Türkiye, Hazırlık Maçında Polonya’ya Kaybetti

2024 Avrupa Şampiyonası için geri sayıma geçen A Milli Futbol Takımı, 31 yıl sonra hazırlık maçında karşılaştığı Polonya’ya 2-1 mağlup oldu. A Milli Futbol Takımı, 4 hazırlık maçında 3 mağlubiyet 1 beraberlik aldı.

Haber Merkezi / Başkent Varşova’daki PGE Narodowy Stadı’nda oynanan müsabakada Polonya’nın gollerini 12. dakikada Świderski ve 90. dakikada Zalewski kaydetti. Türkiye’nin golünü ise 77. dakikada Barış Alper Yılmaz attı.

Türkiye ile Polonya, bu müsabakayla tarihlerinde 18. kez karşı karşıya geldi. Türkiye, geride kalan 18 müsabakada, 3 galibiyet elde ederken, 3 maç berabere bitti, Polonya ise 12 kez galip geldi.

Türkiye, EURO 2024’te ilk maçını 18 Haziran’da Gürcistan ile oynayacak. Polonya ise 16 Haziran’da Hollanda ile karşı karşıya gelecek.

Karşılaşmadan dakikalar:

8. dakikada İrfan Can Kahveci’nin pasıyla ceza sahası içi sol çaprazında topla buluşan Kerem Aktürkoğlu uzak köşeye doğru vuruşunu yaptı, top yandan auta çıktı. 12. dakikada ceza sahasında topu kapan Lewandowski, boş pozisyondaki Swiderski’ye pasını attı. Swiderski yakın mesafeden ayak içiyle meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1-0.

17. dakikada sağ kanatta topla buluşan Frankowski sağ ayağıyla ortaladı, kale sahasında bulunan Hakan Çalhanoğlu, topu ayağıyla kornere çeldi. 19. dakikada Hakan’ın savunma arkasına gönderdiği pasa hareketlenen Kerem, ceza sahasına girdi. Kerem’in sağ çaprazdan şutunda, meşin yuvarlak kaleci Szczesny’den döndü

25. dakikada İrfan Can Kahveci’nin pasına hareketlenen Hakan Çalhanoğlu ceza sahası içi sağ çaprazından gelişine vurdu, yerden giden top direğin yanından dışarı gitti. 37. dakikada Orkun Kökçü, sağ çaprazdan kaleyi düşündü. Orkun Kökçü’nün ceza sahası dışından şutunda top auta gitti.

45. dakikada Kerem Aktürkoğlu, vuruşunu yaptı, kaleci Szczesny topu çıkardı. Pozisyonun ardından ofsayt bayrağı kaldırıldı. 55. dakikada Polonya savunmasının arkasına attığı topu kapan Barış Alper, ceza sahasına girdi, vuruşunda kaleci Szczesny meşin yuvarlağı son anda kornere çeldi.

63. dakikada Arda Güler ceza sahası dışı sağ çaprazından vuruşunu yaptı, kaleci Szczesny topu çıkardı. 67. dakikada sol kanattan hızlı gelişen Polonya atağında, Szymanski, sağ kanattan ceza sahasına hareketlenen Urbanski’ye pasını attı. Urbanski, kaleciyle karşı karşıya kaldı, şutunda Mert ayaklarıyla gole izin vermedi.

73. dakikada ceza sahasında topla buluşan Arda Güler vuruşunu yaptı, top savunmadan sekti. Ardından Arda sağ çaprazdan bir kez daha vurdu, meşin yuvarlak yine savunmaya takıldı. 77. dakikada sağ kanattan gelişen atakta, Kenan’dan pası alan Barış Alper’in Polonya ceza sahası ön çizgisi üzerinden dönerek şutunda, meşin yuvarlak köşeden ağlarla buluştu: 1-1.

79. dakikada Polonya kalecisi kalesini terk ettiği pozisyonda Kerem Aktürkoğlu topu önünde buldu. Kerem Aktürkoğlu’nun taç çizgisinden yaptığı vuruşta top üst direkten auta gitti. 90. dakikada savunmada topu kapan Zalewski, sol kanattan ceza sahasına girip, açısını düzeltti, köşeye çektiği şutta meşin yuvarlak ağlara gitti: 2-1.

Stat: PGE Narodowy

Hakemler: Balazs Berke, Vencel Toth, Balazs Szert (Macaristan)

Polonya: Szczesny, Bednarek, Dawidowicz (Dk. 46 Salamon), Kiwior, Frankowski, Piotrowski (Dk. 46 Sebastian Szymanski), Slisz (Dk. 78 Damian Szymanski), Zielinski (Dk. 46 Moder), Zalewski, Swiderski (Dk. 19 Piatek), Lewandowski (Dk. 33 Urbanski)

Türkiye: Mert Günok, Kaan Ayhan (Dk. 61 Merih Demiral), Samet Akaydın, Abdülkerim Bardakcı, Mert Müldür, Salih Özcan (Dk. 61 Okay Yokuşlu), Hakan Çalhanoğlu (Dk. 71 Kenan Yıldız), İrfan Can Kahveci (Dk. 46 Arda Güler), Orkun Kökcü, Kerem Aktürkoğlu (Dk. 83 Cenk Tosun), Semih Kılıçsoy (Dk. 46 Barış Alper Yılmaz)

Goller: Dk. 12 Swiderski, Dk. 90 Zalewski (Polonya), Dk. 77 Barış Alper Yılmaz (Türkiye)

Paylaşın

Standard & Poor’s’dan Türkiye’ye “Sıcak Para” Uyarısı

Türkiye’ye yönelik sıcak para uyarısı yapan Standard & Poor’s Global Kıdemli Direktörü Frank Gill, “2024 için çok güçlü portföy girişleri göreceğimizi düşünüyorum. Mayıs ayı boyunca ve hatta geçen hafta boyunca gerçekten çok önemli girişler oldu. Ancak 2025 yılında küresel piyasa koşullarına bağlı olarak, paraların Türkiye’yi de hızla terk edebileceğini düşünüyorum” dedi ve ekledi:

“Bence bu para gidecek. Bu yüzden de Türkiye kalıcı ve doğrudan yatırımı çekmeli ve sermayeyi yeniden temel alarak inşa etmeli. Türkiye’nin avantajlarına yatırım yapılmalı. Genç bir nüfusa sahip, dirençli bir ekonomi. AB ile özel bir gümrük anlaşması var. Dolayısıyla Türkiye’ye daha fazla doğrudan yatırım yapılmasını görmek güzel olurdu.”

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P) Global Kıdemli Direktörü Frank Gill, CNBC-e’den Alara Akgün’e Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bir not artışı olması için Türkiye’nin net rezervlerine bakacağınızı söylemiştiniz. Net rezervler mayıs sonu itibarıyla ilk kez artıya döndü. Şimşek de eksi rezervin gündemden kalktığı mesajını verdi. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kredi notunuzun görünümü pozitif. Türkiye’nin B+ olan notunu yıl sonundan önce gözden geçireceğiz. Üçte bir olasılıkla yükselebilir. Türkiye’nin rezerv birikimini ve cari açığındaki trendi izliyoruz. 2023’te bütçe açığı oldukça büyüktü. Ancak bu yıl sonuna doğru bunun yaklaşık olarak bir puan kadar düşeceğini tahmin ediyoruz. Bu süreç ayrıca altın talebine de bağlı. Piyasa, para politikasına ve yüksek seviyede kalan enflasyonun gelişimine son derece duyarlı olacak.

Bir sonraki değerlendirmeniz 1 Kasım 2024’te. O tarihe kadar rezervlerde görmek istediğiniz bir seviye var mı?

Dikkate aldığımız bir konu da kısa vadeli dış borçların brüt rezervi karşılama oranıdır. Kısa vadeli dış borçları 200 milyar dolar olarak tahmin ettik. Brüt rezervler halen bunun yüzde yüzünü karşılamıyor. Örneğin bu, IMF’nin dikkate aldığı bir ölçüt ve bu karşılama oranına ulaşmak için daha fazla rezerv birikimine ulaşmamız gerekecektir. Ancak genel olarak, rezervlerdeki trendin olumlu olduğunu düşünüyorum. Yani, sonuç olarak, belki de Türkiye’nin kendi rezervlerini, iç bankalardan alınan borçlar veya yurt dışı yerleşiklerden alınan swaplar yerine yurt içinde biriktirmesi gerekecek. Ama görünüm pozitif.

Not artışına yönelik kurum açıklamasında, politika yapıcıların, cari açığın daraldığı ve dolarizasyonun tersine döndüğü ortamda enflasyonu düşürmeyi ve liraya olan güveni yeniden tesis etmeyi başarması halinde Türkiye’nin kredi notunun yükseltilebileceği ifade edilmişti. Bu parametrelerde ilerleme var mı? Bu yıl ikinci bir not artışı görür müyüz?

Dediğim gibi, bu yıl sonuna kadar daha fazla bir iyileşme olasılığının oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Politika faizinin yüzde 50’ye çıkması, birikimlerinizi TL’ye kaydırmayı oldukça cazip kılıyor. Böylelikle döviz mevduatlarının TL’ye kaydırılması eğilimini görüyoruz. Sanırım zorluk daha çok 2025’te olacak çünkü döviz kurundaki artış enflasyonun altında. Bu da giyim, tekstil gibi önemli ihracat sektörlerinin rekabet gücünü gerçekten olumsuz etkilemeye başlayabilir, ayrıca turizmi de bir dereceye kadar etkiler. Şu anda döviz kuru, enflasyonun düşmesindeki referans noktası. Mevcut politika veya strateji, döviz kurunun reel anlamda oldukça güçlü tutulması gibi görünüyor. Bu da rekabet gücünü etkileyebilir.

Teoride, bu, sadece hükümetin değil, şirketlerin de borçlanma maliyetinin sürekli olarak düşmesi gerektiği anlamına gelmelidir. Türkiye’nin yerel piyasalarına yabancı ilgisinin arttığını görüyoruz. Şirket tahvili piyasasında aşağı yönlü faiz eğrisi var. Bu da şirketlere daha uzun vadeli ve daha düşük faizli borçlanma fırsatı verebilir. Ancak bu paranın çoğu oldukça spekülatif para. Yabancılar, Türkiye’ye taşıma oranı çok çekici olduğu için geliyor. Bu durum, 2025’te sonlanabilir ve yabancı çıkabilir. Önemli olan içeri giren paranın kalıcı olması… Sanırım bu büyük bir zorluk. Daha fazla doğrudan yatırımı nasıl çekersiniz? Bu, gelecekteki kredi notunu etkileyebilir.

Türkiye’nin hazirandan itibaren dezenflasyon sürecine girmesi bekleniyor. Sizce enflasyonda kalıcı düşüş için bu bir başlangıç mı? Yoksa enflasyonda dalgalanma görebilir miyiz? Merkez Bankası yıl sonu hedefini 38 olarak açıklamıştı. Gerçekçi mi? Yüzde 55,8 olan tahmininizi revize edecek misiniz?

Bizim bu yıl için ortalama enflasyon tahminimiz, yanılmıyorsam, evet, yüzde 56 ile 57 arasında. Biz, bu yıl için ortalama olarak yüzde 57’ye bakıyoruz. Gelecek yılın ortalama tahmini ise yüzde 28. Yani enflasyonda çok yavaş ve karmaşık bir düşüş süreci yaşanabilir. Tek haneli enflasyonu 2027 sonuna kadar görmüyoruz. Bu da üç yıl uzakta ve açıkçası, dünya komplike bir yer.

