ABD’den Türkiye’ye Suriye Uyarısı: Tüm Taraflar Ateşkes Hattını Korumalı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Suriye’nin kuzeyinde son günlerde artan şiddet konusunda açıklama yaptı: Derin endişe duyuyoruz ve tüm taraflara ateşkes hattını koruma çağrısında bulunuyoruz.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yeni bir harekât düzenlemekten söz ettiği bir dönemde bölgede şiddet tırmanırken ABD’den yeni açıklama geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Suriye’nin kuzey sınırında artan şiddetten “derin endişe duyduklarını” söyledi.

Price, günlük basın toplantısında yaptığı açıklamada “ABD, Suriye’nin kuzey sınırı boyunca son dönemde düzenlenen saldırılardan derin endişe duyuyor ve tüm taraflara ateşkes hattını koruma çağrısı yapıyor” dedi.

ABD’li sözcü, “El Bab, Haseke ve diğer yerlerdeki sivil ölümlerden büyük üzüntü duyuyoruz” ifadelerini kullanırken, Washington’ın “IŞİD’in kalıcı şekilde yenilgiye uğratılmasına ve Suriye ihtilafına siyasi çözüm bulunmasına bağlılığının sürdüğünü” belirtti.

Suriye’nin Haseke kentinde cuma günü Birleşmiş Milletler’in bir eğitim yardımı programına katılan ve voleybol oynamakta olan bir grup kız çocuğun insansız hava aracı saldırısıyla hedef alındığı, dört çocuğun öldüğü, 11 kişinin yaralandığı belirtilmişti. Yerel kaynaklar saldırıdan Türkiye’yi sorumu tutmuştu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise Türkiye destekli isyancıların kontrolünde bulunan El Bab’da “rejim yanlısı güçlerin bir pazar yerine saldırması sonucu” altısı çocuk 17 sivilin öldüğünü, 35 kişinin de yaralandığını duyurmuştu. Bu saldırının, Türkiye’nin geçen hafta en az üç Suriye askerinin ölümüne yol açan hava saldırısına misilleme olarak Şam yönetimi tarafından düzenlendiği öne sürülmüştü.

(Kasa: Kısa Dalga)

Paylaşın

“Rusya’dan Türkiye’ye Borç” İddiası

ABD merkezli finans ajansı Bloomberg’de yayımlanan “Türkiye-Rusya gaz anlaşması neden ikisi için de iyi?” başlıklı analizde, Gazprombank gibi bir Rus bankasının Türkiye’ye ruble cinsi borç verebileceğini ve Türkiye’nin de bu ruble ile Gazprom’a ödeme yapabileceği iddia edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Ağustos’ta Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin ardından açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, Putin ile ruble üzerinden ödeme yapmakta mutabık kaldıklarını söyledi ve “Ruble noktasında bu alışverişlerimizi yapacağımız için o da tabii Türkiye-Rusya arasında mali noktada ayrı bir güç kaynağı olarak Rusya’ya ve Türkiye’ye inşallah kazandıracak” dedi.

Erdoğan’ın açıklamaları sonrası Türkiye-Rusya ilişkilerinde yeni bir yola girilirken ABD merkezli finans ajansı Bloomberg, Ekonomisti Selva Bahar Baziki, Alexander Isakov ve Ziad Daoud’un imzasıyla yayımlanan “Türkiye-Rusya gaz anlaşması neden ikisi için de iyi?” başlıklı analizde, Gazprombank gibi bir Rus bankasının Türkiye’ye ruble cinsi borç verebileceğini ve Türkiye’nin de bu ruble ile Gazprom’a ödeme yapabileceği iddia edildi.

Yaptırım riski var

Türkiye’nin kredi risk priminin yüksek olduğunu, bu nedenle Rus bankasının vereceği borca Rus hükümetinin gayri resmi ya da resmi olarak garanti verebileceğini, bunun da Türkiye’nin mevcut piyasa faizlerinin altında bir oranla borç almasını sağlayabileceğini kaydeden yazarlar, Türkiye’nin bu sayede dolar gibi rezerv para birimlerine dönük talebinin azalabileceğini, Rusya’nın da varlıklarının dondurulması riskini azaltabileceğini öne sürdüler. Yazarlara göre bu planın riski, Türk kurumlarının ikincil yaptırımlarla karşı karşıya kalma olasılığı.

Paylaşın

Otomotiv Üretiminde Yılın En Kötü Performansı

Türkiye’de Temmuz ayında 93 bin 659 adet otomotiv üretimi yapıldı. Otomotiv üretimi, Temmuz ayında yıllık bazda yüzde 37,4 artış gösterdi ancak bu yılın rakamlarının gerisinde kaldı. Sektörün toplam üretimi ocak ayından bu yana ilk kez 100 binin altında kaldı.

Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) tarafından açıklanan verilere göre, otomotiv üretimi Temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 37,4 artışla 68 bin 167 adetten 93 bin 659 adete yükseldi. Aynı ayda otomobil üretimi yüzde 41,5 artışla 36 bin 213 adet oldu. Otomotiv pazarı yüzde 11,2 artışla 55 bin 324 adede, otomobil pazarı yüzde 13,0 artışla 41 bin 031 adede geldi.

2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde toplam üretim yüzde 5 artarken, otomobil üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam üretim 742 bin 969 adet, otomobil üretimi ise 434 bin 190 adet düzeyinde gerçekleşti.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, 2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde toplam pazar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 azalarak 430 bin 929 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde otomobil pazarı ise yüzde 8 oranında azaldı ve 319 bin 313 adet olarak gerçekleşti.

Ticari araç grubunda, 2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde üretim yüzde 21, ağır ticari araç grubunda yüzde 25 ve hafif ticari araç grubunda yüzde 20 oranında arttı. 2021 yılı Ocak-Temmuz dönemine göre ticari araç pazarı yüzde 3, hafif ticari araç pazarı yüzde 5 azalırken, ağır ticari araç pazarı yüzde 8 arttı.

2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 3 oranında artarken, otomobil ihracatı ise yüzde 8 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam ihracat 526 bin 601 adet, otomobil ihracatı ise 298 bin 333 adet düzeyinde gerçekleşti.

2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı Dolar bazında yüzde 5, Euro bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 arttı. Bu dönemde toplam otomotiv ihracatı 17,6 Milyar $ olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 7 azalarak 5 Milyar $ seviyesinde gerçekleşti. Euro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 3 artarak 4,6 Milyar € seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

Her Ay 17 Bin Çocuk Suç Mağduru

CHP Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, TÜİK adli istatistik verileri üzerinden çalışma yaptığı ‘suça sürüklenen çocuk raporu’nda, günde 1311, saatte ise 55 çocuğun suçlu ya da suç mağduru olduğunu kaydetti. İlgezdi,” Verilere göre ayda 17 bin 780 çocuk suçun mağduru oldu” dedi.

CHP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, ‘suça sürüklenen çocuklar’ adı altında hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı.

Evrensel’den Gamze Kırmızıtaş’ın haberine göre, 2021 yılında 499 bin çocuğun yolunun güvenlik birimlerinden geçtiğini, 5 yılda ise 2 milyon 393 bin çocuğun suçla tanışmış olduğunu ifade eden İlgezdi,  “Günde 1311 çocuk, saatte ise 55 çocuk, suçun ya faili ya da mağduru olmuş. Çocukların suça sürüklenmesinde yanlış politikaların yanı sıra ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizin yarattığı baskı da etkili oluyor. Bu krizin aileler üzerinde yarattığı baskı çocuklara aile içi şiddet başta olmak üzere pek çok alanda şiddete ve suça başvurmalarına neden oluyor. Koruyucu ve çocukları destekleyici tedbirler uygulayarak suça karışma ihtimaline engel olmamız gerekiyor” dedi.

Ayda 17 bin çocuk suç mağduru

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, açıklanan TÜİK adli istatistik verileri üzerinden çalışma yaptığı ‘suça sürüklenen çocuk raporu’nda, günde 1311, saatte ise 55 çocuğun suçlu ya da suç mağduru olduğunu kaydetti. Çocuk ile suç kelimesinin yan yana olmasının dahi kabul edilemez olduğunu dile getiren İlgezdi, “TÜİK verilerine güvenilmese dahi veriler korkunç! TÜİK verilerine göre 2017-21 yılları arasında suça sürüklenme nedeni ile 2 milyon 393 bin 325 çocuk güvenlik birimlerine getirildi. 2008 yılında mağdur olarak kolluk kuvvetlerine getirilen çocuk sayısı 44 bin 153 iken, bu sayı yıllar içinde yüzde 371 artarak, 2021 yılında 207 bin 999’a ulaştı. 2017-2021 yılları arasında suç mağduru olan toplam çocuk sayısı ise 1 milyon 66 bin 804 olarak kayıtlara geçti. Verilere göre ayda 17 bin 780 çocuk suçun mağduru oldu” dedi.

AKP iktidarında çocukların, çocukluklarını yaşayamadığına dikkat çeken İlgezdi, “TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2021 yılında güvenlik birimlerine 499 bin 319 çocuğun yolu düşmüş. Çocukların karıştığı olayların yüzde 36.6’sı yaralama, yüzde 27.2’si hırsızlık, yüzde 5.1’i uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4.3’ü tehdit, yüzde 3.8’i ise cinsel suçlar olarak kayıtlara geçmiş. Bu suçlarla çocukların yan yana geldiği bir toplumun yarınlarından son derece endişeliyiz. Çocukların toplumsal kaostan etkilenerek suça sürüklendiği gerçeğini başta mevcut iktidar olmak üzere herkes kabul etmeli. Çocuklar suç işlemiyor, suça sürükleniyor! Çünkü çocuk suç nedir bilmez! Çocuk suçu öğrenir, suça sürüklenir, mecbur bırakılır” dedi.

İlgezdi, iktidarın, çocukları karanlığa sürüklediğini ifade ederek şöyle konuştu: “Geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımızın yaşadıkları ortada, iktidar giderayak geleceğimizi yok ediyor. Çocukların suça sürüklenmesinde yanlış politikaların yanı sıra ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizin yarattığı baskı da etkili oluyor. Bu krizin aileler üzerinde yarattığı baskı çocukların aile içi şiddet başta olmak üzere pek çok alanda şiddete ve suça başvurmalarına neden oluyor. Çocuklar, hepimizin çocukları. Koruyucu ve çocukları destekleyici tedbirler uygulayarak suça karışma ihtimaline engel olmamız gerekiyor. Ve en önemlisi çocuk suça karıştığı zaman ilgili işlemlerin kolluğun çocuk birimince yerine getirilmesi gerekiyor. Bu durumun ihlali bile birçok yeni suça neden olmaktadır. Çocuklar, karakollara ya da mahalledeki polis merkezlerine götürülmek yerine çocuk birimine götürülmelidir. Eğitim sisteminin çocuğu örgün eğitimde tutamaması ve örgün eğitimdeyken çocukla ilgili etkili bir çalışma yürütülmemesi çocukların suça karışmasında ciddi bir risk oluşturuyor.”

Geçtiğimiz yıl 646 çocuk cinayeti işlendi

İlgezdi’nin paylaştığı rapordan, dikkat çeken diğer çarpıcı ayrıntılar ise şöyle; “Suça sürüklenen çocuk sayısında bir önceki yıla göre yüzde 17 artış yaşanmıştır. 2021 yılında 646 çocuk cinayet işledi. 2 bin 418’i gasp olaylarına karıştı. 48 bin 621’si bir başkasını yaraladı. 36 bin 134’ü hırsızlık yaptı. 6 bin 748’i uyuşturucu kullanmak veya satmak, 4 bin 998’i de cinsel suçlara karıştı. Son beş yılda 22 bin 538 çocuk göçmen kaçakçılığı suçundan kaynaklı güvenlik birimlerine getirildi.  Bir diğer dikkat çeken veri ise sahtecilik suçunu işleyen çocuk sayısı 10 bin 710 oldu. Son 5 Yılda 11 yaş ve altı 527 bin 510 çocuğun güvenlik birimlerine yolunun düştüğü belirtilen raporda, bu sayı toplam çocuk sayısının yüzde 22’si kadar. Yüzde 54.6 ile çocukların en çok suç işleme yaşının 15-17 yaş grubu olduğu görülüyor.”

Paylaşın

Türkiye’nin Risk Primi 800 Baz Puanın Üzerini Test Etti

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) kredi düzenlemesinin ardından Türkiye’nin risk primi ilk işlem gününde 800 baz puanın üzerini test etti. Bu rakam 29 Temmuz’dan bu yana görülen en yüksek seviye olarak kaydedildi.

TCMB, daha önce sinyalini verdiği gibi bazı ticari kredi faizlerini düşürmeyi aynı zamanda ise bu kredilerin büyümesini sınırlandıracak adımları cuma günü açıklamıştı.

Dünya gazetesinin aktardığına göre, geçen haftaki faiz indirimi kararının ardından 18.15’i test eden Dolar/TL, haftaya 18 üzerinde baskı altında kalarak başladı. Dolar/TL, bugün 18.12 civarında işlem görüyor. Euro/TL ise 18.13’ten alıcı buluyor.

Bu seviyeye göre TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı Nisan ayından bu yana yüzde 18, yıl başından bu yana yüzde 27 oldu. Geçen yıla göre ise kayıp yüzde 40’ı aştı.

Türkiye’nin kredi risk primi de Temmuz ortasında 900 baz puan ile en yüksek seviyesini kaydederken, 11 Ağustos’ta 650 baz puan ile dip yapmıştı.

Piyasalar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabine toplantısının ardından vereceği mesajları takip edecek.

Tahvil getirileri sert düşüş kaydetti

Karar sonrası ilk işlem gününde tahvil getirilerinde hızlı geri çekilme izlendi. 2 yıllık tahvil getirisi, Cuma günü son işlemdeki yüzde 17.62’den yüzde 14.02’ye kadar geriledi. Böylece 2 yıllık gösterge tahvil getirisi 360 baz puan düştü.

10 yıllık tahvil getirisi de yüzde 16.93’ten yüzde 14.19’a kadar geriledi. Böylece 10 yıllık gösterge tahvil getirisi 274 baz puan düştü.

Ticari kredi faizlerinin düşmesi bekleniyor

TCMB faiz indirimi ile birlikte sinyalini verdiği kredi aktarım mekanizmasına yönelik makroihtiyati tedbirleri Cuma günü piyasa kapanışı ardından açıkladı.

TCMB’nin kararı öncesi net ihracat gibi alanlardaki ticari kredi maliyeti tek haneye yakın, diğer ticari krediler yüzde 40’a yakın, bireysel krediler ise yüzde 50’ye yakın seyrediyordu. Kararın ardından yüzde 40 olan ticari kredi faizlerinin düşmesi bekleniyor.

Bankacıların hesaplamalarına göre tek haneye yakın kredilere yönelik politika faizi indirimi hariç herhangi bir adım gelmedi. Diğer ticari kredilerde ise yüzde 40 olan faiz oranı belirgin düşürecek, düşürülmemesi halinde ise bunun karşılığında tahvil tutma zorunluluğu geldi.

Ancak bu kredi büyümesi Temmuz sonundan yılsonuna kadar yüzde 10 ile sınırlanması da yüzde 80’e yaklaşan enflasyon ortamında “kolay aşılacağı” için aslında belirgin bir “sınırlama” da yapılmış oldu. Yüzde 50 civarında seyreden bireysel krediler için ise anlamlı bir adım görülmedi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir bankacı, “Kredilerde hükümetin istediği alanlar dışındaki ticari kredi faizlerini düşürecek aynı zamanda bu kredilerin büyümesini de sınırlayacak adımlar geldi. Bankalar TCMB’nin istediği her şeyi yapsa bile, ki tamamını yapamazlar, yine de tahvil tutmak zorunda kalacaklar. TCMB, krediler ve tahvil piyasası üzerindeki kontrolünü daha da artırdı” dedi.

Paylaşın

Türkiye, En Çok TikTok Kullanıcısı Olan Dokuzuncu Ülke

‘We Are Social’ platformunun verileri, 26.5 milyon kullanıcıyla Türkiye’nin, en çok TikTok kullanıcısı olan ülkeler listesinde dokuzuncu sırada olduğunu ortaya koydu.

İnternet hizmetleri konusunda araştırmalar yapan ‘We Are Social’ adlı platformun verilerine göre dünya genelinde bir milyardan fazla kullanıcısı olan TikTok’ta Türkiye’den 26.5 milyon kullanıcı bulunuyor.

Türkiye, dünyada en çok TikTok kullanıcısı olan dokuzuncu ülke.

Cumhuriyet’ten Kader Çukay’ın haberine göre uzmanlar TikTok’un uzun süre kullamınında gençlerin üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğunu belirtti.

Çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Dr. Nursu Çakın Memik, sosyal medya platformlarının çocuklar üzerinde zararlı etkilere sahip olduğunu kaydetti:

“Sosyal medyada belirli yaş sınırlamalarının olması gerek. Çünkü risklerle dolu bir mecra. Çocuklar burada olanları gerçekmiş gibi algılıyor. Ünlü olma çabasına girip beğeni ve izlenme sayılarının fazla olmasını istiyor. Bu dönemde mutlaka bir erişkinin kılavuzluğuna ihtiyaç duyarlar.

Sosyal ortamlarda şiddet uygulanınca birey şiddeti normal olarak görmeye başlar. Sonrasında kişi büyüdüğünde şiddet alışkanlık haline gelebilir. Bu nedenle gelecekte şiddet anlamında risk artar. Hem zorbalık hem de mağdur olma durumu sosyal medyayla birlikte artar.”

Paylaşın

Şam’dan Diyalog İçin İlk Şart: Türkiye, Suriye’den Çıkmalı

Ankara ile Şam arasında diyaloğun yeniden başlayacağına dair tartışmalar gündemdeki yerini korurken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a yakınlığı ile bilinen Suriye Halk Meclisi eski milletvekili Şerif eş-Şehade, Türkiye ile diplomatik görüşmelere ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Şerif eş-Şehade, Şam ile Ankara arasında diplomatik görüşmelerin başlamasından önce zemin hazırlanması gerektiğini söyledi. Şehade, diyalog için ilk şartın ise Türkiye’nin Suriye’den çıkması olduğunu belirtti. Rudaw TV’den Dilbixwin Dara’ya konuşan eş-Şehade’nin açıklamaları şöyle:

“Türkiye ile Suriye hükumeti arasında istihbarat düzeyinden bağımsız siyasi düzeyde herhangi bir görüşme oldu mu?

İki taraf arasında, Suriye Dışişleri Bakanı (Faysal Mikdad) ile Türkiye Dışişleri Bakanı (Mevlüt Çavuşoğlu) arasındaki (Belgrad’da) “Bağlantısızlar Toplantısı’nda yapılan görüşmenin dışında herhangi bir görüşme olmadı. Şu ana kadar sadece karşılıklı açıklamalar var ve henüz bir görüşmeye dönüşmüş değil. Önümüzdeki dönemde bazı siyasi görüşmelerin olacağını ve bunun da bir çok açıdan olumlu sonuçlar doğuracağını tahmin ediyorum.

Ankara ile Şam arasında diplomatik görüşmeler ne zaman başlayacak?

Bildiğiniz gibi bunun için öncelikle bir takım hazırlıklar yapılmalı. Ölümcül hatalara düşmemek açısından araştırmaya ve bazı açılımlara ihtiyaç var. Ardından siyasi sürece geçiş yapabilmek ve iki arasındaki sorunların çözümüne yol açabilmek için bir kaç ay gibi bir süreye ihtiyaç olacak.

Taraflar arasında diplomatik ilişkilerin başlaması için belirlenen ortak şartlar var mı?

Hepimizin de duyduğu gibi Türk yetkililer sürekli teröre karşı mücadeleye vurgu yapıyor. Erdoğan son günlerde yaptığı bir açıklamada, Suriye ve Türkiye’ye karşı planlar olduğunu ve bu planın aktörlerinin de ABD, koalisyon güçleri ve Demokratik Suriye Güçleri olduğunu söyledi. Biz de bölgede terör olduğunu biliyoruz. IŞİD, Nusra Cephesi ve bütün radikal gruplar da bu terörün birer parçasıdır.

Suriye, Rojava Özerk Yönetimi’ne, DSG’ye, Kürtlere karşı Türkiye ile işbirliği yapmaya hazır mıdır? Çünkü Türkiye’nin amacı bu varlığı ortadan kaldırmak.  

Konu aslında böyle değil. DSG, ABD ile işbirliği yaparak Suriye topraklarının bir parçasını ele geçirmiş durumda. Amaçları küçük bir devlet kurmaktır. DSG kendisini Suriye’ye ait görürse Suriye devleti de onları her açıdan korur, savunur. Ama otonom bir yönetim kurarak Suriye’yi parçalamak isterse o zaman farklı olur. Kendisini Suriyeli gören herkesi korumaya hazırız. İster Kürt olsun, ister Hristiyan. Ama bu çerçeveden çıkar ve ABD ile ortaklık kurar, kendine bağımsız bir devlet kurmak isterse, Türkiye’den bağımsız biz de, Suriye halkı da onlara karşı savaşırız. Ama Suriye’nin yanında olurlarsa Arap, Kürt, yekvücut oluruz.

Türkiye DSG’ye karşı yeni bir savaş veya askeri harekat başlatırsa Suriye Türkiye’yi destekler mi?

Açık ve şeffaf bir şekilde söylüyorum; DSG Suriye hükumetinden ayrılmak ister, devlet ile savaşır ve ABD ile işbirliği yaparak petrol kuyularını ele geçirmeye devam ederse, Suriye hükumeti bunu kabul etmeyecektir. Türkiye ister içinde olsun ister olmasın. Konu açıktır. Suriye’nin yanında olanlar korunacak, savunulacaktır ama Suriye’yi bölmek ve sistemini parçalamak isteyenlere karşı da her türlü mücadele verilecektir.

Suriye hükumeti DSG ve Özerk Yönetim ile anlaşmaya hazır mıdır? Hazırsa şartları nelerdir?

Suriye diyalog ve müzakere için hazırdır. DSG otonomi fikrinden vazgeçerse, onlar da bu toplumun bir parçasıdır, hakları ve görevleri vardır, onlara da diğer tüm Suriye vatandaşları gibi davranılacaktır. Fakat ülkeyi bölmek için ABD ile işbirliği yaparlarsa o artık farklı olur. Kürt kardeşlerimizin bir takım talepleri olabilir ve Suriye hükumeti bunları uygulamak için onlarla müzakereler yapabilir.

Türkiye Suriye topraklarının büyük bölümünü kontrolü altında tutuyor. Suriye’nin buna karşı tavrı nedir?

Bu Türk işgalidir. Türkiye bir an evvel Suriye topraklarının tamamından çıkmalıdır. Türkiye gökyüzünden inmiş bir ilah değil, işgalcidir. Çıkmaz ise Suriye halkı onlara karşı savaşacaktır. Fakat çıkarsa o zaman diyalog olur. Bu nedenle diyalog için yol açılmalıdır. Bunun ilk adımı da Türk kuvvetlerinin İdlib’den, Suriye’nin diğer bölgelerinin tamamından çekilmesidir.”

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Rusya Uyarısı

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Yunus Elitaş, ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Adeyemo’nun Rusya’nın Türkiye’yi Batı yaptırımlarını aşmak için kullanmaya çalıştığı uyarısı yaptığı bildirildi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo’nun, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Yunus Elitaş ile yaptığı telefon görüşmesinde Rusya-Ukrayna savaşı konu edildi. Reuters’ın haberine göre, ABD’li bakan yardımcısı Elitaş’ı ”Rus kurum ve kişilerin, Ukrayna işgali nedeniyle getirilen Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştıkları” konusunda uyarıda bulundu.

ABD Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, iki bakan yardımcısının bir telefon görüşmesi yaptığı ve ikilinin Rusya’ya yönelik yaptırımların uygulanması ve yürürlüğe konmasına yönelik devam eden çabaları ele aldıkları aktarıldı.

Açıklamada “Bakan Yardımcısı Adeyemo, Rus kuruluşlarının ve bireylerinin ABD ve 30 ülke tarafından uygulanan yaptırımlardan kaçınmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştığına dair endişelerini dile getirdi. ABD’nin Türk ekonomisinin başarısına olan ilgisini yineledi ve Hazine’nin bankacılık sektörünün bütünlüğünü korumak için Türkiye Hükümeti ile ortaklığına olan bağlılığını dile getirdi.” ifadeleri kullanıldı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise, “Ukrayna ve Rusya ile derin ekonomik ve siyasi ilişkilere sahip olunduğunun altını çizen Bakan Yardımcısı Elitaş, devam eden süreç ve yaptırımlar konusunda ise Türkiye’nin konumunun değişmediğini, ancak herhangi bir kurum veya kişi tarafından yaptırımların delinmesine de izin verilmeyeceğini teyit etmiştir. Görüşme kapsamında, bölgenin; barış, huzur ve istikrarını sağlamak için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde savaşın sonlandırılması hususunda en yoğun gayreti Türkiye’nin harcadığı vurgulanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” denildi.

Paylaşın

Üçlü Zirve İddiası: Erdoğan, Esad Ve Putin Görüşebilir

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, Özbekistan’da üçlü görüşme gerçekleştirebileceği ileri sürüldü.

Türkiye ile Suriye arasında normalleşme söylentileri gündemde yerini korurken, İran basınından üçlü zirve iddiası geldi.

İran’ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Özbekistan’ın başkenti Semerkand’da gerçekleştirilecek Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi’nde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın üçlü görüşme gerçekleştirebileceğini ileri sürdü.

Cumhuriyet’in aktardığına göre Putin, Erdoğan ve Esad’ı, ŞİÖ Devlet Başkanları Zirvesi’ne davet etti. Tasnim’de yayımlanan haberde, Putin, Erdoğan ve Esad arasında bir görüşmenin de gerçekleştirilebileceğini iddia edildi.

Ankara dış politikada söylem değiştirdi

İktidarın değişim sinyalleri verdiği Suriye politikasına ilişkin konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı 15 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, “Liderler bazında bir görüşme olabilir mi?” sorusuna “Ben hiç olmaz diyecek durumda değilim. Bir yerden başlar, bunun düzeyi yükselebilir, inşallah” yanıtını vermişti.

Ukrayna dönüşü (19 Ağustos) uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan ise dış politikadaki ‘normalleşme’ adımlarına ilişkin, “Siyasette dargınlık olmaz. Her an barış içinde olacaksın. Her an görüşebilme imkânı yakalayacaksın” demişti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile ilgili, “Bizim Esed’i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok ki” diyen Erdoğan, Mısır’la ilişkinler hakkında da “Mısır’la da arkadaşlarla alt düzeyde yani bakanlar seviyesinde bu işi sürdürelim ve ardından da temenni ederiz ki üst düzeyde de bu adımı en güzel şekilde atalım” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Bakan Bozdağ: İsveç Ve Finlandiya’dan Hiçbir Kişi İade Edilmedi

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İsveç ve Finlandiya’dan iadesi istenen kişilerle ilgili yaptığı açıklamada, iki ülkenin şimdiye kadar Türkiye’nin bu konudaki beklentilerini karşılamadığını, bu beklentiler karşılanmadığı sürece NATO üyelik süreçlerinin “bir adım ileri gitmeyeceğini” söyledi.

İstanbul’da Cumartesi günü gazetecilerin sorularını yanıtladığı sırada, bir gazetecinin Finlandiya, İsveç ve Türkiye arasında 26 Ağustos’ta gerçekleşecek toplantı hakkında değerlendirmelerini sorması üzerine Bozdağ, şöyle konuştu:

“Şu ana kadar İsveç ve Finlandiya’dan terör suçları isnadı hakkında bulunan kişilerden Türkiye’nin iadesini talep ettiği hiçbir kişi Türkiye’ye iade edilmemiştir. Türkiye’nin haklarında terör suçlarından yargılama bulunup da iadesi istenen hiçbir kişi hakkında olumlu bir resmi dönüş Türkiye’ye olmamıştır.”

İsveç Başbakanı Magdalena Andersso’nun bir Türk vatandaşının iadesine karar verdiklerini ifade ettiğini ancak bu kişinin hakkında dolandırıcılık isnadı bulunduğunu anlatan Bozdağ, şöyle konuştu:

“Bizim beklentimiz dolandırıcılık isnadı olanlarla ilgili değil. İsveç hükümeti ve Finlandiya hükümetinin bunu çok doğru anlaması lazım. Türkiye’nin isteği, talebi terör suçlarıyla suçlanan ve Türkiye’nin iadesini talep ettiği kişilerle ilgilidir. Bunun dışındaki adli suçlarla ilgili, hakkında isnad bulunan kişilerin iadesiyle ilgili olarak Türkiye-İsveç, Türkiye-Finlandiya arasında herhangi bir sorun yok zaten.

Böyle bir sorun olmadığına göre bizim de bu konularda sorun varmış gibi göstermemiz de söz konusu değil. İsveç tarafının, bu konuda sorun varmış gibi Türkiye’nin talebi bunlarla ilgiliymiş gibi bir yaklaşım içerisine girmeleri de ahlaki değil ve doğru değil.

Bizim beklentimiz terör suçlarıyla ilgili iadelerle ilgilidir. Onun dışındaki suçlarla, suçlanan kişilerin iadesiyle ilgili bir beklentimiz kendilerinden yoktur. Türkiye’nin bu konudaki beklentileri karşılanmadığı sürece İsveç ve Finlandiya üçlü mutabakatta Türkiye’ye verdikleri sözü yerine getirmemiş sayılacaklardır. NATO üyelik süreci bu nedenle bir adım ileri gitmeyecektir.”

Haziran ayında Madrid’de gerçekleştirilen NATO liderler zirvesi öncesinde yapılan görüşmelerde İsveç ve Finlandiya’nın taahhütleri sonrası Türkiye, bu iki ülkenin NATO’ya üyelik başvurusunu destekleme kararı almıştı.

İmzalanan muhtırada, İsveç ve Finlandiya’nın, terör örgütü olarak tanınan PKK ile mücadele ve YPG/PYD’ye destek vermeme taahhüdünde bulundukları kaydedilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın verdiği sözleri tutmaması halinde, bu iki ülkenin NATO üyeliklerini TBMM’de onaylamayabileceğini uyarısını yapmıştı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın