Birleşmiş Milletler: Ukrayna’da Ateşkes Yakın Değil

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefon görüşmesi gerçekleştiren Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Guterres, “Savaşın sonundan çok uzağız. Ateşkese yakınmışız gibi görünmüyor. Bunun (ateşkes) olacağını söylersen yalan söylemiş olurum” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin ile 1,5 saatlik bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Almanya Şansölyesi Olaf Scholz de görüşmeden bir gün sonra yaptığı açıklamada “Putin’in tavrını değiştirdiğini düşünmediğini” söylemişti.

Rusya’nın komşusu Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, 204. gününde devam ediyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 6 ayı aşkın süredir devam eden savaşın başından bu yana üçüncü kez Ukrayna’ya gitti.

Von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “O kadar çok şey değişti ki. Ukrayna artık bir AB üye ülkesi” dedi.

Von der Leyen, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ve Ukrayna Başbakanı Denis Şmıgal ile “ekonomileri ve halkları nasıl daha yakın hale getirebileceklerini ele alacaklarını” söyledi.

Günün ilerleyen saatlerinde sosyal medyadan bir mesaj daha paylaşan von der Leyen, Zelenski’ye kendisine Prens Yaroslav Birinci Derece Nişanını takdim ettiği için teşekkürlerini iletti:

“Bu, büyük bir onur. [Nişanı] tüm AB vatandaşları adına kabul ediyorum. Ve güçlü bağımızın bir sembolü olarak…”

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada, AB üyesi 27 ülkenin yanı sıra İsviçre, İzlanda, Liechtenstein ve Norveç’in belli şartlarla dahil olduğu ve serbest ekonomik pazar imkanları sunan Avrupa Tek Pazarı’na, Ukrayna’nın da girmesi için Zelenskiy ile görüşeceğini söylemişti.

“Ateşkes yakın dersem yalan söylemiş olurum”

Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştü.

Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre, görüşmenin konusu, İstanbul’da BM, Ukrayna, Rusya ve Türkiye arasında imzalanan Karadeniz’de tahıl koridoru anlaşmasının kapsamının genişletilmesiydi.

Konuyla ilgili olarak BM’nin New York’taki merkezinde basın mensuplarına açıklama yapan Antonio Guterres, Putin ile yaptığı görüşmede, Rusya’dan gübre ihracatı da dahil olmak üzere Tahıl Sevkiyatı Anlaşması’nın kapsamını genişletmeyi görüştüklerini söyledi.

Guterres, “2022’de gıda eksikliğimiz yok, dağıtım sorunumuz var. Gübre piyasalarını normalleştirmezsek 2023’te sorun yaşarız” dedi.

Bu yılki mahsul ekiminin 2021’den daha az olduğuna dair raporlara dikkat çeken BM Genel Sekreteri Guterres, “Rusya gübrelerinin ihracatının önündeki tüm engelleri kaldırmaya yönelik şiddetle çağrımın nedeni budur. Bu konu yaptırıma tabi değildir” açıklamasını yaptı.

CNN International’ın aktardığına göre, Guterres, “Savaşın sonundan çok uzağız. Ateşkese yakınmışız gibi görünmüyor. Bunun (ateşkes) olacağını söylersen yalan söylemiş olurum” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaklaşık 1,5 saatlik bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Almanya Şansölyesi Olaf Scholz de görüşmeden bir gün sonra yaptığı açıklamada “Putin’in tavrını değiştirdiğini düşünmediğini” söylemişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Ukrayna İlerliyor, Rusya: Taktik Geri Çekilme

Cumartesi günü, Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi. Kiev’deki yetkililer Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu. Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiğini belirtti.

Ukrayna ordusu, ülkenin doğusunda gerçekleştirdiği karşı taarruzda 3.000 kilometrekareden fazla alanı Rusya’dan geri aldığını açıkladı.

Bu ilerleme, doğrulanması halinde, Kiev güçlerinin Rusya karşısında daha önce açıkladığı kazanımlarını birkaç gün içinde üç katına çıkardığı anlamına geliyor.

Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Perşembe akşamı geri alınan bölgelerin alanını bin kilometrekare, Cumartesi akşamı ise iki bin kilometrekare olarak açıklamıştı.

BBC, Ukraynalı yetkililerin verdiği rakamları doğrulayamıyor, çünkü gazetecilerin cephe hatlarına erişimine izin verilmiyor.

Cephe gerisindeki Harkov’a ise Rusya saldırısı geldi.

Harkov Belediye Başkanı, Rusya’nın kentteki su ve elektrik altyapısına büyük zarar veren saldırılar düzenlediği söyledi.

Kentte bulunan BBC muhabiri Orla Guerin, gece saatlerinde füze saldırısı sesi duyulduğunu aktarıyor.

Karşı saldırı ile gelen ilerleyiş, Ukrayna ordusunun işgal altındaki bölgeleri geri alma kapasitesini göstermesi açısından da önemli olarak niteleniyor. Bu Kiev’in Batılı müttefiklerinden daha fazla askeri yardım istemesi açısından önemli görülüyor.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba da bunun altını çizerek, son gelişmelerin daha fazla Batılı askeri malzeme ile savaşın daha hızlı sonlanabileceğini gösterdiğini söyledi.

Rusya taktik geri çekilme diyor

Cumartesi günü doğudaki karşı saldırıda Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi.

İngiltere savunma bakanlığı yetkilileri ise çatışmaların bu kasabaların dışında devam ettiği uyarısında bulundu. Kiev’deki yetkililer de Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu.

Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiği belirtildi.

Harkov’dan Rusya’ya tahliyeler

Harkov bölgesinde Rusya tarafından kurulan yönetimin başkanı, halkın “hayatlarını kurtarmak için” Rusya’ya tahliye edilmesi tavsiyesinde bulundu.

Karşı saldırının hızlı olmasının Rusları hazırlıksız yakaladığı değerlendirmesi yapılırken, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sadık destekçisi olan Çeçen lider Ramazan Kadirov, Rusların geri çekilmesini sorgular ifadeler kullandı.

Telegram’da paylaştığı mesajda Kadirov, Rusya’nın talihi dönmezse, durumu açıklaması için ülke liderliğini sorgulamak zorunda kalacağını söyledi. Kadirov “Rusya kazanacak” ve “NATO silahları ezilecek” ifadelerini paylaştı.

Ruslar hala Ukrayna’nın yaklaşık beşte birini elinde tutuyor ve savaşın yakında sona ereceği düşünülmüyor.

“Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı.”

Ukraynalı yetkililer ise birliklerin, ülkenin doğusunda Ruslar için hayati bir ikmal merkezi olan Kupiansk’a girdiğini söyledi.

Ukraynalı birliklerin ilerleyişi, devam etmesi durumunda, Nisan ayında Rusların başkent Kiev’den çekilmesinin ardından yaşanan en büyük gelişme olacak.

Rusya çekilmenin taktiksel olduğunu kaydediyor.

Moskova, “İzyum-Balaklıya birliklerinin geri çekilmesi ve organize bir şekilde Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarına sevkine yönelik üç günlük operasyon gerçekleştirildi.” açıklamasını yaptı.

Rus devlet haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, bu açıklamadan kısa bir süre sonra Harkov’un Rusya tarafından kontrol edilen bölgesinin baş yöneticisi, bölgede halkın Rusya’ya tahliye edilmesini önerdi.

İngiliz savunma yetkilileri, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki topraklara doğru 50km ilerlediğini söyledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı. Ukrayna birlikleri birkaç kasabayı ya ele geçirdi ya da kuşattı” dendi.

Zaporijya Nükleer Santrali tamamen durdu

Ukrayna Devlet Nükleer Enerji Şirketi Energoatom, Zaporijya Nükleer Santrali’nde çalışan son reaktörün faaliyetinin durdurulduğunu bildirdi.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada, Zaporijya Nükleer Santrali’nin Ukrayna şebekesiyle tüm bağlantılarının bölgedeki çatışmalar nedeniyle hasar gördüğüne işaret edildi.

11 Eylül’ün erken saatlerinde santrale tekrar elektrik sağlandığı belirtilerek, “Böylelikle santralde çalışan tek reaktörün faaliyetinin durdurulmasına ve soğutma işleminne geçirilmesine karar verildi” denildi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Pazar günü yaptığı açıklamada, santraldeki son reaktörün durduğunu teyit etti.

Avrupa’nın en büyüğü olan nükleer santral Rusya’nın kontrolüne geçmişti ve Ukraynalı ve Rus yetkililer santrale yöneltilen saldırılarda karşılıklı suçlamalarda bulunuyordu.

Güneydeki ilerleyiş

Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlattı.

Uluslararası kamuoyu da güneydeki Herson şehri yakınlarında beklenen ilerlemeye odaklanmıştı.

Uzmanlara göre, Rusya bazı deneyimli askerlerini Herson’u savunmak için yönlendirdi.

Ukrayna ordusunun güney komutanlığının sözcüsü Nataliya Gumenyuk, Ukrayna’nın doğuda toprak kazanmanın yanı sıra benzer şekilde güneyde de kazanımlar elde ettiğini söyledi.

Gumenyuk, güneyde “iki ila onlarca kilometre arasında” ilerlediklerini ifade etti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna, Bazı Önemli Kasabaları Rusya’dan Geri Aldı

Rusya Savunma Bakanlığı, askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki Izyum ve Balakliya kasabalarından geri çekildiğini duyurdu. Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlatmıştı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiği belirtildi.

Ukraynalı yetkililer ise birliklerin, ülkenin doğusunda Ruslar için hayati bir ikmal merkezi olan Kupiansk’a girdiğini söyledi.

Cumartesi günü bir konuşma yapan Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de ülkenin güneyi ve doğusunda son bir haftada iki bin kilometrekarelik bir alanı Rusya’dan geri aldıklarını söyledi. Buna Harkov bölgesindeki 30 yerleşim yerinin de dahil olduğu açıklandı.

Ukraynalı birliklerin ilerleyişi, devam etmesi durumunda, Nisan ayında Rusların başkent Kiev’den çekilmesinin ardından yaşanan en büyük gelişme olacak.

Izyum, işgalin başlamasının ardından yoğun çatışmalara sahne oldu. Bölge, aynı zamanda Ruslar için önemli bir askeri birlik konumunda.

Rusya tarafından yapılan açıklamada, “İzyum-Balaklıya birliklerinin geri çekilmesi ve organize bir şekilde Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarına sevkine yönelik üç günlük operasyon gerçekleştirildi. Rus birliklerinin zarar görmesini önlemek üzere, düşman ağır bir topçu atışına maruz bırakıldı” ifadelerine yer verildi.

Rus devlet haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, bu açıklamadan kısa bir süre sonra Harkov’un Rusya tarafından kontrol edilen bölgesinin baş yöneticisi, bölgede halkın Rusya’ya tahliye edilmesini önerdi.

Rusya tarafındaki Belgorod bölgesinin valisi de, sınırı geçmek için bekleyen insanlar için gıda, ısıtma ve tıbbi yardımın sağlanacağını söyledi.

İngiliz savunma yetkilileri, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki topraklara doğru 50km ilerlediğini söyledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı. Ukrayna birlikleri birkaç kasabayı ya ele geçirdi ya da kuşattı” dendi.

Güneydeki ilerleyiş

Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlattı.

Uluslararası kamuoyu da güneydeki Herson şehri yakınlarında beklenen ilerlemeye odaklanmıştı.

Uzmanlara göre, Rusya bazı deneyimli askerlerini Herson’u savunmak için yönlendirdi.

Ukrayna ordusunun güney komutanlığının sözcüsü Nataliya Gumenyuk, Ukrayna’nın doğuda toprak kazanmanın yanı sıra benzer şekilde güneyde de kazanımlar elde ettiğini söyledi.

Gumenyuk, güneyde “iki ila onlarca kilometre arasında” ilerlediklerini ifade etti.

‘Harkov’da bir kişi öldü’

Yerel yetkililere göre, Cumartesi günü Rus roketlerinin Harkov’a isabet etmesi sonucu bir kişi öldü ve birkaç ev de hasar gördü.

Ukraynalı yetkililerin sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafta ise, doğudaki Kupiansk’ta vilayet binası önünde Rusya bayrağını çiğneyen Ukrayna birliklere bağlı askerler, Ukrayna bayrağı açtığı görüldü.

Cuma günü Facebook’ta bir paylaşım yapan Ukrayna Silahlı Kkuvvetleri Komutanı General Valeriy Zaluzhnyi de “İlerleyişimizi sürdürüyoruz. Ne için savaştığımızı ve sonunda kazanacağımızı biliyoruz” diye yazdı.

Rusya’nın Harkov etrafında işgal ettiği bölgelere atadığı yönetici Vitali Gançev de Cumartesi günü, Ukrayna’nın “önemli bir zafer kazandığını” söyledi.

Rus televizyonuna konuşan Gançev, Ukrayna birliklerinin Rus savunma hattını aştığını belirtti, Harkov’un Rus işgali altındaki kısmında en büyük kentlerden Kupyansk ve iki diğer kentteki sivillerin tahliye edildiğini duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da, Cuma günü Brüksel’de, “saldırının gerçek bir ilerleme kaydettiği” yönünde bir değerlendirme yaptı:

“Ukrayna’nın güçlü bir planla, çok temkinli bir şekilde ilerlediğini söyleyebiliriz.”

Öte yandan Zelensky, konuşmasında polis güçlerinin de yeniden ele geçirilen bölgelere geri döndüğünü söyledi; sivilleri de Rusların şüpheli savaş suçlarını kendilerine bildirmeye çağırdı.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da Cumartesi günü Kiev’e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Baerbock, ziyaretin Berlin yönetiminin Ukrayna’nın savunmasına olan bağlılığını gösterme amacını taşıdığını dile getirdi:

“Bugün bize güvenmeye devam etmelerini göstermek için Kiev’i ziyaret ettim.”

Cuma günü de Zelenskiy, Ukrayna’ya insansız hava aracı tedarik eden Bayraktar şirketinin genel müdürü Haluk Bayraktar’a Liyakat Nişanı taktı.

Şirket tarafından üretilen TB2 isimli insansız hava aracı, Ukrayna direnişinin sembolü haline geldi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Avrupa’nın Daralması Türkiye’deki Şirketleri Vurdu!

Rusya – Ukrayna savaşıyla birlikte, dünya ekonomisinde planlar yeniden yapılmaya başlandı. Türkiye’nin AB’ye en önemli çıkış kapısı olan Kapıkule’de, yakın bir döneme kadar 40 km’ye kadar çıkan TIR kuyruğu eridi. Sadece mevcut kuyruk erimedi, kapıdan çıkış yapan günlük araç sayısı da azaldı.

Avrupa ekonomisinde yaşanan daralmanın yanı sıra Türk TIR sürücülerinin Schengen vizesi almak konusunda yaşadığı zorluklar, sınırdaki yoğunluğun azalmasının iki ana nedeni olarak gösteriliyor.

Dünya Gazetesi’nden Aysel Yücel’in haberine göre Avrupa’ya yapılan ihracat taşımalarında karayolunun payı yüzde 50’yi geçiyor. Değer bazında ise bu oranın yüzde 70’in üzerinde olduğu belirtiliyor. Türkiye’den Avrupa’ya yıllık yaklaşık 500 bin TIR seferi yapılıyor. İki ay önce günlük ortalama 9 bin 300 TIR Kapıkule’den AB’ye çıkış yapıyordu.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Kapıkule temsilcisinin verdiği bilgiye göre; özellikle son haftalarda bu sayı 8 bin 500’lere kadar inmiş durumda. Sınır geçişlerinde yoğunluk nedeniyle oluşan kilometrelerce kuyruk, AB’ye çıkışlarda 5 güne varan beklemelere neden oluyordu. Şimdi ise 10 saatte Bulgaristan tarafına geçildiği belirtiliyor. Diğer Batı sınır kapılarında da benzer durum yaşanıyor.

“Lojistiğe de ciddi darbe vurur”

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Ayşem Ulusoy, uluslararası karayolu trafiğinde hem ihracat hem de ithalat tarafında bir yavaşlama olduğuna dikkat çekerek, “Ancak asıl büyük endişemiz, Avrupa’daki enerji krizinin daha da derinleşmesi. Kriz sanayiye yayılır ve domino etkisi yaratırsa bu durum lojistiğe de ciddi darbe vurur” dedi. Diğer lojistik firmalarının yöneticileri de piyasada bir daralma olduğunu, mevcut müşterilerinin iş hacimlerinin azaldığını söyledi.

“Durgunluğun ayak sesleri”

Temmuz ve ağustos ayları yaz sezonu olması ve AB’de birçok fabrikanın kapanması nedeniyle genellikle uluslararası taşımacılığın nispeten zayıf olduğu bir dönemdir. Ancak otomotiv, çelik gibi bazı sektörlerde ağustos ihracatı geçen yılın da altında kaldı. Bu durum resesyonun ayak sesleri olarak yorumlandı. Ancak birçok ihracatçı sektör yetkilisi ve lojistik yöneticisi AB’deki daralmanın ve beklenen resesyonun etkilerinin eylül ayında daha net görüleceğini söylüyordu.

Uluslararası lojistik şirketi Rif Line’ın Türkiye Genel Müdürü Mehmet Serkan Erdem, korkulanın olduğunu ve eylül ayının ilk haftasının durgunluğun sinyallerini verdiğini dile getirdi. Serkan Erdem, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Temmuz ve ağustos ihracatta, dolayısıyla taşımacılıkta zaman sessiz sakin geçer. Son 15 günden bu yana bütün piyasa endişeyle eylül ayını bekliyordu. Yurt dışı ortaklarım, müşterilerimiz eylül ayında tatil sakinliğinin biteceğini umuyorduk. Maalesef üzülerek söylüyorum ki, beklenen eylül dönüşü olmadı. Yurt dışındaki alıcı firmalarla da görüşüyorum. Hepsi aynı endişeyi taşıyor. Gördüğümüz kadarıyla bu durgunluğun ayak sesleri.”

“TIR şoförlerine yönelik de vize sorunu başladı”

AB’nin azalan siparişleri nedeniyle Türkiye’nin ihracat taşımalarında azalma yaşanırken, diğer yandan mevcut yükü göndermek de vize engelleri nedeniyle çileye dönüşmüş durumda. Şoförleri vize alamadığı için 50 TIR’ı yüküyle birlikte depoda bekleten firma var!

Türkiye vatandaşları Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte hem turistik hem de iş seyahati amaçlı Schengen vizesi almakta büyük zorluk yaşıyordu. Benzer şekilde Türk TIR şoförlerine yönelik de vize sorunu başladı. Şoförlere en erken 40 gün sonraya randevu veriliyor. Randevu alınsa da sonuç için eskisine göre çok daha fazla bekleniyor. Diğer yandan başvuru sürecini tamamlayan birçok sürücünün de ret aldığı belirtiliyor.

“AB bize daha fazla engel çıkarıyor”

UND Başkan Yardımcısı Fatih Şener, son dönemde Türk TIR şoförlerine Schengen vizesi konusunda çıkarılan zorlukların, hem Türkiye’nin hem de AB’nin ticaretine büyük sekte vurduğunu söyledi. Fatih Şener, ticaretin siyasete alet edilmemesi gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Türkiye’den AB’ye taşınan ihraç yüklerinin büyük çoğunluğu Türkiye’de üretim yapan Avrupalı şirketlere ait. Dolayısıyla AB, vize engeli ile kendi ayağına sıkıyor. Pilotlar ve gemi adamlarının vize derdi yok. Biz Türk nakliyeciler olarak TIR şoförlerini de vizeden muaf tutmaya çalışırken AB bize daha fazla engel çıkarıyor.”

Paylaşın

Rusya’dan Dikkat Çeken Açıklama: Ukrayna’daki İlerlemeyi Bilerek Yavaşlattık

Ukrayna’daki “operasyonu” kasıtlı olarak yavaşlattıklarını açıklayan Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, bu yavaşlama kararının gerekçesini de, sivil kayıpları azaltma çabası olarak ifade etti.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Özbekistan’daki Şangay İş Birliği Örgütü’nün Savunma Bakanları toplantısında konuştu.

Ukrayna’da insancıl hukuka uyduklarını savunan Şoygu, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin komuta noktaları, hava alanları, depolar, müstahkem mevkiler ve savunma sanayi tesisleri dahil olmak üzere askeri altyapı tesislerine yüksek hassasiyetli silahlarla saldırılar düzenleniyor. Aynı zamanda sivil kayıpları önlemek için her türlü çaba gösteriliyor. Bu kesinlikle ilerleyişi yavaşlatıyor ama biz bunu bilinçli olarak yapıyoruz” diye konuştu.

Savunma Bakanı Şoygu, Rusya’nın resmi haber ajansı TASS’da yer alan açıklamalarında, Rus birliklerinin, “kurtarılmış bölgelerde barışçıl yaşamı tesis etmek için sistematik bir çalışma yürüttüğünü”, Ukrayna birliklerinin ise “yakıp yıkma taktikleri uyguladığını, uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve terörist gibi davrandığını” savundu.

“Konutlarda, okullarda, hastanelerde ve anaokullarında ateş mevzileri kuruyor, buralara tanklar ve toplar konuşlandırıyor ve sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyorlar” diyen Bakan, Kiev’in sivillere ve sivil altyapı tesislerine mümkün olduğunca fazla zarar vermek amacıyla yerleşim yerlerini kasıtlı olarak bombaladığını ve Lepestok anti-personel kara mayınları attığını öne sürdü.

Ayrılıkçılar savaşa ikna edilemiyor iddiası

Rus birlikleri, savaşın ilk haftalarında başkent Kiev’den püskürtüldükten sonra Ukrayna’nın merkezinde belirgin bir ilerleyiş kaydedemedi. İngiltere Savunma Bakanlığı, istihbarat verilerine dayandırdığı açıklamasında Rus ordusunun personel sıkıntısı yaşadığını ve Rusya yanlısı ayrılıkçıları savaşmaya devam etmeye ikna edilemediğini öne sürmüştü.

Londra, Moskova’nın Ukrayna savaşını hâlâ “özel operasyon” olarak tanımlamasını da ordudaki personel sıkıntısında etkili olan faktörlerden biri olarak nitelendirmişti. Genel seferberlik ilan edilmeden devletin vatandaşlarını orduya katılmaya çağırmak için yasal bir zemini bulunmuyor. Bu da orduyu yardımcı birliklere bağımlı kılıyor.

Paylaşın

Rusya-Ukrayna Savaşı: En Az 972 Çocuk Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell, 24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaşta hayatını kaybeden çocuklara ilişkin bir açıklama yaptı.

Russell, dün (22 Ağustos) yayınlanan yazılı açıklamasında, yaklaşık 6 aydır devam eden savaşta bine yakın çocuğun öldürüldüğünü ya da yaralandığını kaydetti. Russell, “barışa olan acil ihtiyacı” vurguladı.

“Tüm savaşlarda olduğu gibi, yetişkinlerin pervasız kararları bir kez daha çocukları büyük bir riske atıyor” diyen Russell, “Çocukların zarar görmesi ile sonuçlanmayan bu türde hiçbir silahlı operasyon yoktur” dedi.

Savaşın başından bu yana hayatını kaybeden çocuklar ile ilgili verilere de değinen UNICEF İcra Direktörü, bu süreçte en az 972 çocuğun öldürüldüğü ya da yaralandığını kaydetti. Bu, günde beşten fazla çocuğun savaş kaynaklı şiddet sebebiyle ölmesi ya da yaralanması demek.

Öte yandan, Russell’ın da altını çizdiği üzere, gerçek sayısının doğrulanmış bu sayıdan “çok daha yüksek olduğuna inanılıyor.”

“Her 10 okuldan biri zarar gördü”

Russell ayrıca hayatını kaybeden veya yaralanan çocukların çoğunun patlayıcı silah kullanımı sebebiyle zarar gördüğünü kaydetti.

UNICEF, bunların yanı sıra Ukrayna’daki hemen her çocuğun “derinden acı verici olaylara maruz kaldığını” belirtti:

“Şiddetten kaçanlar, ailelerinin dağılması, istismar, cinsel sömürü, diğer saldırılar ve insan kaçakçılığı riski ile karşı karşıya.”

Ukrayna’da tırmanan şiddet ve çatışmaların eğitim sistemine de büyük zarar verdiğini kaydeden UNICEF, ülkedeki her 10 okuldan birinin zarar gördüğünü veya tamamen yok olduğunu açıkladı: “Okullar çatışmanın taraflarınca hedef alındı ve kullanıldı; bu da ailelerin çocuklarını okula göderme konusunda güvende hissetmedikleri anlamına geliyor.”

6 ayda 5 binin üzerinde sivil ölümü

Öte yandan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) verilerine göre, 21 Ağustos itibariyle Rusya-Ukrayna savaşında 5 bin 587 sivil hayatını kaybetti, 7 bin 890 sivil yaralandı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

AB, Ukrayna Ordusunu Eğitmek İçin Görev Birliği Kurmayı Planlıyor

Rusya – Ukrayna savaşı altıncı ayını geride bırakırken, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin Ukrayna ordusuna askeri eğitim vermeyi gözden geçirdiğini açıkladı.

İspanya’nın Santander kentindeki Menendez Pelayo Üniversitesi’nin düzenlediği yaz kursunda “Avrupa’nın Geleceği” konulu seminerde konuşan Borrell, AB savunma bakanlarının Prag kentinde 29 Ağustos’ta gerçekleştirecekleri toplantıda konuyu ele alacaklarını bildirdi.

Borrell, uzun süren savaşın maddi destekten daha fazlasını gerektirdiği görüşünü dile getirerek, aynı zamanda Ukrayna ordusunun örgütlenmesi ve eğitimi için yardım yapılmasının gerekebileceğine işaret etti.

Konuyla ilgili tartışmalar AB içinde sürdüğü için daha fazla ayrıntılı bilgi vermek istemediğini kaydeden Borrell, bununla birlikte Ukrayna ordusunun ciddi bir eğitimden geçirilmesi için AB’nin önemli bir görev üstlenebileceği mesajını verdi.

Borrell, “Yüz binlerce askeri seferber eden gerçek, geleneksel bir savaşla karşı karşıyayız. Bu yüzden üzerinde düşünülen görev birliği, bunun üstesinden gelecek şekilde oluşturulmalı. Umarım, bu öneri onaylanır.” dedi.

“AB misyonu, Ukrayna ordusunun organizasyonuna da yardım edecek”

AB içinden ve dışından çok sayıda ülkenin Ukrayna’ya silah desteği verdiğini kaydeden Borrell, bununla birlikte yapılan ikili anlaşmalarla bir kaç ülke dışında bu silahların nasıl kullanılacağı konusunda Ukrayna ordusuna eğitim veren çok sayıda ülke olmadığına dikkati çekti.

Borrell, planlanan AB misyonunun Ukrayna ordusuna klasik askeri eğitim dışında, ordunun organizasyonu konusunda da eğitim vermesinin planlandığını ifade etti.

Josep Borrell, AB’nin bu görev birliğini Ukrayna’ya komşu ülkelerden oluşturmayı planladığını sözlerine ekledi. AB’nin bu konuda dünyanın dört bir yanında eğitim amaçlı, Mali, Nijer, Mozambik ve Çad gibi ülkeler de içinde olmak üzere 17 askeri eğitim misyonu bulunuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Zaporijya Nükleer Santrali’nin Denetlenmesine İzin Verdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerine Zaporijya nükleer santralini ziyaret etme ve denetleme izni verileceğini açıkladı. Kremlin açıklamayı, Putin ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasındaki telefon görüşmesinin ardından yaptı.

Bu haber, tesisin yakınında çatışmaların devam ettiği ve Rus bombardımanı sonucu dört sivilin yaralandığı iddialarının ardından geldi.

Öte yandan, ABD Cuma günü Ukrayna’ya daha fazla silah ve mühimmat gönderme sözü verdi.

Fransız ve Rus liderler arasındaki telefon görüşmesinin ardından yapılan açıklamada Kremlin, Putin’in BM denetçilerine Zaporijya nükleer santraline erişmek için “gerekli yardımı” sağlamayı kabul ettiğini kaydetti.

Tesis, Mart ayının başından beri Rus işgali altında bulunuyor, ancak tesisi Ukraynalı teknisyenler Rus yönetimi altında işletiyor.

Kremlin’in açıklamasında, “her iki liderin de” sahadaki durumun değerlendirilmesi için Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) uzmanlarının tesise gönderilmesinin önemini vurguladığı belirtildi.

BM’ye bağlı IAEA direktörü, Putin’in açıklamasını memnuniyetle karşıladı ve santrali bizzat ziyaret etmeyi istediğini söyledi.

Rafael Grossi, “Bu son derece değişken ve kırılgan durumda, dünyanın en büyük nükleer santrallerinden birinin güvenliğini daha fazla tehlikeye atabilecek yeni bir adım atılmaması hayati önem taşımaktadır” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, günlük konuşmasında teftiş olasılığını memnuniyetle karşıladı, ancak detayların üzerinde hâlâ çalışıldığını söyledi.

Zelenskiy, “Rusya’nın radyasyonla şantajı devam ederse çeşitli Avrupa ülkelerinin tarihine bu yaz, tüm zamanların en trajik yazlarından biri olarak geçebilir” dedi.

Kiev, Rusya’nın tesisi bir askeri üsse dönüştürdüğünü ve tesise askeri teçhizat, silah ve tesisi Dinyeper Nehri kıyısındaki kasabalara saldırmak için kalkan olarak kullanan yaklaşık 500 asker yerleştirdiğini savunuyor.

Son haftalarda, Kiev ve Moskova saldırılardan birbirlerini sorumlu tutarken, tesisin etrafındaki alan ağır topçu ateşi altında kaldı.

Ukraynalı yetkililer, Rusya’nın santrali çevreleyen alana yönelik bombardımanının Cuma günü de devam ettiğini iddia etti ve Moskova güçlerini tesisle arasından nehir geçen Marhanets kentinde dört sivili yaralamakla suçladı.

Bölge valisi Valentin Rezniçenko Telegram’daki açıklamasında, bölgede beş evin de hasar gördüğünü iddia etti.

Rusya: Ukrayna tesiste küçük bir kazaya yol açmak istiyor

Denetçilere erişim izni verme konusunda bir miktar isteklilik göstermelerine rağmen, Rus yetkililer siteyi askerden arındırma yönündeki uluslararası talepleri açıkça reddetti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın basın bürosu müdür yardımcısı Ivan Neçayev Cuma günü yaptığı açıklamada, böyle bir adımın tesisi “daha da savunmasız” bırakacağını savundu.

Bu arada Rusya, Ukrayna’nın Zaporijya nükleer santraline yönelik “provokasyonlarını” detaylandıran bir mektubu BM Güvenlik Konseyi’ne sundu.

Moskova Ukraynalıların, Rusya’yı “nükleer terörizm” ile suçlayabilmek için, radyasyon sızıntısını da içeren “küçük bir kaza” olacağına inandıkları bir duruma yol açmak istediklerini iddia etti.

Mektup, Rus birliklerinin bölgede silah depoladığı iddiasını yalanladı, Ukraynalıların tesisi bombaladığı iddiasını yineledi.

ABD’den Ukrayna’ya ek yardım

Öte yandan Washington, Ukrayna için yeni bir 775 milyon dolarlık savunma ekipmanı paketi açıkladı.

Finansman, Himars roketatar sistemi, topçu mühimmatı, insansız hava araçları ve tanksavar füzeleri için harcanacak.

Reuters’ın haberine göre üst düzey bir ABD savunma yetkilisi, pakette ilk kez mayına dayanıklı araçların da bulunacağını aktardı.

Ukrayna Rus işgaline karşı savaşında büyük ölçüde Batılı müttefiklerinden silah tedarikine ihtiyaç duyuyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna Ziyareti Avrupa Basınında: Erdoğan İkili Oynuyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Lviv kentinde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile yaptığı görüşmenin yankıları sürüyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş sırasında ilk defa dün Ukrayna’ya resmi bir ziyaret gerçekleştiren Erdoğan, üçlü görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Rusya’nın kontrolü altında olan Zaporijya Nükleer Santralindeki duruma dikkat çekmişti.

Dünkü görüşmeleri yakından takip eden Avrupa basını ise Zaporijya’da olası bir nükleer felaket konusunda uyarıda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “çatışmanın çözüme kavuşturulması için daha fazla sarf edileceği” açıklamasına şüpheyle yaklaşıyor.

İngiltere’den İtalya’ya Avrupa basınında konuyla ilgili çıkan haberleri euro|topics’in derleme ve çevirisiyle aktarıyoruz…

“Erdoğan’ı barış elçisi gibi göstermek abartılı”

Avusturya’nın Salzburger Nachrichten gazetesi, Türkiye’nin arabuluculuk rolüne atıfla, “bu tertibin savaşı sonlandıramayacağını” belirtti:

“Ankara, tahıl anlaşmasıyla sembolik olanın ötesine geçerek arabuluculuk rolünü yerine getirebileceğini gösterdi.

Ancak Erdoğan’ı sırf bu yüzden bir barış elçisi olarak göstermek abartılı olur. Ukrayna’da ‘savaşa son vermek’ üzere görüşmelerin yapılmasını önermesi gerçekçi değil. Zira askeri gerçeklik, arabulucudan daha önemlidir. Ve bu gerçeklik şu anda Moskova’nın ülkede herhangi bir zafer pazarlayabilmesini imkânsız kılıyor.”

“İletişim kanalları daha da önem kazanacak”

Almanya’nın Süddeutsche Zeitung gazetesi, dünkü buluşmanın “barış yol açmasının pek olası gözükmediğini” kaydederek buluşmanın yine de “anlamlı” olduğunu yazdı, iletişim kanallarının önemini vurguladı:

“Savaş sürerken gerekli iletişim kanallarını açık tutmak açısından da önemli bu. Üstelik tahıl anlaşması, dehşetin ortasında dahi uzlaşıya varılabileceğini gösterdi. Zaporijya’da nükleer felaket riskini azaltmak için de acilen böyle bir uzlaşı yolu bulunması gerekiyor.

İletişim kanalları, barışa yönelik koşullar iyileştikçe daha da önem kazanacak. Ancak bu, Ukrayna’ya silah sevkıyatını azaltarak yapılmaz. Aksine, Putin Ukrayna’yı ne kadar zayıf görürse, savaş makinesini durdurmak için o kadar az nedeni olur.”

“Putin ve Erdoğan, kazan-kazan durumunda”

Belçika’nın De Tijd gazetesi, Ukrayna ziyaretinin Erdoğan’ın “ikili oynadığının bir göstergesi” olduğu görüşünü dile getirdi:

“Ekonomik sorunları önlemek için dışarıdan gelecek yardımlar memnuniyetle karşılanıyor ve Rusya da bunu sunmaya hazır. Bunun karşılığında da Türkiye sınırlarını insanlara ve ürünlere sonuna kadar açık tutuyor. Oligarklar ve yatları Türk limanlarına demirliyor.

Erdoğan, gelecek yıl seçimlerle gireceği için ikili oynuyor. Diplomat imajını güçlendirebilecek her şeyden istifade edecektir. Ancak Rusya’yla kurulan ekonomik bağlar da büyük öneme sahip. … Putin ve Erdoğan’ın bir kazan-kazan durumunda olduğu görülüyor.”

Savaş döngüsünü kırmak mümkün mü?

İtalya’nın Corriere della Sera gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arabuluculuk rolüne atıfta bulundu:

“Savaş döngüsünü kırmanın ve Moskova ile Kiev arasında ateşkese varılması konusunda somut müzakerelere başlamanın halihazırda gerçekten ne ölçüde mümkün olduğu belirsizliğini koruyor. Ama bugün bunu yapabilecek bir arabulucu varsa, o da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Üçlü buluşmanın arka planında yatan buydu.

Buğday konusu konuşuldu, Zaporijya bölgesindeki nükleer santralin çevresinde gerçekleşen çatışmaların sebep olabileceği dramatik durum tartışıldı; ancak görüşmenin odak noktasında, çatışmayı nispeten kısa bir süre içinde sona erdirme umudu vardı.”

“Batı tedirgin, Türkiye kazançlı”

İngiltere’nin The Independent gazetesi, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Erdoğan’ın “şimdiye kadar dengeyi tutturmakta başarılı olduğunu” yazdı:

“Türkiye bir yandan tahıl sevkiyatları başarısıyla diplomaside puan toplarken, diğer yandan da Batı’nın Moskova’ya yönelik uyguladığı yaptırımları görmezden gelerek durumdan istifade ediyor.

Rusya sermayesi ve Rusya vatandaşları ülkede ağırlanmaya devam ediyor, dolayısıyla da Kremlin dostane yaklaşımını sürdürüyor. Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı son sekiz yılın zirvesine çıktı ve Ankara’nın Ulaştırma Bakanı apaçık Rusya’ya yapılan araba satışlarındaki artış ile övünüyor.

Türkiye’nin Rusya’yla işbirliği çabaları Batı’yı tedirgin etmeye devam ederken, Kiev Erdoğan’ın bir muhatap kişi olarak üstlendiği rolü takdirle karşılıyor olabilir.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Batı’nın Ukrayna’yı İşgal Eden Rusya’ya Karşı Eylemleri Zayıflıyor Mu?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden 4 ay sonra, Afrika, Orta Doğu, Güney Amerika ve Asya ülkelerinden onlarca Birleşmiş Milletler büyükelçisi haziran ayında Rusya’nın Bağımsızlık Günü’nü kutlamak için Rusya’nın New York’taki BM ofisinde verilen resepsiyona katıldı. 

Bu ülkelerin büyükelçileri, Batılı diplomatların Rusya’yı uluslararası alanda yalnız bırakmak için gösterdiği çaba karşısında zorluklar yaşıyor.

Bazı ülkeler, BM’nin 6 aydır dünyanın ana gündem maddesi olan Ukrayna’daki savaşı bitirmek için yetersiz kaldığını düşünürken Batılı diplomatlar Rusya’yı daha fazla hedef alabilecek eylemlerin sınırlı olduğunu kabul ediyor.

“Rusya’ya karşı durmak akıllıca mı?”

Reuters için değerlendirme yapan Uluslararası Kriz Grubu BM Direktörü Richard Gowan, “Savaş uzadıkça Rusya’yı cezalandırmanın anlamlı yollarını bulmak daha da zorlaştı” şeklinde konuşuyor.

Diplomatlar, BM içerisinde çekimser oyların artmasıyla Rusya’ya karşı yetersiz destek bulmaktan korkan Batılı ülkeler bazı önlemleri oylamaya dahi sunmuyor.

Alman Konrad Adenauer Vakfı’nın Cenevre Ofisi Direktörü Olaf Wientzek, “Ülkeler ‘Rusya’ya karşı duranlar arasında olmak gerçekten akıllıca mı?’ diye soruyor” değerlendirmesini yapıyor.

Rusya’nın BM Cenevre ofisi, “Batılı ülkelerin hepsi küresel bir güç olan Rusya’yı izole etmenin imkansız olduğunu çok iyi biliyor” diyor.

Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden biri olarak kendisine karşı yaptırımları veto etme gücüne sahip.

BM Genel Kurulu nisan ayında Rusya’nın İnsan Hakları Konseyi’nden çıkarılmasına yönelik oylama yaptı. Rusya bu oylama öncesinde “evet” oyu kullananların ya da çekimser kalanların bu davranışının “düşmanca” görüleceğini söyleyerek Rusya ile ilişkileri açısından sonuçları olacağı uyarısında bulundu. Yine de oylama sonucunda 93 “evet” oyuyla İnsan Hakları Konseyinden çıkarıldı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield, Rusya’nın gıda krizinden Batı’nın yaptırımlarını sorumlu tuttuğu “yanlış anlatıların” karşılık bulduğunu ancak bunun Rusya’ya karşı desteği artırmadığını belirtiyor.

Kırmızı çizgi nükleer silahların kullanılması olabilir

Rus işgalinin başladığı 24 Şubat haftasında BM Genel Kurul üyelerinin dörtte üçü Rusya’yı kınama ve birliklerini çekmesini talep etme yönünde oy kullandı. İşgalin 3. haftasındaysa Rusya ezici bir çoğunlukla “korkunç” bir insani durum yaratmakla suçlandı.

Asyalı bir diplomat mart ayında yapılan eylemlerin en üst nokta olduğunu ve bundan sonra Batı kanadına desteğin azalacağına inanıyor ve ekliyor: “Kırmızı çizgi aşılmadığı sürece daha fazla eylem için istek olmayacaktır”.

Bazı diplomatlara göre bu kırmızı çizgiler kimyasal ya da nükleer bir saldırı, sivil ölümlerinin büyük boyutlara ulaşması veya Ukrayna’nın ilhakı olabilir.

Afrikalı bir diplomat, “Bizi en çok şaşırtan Batı’nın Ukrayna’ya silah sağlayarak ve çatışmayı bitirmek için  gerçek barışçıl görüşmeler yapmayarak böyle bir çatışmayı süresiz olarak devam ettirmeyi teşvik ettiği fikri” şeklinde konuşuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın