Merkez Bankası Duyurdu: Konut Fiyatları Bir Yılda Yüzde 121,3 Arttı

Konut fiyatlarında nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,7, bir önceki yılın nisan ayına kıyasla yüzde 121,3 artış kaydedildi: İstanbul’da yüzde 114,1, Ankara’da yüzde 126,1, İzmir yüzde 123.

Haber Merkezi / Türkiye genelinde bir konutun ortalama birim metrekare fiyatı 22 bin 841 liraya yükseldi. İstanbul’da bir konutun birim metrekare fiyatı 35 bin 114 lira, Ankara’da 16 bin 800 lira ve İzmir’de ise 26 bin 582 lira oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Konut Fiyat Endeksi (KFE) Nisan 2023 verilerini yayınladı.

Buna göre, Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,7 oranında artan KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 121,3, reel olarak ise yüzde 53,0 oranında arttı.

Konut Fiyat Endeksi (KFE) 2023 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,7 oranında artarak 847,4 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 121,3 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 53,0 oranında artış gösterdi.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2023 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre, sırasıyla 4,2, 6,2 ve 5,0 oranlarında artış gözlendi.

Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 114,1, 126,1 ve 123,0 oranlarında artış gösterdi.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Kısa Vadeli Dış Borç 161,9 Milyar Dolara Yükseldi

Kısa vadeli dış borç stoku, nisan ayında, 2022 yıl sonuna göre yüzde 8,6 oranında artışla 161,9 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 6,6 oranında artarak 66,4 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,2 oranında artarak 55,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / Vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 202,9 milyar doları düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 17,1 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 21,1, Merkez Bankası’nın yüzde 19,9,  özel sektörün ise yüzde 59,0 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Nisan 2023, verilerini açıkladı. TCMB tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Nisan sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2022 yıl sonuna göre yüzde 8,6 oranında artışla 161,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 6,6 oranında artarak 66,4 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,2 oranında artarak 55,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2022 yıl sonuna göre yüzde 6,3 oranında artarak 11,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 0,4 oranında azalarak 21,5 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 2,5 oranında artışla 17,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 23,7 oranında artışla 16,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,6 oranında artarak 49,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2022 yıl sonuna göre yüzde 16,3 oranında artarak 33,6 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 0,7 oranında artarak 88,0 milyar doları oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 16,1 oranında artarak 86,3 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 0,6 oranında artarak 74,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

2022 yıl sonunda 676 milyon dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2023 Nisan sonu itibarıyla 966 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 238 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2023 Nisan sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 45,7’si dolar, yüzde 25,8’i Euro, yüzde 11,0’ı TL ve yüzde 17,5’i diğer döviz cinslerinden oluştu.

2023 Nisan sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 202,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 17,1 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 21,1, Merkez Bankası’nın yüzde 19,9, özel sektörün ise yüzde 59,0 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Dolar Kuru Beklentisi 26,18’e Yükseldi

Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 23,09’dan 26,18’e yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 lira iken, bu anket döneminde 28,99 lira olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 37,17’den yüzde 38,55’e yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 29,84’ten 30,65’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 17,74’ten yüzde 18,12’ye yükseldi.

Merkez Bankası’nın 2023 büyüme tahmini ise 3,7’den 3,8’e yükseldi. Banka 2024 büyüme beklentisi de yüzde 4,6’dan yüzde 4,5’e düşürdü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Nisan ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,17 iken, bu anket döneminde yüzde 38,55, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 29,84 iken, bu anket döneminde yüzde 30,65, 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 17,74 ve yüzde 18,12 oldu.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 9,21 iken, bu anket döneminde yüzde 18,13 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 8,50 iken, bu anket döneminde yüzde 17,56 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 23,09 TL iken, bu anket döneminde 26,18 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 TL iken, bu anket döneminde 28,99 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,7 iken, bu anket döneminde yüzde 3,8, GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,6 iken, bu anket döneminde yüzde 4,5 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 38,55’e Yükseldi

Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 37,17’den yüzde 38,55’e yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 29,84’ten 30,65’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 17,74’ten yüzde 18,12’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 23,09’dan 26,18 yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 lira iken, bu anket döneminde 28,99 lira olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası’nın 2023 büyüme tahmini ise 3,7’den 3,8’e yükseldi. Banka 2024 büyüme beklentisi de yüzde 4,6’dan yüzde 4,5’e düşürdü.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Nisan ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,17 iken, bu anket döneminde yüzde 38,55, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 29,84 iken, bu anket döneminde yüzde 30,65, 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 17,74 ve yüzde 18,12 oldu.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 9,21 iken, bu anket döneminde yüzde 18,13 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 8,50 iken, bu anket döneminde yüzde 17,56 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 23,09 TL iken, bu anket döneminde 26,18 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 TL iken, bu anket döneminde 28,99 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,7 iken, bu anket döneminde yüzde 3,8, GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,6 iken, bu anket döneminde yüzde 4,5 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Yıl Sonu Büyüme Beklentisi Belli Oldu: Yüzde 3,8

Merkez Bankası’nın 2023 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,7 iken, bu anket döneminde yüzde 3,8, GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,6 iken, bu anket döneminde yüzde 4,5 oldu.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu dolar kuru beklentisi 23,09’dan 26,18’e yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 lira iken, bu anket döneminde 28,99 lira olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 37,17’den yüzde 38,55’e yükseldi, 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 29,84’ten 30,65’e yükseldi. Banka’nın 24 ay sonrası için enflasyon beklentisi ise yüzde 17,74’ten yüzde 18,12’ye yükseldi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Nisan ayı sonuçlarını yayımlandı.

Buna göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 37,17 iken, bu anket döneminde yüzde 38,55, 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 29,84 iken, bu anket döneminde yüzde 30,65, 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 17,74 ve yüzde 18,12 oldu.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 9,21 iken, bu anket döneminde yüzde 18,13 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 8,50 iken, bu anket döneminde yüzde 17,56 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 23,09 TL iken, bu anket döneminde 26,18 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 24,61 TL iken, bu anket döneminde 28,99 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,7 iken, bu anket döneminde yüzde 3,8, GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 4,6 iken, bu anket döneminde yüzde 4,5 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Döviz Rezervi Yüzde 30,29 Azaldı

Merkez Bankası’nın 2022 yılı sonuna göre, brüt rezervi yüzde 22,50, döviz rezervi ise yüzde 30,29 azaldı. Merkez Bankası’nın net rezerv ise eksi 5,7 milyar dolardan eksi 3,2 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Banka’nın swap hariç net rezerv ise eksi 61,2 milyar dolardan eksi 59,9 milyar dolara çıktı. Altın rezervi ise 42 milyar 246 milyon dolardan 41 milyar 993 milyon dolara geriledi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), “Haftalık Para ve Banka İstatistiklerini” yayımladı. Banka’nın verilerine göre önceki hafta 100,5 milyar dolar olan brüt rezervler 9 Haziran haftasında 99,8 milyar dolara geriledi.

Net rezerv ise eksi 5,7 milyar dolardan eksi 3,2 milyar dolara yükseldi. Swap hariç net rezerv ise eksi 61,2 milyar dolardan eksi 59,9 milyar dolara çıktı.

TCMB’nin döviz rezervi 58 milyar 240 milyon dolardan 57 milyar 790 milyon dolara geriledi. Altın rezervi ise 42 milyar 246 milyon dolardan 41 milyar 993 milyon dolara geriledi. 2022 sonuna göre Merkez Bankası’nın brüt rezervi yüzde 22,50, döviz rezervi ise yüzde 30,29 azaldı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

NYT’den Dikkat Çeken “Hafize Gaye Erkan” Analizi

Mehmet Şimşek’in yeni kabinede “tam yetkili Hazine ve Maliye Bakanı” olarak göreve getirilmesinin ardından, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) başına Hafize Gaye Erkan getirildi.

Şimşek, ekonomide rasyonel politikalara dönme sinyali verirken, ekonomi yönetimindeki bu değişikliler uluslararası basında yer bulmaya devam ediyor… Son olarak ABD merkezli New York Times gazetesinde Merkez Bankası’nın (TCMB) başına atanan Hafize Gaye Erkan’la ilgili bir köşe yazısı yayımlandı.

Peter Coy imzasını taşıyan, “Türkiye ekonomisini kurtarmakla görevli kadın” başlıklı yazıda Erkan’ın kariyeri ve Türkiye ekonomisine ilişkin detaylar yer aldı.

Erkan’ın TCMB Başkanlığı’na atanmasıyla ilgili “cam uçurum” benzetmesinin yapıldığı yazıda, “Bütün umut kaybolduğunda, işleri bir kadına devret (ve suçu da). Cam uçurum kavramı üzerine yapılan çalışmalar şirketlerin, işler kötü gittiğinde üst düzey yöneticilik ve direktörlük pozisyonlarına kadınları getirdiğini gösteriyor. Batan Twitter’ın yeni yöneticisi Linda Yaccarino bu tanıma uyuyordu. Şimdi de eski Wall Street bankacısı Hafize Gaye Erkan, Türkiye’nin yeni merkez bankası başkanı oldu. Bu görev cam uçurumların da uçurumu demek” ifadeleri kullanıldı.

Yazıda, bu göreve getirilen ilk kadın olması ve Türkiye’nin diplomaside hayati önem taşıyan bir ülke olması gibi nedenlerle Erkan’ın TCMB’deki görev süresi boyunca yakından takip edileceği ifade edildi.

Türkiye’deki ekonomik durumla ilgili değerlendirmeler yapılan yazıda şu ifadelere yer verildi:

Türkiye, gayrı safi yurtiçi hasılası 1 trilyon dolara yaklaşan dünyanın en büyük 19. ekonomisi. Türkiye gibi büyük bir ülkede yaşanan kur krizini çözmek IMF için kolay olmaz. Türkiye’nin para almak için IMF’nin koşullarını kabul edip etmeyeceği de belirsiz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir süredir uyguladığı faiz politikasının bir illüzyon olduğuna dikkat çekilen yazıda, “Düşük faiz oranlarının enflasyonu artırdığına dair kanıtlara rağmen Erkan’dan öncekilere faizleri düşük tutması için baskı yaptı. Erkan’ın selefi Şahap Kavcıoğlu, Mart 2021’de göreve geldikten sonra merkez bankasının politika faizini yüzde 19’dan yüzde 8,5’a kadar indirdi. Sonuçlar beklendiği gibi oldu. Resmi rakamlara göre tüketici fiyatları mayısta bir önceki yıla yüzde 39,6 arttı” dendi.

Hem ekonomik büyümeyi devam ettirmek hem de Türk lirasını güçlü tutmak isteyen Erdoğan’ın ekonomistler için şaşırtıcı hamleler yaptığı belirtilen yazıda, “Para birimini güçlü tutmanın yollarından biri faiz artırmaktır ama bu da büyümeyi düşürür. Erdoğan bunun yerine merkez bankasının yerel bankalardan ve diğer hükümetlerden döviz borçlanmasını sağladı. Sonra da bu değerli döviz rezervlerini, liranın değerini yüksek tutmak için döviz piyasasında lira almaya harcadı” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye’nin liranın değerini artırmak için milyarlarca dolar harcamasının “beyhude bir çaba” olarak tanımlandığı yazıda, “Türkiye neredeyse dövizsiz kaldı. Aslında bir manada tamamen dövizsiz kaldı. Çünkü sahip oldukları dövizi borç aldılar ve bu borç er ya da geç sahibine dönmek zorunda. Türkiye’nin merkez bankası yerel bankalara borçlu olduğu garip bir durumda kaldı” değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye’nin bir “rota düzeltmesi” yapmaması durumunda döviz rezervlerinin yaz aylarını çıkaramayacağı belirtilen yazıda, “Bu rota düzeltmesi büyük oranda iki kişinin ellerinde olacak: Hafize Gaye Erkan ve Mehmet Şimşek. İkisi de Türkiye dışında saygınlar ve ne yapılması gerektiğini biliyorlar. Buradaki soru Erdoğan’ın müdahale edip etmeyeceği” dendi.

Erkan’ın kariyeriyle ilgili detayların da yer aldığı yazıda, “Goldman Sachs’ta çalıştı ve ardından 2014’te First Republic Bank’a katıldı. 2021’in ilk 6 ayında bankanın eş CEO’su oldu. First Republic faiz oranı risklerini kötü yönettiği için battı ve geçen ay JPMorgan Chase’e satıldı. Erkan, bankanın çöküş nedeni olan hızlı mevduat büyümesinin peşinde olduğu dönemde bankaya liderlik etti ancak kişisel olarak ne kadar sorumluluk taşıdığını bilmiyorum” ifadeleri kullanıldı.

TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın Mehmet Şimşek’in korumasına ihtiyaç duyacağının belirtildiği yazıda, “Eğer o ve Şimşek bir şekilde başarırsa, Erdoğan kendi dik kafalılığından onu kurtardıkları için son derece minnettar hissetmeli” ifadeleri kullanıldı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Deutsche Bank, Merkez Bankası’nın Üç Faiz Senaryosu Paylaştı

Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’na atanmasının ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yönetiminde beklenen değişikliklerin yapılmasının ardından yabancı bankalar da Merkez Bankası faiz politikasına dair raporlarını güncelliyor.

Son olarak Deutsche Bank üç faiz senaryosu paylaştı. Birinci senaryoya göre, faiz ilk seferde yüzde 25’e yükseltilebilir. İkinci senaryodaysa faiz, haziranda yüzde 18-20 seviyesine ve temmuzda yüzde 25 seviyesine artırılabilir. Üçüncü senaryodaysa faiz yüzde 30’ün üzerine yükseltilebilir …

Bloomberg HT’nin aktardığına göre raporda bankanın agresif ancak aşırı olmayacağı belirtilerek faiz konusunda şu ifadelere yer verildi:

“Bu noktada tam bir değerlendirme yapmak zor ancak TL’deki hızlı değer kaybı, ilk anda büyük bir faiz artırımını gerektiriyor. Diğer yandan hükümetin kredi büyümesinde çöküşe neden olmamak için bir denge sağlaması gerekiyor.

Politika faizi ilk seferde yüzde 25’e yükseltilebilir veya Haziran ve Temmuz aylarında üst üste faiz artırımı olabilir.

İkinci senaryoda faiz önce yüzde 18-20 civarına, Temmuz’da da yüzde 25 seviyesine yükselebilir. Bu artışın son olup olmayacağı soru işareti ve TL’nin hareketi ile portföy akışlarına bağlı olacak. Faizin yüzde 30’un üzerine çıkması ihtimalini de dışlamıyoruz.”

Öte yandan ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yüzde 25’e yükseltileceği tahmininde bulundu.

TCMB, 22 Haziran’da politika faizini belirlediği aylık Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını yapacak. PPK ilk kez TCMB’nin yeni başkanı Hafize Gaye Erkan’ın başkanlığında toplanacak.

JP Morgan politika notunun yazarı Nicolaie Alexandru-Chidesciuc, “Yıl sonu politika faizi beklentimizi yüzde 30’da sabit tutuyoruz” ifadelerini kullandı.

Faizin bu orandan daha yüksek olma ihtimalini de göz önünde bulunduran JP Morgan, 2023’ün ikinci yarısında kredi koşullarının sıkılaşmasıyla birlikte Türkiye ekonomisinin resesyona gireceği tahmininde bulundu.

Resesyon ya da durgunluk, bir ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) arka arkaya iki çeyrek boyunca azalması durumuna verilen isim.

Şimşek’ten rasyonel zemin vurgusu

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek görevi Nureddin Nebati’den devralırken şu ifadeleri kullanmıştı:

“Hükümetimizin temel hedefi, toplumsal refahı artırmaktır. Bu hedefe ulaşmada şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır. Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi özlenen bir refaha ulaşmada anahtar olacaktır.”

Mehmet Şimşek, “orta vadede enflasyonun yeniden tek haneli rakamlara düşürülmesini” öncelikleri arasında sıralamıştı.

Paylaşın

Nisan’da Merkez Bankası Rezervleri 8,1 Milyar Dolar Azaldı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) rezervleri 8 milyar 163 milyon dolar azaldı. Mart ayında 4,9 milyar dolar olan cari açık, nisan ayında 5,4 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Yıllık cari açık ise 54,9 milyar dolardan 57,8 milyar dolara çıktı. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı da nisan ayında 7 milyar 16 milyon dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Nisan 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, nisan ayında cari işlemler hesabı 5.404 milyon doları açık kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 480 milyon dolar açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7.016 milyon doları oldu.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 2.915 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2.198 milyon dolar oldu.

Birincil gelir dengesi ve ikincil gelir dengesi kalemleri sırasıyla 1.292 milyon dolar ve 11 milyon dolar net çıkış kaydetti. Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 784 milyon dolar oldu.

Portföy yatırımları 1.204 milyon doları tutarında net çıkış kaydetti. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında sırasıyla 37 milyon dolar ve 6 milyon doları net satış yaptı.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, Genel Hükümet 159 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirmişken, bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 190 milyon dolar ve 800 milyon dolar net geri ödeme yaptı.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 7 milyon dolar net azalış kaydetti.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 302 milyon doları net artış, Türk lirası cinsinden 160 milyon dolar net azalış olmak üzere toplam 142 milyon doları net artış kaydetti.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar 289 milyon dolar net kullanım, Genel Hükümet ve diğer sektörler ise sırasıyla 22 milyon dolar ve 107 milyon doları net geri ödeme gerçekleştirdi.

Resmi rezervlerde bu ay 8.163 milyon doları net azalış oldu.

Paylaşın

JPMorgan: Türkiye Ekonomisi Yılın İkinci Yarısında Resesyona Girecek

Ekonomi yönetiminde beklenen değişikliklerin yapılmasının ardından yabancı bankalar da Türkiye ekonomisine dair raporlarını güncelliyor… Son olarak, JP Morgan, Merkez Bankası’nın faizi bu ay yüzde 25’e yükselteceği, Türkiye ekonomisinin yılın ikinci yarısında resesyona gireceği öngürüsünde bulundu.

Birleşik Krallık merkezli Reuters’ta yer alan habere göre, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) yüzde 8,5 seviyesindeki politika faizinin ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yüzde 25’e yükseltileceği tahmininde bulundu.

TCMB, 22 Haziran’da politika faizini belirlediği aylık Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını yapacak. PPK ilk kez TCMB’nin yeni başkanı Hafize Gaye Erkan’ın başkanlığında toplanacak.

JP Morgan politika notunun yazarı Nicolaie Alexandru-Chidesciuc, “Yıl sonu politika faizi beklentimizi yüzde 30’da sabit tutuyoruz” ifadelerini kullandı.

Faizin bu orandan daha yüksek olma ihtimalini de göz önünde bulunduran JP Morgan, 2023’ün ikinci yarısında kredi koşullarının sıkılaşmasıyla birlikte Türkiye ekonomisinin resesyona gireceği tahmininde bulundu.

Resesyon ya da durgunluk, bir ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) arka arkaya iki çeyrek boyunca azalması durumuna verilen isim.

Öte yandan Deutsche Bank, Merkez Bankası’nın olası üç faiz senaryosunu paylaştı. Birinci senaryoya göre, faiz ilk seferde yüzde 25’e yükseltilebilir. İkinci senaryodaysa faiz, haziranda yüzde 18-20 seviyesine ve temmuzda yüzde 25 seviyesine artırılabilir. Üçüncü senaryodaysa faiz yüzde 30’ün üzerine yükseltilebilir.

Raporda bankanın agresif ancak aşırı olmayacağı belirtilerek faiz konusunda şu ifadelere yer verildi:

“Bu noktada tam bir değerlendirme yapmak zor ancak TL’deki hızlı değer kaybı, ilk anda büyük bir faiz artırımını gerektiriyor. Diğer yandan hükümetin kredi büyümesinde çöküşe neden olmamak için bir denge sağlaması gerekiyor.

Politika faizi ilk seferde yüzde 25’e yükseltilebilir veya Haziran ve Temmuz aylarında üst üste faiz artırımı olabilir.

İkinci senaryoda faiz önce yüzde 18-20 civarına, Temmuz’da da yüzde 25 seviyesine yükselebilir. Bu artışın son olup olmayacağı soru işareti ve TL’nin hareketi ile portföy akışlarına bağlı olacak. Faizin yüzde 30’un üzerine çıkması ihtimalini de dışlamıyoruz.”

Şimşek’ten rasyonel zemin vurgusu

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek görevi Nureddin Nebati’den devralırken şu ifadeleri kullanmıştı:

“Hükümetimizin temel hedefi, toplumsal refahı artırmaktır. Bu hedefe ulaşmada şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır. Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi özlenen bir refaha ulaşmada anahtar olacaktır.”

Mehmet Şimşek, “orta vadede enflasyonun yeniden tek haneli rakamlara düşürülmesini” öncelikleri arasında sıralamıştı.

Paylaşın