“Seçime Kadar Enflasyon Yüzde 40’ın Üstünde Seyredecek”

11 ilde büyük yıkıma ve 40 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından, Mayıs’ın 14 veya Haziran’ın 18’de yapılması planlanan seçimlere gidilen süreçte enflasyonun yüzde 40’ın üzerinde seyretmesi bekleniyor.

Enflasyon, Ocak ayında olumlu bir baz etkisi ile yüzde 58’e düşmeden önce, bir dizi faiz indirimi ile Ekim ayında yüzde 85’in üzerine çıkarak 24 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı.

Bir hükümet yetkilisi ve dört ekonomistin Reuters haber ajansına yaptıkları açıklamada, depremlerin ekonomiye maliyetinin 50 milyar dolardan fazla olacağı görüşünde. Bu tahmin diğer ekonomistlerin görüşleriyle de tutarlılık gösteriyor.

Reuters’a konuşan bu kişilere göre depremin neden olduğu kesintiler nedeniyle gıda ve konut dahil mal ve hizmet fiyatlarında artış, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranının önümüzdeki aylarda önceden tahmin edilenden çok daha az düşeceği anlamına geliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, depremden önce de ekonomide büyük bir zorlukla karşı karşıyayken ve artan enflasyon halktan gördüğü desteği olumsuz etkilerken, depremler cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler öncesinde bu zorlukları daha da arttırdı.

Türk Lirası’nın durumu ise diğer bir endişe konusu. Merkez Bankası verileri net rezervlerin depremden bu yana 7 milyar dolar düştüğünü gösteriyor ve bankacılar döviz talebini azaltmak için yetkililerin yeni adımlar atmasını bekliyor.

Enflasyon, Ocak ayında olumlu bir baz etkisi ile yüzde 58’e düşmeden önce, Erdoğan’ın istediği alışılmışın dışındaki bir dizi faiz indirimi ile Ekim ayında yüzde 85’in üzerine çıkarak 24 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı.

Reuters’a konuşan ancak adlarını açıklamak istemeyen dört ekonomiste göre enflasyonun Haziran’a kadar yüzde 35-40 seviyesine düşmesi bekleniyordu, ancak deprem nedeniyle seçim döneminde enflasyon seviyesinin yüzde 42-46 arası olacağı sanılıyor.

Konuyla ilgili kamuoyuna açıklama yapma yetkisi olmadığı için adını vermeyen bir hükümet yetkilisi, depremin etkisiyle enflasyonun yüzde 40-50 arasında bir yere ulaşabileceğini söyledi.

Yetkili, üretimdeki aksamalar ve ortaya çıkan iç göç sırasında konut ve kira fiyatlarında bazı yerlerde neredeyse yüzde 100’e varan artışın çok olumsuz etkileri olacağını söyledi, artan inşaat maliyetinin de soruna neden olacağını kaydetti.

2 milyondan fazla kişinin deprem bölgesini terk ettiği sanılıyor. Ekonomistlere göre bu da diğer bölgelerde kiraların artmasına neden oluyor. Depremden etkilenen bölge geçen yıl Türkiye tarım üretiminin yüzde 16’sını karşılamıştı, bu nedenle gıda fiyatlarında enflasyonun da artması bekleniyor.

Afetin ekonomik büyümeyi yüzde 1-2 puan azaltacağı sanılıyor. Merkez Bankası ekonomiye destek için bugün politika faiz oranını 50 baz puan düşürdü.

“Ek bütçeye ihtiyaç duyulabilir”

Depremin uzun zamandır ekonominin güçlü alanlarından biri olan bütçeyi de zorlaması bekleniyor.

2023 bütçesi kapsamında bu yıl için 661 milyar liraya (35 milyar dolar) kadar net borçlanma mümkün olabilir, ancak yetkili bunun mevcut durumda yeterli olmayacağını söyledi.

Yetkili, yılı bu bütçeyle tamamlamanın kolay olmayacağını ve ek bütçeye ihtiyaç duyulacağını söyledi.

Ekonomistler 2023’te bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının depremden önce yüzde 3,5 olmasını bekliyordu. Şimdiyse yüzde 5’e kadar çıkacağı öngörülüyor.

JP Morgan, daha önce yüzde 3,5 olarak yaptığı Türkiye’nin bütçe açığı tahminini depremden kaynaklanan harcamalar nedeniyle gayrisafi milli hasılanın yüzde 4,5’i olarak değiştirdi.

Deprem bölgesindeki sanayi de büyük aksama yaşadı. Ziylan Grup adlı ayakkabı üreticisinin yönetim kurulu üyesi Mehmet Büyükekşi’ye göre işçiler iki hafta önce yaşanan afetin neden olduğu travmanın etkisiyle işlerine dönmeye isteksiz.

Büyükekşi depremden nispeten daha az etkilenen Şanlıurfa’da 1800 işçinin geçen hafta işe geri dönmeye çağırıldığını ancak 300’ünün hala dönmediğini belirtti.

Büyükekşi, işçiler arasında korku ve psikolojik rahatsızlık olduğunu söyledi ve sektörün en büyük sıkıntısının bölgede yaşayanların işe geri dönmemesi olduğunu kaydetti.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Seçim 14 Mayıs’ta Yapılacak

İYİ Parti Lideri Akşener, katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin en geç 18 Haziran’da yapılması gerektiğini belirterek, “18 Haziran’da kesinlikle bu seçim olacaktır, olmalıdır” dedi ve ekledi:

“Son aldığımız duyum, 14 Mayıs’ta seçim kararını Sayın Erdoğan’ın aldığına dair. ’14 Mayıs’a yetiştireceğiz’ deniliyorsa, yetiştirilir. Ama bu kararı Sayın Erdoğan almak zorunda.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Fox Tv’de İlker Karagöz’ün Çalar Saat adlı programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Afet, deprem bu toprakların kaderidir ancak bu yaşadığımız felaket ihmaldir, sebebi Beştepe’dir. Afet büyük olup yönetilemediği zaman felakete dönüşür.

AFAD’ın bütçe yüzünden 4 aydır yeterli malzeme alamadığına dair bilgi geldi.

Yardımların yerine ulaşamadığını fark ettik. Kendiler dağıtamadılar çünkü eleman sayısı yeterli değil.

AFAD’ın bilgisi dahilinde biz arama-kurtarma konusunda gönüllülere çağrıda bulunduk, 30 bini aşkın telefon aldık.

Listeler yapıp onların içinden AFAD’ın üst düzey yöneticiler bize dedi ki ‘Arama-kurtarma deneyimi olsun’ 3 uçak dolusu insanı biz arama-kurtarma çalışmaları için AFAD’ın bilgisi dahilinde gönderdik.

Bir haftada Sayın Erdoğan’ın atacağı imza sayısı 36 binmiş. Yahu bir insana bu mümkün değil. Bu bana verilen bilgi. 36 bin imzayı atamaz kardeşim. Biz deprem sürecinde sahadan aldığımız bilgileri yetkililere ilettik sürekli.

Bizim 16 kişimiz sahaya gittiler, ondan sonra ilçe teşkilatlarımızdan ve üyelerimizden bilgi almaya başladı. Bu bilgileri alıp vay adiler çözemediniz demek yerine ben aldım bunu Hasan Doğan dahil ilgili bakanlıklar dahil bunları ilettik biz, çözülsün diye.

Mesela tüp meselesi bizim sahadan aldığımız bilgidir. O yıkıntının altında soğuktan donarak ölmek diye bildiğim bir durumu hipodermi diye açıkladı bir arkadaşımız bunları ilettik hatta bu kısmını bizzat Sayın Erdoğan’a ben ilettim.

Hemen talimat vereceğim dedi ve verdi ama iletme konusunda problem oldu. Yardımların yerine ulaşamadığını fark ettik.

AFAD müdürü arandı. AFAD müdürü validen, vali genel merkezden şey yapmadan izin veremedi ya. Bunlar için her seferinde saraydan bir kişi arandı. Nereye konuşuyor o Fuat Oktay!

(Erdoğan’ın “ahlaksız namussuz, adi” sözlerine cevap)

Hicap diye bir kavram vardır, utanma daha başka bir şeydir. Yahu hicap duyguları gitmiş. Sen böyle bağırdığın zaman senin gözünün içine bakan o silsile aşağıda ne yapmaz kardeşim. En azından onu düşün be. Balık baştan kokarmış.

Akşener’den “not ediyoruz” cevabı

Bunlar. Tek bilek tek yürek tek vücut olduk biz insanlar olarak. Bu bir sörf dalgası çık üstüne kardeşim. Bu insanlığın artı değerini kendine yazdır siyasi olarak.

Birinci derecede ahmaklık görüyorum bu sözleri, siyasi olarak gerçek bir geri zekâlılık görüyorum. Bu saatten sonra ölümü tatmış bir insanın neden korkusu olur ya! Kimle neyi korkutuyorsun.

Hazır bir araya gelmişken bir iyilik dalgası var, çık üzerine kardeşim. Bunun yerine parmak sallıyor. Ne oluyor, kime yarıyor. Bir ahmaklık ve siyasi geri zekâlılık olarak görüyorum. Parmak sallamak bir ihtiyat haline geldi.

Öğrenmeye kapalı bir yapı sadece seçim almaya odaklı, empati yoksunu bir yapı, sonuç itibariyle korkutursam her işleri hallederim deniyor. Her yeri kapattınız elinize ne geçti? Elimizde telefonlarımız var. Burayı kapattın da ne geçti eline?

“Seçim 14 Mayıs’ta yapılacak”

Seçim tarihi tartışmalarına değinen Meral Akşener, şunları söyledi:

18 Haziran’da bu seçim kesinlikle olacaktır, olmalıdır. Şimdi aldığımız bilgilere göre 14 Mayıs’ta Sayın Erdoğan’ın bu seçimi yapacağı yönünde.

Bu kararın 10 Mart’ta alınması gerekiyor. Biz eğer 6 Nisan öncesinde bir seçim kararı alınırsa ona Meclis’te onay vereceğimizi söylemiştik.

Çünkü bir kanun çıkmıştı eski seçim yasasına yürüsün diye, bu 14 mayıs bunun karşılığı değil, dolayısıyla Meclis’te biz buna onay vermeyeceğimizi ilan etmiştik, aynı yerde duruyoruz”

Şimdi yetiştirip yetiştirilemeyeceği benim tamamen mantığım çerçevesinde gerçekler üzerinden bir tarifimde 14 Mayıs’ta yetiştireceğiz deniyorsa yetiştirilir orada bir sorun yok. ama bu kararı Erdoğan almak zorunda.

Niçin buna rağmen hızlı bir şekilde yapılacağını siyasi olarak soruyorsanız, benim gezip gördüğüm bu çalışmalar neticesinde ortaya çıkan gerçeklik şu, Sayın Erdoğan bu işin becerilemediğini anladı, uzadığı takdirde daha büyük beceriksizliklerle karşılaşılabileceğini herhalde anladı, ciddi bir para topladı dolayısıyla bazı şeyleri daha hızlı bir şekilde yaparmış gibi bir dili geliştirmek daha kolay. Geleceğe dair söyleyecek bir şey kalmadığı için en uygun zaman gibi görünüyor.”

Paylaşın

Seçimlerin Ertelenmesi Gündemden Kalktı; 14 Mayıs Mı, 18 Haziran Mı?

Şanlıurfa, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adana, Hatay, Kilis, Adıyaman, Osmaniye, Malatya ve Elazığ’da büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından başlayan seçimlerin ertelenmesi tartışması gündemden kalktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce açıkladığı seçimlerin 14 Mayıs’a alınmasına ilişkin kararında ısrarcı olduğu ifade edilirken AK Parti içerisinde 14 Mayıs ve 18 Haziran için farklı görüşler hakim. Her iki tarihe dair de farklı yorumlar yapıldığı için önümüzdeki iki haftalık süreçte deprem bölgelerinde yapılacak çalışmaların izlenerek karar verilmesi fikri ön plana çıktı.

Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler illerde büyük bir yıkım ve göçe yol açarken deprem öncesi 14 Mayıs olarak planlanan seçim tarihinin değişip değişmeyeceği konusunda henüz netleşmiş bir karar yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Mayıs tarihine daha sıcak baktığı bilinirken deprem bölgelerinde yapılacak enkaz kaldırma ve başlatılması planlanan inşa faaliyeti ardından illerdeki normalleşme süreçleri de seçim tarihi belirlenmesinde önemli rol oynayacak.

Erteleme gündemden kalktı

Depremin ardından başlayan ve Bülent Arınç’ın yaptığı” seçimler ertelensin” çağrısı ardından tartışmalara neden olan seçimlerin 3-4 ay ya da 1 yıl erteleneceğine dair iddialara ilişkin AKP kurmayları, bu ihtimalin söz konusu olmadığını vurguladı. Muhalefet seçimlerin ertelenmesi tartışmalarına “savaş hali dışında ertelenemez” ve “bu karar darbe olur” tepkisi göstermişti.

Net karar verilmedi

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce açıkladığı seçimlerin 14 Mayıs’a alınmasına ilişkin kararında ısrarcı olduğu ifade edilirken AKP içerisinde 14 Mayıs ve 18 Haziran için farklı görüşler hakim. Her iki tarihe dair de farklı yorumlar yapıldığı için önümüzdeki iki haftalık süreçte deprem bölgelerinde yapılacak çalışmaların izlenerek karar verilmesi fikri ön plana çıktı.

Seçimlerin 14 Mayıs’a alınmasına karar verilmesi durumunda 10 Mart’ta Cumhurbaşkanı kararı alınması gerekiyor. Bu nedenle bu tarihe birkaç gün kalana kadar hem bölgedeki izlenimler hem seçimin yapılıp yapılmamasına dair zorluklar değerlendirilecek ve öyle karar alınacak.

Seçmen çalışması yapılacak

Depremin en büyük yıkıma yol açtığı ve büyük göç yaşanan başta Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş illerinde yapılacak seçmen güncellemesi de önem taşıyor. Seçim takvimi başlaması ile hem vefat edenler hem göç edenler nedeniyle seçmen kütükleri güncellenecek.

Ayrıca sandıkların nerede ve hangi şartlarda kurulacağı da YSK tarafından değerlendiriliyor. Depremzedeler seçim takvimi başlaması ile birlikte oy kullanacakları ili değiştirebilecek. YSK’nın bu konuda normal takvim yanında seçmenlere adres güncellemeleri yapılabilmesi için normal takvimdeki süreci biraz daha uzun tutacağı kaydediliyor.

Deprem ardından göç alan veya göç veren illerin milletvekili sayısı etkilenmeyecek. En fazla göçün yaşandığı Hatay 11, Kahramanmaraş 8 ve Adıyaman 5 milletvekili çıkarmaya devam edecek. Eğer seçmenler oy kullanmak için seçmenler kaydını diğer ile alırsa illerde nüfus dengesi değişse bile vekil sayısı değişmeyecek. Örneğin Hatay’daki 1.1 milyon olan seçmen sayısı 500 bine düşse dahi 11 milletvekilini bu 500 bin kişi seçmiş olacak.

Öğrenciler de seçimde bulundukları illerde oy kullanabilecek. Birçok üniversite uzaktan eğitime geçse de YÖK kararı ile bazı bölümlerde yüz yüze eğitim devam ediyor. 14 Mayıs veya 18 Haziran için seçim takvimi başlaması sonrası da seçmen kütükleri askıya çıkana dek her an MERNİS’e kayıtlı adresler değiştirilebileceğinden öğrenciler de bu haktan yararlanabilecek.

Ankara’da Hatay için oy kullanılır mı?

Seçmenlerin oy kullanmasına ilişkin afet bölgesi ilan edilen 11 il dışında kalan 70 ilde her il için sandık kurulması seçeneği hem partiler hem de bazı hukukçular tarafından gündeme taşınan bir model oldu. Bu durumda örneğin Hatay’dan ayrılanlar bulundukları ilde Hatay için oy kullanabilmesine dair öneri gündeme getirildi.

Ancak hem kanunen hem de organizasyon açısından bunun mümkün olmadığı dile getiriliyor. Ayrıca depremzede illere gidenlerin Hatay’a dönüp dönmeyecekleri konusunda netlik olmaması nedeniyle bulundukları il için oy kullanmalarının daha doğru olduğu savunuluyor.

YSK’da tüm bu alternatiflere dair bir çalışmanın olduğu ve deprem bölgelerinde seçimin sağlıklı yapılabilmesi için detayların konuşulduğu kaydedildi.

Millet ittifakı adayını açıklayacak mı?

Cumhurbaşkanı adayını henüz açıklamayan Millet İttifakı da 2 Mart’ta toplanarak adayı görüşecek. Bu toplantıdan sonra aday ismine dair bir açıklama beklenmiyor. İttifakın bu konuda seçimin öne çekilip çekilmeme kararını bekleyeceği kaydediliyor.

Eğer Erdoğan 10 Mart’ta seçim kararını açıklarsa altılı masa da hemen 11 ya da 12 Mart tarihlerinde toplanarak adaya dair net bir açıklamayı yapması bekleniyor. Ancak seçimin normal zamanı olan 18 Haziran’da olması halinde Mart ayının son haftasına kadar aday belirleme görüşmelerinin sürmesi bekleniyor.

Paylaşın

AK Parti’de Seçim Sloganı Değişiyor: Türkiye’yi Birlikte İnşa Ediyoruz

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan Merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler sonrası 14 Mayıs’ta yapılması planlanan genel seçimlerin ne zaman yapılacağı tartışmaları sürüyor.

Ancak gelinen noktada daha çok seçimlerin 18 Haziran’da yapılması yaklaşımı daha öne çıkarken, AK Parti’de ise ‘Yeter söz milletindir’ olarak belirlenen seçim sloganının yerini ‘Türkiye’yi birlikte inşa ediyoruz’ sloganının alacağı ileri sürüldü.

Uluslararası haber ajansı Reuters, AK Partili yetkililerle yapılan görüşmeler sonucu partide seçim tarihi olarak 18 Haziran görüşünün ağırlık kazandığını ve depremlerden sonra yeni seçim sloganının “Türkiye’yi birlikte inşa ediyoruz” şeklinde olacağını öne sürdü.

AK Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasıyla 14 Mayıs’ta yapılması planlanan genel seçimlerin Maraş ve Hatay merkezli depremler sonrası ne zaman yapılacağı tartışmaları sürüyor.

İngiltere merkezli uluslararası haber ajansı Reuters’a konuşan AK Parti’den üst düzey bir yetkili, “Seçim tarihinin ertelenmesi görüşü yerine seçimin zamanında yer alması görüşü öne çıkmış durumda” dedi.

“Şu anda 18 Haziran’da seçimin yapılması görüşü ağırlık kazandı” diyen yetkili, “Bu konuda detaylı değerlendirmeler yapıldı. Depremzelere yönelik inşaat çalışmaları da başlıyor. Kaybedilecek zaman yok” ifadelerini kullandı.

Seçim tarihi

Bir hükümet yetkilisi ise, seçim için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin görüşeceğini belirterek, iki parti arasında bazı temaslar olduğunu, nihai kararın liderler tarafından verileceğini ifade etti.

“Seçim için daha önce açıklanan 14 Mayıs, normal tarih olan 18 Haziran ve kasım ayına ertelenmesi gibi alternatifler üzerinde duruluyordu” diyen yetkili, şunları kaydetti:

“Ancak gelinen noktada daha çok seçimlerin 18 Haziran’da yapılması yaklaşımı daha öne çıkmış durumda… Büyük ihtimalle 18 Haziran’da seçim konusunda mutabakat sağlanması büyük olasılık.”

AK Parti’nin seçim sloganı değişiyor

Yine Reuters’a konuşan bir başka hükümet yetkilisi ise, AK Parti’de seçim sloganının değişeceğini ifade etti.

“Kayıplar çok ağır ancak o tarihe kadar en azından fiziki olarak bile olsa bir miktar depremin izlerinin silinip insanların oturabileceklerini görecekleri inşaatlar yükselmeye başlayacak” diyen yetkili, şöyle devam etti:

“Daha önce ‘Yeter söz milletindir’ olarak belirlenen sloganın yerini ‘Türkiye’yi birlikte inşa ediyoruz’ sloganı alacak.”

Paylaşın

Hükümet Kalıcı Konutlar İçin Neden Aceleci?

Türkiye Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli büyük depremlerin şokunu henüz atlatamamış ve depremzedelerin ihtiyaçları tam olarak karşılanamamış iken hükümet kalıcı konutlar için neden acele ediyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tıpkı şehir merkezlerimiz gibi köylerimizi de bir yıl içinde ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. Bir yıl içerisinde kalıcı konutları yetiştireceğiz ve vatandaşlarımızı yerleştireceğiz” demişti.

Siyaset bilimci Berk Esen’e göre bu acelenin ve Erdoğan’ın açıklamalarındaki motivasyonun arkasında yaklaşan seçimler olduğu kadar aynı zamanda rejimini ayakta tutabilme çabası bulunuyor.

Kalıcı konutlara bu kadar erken başlanması en başta depremzedeler olmak üzere seçmenler nezdinde istenen olumlu sonucu yaratır mı?

Berk Esen, buna şu aşamada net bir yanıt vermenin zor olacağını söyleyerek seçim tarihi, siyasi aktörlerin nasıl davranacağı, muhalefetin politikaları, ekonomik krizin gidişatı gibi farklı değişkenlere dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep’te depremden etkilenen bölgeler için kalıcı konut yapımına ilişkin bilgi vererek “Önümüzdeki ay içinde toplam 200 bin konutun inşası için ilk kazmayı vuracağız. Deprem bölgesindeki 11 ilimizde konut ve köy evi olarak Mart ayında inşasına başlayacağımız hane sayısı 270 bini bulacaktır. İlerleyen aylarda tespitlere göre tüm deprem bölgesinde bu sayıları tekrar belirleyeceğiz” dedi.

Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ise depremden etkilenen bölgelerin bazılarında toplamda 1.797 konutun inşasına dün itibarıyla başlanacağını belirterek “Mart ayında deprem bölgelerinin tamamında inşa ve ihya faaliyetlerimize başlayacak bu büyük felaketin izlerini ortadan kaldıracağız” dedi.

Ancak şehir plancıları bu kadar erken hareket edilmesinin sakıncalarına dikkat çekiyor. Siyaset bilimciler ise bu adımlardaki hızı AKP’nin yaklaşan seçimlere yönelik yatırımı olarak değerlendiriyor.

Felaketin izleri hemen kalkar mı?

Depremden etkilenen yerleşim yerlerinin toplam nüfusunun yaklaşık 13,5 milyon olduğu tahmin ediliyor. Deprem bölgesinde 123 şehir (10 il merkez yerleşimi ve 113 ilçe merkez yerleşimi) ve coğrafyaya dağınık halde 6 bin civarı da köy bulunduğu belirtiliyor.

Depremzedelerin güvenli konut alanlarına bir an önce erişmelerinin en temel beklenti olduğunu belirten TMMOB Şehir Plancıları Odası, “Yapılması gerekenler bellidir ve belirli bir program dâhilinde mümkün olan en kısa sürede, ancak bilim, teknik ve şehircilik ilkelerinden taviz vermeden gerçekleştirilmesi durumunda doğru sonuca ulaşabilmemiz mümkün olacaktır” uyarısında bulunuyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in sorularını yanıtlayan Şehir Plancıları Odası Genel Sekreteri Ayhan Erdoğan, halen enkaz kaldırma çalışmalarının tamamlanmadığını, depremzedelerin geçici olarak kalacakları çadır ve konteyner ile ilgili sorunların da çözümlenemediğini belirterek konutlardan önce öncelikli olması gerekenleri şöyle anlatıyor:

“Birincisi halen artçı depremler devam ediyor ve bölge beşik gibi sallanıyor. İkincisi enkaz kaldırma çalışmaları tamamlanmadı, hâlâ göçük altında yurttaşlarımız var. Üçüncüsü depremzedelerin nitelikli barınma koşullarına henüz erişemediğini görüyoruz. Konteyneri geçtim çadıra dahi erişim çoğu yerde mümkün değil.”

Depremden ağır etkilenen Hatay’da iki gün önce meydana gelen yeni depremlerde 6 kişi yaşamını yitirmişti.

Geçici barınma alanlarının da nitelikli olması gerektiğini ve bütün afetlerde ilk olarak nitelikli bir şekilde geçici barınma alanlarını kurmak şeklinde oturmuş bir uygulama bulunduğunu söyleyen Ayhan Erdoğan, bu sayede kalıcı konutlar inşa edilinceye kadar zaman kazanılacağını ve yurttaşların mağdur olmayacağını belirtiyor.

Şehir plancısı Erdoğan, “Bizde ise şu anda bu süreç tam tersi ilerliyor. Nitelikli barınma koşullarına ulaşamayan binlerce yurttaş var ama biz gidip doğrudan kalıcı konut yapmaya çalışıyoruz” diye konuşuyor.

“Mülkiyet sınırları yeniden belirlenmeli”

Bu arada jeologlara göre 6 Şubat’taki depremlerde fay hatlarının kırılması ile farklı bölgelerde tahmini olarak 3-7 metre aralığında yer kaymaları da oldu.

Erdoğan, bu tespiti hatırlatarak bunun kalıcı konutlarla ilgili yönünü şöyle aktarıyor:

“Bu bölgelerde kaymalar nedeniyle mülkiyet sınırları değişmiş durumda. Yani mesela sizin bir tapunuz var, o tapunun yeri değişti. Haritaların tamamının değişmesi lazım ki üzerine tekrardan bir şey yapılabilsin. Bunlar da zaman alan şeyler.”

Uzmanlar deprem bölgelerinde kalıcı konutların inşası için öncelikli zemin etütlerinin çok iyi yapılması gerektiğine işaret ederek aynı zamanda gerekli tüm bilimsel etütlerin yapılmasının ardından fay hatlarına uzaklık, depreme dayanıklı malzemeler ve doğru inşaat teknikleri gibi çok sayıda parametrenin iyi hesaplanması gerektiğini vurguluyor.

Erdoğan, tüm bu etütlerin bilimsel olarak tamamlanmasının zaman alacağını söyleyerek “Diyelim ki siz muhteşem bir performans sergilediniz. Bir yılda 200 bin konut inşa ettiniz. Bunu başarmış olsanız dahi ürettiğiniz mekâna kent denilemez. Kent çünkü sadece konutlardan oluşmuyor. Böyle bir yer en fazla yatakhane olabilir” yorumu yapıyor.

Dünyanın hiçbir yerinde afet sonrası şehirleri yeniden ayağa kaldırmak ve kalıcı barınma yerleri inşa etme işinin böyle yapılmadığını belirten Erdoğan, “Bu süreç maalesef böyle bir afetten hiçbir şekilde ders alınmadığını gösteriyor” diyor.

Peki Türkiye büyük depremlerin şokunu henüz atlatamamış ve depremzedelerin ihtiyaçları tam olarak karşılanamamış iken hükümet kalıcı konutlar için neden acele ediyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı şehir merkezlerimiz gibi köylerimizi de bir yıl içinde ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. Bir yıl içerisinde kalıcı konutları yetiştireceğiz ve vatandaşlarımızı yerleştireceğiz” demişti.

Siyaset bilimci Berk Esen’e göre bu acelenin ve Erdoğan’ın açıklamalarındaki motivasyonun arkasında yaklaşan seçimler olduğu kadar aynı zamanda rejimini ayakta tutabilme çabası bulunuyor. Esen bunu şöyle açıklıyor:

“Şu ana kadar AKP iktidarı iki sac ayağı üstünde gidiyordu. Biri kendisine destek veren, sürekli kaynak dağıttığı ve nemalandırdığı ekonomik bir elit. İkincisi de kaynak dağıtarak yanlarında tuttukları kadrolar ve seçmenler. AKP’nin bu iki grubu elinde tutmak için kullandığı ve daha çok inşaata dayalı, doğal kaynakları sömüren bir ekonomik modeli vardı. Deprem bir dış şok olarak rejimi vurdu ve ağır sarstı. Şu an ise aslında Erdoğan aynı model ile buna cevap vermeye çalışıyor.”

Hükümetin yardım kampanyaları ve dışardan gelen desteklerce ciddi bir para topladığını söyleyen Esen, şu an yeni inşaat projelerine yatırılacak milyarlarca liralık bir fonu bulunduğunu ve bunun da “bazılarının ağzını sulandırabileceğini” kaydediyor.

Esen, Erdoğan’ın bu rantı kendisine destek veren ekonomik elitlere dağıtarak sac ayağının birincisini yanında tutmaya çalışacağını ifade ederek ikinci sac ayağı olan seçmenlere yönelik olası söylemi ise şu sözlerle anlatıyor:

“Seçmenlere de gidip ‘Evet, evinizi kaybettiniz ama bir yıl zaman verin, durumu toparlayacağım. O esnada da size yardım dağıtacağım, kira yardımı yapacağım. Ailesinde ölenler varsa 100 bin lira yatıracağım’ diyor. Onlara öyle bir kaynak dağıtım sözü veriyor. Bu zaten AKP’nin modeli. Yani seçim kazanmak ilk istekleri ama bence genel olarak bu rejimin ayakta kalmasının gerekleri.”

Seçmenler ikna olur mu?

Peki kalıcı konutlara bu kadar erken başlanması en başta depremzedeler olmak üzere seçmenler nezdinde istenen olumlu sonucu yaratır mı?

Esen buna şu aşamada net bir yanıt vermenin zor olacağını söyleyerek seçim tarihi, siyasi aktörlerin nasıl davranacağı, muhalefetin politikaları, ekonomik krizin gidişatı gibi farklı değişkenlere dikkat çekiyor.

Seçimlerin normal zamanında olması durumunda 18 Haziran’da yapılması gerekiyor. Ancak Cumhur İttifakı’nın deprem öncesindeki tutumu tarihin erkene çekilmesi ve 14 Mayıs’ta yapılmasıydı. 6 Şubat’taki depremin ardından ise Mayıs ya da Haziran’a ilişkin kesin bir sonuç bulunmuyor.

Esen, bunun AKP için çok ağır bir darbe olduğunu ve bunu kim reddediyorsa yanlış bir analiz yapacağını söyleyerek “Bir grup seçmeni yine de etkileyecektir. Ama o grup ne kadar büyük ve Erdoğan’ın seçilmesine yetecek kadar büyük mü? Bunlar bende şu an için soru işareti” yorumu yapıyor.

Deprem benzeri büyük felaketler sonrası bu afetin sorumluluğunun kime atfedildiğinin önemli olduğunu belirten Esen, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu afet Allah’tan mı geldi? Belediye başkanından mı yani yerel yöneticiden mi geldi? Yoksa Erdoğan’dan mı geldi? Otoriter rejimlerde lider kendisinden bu sorumluluğu mümkün olduğunca uzakta tutabiliyor. Ancak bu aktif bir süreç ve bu uzak tutma işini bir noktaya kadar yapabilirsiniz.”

Esen’e göre süreç içinde muhalefetin birlik olarak seçmenlere alternatif çözümler sunabilmesinin de büyük önemi bulunuyor.

Paylaşın

Erdoğan, Depremlere Rağmen Seçimler İçin 14 Mayıs Tarihinde Israrcı

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası gözler seçimlerin yapılacağı tarihe çevrildi. ABD merkezli Bloomberg, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti’den üst düzey isimlerin geçtiğimiz hafta bir araya geldiğini yazdı.

“Erdoğan, depremlere rağmen seçim tarihinde ısrarcı” başlıklı habere göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve parti yetkilileri, seçim takvimini konuşmak üzere bir toplantı düzenledi.

Konu hakkında bilgi sahibi olduğu belirtilen kaynaklar, ‘depremlerin ardından seçimleri ertelemenin artı ve eksilerinin tartışıldığını’ dile getirdi. Bloomberg’de yer alan haberde, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ölümcül depremin ardından yeniden inşaat çalışmalarını hızlandırmayı ve daha önce açıkladığı seçim takvimine bağlı kalmayı planlıyor” denildi.

’18 Haziran hala masada’

Bloomberg’e konuşan kaynakların aktardığına göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti yetkilileri, daha önce belirlenen 14 Mayıs tarihine bağlı kalmakta karar kıldı. Ancak söz konusu görüşmede, 18 Haziran tarihine dönüşün de ‘hala masada olduğu’ belirtildi.

Seçimlerin ertelenmesi ve depremlere öncelik verilmesinin, krizin çözülmesi için zaman kazandıracağını söyleyen kaynaklar, Erdoğan’ın yeniden inşa çalışmalarına hızlı bir başlangıç yapmayı ve seçim takvimine bağlı kalmayı ‘bir güç göstergesi olarak gördüğünü’ dile getirdi. Ayrıca, Erdoğan’ın ‘seçimden kaçmaya çalıştığı izlenimi vermek istemediği’ belirtildi.

Paylaşın

AK Partili Kurmaylar: Seçimler 14 Mayıs’ta Yapılabilir

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası seçim tarihinde değişiklik olup olmayacağına ilişkin tartışmaların AK Parti’nin yönetim organlarında da değerlendirildiği biliniyor.

AK Partili kurmaylar, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının önünde bir engel olmadığını, Yüksek Seçim Kurulu’nun deprem bölgesinde yürüteceği çalışmaların ardından seçimlerin yapılabileceğini, bunun yollarının bulunduğunu kaydetti.

Takvimin sıkışması halinde ise 18 Haziran’ın da bir seçenek olarak önlerinde durduğunu kaydeden yetkililer, seçimlerin 18 Haziran’dan sonra yapılmasının yasal olarak da mümkün olmadığını ifade etti.

Yasalaşması beklenen tüm teklifler ve komisyon çalışmaları için seçimlere kadar yeterli süre bulunduğunun altını çizen kurmaylar, biraz daha yoğun bir mesai ile Meclis’in seçimlerden önce tüm çalışmalarını tamamlayabileceğini kaydetti.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, Maraş merkezli 11 kenti etkileyen, on binlerce kişinin ölümüne yol açan depremin ardından başlayan “seçimlerin ertelenmesi” tartışmasında AK Parti’de genel eğilim belirlendi. Ertelemenin yasal olarak mümkün olmadığını vurgulayan AK Partili kurmaylara göre depremden önce işaret edilen 14 Mayıs’ta seçim yapmanın önünde bir engel yok, ancak takvim sıkışırsa 18 Haziran da değerlendirilecek.

İlk gündem EYT

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) büyük yıkım ve ölüme yol açan depremlerin ardından 3 hafta ara verdiği çalışmalarına 28 Şubat’ta başlayacak. AK Parti Grup Yönetimi gelecek hafta çalışmaya başlayacak TBMM Genel Kurulu gündemini ve takvimini belirledi. Yapılan planlamaya göre ilk iş “depremin ardından gündemden çıkar mı” endişelerine neden olan ‘Emeklilikte Yaşa Takılanlarla’ ilgili düzenleme olacak.

Edinilen bilgiye göre AK Parti grubu, EYT teklifinin yasalaşmasının ardından “Deprem Araştırma Komisyonu” kurulmasını gündeme getirecek. Bu komisyonun kurulması için muhalefetle de uzlaşı arayacak.

Başörtüsü teklifi

Meclis’in EYT düzenlemesinden sonra “Bazı alacakların yapılandırılmasına ilişkin kanun teklifi”ni ele alması bekleniyor. Vergi dairelerine olan tüm borçları yeniden yapılandırma kapsamına alan; vergi cezaları, trafik, askerlik, nüfus, köprü, otoyol kaçak geçiş cezalarını da içeren teklif çok sayıda kişiyi ilgilendiriyor.

AK Parti ve MHP’nin oylarıyla Meclis Anayasa Komisyonu’ndan geçen başörtüsüne ilişkin anayasa değişiklik teklifinin seçimden önce gündeme alınıp alınmayacağı ise netlik kazanmadı. AK Partili kurmaylar bu konuda net bir karara varmadıklarını, bir toplantı daha yaparak son bir değerlendirmede bulunacaklarını ifade etti.

Seçimler

Art arda yaşanan iki depremden sonra seçim tarihinde değişiklik olup olmayacağına ilişkin tartışmaların AK Parti’nin yönetim organlarında da değerlendirildiği biliniyor. AK Partili kurmaylar, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının önünde bir engel olmadığını, Yüksek Seçim Kurulu’nun deprem bölgesinde yürüteceği çalışmaların ardından seçimlerin yapılabileceğini, bunun yollarının bulunduğunu kaydetti.

Takvimin sıkışması halinde ise 18 Haziran’ın da bir seçenek olarak önlerinde durduğunu kaydeden yetkililer, seçimlerin 18 Haziran’dan sonra yapılmasının yasal olarak da mümkün olmadığını ifade etti.

Yasalaşması beklenen tüm teklifler ve komisyon çalışmaları için seçimlere kadar yeterli süre bulunduğunun altını çizen kurmaylar, biraz daha yoğun bir mesai ile Meclis’in seçimlerden önce tüm çalışmalarını tamamlayabileceğini kaydetti.

Bu arada AK Parti’de yaklaşan seçimler için kurulan Strateji Ekibi’nin çalışmalarına “deprem” de eklenecek. AK Partili bir yetkili “Normal bir seçim kampanyası yapmak mümkün değil. Önce afet bölgesinin toparlanması sonra afete karşı adımlar atmamız lazım” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Murat Yetkin Yazdı: Erdoğan’ın Deprem Kaynaklı Seçim Taktiği Değişikliği

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin siyasi alandaki yansımaları belirginleşmeye başladı. Gazeteci Murat Yetkin, “Erdoğan taktik değiştiriyor: seçime düşen depreme sarılır” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Murat Yetkin, YetkinReport’taki yazısında deprem felaketinin ardından AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi taktik değiştirdiğini belirtti.

Erdoğan’ın taktik değiştirme gerekçelerini; “Türkiye’nin gündeminin artık deprem olması”, “depreme müdahalede dağınıklık”, “dış güçler söyleminin çökmesi”, “AK Parti teşkilatındaki hasar” ve “Seçim bütçesindeki açık” olmak üzere beş maddede sıralayan Murat Yetkin, yazısında şu değerlendirmede bulundu:

“Erdoğan’ın seçime giderken deprem kaynaklı taktik değişikliğinin riski hayli yüksek bir girişim olduğu söylenebilir. Kazanma ihtimali yok değil ama bu kadar dağınıklık ve beceriksizlik ardından ters teperse ağır kaybedebilir.

Bu riskli ve iddialı taktik, hakaret ve defter tutma tehditleriyle yüklü üslup beraberinde medya üzerindeki siyasi baskının artması anlamına da gelecek gibi.

RTÜK’ün CHP’li üyesi Okan Konuralp, 22 Şubat toplantısında Kurul’daki AK Parti-MHP çoğunluğunun başta Fox TV, HaberTürk, Halk TV ve Tele-1 olmak üzere deprem sonrası yardım çalışmalarındaki eksiklikleri de gösteren, bina kalitelerini sorgulayan kanallara ve internet yayınlarına ceza yağdırmaya hazırlandığını duyurdu.

Dün akşam saatlerinde Ekşi Sözlük’ün yayınları durduruldu. Gelişmeler giderek artma eğilimindeki bir sertleşmeye işaret ediyor.”

Son resmi rakamlara göre can kaybı 42 bin 310’a yükseldi

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde, 42 bin 310 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ’dan toplam 448 bin 18 vatandaşın tahliye edildiği bildirildi.

Bölgede AFAD, PAK, JAK, JÖAK, DİSAK, Sahil Güvenlik, DAK, Güven, İtfaiye, Tahlisiye, MEB, STK’lar ve uluslararası arama kurtarma personelinden oluşan toplam 14 bin 740 personelin görevini sürdürdüğü kaydedildi.

Ayrıca afet bölgesinde toplam 13 bin 700 aracın kullanıldığı belirtildi.

Açıklamada bölgede 301 bin 289 çadır ile 6 bin 375 konteynerin kurulumunun yapıldığı, toplamda 3 milyon 354 bin 316 battaniyenin sevk edildiği, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 78 bin 500 kişiye ayrıca geçici barınma hizmeti sağlandığı söylendi.

Bölgede toplam 375 mobil mutfak, 86 ikram aracı, 40 mobil fırın ve 361 hizmet aracının görev yaptığı, 55 milyon 785 bin 367 sıcak yemek, 9 milyon 487 bin 845 çorba, 13 milyon 465 bin 878 kumanya ve paketli gıda, 27 milyon 59 bin 350 su, 60 milyon 377 bin 166 ekmek, 3 milyon 189 bin 954 içecek dağıtımı yapıldığı belirtildi.

Ayrıca deprem bölgesinde 497 bin 93, deprem bölgesi dışında 201 bin 151 olmak üzere toplam 698 bin 244 kişiye psikososyal destek verildiği de bildirildi.

Paylaşın

“Arınç’ın Açıklamalarından Erdoğan’da Rahatsız” İddiası

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bülent Arınç’ın Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, “seçimlerin ivedilikle ertelenmesi gerektiğini” ve “savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var?”, açıklamalarından rahatsız olduğu öne sürüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Her seferinde aynı hikâye. Neden sürekli konuşuyor?” dediği iddia edildi.

Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sonrası bazı iktidar çevreleri “seçimi erteleme” tartışması başlatırken, konuya bir açıklamayla dahil olan Bülent Arınç’tan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın rahatsız olduğu öne sürüldü.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç seçimlerin “ivedilikle” ertelenmesi gerektiğini savunmuş ve “Anayasa’nın ayet olmadığını” ifade etmişti. Arınç’ın açıklamalarına tepki gösteren muhalefet ise seçimin zamanında yapılması gerektiğini vurgulamıştı.

Hürriyet’ten Ebru Karatosun’un haberine göre Cumhurbaşkanı  Erdoğan başkanlığında çarşamba günü yapılan MYK toplantısında, Bülent Arınç’ın sözleri de gündeme geldi.

Kulis haberine göre toplantıda Erdoğan’ın, Bülent Arınç’a açıklamaları nedeniyle tepki göstererek, “Her seferinde aynı hikâye. Neden sürekli konuşuyor?” dediği iddia edildi.

Bülent Arınç ne demişti?

10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından “seçimlerin ivedilikle ertelenmesi gerektiğini” söyleyen ve açıklaması tepki çeken eski TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, “Savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var?” demişti.

Arınç, “Ben haziranda olamayacağını düşünerek, bu teklifi yapıyorum. Benim söylediğim şu, Anayasa değişikliğini Meclis yaparsa istediği tarihi koyabilir. Uzlaşmayla olması lazım. Ama sonraki gelişmeler de bu yolu kapatanların üstünden olur. Ben söylemiş olayım” diye konuşmuştu.

Paylaşın

Seçim Ertelenir Mi Tartışmaları: YSK’nın Erteleme Yetkisi Yok

Eski TBMM başkanlarından Bülent Arınç, “YSK’nin seçimi erteleme yetkisi bal gibi var. 79. madde bunu anlatıyor” sözlerini yorumlayan Prof. Dr. Levent Köker, “Anayasa’nın 79. maddesinde böyle bir yetki kesinlikle yok. Seçimlerin hangi gün yapılacağı, 24 Haziran 2018 tarihinden beri bellidir” dedi ve ekledi:

“Anayasa ve kanun hükümlerine göre ‘yeni seçimler’ için oy verme günü 18 Haziran 2023’tür. Bu tarih, TBMM tarafından en az 360 milletvekilinin kararı ile ya da Cumhurbaşkanı tarafından erkene alınabilir.”

Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle “Seçimler bir kereye mahsus ertelensin” açıklamasıyla tartışma yaratan TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç, önceki akşam da Ankara Masası Gündem Özel yayınında Gazeteci Gürkan Zengin’in konuğu oldu.

Seçimle ilgili 3 seçeneğin masada olduğunu söyleyen Arınç, bu seçeneklerin dışında Yüksek Seçim Kurulunun da devreye girebileceğini ifade ederek “YSK’nin seçimi erteleme yetkisi bal gibi var. 79. madde bunu anlatıyor” dedi. Arınç, seçim için 3 seçeneği ön gördüğünü belirterek “Birincisi seçimlerin ertelenmesi, ikincisi seçimlerin kasımda yapılması, üçüncüsü de tüm siyasi partilerin anlaşabileceği bir tarihte yapılması” ifadelerini kullandı.

Arınç’ın “Eğer anlaşma olmazsa partiler pişman olur. Kaos çıkar, birisi yapmayacaksın diyebilir, öbürü yapacaksın diyebilir. Esas seçimi yapmakla görevli olan kurum bu bana yetişmez diyebilir, çık işin içinden. Mecelle’nin kaidesi…Sulh hükümlerin en güzelidir. Burada sulh nedir uzlaşmak” sözlerine de büyük tepki geldi.

Arınç’ın sözlerini Evrensel’den Şerif Karataş’a yorumlayan Kamu Hukukçusu Prof. Dr.  Levent Köker, “Anayasa’nın 79. maddesinde böyle bir yetki kesinlikle yok. Seçimlerin hangi gün yapılacağı, 24 Haziran 2018 tarihinden beri bellidir. Anayasa ve kanun hükümlerine göre “yeni seçimler” için oy verme günü 18 Haziran 2023’tür. Bu tarih, TBMM tarafından en az 360 milletvekilinin kararı ile ya da Cumhurbaşkanı tarafından erkene alınabilir. Ancak, seçimlerin ertelenmesi sadece ve sadece “savaş sebebiyle” ve “TBMM kararı ile” olabilir.

Şu anki duruma göre YSK, 18 Haziran 2023’teki oy verme günü seçimlerin yapılabilmesi için Anayasa’nın 79. maddesinin ve seçimlerle ilgili mevzuatın kendisine verdiği görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. YSK’nin yetkisi, seçimlerin yönetimi ve denetimi ile ilgilidir, seçim tarihini belirleme, seçimleri erteleme gibi bir yetkisi kesinlikle yoktur. Hiçbir kişi veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir yetkiyi kullanamayacağı gibi, seçimleri ertelemek gibi bir yetkinin Arınç’ın yaptığı gibi “yorum yoluyla” türetilmesi de kesinlikle mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

“Ortada kaos çıkarılacak bir durum yok”

Seçimlerin ne zaman yapılacağı ile ilgili hukuksal bir belirsizlik olmadığını söyleyen Köker “Bülent Arınç, bu konuda kişisel bir beyanda bulunmuş, kendi fikrini söylemiş, değerlendirmeye değer bir husus yok. Arınç’ın ilk açıklamasında, bu fikrine uygun olarak TBMM’de partilerin uzlaşmasıyla bir Anayasa değişikliği yaparak seçimlerin ertelenmesi önerisi yer alıyordu. Sonraki açıklamalarında, bu olmazsa “kaos çıkar, kendileri bilirler” gibi tam ne demek istediği belli olmayan sözler sarf ettiği görülüyor.

Ortada kaos çıkarılacak bir durum yok. Yukarıda da belirttiğim gibi, seçimlerin 18 Haziran 2023 günü yapılacağı ve bu seçimler için takvimin 60 gün öncesinden (yani18 Nisan 2023 öncesinden, yaklaşık 15 Nisan gibi) başlayacağı, Anayasa ve kanun hükümleri tarafından belirlenmiş durumda. YSK de bu kurallara göre hareket etmekle yükümlü olan bir devlet kurumudur. Herhangi bir belirsizlik veya kaotik ortam oluşturabilecek bir boşluk söz konusu değildir” dedi.

Paylaşın