2080 Yılında Türkiye’de Her Üç Kişiden Biri 65 Yaş Üstü Olacak

Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13,5, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 27,0, 2080 yılında yüzde 33,4 ve 2100 yılında yüzde 33,6 olacağı öngörülüyor.

Haber Merkezi / 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi iken son beş yılda yüzde 20,7 artarak 2024 yılında 9 milyon 112 bin 298 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2019 yılında yüzde 9,1 iken, 2024 yılında yüzde 10,6’ya yükseldi.

Yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13,5, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 27,0, 2080 yılında yüzde 33,4 ve 2100 yılında yüzde 33,6 olacağı öngörüldüğü kaydedildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aktif Yaşlanma Endeksi 2024 Raporu’nu açıkladı. Raporda öne çıkan bölümler şöyle:

Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan “demografik dönüşüm” evresinde olan Türkiye’de, çocuk ve genç nüfus oranı hızla azalırken, yaşlı nüfus oranı ise hızla artış göstermektedir. Türkiye son on yılda doğurganlık hızındaki yıkıcı azalmanın da tesiriyle “çok yaşlı ülkeler” sınıfına dahil olmuştur.

Doğurganlık hızındaki sürekli ve keskin azalmanın yanı sıra, hayat standardı ve refah seviyesinin artması ile sağlık alanında kaydedilen gelişmeler neticesinde ölümlülük hızı azalmakta, doğuşta beklenen hayat süresi ve yaşlı nüfus oranı artmaktadır.

Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi iken son beş yılda yüzde 20,7 artarak 2024 yılında 9 milyon 112 bin 298 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2019 yılında yüzde 9,1 iken, 2024 yılında yüzde 10,6’ya yükseldi. TÜİK nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13,5, 2040 yılında %17,9, 2060 yılında yüzde 27,0, 2080 yılında yüzde 33,4 ve 2100 yılında yüzde 33,6 olacağı öngörülmektedir.

Yaşlı nüfus oranının hızla artış göstermesi; yaşlıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik politikaların geliştirilmesini ve oluşturulan politikaların takibini gerekli kılmaktadır.

Yaşlı nüfusun yaşlılık sürecini ne kadar etkin geçirdiğinin tespit edilebilmesi adına, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu’nun (UNECE) katkılarıyla Aktif Yaşlanma Endeksi (AYE) geliştirilmiştir. Dört bileşenden oluşan AYE, yaşlı bireylerin istihdama katılabilme, topluma katılabilme, bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşayabilme ve aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortama sahip olabilme seviyelerini ölçmektedir.

AYE ve bileşenleri 0 ila 100 arasında bir değer almaktadır. Endeks ve bileşen değerlerinin yüksek olması toplumdaki yaşlı bireylerin daha etkin bir yaşlılık hayatı geçirdiklerine işaret etmektedir. UNECE tarafından en son 2018 yılı için AB üye ülkeleri için yayımlanmış olan AYE değeri 36,8’dir.

Türkiye için Aktif Yaşlanma Endeksi, milli politikalara da yön verebilmesi maksadıyla ilk kez bu haber bülteni ile resmi istatistik olarak yayımlanmaktadır. AB üye ülkeleriyle karşılaştırılabilir mahiyette olan Türkiye AYE değerleri 2023 yılı için Türkiye geneli ve cinsiyete, 2024 yılı için Türkiye geneli, İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması 1. Düzey 12 bölge ve cinsiyete göre hesaplanmıştır.

Türkiye’nin AYE genel endeks değeri 2023 yılında 28,7 iken 2024 yılında 29,7 oldu. İstihdam bileşeni endeks değeri, 2023 yılında 25,9 iken 2024 yılında 27,6 oldu. Topluma katılım bileşeni endeks değeri 2023 yılında 12,0 iken 2024 yılında 12,5 oldu. Bağımsız sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri 2023 yılında 65,5 iken 2024 yılında 65,0 oldu. Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri ise 2023 yılında 44,3 iken 2024 yılında 46,1 oldu.

AYE değerleri cinsiyete göre AB üye ülkeleri ile mukayese edildiğinde, erkeklerde AB ortalaması 38,5 iken Türkiye değeri 34,5 oldu. Kadınlarda ise AB ortalaması 35,3 iken Türkiye değeri 25,3 olarak hesaplandı.

AB üyesi 28 ülkenin endeks değerleri incelendiğinde, 2018 yılında AYE genel endeks değerinin AB ortalaması 36,8 oldu. AB üye ülkeleri içinde endeks değeri en yüksek olan ülkelerin sırasıyla, 47,8 ile İsveç, 43,7 ile Hollanda, 43,3 ile Danimarka olduğu görüldü. Endeks değerinin en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla, 28,4 ile Yunanistan, 30,5 ile Hırvatistan, 31,2 ile Romanya oldu.

Endeks, Türkiye’nin hızlı bir demografik dönüşüme girmesiyle beraber aktif yaşlanma konusunda politika geliştirilmesine ve ilerlemenin sağlanmasına ihtiyaç olduğunu gösterdi.

Endeks değeri erkekler için 34,5, kadınlar için 25,3

Türkiye’nin 2024 yılı için AYE genel endeks değeri İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 33,3 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 31,9 ile Batı Marmara Bölgesi, 30,8 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi izledi.

Endeks değeri en düşük olan bölgenin 26,9 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 28,7 ile Akdeniz Bölgesi, 28,8 ile Orta Anadolu Bölgesi izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için AYE genel endeks değeri 29,7 iken erkekler için endeks değeri 34,5, kadınlar için ise 25,3 oldu. AYE genel endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin erkekler için 38,2 ve kadınlar için 28,4 endeks değerleri ile her iki cinsiyet için de en yüksek endeks değerine sahip olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin ise Ortadoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

İstihdam bileşeni endeks değeri, 2024 yılı için 27,6 olarak hesaplandı. Bu bileşen; 55-59, 60-64, 65-69, 70-74 yaş gruplarındaki bireylerin istihdam oranlarından hesaplanmakta olup 75 ve daha yukarı yaş grubu hesaplamaya dahil edilmemektedir.

İstihdam bileşeni endeks değerinin AB üye ülkeleri ortalamasından daha düşük olduğu görüldü. Ancak Türkiye, istihdam bileşeni endeks değeri ile 6 AB ülkesini geride bıraktı.

İstihdam bileşeni endeks değeri 2024 yılı için İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 42,2 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 34,8 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi, 32,4 ile Batı Karadeniz Bölgesi izledi.

İstihdam bileşeni endeks değeri en düşük olan bölgenin 22,3 ile Batı Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 24,2 ile İstanbul, 24,5 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için istihdam bileşeni endeks değeri 27,6 iken erkekler için endeks değeri 40,4, kadınlar için ise 15,5 oldu. İstihdam bileşeni endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin erkekler için 55,4 ve kadınlar için 28,7 endeks değerleri ile her iki cinsiyet için de en yüksek endeks değerine sahip olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin de Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü.

Topluma katılım bileşeni endeks değeri, 2024 yılı için 12,5 olarak hesaplandı. Bu bileşen; gönüllü faaliyetlere katılım, çocuk-torun bakımı, yaşlı ve yetişkin bakımı, siyasi hayata katılım göstergelerinden hesaplanmaktadır.

Topluma katılım bileşeni endeks değerinin AB üye ülkeleri ortalamasından daha düşük olduğu görüldü. Ancak Türkiye, topluma katılım bileşeni endeks değeri ile 5 AB ülkesini geride bıraktı.

Topluma katılım bileşeni endeks değeri 2024 yılı için İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 17,0 ile İstanbul olduğu görüldü. Bu bölgeyi 14,3 ile Batı Marmara Bölgesi, 14,2 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi izledi.

Topluma katılım bileşeni endeks değeri en düşük olan bölgenin 9,2 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 10,1 ile Akdeniz Bölgesi, 10,5 ile Orta Anadolu Bölgesi izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için topluma katılım bileşeni endeks değeri 12,5 iken erkekler için endeks değeri 11,5, kadınlar için ise 13,3 oldu. Topluma katılım bileşeni endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkekler için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 15,4 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, kadınlar için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 19,4 ile İstanbul olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin İstanbul olduğu görülürken cinsiyetler arası farkın olmadığı bölgenin Orta Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam değeri, 2024 yılı için 65,0 olarak hesaplandı. Bu bileşen; fiziksel egzersiz, sağlık ve diş bakımına erişim, bağımsız yaşam düzenlemeleri (tek kişilik hanehalkı oranı), göreli medyan geliri, yoksulluk riskinin olmaması, ciddi maddi yoksunluğun olmaması, fiziksel güvenlik ve yaşam boyu öğrenme göstergelerinden hesaplanmaktadır.

Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değerinin AB üye ülkeleri ortalamasından daha düşük olduğu görüldü. Ancak Türkiye, bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değerleri ile 5 AB ülkesini geride bıraktı.

Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri 2024 yılı için İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 68,1 ile Ege Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 66,8 ile Batı Anadolu Bölgesi, 65,7 ile Doğu Marmara Bölgesi izledi.

Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri en düşük olan bölgenin 59,1 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 60,4 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi, 62,2 ile İstanbul izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri 65,0 iken erkekler için endeks değeri 67,0, kadınlar için ise 63,6 oldu. Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkekler için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 70,6 ile, kadınlar için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 66,0 ile Ege Bölgesi olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin Akdeniz Bölgesi olduğu görülürken cinsiyetler arası farkın olmadığı bölgenin Ortadoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri, 2024 yılı için 46,1 olarak hesaplandı. Bu bileşen; 55 yaşına ulaşıldığında kalan 50 yıllık yaşam beklentisi başarısı, 55 yaşında iken sağlıklı yaşanan yılların beklenen süresindeki payı, zihinsel iyi olma hali ölçeği, bilişim ve iletişim teknolojilerinin kullanımı, sosyal bağlanma ve eğitim durumu göstergelerinden hesaplanmaktadır.

Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değerinin AB üye ülkelerinin ortalamasından daha düşük olduğu görüldü. Ancak Türkiye, aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri ile endeks değeri 45,9 olan Romanya’yı geride bıraktı.

Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri 2024 yılı için İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 51,1 ile Doğu Marmara Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 48,4 ile Batı Marmara Bölgesi, 47,7 ile Batı Anadolu Bölgesi izledi.

Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri en düşük olan bölgenin 38,9 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 42,0 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, 43,2 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri 46,1 iken erkekler için endeks değeri 48,4, kadınlar için ise 44,2 oldu. Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkekler için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 53,8 ile kadınlar için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 48,6 ile Doğu Marmara Bölgesi olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

Paylaşın

Bilim İnsanları Kronik Böbrek Hastalığını Önlemenin Çözümünü Buldu

Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve çoğunlukla CKD olarak adlandırılan kronik böbrek hastalığı, kalp hastalığı ve hatta erken ölüm gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Haber Merkezi / Bilim insanları, hastalık başladıktan sonra böbreklerin neden zamanla kötüleşmeye devam ettiğini tam olarak bilmiyorlardı. Ancak Boston Üniversitesi Chobanian & Avedisian Tıp Fakültesi’nden bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırma bu durumu değiştirmeye yardımcı olabilir.

Araştırmada böbrekleri korumada önemli bir rol oynayan TMIGD1 adlı bir gen keşfedildi. Araştırmacılardan Dr. Vipul Chitalia, bu bulguyu özel kılan şeyin TMIGD1 geninin böbrek hasarını durdurmada ne kadar önemli göründüğü olduğunu açıkladı. Şimdiye kadar bu genin böbrek sağlığındaki rolü bilinmiyordu.

Araştırmada yer alan ekip, TMIGD1 geni düzgün çalışmadığında ne olacağını incelemek için hücreler ve diğer modeller kullanarak bir dizi deney yaptılar. Ekip, bu gen inaktif olduğunda böbreklerin zarar görme olasılığının çok daha yüksek olduğunu buldu.

Böbrek hastalığı olan kişilerde, toksinler böbrekler iyi filtreleyemediği için kandan düzgün bir şekilde temizlenmiyor. Bu toksinler, TMIGD1 genine saldırıyor gibi görünüyor ve böbrek fonksiyonunun daha da hızlı düşmesine neden oluyor.

Bu keşif kronik böbrek hastalığını tedavi etmenin yeni bir yoluna işaret ediyor. Bilim insanları, TMIGD1 genini korumanın veya güçlendirmenin yollarını bulabilirlerse, hastalar o aşamaya gelmeden önce hasarı yavaşlatmak veya hatta durdurmak mümkün olabilir.

Araştırmada yer alan Dr. Wenqing Yin, TMIGD1’in yalnızca yeni tedaviler geliştirmek için değil, aynı zamanda böbrek hasarını daha erken bulmak için bir araç olarak da kullanılabileceğini söyledi.

Kronik böbrek hastalığı, yavaş ilerleyen sessiz bir hastalıktır. Böbrekler, çok ciddi şekilde hasar görene kadar kendini hissettirmeyebilir.

Araştırma Journal of Neuroinflammation’da yayınlandı.

Paylaşın

Dünya’dan 140 Işık Yılı Uzaklıktaki Bir Gezegen Hızla Parçalanıyor

MIT’ten (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) gökbilimciler, Dünya’dan yaklaşık 140 ışık yılı uzaklıkta bulunan ve parçalanma sürecinden geçen BD+05 4868 Ab adlı bir gezegen keşfettiler.

Haber Merkezi / Ev sahibi yıldızlarının yörüngesinde çok yakın dönen küçük, kayalık gezegenler hızla parçalanabilirler.

Gelgitsel kilitlenme ve aşırı yıldız ışınımına maruz kalan bu tür gezegenlerin gündüz yüzeyleri eriyip buharlaşmış kayalık malzemeden ince atmosferler oluşturacak kadar sıcaktır.

Yaklaşık Merkür kütlesindeki BD+05 4868 Ab adlı gezegen, yıldızına son derece yakın bir şekilde dönüyor, o kadar yakın ki yüzeyi muhtemelen buharlaşan magma ile kaplı.

Yıldızının etrafında sadece 30,5 saatte dönen gezegen,  kuyrukluyıldız benzeri bir enkaz kuyruğu oluşturuyor.

Bilim insanları, yörüngedeki gezegenlerin varlığını işaret eden yıldız ışığındaki değişiklikleri izleyen NASA’nın TESS misyonunu kullanarak bu parçalanan gezegeni tespit ettiler.

Bu gezegen şaşırtıcı bir hızla yok oluyor; yörünge başına bir Everest Dağı’na eşit miktarda madde kaybediyor. Gökbilimciler, gezegenin boyutuna dayanarak 1 ila 2 milyon yıl içinde tamamen yok olabileceğini tahmin ediyor.

Gökbilimciler, şu ana kadar Güneş sistemimizin ötesinde sadece dört parçalanan gezegen tespit ettiler ve bu da BD+05 4868 Ab’yi evrende nadir bir keşif haline getiriyor.

Gökbilimciler, gezegenin iç yapısını incelemek için James Webb Uzay Teleskobu’nu (JWST) kullanmayı planlıyorlar.

Bu fırsat, kayalık gezegenlerin nasıl oluştuğu ve bazılarının diğerlerinden daha istikrarlı ve potansiyel olarak yaşanabilir olmasını sağlayan faktörlerin ne olduğu konusundaki fikirlerimizi geliştirebilir.

Paylaşın

Marmara Denizi’nde Deprem: 291 Artçı Sarsıntı Kaydedildi

Afet ve Acil Yönetim Başkanlığı (AFAD), merkez üssü İstanbul’un Silivri ilçesi açıkları olan 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından 291 artçı sarsıntı kaydedildiğini duyurdu.

Haber Merkezi / AFAD, Marmara Denizi’nde meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından yaşanan artçı sarsıntılarla ilgili açıklama yaptı:

“23.04.2025 tarihinde saat (TSİ) 12:49’da Silivri açıklarında-Marmara Denizi içerisinde 6.2 büyüklüğünde bir deprem olmuştur. Deprem, dış merkezinden 300 km yarıçaplı bir alan içeresindeki illerimizde hafif şiddette hissedilmiştir. Depremin dış merkezi en yakın yerleşim yeri olan Silivri’ye yaklaşık 24 km uzaklıktadır.

Deprem sırasında, İstanbul’un güney kıyılarındaki yerleşimler 5 şiddetine karşılık gelen düşük ivmeler ile sarsılmıştır. Uzun süredir devam eden risk azaltma çalışmalarının da katkısıyla, deprem yapısal bir hasara neden olmamış ve can kaybı yaşanmamıştır.

Ana şoktan sonra şu ana kadar toplam 291 artçı sarsıntı kaydedilmiştir. 3.9 ve altı büyüklükteki artçı sarsıntıların toplamı 283 olup bunların çoğunluğu 3’ün altındadır. 4 ve üzeri büyüklükteki artçı sayısı ise 8’dir. Son 28 saat içinde artçı sarsıntıların dağılımı dörder saatlik aralıklarla incelendiğinde, son 16 saat içinde azalma eğiliminde olduğu görülmektedir.

