Suriye’nin Doğusunda Şiddetli Çatışmalar: En Az 25 Kişi Hayatını Kaybetti

Merkezinde YPG’nin yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sokağa çıkma yasağı ilan ettiği Deyrizor’da patlak veren şiddetli çatışmalara en az 25 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Haber Merkezi / ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) isimli oluşumdan yapılan açıklamada, “Deyrizor vilayetindeki Dheibane bölgesine sızan silahlı rejim militanları bölgeden çıkarıldı” denildi.

SDG, silahlı kişilerin, “Fırat’ın batı yakasından rejimin kontrolündeki bölgelerden ayrım gözetmeyen bombardıman altında” kente sızdığını ileri sürdü.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, çatışma pazartesi günü başladı, salı gününe kadar devam etti. Bu sırada en az 21 Şam yanlısı militan, 3 SDG üyesi ve bir kadın öldü.

2015 yılından bu yana, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede SDG’ye destek verme gerekçesiyle yüzlerce ABD askerinin konuşlu bulunduğu bölgede, aynı zamanda Suriye’nin en büyük petrol yatakları yer alıyor.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), yaşanan çatışmalardan, Arap milislerin Fırat Nehri’nin doğusuna geçmesine izin verdiğini iddia ettikleri Şam hükümetini sorumlu tutuyor.

Suriye Demokratik Güçlerine göre, gerilim ilk olarak Ağustos ayının sonlarında iki hafta boyunca süren çatışmalarda 25 SDG savaşçının, 29 silahlı Arap aşiret mensubu ve dokuz sivilin öldürülmesiyle patlak vermişti.

Suriye’nin doğusundaki petrol zengini bölgede SDG ile Arap aşiretler arasında tırmanan gerilimde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) araya girmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “şiddetin mümkün olan en kısa sürede yatışması ve kayıpların önlenmesinde” mutabık kalındığı kaydedilmişti.

SDG sözcüsü, Arap aşiretleriyle yaşanan son çatışmalardan İran ve Şam yönetimini sorumlu tutarak, karışıklık çıkarmak için bölgeye aşiret milisleri gönderildiğini iddia etmişti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkenin doğusunda ABD ile ittifak halindeki SDG’yi ayrılıkçı güçler olarak görüyor. SDG ile Ankara tarafından desteklenen Suriyeli muhalif gruplar arasında da sık sık çatışmalar yaşanıyor.

Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı ve terör örgütü olarak gördüğü YPG ile ABD arasındaki yakın ilişki, Ankara-Washington hattındaki en pürüzlü konulardan birini oluşturuyor.

Paylaşın

Suriye Demokratik Güçleri, Ülkenin Doğusunda Sokağa Çıkma Yasağı İlan Etti

Merkezinde YPG’nin yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG), ülkenin doğusunda Arap milislerle yeniden alevlenen çatışmaların ardından ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan etti.

2015 yılından bu yana, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede SDG’ye destek verme gerekçesiyle yüzlerce ABD askerinin konuşlu bulunduğu bölgede, aynı zamanda Suriye’nin en büyük petrol yatakları yer alıyor.

Televizyon kanalı El Mayadin’in bildirdiğine göre, sokağa çıkma yasağı kararı alınmasına, silahlı Arap kabilelerinin Ziban’a saldırıp, kasabanın bazı kesimlerini ele geçirmeleri neden oldu. Yaşanan çatışmalarda çok sayıda SDG’ye bağlı milisin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Eyaletteki yerel basında da, çatışmaların yoğunlaşması nedeniyle SDG’ye bağlı bazı militanların bölgeden kaçtığı bildirildi. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü, çatışmalara katılan bazı Arap savaşçıların, Esad rejimi kontrolündeki bölgelerden geldiğini öne sürdü.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), yaşanan çatışmalardan, Arap milislerin Fırat Nehri’nin doğusuna geçmesine izin verdiğini iddia ettikleri Şam hükümetini sorumlu tutuyor.

Suriye Demokratik Güçlerine göre, gerilim ilk olarak Ağustos ayının sonlarında iki hafta boyunca süren çatışmalarda 25 SDG savaşçının, 29 silahlı Arap aşiret mensubu ve dokuz sivilin öldürülmesiyle patlak vermişti.

Suriye’nin doğusundaki petrol zengini bölgede SDG ile Arap aşiretler arasında tırmanan gerilimde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) araya girmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “şiddetin mümkün olan en kısa sürede yatışması ve kayıpların önlenmesinde” mutabık kalındığı kaydedilmişti.

SDG sözcüsü, Arap aşiretleriyle yaşanan son çatışmalardan İran ve Şam yönetimini sorumlu tutarak, karışıklık çıkarmak için bölgeye aşiret milisleri gönderildiğini iddia etmişti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkenin doğusunda ABD ile ittifak halindeki SDG’yi ayrılıkçı güçler olarak görüyor. SDG ile Ankara tarafından desteklenen Suriyeli muhalif gruplar arasında da sık sık çatışmalar yaşanıyor.

Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı ve terör örgütü olarak gördüğü YPG ile ABD arasındaki yakın ilişki, Ankara-Washington hattındaki en pürüzlü konulardan birini oluşturuyor.

Paylaşın

SDG’den Cezaevlerindeki 10 Binden Fazla IŞİD Militanı İçin Yargılama Kararı

Şam’daki merkezi hükümetten ayrı olarak faaliyet gösteren Suriye’nin kuzeydoğusunda ABD destekli otonom bir yönetim kuran YPG’nin çatısını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), yıllardır tutuklu bulunan yaklaşık 10 bin Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanını yargılama kararı aldı.

Uzun yıllardır IŞİD’lilerin uluslararası mahkemelerce yargılanması gerektiğine dair çağrı yapan SDG, geçtiğimiz günlerde internet üzerinden yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun duyarsızlığına tepki göstererek, tutukluları kendi “açık, özgür ve şeffaf yargılamalarına” tabi tutmaya karar verdiklerini duyurdu.

Reuters’a konuşan yetkili Badran Jia Kurd, savaşçıları yargılamak için geçen yıl genişletilen yerel bir terörle mücadele yasasının kullanılacağını belirtti. Ayrıca  sanıkların bir avukat atayabileceğini de ekledi.

Ayrıca yönetim yıllardır aralarında Kanada, Fransa, Birleşik Krallık gibi yabancı ülke vatandaşı militanların yanı sıra yine örgütten kaçan binlerce yabancı kadın ve çocuğun da ülkelerine geri kabul edilmeleri çağrısını yineledi.

Suriye’nin kuzeyinde SDG kontrolündeki bölgelerde idam cezasının uygulanmadığı öne sürülüyor.

SDG’nin 10 binden fazla IŞİD savaşçısını yaklaşık 20 merkezde alıkoyduğu ve bunlardan 2 bininin kendi ülkeleri tarafından iadeleri reddedilen yabancı savaşçılar oldukları tahmin ediliyor. Bölgedeki El-Hol kampında, IŞİD savaşçılarının akrabaları olan 51 bin kadın ve çocuğun tutulduğu da biliniyor.

Suriye’de 12. yılı geriden bırakan iç savaş sürecinin en karmaşık konularından biri de ülkedeki savaşa katılan yabancı militanların durumu. Kendi terörle mücadele yasalarının IŞİD militanlarını yeterince uzun süre cezaevinde tutamayacağından endişe eden birçok ülke IŞİD’e katılan vatandaşlarını geri almayı reddetmişti.

Konuyla ilgili Reuters’a konuşan Suriye üzerine çalışan Batılı bir diplomat kararın sürpriz olduğunu söyledi.

Yargılama kararı daha önce de gündeme gelmiş ancak Suriye hükümetinden bağımsız bir bölgesel mahkemenin alacağı kararların yasallığı tartışma konusu olmuştu.

Batılı diplomat, “Kimse bunu yapacaklarını düşünmedi. Çok fazla insanı tutuyorlar ve bunu çok ciddiye alıyoruz. Ancak bu onları yargılamaktan farklı bir konu. Onları yargılamak tamamen farklı bir sorun” diye konuştu.

Diplomat, bu tip yargılamaların yüksek güvenlik seviyesi gerektirdiğini ve yargılama sürecinde IŞİD savaşçılarının firar riskinin artacağını söyledi.

İnsan Hakları Gözlemevi’nde terörle mücadele uzmanı olarak görev yapan Letta Tayler ise uluslararası toplumun ya mahkemeleri desteklemesi ya da kendi ülkelerinde veya üçüncü ülkelerde yargılamalara öncülük etmesi gerektiğini söyledi.

Tayler, “Bundan azı sadece tutukluların haklarının ihlali anlamına gelmez. Ayrıca IŞİD suçları için adaletin sağlandığını görmeyi hak eden kurbanlar ve ailelerinin yüzüne atılmış bir tokat olur” diye konuştu.

Yabancı IŞİD militanları

Yabancı IŞİD militanları konusu Suriye’de 12 yıldır devam eden savaşın en karmaşık güvenlik meselelerinden biri. Pek çok ülke, terörle mücadele yasalarının bu kişiler için uzun hapis cezalarını garanti etmeyeceği endişesiyle terör örgütüne katılan vatandaşlarını ülkelerine geri almadı.

Paylaşın

IŞİD Liderlerinden Batar, Suriye’de Yakalandı

Radikal İslamcı Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) üst düzey liderlerinden Batar, Suriye’nin doğusunda düzenlenen bir operasyonla yakalandı. Öte yandan IŞİD’in üst düzey liderlerinden Hamza el-Homsi’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda öldürüldüğü açıklanmıştı.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM) bugünün ilk saatlerinde açıklama yaparak Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) liderlerinden birinin Suriye’nin doğusunda düzenlenen baskınla yakalandığını duyurdu.

Operasyonun, çatı yapısını Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’yle (SDG) birlikte yapıldığı bildirilen açıklama şöyle:

18 Şubat’ın ilk saatlerinde CENTCOM ve SDG, Suriye’nin doğusunda helikopterle baskın düzenledi ve IŞİD’in Suriye Bölge Sorumlusu Batar yakalandı. Batar, SDG’nin koruduğu hapishanelere yönelik saldırılar planlıyor ve el yapımı patlayıcılar üretiyordu.

Başarıya ulaşmasını sağlamak için detaylı bir plan hazırladık. Hiçbir sivil ya da ABD ve SDG gücü olayda ölmedi veya yaralanmadı.

IŞİD’in üst düzey liderleri öldürüldü

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı, bir ABD helikopterinin Suriye’nin kuzeydoğusuna düzenlediği baskında IŞİD liderlerinden birinin öldürüldüğünü ve dört ABD askerinin yaralandığını bildirmişti.

Yazılı açıklamada, operasyonun dün ABD ve Suriye Demokratik Güçleri’nin ortaklığında düzenlendiği belirtilmişti.

“Hedefe yönelik bir patlamanın dört ABD askeri ve bir görev köpeğinin yaralanmasına neden olduğu” belirtilen açıklamada, “hedefteki IŞİD üst düzey lideri Hamza el-Homsi’nin öldürüldüğü” belirtilmişti.

Homsi’nin rolünün ne olduğu ayrıntılı olarak açıklanmamıştı.

IŞİD, eski liderinin Suriye’nin güneyinde düzenlenen bir baskın sırasında kendini öldürmesinin ardından Aralık ayında yeni liderini seçmişti.

ABD ordusu geçtiğimiz yıllarda da Suriye’de iki IŞİD liderini öldürülmüştü.

2021 yılının Şubat ayında Ebu İbrahim el-Haşimi el-Kureyşi, Suriye’nin kuzeybatısında bir ABD baskınında öldürüldü. IŞİD’in kurucusu Ebu Bekir el-Bağdadi de, 2019 yının Ekim ayında Amerikalılar tarafından düzenlenen bir baskında yakalanmıştı.

Ekim ayında IŞİD lideri Ebu el-Hasan el-Haşimi el-Kureyşi, Suriye’nin güneyinde Suriyeli isyancılarla girdiği çatışmada öldürülmüştü.

Paylaşın

“YPG Terörist Mi” Sorusuna ABD Dışişleri’nden Dikkat Çeken Yanıt

“YGP müttefik mi yoksa Türkiye’nin nitelediği gibi terörist mi” şeklindeki soruya ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Price, sahadaki Kürt ortaklarının IŞİD’e karşı yürütülen koalisyonda önemli bir unsur olduğu şeklinde dikkat çeken bir yanıt verdi.

Price, açıklamasının devamında, “Elbette Türkiye için tehdit oluşturan terörist gruplar var. PKK bunlardan biri. Bu konuda açık olduk. Nihai olarak ortak hedefimizi gözden kaçırmadan Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerini gidermek için çalışabiliriz. Bu da IŞİD’in yeniden güç kazanacak ya da kendini yeniden oluşturacak bir pozisyonda olmamasını sağlamak” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı günlük basın brifinginde Sözcü Ned Price, bir gazetecinin “Suriye’de Kürtler ve YGP’nin müttefik mi yoksa Türkiye’nin nitelediği gibi terörist mi olduğu” şeklindeki sorusunu yanıtladı.

Türkiye’nin karmaşık güvenlik ortamının inkar edilemeyeceğini ve diğer NATO müttefiklerinden daha fazla terör saldırısına maruz kaldığını söyleyen Price, “Güvenlik endişelerini gidermek için Türkiye ile birlikte çalışmak istiyoruz. Suriye’deki ortak mücadelemizi sürdürürken bu endişeleri gidermek için Türkiye ile birlikte çalışabileceğimize inanıyoruz. Bu da IŞİD’in yeniden canlanabilecek bir pozisyonda olmadığından emin olmaktır’’ dedi.

IŞİD’e karşı kurulan koalisyonun son yıllarda önemli kazanımlar elde ettiğini, bu kazanımların riske atıldığını ya da kaybedildiğini görmek istemediklerini belirten Price, “Elbette bu konuda Türkiye ile yakın istişarelerde bulunmaya devam edeceğiz. Tutumlarını anlıyor ve takdir ediyoruz. Tutumlarının farkındayız ve ortak zorluklarda Türkiye ile yakın koordinasyon ve işbirliğimizi sürdürmemiz gerekiyor’’ diye konuştu.

Sahadaki Kürt ortaklarının IŞİD’e karşı yürütülen koalisyonda önemli bir unsur olduğuna dikkat çeken Price, “Elbette Türkiye için tehdit oluşturan terörist gruplar var. PKK bunlardan biri. Bu konuda açık olduk. Nihai olarak ortak hedefimizi gözden kaçırmadan Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerini gidermek için çalışabiliriz. Bu da IŞİD’in yeniden güç kazanacak ya da kendini yeniden oluşturacak bir pozisyonda olmamasını sağlamak” ifadelerini kullandı.

Price yanıtının ardından, gazetecinin ‘’Yani Suriyeli Kürtler terörist değil, sizin müttefikiniz, öyle mi?’’ sorusuna ise çok büyük bir genelleme olduğu yanıtını verdi. Price, “Ben belirli güvenlik endişelerinden bahsediyorum. Ancak size kimin müttefik olduğunu söyleyeyim, Türkiye bir müttefiktir. Ortak kaygılar konusunda Türkiye ile yakın çalışmaya devam etmeyi dört gözle bekliyoruz’’ mesajı verdi.

Ned Price’ın bu yanıtının ardından, bir başka gazetecinin, Dışişleri Bakanlığı’nın geçen ay benimsediği ve İngilizce’de ülke ismi olarak “Turkey” değil “Türkiye”yi kullanma kararı almasını gündeme getirerek, “siz daha bu telaffuz için hazır değilsiniz galiba” diye sorması ise gülüşmelere neden oldu.

Price, ABD Coğrafi İsimler Kurulu’nun daha geniş bir kamu anlayışını teşvik edebilecek belirli durumlarda bazı esnekliklere izin vermesine atıf yaparak, “Ben önceki telaffuzlara sadık kalacağım” dedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın