İYİ Parti Lideri Akşener’den Seçim Yorumu: 14 Mayıs’a Yetişeceğini Sanmıyorum

İYİ Parti Lideri Akşener’in “Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı?” sorularına, “Seçimin 14 Mayıs’a yetişeceğini sanmıyorum. Ama 18 Haziran’a kalacağını sanıyorum” dediği aktarıldı.

Peki, ya erteleme? Anayasa’nın 78. maddesi savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM’nin seçimlerin bir yıl ertelenmesine karar verebileceğini yazıyor.

Akşener Meclis’ten öyle bir karar çıkacağına ihtimal vermiyor. Şunu da ekliyor: ‘Biz siyasiler seçimin yapılması için üzerimize düşeni yapmak zorundayız.’

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Malatya, Adıyaman, Adana, Kilis, Diyarbakır, Elazığ ve Şanlıurfa’da on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açan depremlerden 72 saat sonra enkaz bölgesine gitti.

Gazeteci Murat Yetkin’in aktardığına göre bunun gerekçesini “Üç gün. Şimdiye kadar neden gitmedim? (Deprem çalışmasına) engel olmamamız lazım, gürültü çıkarmamak lazım. Devlet konuşsun diye bekledim. Artık konuşma zamanı. Şimdi enkaz altından devleti çıkarıyor millet” diye açıklayan Akşener, “Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

Yetkinreport.com’da yayınlanan yazının ilgili bölümü şöyle:

“(…) Soruyoruz: Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı? Kafalardaki sorular… Akşener sorudan pek de memnun olmamış bir ifadeyle yanıtlıyor: ’14 Mayıs’a yetişeceğini sanmıyorum. Ama 18 Haziran’a kalacağını sanıyorum.’

Peki, ya erteleme? Anayasa’nın 78. maddesi savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM’nin seçimlerin bir yıl ertelenmesine karar verebileceğini yazıyor.

Akşener Meclis’ten öyle bir karar çıkacağına ihtimal vermiyor. Şunu da ekliyor: ‘Biz siyasiler seçimin yapılması için üzerimize düşeni yapmak zorundayız.’

Depremin Erdoğan’ın seçim desteğine etkisi ne olur peki? Akşener susuyor ama Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın ‘Buradan bir şamar yer’ diye bir özet veriyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

“Seçimlerin 14 Mayıs’ta Yapılmasının Önünde Ciddi Zorluklar Var”

Londra merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan bir Türk yetkili, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin depremden etkilenen bölgede yaşadığına işaret ederek, ”Seçimler için karar vermek için erken” dedi ve ekledi:

“Yeni girdiğimiz seçim döneminden çıkmış gibiyiz. Gelişmelere bakacağız ancak şu anda seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının önünde ciddi zorluklar var.”

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından arama-kurtarma çalışmaları devam ederken, Reuters ajansına konuşan bir Türk yetkili, 14 Mayıs’ta düzenlenmesi planlanan seçimlere ilişkin açıklamalarda bulundu. İsmi açıklanmayan yetkili yıkımın, 14 Mayıs’ta seçimlerin yapılmasının önünde ‘çok ciddi zorluklar çıkardığını’ dile getirdi.

Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin depremden etkilenen bölgede yaşadığına işaret ederek ”Seçimler için karar vermek için erken” diyen yetkili, şöyle devam etti: “Yeni girdiğimiz seçim döneminden çıkmış gibiyiz. Gelişmelere bakacağız ancak şu anda seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının önünde ciddi zorluklar var.”

“Twitter’a erişim engeli halkın hayal kırıklığını artırdı”

Reuters’da yer alan başka bir haberde ise Türkiye’de dün gece uygulanan Twitter’a erişim engeline değinildi. “Yaklaşık 12 saatlik erişim engeli, müdahalelerin hızı konusunda halkın hayal kırıklığını artırdı” denilen haberde, erişim yasağının muhalefet partilerinden eleştiri topladığı belirtildi.

Reuters’a konuşan bir başka yetkili, engelin yardım çağrılarını geçici olarak kesintiye uğrattığını ancak söz konusu kararın ‘bir zorunluluk’ olduğunu savundu. Yetkili, “Bazı hesaplardan asılsız iddialar, iftiralar, hakaretler ve dolandırıcılık amaçlı paylaşımlar yapıldığı için bu yapılmak zorundaydı” dedi.

Paylaşın

Kahramanmaraş Depremleri Seçimlerde Erdoğan Üstünde Baskı Oluşturdu

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde binlerce kişinin hayatını kaybetti. Depremlerin vurduğu 10 ilde üç ay süreyle olağanüstü hal ilan (OHAL) edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeminde, binlerce kişinin öldüğü depremlerin ardından 14 Mayıs’ta yapılacağını ilan ettiği seçimleri erteleme konusunda henüz bir plan değişikliği bulunmuyor.

Fransız haber ajansı AFP, onbinlerce yurttaşın ölümüne neden olan Maraş depremlerinin cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki muhtemel etkilerinin kaleme alındığı bugün yayımlanan haberini “Ölümcül deprem, mayıstaki seçimlerde Erdoğan üstünde baskı oluşturdu” başlığıyla verdi.

Türkiye ve Suriye’de ölenlerin sayısının 15 bini geçtiği belirtilerek başlayan haberde 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerden “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi kariyerinin en büyük sınavı” diye bahsedildi.

Ajans, “Erdoğan, pazartesi yaşanan felaketten önce de bir dizi krizi yatıştırmaya çalışıyordu” ifadelerini kullandı ve cumhurbaşkanının “ekonomiye alışılmışın dışındaki yaklaşımının ülkeyi enflasyonist sarmala sürüklediğini” öne sürdü.

Haberde son yıllarda yaşanan orman yangınları gibi çevre felaketlerinin ve hükümete yönelik yolsuzluk iddialarının iktidara zorluk yarattığı ve Erdoğan’ın da bu yüzden deprem müdahalelerinde atağa geçtiği öne sürüldü.

Ajans, Erdoğan’ın depremden saatler sonra Ankara’da basın açıklaması yaptığını ve felaketin üç günü boyunca ekranlardan halka seslenmeye devam ettiğini belirtti.

Haberde, cumhurbaşkanının depremin en sert vurduğu illerden olan Hatay’daki konuşmasında hükümetin “eksikliklerini” kabul ettiğini ama “böyle bir felakete hazır olunamayacağının” altını çizdiği aktarıldı.

Devamında 1999’daki Gölcük depreminin ardından dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in çok eleştildiği hatırlatıldı ve Erdoğan’ın 2002’de iktidara gelmesinde “daha iyi felaket yönetimi vaadinin” etkili olduğu iddia edildi.

AFP, uzmanların “Erdoğan’ın krizi iyi yönetmesi halinde pozisyonunu güçlendirebileceğini fakat başarısız olursa sonunun Ecevit gibi olabileceğini” söylediklerini aktardı.

Haberde Londra merkezli siyasi risk danışmanlık şirketi Teneo’dan Wolfango Piccoli’nin şu değerlendirmesine yer verildi :

Etkili bir acil durum müdahalesi, Erdoğan’ın liderliğindeki ulusal dayanışma duygusunu tetikleyerek cumhurbaşkanı ve partisini güçlendirebilir. Fakat depremin büyüklüğü hükümete ciddi zorluk yaratacak.

Ajansa konuşan Britanya merkezli Dış Politika Merkezi’nde araştırma görevlisi olan Emre Çalışkan da “Deprem sonrası müdahale başarılı olmazsa, Erdoğan mayıstaki seçimleri kaybedebilir” dedi.

Haberde, Türkiye’nin güneyinde yakınlarını enkazdan kurtaramayan ailelerin hükümete “ateş püskürdüğü” yazıldı ve hayatta kalanların da 24 saatten daha uzun bir süre boyunca devletin yardım görevlilerinin yiyecek ve barınak sağlamasını beklediği öne sürüldü.

Yakınlarını depremde kaybeden analist Gönül Tol, Hatay’da AFP muhabirine görüş verdi ve “Erdoğan iktidarının bu felaketten etkilenmemesi imkansız” dediği aktarıldı.

Ayrıca haberde Tol’un şu ifadelerine yer verildi:

1999’da sivil toplum kuruluşları yardım etmek için yorulmadan çalışmıştı. Bu kez sayıları daha az çünkü Erdoğan 2016’daki darbe girişiminin ardından pek çok sivil toplum kuruluşu üstünde baskı kurdu.

Haberde yer alan fotoğraflardan birinin altındaysa “Önceki afetlerde görünür bir liderlik etmekten kaçınmış olan Erdoğan, bu kez ön planda” ifadeleri kullanıldı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan, 14 Mayıs’ı İşaret Etmişti; Seçim Tarihi Değişecek Mi?

Binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler sonrası 10 ilde üç ay süreyle olağanüstü hal ilan (OHAL) edildiği açıklandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs olarak işaret ettiği seçim tarihi için iktidar cephesinde bir değişiklik olup olmayacağına ilişkin kulis bilgileri geldi.

Bloomberg’den Selcan Hacaoğlu ve Fırat Kozok’a konuşan yetkililere göre, Erdoğan’ın gündeminde, binlerce kişinin öldüğü depremlerin ardından 14 Mayıs’ta yapılacağını ilan ettiği seçimleri erteleme konusunda henüz bir plan değişikliği bulunmuyor.

Yetkililere göre, Erdoğan depremden etkilenen 10 ilde 3 ay geçerli olacak OHAL kararını seçimlerden önce bölgenin hızlıca toparlanmasını sağlamak üzere aldı.

Yetkililer, seçimlerin yapılamaması gibi bir olasılığın hükümet açısından bulunmadığını söylerken, her ne kadar seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılacağına yönelik resmi karar alınmamış olsa da Erdoğan’ın bu konudaki kararının değişmeyeceğini söyledi.

“OHAL’de üç aylık süre kullanılmayabilir”

OHAL’in 3 ay ile sınırlanmasının söz konusu 10 ilde seçim öncesi sürecin tamamlanması anlamına geldiğine işaret eden yetkili, yaşanan gelişmelere göre 3 aylık sürenin tamamının da kullanılmayabileceğini ifade etti.

Erdoğan depremleri “sadece cumhuriyet tarihinin değil dünyanın en büyük felaketi olarak tanımlamış, hükümeti arama ve kurtarma çalışmaları için harekete geçirmişti.

Yaklaşık 13,4 milyon kişinin yaşadığı deprem bölgesinde kurtarma ve yardım sağlama çalışmaları için hükümetin kapasitesi, Erdoğan’ın seçim öncesi öncelikli konusu olarak dikkat çekiyor. Hükümet ilk etapta 100 milyar liralık kaynağı kurumlara tahsis etti. Ancak kış koşulları, milyonlarca Suriyeli mültecilerin de bulunduğu bölgedeki arama ve kurtarma çalışmalarını zorlaştırıyor.

18 Haziran ihtimali

Öte yandan 14 Mayıs dışında hükümetin önündeki bir diğer seçenek de 18 Haziran, yani seçimlerin normal tarihi. Depremin bilançosuna göre hükümet bayramlar, hac mevsimi ve mevsimlik işçilerin durumu gibi gerekçelerle 1 ay öne aldığı seçimi normal tarihinde yapabilir. Ancak yetkililer bu ihtimali düşük olarak görüyor.

Depremin ardından konuşulmaya başlanan, seçimlerin 6 ay ya da 1 yıl ertelenmesi formülünün ise bugün için yasal karşılığı bulunmuyor. Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı, yalnızca savaş durumlarında seçimi erteleyebiliyor. Bunun dışında bir erteleme için Anayasa değişikliği şart. Halkoyuna gitmeden TBMM’nin yapacağı Anayasa değişikliği için 600 sandalyeli TBMM’de 400 milletvekilinin oyu gerekiyor.

Paylaşın

İYİ Parti’de ‘Vakit Kaybetmeden Seçim Hazırlıklarına Başlayın’ Talimatı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları sonrası Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için ibre 14 Mayıs’ı gösteriyor. İl ve ilçe kongrelerini tamamlayan ve olağan büyük kongresini seçim sonrasında yapmayı planlayan İYİ Parti’de, yeni yönetimlerin “vakit kaybetmeden seçime yönelik hazırlıklara başlamalarının” talimatı verildi.

İYİP Genel Sekreteri Uğur Poyraz’ın imzasıyla yayımlanan genelgede üye kayıt ve seçim işlerinde kullanılan İYİP Raporlama ve İletişim Sistemi (İRİS)/Bulut üzerinde 96 bin 327 üyenin mahalle, 14 bin 963 üyenin ilçe bilgisinin seçmen kütüğü ile örtüşmediğinin tespit edildiği kaydedildi.

Sandık görevlendirmelerinde doğru mahalle ve ilçe belirlenmesi için üyelerin bilgilerinin Seçim İşleri Başkanlığı’nca sistem üzerinden güncelleneceği belirtildi.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre, seçim işlerinden sorumlu başkan yardımcılarının belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken noktalar ise şöyle sıralandı: “Seçim ve seçim güvenliğine dair işleri İRİS/Bulut üzerinden gerçekleştireceği için bilgisayar okuryazarı olması.

Okul sorumlusu, sandık görevlisi ve müşahit atamalarını gerçekleştireceği için üyelere ve mahalle başkanlarına ulaşabilir olması. Okul sorumlusu, sandık görevlisi ve müşahit eğitimlerinin bütün görevlilere verilmesini sağlayacak zamanı ve emeği ayırabilecek olması.”

Muhalefetin Seçimi kazanma gormülü

Öte yandan Millet İttifakı çalışmalarında en kritik konulara gelindi. Ortak cumhurbaşkanı adayı için 13 Şubat işaret edilirken Meclis seçimleri için de “en çok milletvekili nasıl çıkarılır” formülü çalışılıyor.

Kritik dönemeçte özellikle İYİ Parti yetkililerinden gelen açıklamalar “Masa dağılır mı” sorusuna neden olurken “Açıklamaları kriz olarak nitelendirmek doğru değil, en önemli konuları konuşmaya başladık. Tüm partiler ne kadar belirleyici olabilirim, en çok ne alabilirim diye el yükseltiyor. Bu siyasetin doğasında var. Masadan kimse kalkamaz. Bu masanın sağlamlığından da değil. Kazanmak için birbirimize mecburuz” deniliyor.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde aktardığına göre, bir siyasetçi de “yüzde 100 kazanmanın formülü”nü, “Masa’dan bir lider cumhurbaşkanı, diğerleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak elini taşın altına koymalı. HDP de aday çıkarmamalı” sözleriyle açıklıyor.

Millet İttifakının adayı

Öte yandan Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayının bir sürpriz olmazsa önümüzdeki 10 gün içinde belli olması bekleniyor. Henüz görüşmeler tamamlanmadı ama adayın nasıl açıklanacağına dair bir dizi öneri konuşulmaya başlandı.

Adayın belirlendiği toplantının ardından ismin açıklanması ya da sonrasında büyük bir etkinlikle adayın duyurulması gibi seçenekler masada. Adayın belirlenmesinin ardından açıklanma yöntemine de liderler karar verecek ama kesin olan adayın manifestosu ile geleceği.

Altılı Masa kurmayları belirlenen adayın geçtiğimiz hafta kamuoyuna duyurulan Ortak Politikalar Belgesi üzerinden en kısa sürede manifestosunu hazırlayacağını, yapılacak büyük bir etkinlikle bu manifestonun kamuoyu ile paylaşılacağını söylüyor.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nın İkinci Tur Hesabı: Seçmen Oyunu İstikrardan Yana Kullanır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimler için 14 Mayıs’ı işaret ediyor… İktidar partilerindeki birçok siyasetçiye göre de seçim ikinci tura kalırsa Cumhur İttifakı adayı daha avantajlı olur. İktidar kulislerinde bunun nedeni şöyle açıklanıyor:

“Bizim hedefimiz Meclis başkanını seçmek ve komisyonlarda çoğunluğu elde etmek için 301 milletvekili. Muhalefet ise vaat ettiği parlamenter sisteme geçiş için 360 milletvekiline ulaşmak zorunda. Bizim 301’e ulaşmamız, muhalefetin 360’a ulaşmasından daha kolay. Muhalefete yakın anket şirketleri bile 360 vekil olasılığını göstermiyor.

Bizim 301’i geçtiğimiz, muhalefetin 360’ı yakalayamadığı tabloda cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa seçmen oyunu istikrardan yana kullanacaktır. Bu durumda 2. turda Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak daha kolay olacaktır.”

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için ibre 14 Mayıs’ı gösteriyor. Yaklaşık 100 gün sonra gerçekleşecek seçimin sonucuna dair birçok senaryo var. Muhalefet partilerinin birçoğu cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda bitmesi gerektiğini savunuyor.

Bu görüşte ikinci tur sürecinin “bilinmezlik” taşıması etkili. İktidar partilerindeki birçok siyasetçiye göre de seçim ikinci tura kalırsa Cumhur İttifakı adayı daha avantajlı olur.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde aktardığına göre, iktidar kulislerinde bunun nedeni şöyle açıklanıyor:

“Bizim hedefimiz Meclis başkanını seçmek ve komisyonlarda çoğunluğu elde etmek için 301 milletvekili. Muhalefet ise vaat ettiği parlamenter sisteme geçiş için 360 milletvekiline ulaşmak zorunda. Bizim 301’e ulaşmamız, muhalefetin 360’a ulaşmasından daha kolay. Muhalefete yakın anket şirketleri bile 360 vekil olasılığını göstermiyor.

Bizim 301’i geçtiğimiz, muhalefetin 360’ı yakalayamadığı tabloda cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa seçmen oyunu istikrardan yana kullanacaktır. Bu durumda 2. turda Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak daha kolay olacaktır.”

Muhalefetin kazanma formülü

Öte yandan Millet İttifakı çalışmalarında en kritik konulara gelindi. Ortak cumhurbaşkanı adayı için 13 Şubat işaret edilirken Meclis seçimleri için de “en çok milletvekili nasıl çıkarılır” formülü çalışılıyor.

Kritik dönemeçte özellikle İYİ Parti yetkililerinden gelen açıklamalar “Masa dağılır mı” sorusuna neden olurken “Açıklamaları kriz olarak nitelendirmek doğru değil, en önemli konuları konuşmaya başladık. Tüm partiler ne kadar belirleyici olabilirim, en çok ne alabilirim diye el yükseltiyor. Bu siyasetin doğasında var. Masadan kimse kalkamaz. Bu masanın sağlamlığından da değil. Kazanmak için birbirimize mecburuz” deniliyor.

Bir siyasetçi de “yüzde 100 kazanmanın formülü”nü, “Masa’dan bir lider cumhurbaşkanı, diğerleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak elini taşın altına koymalı. HDP de aday çıkarmamalı” sözleriyle açıklıyor.

Paylaşın

Seçimin Sonucu HDP’nin Desteği Belirleyecek

BBC, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlere ilişkin dikkat çeken bir analiz yayınladı. Hazine yardımlarının bulunduğu hesaplara bloke konduğunu, kapatma davası açıldığını ve partinin eski eş genel başkanı Demirtaş’ın 2016’dan beri cezaevinde tutulduğunu hatırlatılan analizde, seçimlerin sonucunu belirleyebilecek olan partinin HDP olduğunu vurguladı.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır milletvekili Hişyar Özsoy ise HDP’nin kapatılmasının söz konusu olabileceğini ama bu durumun seçimleri etkilemeyeceğini söyleyerek “Eğer parti kapatılsa bile halkımız diğer siyasi partileri kullanarak seçimlere girmenin yolarını bulacaktır” dedi.

İngiliz yayın kuruluşu BBC, Türkiye’de yaklaşan seçimleri mercek altına aldı. Artı Gerçek‘in aktardığına göre, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimler öncesinde ekonomik krizin derinleştiği belirtilen analizde, “Türkiye’deki seçimler: Yaşam pahalılığının ortasında Erdoğan için en büyük sınav” başlığı kullanıldı. BBC, seçimlerin sonucunu belirleyebilecek olan partinin HDP olduğunu vurguladı.

“Çok savunmasız hissediyorum. Sanki bir ormanda hayatta kalmaya çalışıyorum”

Analizde, “Türkiye’de resmi enflasyonun yüzde 57’nin üzerinde olduğu bir ortamda milyonlarca kişinin yaşam pahalılığı ile mücadele ettiği”, ev kiralarının artmasıyla barınma krizi yaşandığı hatırlatıldı.

BBC, 4 bin 500 TL’lik ev kirası iki katına çıkan bir yurttaşın, yeni ev arayışında 30 bin TL’lik kira talepleriyle karşılaştığı yönündeki şikayetlerine de yer verdi. Maaşının aynı oranda artmadığını belirten bu kişi, “Çok savunmasız hissediyorum. Sanki bir ormanda hayatta kalmaya çalışıyorum” dedi.

BBC, Erdoğan’ın seçim öncesinde enerji teşvikleri, asgari ücretin iki katına çıkarılması, emeklilikte yaşa takılanlar gibi ekonomik adımlar attığını hatırlatsa da, pazardaki bir yurttaşın “Bu sene bir anda fakirleştik. Sokaktaki enflasyonun yüzde 600 olduğunu hissediyoruz ama emeklilik maaşlarına sadece yüzde 30 oranında zam yapıldı” şeklindeki sözlerine de yer verdi.

‘Seçimin sonucunu belirleyecek olan…’

Analizde, Erdoğan’ın ekonomi politikalarını tersine çevirmeyi ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yeniden tesis etmeyi vaat eden Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayının henüz açıklanmadığı da hatırlatıldı.

Masanın adayını büyük ihtimalle CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu olacağını, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adının da geçtiğini belirten BBC, “Seçimin sonucunu belirleyecek olan, Türkiye’nin üçüncü büyük partisi” ifadelerini kullandı.

“Cumhurbaşkanını çok büyük ihtimalle HDP’nin desteği belirleyecek”

BBC, HDP’nin Hazine yardımlarının bulunduğu hesaplara bloke konduğunu, kapatma davası açıldığını ve partinin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2016’dan beri cezaevinde tutulduğunu hatırlattı.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır milletvekili Hişyar Özsoy ise BBC’ye demecinde HDP’nin kapatılmasının söz konusu olabileceğini ama bu durumun seçimleri etkilemeyeceğini söyleyerek “Eğer parti kapatılsa bile halkımız diğer siyasi partileri kullanarak seçimlere girmenin yolarını bulacaktır” dedi.

BBC ise şu yorumu yaptı: “Eğer cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa, Türkiye’nin bir sonraki cumhurbaşkanını çok büyük ihtimalle HDP’nin desteği belirleyecek.”

Paylaşın

HDP’den Kapanmaya Karşı A, B, C Seçenekleri

14 Mayıs’ta yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimine giderken yaşanabilecek en önemli gelişmelerden biri Anayasa Mahkemesi’nin HDP’nin kapatılması talebiyle açılan davada vereceği karar olacak.

HDP’nin 14 Mart’ta yapacağı sözlü savunmanın ardından dosya raportöre gönderilecek. Raportörün hazırlayacağı rapor AYM Başkanına sunulduktan sonra görüşme için gün belirlenecek ve üyeler kararını verecek.

Ancak bu süreç için belirli bir takvim yok. Bu nedenle HDP’li yetkililer seçimin hemen öncesinde alınabilecek karara karşı atacakları adımı tartışmaya başladı.

Hazine hesaplarına geçici bloke kararını “kapatma yönünde bir tutum” olarak yorumlayan yetkililer hazırlıklarını da bu olasılık üzerine yapıyor.

Partide, “Biz her şeye rağmen HDP ile seçime girme eğilimindeyiz. Ama AYM milletvekili listelerinin kesinleşeceği sürece kadar karar vermezse ‘kurbanlık koyun gibi bıçağa başımızı uzatmayız. O zaman kapanma davasıyla ilgili karar çıkmadan da bir başka partiyle seçime girme kararı verebiliriz” şeklinde değerlendirmeler yapılmaya başlandı.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde aktardığına göre, bir yetkili de “Kapanmaya karşı A, B, C seçeneklerini konuşurken bu belirsizlik ortamında seçime girilecek parti açısından en uzak seçenek HDP diyebiliriz” yorumu yaptı.

HDP’nin bir başka parti ile seçime girme kararı alması durumunda değerlendireceği ilk seçenek Yeşil Sol Parti olacak. Bu partinin seçime girme yeterliliği almaması durumunda TİP ve Emek Partisi’nin tercih edilebileceği konuşuluyor.

Muhalefetin seçimi kazanma frmülü

Öte yandan Millet İttifakı çalışmalarında en kritik konulara gelindi. Ortak cumhurbaşkanı adayı için 13 Şubat işaret edilirken Meclis seçimleri için de “en çok milletvekili nasıl çıkarılır” formülü çalışılıyor.

Kritik dönemeçte özellikle İYİ Parti yetkililerinden gelen açıklamalar “Masa dağılır mı” sorusuna neden olurken “Açıklamaları kriz olarak nitelendirmek doğru değil, en önemli konuları konuşmaya başladık. Tüm partiler ne kadar belirleyici olabilirim, en çok ne alabilirim diye el yükseltiyor. Bu siyasetin doğasında var. Masadan kimse kalkamaz. Bu masanın sağlamlığından da değil. Kazanmak için birbirimize mecburuz” deniliyor.

Bir siyasetçi de “yüzde 100 kazanmanın formülü”nü, “Masa’dan bir lider cumhurbaşkanı, diğerleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak elini taşın altına koymalı. HDP de aday çıkarmamalı” sözleriyle açıklıyor.

Paylaşın

14 Mayıs’ta Yapılması Planlanan Seçimlere İlişkin 3 Farklı Senaryo

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği 14 mayıs cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin dikkat çeken bir rapor yayınlandı. Raporda, seçimlerin ekonomi ve piyasalar üzerindeki etkileri 3 farklı senaryoyla değerlendirildi.

Bloomberg HT’nin aktardığı Morgan Stanley’in raporuna göre; farklı seçim sonuçlarının kur ve Türk varlıkları üzerindeki olası etkilerini yayımlayan banka, 2022 dördüncü çeyreğinde rezervler ve mevduat faizlerindeki artışların Merkez Bankası’na seçimlere dek Türk Lirası’nı istikrarlı tutmak için alan sağladığını ancak TL için yukarı yönlü risklerin sürdüğünü belirtti.

Morgan Stanley ekonomistleri tarafından hazırlanan raporda, 2023 ikinci yarıyıl görünümünün mevcut düşük faiz politikası ya da geleneksel güvenilir mali politikalara dönüş yapılarak kayda değer bir sıkılaştırma politikasından hangisinin seçileceğine bağlı olduğuna dikkat çekildi.

Banka, Türk lirasının orta vadede her senaryoda değer kaybetmesinin muhtemel olduğuna dikkat çekerken, geleneksel politikaların daha pozitif bir etki yaratacağını kaydetti.

Hisse tarafında ise güçlü bir performans yaşanan 2022 yılı sonrası Türk hisse senetleri piyasasının yıl başından bu yana kayda değer derecede dalgalı geçtiğine dikkat çekildi.

Raporda, gelecekteki ekonomi politikalarının farklı seçim sonuçlarına göre değişebileceği ve bu durumun hisse performanslarını da etkileyeceği ifade edildi. Bu durumun, hisse yatırımını zorlaştıracağına dikkat çekildi.

Tahvil tarafı için ise yapılacak seçimlerin risk primini artırdığı ifade edildi. Seçim sonrası ortaya çıkabilecek belirsizliğin politik bir atalete sebebiyet verileceği belirtilirken geleneksel politikalara dönüşün kısa vadede olumlu etki yaratacağı vurgulandı. Öte yandan uzun vadede yerel yatırımcıların eurobonda daha az talep göstereceği ve makasın açılacağı kaydedildi.

Morgan Stanley ekonomistleri cumhurbaşkanlığı seçimini Recep Tayyip Erdoğan, parlamentoyu muhalefetin kazandığı senaryoda “Dövizde büyük bir ön düzeltme” yaşanabileceğini belirtti.

Öte yandan bu senaryoda 2024 yılında enflasyonun yüzde 35-40 seviyesinde süreceğini ve daha düşük büyüme yaşanacağına yer verildi.

Ekonomistler yayımladıkları raporda bu sonucun, politika faizinde bazı ayarlamalarla sonuçlanabileceğini regülasyonların ise büyük ölçüde değişmeyeceğini öngördü.

Ekonomistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kesin zaferi’ durumunda ise; düşük faizlerin devamı ve ‘sıradışı regülasyonlara daha fazla bel bağlanmasını’ bekliyor.

Muhalefetin ‘kesin zaferi’ senaryosunda ise beklenti regülasyonların yürürlükten kaldırılması, Merkez Bankası bağımsızlığının güçlendirilmesi ve politika faizinin “ciddi bir şekilde yükseltilmesi” yönünde oldu.

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Adayını Açıklayacağı Tarih Netleşti

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında Millet İttifakı’nın adayına ilişkin yaptığı açıklamada, “200 sayfalık Türkiye’nin kurtuluş reçetesini yazdık. Onların var mı? Adayım diyor. Nesi var? Bahçeli ve BBP. Ne oldu onlar? Bir araya geldiler mi? Kamuoyuna bir şey açıkladılar mı? Bizimle uğraşıyorlar. Bizim hazırladığımız metni bir süre sonra onlar da kopyalayacak” dedi ve ekledi:

“13 Şubat’ta cumhurbaşkanı adayımızı açıklayacağız. Öyle bir karar aldık. Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde. Liderler bir arada Türkiye’nin sorunlarına kilitlenmiş vaziyetteyiz. Bir kişiyi aday olarak belirleyeceğiz. Belirleyeceğimiz adayın ortak çalışma geleneğini sürdürmesi lazım. Her şeyi ben bilirim anlayışına sahip olmaması lazım. Devleti bilmesi lazım, liyakatın ne kadar önemli olduğunu bilmesi lazım. Liderler bana teklifte bulunursa, bu onurlu görevi herkes yapmak ister.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV canlı yayınında gazeteci İsmail Küçükkaya ve Bengü Şap’ın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, “CHP’nin adayı siz misiniz?’ sorusuna, “Her parti doğal olarak kendi liderini görmek ister” cevabını verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Altılı Masa olarak erken seçim kararına tepkilerinin ne olacağını şöyle anlattı: “6 Nisan’a kadar olursa buna destek veririz diye düşündük. Parlamento 6 Nisan’da bir karar alır, biz de o karara saygı duyarız, eski seçim yasasına göre seçimler yapılır diye düşündük. Erdoğan, ‘Hayır ben daha sonra yapacağım’ derse altı lider de buna destek vermeyeceğini kamuoyuna açıkladı. Erdoğan kendi istediği bir atmosferde seçimlerin yapılmasını istiyor. Biz iktidar olunca yapacağımız dediğimiz şeyleri Erdoğan yapmaya başladı.

“Tek yolu var. O da Meclis’i feshetmek”

Ama halk bunun farkında. Erdoğan bunu kendi iradesiyle yapmadı. Bizim baskımız, söylemlerimiz, baskın çıkmamız üzerine, halk tarafından da baskı gelince bunları yaptı. Hazirana doğru atarsa, enflasyon her ay yükseliyor. Dolayısıyla yaptığı zamların bir anlamının kalmadığını herkes görecek. Bu sürece ya da bu anlayışa kendini hapseden birisinin seçimi kazanma şansı yoktur.

Bizim açımızdan hangi tarihte yapıyorsa getirsin sandığı koysun dedik. Ama parlamentoda oy kullanmayacağız dedik. Tek yolu var. O da Meclis’i feshetmek.”

Erdoğan’ın çok tartışılan üçüncü kez adaylığı konusunda Kılıçdaroğlu, “Anayasa açık. Anayasa hukukçuları üçüncü kez aday olamaz diyor. Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurular olacaktır ama kabul edilmeyecektir. Çünkü YSK üyelerini kendisi belirledi aslında. Yargının yargı olmaktan çıktığını aklı başında olan herkes biliyor” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “2018 seçimleriyle birlikte yeni yönetim sistemine geçtik. Kronometre sıfırlandı. 2018’de seçilen Cumhurbaşkanı yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanıdır” sözlerine de yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, “Kronometreyi sıfırlamanın ne olduğunu Erdoğan çok iyi bilir. Sıfırlamak konusunda bir numaralı uzmandır” dedi.

Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında, “Türkiye Cumhuriyeti’nin tek bir kişinin eline teslim edilmesi bir beka sorunudur. Hayatımızın her alanında sorun çıkmaya başladı. Dış ve iç politikada sorun var mı var. Parlamento’nun iradesi var mı var. Saray her şeye hakim mi hakim. Yargıtay, devletin kurumlarında çürüme var mı var. Çürüme o boyutlara ulaştı ki rüşvet alandan büyükelçi atanır hale geldik” diye konuştu.

“13 Şubat’ta karar alacağız”

“13 Şubat’ta ne öğreneceğiz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “13 Şubat’ta inşallah cumhurbaşkanı adayımızı açıklayacağız kamuoyuna. Öyle bir karar aldık. Saadet Partisi ev sahipliğinde 13 Şubat’ta yine buluşacağız ve artık 13 Şubat’ta mı olur, yoksa 13 Şubat’ta karar alacağız bu kararın açıklanması için belli bir tarih mi olur.” dedi.

“İki aday ihtimali ortadan kalktı mı?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, bunu da görüşeceklerini ancak ortak aday talebini defalarca açıkladıklarını kaydetti.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayını hala açıklamaması konusundaki eleştirilere değinen Kılıçdaroğlu, son derece dikkatli, kararlı ve istikrarlı adım attıklarını ve ortak iradeyle Türkiye’yi yöneteceklerini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, “Şubat’ın 13’ünde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun başkanlığında konuşacağız, adayımızı belirleyeceğiz. Bunu da belli bir süreç içerisinde nasıl mutabakat metnini paylaşıyorsak kamuoyuyla, cumhurbaşkanı adayı da çıkacak ortak mutabakat metnini de yol haritasını da kamuoyuyla paylaşacak” diye konuştu.

‘Aslolan altı liderin bir araya gelip ortak karar vermeleri’

“CHP’nin cumhurbaşkanı adayı siz misiniz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Her parti doğal olarak kendi liderini cumhurbaşkanı adayı olarak görmek ister. CHP’liler de kendi genel başkanlarını cumhurbaşkanı adayı olarak görmek isterler. Burada aslolan altı liderin bir araya gelip ortak karar vermeleri” yanıtını verdi.

“Altı lider kriterler açıklıyorsunuz. Bu kriterler en çok size uyuyor. Buna katılıyor musunuz? Siz bu kriterleri yerine getiriyor musunuz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Olabilir. Devlete 27,5 yıl çalışan, üreten, siyasete girdiği gün mal varlığını kamuoyuyla paylaşan, devletin ne olduğunu, liyakatin ne olduğunu bilen bunun devletteyken de kavgasını veren bir kişiyim” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, altı liderin Türkiye’nin sorunlarına kilitlendiğini vurgulayarak, “Bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı olarak belirleyeceğiz. Belirleyeceğimiz adayın ortak çalışma geleneğini sürdürmesi lazım. ‘Her şeyi ben yaptım, ben biliyorum’ anlayışına sahip olmaması lazım. Devleti iyi tanıması, devletin ne olduğunu bilmesi lazım. Devlette liyakatin ne olduğunu bilmesi lazım” ifadesini kullandı.

“Cihan Paçacı’nın kendisine yönelik açıklamaları”

Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı’nın kendisine yönelik açıklamalarının ardından partideki kurumsal ilişkiler başkanlığı görevinden istifasına ilişkin bir soruya şu cevabı verdi: “Bu konu masada konuşulmadı. Meral Hanım, Cihan Bey ile ilgili bir sorun olduğundan bahsetti. Sorunun ne olduğunu sorduk. Ayrıntı vermedi, öyle kaldı. Biz bu durumu toplantı bittikten sonra, akşam öğrendik.”

“Haksız hukuksuz bir şekilde hapishane tutuluyor”

Kılıçdaroğlu programda, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın şiddet gören kadınlara yönelik sorusuna cevap verirken, “Buradan kendisine selam olsun. Haksız hukuksuz bir şekilde hapishane tutuluyor” dedi. Selahattin Demirtaş, Kılıçdaroğlu’na şu soruyu yöneltti: “Seçimden sonra Saray’ın kurulacak Kadın Bakanlığına, şiddete uğramış kadınların tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine, kadın öğrenci yurtlarına, emekçi kadın misafirhanelerine, ev işçisi kadınların sendikalarına, kadın sığınma evlerine, bağımsız kadın örgütlerine, tahsis edilmesi iyi olmaz mı? bu kadın yerleşkesinin ismini de kadınlar koyarlar diye düşünüyorum.”

Kılıçdaroğlu’nun cevabı şöyle: “Bence gayet güzel bir öneri, kendisine teşekkür ederim ve kendisine buradan selamlarımızı da gönderelim. Haksız bir şekilde içeride tutulduğunu da biliyorum. Kadınların, dünya kadar sorun yaşadığını biliyorum. Onlarla zaman zaman konuşuyoruz, zaman zaman dertleşiyoruz. Büyük sorunları var, ekonomik açıdan sorunları var, sosyal açıdan sorunları var. Gencecik kızlarımız üniversiteye giderken yurt bulamıyorlar, orada sorunları var.

Üniversiteyi bitirmiş mezun olmuş gencecik evlatlarımız var, onlar işsiz ve anneler, babalar büyük bir dram içindeler. Dolayısıyla bütün bunların tamamını çözecek olan kurumun adı siyaset kurumu. Siyasetçi kaynakları doğru harcarsa yerinde harcarsa bütün sorunları çözebilir. Şiddetin olmadığı, kadının şiddete uğramadığı bir toplum inşa etmemiz gerekiyor. Aslında zaman zaman geliyor, diyoruz ki “cennet anaların ayağı altındadır.” Peki cennet eğer anaların ayağının altındaysa neden kadınlara bu kadar şiddet uyguluyoruz. Buradan tüm toplumun çıkması lazım. Toplumun bu konuda biraz eğitilmesi lazım.”

“Bir partinin iktidara gelip gelmemesine karar verecek olan”

CHP lideri ayrıca HDP’ye kapatma davasına ilişkin “Ben şahsen, CHP olarak da hiçbir partinin kapatılmasını istemeyiz. Çünkü bir partinin iktidara gelip gelmemesine karar verecek olan, o partinin yöneticileri değil, doğrudan doğruya halk. Halk desteği varsa o parti elbette görevini yapacaktır. HDP’nin bankalardaki hesaplarına tedbir konmasını da doğru bulmuyoruz. Demokrasi sadece benim için, benim gibi düşünenler için değil, benden farklı düşünenler için de olmalı. Parlamentonun, ne kadar çok farklı düşünce bir arada olabilirse saygınlığı o kadar fazla olur. O kadar daha kaliteli ve nitelikli yasalar çıkar” ifadelerini kullandı.

Paylaşın