Türkiye başka bir dış şok da alabilir. Bunun yanı sıra diğer izlediğimiz şey elbette gelir politikası. Asgari ücret politikası çünkü bu enflasyon için oldukça kritik. Yani, varsayılan olarak, 2024’te başka bir asgari ücret ayarlaması olmazsa, enflasyon daha hızlı düşebilir. Ancak aynı zamanda, 2025’te alınan ücret ayarlama kararlarına da bağlı olacaktır.

Faiz politikasında erken indirim riski görüyor musunuz?

Yani, bunun büyük ölçüde tasarrufların dolarizasyon eğilimleri ve açıkça enflasyon trendlerine bağlı olacağını düşünüyorum. Ancak belki Merkez Bankası’nın 2025’in başlarında faizleri düşürmeyi düşünebileceğini bir fırsat görebilirsiniz. Bana göre, 2024’te bu çok olası görünmüyor. Tabii, enflasyonda ciddi bir düşüş yaşanmadığı sürece.

Fatih Karahan’ın Merkez Bankası Başkanı olmasının üzerinden 4 ay geçti. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve kredibilitesi yeniden tesis edildiğini düşünüyor musunuz?

Bu durumu ölçmenin bir yolu, sadece faiz politikasına bakmak olabilir ve faiz oranları geçen yazdan bu yana oldukça keskin bir şekilde artırıldı. Seçimlerden önce faiz artışı yaşandı ve bence bu Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürmek için gerekeni yapacağına dair güçlü bir sinyaldir. Bu, açıkça olumlu bir işaret. Ancak şu anda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Başkanı olmak kolay bir iş değil.

Türk tahvillerine yoğun talep var. Türkiye’ye sıcak para girişi sizce devam edecek mi? Olası bir geri çekilmede kurda ani bir şok riski gündeme gelir mi?

Bu nedenle, portföy girişleri açısından görünüm, özellikle gecelik piyasaya ve yerel piyasada çok iyi görünüyor. 2024 için çok güçlü portföy girişleri göreceğimizi düşünüyorum. Mayıs ayı boyunca ve hatta geçen hafta boyunca gerçekten çok önemli girişler oldu. Ancak 2025 yılında küresel piyasa koşullarına bağlı olarak, paraların Türkiye’yi de hızla terk edebileceğini düşünüyorum. Yetki alanımızda olan başka bölgelerdeki gibi, örneğin Mısır. Mısır’da yaşanılan şuydu: 2020-2021’de önemli portföy girişleri görülmüştü. 2022’de ise bazı büyük çıkışlar olmuştu. Benzer şekilde Türkiye’de de böyle bir durum yaşanabilir. Bence bu para gidecek. Bu yüzden de Türkiye kalıcı ve doğrudan yatırımı çekmeli ve sermayeyi yeniden temel alarak inşa etmeli. Türkiye’nin avantajlarına yatırım yapılmalı. Genç bir nüfusa sahip, dirençli bir ekonomi. AB ile özel bir gümrük anlaşması var. Dolayısıyla Türkiye’ye daha fazla doğrudan yatırım yapılmasını görmek güzel olurdu.’

Türkiye’nin gri listeden çıkması gündemde. Doğrudan yatırımlarda canlanma olur mu?

Eğer Türkiye gri listeden çıkarılırsa, bunun yardımcı olacağını düşünüyorum. Doğrudan yatırım yapan yabancı yatırımcılar çok dikkatli ve çok temkinli davranıyor. Bu yüzden Türk piyasasına milyarlarca dolar yatırım yapma kararı almaları uzun sürebiliyor. Bu nedenle, faiz oranlarının ve döviz kurlarının volatilitesine, işgücü maliyetine ve sadece iç piyasanın görünümüne de bakacaklarını düşünüyorum. Ancak Türkiye’de yatırım yapma fırsatları da var. Ve enflasyonu düşüren yönetim adımları ile sanırım daha fazla doğrudan yabancı yatırımcı göreceğimizi düşünüyoruz.

“Dolar yılı 32,5 seviyesinde tamamlar”

Son dönemde dolar/TL’de nispeten bir sakinleşme yaşanıyor. Bu suni mi sizce yoksa dolar/TL’de yukarı yönlü riskler durdu mu? Yıl sonunda dolar/TL öngörünüz nedir?

Yani, TL’nin dolar karşısında 2024’te oldukça istikrarlı olacağını düşünüyoruz. Yıl sonunda 32,5 seviyesinde sonlanabilir ve şu anki seviyeye oldukça yakın. Bunun bir numaralı nedeni, haziran ve eylül aylarındaki turizm sezonu ile güçlü bir döviz girişinin olması. Asıl soru, doların çıkacağı zamanlarda ne olacak? Yılın sonuna doğru normalde, daha yüksek döviz çıkışları ve enerji ithalatı için daha fazla döviz talebi olur. Bu nedenle, yıl sonunda biraz daha fazla volatilite olabileceğini hissediyorum. Ancak hala portföy girişlerinin çok güçlü olduğunu izliyoruz. Merkez Bankası aslında dolar alıyor, dolar satmıyor. Bu nedenle, 2024 için durum iyi görünüyor. 2025 ise daha büyük bir ayarın yapılıp yapılmayacağı sorusunu akıllara getiriyor. Çünkü 2025 yılı zor geçebilir ve özellikle ihracatçılar için bazı sektörlerin kar marjları oldukça sıkıntıya düşebilir.

Paylaşın

Erdoğan İle Aliyev, Beştepe’de Bir Araya Geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çalışma ziyareti kapsamında Türkiye’de bulunan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüştü.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i, Esenboğa Havalimanı’nda karşıladı. Aliyev’i uçaktan inişinde karşılayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Aliyev, havalimanında bir süre görüştü. İkili, daha sonra Beştepe’ye geçti. Beştepe’deki görüşme, basına kapalı yapılıyor.

Paylaşın

EURO 2024: A Milli Futbol Takım’ın Kadrosu Açıkladı

Almanya’nın ev sahipliğinde 14 Haziran – 14 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 2024 Avrupa Şampiyonası (EURO 2024) finallerinde mücadele edecek A Milli Futbol Takım’ın kadrosu belli oldu.

Haber Merkezi / Teknik Direktör Vincenzo Montella tarafından belirlenen listede 26 futbolcu bulunuyor. UEFA’ya iletilen 26 kişilik listede şu isimler yer aldı:

Kaleciler: Altay Bayındır (Manchester United), Mert Günok (Beşiktaş), Uğurcan Çakır (Trabzonspor)

Defans: Mert Müldür, Ferdi Kadıoğlu (Fenerbahçe), Zeki Çelik (Roma), Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Ahmetcan Kaplan (Ajax), Merih Demiral (Al-Ahli), Samet Akaydın (Panathinaikos)

Orta saha: Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Okay Yokuşlu (West Bromwich), Orkun Kökçü (Benfica), Salih Özcan (Borussia Dortmund)

Forvet: İrfan Can Kahveci (Fenerbahçe), Yunus Akgün (Leicester City), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu, Barış Alper Yılmaz (Galatasaray), Arda Güler (Real Madrid), Bertuğ Yıldırım (Rennais), Cenk Tosun, Semih Kılıçsoy (Beşiktaş), Yusuf Yazıcı (Lille)

EURO 2024’te F Grubu’nda yer alan Türkiye, grup etabında Gürcistan, Portekiz ve Çekya ile karşılaşacak. A Milli Futbol Takımı, turnuvadaki ilk karşılaşmasına 18 Haziran’da Gürcistan karşısında çıkacak. İkinci maçında 22 Haziran’da Portekiz’le karşı karşıya gelecek Türkiye, 26 Haziran’daki Çekya maçının ardından grup etabını tamamlayacak.

EURO 2024’te turnuvanın ilk maçı 14 Haziran’da ev sahibi Almanya ile İskoçya arasında oynanacak.

Paylaşın

Türkiye’de Her Beş Şirketten Biri “Zombi”

“İcra ve İflas Raporu”na göre Türkiye’de her beş şirketten biri fiilen iflas etti, artan kobi kredileri enflasyon karşısında ezilince finansmana erişim düştü, icra dosyalarında ise rekor kırıldı.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün hazırladığı ‘Türkiye’nin İcra ve İflas Raporu’, ekonomik krizin şirketler ve vatandaşlar üzerindeki yıkıcı etkisini ortaya koydu. Buna göre fiilen iflas etmiş ancak çeşitli mali desteklerle ayakta kalmaya çalışan şirketlerin oranı yüzde 20’ye yaklaştı. ‘Zombi şirket’ denilen bu kuruluşlara IMF’nin 2023 tarihli ‘The Rise of the Walking Dead’ raporu da dikkat çekmişti. Çalışma en fazla zombi şirketin Türkiye’de olduğunu gösteriyor.

Özellikle son dönemde devam eden yüksek faiz, KOBİ’ler açısından uygulanan vergi ve teşvik politikaları gibi birçok sebep zombi şirketlerin sayısını artırdı. Çalışmada dikkat çeken bir başka veri ise KOBİ kredisi kullanım oranları oldu. Buna göre, işletmelerin finansmana erişimi artmış gibi gözükse de gerçek borçlanma kapasiteleri zayıfladı. Uzmanlara göre bu sonuçlar sadece ekonomik darboğazın değil, sistematik sürdürülemezliğin de sinyali.

Ekonomideki bu sıkışma nedeniyle icra ve iflas dosyaları 2023’te 38.3, 2024’te 32.7 milyon adet oldu. Vahim tablo mahkemelerdeki icra ve iflas dosyalarının işlem süresini 2023’te 582 gün iken, 2024’te 918’e çıkardı. Her 14 kişiden birinin ekonomik suçlarla ilişkilendirilmesine yol açtı. Uzmanlar gelişmeyi ekonomik darboğazın sosyal yansıması olarak değerlendiriyor.

Enflasyon ve yüksek faizlerin baskısı altında kalan şirketler darboğaza girdi. Gerçekte iflas etmiş olmasına rağmen resmen kapanmayan çok sayıda ‘zombi’ işletme, faaliyetlerini borç, teşvik ve düşük faizli kredilerle sürdürürken, özel sektörün önemli bir bölümü artık ‘yaşar gibi yapan’ firmalardan oluşuyor. Krizin boyutunu ise bağımsız düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayınladığı ‘Türkiye’nin İcra ve İflas Raporu’ gözler önüne serdi.

Rapora göre Türkiye’de her beş şirketten biri fiilen iflas etti, artan kobi kredileri enflasyon karşısında ezilince finansmana erişim düştü, icra dosyalarında ise rekor kırıldı. Hukuk ve Adalet Politikaları Direktörü Dr. Yavuz Selim Günay’ın hazırladığı rapora göre pek çok şirket fiilen iflas etmiş olmasına rağmen, bu durumu resmen ilan etmeksizin faaliyetlerini asgari seviyede sürdürerek ‘zombi şirket’ niteliği kazandı. Şirketler elde ettikleri kazançlarla faaliyetlerini sürdüremiyor olsa da yeniden finansman, düşük faiz veya kamu desteği gibi desteklerle iflastan kurtuldu.

Raporda, Türkiye’de süregelen yüksek enflasyon, kredi daralması ve reel sektördeki kârlılık erozyonu gibi etkenler göz önüne alındığında, mevcut durumda zombi şirket oranının yüzde 20 seviyelerine yaklaştığı görüldü. Veriler, Türkiye’de neredeyse her 5 şirketten birinin faaliyetlerini organik olarak değil, sürekli zarar, borçlanma ve yapay yaşam destekleri ile (teşvikler, sübvansiyonlar, düşük faizli krediler vb.) devam ettirdiğini ortaya koydu.

Öte yandan Türkiye, IMF’nin 2023 tarihli başka bir raporuna göre ülkeler bazında halka açık olmayan şirketler arasında zombi şirket oranlarında yüzde 13 ile hala birinci sırada yer alıyor. Rapora göre Türkiye’de zombi şirketlerin artışı finansal istikrar açısından da önemli bir tehdit oluşturuyor. Özellikle son dönemde devam eden yüksek faiz, KOBİ’ler (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) açısından uygulanan vergi ve teşvik politikaları gibi birçok sebeple bu şirketlerin oranı gün geçtikçe artıyor.

Raporda dikkat çeken bir başka veri ise KOBİ kredisi kullanım oranları oldu. Buna göre, Türkiye’de işletmelerin finansmana erişimi artmış gibi gözükse de gerçek borçlanma kapasitelerinin zayıfladığı ortaya çıktı. Ocak 2023-Mayıs 2025 arasındaki yaklaşık 2,5 yıllık süre içerinde kullanılan KOBİ kredisi oranı yaklaşık yüzde 120 oranında artış gösterdi. Ancak aynı dönem içerisinde kümülatif enflasyon yaklaşık olarak yüzde 240 hesaplandığı için, fiyatlar ortalama olarak 3,4 katına çıkarken KOBİ kredilerindeki artış yalnızca 2,2 kat düzeyinde kaldı. Rapor, kullanılan KOBİ kredisi hacminin nominal olarak artmasına rağmen reel anlamda daraldığını, yani enflasyonun çok gerisinde kaldığını ortaya koydu.

Her 14 kişiden biri ekonomik suçlu

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporuna göre Türkiye nüfusu dikkate alındığında, 2024 yılında her 14 kişiden biri ekonomik suçlarla ilişkilendi. Mal varlığına karşı suçlar kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarına ilişkin dosya, suç ve şüpheli sayıları incelendiğinde, son yıllarda istikrarlı bir artış eğilimi gözlemlendi. Adalet Bakanlığı verilerine göre 2022 yılında mal varlığına karşı suçlar kapsamında işlem yapılan şüpheli sayısı 5 milyon 845 bin 634, 2023 yılında 5 milyon 864 bin 585, 2024 yılında 6 milyon 44 bin 908 seviyesine ulaştı.

Aynı dönemde dosya sayısı, 4 milyon 673 bin 836’dan 4 milyon 882 bin 291’e; suç sayısı, 8 milyon 65 bin 237’den 8 milyon 966 bin 686’ya yükseldi. Raporda ayrıca, Türkiye’de icra ve iflas dairelerindeki dosya sayısı da yer aldı. İcra ve iflas dairelerine gelen toplam dosya sayısının 2015’te yaklaşık 26,2 milyon düzeyindeyken, 2023’te 38,3 milyon ile zirve yaptı, 2024’te ise 32,7 milyon seviyesine geriledi. Öte yandan Adalet Bakanlığı verilerine göre icra ve iflas dairelerinde bir dosyanın ortalama işlem süresi 2023 yılında 582 gün iken, 2024 yılında bu süre 918 güne çıktı. Söz konusu yüzde 57’lik artış, sistemdeki yavaşlamanın ciddiyetini de ortaya koydu.

Karar’da yer alan habere göre; Türkiye ekonomisinin zombi şirketlerden kurtulması gerektiğini vurgulayan ekonomist Tunç Şatıroğlu şu ifadeleri kullandı; “IMF çalışmasına göre zombi şirketlerin özel şirketler içinde oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye. Ancak bu çalışma 2020’den sonrasını yani Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu dönemini kapsamıyor. Negatif reel faiz döneminde bu oranın daha da arttığını düşünüyorum. Erken faiz indirimlerinin devam etmesi durumunda zombi şirket oranın daha da artmasını beklerim. O zaman verimlilik daha da düşer ve bu durumdan kurtulmak için ödenmesi gereken ekonomik bedel çok daha ağır olur.

Olur ama bizim ekonomi yönetiminde yanlışta inat anlayışı var. O yüzden erken faiz indirimleri de devam eder, zombiler de canlıları yer. Türkiye ekonomisi zombilerden kurtulmalı. Zombiler yaşasın diye ülkenin geleceğinden harcanıyor. Bazı kavramlar: Zombi şirket faaliyetlerini sürdürmek için düşük faizli kredi kullanmak ve veya dışarıdan kendisine sermaye transferi yapılması gereken şirket demek. Düşük faiz gerçek enflasyona göre düşük faiz demek. Yani nominal faizden bahsetmiyoruz. Örneğin kredi faizi yüzde 80 olabilir ama gerçek enflasyon yüzde 90 olursa bu düşük faizdir.”

Paylaşın

Halkın Yüzde 50’sinin Tasarruf Edecek Bir Geliri Yok

Halkın yüzde 26,9’u para biriktirme hususunda bir sorun yaşamadığını yüzde 73,1’i para biriktiremediğini ifade etti. Para biriktiremediğini ifade edenlerin ise yüzde 49,8’i tasarruf edecek bir gelirinin olmadığını belirtti.

Halkın yüzde 46,5’i kişisel mali durumunun “kötü” olduğunu ifade ederken “ne iyi ne kötü” diyenlerin oranı yüzde 42,2, “iyi” diyenlerin oranı yüzde 11,3 oldu. Halkın yüzde 53,3’üne göre Türkiye’nin mevcut ekonomik durumu, tıpkı kişisel mali durumu gibi kötü. “Ne iyi ne kötü” diyenlerin oranı yüzde 15,8 iken ülkenin ekonomisiyle ilgili iyimser olanların oranı yüzde 30,9 oldu.

Areda Piar, Türkiye genelinde bin 534 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, halkın yüzde 73,1’i para biriktiremiyor. Para biriktiremediğini ifade eden katılımcıların yüzde 49,8’i, tasarruf edecek bir gelirinin olmadığını belirtti.

Bu grubun yüzde 23,3’ü aylık harcamasının yüksek olduğunu, yüzde 12,6’sı borçlarının bulunduğunu, yüzde 5,5’i beklenmedik masraflardan dolayı para biriktiremediğini belirtti. Ayrıca yüzde 5’i para biriktirme konusunda planlamaya sahip olmadığını, yüzde 1,4’ü alışveriş bağımlısı olduğunu ve yüzde 0,2’si birikim amacı olmadığı için para biriktiremediğini kaydetti.

Yastık altı, döviz ve altın

Araştırmada yer alan katılımcıların yüzde 70,4’ü Türkiye’de tasarruf yapmanın “çok zor”, yüzde 13,9’u da “zor” olduğunu ifade etti. Yüzde 11,5’i orta düzeyde olduğunu belirtirken soruya “kolay” ve “çok kolay” yanıtı verenlerin oranı sırasıyla yüzde 2,2 ve yüzde 2’de kaldı.

“Tasarruf imkânınız olsa hangi aracı tercih edersiniz?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 47,7’si fiziki altın (yastık altı birikim, gram, çeyrek ziynet vs.), yüzde 25,3’ü döviz, yüzde 22,5’i altın, yüzde 21,8’i Türk lirası mevduat (faiz geliri), yüzde 8’i Borsa İstanbul, yüzde 6,6’sı katılım hesapları (faizsiz birikim hesapları), yüzde 4,5’i döviz mevduat (faiz geliri), yüzde 3,7’si bireysel emeklilik hesapları ve yüzde 1,8’i kripto para piyasası yanıtını verdi.

Araştırmada katılımcılara en çok hangi alanlarda tasarruf yaptıkları da soruldu. Araştırmaya katılanların yüzde 22,3’ü giyim ve ayakkabıdan, yüzde 16,1’i eğlence ve sosyalleşme masraflarından kısarak tasarruf yaptığını belirtti. Yüzde 14,6’sı elektrik kullanımı, yüzde 12,3’ü su kullanımı, yüzde 9,8’i gıdadan ve yüzde 8,8’i her alanda tasarruf yaptığını söyledi.

Ayrıca yüzde 3,8’i hediye ve bahşiş masraflarında, yüzde 2,8’i doğalgaz kullanımında, yüzde 2,3’ü kişisel bakım masraflarında, yüzde 1,8’i konut masraflarında ve yüzde 0,7’si sigorta masraflarında tasarrufa gittiğini belirtti.

Araştırmada katılımcılara tatil alışkanlıklarındaki değişkenlik de soruldu. Katılımcıların yüzde 50,7’si artık tatile gitmediğini ifade etti. Bununla birlikte yüzde 31,7’si bütçesi daha uygun yerleri tercih ettiğini belirtirken yüzde 11,1’i tatil planlamasında herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi. Tatil süresini daha kısa tutarak tasarruf ettiğini belirtenler de katılımcıların yüzde 6,5’ini oluşturdu.

Araştırmaya katılanların yüzde 46,5’i kişisel mali durumunun “kötü” olduğunu ifade ederken “ne iyi ne kötü” diyenlerin oranı yüzde 42,2, “iyi” diyenlerin oranı yüzde 11,3 oldu. Katılımcıların yüzde 53,3’üne göre Türkiye’nin mevcut ekonomik durumu, tıpkı kişisel mali durumu gibi kötü. “Ne iyi ne kötü” diyenlerin oranı yüzde 15,8 iken ülkenin ekonomisiyle ilgili iyimser olanların oranı yüzde 30,9 olarak araştırmaya yansıdı.

Türkiye genelinde bin 534 kişinin katıldığı araştırma, 29 Nisan-2 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi.

Araştırmanın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Türkiye, ABD’nin F-16 Satış Kabul Mektubunu İmzaladı

Türkiye’nin 32 aydır beklediği F-16 savaş uçaklarının satışında yeni bir gelişme yaşandığı duyuran ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, Türkiye’nin, F-16 savaş uçaklarının satın alımı için teklif ve kabul mektubunu imzaladığını açıkladı.

Gün içerisinde ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Askeri İlişkiler Bölümü’nden yapılan açıklamada, “ABD, Türkiye’nin, sadece en yakın müttefiklere ve ortaklara temin edilen, şimdiye kadar üretilmiş en ileri F-16 Blok 70 savaş uçaklarını satın alması konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldığını açıklamaktan gurur duymaktadır. Bu, ABD’nin Türkiye ile tesis ettiği güvenlik ortaklığına olan sarsılmaz bağlılığının en son örneklerinden yalnızca biri” denilmişti.

Benzer şekilde ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake de, “Türkiye’nin son nesil F-16 Blok-70 savaş uçaklarını alması ve mevcut F-16 filosunu modernize etmesi konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldı. Bu, ABD’nin ulusal güvenliği, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve NATO’nun birlikte çalışabilirliği açısından iyi bir adım” ifadelerine yer verdiği bir mesaj paylaşmıştı.

ABD’li Lockheed Martin firmasınca üretilen F-16 savaş uçakları için satın alma talebini ilk kez Ekim 2021’de dile getiren Türkiye, 40 adet yeni F-16 uçağı satın almak ve filosundaki 79 uçağın da modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu. Ancak savaş uçaklarına ait mühimmat ve teçhizatı da kapsayan talep, uzun süre ABD Kongresinin engeline takılı kalmıştı.

Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılım protokolüne onay vermesinin ardından, Ankara’nın 2021’de ABD’den talep ettiği F-16 uçakları ve modernizasyon kitleri için ABD Kongresi’den yeşil ışık gelmişti. Üretim ve teslimat süreçlerine geçilmesi için, taraflar arasında bir süredir gidip-gelen taslak teklif ve kabul mektubunun nihai hali için çalışılıyordu.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan bugün yapılan açıklamada, “Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda satın alınacak F-16 Blok-70 ve modernizasyon kitleri ile diğer malzeme, mühimmat ve teçhizatın tedarik süreci daha önce açıkladığımız takvime uygun olarak olumlu şekilde devam etmektedir” denilmişti.

Paylaşın

EURO 2024 Hazırlıkları: Türkiye İle İtalya Yenişemedi

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’na (EURO 2024) hazırlık kapsamında İtalya ile Türkiye, Renato Dall’Ara Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Sebastian Gishamer’in yönettiği karşılaşma 0-0 sona erdi.

Haber Merkezi / Türkiye, mart ayında oynadığı son iki hazırlık maçında Macaristan’a 1-0, Avusturya’ya da 6-1 kaybetmişti.

Türkiye, İtalya’nın ardından EURO 2024 öncesindeki son hazırlık karşılaşmasını 10 Haziran’da deplasmanda Polonya ile oynayacak. Polonya – Türkiye karşılaşması, ülkenin en yüksek kapasiteli futbol stadyumu olan PGE Narodowy’de oynanacak ve TSİ 21.45’te başlayacak.

Karşılaşmadan dakikalar

19. dakikada ceza sahası dışı sol çaprazından Pellegrini’nin kullandığı serbest vuruşta meşin yuvarlak kalenin hemen üzerinden auta çıktı. 24. dakikada Hakan Çalhanoğlu’nun sol taraftan kullandığı köşe vuruşunda ceza alanında topa iyi yükselen Kaan Ayhan’ın kafa vuruşu üstten dışarı gitti.

28. dakikada Mert Müldür’ün İtalya ceza sahası sol çaprazından kale sahasına doğru ortasında, uzak direk yakınlarında Ozan Kabak topu kafayla çevirdi ancak kaleci Vicario topa sahip oldu. 31. dakikada İtalya’nın sağ kanattan geliştirdiği atakta, Cristante ceza sahasına doğru ortasını yaptı, Retegui’yi aşan top sol çaprazdaki Chiesa geldi. Bu futbolcunun topa gelişine vuruşunda meşin yuvarlak üstten dışarı gitti.

42. dakikada Rakibiyle girdiği ikili mücadelede sağ dizinden sakatlanan Ozan Kabak oyuna devam edemiyor. Ozan’ın yerine Merih Demiral oyuna girdi. 45. dakikada sağ taraftan İtalya’nın kullandığı köşe vuruşunda Pellegrini ortasını ceza sahasına gönderdi. Altıpasta Cristante’nin kafa vuruşu direkten oyun alanına döndü.

52. dakikada sol kanattan gelişen İtalya atağında Dimarco’nun ceza sahasına yerden gönderdiği ortaya ön direkte Retegui’nin gelişine vuruşu kaleci Altay’da kaldı. 54. dakikada İtalya ceza sahasının sağından Zeki Çelik’in ortasında, Kenan Yıldız uzak direkte topu voleyle kaleye göndermek istedi ancak ayağına oturmadı meşin yuvarlak Savunmaya çarpan top kale sahayı ön çizgisi üzerinde boşta kaldı. Barış Alper yükselerek kafa vuruşunu yaptı ancak topa kaleci sahip oldu.

59. dakikada sağ kanattan Türkiye ceza sahasına yapılan ortaya Retegui arka direkte, kale sahasının bir iki metre gerisinden rövaşata yaparak vurdu ancak top üstten auta gitti. 64. dakikada Hakan Çalhanoğlu’nun sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda ön direğe gelen topu Kaan Ayhan kafayla arkaya aşırttı. Arka direkte meşin yuvarlağın sahibi olan Merih Demiral’ın yerden çektiği şutta kaleci Vicario topu oyun alanına çeldi.

63. dakikada İtalya ceza sahasına sağ kanattan yapılan ortada, arka direkte Merih Demiral çapraz pozisyonda gelişine vurdu ancak kaleci Vicario topu çeldi. 90+3. dakikada Cambiaso’nun sol kanattan ceza alanına yerden gönderdiği pasta Raspadori’nin vuruşunu kaleci Altay Bayındır kontrol etti.

Stat: Renato Dall’Ara

Hakemler: Sebastian Gishamer, Andreas Heidenreich, Santino Schreiner

İtalya: Guglielmo Vicario, Giovanni Di Lorenzo, Gianluca Mancini, Alessandro Bastoni, Federico Dimarco (Riccardo Calafiori dk. 85), Bryan Cristante, Jorginho (Nicolo Fagioli dk. 62), Riccardo Orsolini (Andrea Cambiaso dk. 46), Lorenzo Pellegrini (Davide Frattesi dk. 68), Federico Chiesa (Mattia Zaccagni dk. 46), Mateo Retegui (Giacomo Raspadori dk. 68)

Türkiye: Altay Bayındır, Zeki Çelik (Cenk Özkacar dk. 66), Abdülkerim Bardakcı, Ozan Kabak (Merih Demiral dk. 42), Mert Müldür, Hakan Çalhanoğlu, Kaan Ayhan (Berat Özdemir dk. 67), Kenan Yıldız, Yusuf Yazıcı (Orkun Kökcü dk. 55), Oğuz Aydın (Abdülkadir Ömür dk. 46), Barış Alper Yılmaz (Semih Kılıçsoy dk. 82)

Paylaşın

Avrupa’da En Çok Çalışan, En Az Harcayan Ülke “Türkiye”

Türkiye haftalık ortalama 44.2 saatlik çalışma süresiyle bir kez daha bütün Avrupa ülkelerini geride bıraktı. Türkiye’yi sırasıyla 41.7 saat ile Sırbistan, 41.4 saat ile Bosna – Hersek ve 39.8 saat ile Yunanistan takip etti.

Çalışma saatlerinin uzunluğuna karşın Türkiye, asgari ücrette Avrupa ülkeleri arasında son sıralarda yer alıyor. 17 bin 2 lira olan net asgari ücret ile 486.5 euro alınabiliyor.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye, verilerin yayımlanmaya başladığı 2006 yılından bu yana haftalık çalışma saatlerinde Avrupa’nın tepesinde yer alıyor.

2023 yılında da bu gelenek bozulmadı ve Türkiye haftalık ortalama 44.2 saatlik çalışma süresiyle bir kez daha bütün Avrupa ülkelerini geride bıraktı.

Verilere göre Türkiye’de 2023’te haftalık çalışma süresi 2022’ye göre değişmezken, 2021 yılındaki 43.9 saatlik sürenin üzerinde bulunuyor. Avrupa ekonomisinin lokomotif ülkesi Almanya’da haftalık ortalama çalışma süresi 34 saat olarak tespit edilirken, 27 ülkeli Avrupa Birliği’nde ise çalışanların haftanın 36.1 saatini işlerinin başında geçiriyor.

Sözcü gazetesinin haberine göre; Türkiye’nin ardından en yüksek haftalık çalışma süresi 41.7 saat ile Sırbistan’da bulunuyor. 2023 yılında Bosna-Hersek’te işçiler 41.4 saat, Yunanistan’da ise 39.8 saat çalıştı.

Geçen yıl Avrupa kıtasında en az çalışma süresine sahip ülke Hollanda oldu. Hollanda’da çalışanlar 2023’te ortalama 32.2 saat çalışırken, Avusturya ve Norveç ilk 3 sırayı oluşturdu. Türkiye’de çalışanlar mesai saatleri konusunda da Avrupa ülkeleri arasında istenmeyen bir liderliğe sahip.

Verilere göre Türkiye’de çalışan kesimin yüzde 27.2’si, 2023’te haftada 49 saat ve üzerinde çalıştı. Türkiye’nin ardından listede ikinci sırada yer alan İzlanda’da ise çalışanların yalnızca yüzde 13.8’i haftada 50 saatten fazla çalıştı.

Almanya’da asgari ücret 2054 euro

Çalışma saatlerinin uzunluğuna karşın asgari ücretliler, Avrupa’nın en az kazananları arasında bulunuyor. Avrupa’da en yüksek brüt asgari ücret 2571 euro ile Lüksemburg ve 2146 euro ile İrlanda’da bulunuyor. Almanya’da ise asgari ücretlilerin aylık geliri ise 2054 euro.

Türkiye ise asgari ücrette son 5 sırada yer alıyor. Türkiye’de asgari ücretlinin brüt 20 bin 2 TL’lik maaşı 572.4 euroya denk geliyor. 17 bin 2 TL olan net asgari ücret ile de 486.5 euro alınabiliyor.

Paylaşın

İklim Krizi: 2023 Yılında Türkiye 47 Gün Aşırı Sıcak Yaşadı

İklim krizinin etkisiyle, bölgeler özelinde yaşayan insanların maruziyetini referans alarak ve tüm nüfusun ortalaması alınarak yapılan hesaplamaya göre, Türkiye, 2023 yılında 47,6 gün aşırı sıcak yaşadı.

İklim krizinin etkisi olmasaydı bu sayı 18,8 gün olacaktı. 1991 – 2020 döneminde, yerel bölgeler özelinde gözlemlenen sıcaklıkların yüzde 90’ından daha sıcak gerçekleşen gün sayısı, aşırı sıcak gün sayısı olarak ifade ediliyor.

Climate Central, World Weather Attribution (WWA) ve Kızılhaç Kızılay İklim Merkezi, sıcak hava dalgaları ve dünya genelinde aşırı sıcaklara maruz kalan insan sayısına ilişkin dün (28 Mayıs) yeni bir rapor yayımladı.

Rapor, dünyanın kayıtlara geçen en sıcak yılı olan 2023 ve küresel sıcaklıkların rekor kırdığı art arda 11 ay (Haziran 2023 – Nisan 2024) boyunca aşırı sıcak olaylarını inceliyor ve insan kaynaklı iklim krizinin milyarlarca insan için tehlikeli aşırı sıcakları artırdığını ve sıcak hava olaylarını daha uzun ve daha olası hale getirdiğini ortaya koyuyor.

Raporda, 1991-2020 döneminde, yerel bölgeler özelinde gözlemlenen sıcaklıkların yüzde 90’ından daha sıcak gerçekleşen gün sayısı, aşırı sıcak gün sayısı olarak ifade ediliyor.

Raporda öne çıkan bulgular şöyle: “12 aylık dönemde, 6,3 milyar insan (küresel nüfusun yaklaşık yüzde 78’i), insan kaynaklı iklim krizi nedeniyle en az iki kat daha olası hale gelen en az 31 gün aşırı sıcak yaşadı.

Son 12 ayda, dünya genelinde, insan kaynaklı iklim krizi, iklim krizinin olmadığı bir dünyada yaşanacak olan aşırı sıcaklara ortalama 26 gün daha ekledi.

World Weather Attribution kriterlerini kullanan çalışma, 90 farklı ülkede 76 aşırı sıcak dalgası tespit etti. Bu olaylar milyarlarca insanı risk altında bıraktı.”

Raporda Türkiye’den de veriler yer alıyor. İklim krizinin etkisiyle, bölgeler özelinde yaşayan insanların maruziyetini referans alarak ve tüm nüfusun ortalaması alınarak yapılan hesaplamaya göre, Türkiye 2023 yılında 47,6 gün aşırı sıcak yaşadı. İklim krizinin etkisi olmasaydı bu sayı 18,8 gün olacaktı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın