Nükleer Güçlerin Rekabeti Tırmanıyor

Nükleer güç olan ABD, Rusya, Kuzey Kore, Çin, Fransa, İngiltere, Hindistan, Pakistan ve İsrail’in 2024’te nükleer silahlar için harcamaları yüzde 11 oranında artarak 100 milyar 200 milyon dolara ulaştı.

Bu artışın nükleer silahların modernizasyonu ve nükleer silah cephaneliğinin güçlendirilmesi için yapılan yatırımları yansıttığı belirtiliyor. Beş yıl önce nükleer güçlerin nükleer silahlara toplam harcaması 68 milyar dolar tutarındaydı. Yani son beş yılda nükleer silahlara harcamalar yüzde 47’den fazla artmış olması dikkat çekiyor.

Dünyada nükleer silahlara sahip dokuz devletin nükleer silahlarını modernize etme ve cephanelerini arttırma yarışı yeni bir boyut kazanıyor.

Nükleer Silahların İmha Edilmesi Koalisyonu (ICAN) tarafından bugün Cenevre’de açıklanan rapor, nükleer güçlerin nükleer cephanelerini modernize etmek ve güçlendirmek için geçtiğimiz yıl harcamalarını dikkat çekici bir oranda artırdığına dikkat çekiyor.

ICAN raporuna göre nükleer güç olan ABD, Rusya, Kuzey Kore, Çin, Fransa, İngiltere, Hindistan, Pakistan ve İsrail’in 2024’te nükleer silahlar için harcamaları yüzde 11 oranında artarak 100 milyar 200 milyon dolara ulaştı.

Bu artışın nükleer silahların modernizasyonu ve nükleer silah cephaneliğinin güçlendirilmesi için yapılan yatırımları yansıttığı belirtiliyor. Beş yıl önce nükleer güçlerin nükleer silahlara toplam harcaması 68 milyar dolar tutarındaydı. Yani son beş yılda nükleer silahlara harcamalar yüzde 47’den fazla artmış olması dikkat çekiyor.

ABD, 2024’te 56 milyar 800 milyon dolara ulaşan tutar ile nükleer silahlara diğer tüm ülkelerin toplamından daha fazla harcama yapan ülke oldu. ABD’yi, 12 milyar 500 milyon dolar ile Çin, 10 milyar 400 milyon dolar ile İngiltere izledi.

Raporda, “Nükleer silaha sahip ülkelerin 2024’te nükleer silah geliştirmek ve bunları muhafaza etmek için harcadıkları para, neredeyse Birleşmiş Milletler bütçesinin 28 katına eşit” tespitine yer verildi. Bu verileri açıklayan ICAN, küresel çapta nükleer silahsızlanma için mücadele sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu bir koalisyon.

ICAN 2017’de Birleşmiş Milletler’de (BM) 122 ülke tarafından kabul edilen ve 2021’de yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’nın yolunun açılmasına öncülük etmişti. Bu başarısından dolayı 2017’de Nobel Barış Ödülü’nü layık görülmüştü.

ICAN’ın politika ve araştırma koordinatörü Alicia Sanders-Zakre, özellikle İngiltere ve Fransa’daki harcama artışının Ukrayna’daki savaş ve artan gerginliklerle ilişkili olabileceğini belirtti. Sanders-Zakre “İngiltere ve Fransa’daki harcama artışında, en azından siyasi liderlerin söylemlerinde, Ukrayna’daki devam eden savaşa ve gerginliklere atıfta bulunulduğunu gördük ve bu bir rol oynuyor olabilir” dedi.

İngiltere ve NATO’daki diğer müttefikler artık Rusya’yı Avrupa için en önemli tehdit olarak görüyor. Bu nedenle Almanya gibi pek çok ülke savunma harcamalarını devasa boyutta artırarak silahlanmaya hız veren planlarını da uygulamaya başladı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna’ya Uyarı: Rusya “Ciddi” Karşılık Verecek

New York Times (NYT), Ukrayna’nın son saldırısının Rusya’nın stratejik kapasitesine büyük zarar verdiğini ve Moskova’nın buna “ciddi” bir yanıt hazırlığında olduğunu yazdı.

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta tansiyonu yeniden yükseltecek bir gelişme yaşandı. Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), Rusya’nın derinliklerindeki askeri hava üslerine insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlediğini açıkladı. ABD medyasından New York Times, Washington’daki bazı üst düzey isimlere dayandırdığı haberinde, bu saldırıların Rusya’nın stratejik kapasitesine büyük zarar verdiğini ve Moskova’nın buna “ciddi” bir yanıt hazırlığında olduğunu yazdı.

ABD’li yetkililer, Ukrayna’nın saldırılarda kullandığı FPV tipi, düşük maliyetli dronların hedef aldığı Rus savaş uçaklarının toplam değerinin 100 milyon doları aştığını belirtti. Saldırıların yalnızca maddi değil, aynı zamanda sembolik önemi de bulunduğu vurgulandı. “600 dolarlık bir drone ile 100 milyon dolarlık askeri kabiliyeti ortadan kaldırmak, modern savaşın dinamiklerini yeniden yazıyor” diyen yetkililer, operasyonun etkisine dikkat çekti.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırının Murmansk, İrkutsk, İvanovo, Ryazan ve Amur bölgelerindeki askeri hava üslerini hedef aldığı doğrulandı. Açıklamada, “Bugün Kiev rejimi, Murmansk, İrkutsk, İvanovo, Ryazan ve Amur bölgelerindeki askeri hava üslerine FPV İHA’larla terör saldırıları düzenledi” ifadesi yer aldı. Bakanlık, saldırılar sonucu bazı uçakların alev aldığını ve hasar meydana geldiğini duyurdu.

Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ise Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıların “Pavutini” (Örümcek Ağı) adı verilen özel bir operasyonun parçası olduğunu bildirdi. SBU, saldırılar sonucu Rusya’nın stratejik seyir füzesi taşıyan savaş uçaklarının yüzde 34’ünün vurulduğunu öne sürdü.

Açıklamada, Rusya’nın stratejik havacılığına verilen zararın yaklaşık 7 milyar dolar olarak tahmin edildiği ifade edildi. Ukrayna makamları, bu operasyonun hem Rusya’nın askeri caydırıcılığına hem de Ukrayna’nın derin saldırı kabiliyetine dair güçlü bir mesaj olduğunu savundu.

New York Times’a konuşan ABD’li yetkililer, Ukrayna’nın bu operasyon hakkında Washington’a önceden bilgi vermediğini de belirtti. Bunun nedeni olarak ise “ABD’nin karşı çıkacağını bildikleri için bilgilendirme yapılmadığı” gösterildi.

Washington yönetiminin, özellikle Rusya topraklarına yönelik saldırılarda temkinli bir tutum sergilemesi dikkat çekiyor. ABD, Ukrayna’ya sağladığı silahların çoğunlukla savunma amaçlı kullanılmasını şart koşarken, doğrudan Rus topraklarındaki hedeflerin vurulmasına yönelik girişimlere karşı çıkıyor.

ABD’li yetkililer, saldırıların Rusya’yı Ukrayna’daki askeri operasyonlarını azaltmaya sevk etmeyeceğini, aksine Kremlin’in “ciddi” bir karşılık vermeye hazırlandığını belirtti. Henüz bu karşılığın ne şekilde olacağına dair somut bir istihbarat bulunmadığını aktaran yetkililer, muhtemel senaryoları şöyle sıraladı:

Sivillere yönelik insansız hava aracı saldırıları, Ukrayna’nın enerji şebekelerine yönelik füze saldırıları, orta menzilli balistik füzelerle altyapı hedeflerinin vurulması. bu olasılıklar, savaşın daha da şiddetlenebileceğine dair endişeleri artırdı.

Stratejik denge bozuluyor mu?

Askeri analistler, Ukrayna’nın gerçekleştirdiği bu tür derinlemesine saldırıların, savaşın seyrini değiştirme potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor. Özellikle düşük maliyetli FPV İHA’larla yüksek değerli hedeflerin vurulması, yeni savaş teknolojilerinin etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

Ancak uzmanlar, bu tür saldırıların Rusya’yı geri adım atmaya değil, daha agresif hamlelerde bulunmaya sevk edebileceği uyarısında da bulunuyor. Ukrayna’nın saldırıları genişletmesi, Moskova’nın sivillere ve enerji altyapısına yönelik misillemelerini daha sert hale getirebilir.

Paylaşın

Ukrayna, Rusya’nın 40’tan Fazla Uçağını Vurdu

Ukrayna ve Rusya heyetlerinin İstanbul’daki buluşması öncesi Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), Rus askeri havalimanlarında bulunan 40’tan fazla savaş uçağını silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) vurduklarını açıkladı.

Reuters’a konuşan bir SBU yetkilisi saldırıda, aralarında Rus Tu-95 ve Tu-22 bombardıman uçaklarının da olduğu 40’tan fazla düşman hava aracının hedef alındığını söyledi. AFP’ye bilgi veren bir güvenlik kaynağı da SBU’nun “düşmana ait bombardıman uçaklarını cephe hattının çok gerisinde yok etmek için kapsamlı bir operasyon başlattığını” söyledi.

Uzun menzilli füze ateşleme kapasitesine sahip Tu-95 ve Tu-22’ler Ukrayna kentlerine yönelik saldırılarda kullanılıyor. Rusya’nın Murmansk bölgesinin valisi, İHA saldırısını teyit etti. Rusya’nın kuzeyinde, Finlandiya sınırına yakın Murmansk’ta Olenya askerî hava üssü bulunuyor.

Ukrayna merkezli İngilizce yayın yapan haber siteleri, Irkutsk’taki Belaya hava üssünün de hedef alınan yerler arasında olduğunu öne sürdü. Üs, Rusya’nın orta kesimlerinde, Moğalistan sınırına yakın bir bölgede yer alıyor.

SBU’nun saldırısı, Rusya topraklarında iki köprünün çökmesine neden olan patlamaların ardından geldi. Rus yetkililer iki yolcu treninin raydan çıktığı ve en az yedi kişinin öldüğü olayları “terör eylemi” olarak nitelendirdi. Dün de Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarından Kırım’a yakıt taşıyan bir Rus askeri treninde patlama yaşanmıştı.

Ukrayna Hava Kuvvetleri gece saatlerinde Rusya’nın 472 İHA ile savaşın başından bu yana en yoğun hava saldırısını düzenlediğini bildirdi. Kiev, Rus ordusunun yedi adet de füze fırlattığını duyurdu. Kiev’in açıklamasına göre, Rus İHA’larının 382’si ve füzelerden üçü hedeflerine ulaşamadan Ukrayna ordusunca havada önlendi.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın cephe hattının gerisinde hedef aldığı bir üste ise savaşa katılmak üzere eğitim alan 12 Ukraynalı askerin öldüğünü, 60’tan fazlasının da yaralandığını belirtti. Bu saldırı Ukrayna ordusunda üst düzey bir istifaya da yol açtı. Geçen Kasım’dan beri Ukrayna Kara Kuvvetleri Komutanı olarak görev yapan Mihaylo Drapatyi, 12 askerin öldüğü saldırının ardından istifasını açıkladı.

Rusya ve Ukrayna heyetleri İstanbul’da masaya oturacak

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de sürüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın Pazartesi günü İstanbul’da yapılmasını önerdiği toplantıya katılacaklarını duyurdu. Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna heyetine, 16 Mart’taki toplantıda olduğu gibi, Savunma Bakanı Rüstem Umerov’un başkanlık edeceğini belirtti.

Rus haber ajansları da Rusya heyetinin 2 Haziran’daki görüşmelere katılmak üzere İstanbul’a doğru yola çıktığını duyurdu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“Rusya, Savaşta Yaklaşık 1 Milyon Kayıp Verdi” İddiası

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü topyekûn savaşta neredeyse 1 milyon asker kaybettiğini öne sürdü. Ukrayna ve Rusya genellikle kayıplarını kamuoyuna açıklamıyor.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı, Rus kuvvetlerinin son 24 saat içinde 1000 kayıp daha vermesinin ardından Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü topyekûn savaşta neredeyse 1 milyon asker kaybettiğini bildirdi.

Kiev, verdiği sayıların yaralıları da kapsayıp kapsamadığını net olarak belirtmiyor. Ancak genel kanı, bu sayıların ölüler, yaralılar, kayıplar ve esirler dahil olmak üzere tüm kayıpları içerdiği yönünde.

Ukraynalı yetkililer, Moskova’nın 24 Şubat 2022’de geniş çaplı işgalini başlatmasından bu yana Rus birliklerinin ve ekipmanlarının kayıplarını günlük olarak takip ediyor. Ukrayna ve Rusya genellikle kayıplarını kamuoyuna açıklamıyor.

Şubat ayında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, 2022’nin başından bu yana 46 binden fazla Ukraynalı askerin savaş alanında öldürüldüğünü açıklamıştı. Zelenskiy ayrıca, yaklaşık 380 bin Ukraynalı askerin yaralandığını ve “on binlerce” askerin ya “kayıp” ya da Rusların elinde esir olduğunu belirtmişti.

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Anna Tsivilyova, geçen yılın sonunda yanlışlıkla bakanlığın kayıp askerlerin yakınlarından DNA testi için 48 bin başvuru aldığını açıkladı.

Tsivilyova 26 Kasım 2024 tarihinde Rus Duma’sında düzenlenen bir yuvarlak masa toplantısında bu konu hakkında konuşmuş ve akrabaların DNA’larının toplandığını ve bir veri tabanında saklandığını belirtmişti. Günde yaklaşık 1000 askerini kaybeden Rusya, ordusuna yabancıları da almaya çalışıyor.

26Birçok batılı kaynağın ve Kiev’in bu gelişmeyi ilk olarak rapor etmesinin ardından Pyongyang tarafından doğrulandığı üzere, 2024’ün sonundan bu yana 12 bin kadar Kuzey Koreli asker Moskova birliklerine katıldı.

Nisan ayında Kiev, kuvvetlerinin Rusya için savaşan Çin vatandaşlarını yakaladığını da açıkladı. Ukrayna askeri istihbaratına göre, en az 160 Çin vatandaşı Rusya Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapıyor. Pekin resmi olarak asker göndermeyi reddetti ve bunların gönüllü bireyler olduğunu iddia etti.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın muhtemelen yaz aylarında yeni bir saldırıya hazırlandığını bildirdi. Çatışmalar, Ukrayna’nın birçok bölgesinde 1000 kilometreden fazla uzanan cephe hattı boyunca yoğunlaştı. Moskova güçleri Donetsk bölgesinin doğusundaki Pokrovsk ve Kostyantynivka çevresinde yoğun baskı uyguluyor.

ABD merkezli Savaş Çalışmaları Enstitüsü (Institute for the Study of War – ISW) adlı düşünce kuruluşu, Rusya’nın 2014’te Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana öncelikli hedefi olan Ukrayna’nın Donetsk bölgesinin kalan kısımlarını ele geçirmek için Moskova’nın aylardır bastırdığını belirtti.

Pokrovsk, Rusya’nın kara saldırılarının odak noktası oldu ve Moskova birlikleri buradaki saldırılarını takviye etti. Coğrafi konumu onu tartışmasız en önemli lojistik merkezlerden biri yaparken, Ukrayna’nın Rus işgaline karşı verdiği mücadelenin arka cephesine de son derece yakın kılıyor.

Kiev, Rus güçlerinin 9 Mayıs’a kadar Dnipropetrovsk bölgesine ulaşmayı ve girmeyi amaçladığını belirtti. Ancak Rus güçleri, Donetsk bölgesi ile idari sınıra yaklaşmalarına rağmen başarısız oldu.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcısı Ihor Romanenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in aynı gün Zafer Günü geçit töreni sırasında birliklerinin ilerleyişini göstermek istediğini ifade etti.

Bu arada Ukrayna ordusu, Rusya’nın Kharkiv’e yeni saldırılar hazırlıyor olabileceği uyarısında bulundu.

Moskova, birliklerini Ukrayna’nın Kharkiv bölgesi sınırına yakın bir yerde topluyor. Ukrayna 13. Ulusal Muhafız Khartiia Tugayı Kurmay Başkanı Andrii Pomahaibus, Rusya’nın birliklerini temas hattına yaklaştırmaya çalıştığını ancak şu ana kadar saldırı gerçekleştiremediğini söyledi.

Vladimir Putin’in ‘tampon bölge’ stratejisi

Moskova’nın yaz saldırısı planları, Putin’in Ukrayna sınırı boyunca “güvenlik tampon bölgesi” oluşturma planlarını yansıtıyor gibi görünüyor.

Geçtiğimiz perşembe günü Rusya hükümetine hitaben yaptığı konuşmada Putin, “Gerekli güvenlik tampon bölgesinin oluşturulmasına karar verildi. Silahlı kuvvetlerimiz şu anda bu görevi yerine getiriyor,” dedi.

Putin’in açıklamaları, Rusya’nın Kursk bölgesindeki bölgesel yetkililerin daha güçlü sınır önlemleri talep etmelerinin ardından geldi. Putin, bölgenin Ukrayna’nın Sumy, Harkiv ve Chernihiv bölgelerine sınır olan Kursk, Belgorod ve Bryansk bölgeleri boyunca olacağını belirtti.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev, Polonya sınırındaki Volyn ve Lviv bölgelerinin nispeten küçük bir alanı dışında Ukrayna’nın neredeyse tamamını kapsayan bir tampon bölgenin Rusya’nın kontrolünde olması çağrısında bulundu.

Aynı zamanda Rusya’nın eski Devlet Başkanı olan Medvedev, Batı’nın Ukrayna’ya askeri destek sağlamaya devam etmesi halinde Moskova’nın tampon bölge olarak Ukrayna’nın tamamını ele geçireceği tehdidinde bulundu.

Bu açıklamaları analiz eden ISW, Rus güçlerinin Medvedev’in önerdiği “tampon bölgeyi” ele geçirmek için mevcut ilerleme hızlarıyla yaklaşık bir yüzyıla ihtiyaç duyacaklarını ve bunun da mevcut kayıp oranlarıyla yaklaşık 50 milyon kayıp anlamına geleceğini hesapladı.

Düşünce kuruluşu, tahminlerinin Rus kuvvetlerinin mevcut değerlendirilmiş ilerleme hızlarını koruyabileceklerini varsaydığını da ekledi.

ISW, “(Rus birlikleri) 2022’nin başlarından bu yana bu hedeflere ulaşmak için gerekli olan hızlı, çok yönlü saldırı operasyonlarını yürütme kabiliyetini göstermedi ve yakın gelecekte bu kabilyetlerini önemli ölçüde geliştirmeleri de olası değil,” açıklamasını yaptı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Trump İle Putin Görüştü: Rusya, Ukrayna İle Çalışmaya Hazır

Donald Trump ile telefonda görüşen Vladimir Putin’in “Rusya’nın gelecekte olası bir barış anlaşmasına ilişkin bir memorandum üzerinde Ukrayna ile çalışmaya hazır olduğunu ve bunu teklif edeceğini” söylediği belirtildi.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin en az iki saat süren bir telefon görüşmesi yaptı.

Putin, görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya’nın çatışmaların durdurulmasından yana olduğunu ancak barışa giden en etkili yolların geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Putin ayrıca Trump’ın görüşmede Ukrayna’daki çatışmaların sona erdirilmesi konusundaki tutumunu dile getirdiğini söyledi.

Putin, Rusya’nın Ukrayna ile ateşkes de dahil olmak üzere bir mutabakat üzerinde çalışmaya hazır olduğunu vurguladı. Trump ile yaptığı görüşmeyi anlamlı, samimi ve çok faydalı olarak nitelendiren Putin, ABD’nin Moskova ile Kiev arasında doğrudan müzakerelerin yeniden başlamasına katılımından dolayı Amerikalı mevkidaşına teşekkür etti.

Trump-Putin görüşmesi, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in, “Sabrımız taşıyor” çıkışının ardından gerçekleşti. Vance, Trump-Putin görüşmesinden saatler öncesinde yaptığı açıklamada Rusya’nın savaşı sona erdirmeye istekli olmaması halinde “ABD’nin eninde sonunda bunun kendi savaşı olmadığını söylemek zorunda kalacağını” ifade etti.

“Burada bir çıkmaz olduğunun farkındayız” sözlerini kaydeden ve Trump’ın Putin’e “Bak, bu konuda ciddi misin?” sorusunu yönelteceğini aktaran Vance, “Dürüst olmak gerekirse Başkan Putin’in bu savaştan nasıl çıkacağını tam olarak bilmediğini düşünüyorum” diye konuştu.

Vance, “Tango yapmak için iki kişi gerekir. Başkan’ın (Trump’ın) bunu yapmaya istekli olduğunu biliyorum, ancak Rusya bunu yapmaya istekli değilse, o zaman eninde sonunda bu bizim savaşımız değil diyeceğiz… Bitirmeye çalışacağız ama bitiremezsek sonunda şöyle diyeceğiz: ‘Biliyor musunuz? Denemeye değerdi ama artık denemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu noktaya nasıl gelindi?

Rusya lideri Putin’in İstanbul’da yapılması planlanan görüşmelere katılması çağrıları karşılık bulmadı. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan Körfez ülkeleri gezisinin ikinci durağı Katar’a geçerken uçakta konuşan Trump “Benim orada olmamı tercih edeceğini biliyorum ve bu da bir ihtimal. Savaşı sona erdirebilirsek, bunu düşüneceğim” demişti.

Reuters’ın aktardığına göre Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da 14 Mayıs Çarşamba günü Putin’i arayarak Türkiye’ye gitmesini istedi. Trump, Rusya ve Ukrayna arasında 30 günlük bir ateşkes istiyor ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de buna destek veriyor.

Ancak Putin önce görüşmelerin başlamasını istediğini ve bu müzakerelerde ateşkesin ele alınabileceğini söylemişti. Rus lider 11 Mayıs Pazar günü Ukrayna’yla İstanbul’da “herhangi bir önkoşul olmadan” doğrudan görüşme yapılmasını önermişti. Ancak Putin bu açıklamasında görüşmelerde ülkesini kimin temsil edeceğini söylememişti.

Zelenskiy ise sadece Putin’in katılması halinde görüşmelerde yer alacağını açıklamıştı. Zelenskiy ve Putin yalnızca Kasım 2019’da Paris’te yüz yüze görüşmüştü.

İki ülke arasındaki son doğrudan diyalog ise Mart 2022’de, Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasından haftalar sonra İstanbul’da gerçekleşmişti.

Putin ve Trump’ın 2025’teki 3. konuşması

Putin ve Trump, ABD Başkanı Ocak 2025’te göreve geldikten sonra iki telefon görüşmesi gerçekleştirdi. 12 Şubat’taki ilk görüşmede Putin ve Trump, Ukrayna meselesi ile ikili ilişkilerde biriken sorunları ele aldı.

İki lider, yüz yüze görüşmeler de dahil temasların sürmesi konusunda mutabakat sağladı. 18 Mart’a gelindiğinde Rusya ve ABD’nin başkanları telefonda ikinci kez görüştü. Ukrayna ve Ortadoğu’daki sorunları istişare eden Putin ve Trump, ikili ilişkileri de etraflıca konuştu.

Putin, Trump’ın Ukrayna’da ateşkes fikrini bazı çekincelerle birlikte destekledi ve enerji tesislerine yönelik bombardımanların durdurulması için Rus ordusuna derhal emir verdi. Fakat Kiev rejiminden aynı yönde bir adım gelmedi.

Paylaşın

Rusya Ve Ukrayna Esir Takasında Anlaştı

İstanbul’da görüşen Rusya ve Ukrayna’dan yetkililer, 1000’er savaş esirinin takas edilmesi konusunda anlaştılar. Bu, savaşın başlamasından bu yana yapılan en büyük takas olacak.

Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde yapılan görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus heyeti ile “1000 kişiye karşılık 1000 kişinin takas edilmesi konusunda” anlaştıklarını söyledi.

Görüşmede ayrıca liderler düzeyinde olası bir toplantının da ele alındığını duyuran Umerov, “Şimdi esir takası yapmaya ihtiyacımız var. Yakında bir sonraki aşamanın ne olduğunu size bildireceğiz” dedi.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana Moskova ve Kiev arasında yapılan ilk doğrudan görüşmeler cuma günü iki saatten kısa bir süre sonra İstanbul’da sona erdi.

30 günlük ateşkes konusunda bir anlaşmaya varılamazken, Moskova’nın işgal ettiği dört bölgeden Kiev’in çekilmesini talep ettiği bildirildi. Ukrayna medyası bu dört bölgenin Donetsk, Luhansk, Zaporizhzhia ve Herson olduğunu ve Rusya’nın hiçbirini tam olarak kontrol etmediğini yazdı.

Diğer yandan, iki taraf da 1000’er savaş esirinin takas edilmesi konusunda anlaştı. Bu, savaşın başlamasından bu yana yapılan en büyük takas olacak.

Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus heyeti ile “1000 kişiye karşılık 1000 kişinin takas edilmesi konusunda” anlaştıklarını söyledi.

Görüşmede ayrıca liderler düzeyinde olası bir toplantının da ele alındığını duyuran Umerov, “Şimdi esir takası yapmaya ihtiyacımız var. Yakında bir sonraki aşamanın ne olduğunu size bildireceğiz” dedi.

Ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan her iki tarafın da tekrar bir araya gelme konusunda “prensipte” anlaştığını söyledi.

Bu noktaya nasıl gelindi?

Putin’in günlerdir İstanbul’da yapılması planlanan görüşmelere katılıp katılmayacağı merak ediliyordu.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan Körfez ülkeleri gezisinin ikinci durağı Katar’a geçerken uçakta konuşan Trump “Benim orada olmamı tercih edeceğini biliyorum ve bu da bir ihtimal. Savaşı sona erdirebilirsek, bunu düşüneceğim” demişti.

Reuters’ın aktardığına göre Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da 14 Mayıs Çarşamba günü Putin’i arayarak Türkiye’ye gitmesini istedi. Fakat bu çağrılar karşılık bulmadı.

Trump, Rusya ve Ukrayna arasında 30 günlük bir ateşkes istiyor ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de buna destek veriyor. Ancak Putin önce görüşmelerin başlamasını istediğini ve bu müzakerelerde ateşkesin ele alınabileceğini söylemişti.

Rus lider 11 Mayıs Pazar günü Ukrayna’yla İstanbul’da “herhangi bir önkoşul olmadan” doğrudan görüşme yapılmasını önermişti. Ancak Putin bu açıklamasında görüşmelerde ülkesini kimin temsil edeceğini söylememişti.

Zelenskiy ise sadece Putin’in katılması halinde görüşmelerde yer alacağını açıklamıştı. Zelenskiy ve Putin yalnızca Kasım 2019’da Paris’te yüz yüze görüşmüştü.

İki ülke arasındaki son doğrudan diyalog ise Mart 2022’de, Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasından haftalar sonra İstanbul’da gerçekleşmişti.

Paylaşın

Her 2 Kişiden 1’i Yeni Bir Dünya Savaşı’nın Yakın Olduğunu Düşünüyor

YouGov ‘un yaptığı yeni bir anket çalışmasına göre; Avrupa’da nüfusun yüzde 41 ile 55’i önümüzdeki 5 ile 10 yıl içerisinde III. Dünya Savaşı’nın çıkma ihtimali olduğunu düşünüyor. ABD’de bu oran yüzde 45 civarında.

Nazilerin koşulsuz teslimiyeti kabul etmesiyle Avrupa’da II. Dünya Savaşı’nın resmen sona erdiği ve sonrasında “Zafer Günü” olarak kutlanan 8 Mayıs’ın 80. yıldönümüne az bir süre kalmışken yeni bir anketin sonuçları yayımlandı.

Anket şirketi YouGov, merkezinin yer aldığı Birleşik Krallık’ın yanı sıra ABD, Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya’da bu çalışmayı gerçekleştirdi. Avrupa ülkelerinde 5-10 yıla III. Dünya Savaşı bekleyenlerin oranı yüzde 41’le 55 arasında değişti. ABD’de ise yüzde 45’i bu görüşü onayladı.

“III. Dünya Savaşı’nda nükleer silah kullanılır” cümlesini benimseyenlerin oranı yüzde 68 ila 76 olurken II. Dünya Savaşı’na kıyasla daha fazla can kaybı olacağını öngörenlerin oranları yüzde 57’yle 73 arasında değişti. Yeni bir cihan harbinde insanların çoğunun öleceğini düşünenlerse yüzde 25-44 bandında.

Yüzde 66’yla 89 arasında değişen oranlarda “Benim ülkem savaşa girer” dendi. Ancak Avrupa’da ordularının kendisini savunabileceğini düşünenler yüzde 16 ila 44’te kaldı. ABD’lilerin yüzde 71’i ordunun kendilerini koruyabileceğini savundu.

III. Dünya Savaşı’nın Rusya yüzünden çıkacağını düşünenlerin oranı yüzde 69’la 82 arasında değişti. Moskova korkusunu “İslamcı terör” izledi. Diğer yandan İspanya, Almanya ve Fransa’da çoğunluk ABD’yle yaşanan gerilimlerin küresel barışa tehdit oluşturduğunu da belirtti.

ABD’de yaşayanların yüzde 52’si, İspanya’dakilerinse yüzde 31’i Nazi Almanyası’nın işlediği türden suçların kendi ülkelerinde meydana gelmesini bizzat görmeyi beklediğini ifade etti. Diğer ülkelerin oranları bu ikisinin arasında kaldı.

Nazileri mağlup etmek için en çok kimin çaba harcadığı sorulduğunda Birleşik Krallık dışındaki ülkelerde ABD diyenler yüzde 40’la 52 arasında değişirken, Sovyetler Birliği yanıtını verenler yüzde 17 ila 28 oldu.

Birleşik Krallık’ta yüzde 41’in kendi ülkelerinin adını zikretmesi dikkat çekti. Zira diğer ülkelerde Londra’yı bu konuda etkili görenler yüzde 5’le 11 arasında değişiyor.

Almanların yüzde 46’sı, ülkelerinin 1945’ten sonra savaş hakkında iyi iş çıkardığını düşünürken yüzde 47’nin “Nazi geçmişi hakkında aşırı bilinçliyiz” dediği görüldü. Bu durumun güncel meselelerde sorun yarattığını savundular. Yüzde 24’se Almanya liderlerinin dengeyi doğru kurduğunu söylüyor.

Barışın korunmasında en çok kimin pay sahibi olduğu sorulduğunda yüzde 52’yle 66 arasında değişen oranlarda yanıt NATO oldu. Yüzde 45 ila 56 da Avrupa Birliği’nin kıtadaki barışın korunmasında etkili olduğunu düşünüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Putin’den “Nükleer” Tehdit: Umarım Ukrayna’da Gerekmez

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna savaşında şu ana kadar nükleer silahlara ihtiyaç olmadığını belirterek, “Umarım bundan sonra da gerekli olmazlar” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’da şu ana kadar nükleer silah kullanmaya gerek olmadığını, bundan sonra da böyle bir ihtiyaç doğmamasını umduğunu söyledi. Rus devlet televizyonunda bugün yayınlanan açıklamalarında Putin, savaşı “mantıklı bir sonuca” taşımaya yetecek güç ve imkâna sahip olduklarını belirtti.

Devlet televizyonu muhabirinin sorusu üzerine Putin, “Bu (nükleer) silahları kullanmaya gerek olmadı. Ve umarım gerekli de olmazlar. 2022’de başlayan şeyi Rusya’nın talep ettiği mantıklı bir sonuca getirmeye yetecek güç ve kabiliyete sahibiz” dedi.

Putin, “özel askeri operasyon” dediği Ukrayna’nın topyekûn işgali girişimini Şubat 2022’de başlatmıştı. Rusya ordusu uzun süredir Ukrayna topraklarının yüzde 20’sini kontrolü altında tutuyor.

İşgalin başından beri Ukrayna’da nükleer silahların kullanımından korkuluyor. Putin daha önce birçok kez Ukrayna’da nükleer silah kullanabilecekleri tehdidinde bulunurken Amerikan istihbaratı CIA’nın eski Başkanı William Burns, 2022 yılının sonunda bunun “gerçek bir risk” olduğu uyarısını yapmıştı.

Son haftalarda ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimiyle Moskova-Washington hattında savaşa bir son vermeye yönelik diplomatik temaslar yürütülüyor. Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Kiev bu sürecin dışında tutuluyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’nin Savaşı Bitirme Planı Belli Oldu: Ukrayna’nın Bölüşülmesi

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi Keith Kellogg, II. Dünya Savaşı sonrası Berlin’i örnek göstererek Ukrayna’nın da benzer şekilde “bölünebileceğini” belirtti.

Keith Kellogg, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in böyle bir öneriyi kabul etmeyebileceğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi Keith Kellogg, Ukrayna’da Britanya ve Fransa birliklerinin konuşlandırılabileceği “kontrol bölgeleri” oluşturulabileceğini söyledi.

Kellogg, Britanya gazetesi The Times’da dün yayımlanan söyleşisinde, II. Dünya Savaşı sonrası Berlin’i örnek göstererek Ukrayna’nın da benzer şekilde “bölünebileceğini” belirtti.

II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nın yenilgiye uğramasının ardından Berlin, Amerikan, Fransız, İngiliz ve Sovyet bölgelerine ayrılarak dörde bölünmüştü.

Trump’ın ilk döneminde, Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak da çalışan Kellogg, Britanyalı ve Fransız birliklerin kontrol bölgelerinde “güvenlik gücü” görevi yapabileceğini söyledi.

Temsilci, bu birliklerin Dnipro nehrinin batısına yerleştirilebileceğini ve karşı kıyıda Rus işgali altındaki bölgeyi Ukrayna’dan ayıran askerden arındırılmış bir bölge oluşturabileceğini bildirdi. Böylelikle müttefik askerleriyle Rus birlikleri arasında çatışmaların önlenebileceğini, olası ateşkes ihlallerinin daha kolay denetlenebileceğini belirtti. Diğer yandan temsilci, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in böyle bir öneriyi kabul etmeyebileceğini de sözlerine ekledi.

Kellogg, Trump ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenski arasında şubatta yaşanan gerginliğin, maden anlaşmasında ilerleme kaydedilmesiyle çözüldüğünü söyleyerek, ABD’li yetkililerin gelecek günlerde “iş anlaşmasını diplomatik anlaşmaya dönüştüreceğini” belirtti.

Öte yandan Kellogg, The Times’ın “Ukrayna, savaş sonrası Berlin gibi bölünebilir” başlığıyla yayımlanan söyleşisinin çarpıtıldığını da savundu. Ukrayna’nın bölünmesinden değil ülkenin “egemenliğini desteklemek üzere ateşkes sonrası kurulacak bir güçten bahsettiğini” söyledi. Muhtemel senaryoda Amerikan askerlerinin Ukrayna’ya konuşlandırılmayacağını da ifade etti.

Birleşik Krallık ve Fransa’nın başını çektiği bir grup Avrupa ülkesi, Rusya’yla Ukrayna arasında varılacak bir barış anlaşmasının uygulanmasını sağlamak amacıyla ülkeye asker göndermeyi planlıyor. Associated Press’in şubattaki haberinde, planın Aralık 2024’te Zelenski’yle paylaşıldığı aktarılmıştı.

Paris’te martta düzenlenen Ukrayna zirvesinin ardından konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna’ya asker gönderme konusunda fikir birliği olmadığını ancak planın az sayıda ülkeyle hayata geçebileceğini söylemişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Putin’den Trump’ın “Ukraynalı Askerleri Bağışla” Çağrısına Yanıt: Teslim Olmaları Halinde…

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kursk’taki Ukrayna askerlerinin bağışlanmasına yönelik çağrısına yanıt veren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Teslim olurlarsa canları bağışlanacak” dedi.

Haber Merkezi / Trump’ın çağrısının uygulanabilmesi için Ukrayna’nın Kursk’taki askerlere teslim olma talimatı vermesi gerektiğini belirten Putin, Trump ve ekibinin Rusya – ABD ilişkilerini düzeltmek için elinden geleni yaptığını dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social’da yaptığı paylaşımda, Rusya lideri Vladimir Putin ile “verimli görüşmeler yaptıklarını” ve Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmek için “iyi bir şans olduğunu” kaydetti. Trump, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Dün, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile çok iyi ve verimli görüşmeler yaptık; bu korkunç, kanlı savaşı nihayet bitirmek için büyük bir fırsat var. Ancak şu anda binlerce Ukrayna askeri, Rus birlikleri tarafından tamamen kuşatılmış durumda ve çok kötü, savunmasız bir konumdalar. Putin’den hayatlarını bağışlamasını güçlü bir şekilde talep ettim. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri görülmemiş korkunç bir katliam olur. Tanrı hepsini korusun!”

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise ulusa hitaben yaptığı konuşmasında, Putin’in yorumlarının “çok manipülatif” olduğunu kaydetti. Zelenski, Putin’in ABD planına verdiği nitelikli desteğin, planı reddetmek için zemin hazırlama çabası olduğunu düşündüğünü söyledi.

Zelenski, “Aslında Putin şu anda bir ret hazırlığı yapıyor çünkü elbette Başkan Trump’a bu savaşı sürdürmek, Ukraynalılar’ı öldürmek istediğini söylemekten korkuyor” dedi. Ukrayna’nın ABD’nin önerisini kabul ettiğini ve izleme ve doğrulamayı organize etmeye hazır olduğunu belirten Zelenski, “Süreci zorlaştıran koşulları biz koymuyoruz, Rusya koyuyor” ifadesini kullandı.

Paylaşın