BM’den Ukrayna Krizinde Diplomatik Çözüm Çağrısı

Rusya’nın ayrılıkçı bölgeleri tanıma kararı sonrası acil toplanan BMGK ve ardından BM diplomatik çözüm çağrısı yaptı. Moskova diplomasiye açık olduğunu açıkladı. Bugün Britanya, AB ve ABD’den yaptırım kararı bekleniyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Donbass bölgesindeki Donetsk ve Lugansk yönetimlerini tanıma kararının ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) acil toplandı.

Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları konuyla ilgili toplantı gerçekleştirecek, yaptırım kararları görüşülecek. ABD’nin de yaptırım kararını bugün açıklaması bekleniyor.

Rusya: Minsk anlaşmasını değiştirmez

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, BM Güvenlik Konseyi’ni savaşın önüne geçmeye ve Kiev’in Donbass’ı vurmasını engellemeye odaklanmaya çağırdı.

Sputnik’in haberine göre Nebenzya, Moskova’nın diplomatik çözüm konusunda hala açık olduğunu ifade etti.

Nebenzya, Rusya’nın Lugansk ve Donetsk’i tanıma kararının Minsk anlaşmalarını hiçbir şekilde değiştirmediğini söyledi.

“Eskisi gibi diplomasi ve diplomatik kararlar için açığız” diyen Nebenzya, Batı’ya “duyguları bir kenara bırakıp durumu daha da kötüleştirmemeleri” çağrısı yaptı.

Ukrayna: Siyasi çözüme bağlıyız

Ukrayna’nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Sergiy Kyslytsya, Rusya-Ukrayna krizinde Kiev’in barış istediğini, bu konuda siyasi ve diplomatik çözüme bağlı olduklarını söyledi.

BM Güvenlik Konseyi’nde konuşan Kyslytsya, “Rusya’nın müzakereler için masaya dönmesini talep ediyoruz. Ukrayna topraklarında ek Rus işgal birlikleri konuşlandırma emrini kınıyoruz. İşgal birliklerinin derhal ve doğrulanabilir şekilde geri çekilmesini talep ediyoruz” dedi.

ABD’den “mülteci akını” uyarısı

ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Rusya’yı Ukrayna’yı daha fazla işgal etmek için bahane yaratmaya çalışmakla suçlayarak, “Bu eylemin sonuçları Ukrayna sınırlarının çok ötesinde hissedilecek” dedi.

Thomas Greenfield, Rusya’nın eylemlerinin sonuçlarının korkunç olacağı uyarısında bulunarak, işgalin devam etmesi halinde yıkıcı can kayıplarının yanı sıra Avrupa’nın milyonlarca yerinden edilmiş insan ile mülteci krizi yaşayacağı uyarısında bulundu.

“Başkan Putin uluslararası sistemimizi test ediyor, kararlılığımızı test ediyor” diyen Thomas Greenfield, toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada da “Güvenlik konseyi, Rusya’nın savaş başlatmaması, diplomasiye yönelmesi konusunda ortak mesajı verdi” diye konuştu.

Britanya: Ekonomik sonuçları olacak

Güvenlik Konseyi’nde söz alan BM’nin Britanya Daimi Temsilcisi Barbara Woodward da Rusya’nın Ukrayna hamlesini kınayarak, bu eylemin bölgede can kayıplarına ve korkunç insani krize yol açacağını belirtti.

Woodward, “Eylemlerinin ciddi ekonomik sonuçları olacaktır” dedi ve Güvenlik Konseyinin Rusya’yı gerginliği azaltmaya, saldırganlığını kınamaya ve BM Şartı’na saygı duymaya çağırma sorumluluğunun bulunduğunu kaydetti.

BM: Büyük çatışma önlenmeli

Birleşmiş Milletler (BM), Ukrayna ve Rusya arasında gelinen noktanın son derece tehlikeli olduğu uyarısı yaparak, büyük çatışma riski taşıyan gelişmelerin ne pahasına olursa olsun önlenmesi gerektiği çağrısında bulundu.

BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Ukrayna’nın çağrısı ile acil toplanan BM Güvenlik Konseyi’nde, bölgedeki tehlikeli gelişmelerden çok büyük endişe duyduklarını aktardı.

DiCarlo, “Önümüzdeki saatler ve günler kritik olacak. Büyük çatışma riski gerçektir ve ne pahasına olursa olsun önlenmesi gerekir” diye konuştu, taraflar arasında diyaloğu sürdürmenin önemli olduğunun altını çizdi.

Paylaşın

Petrol Fiyatları Yedi Yılın Zirvesinde

Rusya’nın Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçı bölgeler Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanımasının ardından, Salı günü Brent ham petrolünün fiyatı son yedi yılın en yüksek seviyesi olan 98 dolara ulaştı.

ABD ve İngiltere de dahil olmak üzere bazı Batılı devletler, Rusya’ya yönelik yaptırımları görüşüyor. Suudi Arabistan’ın ardından dünyadaki ikinci büyük ham petrol ihracatçısı durumunda olan Rusya, aynı zamanda dünyanın en büyük doğal gaz üreticisi.

Londra’daki Manulife Asset Management şirketinden Sue Trinh, sınır hattında yaşanan gerilimin “önemli etkileri” olabileceğini söyledi.

Trinh, yaptırımlar netiecesinde Rusya’nın daha az ham petrol ve doğal gaz tedarik etmesinin “küresel ekonomi üzerinde önemli bir etkisi” olacağını ifade etti.

Batılı güçler ise Putin’in ayrılıkçı bölgeleri tanımasının, Rus birliklerinin resmi olarak Ukrayna’nın doğusuna girmesinin önünü açmasından korkuyor.

Donetsk ve Luhansk’ta Rusya destekli isyancılar, 2014 yılından beri Ukrayna birlikleriyle savaşıyor. Rusya’nın söz konusu hamlesi, yıllardır belirsiz bir ateşkes altında olan bölgede barış görüşmelerini fiilen sonlandırıyor.

ABD ve Asya borsalarında düşüş

Japonya’da Tokyo Borsası’nda Nikkei 225 endeksi de yüzde 2’nin üzerinde düşüş gösterdi. Çin’deki Şanghay Birleşik Endeksi de gün ortasında yüzde 1,4 oranında düştü.

Amerikan hisse senedi endekslerinden S&P 500 ise yüzde 1,6 düştü. Dow Jones endeksi yüzde 1,4 düşerken, Nasdaq 100 vadeli işlemleri de yüzde 2,2 oranında değer kaybetti.

CIMB Private Banking ekonomisti Song Seng Wun, olası bir savaşın yatırımcılar için ön planda olduğunu belirtti.

Song Seng Wun BBC’ye verdiği demeçte, “Halihazırda yüksek seviyelerde olan nakliye maliyetlerinin, arz-talep kesintileri nedeniyle daha da yükseleceğine dair korkular var” dedi.

Ruble dolar karşısında değer kaybetti

Ruble dolar karşısında Kasım 2020’den beri en büyük düşüşü kaydetti. Borsalar da akşam seansında yüzde 18 oranında geriledi. Ruble yüzde 1 düşüşle 80.5825’ten işlem gördü.

Gösterge endeks MOEX yüzde 11 düştü ve Rusya’nın Kırım’ın bağımsızlığını tanıdığı 2014’ten beri en büyük düşüşü kaydetti. Dün de Rus borsaları ve ruble küresel çapta en kötü performans gösteren varlıklar olmuş, ruble günü yüzde 3.1 düşüşle 79.78’de tamamlamıştı.

Paylaşın

NATO: Henüz Rusya’nın Geri Çekildiğini Görmedik

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Moskova’dan gelen diyaloğun devamına yönelik sinyallerin ihtiyatlı bir iyimserlik için temel oluşturduğunu; ancak şu ana kadar bölgede gerilimi düşürmeye yönelik bir işaret görmediklerini ifade etti. 

NATO’dan Rusya’nın birliklerinin bir kısmını Ukrayna sınırından çektiği yönündeki duyurusuna yönelik açıklama geldi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Ukrayna sınırında Rus askeri varlığının azaldığı yönünde bir işaret görmedik. Ancak Rusya’nın ne yaptığını yakından izlemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

NATO Genel Sekreteri, birliklerin yeniden ilerletilmesinin de mümkün olduğuna dikkat çekerek; gerilimin düşürüldüğü yönünde ciddi bir değerlendirme yapılabilmesi için hem birliklerin hem de ağır silahların belirgin ve kalıcı geri çekilişinin gözlenmesi gerektiğini belirtti.

Stoltenberg, mevcut durumun hala Avrupa’da onyıllardır karşılaşılan en ciddi güvenlik krizi olma niteliği taşıdığını sözlerine ekledi.

Rusya’dan “Birliklerimizi çekiyoruz” duyurusu 

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna sınırındaki bazı birliklerin askeri faaliyetlerini tamamlamalarının ardından üslerine döndüklerini duyurmuştu.

Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan bir videoda, bakanlık sözcüsü büyük çaplı bazı tatbikatların ülke çapında devam ettiğini güney ve batı askeri bölgelerindeki birliklerin ise tatbikatları tamamlayarak üslerine döndüğünü belirtmişti. Videoda bazı tankların ve diğer zırhlı araçların açık yük vagonlarına yüklendiği görülmüştü.

Interfax Ukrayna haber ajansına göre, Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba, Kiev’in ancak Rusya’nın çekildiğini gördükten sonra gerilimin düşebileceğini inanacaklarını ifade etti.

Haberde, Kuleba’nın, “Sürekli Rusya Federasyonu’ndan farklı açıklamalar duyuyoruz. Bir kuralımız var, gördüğümüze inanırız. (Ancak) Geri çekilme görürsek gerilimin düştüğüne inanırız” şeklindeki ifadelerine yer verildi.

Açıklama piyasaları rahatlattı

Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasının ardından Rus piyasasında da toparlanma yaşandı. Bir süredir Batı’dan gelen yaptırım tehdidinin baskısı Rus ekonomisinde kendini hissettirirken, açıklamanın ardından Ruble, Dolar karşısında yüzde 1,5 değer kazandı.

Rusya’nın Ukrayna sınırında konuşlandırdığı 100 bini aşkın birlik ve Belarus’la düzenlenen ortak askeri tatbikatlar Moskova’nın ülkeye gireceğine ilişkin endişeleri artırmıştı. Rusya işgal planlarına yönelik iddiaları geri çevirirken Batı’dan Ukrayna’nın ve eski Sovyet ülkelerinin NATO’ya alınmayacağının teminatının yanı sıra, komşusuna silah sevkiyatının durdurulmasını ve Batılı müttefiklerin birliklerini Doğu Avrupa’dan çekmesini talep ediyor.

Paylaşın

Ukrayna-Rusya Gerilimi Gıda Fiyatlarını Olumsuz Etkileyecek

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna-Rusya gerilimi başta ekmek olmak üzere gıda fiyatlarını olumsuz etkileyeceğini söyledi.

Bayraktar, Ukrayna ile Rusya arasındaki gerilimin ithalatta sorunlara neden olması sebebiyle başta ekmek olmak üzere Türkiye’deki gıda fiyatlarını olumsuz etkileyeceği konusunda uyarıda bulundu.

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Bayraktar, “Bu yıl tarımsal üretimdeki sorunlar giderilemezse çok daha yüksek gıda fiyatlarıyla karşı karşıya kalabiliriz” ifadesini kullandı.

Bayraktar’ın açıklamasından satır başları şöyle:

Mazot fiyatı son bir yılda yüzde 111 oranında arttı. Üreticilerimize verilen mazot desteği bu artış karşısında yetersiz kaldı. Tarımsal sulamada kullanılan elektrik tarifesine yüzde 94,8’lik zam çiftçilerimizin artan maliyetlerini daha da artırdı.

Bu buhran, özellikle stratejik ürünlerde ithalata bağımlı olmanın ülkemize verdiği zararları göstermesi bakımından önemlidir. Özellikle yerli üreticimiz bu bağımlılıktan en fazla olumsuz etkilenen kesim olmaktadır.

TZOB olarak sürekli ithalata dayanan tedarik politikasına her zaman karşı olduk, yerli üretimi artırmanın önemini ıslarla vurguladık. Dünyada gıda ile ilgili yaşanan gelişmeler ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi. İhtiyacımız olan buğday ve arpayı rahatlıkla verilecek desteklerle ülkemizde üretebiliriz.

Paylaşın

FT’den Dikkat Çeken Erdoğan’ın Ukrayna Ziyareti Analizi

Batı ve Rusya arasında Ukrayna üzerinden gerilim sürerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün (3 Şubat 2022) Kiev’e gidiyor. Financial Times’da yer alan analiz, Ankara’nın Kiev’e desteğini gösteren bu ziyaretin Rusya’yla ilişkilerde olası etkisini değerlendirdi.

Erdoğan’ın ziyaretinin, Türkiye-Rusya ilişkileri için bir test olacağı belirtildi. Financial Times gazetesinde yer alan Laura Pitel imzalı, “Erdoğan’ın Ukrayna’ya ziyareti, Putin’le karmaşık bağları test ediyor” başlıklı analiz, Ukrayna-Rusya gerilimi gölgesinde Moskova-Türkiye ilişkilerini inceledi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bugün (3 Şubat 2022) Ukrayna’ya ziyaretinin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le karışık ilişkisini ve Moskova’nın Ankara üzerindeki ağırlığını maskeleyen bir destek göstergesi olduğu aktarılan analizde, şu ifadeler yer aldı:

Türkiye için büyük riskler teşkil ediyor

“Analistlere göre, Türkiye’nin Ukrayna’ya desteği Ankara’nın NATO müttefiklerini memnun etti ancak ülkenin Rusya’ya ekonomik bağlılığı ve Putin’in doğalgaz, turizm, ticaret ve Suriye’deki durumu Erdoğan’a karşı siyasi silah olarak kullanma ihtimali düşünüldüğünde, Türkiye için büyük riskler teşkil ediyor.”

Değerlendirmede bulunan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi kıdemli üyesi gazeteci Aslı Aydıntaşbaş “Türkiye ince bir çizgi üzerinde yürümeye çalışacak ve Ukrayna’ya destek olurken Rusya’yı aleyhine çevirmemeye çalışacak.” dedi.

Analizde, Erdoğan’ın ikili ilişkilerin 30’uncu yılında Ukrayna’ya yapacağı ziyaretin Kiev tarafından olumlu karşılandığı belirtilirken Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasly Bodnar “Türkiye, Ukrayna’ya destek olarak görüneceğini bildiği kararı aldı. Buna oldukça değer veriyoruz” dedi.

Türkiye’nin 2014 yılında Moskova’nın Kırım’ı ilhak etmesine karşı duruşu hatırlatılan analizde, Erdoğan-Putin ilişkisinin ise bu tarihten itibaren giderek daha yakınlaştığı aktarıldı. Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşarak, ABD’nin F-35 programından çıkarılma pahasına Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın aldığı hatırlatıldı.

Analizde, Erdoğan ve Putin arasındaki yakın ilişkiye rağmen, iki liderin dış politika alanında çok sayıda noktada zıt noktalarda durduğu belirtildi. Türk yetkililerin sık sık Suriye, Libya ve Kafkasya’da Rusya’nın karşısındaki grupların desteklendiğini vurguladığı belirtildi.

Türkiye ve Ukrayna arasındaki savunma işbirliği

Analizde, Moskova’nın Türkiye ve Ukrayna arasındaki büyüyen savunma işbirliğinden rahatsız olduğu aktarıldı. Bu hafta Türkiye’yle serbest ticaret anlaşması imzalaması beklenen Ukrayna’nın Türkiye’den çeşitli savunma araçları satın aldığı hatırlatıldı.

Bir ABD’li yetkili “Türkiye’nin Ukrayna’ya malzeme desteği önemli oldu. Washington, Ankara bunu daha fazla yapmaya devam ederse memnun olur.” dedi.

Analiz şöyle devam etti: “Almanya gibi Ankara da, Putin’in kırmızı çizginin aşıldığını fark ettiği durumda yapacağı baskı noktalarının farkında”

Ekonomik ilişkiler ve Suriye

Analizde, Rusya’nın Türkiye’ye doğalgaz, turizm, tarım, ticaret gibi alanlarda baskı yapabileceğini geçmiş örneklerle aktarılırken Ankara’yı en fazla endişelendiren noktanın Suriye’de İdlib olduğu belirtildi. Analiz şöyle devam etti:

“Erdoğan, 3.6 milyon Suriyeli sığınmacının bulunduğu ülke içinde zaten siyasi baskı altında. Ankara, Rus jetlerinin bölgedeki sivilleri hedef alan hava saldırılarının bir Türkiye’ye ve Avrupa’ya bir uyarı olduğunu düşünüyor.”

Batılı yetkililerin, bu baskı unsurları nedeniyle Ukrayna’nın işgali durumunda Rusya’ya yeni yaptırımları Türkiye’nin imzalamayacağını düşündüğü belirtildi.

Analizde Ankara için gerçek zorluğun, NATO’nın Türkiye’ye daha fazla askeri destek için talepte bulunması olacağı belirtildi. Bir Batı ülkesinden savunma yetkilisi “NATO, Türkiye askeri tesislerinin deniz ya da hava yollarına destek sağlamasını istere ne olur? Bu, onları oldukça zor bir duruma sokar” dedi.

(Kaynak: T24 )

Paylaşın

Türkiye Komutasındaki NATO Kuvveti Rusya’ya Karşı Harekete Geçiyor

Rus birliklerinin Ukrayna sınırına konuşlanması nedeniyle NATO ve Rusya arasındaki gerginlik tırmanıyor. Alman Welt gazetesine göre NATO, Rusya’ya karşı ilk somut askeri adımını attı ve hızlı müdahale kuvvetini operasyona hazır duruma getirmeye başladı.

Gazetenin haberinde NATO bünyesindeki Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti (VJTF) adlı birimin beş gün içinde kriz bölgesinde konuşlanmaya hazır duruma getirileceği belirtiliyor.

NATO’nun en hızlı birimi olan VJTF’nın komutası ise şu anda Türkiye’de. Haberde, Türk birliklerinin de öncü kuvvet olarak hazırolda beklediği ve iki ila yedi gün içinde operasyona hazır duruma geleceği aktarılıyor. Türkiye’nin geçen yıl Polonya’dan devraldığı VJTF’nin komutası önümüzdeki yılın başında Fransa’ya geçecek. Fransız birliklerinin de 45 gün içinde operasyona hazır durumda olacağı ifade ediliyor.

VJTF, yaklaşık 40 bin askerden oluşan çok uluslu NATO Mukabele Kuvveti’nin (NRF) en hızlı hareket eden birimi. İttifakın savunmasında ve dünya çapındaki krizlerde harekete geçen NRF, son olarak Afganistan’daki tahliye operasyonlarında görev almıştı. Rusya’nın Kırım’ı ilhakından sonra caydırıcılık amaçlı kurulan VJTF ise yaklaşık 20 bin askerini kısa süre içinde mobilize edebiliyor ve belirlenen kriz bölgesine konuşlandırabiliyor.

Almanya Dışişleri Bakanı: Endişe büyük

Avrupa Birliği’nde de Rusya ile yaşanan gerginlik endişe yaratıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, bugün Lüksemburglu mevkidaşı Jean Asselborn’la gerçekleştirdiği görüşme sonrası yaptığı açıklamada, endişesinin “büyük” olduğunu belirterek Rusya’nın talepleri ve önerilerinin temelsiz olduğunu söyledi. Baerbock, sözlerini “Bu büyük krizi sadece diyalogla çözebileceğimiz aşikar” şeklinde sürdürdü.

Asselborn da ekonomik yapırımları ve askeri operasyonu kimsenin istemediğini belirterek yapısal diyalog kurulması için çabaların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Rusya geçen hafta sınırdaki gerilimin azaltılması için NATO’nun doğuya doğru genişlemesini resmi olarak durdurmasını ve ABD’nin de eski Sovyet cumhuriyetlerine askeri üsler kurmaktan vazgeçmesini istemişti. Ancak NATO ve Washington, Moskava’nın taleplerini geri çeviriyor. Rusya, bu hamlesiyle Ukrayna’nın NATO üyesi olmasını engellemeye çalışıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’nin İthalatta Çin Ve Rusya’ya Bağımlılığı Artıyor

Türkiye’nin Rusya’dan ithalatı 2021 yılının ilk 10 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre dolar bazında yüzde 60; Çin’den ithalatı ise yüzde 42 arttı. Türkiye’nin ithalat pastasında 2021 yılında iki ülkenin payı yüzde 22,6’ya kadar yükseldi.

Son verilere göre Türkiye’nin yurt dışından aldığı 4 üründen 1’i Çin ve Rusya’dan geliyor. İki ülkenin ithalattaki payı 2020’nin aynı döneminde yüzde 18 civarında bulunuyordu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı dış ticaret istatistikleri Türkiye’nin ithalatta Rusya ve Çin’e bağımlılığının son 10 yılda artış eğiliminde olduğunu gösteriyor.

2021’de Ocak-Ekim ayını kapsayan yılın ilk 10 ayında Türkiye’nin toplam ithalatı 215,53 milyar Amerikan doları oldu. Çin’den ithalat 26,06 milyar doları olurken Rusya’dan ithalat ise 22,61 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Covid-19 salgının hakim olduğu 2020 yılının aynı döneminde Çin’den ithalat 18,32 milyar dolar; Rusya’dan ise 14,14 milyar dolar olmuştu. Buna göre dolar bazında ithalat son bir senede Çin’den yüzde 42, Rusya’dan ise yüzde 60 artış gösterdi. 2021 senesi pandemi öncesi yıllarla karşılaştırıldığında da bu iki ülkeden ithalatın artış eğiliminde olduğu görülüyor.

İthalat 2018’in ilk 10 ayında Çin’den 18,04 milyar dolar; Rusya’dan ise 18,45 milyar dolar olmuştu. Bu veriler 2019 döneminde Çin’den 14,94 milyar dolar; Rusya’dan 18,31 milyar dolar seviyesindeydi. Türkiye’nin toplam ithalatında Rusya ve Çin’in aldığı pay 2021 yılında son 10 senenin en yüksek seviyesine erişti.

Ocak-Ekim dönemlerine bakıldığında 2021’de Çin’in payı yüzde 12,1; Rusya’nın payı ise yüzde 10,5 oldu. İki ülkenin toplam payı ise yüzde 22,6’ye karşılık geliyor. Bu oranlar 2020 yılının aynı döneminde Çin için yüzde 10,4 ve Rusya için yüzde 8 idi. İki ülkenin ithalattaki toplam payı ise Ocak-Ekim 2020’de yüzde 18,4 olmuştu. Buna göre son 1 yılda iki ülkenin toplam içindeki payı yüzde 23 artmış oldu.

2011 yılının Ocak-Ekim periyodunda Rusya ve Çin’in ithalattaki toplam payı yüzde 18,5 iken bu oran 2017 ve 2020 senelerinde yüzde 18,4’a kadar düştü. Pandemiden hemen önce bu oran yüzde 19,9, 2018’de ise yüzde 19,2 olmuştu.

Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler

2021’in ilk 10 ayında Çin ve Rusya aynı zamanda Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı iki ülke. Üçüncü sırada yüzde 8,3 pay ile Almanya gelirken bu ülkeyi yüzde 4,9 ile ABD ve yüzde 4,3 ile İtalya takip ediyor. Diğer ülkelerin payı ise sırayla şöyle: Hindistan ve Fransa yüzde 3, Güney Kore yüzde 2,9; İspanya ve Belçika yüzde 2,3 ve İngiltere yüzde 2,1.

Ocak-Ekim 2021 döneminde Türkiye’nin ihracatı ise 181,67 milyar dolar oldu. Türkiye’nin ihracatında Rusya sadece yüzde 2,5 paya sahipken Çin ilk 20 ülke arasında yer almıyor. Zirvede yüzde 8,7 ile Almanya; yüzde 6,5 ile ABD ve yüzde 6 ile İngiltere bulunuyor.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın