AK Parti’den Milletvekili Transferi Girişimi: Hedef Anayasa Değişikliği

AK Parti’nin muhalefetten milletvekili transferi için girişimlerde bulunduğu iddiası gündemde. Söz konusu girişimlerinin karşılıksız kaldığını belirten Gelecek Partili bir yetkili, AK Parti’nin öncelikli amacının gündemlerinde olan Anayasa değişikliği için sayısal gücünü artırmak olduğunu söyledi.

Yetkili, “Gelecek Partisi, DEVA ve Saadet arasında devam eden grup kurma çalışmalarını sekteye uğratmak, aramızda çatlak yaratmak istiyorlar. Çünkü üç partinin kuracağı bir grup onları ürkütüyor. Bu ekonomik krizin ve kötü yönetimin sonunda seçmenin adresi biz olacağız, bunu görüyorlar. Biz de bunu görüyoruz. Dolayısıyla DEVA, Gelecek ve Saadet’in hiçbir milletvekili böylesi teklifleri kabul etmez” diye konuştu.

Saadet Partili bir yönetici ise, partileri için böylesi bir transferin asla söz konusu olmayacağını belirterek, “Bizden herhangi bir geçiş olmaz. AK Parti bize böyle bir teklif getirmedi bile, getirmez” diye konuştu.

AK Parti’nin Meclis’teki sandalye sayısını artırmak için, DEVA, Gelecek ve Saadet Partisi’nden bazı isimlerle dolaylı temas kurduğu ve bazı milletvekillerinin AK Parti’ye geçişi için çalışıldığı iddia ediliyor.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar, Meclis kulislerinde dile getirilen iddiaları muhataplarına sordu.

Saadet Partili bir yönetici, partileri için böylesi bir transferin asla söz konusu olmayacağını belirterek “Bizden herhangi bir geçiş olmaz. AK Parti bize böyle bir teklif getirmedi bile, getirmez” dedi.

Saadet Partisi’nde siyaset yapanların hiçbirinin AK Parti’nin kuruluşunda AK Parti’ye geçmediğini ve Saadet Partisi’nde kalmayı tercih ettiğini belirten yetkili, “Arkadaşlarımız Saadet Partisi’nde bulunmanın öneminin farkında olan kişiler. AK Parti’den kopup gelen, geçmişte AK Parti’ye gitmeyi tercih eden, eski AK Partili olan kimse yok. Saadet Partisi için böyle bir durum gündeme bile getirilemez” dedi.

Parti değiştirmeyi gerektirecek bir siyasi konjonktür olmadığının altını da çizen yetkili DEVA ve Gelecek Partisi’nden de geçiş olmasına ihtimal vermediğini ifade etti.

Gelecek Partili bir yetkiliyse AK Parti’nin muhalefet milletvekillerini transfer etmek için girişimlerde bulunduğuna dair birinci ağızdan duyumları olduğunu söyledi. DEVA ve Gelecek Partisi’nde AK Parti kökenli isimler olduğunu ve pek çok siyasetçi arasındaki insani ilişkilerin devam ettiğini hatırlatan yetkili, “Bu ilişkiler üzerinden bir iletişim geliştirildiğini, geçmişte yapılan hataları telafi etmek istedikleri yönünde söylemler geliştirdiklerini biliyorum” dedi.

“Gelecek Partisi, DEVA ve Saadet arasında devam eden grup kurma çalışmalarını sekteye uğratmak, aramızda çatlak yaratmak istiyorlar”

Söz konusu girişimlerinin karşılıksız kaldığını belirten yetkili, AK Parti’nin öncelikli amacının gündemlerinde olan Anayasa değişikliği için sayısal gücünü artırmak olduğunu söyledi. Bu girişimlerin üç partinin Meclis’te ortak bir grup kurma çalışmalarına yönelik olabileceğini de ifade eden yetkili, “Gelecek Partisi, DEVA ve Saadet arasında devam eden grup kurma çalışmalarını sekteye uğratmak, aramızda çatlak yaratmak istiyorlar. Çünkü üç partinin kuracağı bir grup onları ürkütüyor. Bu ekonomik krizin ve kötü yönetimin sonunda seçmenin adresi biz olacağız, bunu görüyorlar. Biz de bunu görüyoruz. Dolayısıyla DEVA, Gelecek ve Saadet’in hiçbir milletvekili böylesi teklifleri kabul etmez” diye konuştu.

Ne olmuştu?

Gazete Pencere’den Nuray Babacan, “Vekil transferi planları: Zayıf halkalar kimler?” başlıklı haberinde, “Parti içerisinde bir süredir, AKP’ye geçme potansiyeli olan isimlerden söz ediliyor. Bu üç partiden bazı milletvekillerinin eski arkadaşları olduğu, hatta diyaloglarının sürdüğü, bazılarının AKP’ye geçmesinin hiç sürpriz olmayacağı konuşuluyor. Hatta il il isim çıkaranlar bile var” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu’ndan “Asgari Ücret” Çıkışı

Asgari ücret görüşmelerine dair açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Karamo9llaoğlu, “Konuşulan bu rakamlar ise hiç ama hiç adil değildir! Nimet ve külfet dengesi bir toplumda huzur, güven ve barış ortamının tesis edilmesinin ilk şartlarındandır. Saadet Partisi olarak, her bir insanımızın emeğinin ve alın terinin karşılığının eksiksiz verilmesine, külfeti çeken milyonların nimetlerden de istifade edebilmesine her zaman vurgu yapıyoruz. Adil devlet, adil paylaşım ve insanca yaşam bizim şiarımızdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Devlet adil olmalı, paylaşımda adalet tesis edilmeli ki, 85 milyon vatandaşımızın her biri insanca yaşam standartlarına kavuşabilsin. Zira adalet, sadece mahkemelerde aranacak ve konuşulacak bir kavram değildir. İş hayatında, eğitimde, sağlıkta, kalkınmada ve hayatın her alanında adalet mutlaka sağlanmalıdır. Bunun için biz diyoruz ki önce adalet, herkese adalet ve her daim adalet! Ücretler belirlenirken; bu kez adil paylaşım tesis edilecek mi, yoksa bugüne kadar olduğu gibi yine edilmeyecek mi? Bunu yakından takip edecek, insanımızın hakkını her zaman ve her zeminde koruyacağız.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Asgari ücret görüşmeleri, seçimlerin ardından peş peşe gelen zamlar, insanların canını her geçen gün daha çok yakan kiralar ve bir türlü önlenemeyen kurdaki yükseliş gibi problemlerin yaşandığına dikkati çeken Genel Başkanımız Karamollaoğlu, Buna benzer onlarca başlık ve her biri acil çözüm bekleyen problemler. Bu nedenle, artık bir an evvel gerçek gündemlere odaklanılmalı, koskoca bir yangına bir bardak su dökmekten ibaret kalan göstermelik tedbirler yerine, somut ve kalıcı adımlar atılmalıdır. Milyonlarca vatandaşı ilgilendiren asgari ücret görüşmelerinin bu hafta tekrar başladığı. Bu nedenle, bazı rakamları tekrar hatırlatmak isterim; şu an net asgari ücret; 8 bin 500 lira.

“Asgari ücret belirlenirken enflasyon dikkate alınır”

Türk-İş’in yıllardır düzenli olarak açıkladığı ve son olarak Mayıs ayı için paylaştıkları verilerde; açlık sınırı 10 bin 360 liraya, yoksulluk sınırı 33 bin 750 liraya, bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 13 bin 440 liraya yükselmiş durumda. Peki, TÜİK’in son açıkladığı aylık enflasyon kaçtı? % 0,04! Şimdi asgari ücrette yeni rakam neye göre, kime göre belirlenmeli veya belirlenecek? Genelde asgari ücret belirlenirken enflasyon dikkate alınır.

Şimdi iş tersine dönmüş gibi hükümetin açıklamak istediği asgari ücret kaç olacaksa, sanki TÜİK ona göre enflasyon rakamı açıklıyor. 2023’ün başında ‘tarihi rakam’ olarak duyurulan ve 455 dolara tekabül eden asgari ücret, şimdilerde 360 Dolar seviyelerine kadar indi. Milyonlarca insanımızın cebinden bu 100 Doları kimler aldı, sorumluları kimlerdir?

Bugünkü kurla, sadece yeniden yılbaşındaki 455 dolar seviyelerini bulabilmek için net asgari ücretin 11 bin lira civarında olması gerekir. 6 ay önceki rakamı, 6 ay sonra yeniden vadetmek; büyük bir müjde midir, büyük bir başarısızlık mı? Seçimlerin hemen ardından sadece 2 haftada Türk Liramız, dolar karşısında yaklaşık % 20 (%17,44) değer kaybetti. 1 kuruş, 5 kuruş, 25 kuruş artık piyasada yok, darphane de basmıyor zaten. Zira artık madeni 50 kuruş ve 1 liraların, kağıt 5 ve 10 liraların alım gücü karşılıkları kalmadı.

Seçim öncesi ertelenen 500 liralık banknotların önümüzdeki günlerde basılacağı konuşuluyor. Bu şartlarda değil 500, 1000’lik banknotlar dahi bir ihtiyaç haline gelir. Bir kilo kıyma bugün 400-500 lira oldu, 3-4 yıl öncesine kadar bir küçükbaş kurbana verilen parayla, bugün sadece 2 kilo et alınabiliyor. Ama TÜİK’e göre enflasyon yok denecek kadar az, iktidara göre ise 2000 liralık emekli ikramiyesi hâlâ büyük bir lütuf, asgari ücret 11-12 bin lira olursa da ‘tarihi bir rekor’ ilan edecekler!

“Yeni ücret, 6 ay bile gitmeyecek; 2-3 ay içerisinde eriyecektir”

Bir 5 yıl daha ‘aynı tas, aynı hamam’ gitmez, gidemez! Ücretleri yukarıda birbirine yakınlaştırmak gerek, aşağılarda değil. İşçi ve memur maaşlarını asgari ücretin ve açlık sınırının biraz üzerinde, asgari ücreti de sürekli olarak açlık sınırında, hatta altında tutmak insanımızın derdine derman olmaz! Her zaman söylediğimiz gibi, 5-10 yıllık bir hedef koyup, asgari ücreti kademe kademe açlık sınırından yoksulluk sınırına çıkarmak gerekir. Ayrıca alım gücünü arttıracak tedbirler alınmadığı takdirde, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da belirlenecek her yeni ücret, 6 ay bile gitmeyecek; 2-3 ay içerisinde eriyecektir.

Büyükşehirlerde ortalama bir evin kirası 10-20 bin lira arasında, diğer şehirlerimizde ise 5-10 bin lira arasında değişiyor. Hâl böyleyken, bugün asgari ücrette 10-12 bin liralar, işçi ve memur maaşlarında da 20-25 bin liralar konuşuluyorsa; bir şeyler epey ters gidiyor demektir. Yüz binlerce aile için artık ev almak değil kirayı ödeyebilmek hayal olmuşsa, çocuğunu özel okula göndermek değil kırtasiye ve kantin giderlerini karşılayabilmek zorlaşmışsa; burada durup, etraflıca düşünmek gerekir.

Adalet, taşın gediğine konulmasıdır. Konuşulan bu rakamlar ise hiç ama hiç adil değildir! Nimet ve külfet dengesi bir toplumda huzur, güven ve barış ortamının tesis edilmesinin ilk şartlarındandır. Saadet Partisi olarak, her bir insanımızın emeğinin ve alın terinin karşılığının eksiksiz verilmesine, külfeti çeken milyonların nimetlerden de istifade edebilmesine her zaman vurgu yapıyoruz. Adil devlet, adil paylaşım ve insanca yaşam bizim şiarımızdır. Devlet adil olmalı, paylaşımda adalet tesis edilmeli ki, 85 milyon vatandaşımızın her biri insanca yaşam standartlarına kavuşabilsin.

Zira adalet, sadece mahkemelerde aranacak ve konuşulacak bir kavram değildir. İş hayatında, eğitimde, sağlıkta, kalkınmada ve hayatın her alanında adalet mutlaka sağlanmalıdır. Bunun için biz diyoruz ki önce adalet, herkese adalet ve her daim adalet! Ücretler belirlenirken; bu kez adil paylaşım tesis edilecek mi, yoksa bugüne kadar olduğu gibi yine edilmeyecek mi? Bunu yakından takip edecek, insanımızın hakkını her zaman ve her zeminde koruyacağız.

Dün İsveç’te alınan bir karar bizi derinden yaraladı. Bu Avrupalılarda ahlaki ve manevi değer kavramı yok desek, zannederim haksızlık yapmış olmayız. Daha önce birileri Kur’ân-ı Kerîm’i yakmaya teşebbüs etmişti, İsveç polisi de buna engel oldu; bir inanca hakaret edildiğinden dolayı değil, toplumda kargaşa çıkar diye buna karşı bir tedbir aldılar. Kur’ân-ı Kerîm yakılmasını yasakladı ama Yüksek Mahkeme dün bu kararı iptal etti! Hakikaten aklıma gelenlerin hepsini burada söylesem, biraz fazla gelir belki. Ama bunlarda insanlık yok, insaf yok! Adalet mefhumu hiç yok! Şimdi İsveç’in NATO’ya dahil edilip edilmemesi gündemde.

Sözde birtakım adımlar attıkları için ülkemiz yumuşak bir temayül içine girdi gibi görünüyor. Aldıkları bu son karar değişmeden İsveç’in, NATO kapsamında bir görev almasına biz izin vermemeliyiz, kesinlikle buna rıza göstermemeliyiz. Kimse bundan bahsetmiyor, özellikle iktidar yanlısı medyaya bir bakın; böyle bir haber yok, sanki böyle bir şey olmamış gibi! Biz buna rıza gösteremeyiz. Biz bütün dünyada sadece kendi inancımıza değil, tüm inançlara ve özellikle semavi dinlere karşı saygısızlık yapılmasına rıza göstermeyiz! Osmanlı’da Gayrimüslimler asırlarca yaşadılar, ne inançlarına, ne kiliselerine ne de ibadetlerine kimse engel olmadı.

“İnancınız uğruna kararlı bir şekilde mücadele edeceksiniz”

Merhum Liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın önderliğinde, 15 Haziran 1997 tarihinde Bangladeş, Mısır, İran, Malezya, Nijerya, Pakistan, Endonezya ve Türkiye’nin devlet/hükümet başkanları İstanbul’da bu tarihi anlaşmaya imza atmışlardı. Tüm zorluklara rağmen Erbakan Hocamızın gayretli çalışmaları, bu birlikteliği mümkün kılmıştır. Çünkü bu imkan meselesi değil, iman ve inanç meselesidir. Önce inanacaksınız, sonra inancınız uğruna kararlı bir şekilde mücadele edeceksiniz.

Ne yazık ki bugün, hem ülkemiz, hem İslam alemi hem de yeryüzünün tamamı bu vizyon ve kararlılıktan yoksundur ve bunun acısını çekmektedir. ‘Yeni bir Dünya’ ideali herkes tarafından sözde dile getirilmekte ancak bunun için somut adımlar atılmamaktadır. İşte D-8, bu arayışa bundan tam 26 yıl önce verilmiş samimi bir cevaptır. Aradan geçen 26 yıl, D-8 ufkuna olan ihtiyacı azaltmamış, bilakis daha da arttırmıştır.

Zira aradan geçen çeyrek asırda; bölgemizde ve yeryüzü üzerinde akan kan ve gözyaşı hiç dinmemiş aksine her geçen gün daha da artmaktadır. Çatışmalar, zulüm ve haksızlıklar son bulmamış, bilakis gittikçe derinleşmektedir. Ülkemizin şahsiyetli bir dış politika sergilemesine olan ihtiyaç, coğrafyamızın huzur, yeryüzünün de barış arayışı hâlen devam etmektedir. D-8 organizasyonu, sahip olduğu nüfusu, doğal kaynakları, potansiyel ticaret hacmi, siyasi, askeri ve diğer tüm alanlarda iş birliği imkanlarıyla büyük bir güç imkanıdır.

“Bizler yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen asla karamsar değiliz”

Aynı zamanda unutulmamalıdır ki D-8 hamlesi, sadece bir başlangıç adımı olarak atılmıştır. Eğer kuruluşundaki heyecan ve kararlılık devam ettirilmiş olsaydı bizler bugün D-60, D-160 ve ardından kurulacak “Yeni bir Dünya”yı konuşuyor, hatta görüyor olacaktık. Ancak ihmal edilişine rağmen; D-8’ler, sahip olduğu ekonomik ve stratejik potansiyelle bugünkü mevcut kötü gidişata son verebilecek en önemli oluşumlardan birisidir. Zira D-8, İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan sonra, İslam dünyasının somut olarak ortaya koyduğu tek küresel organizasyondur.

Bizler yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen asla karamsar değiliz.  Biz hiç umudumuzu kaybetmedik ve hiçbir zaman da kaybetmeyeceğiz! Erbakan Hocamız, hangi inanç ve kararlılıkla D-8’lerin kuruluşuna öncülük ettiyse; bizler de aynı inanç ve kararlılıkla umudumuzu her daim zinde tutuyoruz. İnanıyoruz ki ‘Yeni bir Dünya’ muhakkak ve inşallah en kısa zamanda kurulacaktır!

Bu duygu ve düşüncelerle; D-8’in 26. kuruluş yıl dönümünü kutluyor, bu oluşumun hayata geçmesinde en büyük emek ve pay sahibi olan merhum Necmettin Erbakan Hocamız başta olmak üzere, D-8’in kuruluşunda emeği geçenlerden hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlık ve afiyet diliyorum. Sözlerimin sonunda D-8’in temel ilkelerini de bir kez daha vurgulamak ve hatırlatmak isterim; Savaş değil, barış! Çatışma değil, diyalog! Çifte standart değil, adalet! Üstünlük değil, eşitlik! Sömürü değil, âdil paylaşım! Baskı ve tahakküm değil, insan hakları!”

Paylaşın

Demokrat Parti De Üç Siyasi Partinin Ortak Grup Arayışına Dahil Oldu

Demokrat Parti (DP) de Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi ve arasında bir süredir devam eden, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ortak bir siyasi parti grubu kurulmasına ilişkin görüşmelere dahil oldu.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, bir süredir genel başkanlar düzeyine de taşınan görüşmeler sıklaştı. Görüşmeler Saadet, DEVA ve Gelecek Partisi arasında daha yoğun bir biçimde devam ederken DEVA ve Gelecek Partisi yetkililerinin Demokrat Parti ile de temasa geçtiği belirtildi. Saadet Partisi ile Demokrat Parti arasında henüz bir görüşme gerçekleşmemiş olsa da Demokrat Parti’nin kurulacak gruba katılımı konusunda bir itiraz olmadığı ifade edildi.

14 Mayıs seçimlerinde DEVA Partisi 15, Gelecek Partisi 10, Saadet Partisi 10 ve Demokrat Parti 3 milletvekili çıkardı. Partilerin genel başkanları ve kurmayları, 4 siyasi partinin toplam 38 milletvekilinin bir siyasi parti grubunda birleşmesinin gerekliliği konusunda hemfikir. Genel başkanlar arasında devam eden görüşmelerde Meclis grubunun hangi siyasi partinin adıyla kurulacağı konusunda uzlaşı aranıyor. DEVA ve SAADET, grubun kendi çatıları altında kurulmasını arzu ederken görüşmelerin sonunda bir uzlaşının sağlanacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Saadet Partili bir yetkili, her partinin kendi çatısı altında grup kurulmasını istemesinin olağan olduğunu ifade ederken Saadet Partisi çatısı altında birleşmenin diğer siyasi partilerin tabanlarında daha kolay kabul edilebileceğini düşündüğünü söyledi. Temel Karamollaoğlu’nun siyasette bir “ağabey” figürü olduğunu ifade eden yetkili, “Genel Başkanımız Ahmet Hoca’nın da Sayın Babacan’ın da Temel Ağabey’i. Seçmenlerine bunu daha rahat anlatabilirler” dedi.

DEVA Partisi yetkilileriyse grup kurmanın öneminin farkında olduklarını ifade ederken Türkiye siyasetinin en genç partilerinden biri olarak DEVA çatısı altında birleşmenin fark yaratacağı görüşünü savundu. Saadet Partisi ile siyasi çizgilerinin farklı olduğunu da ifade eden yetkili, grup kurma konusundaki ortaklaşma arayışının sürdüğünü ifade etti.

Partilerin yetkili isimlerine göre Meclis’te grup kurulması, gruba ismini veren siyasi partiye ‘siyaseten’ katılım anlamına gelmeyecek. Grup kurulsa da her siyasi partinin kendi siyasetini yürütmeye devam edeceğini ifade eden bir yetkili, “Bir parti grubunda olmanın avantajlarından yararlanmak için grup kuracağız. O grubun adını taşıyan partiye ilhak söz konusu olmayacak” dedi. Aynı yetkili, gruptaki partilerin yasama çalışmalarında “özerk” olacağını, “Aynı grubun çatısı altında birleşmiş olsak da örneğin bir kanun teklifi konusunda farklı düşünceler söz konusuysa farklı yönde oy kullanılabilecek” örneğiyle açıkladı.

Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantısı yapma, genel kurulda daha fazla söz hakkına sahip olma gibi avantajlardan yararlanabileceğini hatırlatan bir başka yetkili, “Maksat üzüm yemek; toplumun yararına siyaset yapmak için Meclis’in söz hakkı ve imkanlarını değerlendirmek ve çarpan etkisi yaratmak” değerlendirmesinde bulundu.

Grup toplantılarında kim konuşacak?

Parti yetkililerinin aktardığına göre grup kurulması halinde grup başkanı ve grup başkanvekillerinin partilere eşit dağıtılması ya da dönüşümlü yürütülmesi gibi seçenekler masada. Ayrıca haftalık grup toplantılarının sırayla yapılması ya da ülke gündeminin yoğunluğuna göre liderlerin aynı grup toplantısında süreyi paylaşarak, sırayla partilerinin görüşlerini aktarması da söz konusu olabilir.

4 partinin siyasi çizgilerinin birbirlerine çok uzak olmadığını ifade eden bir yetkili, Cumhur İttifakı’ndaki MHP ve AK Parti ortaklığını hatırlatarak “Süreç ne getirir bilinmez ama Meclis grubunun kurulması, kendi doğallığında bir siyaset birliğini de doğurabilir. Belki birleşmeye giden bir sürecin başlangıcı olur” değerlendirmesini yaptı.

Yetkililer, muhalefetin kaybedecek zamanı olmadığını, yerel seçim çalışmalarına bir an önce başlanması gerektiğini belirterek kararın Meclis tatile girmeden, en geç temmuz ayı içerisinde netleşeceğini ifade etti.

Öte yandan DEVA ve Gelecek Partisi yetkilileri grup kurma görüşmelerinin yanında “birleşme” temelli ikili görüşmelerini sürdürüyor. İki partiden birinin kendisini feshederek yola tek bir parti olarak devam etmesi masadaki seçeneklerden. Birleşme konusundaki teknik ve siyasi çalışmalar kurmaylar düzeyinde devam ediyor. İki partinin genel başkanları sık sık bir araya gelirken DEVA Partisi çatısı altında birleşmeye yakın olunduğu ifade ediliyor.

Birleşme halinde genel başkanlık koltuğunda kimin oturacağı konusunda farklı modeller tartışılıyor. Eşbaşkanlık, onursal başkanlık gibi modellerin gündemde olduğunu kaydeden kaynaklar yepyeni bir siyaset modelinin de şekillenebileceğini ifade ediyor.

Saadet Partisi ise farklı bir tabana ve siyasi söyleme sahip olduğu için bu görüşmelere dahil olmuyor. Ancak DEVA ve Gelecek Partisi’nin birleştiği bir senaryoda Meclis’te kurulacak bir gruba Saadet Partisi’nin de dahil olmasına sıcak bakılıyor.

Grup kurmak neden avantajlı?

Grubu olan siyasi partiler Meclis Başkanlık Divanı’nda temsil edilip, Genel Kurul kürsüsünde grup adına söz hakkı kullanabiliyor ve ihtisas komisyonlarına üye verebiliyor. Bir siyasi parti grubunun en az bir grup başkanı, iki de grup başkanvekili olabiliyor. Grup başkanvekillerinin genel kurul oturumlarında ayrıca söz hakkı bulunuyor ve grup başkanvekilleri Genel Kurul gündeminin belirlendiği danışma kuruluna katılabiliyor. Tüm bu avantajların yanı sıra grubu bulunan siyasi partiler, salı günleri grup toplantısı düzenleme hakkı da kazanıyor.

Grubu bulunan siyasi partiler için makam odaları, personel çalışma alanları ve toplantı salonlarının bulunduğu bir de grup yönetim bölümü ayrılıyor. Meclis kulislerinde, diğer siyasi parti gruplarının ve genel kurulun bulunduğu ana binanın birinci katında bir koridorun yeni kurulacak gruba tahsis edileceği iddia ediliyor.

Paylaşın

CHP’nin Oylarındaki 2.76’lık Artış Paylaşılamadı

CHP’nin oylarındaki 2.76’lık artışı DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin paylaşamadığı görülüyor. Örneğin DEVA Partililer Kahramanmaraş’ta milletvekili sayısının artışını, Gelecek Partililer uzun yılların ardından Rize’den milletvekili çıkarılmasını kendi destekleriyle açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) bazı siyasetçiler ise “sağ muhafazakar partilerle artık sadece stratejik iş birliği yapılabilir ama ittifak olmamalı” diyor.

14 Mayıs seçimlerinde CHP’nin ortak liste kararı doğrultusunda DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’ye toplam 38 milletvekili kazandırmasının tartışmaları sürüyor. 2018 seçimlerinde yüzde 22.65 oy alan CHP, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde 4 partinin desteğine karşın oyunu ancak yüzde 25.41’e çıkarabildi.

Bu durumda CHP’nin kendi oy artışı olmadıysa 4 parti toplam oya 2.76 puan katkı yaptı. Geçtiğimiz hafta çalışmaya başlayan Meclis kulislerinde bu katkının en çok hangi partiden geldiğine dair sohbetler dikkat çekiciydi.

Partilerin CHP’nin oylarındaki 2.76’lık artışı kendi aralarında da paylaşamadığı görüldü. Örneğin DEVA Partililer Kahramanmaraş’ta milletvekili sayısının artışını, Gelecek Partililer uzun yılların ardından Rize’den milletvekili çıkarılmasını kendi destekleriyle açıkladı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; CHP’li bazı siyasetçiler ise “sağ muhafazakar partilerle artık sadece stratejik iş birliği yapılabilir ama ittifak olmamalı” diyor.

Ortak Grup kurma arayışları

Öte yandan Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi’nin ortak grup kurma arayışı sürüyor. Bir arada hareket etmeyi kolaylaştırmak için yeni kurulacak bir dördüncü parti çatısı altında grup oluşturma fikri karşılık bulmadı.

Üç partiden birinin çatısı altında grup kurma formülünde ise her parti kendi çatısını işaret ettiği için henüz sonuç alınamadı. Bu arada söz konusu arayış sürecinde DEVA ve Gelecek Partilerinin birleşmesinin de söz konusu olabileceği söyleniyor. Bu gerçekleşirse çözüm süreci döneminde kanunlaşan “Parti eş başkanlığı” sisteminin birleşmeyi kolaylaştırıcı rol üstlenebileceğini söyleyenler var.

Ancak “eş başkanlık” her ne kadar bu birleşme açısından “Sorun çözücü, rahatlatıcı bir formül” olarak görünse de “eş başkanlık sol jargon” olduğu gerekçesiyle biraz mesafeli yaklaşıldığı ifade ediliyor. Tartışmanın Meclis’in açılacağı ekim ayına kadar devam etmesi sürpriz olmayacak.

Paylaşın

Gelecek, DEVA Ve Saadet Partisi Ortak Grup Arayışında

Ahmet Davutoğlu Liderliğindeki Gelecek Partisi, Temel Karamollaoğlu Liderliğindeki Saadet Partisi ve Ali Babacan Liderliğindeki Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ortak grup kurma konusunda kararlı.

Bir arada hareket etmeyi kolaylaştırmak için yeni kurulacak bir dördüncü parti çatısı altında grup oluşturma fikri karşılık bulmadı. Üç partiden birinin çatısı altında grup kurma formülünde ise her parti kendi çatısını işaret ettiği için henüz sonuç alınamadı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; CHP listelerinden Meclis’e 35 milletvekili gönderen Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi’nin ortak grup kurma arayışı sürüyor. Bir arada hareket etmeyi kolaylaştırmak için yeni kurulacak bir dördüncü parti çatısı altında grup oluşturma fikri karşılık bulmadı.

Üç partiden birinin çatısı altında grup kurma formülünde ise her parti kendi çatısını işaret ettiği için henüz sonuç alınamadı. Bu arada söz konusu arayış sürecinde DEVA ve Gelecek Partilerinin birleşmesinin de söz konusu olabileceği söyleniyor.

Bu gerçekleşirse çözüm süreci döneminde kanunlaşan “Parti eş başkanlığı” sisteminin birleşmeyi kolaylaştırıcı rol üstlenebileceğini söyleyenler var. Ancak “eş başkanlık” her ne kadar bu birleşme açısından “Sorun çözücü, rahatlatıcı bir formül” olarak görünse de “eş başkanlık sol jargon” olduğu gerekçesiyle biraz mesafeli yaklaşıldığı ifade ediliyor. Tartışmanın Meclis’in açılacağı ekim ayına kadar devam etmesi sürpriz olmayacak.

DEVA, Gelecek ve Saadet Partisi milletvekillerinin ortak grup oluşturma çalışması devam ederken Meclis Başkanlığı da ön hazırlığa başladı. Edinilen bilgiye göre 6. grup kurulması durumunda Meclis’in ana binasının zemin katındaki tutanak müdürlüğünün yer aldığı odalar yeni grup için tahsis edilebilir.

2.76 puan tartışmaları

DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’ye toplam 38 milletvekili kazandırmasının tartışmaları ise sürüyor. 2018 seçimlerinde yüzde 22.65 oy alan CHP, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde 4 partinin desteğine karşın oyunu ancak yüzde 25.41’e çıkarabildi.

Bu durumda CHP’nin kendi oy artışı olmadıysa 4 parti toplam oya 2.76 puan katkı yaptı. Geçtiğimiz hafta çalışmaya başlayan Meclis kulislerinde bu katkının en çok hangi partiden geldiğine dair sohbetler dikkat çekiciydi. Partilerin CHP’nin oylarındaki 2.76’lık artışı kendi aralarında da paylaşamadığı görüldü.

Örneğin DEVA Partililer Kahramanmaraş’ta milletvekili sayısının artışını, Gelecek Partililer uzun yılların ardından Rize’den milletvekili çıkarılmasını kendi destekleriyle açıkladı. CHP’li bazı siyasetçiler ise “sağ muhafazakar partilerle artık sadece stratejik iş birliği yapılabilir ama ittifak olmamalı” diyor.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Eğri Cetvelden Doğru Çizgi Çıkmaz, Çıkmıyor

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz, çıkmıyor. Bu nedenle bizim için ne Meclis Başkanı’nın ne Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın ne de bakanların hiçbirinin dün bizimle aynı çatı altında siyaset yapmış olmaları bir şey ifade etmiyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bizi, bugün ne yaptıkları, nasıl yaptıkları ve yarın ne yapacakları ilgilendiriyor. Hiçbirinin kılık kıyafeti, sakalı bıyığı, nereli ve kimlerden olduğu ilgilendirmiyor; bizi, hangi adımı atacakları ilgilendiriyor.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, sosyal medya hesabında yaptığı yazılı açıklama ile yeni kabineye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Altını çizerek ifade ediyorum; sadece ‘yeni’ demekle yeni olunmuyor. Yeniliğin sözde değil özde olması lazım, lafta değil icraatta olması lazım. Politikalar değişmediği sürece, isimlerin değişmesinin hiçbir anlamı olmaz, olmuyor, nitekim bugüne kadar da olmadı.

Önemli olan, isimlerin değil politikaların ve zihniyetin değişmesidir. Zira özellikle son yıllarda defalarca tecrübe edildi ki maalesef isimler değişse de yaklaşım değişmiyor, yaklaşım değişmeyince de sonuçlar değişmiyor.

Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz, çıkmıyor. Bu nedenle bizim için ne Meclis Başkanı’nın ne Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın ne de bakanların hiçbirinin dün bizimle aynı çatı altında siyaset yapmış olmaları bir şey ifade etmiyor; bizi, bugün ne yaptıkları, nasıl yaptıkları ve yarın ne yapacakları ilgilendiriyor. Hiçbirinin kılık kıyafeti, sakalı bıyığı, nereli ve kimlerden olduğu ilgilendirmiyor; bizi, hangi adımı atacakları ilgilendiriyor.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Seçim Yorumu: Başarılı Hırsız

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplatışındaki seçim sonuçlarını ve son gelişmeleri değerlendiren SP Lideri Karamollaoğlu, “Başarı elde etmek önemlidir fakat bu başarıyı elde ederken hangi saiklerle hareket ettiğiniz, hangi değerleri referans aldığınız da en az başarının kendisi kadar kıymetli ve önemlidir. Bazen yalancının mumu yatsıda sönmez, bazen günlerce yanmaya devam eder. Ancak bu, yalancının başarılı olduğuna işaret etmez” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazen hırsızlık yapan birisi ömrünün sonuna kadar yakalanmayabilir. Yine bu durum, o hırsızın başarılı bir insan olduğuna değil olsa olsa “başarılı bir hırsız” olduğuna işaret eder. O nedenle bizler, ahlaki ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak elde edilen hiçbir başarıya talip olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Bizim inancımızda ve siyaset anlayışımızda ne olursa olsun, ne yapıp edip biz kazanalım mantığına yer yoktur, asla da olamaz.”

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında, “Yalan söyleyerek, iftira atarak, algı ve manipülasyona başvurarak seçim kazanmayı da, devletin tüm imkanlarını kendi çıkarlarımız doğrultusunda kullanarak iktidarda kalmayı da bizler kendimize yakıştıramayız; bu yanlışlara düşmemek için de her daim Cenâb-ı Hakk’a sığınırız” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplatışındaki seçim sonuçlarını ve son gelişmeleri değerlendirdi. Karamollaoğlu, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Bizler de teşkilatımızla, kadrolarımızla bu sorular üzerine ayrıntılı ve titiz bir şekilde eğiliyoruz. Ancak belki de son 40-50 senenin ‘en anormal’ propaganda sürecini yaşadığımız gerçeğini ıskalamamak gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Haklı eleştirilerin başımızın üzerinde yeri vardır ve bunlardan istifade de ediyoruz.

Ayrıca insanımızın değişim beklentisinin gerçekleşmemesinin üzerine yaşadığı kırgınlıkları, kızgınlıkları ve küskünlükleri de anlayışla karşılıyoruz. Ancak her zaman olduğu gibi, yine iktidarın kulaklarına fısıldadıklarını tekrarlayanlara ve trollerin piyasaya sürdüğü cümleleri dile getirenlere de takılıp kalmıyoruz.

21 yıllık bir iktidara, medya gücüne, algı ve manipülasyon rüzgarlarına karşı kürek çekmek kolay değil. Tüm zorluklara rağmen, hem Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Kılıçdaroğlu, hem Millet İttifakının liderleri ve teşkilatları samimiyetle ve gayretle çalışmışlardır. Elbette eksikliklerimiz vardır, hatalarımız da olmuştur; bunlar da ayrıca gözden geçirilir ve geçiriliyor. Ancak tüm bu süreci ‘seçimi kazanan haklıdır’ anlayışına indirgemek büyük bir haksızlık olur.

Başarı elde etmek önemlidir fakat bu başarıyı elde ederken hangi saiklerle hareket ettiğiniz, hangi değerleri referans aldığınız da en az başarının kendisi kadar kıymetli ve önemlidir. Bazen yalancının mumu yatsıda sönmez, bazen günlerce yanmaya devam eder. Ancak bu, yalancının başarılı olduğuna işaret etmez.

Bazen hırsızlık yapan birisi ömrünün sonuna kadar yakalanmayabilir. Yine bu durum, o hırsızın başarılı bir insan olduğuna değil olsa olsa “başarılı bir hırsız” olduğuna işaret eder. O nedenle bizler, ahlaki ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak elde edilen hiçbir başarıya talip olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Bizim inancımızda ve siyaset anlayışımızda ne olursa olsun, ne yapıp edip biz kazanalım mantığına yer yoktur, asla da olamaz.

Yalan söyleyerek, iftira atarak, algı ve manipülasyona başvurarak seçim kazanmayı da, devletin tüm imkanlarını kendi çıkarlarımız doğrultusunda kullanarak iktidarda kalmayı da bizler kendimize yakıştıramayız; bu yanlışlara düşmemek için de her daim Cenâb-ı Hakk’a sığınırız.

Bunları mazeret üretmek için asla söylemiyorum” diyen Karamollaoğlu, “Tüm bunları yaşadığımız süreçte neler yaşandı unutulmasın diye not düşmek adına söylüyorum. Esas kaybedenler kimlerdir biliyor musunuz? Ahlaki değerlerini ve morallerini kaybedenlerdir.

Evet, seçim bitti; ancak Sayın Erdoğan’a oy veren yüz binlerce emekli de Sayın Kılıçdaroğlu’na oy veren asgari ücretli yüz binlerce ailemiz de bugün hâlâ açlık sınırının altında bir ücretle geçinmeye çalışıyor. O halde kazanan kim, kaybedenler kimler?

TÜİK’in müthiş bir matematik formülüyle %0.04 olarak açıkladığı enflasyon rakamları, sadece bize oy veren vatandaşlarımızın değil, iktidar blokuna ve Sayın Erdoğan’a oy veren vatandaşlarımızın da alın terinin gasp edilmesine vesile edilecek. Öyleyse, ‘kazananı olmayan’ bu kısır döngüden, ‘kaybedeni 85 milyon olan’ bu yersiz tartışmalardan bir an evvel çıkmamız, kurtulmamız gerekiyor.

Hiç kimsenin 9 ay sonra yapılacak olan Yerel Seçimlere odaklanarak, bugünü ıskalama lüksü yoktur. Saadet Partisi olarak bizler, bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da bu hatırlatmaları, uyarıları yapmaya devam edeceğiz. Biz doğru muhalefet yapmanın gereğini harfiyen yerine getirecek ve iktidarı doğru işler yapması adına ikaz etmeye devam edeceğiz.

Ülke olarak tarihi bir dönemeçteyiz. Böylesi kritik bir dönemde Türkiye’nin ‘kozmetik tedbirlere’ değil köklü değişikliklere ihtiyacı vardır. Aksi takdirde; ‘Ahmet gitmiş, Mehmet gelmiş’ hiçbir kıymeti yoktur. Gerçek manada bir vizyon ve üslup değişikliği olmadığı sürece; isim değişiklikleriyle, sadece ‘Ali’nin külahını Veli’ye giydirmekle’ gidişat maalesef değişmeyecek, belki de ‘kötüden betere’ olacaktır” diye konuştu.”

Paylaşın

DEVA, Gelecek Ve Saadet Partisi TBMM’de “Ortak Grup” Arayışında

Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) grup kurmak için birleşmek konusunda kararlı. Parti yöneticileri hangi partinin çatısı altında buluşulacağını tartışıyor.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmaları dahil Millet İttifakı’nın pek çok içerik ve programında bir buçuk yıldır birlikte çalıştıklarını ifade eden parti yetkilileri, uzlaşı kültürü konusunda deneyim sahibi olan ve birbirini tanıyan ekipler olduklarını ifade ederek ortak grup konusunda da “siyaseti zorlamayacak” bir uzlaşıya varılacağını ifade ediyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 15 milletvekili ile temsil edilen DEVA Partisi ile 10’ar milletvekiliyle temsil edilen Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin Meclis’te bir grup kurmak için yürüttükleri müzakereler sürüyor. Bir siyasi partinin Meclis’te grup kurabilmesi için en az 20 milletvekiline sahip olması gerektiğinden üç partinin yetkili kurulları farklı formülleri tartışıyor.

Formüllerden ilki bu üç parti dışında yeni bir parti kurulması ve bu partinin çatısı altında grup oluşturulmasıydı. Ancak gelinen noktada süreci kolaylaştırmak adına yeni bir parti kurulmasındansa mevcut partilerden birinin çatısı altında birleşilmesine daha sıcak bakılıyor. Üç partinin temsilcileri bugünlerde hangi partide birleşeceklerini müzakere ediyor.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmaları dahil Millet İttifakı’nın pek çok içerik ve programında bir buçuk yıldır birlikte çalıştıklarını ifade eden parti yetkilileri, uzlaşı kültürü konusunda deneyim sahibi olan ve birbirini tanıyan ekipler olduklarını ifade ederek ortak grup konusunda da “siyaseti zorlamayacak” bir uzlaşıya varılacağını ifade ediyor.

Karşılıklı müzakere süreçleri devam ederken üç siyasi parti de kendi partilerinin adı ile grup kurulmasını istiyor. Örneğin Saadet Partisi, “en köklü parti olması ve bir geleneğe sahip olması” sebebiyle üç partinin 35 milletvekilinin Saadet Partisi grubunda buluşmasının uygun olacağını düşünüyor. DEVA Partisi ise Türkiye’nin yeniliğe ihtiyacı olduğunu, üç siyasi parti arasındaki en genç, en yeni parti olması sebebiyle grubun “DEVA grubu” olmasının daha faydalı olacağına inanıyor.

Son kararın karşılıklı görüşmeler, müzakereler sonucu verileceğini kaydeden parti yetkilileri Meclis’te bir grup olarak temsil edilmenin önemi ve avantajlarının farkında olduklarını, grup kurmanın bir gereklilik hatta bir zorunluluk olduğunu ve bu yüzden hiçbir partinin süreci zorlayacak bir tutuma girmeyeceğini ifade ediyor.

Siyasi parti gruplarının Meclis’teki komisyonlara üye bildirimi için son günün 9 Haziran olması sebebiyle grubun kurulması konusundaki kararın bu tarihe kadar verilmesi yönünde bir beklenti olduğunu hatırlattığımız bir yetkili, “Temennimiz 9 Haziran’a kadar bir karara varmak ama bu bir zorunluluk değil. Biz grubu ne zaman kurarsak o zaman Meclis’e gerekli bildirimi yapabiliriz. Meclis’in tatile gireceğini de göz önünde bulundurursak 1 Ekim’e kadar vakit var. Dolayısıyla acele etmeden, sağlıklı bir şekilde tartışarak karar vereceğiz” dedi.

3 milletvekili ile Meclis’e giren Demokrat Parti’de ise kurulacak yeni gruba dahil olmadan yola devam etme fikrinin ağır bastığı ifade ediliyor.

TBMM’de grup kurmak neden avantajlı?

Grubu olan siyasi partiler Meclis Başkanlık Divanı’nda temsil edilip, Genel Kurul kürsüsünde grup adına söz hakkı kullanabiliyor ve ihtisas komisyonlarına üye verebiliyor. Bir siyasi parti grubunun en az bir grup başkanı, iki de grup başkanvekili olabiliyor. Grup başkanvekillerinin de genel kurul oturumlarında ayrıca söz hakkı bulunuyor. Tüm bu avantajların yanı sıra salı günleri düzenlenen siyasi parti grup toplantılarını düzenleme hakkı da kazanılıyor.

Grup kurulması halinde grup toplantılarında hangi siyasi partinin genel başkanının konuşma yapacağına ilişkin soruya yanıt veren bir parti yöneticisi, HDP’nin eş başkanlarının her hafta sırayla konuştuğunu hatırlatarak, benzer bir yöntemin işletilebileceğini, grup toplantılarında üç genel başkanın sırayla konuşmasının önünde bir engel olmadığını aktarıyor.

Grup yönetiminde yer alacak bir grup başkanı ve iki grup başkanvekilinin de üç siyasi parti arasında eşit bir şekilde bölüşülebileceği ifade ediliyor.

Paylaşın

CHP Genel Merkezi’ndeki Millet İttifakı Liderleri Toplantısı Sona Erdi: Açıklama Yapılmadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferle çıktığı ikinci tur Cumhurbaşkanı seçimi sonrası, Millet İttifakı liderleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun davetiyle CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Toplantı sonrası açıklama yapmadı.

Haber Merkezi / Millet İttifakı bileşeni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, saat 22:30’da CHP Genel Merkezi’nde seçim sonucunu değerlendirdi. Toplantı 23:50 sıralarında bitti, liderler açıklama yapmadı.

Millet İttifakı

Millet İttifakı, 5 Mayıs 2018 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi (SAADET) ve Demokrat Parti (DP) arasında kurulan seçim ittifakıdır. Daha sonrasında Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Gelecek Partisi ittifaka katılmıştır.

Türkiye’de 2023 genel seçimlerinde ana rakip olan Cumhur İttifakı’na karşı yarışmak üzere altı muhalefet partisinden oluşan bir seçim ve yönetim ittifakıdır. Aslen 2018 genel seçimlerinden önce kurulan ittifak, Türkiye’nin yeni kurulan cumhurbaşkanlığı sistemine direnme konusunda ortak payda bulan siyasi yelpazedeki dört muhalefet partisi tarafından resmen başlatıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti, muhalefete yıllar sonra ilk büyük seçim başarısını kazandıran 2019 yerel seçimleri için ittifakı yeniden kurdu.

İttifak o zamandan beri genişledi ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinden (AK Parti) ayrılan iki yeni partiyi bünyesine dahil etti: Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA).Her iki parti de Millet İttifakı partileriyle birlikte ortak bir aday gösterme niyetlerini önceden açıklamıştı.

Genişlemeden kısa bir süre sonra Millet İttifakı gelecekteki hükûmet programlarını açıklayarak Türkiye’de seçimlerden önce bunu yapan ilk siyasi oluşum oldu. Millet İttifakı, 30 Ocak 2023 tarihinde Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni Ankara’da kamuoyu ile paylaştı.

Genel olarak ittifak, güçlendirilmiş bir parlamenter sistemin kurulmasına özellikle vurgu yapmaktadır. Ülkedeki mevcut demokratik gerileme eğilimini tersine çevirme, hukukun üstünlüğünü ve kuvvetler ayrılığını yeniden tesis etme ve Türkiye’nin insan hakları sicilini iyileştirme ittifakın hükûmet programında değindiği konulardandır.

Paylaşın

Saadet Lideri Karamollaoğlu: Gönül İsterdi Ki…

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yapan Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu, “Seçim sonuçlarının ülkemize ve coğrafyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Gönül isterdi ki, adil bir seçim dönemi yaşansın ancak ne yazık ki olmadı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Her şeye rağmen kararlı bir şekilde mücadelemize omuz veren teşkilatlarımıza ve sandığa giderek oy kullanan vatandaşımızın her birine teşekkür ediyorum. Bizler, ahlaktan ve adaletten hiçbir zaman taviz vermeden “Yaşanabilir bir Türkiye” için kararlılıkla mücadelemize devam edeceğiz. Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki; bu ülke bizim, hepimizin!”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı seçim sonucuna ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Seçim sonuçlarının ülkemize ve coğrafyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Gönül isterdi ki, adil bir seçim dönemi yaşansın ancak ne yazık ki olmadı.

Her şeye rağmen kararlı bir şekilde mücadelemize omuz veren teşkilatlarımıza ve sandığa giderek oy kullanan vatandaşımızın her birine teşekkür ediyorum. Bizler, ahlaktan ve adaletten hiçbir zaman taviz vermeden “Yaşanabilir bir Türkiye” için kararlılıkla mücadelemize devam edeceğiz. Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki; bu ülke bizim, hepimizin!”

Paylaşın