AK Parti Sözcüsü Çelik: Bu Ülke Hepimizin Ülkesi

Partisinin MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Çelik, muhalefete yönelik “Bolca değişim, özgürlük söylemi kullanarak değiştiklerine dair bir izlenim vermeye çalıştılar. Ama hep beraber gördük ki, değişim diye bir şey yok. Demokrasi söylemlerinin arkasında statüko duruyor” dedi.

Haber Merkezi / Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımız 16 kez girdiği referandum ve seçimleri kazanan lider olarak millet iradesine her zaman saygılı olduğunu, kazandığımız, kaybettiğimiz yerlerde de göstermiştir” sözlerini ekledi.

Çelik konuşmasına, “Kaybeden çok büyük iddialarla konuşan siyasi partiler, genel başkanlar olmuştur. Ama hiçbir vatandaşımız kaybetmemiştir…. Burası hepimizin vatandıdır, hiçbir vatandaşımızın incinmesini, üzülmesini istemeyiz… Hiç kimse bir diğerinin hayat tarzının üzerine baskı kuramaz. Bazı vatandaşlarımızın kendisini incinmiş, ötekileştirilmiş hissetmesi doğru bir yaklaşım olmaz. Bu ülke hepimizin ülkesi. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun her vatandaşımızın desteğine, nefesine, gayretine ihtiyacımız var” şeklinde devam etti.

Seçim sonuçlarının netleşmesinin ardından AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ilk kez toplandı.

Toplantı sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, açıklamalarda bulundu. Çelik’in konuşmasından başlıklar şöyle:

“Karşımızdaki ittifakın içerisindeki ana unsurun da millet iradesini gasp etmenin adresi, karargahı olarak öne çıkan bir yapı olduğu siyasi tarihimizde sabittir. Ama bolca demokrasi, değişim, özgürlük söylemi kullanarak değiştiklerine dair bir izlenim vermeye çalıştılar. Ama hep beraber gördük ki, değişim diye hiçbir şey yok. Bu söylemlerinin arkasında o katı statüko en kesif biçimde duruyor ve Türkiye’yi yeniden birtakım karanlıklara götürmek için fırsat kolluyor. Bütün bu süreç seçim boyunca net bir şekilde görülmüştür.

Cumhurbaşkanımız 1994’ten beri, 16 kez girdiği referandum ve seçimleri kazanan lider olarak millet iradesine her zaman saygılı olduğunu, kazandığımız, kaybettiğimiz yerlerde de göstermiştir. Fakat bu kesif statükoyu savunanlar aylardır, yıllardır ahlaka uymayacak biçimde diktatör demeye devam ettiler. Aylarca CHP yandaşı gazeteciler, yorumcular, bize sürekli olarak şu cevabı vermemizi istediler, ‘Eğer seçim sonucu farklı şekilde ortaya çıkarsa saygı duyacak mısınız’ diye. Bunu gündeme getiren gerçek gazeteci arkadaşlarımıza saygı duyuyoruz.

Bu söylem onlar tarafından yaygınlaştırılıp gündem yapıldığı zaman haklı olarak onlar da bu soruyu sordular. Onların yaklaşımını tabii ki saygıyla karşılıyoruz. Ondan evvel CHP yandaşı gazeteci ve yorumcuların siyasi angajman içerisine, AK Parti’nin demokratlığını sorgulama hakkı kendileriymiş gibi ortaya koydukları süreci hep beraber takip ettik. Biz hep şunu söyledik, sandığa saygı konusunda sabıkası olan biz değiliz. Sabıkası olanlar karşıdakiler. Biz bütün genel seçimleri kazandık. Geçen yerel seçimde kaybettiğimiz yerler de oldu hepsine saygı gösterdik.

Aylarca bu suçlamayı yöneltenler 14 Mayıs gecesi iki CHP’li belediye başkanın çıkıp da daha oylar sayılırken ’13. Cumhurbaşkanı Kılıçdaroğlu’dur’ diyerek, millet iradesine asıl saygısızlığın, provokasyonun oradan geldiği görüldü. Netice itibariyle bu büyük demokrasi yarışını ve bütün dünyanın adeta nefesini tutarak izlediği demokrasi yarışını milletimizin her bir ferdi olgunlukla yönetti ve katılım sağladı. Farklı siyasi partilerden vatandaşlarımız birbirlerini tebrik ettiler. Güvenlik güçleri büyük bir basiretle güvenliği sağladı. Bazı olaylar olduğunda bizim partimize de başka partilere de oldu, siyasete dönük şiddeti hep beraber kınadık. Ama siyasi alana şiddetin hakimiyeti asla söz konusu olmadı.

Bugün itibariyle demokrasi sınavında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bir kez daha onay almıştır. Çünkü karşımızdakilerin en büyük argümanı güçlendirilmiş parlamenter sistem diye aslında son derece eklektik, yamalı bohça gibi bir sistem üretmişlerdi.

Türkiye’yi kaosa götürecek unsurlar barındıra, bir şekilde devlet içinde devlet mekanizması üretmeye dönük, sadece Altılı Masa’nın kariyer ihtiyaçlarını karşılamaya dönük bir yapılanmayı bir devlet modeli olarak sunmaya çalışmışlardı. Milletimizin buna onay vermediği net bir şekilde görülmüştür. Kaybeden çok büyük iddialarla konuşan siyasi partiler, siyasi parti yöneticileri, siyasetçiler ve genel başkanlar olmuştur ama kaybeden hiçbir vatandaşımız olmamıştır. Türkiye’nin önü açıktır, Türkiye Yüzyılı’nın bütün altyapısı tamamlanmıştır.

Bu seçim sürecinde unutulmaması gereken olaylardan bir tanesi, ilk defa bir siyasi parti genel başkanı, Sayın Kılıçdaroğlu mezhepçi yaklaşımları seçim sürecinin bir parçası haline getirmeye çalışmıştır. Orta Doğu’da gördüğümüz, memleketlerin başına çok iş açmış, hiçbir şekilde siyasette gündem olmaması gereken etnikçi ya da sekter birtakım tartışmaları açtığı gibi birtakım mezhepçi tartışmaları da açmaya çalışmıştır.

Bunun karşısında hep şunu söyledik, adlarımız farklı, aidiyetlerimiz, mezheplerimiz farklı olabilir ama biz siyasal alanın değerleriyle konuşuyoruz, hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Şimdiye kadar Türk siyasetinde hassasiyetle kaçınılan bu durumun bu şekilde gündeme getirilmesinin çok üzücü ve sorumsuzca bir davranış olduğunu ifade etmek isterim. Kendisi bunu yapınca masadaki ortaklarından birisi farklı bir mezhebi referans kullanmaya kalktı. Bu son derece sorumsuz olmuştur.

YSK mensupları, kamu görevlileri bütün bu sürece katkı veren bütün görevlilere çok teşekkür ediyoruz. Türkiye’deki seçim mekanizmalarının ne kadar güvenli olduğu da görüldü. Karşımızdaki adayın, başta CHP olmak üzere veri akışı çökerken, Seçim İşleri Bakanımız Ali İhsan Yavuz başkanlığındaki verileri toplama ve işleme mekanizmamız saat gibi işlemiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız bu çalışmaları yürüten genç kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı tebrik etti.

Seçim sürecinin en büyük yalanı hangisiydi açık ara? Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından söylendi. AK Parti’nin 3 kere terörist başını bırakmaya teşebbüs ettiğini söyledi. Bu, seçim sürecinin açık ara seçimin birinci yalanıydı. AK Parti 3 kere terörist başını serbest bırakmak için kanun çıkarmaya çalıştı dediler. Baştan aşağı yalan. Bu bahsettiği kanun AK Parti iktidarından önce Kenan Evren, Turgut Özal zamanlarından beri Milli Güvenlik Kurulu Kararı’yla topluma kazandırma adıyla çıkarılmış bir kanun.

1985 yılında. Bu kanunda, örgütü deşifre eden herhangi suça bulaşmamış kişilere, örgütün dağılması için alan yaratmak üzere MGK kararıyla, 1985 yılında örgütün çözülmesini sağlamaya dönük yaklaşım geliştirilmiş. Bu kanun esasında terörist başını, PKK terör örgütü yöneticilerini kapsamıyor. Bu açık ve net. Daha sonra bu süreli olduğu için çeşitli kereler güncellenmiş. Bizim iktidarımız döneminde de güncelleme yapılmış. Terörist başının yargılandığı ve ceza aldığı maddenin zaten bu kanuna girmesi mümkün değil.

Sosyal medyada bazı genç arkadaşlarımız, kadın arkadaşlarımız videolar paylaşıyor. Hiçbir vatandaşımızın incinmesini, üzülmesini istemeyiz, burası hepimizin vatanıdır, herkes müsterih olsun. Kendi hayat tarzının ya da düşüncesinin seçimlerde kaybettiğini düşünenler, Türkiye büyük ülkedir, hiç kimse bir diğerinin hayat tarzının üzerine baskı kuramaz.

Kendini ifade etme, kendi değerlerini, ideolojik kimliğini ifade etme açısından bir şey yok. Kimse kendisinin değer sistemi açısından kaybettiği düşüneceği bir tablonun ortaya çıkması doğru değildir. Bazı vatandaşlarımızın kendisini incinmiş, ötekileştirilmiş hissetmesi doğru bir yaklaşım olmaz. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun her vatandaşımızın desteğine, nefesine, gayretine ihtiyacımız var. Seçimlerde siyasi rekabet söz konusudur, husumet söz konusu değildir.

“YSK açıklamayı yaptıktan sonra yemin töreni ve kabine takvimi başlayacak”

YSK milletvekilliği seçimi kesin sonuçlarını açıkladı. O sebeple 3 gün içerisinde yemin olacak. Fakat Cumhurbaşkanlığı kesin sonuçlarını açıklamadı. YSK açıklamayı yaptıktan sonra yemin töreni ve kabine takvimi başlayacak. Yemin töreninin yapıldığı akşam muhtemelen hem kabine açıklanmış olacak ve hem de tören yapılacak. Pek çok devlet başkanı gelmek istiyor. Süreç devam ediyor. Geniş bir katılımla o törenin gerçekleşeceğini değerlendiriyoruz.

(Mehmet Şimşek’le Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesiyle ilgili soru üzerine) Mehmet Bey yakın bir arkadaşımız, çok da değerli arkadaşımız. O açıklamayı yaptığımız gün herkes ‘reddetti’ diyordu, benim odamla kahve içiyorduk, size bir kulis bilgisi. O da şaşırdı. Cumhurbaşkanımızla Mehmet Bey basına yansıyan ve yansımayan görüşmeler yapıyor. Mehmet Bey partimizin içinde zaten. Bu sürece katkı vermek istiyor. Kabine tamamen Cumhurbaşkanımızın takdirindedir. O konuda bizim bir şey söylememiz doğru olmaz.”

Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir