Zelenski’nin Rüyası: Putin’in Yakın Çevresi Tarafından Öldürülmesi

Rusya’nın bölgesel bir operasyon olarak tanımladığı Ukrayna’nın ise Batı’nın desteğiyle devam ettirdiği savaşta bir yıl geride kalırken Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’den dikkat çeken bir iddia geldi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i bir gün kendi yakın çevresinin öldüreceğini öne sürrek, “Yırtıcı hayvanlar yırtıcı hayvanları yutacak” dedi.

The Times’a göre bu yorumlar Ukrayna yapımı Year (Yıl) adlı bir belgeselde yer alıyor.

Bu ifadeler, Rus lider Putin’in halkına, Ukrayna’nın savaşı kazanması halinde bir ulus olarak hayatta kalamayacakları uyarısında bulunmasıyla aynı zamanda geldi.

Zelenski belgeselde, “Putin rejiminin kırılganlığının [Rus] devleti içinde hissedildiği bir an kesinlikle gelecek” dedi.

Ve o zaman yırtıcı hayvanlar yırtıcı hayvanları yutacak. Bir katili öldürmek için bir neden bulacaklar.

Ancak analistler, Putin’in yakın çevresindeki sertlik yanlılarının, konumlarını Putin’e borçlu oldukları için ona karşı hareket etmelerinin pek muhtemel görünmediğini söylüyor.

Putin yakın zamanda NATO’nun nükleer kapasitesini dikkate almaktan başka çaresi olmadığını iddia etmiş ve ABD liderliğindeki askeri ittifakı “eski Sovyetler Birliği ve Rusya’yı dağıtmayı” istemekle suçlamıştı.

Zelenski pazar günü yaptığı açıklamada, savaşın sona ermesinin bir adımının Kırım Yarımadası’nın Ukrayna’nın kontrolüne geçmesi olacağına inandığını ifade etti.

Ukraynalı lider Twitter’da şöyle yazdı:

Burası bizim toprağımız. Bizim halkımız. Bizim tarihimiz. Ukrayna bayrağını Ukrayna’nın her köşesine geri getireceğiz.

CIA Başkanı ise Putin’in, ordusunun Ukrayna’yı dize getirme kabiliyetine “fazla güvendiğini” söyledi. William Burns, Putin’in “zamanı kendi lehine kullanabileceğine, Ukraynalıları ezebileceğine, Avrupalı müttefiklerini yıpratabileceğine ve önünde sonunda siyasi yorgunluğun bastıracağına” inandığını ifade etti.

CBS’in Face the Nation programında konuşan Burns, “Putin bir noktada, Rusya’nın bazı en yoksul bölgelerine gelen tabutlarla birlikte, artan bedellerle de yüzleşmek zorunda kalacak” diye ekledi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Beyaz Saray: Çin Rusya’ya Silah Sağlarsa Büyük Bedeli Olur

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan, Amerikan CNN televizyonuna yaptığı açıklamada, “Pekin kendi kararlarını kendi vermek zorunda ama silah desteği sağlamayı seçerse bunun Çin’e büyük bedeli olur” dedi.

Sullivan, Amerikalı yetkililerin özel olarak Çinli yetkilileri bu bedelin ne olabileceği konusunda uyardığını söyledi ama bu görüşmelerle ilgili ayrıntı vermedi.

ABD İstihbarat Servisi CIA Direktörü William Burns de Amerika’nın Çin’in Rusya’ya silah desteğini değerlendirdiğinden emin olduğunu belirtti. Burns bu açıklamasını Amerikan CBS televizyonuna yaptı.

CIA Direktörü, “Çin liderliğinin öldürücü silah sağlamayı değerlendirdiğine eminiz. Ayrıca bu konuda nihai bir karar verildiğini de görmüyoruz ve silah nakiyesinin yapıldığına dair kanıt da görmüyoruz” dedi.

Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı Antony Blinken Çin’i böyle bir adımı atmayı değerlendirmekle suçlamış, bazı üst düzey Amerikalı yetkililer de bunun ciddi sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.

Burns de bunun çok riskli ve mantıklı olmayan bir hareket olacağını kaydetti.

Pekin ise Amerika’nın suçlamalarını reddediyor. Çin’e göre Amerika Ukrayna’daki savaşın boyutunu arttırıyor, Pekin’in barış ve diyalogdan yana olduğunu kaydediyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Wang Wenbin, Çin’in değil Amerika’nın savaş alanına silahlar yığdığını belirtmiş ve Washington’ın Pekin’e ne yapması gerektiğini söyleyecek konumda olmadığını kaydetmişti.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping de geçtiğimiz günlerde barış önerisi gündeme getirmiş, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski de Xi Jinping’le görüşebileceğinin mesajını vermişti.

Başkan Joe Biden da Çin’in Rusya’ya silah desteği sağlaması durumunda Amerika’nın karşılık vereceğini söylemişti.

Paylaşın

Hindistan’daki G-20 Toplantısı Sonuç Bildirgesi’nde Ukrayna Çatlağı

Hindistan’ın ev sahipliğinde yapılan ve ilk günü Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yıl dönümünde gerçekleşen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’nda yapılacak ortak açıklamada Ukrayna konusunda uzlaşı sağlanamadı.

Kasım ayında Endonezya’nın Bali kentinde yapılan son büyük G-20 toplantısında liderler, Ukrayna’daki savaşın dünya ekonomisindeki kırılganlıkları artırdığı uyarısında bulunarak savaşı şiddetle kınamıştı.

Hindistan’ın G20 dönem başkanlığı 1 Aralık 2022’de başlamıştı. Yeni Delhi, 9-10 Eylül’de gerçekleştirilecek 18’inci G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak.

ABD ve müttefikleri olan G7 ülkeleri maliye bakanları Rusya’nın komşu ülke Ukrayna’ya saldırımasının ortak açıklamada mutlaka kınanmasını isterken bu öneriye Rusya ve Çin delegasyonları karşı çıktı. Bunun üzerine bir uzlaşı sağlanamadı.

G20 üyesi ülkelerden biri olan Rusya, kendisinin özel askeri operasyon olarak nitelendirdiği Ukrayna saldırılarının, savaş ya da işgal olarak nitelendirilmesine karşı çıktı.

Reuters haber ajansına değerlendirmede bulunan bazı diplomatlar ev sahibi ülke Hindistan’ın da sonuç bildirgesinden “savaş” kelimesinin geçmesinden yana olmadığını belirttiler.

G20’nin dönem başkanı konumundaki Hindistan, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları konusundan da başında bu yana tarafsız bir tavır almak ve diplomatik çözüm konusunda arayış içerisinde olmaya çalışıyor.

Ancak öte yandan Hindistan’ın son dönemde Rusya’dan aldığı petrol miktarını ciddi şekilde arttırması da dikkat çekiyor.

Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Marie de yaptığı değerlendirmede bu aşamada G20’nin, geçen yıl Kasım ayında Bali’de düzenlenen zirvede yaptığı ve üyelerinin çoğunluğunun Ukrayna’daki savaşı kınadığı açıklamasından geri adım atılmasının mümkün olmadığı değerlendirmesini yaptı. Ancak Fransız bakan bazı ülkelerin duruma farklı yaklaştıklarına da dikkat çekti.

Le Marie, “Ya aynı dili konuşuruz ya da nihai bildiriye imza atmayız” ifadelerini kullandı.

Almanya Finans Bakanı Christian Lindner de zirve esnasında gazetecilere yaptığı açıklamada, G20’nin Rusya’nın Ukrayna saldırıları konusunda daha önceki açıklamasının gerisine düşmemek zorunda olduğunu söyledi.

Yetkililer şu aşamada, Rusya ve Çin’in itirazları nedeniyle sonuç bildirgesinde üzerinde uzlaşı sağlamanın zor göründüğünü söylüyorlar.

Bir yetkili de sonuç bildirgesi üzerinde uzlaşı sağlanamaması nedeniyle yayımlanmaması durumunda kapanış bildirgesi olarak dönem başkanı sıfatıyla Hindistan’ın bir açıklama yapabileceğini belirtti.

Paylaşın

Avrupa Birliği, Rusya’ya 10. Yaptırım Paketini Kabul Etti

Ukrayna işgalinin birinci yıldönümünde Avrupa Birliği (AB), hem sivil hem askeri amaçlar için kullanılan mallara daha sıkı ihracat kısıtlamalarının yanı sıra savaşı destekleyen, propaganda yayan veya Rusya tarafından kullanılan İHA’ları teslim eden kuruluşlara karşı adımları içeren Rusya’ya 10. yaptırım paketini kabul etti.

Yaptırımların yürürlüğe girmesi için tüm AB üyesi ülkeler tarafından onaylanması gerekiyor. Bu da 27 ülke arasında müzakerelerin genellikle uzun sürmesine neden oluyor.

Avrupa Birliği (AB), dönem başkanı İsveç tarafından Twitter’da yapılan açıklamada “AB üye ülkeleri Ukrayna’ya savaşta yardım etmek için birlikte en güçlü ve geniş kapsamlı yaptırımları uygulamaya koydu. AB Ukrayna ve Ukrayna halkıyla birlikte. Ne pahasına olursa olsun Ukryana’yı desteklemeye devam edeceğiz” denildi.

Gece yarısına iki saat kala Avrupa Birliği (AB), ülkeleri tasarıyı onayladı. Polonya daha önce tasarıya itiraz etmişti.

Polonya itiraz etmişti

Varşova, AB’nin Rus kauçuğu ithalatı için önerdiği kısıtlamalardan muaf tutulan ürün sayısının çok fazla olduğu ve uzun geçiş sürecini içerdiğini için pratikte hiçbir etkisi olmayacağını söylemişti.

Diğer AB ülkeleri, bloğun önde gelen Rusya karşıtlarından biri olan Varşova’nın, daha geniş bir paketin yalnızca bir maddesi nedeniyle Rusya’nın Ukrayna işgalinin birinci yıl dönümünde yeni yaptırımlar ilan edilmeme riskini almasına şaşırmıştı.

Yaptırımların yürürlüğe girmesi için tüm AB üyesi ülkeler tarafından onaylanması gerekiyor. Bu da 27 ülke arasında müzakerelerin genellikle uzun sürmesine neden oluyor.

AB, savaşın başlamasından bu yana Rusya’ya uygulanacak 10. yaptırım paketinin, savaşın finansmanını zorlaştırmayı ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı kullanılan teknik ekipman ve silah yedek parçalarına erişimini engellemeyi hedeflediğini söyledi.

Yaptırımlar ayrıca batı tarafından “Rusya propagandacısı” olarak görülen, Kiev’in Ukraynalı çocukları Rusya’ya götürmekle suçladığı ve cephede kullanılan İran insansız hava araçlarını ürettiğini söylediği kişilerin dahil olduğu daha fazla kişinin kara listeye alınması anlamına geliyor.

Paketin bir diğer amacı özel Alfa-Bank ve çevrimiçi Tinkoff gibi bankaları küresel SWIFT sisteminden koparmak ve AB ile Rusya arasındaki ticaret hacmini 10 milyar Euro’dan fazla azaltmak.

PAP haber ajansına konuşan Polonya’nın AB Büyükelçisi Andrzej Sados, Varşova’nın yeni yaptırım paketini altı konuya bağlı olarak koşullu şekilde kabul ettiğini bildirdi.

Sados bu koşullar arasında AB ve Avrupa Konseyi’nin Ukraynalı çocukların yasa dışı şekilde Rusya’ya götürülmesini yaptırımlar kapsamında ele almasının ve Rusya’nın müttefiki Belarus’a karşı derhal bir yaptırım paketi üzerinde çalışılmasının olduğunu ekledi.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

ABD’den Rusya’ya Yeni Yaptırımlar; Ukrayna’ya Ek Destek

Ukrayna savaşının birinci yıldönümünde yeni yaptırımlar ve ticaret kısıtlamalarıyla Rusya’yı hedef alan ABD yönetimi, üçüncü ülke aktörlerinin de dahil olduğu Rusya’ya destek veren 200’den fazla kişi ve kuruluşa yaptırım uygulanacağını duyurdu.

Ayrıca, ABD Kongresi’nde iki partinin de desteği sayesinde, sağlık, eğitim ve acil ihtiyaçların karşılanması için bu hafta Ukrayna’ya 9,9 milyar dolarlık finansmanın sağlanmaya başlandığı bildirildi. Söz konusu bütçe desteğinin, Dünya Bankasının ilgili mekanizması aracılığıyla yapılacağı da belirtildi.

Ayrıca Rusya’nın, saldırılarıyla enerji altyapısına zarar verdiği Ukrayna’ya mart ayında elektrik iletim şebekesi ekipman sevkiyatı yapılacağı bildirildi. Biden yönetiminin bu kapsamda 250 milyon dolara kadar ek acil durum enerji yardımı sağlamayı planladığı bildirilen bilgi notunda, Moldova’ya da 300 milyon dolara kadar acil enerji yardımı planlandığı aktarıldı.

ABD Maliye Bakanlığı 22 Rus vatandaşı ve 83 kuruluşa, Dışişleri Bakanlığı da 60’tan fazla üst düzey Rus yetkiliye yaptırım getirdi. Ticaret Bakanlığı da Rusya, İran, Çin ve Belarus’a yeni kısıtlamalar açıkladı

ABD Maliye Bakanlığı, Rus bankalarına bugün yeni yaptırımlar açıkladı ve ülkenin madencilik ve metal sektörünü hedef aldı. Bakanlık, Moskova’nın Ukrayna’ya karşı ikinci yılına giren savaşını finanse etmesine yardımcı oldukları gerekçesiyle İsviçre, Almanya ve diğer ülkelerden 30’dan fazla kişi ve şirketin peşine düştü.

Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Rusya’nın işgalinin birinci yıldönümünde açıklanan yeni yaptırımların, 22 Rus şahsı ve 83 kuruluşu hedef alarak, Washington’un Rusya’yı küresel ekonomiden daha fazla izole etmeyi çalıştığı kaydedildi

Açıklamada, son yaptırımların Rusya’nın mali hizmetler sektöründeki bankaları, varlık yönetimiyle ilgili firmaları ve bireyleri hedef alarak “Cumhurbaşkanı Vladimir Putin rejiminin savaşı desteklemek için sermaye toplama kabiliyetini engellemeyi” amaçladığı belirtildi.

Söz konusu yaptırım kararları, Rusya’nın binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca Ukraynalı’nın yerinden edilmesine neden olan savaşı finanse etme kabiliyetini daha da azaltmak amacıyla diğer ABD kurumları, ABD müttefikleri ve G-7 ülkeleri ile birlikte alındı.

Bakanlık ayrıca bugünkü yaptırımların Rusya’nın yaptırımlardan kaçınma çabalarıyla bağlantılı, silah kaçakçılığı ve yasadışı finansla ilgili olanlar dahil, 30’dan fazla üçüncü ülke bireyleri ve şirketleri içerdiğini kaydetti.

Açıklamada, “Toplam Rus bankacılık sektörü varlıklarının yüzde 80’inden fazlasını temsil eden Rus bankaları halihazırda ABD ve uluslararası yaptırımlara tabi olsa da OFAC (Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi) bugün, varlık değeri bakımından en büyük ilk on bankadan biri dahil Rusya’daki bir düzineden fazla finans kuruluşunu belirliyor. Rusya uluslararası finans sistemine erişim için yeni yollar ararken, yaptırım uygulanan aktörlerin yaptırımlardan kaçmak amacıyla daha küçük bankalara ve varlık yönetimi şirketlerine yöneldiği biliniyor’’ denildi.

Maliye Bakanı Janet Yellen da yaptığı açıklamada, “Yaptırımlarımızın hem kısa hem de uzun vadeli etkileri oldu ve bu etkiler Rusya’nın silahlarını yenileme mücadelesinde ve izole edilmiş ekonomisinde keskin bir şekilde hissedildi” dedi.

Dışişleri Bakanı Blinken’dan yeni yaptırım açıklaması

ABD Dışişleri Bakanlığı da bugün ayrıca bakanlar ve bölgesel liderler dahil 60’tan fazla üst düzey Rus yetkiliye ve ülkenin nükleer silah programını yürüten üç şirkete yaptırım açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yazılı açıklamasında, “Hedefler arasında Rusya’daki hükümetin bakanları, valiler ve üst düzey yetkililerin yanı sıra Ukrayna’nın Rusya tarafından işgal edilen bölgelerinde faaliyet gösteren, tahıl hırsızlığını kolaylaştıran ve Rusya adına yöneten altı kişi ve üç kuruluş yer alıyor’’ dedi.

Dışişleri Bakanlığı’nın, Rusya’nın gelecekteki enerji üretim ve ihracat kapasitesinin arttırılmasıyla ilgili üç kuruluşu da yaptırım listesine aldığını kaydeden Blinken, “Bu eylemler, piyasa aksaklıklarını en aza indirmek amacıyla mevcut üretimi kısıtlamaktan kaçınacak şekilde düzenlenmiştir’’ ifadelerini kullandı.

Blinken’ın yazılı açıklamasına göre Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın nükleer silahlarını geliştiren ve işleten üç kilit kuruluşun yanısıra Rosatom organizasyon yapısı altındaki üç Rus sivil nükleer kuruluşunu da listeye aldı. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’nın Zaporijya Nükleer Tesisi üzerindeki gayrimeşru kontroluna müdahil olanlar da listeye dahil edildi.

Bu isimler arasında Putin’in üst düzey yardımcılarından devlet televizyonunun önde gelen propagancılarından Olga Skabeyeva ve Rusya’nın 24 Şubat 2022’deki işgalinde Zaporijya’yı denetlemekle görevlendirilen Oleg Romanenko da yer aldı.

Rusya’nın ileri teknoloji sektöründeki dört kişi ve 22 kuruluşun da yaptırım altına alındığını kaydeden Blinken, ‘‘Bakanlık, özellikle Operasyonel Arama Tedbirleri Sistemi aracılığıyla Rusya’nın istihbarat toplama yetenekleri için donanım ve yazılım üreticilerini ve geliştiricilerini hedef alıyor’’ dedi.

Bakanlık ayrıca 1200’den fazla Rus ordu mensubuna vize kısıtlaması getirdi.

Açıklamada, Ukrayna’nın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ya da siyasi bağımsızlığını tehdit ya da ihlal eden eylemleri nedeniyle subaylar dahil Rus ordusunun 1219 mensubuna vize kısıtlaması getirilmesine yönelik adımlar duyuruldu.

Açıklamada, “Rus askeri yetkililer Artyom Igoreviç Gorodilov, Aleksey Sergeyeviç Bulgakov ve Aleksandr Aleksandroviç Vasilyev, Ukraynalı sivillere ve savaş esirlerine karşı işlenen ağır insan hakları ihlallerine karıştıkları için Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası’nın ilgili bölümü kapsamında belirlendi. Bu yetki kapsamında Gorodilov, Bulgakov ve Vasilyev ile birinci dereceden aile üyeleri ABD’ye giremez’’ denildi.

Ticaret Bakanlığı’ndan ihracat kısıtlamaları

ABD Ticaret Bakanlığı da Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik devam eden saldırılarına cevaben bugün Rusya, Belarus ve İran’ın yanısıra üçüncü ülkelerdeki kuruluşlara ek ihracat kısıtlamaları getiren dört düzenleme yayınladı.

İlk düzenleme, Rusya’nın askeri yeteneklerini mümkün kılan kalemlere ve bu yetenekleri destekleyebilecek gelir kaynaklarına erişimi daha da sınırlandırarak Rusya’ya yönelik çok taraflı yaptırımların etkinliğini arttırmayı amaçlıyor.

İkinci düzenleme, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı devam eden savaşında İran insansız hava araçları kullanmasını ele almak üzere İran, Rusya ve Belarus’a yeni ihracat kontrol tedbirleri getiriyor.

Üçüncü ve dördüncü düzenlemeler de, Rusya’nın ordusunu veya Rusya’nın Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerine sızma operasyonlarını destekleyen Rusya’daki kuruluşların yanısıra, Rusya’nın askeri veya savunma sanayisine katkıda bulunan Çin dahil üçüncü ülkelerdeki kuruluşlar ticari kısıtlamalar listesine eklendi.

Ticaret Bakanlığı, Rusya’nın savunma sektörünü desteklemek amacıyla yaptırımlardan kaçındıkları gerekçesiyle aralarında Çin’in de bulunduğu yaklaşık 90 Rus ve üçüncü ülke şirketine ihracat kontrolu uygulayacak ve bu şirketlerin yarı iletkenler gibi ürünleri satın almalarını yasaklayacak.

Beyaz Saray, Ticaret Bakanlığı’nın ayrıca G7 müttefikleriyle birlikte hareket ederek endüstriyel makineler, lüks mallar ve diğer ürünlere yönelik tedbirleri uyumlu hale getireceğini kaydetti.

Başkan Biden da bugün, Rusya’dan gelen çeşitli mallara yönelik ek gümrük vergisi artışlarını açıkladı. Biden, çoğu metal ve metal ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 70’e yükseltti.

Biden ayrıca ilave Rus ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini de yüzde 35’e yükseltti. Bu tedbirler, ABD’nin Rusya’ya olan bağımlılığını azaltırken Kremlin’e gelir sağlayan önemli Rus ürünlerini hedef almak üzere tasarlandı.

Paylaşın

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy: 2023 Zafer Yılımız Olacak

Rusya’nın başlattığı savaşın yıl dönümünde bir mesaj yayınlayan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, “24 Şubat tarihinde, milyonlarcamız bir tercih yaptı. Beyaz değil sarı-mavi bayrağı (seçti). Kaçmadı, yüzleşti. Direndi ve savaştı” dedi ve ekledi:

“Bu bir yıl acının, hüznün, inancın ve birliğin bir yılı oldu. Ve bu bir yılda yenilmez olarak kaldık. 2023’ün ise zaferimizin yılı olacağını biliyoruz!”

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy bu mesajı paylaştıktan sonra başkent Kiev’deki Ayasofya Katedrali’ndeki törene katıldı.

Alman haber ajansı dpa’nın haberine göre askeri kıyafetle törene katılan Zelenskiy, Ukraynalı askerlere madalya taktı. Törende savaşta hayatını kaybeden Ukrayna askerleri için de bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Hava sıcaklığının sıfırın altında olduğu Kiev’de tören alanında geniş güvenlik önlemleri alındı ve törenin yapıldığı bölüm tamamen kapatıldı. Savaşın başlamasının yıl dönümünde Ukrayna’nın Buça gibi birçok başka kentinde daha törenler düzenlenmesi bekleniyor.

“Yenilmezlik Yılı”

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Twitter mesajının yanı sıra Ukraynalılara hitaben de “Yenilmezlik Yılı” başlığını taşıyan bir görüntülü mesaj paylaştı.

“Bir yıl önce bugün, yine buradan sabah saat yedi sularında sadece 67 saniye süren kısa bir açıklamayla size hitap etmiştim” diyen Zelenskiy “Güçlüyüz. Her şeye hazırız. Herkesi yeneceğiz. 24 Şubat 2022’de bu böyle başlamıştı. Hayatlarımızın en uzun günüydü. Yakın tarihimizin en zor günüydü. Erken kalktık ve o zamandan beri de uyumadık” ifadelerini kullandı.

Batılı askeri kaynakların Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en geniş çaplı sıcak çatışma olarak değerlendirdiği savaşta iki tarafta da en az 100 bin kişinin öldüğü ya da yaralandığı tahmin ediliyor. 10 binlerce sivilin hayatını kaybettiği çatışmalarda milyonlarca kişi de yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı.

“Hemen hemen herkesin telefonunda bir daha telefonunu asla açamayacak olan bir kişinin ismi kayıtlı. Kısa mesajla gönderilen ‘Nasılsın’ sorusunu yanıtlayamayacak olan bir kişinin..” diyen Zelenskiy bu sorunun savaş yılında yeni bir anlam kazandığını söyledi.

“Büyük bir ordu olduk” diyen Zelenskiy “Birinin bulduğu, birinin paketlediği, birinin getirdiği ama herkesin katkı sunduğu bir takıma dönüştük” diye konuştu.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Rusya’ya Birliklerini Ukrayna’dan Çek Çağrısı

Ukrayna – Rusya savaşının birinci yıldönümü olan 24 Şubat öncesi Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın yıl dönümünde Moskova’ya Ukrayna’daki tüm birliklerini çekme çağrısı yaptı.

Çok sayıda ülke tarafından hazırlanan karar tasarısına, 193 BM üyesinden Türkiye’nin de aralarında olduğu 141’i lehte oy kullandı.

Ukrayna’da “kapsayıcı, adil ve kalıcı barış” talep eden karar tasarısında Moskova’dan Ukrayna’daki tüm birliklerini “derhal, tamamen ve kayıtsız şartsız” çekmesi istendi.

Yedi ülke (Rusya, Belarus, Kuzey Kore, Eritre, Mali, Nikaragua ve Suriye) oylamada red oyu kullanırken Çin’in de aralarında olduğu 32 ülke çekimser kaldı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararları bağlayıcılık taşımazken politik olarak önem taşıyor. Genel Kurul’un daha önce aldığı kararlar Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in izlediği siyaset üzerinde etkili olmamıştı.

BM Genel Kurulu Ukrayna konusunda BM’nin önde gelen organı konumunda. Bunun nedeni uluslararası barışı ve güvenliği sağlamakla görevli Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden Rusya’nın Ukrayna’yla ilgili tasarılarda veto hakkını kullanması nedeniyle kilitlenmiş durumda olması.

Genel Kurul tasarılarının Güvenlik Konseyi tasarılarının aksine bağlayıcılığı bulunmuyor, ancak dünya kamuoyunun genel kanısını yansıtan bir ölçek görevi görüyor.

Oylamadan önce iki gün boyunca süren konuşmalarda 75 ülkenin dışişleri bakanları ve diplomatları söz aldı. Bunların çoğu BM Sözleşmesi’nin temel prensiplerinden olan bir üye ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını savunan tasarıya destek istedi.

Savaş her iki ülkeden binlerce kişinin ölümüne neden oldu ve Ukrayna kentlerinin harabeye dönmesine yol açtı. Artan gıda fiyatları ve yakıt maliyetiyle yükselen enflasyon tüm dünyayı etkiledi.

Venezuela Büyükelçi Yardımcısı, Ukrayna ile ilgili önceki beş kararın neredeyse tamamına karşı oy kullanan veya çekimser kalan 16 ülke; Belarus, Bolivya, Kamboçya, Çin, Küba, Eritre, Ekvator Ginesi, İran, Laos, Mali, Nikaragua, Kuzey Kore, St. Vincent, Suriye, Venezuela ve Zimbabve adına konseye hitap etti.

Diğer ülkeler Rusya’nın eylemlerine odaklanırken, Venezuela Büyükelçi Yardımcısı Joaquín Pérez Ayestarán, dünkü açıklamasında tüm ülkelerin istisna olmaksızın BM Sözleşmesine sıkı şekilde uyması gerektiğini belirterek ABD ve AB’yi ima etti.

Ayestarán, grubundaki ülkelerin Genel Kurul’da “bölücü eylemlere” karşı ve “uzlaşma ruhundan yana” olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell gazetecilere yaptığı açıklamada saldırgan ve mağdurun aynı kefeye konulamayacağını belirtti.

Çin’den 12 maddelik metin

Oylamada Çin’in izleyeceği tutum merak konusuydu. Çin’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Dai Bing nötr bir pozisyon alarak hem Kiev’e hem Moskova’ya çatışmaları sona erdirme ve barış görüşmelerine başlama çağrısı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığı da internet sayfası üzrinden Ukrayna krizinde “siyasi uzlaşmanın” sağlanması için 12 maddelik bir metin yayınladı.

Metinde “Tüm taraflar Rusya ve Ukrayna’yı aynı yöne doğru çalışma ve olabildiğince hızlı bir biçimde doğrudan diyaloğa yeniden başlama konusunda desteklemelidir” ifadelerine yer verildi.

Çatışma taraflarına da “uluslararası insan haklarına sıkı sıkıya uyma ve sivillere ve sivil binalara saldırılardan kaçınma” çağrısı yapıldı.

Çin ayrıca nükleer silah kullanmama konusunda da uyarıda bulundu. “Nükleer silahlar kullanılamaz ve nükleer savaşlar yürütülemez” diyen Pekin, nükleer silah kullanma tehdidinde de bulunulmamasını istedi.

Çin’in yayınladığı metne Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) hemen eleştiri geldi. ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan CNN televizyonuna yaptığı açıklamada “Rusya Ukrayna’ya saldırılarını durdursa ve birliklerini geri çekse savaş yarın sona erebilir” diye konuştu.

Çin’in yayınladığı metnin ilk maddesinin “tüm ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi” başlığını taşıdığına dikkat çeken Sullivan, “Benim ilk tepkim, metnin birinci maddeden sonra sona erebileceği oldu” diye konuştu.

Sullivan “Rusya’ya saldıran Ukrayna değildi. Rusya’ya saldıran NATO değildi. Rusya’ya saldıran ABD değildi” dedi.

Paylaşın

Avrupa’da Enerji Krizi Derinleşiyor!

Yaptırımlar karşısında Rusya’nın doğal gaz akışını kesmesi Avrupa’da enerji krizini derinleştirdi. Kriz nedeniyle geçen yıl AB ülkelerinde kapatılmış olan 26 kömürlü termik santral ünitesinin yeniden aktive edilmesi ve hazırda bekletilmesi kararları alındı.

Nükleer santraller için de benzer tutum alındı. AB ülkelerinin elektrik üretiminde nükleer santraller ilk sırayı aldı.

Avrupa ülkeleri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan enerji krizi karşısında kullanımına son vermeyi planladıkları kömüre ve nükleer enerjiye yöneldi.

Özellikle doğal gaz, petrol ve kömür gibi fosil yakıtlarda büyük oranda Rusya’ya bağımlı olan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin uyguladığı çeşitli yaptırımlar karşısında Rusya’nın doğal gaz akışını kesmesi Avrupa’daki enerji krizini daha da derinleştirdi.

AB ülkelerinin elektrik üretiminde son 30 yıl boyunca düşüş eğilimi gösteren kömürün payı 2020 yılında yüzde 13 seviyelerine kadar gerilemişti. Ayrıca, Avrupa ülkeleri savaş ve enerji krizinin öncesinde kıtadaki 300’ün üzerinde kömürlü termik santralin yaklaşık yarısının kapatılması yönünde planlar hazırlamıştı.

Şimdi ise AB ülkelerinin 2022 yılında toplam elektrik üretimlerinde kömürün payı yüzde 16’ya tırmanmış durumda.

26 santral ünitesi yeniden çalıştırıldı

Kriz nedeniyle geçen yıl AB ülkelerinde kapatılmış olan 26 kömürlü termik santral ünitesinin yeniden aktive edilmesi ve hazırda bekletilmesi kararları alındı.

Bu santrallerin görece sıcak geçen kış mevsimi nedeniyle tam kapasitede çalıştırılması gerekmedi; ancak kömür santralleri acil durumlar için hazırda tutuldu.

Almanya, 14 termik santral ünitesini yeniden çalıştırırken 3 üniteyi de acil durumlarda faaliyete hazır konuma getirdi.

Fransa, İspanya ve Finlandiya da birer kömür santralini tekrar hizmete soktu. İtalya ise termik santrallerin kapatılmasını erteleme, hizmetten çıkarılan bir santralin de acil durumda tekrar açılmasına yönelik hazırlıklar yaptı.

Avusturya’da faaliyeti durdurulan kömür bir santrali yeniden kullanıma hazır hale getirildi. Yunanistan’da 7 kömür santralinin faaliyet süresi uzatıldı.

Nükleer santrallerin durumu

Nükleer santraller için de benzer tutum alındı ve Almanya, kışın olası bir enerji sıkıntısına karşı daha önce kapanması planlanan üç nükleer santralin acil durum rezervi olarak beklemede tutulmasına karar verdi.

Belçika’da ise 2025 yılında kapatılması planlanan 2 nükleer santralin faaliyet süresi 10 yıl uzatıldı.

Avrupa’nın en büyük nükleer kapasitesine sahip olan ve elektriğinin büyük kısmını 56 reaktörden sağlayan Fransa’da, 14 yeni nükleer reaktör inşa etme planını açıklandı. Ayrıca Fransa, mini modüler nükleer reaktör (SMR) teknolojilerine yatırım yapmaya karar verdi.

Hollanda’da iki yeni nükleer reaktör yatırımı planlanırken, Polonya da üç yeni nükleer santral planı üzerinde çalışmalara başladı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Vladimir Putin’den Bir Kez Daha Nükleer Güç Vurgusu

Ukrayna savaşının birinci yıl dönüme bir gün kala Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bir kez daha nükleer güç vurgusu yaptı ve ülkesinin nükleer güçlerini arttırmak konusundaki ilgisinin süreceğini söyledi.

Haber Merkezi / Kara, deniz ve havadan nükleer başlıklı füze atabilme kabiliyetlerini geliştirme konusunda daha önceden de olduğu gibi çalışmalara önem vermeye devam edeceklerini ifade eden Vladimir Putin, bu kapsamda birden fazla nükleer başlık taşıyabilen kıtalararası Sarmat füzelerini bu yıl konuşlandırmaya başlayacaklarını da ilk kez açıkladı.

Kremlin Sarayı tarafından paylaşılan Putin’in ulusal bayram mesajında “Havadan atılan hipersonik Kinzhal füzeleri seri üretimine ve denizden fırlatılan Zircon hiperonik füzelerinin de toplu şekilde tedariğini sağlamaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Biden: Putin’in nükleer silah kullanacağını sanmıyorum

Öte taraftan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Yeni START nükleer silah anlaşmasına katılımını askıya alma kararını değerlendiren ABD Başkanı Joe Biden, ABC News televizyonuna verdiği röportajda, “Bu büyük bir hata olur. Hiç sorumlu bir davranış olmaz. Ancak bunu onun nükleer silah kullanmayı değerlendirdiği şeklinde okumuyorum” dedi.

Rusya’nın anlaşmayı durdurmasının dünyayı daha az güvenli bir yer yapıp yapmayacağı sorusuna Biden, “Bakın, her iki tarafın çıkarına ve dünyanın çıkarına olan silah kontrol anlaşmalarından çekildiğimizde bence daha güvensiz durumda oluyoruz” şeklinde cevap verdi.

Ancak Biden, bunun Rusya’nın nükleer pozisyonunda bir değişiklik olduğuna dair delile işaret etmediğini de ekledi. Biden, “Bunun nükleer silah kullanmayı düşündükleri ya da kıtalar arası balistik füze kullanmayı düşündükleri anlamına geldiği fikrini destekleyen delil yok” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rusya’nın açıklamasının çok “talihsiz ve sorumsuz” olduğunu söylemiş, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Putin’e konuyu yeniden değerlendirmesi çağrısı yaparak kararının dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini söylemişti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de yaptığı açıklamada bir kez daha Rusya’nın nükleer silah tehditlerini kınadı. Guterres “Nükleer silah kullanma konusunda üstü kapalı tehditler duyduk. Nükleer silahların sözüm ona taktiksel kullanımı asla ama asla kabul edilemez. BU noktadan dönme zamanıdır” ifadelerini kullandı.

Putin bu hafta 2010’da varılan Rusya ve ABD’nin nükleer savaş başlığı sayısını kısıtlayan Yeni START silah kontrol anlaşmasını askıya alma kararı aldığını açıklamış ve Moskova’nın nükleer denemelere başlayabileceğini söylemişti.

Ancak Rusya, nükleer füzeler konusunda üzerinde anlaşılan sınırlara uyacağını ve anlaşmayı askıya almasına rağmen ABD’yi yapacağı konuşlandırmalar konusunda bilgilendireceğini belirtmişti.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Paylaşın

ABD Başkanı Biden: Putin’in Nükleer Silah Kullanacağını Sanmıyorum

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Yeni START nükleer silah anlaşmasına katılımını askıya alma kararını değerlendiren ABD Başkanı Joe Biden, ABC News televizyonuna verdiği röportajda, “Bu büyük bir hata olur. Hiç sorumlu bir davranış olmaz. Ancak bunu onun nükleer silah kullanmayı değerlendirdiği şeklinde okumuyorum” dedi.

Rusya’nın anlaşmayı durdurmasının dünyayı daha az güvenli bir yer yapıp yapmayacağı sorusuna Biden, “Bakın, her iki tarafın çıkarına ve dünyanın çıkarına olan silah kontrol anlaşmalarından çekildiğimizde bence daha güvensiz durumda oluyoruz” şeklinde cevap verdi.

Ancak Biden, bunun Rusya’nın nükleer pozisyonunda bir değişiklik olduğuna dair delile işaret etmediğini de ekledi. Biden, “Bunun nükleer silah kullanmayı düşündükleri ya da kıtalar arası balistik füze kullanmayı düşündükleri anlamına geldiği fikrini destekleyen delil yok” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün Rusya’nın açıklamasının çok “talihsiz ve sorumsuz” olduğunu söylemiş, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Putin’e konuyu yeniden değerlendirmesi çağrısı yaparak kararının dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini söylemişti.

Putin bu hafta 2010’da varılan Rusya ve ABD’nin nükleer savaş başlığı sayısını kısıtlayan Yeni START silah kontrol anlaşmasını askıya alma kararı aldığını açıklamış ve Moskova’nın nükleer denemelere başlayabileceğini söylemişti.

Ancak Rusya, nükleer füzeler konusunda üzerinde anlaşılan sınırlara uyacağını ve anlaşmayı askıya almasına rağmen ABD’yi yapacağı konuşlandırmalar konusunda bilgilendireceğini belirtmişti.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Rusya’da nükleer silah kullanma talimatını kim veriyor?

Rusya’nın nükleer doktrinine göre ülkedeki hem stratejik hem de stratejik olmayan nükleer silahlarının kullanımı konusunda son sözü Rusya Devlet Başkanı söylüyor.

Adını Kafkas Dağları’ndaki Cheget tepesinden alan ve Rusya’nın nükleer kodlarını içeren çanta, her an Rusya Cumhurbaşkanı’nın yanında bulunuyor. Rusya Savunma Bakanı (şu anda Sergey Şoygu) ve Genelkurmay Başkanı’nın (şu anda Valeri Gerasimov) da benzer çantalar taşıdığı düşünülüyor.

Cheget adlı çanta, Rusya Cumhurbaşkanı’nın askeri komuta zincirinin en üst rütbeli subaylarıyla iletişim kurmasını sağlıyor. Bu iletişim, Kazbek adı verilen, yüksek gizliliğe sahip elektronik komuta ve kontrol ağıyla sağlanıyor. Kazbek sistemi, Kavkaz olarak bilinen bir başka sistemi destekliyor.

Rus Zvezda televizyon kanalının 2019 yılında yayınladığı görüntüler, nükleer kodların bulunduğu çantalardan birinin içindeki düğmeleri göstermişti. Çantanın içindeki komuta bölümünde iki düğmenin bulunduğu, beyaz düğmenin “fırlatma” kırmızı düğmeninse “iptal” konutlarını gösterdiği görülmüştü. Zvezda’ya göre çantanın aktivasyonu, özel bir bilgi kartıyla sağlanıyor.

Rusya’nın stratejik nükleer saldırıyla karşı karşıya olduğunu düşünmesi durumunda Cumhurbaşkanı, nükleer çantalar aracılığıyla, Genelkurmay Başkanlığı’na ve nükleer kodlara sahip yedek komuta birimlerine doğrudan fırlatma talimatı gönderiyor. Bu talimatlar farklı iletişim sistemlerinden stratejik roket güçlerine basamak basamak aktarılıyor ve Amerika ya da Avrupa’ya nükleer silah atılmış oluyor.

Rusya’ya yönelik herhangi bir nükleer saldırı olduğunun doğrulanması durumunda Cumhurbaşkanı Putin, son adım olarak “Ölü El” olarak bilinen “Perimetr” sistemini harekete geçirebilir. Bu sistem, bilgisayarların kıyamet gününün ne zaman olacağını belirlemesi anlamına geliyor ve bir kontrol roketi, Rusya’nın geniş kapsamlı cephaneliklerinden nükleer saldırı talimatı veriyor.

Paylaşın