Altılı Masa, Kamu Maliyesine Yönelik Önerilerini Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan  ‘Kurumsal Reformlar Komisyonu’ ilk raporunu açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Politikaları ve İşveren Örgütlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakcı, Demokrat Parti Ekonomik İşler Başkanı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz ve Saadet Partisi Ekonomik İşler Başkanı Sabri Tekir’den oluşan Kurumsal Reformlar Komisyonu çalışmalarını ortak bir basın toplantısı ile duyurdu.

Komisyonun açıkladığı başlıklar arasında kamu maliyesine yönelik öneriler yer aldı. Partilerin adayının cumhurbaşkanlığını kazanmaları durumunda atacakları adımlar raporda sıralandı.

Durum ve Hasar Tespit Komisyonu kurulacak

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre, 6 Partinin raporunda atılacak adımlar arasında ilk olarak Durum ve Hasar Tespit Komisyonu kurulacak. Kurul kurumlardan veri ve bilgi talep etme konusunda tam yetkili olacak. Komisyon veri kalitesiyle ilgili sorunları, kamu zararlarını, riskleri Cumhurbaşkanı’na rapor edecek.

Ekonomik ve Sosyal Konsey’e işlev kazandırılacak

Komisyon raporundan Ekonomik ve Sosyal Konsey’ işlev kazandırmak iççin alınan önlemlerde sıralandı. Konsey istikrar, kaynak tahsislerinden etkinlik, rekabet gücünün artırılması, tarımsal üretimin artırılması, gıda güvenliği ve yeterlilik, yeşil ve dijital dönüşünün sağlanması, çevre, istihdam, toplumsal yaşam gibi konularda önerilerde bulunacak.

Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması

Komisyonun raporunda yer alan başlıklardan bir diğeri ise Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması oldu. Kısa, orta ve uzun vadeli plan ve programa dayalı, kurumlar arası koordinasyon esas alacak olan teşkilat başlangıçta cumhurbaşkanına, parlamenter sisteme geçişten sonra ise başbakana bağlı olarak çalışacak. Teşkilat çalışmalarında akademi, STK ve özel kesimlerle yakın iş birliği içinde olacak.

Merkez Bankası’nın yapısı yeniden düzenlenecek

Raporda; Merkez Bankası’nın enflasyonu kalıcı olarak tek haneli rakamlara indirilmesi hedefine yönelik olarak hükümet ile belirlediği enflasyon hedefi ve kur rejimi çerçevesinde elindeki araçları bağımsız şekilde kullanan ve karar alan itibarlı bir kurum olmasının hedeflendiği vurgulandı. Merkez Bankası başkanın atanmasına yönelik de değişiklikler öngörüldü.

Buna göre; Merkez Bankası’nın üst yönetimini 5 yıllık süre için atanacak. Başkan Bakanlar Kurulu kararıyla, başkan yardımcıları ise başkanın teklifi üzerine üçlü kararname ile atanacak. Başkan atanmadan önce TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda açık bir değerlendirmeye tabi tutulacak.

Paylaşın

HDP, Kararını Altılı Masadaki Partiye İletti: İki İsmi Desteklemeyiz

T24 yazarı Murat Sabuncu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetiminin cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili “Akşener ya da Yavaş aday olursa kendi adayımızı çıkarırız” kararını altılı masaya ilettiğini iddia etti.

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine bir yıl gibi az bir süre kalmışken, ekonomik kriz başta olmak üzere yaşanan sorunlar muhalefetin adayının kim olacağına dair tartışmaların gündemde kalmasına neden oluyor.

Bu kapsamda yapılan bazı anketlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş başta olmak üzere birçok ismin adı öne çıkıyor.

Ancak seçim denkleminde önemli bir yere sahip olan HDP’nin, iki ismi ‘veto ettiği’ öğrenildi.

T24 yazarı Murat Sabuncu, “Kısa bir süre önce HDP yönetimi bir karar aldı. Ve bunu altılı masada şu an itibariyle en yüksek oyu olan siyasi partinin genel başkanına iletti” dedi; ardından şu bilgileri verdi:

“Karar şu: Altılı masa Meral Akşener ya da Mansur Yavaş’ı aday gösterirse HDP cumhurbaşkanlığı için aday çıkaracak. İlettikleri bir diğer konu da şu. Altılı masanın adayı açıklanmadan önce bu masanın bir temsilcisiyle, çıkartılacak adayın şeffaf bir şekilde kendileriyle konuşulması.

Bunu biraz açalım.

Uzun süredir ‘Kürtler Mansur Yavaş’a oy verir’ konuşması yapılıyordu. Ancak önce Kürt siyasetinin önemli ismi Ahmet Türk’ün ‘oy vermezler’ çıkışı, ardından Yavaş’ın Van ziyareti sırasında kalabalık içinden bir kişinin ‘Demirtaş’ı da aramızda görmek istiyoruz’ demesinin Yavaş’ın o an ‘inşallah’ demesiyle aynı anda okunması ve sonrasında basın ekibinin bununla ilgili yalanlayan açıklama yapması. HDP’nin itirazının ana temelleri burada.

Akşener’e de HDP’yi muhatap almayan ve ‘terör’ ile bağlantılı gösteren sözleri nedeniyle karşı çıkıyorlar. Kamuoyu önünde kendileriyle konuşulmasını istemeleri ise; yerel seçimlerde özellikle uzun süredir kazanılmayan büyük şehirlerin kazanılmasında ‘belirleyici aktörlerden biri olduklarının’ seçim sürecinde ve sonrasında önemsizleştirildiğini düşünmeleri. “

Paylaşın

Kulis: İktidar Cephesi, Rakip Aday İçin 5 İhtimal Konuşuyor

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı konusunda iktidar partisinde beş ihtimalin konuşulduğu kulislere yansıdı. Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Yavaş ve Akşener isimleri gündeme gelirken, bir başka AK Partili yönetici “Bence No-name bir isim belirleyecekler” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçime 1 yıl kala adaylığını İzmir’den ilan etti ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da adaylığını ya da adayını açıklamaya çağırdı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu bu sözlere henüz karşılık vermedi ama parti yöneticilerinden “Sandığı getir adayı açıklayalım” yönünde değerlendirmeler geldi.

Muhalefet partilerinin oluşturduğu altılı masa, şimdilik seçim takvimi belli olmadan aday açıklamayı planlamıyor. Bu tutum “Muhalefetin adayı kim olacak?” sorusunun daha uzun süre siyaset kulislerinde sorulmaya devam edeceğini gösteriyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre muhalefet kadar adayı merak eden iktidar cephesinden ise farklı tahminler geliyor. Bir kesim Kılıçdaroğlu’nun aday olacağını düşünürken İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a şans verenler de var.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hâlâ denklemden çıkmadığını düşünenlerin yanı sıra bir beşinci görüş ise muhalefetin bu 4 isim dışında aday çıkaracağı yönünde.

AK Partili bir yönetici, adayın daha önce adı duyulmayan biri olabileceğini belirterek, “Bence No-name bir isim belirleyecekler” iddiasında bulundu.

Paylaşın

Altılı Masa 128 Milyar Doları Araştıracak

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını sürdüren altı muhalefet partisinin kurduğu Kurumsal Reformlar Komisyonu, ilk çalışmasını büyük ölçüde tamamladı. Komisyon, ilk raporunu pazartesi açıklayacak.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre komisyon, seçim sonrası TÜİK verileri, altın rezervi gibi konular ile 128 milyar dolar iddialarına ilişkin araştırma yapılması için anlaşmaya vardı. Merkez Bankası’nın Ankara’ya taşınması konusunda da mutabakat sağlandı.

Altılı masa tarafından kurulan Kurumsal Reformlar Komisyonu’nda eski Hazine Müsteşarı CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, eski Merkez Bankası Başkanı İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz, eski Dış Ticaret Müsteşar Yardımcısı Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, eski Devlet Bakanı Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir, eski Ulaştırma Müsteşarı Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feridun Bilgin ile eski Hazine Müsteşarı DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı yer alıyor. Ekonomi alanında kamuda üst düzey görevlerde bulunmuş isimlerden oluşan komisyon, hazırladığı sekiz sayfalık raporu pazartesi günü saat 11.00’de açıklayacak.

128 milyar dolar nerede sorusuna yanıt aranacak

Edinilen bilgiye göre seçim sonrası ekonomi alanında yol haritasını belirleyecek olan ilke ve esasları içeren rapor dört başlıktan oluşacak. Komisyon, ilk olarak seçim sonrasında Özel İnceleme Ekibi kurulmasını kararlaştırdı. 10 civarında bakanlığın yanı sıra Sayıştay ve Devlet Denetleme Kurulu’ndan da yetkililerin yer alacağı ekip, en fazla tartışılan konuların başında yer alan 128 milyar dolar iddiasını araştıracak.

Merkez Bankası’nın 2019 yılı Mart ayından itibaren faizleri düşük tutmak amacıyla rezervlerden 128 milyar dolar harcadığı iddiaları gündeme gelmişti. CHP de “128 milyar dolar nerede?” kampanyası başlatmıştı. Özel İnceleme Ekibi, aynı zamanda verilere yönelik duyulan güvensizliği de araştıracak. Bu kapsamda TÜİK verileri, Merkez Bankası’nın altın rezervi gibi başlıklarda da çalışmalar yapılacak.

KÖİ projeleri mercek altına alınacak

Komisyonun gündeminde olan bir diğer başlık da Ekonomik Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılması olacak. Konseyin faaliyete geçirilmesi, nasıl işleyeceği, hangi konularda çalışacağı ve hangi sıklıkla toplanacağına yönelik ilke ve esaslar raporda yer alacak.

Ekonomik Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılarak özel sektörün kamu karar alma mekanizmalarına katılımı sağlanacak. Komisyon raporunda Strateji ve Planlama Teşkilatı’na ilişkin ilkeler de yer alacak. Varılan mutabakata göre Strateji ve Planlama Teşkilatı, özellikle müteahhitlere garanti ödemeleri içeren Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri ile ilgili çalışma yapacak.

Komisyonun açıklayacağı rapordaki diğer başlık da Merkez Bankası’nın bağımsızlığının sağlanmasına yönelik ilkeler olacak. Buna göre Merkez Bankası’nın kurumsal yapısı güçlendirilecek ve bağımsızlığı teminat altına alınacak. Raporda Merkez Bankası Başkanı’nın nasıl göreve geleceği, nasıl görevden alınacağı ve niteliklerine ilişkin ilkelere yer verilecek. Öte yandan seçim sonrasında Merkez Bankası Ankara’ya taşınacak.

Paylaşın

CHP’de Kılıçdaroğlu Kulisleri: Parti Rozetini Çıkaracak, Yetkilerini Paylaşacak

AK Parti ve MHP liderlerinin “cumhurbaşkanı adayını açıkla” baskısına karşın, altılı masada yer alan muhalefet partilerinin seçim sürecini bekleme tutumunda şimdilik değişiklik yok.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, ancak muhalefetin adayının Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmasına “yüksek ihtimal” gözüyle bakılan CHP’de, hesaplar da büyük ölçüde buna göre yapılıyor.

CHP kulislerinde seslendirilen görüşe göre altılı masadan aday olarak çıkması halinde Kılıçdaroğlu, genel başkanlık rozetini çıkarıp yerine bir vekil atayacak, seçimi kazanması halinde de parti görevinden istifa edecek ve partide kurultay süreci başlayacak.

Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde geçiş süreci boyunca birçok yetkisini parlamenter sistem ilkelerine göre paylaşacak.

Siyasi kulislerde en çok konuşulan konuların başında, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı geliyor.

Altılı masada yaygın görüş, adayın CHP’li bir ismin olacağı yönünde.

CHP ise hesaplarını Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına göre yapıyor.

Hatta Kılıçdaroğlu’nun aday olması ve cumhurbaşkanı seçilmesi halinde atılacak adımlara ilişkin strateji üzerinde çalışılıyor.

‘Parti rozetini çıkaracak, yerine vekil atayacak’

CHP kulislerinde aday olması halinde Kılıçdaroğlu’nun yapacağı ilk işinin parti rozetini çıkarmak olacağı ifade ediliyor.

Parti içinde bazı yöneticiler, partinin seçim sürecinde genel başkansız kalmaması ve seçimden hemen sonra kurultay telaşı yaşanmaması için 5-6 ay gibi görevde kalabileceğini savunsa da ağırlıklı görüş, aday olması halinde Kılıçdaroğlu’nun parti rozetini hemen çıkaracağı yönünde.

Kılıçdaroğlu’nun bu konuda son derece hassas olduğuna dikkat çeken bazı parti yöneticileri, 2018 seçimlerinde partinin adayı Muharrem İnce’nin de parti rozetini çıkardığını anımsatıyorlar.

Ancak İnce’den farklı olarak Kılıçdaroğlu genel başkan olduğu için, genel başkan vekilliği formülü düşünülüyor.

CHP tüzüğü, genel başkanın yokluğunda Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerinden birisini yerine vekaleten atamasına ve genel başkanın yetkilerini kullanmasına olanak tanıyor.

Bu çerçevede, seçim sürecinde partinin genel başkansız kalmaması ve bir kurultay zorunluluğu doğmaması için Kılıçdaroğlu’nun aday olduktan sonra yerine genel başkan vekili atayacağı aynı zamanda genel sekretere de, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde genel başkanlıktan istifa edeceğine ilişkin bir dilekçe verebileceği ifade ediliyor.

Bu hesaba göre Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde genel başkanlık istifa edecek ve genel başkanvekili partiyi tüzükte öngörülen süreler içinde kurultaya götürecek.

Yetki kullanımına dört kriter

Güçlendirilmiş parlamenter sistem taahhüdüyle seçime gidecek olan altılı masada yer alan partilerin temsilcilerinden oluşan komisyon, geçiş süreci planlaması için çalışmalarını sürdürüyor.

Ancak masada yer alan partilerde ortak görüş, fiili parlamenter sistem uygulanması ve bu çerçevede mevcut sisteme göre seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerinin de buna göre dizayn edilmesi yönünde.

CHP kulislerinde cumhurbaşkanının yetkilerine ilişkin dört temel kriter dile getiriliyor.

Bunlar;

  • Kullanabileceği yetkiler,
  • Anayasa ve yasalarda olmasına karşın kullanmayacağı yetkiler,
  • Hükümet ile müştereken kullanacağı yetkiler
  • Ve Cumhurbaşkanı’nın yerine kullanılacak yetkiler olarak ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanının kullanmayacağı yetkilerle ilgili “Mesela, partisinin il başkanını atamayacak veya kayyum atamayacak” değerlendirmesi yapılırken, “yerine kullanılacak yetkiler” kapsamında da rektör ataması gösteriliyor.

Seçilecek cumhurbaşkanının rektör atama yetkisi bulunmasına karşın, üniversite öğretim üyeleri ve öğrencilerin seçimi doğrultusunda atama yapabileceğine dikkat çekiliyor.

Müştereken kullanacağı yetkilere de hükümette görev alacak cumhurbaşkanı yardımcısı ve kabine üyelerinin atanması veya eşgüdümü gibi parlamenter sistemde kullanılan yetkiler örnek gösteriliyor.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Kılıçdaroğlu’na Destek

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik, “Alevi kimliği Sünniler için endişe” sözlerine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / SP Lideri Karamollaoğlu, “Aday belirleme kriterlerinde liyakatin değil de ırkın veya mezhebin aranması; ülkemize, insanımıza ve geleceğimize yapılabilecek en büyük kötülüktür” dedi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Karamollaoğlu şu ifadeleri kullandı:

”Sayın Kılıçdaroğlu ve Alevi vatandaşlarımıza yönelik sarf edilen ayrıştırıcı ve ötekileştirici ifadelerden dolayı üzüntümü belirtmek isterim.

Yöneticide aranan vasıf mezhep değil; dürüstlük, adalet, ehliyet ve liyakat olmalıdır. Aday belirleme kriterlerinde liyakatin değil de ırkın veya mezhebin aranması; ülkemize, insanımıza ve geleceğimize yapılabilecek en büyük kötülüktür.”

Ne olmuştu?

İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral, Kılıçdaroğlu’na ilişkin “Alevi olması benim açımdan bir engel değil, çünkü ben tanıyorum, ilkelerini biliyorum. Ancak siyasette maksat kazanmaktır. Türkiye’deki genel objektif açısından baktığımda bir çekince görürüm. Türkiye’nin yüzde 65’i yüzde 70’i muhafazakâr profil çiziyorsa, ona hitap edebilen, farklı bir isimle çıkılır” demişti. İYİ Parti, Ankara Milletvekili Halil İbrahim Oral’ı disiplin kuruluna sevk etti.

Akşener, Kılıçdaroğlu ve Alevilerden özür diledi

Sakarya ziyaretinde halka seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İbrahim Halil Oral’ın Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası adaylığı ile ilgili sözlerini değerlendirdi.

“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, üzülen her bir kardeşimden İYİ Parti Genel Başkanı olarak özür diliyorum” diyen Akşener konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi sizinle bir başka üzüntümü paylaşacağım. Ankara milletvekilimiz Halil İbrahim Oral, bir YouTube kanalında bir konuşma yaptı. Ben başkalarının yaptıklarını bizlerin yapmasını kesinlikle tasvip etmiyorum. Alevilik üzerinden yapılan her türlü tarifi, kim üzerinden olursa olsun şiddetle reddediyorum.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, üzülen her bir kardeşimden İYİ Parti Genel Başkanı olarak özür diliyorum. Bizim gibi ailelerin her birinin evinde mutlaka Ali, Hüseyin, Hasan vardır. Ali merttir, Ali cesurdur. Ali zor zamanımızda ‘Medet Ya Ali’ dediğimiz bir büyüğümüzdür. Dolayısıyla Hz. Ali’yi sevenlerin üzülmesine, incinmesine müsaade etmeyeceğim gibi çok üzüldüğümü ifade ediyor ve her bir kardeşimden ayrı ayrı özür diliyorum.”

Paylaşın

Altılı Masa ‘Seçim Güvenliği’ Adımlarını Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan Seçim Güvenliği Komisyonu, hazırladıkları raporu kamuoyu ile paylaştı. Komisyon 6 partinin seçim sürecinden atacakları adımları açıkladı. Rapora göre, 200 bin sandık görevlisi eğitilecek.

Altı Parti’nin bir araya gelerek oluşturdukları Seçim Güvenliği Komisyonu, seçim güvenliğinin sağlanması için gerekli unsurları belirleyerek, bu konularda alacakları önlemleri kamuoyu ile paylaştı.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre; Partilerin ortak çalışması; seçim öncesi, seçim sürecinde yapılacak çalışmalar, seçim günü yapılacak çalışmalar ve seçim sonrasında yapılacaklar şeklinde 4 başlıkta sıralandı.

Komisyonun çalışmalarını CHP’den Oğuz Kaan Salıcı, DEVA Partisi’nden İdris Şahin, Demokrat Parti’den İlay Aksoy, Gelecek Partisi’nden Ayhan Sefer üstün, İYİ Parti’den Şenol Sunat, Saadet Partisi’nden Hasan Bitmez birlikte açıkladı.

Seçim öncesi alınacak önlemler

  • Her parti seçim kütüklerini YSK’dan alarak bunlar üzerinde çalışma yürütecek. ‘Anormal sayıda seçmen kaydı, vefat ettiği halde kütüğe yazılanlar’ gibi başlıklar değerlendirilecek.
  • Sandık başı işlemlerini takip edecek kadrolar belirlenecek. Yaklaşık 200 bin civarında kurulacak sandık için görevlisi belirlenecek. Bu görevliler eğitimden geçirilecek.
  • Partiler ortak seçim alt yapısı sayesi oluşturacak. Bu konuda partiler iş birliği yapacak

Seçim takvimi boyunca yapılacaklar

  • Sandık kurulu başkanı ve memur üye belirleme süreci takip edilecek
  • Her siyasi parti seçim sürecinde düzenleyeceği, miting, toplantı benzeri faaliyetler konusunda diğer partileri bilgilendirecek.
  • Altılı masayı oluşturan partiler propaganda faaliyetlerinin sağlıklı, eşit ve adil şekilde yürütülmesi için iş birliği yapacak.

Seçim günü yapılacaklar

  • Seçim günü bütün sandık kurullarının mevzuata uygun şekilde oluşumu takip edilecek.
  • Sandık başından gerçekleşecek, usulsüz işlemleri, mükerrer oy kullanımı, kamu gücü kullanarak yapılan manipülasyonlar ile yerel ve yöresel müdahaleler konusunda şikayet ve itiraz yolarını kullanılacak.
  • Seçmenin oy vermesi teşvik edilerek ve kolaylaştırılacak

Seçim sonrasında yapılacaklar

  • Seçim sürecinde yapılan itirazlar takip edilecek.
  • Islak İmzalı sandık sonuç tutanağının alınması ve yetkili birimlere iletilmesi sağlanacak.
  • Oy torbasının ilçe seçim kuruluna ulaşması takip edilecek.
  • YSK tarafından resmi sonuçların ilanına kadar her türlü itiraz mekanizması takip edilecek.
Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu ‘İnsanca Yaşam Manifestosu’nu Açıkladı

Partisinin il başkanları ve il müfettişleri toplantısında konuşan SP Lideri Karamollaoğlu, devletin adaleti ve insani değerleri hakim kılma mekanizması olduğunu vurgulayarak, “Adalet, insanı yaşatan, onuru koruyan, hakkı ve hukuku gözeten iradenin, kararın ve kuralın geçerli ve esas olmasıdır. Her şeyin yerli yerinde, olması gerektiği gibi olmasıdır. Özgürlük, insanı yaşatmayı hedefliyor, insanca yaşamayı sağlıyorsa sahicidir. Yasaklar ve sınırlamalar, ancak insanı ve insanlığı koruduğunda mazur görülebilir” dedi.

Haber Merkezi / Demokrasi, siyaset, hukuk, devlet ve adaleti insanca yaşamayı kolaylaştıran mekanizmalar ve kurumlar olarak gördüklerini vurgulayan Karamollaoğlu, “Hak ve özgürlüklerin anayasada ya da yasalarda yer almasını değil, hayatın içinde var olmasını ve insan tarafından bizatihi kullanılmasını önemsiyoruz.” ifadelerini vurguladı. Hükümet ve devletin yardım ya da merhamet etmekten değil, hakkı ve adaleti tesis etmekten sorumlu olduğunu kaydeden Karamollaoğlu, “Kanunun içinde eşit, hakimin önünde eşit değilseniz adil yargılanma hakkından, hak arama hürriyetinden, kanun önünde eşitlikten bahsetmek ne mümkündür.” dedi.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin AFİTAB Kültür Merkezi’nde düzenlenen il başkanları ve il müfettişleri toplantısında açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu’nun konuşması şöyle:

“Bizler suni gündemlere takılıp kalmadan yolumuza devam ediyor; ülkemizin problemlerinin çözümüne ve insanımızın sıkıntılarını gidermenin yollarına odaklanıyoruz. Sözün güzelini söylemekten ve işin de doğrusunu yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.

Bugün burada sadece bir İl Başkanları Toplantısı gerçekleştirmiyoruz. Bugün aynı zamanda İnsanca Yaşam Manifestomuzu da kamuoyuna deklare ediyoruz. Saadet Partisi olarak 85 milyon insanımıza bir teklifimiz var. Peki nedir o. İnsanca Yaşam. Evet insan… Eşref-i mahlûkat olan insan… İnsan; dünyanın var oluş gerekçesidir. Yaratılmışların en şereflisi, hakların ve onurun emsalsiz öznesidir. İnancımıza göre insan Allah’ın yeryüzündeki halifesidir. Evet. Zaman, mekan ve imkan tartışmasız insan içindir. Ve elbette inanç, erdem, adalet, fikir, irfan, siyaset ve devlet insana dairdir. Saadet Partisi olarak, insanı yaşatmak da insanca yaşatmak da bizim vazgeçilmez önceliğimiz ve hedefimizdir.

Peki bugün bu topraklar üzerinde insanımız insanca yaşam sürebiliyor mu? Maalesef, hayır. Bugün Türkiye’de milyonlarca insan açlık ve yoksulluk sınırının altında bir hayata mahkum edilmiştir. Her 3 gencimizden 1’i işsizdir. Yıllarca alın teri dökmüş emeklilerimiz; 2-3 bin lira ile geçinmeye çalışmaktadır. Kadınlar hiçe sayılmakta, şiddet görmekte ve cinayetlere kurban gitmektedir. Memurlarımız, mobbinge uğramakta ve maaşları yoksulluk sınırının altında kalmaktadır. İşçilerimiz, emekçilerimiz zor koşullarda çalıştırılmakta ve emeklerinin karşılığını alamamaktadır. Çiftçimiz, üreticilerimiz, toprağa küstürülmüştür. Engellilerimiz, EYT ve KHK mağdurları gibi toplumsal gruplar feryadını yetkililere duyuramamakta, yaşadıkları mağduriyetler giderilmemektedir.

“Karşılaştığımız manzara hakikaten üzüntü verici”

Hangi alanı ele alırsak alalım, hangi meslek grubunu irdelersek irdeleyelim karşılaştığımız manzara hakikaten üzüntü vericidir. Ataması yapılmayan öğretmenler, saatlerce nöbet tutup, şiddete uğrayıp, bir de ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından sözlü şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarımız, üniversite mezunu olduğu halde iş bulamayıp, diplomalı işsizler kervanına katılan yüz binlerce gencimiz. Bankaların vicdanına terk edilen ve kepenk kapatmak zorunda kalan esnafımız. Polislerimiz, askerlerimiz, eğitimcilerimiz, mühendislerimiz ve hemen hemen tüm meslek grubundan insanımız ve mesleklerine hiç başlama fırsatı bulamayan insanlarımız…

Aynı şekilde kan ağlayan sektörlerimiz ve her gün gözyaşı dökerek adalet arayan mağdurlar… Biz İnsanımızı insanca yaşatmak istiyoruz. Biz, bu düzene razı değiliz, insanımızın mahkum edildiği bu koşullara razı değiliz! İnsanımızı insanca yaşatmayan bu anlayışı kabul etmiyor, reddediyoruz. Biz, insanımızı insanca yaşatmak istiyor ve insanımıza bu koşulları reva gören düzene karşı insanımızın yanında saf tutuyoruz. Biz, çocuğunu pamuk tarlasında doğurmak, fındık bahçesinde büyütmek, ayçiçek tarlalarında çalıştırmak zorunda kalan mevsimlik tarım işçisinin yanındayız.

KPSS’de, yazılı sınavda birinci olup mülakatta 50 puan verilerek elenen öğretmen adayının yanındayız. Biz sipariş verilen pizzayı, bir ambulansın kaza mahaline ulaşmasından daha kısa sürede yetiştirmeye çalışan kuryenin yanındayız. Kuru ekmek ve soğanını inşaatta yiyen, duşunu inşaatta alan, yastığını çimento torbasından, yorganını çimento kağıdından yapmak zorunda kalan inşaat işçisinin yanındayız.

Saadet Partisi olarak biz; eşi ve çocukları günyüzü görsün diye gün ışığı görmeden yer altında çalışan maden işçisinin yanındayız. Biz çocukları okula aç gitmesinler diye başkalarının evinde cam silen, yer ovan gündelikçi annelerin yanındayız. Mazota, gübreye, ilaca, elektriğe para yetiştiremeyen üreticinin yanındayız. Boyundan yüksek çekçeği zıplayarak tutan, okul masraflarını çöpten çıkaran kömür gözlü kağıt toplayıcısı çocuğun yanındayız. Biz Rabia Naz’ın, Nadira Kadirova’nın, Özgecan Aslan’ın, Şule Çet’in, Başak Cengiz’in ve Ceren Özdemir’in yanındayız.

İnsanların kendi kültürlerini yaşatma ve kendi anadillerini kullanma haklarının yanındayız. Biz adil yargılanma talebi duyulmayan, beraat ettiği, takipsizlik kararı aldığı halde işine dönemeyen, pasaportu verilmeyip Meriç’te boğulmaya, kanserden ölüme, açlıktan ağaç kabuğu yemeye mahkum edilen KHK’lının yanındayız.

Lambasını yakmaya, kombisini açmaya korkan emeklinin yanındayız. Biz zor şartlarda fedakarca görev yapan sağlık çalışanlarının yanındayız. Hakaretlere, tehditlere, saldırılara rağmen hakikatin peşinden koşmaktan vazgeçmeyen, köşesini, sayfasını, kanalını doğrulara açan ilkeli basın emekçisinden yanayız. Biz belediye meclislerinin buharlaştırılmasından değil yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden yanayız. Üniversitelerin, akademisyenlerin ve öğrencilerin baskı ve tahakküm altında tutulmasından değil, bilim ve düşünce üretmesinden yanayız. Biz Kazdağları’nın, Salda Gölü’nün, Munzur Suyu’nun, Kelkit Vadisi’nin, Gediz Ovası’nın, Ergene Çayı’nın, İkizdere’nin, Cerattepe’nin yanındayız. Özetle, yağma ve talandan değil toplum ve doğadan yanayız.

“İnsanca yaşamak ve insanımızı da insanca yaşatmak istiyoruz”

Biz özgür ve hak sahibi olarak doğan insanların özgür ve hak sahibi olarak yaşamalarının yanındayız. Emeğin, alın terinin, bereketin, üretmenin, paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşliğin yanındayız. Biz bu coğrafyanın vicdanıyız. Bu kapıdan içeriye kin giremez, nefret giremez, ırkçılık, mezhepçilik, yabancı düşmanlığı giremez. Biz kendimiz için isteğimizi kardeşimiz için de isteriz. Biz kendimize yapılmasını istemediğimiz başkasına da yapılmasın isteriz. Bizim ahlakımız bunu gerektirir, bizim maneviyatımız bunu gerektirir. Biz barışın, uzlaşının, eşitliğin, adaletin, iş birliğinin, hak ve özgürlüklerin yanındayız. Biz ezilenlerin, hor görülenlerin, hak ayarayanların, adalet peşinde olanların yanındayız. Biz insanımızın yanındayız, insanımızdan yanayız ve insanımızın yanında saf tutuyoruz. Saadet Partisi olarak biz insanca yaşamak ve insanımızı da insanca yaşatmak istiyoruz.

Bizim anlayışımızda devlet insanı insanca yaşatmanın aracı, adaleti ve insani değerleri hakim kılma mekanizmasıdır. Bizim bakışımızda adalet; insanı yaşatan, onuru koruyan, hakkı ve hukuku gözeten iradenin, kararın ve kuralın geçerli ve esas olmasıdır. Her şeyin yerli yerinde olması gerektiği gibi olmasıdır. Özgürlük insanı yaşatmayı hedefliyor, insanca yaşamayı sağlıyorsa sahicidir. Yasaklar ve sınırlamalar ancak insanı ve insanlığı koruduğunda mazur görülebilir.

Bir siyasal sistem, bir hukuk düzeni, bir devlet teorisi ve pratiği ancak ve ancak insani değerleri, insani kalkınmayı, adil paylaşımı mümkün kıldığında, insanı yaşatmayı başardığında; hakkı, insafı ve merhameti kendisine dayanak yaptığında, insanı, onuru ve haklarıyla birlikte koruduğunda, kolladığında, yaşattığında, her insana, istisnasız, ayırımsız ve ayrıcalıksız şekilde insanca yaşama imkanı sağladığında demokratiktir, hukukidir, adildir ve insanidir.

İnsan onuru, ihlale de ihmale de konu edilemez. İnsan hakları, devlet için tehdit, adalet için yük görülemez. Özgürlükler, iktidar tarafından korku gerekçesi, yasak ve baskı dayanağı yapılamaz. Özgür birey, kamu düzeni açısından zafiyet potansiyeli olarak tanımlanamaz. Demokratik toplum, devlet açısından egemenlik riski ve beka tehlikesi olarak sayılamaz. Adil paylaşım, gereksiz, anlamsız ve yersiz talep olarak görülemez ve gösterilemez.

Biz, demokrasiyi de siyaseti de, hukuku, devleti ve adaleti de insanca yaşamayı kolaylaştıran ve mümkün kılan mekanizmalar ve kurumlar olarak görüyoruz. Partisinin iktidar olması ya da iktidarda kalması dışında hiçbir şeyi önemsemeyen duyarsızlığa ve bencilliğe hiç meyletmedik, hiçbir zaman da meyletmeyeceğiz.

Biz, hak ve özgürlüklerin Anayasa’da ya da yasalarda yer almasını değil, hayatın içinde var olmasını ve insan tarafından bizatihi kullanılmasını önemsiyoruz. Hayatta yer almıyor ve kullanılamıyorsa kitaptaki haklar, sadece temenni mektubu vasfını haizdir. Hiçbir vatandaşımız hayatı eksiklerle ve eksilerek yaşamak zorunda kalmamalıdır. Yaşama hakkına sahip olmayı, nefes alıp verebilmek olarak gören bir iktidar adil olamaz. Vatandaşının ihtiyaçlarını karşılayacak kadar gelir elde etmesini sağlayamayan bir iktidar, önce yardıma muhtaç vatandaş kitlesini büyütür ve sonra da kendisine fütursuzca sosyal devlet unvanı üretir. Sosyal devlet vatandaşına hayatta kalacak kadar yardım eden devlet değil, vatandaşını yardıma muhtaç etmeyen ve yardıma muhtaç olmaktan kurtaran devlettir.

“Adil olanı, hakkımız olanı istiyoruz”

Hükümet ve devlet, yardım ya da merhamet etmekten değil, hakkı ve adaleti tesis etmekten sorumludur. Kanunun içinde eşit, hakimin önünde eşit değilseniz; adil yargılanma hakkından, hak arama hürriyetinden, kanun önünde eşitlikten bahsetmek ne mümkündür. Sözün özü, bugün kağıtta yazan haklar, hayatta yaşanan haksızlıklara dönüşüyor.

İnsanlığımızdan, haklarımızdan, özgürlüğümüzden vazgeçmeyeceğiz ve inanın, bu bozuk düzeni; bozulduğundan daha kısa sürede düzeltebiliriz. Çok çalışıp az kazanmak yerine emeklerin karşılığını almak… Kaygıları bitirip umudu çoğaltmak… Hukukta adaleti, kanun önünde eşitliği sağlamak. Yandaşa aktarma düzeneğinden kurtulmak vatandaşlarla paylaşma sistematiğini kurmak… Biz, ücretin de yaşamın da asgarisini reddediyoruz. Adil olanı, hakkımız olanı istiyoruz.

Hepimiz için mümkünken mutluluğun ve huzurun azınlığa ait olmasına rıza göstermeyeceğiz. Mutlu azınlığa tahammül değil itiraz edeceğiz. Hepimizin ortak talebi insanca yaşam.

Asgari ücret, açlık sınırı, geçim sıkıntısı…  Bize dayatılan bu yaşam şartlarına alışmayacağız. Zorbaca kaybettirilenleri, yeniden ve birlikte kazanmalıyız. Rızamız olmadan bizden alınanları, geri almalıyız. İnsanı yaşatan devleti, insanca yaşamayı mümkün kılacak adaleti birlikte tesis etmeliyiz. İnanıyoruz ki, birlikte, kararlı ve ısrarcı olursak uzun sürmeyecek.

İnsanca yaşam her birimizin, hepimizin ortak talebi ve ortak iradesidir. Devletin varlık sebebi ve adaletin gerekçesidir.

İnsanca Yaşam Manifestosu

İşte bugün burada İnsanca Yaşam Manifestomuzu ilan ediyoruz. İktidara geldiğimizde, vatandaşlarımız tarafından yetkiyi aldığımızda;

  • Gardiyan değil garson devlet” anlayışıyla, devleti asli vazifesine uygun bir şekilde yöneteceğiz.
  • Vatandaşını korkutan ve ezen devlet anlayışı yerine; güven veren ve kalkındıran bir devlet anlayışını hâkim kılacağız.
  • Adil bir düzen inşa edeceğiz. Gelir dağılımında adaleti sağlayarak, refahı yaygınlaştıracağız.
  • Kamu ihaleleri başta olmak üzere, rant düzenini ortadan kaldıracağız.
  • Hiç kimsenin kursağında, bir başkasının ekmeği olmasına müsaade etmeyeceğiz.
  • Hiçbir vatandaşın kalbinde, haksızlığa uğradığı duygusunun yeşermesine izin vermeyeceğiz.
  • Yoksulluk ve yoksunluk düzenini ortadan kaldıracağız.
  • En temel ihtiyaçların dahi karşılanamadığı, yalnızca hayatta kalmaya yeten bu yoksunluk düzenini değiştireceğiz.
  • İnsanımızın yarınından endişe etmediği, çocukları için mutlu ve müreffeh bir yaşam sürebilme imkânına sahip olduğu bir ekonomi kuracağız.
  • İnsanımızın mülksüzleşmesine sebep olarak, kendi ülkesine duyduğu aidiyet duygusunu zedeleyen ekonomi modelini değiştireceğiz.
  • Eğlenmenin, sosyalleşmenin, kendini geliştirmenin, teknolojik imkânlara sahip olmanın lüks olmadığı bir Türkiye inşa edeceğiz.
  • Yolsuzluk düzenini de ortadan kaldıracağız.
  • Sadece milletimiz için çalışacak; devleti, ganimet gibi gören anlayışlara müsaade etmeyecek bir anayasal zemin hazırlayacağız.
  • Türkiye’yi yasaklar ülkesi olmaktan kurtaracağız.
  • Düşüncenin ve fikirlerin yasaklandığı güvenlikçi politikalara tevessül etmeyeceğiz.
  • Toplantı, yürüyüş ve gösteri yapma hakkını antidemokratik bir suç olarak gören anlayışın tersine, demokrasinin temel parametreleri olarak yeniden normalleştireceğiz.
  • Basın ve medya başta olmak üzere, her alandaki yasakçı anlayışa son vereceğiz.
  • Sadakati değil, yalnızca liyakat ve ehliyeti esas alacağız.
  • Normalleştirilen ve herkesin kabullendiği torpil düzenini ve mülakat sistemini kaldıracağız.
  • Başarılı, çalışkan ve liyakat sahibi gençlerimizi kendi ülkesine küstüren “tanıdığın varsa” anlayışını ortadan kaldıracağız.
  • Gençlerimizi yurt dışında bir hayat kurmaya mecbur bırakan bu adaletsizliğe son verecek, kırılan bütün kalpleri onaracağız.
  • Herkes için nitelikli eğitimi yaygınlaştıracağız.
  • Devlet kurumlarında verilen eğitimin niteliğini çağın gerekliliklerine uygun, teknolojiyle uyumlu ve geleceğe dönük olarak arttıracağız.
  • Yoksul çocuklar ile maddi yeterliliğe sahip olanların eğitim farkını ortadan kaldırmanın mücadelesini vereceğiz.
  • Türkiye’nin tüm bölgelerini kapsayacak şekilde fırsat eşitliğini mutlaka sağlayacağız.
  • Hukukun üstünlüğünü sağlayacağız.
  • Üstünlerin hukukunun normalleştiği, insanların güvenini zedeleyen adalet ve yargı düzenini değiştireceğiz.
  • Suçluların; meşrebine, kimliğine, banka hesaplarına, siyasi bağlantılarına göre hareket eden yargının, yalnızca adalete uygun bir şekilde karar vermesini sağlayacağız.
  • Siyasetin adalet üzerindeki sivil vesayetine son vereceğiz.
  • Vergi politikalarında adaleti sağlayacağız.
  • Devletin vergi alacaklarını kişi ve kurumların kazancına uygun olarak yeniden düzenleyeceğiz.
  • Temel tüketim maddelerinden ve temel ihtiyaçlardan alınan vergileri en aza indireceğiz.
  • Vatandaşın ödediği vergilerin, lüks ve israfa değil; yine vatandaşa dönmesini sağlayacağız.
  • Büyük sermaye sahiplerinin milyon dolarlık vergi borçlarını silip, küçük esnafa vergi faizi uygulayan haksız düzeni değiştireceğiz.
  • Sokak ve caddeleri güvenli hale getireceğiz.
  • Kadına karşı şiddeti bitirecek hukuki düzenlemelerle caydırıcı cezaları çoğaltacak, sokakların insanlar ve çocuklar için güvenli ve yürünebilir yerler olmasını sağlayacağız.
  • Ucuz ve kaliteli gıdaya ulaşımı kolaylaştıracağız.
  • Türkiye’nin gıda üretimini artıracak tarım politikalarına ağırlık vereceğiz.
  • Nüfus büyüklüğünü ve ihtiyaçlarını dikkate alarak kısa, orta ve uzun vadeli plan ve projelerle tarımsal üretim kapasitemizi arttıracağız.
  • Tarım alanlarımızın imar rantına kurban edilmesine müsaade etmeyeceğiz.
  • Ekilebilir arazilerimizin atıl kalmamasını sağlayacağız.
  • Herkesin ucuz, sağlıklı ve kaliteli gıdaya ulaşabilmesini sağlayacağız.
  • Demokratik katılımı yaygınlaştıracağız.
  • Yerel, bölgesel ve ulusal bazda alınacak önemli kararlarda doğrudan demokrasinin uygulanmasına önem vereceğiz.
  • Vatandaşlarımızın karar alma süreçlerinde yer almalarını sağlayarak, alınacak kararlarda vatandaşlarımızın memnuniyetini esas alacağız.

“Biz herkesi davet ediyoruz”

Kim olduğuna, kime yakın veya uzak durduğuna, hangi fikre ve dine mensup olduğuna, varlık veya yokluk konumuna, yaşlı-genç, erkek-kadın olup olmadığına bakmaksızın herkesi, İnsanca Yaşam hedefimize katkı yapmaya ve insanca yaşama noktasındaki gayretlerimize katılıma davet ediyoruz.

Biz inanıyoruz ve her vatandaşımıza şöyle sesleniyoruz. İnsanı yaşatan devlet, insanca yaşatan siyaset, adil paylaştıran adalet seninle olur… İnsanı yaşatan ve insanca yaşatan Türkiye için Saadet Vakti diyor.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Ortak Metnine Kim Karşı Çıktı?

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi Genel Başkanları, dördüncü kez altılı masada bir araya geldi. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantı, 7 saat 15 dakika sürdü.

Altılı masanın çalışma süreci hakkında ise “En erken seçim sonuçları resmi olarak açıklanana kadar bir arada hareket edilmesi” kararı alındı.

Kasım ayında olası bir erken seçimin artık ciddi bir ihtimal haline geldiği tespitiyle yola çıkılan liderler toplantısında, genel başkan yardımcıları tarafından çalışmaları sürdürülen komisyonda gündeme geldi.

Komisyonların çalışma programlarını inceleyen liderler, bu kapsamda ilk olarak Seçim Güvenliği Komisyonu’nu ele aldı.

Seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere dört aşamada yapılacak ortak çalışmaları ele alan liderler, yüzde 98’e ulaşan sandık görevlilerinin atanması konusunda elde edilen ilerlemeyi kamuoyu ile paylaşmaya karar verdi.

Bu kapsamda, komisyondan sorumlu genel başkan yardımcılarının 6 Haziran Pazartesi günü kamuoyunun önüne çıkması kararlaştırıldı.

Sürecin ortak ilkeleri

BirGün’ün haberine göre, görüşmede ev sahibi Ahmet Davutoğlu’nun öncülüğünde kaleme alınan metne, DP Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın “Haberimiz yok” diyerek çekincelerini belirttiği öğrenildi.

Metnin üzerinde çalışılması isteğini ileten Uysal’ın ikna edildiği ve metne imza atmasının sağlandığı bildirildi.

Henüz resmi ittifak sürecine girilmediği için, altılı masanın çalışmalarından, “İşbirliği Süreci” olarak bahsedilen ortak ilkeler metninde, özetle şu ifadeler yer aldı:

“İşbirliği Süreci’nde yer alan bütün partilerin genel başkanları olarak önümüzdeki kritik tarihi süreçte aşağıdaki ilkelere sadık kalacağımızı taahhüt ve ilan ediyoruz.

•Hukuk devletinin yeniden tesisi için güçlendirilmiş parlamenter sisteme bir an önce geçilmesi gerektiğine inanıyoruz.

•Demokratik hak ve özgürlüklerin evrensel ilkelerini savunan bizler, insan haklarına dayalı bir siyasal düzenin kurulması gerektiğine inanıyoruz.

•Temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal ve yasal güvenceleri temin edeceğiz.

•Hiç kimse siyasi tercihleri nedeniyle suçlanmayacak, toplumsal barışımızın rövanşist bir tavır ve kolektif suç anlayışı üzerinden zarar görmesine müsaade edilmeyecektir.

•Türkiye’yi Anayasa’mızda yer aldığı şekliyle gerçek bir sosyal devlet haline getireceğiz.

•Sosyal devlet ilkesiyle adil bir gelir dağılımını önceleyen bir ekonomi politikası benimseyeceğiz.

•Devlet yapısını kurumsal kültür, ehliyet ve liyakat temelinde yeniden inşa edeceğiz.

Paylaşın

Altılı Masada Planlamalar, ‘Kasım’da Erken Seçim’ Olasılığı Gözetilerek Yapıldı

İlk olarak “güçlendirilmiş parlamenter sistem” konusunda mutabakata varan 6 muhalefet partisi, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğindeki dördüncü toplantısında, “işbirliği süreci”ne ilişkin “tutum belgesi”, “temel ilkeler ve hedefler” başlığı altında 10 maddelik bildiri üzerinde de uzlaşmaya vardı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, toplantıdan çıkan ikinci somut sonuç ise daha önce kurulan 4 komisyonun çalışmalarını kamuoyuna açıklamak için takvim ortaya koymaları oldu. Kulislere yansıyan bilgilere göre, bu kararlarda, Kasım ayında yapılabilecek bir “erken seçim olasılığı” etkili oldu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğini üstleneceği bir sonraki toplantının tarihi ise 3 Temmuz olarak belirlendi. Muhalefet liderlerinin Pazar günü bir araya geldiği toplantı yaklaşık 7 saati buldu ve gece saat 02:20’de, alınan kararlar yazılı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu.

Seçim öncesi ve sonrasına dönük işbirliği ilkelerini içeren 10 maddelik “temel ilkeler ve hedefler” bildirisinin yanısıra, “parlamenter sisteme geçiş süreci”, “seçim güvenliği”, ekonomi konusundaki temel hedefleri içeren çalışma yapmakla görevlendirilen, “kurumsal reformlar” ve parlamenter sisteme geçiş için anayasal ve yasal değişikliklerle ilgili çalışmayı yürüten komisyonun çalışmaları da büyük ölçüde takvime bağlandı.

6 parti temsilcisinden oluşan seçim güvenliği komisyonu, hazırladığı çalışmayı 6 Haziran’da, kurumsal reformlar komisyonu 13 Haziran’da, anayasal ve yasal değişiklikler komisyonu da bir sonraki toplantıya kadar çalışmasını tamamlayacak. Ancak geçiş süreci komisyonu için net bir takvim konulmadı ve çalışmalarının daha uzun soluklu olacağı değerlendirildi.

Liderlerin ortak metin için önerileri

Edinilen bilgiye göre liderlerin en uzun süren görüşmesinde, ekonomiden, dış politikaya kadar hemen her alandaki gelişmeler ele alındı. Liderlerin mesaisinin büyük bölümünü ise 10 maddelik “temel ilkeler ve hedefler” bildirisinin hazırlanması oluşturdu.

Daha önce her siyasi partinin yaptığı çalışmalar doğrultusunda, ortak başlıklar belirlendi. Ayrıca her lider, diğer partilerle çelişmeyecek önerilerini de masaya getirdi. Bildiride yer alan 10 madde içinde “Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı güçlendirilmiş parlamenter sistem”, “siyasi etik reformu” gibi başlıklar ortak öneri olarak yer alırken, Kılıçaroğlu’nun temel söylemlerinden olan “hiçbir çocuğun yatağa aç girmeyeceği” vaadi de “sosyal devlet ve gelir adaleti” başlığı içinde yer buldu.

6’lı masa kurulmadan önce “dinsel kazanımların korunacağı” taahhüdü içeren bildiri hazırlanması önerisini ilk gündeme getiren isim olan Davutoğlu da bu önerisini masaya taşıdı. “Din ve vicdan özgürlüğü” başlığı altında, “Kamusal ve özel yaşamda herkesin inanç pratiğine saygılı olmayı özgürlükçü laiklik anlayışın zorunlu bir gereği olarak görüyoruz. Bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü çerçevesindeki kazanımların koruyucusu ve güvencesi olacağız” ifadeleri temel ilkeler bildirisine girdi.

“Hiçkimsenin siyasi tercihleri nedeniyle suçlanmayacağı, toplumsal barışın rövanşist bir tavır ve kolektif suç anlayışı üzerinden zarar görmesine izin verilmeyeceği” taahhüdünü içeren “toplumsal barış ve tarafsız-bağımsız yargı önünde hesap verebilirlik” başlığı ise Babacan’ın önerisi doğrultusunda metinde yer aldı.

Erken seçim göstergeleri

Edinilen bilgiye göre masada, 6 ya da 27 Kasım’da bir erken seçim olabileceği güçlü olasılık olarak ifade edildi. İktidarın, ekonomik göstergeler dikkate alındığında, “zamanında bir seçimi” göze alamayabileceği görüşünün ağırlık kazandığı masada bazı liderler, AKP’nin teşkilatlarına “seçime hazır olun” talimatı verdiğine dikkat çekti.

İktidarın Temmuz ayında memur zamları, asgari ücrete ara zam, tarım kesimine dönük bazı iyileştirmeler, 3600 ek gösterge gibi adımlarla, hayat pahalılığına karşı geçici bir olumlu hava oluşturabileceği görüşü dile getirildi.

Suriye’ye yönelik olası operasyonun, “erken seçimin en önemli göstergesi” olacağı değerlendirmesinin yapıldığı toplantıda, bu nedenle muhalefetin hazırlıksız yakalanmaması için başta temel ilke ve hedeflerin belirlenmesi olmak üzere çalışmaların hızlandırılması görüşü benimsendi.

Edinilen bilgiye göre Davutoğlu, temel hedefler ve ilkeler bildirisinin yanısıra 4 komisyonun yaptığı çalışmaların da kamuoyuna açıklanmasını istedi, ancak komisyonların çalışmalarını henüz sonuçlanmadığı gerekçesiyle diğer liderlerce bu öneri kabul görmedi. Müzakereler sonucunda her bir komisyonun çalışmalarının takvime bağlanması ve komisyon üyeleri tarafından basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulması görüşü benimsendi. Toplantıda “aday” ve “ittifak”larla ilgili takvimin belirlenmesi önerisinin ise masa gündemine gelmediği öğrenildi.

Davutoğlu’nun “takvim ısrarı”nın altında, evsahipliğindeki toplantıda, “somut adımlar atıldığı” mesajını vermek istediği, toplantı öncesinde “Türkiye Masası” vurgusunun yapıldığı video mesajın da buna dönük bir hamle olduğu yorumu yapılıyor.

6’lı masada yer alan partilerin büyük bölümü, erken seçim olması halinde, ittifak hesapları değişeceği için, hem adayın, hem de ittifakların nasıl şekilleneceğinin, seçim kararının netleşmesinden sonra açıklanması gerektiğini savunuyor.

Göç sorununu Kılıçdaroğlu masaya getirdi

Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, “kapsamlı göç politikası geliştirilmesi” için çalışma yapılacağı da vurgulandı. Edinilen bilgiye göre bu öneriyi CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu gündeme getirdi ve bu konunun seçim sürecinin en önemli başlıklarından biri olacağına dikkat çekti. Bu çerçevede her siyasi partinin kendi içlerinde yaptığı çalışmaların ortaklaştırılması ve bu konuda bir komisyon kurularak, ortak bir “göç politikası” belirlenmesi konusunda da uzlaşmaya varıldı.

Davutoğlu, Fatih temalı tablo hediye etti

Haziran sonunda yapılması düşünülen Akşener’in evsahipliğindeki beşinci toplantı için liderlerin programının uygun olmaması nedeniyle, yeni toplantı tarihi de 3 Temmuz olarak belirlendi. Toplantının sonunda Davutoğlu, konuk liderlere, parti kurucularından, ebru ve kaligrafi sanatçısı Ahmet Çoktan’ın, İstanbul ve Fatih Sultan Mehmet temalı birer tablosunu hediye etti.

Paylaşın