Vladimir Putin Duyurdu: Ukrayna’yı Hipersonik Füzelerle Vurduk

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD ve İngiltere’nin füze sistemlerini Ukrayna’nın kullanmasına izin vermesine ilişkin, savaşın küresel bir çatışmaya doğru tırmandığını söyledi.

Haber Merkezi / Batı’yı bu konuda uyaran Vladimir Putin, Ukrayna’daki bir askeri tesisin yeni bir tür hipersonik orta menzilli balistik füze ile vurulduğunu ifade etti. Putin, sivillerin bu tür saldırılar öncesi uyarılacağını da söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesine karşı Batılı silahların kullanılması konusunda ulusal televizyonda bir konuşma yaptı. Vladimir Putin, konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Batı’nın kışkırttığı Ukrayna’daki çatışmanın tırmanması üzerine, ABD ve NATO müttefikleri bu silahların Rus topraklarına karşı kullanılmasına onay verdiklerini duyurmuşlardı.

Defalarca vurguladığımız gibi, bu tür silahların bu sistemleri üreten ülkelerin askeri uzmanlarının doğrudan katılımı olmadan kullanılması imkansızdır.

19 Kasım’da ABD yapımı altı operasyonel-taktik saldırı füzesi ve 21 Kasım’da Birleşik Krallık’tan “Storm Shadow” füzeleri ile Rusya Federasyonu içindeki askeri hedeflere saldırılar gerçekleştirildi. Bu saldırlar, Ukrayna’daki bölgesel çatışmanın küresel boyutlara ulaşmasına yol açtı.

Hava savunma sistemimiz bu saldırıları püskürttü ve düşman hedeflerine ulaşamadı. Bryansk bölgesindeki bir mühimmat deposunda düşen füze enkazı nedeniyle çıkan yangın söndürüldü. Can kaybı veya önemli bir hasar olmadı.

Kursk bölgesinde komuta merkezlerinden birine saldırı düzenlendi. Ne yazık ki, dış güvenlik ve destek personelinden kayıplar yaşandı. Kursk bölgesinden düşman birliklerini çıkarmak için kuvvetlerimiz operasyonlarına devam ediyor.

Düşmanın bu tür silahları kullanması özel askeri operasyon bölgesindeki seyrini etkilemeyeceğini bir kez daha vurgulamak isterim. Kuvvetlerimiz tüm cephe hattı boyunca başarıyla ilerlemektedir ve belirlediğimiz tüm hedeflere ulaşılacaktır.

ABD ve İngiliz uzun menzilli silahlarının kullanılmasına yanıt olarak, Rus Silahlı Kuvvetleri, Ukrayna’nın savunma sanayi tesislerinden birine saldırı başlattı. Operasyonda, Rusya’nın yeni orta menzilli füze sistemlerinden birinin, özellikle nükleer olmayan hipersonik yeteneklere sahip bir balistik füzenin testini de gerçekleştirdik.

Orta ve kısa menzilli füzelerin geliştirilmesi, ABD’nin Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesinde bu tür füzeleri üretme ve konuşlandırma planlarına yanıtımızın bir parçasıdır. Yeni füze sistemlerimizin gelecekteki testlerine ilişkin hedefler, Rusya Federasyonu’nun güvenliğine yönelik tehditler esas alınarak tarafımızca belirlenecektir.

Silahlarımızı, Rus hedeflerine karşı silahlarının kullanılmasına izin veren ülkelerin askeri hedeflerine karşı kullanma hakkına sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Askeri güçlerini Rusya’ya karşı kullanmayı planlayan ülkelerin yöneticilerine ciddi şekilde düşünmelerini tavsiye ediyorum.

Ukrayna’daki hedeflere saldırmamız gerekirse, sivillere uyarılarda bulunacağız ve o bölgelerdeki dost devletlerin vatandaşlarından tehlikeli bölgelerden tahliye olmalarını isteyeceğiz.

Bu füzeler hedefleri 10 Mach’a kadar hızlarda veya saniyede 2,5-3 kilometre hızla vuruyor. ABD’nin Avrupa’da geliştirdiği sistemler de dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki mevcut hava savunma sistemleri bu tür füzeleri engelleyemiyor.

Bir kez daha vurguluyorum, ABD dünyayı küresel çatışmaya doğru itiyor. Biz her zaman tüm anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmeyi tercih ettik ve hala buna hazırız. Ancak her türlü gelişmeye de hazırız. Her zaman bir yanıt olacaktır.”

Paylaşın

Ukrayna, Rusya’yı “Storm Shadow” Füzeleriyle Hedef Aldı

Ukrayna’nın İngiltere tarafından tedarik edilen “Storm Shadow” füzelerini ilk kez Rusya topraklarına fırlattığı bildirildi. Ukrayna, salı günü ATACMS füzeleri ile Rusya’daki bazı yerleri hedef almıştı.

Haber Merkezi / İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın sözcüsü bu haberler ya da operasyonel konular hakkında yorum yapmayacaklarını belirtti.

Ukrayna’nın İngiltere yapımı uzun menzilli ‘Storm Shadow’ füzeleriyle Rusya’ya bir saldırı gerçekleştirdiği ileri sürüldü. Bloomberg’in bir hükümet yetkilisine dayandırdığı haberinde, Ukrayna’dan ‘Storm Shadow’ füzelerinin ilk kez ateşlendiği belirtildi.

Storm Shadow/SCALP-EG füzeleri yeni versiyonlarıyla, 1300 kilogram ağırlığında ve jet motoru ile saatte 1000 kilometreye kadar hız yapabiliyor ve 550 kilometreye kadar menzil sağlayabiliyor. ABD yapımı ATACMS füzelerinin ise en uzun menzilli versiyonu yaklaşık 300 kilometre kadar gidebiliyor.

Öte yandan ABD yönetimi Ukrayna’ya 275 milyon dolarlık yeni askeri yardım açıkladı. Yardım paketi, Yüksek Hareket Kabiliyetli Roket Sistemleri (HIMARS) için mühimmat ve insansız hava sistemlerini kapsıyor. Son açıklanan yardım, ABD’nin 2021 yılı Ağustos ayından bu yana Ukrayna’ya ABD Savunma Bakanlığı envanterinden sağlanacak 17’nci yardım paketi.

ABD yönetiminin açıkladığı yardım paketi öncesinde ABD, Kiev’e sağladığı uzun menzilli silahların, Rusya sınırları içindeki hedeflerin vurulmasında kullanılmasına ilk kez yeşil ışık yakmıştı. Bunun üzerine Ukrayna Ordu Taktik Füze Sistemleri (ATACMS) ile Salı günü Rusya’daki bazı yerleri hedef almıştı.

Beyaz Saray’ı iki ay sonra Cumhuriyetçi Trump’ın ekibine devredecek olan Biden yönetimi, Ukrayna’ya sağladığı anti-personel kara mayınlarının Rusya’nın cephedeki ilerlemesini yavaşlatmak üzere kullanmasına onay vereceğini de açıkladı.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Washington’un anti-personel mayınlar konusundaki politika değişikliğinin Ruslar’ın taktik değiştirmesini izlediğini söyledi.

Amerikalı bir yetkili, Salı günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, ABD’nin Ukrayna’dan mayınları nasıl kullanacağına dair taahhüt istediğini ve mayınların sadece Ukrayna topraklarında, Ukraynalı sivillerin yaşamadığı bölgelerde konuşlandırılacağı beklentisi içinde olduklarını kaydetti.

Ayrıca Avrupa ülkelerinden Danimarka, Ukrayna’nın silah endüstrisinin geliştirilmesi için 138 milyon dolarlık bir bağış açıkladı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ile görüşen Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, “Bu tür yatırımların cephede nasıl gerçek bir fark yarattığını biliyoruz. Bu yüzden kimse bir yanılgıya düşmesin, desteğimiz uzun vadeli” diye konuştu.

Zelenski de Ukrayna ve Danimarka’nın diğer ülkelerden yatırım almak için özel bir model oluşturduğunu söyledi. Ukrayna lideri bu programın insansız hava araçları, füze ve topçu mermisi üretimini kapsadığını belirtti. NATO üyesi Danimarka, ekonomisinin büyüklüğüne kıyasla, Ukrayna’ya en çok askeri yardım katkısında bulunan ülkelerden.

Paylaşın

Ukrayna, Rusya’yı ABD Füzeleriyle Hedef Aldı

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’nın ABD tarafından tedarik edilen ATACMS (Ordu Taktik Füze Sistemi) füzelerini ilk kez Rusya topraklarına fırlattığını açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, füze saldırısının herhangi bir can kaybı veya hasara yol açmadığını belirtildi.

Ukrayna’da yayın yapan bazı medya kuruluşları, açıklanmayan askeri kaynaklara dayanarak Kiev güçlerinin Bryansk’ın Karaçev kasabasındaki bir Rus askeri tesisini ABD tarafından tedarik edilen uzun menzilli füzelerle vurduğunu bildirdi.

Teyit edildiği takdirde bu saldırı, Washington’un birkaç gün önce kısıtlamaları kaldırmasından bu yana Ukrayna’nın Rusya topraklarında ABD menşeli ATACMS füzelerini kullandığı ilk vaka olacak.

Kiev’deki yetkililer, Rusya’nın yaklaşık 110 kilometre içindeki bir Rus silah deposunu vurduklarını söylerken hangi silahların kullanıldığını henüz belirtmediler.

Daha önce Washington’un ATACMS kullanımına yönelik kısıtlamaları kaldırma kararını yorumlayan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, “füzeler kendi adına konuşacak” demişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Eylül ayında yaptığı açıklamada, Batı’nın, Ukrayna’nın Batı yapımı uzun menzilli füzelerle Rus topraklarına saldırmasına izin vermesi halinde Rusya ile doğrudan savaşacağını, bu hareketin çatışmanın doğasını ve kapsamını değiştireceğini söylemişti.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı başlattığı tarihin üzerinden tam bin gün geçti. Rus ordusunun hızlı bir biçimde ilerlemesinin ardından, savunma konumundaki Ukrayna ordusu, Rus güçlerini kuzey sınırına kadar geri püskürtmeyi başardı.

Ülkenin güneyinde ise Ukrayna güçleri, Rus kuvvetlerini ülkenin en büyük nehri olan Dnipro’nun diğer tarafına geri itme hedefinde başarılı oldu.

Uzun bir süre boyunca Rus ordusuna karşı kendi topraklarında savunma rolünü sürdüren Ukrayna ordusu, bazı paralimiter güçlerin desteğiyle, 2024 yazında savaşı Rus topraklarına taşıyarak Kursk’a saldırdı ve buralarda kontrolü sağlamayı başardı.

Karşı saldırıya rağmen, Ukrayna’nın doğusundaki toprakların önemli bir bölümü bugün hâlâ Rus kontrolünde. Öte yandan Rus güçlerinin Mart 2014’te işgal ve ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nda kontrol hâlâ Rusların elinde.

Savaşın başladığı Şubat 2022’den bu yana cephede pek bir değişiklik olmadı. Bugün gelinen noktada, sürmekte olan savaşın bir çeşit yıpratma savaşı olduğu söylenebilir.

Paylaşın

Rusya’dan ABD İle İlişkileri Normalleştirme Mesajı

Normalleşme için ABD’nin belirli adımlar atması gerektiğinin altını çizen Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Rusya, Devlet Başkanımızın söylediği gibi, normalleşmeye açıktır” dedi.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, ABD’den beklentilerini “Tek başımıza tango yapamayız ve yapmayacağız da” sözleriyle ifade etti.

Ukrayna savaşının bin günü geride bırakılırken, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile ikili ilişkilerini normalleştirmeye hazır olduğu sinyalini verdi. Rus haber ajansı Tass’ın aktardığına göre, Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Rusya, Devlet Başkanımızın söylediği gibi, normalleşmeye açıktır” diye konuştu. Normalleşme için ABD’nin de belirli adımlar atması gerektiğinin altını çizen Peskov, Washington’dan beklentilerini “Tek başımıza tango yapamayız ve yapmayacağız da” sözleriyle ifade etti.

ABD ile Rusya arasındaki gerginlik, Ukrayna savaşı başta olmak üzere çeşitli jeopolitik nedenlerle son yıllarda tırmandı. Ancak 5 Kasım’da Donald Trump’ın yeniden ABD Başkanı seçilmesi, ikili ilişkiler açısından yeni bir sayfanın açılacağı beklentilerini artırdı.

Seçim kampanya sürecinde Ukrayna savaşını 24 saat içerisinde bitireceğini vaat eden ve Ukrayna’ya yapılan yardımları durdurma niyetinde olduğunu her fırsatta ifade eden Trump, geçmişte de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e sempati duyduğu suçlamalarıyla karşı karşıya kalmıştı. Gazeteci Bob Woodward, yazdığı kitapta, Trump’ın, başkanlık yaptığı ilk dönemin ardından, savaşın başlangıcından itibaren, Putin ile kişisel ilişkilerini sürdürdüğünü öne sürdü.

Koltuğunu 20 Ocak 2025’te Trump’a devredecek olan ABD Başkanı Joe Biden, hafta başında Ukrayna’ya ABD’den edindikleri uzun menzilli füzeleri Rus topraklarında kullanabilecekleri yönünde izin vermişti. Geçen hafta Trump ile telefonda görüşen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, “Beyaz Saray’ı yönetecek ekibin siyasetiyle birlikte savaşın daha erken biteceğinden emin olduğunu” söylemişti. Bu açıklamasından bir gün sonra da, Zelenskiy, savaşın 2025 yılında “diplomatik araçlarla” sonlandırılmasını hedeflediğini söylemişti.

Öte yandan geçen hafta Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Putin ile iki yıllık aranın ardından telefonda görüşmüştü.

Ukrayna savaşı nasıl bitebilir?

Wall Street Journal’ın aktardığına göre, Trump’ın danışmanları, Ukrayna savaşını bitirmek için çeşitli senaryolar üzerinde çalışıyor. Batı’nın son iki yıldır sürdürdüğü, Ukrayna’yı “sonuna kadar” destekleme politikasından bir sapmayı ifade edecek olan söz konusu planlardan biri, Ukrayna’nın 20 yıllığına NATO’ya katılım hedefinden feragat edeceklerini açıklamasını baz alıyor. Bunun karşısında bu süreçte Kiev’in Rusya’ya karşı caydırıcılığı sağlamak için ABD’den silah edinmeyi sürdürmesi planlanıyor.

Trump’ın hayata geçirebileceği bir diğer plan ise, Ukrayna’da bir askerden arındırılmış bölge oluşturulması fikri üzerine kurulu. Söz konusu bölgede barış gücü olarak Amerikan değil Avrupalı askerlerin konuşlandırılması gündemde. Wall Street Journal’a konuşan bir Trump kurmayının sarf ettiği, “Ukrayna’da barışı garanti altına almak için Amerikalı kadın ve erkekleri göndermeyeceğiz. Aynı zamanda bu barışın parasını biz ödemeyeceğiz. Bunu Polonyalılar, Almanlar, İngilizler ve Fransızlar yapsın” sözleri dikkat çekiyor.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’den 14 Şirkete Rusya Yaptırımı

ABD Maliye Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı, Rusya bağlantıları nedeniyle, 10’dan fazla ülkeden yaklaşık 400 kişi ve kuruluşa yaptırım kararı alındığını duyurdu. Listede Türkiye’den 14 şirket ve 9 kişi yer alıyor.

Yaptırımların gerekçesi olarak, bu kişi ve kuruluşların “Rusya’nın askeri kampanyasını desteklemek için kritik öneme sahip Rus son kullanıcıları adına gelişmiş silahların, bileşenlerin ve mühimmatın tedarikini kolaylaştırmaları” gösterildi.

Yaptırımların Rusya’nın tedarik çabalarını aksatmayı hedeflediğini vurgulayan ABD Maliye Bakanlığı, Türk hükümeti ile yaptırımlar üzerine kapsamlı istişarelerin yapıldığını belirtti.

ABD, Çarşamba günü Rusya’ya karşı yeni bir hamle olarak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelerden yüzlerce kişi ve kuruluşa yaptırım uygulayacağını bildirdi. Washington’un bu son hamlesi, Ukrayna’yı işgali sonrası Rusya’ya uyguladığı önlemlerin aşılmasına karşı ABD’nin yaptırımlarına devam edeceğini gösterdi.

ABD Maliye Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalara göre, Çarşamba günü 10’dan fazla ülkeden yaklaşık 400 kişi ve kuruluşa yaptırım kararı alındı.

Reuters haber ajansına konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkiliye göre, son yaptırımlar, üçüncü ülkeler üzerinden Rusya’nın kendisine uygulanan yaptırımları aşmasına karşı şimdiye kadar yapılan en koordineli hamle oldu.

Yaptırımların uygulandığı kuruluşlar arasında onlarca Çin, Hong Kong ve Hindistan merkezli şirket yer aldı. Yetkiliye göre, ilk defa bir yaptırım paketi içerisinde bu ülkelerden çok sayıda şirket bulunuyor.

Yaptırımlara ayrıca Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Tayland, Malezya, İsviçre ve diğer ülkelerdeki hedefler de dahil edildi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan Amerikalı yetkili, son yaptırımlar için, “Bu, hem bu ülkelerin hükümetlerine hem de özel sektörlerine, ABD hükümetinin Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların aşılmasına karşı koymaya ve Rusya’ya Ukrayna’daki savaşı sona erdirmesi için baskı yapmaya devam etme kararlılığı yönünde ciddi bir mesaj göndermeli” dedi.

ABD Maliye Bakanlığı 274 kişi ve kuruluşa yaptırım uygularken, Dışişleri Bakanlığı 120’den fazla hedefi yaptırım listesine aldı. ABD Ticaret Bakanlığı da Rus ordusuna destek verdikleri iddiasıyla 40 şirket ve araştırma kuruluşunu ticaret kısıtlama listesine ekledi.

ABD Maliye Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, yaptığı açıklamada, “ABD ve müttefiklerimiz, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü yasadışı ve ahlaksız savaşta ihtiyaç duyduğu kritik araç ve teknolojilerin akışını durdurmak için dünya çapında kararlı adımlar atmaya devam edecek” ifadesini kullandı.

ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre, son yaptırımlarda Yabancı Varlıkları Kontrol Dairesi (OFAC), Türkiye’de bulunan 14 kuruluş ve 9 kişiyi hedef aldı. Yaptırımların gerekçesi olarak, bu kişi ve kuruluşların “Rusya’nın askeri kampanyasını desteklemek için kritik öneme sahip Rus son kullanıcıları adına gelişmiş silahların, bileşenlerin ve mühimmatın tedarikini kolaylaştırmaları” gösterildi.

Ayrıca, Rusya’daki son kullanıcılar arasında Rusya Savunma Bakanlığı ve devlete ait savunma şirketlerinin bulunduğu belirtildi. Yaptırımların Rusya’nın tedarik çabalarını aksatmayı hedeflediğini vurgulayan ABD Maliye Bakanlığı, Türk hükümeti ile yaptırımlar üzerine kapsamlı istişarelerin yapıldığını belirtti.

Washington’daki Rus, Çin ve Hindistan büyükelçilikleri Reuters haber ajansının yorum talebine yanıt vermedi. Türk hükümeti de Reuters’ın yorum talebine yanıt vermedi.

ABD, Rusya’ya mikroelektronikler dahil gelişmiş bileşenler olan ortak yüksek öncelikli ürünlerin tedarikine karşı defalarca uyarıda bulunmuştu. ABD ve Avrupa Birliği, Rusya’nın mikroelektronikleri Ukrayna’daki savaşında kullanılmasını muhtemel görüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Hindistan’dan Rusya’ya bu tür malların ihracatında artış olduğunu ve bu tür faaliyetleri kolaylaştıran şirketlere karşı işlem yapılmasına ilginin arttığını söyledi.

Bakanlıktan üst düzey başka bir yetkili ise Salı günü Reuters’a verdiği demeçte, Rusya’ya ulaşan yüksek öncelikli malların yüzde 70’inden fazlasının Çin’den geldiğini ve savaşın başlangıcından bu yana bu malların toplam değerinin yaklaşık 22 milyar doları aştığını söyledi.

Yetkili Çin’in sağladığı mallar için, “Bu, en büyük ikinci tedarikçinin 13 katından fazla” dedi. 2023 sonu itibariyle Rusya’ya en fazla mal sağlayan ikinci tedarikçi Türkiye’ydi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

“Türkiye, Rusya’ya Askeri İhracat Kısıtlaması Getirdi” İddiası

Birleşik Krallık merkezli ekonomi gazetesi Financial Times, ABD’nin “sonuçları konusunda uyardığı” gizli bir karar sonrası, Türkiye’nin Rusya’ya askeri cihaz ve ekipman ticaretini engellediğini yazdı.

Financial Times (FT) kaynaklarına göre Ankara, son haftalarda gümrük sistemlerini güncelleyerek Rusya’nın Ukrayna’daki savaşında kritik öneme sahip olduğu değerlendirilen 40’tan fazla kategorideki ABD yapımı ürünün ihracatını durdurdu. Yeni kısıtlamalar, silahlarda kullanıldığı düşünülen mikroçip, işlemci ve kontrol sistemleri gibi ürünleri hedefliyor.

FT’nin sürece ilişkin yayınladığı rapora göre; ABD’nin yaptırım tehditlerinin ardından Türk bankalarının da son bir yılda Rus varlıklarla olan ilişkilerini azalttığı belirtiliyor. Haberde, Türkiye’nin Rusya’ya yönelik ihracata ilişkin güncel politikasının, siyasi hassasiyetler nedeniyle kamuoyuna açıklanmadığı aktarılıyor.

Türkiye NATO üyesi olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem Rusya hem de Ukrayna ile olumlu ilişkiler sürdürmeyi sürdürdüğüne değinilen haberde şöyle deniliyor: “Türkiye, Rusya’nın Ukrayna’yı tam kapsamlı işgalinin ardından Rus gazının Avrupa Birliği’ne akışını kolaylaştırarak Kremlin’in bloğun yaptırımlarını aşmasını sağladı.

Türkiye, 2023 yılında Rusya’dan yaklaşık 42,2 milyar Euro (45,9 milyar dolar) değerinde petrol, doğal gaz ve kömür ithal ederek, Rus fosil yakıtlarının dünyadaki en büyük alıcısı haline geldi. Bu, son 10 yılda beş kat artış anlamına geliyor. Aynı zamanda Erdoğan, Ukrayna’nın egemenliğini açıkça desteklemiş ve yönetimi, Rusya’nın tam kapsamlı işgalinin başlangıcından bu yana Ukrayna’ya önemli yardımlarda bulundu.

Türkiye ayrıca 2022’de BM ile birlikte, kısmen savaştan kaynaklanan küresel gıda fiyatlarındaki artışı hafifletmede önemli olan bir tahıl anlaşmasına aracılık etti. Ukrayna’nın devam eden işgaline rağmen, Türkiye’nin arabuluculuğu sayesinde ülkedeki tarım ürünlerinin Karadeniz üzerinden ihraç edilmesine izin verdi.”

Paylaşın

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte: Kuzey Kore Askerleri Rusya’da

Kuzey Kore askerlerinin Rusya’da olduğunu doğrulayan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bunun, Vladimir Putin’in savaşta “600 binden fazla Rus askerinin öldürülmesi veya yaralanmasından” sonraki “çaresizliğini” gösterdiğini söyledi.

Mark Rutte’nin açıklamaları, Kuzey Kore’nin Rusya’ya asker gönderdiğine dair haftalardır çıkan haberlerin ardından geldi. Bu haberlerin arasında Ukrayna’ya karşı kullanılmak üzere Kuzey Kore’ye mühimmat ve silah gönderilmesi de yer alıyor.

Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi’nden gelen son raporlara göre, 3 binden fazla Kuzey Kore askeri Rusya’ya gönderildi ve Aralık ayına kadar 12 binden fazla askerin Rusya’ya gönderilmesi bekleniyor. Güney Kore istihbaratına göre, Rusya’ya gönderilen personel arasında savaş pilotları da bulunuyor.

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Mark Rutte, 24 Şubat 2022’de Rusya’nın saldırısıyla başlayan Ukrayna savaşında 600 binin üstünde Rus askerinin öldüğünü ya da yaralandığını belirtti.

Rutte, Kuzey Kore askerlerinin Rusya’nın Kursk kentinde Ukrayna güçleriyle devam eden çatışmalarda Rusya’nın tarafında savaştığını da teyit etti. Kuzey Kore askerlerinin Kursk’ta konuşlandırılmasını “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in artan çaresizliğinin bir göstergesi” olarak nitelendiren Rutte, Putin’in dışarıdan yardım olmadan Ukrayna saldırısını sürdürebilecek durumda olmadığını savundu.

Brüksel’deki NATO ana karargâhında Güney Koreli istihbarat ve Savunma Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyetle bir araya gelen Rutte, Kuzey Kore’nin halihazırda Rusya’ya milyonlarca atımlık cephane ve balistik füze tedarik ederek Avrupa’daki büyük bir çatışmayı kışkırttığını da not etti.

Rusya ile Kuzey Kore arasında derinleşen askerî iş birliğini kınayan NATO Genel Sekreteri, demokratik ülkeleri ortak değerleri savunmaya ve Ukrayna’yı desteklemeye çağırdı. Rutte, “NATO müttefikleri, özgür ve demokratik bir Ukrayna’yı desteklemeyi sürdürecek. Çünkü Ukrayna’nın güvenliği bizim güvenliğimizdir” diye konuştu.

Güney Kore haber ajansı Yonhap, istihbarat teşkilatının geçen hafta parlamentoda milletvekillerine verdiği brifingde, Kuzey Kore’nin Rusya’ya yaklaşık 3 bin asker gönderdiğini bildirdiğini yazmıştı. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin de Kuzey Koreli askerlerin Rusya’da bulunduğuna dair ellerinde kanıtlar bulunduğunu söylemiş, ancak orada ne yaptıklarının henüz netlik kazanmadığını kaydetmişti.

Rutte’nin açıklamalarına Rusya’nın yanıtı ise soğuk oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rutte’nin sözlerine aldırış etmedikleri mesajı vererek Rusya ile Kuzey Kore arasında geçen Haziran ayında imzalanmış bir savunma paktı bulunduğuna işaret etti.

Batılı askerî eğitmenlerin Ukrayna ordusunun Batı’nın verdiği uzun menzilli silahları kullanmasına yardım için üstü kapalı bir şekilde ülkede bulunduğuna işaret eden Lavrov, “Batılı askerî personel uzun süredir Ukrayna’da görev yapıyor” dedi.

Paylaşın

Putin’den “BRICS” Açıklaması: Yeni Üyelere Kapımız Açık

Moskova’da düzenlenen BRICS Ekonomi Forumu’nda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, BRICS’e üye olmak isteyen devletlere kapılarının açık olduğunu söyledi.

Vladimir Putin’in Cuma günü sarf ettiği sözler, BRICS üyeliği gündemde olan Türkiye açısından önem arz ediyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22-24 tarihleri arasında Rusya’nın Kazan kentinde düzenlenecek olan 16’ncı BRICS Zirvesi’ne katılacak.

Türkiye’nin BRICS’e katılımı, Putin’in dış politika danışmanı Yuri Uşakov’un Eylül ayında Türkiye’nin BRICS’e tam üyelik başvurusunda bulunduğunu açıklamasıyla gündeme gelmişti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Eylül ayında yaptığı açıklamada, BRICS üyesi ülkelerin “şu aşamada” genişlemeye sıcak bakmadığını söylemişti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 17 Ekim Perşembe günü katıldığı Haber Global yayınında Türkiye’nin olası BRICS üyeliği ile ilgili açıklamalarda bulundu. Fidan, ilgili soruya cevaben, “Cumhurbaşkanımız da ifade etti: Biz BRICS ile ilgilendiğimizi onlara söyledik. Dedik ki, biz bu platformla ilgileniyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin resmi başvuru yapıp yapmadığına ilişkinse, Fidan, açık bir yanıt vermekten kaçındı. Üyelikle ilgili “belirlenmiş kurallar olmadığını” ifade eden Fidan, “Bu platformun bundan sonraki büyüme stratejisi nasıl olacak, ona bakıyoruz. Bizim için daha da önemlisi: Ne türden bir katma değer üretecek, ne türden bir kurumsallaşmayı beraberinde getiriyor, ne türden bir ekonomik planı var, onu göreceğiz” diye konuştu.

Putin ayrıca, Kazan’daki zirveye, Filistin lideri Mahmud Abbas’ın da katılacağını söyledi. Rusya lideri, Ortadoğu’da sürmekte olan İsrail-Hamas savaşı bağlamında Filistin’de iki devletli çözümü desteklediklerini yineledi.

“Ekonomik gücümüz artıyor ve artacak”

Rusya Devlet Başkanı, BRICS’in küresel ölçekte giderek artan ekonomik rolüne de değindi. BRICS’in küresel GSYİH içerisindeki payının G7 ülkelerinin payını aştığını ve büyümeyi sürdürdüğünü kaydeden Putin, “Örneğin 1992’yi alalım. G7’nin payı yüzde 45,5 iken aynı yıl BRICS’in payı küresel GSYİH’nın yüzde 16,7’si idi. 2023’te bizim payımız yüzde 37,4’e yükselirken G7’ninki ise yüzde 29,3 oldu. Bu fark açılıyor ve açılmaya da devam edecek. Bu kaçınılmaz” diye konuştu. Putin, BRICS’in küresel ekonomide oynadığı rolün gelecekte artacağını ifade etti.

Putin, Avrupa Birliği’ne (AB) benzer biçimde, BRICS genelinde geçerli olacak ortak bir para birimini yürürlüğe koymak içinse henüz erken olduğunu söyledi. Bu tür bir uygulamanın üye ülkeler arasında daha yüksek seviyede bir entegrasyonu gerektireceğini kaydeden Rusya lideri, BRICS ülkelerinin bu konuda kademeli adımlar atması gerektiğini ifade etti. Putin ayrıca, BRICS ülkeleri tarafından 2014 yılında kurulan ve merkezi Çin’in Şanghay kentinde bulunan Yeni Kalkınma Bankası’nı da güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydetti.

BRICS’in hâlihazırda 9 üyesi bulunuyor. Bunlar, kurucu üyeler Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’ya ek olarak 2024 yılı Ocak ayında üye olan İran, Mısır, Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE). Küresel petrol üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını elinde bulunduran BRICS üyeleri, aynı zamanda dünya yüzölçümünün yüzde 30’unu ve küresel nüfusun yüzde 45’ini temsil ediyor.

Genişlemeye sıcak bakan BRICS’e katılımı gündemde olan ülkelerden biri de, Suudi Arabistan. Putin’in danışmanı Uşakov, geçen hafta Suudi Arabistan’dan “BRICS üyesi” olarak bahsetmiş, daha sonra ise Kremlin söz konusu ifadeden geri adım atmıştı.

Putin ayrıca Ukrayna ve G20’ye ilişkin de açıklamalarda bulundu. NATO’nun Ukrayna askerlerini kullanarak kendileriyle savaştığını savunan Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Perşembe günü nükleer silahlanma ile ilgili sarf ettiği sözleri “tehlikeli bir provokasyon” olarak nitelendirdi. Putin, Ukrayna’nın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceklerini kaydetti.

Zelenskiy, Perşembe günü katıldığı AB Konseyi zirvesi kapsamında düzenlenen basın toplantısında, “Ya Ukrayna bizi koruyacak nükleer silahlara sahip olacak ya da bir çeşit ittifakın parçası olacağız. NATO dışında böylesine etkili bir ittifak bizce yok” diye konuşmuştu. Konuya ilişkin Cuma günü bir açıklama yapan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı Andriy Yermak, Zelenskiy’nin sözlerinin yanlış anlaşıldığını savunarak “Nükleerle ilgili böyle düşüncelerimiz yok, biz bunu reddediyoruz” dedi.

G20’ye ilişkinse Putin, G20’nin “siyasileştirilmediği sürece faydalı bir forum” olduğunu belirtti. Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde Kasım ayında düzenlenecek G20 zirvesinde Rusya’yı temsil edecek uygun birini bulacaklarını söyleyen Putin, G20’nin çalışmalarını baltalayacağı için kendisinin katılmayacağını beyan etti. Putin hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından 17 Mart 2023 tarihinde verilen bir yakalama emri bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Rusya, BRICS İçin Kapıyı Kapattı

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Türkiye’nin üye olmak istediği BRICS için “Şu aşamada tüm üye ülkeler yeni bir genişleme kararı almamayı uygun buluyor” dedi. Lavrov BRICS’in “ortak anlayışa” sahip üyelerden oluşan yapısına da vurgu yaptı.

BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ekonomilerini kastetmek için kullanılır. 2011 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin birliğe katılmasına kadar orijinal dört üye BRIC (ya da İngilizce “the BRICs”) olarak adlandırılmıştı.

Aynı yıl Çin’in Sanya kentinde düzenlenen zirveye Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın da katılımı ile BRIC grubu adını BRICS olarak değiştirdi. BRICS ülkeleri, bulundukları bölgelerin bölgesel ilişkileri üzerindeki önemli nüfuz potansiyeliyle tanınırlar ve beş ülkenin hepsi G20 üyesidir.

30 ülkenin daha katılmaya hazır olduğu BRICS, küresel ekonomide önemli konuma sahip ve dünya düzeninde alternatif birlik olma yolunda ilerliyor. Ekonomi ağırlıklı BRICS, gelişmekte olan ve ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin hakimiyetine direnç gösteren devletlere uluslararası konularda daha fazla temsil ve söz hakkının verilmesi hedefini de güdüyor.

BRICS, Batı’nın hâkim olduğu kurumlara, özellikle Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi kuruluşlara alternatif olarak kendini konumlandırıyor. BRICS üyeliği, Türkiye’ye bu kuruluşlar aracılığıyla finansmana erişimini, siyasi ve ticari ilişkilerini genişletme fırsatları sunabilir.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Lavrov BM Genel Kuruluna katılmak üzere gittiği New York’ta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Rus devletine ait haber ajansı Tass’ın aktardığına göre Lavrov, “Şu aşamada tüm üye ülkeler yeni bir genişleme kararı almamayı uygun buluyor” dedi.

Konuşmasının devamında “Beş üyeydik, şimdi 10 olduk” diyerek örgütün bu yıl başındaki genişlemesine dikkat çeken Lavrov, bunun yeni katılanlar için bir “uyum ve alışma süreci” gerektirdiğini ifade etti. Lavrov BRICS’in “ortak anlayışa” sahip üyelerden oluşan yapısına da vurgu yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanı Eylül ayının ilk haftasında yaptığı bir konuşmada da “ortak anlayış” vurgusunu öne çıkarmış, BRICS üyeliği için özellikle Ukrayna konusunda Avrupa’nın sahip olduğundan farklı bir tutumun gerekli olduğunu belirtmişti.

NATO üyesi Türkiye, Rusya ile yakın ilişkilere sahip olsa da Ukrayna işgali karşısında Kiev’e açık destek veriyor. Öte yandan halihazırda 20’den fazla ülkenin örgüte katılmak istediğini söyleyen Lavrov kararın üye ülke liderlerine ait olduğunu belirtti.

Rusya’nın Kazan şehrinde 22-24 Ekim tarihlerinde düzenlenecek BRICS zirvesinde üyeliğe alternatif yeni bir “ortaklık” statüsünün açıklanması bekleniyor. Kazan’daki zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılması öngörülüyor.

Paylaşın

Putin’den Asker Sayısını Artırma Emri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, askeri personel sayısını 2,2 milyondan yaklaşık 2,4 milyona çıkarmak için bir kararname imzaladı. Kararnameye göre, ülkenin toplam asker sayısı 180 bin artarak 1,5 milyona çıkacak.

Vladimir Putin, en son aralık ayında asker sayısını yaklaşık 170 bin artırma kararı vermişti.

Rusya Savunma Bakanlığı, Putin’in kararına ilişkin henüz bir açıklamada bulunmadı, ancak Bakanlık aralık ayında yaptığı açıklamada, asker sayısının artırılmasının yeni bir seferberlik olmadığını ve artışın “Rus ordusuna katılmaya istekli vatandaşların alınması olarak” belirtmişti.

Öte yandan Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcı Dmitri Medvedev, Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanması olasılığına ilişkin, Kiev’i “dev bir erimiş noktaya” dönüştürebilecekleri uyarısında bulunmuştu.

Dmitri Medvedev, “Kendini beğenmiş Anglo-Sakson p**ler bir şeyi kabul etmek istemiyor: Her sabrın bir sonu vardır. Ve sonra işte bu. Rus kentlerinin anasının yerinde erimiş dev bir gri nokta. Vay canına! Bu imkansız ama oldu…” demişti.

Medvedev, nükleer bir çatışmaya gerçekten kimsenin ihtiyacı olmadığını kabul ederek, böyle bir kararın geri döndürülemez sonuçlarına dikkat çekmişti. Medvedev, kararın alınmasının “son derece zor” olacağını da belirtmişti.

Ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yakın bir zamanda yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanmasına izin verilmesi olasılığına ilişkin, “Bu kararın alınması, NATO, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşa katıldığı anlamına gelecek ” demişti.

Vladimir Putin, ayrıca “Bu da çatışmanın özünü ve doğasını önemli ölçüde değiştirecek. Bu, NATO ülkeleri, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya ile savaş halinde olduğu anlamına gelecek. Böyle olursa, bizim için oluşacak tehditlere göre gerekli kararları alacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın