ABD’den Türkiye’ye ‘Rusya Yaptırımları’ Uyarısı

Yaptırımlar konusunda Türkiye’den beklentiler ve Ankara ile Moskova arasındaki ilişkiler hakkında da değerlendirmelerde bulunan ABD’nin Yaptırım Koordinatörü O’Brian, hem Türk Hükümeti, hem de Türk özel sektörüne, yaptırımlara uyulmasını beklentisini “çok açık bir şekilde aktardıklarını” açıkladı, Türk özel sektörünün bu konuda çok net olduğunu ve büyük ölçüde de yaptırımlara uyduklarını gözlemlediklerini kaydetti.

Türkiye’yi “önemli bir partner” olarak nitelendiren ve “her zaman olduğu gibi bu konuda da çok açık ve samimi görüş alışverişinde bulunduklarını” anlatan O’Brian, ABD’nin yaptırımlar konusunda politikasının net olduğunu, Türk tarafına da “çıkarlarımız gerektirdiği takdirde yaptırım uygularız” mesajını verdiklerini vurguladı.

Önümüzdeki aylarda Türkiye’den bazı beklentileri olduğunu aktaran James O’Brian, “Yaptırımlara uyulduğunu görmek için hem Türk makamları hem özel sektörü ile çok yakın angajmanımızı sürdüreceğiz. Eğer yaptırımlara uyulmadığı tespit edilirse aksiyon alınacak” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Yaptırım Koordinatörü Büyükelçi James O’Brien, Türkiye’nin Rusya’ya yaptırım kararlarına uymasını beklediklerini, bunların delinmesine destek verilmesi durumunda, yaptırım adımları ya da ihlali durduracak başka adımları atabileceklerini söyledi.

O’Brian, uluslararası basın kuruluşlarından gazetecilere, Rusya’ya yaptırımlarla ilgili son gelişmeler hakkında bilgi verdi, ardından soruları cevapladı.

DW Türkçe’den Değer Akal’ın aktardığına göre, ABD’nin Ukrayna’da sivil altyapıyı hedef alan Rusya’ya yönelik bugün çok kapsamlı yeni yaptırımlar açıkladığını anlatan büyükelçi, uygulanan yaptırımlardan sonuç aldıklarını vurguladı.

Rusya’nın askeri malzeme, mühimmat yapımı ve tedariğinde zora girdiğini, savaş alanında gücünü yitirmekte olduğunu söyleyen O’Brian, mali yaptırımlar nedeniyle de finansal sorunlar yaşamaya başladığını, ayrıca 900 bin Rus vatandaşının savaş nedeniyle ülkelerinden kaçtığını söyledi.

ABD’nin Yaptırım Koordinatörü O’Brian, yaptırımlar konusunda Türkiye’den beklentiler ve Ankara ile Moskova arasındaki ilişkiler hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Ankara’ya hem övgü hem uyarı

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaşta Türkiye’nin çok farklı konularda, çok önemli roller üstlendiğine vurgu yapan O’Brian, Türkiye’nin silahlı insansız hava araçları ile Ukrayna’ya sağladığı desteği övdü, “Bunlar muharebe meydanında büyük önem taşıdı” dedi.

ABD’nin yaptırım koordinatörü, Türkiye’nin aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in Karadeniz Tahıl İnisyatifi’nin de bir nevi sponsorluğunu ve arabuluculuğunu üstlendiğine dikkat çekerek, “Dolayısıyla Türkiye’nin bu ihtilafta hem insani hem de askeri bakımdan üstlendiği rol büyük önem taşımıştır” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte O’Brian, hem Türk Hükümeti, hem de Türk özel sektörüne, yaptırımlara uyulmasını beklentisini “çok açık bir şekilde aktardıklarını” açıkladı, Türk özel sektörünün bu konuda çok net olduğunu ve büyük ölçüde de yaptırımlara uyduklarını gözlemlediklerini kaydetti.

“Uyulmazsa aksiyon alırız”

Türkiye’yi “önemli bir partner” olarak nitelendiren ve “her zaman olduğu gibi bu konuda da çok açık ve samimi görüş alışverişinde bulunduklarını” anlatan O’Brian, ABD’nin yaptırımlar konusunda politikasının net olduğunu, Türk tarafına da “çıkarlarımız gerektirdiği takdirde yaptırım uygularız” mesajını verdiklerini vurguladı.

Önümüzdeki aylarda Türkiye’den bazı beklentileri olduğunu aktaran James O’Brian, “Yaptırımlara uyulduğunu görmek için hem Türk makamları hem özel sektörü ile çok yakın angajmanımızı sürdüreceğiz. Eğer yaptırımlara uyulmadığı tespit edilirse aksiyon alınacak” dedi.

O’Brian bu aksiyonun ne olabileceğine de açıklık getirdi. Yaptırımların delinmesine yol açan materyallerin temini nedeniyle ikincil yaptırım kararlarının alınabileceğini söyleyen ABD’li koordinatör, ayrıca “ihlali durduracak başka adımların atılmasının da seçenekler arasında bulunduğunu” dile getirdi.

ABD petrol tavan fiyatına da uyum bekliyor

ABD’li büyükelçi, G7’nin Rus petrolüne tavan fiyat uygulaması konusunda Türkiye’den beklentilerini de anlattı.

O’Brian, “Beklentimiz Rus petrolünün en büyük alıcıları olan Çin, Hindistan ve Türkiye’nin kendileri için çok iyi bir fiyat pazarlığı yapmaları, böylelikle fiyatların tavan fiyatının altında olmasını sağlamaları. Böylelikle resmi olarak tavan fiyat koalisyonunda yer almasalar da, yaptırımlara uymuş olacaklar” diye konuştu.

ABD, Erdoğan ve Putin’in projesi için ne diyor?

O’Brian, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, ikili ekonomik ilişkilerini geliştirme, Türkiye’yi doğalgaz üssü haline dönüştürme planlarını da değerlendirdi.

ABD’li yetkili, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşı için kaynak arayışını yakından takip edeceklerini, yaptırımlarını bu girişimlere uyarlayacaklarına işaret etti.

O’Brian, “Bu Türkiye ile istişarelerin süreceği ve Türkiye’nin Rusya ile angajmanını sürdürme planlarında değişikliğe gitmek durumunda kalabileceği anlamına geliyor” diye konuştu.

AB de bu hafta Ankara’ya çağrı yaptı

Bu arada Avrupa Birliği (AB) de bu hafta Genel İşler Konseyi’nde kabul edilen kararda Türkiye’ye Rusya’ya uygulanan yaptırımlara uyma çağrısı yaptı.

Kararda, Türkiye’nin Ukrayna tahılının ihracatını kolaylaştırmada oynadığı yapıcı rolün Konsey tarafından “takdir edildiği” vurgulanırken, “Ancak Konsey, AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına Türkiye’nin uyum sağlamamasını derin üzüntüyle karşılamaktadır” ifadelerine yer verildi.

Konsey kararında, Türkiye’nin AB’nin dış politika pozisyonlarına uyum sağlamasının, yaptırımlara katılmasının ilişkilerdeki “en yüksek öncelikli konu” olduğunun altı çizildi.

AB üyeleri, Ukrayna’ya karşı savaş açması nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımların ve kısıtlayıcı tedbirlerin delinmemesi gerektiğinin altını çizerken, şu çağrıyı yaptılar:

“Bu bağlamda Konsey, Türkiye’nin, özellikle çift kullanımlı ürünler de dâhil olmak üzere, mallar konusunda söz konusu olan Gümrük Birliği içindeki serbest dolaşımı da dikkate alarak, söz konusu kısıtlayıcı tedbirlere tam olarak riayet etmesini beklemektedir.”

Ankara: Yaptırımların ihlaline müsaade edilmeyecek

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise AB’nin bu kararları hakkında yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin yaptırımlara taraf olmamakla birlikte yaptırımların ihlaline müsaade edilmeyeceği yönündeki kararlı tutumunun dikkate alınmamasının “kasıtlı bir yaklaşım” olarak görüldüğü belirtildi.

Açıklamada, “Ülkemizin Rusya’yla ticari ve ekonomik ilişkileri, yaptırımları etkisiz kılacak bir mahiyete sahip olmadığı gibi Rusya’yla diyaloğumuzun sürdürülmesinin, Tahıl Anlaşması ve esir değişimi örneklerinde görüldüğü üzere savaşın olumsuz etkilerinin asgari düzeyde tutulması bakımından da önem arz ettiği açıktır” ifadelerine yer verildi.

Erdoğan’dan Borrell’e sert tepki

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Avrupa Parlamentosu’na gönderdiği bir yazı geçen hafta Alman medyasında yayımlanmıştı.

Haberlerde Borrell’in, Rusya’ya uygulanan yaptırımların Türkiye üzerinden delinebileceği endişesini dile getirdiği belirtilmişti.

Türkiye’nin AB’nin Rusya’ya karşı yaptırımlarına katılmaması, aksine Rusya ile ekonomik ilişkilerini geliştirme adımları atmasından rahatsızlık duyulduğu aktarılmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan ziyareti dönüşünde gazetecilere yaptığı açıklamada Borrell’e sert çıktı.

“Borrell’i muhatap olarak almıyorum. O, olsa olsa Mevlüt Bey’in muhatabı olabilir” diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Yaptığı açıklama hiç şık değil. Yani bir defa bizim Rusya’yla ilişkilerimizi Borrell tayin, tanzim edemez. O bu konularda böyle bir karar verecek ne kalitededir ne kapasitededir. Çok çirkin bir açıklama. Sen nasıl olur da kalkarsın bizim Rusya’yla ilişkilerimizi yaptırımlar içerisinde değerlendirirsin.”

Paylaşın

Suriye Operasyonu: Erdoğan: Suriye-Türkiye-Rusya Olarak Adım Atalım

Türkmenistan dönüşü uçakta Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suriye operasyonuyla ilgili Rusya’ya yönelik “Birlikte karar ve uygulama noktasında destek istedik” sözleri hatırlatıldı ve “Ortak bir operasyon veya ortak bir çalışma mekanizması mı söz konusu olacak?” diye soruldu.

“Burada her ikisi de hatta şu anda belki gündemde olmayan ama daha sonra gelişmelerle gündeme gelebilecek birçok başlık söz konusu” diye değerlendirmede bulunan Erdoğan konuyu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeye getirdi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuna değindi. Türkiye’nin sınırından 30 kilometre derinliğe kadar güvenli koridor oluşturma kararı olduğunu söyleyen Erdoğan, bu kararın Astana ve Soçi zirvelerinde de konuşulduğunu hatırlattı.

Türkiye’nin gerekli askeri adımı atmaya hazır olduğunu ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

“Suriye’de bir de koalisyon güçleri olayı var. Bu koalisyon güçlerinin içinde kim var? Başta Amerika var. Yanında Fransa’sı, Almanya’sı, İngiltere’si var. Bütün bunların olduğu bir coğrafyada biz ülkemizin güvenliği için tedbirlerimizi alıyoruz. Ama hepsinden de öte Suriye’de bir defa terör örgütünün besleyicileri var. Şimdi bu terör örgütü en büyük destekleri nereden alıyor? Koalisyon güçlerinden alıyor. Nereden alıyor? Petrol kuyularından alıyor. Bu petrol kuyuları şu anda koalisyon güçlerinin de aynı zamanda güvencesinde. Nereye satıyorlar? Rejime satıyorlar. Ama özellikle başta Amerika olmak üzere diyoruz ki eğer sizler hala binlerce tır silah, mühimmat, araç, gereç bunları bu terör örgütlerine vermeye devam edecek olursanız biz de her zaman söylediğimiz gibi kendi göbeğimizi kendimiz keseriz.”

Esad’la görüşme

Erdoğan’a Suriye operasyonuyla ilgili Rusya’ya yönelik “Birlikte karar ve uygulama noktasında destek istedik” sözleri hatırlatıldı ve “Ortak bir operasyon veya ortak bir çalışma mekanizması mı söz konusu olacak?” diye soruldu.

“Burada her ikisi de hatta şu anda belki gündemde olmayan ama daha sonra gelişmelerle gündeme gelebilecek birçok başlık söz konusu” diye değerlendirmede bulunan Erdoğan konuyu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeye getirdi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız.”

Erdoğan, Suriye lideriyle görüşme konusunu Aralık ayı başında da gündeme getirmiş, ancak Reuters’ın Suriyeli yetkililere dayandırdığı haberine göre Esad,Erdoğan’la görüşmeyi kabul etmemişti.

Erdoğan’a ABD’nin eski Suriye Özel Temsilisi James Jeffrey’in, “Washington Esad’la görüşmeye olumlu bakmıyor” yönündeki açıklaması da soruldu. Erdoğan, “Ben kiminle, ne zaman, nasıl görüşeceğimi birilerinden izin alarak yapmam.Ben Mısır Cumhurbaşkanıyla Katar’da bir görüşme yaptım. Kimseden izin almadım. Suriye konusunda atacağımız adımlarda belirleyici husus da ulusal çıkarlarımız olacaktır. Suriye’de güvenli bölgeden tutun, terör örgütüne karşı alacağımız tedbirler içerisinde bu da bizim atacağımız adımlardan bir tanesidir” yanıtını verdi.

Almanya’da darbe planı operasyonları

Erdoğan Almanya’da geçen hafta düzenlenen darbe planı operasyonlarına da değindi. Erdoğan şunları söyledi:

“Alman makamlarının darbe hazırlığındaki kişilere karşı aldıkları önlemleri doğru buluyoruz. Sürecin hukuk devleti ilkeleri ışığında tüm boyutlarıyla aydınlatılması önemlidir. Darbe planlarına karşı Almanya’da oluşan hissiyatı en iyi anlayacak olan benim halkım, benim ülkemdir. Ancak maalesef, dostumuz ve müttefikimiz Almanya’dan aynı duygudaşlığı ve anlayışı gördüğümüzü söylemem mümkün değildir. Biz on yıllardır Almanya’nın Türkiye’yle empati yapması gerektiğini hep savunduk. Ama son dönemlerde nedense gariplikler olmaya başladı. Şu anda terör örgütünün Avrupa’daki en önemli sığınak yeri Almanya’dır. Şu anda PKK/YPG/PYD bunlar nerede? Orada. FETÖ nerede? Orada. Bunları istiyoruz, bunları vermek gibi bir dertleri de yok.”

Çocuğa istismar davası

Uçaktaki medya temsilcilerinden biri Türkiye’nin gündemindeki çocuk istismarı meselesinde CHP’nin tutumunun muhafazar kesimi rencide eder nitelikte olduğu iddia ederek Erdoğan’a bu konudaki değerlendirmesini sordu. Cumhurbaşkanı şu yanıtı verdi:

“Her şeyden önce bir yavrumuzun 6 yaşındayken yaşadığı iddia edilen olayda bu yavruyu korumak veya bu yavrunun hukukunu savunmak anlamında CHP’nin ciddi manada bir adım attığını mı düşünüyorsunuz? Bu CHP’ye şunu söylemek lazım; sen 10, 11, 12, 13, 14 yaşında kızları dağa kaçırılan Diyarbakır Annelerini bugüne kadar hiç savundun mu? O gözü yaşlı anneleri bugüne kadar hiç gidip ziyaret ettin mi? Bu dağdaki, bu Kandil’deki teröristlerin, bu yavruları silahlandırdığını, onlara taciz tecavüz ettiklerini bildiğin halde, bu yönde attığın bir adım var mı?”

Paylaşın

Avrupa Birliği, Türkiye’nin Rusya İle Yakın İlişkilerinden Rahatsız

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Türkiye’den Rusya’ya yönelik politikasını değiştirmesini ve Ukrayna’ya saldırıları nedeniyle Batılı ülkelerin Rusya’ya yönelik aldığı yaptırımları hayata geçirmesini talep etti.

Avrupa Birliği, Türkiye’nin Ukrayna Savaşı’na rağmen Rusya ile yakın ilişkilere sahip olmasından rahatsız olduğunu açıkladı.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Türkiye’den Rusya’ya yönelik politikasını değiştirmesini ve Ukrayna’ya saldırıları nedeniyle Batılı ülkelerin Rusya’ya yönelik aldığı yaptırımları hayata geçirmesini talep etti.

Josep Borrell’in Avrupa Parlamanentosu’na (AP) konuyla ilgili gönderdiği yazı, Funke Medya Grubu’na bağlı gazetelerin Pazar günkü baskılarında yer aldı. Borrell yazıda, “Türkiye’nin AB’nin Rusya’ya yönelik kısıtlayıcı önlemlerine katılmama politikası giderek artan endişe kaynağı” ifadesini kullandı.

Borrell, AB ve Türkiye’nin Gümrük Birliği içinde olduğuna dikkat çekerek bunun malların hem sivil hem de askeri amaçlı olmak üzere çift kullanımlı serbest dolaşımını güvence altına aldığına işaret etti. AB ürünlerin serbest dolaşımı nedeniyle AB yaptırımlarının delinebileceği endişesini taşıyor.

“Türkiye AB’ye aday”

Türkiye’nin Rusya’ya geçici çözümler sunmaması gerektiği konusunda uyarıda bulunan Borrell, AB üyeliğine adaylığının altını çizdi ve “Türkiye de dahil bütün aday ülkelerden, kararlaştırılan önlemlere uymaları bekleniyor” dedi.

“Ukrayna Savaşı’nın ortasında Türkiye ve Rusya’nın ikili ekonomik ilişkileri derinleştirmesi aynı şekilde endişe kaynağı” diyen Borrell, AB’nin kaygı ve beklentilerini Türk muhataplarına birçok kez ilettiğini ve bunu her düzlemde dile getireceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ağustos ayında daha sıkı ekonomik işbirliği kararı almıştı. Ancak Türkiye Rusya’nın çıkarlarını savunduğu yönünde dile getirilen iddiaları reddediyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 17 Kasım’da yaptığı açıklamada, tahıl koridoru anlaşmasının uzatılması sürecinde Rus ve Ukraynalı muhatapların yanı sıra BM, ABD ve Avrupalı muhataplarla temaslar yürütüldüğünü söylemiş, atılan adımlardan Rusya’nın da tatmin olduğunu belirterek şöyle konuşmuştu:

“Ama engellerin tamamen kalkmadığını söylemek lazım. Bunu söylediğimiz zaman bazıları ‘Rusya’yı mı savunuyorsunuz?’ diyor. Hayır, Rusya’yı savunmuyoruz. Her şeyden önce bu bir anlaşma. İkincisi de Ukrayna tahılının sorunsuz şekilde özellikle ihtiyaç sahibi ülkelere gidebilmesi için Rusya’nın taleplerinin de anlaşmada olduğu gibi karşılanması gerektiğini söylüyoruz.”

Paylaşın

Vladimir Putin: Ortaklarımız Geçmişte Rusya’ya İhanet Etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, ülkesinin gelecekte Ukrayna’yla ilgili anlaşmalara varabileceğini, ancak Minsk anlaşmalarının bozulmasının Rusya’nın ihanete uğradığını hissetmesine yol açtığını söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna ve Ukrayna’nın doğusundaki Rusya destekli ayrılıkçılar arasında 2014 ve 2015 yıllarında, Belarus’un başkenti Minsk’te ateşkes anlaşmalarına varılması için aracılık eden Almanya ve Fransa’nın, Rusya’yı ihanete uğrattığını ve şimdi Ukrayna’ya silah verdiklerini söyledi.

Almanya eski Başbakanı Angela Merkel, Çarşamba günü Alman Zeit gazetesinde yayımlanan röportajında, Minsk anlaşmalarının “Ukraynalılar’a savunmalarını inşa etmek için zaman kazandırma” girişimi olduğunu dile getirdi.

Vladimir Putin, Merkel’in ifadelerinin kendisini “hayal kırıklığına uğrattığını” söyledi.

“Batı’nın ‘aptalca’ tavan fiyat uygulaması nedeniyle petrol üretimini azaltabiliriz”

Rusya Cumhurbaşkanı Putin, dünyanın en büyük enerji ihracatçısı olan ülkesinin, Batı’nın Rus petrolüne yönelik “aptalca” tavan fiyat uygulaması nedeniyle, petrol üretimini azaltabileceklerini söyledi. Putin, bu uygulamayı benimseyen ülkelere de petrol satmayı reddedeceklerini kaydetti.

G7 ülkeleri, Avrupa Birliği ve Avustralya, geçen hafta, Rus ham petrolüne varil başına 60 dolar tavan fiyat uygulama konusunda anlaşmıştı.

Putin, “Böyle kararlar veren ülkelere petrol satmayacağımızı zaten daha önce söylemiştim. Eğer gerekirse belki üretimi azaltmayı da düşüneceğiz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, “Bu konuyu düşünüyoruz, henüz bir çözüm yok. Rusya önümüzdeki birkaç gün içinde somut adımların yer alacağı bildiriyi açıklayacak” dedi.

İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen on yıllarda, Sovyet jeologların Sibirya’nın bataklıklarında petrol ve doğalgaz bulmasıyla birlikte Avrupa’ya enerji ihracatı, Rusya’nın döviz kazancının başlıca kaynağı haline gelmişti.

Batı’nın Rusya’nın mali durumunu zora sokma girişimlerini önemsemeyen Putin, varil başına 60 dolarlık tavan fiyatın, Rusya’nın petrolünü sattığı seviyeye denk düştüğünü söyledi.

Reuters verilerine göre, Ural petrolünün fiyatı bugün varil başına 53 dolardı.

Putin, Batı’nın tavan fiyat dayatmasının petrol sektörünün küresel çaplı çöküşüne ve fiyatlarda felaket boyutlarında artışa sebep olacağı uyarısı yaptı.

“Bu durum, sektörün çöküşüne yol açacak çünkü tüketici her zaman düşük fiyat talep edecek. Sektör zaten yeterli yatırıma, fona sahip değil. Eğer sadece tüketicileri dinlersek o zaman yatırım sıfıra inecek. Bu da bir aşamada fiyatların felaket seviyede yükselmesine ve küresel enerji sektörünün çöküşüne neden olacak. Bu aptalca, kötü planlanmış bir öneri” şeklinde konuştu.

“Rusya’ya nükleer saldırı yapacak ülkeyi yerle bir ederiz”

Bişkek’teki basın toplantısında başka konulara da değinen Putin, Rusya’ya nükleer saldırı düzenleme cüretinde bulunmaya kalkacak her ülkenin dünya üzerinden silineceğini söyledi. Amerika’nın aksine Rusya’nın önleyici bir nükleer saldırı düzenlemek gibi bir niyeti olmadığını dile getiren Putin, ellerindeki gelişmiş hipersonik silahların, herhangi bir saldırıya uğrama durumunda şiddetle yanıt vermelerini sağlayacağını belirtti.

Rusya lideri, Moskova’nın son aylarda Ukrayna’da savaşmak için seferber ettiği ve silah altına aldığı 300 bin askere, kıyafet ve askeri teçhizat tedarik etmede sorunlar çıktığını kabul etti, ancak durumun iyileşmeye başladığını söyledi. Putin ayrıca Ukrayna’daki Rus asker sayısını arttırmak için yeni bir seferberliğe ihtiyaç olmadığının altını çizdi.

Rusya’nın tarım ürünleri ihracatının önünde hala bazı sorunlar olduğunu kaydeden Putin, Rus gübresinin Avrupa’daki limanlarda beklemeye devam ettiğini belirtti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Almanya Başbakanı Scholz: Nükleer Çatışma Riski Azaldı

Funke Medya Grubu ile Fransız Ouest-France gazetelerine röportaj veren Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “Rusya, nükleer silah kullanma tehdidini bıraktı. Bu, uluslararası toplumun çizdiği kırmızı çizgiye verilmiş bir tepkidir” dedi.

Başbakan Scholz, gazetecilerin “Nükleer çatışma tehlikesi ortadan kalktı mı?” sorusuna ise, “Şu an için bunun önüne geçtik” yanıtını verdi.

Moskova’ya bir kez daha savaşı hemen bitirme ve ordularını Ukrayna’dan çekme çağrısında bulunan Başbakan Scholz, bu yapıldığı takdirde “Rusya ile Avrupa’da silahlanmanın kontrol altına alınması” hakkında konuşulabileceğini belirtti. Bu teklifin savaş başlamadan önce de Moskova’ya iletildiğini vurgulayan Scholz, “pozisyonumuzda değişen bir şey yok” ifadesini kullandı.

Ukrayna’ya silah yardımı

Röportajında, ülkesinin Ukrayna’ya silah yardımlarını da savunan Başbakan Olaf Scholz, “Almanya, Amerika Birleşik Devletleri’nin ardından, Ukrayna’ya en güçlü destek veren ülkelerden biri. Silahlarla da…” dedi. Scholz ayrıca, Almanya’nın bu yardımları yaparken, müttefikleri ile sürekli iletişim halinde olduğunu aktardı.

Putin: Aklımızı kaybetmedik

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin insan hakları konseyi toplantısında nükleer çatışma olasılıklarını yorumladı. ABD ve müttefiklerini nükleer tehditlerde bulunmakla suçladı.

Putin konuşmanın seyri içinde Rusya’nın nükleer cephaneliğinden söz ederken “Bu doğal olarak caydırıcı bir etmendir, çatışmaların genişlemesini provoke etmez, caydırıcı bir faktördür ve umarım herkes bunu anlar.” dedi.

Rusya Devlet Başkanı nükleer silahlarının “tıraş bıçağı gibi dünyanın dört bir yanında reklamını yap[mayacaklarını]” söyledi. “Ama elbette elimizin altında oldukları gerçeğinden hareket ediyoruz” dedi.

Putin bununla birlikte insan hakları konseyi üyelerinden birinin Rusya’nın silahları asla ilk kullanan olmayacağını açıkça ilan etmesi çağrısını ise desteklemedi: “Onları ilk kullanan değilseniz, bu ikinci kullanan da olamayacağınız anlamına gelir,” dedi.

Devlet Başkanı Rusya’nın nükleer doktrininin saldırı nereden gelirse gelsin kesin yanıt vermeye dayandığını belirtti. Putin, “Aklımızı kaybetmedik, nükleer silahların ne olduğunu anlıyoruz” dedi.

Paylaşın

Nükleer Savaş Olasılığı: Vladimir Putin: Aklımızı Kaybetmedik

Kremlin insan hakları konseyi toplantısında nükleer çatışma olasılıklarını yorumlayan Rusya Devlet Başkanı Putin, “Onları ilk kullanan değilseniz, bu ikinci kullanan da olamayacağınız anlamına gelir,” dedi.

Putin, Rusya’nın nükleer doktrininin saldırı nereden gelirse gelsin kesin yanıt vermeye dayandığını söyledi. Putin, ayrıca, “Aklımızı kaybetmedik, nükleer silahların ne olduğunu anlıyoruz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin insan hakları konseyi toplantısında nükleer çatışma olasılıklarını yorumladı. ABD ve müttefiklerini nükleer tehditlerde bulunmakla suçladı.

Putin konuşmanın seyri içinde Rusya’nın nükleer cephaneliğinden söz ederken “Bu doğal olarak caydırıcı bir etmendir, çatışmaların genişlemesini provoke etmez, caydırıcı bir faktördür ve umarım herkes bunu anlar.” dedi.

Rusya Devlet Başkanı nükleer silahlarının “tıraş bıçağı gibi dünyanın dört bir yanında reklamını yap[mayacaklarını]” söyledi. “Ama elbette elimizin altında oldukları gerçeğinden hareket ediyoruz” dedi.

Putin bununla birlikte insan hakları konseyi üyelerinden birinin Rusya’nın silahları asla ilk kullanan olmayacağını açıkça ilan etmesi çağrısını ise desteklemedi: “Onları ilk kullanan değilseniz, bu ikinci kullanan da olamayacağınız anlamına gelir,” dedi. Devlet Başkanı Rusya’nın nükleer doktrininin saldırı nereden gelirse gelsin kesin yanıt vermeye dayandığını belirtti.

Putin, “Aklımızı kaybetmedik, nükleer silahların ne olduğunu anlıyoruz” dedi.

Rusya “insan hakları konseyi” 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yakınlarda Sivil Toplum ve İnsan Hakları Konseyi’nin bileşimini değiştiren bir kararname yayınlamış ve Ukrayna’da süregiden savaşa karşı barışı savunanları Konseyden çıkarırken, yerlerine savaşa onay veren yandaşlarını atamıştı.

Konsey’den çıkarılanlar

Kararnameyle Konsey’den çıkarılan 10 kişi arasında İşkenceyle Savaşanlar’ın kurucusu Igor Kalyapin, St. Petersburg İnsan Hakları Konseyi Genel Sekreteri Natalya Evdokimova; Sova Bilgi ve Analiz Merkezi müdürü Aleksander Verhovskiy ve gazeteciler Nikolay Svanije, Ivan Zasurskiy ve Yekaterina Vinokurova da var.

Savaşa evet diyenler

Konseyden çıkarılanların yerine de Tüm Rusya Halk Cephesi yürütme komitesi başkanı Yuliya Belehova; Rusya’nın Ukrayna’dan ilhak ettiği “Donetsk Halk Cumhuriyeti” milletvekili Yelena Şişkina ve sansasyon gazetesi Komsomolskaya Pravda’nın savaş muhabiri Aleksander Kots’un da aralarında olduğu yeni dönem politikasıyla barışık kişiler atandı.

Avrupa’nın tepkisi

Bloomberg’in haberine göre, Avrupa Komisyonu Genel Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, Putin’in açıklamalarına yönelik yorumunda bloğun “Rusya’nın şantaj ve manipülasyonuna boyun eğmediğini” söyledi.

Dombrovskis “Sağlam kalmamız, rotada kalmamız, saldırgan ülke Rusya’ya baskı yapmaya devam etmemiz gerekiyor . AB halen dokuzuncu yaptırım paketinin hazırlığında ve Ukrayna’ya da tüm gerekli desteği sağlamayı sürdürmemiz gerekiyor” dedi.

Paylaşın

Ukrayna’da 419’u Çocuk 17 Bin Sivil Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) son verilerine göre Ukrayna – Rusya savaşının başladığı 24 Şubat tarihinden bugüne kadar, Ukrayna’da 419’u çocuk olmak üzere, 17 bin 23 sivil hayatını kaybetti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Ukrayna’daki son insani durum ve gelişmeler ele alındı. BM İnsani Yardımlardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, Ukrayna’daki insani yardım operasyonlarıyla ilgili bilgi verdi.

Griffiths, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) son verilerine göre Ukrayna’da Rus işgalinin başladığı 24 Şubat tarihinden bugüne kadar, 419’u çocuk olmak üzere, 17 bin 23 sivilin öldürüldüğünü açıkladı.

Griffiths, Ukrayna’da yaşanan savaşta, bin 148 çocuğa yönelik saldırı olduğunu, bu çocukların ya öldürüldüğünü ya da yaralandığını belirterek “Gerçek sivil ölüm ve çocuk ölüm sayısının çok daha fazla olduğunu biliyoruz” dedi.

Griffiths, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana meydana gelen yaygın ölüm, yıkım, yerinden edilme ve acılar içinde devam eden şiddet ve kışın getirdiği son durumlarla, acıların yaşandığı savaştaki son durumla ilgili bilgi vermek için New York’a geldiğini söyledi.

Griffiths, “Ukrayna’da ülke içinde yerinden edilmiş, 6,5 milyon ve Avrupa genelinde kaydedilen 7,8 milyondan fazla mülteci dahil olmak üzere, 14 milyondan fazla insan zorla evlerinden edilmiş durumda” dedi.

“765 bin çocuk travma yaşıyor”

Griffiths, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tahminlerine göre, Ukrayna’nın sağlık sistemine yönelik en az 715 saldırı olduğunu belirterek ”Ukrayna’daki bu saldırılar, bu yıl dünya çapında bildirilen sağlık altyapısına yönelik tüm saldırıların yüzde 70’inden fazlasını oluşturuyor. Şu ana kadar milyonlarca kişi kaçtı, evlerinden ayrılmak zorunda kaldığını, şiddet görme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını” söyledi.

Ukrayna’daki savaşın yarattığı travmalardan yaklaşık 765 bin çocuğun etkilendiğini belirten Griffitsh, çocukların yaşadıkları bu travmayla başa çıkmalarına yardımcı olmak için psikolojik ve sosyal desteğe ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

“Cinsel saldırı ve cinsel şiddet arttı”

Ülkede yerinde olan kişiler için mobil destek merkezleri kurulduğunu belirten Griffiths, kadınları ve kızları hedef alan cinsel saldırı ve şiddetin arttığını ancak cinsel saldırı ve tacize uğrayan kişilerin, yetkililere bu durumu aktarmaktan çekindiği belirterek, “Cinsiyete dayalı şiddete maruz kalan kadınlar, kız çocukları, erkek çocukları ve erkekler için psikolojik destek veriyoruz” dedi.

Ukrayna’daki giderek artan kış şartlarının tüm yaşamı olumsuz olarak etkilediğini ifade eden Griffiths ”Hava sıcaklığının -20 santigrat derecenin altına düşmesi bekleniyor. Soğuk hava şartları durumu daha da zor bir hale getirecek. Ülkenin enerji altyapısına yönelik saldırıların devam etmesi, milyonlarca kişinin ısıya, elektriğe ve suya erişimini engelliyor. Kış şartları, savaşın neden olduğu insani krize tehlikeli bir boyut daha ekliyor. Bu saldırılar ayrıca insanları, temel sağlık hizmetlerinden ve çocukları eğitim hakkından mahrum bırakıyor” diye konuştu.

“İnsani yardım bütçesine 3,1 milyar dolar sağlandı”

BM Genel Sekreter Yardımcısı Griffiths, yaklaşık 690 yardım kuruluşuyla birlikte hareket ederek 13,5 milyon kişiye hayati önem taşıyan yardım sağladıklarını, kış şartları için hayati önem taşıyan hizmetler ve malzemeler sağlamak için gece gündüz çalışarak şimdiden, 630 binden fazla sivile ulaşıldığını, hastane ve temel hizmet veren tesislere yaklaşık 400 jeneratör sağladığını kaydetti.

Griffiths, yıl sonuna kadar gerekli olan 4,3 milyar dolarlık insani yardım bütçesine şimdiye kadar 3,1 milyar dolar aktarıldığını, Ukrayna’ya acil yardım çağrılarının uluslararası toplum ve ulusal hükümetler nezdinde karşılık bulduğunu belirtti.

(Kaynak: Voa Türkçe)

Paylaşın

Batı’nın Rusya Yaptırımları, Türkiye’yi Enerji Üssü Haline Getirir Mi?

Türkiye de Batı ülkelerinin yaptırım kararlarının ardından Rusya’nın ticari ilişkilerini geliştirdiği ülkelerin başında geliyor. Bazı uzmanlar, ambargoların Türkiye’yi enerjide transit ve üs ülke olarak da ön plana çıkarabileceğini düşünüyor.

Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan, AB ambargosu ve tavan fiyat uygulamasıyla birlikte Rus petrollerinin talep sorunu yaşamasının kaçınılmaz olabileceğini söylüyor.

Rusya’nın enerjisini dost pazarlara nakledebilmenin yollarını aradığını ifade eden Erkan, “Türkiye’nin bir enerji üssü yapılması da Putin’in planlamasının bir parçası. Doğrudan Avrupa ile çalışamayan Rusya, Türkiye’yi bir ikmal merkezi olarak öne çıkarabilir, bu da Türkiye’yi enerjide transit ve üs ülke olmak yolunda çok ön plana çıkarabilir. Birçok Avrupa ülkesi de Türkiye üzerinden enerjiyi alabilir” diyor.

Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’dan deniz yoluyla ham petrol ithalatına uyguladığı ambargo Pazartesi günü yürürlüğe girdi. Ambargo kapsamında Avrupalı alıcıların Rus petrolünü satın alması ve taşıması yasaklandı. Şubat 2023’te petrol ürünleri ithalatının durdurulması bekleniyor. Sanayileşmiş ülkelerin oluşturduğu G7 ülkeleri (ABD, İngiltere, İtalya, Fransa, Japonya ve Kanada) de Rusya’nın önemli gelir kaynağı olan petrol ihracat gelirlerini sınırlamak amacıyla Rusya’nın deniz yoluyla ihraç ettiği petrole tavan fiyat getirecek bir mekanizma geliştirdi. AB, G7 ülkeleri ve Avustralya’nın hafta sonu kabul ettiği tavan fiyat uygulaması ambargo ile birlikte devreye girdi.

Rusya tarafı ise sadece piyasa koşullarında petrol satışı yapılacağını, tavan fiyat uygulayan ülkelere petrol tedarik etmeyeceğini açıkladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu tür kısıtlamaların piyasa araçlarına müdahale etmek olduğunu ve Rusya’nın piyasa koşullarında çalışmaya hazır olan ülkelerle yoluna devam edebileceğini de söyledi.

Türkiye de Batı ülkelerinin yaptırım kararlarının ardından Rusya’nın ticari ilişkilerini geliştirdiği ülkelerin başında geliyor. Bazı uzmanlar, ambargoların Türkiye’yi enerjide transit ve üs ülke olarak da ön plana çıkarabileceğini düşünüyor. Peki bu ne kadar mümkün?

Savaştan bu yana Türkiye-Rusya ticareti arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Rusya’nın Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatındaki payı, işgalin ardından önceki dönemlere göre arttı. Rusya’nın Türkiye’nin toplam ihracatı içindeki payı Ocak-Ekim 2021 döneminde yüzde 2,5 iken Ocak-Ekim 2022’de yüzde 3,3’e çıktı. Toplam ithalatta ise Rusya’nın kapladığı alan 2021 ve 2022’nin 10 aylık dönemleri arasında yüzde 10,5’ten yüzde 16,5’e yükseldi.

İkili ticaret artarken ABD Hazine Bakanlığı ise 22 Ağustos’ta Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’ne (TÜSİAD) Türk şirketlerinin yaptırım uygulanan Ruslarla çalışmamalarına yönelik bir uyarı mektubu göndermişti. ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo’nun kaleme aldığı mektupta, “Yaptırım uygulanan Rus kurum ve kuruluşlarla ilişkilerin, Türkiye’nin finansal kurumlarını ve işletmelerini yaptırım riskine maruz bırakabileceğini lütfen unutmayın” uyarısı yer almıştı.

DW Türkçe’den Pelin Ünker’e konuşan ihracatçılar, ABD’nin mektuplu uyarısından dolayı ihracat yaparken halen çekinceleri olduğunu söylüyor. İhracatçılar, ancak bu mektuptan sonra ABD’den somut bir talep kendilerine iletilmediğini de aktarıyor. ABD, geçen Şubat ayında Rusya’nın Ukrayna’yı işgali başlatmasının ardından Rus şirketler ve kişilere yaptırımlar açıklamıştı.

“Türkiye enerji üssü olabilir”

Türkiye, AB ve ABD’nin yaptırım baskısına direniyor. İkili ticari ilişkilerin gelişmesinin yanı sıra yürürlüğe giren petrol ambargosu, Türkiye için riskli bir fırsat da sunuyor. Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan, AB ambargosu ve tavan fiyat uygulamasıyla birlikte Rus petrollerinin talep sorunu yaşamasının kaçınılmaz olabileceğini söylüyor. Rusya’nın enerjisini dost pazarlara nakledebilmenin yollarını aradığını ifade eden Erkan, “Türkiye’nin bir enerji üssü yapılması da Putin’in planlamasının bir parçası. Doğrudan Avrupa ile çalışamayan Rusya, Türkiye’yi bir ikmal merkezi olarak öne çıkarabilir, bu da Türkiye’yi enerjide transit ve üs ülke olmak yolunda çok ön plana çıkarabilir. Birçok Avrupa ülkesi de Türkiye üzerinden enerjiyi alabilir” diyor.

Putin de geçen Ekim ayında Türkiye’nin Rusya’dan Avrupa ülkelerine ulaşmakta olan doğal gazın toplandığı ve dağıtıldığı bir enerji üssü olabileceğini söylemişti.

Rusya ve Türkiye, Mavi Akım ve Türk Akımı doğal gaz boru hatları ile doğrudan bağlantılı. Mavi Akım doğalgaz boru hattı, Rus doğal gazının üçüncü ülkeleri atlayarak Karadeniz üzerinden Türkiye’ye doğrudan tedarikini amaçlıyor.

Geçen yıl sonuna kadar Mavi Akım yoluyla 15,98 milyar metreküp gaz teslim edildiğini dile getiren Erkan, “Bu, 2003 yılında karayolunun işletmeye alınmasından bu yana elde edilen maksimum yıllık rakamdır. 2020’de Putin ve Recep Tayip Erdoğan, her biri 15,75 milyar metreküp kapasiteli iki koldan oluşan Türk Akımı doğal gaz boru hattını resmen açtılar. Bu kolların birincisi Rus gazının Türk tüketicilere tedariğine; ikincisi ise Güney ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinin tedarikine yönelik” diye konuşuyor.

“Aşırı bağımlılık ulusal güvenliği tehdit eder”

Enerji politikaları uzmanı Necdet Pamir ise Türkiye’nin bir taraftan NATO üyesi olduğunu, NATO ile birlikte hareket etmesi gereken durumlar olduğunu belirterek diğer yandan enerjide Rusya’ya aşırı bağımlı olduğunu dile getiriyor. Pamir, Türkiye’nin son veriler itibariyle ham petrol ve ürünlerinde yaklaşık yüzde 45 ile geçen yıllara göre giderek artan oranda Rusya Federasyonu’na bağımlı olduğunu söylüyor. Doğal gazda Rusya’ya bağımlılığın yüzde 45 olduğunu dile getiren Pamir, taş kömüründe ise yüzde 39 ile Rusya’nın Kolombiya’dan sonra Türkiye’nin bu alanda en bağımlı olduğu ülke olduğunu ifade ediyor.

“Herhangi bir ülkeye aşırı bağımlılık her zaman için ekonomik anlamda da dış politika anlamında da senin ayağına bağdır, ulusal güvenliğini de tehdit eder” diyen Pamir, “Ama maalesef belli nedenlerle hem bundan önceki iktidar hem şu anki iktidar açısından bu durum var. Çünkü Rusya’yla çok şeffaf olmayan ilişki kurmak kolay, yani denetimsiz. Batılı ülkelerden yapılan ticaretin belli kuralları vardır, öyle ya da böyle. Ama Rusya’yla bazı işlerin kotarılması daha kolaydır” ifadelerini kullanıyor.

Türkiye’nin sadece Rus petrolüne karşı tavan fiyat uygulamasına değil AB ve ABD tarafından uzun süredir sürdürülen ambargolara bakarak Çin ve Hindistan gibi avantajlı fiyatlarla taş kömürü ve petrol ve petrol ürünü aldığına işaret eden Pamir, “Mevcut hükümet kendisi açısından akıllıca bunun keyfini çıkarıyor. Brent petrolü 25, 30 dolar daha düşük fiyattan alıyor. Niye vazgeçsin ki? Aynı şey taş kömürü ve doğal gaz için de geçerli. Normalde hiç kimse suçlayamaz, biz Avrupa Birliği üyesi de değiliz. Bir mecburiyetimiz de yok ama kolunu senin bükerler mi birtakım nedenlerle? Bu bir vaka” diyor.

Diğer yandan ucuza alma işinin halka yansıtılmadığını vurgulayan Pamir, hükümetin bu politikayı devam ettirdiğine dikkat çekiyor.

“Aba altından sopa gösteriyorlar”

“Peki AB ve ABD Türkiye’nin kolunu bu durumda dikebilir mi, büker mi? Tabii ki bükmek istiyor, aba altından sopa gösteriyor. Bunun en sert boyutu S-400’ler” diyen Pamir, diğer yandan Türkiye’nin Ukrayna ve Rusya ile belli bir konumu olduğunu, bir noktaya kadar iletişimi sürdürebilen, zaman zaman Batı’nın talepleri doğrultusunda da bir şeyler üretebilen bir rolü oynadığını ifade ediyor. Pamir, “Dolayısıyla asıl aktör, kol bükecek olan Amerika Birleşik Devletleri. Ama onlara da baktığın zaman kafalarını kaldırıp da Türkiye ile uğraşacak halleri yok. Bir taraftan Türkiye’de de bir seçime gidiş atmosferi var. Büyük olasılıkla bir muhasebe yapıyorlar” diye konuşuyor.

Necdet Pamir, Putin’in Türkiye’nin enerji üssü olabileceğine dair açıklamasını ise tamamen siyasi buluyor. Pamir, “Biz transit ülkeyiz, Azerbaycan gazını alıyorsun, export hakkın yok. Çok küçük bir hacim Yunanistan’a veriyorsun anlamı bile yok. Dolayısıyla yani hub olabilmen için yeterli depo kapasiten olmalı. Bir de aldığın gazın satabileceği anlaşmalar olmalı” diye konuşuyor.

İthalat ve ihracattaki artış

TÜİK ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre Ekim ayında Rusya, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı dördüncü ülke oldu. Rusya’ya 1 milyar 146 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Ocak-Ekim aylarını kapsayan 10 aylık dönemde Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı 2021-22 yılları arasında yüzde 48,9 artarak 6,88 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu tutar 2021’in 10 aylık döneminde 4,62 milyar dolar idi. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre ise geçen yılın Ocak-Kasım döneminde Rusya’ya 4,7 milyar dolar ihracat yapılırken, bu rakam bu yılın 11 ayında yüzde 41 artışla 6,7 milyar dolara çıktı.

Yılın 11 ayında Rusya’ya en fazla ihracat yapan ilk beş sektör; 1 milyar 256 milyon dolar ile kimyevi maddeler ve mamulleri, 920,7 milyon dolar ile yaş meyve ve sebze, 658,9 milyon dolar ile makine ve aksamları, 608, 8 milyon dolar ile otomotiv ve 396,9 milyon dolar ile tekstil ve hammaddeleri şeklinde sıralandı. Aynı dönemde Rusya’ya 304,6 milyon dolarlık su ürünleri, 286 milyon dolarlık hazır giyim ve tekstil, 267,8 milyon dolarlık iklimlendirme sanayi, 206,3 milyon dolarlık hububat ve bakliyat, 145,3 milyon dolar çelik ihracatı gerçekleştirildi.

Savaştan sonra Türkiye’nin de içinde bulunduğu bazı önemli Avrupa ülkelerinin Rusya’dan yaptığı ithalat artmaya başladı. Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan’a göre Rusya’dan yapılan ithalatta ise durum daha farklı ve keskin. Bunun en temel nedeni de enerji fiyatlarındaki keskin artış.

Türkiye’nin ithalat rakamlarına bakıldığında ilk sırayı Rusya’nın aldığı görülüyor. Ekim ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 989 milyon dolar olurken Ocak-Ekim döneminde ithalat 49 milyar 626 milyon dolara ulaştı. Türkiye, 2021’in Ocak-Ekim döneminde Rusya’dan 22,61 milyar dolar ithalat yapmıştı. Bu da savaş öncesi döneme göre yüzde 119,5 artan yani ikiye katlanan bir ithalata işaret ediyor.

Paylaşın

Rusya, Bir Kez Daha Ukrayna’nın Enerji Altyapısını Hedef Aldı

Rusya, Ukrayna’nın birçok bölgesini aynı anda füzelerle vurdu. Ukrayna’nın ulusal enerji şirketi Ukrenergo da Rusya’nın füze saldırılarının ardından ülke genelinde meydana gelebilecek elektrik kesintilerine karşı uyarıda bulundu.

Ukrayna’ya göre en az 60 ya da 70 füze atıldı. Moskova ise “17 hedefin tümünü vurduğunu” duyurdu. Ukrayna’dan yapılan açıklamaya göre füze saldırılarında dört kişi hayatını kaybetti.

Rusya dün gece Ukrayna’nın çeşitli bölgelerini füzelerle vurdu. Ukraynalı yetkililerin verdiği bilgilere göre, saldırılarda en 70 füze atıldı.

Telegram kanalından verilen bilgilerde, füzelerin çoğunun uzun menzilli olduğu belirtilerek Hazar Denizi üzerinden fırlatıldığı, “Kalibr” tipi 22 adet seyir füzesinin ise Karadeniz’deki Rus gemilerinden fırlatıldığı ifade edildi.

Rus ordusu, saldırıların hedefinin Ukrayna’nın askeri tesisleri ile Ukrayna ordusunun enerji altyapısı olduğunu açıkladı.

Ancak füzelerin Ukrayna’nın güneyindeki Odessa ve başkent Kiev’de de bazı hedefleri vurduğu bildirildi. Rusya’nın füze saldırısının ardından Kiev bölgesinde hanelerin yarısına elektrik verilemediğini söyleyen Kiev Valisi Oleksiy Kuleba, “Bölgenin yarısına gelecek günlerde elektrik verilemeyecek” dedi.

Zelenski: Dört kişi hayatını kaybetti

Rusya’nın saldırıları ile ilgili açıklama yapan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna hava savunma sistemlerinin füzelerin çoğunu imha etmeyi başardığını söyledi.

Zelenski, “Fırlatılan her Rus füzesi terörün alt edilebileceğinin somut bir kanıtı” dedi. Fırlatılan 70 füzeden 60’ından fazlasının imha edildiğini söyleyen Zelenski, saldırılarda en az dört kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Rusya’nın son füze saldırısının, 5 Aralık 1994’te imzalanan Budapeşte Memorandumu’nun yıldönümünde düzenlendiğine dikkat çeken Zelenski, söz konusu anlaşmanın kaderinin Rusya ile sorulara bugün de yanıt verdiğini söyleyerek, “Bu teröristlerle bir şey imzalarsınız, barış olmaz. Onlarla mutabakata varırsınız, bunu ihlal ederler” diye konuştu.

Söz konusu memorandum, Ukrayna, Belarus ve Kazakistan’ın toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlığına ilişkin güvenceler içeriyordu.

Enerji şirketinden kesinti uyarısı

Ukrayna’nın ulusal enerji şirketi Ukrenergo da Rusya’nın füze saldırılarının ardından ülke genelinde meydana gelebilecek elektrik kesintilerine karşı uyarıda bulundu.

Şirket Telegram’dan yaptığı açıklamada, “elektrik üretimi ile tüketimi arasındaki dengenin sağlanabilmesi için” Ukrayna genelinde acil kesintiler yapılacağını, elektrik tedarikinde önceliğin altyapı tesislerine verileceğini duyurdu.

Bazı enerji santrallerinin faaliyetlerinde sorunlar olduğu ifade edilen açıklamada, onarım çalışmalarının sürdüğü belirtildi.

Ukrayna’da elektrik şebekesinin neredeyse yarısı, son haftalarda düzenlenen Rusya saldırılarında zarar görmüştü.

Paylaşın

“Esad, Rusya’nın Erdoğan İle Görüşme Önerisini Reddetti” İddiası

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmesi yönünde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önerisini reddettiği öne sürüldü. Suriye’nin dışişleri bakanları düzeyinde bir görüşme fikrini de reddettiği iddia edildi.

Londra merkezli haber ajansı Reuters, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye lideri Beşar Esad’ın bir araya gelmesi için Rusya’nın gösterdiği çabalara Suriye’nin karşı çıktığını iddia etti.

Reuters, Erdoğan ve Esad arasındaki olası bir görüşme konusunda Suriye’nin tavrını bilen üç kaynağa dayandırdığı haberinde, Esad’ın Erdoğan ile bir araya gelmesi yönünde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önerisini reddettiğini öne sürdü.

Kaynaklardan ikisi, Türkiye’de gelecek yıl yapılacak seçimler öncesinde, özellikle de Ankara’nın yaklaşık 3,6 milyon Suriyeli sığınmacının ülkelerine geri dönmeleri hedefini gündeme getirmesi halinde, Şam’ın böyle bir görüşmenin Erdoğan’a destek anlamına geleceğini düşündüğünü söyledi.

Suriye, bakanlar düzeyinde de görüşmeye karşı

“Erdoğan’a neden bedavadan bir zafer hediye edilsin? Seçimlerden önce yakınlaşma olmayacak” diyen kaynaklardan biri, Suriye’nin dışişleri bakanları düzeyinde bir görüşme fikrini reddettiğini de sözlerine ekledi.

Rusya’nın önerisi hakkında bilgi sahibi olan bir diplomat olan üçüncü kaynak ise Suriye’nin “somut bir şey getirmediği takdirde böyle bir görüşmeyi yararsız gördüğünü ve şimdiye kadarki taleplerinin Türk birliklerinin tamamen geri çekilmesi” olduğunu söyledi.

Türkiye’nin konuya yaklaşımını bilen kaynak ise Erdoğan ile Esad arasında bir görüşmenin “çok uzak olmayan bir gelecekte” mümkün olabileceğini ifade etti.

“Putin’in yavaş yavaş bunun yolunu hazırladığını” belirten kaynak, “Bu, Suriye için büyük bir değişimin başlangıcı olur, Türkiye için de çok olumlu etkileri olur. Birçok alanda gerginlik olduğu düşünülürse, Rusya da bundan faydalanır” şeklinde konuştu.

Esad’ın ülkedeki savaşı kendi lehine çevirmesine yardım eden Rusya, artık Suriye’de siyasi bir çözüm istediğini belirterek, Esad ve Erdoğan’ı bir araya getirmek için çaba gösteriyor.

Son zamanlarda Suriye ile yakınlaşma olabileceğinin sinyallerini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak, Mısır lideri Abdülfettah el Sisi ile yaptığı görüşmeye ilişkin açıklamasında “Mısır ile bu iş yoluna girdiyse aynı şekilde Suriye ile de bu iş yoluna girebilir” demişti.

Paylaşın