Rusya’ya Uygulanan SWIFT Yaptırımı Türkiye’yi Nasıl Etkiler?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ile birlikte uluslararası kamuoyundan ardı ardına yaptırım açıklamaları geldi. Ancak bu yaptırımların arasında en etkili konu başlıklarından biri Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkartılma kararı oldu.

Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication’ın kısaltması olan SWIFT için en doğru tanım uluslararası ödemeler ağı olarak öne çıkıyor.

Bu sistem tüm dünya ticaretinde kilit bir role sahip. Bu yüzden Rusya’nın sistem dışında kalması hem ticari hem de finansal hizmetlerin büyük oranda durmasına neden olabilir. Bu da Rusya üzerindeki ekonomik baskıyı arttıracak.

Ancak burada Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiren bir ilişki var. O da Türkiye’nin enerjiden gıdaya, turizmden tekstile kadar çok sayıda sektörde Rusya ile olan güçlü ticareti. Geçtiğimiz yıl Rusya ile ikili ticarette yaklaşık 35 milyar dolarlık bir hacim yakalayan Türkiye için bu aynı zamanda büyük bir ekonomik zorluk sürecini de beraberinde getirebilir.

DW Türkçe’den Emre Eser’e değerlendirmelerde bulunan Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir Politikaları eski Genel Müdürü ve eski IMF Ekonomisti Dr. Burcu Aydın Özüdoğru’ya göre Rusya ekonomisindeki bir daralma veya yaptırım Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Gıda, turizm ve müteahhitlik gibi alanlarda çok büyük bir ticari ilişkinin bulunduğunu belirten Özüdoğru, “Rusya’nın ödeme sistemleri konusunda yaşayacağı problemler Türk şirketlerinin ihracat yapma kapasitesini zorlayabilir ve tahsilat süreçlerini geciktirebilir” diyor.

Rusya ile Türkiye’nin ikili ticaretinde ilk akla gelen sektörler turizm ve gıda oluyor.

Alternatif pazar arayışı

Rusya’nın Türkiye’nin gıda ithalatında çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Tayaş Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı, “SWIFT engeli bizim Rusya olan ticaretimizi ciddi ölçüde engeller. Bugün itibarıyla Rusya’dan ithalat konusunda ciddi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Ruslar ile şu an görüşüyoruz. Ama bu kararların daha kapsamlı uygulanması bizim için uzun vadede büyük bir problem oluşturacaktır. Sonuçta bir un fabrikası Rusya’dan buğday alıyor ve onun ödemesini bu sistem üzerinden yapıyor. İç tüketim için bir sıkıntı görülmese de biz şimdiden alternatif pazar arayışına girdik. B ve C planlarımızı devreye almak için çalışıyoruz. Buğday ithalatı yapabileceğimiz ülkeler üzerine yoğunlaşıyoruz” diye konuştu.

Gıda sektörü alternatif pazar arayışına girerken turizmciler ise Rusya pazarının yerinin Türkiye için çok stratejik olduğunu başka bir ülke ile doldurulamayacağını ifade ediyor.

Turizmci nasıl ödeme alacak?

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Batı Akdeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Özgen Uysal, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle beraber rezervasyonların durduğunu söyledi. Yeni rezervasyon alamadıklarını belirten Uysal, “Turizm sektörü için çok kritik bir pazar. Ülkenin SWIFT sisteminden çıkarılması demek turizmcinin verdiği hizmetin ödemesini alamaması demek. Nasıl olacak? Eskisi gibi çanta ticareti mi yapacağız? Kripto para ile mi ödeme olacak? Bunlarla ticaret olmaz. Büyük bir belirsizlik var” ifadelerini kullandı.

Turizmciler Rus halkının ekonomik endişelerinin artmasının ve Ruble’nin hızla değer kaybetmesinin de Türkiye turizmi için olumsuz bir fotoğraf ortaya çıkaracağını düşünüyor.

“Hava sahası kapanırsa biteriz”

Üstelik Uysal, turizmcinin asıl endişesinin hava sahası sorunu olduğunu söylüyor. Buna göre turizme en büyük darbeyi Türkiye’nin de diğer Avrupa ülkeleri gibi hava sahasını Rus uçaklarına kapatması vurabilir. “İşte o zaman turizmciler dükkân kapatır. Biteriz” diyen Uysal, “Tek umudumuz bu işgalin ve savaş halinin sonlanması. Ukrayna ve Rusya’daki olayların Türkiye’yi etkilememesi imkânsız. Gözlerimiz yapılan toplantılarda. Umarız savaş en kısa sürede sonlanır. Durum hızla normale döner ve etkilerini daha fazla yaşamayız” şeklinde konuştu.

Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor

Rusya ekonomisinde yaşanan sıkıntıların Türkiye’yi her alanda etkileyebileceğini anlatan ekonomist Dr. Burcu Aydın Özüdoğru şöyle konuştu:

“Bu etkilerden birisi de finansal kırılganlık göstergeleri. Aslında bunu da görmeye başladık. Geçtiğimiz hafta Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile beraber Türk Lirası Dolar karşısında hızla değer kaybetti. Şu an biraz toparlanma olsa da önemli bir riski işaret ediyor. Ayrıca şu aşamada önemli risklerden birisi de kur korumalı mevduat sistemi üzerinden üstlenilen garantiler. Son verilere göre sistemde yaklaşık 470 milyar lira birikti. Örnek vermek gerekirse kur veya altına karşı verilen garantilerde mevduat faiz oranı yüzde 14-17. Orada kurun her bir puanlık yükselişi kamu maliyesi açısından 5 milyar dolarlık maliyet demek.”

“Enflasyonu tetikler”

Doğalgaz, petrol ve kurdaki yukarı yönlü çıkışın enflasyon üzerindeki baskıyı arttıracağını belirten Özüdoğru, Türkiye’nin, Rusya ve Ukrayna’dan önemli ölçüde tahıl ithal ettiğini hatırlattı. Her ülkede uzun sürecek sıkıntıların Türkiye’deki gıda fiyatlarının üzerinde de olumsuz etkisi olabileceğini söyleyen Özüdoğru, “Ayrıca turizmde de önemli bir kayıp söz konusu. Tüm bunlar ekonominin her alanında kendini gösterebilir” dedi.

Peki Rusya ile ticarette yerel parayla ticaret bu konuda bir rahatlama sağlayabilir mi?

“Yerel para ile daha zor”

Dolar ve Euro’nun uluslararası ticarette vazgeçilmez bir ağırlığının bulunduğunu dile getiren Özüdoğru, şöyle konuştu:

“Hatırlarsanız İran’a uygulanan yaptırımlar nedeniyle Halkbank ABD’de ciddi suçlamalarla karşı karşıya kalmıştı. Ticarette buna dikkat edilecektir. Türkiye, Ruble gibi farklı para birimlerine yönelebilir ama burada Dolar ve Euro’nun dışına çıkması da kısa vadede pek mümkün değil gibi görünüyor. Bu geçiş çok kolay olmayacaktır.”

“Rusya’nın üzerinde ciddi etkisi olacak”

Son olarak Rusya’ya uygulanacak yaptırımların Rus finansal sistemi üzerindeki ciddi etki bırakacağını vurgulayan Özüdoğru bunları şöyle açıkladı:

“Rusya Merkez Bankası faiz oranlarını yüzde 9.5 seviyesinden yüzde 20’ye çıkardı. Ama buna rağmen Ruble, Dolara karşı yüzde 30’a yakın değer kaybetti. Yaptırımlar, Rus halkının bankacılık sistemine olan güvenini de etkileyecek. Özellikle SWIFT engellemesi bu konuda bir bankacılık krizine ve Ruble’nin daha da hızlı değer kaybetmesine neden olabilir. Ama dileğimiz barış müzakerelerinin başlaması ve bu etkilerin de yaşanmaması” diye konuştu.

Paylaşın

Savaş Makinesi NATO, Rusya Kadar Savaşın Sorumlusu

Demokrasi İçin Birlik, “Ukrayna’ya silah yığarak Rusya’yı sıkıştırmaya çalışan, halkı katleden Neonazileri finanse eden ABD de; Soğuk Savaş sonrasında dağıtılmayarak ısrarla genişletilmek istenen emperyalizmin savaş makinesi NATO da, Rusya kadar savaşın sorumlusudur” açıklamasını yaptı.

Demokrasi İçin Birlik (DİB), Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı ve bugün dördüncü gününe giren işgal harekatıyla ilgili açıklama yaptı.

“Emperyalist çıkarlar için başlatılmış bir savaş olduğu” vurgusu yapılan açıklamada “Halkların hayatı kararırken, savaş tacirlerine gün doğuyor” denildi.

“Irak’ta, Yemen’de, Suriye’de olduğu gibi Ukrayna’da yaşanan işgalin de karşısındayız” diyen DİB,  açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

“Yine, yeniden emperyalist çıkarlar uğruna, enerji ve petrol kaynaklarına egemen olmak için girişilen bir savaşla karşı karşıyayız. Hepimizin ortak evi olan dünyanın bir bölgesinde insanlar öldürülüyor, göçe zorlanıyor, diğer canlılar ve doğa yok ediliyor.

Savaşların insani, toplumsal, ekonomik, ekolojik yıkım yarattığını, savaşın bedelini en çok kadın, çocuk, emekçi ve yoksulların ödediğini biliyoruz.

Ülkemizde ve dünyanın her bölgesinde barış istiyoruz. Emperyalist devletlerin çıkarları için dünyanın yok edilmesine göz yummayacağız. Bölgede kan dökülmesine neden olan Rusya’nın işgal ve savaş politikasından derhal vazgeçmesi, halkların kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesi için sesimizi yükseltiyoruz.

“Bombardıman altındaki halkla birlikteyiz”

Ukrayna’ya silah yığarak Rusya’yı sıkıştırmaya çalışan, halkı katleden Neonazileri finanse eden ABD de; Soğuk Savaş sonrasında dağıtılmayarak ısrarla genişletilmek istenen emperyalizmin savaş makinesi NATO da, Rusya kadar savaşın sorumlusudur.

Emperyalist ve işbirlikçi devletlerle değil bombardıman altındaki Ukrayna halkıyla, barış için sokağa çıkan Rus savaş karşıtlarıyla; Türkiye’de ve dünyada barış, demokrasi ve kardeşlik mücadelesini yükselten herkesle aynı safta ve dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz.”

Paylaşın

Hiçbir Yaptırım Putin’i Durdurmayacak; İpler Onun Elinde

Gazeteci Banu Güven, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi sonrası uygulanmaya başlayan ekonomik yaptırımlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Yayılmacı, işgalci politikası dışında, muhaliflerini en acımasız şekilde, zehirleyerek ortadan kaldırmakla suçlanan Putin’e yönelik ciddi bir yaptırım hiç söz konusu olmadı. Şimdiyse artık çok geç.  Bankalardan para transferini engellemek de dahil hiçbir yaptırım Putin’i durdurmayacak” ifadelerini kullandı.

Güven, konuya ilişkin değerlendirmesinin devamında, “Putin’i ekonomik yaptırımlarla durdurmak imkansız, çünkü en önemli yaptırım kartı, yani enerji kartı onun elinde. O yüzden Avrupa’da hemen her ülkede, Ukrayna haberlerinin yanında bir de “Rus doğal gazı kesilirse bunun maliyeti ne olacak” sorusu soruluyor” dedi. Güven, değerlendirmesini tek adam rejimlerine göndermede bulunarak, “Otoriter tek adam rejimlerinde işler böyle yürüyor. Tek bir adam, sadece ülkesinin değil, çok daha geniş coğrafyaların kaderini böyle değiştirebiliyor işte.” sözleriyle noktaladı.

Gazeteci Banu Güven DW Türkçe için “İpler artık Putin’in elinde” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Güven’in yazısı şöyle;

Avrupa, ABD, NATO… Hepsi Rusya’nın otoriter lideri, tek adamı Putin’i hafife aldı. Herkes Putin’in iktidarda olduğu 22 yıla yaydığı saldırgan ve yayılmacı politikasının, 2014’te Kırım Yarımadası’nı ilhakından sonra, doğudaki Donbas bölgesini de kontrol altına almaktan ibaret olacağını düşündü. NATO’yla “Barış için Ortaklık” anlaşması imzalamış olan Ukrayna’yı hepten işgal etmeye kalkışacağına inanmadılar. Putin’den gelen sinyallere değil, yalanlara inanmayı tercih ettiler. Ukrayna sınırına 150-200 bin askerlik bir ordu yığılırken, Kremlin sözcüsünün “savaş kelimesini kullanacak en son ülkeyiz” sözlerine inanmak istediler. Putin sağ gösterdi, sol vurdu. Dünya Rusya’nın Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’ta, Rus ayrılıkçıların bağımsızlık ilan ettiği Donetsk ve Luhansk’a girmekle yetineceğini düşünürken, o başkenti hedefledi. Sonra da Batı’ya dönüp, pazılarını şişirdi. “Müdahale etmeye kalkışırsanız, tarihinizde görmediğiniz kadar kötü bir karşılık alırsınız” diye tehdit salladı. ABD ve NATO Soğuk Savaş’tan bu yana böylesine tehdit görmedi. Oysa ki, Putin neler yapabileceğinin sinyallerini, çok önceden vermişti. Herkes sinyalleri duydu, gördü, ama inanmak istemedi, çünkü işin ucunda ticaret, para ve en önemlisi doğal gaz vardı.

Rusya’ya verilen ödünler

Mesela bugün Rusya’nın üyeliğini askıya alan Avrupa Konseyi daha önce ne yapmıştı, bakalım. Rusya’nın Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ndeki (AKPM) oy hakkı, 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesinin ardından dondurulmuştu. Rusya, bu yaptırıma Konsey’in bütçesine katkı payını keserek cevap verdi. Rusya’nın bu misillemesi Avrupa Konseyi’ne faiziyle beraber 87,2 milyon euroya mal oldu. Sonra ne oldu? Rusya’nın oy hakkı, 25 Haziran 2019’da Kırım ilhakı devam etmesine rağmen iade edildi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde o dönem Türkiye’yi temsil eden ve oylamaya katılan tüm vekiller Rusya’nın lehine oy kullandı. Almanya’yı temsil eden vekillerin de biri hariç hepsi Rusya’nın oy hakkının iadesini destekledi.

Bu durum, karardan birkaç ay sonra Avrupa Konseyi’nde düzenlenen Dünya Demokrasi Forumu’nda da protesto edildi. Konsey binasının Parlamenterler Meclisi’nden kantine kadar her köşesine plastikten yapılmış binlerce oyuncak asker ve Rusya’nın Ukrayna’da işgalci olduğunu hatırlatan, #notatoysoldier, yani “oyuncak asker değil” başlıklı bildiriler iliştirilmişti. Mesaj netti: “Bu oyuncak askerler Rusya’nın saldırı tehdidini sembolize etmektedir. Ukrayna Rusya’nın saldırganlığına maruz kaldı ve Kırım ile Donbas’ı kaybetti. Bu durumun uzağınızda yaşandığını ve sizi ilgilendirmediğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü Rusya’nın askerleri her yerde. Savaşta, bilgi iletişim sektöründe, diplomaside, ekonomide, seçimlerde. Rusya Federasyonu’nun eylemleri karşısında sessiz kalmanız, sadece Ukrayna’ya değil, tüm dünyaya karşı bir tehdit oluşturmakta. Aynı hatayı bir daha yapmayın. Ukrayna’nın hali hazırda ödediği ve sizin de ödeyeceğiniz bedel çok yüksek olacaktır! Zihninizi işgal etmelerine izin vermeyin.” Kimse Ukrayna’dan yükselen bu sesi ciddiye almadı. Yayılmacı, işgalci politikası dışında, muhaliflerini en acımasız şekilde, zehirleyerek ortadan kaldırmakla suçlanan Putin’e yönelik ciddi bir yaptırım hiç söz konusu olmadı. Şimdiyse artık çok geç. Bankalardan para transferini engellemek de dahil hiçbir yaptırım Putin’i durdurmayacak.

Yaptırımlara karşı doğal gaz kartı

Putin’i ekonomik yaptırımlarla durdurmak imkansız, çünkü en önemli yaptırım kartı, yani enerji kartı onun elinde. O yüzden Avrupa’da hemen her ülkede, Ukrayna haberlerinin yanında bir de “Rus doğal gazı kesilirse bunun maliyeti ne olacak” sorusu soruluyor. Mesela Almanya bu konuda kara kara düşünüyor, çünkü 2020’de petrol ve doğal gaz ihtiyacının yüzde 44’ünü Rusya’dan karşılamış. 2011’de açılan Kuzey Akım (Nord Stream) hattından her yıl 55 milyar metreküp doğal gaz geçiyor. Hükümet bu hatta ek olarak planlanan Kuzey Akım 2’yi şimdilik askıya alsa da, bu Rus doğal gazına bağımlı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Türkiye de Almanya gibi Rus doğal gazına bağımlı. Aralık 2021’de Rusya’dan alınan doğal gaz miktarı 2 milyar 66 milyon metreküp. Rusya, Türkiye’nin sadece en çok doğal gaz aldığı ülke değil, aynı zamanda en çok ithalat yaptığı ikinci ülke. Geçen yıl Rusya’dan gelen turist sayısı ise 4 milyon 600 bini buluyor. Kısacası, ne yaptırım uygulanırsa uygulansın, ipler eninde sonunda Putin’in elinde.

Avrupa’nın sınırında Rus füzeleri

“Ukrayna” Rusça’da “sınır bölgesi” anlamına geliyor. Aslında göçebe toplumlarla yerleşik olanların kesiştiği hattı anlatan bu isim, Putin için ise “Benim sınır bölgem” demek. Her fırsatta “Ukrayna tarihsel olarak Rusya toprağıdır” diyen Putin, burada da Belarus ve Çeçenistan’da yaptığı gibi bir kukla rejim kurmak, böylece Büyük Rusya Federasyonu hayalini gerçekleştirmek istiyor. Bunu yaparken de eski KGB günlerinden kalan psikolojik savaş, şantaj gibi becerilerini de sergiliyor. Ukrayna ordusunun moralini, Rus ordusunun gücünü hatırlatarak bozmak istiyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i kendi ordusunu kullanarak devirmeyi deniyor. Putin tüm dünyanın gözlerinin önünde şantaj yoluyla darbe çağrısı yapıyor.

Batılı ortakları NATO ve AB, Ukrayna’yı, sınırlı yardımlar ve sözlerle avutmaya çalışırken, Putin kendine, Belarus’tan sonra füze sistemlerini yerleştirebileceği bir alan daha açmakla meşgul. Bu onun dışarıda genişleyen NATO’yu durdurma hamlesi, içerideyse popülaritesini artırıp, iktidarını sağlamlaştırma çabası. Tek sesli Rus medyası halka Putin’in Ukrayna’daki Ruslar’ı ve zaten aslen Rus olduğunu iddia ettikleri Ukraynalılar’ı “Naziler’den” kurtarmak için operasyon yaptığını anlatıyor. İçeride de kimse Putin’e “Dur” diyemiyor. Dış İstihbarat Şefi Sergey Narişkin bile. Putin istihbarat şefini herkesin önünde “Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanımayı destekliyor musun, desteklemiyor musun? Açık ve net konuş” diye sıkıştırabiliyor. Otoriter tek adam rejimlerinde işler böyle yürüyor. Tek bir adam, sadece ülkesinin değil, çok daha geniş coğrafyaların kaderini böyle değiştirebiliyor işte.

Paylaşın

Reuters’tan Dikkat Çeken Analiz: Türkiye’nin Manevra Alanı Kalmadı

İngiliz haber ajansı Reuters, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki konumunu analiz eden bir yazı yayımladı. Yazıda, Türkiye’nin iki ülke ile işbirliklerine dikkat çekilirken, ‘Türkiye’nin manevra alanı kalmadı’ ifadelerine yer verdi.

Rusya ve Ukrayna arasında bir süredir yaşanan gerilim dün sabah Rus ordusunun Ukrayna’ya girmesiyle işgale dönüşürken, Türkiye’nin tutumu da uzun süredir tartışılıyordu. En son Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ne Rusya ne de Ukrayna’dan vazgeçebileceklerini söylemişti.

Reuters, Türkiye’nin bu savaşta bulunduğu konumu analiz eden bir yazı yayımladı. Yazıda, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son yıllarda hem Moskova hem de Kiev ile güçlü ekonomik ve siyasi ilişkiler geliştirmesi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline tepki olarak Türkiye’yi hassas bir konumda bırakıyor” ifadeleri kullanılırken, “Türkiye’nin manevra alanı kalmadı” vurgusu yapıldı. Ankara’nın turizm, gaz, tahıl, tarım projeleri ve nükleer enerji konusunda Rusya ile ekonomik olarak ters düşmeyi göze alamayacağı da ifade edildi.

Erdoğan, NATO’yu eleştirdi

Bu yüzden Türkiye’nin dikkatli davranması gerektiği vurgulanan yazıda, “Ukrayna ile artan turizm, ticaret ve savunma bağları da, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediğini ve Rusya’nın işgalinden “içtenlikle üzüntü duyduğunu” söyleyen Erdoğan için hesaplamaların bir parçası” ifadeleri kullanıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bugün Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla ilgili, “Sıradan bir kınama cümbüşüne dönmemeli, NATO daha kararlı bir adım atmalı” dedi.

Sözcü’nün aktardığını göre Reuters, Türkiye’nin birçok alanda Rusya ve Ukrayna ile iş birliği içerisinde olduğunu belirterek bu alanları sıraladı:

Turizm: Turizmin Türkiye ekonomisi için önemli bir döviz kaynağı olduğu aktarılan yazıda, liradaki düşüşün yol açtığı ekonomik sıkıntıların turizm gelirinin önemini daha da artırdığı vurgulandı. 2019 yılında 7 milyon Rus vatandaşının Türkiye’yi ziyaret ettiği, bunun Rus vatandaşları için Türkiye’nin birinci tercih anlamına geldiği ifade edildi. Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi 2,1 milyon Ukraynalının ziyaret ettiği hatırlatılırken, Türk hükümetinin iki ülkeden de turizm açısından önemli bir gelire sahip olduğu vurgulandı.

Savunma sanayi: Türkiye, Washington’un yaptırımlarına rağmen Rusya’dan S-400 tipi füze savunma sistemi aldı ve gelecekte de benzer bir anlaşma yapacağının sinyalini verdi. Erdoğan Eylül ayında Türkiye’nin savaş uçakları ve denizaltılar da dahil olmak üzere Rusya ile daha fazla ortak savunma sanayii adımı atmayı düşündüğünü söyledi.

Reuters’ın analiz yazısında ayrıca Türkiye’nin Ukrayna’ya gelişmiş insansız hava araçları sattığı hatırlatılırken, “Bu alış veriş ve daha fazla ortak üretim için bir anlaşmaya varılması Moskova’yı kızdırdı” ifadeleri kullanıldı.

Enerji: Rus doğalgazı, geçen yıl Türkiye’nin ithalata bağımlı doğalgaz alımlarının yüzde 45’ini oluştururken, Türkiye, Rusya’dan ham petrol da ithal ediyor.

Tarım: Tarım bakanlığı işgal nedeniyle arz sıkıntısı beklemediğini söylese de, Türkiye tahıl için iki ülkeye büyük ölçüde bağımlı. Rusya, 2021 yılında Türkiye’nin tahıl ithalatının yüzde 56’sını 2,24 milyar dolarla karşılarken, Ukrayna’dan yapılan ithalat ise 861 milyon doları buldu.

Nükleer: Rus nükleer devi Rosatom, Türkiye’nin güneyindeki Akkuyu’da bir nükleer santral inşa ediyor. Erdoğan, Rusya’nın iki santralin daha inşasında işbirliği yapmasını önerdi.

Rekabet: Türkiye ile Rusya arasında jeopolitik rekabet ilişkileri karıştıran etmenler arasında yer alıyor. Türkiye, Rus destekli Suriye hükümet güçlerini geri püskürtmek için kuzey Suriye’ye asker yerleştirirken, iki ülke Libya ve Dağlık Karabağ’daki savaşlarda rakip tarafları destekledi.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Rusya’yı Uluslararası Hukuka Uymaya Davet Ediyorum

Rusya-Ukrayna krizine ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Rusya’nın bağımsız bir devlet olan Ukrayna’yı işgal girişimini kınıyor ve Rusya’yı bir an önce uluslararası hukuka uymaya davet ediyorum” dedi.

Haber Merkezi / Sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısını kınadı.

“Dünya barışı için çok ciddi bir tehdittir”

Karamollaoğlu, “Rusya’nın bağımsız bir devlet olan Ukrayna’yı işgal girişimini kınıyor ve Rusya’yı bir an önce uluslararası hukuka uymaya davet ediyorum. 21. yüzyılda Sovyetler Birliği’ni yeniden diriltme çabaları dünya barışı için çok ciddi bir tehdittir.

Bu girişim kesinlikle kabul edilemez! Bölgemizin ve dünyanın her zamankinden daha fazla barış ve huzura ihtiyacı vardır. Tüm taraflara sağduyu ve itidalle dünya barışını korumaya yönelik olarak sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunuyorum” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Saadet Partisi de sosyal medya hesabından, “Tüm taraflara ve güçlere dünya barışını korumaya yönelik sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunuyoruz. İŞGALE ve SAVAŞA HAYIR!” notunu düştüğü bir paylaşımda bulundu.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden Ukrayna Çağrısı: Sivillerin Hayatı Korunmalı

Uluslararası Af Örgütü, Rusya’nın bu sabah Ukrayna’ya karşı başlattığı çok yönlü saldırılarının ardından uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuka eksiksiz saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesinin ardından bir açıklama yayınlayarak, “Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile insan hakları ve insan hayatına yönelik tehditler hızla artıyor” dedi.

Uluslararası Af Örgütü, Rusya’nın bu sabah Ukrayna’ya karşı başlattığı çok yönlü saldırılarının ardından uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuka eksiksiz saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

“Sivillere erişime izin verilmeli”

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “En büyük korkumuz gerçek oldu. Haftalardır tırmanan gerilimin ardından Rusya’nın insan hayatı ve insan hakları açısından en korkunç sonuçlara yol açabilecek işgali başladı” dedi.

Callamard sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ukrayna’nın askeri üslerine bombalar ve füzeler yağıyor ve Rusya ordusunun gelişigüzel silahlar kullandığına ilişkin ilk haberler gelmeye başladı. Uluslararası Af Örgütü bir kez daha tüm tarafları uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukuna sıkı sıkıya bağlı kalmaya çağırmaktadır. Sivillerin hayatı, evleri ve sivil altyapı korunmalıdır.

Gelişigüzel saldırılar yapılmamalı ve misket bombaları gibi yasaklı silahlar kullanılmamalıdır. Ayrıca, insani yardım örgütlerinin çatışmalardan etkilenen sivillere erişimine izin verilmesi ve erişimin kolaylaştırılması çağrımızı da yineliyoruz. Uluslararası Af Örgütü, tüm tarafların işleyebileceği uluslararası hukuk ihlallerini ortaya çıkarmak için durumu yakından izleyecek.”

2014-2015 dönemi

Uluslararası Af Örgütü daha önce Rusya ile Ukrayna arasındaki silahlı çatışmaların şiddetlenmesinin, sivillerin hayatı, geçimi ve sivil altyapıya yönelik tehditler ile olası bir akut gıda krizi ve kitlesel boyutta yerinden edilme dahil olmak üzere insan hakları açısından yaratabileceği yıkıcı riskler konusunda uyarıda bulunmuştu.

Örgüt, 2014-2015’te Ukrayna’nın doğusunda savaş suçları ve insanlığa karşı suçların işlendiği çatışmaların insan hakları bakımından sebep olduğu ağır kayıpları belgelemişti.

Paylaşın

NYT’den Dikkat Çeken Yazı: ABD Ve NATO Masum Seyirciler Değil

NATO ve ABD’nin Rusya’yı kışkırtan hareketlerinin bugünkü duruma giden yolda hatalı adımlar olduğu belirten The New York Times yazarı Thomas L. Friedman’a göre, bu süreçte yangını körükleyen iki olay var. Birincisi, Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra ABD’nin NATO’yu genişletme yönündeki kötü düşünülmüş kararı. İkincisi ise Putin’in Rusya’yı komşularıyla yakınlaştıracak ve kendi insanlarını tutabilecek bir ekonomik model inşa edemese dahi NATO’nun Rusya sınırlarında genişlemesini birleştirici bir faktör olarak kullanması.

The New York Times yazarı Thomas L. Friedman “Bu Putin’in Savaşı. Lakin ABD ve NATO da masum seyirciler değiller” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Sol’un aktardığı yazıya göre, Putin’in savaşında ABD de yangını körükledi ve tamamen masum olduğu söylenemez. Putin’in Ukrayna’daki etki alanını terk etmeyi hem stratejik bir kayıp hem de kişisel ve ulusal bir aşağılama olarak gördüğünü öne süren Friedman, Putin’in pazartesi günü yaptığı konuşmayı hatırlatarak Ukrayna’nın Rusya’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu söylediğini belirtiyor.

Friedman, Ukraynalıların NATO’dan çok AB’ye katılmak istediğini belirterek, Putin’in bir analoji kurulacak olsa aslında “Yanlış adama aşık oldunuz. Ne NATO’yla ne de AB’yle kaçabilirsiniz. Eğer hükümetinizi ölümüne dövüp eve geri getirmem gerekiyorsa da yaparım” diyerek Ukrayna’ya bağlılığını belirttiğini yazdı.

‘Yangını körükleyen iki olay’

Friedman’a göre, bu süreçte yangını körükleyen iki olay var. Birincisi, Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra ABD’nin NATO’yu genişletme yönündeki kötü düşünülmüş kararı. İkincisi ise Putin’in Rusya’yı komşularıyla yakınlaştıracak ve kendi insanlarını tutabilecek bir ekonomik model inşa edemese dahi NATO’nun Rusya sınırlarında genişlemesini birleştirici bir faktör olarak kullanması.

‘Rusya ile daha yakın çalışıyorduk ve NATO’nun düşman değil de dost olabileceği fikrine alışmaya başlamışlardı’

Friedman, Clinton hükümetinde savunma bakanı olan William Perry’nin 2016’daki, “Son birkaç yılda, suçun çoğu Putin’in eylemlerine atılabilir. Ancak başlangıçta ABD’nin suçlamaların çoğunu hak ettiğini söyleyebiliriz. Bizi gerçekten kötü yola sokan ilk eylemimiz, NATO’nun genişlemeye başlaması ve Rusya’nın sınır komşusu olan Doğu Avrupa ülkelerinin NATO’ya katılmasıydı. O zamanlar Rusya ile daha yakın çalışıyorduk ve NATO’nun düşman değil de dost olabileceği fikrine alışmaya başlamışlardı, ama NATO’nun hemen sınırlarında olmasından rahatsız oldular ve ilerlememiz için güçlü bir çağrıda bulundular” sözlerini anımsattı.

Friedman, Mayıs 1998’de ABD Senatosu’nun NATO’nun genişlemesini onayladıktan sonra, ‘Sovyetler Birliği’nin kontrol altına alınmasının mimarı’ olarak tanımladığı George Kennan’ı aradığını, Kennan’ın da, “Bence bu yeni bir soğuk savaşın başlangıcı. Rusların kademeli olarak olumsuz tepkiler vereceğini ve bu kararın politikalarını etkileyeceğini düşünüyorum. Bence bu trajik bir hata. Bu karar için hiçbir sebep yoktu. Kimse kimseyi tehdit etmiyordu. Bu genişleme, bu ülkenin kurucu babalarını mezarlarında ters çevirecek.

Her ne kadar ne ciddi bir kaynağımız ne de niyetimiz olmamasına rağmen bir dizi ülkeyi korumak için imza attık. NATO’nun genişlemesi, dış ilişkilerle gerçek bir ilgisi olmayan bir Senato tarafından yapılan tasasız bir eylemdi. Beni rahatsız eden, tüm Senato tartışmasının ne kadar yüzeysel ve yanlış bilgilendirilmiş olduğu. Batı Avrupa’ya saldırmak için can atan bir ülke olarak Rusya’ya yapılan göndermeler beni özellikle rahatsız etti. İnsanlar anlamıyor mu? Soğuk Savaş’taki farklılıklarımız Sovyet Komünist rejimiyleydi.

Ve şimdi, o Sovyet rejimini ortadan kaldırmak için tarihin en büyük kansız devrimini gerçekleştiren insanlara sırtımızı dönüyoruz. Ve Rusya’nın demokrasisi, Rusya’ya karşı savunmak için imza attığımız bu ülkelerden herhangi biri kadar, hatta daha da ileri düzeydedir. Tabii ki Rusya’dan kötü bir tepki gelecek ve ardından NATO’yu genişletenler, size her zaman Rusların böyle olduğunu söylediğimizi söyleyecekler. Ama bu tamamen yanlış” diyerek alınan karara tepki gösterdiğini belirtti.

Şu anki durumun tam olarak Kennan’ın söylediklerini doğruladığını, “İşte TAM OLARAK yaşananlar budur.” diye belirtti.

Friedman, Putin’in başlangıçtan 2008’e kadar NATO’nun genişlemesi konusunda sadece homurdandığını ama daha fazla bir şey yapmadığını hatırlattı. Bu dönemde Rusya ekonomisinin de canlanmasının bir neden olduğunu ama sonrasında Rusya ekonomisi durgunlaştıkça harekete geçtiğini belirtti. Putin’in Rusya halklarını NATO genişlemesi tehdidi etrafında topladığını belirtilen yazıda, aynı Çin’in uzun yıllarca Batı tarafından küçük düşürülmesinin ardından Deng Şioping’in yaptığı gibi Batı’ya karşılık harekete geçtiği belirtildi.

Friedman yazısını, “Bu Putin’in savaşı. Lakin ABD ve NATO, onun gelişimini izleyen masum seyirciler değiller.” diyerek bitirdi.

Paylaşın

İş Dünyası: Ukrayna Krizinin Faturası Türkiye’ye Çıkabilir

Rusya ile Ukrayna arasındaki krizde yaşanan her gelişme Türkiye ekonomisini de yakından ilgilendiriyor. Zira Türkiye’nin turizm, enerji ve gıda gibi çok sayıda sektörde hem Rusya ile hem de Ukrayna ile stratejik ekonomik ilişkileri bulunuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2021’de Türkiye’nin ihracatında Rusya 5 milyar 800 milyon dolarlık pay ile 10’uncu sırada bulunurken Ukrayna ise 2 milyar 900 bin dolarla 20’inci sırada yer aldı. İthalatta Rusya 29 milyar dolarla ikinci, Ukrayna ise 4 milyar 500 milyon dolarla 12’inci sırada. Toplam dış ticaret hacmi ise Rusya ile 34 milyar 700 milyon dolar iken Ukrayna ile 7 milyar 400 milyon dolara denk geliyor.

Peki Rusya ve Ukrayna arasında yaşananlar Türkiye ekonomisi ne anlama geliyor?

“Komşudaki yangın size de gelir”

DW Türkçe’den Emre Eser’in haberine göre; Türkiye Ukrayna İş İnsanları Derneği (TUİD) Başkanı Burak Pehlivan’a göre Rusya ve Ukrayna’dan sonra bu krizden en fazla Türkiye etkilenecek. “Komşudaki yangın mutlaka size de gelir” diyen Pehlivan, bu krizle bağlantılı etkilerin sadece olası yaptırımlarla gerçekleşmeyeceğini söyledi.

Ukrayna ya da Rusya tarafından ciddi bir yaptırım olmasa bile iki ülkenin savaş ekonomisine girmesi durumunda Türkiye’nin önemli ölçüde kayıplar yaşayacağını anlatan Pehlivan, “Bu ülkelerdeki ekonomik hareket durursa tüm dünya etkilenir. Özel bir yaptırıma gerek yok. Temel gıda maddelerinden enerjiye tüm alanlarda olumsuz yansımalar olur. Turizm sektöründe de Türkiye için çok önemli iki ülke. Bu gerginlik onlardan sonra en fazla bizi etkiler” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) istatistiklerine göre 2005 yılında Rusya ve Ukrayna pazarı, Türkiye’ye gelen toplam yabancı turistlerin yüzde 10,6’sını oluştururken bu 2017’de yüzde 18,5; 2018’de yüzde 18,6; 2019’da yüzde 19, 2020’de yüzde 24,6; 2021’de ise yüzde 27,3 olarak gerçekleşti.

İki ülke pazarının Türkiye’deki turizm işletmecileri için oldukça önemli olduğunu söyleyen Cornelia De Luxe Resort Otel Genel Müdürü Ali Şahin, Mart ayından sonra rezervasyonlarda ciddi bir artış beklediklerini, ancak Rusya ve Ukrayna arasında yaşananların kendileri için şimdi önemli bir riske dönüştüğünü söyledi. Şahin, sözlerini “Sektörde biraz kafaları karıştırdı” şeklinde sürdürdü.

Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Serdar Karcılıoğlu da bu iki pazardaki gerginlikle beraber Türkiye turizminin hedeflerinden aşağıda kalabileceği tahmininde bulundu.

Bazı siparişler durdu

Yaşanan gerginlik sonucu bazı sektörlerde de siparişlerin durduğu ya da yavaşladığı belirtiliyor. İhracatçı birliği olarak Moskova’da katıldıkları uluslararası bir fuardan gözlemlerini aktaran İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şenocak, şöyle konuştu:

“Şu an buraya bir fuar için geldik. Burada iş insanları arasında bir gerginlik olduğunu söyleyemem. Öyle bir korku havası oluşmamış. Ancak Türkiye’de bazı siparişler durdu. Bunda da acaba kriz savaşa döner mi endişesi, belirsizlik önemli bir etken. Bunun kısa süreli olduğunu, ilk tepkilerin de böyle kalacağını düşünüyoruz. İki ülke de bizim çok önemli ticari partnerimiz. Özellikle Rusya sektörümüz için ağırlığı bulunan bir ülke. Bu anlamda yaşanacak gerilimden olumsuz etkileniriz. Ancak isteğimiz ve inancımız bu krizin daha fazla büyümemesi yönünde.”

Yaşanan krizde Rusya’nın Ukrayna’daki ayrılıkçı bölgeleri tanıması piyasalarda da hareketliğe neden oldu. Uzun süredir dolar karşısında 13,40-13,50 seviyelerinde Türk Lirası (TL) 13,80 seviyesinin üzerine çıkarken Brent petrolün varil fiyatı da yıllar sonra 97 doların üzerinde çıktı. TL’nin dolar karşısında son bir yıldaki değer kaybeden performansı da dikkate alındığında petroldeki en ufak bir artış bile akaryakıt gibi kalemlere hızla zam olarak yansıyor. Bu da Türkiye’de neredeyse her sektördeki maliyet artışlarını hızlandırıyor. Ayrıca Türkiye’nin doğal gaz ve petrolde Rusya ile olan ticari ilişkileri de bu noktada kritik önem taşıyor.

Bir süredir gerginlik var

Daha önce Moskova Büyükelçiliği’nde ticaret müşavirliği görevinde bulunan Rusya analisti Aydın Sezer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kısa süre içerisinde bir görüşme yapmamaları halinde Türkiye için krizin daha da derinleşebileceği uyarısında bulundu.

Türkiye’nin bu krizde kendini Ukrayna’nın yanında konumlandırdığını, ama bunu sakin bir dille yaptığını kaydeden Sezer, ancak Rusya’nın Ankara ve Kiev arasındaki ilişkiden rahatsızlık duyduğuna dikkat çekti. Rusya’nın, Türkiye’nin Ukrayna’ya silahlı insansız hava araçları (SİHA) satmasına karşı rahatsızlığını uzun zamandır ortaya koymuş olduğunu belirten Sezer, “Biz bu krizi geçtiğimiz Aralık ayından itibaren fiilen yaşıyoruz. Özellikle doğal gaz kontratlarında Rusya’nın tavrı her şeyin işaretiydi. Türkiye ile düşük fiyattan kontrat yapmaya yanaşmadılar. Ayrıca TürkAkım’daki atıl kapasiteyi de kullanamıyoruz. Bunlar gerginliğin uzun süreli yansımalarıydı. Türkiye bu atıl kapasiteyi kullansa geçtiğimiz haftalardaki doğal gaz krizini daha rahat atlatabilirdi” değerlendirmesinde bulundu.

“Ateşle oynamakla aynı”

Sezer’e göre bu süreçte Türkiye’nin Rusya’yı kınaması beraberinde riskler de getiriyor ve bundan sonraki adımların gerilimi arttırma yönünde olmaması gerekiyor. Rusya’nın Batı’nın ambargosunu göze alan bir ülke olduğunu hatırlatan Sezer, bu durumda Türkiye ekonomisinin ciddi bir olumsuz sürece gireceğinin de altını çiziyor.

Bu tabloda Türkiye’nin ambargolara ne yönde tepki vereceğinin de önemli olduğunu dile getiren Sezer, “Türkiye, Kırım konusunda taraf olmamıştı. Burada da benzer bir tavır sergileyebilir. Ama Rusya’nı ciddi anlamda karşımıza almak ateşle oynamak demek. Turizmden enerjiye tüm alanlarda faturası kabarık olur. Eğer ambargoya uyulursa bunun da bir bedeli olur. Türkiye’nin hesabını görmek lazım” ifadelerini kullandı.

Sezer, ayrıca Rusya’da bulunan Türk iş insanlarının da bu gerilim dolayısıyla tedirgin olduğunu belirtirken Rusya’nın olumsuz bir tavrının oradaki projeler için de risk anlamına geldiğini söyledi.

Türkiye’den çok sayıda iş insanının Ukrayna’da yatırımcı konumunda olduğunu belirten TUİD Başkanı Burak Pehlivan ise “Burada 4 milyar 500 milyon dolarlık bir yatırım var. Yaklaşık 700 firma faaliyet gösteriyor. Türk firmaları 30 binin üzerinde istihdam sağlıyor. O yüzden krizin daha da büyümemesi bizim için çok önemli. Şimdilik günlük ekonomik hayatta bu gerginliği görmüyoruz. Kiev’de insanlar yine aynı şekilde aktivitelerine devam ediyorlar. Bir panik havasından bahsetmek için erken ama işlerin daha da kötüleşmesi hepimizi olumsuz etkiler” dedi.

Paylaşın

BM’den Ukrayna Krizinde Diplomatik Çözüm Çağrısı

Rusya’nın ayrılıkçı bölgeleri tanıma kararı sonrası acil toplanan BMGK ve ardından BM diplomatik çözüm çağrısı yaptı. Moskova diplomasiye açık olduğunu açıkladı. Bugün Britanya, AB ve ABD’den yaptırım kararı bekleniyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Donbass bölgesindeki Donetsk ve Lugansk yönetimlerini tanıma kararının ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) acil toplandı.

Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları konuyla ilgili toplantı gerçekleştirecek, yaptırım kararları görüşülecek. ABD’nin de yaptırım kararını bugün açıklaması bekleniyor.

Rusya: Minsk anlaşmasını değiştirmez

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, BM Güvenlik Konseyi’ni savaşın önüne geçmeye ve Kiev’in Donbass’ı vurmasını engellemeye odaklanmaya çağırdı.

Sputnik’in haberine göre Nebenzya, Moskova’nın diplomatik çözüm konusunda hala açık olduğunu ifade etti.

Nebenzya, Rusya’nın Lugansk ve Donetsk’i tanıma kararının Minsk anlaşmalarını hiçbir şekilde değiştirmediğini söyledi.

“Eskisi gibi diplomasi ve diplomatik kararlar için açığız” diyen Nebenzya, Batı’ya “duyguları bir kenara bırakıp durumu daha da kötüleştirmemeleri” çağrısı yaptı.

Ukrayna: Siyasi çözüme bağlıyız

Ukrayna’nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Sergiy Kyslytsya, Rusya-Ukrayna krizinde Kiev’in barış istediğini, bu konuda siyasi ve diplomatik çözüme bağlı olduklarını söyledi.

BM Güvenlik Konseyi’nde konuşan Kyslytsya, “Rusya’nın müzakereler için masaya dönmesini talep ediyoruz. Ukrayna topraklarında ek Rus işgal birlikleri konuşlandırma emrini kınıyoruz. İşgal birliklerinin derhal ve doğrulanabilir şekilde geri çekilmesini talep ediyoruz” dedi.

ABD’den “mülteci akını” uyarısı

ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Rusya’yı Ukrayna’yı daha fazla işgal etmek için bahane yaratmaya çalışmakla suçlayarak, “Bu eylemin sonuçları Ukrayna sınırlarının çok ötesinde hissedilecek” dedi.

Thomas Greenfield, Rusya’nın eylemlerinin sonuçlarının korkunç olacağı uyarısında bulunarak, işgalin devam etmesi halinde yıkıcı can kayıplarının yanı sıra Avrupa’nın milyonlarca yerinden edilmiş insan ile mülteci krizi yaşayacağı uyarısında bulundu.

“Başkan Putin uluslararası sistemimizi test ediyor, kararlılığımızı test ediyor” diyen Thomas Greenfield, toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada da “Güvenlik konseyi, Rusya’nın savaş başlatmaması, diplomasiye yönelmesi konusunda ortak mesajı verdi” diye konuştu.

Britanya: Ekonomik sonuçları olacak

Güvenlik Konseyi’nde söz alan BM’nin Britanya Daimi Temsilcisi Barbara Woodward da Rusya’nın Ukrayna hamlesini kınayarak, bu eylemin bölgede can kayıplarına ve korkunç insani krize yol açacağını belirtti.

Woodward, “Eylemlerinin ciddi ekonomik sonuçları olacaktır” dedi ve Güvenlik Konseyinin Rusya’yı gerginliği azaltmaya, saldırganlığını kınamaya ve BM Şartı’na saygı duymaya çağırma sorumluluğunun bulunduğunu kaydetti.

BM: Büyük çatışma önlenmeli

Birleşmiş Milletler (BM), Ukrayna ve Rusya arasında gelinen noktanın son derece tehlikeli olduğu uyarısı yaparak, büyük çatışma riski taşıyan gelişmelerin ne pahasına olursa olsun önlenmesi gerektiği çağrısında bulundu.

BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Ukrayna’nın çağrısı ile acil toplanan BM Güvenlik Konseyi’nde, bölgedeki tehlikeli gelişmelerden çok büyük endişe duyduklarını aktardı.

DiCarlo, “Önümüzdeki saatler ve günler kritik olacak. Büyük çatışma riski gerçektir ve ne pahasına olursa olsun önlenmesi gerekir” diye konuştu, taraflar arasında diyaloğu sürdürmenin önemli olduğunun altını çizdi.

Paylaşın

Petrol Fiyatları Yedi Yılın Zirvesinde

Rusya’nın Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçı bölgeler Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanımasının ardından, Salı günü Brent ham petrolünün fiyatı son yedi yılın en yüksek seviyesi olan 98 dolara ulaştı.

ABD ve İngiltere de dahil olmak üzere bazı Batılı devletler, Rusya’ya yönelik yaptırımları görüşüyor. Suudi Arabistan’ın ardından dünyadaki ikinci büyük ham petrol ihracatçısı durumunda olan Rusya, aynı zamanda dünyanın en büyük doğal gaz üreticisi.

Londra’daki Manulife Asset Management şirketinden Sue Trinh, sınır hattında yaşanan gerilimin “önemli etkileri” olabileceğini söyledi.

Trinh, yaptırımlar netiecesinde Rusya’nın daha az ham petrol ve doğal gaz tedarik etmesinin “küresel ekonomi üzerinde önemli bir etkisi” olacağını ifade etti.

Batılı güçler ise Putin’in ayrılıkçı bölgeleri tanımasının, Rus birliklerinin resmi olarak Ukrayna’nın doğusuna girmesinin önünü açmasından korkuyor.

Donetsk ve Luhansk’ta Rusya destekli isyancılar, 2014 yılından beri Ukrayna birlikleriyle savaşıyor. Rusya’nın söz konusu hamlesi, yıllardır belirsiz bir ateşkes altında olan bölgede barış görüşmelerini fiilen sonlandırıyor.

ABD ve Asya borsalarında düşüş

Japonya’da Tokyo Borsası’nda Nikkei 225 endeksi de yüzde 2’nin üzerinde düşüş gösterdi. Çin’deki Şanghay Birleşik Endeksi de gün ortasında yüzde 1,4 oranında düştü.

Amerikan hisse senedi endekslerinden S&P 500 ise yüzde 1,6 düştü. Dow Jones endeksi yüzde 1,4 düşerken, Nasdaq 100 vadeli işlemleri de yüzde 2,2 oranında değer kaybetti.

CIMB Private Banking ekonomisti Song Seng Wun, olası bir savaşın yatırımcılar için ön planda olduğunu belirtti.

Song Seng Wun BBC’ye verdiği demeçte, “Halihazırda yüksek seviyelerde olan nakliye maliyetlerinin, arz-talep kesintileri nedeniyle daha da yükseleceğine dair korkular var” dedi.

Ruble dolar karşısında değer kaybetti

Ruble dolar karşısında Kasım 2020’den beri en büyük düşüşü kaydetti. Borsalar da akşam seansında yüzde 18 oranında geriledi. Ruble yüzde 1 düşüşle 80.5825’ten işlem gördü.

Gösterge endeks MOEX yüzde 11 düştü ve Rusya’nın Kırım’ın bağımsızlığını tanıdığı 2014’ten beri en büyük düşüşü kaydetti. Dün de Rus borsaları ve ruble küresel çapta en kötü performans gösteren varlıklar olmuş, ruble günü yüzde 3.1 düşüşle 79.78’de tamamlamıştı.

Paylaşın