Casusluk Düzenlemesi “Etki Ajanlığı” Meclis Adalet Komisyonu’ndan Geçti

Kamuoyunda “etki ajanlığı” olarak bilinen “casusluk düzenlemesi”nin de yer aldığı kanun teklifi Meclis Adalet Komisyonu’ndan geçti. ‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi, kamuoyundan gelen tepki nedeniyle haziran ayında geri çekilmişti.

Muhalefet, haziran ayında geri çekilen düzenlemeye ilişkin, gazetecilerin, sivil toplum örgütlerinin, araştırmacıların kolaylıkla “etki ajanı” ilan edilip tutuklanabileceği uyarısında bulunmuştu.

Meclis Adalet Komisyonu, casusluk ile ilgili düzenlemenin de yer aldığı, “Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin görüşmelerine başladı.

ANKA Haber Ajansı’nın haberine göre, TBMM Adalet Komisyonu’nda, “etki ajanlığı” düzenlemesinin de yer aldığı 23 maddelik Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri tamamlandı.

İki gün süren görüşmelerde toplam 23 maddeden oluşan kanun teklifi komisyonda kabul edildi. Kanun teklifi önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek.

Avukatlık Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören 1. maddeye göre, avukatlık stajına fiilen engel olmamak şartıyla herhangi bir sigortalı işte çalışması, avukatlık stajının yapılmasına engel olmayacak.

Teklifte yer alan bir diğer maddede, “Noterlerin tatil gün ve saatlerinde çalışmasına ilişkin usul ve esaslar Türkiye Noterler Birliğinin mütalaası alınarak Adalet Bakanlığı’nca yürürlüğe konulan yönetmelikte düzenlenir” denildi. Teklife göre, Noterlik Ücret Tarifesi her yıl mart ayı yerine ocak ayı başında düzenlenecek.

Teklife göre, adın değiştirilmesi haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilecek. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve Basın İlan Kurumu’nun ilan portalında ilan olunacak.

Teklifte yer alan başka bir maddeye göre ise, boşanma davası reddinin kesinleşmesinden sonra ortak hayat sürdürmeleri temelinden sarsılmış çiftlerin yeniden dava açabilmesi için 3 yıl olan süre 1 yıla indirilecek.

“Etki ajanlığı” olarak bilinen ve tepki çeken 16. maddeye göre Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle casuslukla ilgili yeni bir suç ihdas edilecek.

TCK’nin “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” bölümüne eklenecek maddede, “Devlet güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda suç işleyenler hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir” denildi.

Eylem “savaş sırasında veya askeri hareketleri tehlikeye sokacak bir süreçte işlenmiş” ise bu ceza 8 yıldan 12 yıla kadar çıkartılabilecek. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması Adalet Bakanı’nın iznine bağlı olacak.

Paylaşın

Özel’den Kurtulmuş’a Anayasa Tepkisi: El Uzatanın Elini Kıracağız

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Anayasa’nın 3. maddesi ile ilgili sözlerine tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Anayasa’nın ilk dört maddesinden orayı okuyunca şunu anlıyorsun; ‘Türkiye Cumhuriyeti devletiyle, milletiyle, ülkesiyle bölünmez bir bütündür.’ Nokta” dedi ve ekledi:

“Tayyip Bey HÜDA-PAR’a bir şey diyemiyor. Bahçeli HÜDA-PAR’a bir şey söylemiyor. Numan Bey, HÜDAPAR’ın alanını genişletecek, hesapta entelektüel tartışma açıyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız. Biz hep beraber bir ve beraberiz. Devletimizle, milletimizle, ülkemizle birlikte bir bütünüz. Bayrağımız belli, başkentimiz belli, kurucumuz belli. Bunlarla sorunu olanlar da belli. İlk 4 maddeye el uzatanın elini kıracağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Datça Belediye Başkanlığı ziyaretinde yaptığı açıklamada, Anayasa’nın 3. maddesi ile ilgili sözlerine nedeniyle TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a tepki gösterdi.

Özgür Özel, “HÜDA-PAR ‘Anayasa’nın ilk 4 maddesi tartışılsın’ dedi. Geçtiğimiz aylarda sordum, kıvırdılar. Numan Kurtulmuş dedi ki, ‘Devletin milletiyle ve ülkesiyle bir bölünmez bütün olduğu ifadesi yanlış.’ Güya entelektüel bir tartışma başlatacak” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel, şöyle devam etti: “Hiç oynamaya gerek yok! Elini uzatanın eli kırılsın. Anayasa’nın ilk dört maddesinden orayı okuyunca şunu anlıyorsun; ‘Türkiye Cumhuriyeti devletiyle, milletiyle, ülkesiyle bölünmez bir bütündür.’ Nokta. Tayyip Bey HÜDA-PAR’a bir şey diyemiyor. Bahçeli HÜDA-PAR’a bir şey söylemiyor.

Numan Bey, HÜDAPAR’ın alanını genişletecek, hesapta entelektüel tartışma açıyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız. Biz hep beraber bir ve beraberiz. Devletimizle, milletimizle, ülkemizle birlikte bir bütünüz. Bayrağımız belli, başkentimiz belli, kurucumuz belli. Bunlarla sorunu olanlar da belli. İlk 4 maddeye el uzatanın elini kıracağız.”

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Anayasa’nın 3’üncü maddesinin değiştirilmesi gerektiğini savunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a tepki geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, Kurtulmuş’u ‘bölücülükle’ suçladı.

Kılıçdaroğlu’nun ilgili açıklaması şöyle: “Hiç kimse bu topraklardaki Atatürkçü, Kuvvâcı ve Sevr’i parçalayıp atan kuvveti hafife almasın! Hilafet sevdalısı küçük bir grubun saraydan aldığı destekle, meydanlarda yaptıkları çağrı bizi rahatsız etmektedir. Karun olmuşlara meftun olanlar ve onların cahil cesaretleri de bizi rahatsız etmektedir.

‘Değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ olan anayasanın maddesini tartışmaya açmak bölücülüktür. Sizin derdiniz anayasa falan değil. Derdiniz; ‘Bölünmez bütünlüğümüzdür’. Derdiniz; ‘Bayrağımız ve Bağımsızlığımızdır’. Bu ülkede değişecek tek bir şey vardır o da: ‘Saray ve şürekasıdır’. Değiştirmek mi istiyorsunuz? Hodri Meydan!”

Ne olmuştu?

HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada mevcut anayasanın, Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı, yönetim şekli, başkentini tarif eden ilk 3 maddesinin değiştirilmesinin “teklif edilemeyeceğini düzenleyen 4. maddenin değiştirilmesini” istemişti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da 10 Ekim’de Gazi Üniversitesi’nin akademik açılış yıldönümü töreninde yaptığı konuşmada ise Anayasa’nın 3. Maddesi’ndeki “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” tabirinin değiştirilmesi gerektiğini savunmuş şunları demişti: “Devletin ülkesi olmaz. Devletin milleti olmaz. Bu metin, ‘Milletin devleti ve ülkelisiyle bölünmez bütünlüğü’ şeklinde ifade edilmelidir. Bu seçkinci, devletçi anlayışın da yeni anayasada milletin gücü üzerine yükselen bir devlet anlayışıyla yeniden ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum.”

Paylaşın

Anayasa Tartışmaları: Kurtulmuş’tan yeni “3. Madde” Açıklaması

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa’nın 3. Maddesi’ne ilişkin yaptığı açıklamanın yanlış anlaşıldığını belirterek, “Konuşmamın hiçbir yerinde üçüncü madde diye bir şey geçmemiştir” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’un ‘devletin milleti olmaz’ diyerek Anayasa’nın 3. Maddesi’nin değişmesi gerektiğini söylemesiyle başlayan tartışma sürüyor.

Kendisine bu konu hakkında sorulan soruya yanıt veren Kurtulmuş, ilk 4 maddenin tartışılmasının ‘sürece zarar vereceğini’ ifade ederek, şunları söyledi: “Daha önce de ifade ettim. İlk 4 madde ile ilgili herhangi bir tartışma söz konusu değildir. İlk 4 madde hakkında tartışma başlatılması sürece zarar verir.

Gazi Üniversitesi’ndeki konuşmamda sanki üçüncü madde ile ilgili bir mesele gündeme geliyormuş gibi yanlış bir algının oluşturulması ise en hafif ifade ile algı yönetimidir. Kabul etmem mümkün değil. Konuşmamın hiçbir yerinde üçüncü madde diye bir şey geçmemiştir.”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, dün Gazi Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Programı’nda yaptığı konuşmada, Anayasa tartışmalarına değindi. Kurtulmuş, Anayasa’nın 3’üncü maddesindeki “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” tabirinin değişmesi gerektiğini söyledi.

Kurtulmuş konuşmasına şöyle dedi: “Devlet aygıtı milletin işlerini iyi yönetmek için kurulmuş bir mekanizmadır. Mesela çok sıradan gibi gözüken, Anayasada yer alan ‘Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür’ tabiri bu perspektiften bakıldığında değiştirilmelidir.

Bu devletin aslı millettir. Bu metin, ‘Milletin devleti ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğü’ şeklinde ifade edilmelidir. Bu seçkinci, devletçi anlayışın da yeni Anayasa’da, milletin gücü üzerine yükselen bir devlet anlayışıyla yeniden ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum.

Çok açık söylüyorum, demokrasinin en büyük düşmanı imtiyaz ve istisnalardır. İmtiyaz ve istisnalar, seçkinci gruplara ya da birtakım avantajlı gruplara kamunun gücünü, milletin imkanlarını aktarmak demektir. Dolayısıyla bu anayasa yapım sürecinde, istisna ve imtiyazların ortadan kaldırılması ve tam manasıyla demokratik kuralların herkes için eşit, adil, demokratik kuralların ortaya konulması ve bu çerçevede demokratik kurumların da millet egemenliği anlayışı çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesi gerekir.”

Özel’den Kurtulmuş’a Anayasa tepkisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Datça Belediye Başkanlığı ziyaretinde yaptığı açıklamada, Anayasa’nın 3. maddesi ile ilgili sözlerine nedeniyle TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a tepki gösterdi.

Özgür Özel, “HÜDA-PAR ‘Anayasa’nın ilk 4 maddesi tartışılsın’ dedi. Geçtiğimiz aylarda sordum, kıvırdılar. Numan Kurtulmuş dedi ki, ‘Devletin milletiyle ve ülkesiyle bir bölünmez bütün olduğu ifadesi yanlış.’ Güya entelektüel bir tartışma başlatacak” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel, şöyle devam etti: “Hiç oynamaya gerek yok! Elini uzatanın eli kırılsın. Anayasa’nın ilk dört maddesinden orayı okuyunca şunu anlıyorsun; ‘Türkiye Cumhuriyeti devletiyle, milletiyle, ülkesiyle bölünmez bir bütündür.’ Nokta. Tayyip Bey HÜDA-PAR’a bir şey diyemiyor. Bahçeli HÜDA-PAR’a bir şey söylemiyor.

Numan Bey, HÜDAPAR’ın alanını genişletecek, hesapta entelektüel tartışma açıyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız. Biz hep beraber bir ve beraberiz. Devletimizle, milletimizle, ülkemizle birlikte bir bütünüz. Bayrağımız belli, başkentimiz belli, kurucumuz belli. Bunlarla sorunu olanlar da belli. İlk 4 maddeye el uzatanın elini kıracağız.”

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Anayasa’nın 3’üncü maddesinin değiştirilmesi gerektiğini savunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a tepki geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, Kurtulmuş’u ‘bölücülükle’ suçladı.

Kılıçdaroğlu’nun ilgili açıklaması şöyle: “Hiç kimse bu topraklardaki Atatürkçü, Kuvvâcı ve Sevr’i parçalayıp atan kuvveti hafife almasın! Hilafet sevdalısı küçük bir grubun saraydan aldığı destekle, meydanlarda yaptıkları çağrı bizi rahatsız etmektedir. Karun olmuşlara meftun olanlar ve onların cahil cesaretleri de bizi rahatsız etmektedir.

‘Değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ olan anayasanın maddesini tartışmaya açmak bölücülüktür. Sizin derdiniz anayasa falan değil. Derdiniz; ‘Bölünmez bütünlüğümüzdür’. Derdiniz; ‘Bayrağımız ve Bağımsızlığımızdır’. Bu ülkede değişecek tek bir şey vardır o da: ‘Saray ve şürekasıdır’. Değiştirmek mi istiyorsunuz? Hodri Meydan!”

İstanbul Barosu ise kamuoyunda tartışma yaratan Kurtulmuş’un sözlerinin üzerine açıklama yaptı. Açıklamada, Anayasa’nın ilk 3 maddesinin, “Cumhuriyet’in temeli ve harcı” olduğu öne sürüldü.

Özetle şöyle denildi: “‘Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.’ hükmünü içeren Anayasamızın 3. maddesi, yine Anayasamızın 4. maddesi ile değiştirilmezlik güvencesi altına alınmıştır. Anayasanın değiştirilemez maddeleriyle belirlenmiş bu anayasal kimlik TBMM dahil hiçbir devlet organı tarafından geçerli anayasa normları kötüye kullanılarak değiştirilemez.

Bölünmez bütünlüğe ilişkin bu düzenlemenin temeli, Erzurum Kongresi’nde; ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür’ ilkesi ile atılmıştır. Bu hüküm, üniter devlet anlayışının bir ürünü olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve onu kuran Türk Ulusunun tekliğini ve birlikteliğini ifade etmektedir.

Nitekim bu hüküm sayesinde kökeni, dini, mezhebi ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti çatısı altında birlikte yaşama iradesine sahip olan Türk Milleti, idarenin bütünlüğü ilkesine uygun olarak üniter devlet sistemi ile idare edilmektedir. Bu konuda atılacak bir geri adım, milli birlik ve beraberliğimize zarar verebileceği gibi ulus kavramından ödün verilmesi anlamına da gelir.”

Paylaşın

Meclis’te İsrail Oturumu: Bilmediğimiz Bir Şeyi Söylemediler

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Erdoğan’ın İsrail’in Türkiye’ye de saldırabileceğine ilişkin sözlerinin ardından muhalefetin talebi üzerine toplandı. Kapalı oturuma Erdoğan katılmadı.

TBMM Genel Kurul Salonu’na dinleyici ve gazeteci alınmadı. Ayrıca Genel Kurul Salonu’nun yanındaki odalar da oturum tamamlanıncaya kadar kapalı tutuldu. Kapalı oturum tutanakları ve özetleri, 10 yıl sonra yayımlanabilecek. Bilgilendirmenin ardından kapalı oturum sona erdi.

CHP Genel Başkanı özgür Özel, TBMM’de düzenlenen gizli oturum sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bilmediğimiz bir şeyi söylemediler. Şüphemiz vardı işsizlik olduğu için insanların geçim sıkıntısı olduğu için 31 Mart’ta milletin sesini duymadan emekçiyi duymadan yaptığı politikalar sandıkta cezalandırıldığı için. CHP 47 yıl sonra birinci parti olduğu için, CHP gücünü koruduğu Erdoğan’ın da partisini toparlayamadığı için işsizliği, yoksulluğu konuşmasın diye ortalığı İsrail saldıracak lafını attı. Bunu konuşturuyor.

Milli güvenliğin milletin yüreğinin beraber attığı konuları tartıştırıyor. Aksini düşünen varsa çıksın anlatsın. Grup başkanvekili, grup başkanı biz dinledik ve Erdoğan’ın bahsettiği tehdide ikna olduk desin.

Türkiye gerçek gündemine dönmelidir. Gerçek gazetecileri gündem manipülasyonundan arınmaya ve gençlerin umutsuzluğunu konuşmaya davet ediyorum. İsrail’e karşı Filistin’e aslan gibi yanındayız. Bilmediğimiz bir şey olsaydı susacak ve destek vereceğiz dedik. Ecevit Kıbrıs Harekatı ile ilgili bilgilendirme yaptı. Demirel dedi ki iktidar muhalefet beraberiz. Aynı tehdit olsaydı ne ben ne de grup başkan vekillerimiz aynı tavrı alırdı.”

Paylaşın

MHP İle DEM Parti Komşu Oldu

TBMM Genel Kurulu’nda, İYİ Parti’nin bir sıra kaybetmesi sonrası yapılan yeni düzenleme ile DEM Parti ve MHP eskisi gibi tekrar komşu oldu. Saadet Partisi, İYİ Parti, MHP, DEM Parti, CHP ve AK Parti.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, TBMM Genel Kurulu’nun açılış töreninde DEM Grubu’nu ziyaret ederek selamlaşması çok konuşulmuştu.

TBMM’de 28. Dönemin 3. yasama yılında geçtiğimiz yıl olduğu gibi Genel Kurul oturum planı değişti.

Partilerin seçimlerde çıkardığı milletvekili sayılarına göre düzenlenen TBMM Genel Kurulu oturum planı, geçtiğimiz yıl Saadet Partisi’nin Gelecek Partisi ile oluşturduğu Saadet Grubu nedeniyle değişmişti. Bu defa ise oturum planı İYİ Parti’de yaşanan kan kaybından dolayı oldu.

İYİ Parti, 2023 seçimlerinde çıkardığı 43 milletvekilinden 13 tanesini kaybetti.

Gerçek Gündem’in haberine göre; bu kan kaybı İYİ Parti’nin TBMM Genel Kurulu’ndaki yerini de etkiledi. Daha önce 3 sıra sandalyeye sahip olan İYİ Parti, bir sırasını MHP’ye devretmek zorunda kaldı. Böylece MHP, oturma planında tekrar üç sıra koltuğa sahip oldu.

TBMM Genel Kurulu’nun açılış töreninde DEM Grubu’nu ziyaret ederek selamlaşan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bu tavrı çok konuşulmuştu. TBMM Genel Kurulu’nda yapılan yeni düzenlemede ile de DEM ile MHP eskisi gibi tekrar komşu oldu.

TBMM Başkanlığı, yeni oturum planına göre Saadet Partisi’ni en küçük siyasi parti grubu olarak en başa alınırken, sırayla İYİ Parti, MHP, DEM, CHP ve AKP şeklinde oturup sıralaması yaptı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Enflasyon” Mesajı: Kalıcı Düşüş Trendine Girdik

TBMM Genel Kurulu’nda açılış konuşması yapan Erdoğan, “Önümüzdeki aylarda enflasyondaki düşüş devam edecek ve milletimiz bu düşüşü çarşıda, pazarda, alışveriş sepetinde, mutfağında daha fazla hissedecek. Ekonomi programımız meyvelerini veriyor. Temel göstergelerdeki iyileşmeye paralel olarak risk primi düşüyor. Kararlı duruşumuz sayesinde enflasyonda kalıcı düşüş trendine girmiş bulunuyoruz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Genel Kurulu’nda açılış konuşması gerçekleştirdi. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle: “Aziz milletim, sayın başkan, değerli vekiller. Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. TBMM’nin 28. dönem 3. yasama yılının ülkemize milletimize hayırlı olsun.

Meclis’imizin ilk başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşımızın gazi ve şehitlerini saygı ile yad ediyorum. 28. dönem meclisimiz ilk 2 yasama yılında yoğun faaliyet içinde oldu. Şükranlarımı ifade etmek istiyorum. Önümüzdeki yasama yıllarında da meclisimiz özverili yasama yılı geçirecek ve milletin ihtiyacı olan kanunları çıkaracaktır. Hepiniz için hayırlı bereketli, verimli bir yıl olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Arkadaşlarıma başarılar diliyorum.

TBMM, 23 Nisan 1920’de açılmış, milli mücadeleyi sevk ve idare etmiş, istiklal harbimizi zafere taşımız 29 Ekim 1923’te de cumhuriyeti kurmuştur. Türkiye parlamento tecrübesi ile asırlarca birikime sahiptir. Milletimiz Selçuklu’dan günümüze istisnai milletlerden biridir. Meclis’imiz milletimizin hürriyetinin somut nişanesi olarak daima var olacak, nice seneler milletimize alnının akıyla hizmet edecektir.

Meclis’imiz Gazi unvanını bileğinin gücüyle elde etmiştir. 15 Temmuz gecesi Meclis’imiz, işgal kuvvetlerinin hain uşaklarına kahramanca direnmiştir. Bölge ülkeleriyle kıyaslandığında parlamento tecrübemiz oldukça erken başlamıştır. Meclis en kuşatıcı anayasayı yapma kudretine haizdir.

12 Eylül askeri darbesi sonrasında silahların gölgesindeki mevcut anayasa milletimize biçilmiş dar bir gömlektir. İrili ufaklı 20’den fazla değişiklik milletin memnuniyetsizliğini göstermektedir. 82 Anayasası’nın miadı doldu. Büyük hedef ve iddialarını gerçekleştirmemiz yeni uzlaşmacı özgürlükçü sivil anayasa ile mümkündür. Yeni sivil anayasa ihtiyacı kendini günden güne daha fazla belli ediyor. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak kendi hazırlıklarımızı titiz şekilde yapıyoruz. Tüm fikirlere kapımızı kapatıyoruz demek değildir.

Her fikre saygı duyar her düşünceyi dinleriz. Kutuplaştırıcı değil uzlaştırıcı, yasakçı değil özgürlükçü olması temel ve sarsılmaz ilkemizdir. Milleti ve devleti birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Devlet milletin üzerimde değildir. Millet de devletsiz ayakta kalamaz. Ne devletimizin zayıflatılmasına ne de milletin ayrıştırılmasına eyvallah etmeyiz. Yeni anayasa devleti ve milleti ayrı yerlere koyan değil devlet ile milleti kucaklaştıran niteliklere haiz olmalı.

Meclis’imizin yeni anayasa için daha fazla gayret göstereceğine inancımız tamdır. Toplumun tüm kesimlerini yeni ve sivil anayasa mücadelemize omuz vermeye davet ediyorum.

Toplumlar ve devletler de bir sisteme, nizama sahiptir. Düzen devletin ve milletin temel direğidir. Düzeni sağlayan kanundur. Bir devleti ayakta tutan adalettir. Milleti huzur içinde tutan adalettir. Devleti her türlü tehditten koruyacak olan adalettir. Çalışanı, sanayiciyi, tüccarı koruyacak olan yine adalettir. Suçlu elini kolunu sallayarak gezerken masum cezalandırılırsa adalet sarsılır. Kolluk kuvvetlerimiz adaletin tecellisi için büyük özveri ile çalışmaktadır. Menfur saldırı ile şehit edilen Şeyda Yılmaz başta olmak üzere tüm şehitlerimize minnet duygularımı ifade etmek istiyorum. Güvenlik güçlerimizi rabbim muhafaza buyursun.

Kanunların kendilerine çizdiği kanunlar çerçevesinde vazifelerini ifa etmeyi sürdürecekler. Kanun ve düzen dışına çıkanlar tereddüt edilmeden yargı karşısına çıkacaktır. Yargı mensuplarının da görevini yerine getirdiğini hatırlatmak isterim. Kanun sınırları kaldığı için kimse yargımızı yıpratmaya kalkışmamalı. Yargı mensuplarımızın tehdit edilmesine hiçbirimiz müsaade etmemeliyiz. Savcı ve hakimlerimizin suçu cezalandırma, karar ve infaz konusunda sıkıntıları varsa şüphesiz bu kanunların konuşulmasını gerektirir. Kanun koyucu ise TBMM’dir. Kanunlarımız infaz ve ıslah konularına eğilmeli milletin taleplerine kulak vermelidir. Meclis’imizin bu konuda daha hassas olacağına inanıyorum. El birliği içinde çalışarak adalet hizmetlerimizin standardını daha da yükselteceğiz.

“Enflasyondaki düşüş devam edecek”

Reform programlarımız meyvelerini veriyor. Gündemimizdeki birçok meseleyi geride bıraktık. Merkez bankası 98.5 milyar dolar olan 156 milyar doları aşarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Türkiye’nin artık rezerv meselesi yoktur. Cari açığı sürdürülebilir düzeye çektik. Gayretlerimiz ile 20 milyar dolar altına indi cari açık. İhracat 256 milyar dolar ile rekor kırdı. Turizmde 2023 yılını rekor ziyaretçi sayısı ve gelir ile kapattık. 1 milyon 105 bin ilave istihdam oluşturduk. Milli gelirimiz 1 trilyon doları geçerek 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı.

Kredi notu 3 kuruluş tarafından yükseltilen öteki ülke olduk. Türkiye’yi siyasi sebeplerle anılan gri listeden çıkardık. 114 milyar dolarlık ilave faturaya rağmen mali disiplinden taviz vermedik. Kararlı duruşumuzla enflasyonda düşüş trendine girdik. Gıda enflasyonu 4 yıl sonra aylık bazda negatife geldi. Önümüzdeki aylarda enflasyondaki düşüş devam edecek ve milletimiz bu düşüşü çarşıda, pazarda, alışveriş sepetinde, mutfağında daha fazla hissedecek.

İsrail’in Filistin’deki terör ve soykırım bugünlerde Lübnan’a uzandı. Dün işgal güçleri Lübnan’a karadan girdiğini duyurdu. İsrail bir yandan Gazze’de soykırım yaparken aynı anda bölge ülkelerini kendi ateşine çekmek için her türlü provokasyonu deniyor. Bütün bölgeyi ateşe atmayı amaçlayan Gazze’de 42 bin insanı katleden, şimdi de Lübnan’da katliama başlayan İsrail, dünyadan gereken tepkiyi almamakta. Bunu BM Genel kurulunda da ifade ettim. İsrail, Netanyahu isimli Hitler benzeri kişinin yönetiminde soykırım işlemiştir. Utanç verici bu tabloya rağmen bazı ülkeler İsrail’e destek sağlamaya devam ediyor. Diğer ülkeler de susarak bu vahşete ortak oluyor. Ne yaparsa yapsın İsrail, er ya da geç durdurulacak. Kendini dev aynasında gören hitler gibi Netanyahu da aynı şekilde durdurulacak. Anaların, babaların ahı bu zalimleri rezil rüsva edecektir.

“Siyonist lobinin itibar suikastlarına boyun eğmeyeceğiz”

Bugün batıdakiler başta olmak üzere devletlerin alnına yapışan o kara leke unutulmayacaktır. Halkı Müslüman olan o yöneticiler bu teröre sessiz kalması bir utanç vesilesi olarak asırlarca silinmeden kalacak. Bugün 360 gün oldu soykırım başlayalı. 42 bin kardeşimiz alçakça şehit edildi. İnsanlığa dar tüm değerleri ayaklar altına aldılar. Müslüman ülkeler bir ortak tepki göstermedi. Müşterek bir tavır dahi sergilenmedi. Hamas’ın kabul ettiği ateşkese zorlayıcı hiçbir adım atılmadı. Susmak, bu şebekenin saldırganlığından kurtaramayacak. Bu duygusuzluğun sona ermesi için hakkı savunmaya, zalimler karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz. Siyonist lobinin itibar suikastlarına boyun eğmeyeceğiz.

Vadedilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin, Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer bizim vatan topraklarımız olacaktır. Netanyahu hayallerine Anadolu’yu da katıyor. Türkiye tarafsız olsun diyenlere, Hamas terör örgütüdür diyenlere sesleniyorum; karşımızda bir devlet değil kandan beslenen bir katil sürüsü var. Karşımızda tüm bölgeyi ateşe atmaya niyetli işgal şebekesi var. Böyle bir katliam şebekesi karşısında zerre vicdan taşıyan kimse sessiz kalamaz. Sessiz kalanlar, yarın çocuklarınızın yüzüne nasıl bakacaksınız. İsrail’in saldırganlığı Türkiye’yi de içine almaktadır. Vatanımız için, bağımsızlığımız için bu saldırganlığa elimizdeki tüm imkanla karşı durmayı sürdüreceğiz.

Bedeli ne olursa olsun Türkiye İsrail karşısında durmaya ve dünyayı da bu onurlu duruşa davet edecektir. Bir insanlık cephesinin kurulması için Türkiye elinden geleni yapacaktır. Sayın Mahmud Abbas bu kürsüden hem sizlere hem dünyaya seslendi. İran’a, Yemen’e, Suriye’ye de saldırıyor. Bu gazi Meclis sadece Türkiye’nin değil dünyadaki mazlum halkların umudu olan Meclis’tir. Çevremizde bir canavar kontrolsüzce büyürken, yanı başımızda sınırlar yeniden çizilmeye çalışılırken Meclisi’miz vakar, sağduyu, uzlaşma içinde yol gösterici olacaktır.”

Paylaşın

Yeni Anayasa Tartışmaları: Kurtulmuş’tan “İlk Dört Madde” Açıklaması

Yeni anayasa tartışmalarına değinen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Sadece bir ya da birkaç partinin değil bütün toplumun anayasası olarak kabul edilebilecek bir millet sözleşmesine ihtiyaç olduğu aşikardır” dedi.

Numan Kurtulmuş, ilk dört madde konusunu tartışmaya açmanın zaman kaybına neden olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, yeni anayasa için önümüzdeki dönemde toplumun bütün kesimlerinin görüşlerinin alınacağını söyledi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, yarın başlayacak yeni yasama dönemi öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, özetle şunları söyledi:

“Meclis’in üzerinde önemli sorumluluklar olduğunu milletin menfaatine olacak işleri gerçekleştirmek gibi büyük yükümlülüklerin olduğu, bu çerçevede yeni Anayasa çalışmalarının da TBMM gündemine gelecek önemli ödevlerden biri olduğunu ifade etmek isterim.

12 Eylül’ün ‘Artık Anayasa’sından kurtulma vaktinin geldiğini, bu çerçevede toplumun bütün kesimlerinin görüşlerinin dile getirildiği süreçlerin sonunda; hem yöntem hem de içerik itibarıyla tartışmaların olgunlaşmasıyla birlikte Anayasa’nın Meclis çatısı altında da yasal zeminler çerçevesinde de tartışılmasının mümkün olduğunu ifade etmek isterim.

Sivil, demokrat, katılımcı, güçler ayrımı prensibini tümüyle benimsemiş Türkiye’nin gerçeklerine uygun ve milletimizin ihtiyaçlarını karşılayacak bir Anayasa çalışmasının yapılması zorunludur.”

Geçtiğimiz yasama yılında ‘Yeni Anayasa’ kapsamında bütün siyasi partilerle görüşme yaptıklarını ifade eden Kurtulmuş konuşmasına şöyle devam etti: “O günün şartlarında kategorik olarak hiçbir parti kapıları kapatmadı. Görüşmelere başlamadan önce parlamentoda temsil edilen siyasi partilerin, parti metinlerini inceledik.

Hepsinde ya yeni Anayasa tabiri ya da Anayasa’da köklü bir değişime gidilmesi gerektiği yer alıyor. Bundan sonra da demokratik bir üslup içinde tartışmaya uygun bir şekilde açık tutulması için ben de üzerime düşen sorumluluğu yerine getirmeye gayret edeceğim”

Muhalefet partileri tarafından HÜDA PAR’ın ilk dört madde değiştirilmeli sözlerinin ardından başlayan tartışmalara yanıt veren Kurtulmuş şöyle devam etti: “Birkaç temel hususu ifade etmek isterim. Anayasa’nın içeriğine dair hiçbir tartışmanın içinde olmadık. Sadece yönteme ilişkin partilerin tamamının katıldığı, Katılımcı ve Türkiye’yi kapsayan kuşatıcı bir Anayasa’nın yapılması gerektiği üzerinde durduk.

Bu kapsamda ilk dört madde konusunda Türkiye’de parlamentoda temsil edilen partilerimizin tamamına yakını kahir ekseriyetinin herhangi bir iddiasının ya da bir teklifinin olmadığını, bundan dolayı ilk dört madde hakkında yapılan herhangi bir tartışmanın lüzumsuz gerilimlere ve zaman kaybına neden olacağını belirtmek isterim.”

Paylaşın

Bazı Vekillerin TBMM İle Tek İlişkisi Maaş: Alpay Özalan, Süleyman Soylu, Semih Yalçın

Jülide Sarıeroğlu, Mevlüt Çavuşoğlu, Süleyman Soylu, Alpay Özalan Semih Yalçın ve İzzet Ulvi Yönter’in de aralarında olduğu 48 milletvekili, TBMM kürsüsüne yalnızca yemin etmek için çıktı.

16 Ağustos 2024 itibarıyla iki yasama yılını tamamlayan TBMM, 1 Ekim 2024 tarihinde açılmak üzere tatile girdi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in aktardığına göre, Türkiye’nin, “Tek adam rejimi” olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişinin ardından etkisi giderek azalan TBMM, 42’si AK Parti ve MHP’li 48 milletvekili için sadece gelir kapısı oldu.

Yurttaşın yararına düzenlemelerin büyük bölümü AK Parti ve ittifak ortağı MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilirken onlarca milletvekili TBMM Genel Kurulu’nda yemin dışında bir faaliyet göstermedi.

TBMM’nin 28’inci döneminin birinci yasama yılı, 2 Haziran 2023 tarihinde başladı. Seçimlerin ardından Meclis’e girmeye hak kazanan milletvekilleri, yemin ederek yasama faaliyetlerine katılmak için listeye ismini yazdırdı. 16 Ağustos 2024 itibarıyla iki yasama yılını geride bırakan Meclis, 1 Ekim 2024 tarihinde açılmak üzere tatile girdi.

AK Parti iktidarında giderek işlevsizleştirilen ve büyük oranda uluslararası anlaşmaları ve tartışmalı düzenlemeleri geçirmek için çalıştırılan Meclis’te çok sayıda milletvekili, yasama faaliyetinden çok, “Yatma faaliyeti” gerçekleştirdi.

24 Eylül 2024 itibarıyla 593 aktif milletvekilinin bulunduğu TBMM’de toplam 48 milletvekilinin, TBMM Genel Kurul kürsüsüne yalnızca yemin etmek için çıktığı öğrenildi. Meclis Genel Kurul kürsüsüne milletvekili yemini etmek dışında çıkmayan milletvekillerinin 38’inin AK Parti, dördünün MHP milletvekili olduğu bildirildi.

Kürsüye yemin etmek dışında çıkmayan milletvekillerinin büyük bölümünün AK Partili eski bakanlardan ve parti yöneticilerinden oluşması dikkati çekti. AK Partili milletvekillerinin önemli bir bölümü, hem Genel Kurul’da, hem de görev aldıkları komisyonlarda tek kelime etmedi, herhangi bir önerge vermedi.

TBMM Genel Kurul salonuna kan bulaşmasına neden olan kavgayı başlatan AK Partili Alpay Özalan’ın da aralarında olduğu, yasama faaliyetlerine katılmayan bazı milletvekilleri şöyle:

Jülide Sarıeroğlu (AK Parti): Genel Kurul’da söz almayan Sarıeroğlu’nun ilk imzacısı olduğu kanun teklifi ve herhangi bir önergesi bulunmuyor.

Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti): Eski Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Genel Kurul’da yemin etmek dışında sesi duyulmayan milletvekilleri arasında yer alıyor.

Cantürk Alagöz (AK Parti): İsmi, “Covid-19 aşısında usulsüzlük” iddiasıyla anılan Alagöz’ün Meclis Genel Kurulu’nda yemin dışında yaptığı tek bir konuşması dahi bulunmadığı biliniyor.

Süleyman Soylu (AK Parti): Eski İçişleri Bakanı Soylu da Genel Kurul’da ve komisyonlarda söz almıyor.

Alpay Özalan (AK Parti): Kamuoyunda, “AK Parti’nin Meclis’teki fedaisi” olarak nitelendirilen Özalan’ın TBMM Genel Kurulu’nda kürsüye çıkmaması dikkati çekiyor.

Mehmet Muharrem Kasapoğlu (AK Parti): Eski Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu da Genel Kurul’da ve komisyonlarda konuşmayan AK Partililer arasında bulunuyor.

Milletvekili yemini dışında TBMM Genel Kurul kürsüsüne adımını atmayan diğer bazı milletvekilleri ise şöyle:

AK Parti: İhsan Koca, Nureddin Nebati, Derya Yanık, Yusuf Ziya Yılmaz, Hikmet Başak, Mustafa Şen.

MHP: İsmet Büyükataman, Vahit Kayrıcı, Semih Yalçın, İzzet Ulvi Yönter.

Paylaşın

Meclis’teki Kavgalar İçin Harekete Geçildi: Sert Zemin Tedbiri

TBMM Genel Kurul salonunda yaşanan kavgaların ardından, konuşma kürsünün etrafındaki sert zeminle ilgili riskler, Meclis yönetimine de iletildi ve tedbir alınması istendi.

Meclis yönetimi gelen talepler üzerine, TBMM Genel Kurulu’nda risk oluşturan kısımlar için yerinde inceleme yaptı. Bu doğrultuda güvenliği sağlayacak ve estetiği bozmayacak bir düzenleme yapılması için çalışma başlatıldı.

TBMM Genel Kurul salonunda yaşanan kavgaların ardından yeni tedbirler geliyor. Saadet Parti’li Hasan Bitmez’in kalp krizi geçirip kafasını vurduğu ve TİP’li Can Atalay için yapılan oturumda bazı milletvekillerinin düşerek yaralanma tehlikesine neden olan “sivriliklerin” düzeltilmesi için harekete geçildi.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre; TBMM Genel Kurul salonunda milletvekillerinin konuşma yaptığı kürsünün yanındaki ve arkasındaki merdivenlerin sert zeminlerine karşı tedbir alınacak.

Genel Kurul salonunda zaman zaman milletvekilleri arasında yaşanan arbedelerde yere düşenlerin başını çarpması ihtimali büyük risk oluşturuyor. Meclis’te son olarak TİP’li Can Atalay için yapılan olağanüstü toplantıda büyük bir kavga yaşanmış, bazı milletvekillerinin yere düştüğü ve yaralandığı görülmüştü.

Geçen sene de Saadet Parti’li Hasan Bitmez, kürsüde konuşurken kalp krizi geçirip yere düşmüş, kafası merdivenlerin olduğu sert zemine çarpmış ve sonrasında da vefat etmişti.

Genel Kurul’daki kürsünün etrafındaki sert zeminle ilgili riskler, Meclis yönetimine de iletildi ve tedbir alınması istendi. Meclis yönetimi gelen talepler üzerine, TBMM Genel Kurulu’nda risk oluşturan kısımlar için yerinde inceleme yaptı. Bu doğrultuda güvenliği sağlayacak ve estetiği bozmayacak bir düzenleme yapılması için çalışma başlatıldı.

Paylaşın

TBMM Başkanı Kurtulmuş, CHP’nin Can Atalay Başvurusunu Reddetti

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Meclis Genel Kurulu’nun aynı konuda ikinci kez olağanüstü toplantıya çağrılmayacağı” gerekçesiyle CHP’nin Can Atalay başvurusunu reddettiği açıklandı.

Haber Merkezi / Gezi Parkı davası kapsamında tutuklanan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen tahliye edilmemesine tepkiler gelmeye devam ederken, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un toplantı çağrısını reddettiğini açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Can Atalay için Meclis’i 10 Eylül Salı günü saat 14.00’te tekrar olağanüstü toplantıya çağırmıştı.

Ali Mahir Başarır, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa Mahkemesi’nin Hatay Milletvekili Can Atalay kararı üzerine yapmış olduğumuz olağanüstü toplantı çağrımızı reddetti. Bu; Meclis’in itibarına da, milletvekili haklarına da, ülkemiz ve Meclis’imizin tarihine de bir hakarettir! Bu kararı kabul etmiyoruz!” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş’un reddetme gerekçesinin ise Meclis Genel Kurulu’nun aynı konuda ikinci kez olağanüstü toplantıya çağrılması olduğu belirtildi.

Numan Kurtulmuş, Can Atalay’ın milletvekilliğini düşürülmesine yönelik tutumuna ilişkin eleştirilere, “Bizim prosedürlerimiz içerisinde Anayasa Mahkemesi’nin bize yazdığı bir metin yok. Dolayısıyla biz Anayasa Mahkemesinin hangi kararını okutacağız?

Bana birisi ‘TBMM Başkanı yazı yazmış ve falanca mahkemenin verdiği yargı kararını ortadan kaldırmış’ diye bir yol söylesin. TBMM olarak her şeyi yapabiliriz. İsterse yüksek yargı kurumlarının fonksiyonlarını bile değiştirebilir, Anayasa değişikliği yapar, yasamanın böyle bir gücü var ama yasamanın bir mahkeme kararını değiştirme gücü yok” şeklinde yanıt vermişti.

Paylaşın