Birleşmiş Milletler Raporu: Türkiye, Majör Sorunlarla Karşı Karşıya

Birleşmiş Milletler (BM) kalkınma raporunda, Türkiye’nin 17 kalkınma hedefinin hiçbirinde başarı sağlayamadığı, 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi.

Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdiği vurgulandı.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre; Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti.

BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan Sürdürülebilir Kalkınma 2024 Raporu, ülkede eğitimden, cinsiyet eşitliğine, açlık ve yoksulluğa ilişkin çarpıcı sonuçlara ortaya koydu.

Rapora göre Türkiye, ‘nitelikli eğitim, sağlıklı ve kaliteli yaşam, cinsiyet eşitliği, açlığa son, yoksulluğa son ve eşitliğin azalması hedeflerinde’ sınıfta kaldı. Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’ndan (SKA) hiçbirinin 2030 yılına kadar gerçekleştirilemeyeceğini ve hedeflerin yalnızca yüzde 16’sının ilerleme kaydettiği aktarıldı.

Geri kalan yüzde 84’lük kısımda ise ilerlemenin sınırlı olduğu veya tersine döndüğü ortaya konuldu. Türkiye ise SKA sıralamasında 167 ülkeden 72. sırada 70.5 puanla yer aldı. Söz konusu raporda Türkiye’yi sırasıyla 70.4 ile Hint Okyanusu’nda bulunan ada ülkesi Mauritius, 70.3 puanla Kolombiya, 70.1 puanla Ekvador, 70 puanla Surinam, 69.5 puanla ise Jamaika takip etti.

Raporda, Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) 17 SKA hedefinden hiçbirinde başarı sağlanamazken 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi. Rapora göre, SDSN’nin “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdi.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti. “İklim Krizi Eylemi” hedefinde herhangi bir gelişme yaşanmadığına dikkat çekilen raporda ülkenin iklim krizine yönelik eylem planlarında majör sorunların olduğu ve ivme de düşüş olduğu aktarıldı.

Rapora göre majör sorunların yaşandığı diğer hedefler ise “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” ile “Eşitsizliklerin Azalması” hedefleri oldu. “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” hedefinde ivmenin durgun olduğuna dikkat çekilen raporda, “Eşitsizliklerin Azalması” hedefinde ise ivme orta düzeyde artış gösterdi.

Ciddi sorunların yaşandığı bir diğer hedefin ise “Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam” olduğu aktarılan raporda, Türkiye’nin bu hedefte de ivmesinin orta düzeyde artış gösterdiği belirtildi.

Öte yandan SDSN Başkanı ve raporun başyazarlarından Prof. Dr. Jeffrey D. Sachs ise raporda şunları aktardı: “1945 yılındaki BM’nin kuruluşu ile 2100 yılı arasındaki yolun ortasında, işlerin olağan akışında seyretmesine güvenemeyiz. Dünya, korkunç ekolojik krizler, artan eşitsizlikler, yıkıcı ve potansiyel olarak tehlikeli teknolojiler ve ölümcül çatışmalar dahil olmak üzere büyük küresel zorluklarla karşı karşıya; bir dönüm noktasındayız.”

Basın özgürlüğündeki düşüşe dikkat çekildi

Dünya genelinde basın özgürlüğünün düşüşte olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye ise 100 üzerinden 31.6 aldı. Basın özgürlüğünde de majör sorunların olduğuna dikkat çekilen ivmede ciddi oranda düşüş yaşandığı ifade edildi.

Öte yandan benzer bir durum ise aynı zamanda Meclis’teki kadın milletvekili oranında yaşandı. TBMM’deki kadın milletvekili oranının yüzde 19,9 olduğu belirtilen raporda, majör sorunların sürdüğü ve ivmenin durağan olduğuna dikkat çekildi.

Paylaşın

UEFA Avrupa Ligi: Trabzonspor’un Rakibi Belli Oldu

Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki ikinci önemli organizasyonu UEFA Avrupa Ligi’nde Türkiye’yi temsil eden Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi 2. Ön Eleme Turu’nda, Ruzomberok (Slovakya) – Tobol (Kazakistan) eşleşmesinin galibi ile karşılaşacak.

Haber Merkezi / Trabzonspor ilk maçını deplasmanda, rövanşı ise evinde oynayacak. UEFA Avrupa Ligi 2. eleme turunda ilk maçlar 25 Temmuz’da, rövanşlar ise 1 Ağustos’ta yapılacak.

Avrupa’nın kulüpler düzeyindeki en önemli turnuvası olarak kabul edilen UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Fenerbahçe’nin UEFA Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turundaki rakibi İsviçre’nin Lugano takımı oldu.

Fenerbahçe, UEFA’nın İsviçre Nyon’da bulunan merkezinde yapılan kura çekimine seri başı olarak katıldı. İkinci ön eleme turunda ilk maçlar 23 ve 24 Temmuz, rövanş karşılaşmaları ise 30 veya 31 Temmuz’da oynanacak.

Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki üç numaralı turnuvası olan UEFA Konferans Ligi’nde Türkiye’yi temsil eden Başakşehir, UEFA Konferans Ligi 2. Ön Eleme Turu’nda, Isloch Minsk Region (Belarus) – La Fiorita 1967 (San Marino) eşleşmesinin galibiyle karşılaşacak.

UEFA Konferans Ligi 2. eleme turunda ilk maçlar 25 Temmuz’da, rövanşlar ise 1 Ağustos’ta oynanacak. Başakşehir, bu turdaki ilk maçı evinde, rövanşı ise deplasmanda yapacak.

Paylaşın

EURO 2024: A Milli Futbol Takımı Galibiyetle Başladı

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) F Grubu maçında Türkiye ile Gürcistan, BVB Dortmund Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Türkiye, karşılaşmadan 3-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Hakem Facundo Tello’nun yönettiği karşılaşmada Türkiye’ye galibiyeti getiren golleri, 25. dakikada Mert Müldür, 65. dakikada Arda Güler ve 90+7. dakikada Kerem Aktürkoğlu kaydetti. Gürcisan’ın tek golünü ise 32. dakikada Mikautadze attı.

Arda Güler, Cristiano Ronaldo’nun geçerek Avrupa Futbol Şampiyonası tarihinde oynadığı ilk maçında gol atan en genç oyuncu oldu.

A Milli Futbol Takımı, F Grubu’ndaki 2. maçını 22 Haziran Cumartesi günü TSİ 19.00’da Dortmund’da Portekiz ile karşı karşıya gelecek.

Goller

25. dakikada sol kanattan Orkun’un pasında ceza alanına hareketlenen Ferdi’nin son çizgiye inip içeriye çevirdiği topu savunmada Dvali kafayla arkaya aşırdı. Sağ çaprazda ceza sahası çizgisi üzerinde meşin yuvarlağı önünde bulan Mert Müldür’ün gelişine sert şutu ağlarla gitti. 1-0

32. dakikada sağ taraftan atağa çıkan Gürcistan’da Kochorashvili’nin, ceza sahası çizgisi üzerinden ön direğe yerde gönderdiği topa Mikautadze’nin bekletmeden vuruşu direk yanından filelere gitti. 1-1

90+7. dakikada Gürcistan’ın kullandığı kornerde kalecinin de ileri çıkmasıyla meşin yuvarlağı kazanan millilerde Kerem Aktürkoğlu, yarı sahadan aldığı topla rakip kaleye kadar giderek meşin yuvarlağı boş filelere bıraktı. 3-1

Stat: BVB Dortmund

Hakemler: Facundo Tello, Gabriel Chade, Ezequiel Brailovsky (Arjantin)

Türkiye: Mert Günok, Mert Müldür (Dk. 85 Zeki Çelik), Samet Akaydın, Abdülkerim Bardakcı, Ferdi Kadıoğlu, Kaan Ayhan (Dk. 79 Merih Demiral), Hakan Çalhanoğlu (Dk. 90+1 Salih Özcan), Arda Güler (Dk. 79 Yusuf Yazıcı), Orkun Kökçü, Kenan Yıldız (Dk. 85 Kerem Aktürkoğlu), Barış Alper Yılmaz

Gürcistan: Mamardashvili, Kakabadze, Kverkvelia (Dk. 85 Zivzivadze), Kashia, Dvali, Tsitaishvili (Dk. 74 Lochoshvili), Mekvabishvili (Dk. 89 Altunashvili), Kochorashvili, Chakvetadze (Dk. 74 Davitashvili), Kvaratskhelia, Mikautadze

Goller: Dk. 25 Mert Müldür, Dk. 65 Arda Güler, Dk. 90+7 Kerem Aktürkoğlu (Türkiye), Dk. 32 Mikautadze (Gürcistan)

Paylaşın

Fitch’ten Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 43

Fitch Ratings, Türkiye için 2024 yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 43’e çekti. Kuruluş, enflasyonun 2025 yıl sonunda yüzde 23, 2026 yıl sonunda ise yüzde 18 olacağı tahmininde bulundu.

Fitch Ratings, bu yıl Türkiye için büyüme tahmininin yüzde 2,8’den yüzde 3,5’e çıkarırken, 2025’te yüzde 3 ve 2026’da yüzde 3,2 büyüme beklediğini kaydetti.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nun haziran sayısını “Para Politikası Yeni Bir Aşamaya Giriyor” başlığıyla yayımladı.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Raporda Avrupa’da toparlanma ihtimaline olan güven arttığı, Çin’in ihracat sektörü canlandığı ve Çin dışındaki gelişmekte olan piyasalarda iç talep daha güçlü bir ivme gösterdiği için küresel büyüme tahminlerinin yukarı yönlü revize edildiği aktarıldı.

Dünya ekonomisinin büyüme tahmininin 2024 yılı için yüzde 2,4’ten yüzde 2,6’ya çıkarıldığı kaydedilen raporda, küresel ekonominin 2025 ve 2026’da her iki yılda da yüzde 2,4 büyümesinin beklendiği belirtildi.

Raporda, ABD ekonomisinin yavaşladığı ancak bunun kademeli olduğu ve ülke ekonomisi için büyüme tahmininin bu yıl için değiştirilmeyerek yüzde 2,1 seviyesinde bırakıldığı ifade edildi. ABD ekonomisinin 2025’te yüzde 1,5 ve 2026’da yüzde 1,6 büyümesinin beklendiği aktarıldı.

Euro Bölgesi ekonomisinin büyüme tahmininin ise bu yıl için yukarı yönlü revize edildiği belirtilen raporda, büyüme tahmininin 2024 yılı için yüzde 0,6’dan yüzde 0,8’e çıkarıldığı kaydedildi. Raporda, Euro Bölgesi ekonomisinin 2025’te yüzde 1,5 ve 2026’da yüzde 1,4 büyümesinin öngörüldü.

Raporda, Çin ekonomisinin de büyüme tahmininin bu yıl için yüzde 4,5’ten yüzde 4,8’e yükseltildiği, ülke ekonomisinin 2025’te yüzde 4,5 ve 2026’da da yine yüzde 4,5 büyümesinin öngörüldüğü aktarıldı.

Merkez bankalarının artık para politikasını gevşetmeye yöneldiğine işaret edilen raporda, ancak enflasyonun “şaşırtıcı derecede” kalıcı olmaya devam ettiği ve küresel faiz oranlarının gelecek 12-18 ay boyunca “daha sığ” bir hızda düşmesinin beklendiği ifade edildi.

Raporda, küresel para politikası döngüsünün, faiz oranlarının yavaş ama yine de talebi kısıtlayacak seviyelere düşeceği yeni bir aşamaya girdiği aktarıldı.

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) bu yıl iki kez daha faiz indirimi yapmasının öngörüldüğü belirtilen raporda, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) eylül ayında faiz indirimine başlamasının ve aralık ayında bir faiz indirimi daha yapmasının beklendiği kaydedildi.

Raporda, merkez bankalarının özellikle yüksek hizmet enflasyonu ışığında para politikasını çok hızlı gevşetme konusunda temkinli davrandığı ifade edildi.

Türkiye için büyüme tahmini yüzde 3,5, enflasyon tahmini yüzde 43

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelere de yer verilen raporda, ekonominin bu yılın ilk çeyreğinde ihracattaki toparlanma, ithalattaki keskin düşüş ve güçlü olan iç talep nedeniyle tahminlerin üzerinde büyüdüğü aktarıldı.

Raporda, Türkiye ekonomisinin büyüme tahmininin bu yıl için yüzde 2,8’den yüzde 3,5’e çıkarıldığı belirtildi. Ekonominin 2025’te yüzde 3 ve 2026’da yüzde 3,2 büyümesinin beklendiği kaydedildi.

Daha sıkı para politikası, daha yavaş kredi büyümesi ve maliye politikasının beklenen sıkılaşmasının bu yıl enflasyonun düşürülmesine yardımcı olacağı, önemli baz etkileriyle de temmuz ayından itibaren yıllık oranın düşmesine katkıda bulunacağı belirtilen raporda yıl sonu enflasyon beklentisinin 2024 için yüzde 43, 2025 için yüzde 23 ve 2026 için 18 olduğu ifade edildi.

Paylaşın

Haberler, Depresif, Acımasız Ve Sıkıcı Bulunuluyor

Yeni yayınlanan bir rapora göre haberleri takip edenlerin sayısı giderek azalırken, haberler, depresşf, acımasız ve sıkıcı bulunuluyor. Raporun Türkiye bölümünde ise haberlere olan güven yüzde 35’te kaldı.

Haber takibi için en önemli sosyal medya platformu, uzun süredir düşüşte olmasına rağmen hala Facebook. YouTube ve WhatsApp birçokları için önemli haber kaynakları olmaya devam ediyor. TikTok da yükselişte ve ilk kez X’i (eski adıyla Twitter) geride bıraktı.

Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü, 2024 Dijital Haber Raporu’nu yayımladı. Rapora göre dünyada her 10 kişiden yaklaşık dördü (yüzde 39) bazen ya da sık sık aktif şekilde haberlerden uzak duruyor. Rapora göre bu oran 2017 yılında yüzde 29’du.

Raporda haberden kaçınma düzeyinin rekor dereceye ulaştığına dikkat çekiliyor. Araştırmayı yapan YouGov araştırma şirketi 47 ülkede 94 bin 943 yetişkinle görüştü. Görüşmeler yapıldığı dönemde dünya çapında bir çok ülkede seçimler yapılıyordu. Ayrıca Filistin ve Ukrayna’da savaş yaşanıyordu.

Dünya çapında yapılan araştırmaya katılanların yüzde 46’sı, haber takibiyle çok ya da aşırı derecede ilgili olduklarını söyledi. 2017’de bu oran yüzde 63’tü. İngiltere’de de 2015’ten bu yana haber takibine ilgi, yarı yarıya azaldı.

BBC’ye konuşan raporun baş yazarlarından Nic Newman, haber takibinden seçici olarak kaçınmayı tercih edenlerin, bunu sıklıkla kendilerini “güçsüz” hissettikleri için yaptıklarını söylüyor.

Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü’nün 2024 Dijital Haber Raporu’na göre, kadınların ve gençlerin, etraftaki haber yoğunluğundan dolayı kendilerini yorgun hissetme olasılıkları daha fazla.

Rapor için yapılan araştırma, haberlere güvenin yüzde 40 oranında sabit kaldığını, ancak koronavirüs pandemisinin en yüksek olduğu döneme kıyasla bu oranın yüzde 4 oranında azaldığını gösterdi.

Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü’nün 2024 Dijital Haber Raporu’nda, son 10 yılda TV ve yazılı basın gibi geleneksel haber kaynaklarının izleyici kitlesinin keskin şekilde düştüğü, gençlerin haberleri internet veya sosyal medya aracılığıyla almayı tercih ettiği belirtildi.

İngiltere’de, rapor için yapılan araştırmaya katılanların yaklaşık dörtte üçü (%73) haberleri internetten aldıklarını söyledi. Bu oran TV için yüzde 50, yazılı basın için ise sadece yüzde 14 oldu.

Haber takibi için en önemli sosyal medya platformu, uzun süredir düşüşte olmasına rağmen hala Facebook. YouTube ve WhatsApp birçokları için önemli haber kaynakları olmaya devam ediyor. TikTok da yükselişte ve ilk kez X’i (eski adıyla Twitter) geride bıraktı. 18-24 yaş arasındakilerin yüzde 23’ü, haber takibi için TikTok’u kullanıyor.

Video paylaşım uygulaması YouTube’u haber takibi için kullananların oranı yüzde 13. X için ise bu oran yüzde 10. Raporda, bu değişimlere bağlı olarak videonun, özellikle genç gruplar için internette daha önemli bir haber kaynağı haline geldiği, en çok ilgi çekenlerin kısa haber videoları olduğu kaydedildi.

Raporun baş yazarlarından Nic Newman’a göre tüketiciler, kullanımı kolay olduğu ve çok çeşitli alanda ilgi çekici içerik sunduğu için videoyu benimsiyor. Ancak birçok geleneksel haber merkezinin kökleri hala yazılı metin temelli bir kültüre dayandığı için bu haber merkezleri, hikaye anlatımlarını yeni tekniklere uyarlamakta zorlanıyor.

Raporda belirtilen bir diğer nokta da, yayıncılar için haber podcastinin parlak bir nokta olduğu. Ancak podcast hala genelde öncelikle iyi eğitimli izleyicilerin ilgisini çeken “azınlık etkinliği” olarak nitelendiriliyor.

Raporda, yapay zekanın özellikle siyaset veya savaş gibi ciddi konularda habercilikte nasıl kullanılabileceği konusunda kamuoyunda yaygın şüphe olduğu da vurgulanıyor ve şu tespite yer veriliyor. “Yapay zekanın deşifre ve çeviri gibi perde arkası görevlerde, gazetecilerin yerine geçmek yerine desteklenmesinde kullanılması daha fazla rahatlık sağlıyor.”

Türkiye’de durum

Raporun Türkiye bölümünde verilen bilgiye göre haberlere olan güven yüzde 35’te kaldı. Geçtiğimiz yıla kıyasla eleştirel yayın yapan medya kuruluşlarına ise güvenin arttığı görüldü.

Raporda, ‘en güvenilen’ ve ‘en güvenilmeyen’ medya kuruluşları da sıralandı. Anket yöntemiyle oluşturulan verilerde, katılımcılara 15 medya kuruluşunun ismi verildi ve bu kuruluşlarda yayınlanan haberlere ne kadar güvendikleri 0-10 ( 0-‘hiç güvenilir değil’ ve 10-‘tamamen güvenilir’) skalasında soruldu.

‘En az güvenilen’den ‘en çok güvenilen’e doğru sıralanan liste şöyle:

A Haber: Güven yüzde 35, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 17, Güvenmiyorum yüzde 48
2. ATV: Güven yüzde 36, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 19, Güvenmiyorum yüzde 45
3. Sabah: Güven yüzde 39, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 21, Güvenmiyorum yüzde 40
4. TRT Haber: Güven yüzde 45, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 18, Güvenmiyorum yüzde 37
5. Hürriyet: Güven yüzde 42, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 24, Güvenmiyorum yüzde 34

6. Milliyet: Güven yüzde 44, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 24, Güvenmiyorum yüzde 33
7. Kanal D Haber: Güven yüzde 42, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 26, Güvenmiyorum yüzde 32
8. Show Tv Haber: Güven yüzde 43, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 6, Güvenmiyorum yüzde 31
9. CNN Türk: Güven yüzde 50, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 21, Güvenmiyorum yüzde 29
10. Halk TV: Güven yüzde 52, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 19, Güvenmiyorum yüzde 29

11. Sözcü: Güven yüzde 53, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 20, Güvenmiyorum yüzde 27
12. Habertürk: Güven yüzde 51, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 23, Güvenmiyorum yüzde 26
13. NTV: Güven yüzde 52, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 22, Güvenmiyorum yüzde 26
14. Cumhuriyet: Güven yüzde 54, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 22, Güvenmiyorum yüzde 25
15. NOW TV: Güven yüzde 60, Ne güveniyorum ne de güvenmiyorum yüzde 16, Güvenmiyorum yüzde 25

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Açlık Sınırı Asgari Ücreti 1 Bin 487 Lira Geçti

Türkiye’de dört kişilik bir aile için açlık sınırı 18 bin 489 lira, yoksulluk sınırı ise 63 bin 955 lira oldu. Türkiye’de şu anda net asgari ücret, 17.002,12 lira.

Haber Merkezi / Sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyeti, günlük 600 lirayı aşarken, tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı ise 30 bin liraya yaklaştı.

Birleşik Metal İş Sendikası Araştırma Merkezi (BİSAM) Mayıs 2024’e ait açlık-yoksulluk araştırmasını yayımladı. Buna göre, sağlıklı ve dengeli beslenmenin günlük maliyeti 600 lirayı geçti.

BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Mayıs 2024 için 18 bin 489 lira oldu. Açlık sınırı üzerinden hane halkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 63 bin 955 lira olarak hesaplandı.

Sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyeti günlük 600 lirayı geçti

Asgari ücretlinin bayrama açlık sınırının altında girdiğinin belirtildiği hesaplamaya göre sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyeti günlük 600 lirayı geçti. Tek başına yaşayan bir kişi için ise yoksulluk sınırı 30 bin liraya yaklaştı. Araştırmaya göre; yüksek fiyat artışlarıyla et, yumurta, kurubaklagil grubu harcama sepetinde süt ve süt ürünlerini tahtından etti.

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı yüzde 28.7 ile ilk defa süt ve süt ürünleri grubunun payını geçti. Süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 28.2’de kaldı. Sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 26.2 oldu. Ekmek, makarna vb. için pay yüzde 9.2, diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 7.6’dır.

Günlük harcamalarda en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri 174.06 liralık harcama gereksinimi ile oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı 136.08 TL. Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 163.59 liraya ulaştı.

Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 40.25 lira. Katı yağ ve sıvı yağ ise 32.56 liralık masraf yapılması gereken ürün grubu. Yumurta için 8.44, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 14.34 lira harcama yapılması gerekiyor.

Paylaşın

İktidar, Halkın Cebindeki Son Kuruşlara Da Çökme Peşinde!

İktidar, TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) yaz tatiline girmeden önce yasalaştırılmayı hedeflediği yeni vergi paketiyle, halkın cebinde kalan son kuruşlara da çökmeyi hedefliyor.

Yeni vergi paketiyle moto kuryelere yapılan ödemelerden, engelli araçlarına sağlanan istisnaların kısıtlanmasına ve yurtdışı çıkış harcının 1500 TL’ye çıkartılmasına kadar bir dizi düzenleme yer alıyor.

Bloomberg’in yasa teklifi ile ilgili çalışmalar hakkında doğrudan bilgi sahibi olan yetkililerden edindiği bilgiye göre, taslak aşamasındaki çalışmayla ilgili son düzenlemeler salı akşamı Cumhurbaşkanlığı’nda yapıldı.

Vergi paketiyle ilgili yasa teklifinin bayram tatili sonrasında Meclis’e sunulması ve TBMM yaz tatiline girmeden önce de yasalaştırılması hedefleniyor. Taslakta yer alan düzenlemelerle en az 226 milyar TL’lik bir ek gelir olanağı yaratılması öngörülüyor.

Taslak 1999 yılındaki iki depremden sonra hayata geçirilen vergi düzenlemesinden sonra bugüne kadarki en kapsamlı mali revizyonlardan biri olarak dikkat çekiyor.

Taslağa göre, OECD ve BEPS projesi kapsamında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu yaklaşık 140 ülke tarafından onaylanan mutabakat metnine göre yıllık konsolide hasılatı 750 milyon euro eşiğini aşan çok uluslu işletme gruplarının düşük vergileme yapılan ülkelerdeki şube, iştirak ve işyerlerinin asgari bir tamamlayıcı vergilemeye tabi tutulması kararından hareketle bu şirketlere ek vergi getirilmesi öngörülüyor.

Bu kapsamda faaliyet gösterilen her bir ülke bazında belirlenen efektif vergi oranı yüzde 15’in altında olduğunda, o ülkede doğan karlara tamamlayıcı bir vergi uygulanacak. 2024 gelirlerine uygulanmak üzere ve 2025 yılında verilecek ayrı bir beyanname ile yürürlüğe girmesi öngörülen düzenlemeyle tahmini 40 milyar TL gelir etkisi bekleniyor.

Tasarıya göre Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları ve Gayrimenkul Yatırım Fonları’nın gayrimenkullerden elde edilen kazançlar dolayısıyla asgari kurumlar vergisi ödenmesi öngörülüyor. Mevcut kurumlar vergisi yasasına göre, yatırım fon ve ortaklıklarının kazançlarının tamamı kurumlar vergisinden istisna.

Düzenlemenin 1 Ocak 2025’ten itibaren elde edilen kazançlara uygulanması durumunda 7,2 milyar TL gelir etkisi olacağı tahmin ediliyor. Tam mükellef kurumlara ait olan ve 2 yıldan fazla süreyle elde tutulan BİST’te işlem görmeyen hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlara uygulanan gelir vergisi istisnası kaldırılıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada Borsaya yönelik taslak vergi çalışmasının yeniden değerlendirmek üzere bir süreliğine ertelediklerini duyurdu.

Taslakta kripto varlıkların vergilendirilmesine ilişkin olarak ise 2 farklı vergilendirme formülü öneriliyor. Bunlardan ilki, alım-satımlardan on binde 3 gibi bir oranda işlem vergisi uygulanması, diğeri de alım-satımdan elde edilen gelirden gelir vergisi alınması. Kripto varlıklara işlem vergisi getirilmesi durumunda yıllık vergi getirisinin 3,7 milyar TL olacağı öngörülüyor.

Asgari kurumlar ve asgari gelir vergisi

Taslakta bazı AB ve OECD ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de asgari kurumlar vergisi uygulaması öngörülüyor. Bu vergi, tahakkuk eden kurumlar vergisi, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancının yüzde 10’u olarak hesaplanan asgari vergiden veya beyan edilen hasılatın yüzde 2’si matrah kabuledilerek kurumlar vergisi oranında hesaplanan asgari vergiden, yüksek olanından az olamayacak. 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere başlanılacak olan uygulama ile 2025 yılı için ilave 90 milyar TL yıllık gelir etkisi öngörülüyor.

Çalışmada, ticari, zirai ve serbest meslek faaliyetleri nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeye mecbur olan mükellefler için asgari gelir vergisi uygulaması getirilmesi öngörülüyor. Cumhurbaşkanına bu kapsamda belirlenecek oranı, sektörleri, iş gruplarını ve iş türleri bazında her bir kazanç türü itibarıyla artırma ve azaltma yetkisi verilecek. Uygulamaya 2025’ten itibaren geçilmesi durumunda yıllık 37,4 milyar TL gelir etkisi öngörülüyor.

Taslakta, yap-işlet-devret ve kamu-özel işbirliği (KÖİ) ile yapılan projeler kapsamında elde edilen kazançların vergisinin de artırılması planlanıyor. Bu oranın yüzde 25 yerine yüzde 30 olarak uygulanmasının bugün itibarıyla 44 mükellefi ilgilendirdiği ve yeni uygulamanın 557 milyon TL kurumlar vergisi etkisi oluşturacağı belirtiliyor.

Esas faaliyet konusu kıymetli maden alım satımı olmayan işletmeler, yatırım amaçlı olarak altın, gümüş, platin gibi kıymetli madenleri satın alıyor ve aktiflerine kaydedebiliyor. Bunlara ilişkin değer artışları satış aşamasına kadar vergilendirilmiyor. Taslakta bu madenler ile mevduat hesaplarının, Döviz ve döviz hesaplarında olduğu gibi borsa rayici ile değerlenmesi, bu değerleme sonucu, geçici vergi dahil hesap dönemleri itibarıyla değerleme farklarının vergilendirilmesi öngörülüyor. Bankacılık sisteminde kıymetli madenlere dayalı hesapların büyüklüğünün 852 milyar TL olduğu, bunun 52,7 milyar TL’sinin ticari işletmelerin olduğu öngörülüyor.

Kurumların aktiflerinde iki yıldan fazla bulunan iştirak hisselerinin satışından elde edilen kazançların yüzde 75’i kurumlar vergisinden istisna tutuluyor. Taslakta bu oranın yüzde 25’e indirilmesi öngörülüyor. İştirak hissesi satış ve devirlerinde uygulanan istisnaların, yeni iktisap edilen iştirak hisselerine yönelik olarak kaldırılması planlanıyor. Mevcut istisna oranının yüzde 25’e düşürülmesinin 2023 yılındaki gerçekleşme oranında satış yapıldığı varsayımıyla 2024 yılında 15 milyar TL vergi etkisi oluşturacağı hesaplanıyor.

Taslakla deniz taşıma araçlarına limanlarda verilen hizmetlere uygulanan KDV istisnasının kapsamı da daraltılıyor. 2023 yılında toplam işlem bedelinin 236,6 milyar TL olduğu, istisnanın kapsamının daraltılmasıyla toplam etkinin 5,4 milyar TL olacağı tahmin ediliyor.

Ulusal güvenlik kuruluşlarının ihtiyaçları için yapılan birçok alım KDV’den istisna tutuluyor. Taslak çalışmayla bazı alımların ithal yapılması durumunda istisnanın daraltılması öngörülüyor.

Mevzuata göre, altın, gümüş, platin arama, işletme, zenginleştirme ve petrol arama faaliyetlerine lişkin olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan teslim ve hizmetler ile boru hattıyla taşımacılık yapanlara bu hatların inşa ve modernizasyonuna ilişkin yapılan teslim ve hizmetler de KDV’den istisna tutuluyor. Çalışma bu istisnaların da daraltılmasını ve böylece 911 milyon TL’lik vergi etkisi oluşturmasını öngörüyor.

Aynı şekilde limanlara bağlantı sağlayan demiryolu hatları, limanlar ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya yatıran mükelleflerle genel bütçeli idarelere de çeşitli KDV istisnaları sağlanıyor. Bu alanda yapılacak daraltmayla da yıllık 1,7 milyar TL gelir bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi paketi ile ilgili Bloomberg’in sorusu üzerine çalışmalara ilişkin yorum yapmadı.

Vatandaşı doğrudan ilgilendiren düzenlemeler

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından üzerinde çalışmaları süren yeni vergi paketiyle moto kuryelere yapılan ödemelerden, engelli araçlarına sağlanan istisnaların kısıtlanmasına ve yurtdışı çıkış harcının 1500 TL’ye çıkartılmasına kadar bir dizi düzenleme yer alıyor.

Bloomberg’in yasa teklifi ile ilgili çalışmalar hakkında doğrudan bilgi sahibi olan yetkililerden edindiği bilgiye göre taslak aşamasındaki düzenlemede vatandaşı ilgilendiren düzenlemelerden bazıları şöyle:

Türkiye’de 2024 yılı için hesaplanması gereken ÖTV ve diğer her türlü vergiler dahil satış bedeli 1 milyon 591 bin TL’nin altında olan binek otomobiller, engellilik derecesi yüzde 90 veya daha fazla olanlar için 5 yılda bir kez olmak üzere ÖTV’den muaf tutuluyor.

Hazine çalışmasına göre, bu satışlar nedeniyle vazgeçilen ÖTV tutarı 2024’te 54,8 milyar TL, KDV tutarı da 10,9 milyar TL. 2024 yılının ilk 5 ayında satılan araçların yaklaşık yüzde 30’u bu şekilde satıldı. Taslak çalışmada istisnadan yararlanma süresinin 5 yıldan 10 yıla çıkartılması ve taşıtların veraset yoluyla intikalinde istisnaya konu vergilerin mirasçılar tarafından ödenmesi öngörülüyor.

Yurt dışı çıkış harcı bugün itibarıyla 150 TL olarak uygulanıyor. Taslak çalışmada, bunun 1500 TL’ye çıkartılması, harcın her yıl yeniden değerleme oranında artırılması öngörülüyor. Taslakta 2023 yılında 8,7 milyon kişinin harç ödeyerek yurt dışına çıktığı, 2024’te bu sayının gerçekleşmesi halinde yıllık gelir etkisinin 12,6 milyar TL olacağı hesaplandı.

Ticari kazanç mükellefi olan 126 bini aşkın moto kuryelere bu hizmetleri karşılığı yapılan ödemelerden yüzde 15 oranında tevkifat yapılması ve bir takvim yılı içinde elde ettikleri gelirlerin tarifenin dördüncü dilimini aşmaması halinde tevkifatın nihai vergileme olması, aşması halinde ise beyanname verilmesi öngörülüyor. Bu düzenlemeden beklenen gelir etkisi 3,9 milyar TL.

Taslakla serbest meslek erbabı ile ticaret erbabının bir ayda 3, yılda da toplam 12 kezden az olmamak üzere yapılacak yoklamalarla günlük hasılatlarının tespit edilmesi, mükellef tarafından beyan edilen hasılat ile yoklamalarda tespit edilen hasılat arasında bir fark bulunması halinde mükellefin izaha davet edilmesi öngörülüyor. Bunun yeterli görülmemesi halinde de yapılmış hasılat tespitleri esas alınarak vergi dairesi tarafından re’sen tarhiyat yapılması ve vergi incelemesi başlatılması planlanıyor.

Taslak çalışmada, vergi usulsüzlüklerine uygulanacak cezaların da artırılması öngörülüyor. Bu kapsamda kesilecek yeni ceza tutarı ve tahsilat gerçekleşmelerinin tahmini 2 milyar TL olması hedefleniyor. Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin altyapı ve küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin inşaasına ilişkin süreçlerde uygulanan KDV istisnalarının da daraltılması planlanıyor. Bu çalışmanın etkisinin de 616 milyon TL olacağı tahmin ediliyor.

Gelir vergisi kanununa göre, gayrimenkullerin, hakların, gemi ve gemi paylarının iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde satılması halinde elde edilen değer artışı kazançları vergiye tabi. Düzenlemeyle 5 yıllık istisna süresi sadece bir konut için uygulanacak. 2023 yılına ilişkin olarak 12 binden fazla mükellefin 4,4 milyar TL matrah üzerinden 1,2 milyar TL vergi ödediği hesaplandı. Bu düzenlemenin nasıl bir gelir etkisi oluşturacağı izleyen dönemlerde ortaya çıkacak.

Serbest bölgelerdeki üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançların tamamı, üretilen ürünlerin yurt içine ya da yurt dışına satılıp satılmadığına bakılmaksızın kurumlar vergisinden istisna. Yeni düzenlemeyle serbest bölgelerde faaliyet gösteren kurumların ihracattan elde ettikleri kazançların istisna olması, yurtiçine yaptıkları satışlardan elde edilen kazançlara tanınan istisnanın kaldırılması planlanıyor. Bu adımın da tahmini gelir etkisinin 7 milyar TL olacağı tahmin ediliyor.

Paylaşın

Avrupa’dan Türkiye’ye Zorunlu Din Eğitimi Ve Askerlik Uyarısı

Strazburg’da toplanan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’de inanç özgürlüğü ile zorunlu askerlik ve din eğitimi konularında ilerleme çağrısında bulundu.

VOA Türkçe’den Arzu Çakır’ın haberine göre; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’den Sünni İslam dışında dini veya felsefi inanışa sahip ebeveynlerin çocukları için uygun seçeneklere ihtiyaç duyulduğuna ilişkin kararın gereklerinin yerine getirilmesini istedi.

Komite ayrıca, Türkiye’deki yetkililere, AİHM tarafından alınan kararda olduğu gibi askerliği reddeden “vicdani retçiler ve pasifistler” için zorunlu askerlik hizmetine alternatif seçenekler sunulmasını talep etti.

Bakanlar Komitesi, Aleviler’in ibadetlerini gerçekleştirdiği cemevlerinin de devlet tarafından desteklenen ibadet mekanları olarak kabul edilmesine ilişkin “İzzettin Doğan ve diğerleri” davasında gerekli adımların atıldığına kanaat getirerek bu dosyanın kapatılmasına karar verdi.

AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetlemek üzere Strazburg’da toplanan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, her devletin AİHM kararlarına uyma yükümlülüğünün altını çizerek, Türkiye’de inanç özgürlüğü ile zorunlu askerlik ve din eğitimi konularında ilerleme çağrısında bulundu.

Bakanlar Komitesi, son üç aylık toplantısında yetkililere, Sünni İslam’ı takip etmeyen ebeveynlerin çocuklarına “zorunlu din eğitimi dışında kalmaları için uygun olanakların sağlanması” çağrısında bulundu.

Komite, vicdani retçileri kapsayan “Ülke grubu davası” ile Alevi inancına sahip ailelerin çocuklarına din dersinin zorunlu olmasını kapsayan “Mansur Yalçın ve diğerleri” davasında iki “ara karar” aldı.

Ülke grubu davaları, “pasifist ve vicdani retçi oldukları gerekçesiyle zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmeyi reddettikleri için defalarca kovuşturulması ve mahkum edilmelerini” kapsıyor.

Bakanlar Komitesi, toplantının ardından yaptığı açıklamada, “Mahkemenin bu davalardaki kararlarının kesinleşmesinden yıllar sonra, başvuranları ve bu durumdaki diğer kişileri korumak için gereken yasal reformları uygulamaya yönelik hiçbir somut adımın atılmamasından duyduğu derin kaygıyı” dile getirdi.

Açıklamada, “Komite, başvuranlardan üçünün hala askerlikten kaçan kişiler olarak görülmesinden ve kovuşturma tehdidiyle ve ‘sivil ölüm’ anlamına gelen çok sayıda kısıtlamayla karşı karşıya kalmaya devam etmesinden derin üzüntü duymaktadır” denildi.

Bakanlar Komitesi, zorunlu din dersleriyle ilgili, AİHM’in, 2008 yılındaki “Zengin-Türkiye davası” ile 2014 yılında “Mansur Yalçın ve Diğerleri – Türkiye” davasında aldığı kararlara atıfta bulundu. Komite, ebeveynlerin kendi dini veya felsefi inançlarını açıklamalarını gerektiren prosedürle sağlanan çok sınırlı bir istisna dışında, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin Türkiye’de zorunlu olmaya devam etmesini “derin bir üzüntüyle not ettiklerini” dile getirdi.

Türk yetkililere “Mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğünü” hatırlatan Komite, Sünni İslam dışında dini veya felsefi inanışa sahip ebeveynlerin çocukları için uygun seçeneklere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Komite, Türk yetkililerini yıl sonuna kadar AİHM kararının uygulanması için öngörülen tedbirlere ilişkin bilgi sağlamaya davet etti.

İzzettin Doğan dosyası

Aynı toplantıda, 2016’dan bu yana izlenen, “İzzettin Doğan ve diğerleri” davasını da görüşen Bakanlar Komitesi, bu dosyanın kapatılmasına karar verdi.

Komite, Alevi ibadet mekanlarının masraflarının, camiler gibi devlet tarafından karşılanmasını içeren dava çerçevesinde atılan adımları “memnuniyetle karşıladıklarını” belirtti. “Yetkililer tarafından alınan yasal tedbirleri ve bunların Türkiye’deki Alevi topluluğuna devlet tarafından finanse edilen kamu dini hizmeti sağlayan pratik etkilerini memnuniyetle karşıladıklarını” belirten Komite, bu dosyayla ilgili “nihai karar” aldı.

Nihai karar, Bakanlar Komitesi’nin, “davalı devletin mahkeme tarafından tespit edilen ihlallere yanıt olarak gerekli tüm tedbirleri almış olduğunu göz önünde bulundurarak, bir kararın infazına ilişkin denetimin kapatılmasına ilişkin kararı” anlamına geliyor.

Paylaşın

Türkiye’de Çocuk İşçi Sayısı 1 Milyon 300 Bini Aştı

Çocuk işçiliğinin 4 ila 8 yaş aralığında başladığı Türkiye’de, 2024 yılında çıraklar dahil edilerek yapılan hesaplamaya göre, çocuk işçi sayısı 1 milyon 312 bin 344’e yükseldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında Türkiye’de 1 milyonu geçen çocuk işçilere ilişkin rapor hazırladı.

ANKA’nın aktardığına göre; Raporda çocuk işçiliğinin Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri haline geldiğini belirten Ağbaba, özellikle yaz aylarında okulların kapanması ve mevsimlik işlerden dolayı çocuk emeği sömürüsünün derinleştiğine dikkat çekti.

Çırak işçiler de dahil edildiğinde çocuk işçi sayısının 1 milyonu geçtiğini ifade eden Ağbaba, “Türkiye ekonomisi, AKP iktidarının sermaye yanlısı ekonomi politikaları nedeniyle derin bir kriz sürecine girdi. Bu kriz, yüksek enflasyon, geniş kesimlere yayılan derin yoksulluk, kitlesel işsizlik ve güvencesizlik, büyük gelir adaletsizliği, artan borçluluk ve toplumsal yaşamın erozyonu gibi sorunlara yol açtı. Bu süreçten ne yazık ki en çok çocuklar etkilendi. Çocuk yoksulluğu her geçen gün artarken, çocuk emeği sömürüsü de derinleşmektedir.

TÜİK verilerine göre, 2023 yılında yoksul çocuk oranı yüzde 31,3 iken, ciddi maddi yoksunluk içinde olan çocukların oranı yüzde 33,3’tür. Bu veriye göre, neredeyse her 10 çocuktan 3’ü yoksuldur. Yoksulluk, çocuk işçiliğinin en önemli gerekçeleri arasındadır. Hem genel yoksulluk hem de çocuk yoksulluğu, çocuk işçiliğini artırmaktadır. Aileler yoksulluk nedeniyle çocukların erken yaşlarda çalışma hayatına itmektedir. Yoksulluğa çözüm üretemeyen hükümet politikaları nedeniyle de her geçen gün çocuk işçiliği artmaktadır” dedi.

Hem dünyada hem de Türkiye’de her geçen gün çocuk işçi sayısının arttığını belirten Ağbaba, şunları kaydetti: “Dünyada ve Türkiye’de çocuk emeği ve işçiliği giderek artmaktadır. Bunun temel sebebi, çocuk emeğinin küresel kapitalist sistem içerisinde emek-yoğun ve görece az vasıf gerektiren sektörlerde esnek, güvencesiz, itaatkâr ve ucuz emek olarak görülmesidir. 2020 ILO verilerine göre dünya genelinde çocuk işçilerin sayısı 160 milyona yükselirken, 79 milyon çocuk ise ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır.

Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 26’sını çocuklar oluşturmaktadır. Ancak ekonomik sıkıntılar ve yoksulluk nedeniyle çocuklar, 18 yaşına bile basmadan fiziksel, zihinsel, eğitsel, sosyal, duygusal ve kültürel gelişimlerine zarar veren işlerde çalışmaya itilmektedir. Türkiye’de ise güncel resmi rakamlara yalnızca 15-17 yaş grubu çocuklar için ulaşılabilmektedir. Son dört yıl içerisinde çocuk işçi sayısı 258 bin artarak 2023 yılında 759 bine yükselmiştir.

15-17 yaş grubu çocukların yüzde 19,6’sı, yani her 5 çocuktan 1’i çalışma hayatındadır. Bu yaş grubu yasal çalışma yaş sınırları içinde bulunsalar bile, Türkiye’de varolan çalışma koşulları ve işlerin iş sağlığı ve güvenliği açısından tehlike sınıfları, bu çocukların çok önemli bir kısmının 18 yaş ve üzeri yaş grubu çalışanların yapmaları gereken işlerde çalıştırıldığı bilinmektedir. Yine, çocuk ve genç çalışanların çalışma koşullarını düzenleyen hukuksal metinlerin kapsamı ve uygulaması yetersizdir.”

Çocukların çıraklık sıfatıyla emeklerinin sömürüldüğünü belirten Ağbaba, raporda şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’de çocuk işçiliğinin bir başka boyutu çıraklıkta karşımıza çıkmaktadır. Çıraklar, bir meslek öğrenme amacından önce yoksul ailelerinin geçimine katkıda bulunmaları amacıyla ebeveynleri tarafından çıraklığa gönderilen çocuklardır. İşverenler açısından çıraklar, işgücü maliyeti çok düşük bir emek kaynağıdır.

Sigorta primleri geçmişten beri devlet tarafından karşılanan çıraklara ödenen cüzi ücret de siyasal iktidar tarafından, özellikle küçük işletmelerin desteğini almaya dönük bir seçim yatırımı olarak, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanmaktadır. 3 Binlerce çocuk, ‘çıraklık eğitimi’ adı altında MESEM’ler bünyesinde uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarında çalıştırılmaktadır. Kurum olarak MESEM’ler yeni olsa da, bu kurumlar bünyesinde yürütülen sözde mesleki eğitim faaliyeti 1977’den beri vardır.

Bu yıldan beri süregelen çıraklık sistemi, MESEM’ler yoluyla niteliği korunup nicel olarak yaygınlaştırılmıştır. Bu uygulama mesleki eğitim kisvesine büründürülmüş bir çocuk işçi çalıştırma yoludur. Çocuklar bedensel, ruhsal ve sosyal gelişimleri bakımından kabul edilmesi imkansız olan koşullarda çalıştırılmaktadır. Dahası, uygulamada çıraklık sistemini düzenleyen mevzuata da hiçbir şekilde uyulmamaktadır. Öyle ki Mesleki Eğitim Merkezlerinde (MESEM) 8 çocuğun (öğrencinin) çalıştıkları iş yerlerinde can vermesinin ardından nihayet Şubat 2024’ten itibaren Milli Eğitim Bakanlığının (MEB), iş yerlerine yönelik yaptığı denetimlerde 94 bin 301 işletmeden 8 bin 406 iş yerinin, yani yüzde 10’unun iş sağlığı ve güvenliği şartlarına uymadığı ortaya çıkmıştır.

Tüm bu sorunlara karşın çırak sayısı her geçen yıl artmaktadır. 2019 yılında 319 bin 17 olan çırak sayısı yüzde 42 artarak 553 bin 344’e yükselmiştir. Çıraklar aslında çocuk yaşta işçilik yapmakta olmalarına karşın, TÜİK’in çocuk işçi verilerine yansımamaktadır. Çırakların da dikkate alınarak yapıldığı hesaplamada, 15 yaş üstü çalışan çocuklar ile birlikte toplam çocuk işçi sayısının 1 milyonu geçmektedir. 2024 yılında çıraklar dahil edilerek yapılan hesaplamada çocuk işçi sayısı 1 milyon 312 bin 344’e yükselmektedir.”

AKP Döneminde çocuk işçi ölümü giderek arttı

Raporda, AKP’nin iktidara geldiği süreçten bu yana hayatını kaybeden çocuk işçilerin verileri ise şu şekilde sıralandı: “2002-2003 -2004 AKP iktidarının ilk üç yılında 48 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 2005-2006-2007 AKP’nin ikinci üç yıllık iktidarında 84 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 2008-2009-2010 AKP’nin üçüncü üç yıllık iktidarında 65 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 2011-2012-2013 AKP’nin dördüncü üç yıllık iktidarında 98 çocuk işçi yaşamını yitirdi.

2014-2015-2016 AKP’nin beşinci üç yıllık iktidarında 173 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 2017-2018-2019 AKP’nin altıncı üç yıllık iktidarında 194 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 2020-2021-2022 AKP’nin yedinci üç yıllık iktidarında 191 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 2023-2024 AKP’nin 2023 yılı ve 2024 yılının ilk 5 ayında 80 çocuk işçi yaşamını yitirdi.”

Çocuk işçiliğinin bir an önce koruma altına alınması gerektiğini belirten Ağbaba, “Türkiye’de çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi için çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Ancak çocuk işçiliği ve yoksulluğuna ilişkin veriler göstermektedir ki bu çalışmalar yetersizdir. Çocuk işçiliğiyle mücadele toplumsal bir mücadeledir. Bu sorun çocuğa özgü değildir, toplumsal koşullardan doğar. Gerçek anlamda çocuk işçiliğine karşı mücadele; yoksullukla, gelir dağılımı eşitsizlikleriyle, ucuz ve güvencesiz çalışmayla mücadeledir.

Bu sorunların çözümü için politikalar hayata geçirilmezse, çocuk işçiliğiyle mücadele sözde kalacaktır. Çocuk işçiliğinin önüne geçmek için öncelikle çocukların temel sağlık, eğitim, gelişim ve barınma ihtiyaçları kamusal olarak karşılanmalıdır. Sosyal politikalar kapsamında gelir dağılımı, istihdam, ücretler, sosyal güvenlik gibi sosyal ve ekonomik alanlarda iyileştirmeler yapılmalı ve çocuk yoksulluğu önlenmelidir. Çünkü sorun yapısaldır ve çözümü, yoksullukla mücadele başta olmak üzere çocuk işçiliğinin kuralsız ve güvencesiz bir alandan uzaklaştırılarak koruma altına alınması gereklidir” dedi.

Paylaşın

Dünya Bankası, 2024 Yılı İçin Türkiye Büyüme Tahminini Düşürdü

Dünya Bankası, 2024 yılı için Türkiye büyüme tahminini yüzde 3,1’den yüzde 3’e düşürdü. Banka, Türkiye için 2025 büyüme tahminini yüzde 3,9’dan yüzde 3,6’ya çekti.

Haber Merkezi / Türkiye için 2026 büyüme tahminini de yüzde 4,3 olarak belirleyen banka, Türkiye’deki para politikasındaki sıkılaşmanın ekonominin geneline yansıması ve makroekonomik kırılganlıkların azaltılmasına katkıda bulunmasını, bu nedenle ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 3’e gerileyeceğini öngördü.

Ancak, güçlü iç talep ve net ihracatın etkisiyle ekonomik büyümenin 2025’te yüzde 3,6, 2026’da ise yüzde 4,3 artmasını bekliyor.

Dünya Bankası, Türkiye’de enflasyonun Merkez Bankası’nın hedefinin üzerinde kalacağını ve 2025’te ortalama yüzde 29’a düşeceğini öngördü. Türkiye’de bütçe açığının Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin ardından rehabilitasyon ve yeniden yapılanma maliyetleri sebebiyle yüksek kalması bekleniyor.

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda Dünya Bankası Grubu Başkanı Ajay Banga ile görüştü. Basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık 1 saat sürdü.

Bakan Şimşek’ten açıklama

Mehmet Şimşek, görüşme sonrası sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Banga ile 2024-2028 Ülke İşbirliği Çerçevesi hakkında verimli bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi.

Dirençli şehirler başta olmak üzere enerjide dönüşüm, altyapı, KOBİ’lerin ve istihdamın desteklenmesi⁠ gibi birçok alanda geliştirilebilecek işbirliklerini ele aldıklarını belirten Şimşek, “Türkiye Dünya Bankası’nda aktif portföy büyüklüğü açısından dünyada ikinci, bölgede ise birinci sırada yer almaktadır. Dünya Bankası’na programımıza olan güveni ve ülkemize sağladığı destek için teşekkür ediyoruz.” dedi.

Ayrıca Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Lakshmi Shyam-Sunder ve Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Masası Şefi James Walsh başkanlığındaki geniş IMF heyeti ayrı ayrı ekonomi bürokrasisi ve özel sektör temsilcileriyle bir dizi temasta bulundu. IMF heyetinin, yıllık ‘rutin’ ziyaret kapsamında geldiği belirtildi.

Geçen hafta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başta olmak üzere mesleki örgütler ve hükümet dışı kurumlarla da dar kapsamlı da olsa görüşmeler yapıldı. IMF Türkiye Masası şefi James Walsh başkanlığındaki heyette, Agustin Roitman, Farid Boumediene, Jiaxiong Yao’nun da bulunduğu 12 kişi yer alıyor.

Paylaşın