Merkez Bankası’ndan Rekor Seviyede Altın Alımı

Dünya Altın Konseyi, Türkiye’nin külçe ve sikke formunda altın yatırımının yılın ilk çeyreğinde 50 ton ile rekor seviyeye ulaştığına dikkat çekti. Bir önceki çeyreğe göre ise altın talebinde yüzde 32’lik artış izlenirken toplamda talebin 3 milyar dolara ulaştığı görüldü.

Dünya Altın Konseyi, TCMB’nin ocak ve şubatta 45 ton altın alımı gerçekleştirdiğini ancak iç talebi karşılamak için mart ayında 15 ton altın satışı gerçekleştirdiğini belirtti.

Dünya Altın Konseyi, 2023’ün ilk çeyreğine ilişkin raporunu açıkladı. Açıklanan verilere göre; merkez bankalarının altın talebindeki rekor seyir ilk çeyrekte de devam etti.

T24’de yer alan habere göre, merkez bankaları, ilk çeyrekte 228 ton altın satın alarak 2013’te kırılan bir önceki rekorun yüzde 34 üzerine çıktı. İlk çeyrekteki altın alımları yıllık bazda ise yüzde 176 arttı.

2022 yılında merkez bankaların altın talebi son 50 yılın zirvesine çıkarak 1078 tona ulaşmıştı.

Konsey, dört merkez bankasının rekor seviyeye çıkan altın alımlarını domine ettiğin vurguladı. Singapur 69 tonla ilk sırada yer alırken Çin’in merkez bankası 57,8 ton altın alımı gerçekleştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) ise ilk çeyrekte 30,2 ton altım alımı ile üçüncü olurken dördüncü sırada 7,2 ton ile Hindistan yer aldı.

Raporda, TCMB’nin ocak ve şubatta 45 ton altın alımı gerçekleştirdiği ancak iç talebi karşılamak için yapılan mart ayında 15 ton altın satışı gerçekleştirdiği belirtildi.

Konsey ayrıca Türkiye’nin külçe ve sikke formunda altın yatırımı yılın ilk çeyreğinde 50 ton ile rekor seviyeye ulaştığına dikkat çekti.

Bir önceki çeyreğe göre ise altın talebinde yüzde 32’lik artış izlenirken toplamda talebin 3 milyar dolara ulaştığı görüldü.

Paylaşın

Der Spiegel: Erdoğan İlk Defa İktidarı İçin Korkmalı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi 20 yıldan bu yana, önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı olarak yönettiğini hatırlatan Der Spiegel, “O, insanlara refah, ama aynı zamanda baskı getirdi. Atatürk’ten bu yana neredeyse hiçbir siyasetçi ülkeyi bu kadar şekillendirip kendi izini bırakmamıştı. Fakat şimdi ilk defa ciddi olarak iktidarı için korkmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomik kriz ve 6 Şubat’taki Maraş merkezli depremlerden sonra acil durum yardımları konusunda yapılan hataların da Erdoğan’ın popülaritesine zarar verdiğini kaydeden Der Spiegel, Erdoğan’ın sağlığının son dönemde iyi olmadığını ve geçirdiği açıklanan gastroenterit sebebiyle pek çok etkinliği iptal ettiğini hatırlattı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Almanya’nın Der Spiegel dergisinden Şebnem Arsu, Maximilian Popp ve Özlem Topçu’nun 14 Mayıs seçimlerine ilişkin sorularını yanıtladı.

Dergi, “Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu: Erdoğan’ın korkması gereken adam” başlıklı haberini okurlarına, “Destekçileri ona Türk Gandi diyor: Muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, uzun zaman hafife alındı. Şimdi ise Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na son verme şansı yüksek. 74 yaşındaki siyasetçiyi diğerlerinden ayıran ne? Bir görüşme” sözleriyle tanıttı.

Üç gazeteci, Kemal Kılıçdaroğlu ile başkent Ankara’daki CHP Genel Merkezi’nde yaptıkları söyleşiye yer verdikleri haberlerinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi 20 yıldan bu yana, önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı olarak yönettiğini hatırlatarak, “O, insanlara refah, ama aynı zamanda baskı getirdi. Atatürk’ten bu yana neredeyse hiçbir siyasetçi ülkeyi bu kadar şekillendirip kendi izini bırakmamıştı. Fakat şimdi ilk defa ciddi olarak iktidarı için korkmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomik kriz ve 6 Şubat’taki Maraş merkezli depremlerden sonra acil durum yardımları konusunda yapılan hataların da Erdoğan’ın popülaritesine zarar verdiğini kaydeden dergi, Erdoğan’ın sağlığının son dönemde iyi olmadığını ve geçirdiği açıklanan gastroenterit sebebiyle pek çok etkinliği iptal ettiğini hatırlattı.

Yaklaşık 1 saat süren söyleşi sırasında Kılıçdaroğlu’nun bir kez bile arkasına yaslanmadığını yazan Der Spiegel, kendisinin “Artık üçüncü sınıf bir demokrasi olmak istemiyoruz” sözlerini aktardı. İttifakının seçimleri kazanması durumunda ne olacağı sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, “O zaman nihayet bahar gelecek” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu’nun Türkiye kamuoyu için yeni bir siyasi figür olmadığını hatırlatan Der Spiegel, siyasetçinin hayat hikayesinden ve siyasi kariyerinden de bahsederek abisi Yusuf Ziya Kılıçdaroğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘akıllı ve utangaç’ bir çocuk olarak nitelediğini, futbol oynarken kavga edildiğinde kendisinin arabuluculuk yaptığını söylediğini yazdı.

“Öyle veya böyle, tavizler siyaset sanatının emaresidir, güçsüzlüğün değil”

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Dede imajlı siyasetçi’ sözleriyle bahseden ve bazı destekçilerinin kendisine ‘Gandi Kemal’ dediğini aktaran dergi, Kılıçdaroğlu’nun ‘gerektiği yerde durumu çabuk kavrayan, sert’ biri olduğu izlenimini paylaştı.

Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayını açıklaması öncesi İYİ Parti lideri Meral Akşener’in itirazını ve yaptığı konuşmayı da hatırlatan Der Spiegel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun söz konusu krize yaklaşımını kendisi ve yönetiminin nasıl görüneceği hakkında çok şey söylediğini yazdı. Dergi, “Gücünün oldukça farkında, ama güç kazanmanın ve onu elde etmenin taviz vermeden mümkün olmayacağını biliyor gibi görünüyor. Öyle veya böyle, tavizler siyaset sanatının emaresidir, güçsüzlüğün değil” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun seçim kampanyasından da bahseden dergi, Kılıçdaroğlu’nun ‘umut yarattığını’ yazdı. Erdoğan’ın sarayına karşı video mesajlarını evinin mutfağında çektiğini, konuşmalarında kutuplaştırıcı bir dil kullanmadığını ve kimseye hakaret etmediğini aktaran Der Spiegel, “Farklı bir Türk erkekliğini temsil ediyor” yorumunda bulundu.

Derginin aktardığına göre, Erdoğan hakkında da yorum yapan Kılıçdaroğlu, “Artık Erdoğan’ın söyleyecek başka bir şeyi yok. Düzgün bir şekilde yönetme yetisini kaybetti” dedi.

“Bizim gibi düşünmeyen insanlar da demokrasi istiyor”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabından ‘Alevi.’ notuyla paylaştığı video mesajı da hatırlatan Der Spiegel, Kılıçdaroğlu’nun videoda “Evet, ben Aleviyim’ diyerek bir tabuyu yıktığı değerlendirmesinde bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilirse ilk olarak ülke bütçesini inceleyeceğini ve bir dizi tasarrufa gideceğini yazan dergi, Kılıçdaroğlu’nun şu sözlerini de aktardı: “Erdoğan’ın 16 uçağı var. Biz bu 16 uçağı hemen satacağız.”

Millet İttifakı’nın Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş planından bahseden Der Spiegel’e göre, Kılıçdaroğlu, “Bizim gibi düşünmeyen insanlar da demokrasi istiyor. Kim elinde sopa olan bir lideri koruyup kollar?” diye sordu. Dergi, Kılıçdaroğlu’nun kazanması durumunda belki de en büyük işinin topluma barış ve huzur getirmek olduğu yorumunu da yaptı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Washington Post: Kılıçdaroğlu’nun Mutfağı Ve Erdoğan’ın Sarayı Tezatı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, dünya basını da seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Son olarak Washington Post “Giderek Artan Despotizmin Gölgesi Türkiye’deki Seçimlerin Üzerinde” başlığını taşıyan bir başyazısı yayınladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rakibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun gösterişsiz bir eski kamu görevlisi olduğunu hatırlatan Washington Post, Kılıçdaroğlu’nun evinin mutfağında çektiği videolarla Erdoğan’ın binden fazla odalı sarayının tezat oluşturduğunu kaydetti.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; başyazıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıl önce iktidara geldiğinde, Türkiye’nin dünya genelindeki müttefiklerine, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede ılımlı, Batı yanlısı, iş dünyasından yana reformların savunucusu ve 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrasında İslamcı köktendinciliğe karşı siper olarak göründüğünü; ancak bu imajın çoğunlukla yok olduğunu kaydediyor.

Gazete, Erdoğan’ın 14 Mayıs seçimleri öncesinde popülaritesinin giderek gerilemesinin halkın baskı, muhalif görüşleri ve bir zamanlar bağımsız olan kurumları susturma, insan hakları ve demokratik normları küçümseme üzerine inşa ettiği otokrasisinden duyduğu memnuniyetsizliği yansıttığı görüşünü dile getiriyor.

Erdoğan’ın Türkiye ekonomisini kötü yönetmesi sonucu hayat standartlarının erozyona uğradığını, Türk lirasının değerini düşürdüğünü, enflasyonu fırlattığını yazan Washington Post, çok sayıda Türk’ün öfkeli olmasına şaşırmamak gerektiğini, bunun sonucunda Erdoğan’ın “sıkıcı eski bürokrat rakibinin” kamuoyu yoklamalarında seçimi önde götürdüğünü aktarıyor.

Gazetenin yayın kuruluna göre 14 Mayıs seçimi, aynı zamanda demokratik seçimlerin, Erdoğan’ın giderek tek adamlaşan iktidarının boyunduruğundan kurtulma kapasitesine sahip olup olmadığının bir sınavı niteliğinde.

Gazete, sonuçların hem Türk halkı hem de ABD ve Avrupalı müttefikler açısından önemli olduğunu kaydediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine NATO ve Rusya Cumhurbaşkanı Putin arasında bir aracı rölü biçtiğini yazan Washington Post, Erdoğan iktidarındaki Türkiye’nin Ukrayna savunması açısından önemi olan İHA’ları tedarik ettiğini, Rus savaş gemilerinin Karadeniz’e girişini engellediğini, tahıl koridoru anlaşmasının imzalanmasında rol oynadığını hatırlatıyor.

Ancak Türkiye’nin “Batı’nın yaptırımları çiğnenerek Moskova’ya nakliyat yapılmasında rol oynadığından şüphe edildiği; ordunun kullandığı hassas teknolojileri, elektronik cihazları ve araç parçalarını tedarik ederek Putin’in kuvvetlerini pekiştirdiğinin düşünüldüğü” aktarılıyor.

Başyazıda, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini jeopolitik açıdan ‘tercih edilecek ilk kişi’ olarak konumlandırmak amacıyla iki tarafı birbirine düşürme şeklindeki ikili oyunu arabozuculuktan fazlası” ifadeleri kullanıldı.

Görüş yazısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Batı’nın stratejisini zedeleyen ve Putin’e geniş manevra alanı yaratan bir tutum benimsemesinin Rusya’nın bunun karşılığında Türkiye’ye, Batı yaptırımlarından kaçmaya çalışan Rus oligarkların paraları dahil milyarlarca dolar “yağdırmasına” yol açtığı yorumu yapıldı.

“Erdoğan en derin hasarı ülke içinde verdi”

Washington Post, en derin ve kalıcı hasarın ülke içinde olduğunu kaydetti ve “görüş ayrılıklarını körükleyerek ülkeyi yöneten Erdoğan’ın bir zamanlar rengarenk olan sivil toplumunun canlanması için gereken alanı daralttığı” belirtildi.

Başyazıda Cumhurbaşkanı Türk mahkemelerinin Erdoğan’ın “intikam aygıtları” haline geldiği, muhalefeti susturmak için rutin olarak cezai suçlamalar uydurulduğu, çok sayıda Türk’ün insan içinde fikirlerini dile getirmeye korktuğu görüşü yer aldı.

“Kurumların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zorbalığı karşısında boyun eğdiği” savunuldu ve bunun örneklerinden birinin Merkez Bankası olduğu belirtildi.

Şubat ayındaki depremler sonrasında gerekli müdahale ve yardımların gecikmesinin Erdoğan’ın imajına daha çok zarar verdiği vurgulandı.

“İnşaat standartlarına uymayan binaların depremde çökmesinin birçok Türk tarafından Erdoğan iktidarının karakteristik özelliği olan yolsuzluk ve kötü yönetimin bir simgesi olarak algılandı” denildi.

“Kılıçdaroğlu’nun mutfağı ve Erdoğan’ın sarayı tezatı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rakibi Kemal Kılıçdaroğlu’nunsa gösterişsiz bir eski kamu görevlisi olduğunu hatırlatan Washington Post, Kılıçdaroğlu’nun evinin mutfağında çektiği videolarla Erdoğan’ın binden fazla odalı sarayının tezat oluşturduğunu kaydediyor.

Gazete başyazısında Türkiye’yi birleştirme ve sadece tek dönemlik cumhurbaşkanı olma sözü veren Kılıçdaroğlu’nun hem Erdoğan’ın gücü elinde toplamak için yaptığı anayasal değişiklikleri geri çevirme hem de Merkez Bankası, mahkemeler ve diplomasiyi bağımsızlığına kavuşturmayı taahhüt ettiği vurgulandı.

“Bu açıdan bakıldığında birçok Türk, hoşgörü, çoğulculuk, insan haklarına saygı, ekonomik sağduyu gibi, “Erdoğanizmin” büyük zarar verdiği kavramları yeniden inşa sözü karşısında Kılıçdaroğlu’nun karizma yoksunu olmasıyla ilgilenmiyor” ifadeleri kullanıldı.

Washington Post, 14 Mayıs’ta seçimi kaybetmesi ya da seçimin ikinci tura kalması durumunda, Erdoğan ve destekçilerinin sonuca itiraz edebileceği kaygısının olduğu, “demokrasinin görece sağlam yer edindiği bir ülkede bu kaygıların Erdoğan’ın bazı ilkelere ne kadar derinden zarar verdiğinin bir ölçütü” olduğu tespitine de yer verdi.

Paylaşın

Goldman Sachs’dan Müşterilerine “Türk Bankaları” Uyarısı

Müşterilerine gönderdiği bir yazılı bildiride, 14 Mayıs seçimleri öncesinde Türk bankalarına karşı “temkinli” olduklarını söyleyen Goldman Sachs, ükümetin Kasım ayından itibaren faizde düşüş yönünde sürdürdüğü ekonomik politikalarının ardından bankaların olası faiz artışlarına karşı daha savunmasız olduğu belirtti.

Goldman Sachs, faizde yapılan düşüşlerin ardından bankaların daha kısa vadeli borç vermeye başladığını ve kendilerini böylece koruduğunu söyledi.

ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs, Türk bankalarına karşı ihtiyatlı olunması gerektiğini ve seçim sonrası olası faiz artışının halka açık banka hisselerini diğer hisse senetlerine göre daha savunmasız hale getirebileceğini belirtti.

Ekonomim’in haberine göre müşterilerine yolladığı notta Türkiye’de bulunan bankalara karşı ‘ihtiyatlı’ yaklaşılması gerektiğini tavsiye eden Goldman Sachs analistleri, 14 Mayıs seçimlerinin ardınından olası bir faiz artırımı sonrası, halka açık banka hisselerinin diğer hisse senetlerine göre daha savunmasız olabileceğini ifade etti.

Goldman Sachs, müşterilerine yazdığı notta, Türk bankalarının tarihsel olarak yüksek faiz oranlarından yararlandığını, ancak hükümetin düşük faiz oranlarını tercih ederek politika değişikliğine gitmesinin ardından, bankalara piyasaya düşük orandan borç vermeleri için yeni kurallar getirildiğini ve dolayısıyla yeni getirilen bu kuralların bankaların dinamik ve geleneklerinde bozulmaya yol açtığı belirtildi.

Türkiye’de bankaların son gelişmelerle birlikte kısa vadeli borç vermeye daha istekli olduklarının altını çizen Wall Street bankası, Kur Korumalı Mevduat hesaplarındaki faiz üst sınırının kaldırılmasına rağmen bankaların olası bir faiz etkisinden etkilenme riskini artırdığını söyledi.

Paylaşın

İsveç, NATO Üyeliği İçin Terörle Mücadele Yasasını Sertleştirdi

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliği için Türkiye ve Macaristan’ın onayını bekleyen İsveç terörle mücadele yasasının kapsamını önemli ölçüde genişletti. İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

İsveç Parlamentosu aşırılık yanlısı gruplarla bağlantılı faaliyetleri yasaklayan yeni bir yasayı kabul etti. “Bir terör örgütüne katılmayı” suç sayan yeni yasa 1 Haziran’da yürürlüğe girecek. Yasa 349 üyeli İsveç parlamentosunda 268 lehte oyla kabul edildi.

Türkiye, NATO üyeliği için Ankara’dan onay bekleyen İsveç’ten terörle mücadele yasalarını sertleştirmesini talep ediyor.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç, bir Özbek sığınmacının 2017 yılında başkent Stockholm’de bir alışveriş caddesinde beş kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı düzenlemesinin ardından terörle mücadele yasalarını sertleştirme kararı almıştı.

Türkiye, İskandinav ülkesi İsveç’i başta PKK ve Gülen yapılanması mensupları olmak üzere “teröristler” için güvenli bir sığınak olmakla suçluyor. Ankara bu nedenle İsveç’in NATO’ya üyeliğine onay vermiyor ve İsveç hükümetinden “terörist” olarak gördüğü Kürt aktivistlere karşı daha sert bir tutum takınmasını talep ediyor.

Ankara özellikle İsveç’te sık aralıklarla düzenlenen gösterilerde PKK flamalarının açılmasından duyduğu rahatsızlığı her platformda dile getiriyor. Ancak İsveç Adalet Bakanı Strömmer, yeni yasa kapsamında bir gösteri ya da toplantıya katılmanın ceza gerektirecek bir suç olarak değerlendirilmeyeceğini vurguladı.

İsveç, NATO üyeliği ile ilgili Türkiye’nin yanı sıra için Macaristan’dan da henüz onay almadı. Türkiye ve Macaristan son olarak Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine onay vermişti. Böylece Finlandiya 4 Nisan’da 31. üye ülke olarak NATO’ya katılmıştı.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye Basın Özgürlüğünde 180 Ülke Arasında 165. Sırada

Türkiye, 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer aldı. Endeks hazırlanırken çoğulculuk, medya ortamı ve bağımsızlığı, oto-sansür ve habere yönelik müdahaleler, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı ve ihlallerin de aralarında bulunduğu onlarca parametre dikkate alınıyor.

Endekse göre küresel ölçekte en iyi basın özgürlüğü notunu bu yıl da, konumunu yedi yıldır koruyan Norveç aldı. Norveç’i listede İrlanda ve Danimarka izledi. ABD’nin 45 ve Rusya’nın 164’üncü sıralarda bulunduğu listenin son üç sırasında ise, sırasıyla Vietnam, Çin ve Kuzey Kore yer aldı.

21 yıldır düzenli olarak yayınlanan endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine gerilemiş bulunuyor.

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü tarafından yayınlanan 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer aldı.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle yayınlanan endekste, Türkiye’nin düşük notuna “gazetecilere yönelik baskıya hız verilmesi”, “özellikle Kürt gazetecilere yönelik toplu tutuklamalar” ve “medya özgürlüğünü tehdit eden sosyal faktörler” gerekçe gösterildi.

Aynı endekste 2021’de 153’üncü sırada bulunan Türkiye, 2022 yılındaki endekste ise “gazetecilerin tahliye edilmesi, tutuklama yerine adli kontrole rağbet edilmesi ve ifade özgürlüğü örgütlerinin hak aramada etkili mücadele yürütmesi” gerekçeleriyle 149’uncu sıraya yükselmişti. Ancak 2023’te 16 sıra birden gerileyen Türkiye, endekste en sert gerileme gösteren ülkelerden biri oldu.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında endeksin 99’uncu sırasında bulunan Türkiye, 2016’da 151, 2017’de 155 ve 2018 ve 2019’da ise 157’nci sıraya kadar gerilemişti.

21 yıldır düzenli olarak yayınlanan endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine gerilemiş bulunuyor.

Gazetecilik mesleğinin ülkelerin yalnızca yüzde 30’unda “tatmin edici” biçimde yapılabildiğini kaydeden endekse göre, ülkelerin yüzde 70’inde ise gazetecilik “güçlükle” icra edilebiliyor.

Türkiye, Kuzey Kore’ye yakın

Endekse göre küresel ölçekte en iyi basın özgürlüğü notunu bu yıl da, konumunu yedi yıldır koruyan Norveç aldı. Norveç’i listede İrlanda ve Danimarka izledi. Sıralamada gazeteci Peter de Vries’in cinayete kurban gitmesi nedeniyle geçen yıl ciddi biçimde gerileyen Hollanda, bu yıl 22 sıra yükselerek 6’ncı sırada yer aldı.

ABD’nin 45 ve Rusya’nın 164’üncü sıralarda bulunduğu listenin son üç sırasında ise, sırasıyla Vietnam, Çin ve Kuzey Kore yer aldı.

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, endekse ilişkin yaptığı açıklamada, listedeki istikrarsızlığa dikkat çekti.

Deloire, “Endeks, istikrarsızlıklarla birlikte önemli oynaklıkların yaşandığını doğruluyor. Sıralamadaki önemli ilerleme ve gerilemeler, örneğin Brezilya’nın 18 sıra yükselmesi veya Senegal’in 31 sıra gerilemesi, söz konusu beklenmedik değişiklikleri gösteriyor.

Bu istikrarsızlığa, birçok ülke yönetimlerinde artan agresif tutum ve gazetecilere yönelik sosyal ağlar ve fiziki alanda gözlenen düşmanlık neden oluyor. Söz konusu savrulma, habere şekil veren, dezenformasyon yayan veya buna araç sağlayan görüntü endüstrisindeki gelişmelerin bir sonucu olarak da görülebilir” diye konuştu.

Endeks hazırlanırken çoğulculuk, medya ortamı ve bağımsızlığı, oto-sansür ve habere yönelik müdahaleler, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı ve ihlallerin de aralarında bulunduğu onlarca parametre dikkate alınıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’de 1 Mayıs: Bu Düzen Ya Değişecek Ya Değişecek

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, ülkenin dört bir yanında emekçiler tarafından coşkuyla kutlandı. İşçi ve emekçiler başta İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır’da bir araya gelerek iktidara, “Bu düzen ya değişecek ya değişecek” mesajını verdi.

Haber Merkezi / İstanbul Maltepe’de düzenlenen 1 Mayıs’ta on binlerce kişi emeğin sesini yükseltmek için buluştu. Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda on binlerce yurttaş 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü için bir araya geldi.

İzmir’de 1 Mayıs kutlamalarının merkezi Gündoğdu Meydanı’nda toplanmak için on binlerce yurttaş, çok sayıda siyasi parti, sendika ve meslek örgütü sabah saatlerinde toplandı.

Öte yandan yurt genelinde pek çok noktada 1 Mayıs için emekçiler meydanlara ve sokaklara çıktı.

İstanbul

Bayrak, flama ve pankartlar taşıyan gruplar, kontrol noktalarında güvenlik kontrolünden geçirilerek miting alanına alındı.

Alanda yapılacak kutlamalar için dev bir sahne kuruldu. Program öncesinde katılımcılar, şarkılar eşliğinde halay çekti, oyunlar oynadı.

Saygı duruşunda bulunulmasıyla başlayan etkinlik, 1 Mayıs korosunun söylediği marşlarla devam etti.

“Gelecek yıl Gezi Parkı’nda buluşacağız”

Etkinlikte konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, burada ve ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında yan yana ve omuz omuza olduklarını söyledi.

Kötülükle iyiliğin, yalanla doğrunun, arsızlıkla tevazunun, hırsızlıkla alın terinin, zorbalıkla adaletin, istibdatla hürriyetin arasında 14 Mayıs’ta bir seçim yapılacağını belirten Çerkezoğlu, “İnanıyoruz ki bu 1 Mayıs, 2023 1 Mayıs’ı, Taksim’in yasaklı olduğu son 1 Mayıs olacak. Gelecek yıl Gezi Parkı’nda buluşacağız.” dedi.

KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise işten çıkartmalara, grev yasaklamalarına, KHK ile işlerinden edilmelerine, sendikal hak ve özgürlüklerinin engellenmesine öfkeleri olduğunu anlattı.

Yeşil, öfkelerinin 14 Mayıs’ta umuda dönüşeceğini kaydederek, “Cinsiyetçiliği, erkek şiddetini, taciz ve mobbinge karşı susmayan, korkmayan, biat etmeyen biz kadınların yaşamlarımıza ve haklarımıza sahip çıkarak İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden hayata geçirmenin iradesinin umudu ve inancı 1 Mayıs meydanlarında var.” diye konuştu.

“Hepimize büyük görev düşüyor”

TMMOB Yönetim Kurulu Emin Koramaz, çocuklarının yarınları için herkesin çok çalışıp 14 Mayıs’taki seçimlerin kazanılması gerektiğini söyledi.

Seçimlerde sadece cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçmeyeceklerine dikkati çeken Koramaz, “İnsanlık ve toplum düşmanı politikalarla, kamucu anlayış, insancı anlayış ve toplumcu anlayış arasında bir seçim yapacağız. Bu nedenle hepimize büyük görev düşüyor. Bu seçimleri mutlaka kazanacağız.” ifadelerini kullandı.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ise mücadele sözlerinin her zamankinden güçlü ve kararlı olması gerektiğini dile getirdi.

Fincancı, meslek örgütlerinin tarihsel birikimine güvendiğini vurgulayarak, “Emek bizim, söz bizim, gelecek hepimizin. Söz veriyoruz, birlikte değiştireceğiz. Birlikte değiştirmeye gidiyoruz.” diye konuştu.

TDB Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tarık İşmen de eşit, özgür ve demokratik bir ülkede barış içinde bir arada yaşamak istediklerini kaydetti.

Konuşmaların ardından kurumların “1 Mayıs ortak metni” Türkçe, Kürtçe ve Arapça okundu.

Ankara

KESK, DİSK, TMMOB, Ankara Tabip Odası’nın çağrısıyla düzenlenen 1 Mayıs mitingi için Atatürk Kültür Merkezi önünde toplanıldı. DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikasında belediye işçileri kadro talebiyle yürüdü.

Türk-İş yönetimi depremi öne sürerek Adana’da temsili etkinliğe çağrı yapsa da Petrol-İş, Tez-Koop-İş, TÜMTİS, Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara’da 1 Mayıs’a katıldı. İşçiler hayat pahalılığına, sendikal haklara yönelik baskılara karşı dövizleriyle yürüdü.

Pankartlar polis tarafından tek tek kontrol edilirken, burada oluşturulan kortejle sloganlar eşliğinde miting alanında yüründü. Ankara’daki 1 Mayıs’ta gündem yaşanan ekonomik kriz ve 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerdi.

İzmir

İzmir’de 1 Mayıs kutlamalarının merkezi Gündoğdu Meydanı’nda toplanmak için on binlerce yurttaş, çok sayıda siyasi parti, sendika ve meslek örgütüyle sabah saatlerinde bir araya geldi.

Üç noktada toplanan sendika, oda, siyasi parti ve kitle örgütleri talepleriyle Gündoğdu Meydanı’na yürüdü.

Türk-İş, Liman-İş ve Birleşik Kamu-İş Alsancak Limanı’nda, DİSK’e bağlı sendikalar ve mülteci dernekleri Basmane Meydanı’nda, KESK, TMMOB, İzmir Tabip Odası, Türkiye Yazarlar Sendikası, 10 Ekim Barış Aileleri Derneği, TİP, SOL Parti, HDP, Yeşil Sol Parti, Halkevleri gibi birçok dernek ve siyasi parti Cumhuriyet Meydanı’nda, Emek Partisi Fuar Montrö kapısı önünde, İzmir Barosu Alsancak’ta bulunan baro binası önünde toplanarak alana yürüyüş gerçekleştirdi.

Diyarbakır

Diyarbakır’da Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde Dağkapı Meydanı’nda açıklama yapıldı. Emekçiler, alana merkez Sur ilçesindeki Urfakapı ve Yenişehir ilçesindeki Lise Caddesi’nden 2 kortej şeklinde girmek istedi. Yürüyüşe izin verilmeyince, alana gruplar şeklinde girildi. Kutlamaya katılanlar, bariyerlerle kapatılan Dağkapı Meydanı’na polis aramasıyla alındı.

İki dilde yapılan açıklamayı okuyan DİSK Genel İş Sendikası 2 No’lu Şube Eş Başkanı Behçet Barut, “Bunların bize reva gördüğü kayyum düzenidir, ihraçlardır, adaletsizliktir, tekçiliktir, militarizmdir, işkencedir, cezaevlerinde insanlık dışı uygulamalardır. Sabrımız tükendi. Bu düzen ya değişecek ya değişecek” dedi.

Program, davul zurna eşliğinde çekilen halayların ardından sona erdi.

Batman

Batman’da 8 Mart Kadın Parkı’nda bir araya gelen emekçiler “Bijî berxwedana kedkaran” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları eşliğinde “Sosyalizmde ısrar insan olmakta ısrar” pankartını taşıdı. 1 Mayıs mitingine, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın da aralarında binlerce kişi katıldı.

Bayındır, emekçilerin faşizme karşı büyük bir direniş gösterdiğini belirterek, “Halkların mücadelesiyle AKP-MHP faşist iktidarını yeneceğiz ve onları göndereceğiz” dedi. Akın ise “8 Mart ve Newroz’un coşkusuyla alanı dolduran emekçiler, bu iktidarı 14 Mayıs’ta gönderecek” diye konuştu.

Miting, Kolektîfa Rîtmên Azad ve Agit Işık’ın söylediği şarkıların ardından sona erdi.

Şanlıurfa

Şanlıurfa’da Novada AVM önünde toplanan emekçiler, “Kürt halkı özgürleşmeden, işçi sınıfı özgürleşemez” ve “1 Mayıs emek bizim, gelecek bizim” pankartlarını açtı. Sık sık “Kürdistan faşizme mezar olacak” ve “Bijî yek Gulan” sloganları atan kitle, Topçu Meydanına yürüyüş yaptı.

Meydanda platform adına konuşan Kemal Yüksekkaya, “Zamlar, alım gücündeki erime hayatı yaşanılmaz kılıyor. Gerçekten de yiğidin kuru soğana muhtaç hale geldiği günlerden geçiyoruz” dedi. Konuşmaların ardından davul zurna eşliğinde halaya duran kitle, alkışlarla programı sonlandırdı.

Mersin

Mersin’deki 1 Mayıs kutlamaları sabah saatlerinde Millet Bahçesi yanındaki alanda kortejlerin toplanmasıyla başladı. DİSK’e bağlı işçi sendikaları ile KESK ve Birleşik Kamu-İş’e bağlı memur sendikalarında örgütlü emekçilerin yanı sıra Mersin Tabip Odası, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Muhasebeciler Odası, Mersin Barosu, Tüm Emeklilerin Sendikası, 2021 Emekliler Sendikası, Halkevleri, Dersimler Derneği, Sözyüzü Dergisi, Tiyatro Agon, Mimoza Kadın Derneği, LGBTİ+ dernekleri üyeleri de kortej oluşturdu.

Cumhuriyet Halk Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi, Devrimci Parti üyeleri de kortej oluşturarak yürüyüşe katıldı.

Tunceli (Dersim)

Dersim’de binlerce kişi Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde Seyit Rıza Meydanı’na doğru yürüdü. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun da katıldığı yürüyüşte “Savaşa sömürüye ve savaşa karşı yaşasın 1 Mayıs” ve 4 farklı dilde “Yaşasın 1 Mayıs” pankartları taşındı.

Kutlamada konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bir oy faşist rejime kaybettirmek için, bir oy emekçilerin yöneten olması için. Birlikte değiştireceğiz. Kutuplaştırıcı siyasete karşı demokratik siyaseti büyüteceğiz ve doğru zaman yapacağız. Cumhuriyetin ikinci yüz yılında kurucu özne olacağız” dedi. Kutlama, müzik dinletisiyle son buldu.

Van

Van’da Musa Anter Parkı’nda düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı. Sahneye “Güvencesizliğe, eşitsizliğe, yoksulluğa, gericiliğe, ranta teslim olmayacağız. Umudu ve mücadeleyi büyütmek için yaşasın 1 Mayıs” pankartı asıldı. Seslendirilen şarkılarla halaya duran emekçilerin sloganları bir an olsun durmadı.

Mitingte söz alan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Biz 21 yıldır size nasıl biat etmediysek bundan sonra da biat etmeyeceğiz. 14 Mayıs seçiminde bu tek adam rejimine hayır diyeceğiz” dedi. Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, “Bizler inanıyoruz ki emekçiler ve halklar yan yana durarak bu faşist iktidara kaybettireceğiz” diye konuştu.

Adana

Adana’da binlerce emekçi zamlara, yoksulluğa karşı 1 Mayıs mitinginde bir araya geldi.  Kutlamalara Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Çukurova Belediye başkanı Soner Çetin, Türk-İş Genel Mali Sekreteri Ramazan Ağar, TÜRK-İŞ Konfederasyonu Yönetim Kurulu, Türk-İş’e bağlı Sendikaların Genel Başkanları ve üye işçiler katıldı.

Mardin

1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle Mardin’de yürüyüş ve şölen düzenlendi. Karayolları Parkı’na doğru farklı noktalardan gerçekleştirilen yürüyüş kolları Mehtap Caddesi üzerinde bir araya geldi. Sloganlar eşliğinde yürüyen emekçiler, sloganlar eşliğinde halaya durdu.

Kitle “Direne direne kazanacağız” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atarken, hazırlanan dövizlerle de işçi ve emekçilerin talepleri dile getirildi.

Edirne

Edirne’deki etkinlik Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Şükrüpaşa İlkokulu önünden başladı. Emek ve Meslek Örgütü Platformu’nu oluşturan sendika, oda ve siyasi parti temsilcilerinden oluşan konvoy cadde üzerinde yürüyüş gerçekleştirdi.

Şırnak

Şırnak’ta Emek ve Demokrasi güçleri, KESK binası önünde miting düzenledi. Alana kortej şeklinde giren sendika ve siyasi partiler, “İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız” ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atarken, “Eşit işe, eşit ücret istiyoruz” ve “Adalet” yazılı dövizler taşındı.

Miting, konuşmaların ardından çekilen halaylarla son buldu.

Tekirdağ Çorlu

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde düzenlenen etkinlikle kutlandı. Sivil toplum kuruluşları ile siyasi partiler ve sendikanın katıldığı kutlamalarda yağmur yağışına rağmen katılımcılar alanı terk etmedi. Omurtak Caddesi Atatürk meydanında yapılan kutlamalara katılanlar alana ellerinde pankart ve bayraklar ile geldi.

Hakkari

Hakkari’de 1 Mayıs dolayısıyla konser etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, “Demokratik özgürlükle yeni yaşamı kuruyoruz” ve “Birlikte değiştireceğiz” pankartları açıldı.

Yapılan konuşmaların ardından sanatçı Kasım Taşdoğan ve Colemêrg Collective grubunun seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla etkinlik son buldu.

Kırklareli Lüleburgaz

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde Emek ve Demokrasi Platformunun öncülüğünde gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamalarına çevre illerden, ilçelerden gelen yaklaşık 3 bin kişi katıldı. Lüleburgaz tören alanının önünde toplanan kalabalık buradan ellerinde pankartlar ve dövizler ile sloganlar atarak İstanbul Caddesi ile Fatih Caddesi’nde yürüyüş yaptı.

Gaziantep

Gaziantep Emek ve Demokrasi Güçleri, “Kapitalist yıkıma, işsizliğe, yoksulluğa karşı birleşelim” şiarıyla Şahninbey İlçesi’nde bulunan Kırkayak Parkı’nda 1 Mayıs’ı kutladı. Kutlamanın yapıldığı park dolup taşarken, alana “Sömürüye, yoksulluğa, faşizme karşı; Emek, barış, eşitlik ve özgürlük için yaşasın 1 Mayıs” ve “Emperyalist saldırganlığa, işgale ve savaşa hayır” pankartları asıldı.

Etkinlik boyunca sık sık “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sloganları atıldı. Program boyunca coşkunun eksilmediği miting, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

Eskişehir

Eskişehir’de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, düzenlenen programla kutlandı. ‘Diktatörü göndereceğiz’ yazılı pankartla alana girmek isteyen Kadın Savunma Ağı Platformu üyelerine polis müdahale etti.

Siirt

Siirt’te işçi ve emekçiler, 1 Mayıs Tertip Komitesi öncülüğünde bir araya gelen işçiler, giydikleri önlükler ve hazırladıkları pankartlarla, Demokrasi Meydanı’na doğru yürümek istedi. İşçiler, valiliğin dün almış olduğu 4 günlük eylem ve etkinlik yasağı gerekçe gösterilerek polis tarafından engellendi.

Yürüyüşün engellenmesiyle oturma eylemi yapan emekçiler, üç dilde “Yaşasın 1 Mayıs” yazılı pankart açarak sık sık, “Emekçiye değil çetelere barikat” sloganları attı.

Muş

Muş’ta KESK tarafından düzenlenen 1 Mayıs buluşmasına çok sayıda sivil toplum ve meslek örgütü temsilcisi katıldı. Buluşmada konuşan Eğitim-Sen Şube Başkanı İlyas Aslan, “Rant ve sömürü düzeni devam etsin istiyorlar. Artık böyle gitmez dedik. Eşitlik, özgürlük, adalet, barış, demokrasi ve laiklik için artık ‘yeter’ diyoruz” dedi.

Bitlis

Bitlis Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’a ilişkin Tatvan’da bulunan AVM önünde açıklama yaptı. “Bijî Yek Gûlan” pankartının açıldığı açıklamada, “Yaşasın 1 Mayıs” ve “Anadilde sağlık anadilde eğitim” dövizleri taşındı.

Paylaşın

Bild Gazetesi: Türkiye’de Seçim Öncesi Durum Darmadağın; Erdoğan, Sona Mı Geldi?

Dünya basını 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Son olarak Almanya’da yayın yapan Bild gazetesi seçimlere ilişkin dikkat çeken bir analize yer verdi.

Nadja Aswad imzasıyla yayınlanan haberde, Cumhurbaşkanı ve Cumhur ittifakının Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’a atıfla, “Türkiye’de seçim öncesi durum darmadağın. Erdoğan, sona mı geldi?” ifadeleri kullanıldı.

Erdoğan’ın ‘sert bir şekilde sürdürdüğü tek başına iktidarının 20 yıl sonra çöküp çökmediğini’ sorgulayan Aswad, “Türkiye, iki hafta içinde seçimlere gidiyor. Ve sanki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın (69) nefesi kesiliyor gibi görünüyor” değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan’ın sağlık durumuna ve geçirdiği açıklanan gastroentrit sebebiyle iptal edilen seçim programlarına atıfta bulunulan haberde, Erdoğan’ın kalp krizi geçirdiğine ilişkin iddiaların Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından yalanlandığı hatırlatıldı.

Bild’e konuşan gazeteci Eren Güvercin, “Erdoğan, hem siyasi olarak hem de sağlık olarak kırık dökük” diyerek Erdoğan’ın karizmasının ve söylem gücünün ‘zayıfladığını’ söyledi. Erdoğan’ın vücut dilini yorulmayan Viyana Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Yavuz Köse ise Erdoğan’ın yorgunluk belirtileri gösterdiğini kaydetti.

“Türkiye ekonomik olarak çöküşün eşiğinde”

Erdoğan’ın rakibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu, Erdoğan’ın anket sonuçlarının ‘hiç olmadığı kadar kötü olduğunu’ aktaran gazete, Türk Lirası’nın da hiç olmadığı kadar zayıf olduğunu kaydetti. Bild’e konuşan Sosyal Demokrat Partili (SPD) Macit Karaahmetoğlu da “Cumhurbaşkanı birçok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye ekonomik olarak çöküşün eşiğinde” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarında yapılan ihlallere, 6 Şubat depremleri sonrası yardımlarda yaşananlara, yolsuzluk iddialarına ve ekonomik krize de dikkat çeken gazete, özellikle gençlerin durumunun giderek kötüleştiğini aktardı.

Haberde, kadın seçmenler arasında da Erdoğan’a desteğin düştüğü, birçok dindar vatandaşın da dinin siyasete alet edilmesinden rahatsızlık duyduğu yorumu yer aldı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Şam: TSK’nın Çekilmesi Görüşüldü

Suriye Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Başkenti Moskova’da gerçekleştirilen dörtlü toplantıda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye topraklarından çekilmesi ve “M4” otoyolunun açılmasına ilişkin anlaşmanın uygulanmasının görüşüldüğünü açıkladı.

Haber Merkezi / Suriye Savunma Bakanlığı, Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının Rusya’nın başkenti Moskova’da gerçekleştirdiği toplantıya ilişkin açıklama yaptı.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre, açıklamada, “Toplantıda, Türk kuvvetlerinin Suriye topraklarından çekilmesi konusunun yanı sıra M4 yolu [Lazkiye-Halep] olarak bilinen uluslararası karayolu üzerindeki anlaşmanın uygulanması görüşüldü” denildi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran Savunma Bakanı Mohammad Reza Aştiyani ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya, İran ve Suriye istihbarat başkanları Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmişti.

Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada görüşülen konular arasında Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesi, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için atılabilecek adımlar, Suriye’deki tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele ve mültecilerin ülkelerine dönüşü gibi başlıklar olduğu belirtilmişti.

Bakanlık “Taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit etmişlerdir. Yapıcı havada geçen toplantı sonucunda, Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için dörtlü formattaki toplantıların devamının önemi vurgulanmıştır” ifadelerini kullanılmıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da “Dört ülke Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine hızla dönmesi için yapılan çalışmaları yoğunlaştırmaya bağlılıklarını bildirdi” ifadeleri yer almıştı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirilmişti.

Paylaşın

Türkiye, Suriye, Rusya ve İran’dan Moskova’da Dörtlü Zirve

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının Moskova’da yaptığı toplantıda, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleştirilmesi alanında atılabilecek somut adımlar ele alındı.

Haber Merkezi / Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran Savunma Bakanı Mohammad Reza Aştiyani ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya, İran ve Suriye istihbarat başkanları Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya geldi.

Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada görüşülen konular arasında Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesi, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için atılabilecek adımlar, Suriye’deki tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele ve mültecilerin ülkelerine dönüşü gibi başlıklar olduğu belirtildi.

Bakanlık “Taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit etmişlerdir. Yapıcı havada geçen toplantı sonucunda, Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için dörtlü formattaki toplantıların devamının önemi vurgulanmıştır” ifadelerini kullandı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da “Dört ülke Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine hızla dönmesi için yapılan çalışmaları yoğunlaştırmaya bağlılıklarını bildirdi” ifadeleri yer aldı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirilmişti.

Paylaşın