Gözler Muhalefet Liderlerinin Bir Araya Geleceği Çalışma Yemeğine Çevrildi

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişin yol haritasını belirlemek üzere bir süredir ortak metin çalışması yürüten CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nin genel başkanları, Cumartesi günü düzenlenecek çalışma yemeğinde ilk kez bir araya geliyor.

Toplantıda ortak metnin yanı sıra Millet İttifakı’nın genişleyip genişlemeyeceği konusunun da gündeme gelmesi beklenirken, Ankara kulislerinde toplantı için “İttifakın ilk provası” yorumları yapılıyor.

Edinilen bilgiye göre genel başkanlar Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu, Gültekin Uysal, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan, ortak metin üzerine son bir kez görüş ve önerilerini dile getirecek. Karşılıklı görüş alışverişinin ardından yönetici özetinin yer alacağı ortak metnin imzalanmasına yönelik bir yol haritası belirlenecek.

‘Ön şart, kırmızı çizgi yok’

Altı siyasi parti liderinin aynı masa etrafında bir araya gelmesi, Türkiye siyasetinde sık tanık olunan bir durum değil. O nedenle de bu buluşma, tüm katılımcılar tarafından “çok kıymetli” sözleriyle ifade ediliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre buluşma masasına, seçim öncesi ve sonrası sürecinin nasıl planlanacağı, ittifakın genişleyip genişlemeyeceği dahil, seçim iş birliğine ilişkin hemen her konu gündeme gelebilir.

Bu kapsamda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun bir süre önce Kılıçdaroğlu ve Akşener’le ikili görüşmeler yaparak “Millet İttifakı’nın adının ve yapısının değiştirilmesi” önerisinin de gündeme gelmesi olası görülüyor.

İYİ Parti’nin “marka değeri” olduğunu belirttiği Millet İttifakı’nın isminin değiştirilmesine sıcak bakmadığı biliniyor.

CHP kurmayları ise liderler buluşmasında her şeyin konuşulabileceğine dikkat çekerek “Kategorik olarak ‘şunu konuşmayız, şu konuları ele alabiliriz’ gibi bir ön şartımız, kırmızı çizgimiz yok. Farklı siyasi geleneklerden gelen partilerin bir araya gelmesi son derece kıymetli. Sayın Davutoğlu da önerisini gündeme getirebilir, kabul görür, görmez o ayrı bir şey” görüşünü dile getiriyor.

Ancak ittifakın yapısının nasıl olacağının konuşulması için öncelikle tarafların “ittifaka katılma konusunda irade beyanı” ortaya koyması gerektiği vurgulanarak “Aynı masada oturduğumuza göre yarın öbür gün beraber yol yürüyebiliriz, fikir kafalarda oluştuysa bunlar konuşulabilir. Kabul görür, görmez, onu bilemeyiz ama konuşulur. Siyasi perspektifimize uygun her konu o masada konuşulur” değerlendirmesi yapılıyor.

Görüşmelerin devamı gelebilir

Liderlerin bu ilk buluşmasının ardından devamının da geleceği ifade ediliyor. İttifakın nasıl genişleyeceği, seçim öncesi ve sonrası sürecin planlanmasının yanı sıra en kritik konulardan olan muhalefetin cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği konusunda görüş alışverişinde bulunulabileceği ifade ediliyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olma konusunda istekli olduğu uzun süredir konuşuluyor. Ancak ilk toplantıda kimin aday olacağı gibi kritik bir konuya girilmesi beklenmiyor, adayın kim olacağının ancak seçim sürecine girildiğinde netleşeceğine dikkat çekiliyor.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

Karamollaoğlu İktidara Sert Sözlerle Yüklendi: En Büyük Fırsatçı…

Haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, iktidara yüklenerek, “Bilinmelidir ki bu ülkedeki en büyük fırsatçı maalesef bugünkü iktidarın kendisidir” ifadelerini kullandı.

Haber Kaos / Karamollaoğlu, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmenin devamında, “İktidar 2053 değil, 2022 yılı Türkiye’sini düzeltmeye çalışmalıdır. Hedefler hep uzaklaşıyor. Ya mübarekler, bir de gelin 2022 deyin! Bunu telaffuz edemiyorlar. Türkiye’yi maalesef adeta kobay gibi kullanıyorlar, yani deneme tahtası gibi” dedi.

SP Lideri Karamollaoğlu, “Krizle mücadele etmesi gerekenler hâlâ krizi değil, algıyı değiştirebilmek için çaba sarf ediyorlar. Problemin en büyüğü de burada. Problemi çözmeye değil, algıyı değiştirmek için “O kadar da kötü değiliz.” dedirtmek için bir çabanın içindeler” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun haftalık basın toplantısında yaptığı konuşma, partisinin resmi sosyal medya hesabından paylaşıldı. Karamollaoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Krizle mücadele etmesi gerekenler hâlâ krizi değil, algıyı değiştirebilmek için çaba sarf ediyorlar. Problemin en büyüğü de burada. Problemi çözmeye değil, algıyı değiştirmek için “O kadar da kötü değiliz.” dedirtmek için bir çabanın içindeler. Onun için Isparta’nın faturasını valiye, enflasyonun faturasını da TÜİK’e yükleyerek bu işin altından kimse kalkamaz!

Fırıncılara ekmek zamlarını yasaklayarak bugünkü ekonomideki bozukluğu değiştirmek veya zamların önünü kesmek kesinlikle mümkün değil. Siz elektriğe üç ayda %150 zam yapacaksınız, üretim maliyetlerini üç ayda üç katına çıkaracaksınız; sonra çıkıp fırıncıyı, pazarcıyı, marketçiyi “fırsatçı” olarak suçlayacaksınız! Bu kabul edilemez.”

“Güya 6 ay sonra bu ekonomik modelin başarısını görecekmişiz”

“Bilinmelidir ki bu ülkedeki en büyük fırsatçı maalesef bugünkü iktidarın kendisidir. İktidar 2053 değil, 2022 yılı Türkiye’sini düzeltmeye çalışmalıdır. Hedefler hep uzaklaşıyor. Ya mübarekler, bir de gelin 2022 deyin! Bunu telaffuz edemiyorlar. Türkiye’yi maalesef adeta kobay gibi kullanıyorlar, yani deneme tahtası gibi.

Bulunla da meseleler düzelmez. Güya 6 ay sonra bu ekonomik modelin başarısını görecekmişiz, enflasyon düşecekmiş; 4 ay geçti, düşen enflasyon olmadı ama vatandaşın alım gücü düştü. Düşen enflasyon değil; insanların gözündeki maalesef umut ışığı oldu. Bu da hepimizi üzüyor.”

Paylaşın

Muhalefette ‘İttifak Mı, İş Birliği Mi?’ Tartışması

Altı liderin 12 Şubat’ta ilk kez bir araya gelerek parlamenter sistem modeliyle ilgili üzerinde uzlaştıkları çalışmayı nasıl açıklayacakları merak edilirken, partiler arasında “İttifak mı, iş birliği mi?’ tartışmasının yaşandığı belirtildi.

Kulislerde yaklaşan 2023 seçimleri için de ittifakların nasıl yol izleyeceği konuşulurken, muhalefette ittifak konusuna ilişkin iki görüşün olduğu iddia edildi.

6 muhalefet lideri 12 Şubat’ta ilk kez bir araya gelerek parlamenter sistem modeliyle ilgili üzerinde uzlaştıkları çalışmayı nasıl açıklayacaklarını konuşurken ittifak konusunu da ele alacak.

Gazete Duvar’da yer alan kulis haberine göre, ittifaka ilişkin muhalefette iki tartışma yaşanıyor. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“2018 seçimlerinde CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu ittifakın yeni kurulan DEVA ve Gelecek partilerinin katılımı ile genişlemesi bekleniyordu. Ancak Gelecek Partisi “esnek seçim iş birliği” şeklinde yürüyen ittifakın, seçim sonrasının planlarının da bugünden belirlendiği yapısal bir ittifaka dönüşmesi önerisi getirdi.

Yeni kurulan DEVA Partisi de ittifaka katılım için seçim sonrasına dair yol haritasında yüzde 100 anlaşma şartı getirdi. 6 muhalefet lideri 12 Şubat’ta ilk kez bir araya gelerek parlamenter sistem modeliyle ilgili üzerinde uzlaştıkları çalışmayı nasıl açıklayacaklarını konuşurken ittifak konusunu da ele alacak.

Kulislere göre ittifakın itici güçleri CHP ve İYİ Parti’de yeni öneriye mesafeli çok sayıda kişi var. Millet İttifakı’nın mevcut esnek yapısı ile devam etmesi gerektiğini savunanlar ittifakın aslında bir seçim iş birliği olduğuna/olması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kulislerde, “Biz farklı partileriz. Seçim geldiğinde iş birliği yaparız. Bu iş birliği de ortak cumhurbaşkanı adayı ve önceki seçimde olduğu gibi bir protokolle olabilir. Ama seçim öncesi, seçim dönemi, seçim sonrası işleri planlamak, bunlar için komisyonlar kurmak, ayrıntılı çalışmalar yapmaya çalışmak ihtilaf alanlarını çoğaltır. 2 partiyle bile anlaşmanın zor olduğu konuları 6 partiyle ortaklaştırmaya çalışmak birlik değil, ayrışma getirir.

Yapılması gereken her konuda oy birliği isteyen bir ittifak değil; sistem değişikliği, demokrasi ve hukuk alanında vaatlerle iş birliği yapmak” görüşü savunuluyor. İttifakın seçim sonrası iktidar olunması durumunda büyük bir sorumluluk getirdiğine dikkat çekip hazırlıkların bugünden yapılması gerektiğini savunanlar ise her konuda detaylı çalışmanın şart olduğunu söylüyor.”

Paylaşın

Muhalefetten Davutoğlu’na ‘İsim Değişikliği’ Tepkisi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun “Millet İttifakı’nın adını değiştirmek için konuşuyoruz’ sözleri sonrası güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmasında yer alan diğer muhalefet partilerinden bu sözlere tepki geldi.

Başkent kulislerine göre, parti temsilcileri “Davutoğlu’nun Millet İttifakı üzerindeki hamlesinin anlamı nedir? İttifaka ne fayda getirecek? Nereye varmak istediğini anlayamıyoruz” yorumunu yaptı.

Ayrıca parti temsilcileri, “kamuoyuna daha önce aralık ayı sonu, ocak ayı başında açıklanacağı ilan edilen güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmasının da Davutoğlu’nun Millet İttifakı’na yönelik bu tutumundan dolayı açıklanamadığına” dikkat çekiyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre muhalefet temsilcileri, “Davutoğlu’nun uzun süredir Millet İttifakı’nın yeniden kurulmasını, bu kapsamda yeni kurulan ittifakta ‘her partinin eşit şekilde yer almasını ve eşit sayıda milletvekili çıkaracak şekilde seçimlere hazırlanılmasını istediği’ vurgulandı. Ancak diğer partilerin “Millet İttifakı’nda değişikliğe yönelik bir talebinin bulunmadığı” da ifade edildi. Parti temsilcileri, “Davutoğlu’nun Millet İttifakı üzerindeki hamlesinin anlamı nedir? İttifaka ne fayda getirecek? Nereye varmak istediğini anlayamıyoruz” yorumunu yaptı.

Muhalefet partileri, “2023’e giden süreçte, güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmasıyla kamuoyuna birlik, beraberlik mesajı verilmişken, Davutoğlu neden şimdi Millet İttifakı’nı kamuoyu önünde tartıştırıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Parti temsilcileri, “kamuoyuna daha önce aralık ayı sonu, ocak ayı başında açıklanacağı ilan edilen güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmasının da Davutoğlu’nun Millet İttifakı’na yönelik bu tutumundan dolayı açıklanamadığına” dikkat çekiyor.

‘İttifakın ana çatısının CHP olması gerekiyor’

Siyasi parti temsilcileri, “bir ittifak kurulacaksa, bu ittifakın ana çatısının CHP olması gerektiğini” de ifade ediyor. “Çünkü CHP, ana muhalefet partisidir ve mazisi diğer bileşenlerden daha eskidir. Oy oranı da diğer muhalefet partilerinden yüzde olarak daha yüksektir” değerlendirmeleri yapılırken, şu görüşler dile getiriliyor:

“Diyelim ki yeni bir ittifak kuruldu ve ittifakın adı değişti. Peki ittifak bileşenleri partiler nasıl eşit sayıda milletvekili çıkaracak? Vekil sayısı sandıkta belirlenir, millet karar verir. Ne olacak mesela? CHP parti amblemiyle 2023 seçimlerinin oy pusulasında yer almayacak mı? CHP ya da İYİ Parti seçmeni bunu kabul eder mi? Sayın Davutoğlu’nun partisi 2023’te ilk kez seçimlere katılacak. Ne kadar oy alacak? CHP ve İYİ Parti’nin ise alacağı asgari oy oranları belli. Şimdi CHP ve İYİ Parti bileşiminden oluşan Millet İttifakı’na katılmak yerine başka bir ittifak kurup adına ne diyeceğiz? ‘Büyük Millet İttifakı’ mı?”

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinin Genel Başkanı Bir Araya Geliyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine altı muhalefet partisinin lideri 12 Şubat Cumartesi günü çalışma yemeğinde bir araya gelecek.

“Güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasını Aralık ayı sonu itibariyle tamamlayan altı siyasi partinin lideri ikili buluşmaların ardından, ilk kez ortak bir platformda buluşacak.

CHP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine çalışma yemeğinde bir araya gelecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; CHP kaynaklarının verdiği bilgiye göre bu buluşma, hem “güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışması”nın kamuoyuna duyurulma takvimi hem de seçimlere dönük bundan sonra izlenecek yol haritasının ele alınacağı ilk toplantı olacak.

Kılıçdaroğlu ve CHP’yi hedef alan 10-12 bin hesap var

Öte yandan CHP, Twitter’dan Kılıçdaroğlu ve partiyi hedef alan trol hesaplarla ilgili raporunu da açıkladı. Trol hesaplardan üretilen 754 bin 975 gönderi üzerinden yapılan incelemeye göre CHP ve Kılıçdaroğlu aleyhine aylık bazda “faaliyet gösteren” ortalama 10-12 bin trol hesap bulunuyor ve bu hesaplar yine aylık bazda ortalama 250-300 etiket üretiyor.

CHP’nin tespitine göre bu hesapların ürettikleri paylaşımlar ağırlıklı olarak küfür, hakaret, küçük düşürücü ve aşağılayıcı-alaycı içeriklerden oluşuyor. En önemli trol hesapların isimlerinin yer aldığı raporda, trol hesapların “karakteristik özellikleri” şöyle ifade edildi:

“CHP’yi ve Kılıçdaroğlu’nu hedef alan organize trol hesaplar çoğunlukla gerçek bir kimliğe sahip bulunmamaktadır. Bazı trol hesapların adlarında genellikle dört ve daha fazla rakam bulunmaktadır. Bu durum trol hesapların rastgele oluşturulduklarına işaret etmektedir.

“Trol hesapların bir diğer karakteristik özelliği de kullanıcı adlarının belirli bir siyasal partiye, ideolojiye ya da kişiye atıfta bulunması ya da bunlarla özdeşleşmesidir. Dikkat çekici bir başka özellik ise bu hesapların profilleri ya belirli bir siyasal partinin Genel Başkanının fotoğrafını, ya dini veya milli bir sembolü ya da ‘güzel’ veya ‘yakışıklı’ olarak tanımlanacak kadın/erkek görsellerini içeriyor olmasıdır.”

Paylaşın

Saadet Partisi’nden TÜİK’e Özel Video: Düşük Enflasyonunun Sırrı…

Saadet Partisi, TÜİK’i sosyal medya hesabından yayınladığı bir video ile eleştirdi: “Yıl boyunca tahriş olan ekonomi için TÜİK bakım serisi, gerçekleri kapatmada yüzde 48’e kadar etkili. Düşük enflasyonun sırrı TÜİK’in yeni formülünde saklı, böyle daha ışıltılı.”

Videoda, “Yıl boyunca tahriş olan ekonomi için TÜİK bakım serisi, gerçekleri kapatmada yüzde 48’e kadar etkili. Düşük enflasyonun sırrı TÜİK’in yeni formülünde saklı, böyle daha ışıltılı” denildi.

Saadet Partisi, kozmetik krem reklamına benzeterek hazırladığı video ile Türkiye İstatistik Kurumu’nu (TÜİK) eleştirdi. Videoda, “Yıl boyunca tahriş olan ekonomi için TÜİK bakım serisi, gerçekleri kapatmada yüzde 48’e kadar etkili. Düşük enflasyonun sırrı TÜİK’in yeni formülünde saklı, böyle daha ışıltılı” denildi.

Saadet Partisi tarafından “Gerçek rakamlara karşı geliştirilmiş yeni formülüyle; TÜİK” isimli bir video hazırlandı. Partinin sosyal medya hesabından yayınlanan videoda TÜİK eleştirilirken; el bakım kremleri ile TÜİK yayınladığı istatistikler birbirine benzetildi. Videoda şu ifadeler yer aldı:

“Yıl boyunca tahriş olan ekonomi için TÜİK bakım serisi, gerçekleri kapatmada yüzde 48’e kadar etkili. Düşük enflasyonun sırrı TÜİK’in yeni formülünde saklı, böyle daha ışıltılı.”

Paylaşın

Davutoğlu, Karamollaoğlu’nu Ziyaret Etti: Üzerimize Düşen Sorumlulukların Bilincindeyiz

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu Saadet Partisi Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki saatten fazla süren görüşmenin ardından Davutoğlu ile Karamollaoğlu kameraların karşısına geçerek ortak açıklama yaptı. 

SP Lideri Karamollaoğlu Davutoğlu’na ziyareti için teşekkür ederken GP Lideri Davutoğlu, Türkiye’nin çok kritik bir eşikten geçtiğini ve tarihi bir dönemeç noktasında olduğunu belirtti.

Davutoğlu, ekonomik krize dair yaptığı değerlendirmesinde “Son açıklanan enflasyon rakamları dahi, dünyanın en yüksek enflasyon rakamlarına sahip Türkiye’yi ekonomik krizlerle karşı karşıya kalması bağlamında nereye getirdiğini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı ve görüşmeye dair şunları söyledi:

“2001’den bu yana ulaşılan en yüksek rakamlar. Bir anlamda iktidar Türkiye’yi, AK Parti iktidara giden yolda en önemli şiar olan yoksullukla mücadele konusunda Türkiye’yi 2001-2002 tarihine geri götürdü. Yolsuzluklar konusunda neredeyse o dönemdeki yolsuzlukları aşan bir sisteme bizi getirdi. Yasaklar herkesçe malum. Medya üzerinde, basın, düşünce özgürlüğü üzerindeki yasaklar var. Böyle bir tablo ile Türkiye’nin kendisini gelecek yıllara, nesillere hazırlaması, herkesin huzur içinde yaşaması, insan onuruna yakışır bir hayat standardına ulaşması çok zor görünüyor. Burada sorumluluk, iktidar partilerinin omuzlarındadır. Sayın Erdoğan’ın, Sayın Bahçeli’nin, AK Parti’nin ve MHP’nin omuzlarındadır. Desteklemekte olan Vatan Partisi ve destekleyen birçok bileşenle iktidar mensuplarının üzerindedir sorumluluk. Tarihin vebali de onların üzerinde.”

Yoksullukla ilgili çok sayıda mesaj geldiğini aktaran Davutoğlu, “Kış günü her yerden mesajlar geliyor. Bebeğini ısıtamayan annenin, yaşlıların vebali onların omuzlarında. Elektriğe ve doğal gaza gelen zamla birlikte esnafımız ve vatandaşımız ikinci bir kira ödüyor. Bu yükün altında eziliyor. Böyle bir tablo karşısında siyasi partilerin varoluş güvencesi olan milletin huzuru ve refahı için çaba sarf etme prensibi, muhalefete de bir sorumluluk yüklüyor” dedi.

‘Üzerimize düşen sorumlulukların bilincindeyiz’

“İktidar yaptıklarıyla sorumludur. Muhalefet de yapmadıkları ve yapamadıklarıyla sorumludur” diyen Davutoğlu, “Hepimiz sorumlulukla karşı karşıyayız. Sayın Karamollaoğlu ve çok değerli ekibiyle çok güzel bir istişare gerçekleştirdik. Kendisinin sağlık sorunları nedeniyle birkaç haftadır telefonda görüşmelerimiz oldu ama bizzat görüşme şansımız olmamıştı. Gelişmelerden birbirimiz haberdar ettik. Üzerimize düşen sorumlulukların bilincindeyiz. Özellikle söylemek isterim ki Saadet Partisi ve Gelecek Partisi arasında, iki parti arasında olabilecek en yakın ilişki bu dönemlerde sürdü” şeklinde konuştu.

“Ben adalete güvenmiyorum”

İki lider gazetecilerin sorularına da yanıt verdi. Avrupa Konseyi’nin Osman Kavala’ya ilişkin kararı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AİHM’e yönelik sözleri hatırlatılan SAADET lideri Karamollaoğlu, “Bundan yirmi sene önce Sayın Cumhurbaşkanının uluslararası kurumlarla ilgili söylediklerini dinlemeye okumaya ihtiyaç var” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte farklı bugün farklı açıklamalar yaptığına dikkat çeken Karamollaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mahkemelerin kararlarını yorumlama noktasına gitmeyeceğim. Çünkü onların da yeri geldiği zaman çok yanlış tavır sergilediklerini biliyorum. Ama ikilikçi olmaz. Bir yerde onlara sığınacaksınız, işinize gelmediği zaman da onları bir kenara iteleyeceksiniz. Bu doğru bir yaklaşım değil. Biz aynı konuyu özellikle İsrail’le olan münasebetlerde de görüyorum. Başlangıçta bambaşkaydı, arkasından ‘One minute’ ile tavır koyduk güya. Şimdi de tek kurtuluş yolu neredeyse onlarla bir araya gelmek gibi gözüküyor. Eğer uluslararası mahkemelerin verdiği kararlar tekrar özden geçirebilirse, somut deliler varsa somut delilere itibar etek icap etmek gerekir. Üzülüyorum. Uluslararası mahkemelere biz milli görüşçüler olarak pek itibar etmeyebiliriz, gerekçelerimiz var. Amma AK Parti’nin, Türkiye’de adalete güven bütünüyle ortadan kalkmışken, ben adalete güvenmiyorum. Allah muhafaza etsin. Herhangi bir şey benim veya yakınımın başına gelir de mahkemeye giderse oradan adil bir karar çıkacağına itimadım yok. Bunu hakimleri tenzih ederim ama verilen kararlara uymamak AK Parti’nin şiarı haline geldi. Kavalayı tanımam bilmem ama bir mahkeme insanı beraat ettiriyor, arkasından da ‘ben ille içeride tutacağım’ diye yeniden içeriye alıyorsanız orada çok ciddi sorunlar var manasına gelir.”

Avrupa Konseyi’nin Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu bir yapı olduğunu belirten Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nde ev sahibi olduğunu söyledi.

Davutoğlu, “Türkiye bu duruma düşürülemez. AİHM’de bir Türk hâkime var orada. Onu çekiyor musunuz? Kavala dosyasından bağımsız söylüyorum, bu bir utanç. Türkiye kendi üyesi olduğu, bakanlar komitesinde temsil edildiği, başkanlık yaptığı bir yapıda yargılanır bir duruma düşmüştür. Sebep ne? Gezi olaylarından suçlanan Kavala 2013’ten 2017’ye kadar herhangi bir tahkikat yapılmıyor. AİHM de şu vardıysa neden bu kadar bekledin diyor. Teknik bir hukuki süreç olarak başlıyor. Oradan bırakılıp başka bir yerden tutuklanıyor. Bütün bunlara değer mi Allah aşkına? Davadan bağımsız olarak söylüyorum. Ona mahkemeler karar verir. Ama Türkiye’nin dünyada böylesine yalnız bırakıldığı ikinci bir dönem yoktur” dedi.

AK Partili vekiller Vahit Kiler ve Ekrem Çelebi’nin, Van İl Müftülüğü’nden mülakatlarda bazı kişiler için torpil istediği iddia edilen belgeler de iki lidere yöneltilen sorular arasında yer aldı.

“Torpil belgesi diye bir belgeyi de ilk defa duyuyorum” diyen Karamollaoğlu, “İlk defa torpil belgesi ortaya çıkıyor gibi. Ben şimdiye kadar torpil olmayan atamanın yapılmadığı kanaatindeyim. Belgesi var mı yok mu bilmiyorum. Ama bu dediğiniz geçmişten beri Türkiye’de uygulanan ifadeler herhalde. Onun burada bir kere gündeme getirilmiş olmasını sanki çok mühim bir hadise gibi takdim etmeyi de abartılı buluyorum çünkü maalesef bugün tayinlerde yandaşlık gözetilmeden kimseye paye verildiğini düşünmüyorum. Çok abartılı bulmuyorum bunu” ifadelerini kullandı.

“Bütün kurumlarda görülen bir hastalıktır”

Objektif olmayan kamu istihdamının bir yolsuzluk türü olduğunu belirten Davutoğlu ise “Geçmişte bunlar münferit olarak referans gibi olurdu. O da yanlış. Şimdi mülakat sistemiyle bu kurumsallaştı. Sistemleşti. Eskiden tek tek olan olaylar sistemin kendisi halini aldı. Sadece Diyanet’le sınırlı değil, bütün kurumlarda geçerli olan uygulama haline geldi. Diyanet’in istihdamda mümkün olduğu ölçüde kendi özerk yapısını kazanması ve tek kriterinin İslam dininin yüce değerlerini temsil dışında herhangi bir kriterin olmaması itizar eder. Bu bütün kurumlarda görülen bir hastalıktır. Mülakat bugün bu sistemin ana unsuru olması bağlamında bir hastalığa dönüşmüştür. Gelecek Partisi iktidarında mülakata son verecek, liyakati esas alacak kamu alımını hayata geçireceğiz” diye konuştu.

(Kaynak: Gazeteduvar)

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’a Sert Eleştiriler

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İsrail Cumhurbaşkanı Yitzak Herzog’un Türkiye ziyaret edecek açıklamasına tepki gösteren SP Lideri Karamollaoğlu, Erdoğan’ın Ocak 2009’daki Davos Zirvesi’nde Şimon Perez’e “one minute” çıkışını hatırlatarak, “Sayın Cumhurbaşkanı’na mecbur kalıyorum sormaya: One minute ne oldu? Ne değişti böyle bir davette bulunmanız için?” dedi.

Haber Merkezi / Temal Karamollaoğlu, “Biz Sayın Erdoğan’ın Gazze’ye ne zaman gideceğini konuşurken, birden bire sürpriz bir şekilde bu ülkenin katillikle meşhur devlet başkanını ülkemize davet ettiler” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu, gece yarısı yayımlanan Resmi Gazete ile yapılan görev değişiklikleri ve istifaları, “Hepimiz şahit oluyoruz bakanların nelere muhatap olduğuna. Görev başında iken yaşadıkları ayrı, görevden af isterken karşılaştıkları ayrı bir dert. Yani istifa etmek bile kolay değil bu sistemde. Yakında halk arasında, ‘Erdoğan’a bakan olasın’ diye bir temenni sözü yayılırsa kimse şaşırmasın” sözleriyle değerlendirdi.

“İnsanımızın geçim sıkıntısı her geçen gün biraz daha artıyor, artmaya devam ediyor” ifadelerini kullanan Karamollaoğlu, “Ülkemizin problemleri giderek derinleşiyor ve yaygınlaşıyor. Toplumsal kutuplaşma maalesef bilerek ve isteyerek körükleniyor. Yönetim sorumluluğu taşıması gerekenler vurdumduymazlığa devam ediyorlar. Maalesef adaletten eğitime, ekonomiden dış politikaya kadar hemen her alanda karı karıya kaldığımız problemler her geçen gün biraz daha büyüyor. Çünkü yıl yeni ama maalesef kafalar eski. Yeni bir yılın heyecanı yerine, yılların yorgunluğu ve tükenmişliği ile karşı karşıyayız.” şeklinde konuştu.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, koronavirüs tedavisinin tamamlanmasının ardından yaptığı ilk basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamaları şöyle;

“Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u ülkemize davet etti. Hakikaten akıl alır gibi değil. Tüm anormallikler ne yazık ki normalleşmeymiş gibi takdim edilmeye çalışıyor. Sayın cumhurbaşkanına mecbur kalıyorum sormaya ‘One minute’ ne oldu? Ne değişti bugün böyle bir davette bulunmanız için ne değişti? Bu Herzog denilen adamın, bu Netanyahu denilen katilden farkı ne? İsrail değişti de biz mi bilmiyoruz yoksa siz mi çok değiştiniz? Filistin’de Müslüman kardeşlerimize yapılan zulüm son mu buldu biz mi fakında değiliz?

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Gazze ziyareti vardı ne oldu yeni bir tarih mi belirlendi? 2013 yılında Gazze’ye bir ziyaret gerçekleşecekti, aradan 9 yıl geçti acaba hâlâ Gazze’ye gitme arzusu ve planı var mı? Biz sayın Erdoğan’ın Gazze’ye ne zaman gideceğini konuşurken birden bire sürpriz bir şekilde bu ülkenin katillikle meşhur devlet başkanını ülkemize davet ettiler. Hakikaten şaşırdık, çok ama çok üzüldük ve endişeye kapıldık. Maalesef geçmişte (Şimon) Peres’i gazi Meclisimizde alkışlarla, büyük bir coşkuyla konuşturduğunuz zaman maalesef hepimizi üzen utandıran bir tabloyla karşı karşıya kalmıştık.

Şunu herkes bilmeli ki İsrail’in normalleşme diye bir derdi yoktur. İsrail’in Büyük İsrail diye bir projesi vardır bu itikatlarının bir gereği olarak vardır. Ve dünya kamuoyuna da ABD ve Batılı ülkeler tarafından Büyük Ortadoğu Projesi olarak bu takdim edilmiştir. Bundan vazgeçildiğine dair en ufacık işarete şahit değiliz. Çoluk çocuk demeden mazlumları katleden bu ülkenin cumhurbaşkanının ülkemizde ağırlanmasına gönlümüz rıza göstermemektedir.

Özellikle de uluslararası kuruluşların İsrail’in giderek ırkçı bir rejim haline geldiğini beyan etmeleri karşısında sergilen bu tavrı nasıl karşılayacağız? Müslümanlara zulmedildiği dile getiriliyor. Sayın Erdoğan’ı bunların yaptığı açıklamalara da kulak kabartması gerektiğine işaret ediyorum. 2022 yılı 2021 yılı şimdiden aratır hale geldi.

Bir gece yarısı kararnamesiyle akan ve kurum yöneticilerinin değiştiğine şahit oluyoruz artık. Yapılan hukuksuzluğa biraz da olsa itiraz edenler bakanlar iktidar içerisindeki çekilmelerden nasibini almış oluyor. Hepimiz biliyoruz ki bakanlar değişse de cumhurbaşkanının niyeti değişmediği sürece düzlüğe çıkamayız.

“Yavuz’a vezir olasın…”

Tek kişilik yönetimlerde bu kaçınılmaz bir gerçektir. Bakanların değil, başlangıç sisteminin değişmesi gerektiğine inanıyorum. Yavuz’a vezir olasın diye bir söz gelişmişti. Şimdilerde hepimiz şahit oluyoruz bakanların nelere muhatap olduğuna görev yaşarken ayrı görevden ayrılırken de yaşadıkları ayrı bir dert. Yakında halk arasında Erdoğan’a bakan olasın sözü yayılırsa kimse şaşırmasın.

İtibar şatafatla lüksle değil, güvenle kazanır. Bugün ülkemizde devlet kurumlarının itibarı kalmış mı yoksa itibar kaybetmiş mi? TÜİK bugün ne kadar güvenilir? İşe alımda işe yakın olanı değil iktidara yakın olanı seçen devlet kurumlarına kaçımız güveniyoruz. Hazine ve Maliye Bakanının ekonomik sorunlarına ne kadar inanıyoruz? Son gelen bakanlar ne kadar dayanabilecek ve itibarlarını koruyacaklar zaman gösterecek.

Artık kimse Türk Lirası’nın itibarından bahsedemiyor ne yazık ki. Kendisine yönelik suçlamalar karşısında susmayı tercih eden sayın İçişleri Bakanı’na kim güveniyor? Haksız yere mahkemelik olduğunuzda adaletin tecelli edeceğine güveniniz kaldı mı? Adalet sarayı yapmakla adalet bakanlığı yapmakla güven ve itibar kazanılmaz hepimiz biliyoruz. Gecenin bir vakti bakanlıklarının görevden alındığı Cumhurbaşkanı Kabinesi’ne güven var mı? Yapılan muamele devlet kurumlarına suikast muamelesidir.

“Rakamlar büyüdükçe ekmeğimiz küçülüyor”

Ekonomiye dönersek, insanımızın ve esnafımızın, çalışanımızın, işsizlerimizin hali içler acısı. Ocak ayı itibariyle asgari ücret 4 bin 253 liraya çıkmıştı. Memur maaşları da enflasyon farkıyla birlikte yüzde 30 artmıştı. Ancak asgari ücret ve memur maaşlarıyla birlikte giderek yükselen masraflar dikkate alındığına açlık ve yoksulluk sınırının da giderek büyüdüğüne şahit oluyoruz. Bu rakamlar büyüdükçe ekmeğimiz küçülüyor.

Son açıklanan açlık ve yoksulluk rakamlarına göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı yeni asgari ücreti yakaladı ve 4 bin 250 TL oldu. Yoksulluk sınırı ise 13 bin Türk Lirası’nı geçti. Bir asgariyi aç kalmaktan kurtaran rakam bugünkü şartlarda sadece 3 liraymış gibi gözüküyor. Bununla piyasada ne alınabilir? Siz hesap edin. Yemek kartındaki ücreti yemek yemeyip çocuklarına harçlık vermek zorunda kalan işe giderken yol parasından tasarruf etmek isteyen asgari ücretlilerin memurların öğrencilerin ekmeğini büyütmeye talibiz.

Yılbaşında elektriğe gelen zamlar vatandaşlarımızı zor durumda bıraktı. Her zaman olduğu gibi birkaç rakamla oynayarak algı yönetmeye sanki sorumluluğunu yerine getirmeye çalışıyor. Elektrikteki fahiş zamlardan kaçmak kolay değil. 210 kilovat sınırını aşmadınız elektrik faturasından sadece 50 lira tasarruf etmiş olacaksınız bu parayla bir kilo beyaz peynir bile alamıyorsunuz. İşletmeler bu faturalar karşısında işletmelerini nasıl ayakta tutacaklar?

Bu kafayla bu anlayışla giderse iktidar hayat pahalılığına bir çözüm bulma imkanı kesinlikle yoktur. Vatandaşını korkutan ve ezen bir devlet anlayışı yerine ona güven veren bir devlet anlayışı kuracağız. Asgari ücreti birkaç misli belli bir süreç içerisinde artıracağız. Refahı yaygınlaştıracağız. Rant düzenini bütünüyle ortadan kaldıracağız. Normalleştiren ve herkesin kabullendiği torpil düzenini, tanıdığın varsa anlayışını bütünüyle ortadan kaldıracağız. Adil devlet adil paylaşım insanca yaşam ancak seninle olur. “

Paylaşın

Muhalefet ‘Yeni Yol Haritası’ İçin Masaya Oturacak

Olağanüstü bir gelişme veya aksaklık olmazsa CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’nin bu ay içinde parlamenter sistem çalışmasını kamuoyuna açıklamaları bekleniyor. Ardından altı partinin lideri “yeni yol haritası” için masaya oturacak.

Seçim öncesi ve sonrasına ilişkin işbirliği alanlarını genişletme hesabı yapan 6 siyasi parti arasındaki görüşme trafiğinin önümüzdeki günlerde de devam etmesi planlanırken; CHP Yerel Yönetim Yasası taslağı konusunda da ortak çalışma yapılması için öneri götürmeye hazırlanıyor.

CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti temsilcilerinden oluşan komisyon, yılbaşı öncesinde parlamenter sistem çalışmasını tamamladı ve liderlere de sunuldu.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Ortak belirlenecek takvim çerçevesinde bu çalışmanın 6 partinin genel başkanları tarafından kamuoyuna açıklanması planlanıyor. Çalışmanın ocak ayı içinde kamuoyuna açıklanması bekleniyordu. Ancak, önce Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, daha sonra İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in covid-19’a yakalanması, programın da aksamasına neden oldu.

Kulislere yansıyan bilgilere göre, olağanüstü bir gelişme veya aksaklık olmazsa bu ay içinde 6 liderin bir araya gelerek, parlamenter sistem çalışmasını kamuoyuna açıklamaları bekleniyor. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun önerisi kabul görürse, liderler “alfabetik sıraya” göre söz alarak, parlamenter sistem önerisi konusundaki görüşlerini açıklayacak.

Yeni yol haritası için masaya oturulacak

6 muhalefet partisi arasında güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda “tam mutabakat” olduğu belirtilirken, kulislerde, “Aslında bu işin en kolay kısmıydı, asıl zorlayıcı konular, parlamenter sistem çalışmasının açıklanmasından sonra gündeme gelecek” yorumu yapılıyor.

Muhalefetin önünde bundan sonraki süreçte seçim ittifakının nasıl şekilleneceği, seçim sonrasında “başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçiş süreci” planlaması, yeni işbirliği alanlarının ne olacağı, cumhurbaşkanı adayının kim olacağı gibi önemli konular bulunuyor.

Bu çerçevede, bir anlamda “iktidara hazırlık” için yol haritası belirleyeceğine dikkat çekilerek, parlamenter sistem çalışmasının açıklanmasının ardından yeniden masaya oturulacağı ve hangi alanlarda nasıl çalışma yürütüleceğinin netleştirileceğine dikkat çekiliyor.

‘Millet ittifakının marka değeri var’

Muhalefet partileri arasında önümüzdeki süreçteki en önemli gündem maddelerinden birisi de muhalefet ittifakının nasıl şekilleneceği oluşturacak. Son iki seçime “Millet İttifakı” adı altında giren CHP ve İYİ Parti; Saadet ve Demokrat Parti’nin yanısıra, seçimlerden sonra kurulan DEVA ve Gelecek Partisi ile ittifakı genişletme hesabı yapıyor.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise , Millet İttifakı’nın “genişlemesi” yerine “yeni bir ittifak” kurulmasını öneriyor. Ancak gerek CHP, gerekse İYİ Parti’de “yeni isimle yeni bir ittifak” önerisine sıcak bakılmıyor.

2018 seçimlerinde Saadet ve Demokrat Parti’nin de içinde yer aldığı Millet İttifakı’nın 2019 yerel seçimlerinde, başta 3 metropol kent olmak üzere bir çok büyükşehir belediyesini iktidar partisinden alması ile önemli bir başarı sağladığına dikkat çekiliyor ve bu nedenle “Millet ittifakının bir marka değeri olduğu” bu nedenle isim değişikliğine gidilmesinin doğru olmayacağı ifade ediliyor.

Yerel yönetimler için ortak çalışma önerisi

CHP, muhalefet partileri arasında parlamenter sistem çalışmasına katılan 5 muhalefet partisi ile işbirliğini, farklı alanlarda genişletmeyi istiyor.

Daha önce ortak “ekonomi masası” önerisini gündeme getiren CHP, yerel yönetimler konusunda ortak çalışma yapılması için harekete geçmeye hazırlanıyor. CHP’nin yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, bu konuda ilk olarak geçtiğimiz günlerde İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Metin Ergun ile bir ön görüşme gerçekleştirdi. İki ismin önümüzdeki günlerde çalışmanın çerçevesini görüşmek üzere bir araya gelmesi ve diğer 4 partiye de yeni bir yerel yönetimler yasası taslağı üzerinde ortak çalışma yapılması önerisi götürmesi planlanıyor.

Paylaşın

Muhalefet Yerel Yönetimler İçin De Ortak Çalışacak

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi, güçlendirilmiş parlamenter sistem için ortaya koyduğu çalışmanın bir benzerinin önümüzdeki dönemde yerel yönetimler için de yapmayı planlanıyor.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem için altı muhalefet partisinin ekim ayı başında başlattığı çalışma aralık ayının ortasında tamamlanmıştı. Ortaya konulan çalışmayı parti genel başkanlarının bir araya gelerek bu ay içinde kamuoyuyla paylaşması bekleniyor.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisinden temsilcilerin oluşturduğu komisyon yasama, yürütme, yargı, kamu yönetimi ve demokratik sistemin temel esasları ana başlıklarında parlamenter sistemin nasıl şekilleneceğini belirlemişti.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; bu çalışmanın bir benzerinin şimdi yerel yönetimler için yapılması planlanıyor. Partiler arasında bu çalışma için görüş alışverişinin başladığı, ancak gerek TBMM’nin yaptığı bir haftalık tatil gerekse Covid vakalarının artması nedeniyle çalışmalara başlanamadığı belirtiliyor.

Kılıçdaroğlu Şubat ayına işaret etmişti  

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında altı partinin liderinin ortak kararıyla güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmalarında bir metnin ortaya çıktığını belirterek, “Her bir genel başkan bu çalışmaları gördü ve anlaşma sağlandı. Altı lider güçlendirilmiş parlamenter sistemin açıklamasını yapacak” diyerek, Şubat ayını işaret etmişti.

Bir yetkili, güçlendirilmiş parlamenter sistem için yapılan bu çalışmanın başarılı geçtiğini belirterek, bunu şimdi yerel yönetimler için yapmak istediklerini belirtti. Aynı yetkili, iktidarın muhalefetin elindeki yerel yönetimler üzerindeki baskısını artırdığını hatırlatarak, bunun için altı partinin ortak bir çalışma yürütebileceğini kaydetti.

CHP’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un bu amaçla İYİ Parti ile bir ön görüşme yaptığı ve önümüzdeki günlerde diğer partilerle de temasa geçileceği ifade ediliyor.

Yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara gibi bazı büyükşehir belediyelerinin el değiştirmesinin ardından muhalefet iktidarı yerel yönetimlerin proje ve icraatlarını engellemeye çalışmakla suçlamıştı.

Paylaşın