22’si ise İslam Dünyası ile yakın iş birliği yapılmasını destekliyor.

Yabancı güçlerin Türkiye siyasetine etkisine verilen ortalama puan 6.3 (0-10 ölçeğinde).

Araştırmada, Türkiye için en büyük tehdit olarak görülen ülkeler arasında ilk sırayı İsrail (yüzde 36.9) ve ABD (yüzde 31.4) alıyor.

Araştırma, Türkiye’de güvenlik kaygılarının demokrasi algısını şekillendirdiğini ve seçmen davranışlarında kritik bir faktör haline geldiğini ortaya koyuyor.

İktidar ve muhalefet seçmenleri arasındaki demokrasi algısı farkı, siyasi kutuplaşmayı derinleştiriyor.

Güvenlik politikalarının siyasi kararlar üzerindeki etkisi, kamuoyunun yönelimini belirleyici bir faktör haline getiriyor.

Ekonomik kriz, göç ve terör gibi güvenlik tehditleri, toplumun genel endişe seviyesini artırarak politik tercihlere doğrudan etki ediyor.

Araştırma, Türkiye’de demokratikleşme sürecinin güçlendirilmesi ve güvenlik politikalarının toplumsal meşruiyet kazanması adına önemli bir yol haritası sunduğunu ortaya koyuyor.

Paylaşın

Davutoğlu: Başbakanlıktan Yolsuzlaşmamak İçin Vazgeçtim

TBMM’deki Yeni Yol Grup toplantısında konuşan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, AK Parti’den ayrılma kararına ilişkin, “Başbakanlıktan neden vazgeçtim? Ya bunlar gibi yolsuzlaşacaktım ya da başım dik duracaktım” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM’deki Yeni Yol Grup toplantısında konuştu. Konuşmasında deprem konutları, ekonomik kriz, İsrail-Filistin meselesi ve küresel siyaset başta olmak üzere birçok konuda sert eleştirilerde bulunan Davutoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, iktidarın deprem sonrası yönetim sürecini ve İsrail ile ticari ilişkileri eleştirdi.

Depremzedelerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Davutoğlu, Erdoğan’ın seçim döneminde verdiği sözleri yerine getirmediğini belirtti: “Deprem olduktan hemen sonra 319 bin konut bir yılda yapılacak dendi. Peki şu anda ne kadar teslim edildi? Sadece 202 bin! İhale edilen konut sayısı 358 bin, 2025 hedefi 468 bin konut. Ama şu an 691 bin kişi hâlâ konteyner kentlerde yaşıyor. Malatya’da 120 bin, Adıyaman’da 60 bin vatandaşımız konteyner kentlere mahkûm edilmiş durumda.”

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, Erdoğan’a seslenerek, büyük kalabalıklar ve medya şovları olmadan bir konteyner kente giderek halkın yaşadığı zorlukları bizzat görmesi gerektiğini söyledi. Deprem bölgesine harcandığı iddia edilen 68.2 milyar doların nereye gittiğinin şeffaf bir şekilde açıklanmadığını belirten Davutoğlu, bu konuda ciddi bir soru işareti olduğunu vurguladı.

Deprem bölgesinde müteahhitlerin çoğunun bölge dışından seçildiğini, bunun da halkın ekonomik olarak kalkınmasına değil, rantçıların daha fazla kazanmasına neden olduğunu belirten Davutoğlu, konut maliyetlerinin şeffaf olmadığını ve vatandaşların borçlandırıldığını ifade etti.

Bunun yanı sıra, Davutoğlu imar yolsuzluklarına da değinerek, Bostanbaşı bölgesinde sulu arazi üzerine 15 kat imar izni verilmesini eleştirdi. Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasında ekonomik kriz de önemli bir yer tuttu. Artan enflasyon, yükselen fiyatlar ve halkın alım gücünün düşmesi üzerine konuşan Davutoğlu, İstanbul’da simit fiyatlarının 20 liraya çıkmasına tepki gösterdi.

Davutoğlu, konuşmasının önemli bir bölümünü ABD’nin ve İsrail’in Ortadoğu’daki politikalarına ayırdı. Özellikle ABD eski Başkanı Donald Trump’ın son açıklamalarına sert tepki gösteren Davutoğlu, dünyanın yeni bir sömürgecilik dalgasıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Bunun yanı sıra, Lahey’de kurulan Filistin destek grubu içinde Türkiye’nin olmamasını da eleştiren Davutoğlu, Türkiye’nin İsrail’e karşı daha sert adımlar atması gerektiğini savundu. Davutoğlu, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Trump ile birlikte Ortadoğu haritasını yeniden çizmeye çalıştığını, ancak bunun başarısızlıkla sonuçlanacağını belirtti.

Konuşmasının sonunda Davutoğlu, Türkiye’de şehirleşme politikalarının değiştirilmesi ve imar yasasının acilen yenilenmesi gerektiğini vurguladı. Kentsel rant düzeninin son bulması ve depreme dayanıklı, planlı şehirleşmenin sağlanması gerektiğini belirten Davutoğlu, depremle ilgili yanlış kararlar veren yetkililerden bir gün mutlaka hesap sorulacağını ifade etti.

“Depremin çilesini rant haline getiriyorlar”

Davutoğlu’nun cümlelerinin satırbaşları şöyle: “Deprem olduktan hemen sonra 319 bin konutu bir yılda yapacağını söyledi Sayın Cumhurbaşkanı. Şu anda teslim edilen 202 bin. İhale edilen konut sayısı 358 bin. 2025 hedefi ise 468 bin konut.

Şu anda Türkiye’de 691 bin kişi konteyner kentte yaşıyor. Malatya gibi bir şehirde 120 bin vatandaşımız, Adıyaman’da 60 bin vatandaşımız konteyner kentte yaşıyor. Daimi yaşanır hale gelmiş. Vatandaşlarımızın kalıcı bir konuta geçme hayali kalmamış.

Sayın Cumhurbaşkanı gün show günü değil. Etrafınızda büyük kalabalıklar olmadan gidin bir konteyner kente ve o halleri görün. Bu paraları nereye harcadınız. Deprem konutlarının gelecekleri belirsiz. Malatya’da bir vatandaş, ‘Sekiz dairem vardı, bana bir daire veriyorlar’ diyor.

Bu alanlar başlı başına rant alanı olmuş. 2023 yılında deprem bölgesine 950 milyar TL harcanmış yani 30 milyar dolar. 2024’te 1 trilyon 28 milyar harcanmış yani 31 milyar dolar. Toplamda 1 trilyon 978 milyar TL harcanmış. Genel toplamda 68.2 milyar dolar harcanmış. Bunlar 200 bin inşaat mı yaptılar? 20 milyon metrekare mi yaptılar? Kedi buradaysa ciğer nerede, ciğer buradaysa kedi nerede? Bu paralar nereye gitti?

Hibeyi 3 milyon liraya çıkar, vatandaşın cebinden para çalıyorsun. Deprem konutlarının halka maliyeti bilinmiyor ama birilerinin karı çok iyi biliniyor. Deprem bölgesindeki bütün inşaatların müteahhitleri deprem bölgesi dışından geliyor. Depremin çilesini rant haline getiriyorlar.

Bostanbaşı’nda sulu arazinin üzerine sen 15 katı nasıl verdin, kim verdi? Yolunu da bulmuşlar. O dönemde bunu veren belediye başkanı depremden bir ay sonra alzheimer raporu almış. İnsanda biraz vicdan olur.

Kartalkaya faciasında herkes koltuğunda hala oturuyor, Cumhurbaşkanı, ‘Hesap soracağız’ diyor? Kimden soracaksın? Soracağın kişi belli: Kültür ve Turizm Bakanı o koltukta oturamaz. Ege sahillerini talan eden bir bakan makamında oturursa kimse ahlaktan, hadisten, ayetten bahsetmesin. Depremin Çevre ve Şehircilik Bakanı kim? Şu anki bakan demi? Bir tanesi bile acı hissetmiyor. Bu depremde bu halka acı çektirenlerden hesap sorulacak. Sanıyor musunuz ki bu davalar bir gün açılmayacak. En önemlisi İmar Yasası çıkacak.

Başbakanlıktan neden vazgeçtim? Ya bunlar gibi yolsuzlaşacaktım ya da başım dik duracaktım. Bunlar ne ahlak bilir ne utanma bilir. Bunlar yeşil dolarları bilir. Yeşili bir tek onun için severler… İstanbul’da bu sabah simitler 20 liraya çıkmış, yazıklar olsun.

Netanyahu ve Trump’ın açıklamaları… Dünya çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Şu anda Trump’ın yaptığı açıklamalarla dünya yeni sömürgecilik dönemine girmiştir. ‘İnsan hakları beni bağlamıyor’ diyor. Filistin mültecilerine verdiği desteği çekti. ‘Amerika korunsun dünya batarsa batsın’ diyor.

Trump, açık bir şekilde, ‘Gazze’ye el koyacağız ve yaşanabilir bir yer haline getireceğiz’ diyor. Adam orayı bir emlak alanı olarak görüyor. Boşuna mı oraya emlakçı atadı. Bir de Gazzelilere rüşvet veriyor. ‘Burayı toparlayınca geri dönersiniz’ diyor. Diyorlar ki, ‘Buradaki doğal gaz kaynakları bizim.’

Böyle bir dönemde bir grup kuruldu Lahey’de. Bu grup Filistin’in destekçileri grubu. Haritada yerini gösteremeyeceğiniz ülkeler… İçinde Türkiye yok. Niye yok? Çünkü bu ülkeler bir araya gelirken, ‘İsrail’le ticaret yok’ anlaşmasıyla bir araya geldi. Bunlar ateşkesi neden yaptı? Trump dünyaya şirin görünsün diye. Sıradaki adım Amerikan askerlerinin ülkeye girmesidir. Bütün bu sömürgeciler bu topraklardan geldikleri gibi gidecekler.

Dün Şara buradaydı. Suriye’de işlerin çok iyi gittiği kanaatinde değilim. Geçiş süreci kolay değil. Türkiye, Suriye’nin geçiş dönemine sözde değil aktif bir destek vermek zorunda. Çünkü Suriye’nin çökmesini istiyorlar. Netanyahu, ‘Trump’la birlikte Orta Doğu haritasını yeniden çizeceğiz’ dedi. Haritayı yeniden çizmeye kalkarsanız, o harita sizin cehenneminiz olacak.”

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

“Nas” Politikasının Faturası Belli Oldu: 856.6 Milyar Lira Faize Gitti

Yurttaşlar 2024 yılında bankalara 515.6 milyar lirası bireysel krediler, 341 milyar lirası da kredi kartı borçları için olmak üzere toplam 856.6 milyar lira faiz ödedi.

2024 yılında bireysel krediler için ödenen faiz bir önceki yıla göre yüzde 86.5, kredi kartları için ödenen faiz ise yüzde 235 oranında arttı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim” söyleminin ardından uygulanan politikaların faturası yurttaşa çıktı. Yurttaşın, faiz indirimlerinin başladığı 2021 yılından sonra bankalara ödediği faiz 7 kat arttı.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır‘ın aktardığı CHP TBMM Grubu’nun haftalık ekonomi raporuna göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2021 yılında, “Neymiş efendim faizleri düşürüyormuşuz. Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu” sözleriyle birlikte Merkez Bankası da faiz indirimlerini sürdürmüştü. Faiz indirimlerinin başladığı 2021 yılından sonra vatandaşların bankalara ödediği faiz 7 kat arttı.

Rapora göre, yurttaşların Merkez Bankası’nın politika faizinin, yılın büyük bölümünde yüzde 19 olduğu 2021 yılında bankalara bireysel kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle ödediği faiz 118.5 milyar lira olarak gerçekleşti. Bu yük, faizin yüzde 14’ten başlanarak yüzde 9’a kadar düşürüldüğü 2022 yılında 186.4 milyar liraya, faizin önce yüzde 8.5’e düşürüldüğü daha sonra da artırılmaya başlandığı 2023 yılında 378 milyar liraya yükseldi. Yurttaşlar 2024 yılında ise bankalara 515.6 milyar lirası bireysel krediler, 341 milyar lirası da kredi kartı borçları için olmak üzere toplam 856.6 milyar lira faiz ödedi.

Rapora göre, yüzde 19’luk politika faizinin indirildiği dönemde de, bu politikanın “akıl dışı” ilan edilerek faizlerin artırıldığı dönemde de faiz yükü yine yurttaşa kaldı. 2021 yılından sonra vatandaşların bireysel krediler için ödediği faiz 5 kat, kredi kartı borçları için ödediği faiz de 15 kat arttı. Sadece 2024 yılında yurttaşın faiz yükü 2023 yılına göre yüzde 126.4 oranında artış gösterdi. 2024 yılında bireysel krediler için ödenen faiz bir önceki yıla göre yüzde 86.5, kredi kartları için ödenen faiz ise yüzde 235 oranında arttı.

Paylaşın

Mahmut Arıkan: Gazze’yi İnsansızlaştıracak Projelere Geçit Vermeyiz

TBMM’deki Yeni Yol Grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Filistin halkının sürgüne zorlanmasını ve Gazze’nin insansızlaştırılmasını hedefleyen hiçbir projeye izin verilmeyeceğini belirtti.

Mahmut Arıkan, “Gazze’yi insansızlaştıracak, işgalin kapısını aralayacak hiçbir projeye izin vermeyiz, veremeyiz. Dünya, Filistin halkının iradesini yok sayan bu girişimlere karşı sesini yükseltmelidir. Gazze, Filistin’in ayrılmaz bir parçasıdır ve hiçbir güç, bu tarihi gerçeği değiştiremez” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’deki Yeni Yol Grup toplantısında konuştu. Mahmut Arıkan, konuşmasında Gazze’de yaşananların bir “soykırım” olduğunu ve Netanyahu’nun bunun bir numaralı sorumlusu olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Dün gece çok önemli bir gelişme yaşandı. Gazze’deki soykırımın bir numaralı faili, katil Netanyahu, Trump ile bir araya geldi. Netanyahu, geçtiğimiz temmuz ayında soykırım devam ederken ABD Kongresi’nde konuşmuş ve dakikalarca ayakta alkışlanmıştı. Bugün Netanyahu’nun Washington ziyaretini, Trump’ın yaptığı açıklamalarla birleştirdiğimizde büyük bir endişe duymaktayız. Bir kez daha vurguluyoruz: Gazzeliler, sürgün edilecek yasa dışı göçmenler değil, kendi vatanlarının sahipleridir.”

ABD’nin ve İsrail’in, Gazze’deki demografik yapıyı değiştirme planlarına karşı olduklarını vurgulayan Arıkan, Filistin halkının sürgüne zorlanmasını ve Gazze’nin insansızlaştırılmasını hedefleyen hiçbir projeye izin verilmeyeceğini belirtti: “Gazze’yi insansızlaştıracak, işgalin kapısını aralayacak hiçbir projeye izin vermeyiz, veremeyiz. Dünya, Filistin halkının iradesini yok sayan bu girişimlere karşı sesini yükseltmelidir. Gazze, Filistin’in ayrılmaz bir parçasıdır ve hiçbir güç, bu tarihi gerçeği değiştiremez.”

“Gazze’yi insansızlaştıracak, işgalin kapısını açacak hiçbir projeye izin vermeyiz”

Hatırlarsınız, Gazze’de soykırım başladığında ülkemizde çifte vatandaşlığa sahip olan yüzlerce siyonistin İsrail ordusuna katıldığını ve soykırıma ortak olduklarını birçok kez dile getirmiştik. Son yapılan çalışmalar gösteriyor ki bu sayı maalesef tahmin edilenden çok daha fazla. Ülkemizden kalkıp giden mazlumlara namlu doğrultan vahşete ortak olan kardeşlerimizi katledenler çok hızlı bir şekilde yargılanmalıdır. Hiç kimse doğrudan yada dolaylı olarak Türkiye’yi bu soykırıma ortak etmemelidir. Buna müsade edilmemelidir.”

Paylaşın

2 Yılda Deprem Bölgesinde “158 İnşaat İşçisi” İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2023 yılında en az 51, 2024 yılında en az 107 inşaat işçisi, deprem bölgesindeki inşaat faaliyetlerinde çalışırken hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında 7 çocuk da vardı.

İnşaat, en yüksek 3’üncü ücretli çalışana sahip işkolu. Buna rağmen bu işkolunda sendikalaşma oranı, yüzde 3,16 ile ülkedeki en düşük seviyede. İnşaat işkolu, kayıtdışılığın yaygın olduğu ve güvencesizliğin işçi sağlığı ve iş güvenliğini tehdit ettiği işkollarının da başında geliyor.

Ülkede her yıl yüzlerce inşaat işçisi, çalışırken iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından depremden etkilenen 11 kentte yoğunlaşan inşaat faaliyetleri, iş cinayetlerinin de burada daha sık kaydedilmesine yol açtı. Bu ölümlerin her biri, düşük maliyetli işçi sağlığı ve iş güvenliği (İSİG) önlemleri ile gerçekleşmeyebilir, yüzlerce inşaat işçisi güvenli koşullarda yaşayıp çalışmaya devam edebilirdi.

Ancak 2023’te en az 51, 2024’te en az 107 inşaat işçisi, deprem bölgesindeki inşaat faaliyetlerinde çalışırken öldü. Ölenlerin arasında 7 çocuk da vardı.

Bölgede yoğunlaşan inşaat faaliyetleri, işçilerin çalışmak için buraya yönelmesine neden oldu. Taşeronlaşmanın da arttığı bölgede 12 saati aşan çalışma sürelerinde, önlemsiz biçimde, kullanıma uygun olmayan iskele ve iş makineleri ile iş yapmaya zorlanan işçiler için barınma koşulları da ağır. Onlarca işçi aynı konteynerde kalıyor; yemek, mutfak, tuvalet ve hijyen sorunları yaşıyor. Elektriksiz konteyner koğuşlarda duş alma ve ısınma imkânı da yok.

İSİG Meclisi Genel Koordinatörü Murat Çakır, depremden etkilenen kentlerde iş cinayetlerinde ölen inşaat işçileri ile ilgili BirGün’den Melisa Ay‘a değerlendirmelerde bulundu.

“Her ay ortalama 9, 10 ölüm kaydediyoruz”

Çakır, ölümlerin her birinin kolaylıkla önlenebilecek olduğunu anlattı, “2023 Şubat’ından sonra bölgede 51 inşaat işçisinin öldüğünü tespit ettik. Yüksekten düşme, ezilme, göçük altında kalma, elektrik akımına kapılma başlıca nedenlerdi. Hepsi ama hepsi basit, ucuz önlemlerle önlenebilecek ölümlerdi. 2023 Kasım’a kadar ölümlerin ana sebebi yıkımlardı. Ardından yeniden inşa başladı. 2023 Aralık ile başlayan özellikle TOKİ konutlarında yoğunlaşan inşaat faaliyetleri, 2024’te de sürdü. Ölen her 4, 5 inşaat işçisinden birinin bölgede öldüğünü biliyoruz. Biz Ocak ayında da ölümler tespit ettik. Her ay ortalama 9, 10 ölüm kaydediyoruz” diye konuştu.

Kimi kentlerdeki inşaatların, daha güvencesiz olduğuna dikkat çeken Çakır, “Antep, Urfa, Adıyaman, Malatya, Hatay’da özellikle artan iş cinayetleri gözlemledik. Bu kentlerdeki tablo gerçekten vahim boyutta. Adıyaman İndere’deki Zey köyü, TOKİ’de 9 işçi ölümü ile adeta iş cinayeti havzası oldu. Geçen hafta da burada 1 işçini daha öldüğünü öğrendik ve 10 ayda bu inşaatlarda 10 işçi ölmüş oldu. Bu da bu bölgede önlemsiz, güvencesiz çalışmanın ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyuyor” diye konuştu.

İSİG Meclisi gönüllülerinin derlediği bilgilere göre, işçi havuzu genişledikçe ölümler çocuklara kadar uzandı. Çakır, “Bölgedeki inşaatlarda 7 çocuk çalışırken iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Kilis’te MESEM’de çalışırken yüksekten düşerek ölen 17 yaşındaki Murat Can Eryılmaz da depremin ardından yapılan bir inşaatta çalışıyordu. Bölgedeki işçi havuzunda çocuklara, genç işçilere doğru bir genişleme var. Yoğun faaliyet daha fazla işçi ihtiyacı doğuruyor. Güvencesizliğin de ne kadar fazla olduğunu görebiliyoruz. Deprem kentlerinde inşaatlarda ölen 6 Suriyeli, 3 İranlı ve 1 Cezayirli işçi de tespit ettik. Bu da ölümlerin yüzde 9’u ediyor. Onlar da kayıtdışı, güvencesiz çalışıyordu” dedi.

Çakır, iş kazalarında ölmeyen işçilerin de insan onuruna yaraşır şartlardan uzak çalışmaya mecbur bırakıldığını anlattı: “Sakat kalanların, ağır yaralananların sayısını ise belki de 100 ile çarpmak lazım. Bu işçiler yerleşimden uzak konteynerlerde hijyen, ısınma, elektrik, duş, yemek sorunları ile koğuş koğuş yaşıyor. Toplu para biriktirmek için, toplu halde deprem bölgelerindeki inşaatlara geliyorlar. Çünkü tüm yurttaki inşaat faaliyetleri de özellikle bölgede yoğunlaştı. Biz bu inşa sürecinin en az 4-5 yıl sürmesini bekliyoruz. Daha TOKİ’ler tamamlanınca inşa edilecek kent merkezleri var…”

Paylaşın

Türkiye Kupası: Trabzonspor Bir Puana Razı Oldu

Türkiye Kupası A Grubu ikinci maçında İskenderunspor ile Trabzonspor, İskenderun Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Ali Yılmaz’ın yönettiği karşılaşma 2 – 2 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Trabzonspor’un gollerini 50. dakikada Arseniy Batagov ve 70. dakikada Enis Destan, İskenderunspor’un gollerini ise 27 55. dakikalarda Muhammet Beşir kaydetti.

Trabzonspor, bu sonuçla puanını 4’e çıkardı. İskenderunspor ise puanını 2 yaptı.

Trabzonspor grupta ilk maçında sahasında Alanyaspor’u 3-0 mağlup etmişti. İskenderunspor ise gruptaki ilk maçında MKE Ankaragücü ile deplasmanda 1-1 berabere kalmıştı.

27. dakikada Serdarcan Eralp’ın savunma arkasına attığı pasa hareketlenen Muhammet Beşir, düzgün vuruşla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-0

50. dakikada Zodkov’un sağ taraftan kullandığı kornerde ön direkte Umut Güneş’in kafa vuruşu sonrası kale önünde topu önünde bulan Batagov, meşin yuvarlağı ağlarla buluştu. 1-1

55. dakikada Mehmet Manış’ın pasında ceza sahası içi sol çaprazda topla buluşan Muhammet Beşir’in, kaleci Taha Tepe’yi geçtikten sonra yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-1

70. dakikada Sikan’ın sol kanattan ortasında altıpas üzerinde Enis Destan kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-2

Stat: İskenderun

Hakemler: Ali Yılmaz, Volkan Narinç, Serdar Soydan

İskenderunspor: Onur Can Özdemir, Erbay Eker (Erdem Can Polat dk. 67), Kadir Turhan, Ulaş Zengin, Ahmet Biler, Turan Tuzlacık, Kerem Kurşun, Mehmet Manış, Serdarcan Eralp, Mohamed Khalil, Muhammet Beşir (Yusuf Acer dk. 86)

Trabzonspor: Taha Tepe, Malheiro, Batagov, Lundstram, Eren Elmalı, Ozan Tufan (Umut Güneş dk. 46), Batista Mendy, Cihan Çanak (Banza dk. 59), Cham (Zubkov dk. 46), Sikan, Enis Destan

Goller: Muhammet Beşir (dk. 27 ve 55) (İskenderunspor), Batagov (dk. 50), Enis Destan (dk. 70) (Trabzonspor)

Paylaşın