Artçı sarsıntıların azalarak önümüzdeki birkaç hafta içinde sona ermesi beklenmektedir. 23 Nisan 2025 tarihinde meydana gelen Mw 6.2 büyüklüğündeki depremin açığa çıkardığı enerji 30 kTon TNT’nin üzerinde olup, söz konusu enerji 26 Eylül 2019 tarihinde aynı bölgede meydana gelen Mw 5.8 depreminin yaklaşık 4 katına karşılık gelmektedir”.

Ali Yerlikaya: Artçı sarsıntılar azalma eğiliminde

Öte yandan AFAD Koordinasyon Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, depremin ardından hem bilgilendirme hem de müdahale faaliyetlerinin kesintisiz sürdüğünü belirtti. Yerlikaya, “Depremin ardından başta İstanbul olmak üzere Tekirdağ, Yalova, Bursa, Sakarya ve Balıkesir’de çalışmalar hızla başladı” dedi.

Depremin ardından büyüklüğü 5.9’a kadar ulaşan toplam 8 artçı sarsıntının kaydedildiğini belirten Yerlikaya, son 12 saatte 4’ün üzerinde artçı yaşanmadığını söyledi. Özellikle son 16 saatte sarsıntıların belirgin şekilde azaldığını vurgulayan Yerlikaya, AFAD Deprem Bilim Kurulu’nun ikinci değerlendirme açıklamasının da kamuoyuyla paylaşılacağını aktardı.

Deprem sonrası barınma ihtiyacına ilişkin de bilgi veren Yerlikaya, şu ana kadar İstanbul’da 51 bin kişinin camilerde, 50 bin kişinin ise okul, yurt ve sosyal tesislerde barındırıldığını, toplamda 101 bin vatandaşın barınma talebinin karşılandığını söyledi. Yerlikaya, “Talepler olması durumunda vatandaşlarımızın barınma ihtiyaçlarını karşılamaya devam edeceğiz” dedi.

Marmara bölgesindeki çalışmalara destek için 22 ilden 650 AFAD personeli ve 148 araç sevk edildiğini belirten Yerlikaya, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla toplam 11.481 personelin sahada görev yaptığını ifade etti. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bugüne kadar 16 bin 793 çağrı geldiğini, bunlardan 997’sinin doğrudan acil yardım talebi olduğunu açıklayan Yerlikaya, çağrı sayısında da belirgin bir düşüş yaşandığını vurguladı.

Türk Kızılayı koordinasyonunda, 41 belediye ve STK desteğiyle toplam 302 araç ve 1.508 personel ile 348 noktada beslenme hizmetlerinin sürdüğünü ifade eden Yerlikaya, “Devletimiz tüm kurumlarıyla sahada. Vatandaşlarımızın huzuru ve güvenliği için tüm tedbirler alınmış durumda” dedi.

Yerlikaya, sözlerini “İstanbulumuza ve depremin hissedildiği illerdeki vatandaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun. Allah ülkemizi her türlü afetten korusun” ifadeleriyle tamamladı.

Paylaşın

DEM Parti, Abdullah Öcalan’ın Koşullarını Adalet Bakanı İle Görüştü

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüşen DEM Parti heyeti adına konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Sayın Bakan’a, tecrit koşullarında Sayın Öcalan’ın bu sürece katkı sunamayacağını, sürecin ilerletilmesi için Sayın Öcalan’ın koşullarının en önemli başlık olduğunu ve bir an önce bu koşulların amasız fakatsız düzeltilmesi gerektiğini ifade ettik” dedi.

Haber Merkezi / Gülistan Kılıç Koçyiğit, “En büyük sorunlardan biri de cezaevindeki mahpusların, cezalarını yatmış olmalarına rağmen idare gözlem kararlarıyla, tamamen subjektif gerekçelerle cezaevinde tutulmalarıdır… Ayrıca mahpusun cezaevi koşullarının düzeltilmesi için yaptığı eylemlerin bile bir disiplin suçu kapsamına alınmasının kabul edilemez olduğunu kendilerine ifade ettik” diyerek yasal düzenleme beklediklerini ifade etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli ile DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan’dan oluşan heyet Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü.

Yaklaşık 1 saat 45 dakika süren görüşme sonrası DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit şunları söyledi:

“Grup Başkanvekilimiz Sezai Temelli ve Eş Genel Başkan Yardımcımız Öztürk Türkdoğan ile birlikte Sayın Adalet Bakanıyla bir görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşme aslında İmralı Heyetimizin Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeden sonra planlanmıştı.

Ama ne yazık ki İmralı Heyeti Üyemiz ve Meclis Başkanvekilimiz Sayın Sırrı Süreyya Önder’in hastalığı nedeniyle erteledik. Bugün de onlar olmadan bu görüşmeyi gerçekleştirdik. Bu vesileyle, umutlu bekleyişimizi sürdürdüğümüzü belirtmek istiyoruz. Yatağında hastalığına direnen Sırrı Süreyya Önder arkadaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi buradan bir kez daha iletiyoruz.

Sayın Adalet Bakanı ile 1 Ekim’den beri başlayan tartışmalar ve sürece yapılacak katkıları, yasal düzenlemeleri geniş bir zeminde konuşma fırsatı bulduk. Öncelikli konuşma başlığımızın, 27 Şubat’taki çağrısıyla yeni bir dönemin kapısını aralayan ve Kürt sorununun demokratik çözümünde yeni bir eşik atlamamızı sağlayan Sayın Öcalan’ın çalışma ve sağlık koşulları olduğunu ifade etmek isterim.

Sayın Bakana, tecrit koşullarında Sayın Öcalan’ın bu sürece katkı sunamayacağını, sürecin ilerletilmesi için Sayın Öcalan’ın koşullarının en önemli başlık olduğunu ve bir an önce bu koşulların amasız fakatsız düzeltilmesi gerektiğini ifade ettik.

Sanırım önümüzdeki günlerde bu konuda bazı gelişmeler görme şansımız olacak. Özellikle İmralı Heyeti dışındaki farklı heyetlerin, farklı milletvekillerinin ve siyasi partilerin, aydınların ve yazarların oraya gitmesinin; Sayın Öcalan’ın görüşmek istediği bazı aydınların, yazarların ve gazetecilerin adaya gitmesinin ve onunla temas kurmasının çok önemli olduğunun altını çizdik. Bakanlığın bu konuda hızla adım atması gerektiğini ifade ettik.

Bunun dışında Türkiye’de adalet sistemiyle ilgili çok büyük sorunlar var. Bunları da kapsamlı şekilde ele alma şansımız oldu. Bizim için en önemli başlıklardan biri de halihazırda cezaevlerinde bulunan hasta mahpuslar. Bunun ne insani ne vicdani ne de hukuki olmadığını her birimiz biliyoruz. Hasta mahpuslar açısından hızla bir düzenleme yapılması, adli tıp raporu alanların hızla cezaevinden salıverilmesi konusunda da görüş ve düşüncelerimizi kendilerine ifade ettik.

Bu konudaki taleplerimizi kendilerine ilettik. Yine kamuoyunda ‘COVID yasası’ olarak bilinen ve pandemi döneminde cezaevinden şartlı salıverilme koşullarını düzenleyen ama örgütlü suçları istisna tutan yasal düzenleme var biliyorsunuz. Bir infaz paketi düzenlemesiydi. Örgütlü suçları istisna tutan meselenin ortadan kaldırılması ve gerçek anlamda herkesi kapsayan eşitlikçi bir yaklaşımın gözetilmesi gerektiğini de kendilerine ifade ettik.

Önümüze gelecek olan infaz paketinde, AYM’nin daha önce de iptal ettiği ‘örgüte üye olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek’ maddesi vardı. AYM bunu iade etmişti ama ne yazık ki Meclis’ten aynı şekilde geçti. Şimdi yeniden pakete konulacağına dair bazı bilgiler aldık. Bunun mutlaka amasız fakatsız ortadan kaldırılması gerektiğini ve AYM kararına uygun bir düzenleme beklentimizi yine kendilerine ifade etmiş olduk.

En büyük sorunlardan biri de cezaevindeki mahpusların, cezalarını yatmış olmalarına rağmen idare gözlem kararlarıyla, tamamen subjektif gerekçelerle cezaevinde tutulmalarıdır. İnsanların cezaevinde kalmalarını sağlayan bu idare gözlem kurullarının reforme edilmesi, gözden geçirilmesi, demokratikleştirilmesi ve bütün gözlem kurulu kararlarına objektif kriterlere göre karar verilmesi gerektiğini kendilerine ifade ettik.

İkinci bir cezalandırma kurulu olan bu kurulun yapısının demokratikleşmesine ve kararlarını da objektif kriterlere göre almasına dair bir düzenlemenin gelecek ilk yasa paketine konulması gerektiğini ifade etmiş olalım. Ayrıca mahpusların hak aramak ve cezaevindeki koşulların düzeltilmesi için yaptıkları eylem ve etkinlikler nedeniyle aldıkları disiplin cezalarının da yine iyi halli olma meselesinde bir kriter olduğunu görüyoruz. Bu disiplin cezalarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade ettik.

Mahpusun cezaevi koşullarının düzeltilmesi için yaptığı eylemlerin bile bir disiplin suçu kapsamına alınmasının, hele de bunun şartlı tahliyeyi engellemek için esas alınmasının kabul edilemez olduğunu kendilerine ifade ettik. Bu başlıklarda genel bir tartışma yürüttük. Taleplerimizi, kamuoyunun ve halkımızın beklentisini ilk elden kendilerine ifade etme ve anlatma imkanı bulduk. Bize bu fırsatı verdikleri için Sayın Bakana ve heyetine teşekkür ediyoruz.”

Soru / Cevap

Soru: Peki, yanıt ne oldu? Özellikle Öcalan’ın tecridi konusunda ve İnfaz Yasasında istediğiniz düzenlemelere ilişkin yanıt ne oldu?

Bütün bunları karşılıklı konuşma fırsatı bulduk. Sayın Bakan da dikkatle bunları not etti. Bazı yasal düzenlemelerin aslında hepimiz açısından gerekli olduğu yönünde ortak belirlemelerimiz var. Birçok hakkaniyetsiz, haksız ve eşitliğe aykırı yasal düzenleme olduğunu herkes çok iyi biliyor.

Örneğin COVID yasası çıktığı zaman, pandemi sadece normal adli mahpusları kapsayan bir durum değildi, herkes açısından riskti ama orada örgütlü suçlar istisna tutulmuştu. Örneğin bunun hakkaniyetsizliğini, kabul edilemezliğini ifade ettik. Kendileri de bu konuda çalışacaklarını ifade ettiler. Söylediğimiz her başlığı dikkatle not ettiler. Bu konuda çalışacaklarını, önümüzdeki dönemde de karşılıklı görüş alışverişinde bulunacağımızı teyit etmiş olduk.

Soru: Öcalan’a umut hakkı tanınacak mı?

Sayın Öcalan’ın çalışma koşullarını, sağlık ve güvenlik koşullarını kapsamlı bir şekilde değerlendirdik.

Soru: Örgütün kendisini feshetmesi ve silah bırakmasına karşılık örgüt üyelerine ilişkin bir yasal düzenleme gündeme geldi mi?

Soru: Selahattin Demirtaş’ın durumu gündeme geldi mi?

Çok kapsamlı olarak bu konuda da Kobanî Davası ve diğer başlıklarda da değerlendirmeler yaptık.

Soru: Mazlum Abdi, “Ulusal Kongre toplanacak” dedi. Siz bununla ilgili bir davet aldınız mı?

Ona Dış İlişkiler Komisyonumuz yanıt versin. Şu an için teyit edebilecek durumda değilim.

Soru: Yeni bir görüşme olacak mı?

İhtiyaç olduğunda her zaman görüş alışverişinde bulunmak için bir araya gelme konusunda sözleştik.

Soru: İmralı’ya tekrar ziyaret olacak mı görüşmeden sonra?

Şu anda bir görüşme yapıldı. Sayın Sırrı Süreyya Önder’in sağlık durumu nedeniyle İmralı Heyeti Üyemiz Pervin Buldan ve Avukat Özgür Erol bir ziyaret gerçekleştirdi. Bundan sonra da bu ziyaretlerin ihtiyaç duyulduğunda ve daha önce söylediğim kapsamda devam etmesi, sadece heyetimizin değil farklı heyetlerin ve kişilerin de gitmesi yönünde düşüncemizi ifade ettik. Sanırım bu konuda da bazı gelişmeler olacak. Bunu yakında hep beraber göreceğiz.

Soru: Meclis Başkanı ve diğer siyasi partiler ne zaman ziyaret edilecek?

Bunun takvimini MYK’miz ortaya koyacak. Ondan sonra sizlere duyuracağız.

Paylaşın

Abstract Window Toolkit (AWT) Nedir, Nasıl Oluşturulur?

Abstract Window Toolkit (AWT), geliştiricilerin uygulamaları için grafiksel kullanıcı arayüzleri oluşturmalarına olanak tanıyan Java tabanlı, platformdan bağımsız bir GUI çerçevesidir.

Haber Merkezi / Etkileşimli kullanıcı arayüzleri tasarlamak için düğmeler, metin alanları, onay kutuları ve düzen yöneticileri gibi bileşenler sağlar. AWT, ek, özelleştirilebilir bileşenler ve daha sofistike bir görünüm ve his sunan daha gelişmiş Swing çerçevesinin temelini oluşturur.

Abstract Window Toolkit (AWT), Java tabanlı Grafiksel Kullanıcı Arayüzü (GUI) uygulamalarının geliştirilmesinde temel bir bileşen olarak hizmet eder. Birincil amacı, düğmeler, metin alanları ve kaydırma listeleri gibi çok sayıda önceden oluşturulmuş bileşenin yanı sıra etkileşimli uygulamalar oluşturmak için bu bileşenleri yönetme yöntemleri sağlamaktır.

AWT, uygulama ile yerel sistem arasında kolay iletişimi kolaylaştırır ve geliştiricilerin farklı platformlarla uyumlu, son derece özelleştirilebilir arayüzler oluşturmasına olanak tanır. Dahası, AWT, bir pencere veya panel içindeki kullanıcı arayüzü bileşenlerinin konumlandırılmasını ve boyutlandırılmasını kolaylaştırmak için esnek düzen yöneticileri sunar.

Bu yerleşik düzen yöneticileri, tasarım öğelerini gerektiği gibi otomatik olarak yeniden düzenler, yeniden boyutlandırır veya uyarlar ve böylece duyarlı uygulamalar oluşturmayı kolaylaştırır. Ayrıca, AWT olay işlemeyi yöneterek geliştiricilerin programın tıklamalar ve tuş vuruşları gibi kullanıcı etkileşimlerine nasıl tepki vereceğini tanımlamasını sağlar.

Özet Pencere Araç Takımı genel olarak görsel açıdan çekici ve işlevsel uygulamalar oluşturma sürecini basitleştirerek, birden fazla platformda keyifli ve tutarlı bir kullanıcı deneyimi sağlar.

Abstract Window Toolkit (AWT) hakkında sıkça sorulan sorular:

AWT ile Swing arasındaki temel fark nedir?

AWT, Java’nın orijinal platforma bağımlı GUI araç takımıdır, Swing ise AWT üzerine inşa edilmiş daha gelişmiş, platformdan bağımsız bir GUI araç takımıdır. Swing, AWT’den daha zengin bir bileşen seti, takılabilir bir görünüm ve his ve daha iyi performans sağlar. Ancak AWT, özellikle görünümleri ve davranışları için yerel platform bileşenleri tercih edildiğinde, belirli uygulamalar için daha hafif ve daha hızlı olarak kabul edilir.

Basit bir AWT tabanlı GUI uygulaması nasıl oluşturulur?

Basit bir AWT tabanlı GUI uygulaması oluşturmak için gerekli AWT sınıflarını içe aktarmanız, Frame sınıfının bir alt sınıfını oluşturmanız, bileşenlerinizi alt sınıf içinde tanımlamanız ve ardından GUI uygulamasını sınıfınızın ana yöntemi içinde örneklendirmeniz gerekir. İşte bir örnek:

import java.awt.*;
import java.awt.event.*;

public class MyAWTApp extends Frame {

public MyAWTApp() {
super(“My AWT App”);
setLayout(new FlowLayout());

Button btn = new Button(“Example Button”);
add(btn);

setSize(400, 100);
setVisible(true);
}

public static void main(String[] args) {
MyAWTApp app = new MyAWTApp();
}
}

AWT bileşenlerine olay dinleyicileri nasıl eklenir?

AWT bileşenlerine olay dinleyicileri eklemek için uygun AWT olay sınıflarını içe aktarmanız, uygun olay dinleyicisi arayüzlerini sınıfınıza uygulamanız ve ardından olay dinleyicisini ‘addActionListener’ yöntemini veya benzer yöntemleri kullanarak bileşeninize eklemeniz gerekir. İşte bir düğmeye ActionListener eklemenin bir örneği:

import java.awt.*;
import java.awt.event.*;

public class MyAWTAppWithButtonListener extends Frame implements ActionListener {
private Button btn;

public MyAWTAppWithButtonListener() {
super(“My AWT App with Button Listener”);
setLayout(new FlowLayout());

btn = new Button(“Example Button”);
btn.addActionListener(this);
add(btn);

setSize(400, 100);
setVisible(true);
}

public void actionPerformed(ActionEvent e) {
if (e.getSource() == btn) {
System.out.println(“Button clicked”);
}
}

public static void main(String[] args) {
MyAWTAppWithButtonListener app = new MyAWTAppWithButtonListener();
}
}

Aynı uygulama içerisinde AWT ve Swing bileşenlerini bir arada kullanabilir misiniz?

Aynı uygulama içinde AWT ve Swing bileşenlerini karıştırmak teknik olarak mümkün olsa da, iki araç takımı arasında tutarsız görünüm ve his, düzen ve olay işlemeyle ilgili olası sorunlar nedeniyle genellikle önerilmez. Tutarlılık ve daha iyi performans için uygulamanız içinde yalnızca bir araç takımı kullanmak daha iyidir.

Paylaşın

B12 Vitamininin Aşırı Tüketiminin 5 Yan Etkisi

Kırmızı kan hücresi oluşumu ve DNA sentezi gibi vücut fonksiyonlarında önemli bir rol oynayan B12 vitamini, genel sağlık için hayati önem taşısa da, aşırı tüketimi zararlı yan etkilere neden olabilir.

Haber Merkezi / İşte çok fazla B12 vitamini tüketmenin bazı yan etkileri:

Sindirim rahatsızlığı: Aşırı B12, özellikle takviye formunda, bazı bireylerde mide bulantısı, şişkinlik veya ishal gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Takviyeleri yiyeceklerle birlikte almak bu etkileri azaltmaya yardımcı olabilir.

Ciltte sivilceler: Yüksek B12 vitamini alımının en sık bildirilen yan etkilerinden biri, özellikle sivilceye yatkın bireylerde aknedir. Aşırı B12 hormonal değişiklikleri tetikleyebilir veya cilt bakterilerini değiştirebilir, sivilcelere veya mevcut aknenin kötüleşmesine yol açabilir.

Baş dönmesi ve baş ağrıları: Bazı bireyler aşırı dozda B12 aldıktan sonra baş dönmesi veya baş ağrısı yaşadıklarını bildirmektedir. Kesin nedeni tam olarak anlaşılmamış olsa da, bu semptomlar kan akışındaki veya basınçtaki ani değişikliklerle bağlantılı olabilir.

Alerjik reaksiyonlar: Nadir durumlarda, bireyler B12 vitamini takviyelerine veya enjeksiyonlarına karşı alerjik reaksiyonlar yaşayabilir. Semptomlar arasında kaşıntı, şişlik, döküntü veya hatta nefes alma zorluğu yer alabilir. Bu tür reaksiyonlar nadir olsa da, acil tıbbi müdahale gerektirir.

Böbrek stresi: Böbrek rahatsızlığı olan kişiler aşırı doz B12 konusunda dikkatli olmalıdır. Bazı araştırmalar, böbrek fonksiyonları azalmış kişilerde aşırı B12’nin birikebileceğini ve potansiyel olarak sağlıklarını kötüleştirebileceğini göstermiştir.

Paylaşın

Böbreklere Yavaş Yavaş Zarar Veren 7 Yiyecek

Bazı yiyecekler zararsız veya hatta “normal” görünebilir, ancak zamanla böbreklere stres yükleyebilir ve yüksek tansiyon, böbrek taşı veya hatta böbrek yetmezliği gibi sorunlara yol açabilirler.

Haber Merkezi / İşte böbreklere yavaş yavaş zarar verebilecek 7 yiyecek ve daha iyi alternatifleri.

Tuz: Aşırı tuz tüketimi yüksek tansiyona önemli bir katkıda bulunur ve bu da zamanla böbreklere ciddi bir yük bindirir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen günlük tuz tüketiminden daha fazla tuz tüketilir. Kimyon (jeera), kişniş, zencefil, limon suyu, sarımsak ve hatta kaya tuzu gibi otlar ve baharatlar, tuz yerine yiyeceklere lezzet katabilir.

İşlenmiş ve paketlenmiş gıdalar: Hazır yenilebilen yiyeceklerin çoğu tuz, koruyucu maddeler ve sağlıksız yağlarla doludur. Bunlar sadece kan basıncını yükseltmekle kalmaz, aynı zamanda sık sık tüketilirse kronik böbrek hastalığına da yol açar.

Mevsim sebzeleri, baklagiller ve tam tahıllarla yapılan taze pişmiş yemekler ve atıştırmalıklar, böbreklerinize zarar vermeden lezzet sunar.

Hazır içecekler: Çoğu hazır içecek, böbrek taşı riskini artırabilen, kalsiyum metabolizmasını etkileyebilen ve böbreklere gereksiz yere yük bindirebilen eklenmiş şeker ve fosfatlarla doludur. Gazlı içeceklerdeki fosforik asit böbrekler için özellikle zararlıdır. Taze sıkılmış meyve suları, hidrasyon ve böbrek fonksiyonu için çok daha iyidir.

Kırmızı et: Protein olmazsa olmaz olsa da, aşırı tüketimi, özellikle koyun eti gibi kırmızı etlerden, üre ve kreatinin gibi atık ürünlerin üretimini artırır. Böbrekler bunları ortadan kaldırmak için fazla mesai yapmak zorunda kalır ve bu da uzun vadede böbrek sağlığını kötüleştirebilir.

Çok fazla şeker: Aşırı şeker tüketimi diyabetin önde gelen nedenlerinden biridir ve diyabette kronik böbrek hastalığının en önemli nedenidir. Meyveler veya şeker içeren ev yapımı tatlılar, şeker isteğini daha sağlıklı şekilde giderir.

Kızarmış atıştırmalıklar: Tekrar tekrar kullanılan, trans yağ oranı yüksek yağlar, iltihaplanmaya, obeziteye ve tansiyon sorunlarına yol açabilir; bunların hepsi böbrek sorunlarıyla bağlantılıdır. Kızarmış sokak yemekleri ve atıştırmalıklar özellikle sorunludur, daha az yağ içeren ev yapımı versiyonları tercih etmek sağlık riskini azaltabilir.

Aşırı süt tüketimi: Süt ürünleri kalsiyum ve proteinin iyi bir kaynağı olsa da, aşırı tüketim (özellikle tam yağlı versiyonları) kalsiyum seviyelerini artırabilir ve böbrek taşlarına katkıda bulunabilir. Az yağlı lor, tonlu süt veya bitki bazlı süt (badem veya yulaf sütü gibi), kalsiyum için ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler de harika seçimlerdir.

Paylaşın

Sonsuzluk Atkısı Nasıl Takılır? Üç Stil İpucu

Pamuk, ipek, yün, saten ve keten dahil olmak üzere birçok kumaştan üretilen sonsuzluk atkısı, belirgin uçları olan normal bir atkıdan farklı olarak, birleşik bir ilmek veya daire şeklinde tasarlanmış bir üründür.

Haber Merkezi / Moda stilistleri bu tür atkıları çok yönlülüğü nedeniyle değerlendirir; kumaşa bağlı olarak kış veya yaz atkısı olarak kullanılabilir. İşte sonsuzluk atkılarını takmanıza yardımcı olacak bazı stil ipuçları ve eğitimleri:

Çift ilmek tercih edin: Bu geleneksel sonsuzluk atkı stili, daha soğuk aylarda sıcak kalmanın şık bir yoludur. Atkıyı boynunuzun etrafına tek bir ilmekle sarın, ardından atkıyı göğsünüzden çaprazlayarak sekiz rakamı oluşturun ve alt ilmeği başınızın üzerinden geçirin. Çift ilmek boynunuzu daha fazla kumaşla çevreleyerek ekstra sıcaklık sağlar. Sonbahar veya kış aylarında şık bir kıyafet için rahat, kalın örgülü bir kış atkısını hırka ve bere ile deneyin.

Şal görünümü deneyin: Normal atkıyı omuz örtüsü olarak taktığınızda ve atkı uçlarının yerinde kalması için sabitlenmesi gerektiğinde olduğu gibi, sonsuzluk atkısı sarılı ve sıkı kalır. Uzun halkayı bir omuzun üzerine sarkıtarak bir gece elbisesini veya kolsuz üstleri şık bir şekilde örtmenin bir yolunu bulun.

Sonsuzluk atkınızı askılı bir üst haline getirin: Eğlenceli bir yaz görünümü için sonsuzluk atkınızı askılı bir üst olarak giyin. Bu varyasyon için keten ve pamuk gibi hafif, esnek malzemelerden yapılmış sonsuzluk atkıları tercih edin. Atkınızı askılı bir üst olarak giymek için, kumaş halkasını belinize sarın, ardından bir ucunu sekiz rakamı şeklinde bükün başınızın üzerinden ve boynunuzun etrafına geçirin.

Paylaşın

Dudak Dolguları Ne Kadar Süre Dayanır?

Dudak dolgusu, hyaluronik asit gibi maddelerin enjeksiyonu yoluyla dudakları dolgunlaştırmak için kullanılan ve çok az iyileşme süresi gerektiren bir tür kozmetik uygulamasıdır.

Haber Merkezi / Doğal dudak şeklinizden veya boyutunuzdan memnun değilseniz veya sadece daha dolgun dudaklar istiyorsanız bu uygulamayı düşünebilirsiniz.

Dudak dolgularının dayanma süresi, kullanılan dolgu malzemesine, kişinin metabolizmasına, yaşam tarzına ve uygulama tekniğine bağlı olarak değişir.

Dudak dolgularının dayanma süresi:

Ortalama Süre: Çoğu dudak dolgusu 6 ila 12 ay arasında etkisini korur.

Hyaluronik asit (HA) bazlı dolgular: En yaygın kullanılan dolgu türüdür (ör. Juvederm, Restylane). Genellikle 6-9 ay, bazı yeni nesil ürünlerde (ör. Juvederm Volbella) 12 aya kadar dayanır.

Kalınlık ve yoğunluk: Daha yoğun dolgular (ör. Juvederm Ultra) daha uzun süre dayanabilir, ancak dudaklar için genellikle daha hafif formüller tercih edilir.

Nadir kullanılan diğer dolgular:

Kalsiyum hidroksiapatit (CaHA): Dudaklarda sık kullanılmaz, ancak kullanıldığında 12-18 ay sürebilir.

Poli-L-laktik asit: Daha çok hacim artışı için kullanılır ve 1-2 yıl dayanabilir, ancak dudaklar için uygunluğu sınırlıdır.

Kalıcı dolgular: Silikon gibi kalıcı maddeler nadiren kullanılır ve önerilmez, çünkü komplikasyon riski yüksektir.

Etkileyen faktörler:

Metabolizma: Hızlı metabolizması olan kişilerde dolgu daha çabuk parçalanabilir.

Yaşam tarzı: Sigara, yoğun egzersiz, aşırı güneşe maruz kalma veya kötü beslenme dolgunun ömrünü kısaltabilir.

Uygulama miktarı ve tekniği: Az miktarda ve yüzeyel enjeksiyonlar daha kısa süre dayanırken, daha derin ve fazla miktarda dolgu daha uzun etkili olabilir.

Cilt ve dudak yapısı: İnce dudaklarda dolgu daha hızlı “yerleşebilir” ve etkisini kaybedebilir.

Bakım: Doktorun önerdiği şekilde masaj veya kontrol seansları dolgunun ömrünü uzatabilir.

Ne zaman yenileme gerekir?

Dolgunun etkisi yavaş yavaş azalır; tamamen kaybolmadan yenileme yapılırsa (örneğin 6-8 ayda) daha doğal ve uzun süreli sonuçlar elde edilebilir.

Bazı kişilerde, düzenli uygulamalarla dolgunun kalıcılığı zamanla artabilir, çünkü hyaluronik asit ciltte su tutarak hacmi destekler.

Paylaşın