Sosyal İzolasyon ve Yalnızlık Ömrü Kısaltıyor

Yeni bir araştırma, yalnızlık ve sosyal izolasyonun sağlıklı yaşam alışkanlıklarına rağmen fiziksel ve ruhsal sağlık üzerinde ciddi etkiler oluşturabildiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre bu durum, hastalıksız geçirilen yaşam süresini bazı bireylerde 6 yıla kadar azaltabiliyor.

Haber Merkezi / Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, kendini yalnız hisseden ve sosyal açıdan izole bir yaşam süren bireyler, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürseler bile fiziksel ve ruhsal sağlık açısından önemli kayıplar yaşayabiliyor. Araştırmacılar, yalnızlık ve sosyal izolasyonun hastalıksız geçirilen yaşam süresini bazı durumlarda altı yıla kadar azaltabildiğini belirtiyor.

Uzmanlar, günlük hayatta çoğu zaman birbirinin yerine kullanılan sosyal izolasyon ve yalnızlık kavramlarının farklı anlamlara geldiğine dikkat çekiyor.

Ulusal Yaşlılık Konseyi’nin tanımına göre sosyal izolasyon, kişinin çevresinde az sayıda sosyal ilişki bulunması veya diğer insanlarla sınırlı düzeyde iletişim kurması anlamına geliyor. Yalnızlık ise bireyin ihtiyaç duyduğu anlamlı sosyal bağları kuramadığını hissetmesiyle ortaya çıkan olumsuz bir duygu durumu olarak tanımlanıyor.

Bu nedenle az sayıda insanla iletişim kuran bir kişi, mevcut ilişkilerinden memnunsa kendini yalnız hissetmeyebiliyor.

Araştırmanın arka planında, ABD’deki yetişkinlerin yaklaşık yarısının zaman zaman yalnızlık hissettiği ve benzer bir oranın sosyal açıdan izole olduğu belirtiliyor.

277 Binden Fazla Kişi Yıllarca Takip Edildi

Araştırmada, Birleşik Krallık’taki UK Biobank veri tabanına kayıtlı, 40-69 yaş arasındaki 277 binden fazla katılımcının sağlık verileri incelendi.

Çalışmanın başlangıcında diyabet, kalp hastalığı, akciğer hastalığı, demans, kanser, depresyon ve anksiyete olmak üzere yedi temel hastalıktan herhangi birine sahip olmayan katılımcılar uzun yıllar boyunca takip edildi.

Bilim insanları, 50 yaşını referans noktası olarak kabul ederek yalnızlık ve sosyal izolasyonun hastalıksız geçirilen yaşam süresi üzerindeki etkisini değerlendirdi.

Ruh Sağlığındaki Kayıp Erkeklerde Daha Fazla

Araştırma sonuçlarına göre, hem yalnızlık hem de sosyal izolasyon yaşayan kadınlar, fiziksel hastalıklardan uzak geçirebilecekleri yaşam süresinden ortalama 2,4 yıl kaybetti. Erkeklerde ise bu kayıp 1,7 yıl olarak hesaplandı.

Ruh sağlığı açısından değerlendirildiğinde ise daha büyük bir fark ortaya çıktı. Yalnızlık ve sosyal izolasyon yaşayan kadınların zihinsel hastalıklardan uzak geçirebilecekleri yaşam süresi yaklaşık 3,7 yıl azalırken, erkeklerde bu süre 5,8 yıla kadar ulaştı.

Araştırmayı yürüten Tulane Üniversitesi Halk Sağlığı ve Tropikal Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lu Qi, cinsiyetler arasındaki farka ilişkin değerlendirmesinde, erkeklerin yalnızlığın ruhsal etkilerinden daha fazla etkilenmiş olabileceğini belirtti. Qi, kadınların ortalama olarak daha uzun yaşamasının ve bazı hastalıklara karşı sahip oldukları biyolojik avantajların da bu farklılıkta rol oynayabileceğini ifade etti.

Sağlıklı Yaşam Tarzı Yalnızlığın Etkisini Tamamen Ortadan Kaldırmıyor

Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yalnızlık ve sosyal izolasyon üzerindeki etkisi oldu.

Düzenli ve dengeli beslenme, fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve sigara kullanmama gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sosyal izolasyonla ilişkili sağlık kayıplarını bir ölçüde azaltabildiği belirlendi. Ancak bu alışkanlıkların yalnızlığın yol açtığı sağlık risklerini tamamen ortadan kaldırmadığı görüldü.

Prof. Dr. Lu Qi, önceki araştırmaların da sosyal izolasyon ve yalnızlığın erken ölüm riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, yeni çalışmanın yalnızlığın fiziksel ve ruhsal sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli bulgular sunduğunu ifade etti.

Paylaşın

Yalnızlık, Kalp Krizi, Felç Ve Diyabet Riskini Artırabilir

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, sosyal izolasyonun ve yalnızlığın, kalp krizi, felç ve tip 2 diyabet gibi hastalıklar riskini artırabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Profesör Barbara Sahakian, her yaş grubunda giderek daha fazla dile getirilen yalnızlık ve sosyal izolasyon sorununun acilen ele alınması gerektiğini vurguladı.

Sosyal izolasyon, yalnız yaşamak veya seyrek sosyal temas kurmak gibi nesnel faktörleri ifade ederken, yalnızlık öznel yalnız olma hissini ölçer.

İngiltere ve Çin’den araştırmacılar, 40 ila 69 yaş aralığındaki 42 binden fazla yetişkinden alınan kan örneklerindeki proteinleri analiz ederek sosyal ilişkiler ve sağlık arasındaki olası bağlantıları araştırdılar.

Nature Human Behaviour’da yayınlanan araştırmanın bulguları, sosyal izolasyonun ve yalnızlığın genel sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik önemli fikirler veriyor.

Ancak araştırmadaki bağlantıların ardındaki biyolojik nedenler henüz netlik kazanmadı. Araştırma, kandaki proteinlerin bağlantıyı nasıl açıklayabileceğine ışık tutuyor.

Vücutta önemli roller oynayan proteinler, genlerin çeşitli durumlara nasıl yanıt verdiğini yansıtabilir ve genellikle hastalıkların belirteci olarak kullanılır.

Araştırma, sosyal izolasyonla bağlantılı 175 protein ve yalnızlıkla bağlantılı 26 protein buldu ve iki grup arasında önemli bir örtüşme vardı. Bu proteinlerin birçoğu, iltihaplanma, kalp krizi, diyabet, felç gibi rahatsızlıklarda rol oynuyorlar.

Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Barbara Sahakian, her yaş grubunda giderek daha fazla dile getirilen yalnızlık ve izolasyon sorununun acilen ele alınması gerektiğini vurguladı.

Sahakian, “Dünya Sağlık Örgütü sosyal izolasyonu ve yalnızlığı küresel bir halk sağlığı endişesi olarak kabul etti. İnsanları ilişkide tutmanın yollarını bulmak, sağlıklarını korumak için hayati önem taşıyor” dedi.

Paylaşın