Türkiye’de Bir Aile Hekimine 3 Bin 72 Kişi Düşüyor

İPA tarafından hazırlanan genel sağlık istatistiklerine göre; Türkiye genelinde bir aile hekimine ortalama 3 bin 72 kişi düşerken, İstanbul’da bu rakam 3 bin 187’ye kadar yükseliyor.

Haber Merkezi / Türkiye Halk Sağlığı Haftası kapsamında, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) tarafından hazırlanan Genel Sağlık İstatistikleri yayımlandı.

Verilerden öne çıkan bölümler şöyle: “İstanbul’da ortalama yaşam süresi (79,1 yıl) Dünya ve Türkiye ortalamasının üzerinde, OECD ve AB ortalamasının ise altında.

Türkiye genelinde bir aile hekimine ortalama 3 bin 72 kişi düşerken, İstanbul’da bu rakam 3 bin 187’ye kadar yükseliyor.

İstanbul’daki özel hastane sayısı kamu hastanelerinin 3 katından fazla. Bu dengesizlik İstanbul’da sağlık hizmetine erişim ihtiyacı duyan kişileri büyük ölçüde özel hastanelere gitmek zorunda bırakmakta.

İstanbul’da 100 bin kişiye düşen toplam hekim sayısı (284), Türkiye ortalamasının (228) üzerinde, OECD ortalamasının (372) altında.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) açıkladığı verilere göre, yurt dışında hekimlik yapmak üzere İyi Hal Belgesi’ne
başvuru yapan kişi sayısı 2022 yılında 2 bin 685 iken 2023 yılında 3 bin 25’e yükseldi.

İstanbul’da 100 bin kişiye düşen yatak sayısı 30 olup OECD (43) ve Türkiye ortalamasının (31) altında.

İstanbul’da yaşayan milyonlarca kadın cinsel sağlık hizmetlerine erişimde sorun yaşıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 9 – 26 yaş arasındaki kişiler için ücretsiz HPV aşı uygulamasını başlattı.

Kadın sağlığı konusunda önemli alanlardan biri de meme kanseri farkındalık hizmetleri. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu kapsamda ücretsiz meme kanseri teşhisine yönelik hizmet vermekte.

Önemli bir halk sağlığı sorunu olan obezite toplumda günden güne artış göstermekte. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’de obez bireylerin oranı yüzde 20,2 iken İstanbul’da bu oran çok daha yüksektir: yüzde 30,1.”

Paylaşın

Sabah Güneşinin Beş Şaşırtıcı Sağlık Faydası

Sabah güneşi neden iyi hissettiriyor hiç merak ettiniz mi? Sabah dışarı çıkmak lüks gibi görünebilir, ancak sabahları güneş ışınları altında geçirilen zaman, genel sağlığınız üzerinde olumlu etkilere neden olabilir.

Haber Merkezi / O halde kahvenizi alın, dışarı çıkın ve o nazik güneş ışınlarının sihrini yapmasına izin verin!

D Vitamini seviyesini artırır: Sabah güneş ışığı, D vitamininin en iyi kaynaklarından biridir. Sabahın erken saatlerinde sadece 15 – 30 dakika güneş ışığına maruz kalmak, günlük D vitamini gereksiniminizi karşılayabilir.

Ruh halini iyileştirir: Güneş ışığı, mutluluk ve rahatlama hissini destekleyen serotonin hormonunun salınımını tetikler. Güne güneş ışığıyla başlamak, kaygı ve depresyon gibi hisleri savuşturmanıza yardımcı olabilir.

Uyku kalitesini artırır: Sabah güneş ışığı almak vücudunuzun iç saatini, yani sirkadiyen ritmini düzenlemeye yardımcı olur. Bu, uyku – uyanıklık döngünüzü iyileştirir, geceleri uykuya dalmayı ve sabahları dinlenmiş bir şekilde uyanmayı kolaylaştırır.

Kilo  yönetimini destekler: Sabah güneş ışığı, vücudunuzun enerji seviyelerini düzenlemesine ve yağları daha verimli bir şekilde yakmasına yardımcı olabilir. Çalışmalar, erken saatlerde güneş ışığına maruz kalmanın sağlıklı bir vücut ağırlığını korumakla da ilişkili olduğunu göstermektedir.

Kalp sağlığını iyileştirir: Güneş ışığında bulunan UV ışınları ciltte nitrik oksit üretmeye yardımcı olur, bu da kan damarlarını genişleterek daha iyi kan akışına olanak tanır. Bu, daha sağlıklı kan basıncı seviyesi ve kalp hastalığı riskinin azalmasıyla sonuçlanabilir.

Paylaşın

Hangi Yüz Maskesi Cildiniz İçin En İyisi?

Cilt bakım rutinini bir adım öteye taşımak için yüz maskesinden daha iyi bir şey yoktur! Doğru yüz maskesini seçmek, cildinizin genel sağlığını daha iyi bir seviyeye çekmenizi sağlayacaktır.

Haber Merkezi / Doğru yüz maskesi, cilt kuruluğundan akneye kadar çeşitli cilt sorunlarının tedavisinde de size yardımcı olabilir.

Kil ve kömür maskeleri: Kil ve kömür maskeleri yağlı ciltten karma cilde veya parlak T bölgelerine kadar her cilt tipi için uygundur. Bunun nedeni hem kil maskesinin hem de kömür maskesinin cildin yüzeyindeki fazla yağı emmesidir.

Kömür maskesi ayrıca tıkalı gözeneklerden kiri nazikçe çekme konusunda eşsiz bir özelliğe sahiptir. İyi formüle edilmiş bir maske cildi parlamadan bırakır, ancak kuru veya gergin bırakmaz.

Uyku maskeleri: Uyku maskeleri genellikle cilde ekstra besin sağlamak için gece boyu uygulanan nemlendirici maskelerdir. Maskeyi daha uzun süre uygulamak, maskedeki bileşenlerin etki etmesi için daha fazla zaman tanır.

Uyku maskeleri genellikle diğer maskelere oranla daha hafif bir dokuya sahiptir. Bu maskeler, akşam cilt bakım rutininizin son adımı olarak kullanılırlar, cildin kuruluğuna bağlı olarak gece nemlendiricisi yerine kullanılabilirler.

Aydınlatıcı maskeler: Aydınlatıcı maskeler, donuk ve kuru cilde sahip olanlar veya cilt tonu eşitsizliği ve renk bozulması yaşayanlar için idealdir. Bu kategorideki iyi bir maske, arbutin, C vitamini ve niasinamid gibi güçlü aydınlatıcı bileşenler içermelidir.

Kağıt maskeler: İçerdikleri bileşenlere bağlı olarak farklı cilt tiplerine uygun birçok farklı kağıt maske vardır. Kağıt maskeler eğlencelidir ancak geleneksel maskelere oranla cilde daha fazla fayda sağlamazlar.

Soyulabilir maskeler: Soyulabilen iyi bir maske, gözeneklerden ölü deri hücrelerinin ve yüzey kirinin ince bir tabakasını temizler ve bu da cildin pürüzsüz görünmesini sağlar.

Ancak soyulabilen maskeler gözeneklere nüfuz etme ve siyah noktaları ve kiri ‘çekme’ özelliğine sahip değildir. Siyah noktaları azaltmak ve gözenekleri açmak için bir Beta Hidroksi Asitler (BHA) eksfoliant kullanmak en iyisidir.

Not: Maske için en iyi kural, alkol, nane, mentol, okaliptüs, kafur ve kokular (doğal ve sentetik) gibi tahriş edici maddeler içerenlerden kaçınmaktır.

Paylaşın

Doomscrolling Nedir Ve Nasıl Etkiler?

Dünya genelinde yaklaşık 5 milyar sosyal medya kullanıcısı var! Evet, doğru okudunuz. Sosyal medya, her yaştan insan için en etkili iletişim yöntemlerinden biri haline gelmiş durumda.

Haber Merkezi / Sosyal medyanın avantajları olmasına rağmen kaçınılmaz olarak dezavantajları da var. Bunlardan biri de doomscrolling.

Kendinizi sosyal ağlarda sürekli olarak olumsuz haberler, makaleler, paylaşımlar veya gönderiler okurken mi buluyorsunuz? Buna doomscrolling denir.

Doomscrolling terimi henüz resmi olarak Türkçeye çevrilmemiş olmasına rağmen, dilimizde kötü haber bağımlılığı, uzun saatler negatif haber okuma eğilimi ve felaket kaydırması gibi kullanımları mevcuttur.

Doomscrollingin etkileri nelerdir?

Artan stres ve kaygı: Sürekli olarak olumsuz haberlere maruz kalmak, özellikle haber devam eden bir krizle ilgiliyse, kaygı, stres ve çaresizlik duygularını tetikleyebilir.

Uyku bozuklukları: Gece geç saatlerde sosyal medyada gezinmek uyku kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir.

Zaman kaybı: Doomscrolling, daha üretken veya keyifli aktivitelere harcanabilecek değerli zamanı sizden çalabilir.

Depresyon: Olumsuz haberlere sürekli maruz kalmak umutsuzluk, çaresizlik ve depresyon duygularına yol açabilir.

Fiziksel sağlık sorunları: Kötü içerikler aynı zamanda baş ağrısı, göz yorgunluğu ve boyun ağrısı gibi fiziksel sağlık sorunlarına da yol açabilir.

Doomscrollinginden korunmak için birkaç ipucu:

Zaman sınırları belirleyin: Her gün sosyal medya için belirli bir zaman sınırı belirleyin ve buna uyun.

Güvenilir kaynakları seçin: Takip ettiğiniz kaynaklar konusunda seçici olun. Doğru bilgi sağlayan saygın kaynakları seçin.

Mola verin: Özellikle bunalmış veya endişeli hissettiğiniz zamanlarda mola verin.

Öz farkındalığınızı geliştirin: Sosyal medyanın sizi nasıl etkilediğinin farkında olun. Belirli konuların veya içeriklerin olumsuz duyguları tetiklediğini fark ederseniz, tüketim alışkanlıklarınızı yeniden değerlendirin.

Sınırlar oluşturun: Sosyal medya tüketimi için sınırlar koyun.

Başkalarıyla bağlantı kurun: Arkadaşlarınız ve ailenizle sanal olarak bağlantı kurun.

Paylaşın

Her Sabah Aç Karnına Fesleğen Yemenin Beş Faydası

Ballıbabagiller familyasından olan ve genellikle ılıman bölgelerde yetişen fesleğen, A, C ve K vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, demir, magnezyum ve potasyum gibi mineraller içerir.

Haber Merkezi / Fesleğen ayrıca, önemli miktarda protein ve lif içerir. İşte her sabah aç karnına fesleğen tüketmenin beş faydası:

Bağışıklığı güçlendirir: Fesleğen yaprakları bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan antioksidanlar ve uçucu yağlar açısından zengindir. Bunları aç karnına tüketmek vücudun savunma mekanizmalarını güçlendirerek enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Fesleğenin antimikrobiyal özellikleri ayrıca zararlı bakteri ve virüslerle savaşmaya yardımcı olur.

Sindirime yardımcı olur: Fesleğen yaprakları sindirim sistemini uyarır, sindirimi kolaylaştırır ve şişkinlik, hazımsızlık ve gaz gibi yaygın sindirim sorunlarını önler. Yapraklar, yiyeceklerin daha verimli bir şekilde parçalanmasına yardımcı olan sindirim enzimlerinin üretimini teşvik ederek daha iyi besin emilimine yol açar.

Stresi ve kaygıyı azaltır: Fesleğen, vücudun strese uyum sağlamasına yardımcı olan bir adaptojen olarak bilinir. Sabahleyin fesleğen yaprakları tüketmek, stres hormonu olan kortizol seviyesini düzenlemeye yardımcı olur, böylece kaygıyı azaltır ve zihinsel berraklığı destekler.

Vücudu detoksifiye eder: Fesleğen yaprakları, vücudu toksinlerden arındırmaya yardımcı olan detoks edici özelliklere sahiptir. Fesleğen, aç karnına alındığında karaciğeri uyarır ve kandaki atık ürünleri ve toksinleri temizleme yeteneğini artırır.

Solunum sağlığını iyileştirir: Fesleğen yaprakları solunum sağlığına fayda sağlayan güçlü anti-inflamatuar, anti-bakteriyel ve anti-viral özelliklere sahiptir. Bunları günlük olarak tüketmek soğuk algınlığı, öksürük ve astım gibi solunum yolu rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olabilir. Fesleğen ayrıca doğal bir balgam söktürücü olarak etki ederek hava yollarından mukusu temizlemeye ve akciğer fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olur.

Fesleğen yaprakları tüketmenin yolları:

Taze yaprakları çiğneyin: Birkaç taze fesleğen yaprağını koparın, iyice yıkayın ve sabahları doğrudan çiğneyin.

Fesleğe çayı: Bitkisel çay yapmak için birkaç fesleğen yaprağını 5-10 dakika suda kaynatın. Ekstra lezzet için biraz bal veya limon ekleyebilirsiniz.

Fesleğen Suyu: Fesleğen yapraklarını bir bardak suyun içinde bir gece bekletin ve sabah aç karnına bu suyu için.

Fesleğen tozu: Fesleğen yapraklar yoksa, fesleğen tozu kullanabilirsiniz. Yarım çay kaşığı tozu bir bardak ılık suya karıştırın ve sabahın ilk saatlerinde için.

Paylaşın

Günlük 60 Dakika Yürüme Alışkanlığı Edinmenin Beş Basit Yolu

Zamanın parmaklarımızın arasından kayıp gittiği günümüzde, sağlık genellikle ikinci planda kalır. Ancak, günün sadece 60 dakikasını basit bir aktiviteye ayırmanın sağlığınız üzerinde derin bir etki oluşturabileceğini söylesem?

Haber Merkezi / Günlük 60 dakika yürüme alışkanlığı edinmek o kadar zor olmak zorunda değil. İşte yürüyüşü bir alışkanlık haline getirmenin beş basit yolu:

Belirli bir zaman ayarlayın: Sizin için en uygun olan günün herhangi bir saatini seçin. Her gün aynı saatte yürümek, alışkanlığa bağlı kalmanız kolaylaşır.

Yavaş yavaş artırın: 60 dakika ilk başta fazla geliyorsa, 20 veya 30 dakika gibi daha kısa bir süre ile başlayın. Dayanıklılığınız artıkça yürüyüş sürenizi kademeli olarak artırın. Önemli olan tutarlılıktır; kısa bir yürüyüş bile hiç olmamasından daha iyidir.

Keyifli hale getirin: Yürüyüşünüzü keyifli hale getirmenin yollarını arayın. En sevdiğiniz müziği, bir podcasti veya sesli kitabı dinleyin.

Manzaralı bir alanda veya bir arkadaşınızla veya evcil hayvanınızla yürümek de deneyimi daha keyifli hale getirebilir ve her gün iple çektiğiniz bir aktivite olabilir.

İlerlemenizi izleyin: Yürüyüş seanslarınızı takip etmek için bir pedometre, bir fitness uygulaması veya basitçe bir takvim kullanın. Zaman içindeki ilerlemenizi görmek motive edici olabilir ve alışkanlığı pekiştirmeye yardımcı olabilir.

Günlük yürüyüşlerin bir haftasını veya bir ayını tamamlamak gibi küçük dönüm noktalarını kutlamak da bağlılığınızı artırabilir.

Diğer aktivitelerle birleştirin: Yürüyüşü günlük rutininize diğer aktivitelerle birleştirerek entegre edin. Örneğin, telefonda konuşurken yürüyün, öğle tatilinizde yürüyüşe çıkın veya varış noktanızdan daha uzakta park edin.

Yürüyüşü gününüzün doğal bir parçası haline getirmek, buna bağlı kalmanıza yardımcı olacaktır.

Paylaşın

Akşam Yemeğini Erken Yemenin Beş Şaşırtıcı Faydası

Tıpkı kahvaltı gibi, akşam yemeğinin de doğru bir zamanı vardır. Herhangi bir zamanda yemek yemek, vücuda zamanında yemek yemenin sağladığı faydaları sağlamaz.

Haber Merkezi / Akşam yemeği, akşamın erken saatlerinde, genellikle 17:00 ile 19:00 arasında, bireysel programlara ve kültürel normlara bağlı olarak yemek anlamına geliyor. İşte akşam yemeğini erken yemenin beş şaşırtıcı faydası:

Kilo vermeyi kolaylaştırır: Akşam yemeğini zamanında yediğinizde, vücut o yiyeceği daha iyi sindirir, bu da metabolizmanızı hızlandırır. Akşam yemeğini erken yemek  ayrıca kalori yakar, bu da kilo vermeyi kolaylaştırır.

Yiyecekler daha iyi sindirilir: Yemek ve uyku vakti arasında bir boşluk bıraktığınızda, yiyecekler daha iyi sindirilir.

Diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olur: Diyabet (şeker) hastaları yemeklerini zamanında yemelidir. Akşam yemeğini zamanında yediğinizde, vücut tüketilen gıdaları glikoza dönüştürmek için gerekli zamana sahip olur. Bu da, diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

İyi bir uyku çekmenize zemin hazırlar: Sindirim süreci yemekten sonra başlar, geç yemek yemek uyku sürecinde kesintiye neden olabilir. Akşam yemeğini zamanında yediğinizde, vücut tüketilen gıdaları daha iyi sindirmek için yeterli zamana sahip olur. Bu da, iyi bir uyku çekmenize zemin hazırlar.

Mide sorunlarına neden olabilir: Geç yemek yemek, yiyeceklerin sindirilmesi için yeterli zamanı kısıtlar, bu da mide ekşimesi, gaz ve asitliğe neden olabilir. Ayrıca kalple ilgili hastalıklar riski de artar. Bu nedenle her zaman zamanında yemek yemek önerilir.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Haftasonları Uyumak Kalp Hastalığı Riskini Azaltıyor

Hafta içi kaçırılan uyku saatlerini hafta sonu telafi etmek, düşünüldüğünden daha faydalı olabilir. Yeni ve kapsamlı bir çalışma, hafta sonu uykusunun, uyku yoksunluğuna bağlı riskleri azaltmaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu.

Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin bir toplantısında sunulan bulgulara göre, hafta sonları fazladan uyuyan kişilerin kalp hastalığı riskini yüzde 20’ye kadar azaltabileceği tespit edildi.

Çalışmanın yazarı, Pekin’deki Ulusal Kardiyovasküler Hastalıklar Merkezi ve Fuwai Hastanesi’nden Yanjun Song, “Yeterli telafi edici uyku, daha düşük kalp hastalığı riskiyle bağlantılı,” dedi. “Bu ilişki, hafta içi düzenli olarak yetersiz uyku çeken bireylerde daha belirgin hale geliyor.”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, her gece yedi saatten az uyuyan yetişkinler, kalp hastalığı, kalp krizi ve felç gibi kalp rahatsızlıkları riskleriyle daha sık karşılaşıyor.

Çalışma, İngiltere’de yarım milyon kişinin sağlık bilgilerini içeren UK Biobank veri tabanındaki yaklaşık 91.000 kişinin verileri kullanılarak yapıldı ve hafta sonu uykusuzluğunun kalp hastalığı riskini etkileyip etkilemediği değerlendirildi.

Araştırmacılar, katılımcıların 19.816’sını ya da toplamın yaklaşık yüzde 22’sini oluşturan, gecede yedi saatten az uyuduğunu bildiren kişileri uyku yoksunu olarak kabul etti.

Araştırmacılar, katılımcıların tıbbi kayıtlarını yaklaşık 14 yıl boyunca inceleyerek kalp hastalığı, kalp yetmezliği, düzensiz kalp atışı veya inme gibi kalp sorunları geliştirenleri belirledi.

Katılımcılar, hafta sonu ne kadar fazladan uyuduklarına göre dört gruba ayrıldı. Hafta sonu en fazla uyuyan grup, hafta içi uykularına kıyasla hafta sonları 1,28 ila 16,06 saat arasında ek uyku aldı. Hafta sonları en az ek uyku alanlar ise 0,26 saat ile 16,05 saat arasında uyku kaybetti.

Araştırmanın bulgularına göre, hafta sonları en fazla telafi edici uyku aldığını belirten katılımcıların, hafta sonları uykusuz kalanlara göre kalp hastalığına yakalanma ihtimali yüzde 19 daha düşüktü.

Günlük uyku yoksunluğu yaşayan alt grupta, çalışma, hafta sonu uykusunu en fazla telafi eden kişilerin kalp hastalığı riskinin, en az telafi edenlere göre yüzde 20 daha düşük olduğunu gösterdi. Çalışma, bu sonuçlar arasında erkekler ve kadınlar arasında belirgin bir fark bulamadı.

Çin’deki Fuwai Hastanesi ve Ulusal Kardiyovasküler Hastalıklar Merkezi’nden ve çalışmanın yazarlarından olan Zechen Liu, “Sonuçlarımız, modern toplumda uyku yoksunluğu çeken nüfusun önemli bir kısmı için, hafta sonları en fazla ‘telafi’ uykusu yapanların, en az yapanlara göre önemli ölçüde daha düşük kalp hastalığı oranlarına sahip olduğunu gösteriyor,” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Metabolizma: Kilo Vermenin Anahtarı Mı?

Bazı kişilerin istedikleri her şeyi yiyip asla kilo alamamalarına karşın bazı kişilerin de birkaç kilo bile vermekte zorlanmalarının nedenini hiç merak ettiniz mi?

Haber Merkezi / Cevap metabolizmada yatıyor; vücudun yiyecekleri ve sıvıları enerjiye dönüştürdüğü süreç.

Metabolizma her gün ne kadar kalori yaktığınızı ve dolayısıyla ne kadar kilo verdiğinizi etkiler. Peki metabolizma nedir ve siz nasıl çalışmasını sağlayabilirsiniz?

Bazal metabolizma hızı (BMR): Bu, vücudunuzun sadece hayati fonksiyonlarınızı devam ettirmek için dinlenme halinde yaktığı kalori miktarıdır. BMR’niz kas kütlesi, vücut boyutu, cinsiyet ve yaş gibi faktörlere bağlıdır.

Gıda işleme: Bu, vücudunuzun yiyecekleri sindirmek, emmek, taşımak ve depolamak için yaktığı kalori miktarıdır.

Fiziksel aktivite: Bu, yürüme, egzersiz yapma, oyun oynama veya ev işleri yapma gibi herhangi bir hareket sırasında vücudunuzun yaktığı kalori miktarıdır.

Farklı kişilerin farklı metabolizma hızları vardır, bu da kalorileri farklı hızlarda yaktıkları anlamına gelir. Bazı kişilerin hızlı bir metabolizması vardır, bu da dinlenme ve aktivite sırasında daha fazla kalori yaktıkları anlamına gelir. Bu, kilo vermelerini veya sağlıklı bir kiloyu korumalarını kolaylaştırabilir.

Bazı kişilerinde yavaş bir metabolizması vardır, bu da dinlenme ve aktivite sırasında daha az kalori yaktıkları anlamına gelir. Bu, kilo vermelerini veya kilo almalarını engellemelerini zorlaştırabilir.

Kilo vermek için metabolizma nasıl artırılır?

Kilo vermek istiyorsanız, kalori açığı oluşturmanız gerekir, bu da tükettiğinizden daha fazla kalori yakmanız gerektiği anlamına gelir. Bunu yapmanın bir yolu, metabolizmanızı artırarak dinlenme ve aktivite sırasında daha fazla kalori yakmanızdır.

Metabolizmanızı artırmanın en etkili yolu, özellikle güç antrenmanı olmak üzere fiziksel aktivitenizi artırmaktır. Güç antrenmanı kas kütlesi oluşturur, bu da BMR’nizi artırır ve gün boyunca daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur.

Güç antrenmanının yanı sıra, yiyeceklerin termik etkisini (TEF) artırabilen belirli yiyecek ve içecekleri yiyerek ve içerek metabolizmanızı da hızlandırabilirsiniz. TEF’inizi artırabilen bazı yiyecek ve içecekler protein açısından zengin yiyecekler, baharatlı yiyecekler, yeşil çay ve kahvedir.

Yaşam tarzı değişiklikleriyle metabolizmanızı nasıl iyileştirebilirsiniz?

Metabolizmanızı iyileştirmenin bir diğer yolu da hormonlarınızı, uykunuzu ve stres seviyenizi etkileyebilecek bazı yaşam tarzı değişiklikleri yapmaktır. Bu faktörler metabolizmanız ve kilo kaybınız üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Metabolizmanızı iyileştirebilecek bazı yaşam tarzı değişiklikleri:

Uyku kalitenizi iyileştirin: Uyku, metabolizma ve hormon düzenlemesi için hayati önem taşır. Uyku eksikliği BMR’nizi düşürebilir, iştahınızı artırabilir, insülin duyarlılığınızı azaltabilir ve bilişsel işlevlerinizi bozabilir. Gecede yedi ila dokuz saat uyumayı hedefleyin.

Stresi azaltın ve hormonları dengeleyin: Stres, iştahınızı, kan şekeri seviyenizi artırabilen ve yağ depolamasını teşvik edebilen bir hormon olan kortizol üretimini artırarak metabolizmanızı etkileyebilir.

Stres ayrıca uyku kalitenizi ve ruh halinizi bozabilir. Stresi azaltmak ve hormonları dengelemek için nefes egzersizleri veya diğer rahatlama tekniklerini uygulamaya çalışın.

Paylaşın

Cildinizin Gerçekten İhtiyacı Olan Nedir? Altı İpucu

Hiç kendinizi bir cilt bakımı reyonunda, çok sayıda ürüne bakarken ve hangisini seçeceğinizi merak ederken buldunuz mu? Hangi ürünlerin cildiniz için gerekli olduğuna nasıl karar veriyorsunuz? Peki günlük cilt bakımı rutini fark yaratır mı? 

Haber Merkezi / Cilt bakımı rutinleri, hedeflerinize bağlı olarak basit veya karmaşık olabilir. Bazıları için, temizleme, nemlendirici ve güneş kremi içeren tutarlı bir cilt bakımı rutini, genel cilt sağlığı için ihtiyaç duydukları tek şey olabilir.

Bazıları için ise, yaşlanma ve cilt hasarının belirtilerini yavaşlatmak için daha agresif bir yaklaşım isteyebilir. Bu, cildinizin gerçekten neye ihtiyacı olduğunu bulmanızla ilgilidir.

Cilt sağlığınızı tetikleyen faktörler:

Toz ve kirlilik: Kalabalık bir şehirde yaşıyorsanız veya sürekli kirliliğe maruz kalıyorsanız, cilt sağlığınız tehlikede olabilir. Toz ve kirlilik cildinizdeki gözenekleri tıkayabilir ve cildinizin görünümünü donuklaştırabilir. Ayrıca akne alevlenmelerine de neden olabilir.

Güneş ışığı: Güneş ışığından uzak kalmak çoğu zaman zor olabilir. Cildinizi kapatarak veya sadece gölgede kalarak, Güneş ışığıyla saklambaç oynamanız gerekebilir. Güneş’in ultraviyole ışınlarına sürekli maruz kalmak erken cilt yaşlanmasına yol açabilir.

Kötü beslenme: Ne yiyeceğinizi seçerken yaptığınız yanlış seçimler cildinizin sağlığını bozabilir. Gereğinden fazla karbonhidrat, kafein, sodyum ve şeker tüketmek, sivilce patlamasına ve cildinizin doğal ışıltısının kaybolmasına neden olabilir.

Düzensiz uyku: Uyku yoksunluğu vücudunuzu daha fazla kortizol (stres hormonu) üretmeye zorlar. Kortizol seviyesi arttığında, cilt iltihabı yaşayabilirsiniz, bu da gözlerinizin etrafında koyu halkalar ve şişkinliklere neden olabilir.

Sağlıklı bir cilde sahip olmanın etkili yolları:

Uygun temizlik: Söylemeye gerek yok, doğru cilt temizliği cildinizi şımartmanın en temel ve önemli adımıdır. Sabah gözlerinizi açar açmaz, nazik bir yüz yıkama jelini köpürtün ve en az 45 saniye boyunca dairesel hareketlerle cildinize uygulayın. Bu, ölü hücreleri çıkarır ve cilt gözeneklerinizi açar.

Sağlıklı beslenme: Vücudunuzun ihtiyacı olan enerjiyi sağlamak, önünüze çıkan her şeyi tüketmeniz anlamına gelmez. Araştırmalara göre, cilt hücreleri her 30 günde bir yenilenir. Bu, tam olarak yediğiniz şey olduğunuzu gösterir. Sağlıklı beslenme, mükemmel bir cilt elde etmenize yardımcı olabilir.

Yaşam tarzı alışkanlıkları: Sigara içiyor ve alkol alıyorsanız, bu cildinizin sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir, sağlıklı ve parlak bir cilt için, bırakmayı deneyin.

Yeterli su. Çocukluğunuzdan beri bunu çok sık duymuş olmalısınız, günlük vücudunuzun ihtiyacı olduğu kadar su için. Su, cildinizi içeriden canlandırır ve yüzünüzdeki ışıltıyı ortaya çıkarır.

Güneşten korunma: Sağlıklı ve parlak bir cilt söz konusu olduğunda güneş kremini nasıl unutabiliriz? UV ışınlarına karşı en iyi koruyucudur. Her gün SPF 30 veya 50+ güneş kremi uygulayın.

Sağlıklı uyku: Bu muhtemelen uyulması en zahmetsiz ipucu. Tek yapmanız gereken uyku programınızı düzenlemek. Kortizol seviyesini dengelemek için ortalama 8 saatlik derin uyku yeterlidir.

Paylaşın