SP Lideri Karamollaoğlu ‘Üçüncü İttifak’ Sözlerine Açıklık Getirdi

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, katıldığı bir programda yaptığı konuşmada yer alan “Üçüncü ittifak olabilir” ifadesi üzerine başlayan tartışmalar sonrası, sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

SP Lideri Karamollaoğlu, “Üçüncü ittifak konusunda, dünkü yayında biz, ‘ittifak içinde ittifaklar’ olabilir kanaatini gündeme getirmiştik; öyle görülüyor ki, eksik kalmış veya yanlış anlaşılmış” dedi.

Konuşmasında 6’lı masayla ilgili farklı bir fikir gündeme getirmediğini belirten Karamollaoğlu, “Nasıl ki Demokrat Parti ile İYİ Parti, ‘ittifak içinde bir ittifak’ içindelerse; aynısı farklı biçimlerde olabilir, benim söylemek istediğim budur. Ayrıca ben, seçimle ilgili bu tip konuların seçim sath-ı mailine girilmeden görüşülmesinin doğru olmadığı kanaatindeyim” dedi.

Birkaç ay sonra bu konuları daha rahat konuşabileceklerini belirten Karamollaoğlu, “Çok açık ifade ediyorum: Cumhur İttifakı bu konuların bugünden görüşülmesini istiyor; çünkü bir yerlerden bir şeyleri karıştırıp, ‘acaba fitne çıkarabilir miyiz’ derdindeler” ifadelerini kullandı.

Temel Karamollaoğlu, Karar TV’de katıldığı programda, 2018 seçimlerinde uygulanan sistemde, ittifaka katılan partilerin çıkaracağı milletvekili sayısının, ittifak oylarının her bir partinin oyuna bölünmesi ile hesaplandığını ancak şimdi her partinin kendi oy oranına göre milletvekili çıkaracağını hatırlatmış ve yeni yol aramak gerektiğini söylemişti.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan ‘Üçüncü İttifak’ Çıkışı

SP Lideri Karamollaoğlu, katıldığı bir programda üçüncü ittifak ile ilgili, “Üçüncü ittifak, yeni seçim kanunundan dolayı olabilir. Tek tek de girilirse, 3 partinin aldıkları oyu birlikte oldukları takdirde üst üste koysanız daha büyük çoğunluk elde edersiniz. Milletvekili çıkarma ihtimali artar. Veya böyle bir ortam oluştuğu takdirde bu bir yeni katılıma vesile olabilir” dedi.

Karamollaoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Bunlar zaman içerisinde görüşebilecek hususlar. Ben şimdiden bunun detayına girmenin şahsen faydası olmadığı kanaatindeyim çünkü bu durum farklı komploları gündeme getirip milletin zihnini karıştırır” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Karar TV’nin Youtube kanalında gazeteciler Taha Akyol ve Elif Çakır’ın sorularını cevapladı. Karamollaoğlu, “AK Parti’den kopan yüzde 15’lik kesim AK Parti’nin memleketin sorunlarını çözemediğini gördü. Herkes yanlışı gördü ancak bunu düzeltme konusunda bir ittifak sağlayamadı. Biz de dahil olmak üzere arayışta olacağız. Zaman içerisinde bir neticeye varacağız” diye konuştu.

AK Parti ve MHP’nin beraber yaptığı yeni ‘Seçim Kanunu’na ilişkin soruya da cevap veren Karamollaoğlu, yeni Seçim Kanunu ile beraber artık şartların değiştiğini belirterek ‘üçüncü ittifak’ çıkışında bulundu. Karamollaoğlu, “Eski sistemde, ittifak eden partiler önce tek oymuş gibi ittifaklar arasında bölünüyor sonra milletvekilleri çıkıyor ve milletvekilleri kendi aralarında pay ediliyordu. Şimdi o avantaj kalktı. Yeni yollar aramak icabet eder. Bunu kamuoyuna ilk defa söylüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Üçüncü ittifak olabilir”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, üçüncü ittifak ile ilgili şunları söyledi: “Şimdi değişti şartlar. Seçim kanunu ile birlikte görüşlerimiz de değişti. 6’lı masa aslında muhalefetin diyalog ortamını oluşturuyor. İlle de her noktada birlikte hareket etme mecburiyeti yok. Zaten bu durum da çıkan kanunla ortadan kalkmış oldu. 6’lı masanın olması, meselelerin birlikte yürütülmesine fırsat veriyor. Bunun faydalı olacağını düşünüyorum. Ama üçüncü ittifak, yeni seçim kanunundan dolayı olabilir.

Tek tek de girilirse, 3 partinin aldıkları oyu birlikte oldukları takdirde üst üste koysanız daha büyük çoğunluk elde edersiniz. Milletvekili çıkarma ihtimali artar. Veya böyle bir ortam oluştuğu takdirde bu bir yeni katılıma vesile olabilir. Bunlar zaman içerisinde görüşebilecek hususlar. Ben şimdiden bunun detayına girmenin şahsen faydası olmadığı kanaatindeyim çünkü bu durum farklı komploları gündeme getirip milletin zihnini karıştırır.”

Paylaşın

DP Lideri Uysal’ın ‘Kriterleri’ Altılı Masada Kriz Yarattı

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın sosyal medya hesabından cumhurbaşkanı adaylığı için açıkladığı üç kriterin altılı masada kriz yarattığı öne sürüldü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 12 Şubat’taki davetinden sonra Millet İttifakı üyesi altı partinin katıldığı yemekte, Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal’ın Cumhurbaşkanı adaylığı için sıraladığı ölçülerin masada krize neden olduğu öne sürüldü.

Gültekin Uysal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştı:

“1) 20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak,

2) Seçilebilirlik,

3) Seçim sonrası 20 yılda AKP tarafından ‘devr-i sabık’ muamelesine maruz kalan T.C. Devleti’ni kurucu bir ruhla yeniden tesis etme yetisi!”

T24 yazarı Murat Sabuncu; Gültekin Uysal’ın bu tweet’inde cumhurbaşkanı adayı olmayacak olsalar bile altılı masada yer alan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun hedef alındığını ifade etti.

Bu tweet ile ilgili altılı masanın liderlerinin kurmaylarından biriyle görüştüğünü kaydeden Sabuncu şunları yazdı:

“Bu tweet ve yaşananlarla ilgili görüş almak istediğim altılı masanın liderlerinin kurmaylarından biri ile aramızda şöyle bir diyalog geçti:

– Gültekin Bey’in tweet’i ile ilgili bir rahatsızlık oldu mu?

– Nasıl olmasın Murat Bey?

– Telefonla bir görüşme yapıldı mı?

– Hayır.

– Bu tweet ile ilgili rahatsızlık 24 Nisan’daki Demokrat Parti’nin ev sahipliğindeki yemekte gündeme gelecek mi?

– Bakalım her lider yemeğe gidecek mi?

Altılı masanın 24 Nisan’a kadar özellikle kurucu iki lider Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener tarafından bir arabuluculuğa ihtiyacı var gözüküyor.

Bu arada tweet’teki ikinci madde yani ‘seçilebilirlik’ ile Kılıçdaroğlu ima ediliyor da olabilir. Ama Kemal Kılıçdaroğlu memleketin bu zor durumunda bunu göz ardı edebilecek bir isim.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ Çıkışı

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında konuşan SP Lideri Karamollaoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına değinerek,  “Bizim adayımız kucaklayıcı, birleştirici, hakkı ve adaleti üstün tutacak, hizmeti esas alacak, kapısını herkese açık tutacak, kesinlikle partizanlık yapmayacak, istişareye her daim önem verecek ve emanete ihanet etmeyecek bir aday olacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Temel Karamollaoğlu, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirirken Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin aralık ayından itibaren enflasyonun kademeli bir şekilde düşmeye başlayacağına dair açıklamasını hatırlatarak “Orta Vadeli Program’daki dolar kuru ve enflasyon hedefini 6 ayda sollayıp; hedefi tutturamayan iktidar, şimdi 2023 sonrasında Türkiye’yi bu krizden çıkarabileceğini söylüyor. Hiçbir hedefini tutturamayan iktidar, bize her gün yeni bir tarih veriyor” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu, konuşmasının devamında, “Dünyanın hiçbir yerinde 20 yıl boyunca iktidarda kalıp, krizin sorumlusu başkalarıymış gibi suçu başkasına atan ve daha yeni başlıyoruz, bu işi çözeceğiz diyen pişkin bir iktidar yok. İktidarın anlattığı masallar ve hayaller ile gerçekte yaşattığı hayatlar arasında büyük bir uçurum var. Enflasyon 20 yılın zirvesinde! Zamlar 20 yıl zirvesinde!” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bir tarafta kamudan beslenen, birden fazla kurumdan maaş alan tuzu kurular.. Diğer tarafta 4 bin küsur lirayla geçinmeye, 650 liralık KYK bursuyla bir öğün yemekle hayatta kalmaya çalışan; temel tüketim maddelerine ulaşamayıp sofrasına tuz koyamayanlar var.

Bir tarafta sırça köşklerine kapanıp, köşkün içindeki gerçek dışı fısıltılardan gayrı sese kulaklarını tıkayan iktidar, diğer tarafta artan hayat pahalılığı nedeniyle sesini iktidara duyurmaya çalışan, geçim derdiyle boğuşan milyonlar var.

Sadece 6 ayda cari açığı kapatacaklarını vadederek bile isteye Türk lirasını pula çeviren Erdoğan iktidarının yol açtığı ekonomik yıkım insanımızın hayat kalitesini, yaşama sevincini her geçen gün törpülüyor. İktidar ve ortakları kendi çevrelerinin “nimetlerini” büyütürken; halkımız geçinebilmek için porsiyonları küçültüyor, daha da üzücü olanı artık öğün atlıyor.

“Enflasyonun böylesine hızlı arttığına şahit olmadık”

Orta Vadeli Program’daki dolar kuru ve enflasyon hedefini 6 ayda sollayıp; hedefi tutturamayan iktidar, şimdi 2023 sonrasında Türkiye’yi bu krizden çıkarabileceğini söylüyor. Hiçbir hedefini tutturamayan iktidar, bize her gün yeni bir tarih veriyor.

Sadece bizde değil, tüm ülkelerde enflasyon var diyorlar ancak dünyanın hiçbir ülkesinde, sadece bir senede enflasyonun böylesine hızlı arttığına şahit olmadık.

Bal gibi biliyorlar ki Türkiye, OECD ülkeleri arasında enflasyon şampiyonu. Dünyanın hiçbir yerinde sizin gibi gerçeklerle, matematikle, ekonomiyle bile isteye kavga edip ülkesini hiperenflasyona sürükleyen bir iktidar yok.

Dünyanın hiçbir yerinde 20 yıl boyunca iktidarda kalıp, krizin sorumlusu başkalarıymış gibi suçu başkasına atan ve daha yeni başlıyoruz, bu işi çözeceğiz diyen pişkin bir iktidar yok. İktidarın anlattığı masallar ve hayaller ile gerçekte yaşattığı hayatlar arasında büyük bir uçurum var.

Enflasyon 20 yılın zirvesinde! Zamlar 20 yıl zirvesinde! Cari açık 20 yılın zirvesinde! Dış borçlar ve faiz ödemeleri; iktidarın sayesinde 20 yılın zirvesinde! Gelin, bu işi zirvede bırakın,daha fazla zorlamayın. Çünkü bu zirvenin sonu uçurumdur, felakettir.

Bizim adayımız kucaklayıcı, birleştirici, hakkı ve adaleti üstün tutacak, hizmeti esas alacak, kapısını herkese açık tutacak, kesinlikle partizanlık yapmayacak, istişareye her daim önem verecek ve emanete ihanet etmeyecek bir aday olacaktır.

“Biz kişilerin değil, sistemin alternatifiyiz”

Bizim adayımız devlet malına yetim malına sahip çıkar gibi sahip çıkacak, ihalelerde şeffaf, denetlemede titiz olacak, farklı fikir ve düşüncelere itibar edecek, çevrenin, tarihin, yeşilin talan edilmesine asla müsaade etmeyecek bir aday olacaktır.

Biz şahısların değil, her zaman ilkelerin mücadelesini vermeyi tercih ettik. Bizim derdimiz şahısları değiştirmek değil, bozulan düzeni değiştirmektir. Biz kişilerin değil, sistemin alternatifiyiz.

Pakistan’da parlamentoda yapılan güvensizlik oylamasıyla Başbakan İmran Han ve hükümeti düştü, yerine Şahbaz Şerif seçildi.Bunun Pakistan için hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Bizim için önemli olan dost ve kardeş Pakistan’ın barış, huzur ve istikrarıdır.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayını Açıklamak İçin Neden Seçim Kararını Bekleniyor?

Altı muhalefet partisinin oluşturduğu Millet İttifakı içinde cumhurbaşkanı adayının “seçim kararı alındıktan sonra açıklanması” konusunda görüş birliği var. Buna neden olarak da, muhalefetin sadece aday değil, yönetim kadrosunu, anlayışını da ilan ederek, seçime gidilecek olması gösteriliyor.

Yeni seçim yasasına karşın, muhalefetin parlamento seçimini kazanmasında bir sorun olmadığı ancak cumhurbaşkanlığı için çok ince bir strateji yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor: Sadece aday ismiyle yola çıkılması doğru olmaz. Yönetim tarzı, mekanizması ve cumhurbaşkanının birlikte çalışacağı takım arkadaşları da açıklanmalı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olması yönündeki açıklaması, muhalefetin adayının kim olacağı tartışmasını bir kez daha gündemin ön sıralarına taşıdı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; İktidar kanadından gelen “Adayını açıkla” baskılarına karşın muhalefet, adayını seçim kararı alınana kadar açıklamamakta kararlı. Ancak ortak adayın CHP’den bir isim olacağı neredeyse kesin.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “en güçlü aday” olarak görülse de; adaylık konusunun gündemlerinde olmadığı açıklamalarına karşın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, adaylık denkleminden çıkmış değil.

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayına ilişkin tartışmalar sürerken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda, muhalefete “Bizim adayımız bellidir. Sizin çürük adayınız ne zaman ortaya çıkacaktır? İlan edin adayınızı da boyunuzun ölçüsünü görelim” çıkışı yaptı.

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı konusunda birden fazla isim konuşulurken, son olarak gazeteci Nihat Genç, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın muhalefetin ortak adayı olacağını iddia etti.

Muhalefet kulislerinde aday tartışmaları ve aday belirme sürecinde izlenecek stratejiye ilişkin şu değerlendirmeler yapılıyor:

‘Haşim Kılıç aklımızın ucundan geçmez, aday CHP’li olmalı’

CHP ve İYİ Parti kaynakları, Haşim Kılıç’ın adaylığı iddialarına “Zerre gündemimizde değil, aklımızın ucundan geçmez” sözleriyle tepki gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, “dışarıdan” bir adayın başarı şansının zaten mümkün olmayacağı belirtilirken, CHP’li bir parti yöneticisi, adaylık kriterlerini şöyle açıklıyor:

“Aday CHP’li olmalı. İkincisi siyasetçi olmalı. Elbette belediye başkanları da siyasetçi kriteri içindedir. Ama bize göre kuvvetle muhtemel, genel başkan aday olacaktır. Dışarıdan bir adayla seçimi kazanmaya sistem müsait değil. Kaldı ki kazansak bile, ülkeyi yönetemeyiz. Çünkü 6’lı masayla bu seçime gidiyoruz. Bu seçimden çıkacak kişi sadece ittifakları değil, iktidarı ülkeyi yönetecek birisi olmalı.”

Seçim sürecinin bir anlamda, gerek iktidar kanadı, gerekse muhalefet açısından “sinir harbi” niteliğine dönüşebileceği savunularak, “Muhalefetin adayına yönelik kıştırtıcılık yapılacak, sinir uçlarına dokunulacak. Bu süreçte dayanıklılık testini kim geçerse, süreci kim iyi yönetirse o kazanacak. O nedenle bizim adayımız, seçim takvimi ile birlikte açıklanır” yorumu yapılıyor.

İYİ Parti kurmayları da “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi”nin yürürlükte olduğuna ve adayın da partili olacağına işaret ediyor.

Adaylık için Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimlerinin konuşulduğuna dikkat çeken İYİ Parti kaynakları, “Evet, hiç tanınmayan bir isim olursa adayı açıklamakta gecikmiş olunur. Ama konuşulan isimler aday olursa geç kalınmış olmaz, zaten kamuoyu bu isimler üzerinden aday tartışıyor. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde de zaten partisiz aday olmaz” görüşünü dile getiriyor.

Yavaş ve İmamoğlu, adaylık denkleminden çıktı mı?

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, adaylık için “göreve çağırdığı” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, “Ben kamu görevlisiyim ve kendimi siyasetin içinde görmüyorum” açıklaması, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da “Adayımız Kemal Kılıçdaroğlu” şeklindeki sözleri CHP’de memnuniyet yarattı.

Ancak gerek CHP, gerekse İYİ Parti’de bu açıklamalara karşın, iki büyükşehir belediye başkanı, adaylık denklemi dışına çıkmış değil.

Adaylık konusunda en güçlü isim olarak görülen Kılıçdaroğlu’nun ise hesabını “seçimi farklı kazanma” üzerine yaptığı, “kazanamayacağını görmemesi halinde aday olmayacağı”, iki belediye başkanının adaylığının gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

Muhalefetin, birden çok aday seçeneği olması ise “handikap değil, zenginlik” olarak görülüyor.

‘Kriz yok, ilgi var’

CHP kulislerinde, muhalefetin adayının kim olacağının bu kadar tartışılmasının nedenleri olarak şunlar dile getiriliyor: “Bu seçim, Millet İttifakı’nın seçimi olacak. İktidar kanadı, bunu görüyor ve ittifakı bölmeye dönük arayış içinde. Bunu da en rahat yapabileceği zemin olarak aday tartışması görülüyor.

İkinci bir neden aday tartışmasının alıcısı, izleyicisi çok. Kaldı ki adayı erken açıklasak da bu tartışma bitmeyecek, ‘Şu neden olmadı, daha çok oy alabilirdi’ denilecek. Elbette belediye başkanlarımız da aday olmak isteyebilir. Ama bu tartışmanın tarafı değiller. Toplumsal karşılıkları olması bizim avantajımız.

Oysa Cumhur İttifakı’nın Erdoğan dışında bir alternatifi yok. Sürece yönetme konusunda bizim açımızdan bir risk yok. O nedenle Millet İttifakı’nda da bir adaylık krizi yok, ilgi var.”

Aday açıklamak için neden seçim takvimi bekleniyor?

Muhalefet partileri içinde cumhurbaşkanı adayının “seçim kararı alındıktan sonra açıklanması” konusunda görüş birliği var. Buna neden olarak da, muhalefetin sadece aday değil, yönetim kadrosunu, anlayışını da ilan ederek, seçime gidilecek olması gösteriliyor.

Yeni seçim yasasına karşın, muhalefetin parlamento seçimimini kazanmasında bir sorun olmadığı ancak cumhurbaşkanlığı için çok ince bir strateji yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor: Sadece aday ismiyle yola çıkılması doğru olmaz. Yönetim tarzı, mekanizması ve cumhurbaşkanının birlikte çalışacağı takım arkadaşları da açıklanmalı.

‘Akşener, yükü üstleneceğini gösterdi’

Yeni seçim yasası değişikliğine göre ittifakta yer alacak siyasi partilerin milletvekili sayısı, seçim çevrelerinden aldıkları oy oranına göre hesaplanacak. Bu durum, küçük partilerin milletvekili çıkarma olasılığını zayıflattığı için muhalefet partileri, parlamento seçimlerinde en fazla milletvekili çıkarmaya dönük simülasyonlar üzerinde çalışıyor.

Seçeneklerden birisi de barajı aşamayacak partilerin CHP ve İYİ Parti listelerinden seçime girmesi. Bu durumda, her iki parti içinde de “liste krizi” yaşanması olası.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Başkanlık Divanı’nda yaptığı değişiklik, kısa süre önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bülent Tezcan’ı Merkez Yönetim Kurulu’na (MYK) alarak parti yönetimini güçlendirmesi, olası krizlere yönelik bir önlem ve “yükü paylaşma” olarak görülüyor.

CHP kulislerinde, İYİ Parti’de yapılan değişiklik, Akşener’in önümüzdeki süreçle ilgili “yükü üstlenmeye hazır olduğu” mesajı olarak yorumlanıyor.

Kılıçdaroğlu’nun da seçime giderken, parti yönetiminde dar kapsamlı değişikliğe gidebileceği, bu kapsamda bir veya yeni iki ismi MYK’ya taşıyabileceği konuşuluyor. MYK’ya yeni girecek isimler arasında Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un adı geçiyor.

HDP, muhalefet masasında nasıl yer alacak?

Cumhurbaşkanlığı seçiminde, 6’lı masada yer almayan HDP’nin tutumu da belirleyici olacak. İYİ Parti’nin mesafeli tutumu nedeniyle, HDP’nin parlamenter sistem masasında yer alması beklenmiyor. Ancak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması halinde, HDP’nin desteğinin alınabileceği düşünülüyor.

CHP kulislerinde, “Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hem İYİ Parti, hem de HDP’yi rahatlatır. Genel Başkan, bir araya gelemeyenlerin ortak destekleyeceği bir isim olur. HDP bu süreçle ilgili sorunlu değil, sorumlu bir siyaset yürütüyor” yorumu yapılıyor.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda Adaylık Bilmecesi

Seçim yaklaştıkça muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yönelik tartışmalar da alevlendi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu her fırsatta vurgularken, gözler Millet İttifakı’nın adayının kim olacağına çevrilmiş durumda.

Birgün’de yer alan analiz habere göre; Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmaları için aynı masada buluşan CHP, İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Parti aday ismiyle ilgili bugüne kadar renk vermedi. Liderler, her fırsatta adayın belirlenmediğini, henüz isim telaffuz etmeyeceklerini, sandık yaklaştığında ortak adayı açıklayacaklarını ifade ediyor.

Millet İttifakı’nın adayının CHP’li bir isim olacağı ise neredeyse kesin. İYİ Parti Lideri Meral Akşener, daha önce aday olmayacağını, hedefinin parlamenter sisteme dönüldükten sonra başbakanlık koltuğuna oturmak olduğunu açıkladı. Adaylık konusunda üç isim ön plana çıkıyor: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş.

Kemal Kılıçdaroğlu

Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir ortak aday olmak için çalışma yürüttüğü söylenebilir. Dolar kurunun kontrolden çıkmasının ardından Merkez Bankası’na giden Kılıçdaroğlu, kapı siyasetini devam ettirdi. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, TÜİK ile Et ve Süt Kurumu’na alınmadı. “Milletin Sesi” mitinglerine de başlayan Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından zaman zaman video paylaşarak bürokratlara sesleniyor. Kılıçdaroğlu’nun seçime yönelik vaatleri de afişler aracılığıyla birçok ilde yankı buldu. Kılıçdaroğlu, geçen aralık ayında katıldığı bir programda adaylıkla ilgili ise “İttifak kabul ederse sorun yok” dedi. Ortak aday olmak için stratejisini yürüten CHP Lideri için 6’lı masadan net bir onay çıkmış değil.

Mansur Yavaş

Mansur Yavaş, adaylıkla ilgili son günlerin konuşulan ismi. İYİ Parti’den ayrılarak Zafer Partisi’ni kuran Ümit Özdağ da Yavaş’ın aday olmasını istediklerini ifade etti. Yavaş ise dün önce İYİ Parti Lideri Akşener’i, ardından da CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti. Adaylıkla ilgili tartışmalara dair ise “Bu tür şeylere yorum yapmıyorum. Bir belediye başkanı seçildiği andan itibaren sadece işini yapmalı” yanıtını verdi. Adaylıkla ilgili tartışmalara kapıyı tamamen kapatmadığı görülen Yavaş’ın bu gündemden kendisini uzak tutmaya çalıştığı dikkat çekiyor. Yavaş’ın doğru zamanda, kamuoyunun da baskısıyla adaylığa yönelik hamle yapma olasılığı yüksek.

Ekrem İmamoğlu

Cumhurbaşkanlığı adaylığı için konuşulan İmamoğlu, Yavaş’ın aksine siyasi polemiklere girmekten çekinmiyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla sık sık tartışmalara giren İmamoğlu, yeri geldiğinde Erdoğan’ı da hedef alıyor. Ancak İmamoğlu’nun kriz döneminde ulaşıma zam yapması eksi puan olarak görüldü. İBB Başkanı, “Aday olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna son olarak, “Benim adayım Kılıçdaroğlu’dur” yanıtını verdi. Kamuoyu anketlerine göre İmamoğlu’nun kazanma ihtimali yüksek. Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’ya yönelik ziyaretlerde bulunan, miting benzeri toplantılar düzenleyen İmamoğlu’nun adaylık için tüm şartları zorladığı kulislerde konuşuluyor.

Abdullah Gül

Bu isimler dışında çeşitli alternatifler de kamuoyunun gündeminde sıkça tartışılıyor. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül o isimlerden birisi. Gül’ün adaylığı 2018’deki seçimlerde de gündeme geldi. Akşener’in ortak aday önerisine sıcak bakmaması üzerine bu teklif rafa kaldırıldı. Son dönemlerde Gül’e yakın isimlerin yeniden nabız yokladığı dikkat çekiyor. Örneğin gazeteci Fehmi Koru, 28 Mart’taki “Altı liderin buluştukları masada bir eksiklik vardı…” başlıklı yazısında, “Muhafet cephesinin buluşmaları ardından yayınlanan açıklamaların hedef kitleyi etkilemesi için bir arada bulundukları masanın takviye edilmesi gerekiyor” diye yazdı. Koru’nun bu yazısı, Gül’ün de bir şekilde 6’lı masaya dahil olma isteği olarak yorumlandı.

Paylaşın

Yargıtay Verileri Güncelledi: AK Parti’nin Üye Sayısı Düştü

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıkladığı son verilere göre, AK Parti’nin 2 Mart 2022’de 1 milyon 89 bin 543 olan üye sayısı, 35 günde 5 bin 319 azalarak 11 milyon 84 bin 224’e geriledi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, faaliyette bulunan siyasi partilerin üye sayısı verilerini güncelledi. Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, Yargıtay’ın 7 Nisan itibariyle açıkladığı verilerine göre AK Parti’nin üye sayısında 5 binin üzerinde azalma meydana geldi. MHP ise üye sayısını artırdı.

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi’ mutabakat metnini liderler düzeyinde imzalayan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nin üye sayıları artarken Demokrat Parti’nin üye sayısı azaldı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla partide uzun süredir ‘yeni üye’ kampanyası yürütülüyor. 15 milyon üye hedefinde olan AK Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıkladığı son verilere göre bu hedefinden oldukça uzak durumda. AK Parti’nin 2 Mart 2022’de 1 milyon 89 bin 543 olan üye sayısı, 35 günde 5 bin 319 azalarak 11 milyon 84 bin 224’e geriledi.

Cumhur İttifakı ortağı MHP’de ise AK Parti’nin tersine üye sayısında artış kayıtlara geçti. MHP 476 bin 823 olan üye sayısını 3 bin 62 artırarak 479 bin 885 üyeye ulaştı.

Sandık güvenliği çerçevesinde üye örgütlenmesi çalışmalarına devam eden CHP’de bir süredir gözlenen üye artış trendi Yargıtay’ın son verilerine göre de devam etti. Bir ay önce 1 milyon 315 bin 22 üyeye sahip olan parti, 15 bin 589 yeni üye ile toplam 1 milyon 330 bin 611 sayısına ulaştı.

En çok üye artıran parti İYİ Parti oldu

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in esnaf ziyaretlerini sürdürdüğü dönemde, İYİ Parti’nin üye sayısında artış yaşandı. İYİ Parti 539 bin 929 olan üye sayısını 18 bin 18 artırarak 557 bin 947 üyeye ulaştı. Yargıtay’ın verilerine göre üye sayısını son bir ayda en çok artıran siyasi parti İYİ Parti oldu.

Gültekin Uysal’ın liderliğini üstlendiği ve Millet İttifakı içerisinde yer alan Demokrat Parti’nin üye sayısı ise bu dönemde düştü. Demokrat Parti’nin 402 bin 194 olan üye sayısı 2 bin 525 azalışla 399 bin 669’a geriledi.

AK Parti’den istifa eden eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın kurdukları siyasi partilerin üye sayısındaki artış eğilimi son verilerde de sürdü. Babacan’ın liderliğindeki DEVA Partisi 127 bin 889 olan üye sayısını 14 bin 14 artırarak 141 bin 903 üyeye ulaştı. Davutoğlu’nun liderliğini üstlendiği Gelecek Partisi ise 52 bin 241 olan üye sayısını 3 bin 373 artırarak 55 bin 614 üyeye ulaştı.

Millet İttifakı üyesi, Temel Karamollaoğlu liderliğindeki Saadet Partisi de son bir ayda üye sayısını artıran partiler arasında yer aldı. SAADET 271 bin 210 olan üye sayısını 2 bin 78 artışla 273 bin 288’e çıkardı.

Eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın genel başkanlığını üstlendiği Yeniden Refah Partisi 200 bin üye barajını son verilere göre aştı. Parti 187 bin 873 olan üye sayısını 14 bin 716 artışla 202 bin 589’a çıkardı.

HDP’nin üye sayısı arttı

Kapatılması talep edilerek hakkında dava açılan ve bir yandan da ‘Demokrasi İttifakı’ çalışmalarını sürdüren HDP, son bir ayda üye sayısını arttıran siyasi partiler arasında yer aldı. Yargıtay’ın verilerine göre 42 bin 648 üyesi olan HDP, 371 artışla 43 bin 19 üyeye ulaştı.

Üçüncü İttifak kapsamında çalışmalar yürüten Türkiye Komünist Partisi (TKP), Sol Parti ve Emek Partisi’nin üye sayıları da Yargıtay tarafından güncellendi. Türkiye Komünist Partisi 4 bin 786 olan üye sayısını 92 artışla 4 bin 878’e, Sol Parti 5 bin 45 olan üye sayısını 105 artışla 5 bin 556’ya çıkardı.

Emek Partisi’nin ise 5 bin 259 olan üye sayısı 3 azalarak 5 bin 256’a geriledi. Meclis’te 4 Milletvekiliyle temsil edilen Türkiye İşçi Partisi, ise 7 bin 624 olan üye sayısı ise son bir ayda bin 152 artarak toplam üyeye 7 bin 776’a ulaştı.

CHP’den ayrılarak Memleket Partisi’ni kuran Muharrem İnce’nin partisi de son bir ayda üye sayısını artırdı. Memleket Partisi 20 bin 636 olan üye sayısını bin 704 artırarak toplam 22 bin 340 üyeye ulaştı.

Cumhurbaşkanı adayı olarak Mansur Yavaş’ı göstererek dikkatleri üzerine çeken Zafer Partisi’nin lideri Ümit Özdağ’ın partisi de bu dönemde üye sayısını artırdı. Zafer Partisi 2 bin 381 üyeden bin 622 artışla toplam 4 bin 3 üyeye ulaştı. Sosyal medyada gösterdiği tepkilerle ve açıklamalarıyla gündem olan Mustafa Sarıgül’ün partisi Türkiye Değişim Partisi’nin üye sayısı 8 bin 188 olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisi Yol Haritası İçin Komisyon Kurdu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi, genel başkanlarının güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş hedefine yönelik çalışmayı yapacak komisyon kurulması kararının ardından 6 parti yetkililerinin yer aldığı çalışma grubu oluşturuldu.

Euronews’in edindiği bilgilere göre, sürecin yol haritasını belirleyecek komisyonda, CHP adına Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti adına Seçim İşleri Başkanı Şenol Sunat, Saadet Partisi adına Seçim İşleri Başkanı Bülent Kaya, Demokrat Parti adına Genel Sekreter Serhan Yücel, DEVA Partisi adına Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu ve Gelecek Partisi adına İnsan Hakları Başkanı Serap Yazıcı yer alıyor.

Komisyonun çalışması

Çalışma kapsamında öncelikle her parti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecine ilişkin kendi yol haritasını belirleyecek. Daha sonra 6 parti yetkilisinden oluşan komisyon bir araya gelerek geçiş sürecinin hangi dönemi ihtiva edeceğini istişare edecek, parlamenter sisteme geçiş sürecinde yapılması gerekli anayasal ve yasal düzenlemeleri masaya yatıracak.

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ile kabineyle çalışma şeklini de ele alacak komisyon, Meclis İçtüzüğü, Siyasi Partiler ve Siyasi Etik kanunlarını çalışacak.

24 Nisan’da bir araya gelecekler

Altı muhalefet partisi lideri Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek. Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti.

Paylaşın

Muhalefette ‘Cumhurbaşkanı Adayının Açıklanması Gerektiği’ Konuşuluyor

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ için birlikte ilerleyen altı muhalefet partisinde bugünlerde, seçime yaklaşık bir yıl kaldığına dikkat çekilerek, “cumhurbaşkanı adayının açıklanması gerektiği” değerlendirmeleri yapılıyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; iktidar kanadı, muhalefet blokuna “Henüz adayınız bile yok” eleştirilerini getirirken muhalefette de “2023’te cumhurbaşkanı adayının kim olacağına yönelik görüşmelerin hızlandığı” belirtiliyor. AKP ve MHP’nin hazırladığı ve Meclis’te kabul edilen Seçim Yasası’nı “tuzak” olarak değerlendiren muhalefet kanadında, “İktidarın her türlü hamlesine karşı elimiz güçlenmeli. Artık cumhurbaşkanı adayı kamuoyuna açıklanmalı, Erdoğan karşısında sahada olmalı ve halka projelerini anlatmalı” değerlendirmeleri yapılıyor.

Özellikle muhalefetin üzerinde çalıştığı “güçlendirilmiş parlamenter sistem ile neyin amaçlandığı, neden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı çıkıldığı, tarafsız cumhurbaşkanlığının önemi” gibi konuların muhalefet açısından “kritik olduğu” belirtiliyor. Bu konuların artık bizzat cumhurbaşkanı adayınca anlatılması gerektiğine de işaret ediliyor. Seçime yaklaşık bir yıl kaldığına dikkat çekilerek, “Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili süreç hızlanmalı. Çünkü muhalefet partilerinin bir araya gelmesi, üzerinde uzlaşılan bir adayın belirlenmesi zaten başlı başına bir süreç olacak. Adayın en kısa sürede sahaya inebilmesi için görüşmelerin bir an önce başlaması gerekiyor” yorumları yapılıyor.

Altı lider ’24 Nisan’da tekrar bir araya geliyor!

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde 24 Nisan’da yeniden bir araya gelecek.

Altı muhalefet partisi lideri, son olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelmişlerdi. Son toplantı sonrası yapılan açıklamada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapılmış ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verilmişti. Ayrıca, “Birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk” denilmişti. Toplantıda derinleşen ekonomik kriz de ele alınmıştı.

Paylaşın

Karamollaoğlu, ‘Hayat Pahalılığı’ Üzerinden İktidara Yüklendi

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, hayat pahalılığı üzerinden iktidarı sert sözlerle eleştirerek, “Erdoğan hükümeti milletin ekmeğine göz dikti” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında, TÜİK’in açıkladığı son rakamların bile Erdoğan hükümetinin ülkemizi içine soktuğu darboğazı tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğunu vurgulayan Karamollaoğlu, “Enflasyon %61’lik  oranıyla son 20 yılın zirvesini yenilemiş oldu! Bireysel kredi ve kart borcundan dolayı takibe düşenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 3 kat arttı. İç savaş olmak üzere siyasi krizler yaşayan ülkelerin enflasyonunun çok daha üstünde bir enflasyonla karşı karşıyayız…” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu, konuşmasının devamında ise, “Bizim ikazlarımıza rağmen ‘Ben Ekonomistim’ diyen Erdoğan hükümeti ve ortakları dört yıl önce Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle, direksiyonu bugün gitmekte olduğumuz uçuruma doğru kırmışlardı. Bugün gençler; dünya turunu, ülkeyi gezmeyi bırakın bayramda memleketlerine gidecekleri otobüs biletini almakta bile zorlanıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanının bunlardan haberi yok, gerçeklerden kopmuş durumda!” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle;

Bir kez daha Ramazan’a ulaşmanın sevinci ve coşkusunu yaşıyoruz. Bir zamanlar Ramazan demek; kalabalık iftar sofralarında dostlarımız ve sevdiklerimizle bir araya gelmek, huzuru paylaşmak demekti. Ramazan demek; mahalledeki esnafı, sokaktaki komşuları, akrabaları iftar sofrasında ağırlamak demekti.

Fakat bu Ramazan, halkımız Ramazan sevincini geçim derdiyle karşılamak zorunda kaldı. Bırakın iftar davetlerinde misafir ağırlamayı kendileri için bile iftar menüsü hazırlamak külfete dönüştü. Çarşı pazarda sebze ve meyveler taneyle satılır oldu. “Avrupa’da meyveyi taneyle alıyorlar” efsanesi, ülkemiz için ağır bir gerçeklik halini aldı. İnsanımız eski Ramazanları, özellikle de ekonomik koşullar yönünden hakikaten arar oldu.

Nasıl aramasın ki? İşte Ramazan ayının adeta olmazsa olmazlarından Ramazan pidesi.. İllere ve çeşitlerine göre fiyatlar değişiyor fakat ortalamasını aldığımızda; bir aile iftar ve sahur için sadece ikişer tane Ramazan pidesi alsa; günlük yaklaşık 30 Lira, bir ayda 900 lira! Bu parayı nasıl ve nereden karşılayacak? Yine aynı şekilde tek tek satılan sebzelerin fiyatları, pazar tezgahlarındaki fiyat etiketleri; zorlu bir kışın ardından zorlu bir Ramazan ayı geçireceğimizi gösteriyor.

1 domates, 1 salatalık, 1 patlıcan ve 1 biber; bakıyorsunuz; toplam 20 lira tutmuş. Tanesi 5 liradan, kilosu 20 liradan az bir şey kalmamış pazar tezgahlarında… Bir esnafımız yazmış sattığı domateslerin üzerine; “Maalesef 20 TL!” Üreten çiftçi üzgün, satan esnaf üzgün, alan ve alamayan vatandaş üzgün ve perişan…. Buna sebep olan iktidar ise vurdumduymazlığa devam ediyor!

“Erdoğan hükümeti, milletin ekmeğine göz dikmiştir”

Cumhurbaşkanı ise; “milletin ekmeğine göz dikenlere müsamaha göstermeyeceklerini” söyleyerek, hedef şaşırtmaya çalışıyor. Milletin ekmeğine göz dikmenin daniskası yüksek enflasyona sebep olmaktır! Bir yerde enflasyon varsa orada mutlaka gelir adaletsizliği vardır ve orada zenginin daha zengin fakirin daha fakir olması ise mukadderdir. İşte Erdoğan hükümeti, Türkiye’yi içine soktuğu yüksek enflasyon sebebiyle milletin ekmeğine göz dikmiştir. İnsanlar, sahurda sofraya ne koyacaklarını, iftarı neyle açacaklarını düşünüyorlar ve yoksulluk her geçen gün büyüyor.

Mutfak tüpünün fiyatı 300 lirayı geçti. Geçtiğimiz yıl bu zamanlar bir asgari ücretli, 2825 lira olan maaşıyla 25 mutfak tüpü alabiliyorken; bu yıl maaşı yüzde 50’lik artışla 4250 lira olmasına  rağmen sadece 14 tane alabiliyor. Şimdi soruyorum: 2825 mi büyük 4250 mi? Düşen sadece paranın değeri mi, yoksa düşen aynı zamanda alın teri ve emeğin de değeri midir? Hangi ürünü ele alırsak alalım, hepsinde durum aşağı yukarı aynı.. Akaryakıt, ayçiçek yağ, patates, salatalık, et, ekmek; hiç fark etmez..

Ekonomide vahim tablo ortadayken, Sn. Erdoğan ise son günlerde verdiği tavsiyelerle bizleri epey şaşırtıyor doğrusu.. Manda yoğurdu, kestane balı, hurma ve yulaf ezmesinden oluşan şifa iksirinden sonra; gençlere verdiği tavsiyelere de kızsak mı gülsek mi bilemedik doğrusu.. “Şöyle güzel aromalı bir kahve, sonra Türkiye’yi mutlaka gezin, hatta o da yetmez şöyle bir dünya turu yapın…” diye tavsiyelerde bulunuyor…

Gençler, bayramda ailelerinin yanına memleketlerine gidecekleri otobüs biletinin fiyatlarını kara kara düşünüyor; Cumhurbaşkanı dünya turundan bahsediyor. Tur tavsiyelerine hiç girmiyorum bile ama gençler sadece günde 1 kez şöyle arkadaşlarıyla güzel aromalı bir kahve içseler, aylık 1000-1500 lira tutuyor… Sn. Erdoğan; keşke işiniz yaşam koçluğu olsaydı; hakikaten başarılı olurdunuz. Ama maalesef, size bunu üzülerek hatırlatmak isterim ki; siz her 3 gençten 1’inin işsiz olduğu, enflasyonun üç haneli rakamlara yaklaştığı, milyonlarca insanımızın da açlık ve yoksulluk sınırının altında bir gelirle hayata tutunmaya çalıştığı ülkemizi son 20 yıldır yöneten kişisiniz!

Paylaşın