Kurtulmuş’tan Çarpıcı ‘Anayasa’ Açıklaması: Değişikliğe İhtiyaç Var

“Can Atalay’ın vekilliğin düşürülmesine ilişkin değerlendirme yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hakikaten az görülür bir mesele ortaya çıktı. İki yargı kurumu açısından içtihat, görüş farklılıkları ortaya çıktı. Türkiye’de anayasa değişikliğine hayati ihtiyaç vardır” dedi ve ekledi:

“12 Eylül Anayasası erkler arasındaki tanımları zaman zaman muğlak hale getirerek, bazı potansiyel tartışma alanları bünyesinde barındıran anayasa. Bunların üzerinde tartışmak, konuşmak. Bu olay olmasaydı bile gündeme getirmek herhalde TBMM’nin anayasayı yeniden yapacak güce sahip olmak temel vazifelerinden.”

Kurtulmuş açıklamasının devamında, “Birtakım partizan yaklaşımları bir tarafa bırakarak. Her partinin siyasi atmosferinden uzak insanlar için hangi konuların önem arz ettiği, anayasal reforma ihtiyaçlar tartışıyor. İyi niyetle bir araya gelerek, önyargılar olmaksızın, anayasa tartışmanın doğru yöntemlerle tartışılmasıdır. Bana anayasanın çizdiği tarafsızlıkla söyleyebilirim. Bu işin doğru zemini TBMM’dir. Bazıların söylediği gibi yeni bir anayasa yapamaz görüşü kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, HaberTürk’te Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kurtulmuş’un açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Teamüllere tamamıyla uygun bir uygulama yapılmıştır. Can Atalay’ın bu kararıyla ilgili süreçte öncelikle, birinci aşamada biz Meclis Başkanlığı olarak beklettik. Hem sürecin tamamlanması hem de ola ki, yeni bir hak ihlali kararı verilirse yerel mahkemenin uyma ihtimali dolayısıyla bir süre beklettik. Sonunda Anayasa’nın amir hükmü gereğince kesinleşmiş yargı hükmünün Meclis’te okunmasının zarureti var. Milletvekilliği düşürülmesi başka bir süreç, milletvekilinin düşmesi başka süreç. Bir fezlekenin gelmesiyle milletvekilliğinin düşürülmesi.

Burada kesinleşmiş mahkeme kararının sadece Meclis’te okutulması, daha doğrusu Meclis’in bilgilendirilmesi zaruri bir adımdır. Burada görüş farklılıkları var. Meclis Başkanı olarak şuna dikkat ettim, iki yargı kurumunda ihtilafta TBMM’nin taraf olmaması için böyle bir yol izlendi. Geçmiş dönemlerde de bu şekilde doğrudan mahkemenin, Yargıtay’ın kararıyla düşürüldüğü vakalar var. Burada Meclis’in teamüllerine uygun şekilde süreç işletilmiştir.

TBMM Başkanlığı olarak yaptığımız bir sürü yurt dışı seyahat var. ‘Yarın seyahate çıkıyorum’ diyerek kendiliğinden oluşturulan süreç var. Aylar öncesinde hazırlanarak, tarih aralıkları belirlenerek titiz çalışma sonrası bu seyahatler belirleniyor. Gerçekten son derece haksız, mesnetsiz bir suçlamadır. Ne zaman TBMM’nin Bahreyn ziyareti aylar öncesi bellidir. Zaten nöbetçi Meclis Başkanvekili arkadaşımız kimse onu okutacaktır. Kararın Meclis’te okutulmasıyla TBMM’nin seyahati arasında bağlantı yoktur.

Teamül, yazılı olmayan kurallardır. Yıllar içinde oluşmuş. Bunlardan birisi de Meclis Başkanı’nın hangi oturumlara başkanlık edeceğiz. TBMM’nin açılışında, bütçe görüşmelerinde ilk ve son gün başkanlık eder. 23 Nisan oturumlarına başkanlık eder, özel oturumlar olursa başkanlık eder. Zaten teamülde Meclis’in normal işleyişinde başkanlık etmesi sözkonusu değildir. Ama isterse her oturuma başkanlık edebilir. Her açıdan normal, teamüllere, usule uygun bir çalışma yürütülmüştür.

Anayasa Mahkemesi nasıl kara verecek? Süreç nasıl işleyecek? Yapılan başvuruları hangi zaman aralığında gündeme alacak? Bunları göreceğiz. Ben hep şunu söyledim; genellikle tekil olayların üzerinde yoğunlaşarak, o günkü aktüel tarafları üzerinden siyasi tartışma haline getirmeyi maalesef başarıyoruz. Can Atalay’ın kimliğini bir tarafa bırakarak konuşmak gerekirse. Hakikaten az görülür bir mesele ortaya çıktı. İki yargı kurumu açısından içtihat, görüş farklılıkları ortaya çıktı. Türkiye’de anayasa değişikliğine hayati ihtiyaç vardır. 12 Eylül Anayasası erkler arasındaki tanımları zaman zaman muğlak hale getirerek, bazı potansiyel tartışma alanları bünyesinde barındıran anayasa.

“Hiçbir partinin anayasası olmaz, milletin anayasası olur”

Bunların üzerinde tartışmak, konuşmak. Bu olay olmasaydı bile gündeme getirmek herhalde TBMM’nin anayasayı yeniden yapacak güce sahip olmak temel vazifelerinden. Birtakım partizan yaklaşımları bir tarafa bırakarak. Her partinin siyasi atmosferinden uzak insanlar için hangi konuların önem arz ettiği, anayasal reforma ihtiyaçlar tartışıyor. İyi niyetle bir araya gelerek, önyargılar olmaksızın, anayasa tartışmanın doğru yöntemlerle tartışılmasıdır. Bana anayasanın çizdiği tarafsızlıkla söyleyebilirim. Bu işin doğru zemini TBMM’dir. Bazıların söylediği gibi yeni bir anayasa yapamaz görüşü kabul edilemez. 400’ü bulursa doğrudan doğruya değişikliği yapar, 360’la referanduma gider. Hiçbir partinin anayasası olmaz, milletin anayasası olur.

Türkiye’de kronikleşmiş olan birtakım meselelerde adım atmamızın zaruri olduğuna inanıyorum. Burada Yargıtay da kendi yetkilerini kullanırken ilgili anayasada yetkilerini kullanarak süreci oluşturuyor. Örneğin Anayasa’nın 14. maddesindeki devlete karşı davranışlar konusunun sarih ve açık bir hale getirilmesidir. Anayasa bunu yasalara izafe ediyor. TBMM bu anlamda hele hele Türkiye bölücü örgütlerle mücadele ederken, çevresi terör ağlarıyla kuşatılan bir ülke olarak, 15 Temmuz’da doğrudan hedef haline gelmiş devlet olarak tabii ki kendisini korur.

Devlete karşı yapılan suçların davranışların ne olduğu, silah atmak, örgüt kurmak, örgüte yardım ve yataklık etmek, bunların tasrih edilmesi gerekir. Özellikle seçilmişlerin hakkını hukukunu koruyan yeni bir anlayış içerisinde ele alınması gerekir. Samimi olarak yaklaşılırsa bu konudaki tartışma alanlarının ortadan kaldırılacağını düşünüyorum. Şu anda Meclis kapalı. Oturumda olduğu bir gün tek tek milletvekili arkadaşlarımızı çağırsak. Çok büyük kısmının ‘evet yeni bir anayasaya ihtiyacımız var’ dediğini biliyoruz. Birisi yeni bir iç tüzüğe ihtiyacımız var.

Hakikaten uzun saatler süren, kavgaya gürültüye zemin hazırlayan bir zemin içerisinde. Bunların hepsi konuşuldu. 31 Mart akşamına kadar bu anlamda çok sistematik değişiklikleri gündeme getirmek mümkün olmaz. Anayasa meselesinin konuşulacağı yer Türkiye’nin tamamıdır. Hukuk camiamız, sivil toplumuz, herkese uygun mekanizmalar kurularak görüşlerini almaktır. Belki komisyon üzerinden bu çalışmaları sürdürmek doğru yöntemdir. Herkesin anayasa teklifi olabilir; ama kimsenin anayasa dayatması sözkonusu olamaz.

Önce herkesin önyargısız şekilde masaya gelmesi lazımdır. Ondan sonra yöntem bulunur. Aldığım ilk izlenimler TBMM çatısı altında siyasi partilerin bu konuyu seçimden sonra sıcak bakacağı yönünde görüşe sahibim. Ciddi bir müktesabatımız var. Yüzlerce toplantı yapılmış. 64 madde üzerinde partilerin uzlaştığı anayasa teklifi var. Bugün belki 94 maddede uzlaşılabilecek. Uzlaşamayız derseniz uzlaşma kapısını açamayız. Sonuçta bir aritmetik var.

360-400 aritmetiği var. Gönlümüz arzu eder ki 600’le çıksın. Bu çok zor tabi. Bu anlamda uzlaşı zemini aramaya başlayınca, partilerin kabul edilemeyecek tekliflerini onlar da görecektir. Zaten demokrasi böyle bir şey. Hiç kimsenin yüzde 100 söylediği kural olarak ortaya çıkmaz ki. Burada iyi niyetli gayret ortaya konursa ortak bir nokta ortaya konabilir. 360’ı bulmak bile bugünkü parlamentoda bir uzlaşıyı gerektiriyor. Hiçbir parti tek başına 360 almadığına göre bu bile bir uzlaşıyı gerektiriyor.

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru meselesi son yıllarda kabul edilmiş bir şeydir. Türkiye uluslararası alanda çok ciddi şekilde demokratik açılım açısından eli rahatlamıştır. Rakamı yanlış biliyor olabilirim, 165 bin bireysel başvuru dosyası var. AYM temel meseleleri, insan hakları ihlalleri bir şekilde gidermek, karar vermekle ilgili adım olmak yerine diyelim ki iki arsa komşusunun ihtilafları da hak ihlallerinin ele alındığı sürece geldi. Olağanüstü bir yük var.

Bunu çözebilmek için yüzlerce AYM’nin yargıç alması lazım. Ortaya konulan hiçbir kural sonuna kadar devam etmeyebilir. Demokrasinin güzelliği burada. Bugün uygulamada karşımıza yargı yükü ortaya çıkıyorsa bunu değerlendirmek siyasetin meselesidir. Bunu çözecek olan yer siyasettir. Konuşulur, hak ihlallerinin sınırlandırılması ya da yeni perspektife kavuşturulması tartışma meselesidir. Niye hak ihlali için insanlar oraya müracaat ediyor. ‘Ben mahkemede hakkımı alamadım’ diyor ve başvuruyor AYM’ye.

İstinaflarla ilgili beklentilerin karşılanmamış olması var. Bunu bütünleşik yargı sistemi ile ele alınması lazımdır. Biz bireysel yargılama meselesine yeni çerçeve getirelim demek, kategorik olarak şu tarafta olmak değildir. Bu mesele bir anlamda siyasetin çözeceği alandır. Yargıçlar oturup yasa yapamayacaklarına göre. Siyaset de bütünleşik bakış açısıyla bunlar üzerinde çalışmalıdır.”

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği TBMM’de Onaylandı: 287 Kabul, 55 Ret, 4 Çekimser

İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliğine onay veren protokolle ilgili kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Haber Merkezi / Genel Kurul’daki oylamada 287 kabul, 55 ret ve 4 çekimser oy kullanılırken, bundan sonraki süreçte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzası ve Resmî Gazete aşaması beklenecek.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından 2022 yılında NATO askeri ittifakına katılma talebinde bulunmuştu. Ancak NATO müttefiki Türkiye, iki ülkenin Ankara’nın terörist olarak gördüğü grupları koruduğunu kaydederek, üyeliklere karşı çıkmıştı.

Türkiye geçen Nisan ayında Finlandiya’nın katılım protokolünü onayladı; ancak İsveç’i, Avrupa Birliği ve ABD’nin de terörist olarak tanımladığı PKK’nın İsveç’teki yerel üyelerine karşı tutumunu sertleştirene kadar bekletti.

Bunun üzerine Stockholm, bir terör örgütüne üye olmayı yasadışı hale getiren yeni bir terörle mücadele yasası çıkardı. İsveç ve NATO üyeleri Finlandiya, Kanada ve Hollanda da Türkiye’ye silah ihracatı politikalarını gevşetmek için adımlar attı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan İsveç’in teklifini Ekim ayında TBMM’ye göndermiş; ancak onaylanmasını ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçağı satışını onaylamasına bağlamıştı.

Mart 2023’te Finlandiya’nın katılımı için yapılan oylamada hiçbir siyasi parti grubu ‘hayır’ oyu kullanmamıştı. AKP, CHP, İYİ Parti ve MHP üyeliğe onay verirken HDP, TİP, BBP, DEVA, DP ve ZP oylamaya katılmamıştı.

Türkiye’nin ardından Macaristan’ın da İsveç’in üyeliğine onay vermesi gerekiyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, İsveç’in NATO’ya üyeliğini görüşmek üzere Başbakan Ulf Kristersson’a davet mektubu gönderdiğini duyurdu.

Orban, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “İsveç’in NATO’ya katılımı konusunda müzakerelerde bulunmak üzere bugün Başbakan Ulf Kristersson’a Macaristan’a ziyaret gerçekleştirmesi için davet mektubu gönderdim.” ifadesini kullandı.

Viktor Orban’ın özel kalem müdürü Gergely Gulyas “İsveç onlara güvenimizi artırmak; kendilerini müttefikimiz ve dostumuz olarak görmemiz için hiçbir adım atmıyor. Sanki NATO üyeliği öncelikleri değil gibi” diye konuşmuştu.

Gulyas, “İsveç Başbakanı veya Dışişleri Bakanı bizi arayıp Macaristan Parlamentosu’nun çekincelerinin neler olduğunu sormalı” demişti.

İsveç’in NATO’ya üyeliğinin, Macar parlamentosunda 2023’ün sonbaharında görüşülmesi bekleniyordu ancak İsveç’te bazı milletvekillerinin Budapeşte yönetimine ilişkin ifadeleri, taraflar arasında gerginliğe yol açmış, bu nedenle de süreç uzamıştı.

Diğer NATO üyelerine kıyasla Rusya ile daha iyi ilişkilere sahip Macaristan, Finlandiya’nın üyeliğine de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Finlandiya NATO’ya üye olabilir” açıklamasından 10 gün sonra onay vermişti.

Paylaşın

31 Mart’taki Seçimlerde Yedi Milletvekili Belediye Başkan Adayı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerde seçim ve aday çalışmalarını hızlandırdı. İYİ Parti 6 AK Parti ve CHP’de birer milletvekilini seçimlerde aday gösteri.

AK Parti, eski Çevre Bakanı, İstanbul Milletvekili Murat Kurum’u İstanbul’a, İYİ Parti’den AK Parti’ye geçen Nebi Hatipoğlu’nu Eskişehir’e, Aydın Milletvekili Mustafa Savaş’ı da Aydın’a belediye başkanı adayı gösterdi. İYİ Parti ise İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nu seçildikleri kentlerde belediye başkanı adayı ilan etti.

CHP’de Grup Başkanvekili Burcu Köksal seçim bölgesi Afyon’dan belediye başkan adayı yapıldı, Kocaeli Milletvekili Nail Çiler, Gebze Belediye Başkanı adayı olarak belirlendi. Ancak Çiler sağlık sorunlarını gerekçe göstererek “af talebinde” bulundu. Çiler’in adaylığının bir sonraki Parti Meclisi’nde geri çekilmesi bekleniyor. Bu durumda Meclis’ten 7 milletvekili belediye başkanı adayı oldu. Bu milletvekilleri seçimleri kazanmaları durumunda Meclis’teki milletvekili sayısı da düşecek.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Aday belirleme çalışmalarını sürdüren siyasi partilerin şubat ayı başında kampanya sürecini başlatması bekleniyor. Seçim kampanyası sürecine milletvekillerinin katılımı için de Meclis’in ara vermesi planlanıyor. Edinilen bilgiye göre Meclis’in gündeminde emeklilere ek zam, asgari ücret desteğini içeren teklifin yanı sıra, Rekabet Kurulu, Sağlık ve İçişleri Bakanlığının taleplerini içeren tekliflerle, bir yargı paketi gelecek.

İsveç’in NATO üyeliği de gündemdeki başlıklar arasında. AK Partili yetkililer 31 Mart 2019 seçimlerinde Meclis’in mart ayı başında ara verdiğini belirterek önümüzdeki seçimler için de benzer bir takvim uygulanacağını kaydediyor. Planlandığı gibi olursa milletvekilleri de yerel seçim sürecinde son bir ay sahada olacak.

Paylaşın

CHP’den ‘Murat Kurum’ Açıklaması: ‘İmar Affı’na İmza Atan Bakan

TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Murat Kurum 2018 ila 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum bu dönem boyunca İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır? 100 bin konut imal edeceğiz, 1 milyon konut imal edeceğiz hamasetleri çerçevesinde geride bırakılan TOKİ mağdurları vardır” dedi.

Günaydın, açıklamasının devamında, “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen teslim edilebilen konut oranı yüzde 4 bile değildir. Murat Kurum için 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini hepimiz hatırlıyoruz. Ve bu imar affı çerçevesinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri de maalesef hatırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Murat Kurum’un, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günaydın, “Gecikmiş bir açıklama olmasına rağmen kendileri adına hayırlı olsun diyelim” dedi.

Birgün’ün aktardığına göre; Günaydın, şöyle devam etti: “Peki, Murat Kurum adı neden ilan edildi? Açıklamalardan şunu görüyoruz; diyorlar ki ‘İstanbul’un iki tane büyük sorunu var, birisi kentsel dönüşümdür, diğeri ulaşımdır.’ O halde Murat Kurum kentsel dönüşüm ve ulaşım sorunlarına ilaç olmak için atanıyor. Eğer hafızamızı bir kuş hafızasına benzetmiyorlar ise hep beraber hatırlayalım. 1994 yılında Recep Tayyip Erdoğan belediye başkanı oldu. Ve 4 yıl 7 ay süreyle İstanbul’u yönetti.

Sonra 21 yıl süreyle de kesintisiz başbakan ve cumhurbaşkanı sıfatıyla memleketi yönetti. Demek ki ‘sevdam İstanbul’ dediği İstanbul’un kaderi en az çeyrek asırdır Recep Tayyip Erdoğan’ın elinde. Peki bu 25 yıl boyunca İstanbul, ulaşımda daha rahat bir noktaya doğru mu evrildi ya da yapı stoku daha güvenli bir hale geldi ve daha korunaklı bir kent şekline mi dönüştü? Yine vereceğimiz yanıtı Erdoğan’ın diliyle verelim. Çünkü ‘İstanbul’a biz ihanet ettik, İstanbul’da dikey yapılaşmaya biz izin verdik’ sözleri, Erdoğan’ın sözleridir.”

“Türkiye’yi inşaat lobisinin elinde betona gömen bir Erdoğan ekonomisinden söz ediyoruz” diyen Günaydın, “Böyle bir yapının bu kadar kötü karneden sonra İstanbul’u kentsel dönüşüm alanında İstanbul’u iyi bir noktaya taşımaktan söz etmesi adeta trajikomik bir durumu ifade etmektedir” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır?”

Murat Kurum hakkında da değerlendirmelerde bulunan Günaydın, “Gelelim Murat Kurum’un durumuna… Murat Kurum 2018 ila 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum bu dönem boyunca İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır? 100 bin konut imal edeceğiz, 1 milyon konut imal edeceğiz hamasetleri çerçevesinde geride bırakılan TOKİ mağdurları vardır” diye konuştu.

Günaydın, şunları söyledi: “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen teslim edilebilen konut oranı yüzde 4 bile değildir. Murat Kurum için 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini hepimiz hatırlıyoruz. Ve bu imar affı çerçevesinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri de maalesef hatırlıyoruz.”

Paylaşın

Dokuz Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri TBMM’de: CHP, DEM Parti Ve TİP

Aralarında DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, TİP İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil ve CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ında bulunduğu 9 milletvekiline ait 9 dokunulmazlık dosyası, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 9 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

“DEM Parti Mardin Milletvekili Salihe Aydeniz, DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, DEM Parti İstanbul Milletvekili Keziban Konukcu Kok, TİP İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, CHP İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ve CHP Gaziantep Milletvekili Melih Meriç.”

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Akşener, DEM Partiyi Hedef Aldı: Meşruiyeti Yoktur

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Terörle mücadelede bile hamasetin arkasına sığınan bir güçle mücadele ediyoruz. Terörü bitirdik diye millete yalan söyleyen bir büyük basiretsizlikle mücadele ediyoruz” dedi ve ekledi:

“Sadece iktidarla değil haine hain diyemeyen riyakarlarla da, koltuk meraklısı fırsatçılarla da mücadele ediyoruz. Adı sürekli değişen, terörist başına duyduğu sevdası bir türlü değişmeyen sözde siyasi partinin siyasi meşruiyeti yoktur.”

Akşener, konuşmasına, “Terörü aklamaya kalkanların gazi meclisimizde yeri yoktur. Öcalan Kürtlerin bir değeridir diye yapılan açıklamaların da bu vatanın hiçbir evladında karşılığı yoktur. Kürtler, elinde on binlerin kanı olan bir teröristle bile anılamayacak değerlidir. Kürtler bu ülkenin has ve şerefli evlatlarıdır. Belli ki unutulmuş. Kürtlerin bir değeri diye anılmak istenen bu cani, binlerce masumun canına kıydı. Bu mudur Kürtlerin değeri? Bu cani beşikte uyuyan bebekleri katletti” ifadeleriyle devam etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Akşener’in, açıklamalarından satır başları şöyle:

“30 Aralık’ta Sinan Ateş’in katledilişinin sene-i devriyesi. Bir yıl boyunca katillerinin kim olduğu bir türlü bulunamadı. Umarım bundan sonra ortaya çıkar. Ayşe Ateş sadece katledildiği gün acısını paylaşacağı bir açıklama yapacak. İYİ Parti kimliğiyle değil, arkadaşlarımın orada bulunmasını talep ediyorum. İnsan olarak orada olacaksınız. Mekanı cennet olsun Ateş’in. Bir yıl sonra bizlerin gayretiyle de katledenler ortaya çıkarılabilir.

Terörle mücadelede bile hamasetin arkasına sığınan bir güçle mücadele ediyoruz. Terörü bitirdik diye millete yalan söyleyen bir büyük basiretsizlikle mücadele ediyoruz. Sadece iktidarla değil haine hain diyemeyen riyakarlarla da, koltuk meraklısı fırsatçılarla da mücadele ediyoruz. Adı sürekli değişen, terörist başına duyduğu sevdası bir türlü değişmeyen sözde siyasi partinin siyasi meşruiyeti yoktur.

Terörü aklamaya kalkanların gazi meclisimizde yeri yoktur. Öcalan, Kürtlerin bir değeridir diye yapılan açıklamaların da bu vatanın hiçbir evladında karşılığı yoktur. Kürtler, elinde on binlerin kanı olan bir teröristle bile anılamayacak değerlidir. Kürtler bu ülkenin has ve şerefli evlatlarıdır. Belli ki unutulmuş. Kürtlerin bir değeri diye anılmak istenen bu cani, binlerce masumun canına kıydı. Bu mudur Kürtlerin değeri? Bu cani beşikte uyuyan bebekleri katletti.

Buradaki asıl sorun ne Türkiye ile ne Türk milleti ne de Kürtlerle hiçbir bağlantısı bu uzaktan kumandalı değil, bunlara bu cüreti verenler. Asıl sorun, bir belediye kazanmak uğruna teröristin mektubunu okutanlardır. Oy uğruna şekilden şekilde giren partiler, kimi kapının arkasında kimi de kapının önünde yapılan diplomasiler, her seçim öncesinde kapılarında paspas olan siyasetçilerdir.

Buradan iktidara seslenmek istiyorum. Önümüzde yerel seçimler var. Madem terörle mücadele etmek istiyorsunuz, terörle iltisaklı kişilere engel olun. Samimiyseniz kayyum meselesi üzerinden gizli pazarlıkları bırakın. Milletimizi Karagöz Hacivat oyunuyla oyalamayın. Bir kişinin aday olması içinden güvenlik soruşturması var. Önümüzdeki seçimler bir milat olsun. YSK milletimizin önüne terörle iltisaklı kişileri çıkarmasın. Rahatsızlığınızda ciddiyseniz kürsüde şikayet etmek yerine gereğini yapın. Biz varız hodri meydan.

Bir yanda DEM’lilere sevimli görünmek için çabalayanlar, HÜDA PAR’lılara anayasa konuşmasına susanlar var. Herkes sussa da biz İYİ Parti olarak asla susmayacağız. Bu ikiyüzlü tiyatroya asla sessiz kalmayacağız. Devletimizin bütünlüğüne Türklüğümüze dil uzattırmayacağız. Türk Mileti için vasata mahkumiyet bitmiştir. Seçim için yalakalık yapanların devri bitmiştir. Haine hainliğini, çakalın çakallığını teslim etme vaktidir.

Çocuklarımızın eşit şartlarda yetişmesini sağlamak, çağın gereklerine göre eğitim vermek şarttır. Milletin istikbali için hayati öneme sahip bir sorumluluk cemaatlere devredildiğinde ne olur biliyor musunuz? Ortaya paralel bir eğitim sistemi çıkar. Tercih hakkı çocuğun elinden alınır, cemaatin eline teslim edilir. Siz belli ki yaşadıklarımızı çabuk unutmuşsunuz. FETÖ sınavından belli ki siz hiç ders almamışsınız. Belli ki kendinize hiç vazife çıkartmamışsınız.”

Paylaşın

İsveç’in NATO’ya Üyeliğinde Yeni Gelişme: Dışişleri Komisyonu’nda Kabul Edildi

İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) kabulüne ilişkin teklif, AK Parti, MHP ve CHP’nin oylarıyla TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edildi. Teklife, İYİ Parti hayır oyu verirken, DEM Parti ise oylamaya katılmadı.

Haber Merkezi / Üyeliğin onaylanması için düzenlemenin komisyonda kabulünden sonra TBMM Genel Kurul’da oylanması şartı bulunuyor. Oylamaya katılanların yarıdan bir fazlasının oyu aranıyor.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasıyla teklif haline getirilen protokol 25 Ekim’de TBMM Dışişleri Komisyonu’na havale edilmişti.

Komisyonda konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar: İsveç makamlarının her talebimizi hemen yerine getirmesi maalesef gerçekleşmiyor. Bu bir süreç. 5 yıl önce hayal bile edilemeyecek mevzuat değişikliklerini hayata geçiriyorlar. Akçapar, “Askeri-stratejik açıdan, İsveç’in de NATO’ya dahil olmasıyla, kuzeyde güvenlik boşluğu kalmayacak” dedi.

CHP Milletvekili Kani Beko söz alarak “Bizim muhatabımız İsveç mi, AB mi, ABD mi? Somut adımlar atılmazsa, kabul etmeyelim üyeliği. Bence ABD de F16 meselesinde topu kongreye atıp, kabul etmedi kongre diyecek” ifadelerini kullandı. Daha sonra söz alan CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ise “Az önce, bakanlığın dili değişmiş dedik ama aslında iktidarın dili değişmiş” dedi.

MHP’nin temsilcisi Kamil Aydın ise, “Siyasi duruş kendini göstermeli, önce ülke ve millet diyeceğiz, sonra parti” dedi. İsveç’le ilgili sürecin bu komisyonda verilen kararla sonlanmayacağını, Genel Kurul’da ve pek çok mecrada devam edeceğini belirten Aydın, sürecin iç siyasete malzeme edilmesini eleştirdi ve “Önce ülkenin alî menfaatleri” dedi.

İktidarın seçim öncesinde bu konuyu siyaset malzemesi olarak kullandığını hatırlatan İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, hükümet ve muhalefetin milli güvenliği ilgilendiren konularda uzlaşması gerektiğini söyledi. NATO’nun gelişmesine prensip olarak karşı olmadıklarını söyleyen Zorlu, “Güvenliğimizi önce kendi sınırlarımızda sağlamakla sorumluyuz” dedi.

İsveç’in NATO üyeliği konusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden arasındaki son görüşmede de gündeme gelmişti. Erdoğan, Biden’ın kendisine “F16 modernizasyonuna ilişkin onay süreci ile İsveç üyeliği sürecini eş zamanlı yürütmeyi” teklif ettiğini aktarmıştı.

İki ülkenin NATO’ya başvurusu

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından İsveç ve Finlandiya, NATO’ya katılım başvurusu yaptı. Ancak Türkiye, iki ülkenin Ankara’nın “terörist olarak nitelendirdiği grupları koruduğu” gerekçesiyle itirazda bulundu. Finlandiya’nın üyelik başvurusunu nisan ayında onay veren Türkiye, Macaristan ile birlikte İsveç’e henüz onay vermiş değil.

“NATO’nun operasyon kabiliyeti gelişecek”

ABD’den yapılan açıklamada ise TBMM Dış İlişkiler Komisyonunda İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin teklifin kabul edilmesini memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Bakanlık açıklamasında, “Başkan Biden, uzun zamandır Türkiye’nin F-16 filosunun modernizasyonuna verdiği açık desteği sürdürmektedir ki bu durum NATO’nun operasyon kabiliyetini geliştirecektir” ifadelerine yer verildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ankara’ya F-16 satışına ilişkin Kongreye resmi bildirim yapılıncaya kadar bu tür dış silah satım süreçlerine ilişkin açıklama veya yorum yapamayacaklarını da belirtti.

Paylaşın

Üç Bakanlık, Süresi İçinde Hiçbir Önergeyi Yanıtlamadı

28. Dönemin başından bu yana Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a 939, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya 743, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a 127 soru önergesi gönderildi. Bu bakanlar, süresi içinde hiçbir önergeyi yanıtlamadı.

Konuya ilişkin değerlendirme yapan CHP Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı “Biz burada temsil ettiğimiz vatandaşlarımızın refahı, ülkemizin huzuru ve Cumhuriyetimizin geleceği adına denetleme yetkimizi kullanmaya çalışıyoruz” dedi ve ekledi:

“Bakanlar şeffaf şekilde bu halktan toplanan vergilerin ve ülke adına yapılan işlerin hesabını vermekle yükümlüler. Ancak tek adamlık rejiminde bakanlar Meclise değil Saraya hesap verme derdinde. 83 milyonu değil, 1 kişinin ağzına bakıyorlar. O nedenle Milletvekillerinin önergeleri yanıtsız bırakılıyor, cevaplananlar ise sözde yanıtlar içeriyor. Denetimin olmadığı yerde demokrasi olmaz, hırsızlık olur.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı Meclis Başkanlığına milletvekillerinin soru önergelerine süresi içinde yanıt veren ve önergeleri yanıtsız bırakan bakanları sordu. Soru önergesine Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ yanıt verdi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Bozdağ’ın yanıtına göre milletvekilleri, 28. Dönemin başından bu yana Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a 939, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya 743, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a 127 soru önergesi gönderdi. Bu bakanlar süresi içinde hiçbir önergeyi yanıtlamadı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç süresi geçtikten sonra 28 önergeyi yanıtlarken, 64 önergenin yanıtlanma süresinin devam ettiği görüldü. Bakan Tunç 847 soru önergesini yanıtsız bıraktı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya 418 önergeyi süresi geçtikten sonra yanıtlarken, 76 önergenin yanıtlanma süresinin devam ettiği görüldü. İçişleri Bakanı Yerlikaya 249 önergeyi yanıtsız bıraktı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy süresi geçtikten sonra 25 önergeyi yanıtlarken 77 önergeye halen yanıt vermedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz 285 soru önergesinin 173’ünü süresi içinde yanıtladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş 205 soru önergesinin 104’ünü süresi içinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan 358 önergenin 126’sını; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki 524 önergenin 193’ünü, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 55 önergenin 22’sini, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar 159 önergenin 84’ünü, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak 120 önergenin 36’sını,

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 180 önergenin 98’ini, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 450 önergenin 201’ini, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler 48 önergenin 33’ünü, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 504 önergenin 117’sini, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır 52 önergenin 30’unu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı 539 önergenin 64’ünü, Ticaret Bakanı Ömer Bolat 97 önergenin 32’sini ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu 316 önergenin 214’ünü süresi içinde yanıtladı. Bakanlara toplamda 5731 soru önergesi verildi. Bunların 1553’ü süresi içinde yanıtlanırken 2644 tanesi yanıtsız bırakıldı.

Soru önergesinin Anayasal bir denetleme yetkisi olduğunu belirten Hikmet Yalım Halıcı “Biz burada temsil ettiğimiz vatandaşlarımızın refahı, ülkemizin huzuru ve Cumhuriyetimizin geleceği adına denetleme yetkimizi kullanmaya çalışıyoruz. Bakanlar şeffaf şekilde bu halktan toplanan vergilerin ve ülke adına yapılan işlerin hesabını vermekle yükümlüler. Ancak tek adamlık rejiminde bakanlar Meclise değil Saraya hesap verme derdinde. 83 milyonu değil, 1 kişinin ağzına bakıyorlar. O nedenle Milletvekillerinin önergeleri yanıtsız bırakılıyor, cevaplananlar ise sözde yanıtlar içeriyor. Denetimin olmadığı yerde demokrasi olmaz, hırsızlık olur” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi TBMM Başkanlığına bu dönemde 1338 kanun teklifi verdi. Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi 159, Milliyetçi Hareket Partisi 50, İyi Parti 21, Saadet Partisi 4, Türkiye İşçi Partisi 10 kanun teklifi verdi. Bu kanun tekliflerinin hiçbiri yasalaşmadı. Muhalefetin verdiği Meclis Araştırma önergelerinin hiçbirisi Meclis Genel Kurulunda kabul edilmedi.

Bunların içinde çocuğa yönelik istismar, kadın cinayetleri, yolsuzluk, satılan vatandaşlık, yargıdaki liyakatsiz yapılanma, sınır güvenliği, çiftçilerin sorunları, emekçi cinayetleri, uyuşturucu, mafyalar, sığınmacı sorunu, yabancılara konut ve toprak satışı, deprem önlemleri, bağış kampanyalarında toplanan ancak yatırılmayan paraların araştırılması gibi başlıkların yer aldığı Araştırma Önergeleri Cumhur İttifakı Milletvekillerince kabul edilmedi.

Paylaşın

2024 Yılı Bütçesi Kabul Edildi: 317 Evet, 249 Hayır

2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi. Bütçeye ilişkin 566 milletvekili oy kullandı: 317 evet, 249 hayır.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile “2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi” 17 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu. 2024 yılı bütçesi, TBMM Genel Kurulu’nda geçerli 566 oydan 317 kabul, 249 ret oyu ile onaylandı.

2024 yılı bütçe teklifinin hayırlı olmasını dileyen Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmelerimizi tamamladık. 2024 bütçesi ülkemize, devletimize ve milletimize hayırlı olsun” ifadelerine yer verdi.

Giderin 11 trilyon 89 milyar lira olduğu bütçenin geliri ise 8 trilyon 437 milyar 100 milyon lira olarak hesaplandı. Bütçe teklifi itibariyle gelir vergisi 1 trilyon 188,9 milyar lira, kurumlar vergisi 1 trilyon 275,7 milyar lira, katma değer vergisi 2 trilyon 497,7 milyar lira, özel tüketim vergisi 1 trilyon 403,9 milyar lira, diğer vergi gelirleri 1 trilyon 41,5 milyar lira ve vergi dışı gelirler 1 trilyon 29,4 milyar lira olarak öngörüldü.

Bütçe teklifinde, “Savunma ve Güvenlik” alanında 1 trilyon 133 milyar 500 milyon lira harcama yapması öngörüldü. Eğitim için 1 trilyon 615 milyar lira, sağlık için 1 trilyon 650 milyon lira ve sosyal yardımlar için 497 milyar lira bütçe ayrıldı. Tarım sektörüne ise sadece 384 milyar lira ödenek planlandı. 2024 yılında personel giderleri için toplam 2 trilyon 865,9 milyar lira, mal ve hizmet alım giderleri içinse 669,8 milyar lira öngörüldü. Bütçe giderleri dağılımında 1 trilyon 254 milyar lira ise “faiz” kalemi için hesaplandı.

Paylaşın

AK Partili Vekiller Erdoğan’ı Övgüye Boğdu

TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında kürsüye çıkan AK Partili milletvekillerinin büyük kısmı bakanlıkların bütçe sunumundan aldıkları yatırım, icraat bilgileri ve verileri içeren konuşmalar yaptı. Neredeyse tek bir eleştiri ya da öneri içermeyen konuşmalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan için övgü yarışına girildi.

Öte yandan bütçe görüşmelerinde, yeni Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve gelmesinin ardından ekonomideki “olumlu gelişmeleri” anlattı, “Ekonomimiz büyüdükçe, refahımız arttıkça daha adil bir şekilde paylaşacağız” dedi. Şimşek’in konuşması AK Parti milletvekillerince yoğun alkış alınca muhalefet partilerinden uyarı geldi.

Meclis Genel Kurulu’nda on günü geçen bütçe görüşmelerinde her siyasi parti grubu adına bir saat süren konuşmalar yapıldı. Konuşma sürelerinin milletvekillerine dağılımı her partide farklı oldu. En çok milletvekiline sahip olan AK Parti grubunda 1 saat, 10-12 milletvekili arasında paylaştırıldı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; 4-5 dakikalık konuşmalar için kürsüye çıkan AK Partili milletvekillerinin büyük kısmı bakanlıkların bütçe sunumundan aldıkları yatırım, icraat bilgileri ve verileri içeren konuşmalar yaptı. Neredeyse tek bir eleştiri ya da öneri içermeyen konuşmalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan için övgü yarışına girildi.

Meliha Akyol, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde eser ve hizmet siyasetimize tüm gücümüzle devam edeceğiz”, Ömer Oruç Bilal Debgici, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yirmi bir yıldır neyin sözünü verdiysek bir bir yerine getirdik, neyi hayal ettiysek milletimizin hizmetine sunduk”, Celalettin Köse, “Erdoğan liderliğinde, AK Parti hükûmetleri döneminde ülkemizde âdeta reform niteliğinde dev yatırımlar hayata geçirilmiştir”,

Mustafa Oğuz, “Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirdiğimiz reformlar ve yaptığımız yatırımlar sayesinde dün hayal denilen birçok proje bugün gerçek olmuştur”, Kaan Koç, “Cumhurbaşkanımız liderliğinde geçen son yirmi bir yıl içerisinde ulaşımda, özellikle kara yollarında tam bir devrim gerçekleştirdik”, Adem Çalkın, “Ülkemizde temel hak ve hürriyetlerin korunması ve demokratik adımlar konusunda cumhuriyet tarihimizin en köklü adımları Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğinde AK Parti iktidarı döneminde atılmıştır”,

Zehranur Aydemir, “Her bir projenin arkasında güçlü bir irade, büyük bir vizyon ve sistematik çalışma var. Bu irade ve vizyonun sahibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır”, Nilhan Ayan, “Yaparsa AK Parti yapar, yaparsa Recep Tayyip Erdoğan yapar, yaparsa Cumhur İttifakı yapar”, Mahmut Rıdvan Nazırlı, “Recep Tayyip Erdoğan Gazze konusundaki hassasiyetinin sadakasını verse herkese yeter” Mesut Bozatlı, “Cumhurbaşkanımızın hafızalarımızdan silinmeyen cümlesinde dediği gibi, AK Parti’mizin kurulup iktidara gelmesiyle Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı”,

Seda Sarıbaş, “Sözlerime, arşivi milletin ve devletin hafızası olarak tanımlayan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bir cümlesiyle başlamak istiyorum: “Hafızası olmayan milletler nereden geldiklerini, bugün nerede durduklarını ve nereye gideceklerini asla bilemezler” sözleri dikkat çeken övgülerden sadece birkaçı oldu.

“Ülkeyi batırdınız, onu mu alkışlıyorsunuz?”

2014 yılı bütçe görüşmelerinde, yeni Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve gelmesinin ardından ekonomideki “olumlu gelişmeleri” anlattı, “Ekonomimiz büyüdükçe, refahımız arttıkça daha adil bir şekilde paylaşacağız” dedi. Şimşek’in konuşması AK Parti milletvekillerince yoğun alkış alınca muhalefet partilerinden uyarı geldi.

İYİ Parti Grup Başkanı Erhan Usta, “Sayın Bakan, AK Parti Grubunun alkışlarına bakmayın. Geçen yıl da aynı şekilde Nebati’yi alkışlıyorlardı” diye uyarırken Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya da, “Bu alkışlara güvenmeyin. Sizden önce de başkasını alkışlıyorlardı” dedi. CHP Milletvekili Cavit Arı ise alkışlayanlara, “Neyi alkışlıyorlar? Ülkeyi batırdınız, onu mu alkışlıyorsunuz? Emekliyi batırdınız, onu mu alkışlıyorsunuz?” sözleriyle tepki gösterdi.

Paylaşın