ABD’den Rusya’ya Yeni Yaptırımlar Yolda: Türk Bankaları Da Etkilenebilir

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya’ya yönelik yaptırımları genişleten yeni bir kararname imzalayacak, Kararnamenin Rusya’nın yaptırımları delmesine kasten ya da istemeden yardımcı olan Çin, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerdeki bankalar üzerindeki baskıyı artırarak Rusya’ya yönelik yaptırımları güçlendireceği ifade edildi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, finans kuruluşlarının attıkları adımlarda Rus paravan şirketler tarafından yaptırımları delmek için kullanılmadıklarından emin olmaları gerektiğine işaret etti. Kararnamenin, ABD’nin partner ve müttefik ülkelerinin bilgisi dahilinde hazırlandığı kaydedildi.

DW Türkçe’de yere alan habere göre; ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, Başkan Joe Biden’in Rusya’ya yönelik yaptırımların delinmesine katkı sağlayan finans kuruluşlarına yaptırım öngören bir kararnameyi bugün imzalayacağını açıkladı. Yeni yaptırımlar, Rus savunma sanayisinde silah üretimi için gereken malzemelerin finansmanına yardım eden bankaları hedefliyor.

Yellen, kararnamenin yaptırımları delenler üzerindeki baskıyı artıracağını, bunun yanı sıra Washington’a Rusya menşeli olan ancak üçüncü ülkelerde işlenen deniz mahsulleri ve elmas gibi ürünleri yasaklama imkânı vereceğini söyledi.

“Rusya’nın savaş makinesine karşı yeni ve güçlü araçları” hayata geçirmek için adım attıklarını belirten Yellen, Rus savunma sanayisine malzeme tedarikini kolaylaştıran finans kuruluşlarına karşı bu araçları kullanmakta tereddüt etmeyeceklerini kaydetti.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo da CNBC televizyonuna yaptığı açıklamada, yeni kararnamenin Rusya’nın yaptırımları delmesine kasten ya da istemeden yardımcı olan Çin, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerdeki bankalar üzerindeki baskıyı artırarak Rusya’ya yönelik yaptırımları güçlendireceğini söyledi.

Adeyemo, finans kuruluşlarının attıkları adımlarda Rus paravan şirketler tarafından yaptırımları delmek için kullanılmadıklarından emin olmaları gerektiğine işaret etti. Kararnamenin, ABD’nin partner ve müttefik ülkelerinin bilgisi dahilinde hazırlandığı kaydedildi.

ABD ve Avrupa Birliği ile İngiltere, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya saldırması sonrasında Moskova üzerinde baskıyı artırmak için finans sektörünü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ve çok sayıda oligarkı hedef alan yaptırımlar uygulamaya başlamıştı.

ABD, Rusya’ya yönelik yaptırımları deldiği ya da delinmesine yardım ettiği gerekçesiyle son dönemde özellikle Türkiye, BAE ve Çin’den kişi ve şirketlere art arda yaptırım kararları açıklamıştı. Son olarak geçen hafta Rusya, Türkiye, Çin ve BAE’den 250’yi aşkın kişi ve kuruluş yaptırım listesine alındı. Yaptırımlar, Rusya’nın enerji ihracatı, savunma, bankacılık, madencilik ve metal endüstrilerini hedef almıştı.

ABD’li yetkililer Türkiye ve BAE gibi ülkelerdeki ziyaretlerinde ABD’nin yaptırım uyguladığı kuruluşlarla iş birliği yapmaları halinde G7 ülkeleri piyasasına erişim hakkını yitirebilecekleri uyarısını dile getirmişti.

Paylaşın

JPMorgan’dan Dikkat Çeken Açıklama: Türkiye, Dış Borçlanmada Rekor Kırabilir

ABD merkezli yatırım bankası ve finansal hizmetleri şirketi JPMorgan’dan Stefan Weiler, Türkiye’nin ortodoks mali politikayı tekrar uygulamaya alması sayesinde 2024 yılında yurtdışı piyasalardan yapılacak borçlanmanın rekor kırabileceğini ve yabancı yatırımcıların Türk varlıklarına geri dönmeyi sürdürebileceğini söyledi.

Stefan Weiler, “Bizim açımızdan bakılacak olursa Türkiye’yi gelecek yılın potansiyel büyük hikayelerinden biri olarak görüyoruz” dedi ve gelecek yıl devletin ve şirketlerin ihraç ettiği tahvil ve bono tutarının 25 milyar doları rahatlıkla aşabileceğini düşündüğünü söyledi.

Hükümetin 2024’te bu yılki rakamı tutturarak yurtdışı piyasalardan yaklaşık 10 milyar dolar borçlanması bekleniyor. Stefan Weiler, nakit açlığı çeken şirket ve bankaların borçlanmalarında “önemli bir artış” beklediğini söyledi.

Cumhuriyet‘te yer alan habere göre, JPMorgan’ın Orta Avrupa, Ortadoğu ve Afrika borç sermaye piyasalarından sorumlu yetkilisi Stefan Weiler, Türkiye’nin ortodoks mali politikayı tekrar uygulamaya sokması neticesinde 2024 yılında yurtdışı piyasalarına borçlanmada rekor kırabileceğini belirterek, yabancı yatırımcıların Türk varlıklarına geri dönmeye devam edebileceğini söyledi.

Yabancı yatırımcılar, yüksek enflasyona rağmen yıllardır reel anlamda negatif faiz oranlarının yanı sıra karmaşık mali düzenlemeler ve döviz girişi ve çıkışına uygulanan kısıtlamalar nedeniyle Türkiye’den kaçmışlardı. Ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mayıs ayındaki seçimleri kazanmasının ardından, uluslararası kabul gören politikalara dönüşün başlaması uluslararası sermayeyi tekrar Türkiye’ye çekmeye başladı.

Reuters’a konuşan yetkilisi JPMorgan yetkilisi Stefan Weiler, “Bizim açımızdan bakılacak olursa Türkiye’yi gelecek yılın potansiyel büyük hikayelerinden biri olarak görüyoruz” dedi ve gelecek yıl devletin ve şirketlerin ihraç ettiği tahvil ve bono tutarının 25 milyar doları rahatlıkla aşabileceğini düşündüğünü söyledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haziran ayında Hafize Gaye Erkan’ın başkan olarak göreve getirilmesinin ardından hızla faiz oranlarını artırmaya başladı. Sonbaharda daha büyük faiz artırımlarının başlamasıyla birlikte Türk şirketleri için borçlanma piyasaları tekrar açılmış oldu. Arçelik eylül ayında 2022’nin başından bu yana ilk kez yurtdışından borçlanma gerçekleştirdi.

Türk şirketleri, bankaları ve devletin 2023 yılında yaptığı tahvil ihraçlarının büyüklüğü 18 milyar doları aştı. JPMorgan’ın hesaplamalarına göre bu yılki dış borçlanma büyüklüğü tüm zamanların en yüksek ikinci değerini aldı.

Seçim öncesi yüzde 8,5 seviyesinde olan politika faizi şu anda yüzde 40 seviyesinde ve bugün 14.00’da açıklanacak olan faiz kararı ile yeniden artırılarak yüzde 42,5’e yükseltilmesi bekleniyor. Hükümetin 2024’te bu yılki rakamı tutturarak yurtdışı piyasalardan yaklaşık 10 milyar dolar borçlanması bekleniyor. Weiler, nakit açlığı çeken şirket ve bankaların borçlanmalarında “önemli bir artış” beklediğini söyledi.

JPMorgan yetkilisi Stefan Weiler, “Küresel piyasa koşulları yapıcı olduğu ve yapılan bazı değişikliklerden geri dönülmediği sürece, Türkiye uluslararası sermaye piyasası ihraç faaliyetleri açısından şimdiye kadarki en yoğun yılı kaydedebilir” dedi.

Weiler, Erdoğan’ın geçmiş yıllarda sergilediği merkez bankası başkanlarını aniden görevden alma ve politikayı tersine çevirme eğilimine rağmen, ülkenin mali politakada gerçekleştirilen son değişiklikten geri adım atmasını beklemediklerini de ekledi.

JPMorgan yetkilisi Weiler, “Yabancı sermaye şimdiden geri gelmeye başladı ve Türkiye için hava değişmiş gibi görünüyor” dedi. Weiler, “Bu durum tersine dönerse oldukça şaşırırım ve yaklaşan yerel seçimlerin Türkiye’nin gidişatını daha da belirginleştireceğini düşünüyorum” diyerek 31 Mart’taki yerel seçimlere atıfta bulundu.

JPMorgan’ın önümüzdeki yıl gelişmekte olan ülkelerin döviz cinsinden borçlanma miktarında küresel bir artış beklediğini belirten Weiler, Çin’in yaptığı borçlanma azaldığı için toplam seviyenin tarihi zirvelere yaklaşmayacağını ifade etti.

Paylaşın

Her 5 Öğrenciden Biri Haftada En Az Bir Kez Öğün Atlıyor

Türkiye’de her beş çocuktan birinin parası olmadığı için haftada en az bir kez yemek yiyemediği ortaya çıktı. Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 1,9’u “her gün” veya “neredeyse her gün” öğün atladığını bildirdi. 

“Haftada 4 ila 5 kez” diyenlerin oranı yüzde 1,8 olurken öğrencilerin yüzde 4,8’i de “haftada 2 ile 3 kez” yanıtını verdi. “Haftada yaklaşık 1 kez” diyenlerin oranı ise yüzde 10,8 oldu. Böylece haftada en az bir kez öğün atlayan öğrencilerin toplam oranı yüzde 19,3 oldu.

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2022 sonuçlarına göre matematik puanı ile öğrencilerin öğün atlaması arasında ilişki bulunuyor. Öğün kaçırma oranı arttıkça matematik puanı da düşüyor. Öğrencilerin maddi imkansızlık nedeniyle aç kalmasında Türkiye (yüzde 19,3) OECD ortalamasının (yüzde 8,2) oldukça üzerinde.

Ortalama matematik puanında ise Türkiye (453), OECD ortalamasının (472) altında yer alıyor. OECD, PISA sonuçlarında ülkeler arasındaki farklılıkları anlamak için sosyo-ekonomik koşullara ilişkin sorulara da yer veriyor. Bunlardan birisi de “Son 30 gün içinde gıda alacak parası olmadığı için yemek yiyememe” oldu.

Rapora göre Türkiye’de yaklaşık her beş çocuktan birinin parası olmadığı için haftada en az bir kez yemek yiyemediğini ortaya koydu. Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 1,9’u “her gün” veya “neredeyse her gün” öğün atladığını bildirdi.

“Haftada 4 ila 5 kez” diyenlerin oranı yüzde 1,8 olurken öğrencilerin yüzde 4,8’i de “haftada 2 ile 3 kez” yanıtını verdi. “Haftada yaklaşık 1 kez” diyenlerin oranı ise yüzde 10,8 oldu. Böylece haftada en az bir kez öğün atlayan öğrencilerin toplam oranı yüzde 19,3 oldu.

OECD ortalaması ise yüzde 8,2’de kaldı. Grafikteki listede OECD üyesi olmayan ülkeler de bulunduğu için Türkiye orta sıralara yakın görünüyor. Ancak üyeler arasında Türkiye zirvede bulunuyor. “Aç kalma” oranı ABD’de yüzde 13, Birleşik Krallık’ta yüzde 10,5 ve Fransa’da yüzde 8,5.

PISA’da Türkiye’nin matematik okuryazarlığı sonucu 453 puan oldu. OECD ortalaması 472 puan. Türkiye bu alanda AB ülkelerinden Yunanistan (430), Romanya (428), Kıbrıs (418) ve Bulgaristan (417) geride bıraktı. Sonuçlara ilişkin Andreas Schleicher’in yazdığı “Anlayış ve Yorumlamalar” başlıklı OECD raporunda öğrencilerin aç kalması ve matematik başarısı da ele alınıyor.

Dünyanın birçok yerinde gıda krizi yaşandığına dikkat çeken rapor “PISA sonuçları milyonlarca öğrencinin- en zengin ülkelerden bazıları da dahil olmak üzere beslenmek için zorluk yaşadığını gösteriyor” uyarısında bulundu.

Türkiye’de öğün atlayan öğrencilerin oranının yüzde 19 olduğuna dikkat çeken raporda “Öğrencilerin karınları gurulduyorsa, etkili bir şekilde öğrenmeleri pek olası değil.” yorumuna yer verildi.

Okullarda ücretsiz öğle yemeği önerisi

Birçok ülkenin halihazırda okul yemeği programları uyguladığını belirten OECD raporu bunların zor durumdaki çocuklar ve haneler için bir güvenlik ağı oluşturduğuna dikkat çekti.

Rapor, politika yapıcılara çağrıda bulunarak, ücretsiz öğle yemeğinin daha fazla çocuğun okula gitmesini sağlayacağı tavsiyesinde bulunuyor. Raporda son bir haftada öğün kaçırdığını söyleyenlerin oranı ile matematik puanları arasında negatif ilişki olduğunu gösteren grafik bulunuyor.

PISA araştırması OECD tarafından 15 yaş grubunda örgün eğitime devam eden öğrencilerin matematik okuryazarlığı, fen okuryazarlığı, okuma becerilerini değerlendirmek ve ülkeleri karşılaştırabilmek için yapılıyor.

Türkiye, PISA araştırmasına 2003’ten bu yana yer alıyor. PISA 2022 nihai uygulaması, Türkiye’de 19 Nisan-13 Mayıs 2022’de 60 ilden 196 okul ve 7 bin 250 öğrencinin katılımıyla bilgisayar tabanlı gerçekleştirildi. Türkiye’nin matematik puanı 2008 yılında 454 puan ile zirveyi görmüştü. En düşük değer ise 2015 yılında 420 puan olmuştu.

PISA sonuçlarında “matematik kaygı endeksi” de yer alıyor. Türkiye bu alanda oldukça üst sıralarda. Türkiye’nin puanı 0,59 iken OECD ortalaması 0,17 puan.

Öte yandan, Türkiye’de okullar arasındaki fark da dikkat çekici. Türkiye’de matematik performansında okullar arasındaki farklılık, OECD ülkelerindeki ortalama toplam farklılıkla karşılaştırıldığında en büyük farklılıklar arasında.

OECD raporunda sosyo-ekonomik durumun matematik sonuçlarını açıklamada önemli bis gösterge olduğu vurgulanıyor. AB İstatistik Ofisi Eurostat’ın 2022 yılı verilerine göre Türkiye “çocuklarda yoksulluk veya sosyal dışlanma riski”nde Avrupa’nın zirvesinde yer alıyor.

Türkiye’de çocukların yüzde 45’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski yaşarken bu oran AB’de yüzde 25. Okullarda ücretsiz yemek konusunda Türkiye ve Avrupa’da farklı uygulamalar bulunuyor.

AB’de 5 ülkede ücretsiz yemek uygulaması var. 10 ülkede sosyal yardım alanlar veya geliri düşük olan ailelerin çocuklarına ücretsiz yemek veriliyor. Türkiye ise okul öncesi öğrenciler başta olmak üzere bu imkanı yaygınlaştırmayı planlıyordu ancak hayata geçip geçmeyeceği belirsiz.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Reuters: Yerel Seçimler Ekonomi Yönetiminin Kararlılığını Test Edecek

Birleşik Krallık merkezli uluslararası haber ajansı Reuters, Türkiye’de ise yeni ekonomi yönetiminin iyileştirme planlarını sürdürmesi halinde son 10 yıldır ilk kez not artışı yaşanabileceğini kaydetti.

Moody’s’ten uzman Marie Diron, Mart’ta Türkiye’de yapılacak yerel seçimin ekonomi yönetiminin yüzde 40’ın üzerindeki faiz oranlarına bağlı kalma konusundaki kararlılığını test edeceğini, yetkililerin rotayı koruması ve yabancı yatırımcıların ülkeye geri dönmeye başlamasının “olumlu bir ivmeye işaret edeceğini” söyledi.

Reuters, ülkelere yatırım yapılırken önemli kriterlerden biri olarak görülen kredi derecelendirme notlarıyla ilgili 2024 tahminlerini yayınladı.

Ajans, dünya kredi derecelendirme piyasasının yüzde 95’ini kontrol eden üç kurum; Moody’s, Standard & Poor’s (S&P) ve Fitch uzmanlarıyla görüştü.

Buna göre, 2024’te Türkiye’nin kredi notunun son 10 yılda ilk kez artması, İsrail’in ise ilk kez düşmesi bekleniyor.

Reuters ayrıca, Moody’s kredi derecelendirme kuruluşunun 2024 için dünyanın en büyük iki ekonomisi ABD ve Çin’in görünümlerini negatif olarak değerlendirdiğine dikkat çekti.

Moody’s’ten uzman Marie Diron, kuruluşun 2024’te Washington’un “borç ödeyememe” tehdidiyle nasıl baş edeceğini ve Çin’in ise emlak ve yerel yönetim borçlarının azalıp azaltamayacağını yakından takip edeceğini bildirdi.

Moody’s’in yanı sıra, Ağustos ayında ABD’nin kredi notunu düşüren Fitch ve Standard & Poor’s da Kasım 2024’te yapılacak başkanlık seçimi nedeniyle ABD’yi yakından takip edeceği kaydedildi.

Fitch’ten Ed Parker, “ABD’nin notunu düşürürken işaret ettiğimiz faktörlerin çoğu geçerliliğini koruyor” dedi ve yüksek faiz oranları, savunma harcamaları ve yaşlanan nüfusun ABD’nin borç seviyelerini yükseltmeye devam edeceğini belirtti.

Reuters, Türkiye’de ise yeni ekonomi yönetiminin iyileştirme planlarını sürdürmesi halinde son 10 yıldır ilk kez not artışı yaşanabileceğini kaydetti.

Marie Diron, Mart’ta Türkiye’de yapılacak yerel seçimin ekonomi yönetiminin yüzde 40’ın üzerindeki faiz oranlarına bağlı kalma konusundaki kararlılığını test edeceğini, yetkililerin rotayı koruması ve yabancı yatırımcıların ülkeye geri dönmeye başlamasının “olumlu bir ivmeye işaret edeceğini” söyledi.

S&P, 30 Kasım 2023’te Türkiye’nin kredi notunu “B” olarak teyit etmiş, kredi notu görünümünü ise “durağan”dan “pozitif”e çevirmişti.

Fitch Ratings de 9 Eylül 2023’te Türkiye’nin kredi notunu “B” olarak teyit ederken, not görünümünü 2 yıl sonra “negatif”ten “durağan”a çıkardığını açıklamıştı.

Moody’s’in de 15 Aralık’ta Türkiye’nin kredi notunda ve not görünümünde iyileştirme yapabileceği yönünde beklenti vardı ancak bu gerçekleşmedi. Moody’s, Türkiye’nin kredi notuna ilişkin değerlendirme yapmadığını bildirdi.

Moody’s, halihazırda Türkiye’nin kredi notunu “B3” ve not görünümünü “durağan” olarak değerlendiriyor. Kurum, 12 Ağustos 2022’den bu yana Türkiye’nin notunu güncellemedi.

“Savaş İsrail’de not indirimine neden olabilir”

Diğer yandan İsrail’in devam eden Hamas savaşı nedeniyle 2024’te ilk not indiriminin yaşanabileceği belirtildi.

S&P’nin İsrail ile ilgili not görünümü negatif iken, Fitch ve Moody’s not indirimi uyarısı yaptı.

Fitch’ten Parker, Yemen’deki İran yanlısı Husi isyancıların Kızıldeniz’de İsrail’e giden gemilere saldırmaya başlamasıyla birlikte, “savaşın ne kadar süreceği ya da sonrasında ne olacağı konusunda büyük bir belirsizlik olduğunu” söyledi.

Kredi derecelendirme piyasasının en büyük üç oyuncusu Moody’s, S&P ve Fitch’in, ekonomik görünümü değerlendirerek ülkelere verdikleri notlar, yatırım dünyasına yön veriyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

X’de Sansür: Türkiye, Erişim Engellemeleri İle Rekor Kırdı

Türkiye, ismi x olarak değiştirilen sosyal medya platformu Twitter’da en çok içerik kaldırma talebinde bulunan ülkeler arasında Japonya ve Güney Kore’nin ardından üçüncü sırada yer aldı.

2022 yılında engellenmiş bu 3 bin 940 tweetin konularına göre dağılımına bakıldığında ise 2 bin 106 ile ilk sırada kamu görevlilerini konu edinen tweetler yer aldı. Kamu görevlileri kategorisinde en fazla sayıda tweetin erişime engellendiği karar, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi’nde görevli bir polis memuru hakkındaki tweetler için verildi.

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü açısından yaygın kullanımı nedeniyle önemli bir sosyal medya mecrası olan Twitter’ın (X) Elon Musk’ın yönetimine geçtiği 2022 yılı sonu itibariyle engelleme karnesi “Kuş Öldü Beybi” adıyla raporlaştı.

Avrupa Birliği finansal desteğiyle Gazeteciler Cemiyeti tarafından yürütülen “Batı Balkanlar ve Türkiye’de Haberciliğin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında gazeteci Ali Safa Korkut’un hazırladığı rapor kamuoyuyla paylaşıldı.

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği (TBİD), Alternatif Bilişim Derneği, Korsan Parti Hareketi, İstanbul Hackerspace gibi bileşenlere sahip Free Web Turkey’de yayınlanan rapora göre, Elon Musk’ın Ekim 2022’de Twitter mecrasını satın almasıyla veri şeffaflığında da sıkıntı ortaya çıktı.

VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu’nun haberine göre; “Kuş Öldü Beybi: 2022 Twitter Erişim Engeli Raporu”na göre; 2022 yılında Twitter hesabı ile tweetlerden oluşan en az 4 bin 427 URL’e erişim engeli getirildi.

Twitter, 2022 yılına ilişkin detaylı veri tablosunu geçmiş yıllarda olduğu gibi yayınlamadı ve Nisan 2023’te “Şeffaflık raporlama yaklaşımımızı gözden geçiriyoruz. Bu dönem için (1 Ocak – 30 Haziran 2022) önceki formatımızda resmi bir şeffaflık raporu yayınlamayacağız” açıklamasıyla yetindi.

Raporda, Twitter’ın 2022’nin ilk altı ayında dünya genelinde 53 bin yasal engelleme talebi aldığı bilgisi vurgulanarak, “Ülkeler özelinde değil tüm dünya genelindeki kaldırma taleplerini gösteren yüzeysel bir veri yayımlandı. Bu veride Türkiye en çok içerik kaldırma talebinde bulunan ülkeler arasında Japonya ve Güney Kore’nin ardından üçüncü sırada yer aldı. Türkiye’nin kaç içerik için kaldırma talebinde bulunduğu ise belirtilmedi” tespiti yapıldı.

Raporda, “açık kaynak taramasına göre, 1 Ocak-31 Aralık 2022 tarihlerini kapsayan 12 aylık zaman diliminde Twitter hesabı ve tweet’lerden oluşan en az 4 bin 427 URL’ye mahkeme kararlarıyla erişim engeli getirildi” bilgisi aktarıldı. Geçtiğimiz yılki kararlar kapsamında en az 487 Twitter hesabı ile 3 bin 940 tweete erişim engeli getirildiği bilgisi paylaşıldı.

Raporda, 2022 yılında engellenmiş bu 3 bin 940 tweetin konularına göre dağılımına bakıldığında ise 2 bin 106 ile ilk sırada kamu görevlilerini konu edinen tweetler yer aldı. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı Hükümeti üyeleri başta olmak üzere örneğin PTT gibi bankacılık hizmetlerine eleştiriler yapılan kamu kurumlarıyla iktidardaki AK Parti’ye yakın isimler ve kuruluşlar tarafından da erişim engellemesi yoluyla içeriklere müdahale yapıldığına dikkat çekildi.

Raporda, “Verdiği hizmetin eleştirildiği tüm tweetlere erişimi engelleten PTT ise kamu kurumları kategorisinde zirvede yer aldı” ifadesini kullanıldı.

Raporda, “Kamu görevlileri kategorisinde en fazla sayıda tweetin erişime engellendiği karar, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi’nde görevli bir polis memuru hakkındaki tweetler için verildi. İlgili polisin gözaltına alınan yurttaşlara işkence uyguladığı iddialarıyla ilgili 1973 tweet, Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 23 Aralık 2022 tarihli kararıyla erişime engellendi. Kararla aynı zamanda 18 Twitter hesabı için de erişim engeli emri verildi” örneği aktarıldı.

“Kişilik hakları ihlali” gerekçeli engellemeler birinci sırada

Yasal dayanağı itibariyle engellenen tweetlerin engellenme gerekçelerine ise ilk sırada 5651 sayılı kanunun 9. maddesinde belirtilen “kişilik hakları ihlali” gerekçesi göze çarptı. Bu gerekçeyle “2022’de 2 bin 909 tweet, bu madde dayanak gösterilerek erişime engellendi” denildi.

İlaveten “Kişilik hakları ihlali nedeniyle engellenen tweetlerin temel dağılımına bakıldığında, 2 bin 84 ile en çok kamu görevlilerini konu edinen tweetlerin erişime engellendiği görüldü” bilgisi verildi.

Yasal dayanak boyutuyla ikinci sırada “5651 sayılı kanunun 8/A maddesindeki milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması hükmü” gerekçesiyle tweetlere müdahale edildiği açıklandı. Raporda, “2022’de bu madde dayanak gösterilerek erişim engeli getirilen tweet sayısı ise 1031 oldu” denildi.

Paylaşın

“Hamas Liderleri Türkiye’de Gizli Toplantı Yaptı” İddiası

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlattığı Filistin – İsrail savaşında 10. hafta geride kalırken, İsrail basını, Hamas liderlerinin geçen hafta Türkiye’de gizli bir toplantı yaptığını iddia etti.

The Jerusalem Post gazetesinin İsrail kamu yayıncısı KAN’dan aktardığına göre, Hamas yetkililerinin ‘gizli toplantısı için Türkiye özellikle seçilmişti çünkü liderlerin burada bir araya gelmesinin yeterince güvenli olduğu düşünülmüştü.’

İsrail basınının iddiasına göre, toplantının liderliğini, Beyrut’tan katılan Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih El Aruri ve Katar’ın başkenti Doha’da yaşayan eski Hamas lideri Halid Meşal yapmış, toplantıya pek çok Hamas yetkilisi de katılmıştı.

The Jerusalem Post gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i savaş suçları işlemekle suçladığını hatırlatarak, “Türkiye, toplantı yeri olarak özellikle seçildi, çünkü liderlerin orada toplanması yeterince güvenli addedildi” yorumunda bulundu.

İddiaya göre, geçen hafta yapılan toplantının amacı ‘Hamas’ın İsrail ile devam eden çatışmasında bir sonraki adımlarını koordine etmekti’. Hamas liderlerinin savaştaki bir sonraki adımlarını ve Lübnan Hizbullahı’nın rolünü henüz belirlemediği ifade edilirken, KAN, başka bir rehine takası anlaşmasının masada olabileceğini aktardı.

Mısırlı yetkililer de 17 Aralık Pazar gecesi yaptıkları açıklamada, İsrail ve Hamas’ın yeni bir geçici ateşkes ve rehine takası anlaşmasına açık olduğunu bildirmiş, fakat bu anlaşmanın nasıl uygulanacağıyla ilgili anlaşmazlıkların sürdüğü ifade edilmişti.

İsrail basınına göre, Hamas liderleri ‘gizli toplantılarını’ üçüncü bir ülkede yapmayı ve toplantı için video konferans gibi teknolojik araçları kullanmamayı seçmişti çünkü İsrail istihbaratının sızmasının mümkün olmadığı ‘güvenli bir ortamda’ görüşmek istemişlerdi.

İsrail iç istihbarat örgütü Şin Bet Başkanı Ronen Ba, aralık ayının başında yaptığı bir açıklamada, Hamas liderlerini dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar ortadan kaldıracaklarını söylemiş, Türkiye’den İsrail’e ‘Ciddi sonuçları olur’ uyarısı yapılmıştı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Varlıkları 308,6 Milyar Dolara Yükseldi

Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 0,1 oranında artışla 308,6 milyar dolara yükselirken, yükümlülükleri ise yüzde 3,5 oranında azalışla 603,5 milyar dolara geriledi.

Haber Merkezi / Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar 2022 yıl sonuna göre yüzde 2,0 oranında azalışla 126,2 milyar dolar, diğer yatırımlar yüzde 1,5 oranında azalışla 119,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer yatırımlardan bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 1,8 oranında artışla 45,8 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri Ekim 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; 2023 Ekim sonu itibarıyla, Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 0,1 oranında artışla 308,6 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 3,5 oranında azalışla 603,5 milyar dolar oldu.

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2022 yıl sonunda eksi 317,1 milyar dolar iken 2023 Ekim sonunda -295,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2022 yıl sonuna göre yüzde 2,0 oranında azalışla 126,2 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 1,5 oranında azalışla 119,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 1,8 oranında artışla 45,8 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2022 yıl sonuna göre yüzde 21,3 oranında azalışla 160,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy yatırımları 2022 yıl sonuna göre yüzde 0,5 oranında azalışla 92,8 milyar dolar olmuştur. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2022 yıl sonuna göre yüzde 0,7 oranında azalışla 28,6 milyar dolar olurken, yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 12,5 oranında azalışla 1,1 milyar dolar, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise yüzde 3,9 artışla 43,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2022 yıl sonuna göre yüzde 6,8 oranında artarak 349,8 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki Yabancı Para mevduatı, 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,5 oranında azalarak 41,0 milyar dolar olurken, TL mevduatı yüzde 15,7 oranında artarak 16,3 milyar dolar oldu.

Bankaların toplam kredi stoku yüzde 8,6 oranında artarak 61,1 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 1,5 oranında azalarak 99,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Paylaşın

Türkiye’den ABD’ye “Gazze” Çağrısı: İsrail Üzerindeki Nüfuzunu Kullan

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’yi, Gazze Şeridi’ne ve Batı Şeria’daki saldırıların durması için İsrail üzerindeki nüfuzunu kullanmaya çağırdı. Ayrıca, Fransa, İngiltere ve Almanya’dan da ateşkes çağrıları geldi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında ölü sayısının 19 bine ulaştığı bildirilirken, İsrail üzerindeki ateşkes baskıları da giderek artıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile İsrail – Filistin gerilimiyle ilişkili bir görüşme gerçekleştirdi. Reuters’ın diplomatik kaynaklardan edindiğine göre, görüşmede Bakan Fidan, Washington yönetimini, Gazze Şeridi’ne ve Batı Şeria’daki saldırıların durması için İsrail üzerindeki nüfuzunu kullanmaya çağırdı.

İsrail’de temaslarda bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna, daha fazla rehinenin serbest bırakılması, Gazze’de daha büyük miktarda yardımın ulaştırılması ve “siyasi bir çözümün başlangıcı” yönünde hareket edilmesi için “derhal ateşkes” çağrısı yaptı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada da, çalışanlarından birinin, Refah’taki bir eve İsrail saldırısı sonucu öldüğünü açıkladı. Çok sayıda sivilin öldüğünü belirttiği saldırıyı kınayan Bakanlık, İsrail yetkililerden izahat beklediğini kaydetti.

İngiltere ve Almanya’nın dışişleri bakanları da, “çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiğine” dikkat çekerek, “sürdürülebilir” ateşkes için çağrıda bulundu.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ve Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock İngiliz Sunday Times gazetesine yazdıkları makalede, “İsrail, operasyonları Filistinliler’le barışçı biçimde birlikte yaşama beklentisini yok ettiği takdirde bu savaşa kazanmış olmayacak” ifadesini kullandı.

İngiltere daha önce çatışmalara “insani ara verilmesi” çağrısında bulunmuş ancak derhal ateşkes çağrısı yapmaktan kaçınmıştı. Geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ezici bir çoğunlukla ateşkes yönünde oy kullanıldığında da çekimser kalmıştı.

Fransa ve Almanya BM’deki ateşkes çağrısını destekledi, ancak Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “İsrail’in kendini savunma hakkını sorgulamak değil, mümkün kılmak gerekir” diyerek ateşkes için bastırmanın zamanı olmadığını vurguladı.

İsrail’e tam dayanışma içinde olduklarını vurgulayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise kasım ayı başında İsrail’in masum insanları öldürerek terörle mücadele edemeyeceğini söyledi.

İsrail – Filistin savaşında son durum

Hava ve kara savaşı kuzey Gazze’nin büyük bir bölümünü dümdüz etti ve nüfusun çoğunu kuşatma altındaki bölgenin güney kesimine, kalabalık barınaklara ve çadır kamplarına sürükledi.

Hamas tarafından yönetilen bölgedeki Sağlık Bakanlığı’na göre saldırılar 19 binden fazla Filistinlinin ölümüne neden oldu. Bakanlık ölü sayısını bildirirken sivil ve asker ayrımı yapmıyor.

İsrail ise Gazze’nin tüm bölgelerinde Hamas militanlarına ait olduğunu söylediği hedefleri vurmaya devam ediyor.

Militanların 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği ve çoğu sivil bin 200 kişinin ölümüne neden olan saldırıyla savaşı tetikleyen Hamas’ı ortadan kaldırana kadar operasyonlara devam edeceğini açıklayan İsrail ayrıca halen Gazze’de tutulan 129 rehineyi geri getireceklerinin sözünü veriyor.

Hamas ise savaş sona erene kadar artık başka rehinenin serbest bırakılmayacağını, bunun için karşılık olarak yüksek profilli militanlar dahil büyük miktarda Filistinli tutuklunun serbest bırakılmasını isteyeceğini belirtti.

Lübnan Hizbullah’ı yaptığı açıklamada sınır bölgesinde İsrail’e bir dizi saldırı düzenlediğini açıkladı. Lübnan sınırına yakın bölgede bulunan Hanita kibbutzuna yakın bölgede İsrail birliklerini hedeflediğini aktaran Hizbullah “teyit edilmiş kayıplar” bulunduğunu duyurdu.

Hizbullah ayrıca ikinci bir saldırıda sınırdaki İsrail birliklerini hedef aldığını ve kayıplar olduğunu açıkladı. Hizbullah yanlısı El Manar televizyonu grubun dört İsrail askerini kuzeydeki bir tesise girerken hedef aldığını duyurdu.

İsrail ordusu ise Pazar günü Lübnan’dan İsrail’e atış yapıldığını ancak İsrail’in topçu atışıyla hedefleri vurduğunu belirtti. İsrail ordusunun Gazze’de verdiği kayıplar 2014 yılındaki Hamas ile savaşında verdiği kayıpların neredeyse iki katına ulaştı.

İsrail ordusu Gazze’ye 27 Ekim tarihinde başlatılan kara operasyonunda Pazar günü itibarıyla 121 İsrail askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu. 2014 yılında İsrail’in Gazze’ye düzenlediği “Koruyucu Hat Operasyonu” sırasında 66 İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borcu 219,9 Milyar Dolarla Rekor Kırdı

Türkiye’nin vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç stoku, 219,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu borç stokunun 16,3 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu.

Haber Merkezi / Vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç stoku, borçlu bazında değerlendirildiğinde ise, toplam borç stoku içinde kamu sektörünün yüzde 19,8, Merkez Bankası’nın yüzde 20,8,  özel sektörün ise yüzde 59,4 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Ekim 2023 dönemine ilişkin kısa vadeli dış borç istatistikleri açıklandı. Buna göre, ekim sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2022 yıl sonuna göre yüzde 14,5 oranında artışla 170,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 5,5 oranında artarak 65,7 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 9,5 oranında artarak 59,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2022 yıl sonuna göre yüzde 16,8 oranında artarak 12,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 7,5 oranında azalarak 20,0 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 10,1 oranında artışla 18,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 11,7 oranında artışla 14,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 9,2 oranında artarak 53,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2022 yıl sonuna göre yüzde 13,3 oranında artarak 32,7 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 5,4 oranında artarak 92,2 milyar dolar oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 24,9 oranında artarak 92,8 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 3,5 oranında artarak 76,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2022 yıl sonunda 676 milyon dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2023 Ekim sonu itibarıyla 1000 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 269 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2023 Ekim sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 50,8’i dolar, yüzde 23,1’i Euro, yüzde 9,7’si TL ve yüzde 16,4’ü diğer döviz cinslerinden oluştu. 2023 Ekim sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 219,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 16,3 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 19,8, Merkez Bankası’nın yüzde 20,8,  özel sektörün ise yüzde 59,4 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Paylaşın

ABD Ve İngiltere’den Türkiye’ye Hamas Uyarısı

Filistin – İsrail savaşını başlatan Hamas’a yönelik dördüncü yaptırım paketini açıklayan ABD ve İngiltere, üçü Türkiye’de olmak üzere Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da faaliyet gösteren toplam sekiz Hamas yetkilisini yaptırım listesine aldı.

Bu kararın, batılı başkentler tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas’ı “direniş hareketi” olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumunu nasıl etkileyeceği, bu kişilerin hesaplarının bulunduğu Türk bankaların nasıl bir tutum takınacağı ise henüz bilinmiyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; ABD ve İngiltere, yaptırım listesine alınan üç ismin Türkiye’deki bu faaliyetlerinin odağında olduklarının belirlendiğine işaret etti.

ABD Hazine Bakanlığı bünyesindeki Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) tarafından yayımlanan açıklamada, yaptırım listesine dahil edilen isimlerin “Hamas’ın şiddete dayalı faaliyetlerini idame ettiren ve finansmanını yöneten kilit yetkililer” oldukları belirtildi, ayrıca bu kişilerin İngiltere ile yakın koordinasyon halinde yürütülen çalışmalar sonucunda tespit edildiğine dikkat çekildi.

Türkiye’deki faaliyetleri sonucunda yaptırım listesine dahil edilen bu isimler Mansur Yakup Nasır el Din (Haroun Mansour Yaqoub Nasser Al-Din, Harun Naser el-Din), Cihad Yağmur (Jihad Muhammad Shaker Yaghmour) ve Mehmet Kaya.

ABD’nin Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian E. Nelson, yeni yaptırım kararı hakkında yaptığı açıklamada, Hamas’ın bu faaliyetlerine olanak tanınmasını da eleştirmesi dikkat çekti.

Hamas’ın Gazze’deki askeri faaliyetlerini desteklemek için bağış kampanyası yürüttüğünü ve yasa dışı yollardan gelir topladığına işaret eden Nelson, örgütün “bu faaliyetlerine gösterilen müsamahakârlıktan istifade ettiğine” vurgu yaptı.

Nelson ayrıca “Müttefiklerimiz ve ortaklarımız gibi biz de Hamas’ın yeni saldırıları finanse etme yetkinliğini azaltmak ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmasını engellemek için kollektif araçlarımıza ve yetkimize odaklanmaya devam ediyoruz” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller de son yaptırım kararı ile “Hamas’ın mali kaynaklarını besleyen ağları çökertmeyi” hedeflediklerini, bunun “Hamas’ın terörist faaliyetlerini önleme ve caydırmaya yönelik çabanın bir parçası olduğunu” kaydetti.

ABD tarafından yapılan açıklamada yaptırım listesine alınan Mansur Yakup Nasır el Din’in Hamas’ın Türkiye’deki finansal faaliyetlerini yöneten kilit isimler arasında yer aldığı, ayrıca Türkiye ve Gazze’den Batı Şeria’daki Hamas komuta merkezine mali kaynakları transfer eden ağın da bir üyesi olduğu belirtiliyor.

Cihad Yağmur’un ise Hamas’ın Türkiye’deki resmi temsilcisi olduğu aktarılıyor. Yağmur’un üst düzey Hamas liderlerinin oluşturduğu delegasyonları organize ettiğine ve bu delegasyonların içinde de bizzat yer aldığına, ayrıca “örgütün gizli terör faaliyetlerinin yürütülmesinde rol oynadığına” işaret ediliyor.

Cihad Yağmur, İsrailli asker Gilad Şalit’in kaçırılmasıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle İsrail tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış, 2011 yılında Şalit’in serbest bırakılması karşılığında serbest bırakılan bini aşkın Hamas mahkûmu ile serbest kalmış, Türkiye’ye sürgün edilmişti. Açıklamada, Yağmur’un Türkiye’de yasal kültürel faaliyetler kisvesi altında Hamas’a hizmet eden faaliyetler yürüttüğü belirtiliyor.

Yaptırıma dahil edilen üçüncü isim de Mehmet Kaya. Kaya’nın yıllar boyunca Hamas adına çok sayıda para transferinde rol aldığı, “Hamas için on milyonlarca dolarlık finansal hizmet sağladığı” kaydediliyor.

Yaptırım kararı Türkiye’yi de etkileyebilir mi?

Yaptırım listesine dahil edilen bu kişilerin ABD’de bulunan veya ABD’lilerin denetimi altında bulunan mülkleri ve mülklerinden yararlandıkları menfaatleri bloke edildi.

Yaptırım kararının, Türkiye’deki kişileri ve banka gibi finansal kuruluşları da ilgilendiren bir boyutu var. Çünkü açıklamanın “Yaptırımların etkileri” alt başlığı altında şu uyarı yer alıyor:

“ABD’li olmayan finans kuruluşları ve kişiler de haklarında yaptırım kararı alının kurum ve kişilerle belirli işlem ve faaliyetlere girişmeleri durumunda, yaptırım riski ya da haciz işlemi ile karşı karşıya kalabilir.”

Washington’dan Hamas’ın terör faaliyetlerine imkan sağladığı gerekçesiyle Türk hükümetine de yaptırım uygulanması yönünde çağrılar yükseliyor.

Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) Araştırmadan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Jonathan Schanzer, yaptığı açıklamada Hamas’ın uluslararası bir terör örgütü olduğunu, son ilan edilen yaptırımların da bunun altını çizdiğini vurguladı.

Hamas’ın Türkiye’deki varlığının özellikle dikkat çekici olduğuna işaret eden Schanzer, şunları kaydetti: “NATO üyesi olan bu ülke on yılı aşkın bir süredir Hamas’ın İstanbul’da kurduğu karargâh üzerinden faaliyet göstermesine izin vermiştir. Bu durum artık Washington ya da NATO tarafından daha fazla tolere edilemez.

Bir sonraki adımda Ankara’daki hükümete karşı yaptırımlar ilan edilmelidir. Türk bankalarının ABD öncülüğündeki finans sistemiyle bağlantısı kesilmelidir. Türkiye, Terörizmin Devlet Sponsoru olarak bile ilan edilebilir. Bu noktada hiçbir seçenek masadan kaldırılmamalıdır.”

Paylaşın