İsveç, NATO Üyeliği İçin Terörle Mücadele Yasasını Sertleştirdi

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliği için Türkiye ve Macaristan’ın onayını bekleyen İsveç terörle mücadele yasasının kapsamını önemli ölçüde genişletti. İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

İsveç Parlamentosu aşırılık yanlısı gruplarla bağlantılı faaliyetleri yasaklayan yeni bir yasayı kabul etti. “Bir terör örgütüne katılmayı” suç sayan yeni yasa 1 Haziran’da yürürlüğe girecek. Yasa 349 üyeli İsveç parlamentosunda 268 lehte oyla kabul edildi.

Türkiye, NATO üyeliği için Ankara’dan onay bekleyen İsveç’ten terörle mücadele yasalarını sertleştirmesini talep ediyor.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç, bir Özbek sığınmacının 2017 yılında başkent Stockholm’de bir alışveriş caddesinde beş kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı düzenlemesinin ardından terörle mücadele yasalarını sertleştirme kararı almıştı.

Türkiye, İskandinav ülkesi İsveç’i başta PKK ve Gülen yapılanması mensupları olmak üzere “teröristler” için güvenli bir sığınak olmakla suçluyor. Ankara bu nedenle İsveç’in NATO’ya üyeliğine onay vermiyor ve İsveç hükümetinden “terörist” olarak gördüğü Kürt aktivistlere karşı daha sert bir tutum takınmasını talep ediyor.

Ankara özellikle İsveç’te sık aralıklarla düzenlenen gösterilerde PKK flamalarının açılmasından duyduğu rahatsızlığı her platformda dile getiriyor. Ancak İsveç Adalet Bakanı Strömmer, yeni yasa kapsamında bir gösteri ya da toplantıya katılmanın ceza gerektirecek bir suç olarak değerlendirilmeyeceğini vurguladı.

İsveç, NATO üyeliği ile ilgili Türkiye’nin yanı sıra için Macaristan’dan da henüz onay almadı. Türkiye ve Macaristan son olarak Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine onay vermişti. Böylece Finlandiya 4 Nisan’da 31. üye ülke olarak NATO’ya katılmıştı.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye Basın Özgürlüğünde 180 Ülke Arasında 165. Sırada

Türkiye, 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer aldı. Endeks hazırlanırken çoğulculuk, medya ortamı ve bağımsızlığı, oto-sansür ve habere yönelik müdahaleler, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı ve ihlallerin de aralarında bulunduğu onlarca parametre dikkate alınıyor.

Endekse göre küresel ölçekte en iyi basın özgürlüğü notunu bu yıl da, konumunu yedi yıldır koruyan Norveç aldı. Norveç’i listede İrlanda ve Danimarka izledi. ABD’nin 45 ve Rusya’nın 164’üncü sıralarda bulunduğu listenin son üç sırasında ise, sırasıyla Vietnam, Çin ve Kuzey Kore yer aldı.

21 yıldır düzenli olarak yayınlanan endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine gerilemiş bulunuyor.

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü tarafından yayınlanan 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer aldı.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle yayınlanan endekste, Türkiye’nin düşük notuna “gazetecilere yönelik baskıya hız verilmesi”, “özellikle Kürt gazetecilere yönelik toplu tutuklamalar” ve “medya özgürlüğünü tehdit eden sosyal faktörler” gerekçe gösterildi.

Aynı endekste 2021’de 153’üncü sırada bulunan Türkiye, 2022 yılındaki endekste ise “gazetecilerin tahliye edilmesi, tutuklama yerine adli kontrole rağbet edilmesi ve ifade özgürlüğü örgütlerinin hak aramada etkili mücadele yürütmesi” gerekçeleriyle 149’uncu sıraya yükselmişti. Ancak 2023’te 16 sıra birden gerileyen Türkiye, endekste en sert gerileme gösteren ülkelerden biri oldu.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında endeksin 99’uncu sırasında bulunan Türkiye, 2016’da 151, 2017’de 155 ve 2018 ve 2019’da ise 157’nci sıraya kadar gerilemişti.

21 yıldır düzenli olarak yayınlanan endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine gerilemiş bulunuyor.

Gazetecilik mesleğinin ülkelerin yalnızca yüzde 30’unda “tatmin edici” biçimde yapılabildiğini kaydeden endekse göre, ülkelerin yüzde 70’inde ise gazetecilik “güçlükle” icra edilebiliyor.

Türkiye, Kuzey Kore’ye yakın

Endekse göre küresel ölçekte en iyi basın özgürlüğü notunu bu yıl da, konumunu yedi yıldır koruyan Norveç aldı. Norveç’i listede İrlanda ve Danimarka izledi. Sıralamada gazeteci Peter de Vries’in cinayete kurban gitmesi nedeniyle geçen yıl ciddi biçimde gerileyen Hollanda, bu yıl 22 sıra yükselerek 6’ncı sırada yer aldı.

ABD’nin 45 ve Rusya’nın 164’üncü sıralarda bulunduğu listenin son üç sırasında ise, sırasıyla Vietnam, Çin ve Kuzey Kore yer aldı.

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, endekse ilişkin yaptığı açıklamada, listedeki istikrarsızlığa dikkat çekti.

Deloire, “Endeks, istikrarsızlıklarla birlikte önemli oynaklıkların yaşandığını doğruluyor. Sıralamadaki önemli ilerleme ve gerilemeler, örneğin Brezilya’nın 18 sıra yükselmesi veya Senegal’in 31 sıra gerilemesi, söz konusu beklenmedik değişiklikleri gösteriyor.

Bu istikrarsızlığa, birçok ülke yönetimlerinde artan agresif tutum ve gazetecilere yönelik sosyal ağlar ve fiziki alanda gözlenen düşmanlık neden oluyor. Söz konusu savrulma, habere şekil veren, dezenformasyon yayan veya buna araç sağlayan görüntü endüstrisindeki gelişmelerin bir sonucu olarak da görülebilir” diye konuştu.

Endeks hazırlanırken çoğulculuk, medya ortamı ve bağımsızlığı, oto-sansür ve habere yönelik müdahaleler, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı ve ihlallerin de aralarında bulunduğu onlarca parametre dikkate alınıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’de 1 Mayıs: Bu Düzen Ya Değişecek Ya Değişecek

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, ülkenin dört bir yanında emekçiler tarafından coşkuyla kutlandı. İşçi ve emekçiler başta İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır’da bir araya gelerek iktidara, “Bu düzen ya değişecek ya değişecek” mesajını verdi.

Haber Merkezi / İstanbul Maltepe’de düzenlenen 1 Mayıs’ta on binlerce kişi emeğin sesini yükseltmek için buluştu. Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda on binlerce yurttaş 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü için bir araya geldi.

İzmir’de 1 Mayıs kutlamalarının merkezi Gündoğdu Meydanı’nda toplanmak için on binlerce yurttaş, çok sayıda siyasi parti, sendika ve meslek örgütü sabah saatlerinde toplandı.

Öte yandan yurt genelinde pek çok noktada 1 Mayıs için emekçiler meydanlara ve sokaklara çıktı.

İstanbul

Bayrak, flama ve pankartlar taşıyan gruplar, kontrol noktalarında güvenlik kontrolünden geçirilerek miting alanına alındı.

Alanda yapılacak kutlamalar için dev bir sahne kuruldu. Program öncesinde katılımcılar, şarkılar eşliğinde halay çekti, oyunlar oynadı.

Saygı duruşunda bulunulmasıyla başlayan etkinlik, 1 Mayıs korosunun söylediği marşlarla devam etti.

“Gelecek yıl Gezi Parkı’nda buluşacağız”

Etkinlikte konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, burada ve ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında yan yana ve omuz omuza olduklarını söyledi.

Kötülükle iyiliğin, yalanla doğrunun, arsızlıkla tevazunun, hırsızlıkla alın terinin, zorbalıkla adaletin, istibdatla hürriyetin arasında 14 Mayıs’ta bir seçim yapılacağını belirten Çerkezoğlu, “İnanıyoruz ki bu 1 Mayıs, 2023 1 Mayıs’ı, Taksim’in yasaklı olduğu son 1 Mayıs olacak. Gelecek yıl Gezi Parkı’nda buluşacağız.” dedi.

KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise işten çıkartmalara, grev yasaklamalarına, KHK ile işlerinden edilmelerine, sendikal hak ve özgürlüklerinin engellenmesine öfkeleri olduğunu anlattı.

Yeşil, öfkelerinin 14 Mayıs’ta umuda dönüşeceğini kaydederek, “Cinsiyetçiliği, erkek şiddetini, taciz ve mobbinge karşı susmayan, korkmayan, biat etmeyen biz kadınların yaşamlarımıza ve haklarımıza sahip çıkarak İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden hayata geçirmenin iradesinin umudu ve inancı 1 Mayıs meydanlarında var.” diye konuştu.

“Hepimize büyük görev düşüyor”

TMMOB Yönetim Kurulu Emin Koramaz, çocuklarının yarınları için herkesin çok çalışıp 14 Mayıs’taki seçimlerin kazanılması gerektiğini söyledi.

Seçimlerde sadece cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçmeyeceklerine dikkati çeken Koramaz, “İnsanlık ve toplum düşmanı politikalarla, kamucu anlayış, insancı anlayış ve toplumcu anlayış arasında bir seçim yapacağız. Bu nedenle hepimize büyük görev düşüyor. Bu seçimleri mutlaka kazanacağız.” ifadelerini kullandı.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ise mücadele sözlerinin her zamankinden güçlü ve kararlı olması gerektiğini dile getirdi.

Fincancı, meslek örgütlerinin tarihsel birikimine güvendiğini vurgulayarak, “Emek bizim, söz bizim, gelecek hepimizin. Söz veriyoruz, birlikte değiştireceğiz. Birlikte değiştirmeye gidiyoruz.” diye konuştu.

TDB Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tarık İşmen de eşit, özgür ve demokratik bir ülkede barış içinde bir arada yaşamak istediklerini kaydetti.

Konuşmaların ardından kurumların “1 Mayıs ortak metni” Türkçe, Kürtçe ve Arapça okundu.

Ankara

KESK, DİSK, TMMOB, Ankara Tabip Odası’nın çağrısıyla düzenlenen 1 Mayıs mitingi için Atatürk Kültür Merkezi önünde toplanıldı. DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikasında belediye işçileri kadro talebiyle yürüdü.

Türk-İş yönetimi depremi öne sürerek Adana’da temsili etkinliğe çağrı yapsa da Petrol-İş, Tez-Koop-İş, TÜMTİS, Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara’da 1 Mayıs’a katıldı. İşçiler hayat pahalılığına, sendikal haklara yönelik baskılara karşı dövizleriyle yürüdü.

Pankartlar polis tarafından tek tek kontrol edilirken, burada oluşturulan kortejle sloganlar eşliğinde miting alanında yüründü. Ankara’daki 1 Mayıs’ta gündem yaşanan ekonomik kriz ve 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerdi.

İzmir

İzmir’de 1 Mayıs kutlamalarının merkezi Gündoğdu Meydanı’nda toplanmak için on binlerce yurttaş, çok sayıda siyasi parti, sendika ve meslek örgütüyle sabah saatlerinde bir araya geldi.

Üç noktada toplanan sendika, oda, siyasi parti ve kitle örgütleri talepleriyle Gündoğdu Meydanı’na yürüdü.

Türk-İş, Liman-İş ve Birleşik Kamu-İş Alsancak Limanı’nda, DİSK’e bağlı sendikalar ve mülteci dernekleri Basmane Meydanı’nda, KESK, TMMOB, İzmir Tabip Odası, Türkiye Yazarlar Sendikası, 10 Ekim Barış Aileleri Derneği, TİP, SOL Parti, HDP, Yeşil Sol Parti, Halkevleri gibi birçok dernek ve siyasi parti Cumhuriyet Meydanı’nda, Emek Partisi Fuar Montrö kapısı önünde, İzmir Barosu Alsancak’ta bulunan baro binası önünde toplanarak alana yürüyüş gerçekleştirdi.

Diyarbakır

Diyarbakır’da Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde Dağkapı Meydanı’nda açıklama yapıldı. Emekçiler, alana merkez Sur ilçesindeki Urfakapı ve Yenişehir ilçesindeki Lise Caddesi’nden 2 kortej şeklinde girmek istedi. Yürüyüşe izin verilmeyince, alana gruplar şeklinde girildi. Kutlamaya katılanlar, bariyerlerle kapatılan Dağkapı Meydanı’na polis aramasıyla alındı.

İki dilde yapılan açıklamayı okuyan DİSK Genel İş Sendikası 2 No’lu Şube Eş Başkanı Behçet Barut, “Bunların bize reva gördüğü kayyum düzenidir, ihraçlardır, adaletsizliktir, tekçiliktir, militarizmdir, işkencedir, cezaevlerinde insanlık dışı uygulamalardır. Sabrımız tükendi. Bu düzen ya değişecek ya değişecek” dedi.

Program, davul zurna eşliğinde çekilen halayların ardından sona erdi.

Batman

Batman’da 8 Mart Kadın Parkı’nda bir araya gelen emekçiler “Bijî berxwedana kedkaran” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları eşliğinde “Sosyalizmde ısrar insan olmakta ısrar” pankartını taşıdı. 1 Mayıs mitingine, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın da aralarında binlerce kişi katıldı.

Bayındır, emekçilerin faşizme karşı büyük bir direniş gösterdiğini belirterek, “Halkların mücadelesiyle AKP-MHP faşist iktidarını yeneceğiz ve onları göndereceğiz” dedi. Akın ise “8 Mart ve Newroz’un coşkusuyla alanı dolduran emekçiler, bu iktidarı 14 Mayıs’ta gönderecek” diye konuştu.

Miting, Kolektîfa Rîtmên Azad ve Agit Işık’ın söylediği şarkıların ardından sona erdi.

Şanlıurfa

Şanlıurfa’da Novada AVM önünde toplanan emekçiler, “Kürt halkı özgürleşmeden, işçi sınıfı özgürleşemez” ve “1 Mayıs emek bizim, gelecek bizim” pankartlarını açtı. Sık sık “Kürdistan faşizme mezar olacak” ve “Bijî yek Gulan” sloganları atan kitle, Topçu Meydanına yürüyüş yaptı.

Meydanda platform adına konuşan Kemal Yüksekkaya, “Zamlar, alım gücündeki erime hayatı yaşanılmaz kılıyor. Gerçekten de yiğidin kuru soğana muhtaç hale geldiği günlerden geçiyoruz” dedi. Konuşmaların ardından davul zurna eşliğinde halaya duran kitle, alkışlarla programı sonlandırdı.

Mersin

Mersin’deki 1 Mayıs kutlamaları sabah saatlerinde Millet Bahçesi yanındaki alanda kortejlerin toplanmasıyla başladı. DİSK’e bağlı işçi sendikaları ile KESK ve Birleşik Kamu-İş’e bağlı memur sendikalarında örgütlü emekçilerin yanı sıra Mersin Tabip Odası, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Muhasebeciler Odası, Mersin Barosu, Tüm Emeklilerin Sendikası, 2021 Emekliler Sendikası, Halkevleri, Dersimler Derneği, Sözyüzü Dergisi, Tiyatro Agon, Mimoza Kadın Derneği, LGBTİ+ dernekleri üyeleri de kortej oluşturdu.

Cumhuriyet Halk Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi, Devrimci Parti üyeleri de kortej oluşturarak yürüyüşe katıldı.

Tunceli (Dersim)

Dersim’de binlerce kişi Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde Seyit Rıza Meydanı’na doğru yürüdü. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun da katıldığı yürüyüşte “Savaşa sömürüye ve savaşa karşı yaşasın 1 Mayıs” ve 4 farklı dilde “Yaşasın 1 Mayıs” pankartları taşındı.

Kutlamada konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bir oy faşist rejime kaybettirmek için, bir oy emekçilerin yöneten olması için. Birlikte değiştireceğiz. Kutuplaştırıcı siyasete karşı demokratik siyaseti büyüteceğiz ve doğru zaman yapacağız. Cumhuriyetin ikinci yüz yılında kurucu özne olacağız” dedi. Kutlama, müzik dinletisiyle son buldu.

Van

Van’da Musa Anter Parkı’nda düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı. Sahneye “Güvencesizliğe, eşitsizliğe, yoksulluğa, gericiliğe, ranta teslim olmayacağız. Umudu ve mücadeleyi büyütmek için yaşasın 1 Mayıs” pankartı asıldı. Seslendirilen şarkılarla halaya duran emekçilerin sloganları bir an olsun durmadı.

Mitingte söz alan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Biz 21 yıldır size nasıl biat etmediysek bundan sonra da biat etmeyeceğiz. 14 Mayıs seçiminde bu tek adam rejimine hayır diyeceğiz” dedi. Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, “Bizler inanıyoruz ki emekçiler ve halklar yan yana durarak bu faşist iktidara kaybettireceğiz” diye konuştu.

Adana

Adana’da binlerce emekçi zamlara, yoksulluğa karşı 1 Mayıs mitinginde bir araya geldi.  Kutlamalara Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Çukurova Belediye başkanı Soner Çetin, Türk-İş Genel Mali Sekreteri Ramazan Ağar, TÜRK-İŞ Konfederasyonu Yönetim Kurulu, Türk-İş’e bağlı Sendikaların Genel Başkanları ve üye işçiler katıldı.

Mardin

1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle Mardin’de yürüyüş ve şölen düzenlendi. Karayolları Parkı’na doğru farklı noktalardan gerçekleştirilen yürüyüş kolları Mehtap Caddesi üzerinde bir araya geldi. Sloganlar eşliğinde yürüyen emekçiler, sloganlar eşliğinde halaya durdu.

Kitle “Direne direne kazanacağız” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atarken, hazırlanan dövizlerle de işçi ve emekçilerin talepleri dile getirildi.

Edirne

Edirne’deki etkinlik Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Şükrüpaşa İlkokulu önünden başladı. Emek ve Meslek Örgütü Platformu’nu oluşturan sendika, oda ve siyasi parti temsilcilerinden oluşan konvoy cadde üzerinde yürüyüş gerçekleştirdi.

Şırnak

Şırnak’ta Emek ve Demokrasi güçleri, KESK binası önünde miting düzenledi. Alana kortej şeklinde giren sendika ve siyasi partiler, “İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atarken, “Eşit işe, eşit ücret istiyoruz” ve “Adalet” yazılı dövizler taşındı.

Miting, konuşmaların ardından çekilen halaylarla son buldu.

Tekirdağ Çorlu

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde düzenlenen etkinlikle kutlandı. Sivil toplum kuruluşları ile siyasi partiler ve sendikanın katıldığı kutlamalarda yağmur yağışına rağmen katılımcılar alanı terk etmedi. Omurtak Caddesi Atatürk meydanında yapılan kutlamalara katılanlar alana ellerinde pankart ve bayraklar ile geldi.

Hakkari

Hakkari’de 1 Mayıs dolayısıyla konser etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, “Demokratik özgürlükle yeni yaşamı kuruyoruz” ve “Birlikte değiştireceğiz” pankartları açıldı.

Yapılan konuşmaların ardından sanatçı Kasım Taşdoğan ve Colemêrg Collective grubunun seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla etkinlik son buldu.

Kırklareli Lüleburgaz

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde Emek ve Demokrasi Platformunun öncülüğünde gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamalarına çevre illerden, ilçelerden gelen yaklaşık 3 bin kişi katıldı. Lüleburgaz tören alanının önünde toplanan kalabalık buradan ellerinde pankartlar ve dövizler ile sloganlar atarak İstanbul Caddesi ile Fatih Caddesi’nde yürüyüş yaptı.

Gaziantep

Gaziantep Emek ve Demokrasi Güçleri, “Kapitalist yıkıma, işsizliğe, yoksulluğa karşı birleşelim” şiarıyla Şahninbey İlçesi’nde bulunan Kırkayak Parkı’nda 1 Mayıs’ı kutladı. Kutlamanın yapıldığı park dolup taşarken, alana “Sömürüye, yoksulluğa, faşizme karşı; Emek, barış, eşitlik ve özgürlük için yaşasın 1 Mayıs” ve “Emperyalist saldırganlığa, işgale ve savaşa hayır” pankartları asıldı.

Etkinlik boyunca sık sık “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sloganları atıldı. Program boyunca coşkunun eksilmediği miting, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

Eskişehir

Eskişehir’de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, düzenlenen programla kutlandı. ‘Diktatörü göndereceğiz’ yazılı pankartla alana girmek isteyen Kadın Savunma Ağı Platformu üyelerine polis müdahale etti.

Siirt

Siirt’te işçi ve emekçiler, 1 Mayıs Tertip Komitesi öncülüğünde bir araya gelen işçiler, giydikleri önlükler ve hazırladıkları pankartlarla, Demokrasi Meydanı’na doğru yürümek istedi. İşçiler, valiliğin dün almış olduğu 4 günlük eylem ve etkinlik yasağı gerekçe gösterilerek polis tarafından engellendi.

Yürüyüşün engellenmesiyle oturma eylemi yapan emekçiler, üç dilde “Yaşasın 1 Mayıs” yazılı pankart açarak sık sık, “Emekçiye değil çetelere barikat” sloganları attı.

Muş

Muş’ta KESK tarafından düzenlenen 1 Mayıs buluşmasına çok sayıda sivil toplum ve meslek örgütü temsilcisi katıldı. Buluşmada konuşan Eğitim-Sen Şube Başkanı İlyas Aslan, “Rant ve sömürü düzeni devam etsin istiyorlar. Artık böyle gitmez dedik. Eşitlik, özgürlük, adalet, barış, demokrasi ve laiklik için artık ‘yeter’ diyoruz” dedi.

Bitlis

Bitlis Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’a ilişkin Tatvan’da bulunan AVM önünde açıklama yaptı. “Bijî Yek Gûlan” pankartının açıldığı açıklamada, “Yaşasın 1 Mayıs” ve “Anadilde sağlık anadilde eğitim” dövizleri taşındı.

Paylaşın

Bild Gazetesi: Türkiye’de Seçim Öncesi Durum Darmadağın; Erdoğan, Sona Mı Geldi?

Dünya basını 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Son olarak Almanya’da yayın yapan Bild gazetesi seçimlere ilişkin dikkat çeken bir analize yer verdi.

Nadja Aswad imzasıyla yayınlanan haberde, Cumhurbaşkanı ve Cumhur ittifakının Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’a atıfla, “Türkiye’de seçim öncesi durum darmadağın. Erdoğan, sona mı geldi?” ifadeleri kullanıldı.

Erdoğan’ın ‘sert bir şekilde sürdürdüğü tek başına iktidarının 20 yıl sonra çöküp çökmediğini’ sorgulayan Aswad, “Türkiye, iki hafta içinde seçimlere gidiyor. Ve sanki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın (69) nefesi kesiliyor gibi görünüyor” değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan’ın sağlık durumuna ve geçirdiği açıklanan gastroentrit sebebiyle iptal edilen seçim programlarına atıfta bulunulan haberde, Erdoğan’ın kalp krizi geçirdiğine ilişkin iddiaların Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından yalanlandığı hatırlatıldı.

Bild’e konuşan gazeteci Eren Güvercin, “Erdoğan, hem siyasi olarak hem de sağlık olarak kırık dökük” diyerek Erdoğan’ın karizmasının ve söylem gücünün ‘zayıfladığını’ söyledi. Erdoğan’ın vücut dilini yorulmayan Viyana Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Yavuz Köse ise Erdoğan’ın yorgunluk belirtileri gösterdiğini kaydetti.

“Türkiye ekonomik olarak çöküşün eşiğinde”

Erdoğan’ın rakibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu, Erdoğan’ın anket sonuçlarının ‘hiç olmadığı kadar kötü olduğunu’ aktaran gazete, Türk Lirası’nın da hiç olmadığı kadar zayıf olduğunu kaydetti. Bild’e konuşan Sosyal Demokrat Partili (SPD) Macit Karaahmetoğlu da “Cumhurbaşkanı birçok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye ekonomik olarak çöküşün eşiğinde” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarında yapılan ihlallere, 6 Şubat depremleri sonrası yardımlarda yaşananlara, yolsuzluk iddialarına ve ekonomik krize de dikkat çeken gazete, özellikle gençlerin durumunun giderek kötüleştiğini aktardı.

Haberde, kadın seçmenler arasında da Erdoğan’a desteğin düştüğü, birçok dindar vatandaşın da dinin siyasete alet edilmesinden rahatsızlık duyduğu yorumu yer aldı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Şam: TSK’nın Çekilmesi Görüşüldü

Suriye Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Başkenti Moskova’da gerçekleştirilen dörtlü toplantıda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye topraklarından çekilmesi ve “M4” otoyolunun açılmasına ilişkin anlaşmanın uygulanmasının görüşüldüğünü açıkladı.

Haber Merkezi / Suriye Savunma Bakanlığı, Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının Rusya’nın başkenti Moskova’da gerçekleştirdiği toplantıya ilişkin açıklama yaptı.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre, açıklamada, “Toplantıda, Türk kuvvetlerinin Suriye topraklarından çekilmesi konusunun yanı sıra M4 yolu [Lazkiye-Halep] olarak bilinen uluslararası karayolu üzerindeki anlaşmanın uygulanması görüşüldü” denildi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran Savunma Bakanı Mohammad Reza Aştiyani ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya, İran ve Suriye istihbarat başkanları Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmişti.

Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada görüşülen konular arasında Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesi, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için atılabilecek adımlar, Suriye’deki tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele ve mültecilerin ülkelerine dönüşü gibi başlıklar olduğu belirtilmişti.

Bakanlık “Taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit etmişlerdir. Yapıcı havada geçen toplantı sonucunda, Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için dörtlü formattaki toplantıların devamının önemi vurgulanmıştır” ifadelerini kullanılmıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da “Dört ülke Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine hızla dönmesi için yapılan çalışmaları yoğunlaştırmaya bağlılıklarını bildirdi” ifadeleri yer almıştı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirilmişti.

Paylaşın

Türkiye, Suriye, Rusya ve İran’dan Moskova’da Dörtlü Zirve

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının Moskova’da yaptığı toplantıda, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleştirilmesi alanında atılabilecek somut adımlar ele alındı.

Haber Merkezi / Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran Savunma Bakanı Mohammad Reza Aştiyani ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya, İran ve Suriye istihbarat başkanları Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya geldi.

Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada görüşülen konular arasında Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesi, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için atılabilecek adımlar, Suriye’deki tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele ve mültecilerin ülkelerine dönüşü gibi başlıklar olduğu belirtildi.

Bakanlık “Taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit etmişlerdir. Yapıcı havada geçen toplantı sonucunda, Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için dörtlü formattaki toplantıların devamının önemi vurgulanmıştır” ifadelerini kullandı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da “Dört ülke Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine hızla dönmesi için yapılan çalışmaları yoğunlaştırmaya bağlılıklarını bildirdi” ifadeleri yer aldı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirilmişti.

Paylaşın

Dışişleri’nden ABD’ye “Ermeni Soykırımı” Tepkisi

ABD Başkanı Joe Biden’ın “Bugün, Meds Yeghern, Ermeni soykırımı, sırasında kaybedilen hayatları hatırlıyoruz ve asla unutmama sözümüzü yeniliyoruz” açıklamasının ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, sosyal medya hesabından tepki mesajı paylaştı.

Haber Merkezi / Bakan Çavuşoğlu mesajında, “Tarihi çarpıtmaya yeltenen siyasi şarlatanlar yine sahnede! Siyasi açıklamalarla tarih yeniden yazılamaz. Bu tutumlarında ısrar eden fırsatçılar, art niyet ve ikiyüzlülükleriyle hatırlanacaktır. Yüce Türk Milleti’ne tarih dersi vermek kimsenin haddi değildir” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı da yazılı bir açıklama yayınladı ve “1915 olayları konusunda gerçeklerle ve uluslararası hukukla bağdaşmayan talihsiz açıklamalar, tarihi siyasi saiklerle yeniden yazmaya yeltenen beyhude çabalardır” ifadelerini kullandı.

Açıklamada “Hiç kimse unutmamalıdır ki, 1915 olayları siyasetçilerin kendi gündemlerine ve iç siyasi mülahazalarına göre tanımlanamaz. Böyle bir yaklaşım, ancak tarihin tahrif edilmesine yol açar. Bu taraflı tutumlarını sürdürmekte ısrar edenler tarihte ucuz, siyasi fırsatçılar olarak anılacaktır” denildi.

“Hiç kimse Türkiye’ye kendi tarihiyle ilgili ders veremez”

Bu açıklamaların Türkiye tarafından “hükümsüz” olduğu belirtilirken “Bizim açımızdan hükümsüz olan bu açıklamaları reddediyor, bu yanlışta ısrar edenleri en şiddetli şekilde kınıyoruz. Hiç kimse ve hiçbir kuruluş, Türkiye’ye kendi tarihiyle ilgili ders veremez” mesajı verildi.

Açıklamada “Dar görüşlü siyasi hesaplara hizmet eden ve tarihten husumet çıkarmaya çalışan bu çevreleri, yaptıkları bu vahim hataları düzeltmeye, önerdiğimiz Ortak Tarih Komisyonu’nu desteklemeye ve ülkemizin öncülük ettiği bölgesel barış ve işbirliği çabalarına katkıda bulunmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Çavuşoğlu ve Dışişleri’nin tepki verdiği, 24 Nisan Ermeni Soykırımı’nı Anma Günü vesilesiyle Beyaz Saray tarafından yayınlanan açıklamada, “Bugün, Meds Yeghern’de, Ermeni Soykırımı sırasında yitirilen canları anıyor ve hiçbir zaman unutmama sözümüzü yeniliyoruz” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, “Dünyanın çeşitli ulusları olarak bu acı dolu tarihi anmak için bir araya gelirken, aynı zamanda Ermeni halkının direnç ve azmini düşünüyoruz” denildi. Ermenilerin Amerikan ulusunu güçlendirdiğinin belirtildiği açıklamada, “(Ermeniler) kendi öykülerini ve atalarının öykülerini anlattılar, ki 108 yıl önce yaşanan o soykırım hatırlansın ve onun gibisi bir daha yaşanmasın diye” ifadesine yer verildi. Açıklamada Türkiye’nin adı anılmadı.

1915’te ne olmuştu?

Birinci Dünya Savaşı sürerken Anadolu’da yaşayan Ermeniler 1915-1916 yıllarında, dönemin Osmanlı yönetimi tarafından Doğu Anadolu’dan Suriye ve Mezopotamya’ya sürgüne zorlanmıştı. Açlık, susuzluk, hastalık ve katliamlar nedeniyle yüz binlerce Ermeni, sürgün yollarında hayatını kaybetmişti.

Ermenistan ve çok sayıda tarihçi, bu dönemde 1 milyonun üstünde Ermeninin sistematik olarak katledildiğini ve ağır koşullarda ölüme terk edildiğini savunarak bu süreci “soykırım” olarak nitelendiriyor. Türkiye ise tehcir kararının, savaşın zorlu şartları altında silahlı isyana karşı “son çare” olarak alındığını savunuyor; “acı olaylar” yaşandığını kabul etmekle birlikte soykırım nitelendirmesine karşı çıkıyor.

Ermeni kırımını dünyada 30’u aşkın ülke, parlamento düzleminde soykırım olarak tanıyor. Almanya’da da Federal Meclis 2016 yılında Ermeni kırımını soykırım olarak nitelendiren bir kararı kabul etmişti. Alman hükümeti ise soykırımın hukuki bir tanımı bulunduğuna ve bu konudaki kararın yetkili mahkemelerce verilebileceğine işaret ederek Ermeni kırımıyla ilgili bu tanımlamayı kullanmıyor.

Paylaşın

KKM Tarihi Zirvede, Rezervler Dipte

Türk Lirası karşısında yükselen dolar ve avronun yanı sıra bankalararası piyasa ile efektif döviz satışı arasındaki fark 1 lirayı aştı. Piyasadaki yabancı para hacmi 14 Nisan haftasında 2.2 milyar dolar düştü.

Aynı hafta kur korumalı mevduat ise 1.9 trilyon lira ile tarihi zirvesine ulaştı, net rezervler ise 25 haftanın dibini gördü. Buna karşın yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı da 14 Nisan haftasında 605 milyon dolar düştü.

Birbirine zıt işlemler gözlemlenmeye devam ederken uzmanlar “seçim belirsizliği nedeniyle yurtiçi talepte yükselişin devamının muhtemel olduğunu” vurguladı.

Ekonomi Gazetesi’nden Şebnem Turhan’ın haberine göre, Dolar ve Euro satışında bankalararası piyasa ile serbest piyasa ve bankaların satışlarında makas açılmaya devam ederken döviz piyasalarında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Kur korumalı mevduat 1.9 trilyon liraya yükselirken, net uluslararası rezervler 12 milyar dolara indi. Fiziki döviz talebi ise artıyor.

Türkiye ekonomisinde son dönemin en önemli konusu döviz kurları. TL karşısında yükselen dolar ve Euro’nun yanı sıra bankalararası piyasa ile efektif döviz satışı arasındaki fark 1 lirayı aştı. Öte yandan efektif döviz yani piyasadaki yabancı para hacminde de 14 Nisan haftasında 2.2 milyar dolar düşüş var. Aynı hafta kur korumalı mevduat ise 1.9 trilyon lira ile tarihi zirvesinde, net rezervler ise 25 haftanın dibinde.

Buna karşın yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı da 14 Nisan haftasında 605 milyon dolarlık düşüş var. Döviz piyasalarında birbirine zıt işlemler olmaya devam ederken uzmanlar seçim belirsizliği nedeniyle yurtiçi talepte yükselişin devamının muhtemel olduğunu vurguladı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 14 Nisan ile biten haftaya ilişkin verilerine göre bankalardaki kur korumalı mevduat hesabı hacmi 1 haftada 113.7 milyar lira artarak 1 trilyon 890 milyar 584 milyon liraya çıktı. Yani 98 milyar dolara ulaşıldı. 1 haftada 113.7 milyar liralık artış daha önce hiç gerçekleşmemişti.

Geçen yıl şubatta tüzel kişiler vergi avantajı sağlanarak KKM’ye dahil edildiğinde haftalık 85 milyar liranın üzerinde yükseliş 14 Nisan haftasına kadarki en yüksek artış idi. Geçen yıl sonuna göre KKM hesaplarında 475.3 milyar lira oldu. Güncel kur ile geçen yıl sonundan bu yana 24.5 milyar dolarlık artış var.

KKM’de faiz üst sınırının kaldırılması, bankalara TL’ye dönüşüm ve TL mevduat oranı hedefl eri konması KKM artışının bu kadar hızlı olmasının nedenlerini oluşturuyor. Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre KKM hesaplarında dövizden dönüşlerde dolar cinsi yıllık faiz yüzde 30-35’leri buluyor.

KKM artmaya devam ederken yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 14 Nisan haftasında 605 milyon dolar geriledi. Bu gerilemede 945 milyon dolarlık dolar cinsi döviz mevduatlarındaki düşüşün etkisi büyük. Euro ve altın hesaplarında pariteden arındırılmadığında artış yaşandı. Önceki haftalarda ise hem KKM hem de döviz mevduatları yükseliş yaşadı.

12 milyar dolarlık rezerv

Merkez Bankası haftalık para ve banka verileri 14 Nisan haftasında IMF tanımlı net uluslararası döviz rezervlerinde gerileme olduğuna işaret ediyor. Merkez Bankası verilerine göre 7 Nisan haftasında 13.8 milyar dolar olan net uluslararası rezervler 14 Nisan haftasında 12 milyar dolara indi. 1.8 milyar dolarlık düşüş yaşandı. Geçen yıl sonundan bu yana düşüş ise 15.5 milyar dolara ulaştı. Son 4 haftada net uluslararası döviz rezervleri 8 milyar dolar azaldı.

Merkez Bankası toplam rezervleri ise 14 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 428 milyon dolar artarak 121 milyar 531 milyon dolara yükseldi. Verilere göre, 14 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 920 milyon dolar artışla 69 milyar 411 milyon dolara çıktı.

Brüt döviz rezervleri, 7 Nisan’da 68 milyar 491 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Söz konusu dönemde altın rezervleri ise 493 milyon dolar azalarak 52 milyar 612 milyon dolardan 52 milyar 119 milyon dolara indi. Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 14 Nisan haftasında bir önceki haftaya kıyasla 428 milyon dolar artışla 121 milyar 103 milyon dolardan 121 milyar 531 milyon dolara yükseldi.

Haberin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Turizm Sektöründe “14 Mayıs” Durgunluğu

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kaldı. Seçimler, turizm sektöründe rezervasyonların düşük seyretmesine neden oluyor.

Turizm geliri Türkiye için kritik önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yüksek enflasyon ve faiz oranlarıyla mücadele etmek için geçen yıl 48,8 milyar dolar olan cari açığı azaltmaya odaklanıyor.

Antalya’daki oteller Kahramanmaraş depremlerinin ardından evlerinden olan çok sayıda depremzedeye kapılarını açmıştı.

Limak Oteller Grubu Genel Koordinatörü Hakan Saatçioğlu, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, depremzedelerin konukevlerine ve yurtlara taşınmasıyla yaz ayları yaklaşırken otel odalarının dolmayacağı kaygısının azaldığını söyledi.

Ancak 50 binden fazla kişinin ölümüne neden olan, 11 kenti etkileyen ve binlerce kişiyi evsiz bırakan 6 Şubat’taki iki büyük depremin ardından turizm sektöründeki toparlanma yavaş seyrediyor.

İstanbul’da iki ya da daha fazla gece konaklamalar depremden iki hafta önce 2019’a göre yüzde 7 azalmıştı. Seyahat verilerini toplayan ForwardKeys şirketine göre şimdiyse bu oranda yüzde 31 azalma olduğu belirtildi.

ForwardKeys yetkililerinden Olivier Ponti, yeni rezervasyonlardaki düşüşün seyahat şirketleri ve genel olarak ekonomi için daha az gelir anlamına geldiğini söyledi.

Ponti, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Aylar süren harika performansının ardından Türkiye Avrupa’da (COVID-19 pandemisinin ardından) toparlanmaya liderlik ederken, ülkeye uluslararası seyahatte açık bir düşüş var” dedi.

Depremden önce turizm sektöründe pandemi hafiflerken geçen yıl turist artışının desteğiyle güçlü bir yıl beklentisi vardı. Türkiye’ye gelen yabancıların sayısı 2022’de yıllık yüzde 80 artışla 44,56 milyona ulaşmıştı, ancak bu rakam 2019’daki 45,06 milyonluk rekorun hala altında.

Avrupa genelinde seyahat sektöründe artan rezervasyonlara rağmen Türkiye ivme kazanamadı.

Merkezi Almanya-İsviçre olan ve Türkiye seyahatlerinde uzmanlaşan Bentour Reisen’in Başkanı Kadir Uğur da Reuters’a yaptığı açıklamada, yılın rezervasyonlar açısından güçlü başladığını ancak depremden sonra duraksama olduğunu kaydetti. Uğur, İstanbul’da bir diğer büyük felaket beklentisinin de bu durumu etkilediğini ve insanları korkuttuğunu kaydetti.

Türkiye’de turizm gayrisafi milli hasılanın yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. 2022’de yaklaşık 1 milyon 700 bin kişi konaklama ve gıda hizmetlerinde çalışıyordu. Bu da toplam istihdamın yüzde 5’ine denk geliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının en büyük siyasi zorluklarından biriyle karşı karşıya olduğu dönemde tarihi olarak görülen 14 Mayıs seçimlerinde aksaklıklar olması korkusu da turistleri Türkiye’den uzak tutuyor.

İstanbul’daki Armada Oteli’nin başkanı Kasım Zoto, otelin check-in tarihinden sonraki 48 saate kadar ücretsiz iptal teklif etmesi ve bunun kullanılabileceğini sanması nedeniyle seçimler öncesinde kaygılı olduğunu söyledi.

Zoto, bu tür iptallerin otelcilerin odalarını doldurma konusundaki endişelerine rağmen toparlanmayı daha da erteleyeceğini belirtti.

Marmaris Turizm Üst Kurulu Başkanı Ali Kırlı, Nisan ayında rezervasyonların toparlandığını ancak Mayıs’ın ilk iki haftası için rezervasyon sayısının düşük kaldığını aktardı.

Turizm yetkililerine göre özellikle Türkiye’ye yüksek sezon olan yaz aylarında seyahat talebinin artmasıyla birlikte rezervasyonların seçimin tamamlanmasının ardından deprem öncesi seviyesine dönmesi olası.

Depremin merkezi Kahramanmaraş’ın Türkiye’nin güneydoğusunda olması özellikle Rus turistlerin öncülük ettiği kıyı bölgelerindeki toparlanmanın etkilenmeyeceği umudunu da doğuruyor.

Antalya Valiliği’nin rakamlarına göre Mart ayında yabancıların popüler Akdeniz tatil beldesine gelişi yıllık bazda rekor kırarak yüzde 54 arttı. Turistler arasında başı Ruslar çekerken onları Almanlar ve İngilizler takip ediyor.

Türkiye Ruslar’ın Batı’nın geçen yıl başlayan tam kapsamlı Ukrayna işgali nedeniyle uyguladığı sert yaptırımlarının ardından hala seyahat edebildiği az sayıdaki ülkeden biri.

Türk hükümeti, bu olumlu Mart rakamlarına dayanarak bu yıl 56 milyar dolar turizm geliri elde etmeyi bekliyor. Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara’nın olumsuzluklara rağmen deprem öncesi hedefine ulaşmaya kararlı olduğunu söyledi.

Kırlı’ya göre umutlardan biri de Türk lirasındaki değer kaybı ve Avrupa piyasalarındaki enflasyonun başta İngiltere olmak üzere Türkiye’yi Avrupalılar için cazip kılması.

Paylaşın

Otomobil Fiyatlarına Yüzde 3 Zam Kapıda

Avrupa, Çin ve ABD gibi pazarlarda fiyatlar düşerken, Türkiye’de otomobil fiyatları artmaya devam ediyor. Otomobil fiyatlarında ortalama yüzde 3 fiyat artışı kapıda. Markalar döviz kurundaki yükselişi fiyatlara yansıtmak için mayıs ayının ilk haftasını bekliyor.

Gelecek hafta otomobil fiyatlarında ortalama yüzde 3 fiyat artışı beklenirken, asıl zamların seçim sonrasında olacağı öngörülüyor. İkinci elde ise fiyatlar artmaya başladı.

Ekonomim’den Aysel Yücel’in haberine göre; geçen yıl kurdaki hareketlilik nedeniyle neredeyse bir ayda üç kez zam gören otomobiller, bu yıl ise kurun baskılanması nedeniyle daha stabil bir seyir izliyordu. Ancak zam rallisinin yeniden başlayacağına dair sinyaller gelmeye başladı.

Küresel ekonomideki gelişmeler, Türkiye’deki seçim belirsizliği ve enflasyonla mücadele kapsamında hükümetin aldığı tedbirler, döviz kurunda yükselişe neden oldu. Son 1 ayda Euro kuru yüzde 4,05 artarak 21,53’e çıkarken, dolar kuru ise aynı dönemde yüzde 1,96 artarak 19,40’a yükseldi.

Marka temsilcileri, kur artışını mayıs ayında fiyatlara yansıtmaya başlayacaklarını açıkladı. Hemen hemen her marka kur artışı için mayıs başına tarih veriyor. Nissan, Renault, Dacia, Fiat, Peugeot, Opel ve Citroen bayiliğini yapan Gülan Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gülan da fiyat artışları için gelecek haftaya işaret etti.

Zam sonrası ÖTV dilimi değişen otomobillerde fiyat artışı daha yüksek oranlarda olacak. Skywell Türkiye CEO’su Mahmut Ulubaş ise “Henüz kur artışını fiyatlarımıza yansıtmadık. Bu ayki teslimatlarımız tamamlandıktan sonra yansıtmış olacağız” dedi.

Otomotiv analiz şirketi Cardata’nın verilerine göre sıfır otomobil fiyatları Mart 2022-Mart 2023 arasında ortalama yüzde 70 arttı. Zamlar sonrası vergi dilimi değişen bazı modellerde ise bu oran yüzde 100’ü aşıyor.

Küresel piyasalarda fiyatlar geriliyor

Türkiye’de otomobil fiyatları artmaya devam ederken, Avrupa, Çin ve ABD gibi pazarlarda fiyatlar düşüyor. Fiyatlardaki düşüşte talepteki azalmasının yanı sıra Çin’in rekabetçi fiyatlarla pazara sunduğu elektrikli araç atağı etkili. Uluslararası otomotiv uzmanları geçen yıl rekor karlılıklara imza atan markaların bu yıl indirim savaşına gireceğini buna paralel de kar marjlarının düşeceğini öngörüyor.

Paylaşın