Rusya’dan Ukrayna’ya Füze Saldırısı: 7 Ölü, 117 Yaralı

Rusya Ukrayna’nın başkenti Kiev’e 45 km mesafede yer alan Çernihiv kentini füzelerle vurdu. Saldırıda biri çocuk yedi kişi öldü, en az 117 kişi yaralandı. Yaralılardan 12’sinin çocuk 10’unun da polis memuru olduğu belirtildi.

Ukrayna İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, saldırının olduğu sırada bölge halkının kiliseden çıkıp dini bir bayramı kutlamak için toplanmaya başladığı vurgulandı. İçişleri Bakanlığı, füze saldırısı esnasında şehrin merkezindeki tiyatro binasının çatısının da çöktüğünü açıkladı.

İsveç’te bulunan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodomir Zelenski Telegram hesabından yaptığı açıklamada “Çernigiv şehrinde üniversite ve tiyatronun da bulunduğu şehrin merkezindeki bir meydan bir Rus füzesi tarafından vuruldu” ifadelerini kullandı.

Rusya geçen yıl Şubat ayında başlattığı Ukrayna saldırıları kapsamında zaman zaman sivil hedefleri de vurdu. Uluslararası kamuoyunun tepkilerine rağmen Moskova yönetimi sivil hedefleri vurduğunu sürekli reddetti.

Çernihiv Ukrayna’nın kuzeyinde, Belarus sınırına yaklaşık 45 km mesafede bulunuyor. Çernihiv bölgesi, Şubat 2022’de başlayan Rus işgalinin ilk döneminde, yaklaşık iki ay kuşatma altında kalmıştı.

Birleşmiş Milletler de sivilleri hedef almanın savaş suçu olduğunu hatırlatarak saldırıyı kınadı.

Öte yandan New York Times gazetesinin, ABD hükümet çevrelerine dayandırdığı haberinde, geçen yıl Şubat ayında Rusya’nın saldırısı ile başlayan savaşta, yaklaşık 300 bin Rus askerinin öldüğü ya da yaralandığı öne sürülerek, Moskova’nın asker kaybının Ukrayna’ya göre daha yüksek olduğu ifade edildi.

Haberde yaklaşık 120 bin Rus askerinin çatışmalarda yaşamını yitirdiği, 170 ila 180 bin askerin de yaralandığı iddia edildi. Ukrayna tarafında ise 70 bine yakın askerin öldüğü, 100 ila 120 bin askerin de yaralandığı aktarıldı.

Paylaşın

“Türkiye, Rusya Ve Katar Yeni Bir Tahıl Anlaşması Hazırlıyor” İddiası

Ukrayna’nın Karadeniz’den 33 milyon tonluk gıda ihraç etmesini sağlayan anlaşmadan çekilecek olan Rusya’nın Türkiye’yle birlikte Katar’ı da yanına alarak yeni bir anlaşma hazırlamaya çalıştığını öne sürüldü.

Rusya’nın tahıl tedariğini sağlayacağı, Katar’ın sponsorluk yapacağı, Türkiye’ninse anlaşmayı organize etmeye çalıştığı iddia edildi.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Alman Bild gazetesi Rusya, Türkiye ve Katar’ın bir ayı aşkın süredir işlemeyen Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nın ardından yeni bir anlaşma hazırlamak için harekete geçtiğini iddia etti.

Ele geçirilen resmi yazışmalara dayandırıldığı bildirilen haberde, 21 Temmuz ila 8 Ağustos’ta Türkiye ve Rusya’nın diplomatik temsilcilikleri arasında gerçekleşen diyaloglarda Moskova’nın Karadeniz Tahıl Girişimi’nden çekilme planlarını defalarca Ankara’ya ilettiği belirtildi.

Bild, Ukrayna’nın Karadeniz’den 33 milyon tonluk gıda ihraç etmesini sağlayan anlaşmadan çekilecek Rusya’nın Türkiye’yle birlikte Katar’ı da yanına alarak yeni bir anlaşma hazırlamaya çalıştığını öne sürdü.

Rusya’nın tahıl tedariğini sağlayacağı, Katar’ın sponsorluk yapacağı, Türkiye’ninse anlaşmayı organize etmeye çalıştığı bildirildi. Tahılın birincil hedefinin Afrika ülkeleri olacağı da haberde yer aldı.

Anlaşmanın bu haftasonu Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yapılabileceği ifade edilirken, halihazırda Rusya’ya bağlı Tataristan’ın lideri Rüstem Minnihanov’un orada olduğu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da pazar günü günübirlik ziyarette bulunacağı hatırlatıldı.

Bild, BM ile koordinasyonu sürdürmek isteyen Türkiye’nin dışişleri bakanı Hakan Fidan’ın, Ukrayna’nın da yer aldığı önceki tahıl anlaşmasının devamı için Rusya’dan talepte bulunduğunu da savundu.

Kremlin’in tahıl anlaşmasına Kiev yönetiminin ihracatını kesecek bir alternatif aradığı iddiası, 21 Temmuz’da Financial Times tarafından ortaya atılmıştı. Londra merkezli gazete, Türkiye ve Katar’ın henüz bu fikri onaylamadığını bildirmişti.

Ukrayna-Rusya Savaşı’nın küresel gıda fiyatları üzerindeki etkisini azaltmak için BM, Rusya, Türkiye ve Ukrayna, 22 Temmuz 2022’de İstanbul’da düzenlenen törende Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı imzalamıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, süresi dolan anlaşmaya ilişkin 17 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Tahıl koridoru anlaşması fiilen son buldu, durduruldu. Rusya, ilgili şartlar uygulanır uygulanmaz derhal tahıl anlaşmasına geri dönecek. Anlaşmanın Rusya’yla ilgili kısmı yerine getirilmedi” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı: Yaklaşık 500 Bin Zayiat

Rusya’nın saldırısı ile başlayan Ukrayna – Rusya savaşında, yaklaşık 300 bin Rus askerinin öldüğü ya da yaralandığı öne sürülürken, Moskova’nın asker kaybının Ukrayna’ya göre daha yüksek olduğu iddia edildi.

Yaklaşık 120 bin Rus askerinin çatışmalarda yaşamını yitirdiği, 170 ila 180 bin askerin de yaralandığı iddia edilirken, Ukrayna tarafında ise 70 bine yakın askerin öldüğü, 100 ila 120 bin askerin de yaralandığı öne sürüldü.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) medyasında yer alan haberlerde, Ukrayna Savaşı’nda bugüne dek, iki tarafta yaklaşık 500 bin askerin öldüğü ya da yaralandığı belirtildi.

New York Times gazetesinin, ABD hükümet çevrelerine dayandırdığı haberinde, geçen yıl Şubat ayında Rusya’nın saldırısı ile başlayan savaşta, yaklaşık 300 bin Rus askerinin öldüğü ya da yaralandığı öne sürülerek, Moskova’nın asker kaybının Ukrayna’ya göre daha yüksek olduğu ifade edildi.

DW Türkçe’nin aktardığı haberde yaklaşık 120 bin Rus askerinin çatışmalarda yaşamını yitirdiği, 170 ila 180 bin askerin de yaralandığı iddia edildi. Ukrayna tarafında ise 70 bine yakın askerin öldüğü, 100 ila 120 bin askerin de yaralandığı aktarıldı.

Bu arada Ukrayna Genelkurmayı’ndan yapılan açıklamada, ülkenin güneydoğusundaki cephede bir köyün Rus işgalinden kurtarıldığı öne sürüldü ve bunun 27 Temmuz’dan bu yana elde edilen ilk başarı olduğu bildirildi.

Söz konusu bölgenin Ruslar tarafından yoğun bir biçimde mayınlandığını ve Rus ordusunun buradaki savunma hatlarını güçlü bir biçimde tahkim ettiğini aktaran Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, hava desteği olmadan böyle bir alanda ilerlemenin büyük bir başarı olduğunu dile getirdi.

Geçen yıl Şubat ayında Rusya, batı komşusu Ukrayna’ya karşı geniş çaplı bir işgal başlattı. Kremlin, hızlı bir “özel askeri operasyon” olmasını umuyordu, ancak çatışmalar hala devam ediyor ve görünürde bir son yok.

Putin, 24 Şubat 2022’de sabahın erken saatlerinde televizyondan “Ukrayna’da özel askeri operasyon” başlattıklarını açıkladı.

“Özel askeri operasyonun” gerekçesini anlatan Putin, sözde ayrılıkçı yönetimlerin Rusya’dan askeri yardım talebinde bulunduğunu bildirdi. Putin, “Operasyonun amacı 8 yıldır Kiev rejimi tarafından istismara, soykırıma maruz kalan insanları korumaktır ” ifadelerini kullandı.

Rus ordusu, Ukrayna’daki stratejik hedeflere yönelik sık sık uzun menzilli, yüksek hassasiyetli füzeler kullandı. ABD ve Avrupa ülkeleri, Ukrayna’ya silah desteğini artırdı. Rus ve Ukrayna ordusunun karşılıklı saldırılarında sivil kayıplar yaşandı.

22 Temmuz 2022’de Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında dünyadaki olası bir gıda krizini önleyecek “Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi” imzalandı.

Rusya, “Kırım Köprüsü ve Sivastopol deniz üssüne Ukrayna’nın saldırısını” gerekçe göstererek tahıl anlaşmasını askıya almak istedi ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da girişimiyle anlaşmalar 120 günlük periyotlarla yinelendi.17 Mayıs’tan itibaren 60 gün uzatılan anlaşmanın tekrar uzatılması için çabalar sürüyor.

Anlaşma sayesinde 33 milyon tona yakın tahıl ihtiyaç sahiplerine ulaştı. Ayrıca Erdoğan ve Putin, yoksul ülkelere gübre ve tahıl gönderilmesi konusunda anlaştı.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya meydan okuyan Wagner’in kurucusu Yevgeniy Prigojin’in idaresindeki paralı savaşçılar, Rostov-na-Donu şehrini kontrolü altına alarak Rus Güney Askeri Bölge Karargah binasını ele geçirdi. Bir grup Wagner savaşçısı da askeri araçlarla Moskova’ya yöneldi.

Devreye Belarus Cumhurbaşkanı Lukaşenko’nun girmesiyle isyan sona erdi. Prigojin ve savaşçılarının eylemlerine son verip Belarus’a gitmesine izin verildi ve kriz çözüldü.

BM’ye göre Ukrayna’da 11 milyondan fazla kişi yerinden edildi

BM verilerine göre, Ukrayna’dan yaklaşık 11,6 milyon kişi yerinden edildi. Bunlardan 5,9 milyonu ülke içerisinde yerinden olurken 5,7 milyonu ise komşu ülkelere gitmek zorunda kaldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğine göre ise savaşta 24 Şubat 2022’den bu yana en az 8 bin sivil yaşamını yitirdi, 13 binden fazla sivil yaralandı.

Savaş devam ederken Rusya ve Ukrayna heyetleri, ateşkes sağlanması için 3’ü Belarus, biri Türkiye’de olmak üzere 4 defa yüz yüze müzakere yaptı.

Savaşın siyasi ve sosyal etkileriyle ekonomik alanda alınan Rusya’ya yönelik yaptırım kararları, tüm dünyada doğrudan veya dolaylı olarak etkisini gösterdi.

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, ABD ve diğer Batılı ülkeler, Ukrayna’ya askeri müdahalede bulunan Rusya’ya karşı finans, enerji, ulaşım, ihracatın kontrolü ve finansmanı ile vize politikası gibi çeşitli alanlarda yeni yaptırımlar belirledi.

AB, savaş boyunca Rusya’ya karşı 11 yaptırım paketi kabul ederek 1000’in üzerinde kişi ve 200’den fazla kuruluşa yaptırım kararı aldı. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısıyla pek çok sektörde dünyada önde gelen 1000’in üzerindeki uluslararası şirket, boykot amacıyla Rusya’yı terk etti veya faaliyetlerini kısıtladı.

AB, Rus petrol ve doğal gazına yönelik tavan fiyat uygulaması kararı aldı, karara bazı diğer Batı ülkeleri de katıldı. Rusya da bu kararlara karşı yaptırımlarla cevap verdi.

Paylaşın

Erdoğan İle Putin Ne Zaman Ve Nerede Görüşecek?

Son olarak 13 Ekim 2022 tarihinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da CICA Zirvesi kapsamında bir buçuk saatlik bir görüşme yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakında bir görüşme için bir araya gelmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ağustos ayı içinde Türkiye’yi ziyaret edeceğini açıklamıştı. DW Türkçe’den Kıvanç El‘in  edindiği bilgiye göre görüşmenin adresi değişebilir. Erdoğan’ın, Eylül ayındaki G-20 Liderler Zirvesi öncesinde Rusya’ya bir ziyaret gerçekleştirebileceği belirtilirken görüşme için temaslar da başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9-10 Eylül tarihlerinde Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G-20 Liderler Zirvesi’ne katılacak. Bu zirve öncesinde Erdoğan’ın Rusya’ya giderek Eylül ayı başında Putin ile bir araya gelmesi yönünde çalışmalar yürütülüyor.

Erdoğan ile Putin arasında planlanan görüşmenin ana gündemini Tahıl Koridoru Anlaşması ve Ukrayna savaşı başlıkları oluşturacak. Rusya’nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesi sonrasında Türkiye, anlaşmanın uzatılması için çabalarını sürdürüyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılması ve küresel düzeyde gıda fiyatlarında yaşanan dalgalanmanın önüne geçilmesi için Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye’nin girişimiyle 2022 yılı Temmuz ayında İstanbul’da tahıl koridoruna dair anlaşma imzalanmış ve geçen süre içinde Ukrayna’dan yaklaşık 30 milyon ton tahılın sevkiyatı yapılmıştı. Rusya’nın çekilme kararı aldığı Tahıl Koridoru Anlaşması’nın geleceği merak konusu.

Hükümet kaynakları liderler düzeyinde görüşme ile Tahıl Koridoru Anlaşması konusunda somut adım atılabileceğini vurguladı. Bu görüşmenin bu ay içerisinde Ankara’da olacağı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bu ayın başında açıklanmıştı. Ancak bu konuda henüz somut bir ilerleme kaydedilemediği öğrenildi.

Ankara’da, Erdoğan’ın Putin ile görüşmesinde tahıl koridoruna dair somut bir adım atılabileceği beklentisi hâkim. Eğer somut bir adım atılırsa Erdoğan, G-20 Zirvesi’ne uluslararası krize dönüşen bir sorunu çözerek gitmiş olacak.

Kaynaklara göre tahıl koridoru konusunda somut adım atılamama ihtimalinin görülmesi durumunda Erdoğan’ın Putin ile görüşmesinin G-20 Liderler Zirvesi sonrasına kalması da olasılıklar arasında.

G-20 Zirvesi’ne Putin’in katılıp katılmayacağına dair netlik ise yok. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, Mart ayında yaptığı açıklamada Putin’in zirveye katılması konusunda henüz bir karar verilmediğini belirtmişti. Peskov’un bu sözlerinin ardından ardından Rusya’dan katılım konusunda yeni bir açıklama gelmedi.

Geçen yıl Endonezya’da gerçekleşen G-20 Liderler Zirvesi’ne Putin katılmamıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise geçen yıl davetliler arasındaydı. Bu yıl ise Hindistan, Zelenskiy’yi zirveye davet etmedi.

Erdoğan ve Putin arasında planlanan görüşme öncesinde alt düzeyde yapılan temaslarda tahıl koridoru ve Ukrayna ile barış süreci dışındaki konular da gündemde. Suriye’de terörle mücadele ve Türkiye-Suriye ilişkileri de önemli başlıklardan. Kaynaklar son dönemde Suriye-Ürdün sınırında etnik bazı çatışmaların arttığını belirtirken bu durumun bölgede yeni bir gerginliği tetikleyebileceğine dikkati çekiyor. Bu konuda Türkiye’nin hem ABD hem de Rusya ile yapacağı görüşmelere vurgu yapılıyor.

İki ülke arasındaki diplomatik temaslarda ele alınan bir diğer başlık ise ekonomik gelişmeler. BOTAŞ’ın Rusya’ya ertelenen borçları, enerji anlaşmalarının yenilenmesi ve revize edilmesi ve bu kapsamdaki yeni yatırımlar görüşmenin başlıklarından.

Görüşmelerin gündemindeki en önemli konulardan biri de Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine verdiği ön onay. NATO’nun 11-12 Temmuz’daki Vilnius zirvesinin ardından Türkiye İsveç’in üyeliğine yeşil ışık yakmış ve Meclis’te onaya sunulacağı duyurulmuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Ekim ayında açılmasının ardından İsveç’in NATO üyeliğine onayın Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Hükümet kaynakları, Rusya’nın ilkesel olarak Türkiye’nin NATO ile ilişkilerine “saygı duyduğunu” ve “anladığını” değerlendiriyor. Bir kaynak, “Rusya’nın Türkiye’nin NATO adımları ile ilgili bir rahatsızlığı bulunmuyor” görüşünü de dile getiriyor.

Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde “mesafeyi artıracağına” dair yorumlar da son dönem arttı. Bu yorumlarda Türkiye’nin Batı ile ilişkilerin geliştirilmesi adına Rusya’ya karşı mesafesini artıracağı savunuluyor. Ancak hükümet kaynaklarının verdiği bilgiye göre; iki konu birbirinin alternatifi değil. Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde       “araya mesafe koyma” yönünde bir iradesi yok. Hatta yeni anlaşmalar ile ilişkilerin daha da “derinleştirilmesi” gündemde. Kaynaklar, eş zamanlı adımlarla Batı ile ilişkilerin de kuvvetlendirileceğine dikkati çekiyor.

“Rusya’yı ikaz ettik”

Türkiye ile Rusya arasında temaslar sürerken Karadeniz’de Rus askerlerinin “Şükrü Okan” adlı gemiye düzenlediği baskın dikkat çekti. Bu baskın Rusya Savunma Bakanlığı tarafından basına duyuruldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu baskına ilişkin hükümetin sessiz kaldığını söyleyerek, “Baskının görüntüleri, Rusya Savunma Bakanlığı tarafından basına dağıtılmış ve halkımız ancak bu şekilde gelişmeden haberdar olmuştur” paylaşımı yaptı. Kılıçdaroğlu, “Saray Devleti konuya dair herhangi bir açıklama yapmamıştır. Neden?” sorusunu da yöneltti.

Türkiye’den baskına ilişkin tek açıklama ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden yapıldı. “Rus askeri Türk gemisi Şükrü Okan’a baskın yaptı, Türk hükümeti tepki göstermedi” şeklindeki iddiaların “manipülasyon” içerdiği kaydedilen açıklamada, gemiye müdahalede bulunulan yerin Türk karasuları değil uluslararası sular olduğu belirtildi. Açıklamada “Geminin sahibi Türk olsa bile gemi Türk bayraklı bir gemi değildir.

Uluslararası hukukta geminin ismi veya personelinin milliyetinden ziyade önemli olan ‘bayrak devleti’dir. Tüm bunlara rağmen gemiye yapılan müdahale sonrasında Rusya Federasyonu’ndaki muhataplar, Karadeniz’de gerginliği tırmandıracak bu tarz girişimlerden kaçınılması için uygun şekilde ikaz edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Rusya ile “Şükrü Okan” olayı yaşanırken dikkat çeken bir gelişme daha gerçekleşti. Ukrayna limanlarından ayrılan Hong Kong bandıralı Joseph Schulte adlı ticari gemi Cuma günü İstanbul Boğazı’ndan geçti.

Bu gemide tahıl olduğu iddiaları kamuoyunda konuşulurken Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan bilgilendirmede, “Mevcut gemi konteyner yüklü gemi olup tahıl yüklü gemi değildir” denildi. Bakanlık kaynakları, tahıl koridorunun işlemesi için çabaların sürdüğünü belirtirken diğer ülkelerin de alternatif güzergahlar üzerinden yaptıkları çalışmaların da yakın takip edildiği bilgisini de paylaştı.

Hükümet kaynakları, bu geminin geçişinin önemli bir adım olduğunu ifade ederken, hem tahıl koridorunun aktifleşmesi hem de ticari gemilerin zarar görmemesi için Rusya’nın da Türkiye’nin hassas çalıştığı değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan ile Putin son olarak geçen yıl bir araya gelmişti

Rusya Devlet Başkanı Putin son olarak Türk Akımı doğalgaz boru hattı temel atma töreni nedeniyle 7 Ocak 2020 yılında Türkiye’ye gelmişti. Bu ziyaretin ardından Erdoğan üç yıllık süreçte Mart 2020’de Moskova, Eylül 2021’de Soçi ve Ağustos 2022’de de Soçi olmak üzere üç kere Rusya’ya gitti. Erdoğan ve Putin son olarak ise 13 Ekim 2022 tarihinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da CICA Zirvesi kapsamında bir buçuk saatlik bir görüşme yapmıştı.

Paylaşın

Ankara’dan Moskova’ya “Şükrü Okan” Uyarısı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Ukrayna’nın güneyindeki Izmaïl limanına giden bir Türk şirketine ait kargo gemisine uyarı ateşi açılmasıyla ilgili Rusya’nın “uygun şekilde uyarıldığını” açıkladı.

Sessiz kalındığı yönündeki eleştirilerin doğru olmadığını bildiren DMM’nin X hesabı üzerinden yapılan açıklamada, olayın gerçekleştiği yerin Karadeniz’in Türk karasuları değil, uluslararası sular olduğu, geminin sahibinin Türk olmasına rağmen uluslararası hukukta geminin ismi ya da personelinden ziyade bayrak devletinin önemli olduğu ve Rusya Federasyonu’nun “uygun şekilde” ikaz edildiği bildirildi.

Türkiye, Palau bayrağı taşımasına rağmen bir Türk şirketine ait geminin karıştığı olayla ilgili sessizliğini bozdu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Ukrayna’nın güneyindeki Izmaïl limanına giden bir Türk şirketine ait kargo gemisine uyarı ateşi açılmasıyla ilgili Rusya’nın “uygun şekilde uyarıldığını” açıkladı.

DMM’den yapılan açıklamada “Rusya’daki muhataplarımız Karadeniz’de tansiyonu yükseltebilecek bu tür girişimlerden kaçınmaları konusunda uyarılmıştır” denildi. Şükrü Okan isimli gemiye yapılan baskının Türk karasularında değil uluslararası karasularda yaşandığı belirtilen açıklamada “geminin sahibi Türk olsa bile gemi Türk bayraklı bir gemi değildir” ifadeleri kullanıldı.

Rusya Savunma Bakanlığı, 13 Ağustos Pazar günü Karadeniz’de devriye gezen Rus gemisi Vasiliy Bikov’un Palau bayraklı Sükrü Okan adlı Türk yük gemisine uyarı ateşi açtığını ve gemiyi durdurduğunu açıklamış, Ukrayna’nın İzmail Limanı’na giden gemiye yasak kapsamına giren bir yük taşıyıp taşımadığının denetlenmesi amacıyla durması yönünde önce uyarı yapıldığını, ancak buna tepki vermediği için üzerine uyarı ateşi açılarak durdurulduğunu bildirmişti.

Açıklamada, daha sonra Rus denetim ekiplerinin helikopterle gemiye indiği, çalışmalarını yürüttüğü ve daha sonra da hedef limanına gitmesine izin verildiği bilgisi yer almıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, kargo gemisinin Kiev tarafından kurulan “yeni bir insani yardım koridorunu” kullandığını söyledi. Ukrayna Altyapı Bakanı Oleksandre Kubrakov ise, yeni koridorun Şubat 2022’de “esas olarak Rus işgali sırasında limanlarda bulunan gemileri tahliye etmek için kullanılacağını” açıkladı.

Paylaşın

Ukraynalılar Askere Alınmamak İçin “Rüşvet” Veriyor

Ukrayna’da askere alınmak istemeyen kişilerin ortalama 6 bin dolar rüşvet karşılığında tıbbi muafiyet belgesi aldığı ve bunun askerden kaçmak için en popüler yöntem olduğu ifade edildi.

Ukraynalı yetkilinin askere gitmek istemeyen kişilerden topladığı rüşvetlerle, aralıkta İspanya’da 4,2 milyon euro değerinde bir villa satın aldığı öne sürüldü.

Binlerce Ukraynalının ise cephe hattına gitmemek için yasa dışı yollarla ülkeyi terk etmeye çalıştı. Savaş sürecinde 13 bin 600 kişi sınırda yakalanırken, yaklaşık 6 bin 100 kişi ise sahte evraklarla sınır noktalarını geçmeye çalıştı.

Independent Türkçe’nin Londra merkezli Financial Times (FT) gazetesinden aktardığına göre, binlerce Ukraynalının askere alınmamak için yetkililere yüksek miktarlarda rüşvet verdiği.

Haber, Ukrayna lideri Volodimir Zelenski’nin yolsuzluk iddiaları nedeniyle ülkedeki askere almaktan sorumlu tüm yöneticileri görevden almaya karar vermesinin ardından geldi. Kiev yönetimi yeni isimleri, cephe hattında savaşmış kişilerden oluşturmayı planlıyor.

FT’nin haberinde Ukrayna yönetiminin Şubat 2022’de seferberlik ilan ederek 18 ila 60 yaş arası erkeklerin ülkeyi terk etmesini yasakladığı hatırlatıldı ve bu kararın yolsuz uygulamaları körüklediği belirtildi.

Askere alınmak istemeyen kişilerin ortalama 6 bin dolar rüşvet karşılığında tıbbi muafiyet belgesi aldığı ve bunun askerden kaçmak için en popüler yöntem olduğu ifade edildi.

Binlerce Ukraynalı ise cephe hattına gitmemek için yasa dışı yollarla ülkeyi terk etmeye çalıştı. Savaş sürecinde 13 bin 600 kişi sınırda yakalanırken, yaklaşık 6 bin 100 kişi ise sahte evraklarla sınır noktalarını geçmeye çalıştı.

Bu konudaki en dikkat çeken davalardan biriyse, Odessa askere alma merkezi başkanı Evgeni Borisov hakkında açılan rüşvet davası oldu. Geçen ay tutuklanan Borisov’un, kişi başı 2 bin ila 10 bin dolar arası rüşvet istediği ve savaşın başından bu yana toplam 5 milyon dolar rüşvet topladığı iddia ediliyor.

Ukraynalı yetkilinin askere gitmek istemeyen kişilerden topladığı rüşvetlerle, aralıkta İspanya’da 4,2 milyon euro değerinde bir villa satın aldığı öne sürülüyor.

“Kremlin artık Wagner’i fonlamayabilir”

Savaşın Moskova ayağındaysa paralı asker grubu Wagner’le ilgili tartışmalar devam ediyor.

Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’nın savaşın başından bu yana yayımladığı istihbarat raporlarının 13 Ağustos tarihli olanında, Wagner grubunun küçülme sürecine girdiğine dikkat çekildi.

Raporda mali baskı altında olan grubun maaş bütçesini küçülttüğü ve asker sayısını azalttığı belirtilirken, Kremlin’in artık Wagner’i fonlamıyor olma ihtimalinin bulunduğu vurgulandı.

Günlük raporda, Kremlin yönetiminin Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in diğer şirketlerine yönelik el koyma gibi bazı adımlar attığı da hatırlatıldı.

Paylaşın

Sovyetler Sonrası Rusya’dan Bir İlk: Ay Keşfi

Rusya, Ukrayna’daki çatışmalar nedeniyle izole hale gelen uzay sektörüne yeni bir ivme kazandırmak için, 1976’dan sonra Ay’a tekrar uzay aracı gönderdi. Uzay aracı beş gün içinde Ay yörüngesine ulaşacak.

Haber Merkezi / Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaptırımlara rağmen Rusya’nın uzay programını sürdürme sözü vermiş ve SSCB’nin Doğu-Batı geriliminin tırmandığı 1961’de uzaya ilk insanı göndermesine işaret etmişti.

Putin, Vostochny Cosmodrome’da yaptığı konuşmada, “Zorluklara ve bizi engellemeye yönelik dış girişimlere rağmen, atalarımızın ilerleme hırsı bize rehberlik ediyor” ifadelerini kullanmıştı.

Ay’ın daha önce hiç araştırılmamış güney kutbunda incelemeler yapmak üzere yolculuğa çıkan Luna-25, Moskova’nın yaklaşık 5 bin 550 km doğusundaki Vostoçni Uzay Üssü’nden fırlatıldı. Rus Roscosmos uzay ajansı, Luna-25’in fırlatılış görüntülerini canlı yayınladı.

Luna-25’in, 23 Ağustos’ta Ay’a ulaşması bekleniyor. Rus uzay aracının ayın çevresine seyahat etmesi yaklaşık 5,5 gün sürecek, ardından yüzeye çıkmadan önce yaklaşık 100 kilometre yörüngede üç ila yedi gün geçirecek.

Küçük bir otomobil büyüklüğünde olan ve Ay’ın güney kutbuna inecek olan aracın burada su arayacağı ve toprak örnekleri toplayacağı belirtiliyor.

Luna-25, Rusya’nın 2040 yılına kadar Ay’da bir uzay istasyonu kurma hedefiyle başlatılan uzay programı kapsamında fırlatıldı. Ay’a gönderilen bir önceki araç olan Luna-24, 1976 yılında Sovyetler Birliği döneminde gönderilmişti.

Moskova’nın Ay’a göndereceği bu keşif aracı Rusya’nın, Batı ile ilişkilerinde yine gerginlik yaşayan Çin ile uzay araştırmaları alanında işbirliğini artırma arzusunu dile getirdiği bir dönemde fırlatılacak.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya asker gönderme kararının ardından Avrupa Uzay Ajansı, Rusya ile işbirliğini askıya almış ve Luna-25 aracının fırlatılışı dahil daha sonraki 26 uzay misyonuyla ilgili dayanışma içine girmeyeceğini açıklamıştı.

Paylaşın

ABD Ve Avrupalı ​​Müttefikleri, Rusya’dan Büyük Miktarlarda Nükleer Ürün Satın Aldı

Rusya, ABD ve Avrupa’daki firmalara yaklaşık 1,7 milyar dolarlık nükleer ürün sattı. Satışlar, Batı’nın Moskova’ya 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesi nedeniyle katı yaptırımlar getirmesi ve petrol, gaz, votka ve havyar gibi temel Rus hammaddelerinin ithalatını engellemesi sırasında gerçekleşti.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre, Rusya geçen yıl ABD’nin ihtiyaç duyduğu uranyumunun yaklaşık yüzde 12’sini sağladı. Avrupa, 2022’de uranyumunun yaklaşık yüzde 17’sini Rusya’dan aldığını bildirdi.

Rusya’nın ABD’ye gönderdiği nükleer ürünlerin değeri, 2021’de 689 milyon dolar ve 2020’de 610 milyon dolardan geçen yıl 871 milyon dolara ulaştı. ABD’nin Rusya’dan uranyum ürünleri ithalatı 2020’de 6,3 tondan 2022’de 12,5 tona neredeyse ikiye katlandı.

AB’nin istatistik ofisi Eurostat’a göre Avrupa, geçen yıl Rus nükleer endüstri ürünlerine yaklaşık 828 milyon dolar (yaklaşık 750 milyon Euro) harcadı.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupalı müttefikleri Rusya’dan çok büyük miktarlarda nükleer yakıt ve bileşikler almaya devam ediyor. Batılı yaptırımların dışında tutulan bu ürünler sayesinde Moskova, yüz milyonlarca dolar gelir elde etmeye devam ediyor.

Fakat bu durum hem silahsızlanma uzmanları hem de bazı politikacılar tarafından ithalatın Moskova’nın nükleer silah geliştirmeye devam etmesine ve Ukrayna’daki savaşı sürdürme kapasitesine destek sağladığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Çoğunlukla sivil amaçlı nükleer enerji santrallerinde kullanılan bu yakıt konusunda Rusya’ya olan aşırı bağımlılık Putin’in kaynağı kesmesi halinde ABD ve Avrupalı ülkelerinde enerji açığı yaşama riskini beraberinde getiriyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Silahsızlanma Politikası Eğitim Merkezi Direktörü Henry Sokolski, silah üretenlere mali kaynak aktarmanın anlamsız olduğunu vurgulayarak “Silah yapan insanlara para vermek zorunda mıyız? Bu çok saçma. Nükleer eneji üreticilerine Rusya’da yakıt ithal etmeleri açık bir şekilde yasaklanmazsa oradan almaya devam ederler. Çünkü oradan almak daha ucuz, neden almasınlar ki?” ifadelerini kullandı.

1.7 milyar dolarlık nükleer ürün

Sektör uzmanlarına göre Rusya Ukrayna’nın işgali sonrasında bile ABD ve Avrupalı şirketlere 1,7 milyar dolar değerinde nükleer ürün ihraç etti.

Karbon emisyon salımı yapmaması nedeniyle fosil yakıtlara önemli bir alternatif olarak görülen nükleer enerjiye ilgi de artıyor. Dünya genelinde inşa halinde 60 reaktör bulunurken 300 tanesi daha plan aşamasında. Fakat uzmanlar enerji üretimi aşamasında temiz olmasına rağmen barındırdığı riskler ve atıkların saklanması ile ilgili sorunlara dikkat çekiyor.

Halihazırda 440 reaktörde nükleer enerjiden elektrik üreten 30 ülkenin birçoğu yakıt olarak kullanılan radyoaktif materyali Rus devletine bağlı Rosatom’dan temin ediyor. Şirketin 2022 raporuna göre Rosatom, uranyum zenginleştirme bakımından dünya lideri, uranyum üretimi ve yakın imali bakımından da üçüncü sırada.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 10 ülkede 33 yeni reaktör inşa eden Rosatom ve bağlı şirketleri geçen yıl nükleer enerji ile ilgili 2,2 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi.

Ukraynalı yetkililer ise dünya liderlerine Rosatom’a yaptırım uygulaması çağrısında bulunuyor.

Ama böyle bir yaptırım Avrupa’da tamamen Rus yakıta bağımlı olan 5 ülkedeki 19 reaktörde soruna yol açabilecek. Öte yandan daha önce Rus nükleer yakıtı kullanan İsveç, Finlandiya, Slovakya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti bu alımları ya tamamen kesti ya da kesmeye çalışıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

NYT: Karadeniz, Tehlikeli Bir Gerilim Merkezine Dönüştü

Türkiye’nin Karadeni’deki politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan EDAM (Ekonomi ve Dış Politikalar Araştırma Merkezi) Direktörü Sinan Ülgen, “Türkiye, Karadeniz’de herhangi bir NATO misyonuna çok olumsuz bakıyor. Bölgedeki NATO varlığının artmasının Rusya’yla çatışma riskini de artıracağı düşünülüyor” diye konuştu.

Türkiye’nin NATO müttefiklerininden boğazlara savaş gemisi göndermemelerini istediğini hatırlatan Ülgen şunları söyledi: Bu konunun altında yatan gerilim ABD ve Türkiye’nin Karadeniz’e nasıl baktığı ve konuyu NATO şemsiyesi altında nasıl ele alacaklarıyla ilgili. Ancak şimdiye kadar Türkiye, boğazları Rus savaş gemilerine kapadı ve ABD de Türkiye’yi köşeye sıkıştıracak bir hamle yapmadı.

ABD merkezli New York Times gazetesi, 18. ayını geride bırakmaya hazırlanan Ukrayna savaşında “bugüne kadar gözden kaçan” Karadeniz’in tehlikeli bir gerilim merkezi haline dönüştüğünü yazdı.

Rusya’nın tahıl koridoru girişiminden çekilmesinin ardından bölgedeki gerilimin arttığına dikkat çekilen haberde, Rus güçlerinin Karadeniz kıyısındaki bölgeleri vurmaya başladığı, Ukrayna’nın ise Rus gemilerine yönelik peş peşe saldırılar düzenlediği hatırlatıldı.

Geçen günlerde deniz drone’larıyla gerçekleşen saldırılarda Ukrayna güçleri kendi kıyılarından yüzlerce kilometre uzaktaki Rus limanlarını hedef almış ve Rusya’nın Karadeniz’deki 6 limanına yaklaşan gemiler için uyarı yayımlamıştı.

New York Times’ın haberinde Karadeniz’in kontrolü için verilen savaşın küresel enerji piyasaları ve gıda tedarik rotaları için önemli olduğu belirtilirken, NATO’nun da Rus güçleriyle doğrudan bir çatışmaya çekilmeden seyrüsefer özgürlüğünü sağlamaya çalıştığına dikkat çekildi.

Haberde, Putin’in uzun yıllardır bölgedeki Rusya etkisini artırmak için Karadeniz kıyılarında limanlar ve tatil kentleri inşa ettiği ve Rus donanmasının güney filosunun da Moskova’nın bölgedeki askeri gücünü yansıttığı belirtildi.

Karadeniz’de NATO Rusya rekabeti

Kırım’ın 2014’teki ilhakından itibaren Karadeniz’de kontrolü sağlamanın Rusya için kesin bir savaş hedefi olduğu vurgulanan haberde bölgede Türkiye, Bulgaristan ve Romanya gibi üç NATO ülkesinin de bulunduğuna dikkat çekildi ve bölgenin NATO için Ukrayna kadar önemi olduğuna dikkat çekildi.

Rus güçleri savaşın başından bu yana Karadeniz kıyısındaki üç büyük Ukrayna limanını ele geçirmiş ve bu kıyılara deniz mayınları döşeyerek Ukrayna donanmasını bölgede etkisiz hale getirmişti. New York Times, bölgedeki NATO ülkelerinin havada ve denizde keşif görevleri yürütse de çatışmanın içine çekilmemek adına daha dikkat hareket etmek zorunda kaldığını aktardı.

Türkiye’nin bölgedeki politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan EDAM (Ekonomi ve Dış Politikalar Araştırma Merkezi) Direktörü Sinan Ülgen, “Türkiye, Karadeniz’de herhangi bir NATO misyonuna çok olumsuz bakıyor. Bölgedeki NATO varlığının artmasının Rusya’yla çatışma riskini de artıracağı düşünülüyor” diye konuştu.

Türkiye’nin NATO müttefiklerininden boğazlara savaş gemisi göndermemelerini istediğini hatırlatan Ülgen şunları söyledi: Bu konunun altında yatan gerilim ABD ve Türkiye’nin Karadeniz’e nasıl baktığı ve konuyu NATO şemsiyesi altında nasıl ele alacaklarıyla ilgili. Ancak şimdiye kadar Türkiye, boğazları Rus savaş gemilerine kapadı ve ABD de Türkiye’yi köşeye sıkıştıracak bir hamle yapmadı.

Ukrayna savaşında Karadeniz’in yeni gerilim noktalarından biri haline gelmesi petrol fiyatlarının artacağı yönündekli endişeleri de yeniden gündeme taşıdı.

Küresel petrol ve petrol ürünü tedarikinin yüzde 3’ünden fazlasının Karadeniz üzerinden dünyaya açıldığı biliniyor. Normal şartlarda Rusya günde 750 bin varil petrolü Karadeniz üzerinden geçirse de bu rakam 400 bin ila 575 bin varile kadar gerilemiş durumda.

Ukraynalı yetkililer ise savaşı Rus limanlarına doğru genişleterek Moskova’nın ekonomik kayıplarını artırmak istiyor. ABD yönetimi, Karadeniz’den çıkarılamayan Rus petrolünün ikame edilememesi durumunda petrol fiyatlarında varil başına 10 ila 15 dolarlık bir artış bekliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İngiltere’den Türkiye Merkezli İki Şirkete “Rusya” Yaptırımı

İngiltere, Rusya’nın askeri teçhizata erişimini engellemek için 25 şirket ve bireye yeni yaptırım uygulayacağını duyurdu. Türkiye merkezli mikroelektronik ithalatçısı Azu International ve Turkik Union yaptırım listesinde yer aldı.

İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bugünkü dönüm noktası niteliğindeki yaptırımlar, Rusya’nın cephaneliğini daha da azaltacak ve Putin’in halihazırda zor durumda olan savunma sanayisine arka çıkacak tedarik zinciri ağını kapatacak” ifadelerini kullandı.

Bakan Cleverly, açıklamasının devamında, Türkiye merkezli iki şirketin Rusya’nın Ukrayna’daki askeri faaliyetleri için elzem olan mikroelektronikleri bu ülkeye ihraç etmede rol oynadığını söyledi.

Açıklanan son yaptırımların Ukrayna savaşının başlamasından bu yana bin 600’den fazla şahıs ve şirkete yaptırım uygulayan İngiliz hükümetinin askeri teçhizat tedarikçisi üçüncü ülkelere yönelik en büyük yaptırımları olduğu belirtiliyor.

Söz konusu yaptırımlara maruz kalanların İngiltere’deki varlıkları dondurulmasının yanı sıra, İngiliz kurumlarının yaptırım listesinde yer alanlara tröst hizmeti vermesi de yasaklanıyor.

İngiltere, Avrupa Birliği (AB) ve ABD, Ukrayna’yı işgalinden bu yana Rusya’ya çeşitli yaptırımlar uyguluyor. Yaptırımlar, Rusya’nın askeri teçhizata erişimini kısıtlamayı ve Rusya’nın savunmasını zayıflatmayı hedefliyor.

Ancak teçhizat, Batı ülkelerinden önemli askeri ürünler Çin, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri dahil çeşitli ülkeler aracılığıyla Rusya’ya ulaşmaya devam ediyor.

Türkiye merkezli şirketler

İngiltere’nin yaptırım uygulayacağını duyurduğu Azu International, Aralık ayında bir Reuters araştırmasına konu olmuştu. Araştırmaya göre Mart 2022’de kurulan şirket, bir hafta içinde ABD yapımı bilgisayar parçalarını Rusya’ya göndermeye başladı.

Rus gümrük kayıtlarının incelendiği araştırmada şirket faaliyetlerinin kısa sürede hız kazandığı belirtiliyor. Tam bu sıralarda ABD ve AB, Rusya’ya teknolojik ürün satışlarını kısıtlamıştı.

Birçok teknoloji şirketi Moskova ile tüm anlaşmalarını askıya almıştı. Azu International’ın 7 ay boyunca, ABD tarafından üretilen çipler dahil Rusya’ya en az 20 milyon dolar değerinde ürün ihraç ettiği düşünülüyor.

Reuters’a göre şirketin kurucu ortaklarından Göktürk Agvaz, Almanya’da Smart Impex GmbH adlı bilişim ürünleri satan bir başka şirketi de yönetiyor. Rus gümrük kayıtlarına göre Alman şirket, Ukrayna işgalinden önce Moskovalı bir müşteriye ABD yapımı ürünler ihraç ediyordu.

Bu müşteri yakın zamanda Azu International’dan da mal satın aldı. Aralık ayında Reuters’a konuşan Agvaz, Smart Impex’in yaptırımlara uymak için Rusya’ya ihracatı durdurduğunu, ancak yaptırımları uygulamayan Türkiye’ye satış yaptığını söyledi.

Agvaz, “Rusya’ya ihraç edemiyoruz, o yüzden sadece Türkiye’ye satış yapıyoruz” dedi. Azu International’ın Rusya’ya satışları sorulduğunda ise Agvaz, “Bu bizim ticari sırrımız” yanıtını verdi.

Putin 30’dan fazla ülke ile vergi anlaşmasını askıya aldı

Öte yandan Putin, Rusya’nın “dost olmayan” olarak sınıflandırdığı 30’dan fazla ülke ile vergi anlaşmalarını askıya aldı. İlgili karar, Salı günü Rus hukuk portalında yayınlandı. Karardan, Amerika Birleşik Devletleri ile Almanya ve İsviçre’nin de aralarında olduğu bazı Avrupa ülkeleri ile Rusya arasında imzalanan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları etkileniyor.

Moskova’dan yapılan açıklamada, “Rusya Federasyonu’nun yasal ekonomik ve diğer çıkarlarına aykırı eylemler yapıldığı” gerekçesiyle ilgili ülkelerle yapılan vergi anlaşmalarının askıya alındığı ifade edildi. Putin, hükümete ilgili yasa tasarısını hazırlama ve parlamentoya sunma talimatı verdi.

Moskova ile Batı arasındaki ilişkiler, Rusya’nın komşusu Ukrayna’ya geçen yılın Şubat ayında saldırması ile bozuldu. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği savaş nedeniyle Rusya’ya ağır ekonomik yaptırımlar uyguluyor. Rusya, kendisine yaptırım uygulayan ülkeleri “dost olmayan ülkeler” kategorisine aldığını duyurmuştu.

Paylaşın