Erdoğan’dan Tahıl Koridoru Açıklaması: Afrika’ya Yönelik Önemli Bir Adım Olacak

Putin’le Soçi’deki görüşme öncesi açıklamada bulunan Erdoğan, “Buradan Tahıl Koridoru ile ilgili bugün ne çıkacak diye bunu bekliyorlar. İnanıyorum ki yapacağımız görüşmeden sonra da basın toplantısı ile verilecek mesaj dünyaya, özellikle az gelişmiş Afrika ülkelerine yönelik bir adım çok çok önemli olacak” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye ile Rusya arasındaki dış ticaret hacminin 62 milyar dolara ulaştığını ve 100 milyar dolar hedefine doğru yürüdüklerini belirten Erdoğan da, “Bugün burada Merkez Bankası başkanlarımızın bir araya gelmesi, birbirleri ile ayrıca görüşecek olmaları, aramızdaki ikili ilişkilerde yerli para birimine adım atma noktasında da önemli olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nde çalışmaların iyi bir şekilde devam ettiğini ve santral kapsamında 25 bine yakın istihdam gerçekleştiğini belirten Erdoğan, “Kaldı ki daha önce görüştüğümüz gibi Sinop Nükleer Enerji Santrali ile de bir adım atmamız söz konusu olacak diye düşünüyorum. Trakya’da bir HUB’ın olacak olması o da ayrı bir zenginlik ve bir canlılık unsuru” diye konuştu.

Rusya ile doğal gazda çok önemli bir ilişki içinde olduklarını ve bu ilişkinin daha da geliştirilerek devam edeceğine inandığını belirten Erdoğan, turizm konusunda da Rusya’nın önemli bir rol oynadığını ve Türkiye’de bir numara konumunda olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in Soçi’deki kritik görüşmesi başladı. İki lider görüşme öncesi açıklamalarda bulundu. Erdoğan özetle şunları söyledi:

“Akkuyu Nükleer enerji santralindeki gelişmeler gayet iyi bir şekilde şu anda devam ediyor. 25 bine yakın orada istihdamın olması önemli bir olay.

Sinop nükleer enerji santraliyle ilgili de bir adım atmamız söz konusu olacak diye düşünüyorum, tabii Trakya’da bir hubın olacak olması o da ayrı bir zenginlik ve bir canlılık unsuru.

Türkiye-Rusya arasındaki en önemli adımlardan bir tanesi turizm noktasındaki gelişmeler. Turizmde de şu anda Rusya bizde bir numara.

Herkes bugün Türkiye-Rusya ilişkilerinde, bu ziyaretimizde tahıl koridoru meselesine bakıyor. Buradan tahıl koridoru ile ilgili bugün ne çıkacak diye bunu bekliyorlar. İnanıyorum ki yapacağımız görüşmeden sonra da basın toplantısıyla verilecek mesaj dünyaya özellikle az gelişmiş Afrika ülkelerine yönelik bir adım çok çok önemli olacak.

Aramızdaki bir diğer en önemli konu savunma sanayine yönelik attığımız ve atacağımız adımlar

Şu anda Türkiye ile Rusya arasındaki dış ticaret hacmimiz 62 milyar dolar. 100 milyar hedefine yürüyor olmamız bizi çok mutlu ediyor. Yaz mevsimiyle ilgili orman yangınları, bu konuda bize gönderdiğimiz uçakla çok ciddi derdimize derman olduğnuuz. Bunu bir kat daha artırabilirsek daha isabetli olacak. Yaz mevsimi devamlı tehdit altındayız.”

Putin: Tahıl anlaşmasıyla ilgili konuları…

Putin’de “Ukrayna krizi bağlantılı konuların” görüşme gündeminde olacağını belirterek “Tahıl anlaşmasıyla ilgili konuları gündeme getirmek istediğinizi biliyorum. Bu konuda görüşmelere açığız” dedi. Türkiye ile çeşitli iş birliği alanları arasında Türkiye’de bir doğal gaz merkezi oluşturulmasına da vurgu yapan Putin, Erdoğan’a bu konuda görüşmeleri sonuçlandırmayı umduklarını söyledi.

Paylaşın

Ukrayna, Askerden Kaçanların İadesini İstemeye Hazırlanıyor

Ukrayna Milletvekili David Arakhamya, rüşvet ödeyerek veya evrakta sahtecilik yaparak Avrupa’ya kaçan kişilerin iadesinin istenmesi gerektiğini söyledi. Arakhamya, şu anda uluslararası yasal mekanizma oluşturmak için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Zelenski’nin partisi Halkın Hizmetkârı’nın parlamentodaki grup başkanvekili olan Arakhamya’nın sözleri, Kiev yönetiminin yasadışı uygulamaları açığa çıkarmak adına tüm seferberlikten muafiyet kararlarının yeniden inceleneceğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

Karşı taarruz harekatının güney cephesinde Rusya savunmasını kırmakta zorlanan Ukrayna güçleri, Zaporijya’da ilk savunma hattını delmeyi başardı.

Ukrayna ordusundan perşembe günü yapılan açıklamada, Rus savunma hattının arkasına geçmeyi başaran birliklerin iki köye doğru ilerleyişini sürdürdüğü belirtildi.

Açıklamada, “Novodanilivka-Novoprokopivka yönünde başarılı olan birlikler, pozisyonlarını yeniden oluşturdu ve tanımlanan düşman hedeflerini topçu ateşi altına aldı” dendi.

Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Ukrayna güçlerinin Rus savunma hatlarında oluşturulan çatlakları genişleterek bir lojistik destek hattı kurmaya çalıştıklarını ve bu boşluklardan zırhlı araçları ilerletmeyi hedeflediklerini yazdı.

Ukrayna’nın üç aydır devam eden karşı taarruz harekatında son günlerde kaydettiği ilerleme Batılı istihbarat servisleri tarafından da memnuniyetle karşılandı.

WSJ’ye konuşan Batılı istihbarat subayları, Ukrayna’nın işgal altındaki Tokmak kentini kurtarabileceğini belirtirken, kentin Rus güçleri için bir lojistik merkez olduğuna dikkat çekildi.

Bölgedeki Rus askeri blogger’ları da Verbove köyü yakınlarında hareketliliğin arttığını belirtirken, Rus güçlerinin halen direndiğini vurguladı.

Rus güçlerinin savunma hattında yaşanan çatlakların bir kırılmaya dönüşmemesi için Ukrayna güçlerini ağır topçu ateşi ve drone saldırılarıyla vurduğu, ayrıca bölgeye ek askeri birlikler sevk ettiği ifade edildi.

Askerden kaçanların iadesi

Cephe hattında bunlar yaşanırken, Kiev’deyse önemli gündem maddelerinden biri askerlik çağında olup ülkeyi terk eden erkekler.

Konuyla ilgili dün bir açıklama yapan Ukraynalı milletvekili David Arakhamya, rüşvet ödeyerek veya evrakta sahtecilik yaparak Avrupa’ya kaçan kişilerin iadesinin istenmesi gerektiğini söyledi.

Zelenski’nin partisi Halkın Hizmetkârı’nın parlamentodaki grup başkanvekili olan Arakhamya, şu anda uluslararası yasal mekanizma oluşturmak için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Ukraynalı vekil, “Emniyet güçlerimiz, bu kişiler için Rusya hariç dünyadaki tüm ülkelere iade talebinde bulunabilir. Peki bu insanlara ne olacak? Rüşvet, evrakta sahtecilik ve seferberlikten kaçma suçlarından yargı önüne çıkacaklar” diye konuştu.

Arakhamya’nın sözleri, Kiev yönetiminin yasadışı uygulamaları açığa çıkarmak adına tüm seferberlikten muafiyet kararlarının yeniden inceleneceğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan İle Putin Soçi’de Görüşecek: Beklentiler Neler?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Rusya Devlet Başkanı Putin’in önümüzdeki günlerde Soçi’de görüşeceğini söyledi. Fidan, Erdoğan ve Putin  arasındaki dostluk ve güven duygusunun iki ülke arasındaki ilişkilerin istikametini belirlemede kritik rol oynadığını vurguladı.

İki ülke ilişkilerini sınayan gelişmelerin ele alınması beklenen Erdoğan – Putin görüşmesinde, tahıl anlaşmasının da geleceği masaya yatırılacak. Türkiye’nin tahıl anlaşmasına dönmesi için Rusya’yı iknaya bir süredir çaba harcadığı biliniyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından savaşın küresel gıda fiyatları üzerindeki etkisini azaltmak için Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye’nin katkılarıyla 22 Temmuz 2022’de İstanbul’da Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması imzalanmıştı.

Anlaşma kapsamında Ukrayna’dan sadece Karadeniz üzerinden en az 32 milyon ton tahıl dış piyasalara çıkartıldığı hesaplanıyor. Ancak Rusya en son 17 Temmuz’da yaptığı açıklama ile taleplerinin karşılanmadığını söyleyerek anlaşmayı askıya almıştı.

Ankara Temmuz ortasından beri Rusya’nın anlaşmaya dönmesi, Moskova’nın bazı taleplerinin de karşılanması ve hatta tahılda yeni bir uzlaşı sağlanırsa barış görüşmeleri için bir umut olabilmesi için diplomasi trafiğini sürdürürken, bu kapsamda Fidan geçen hafta Kiev’e ardından da Moskova’ya gitti.

Fidan’ın dışişleri bakanı olarak iki savaşan tarafa ilk yaptığı bu ziyaretlerin ana gündem maddesi tahıl koridoru anlaşmasının yenilenmesi oldu. Moskova temaslarının bir başka önemli başlığı ise Erdoğan’ın hafta başı yapması beklenen Soçi ziyaretinin hazırlığı.

Erdoğan ile Putin arasında pek çok kere krizleri çözen yakın ilişkinin tahıl anlaşmasının yenilenmesini sağlayıp sağlamayacağı hafta başındaki Soçi ziyaretinde netleşecek. Tarihi henüz resmi olarak açıklanmasa da Erdoğan’ın 4 Eylül Pazartesi günü Soçi’ye gitmesi bekleniyor.

Erdoğan Putin’in Ağustos ayı içinde Türkiye’ye geleceğini açıklarken, Rusya tarafı daha temkinli konuşmuş ve Putin’in ziyareti için kesin ifadeler kullanmamıştı. Son olarak gerek devam eden savaş gerekse iç karışıklıklar nedeniyle Putin’in ülkeden ayrılmayı tercih etmediğinin Türk tarafına yeniden bildirilmesi üzerine iki liderin görüşmesi Soçi’ye alındı.

Geçtiğimiz haftalarda yapılan Afrika zirvesi için de ülkeden ayrılmayan Putin Hindistan’da düzenlenecek G-20 zirvesine de gitmeyecek. Erdoğan ile Putin en son 2 Ağustos’ta telefonla görüşürken, yüz yüze son görüşme ise 13 Ekim 2022’de Astana’daki Asya’da İş birliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı zirvesi marjında olmuştu. İkilinin son yüz yüze görüşmesi ise yine Soçi’de bir yıl önce 5 Ağustos 2022’de gerçekleşmişti.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker‘in haberine göre; Erdoğan’ın Soçi ziyaretinin ana gündem maddesinin bir buçuk aydır dünya gündemini meşgul eden tahıl anlaşmasının yenilenip yenilenmeyeceği konusu olması bekleniyor.

Dünya Gıda Programı verilerine göre, dünyanın en büyük tahıl üreticilerinden biri olan Ukrayna’nın tahılı dünya genelinde yaklaşık 400 milyon insanın temel besin kaynağını teşkil ediyor. Savaşın başlamasıyla birlikte Ukrayna’dan tahıl sevkiyatının durması, özellikle Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde milyonlarca kişiyi açlık tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştı.

Rusya temmuz ayı ortasında anlaşmanın fiilen durdurulduğunu belirtirken kapıları tamamen kapatmamış ve “şartları uygulanır uygulanmaz” uzlaşıya dönebileceğinin sinyalini vermişti. Bu şartlardan biri Rusya Ziraat Bankası Rosselkhozbank’ın SWIFT ağına yeniden bağlanması.

Fidan Moskova’daki basın toplantısında Rusya’nın pozisyonunu anlamaya ve taleplerini karşılamaya çalışılan bir süreç içinde olduklarını; ilk uygulama döneminde çıkan aksaklıkların tekrar etmemesi için çalıştıklarını belirterek, Lavrov ve ekibiyle finanstan sigortacılığa kadar bu “karmaşık sürecin” teknik detaylarını tartıştıklarını kaydetti.

14 Mayıs seçimini kazanmasının ardından ilk kez bir araya gelecek olan Erdoğan ile Putin’in tahıl anlaşmasının yanı sıra ikili konuları ve Suriye gibi iki ülkeyi ilgilendiren konuları da ele alması bekleniyor.

Türkiye’nin 11-12 Temmuz’daki Vilnius zirvesinde İsveç’in NATO üyeliğine ilkesel onay vermesi, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin ziyareti ve Azov komutanlarının serbest bırakılması iki ülke ilişkilerini son dönemde test eden gelişmelerden olmuştu.

Tahıl anlaşmasının alternatifleri olacak mı?

Ankara ilkesel olarak Rusya’nın taleplerini haklı gördüğünü ve Batı’nın da bazı adımlar atması gerektiğini ifade ederken, diğer taraftan taraflar tahılın ulaştırılarak gıda fiyatlarının düşmesi ve pazarlık gücünü artırmak için alternatif arayışına girmiş durumda.

Tahıl anlaşmasının askıya alınmasından bu yana Moskova Ukrayna’ya giden tüm gemileri potansiyel olarak askeri yük taşıyan gemiler olarak değerlendirerek, müdahale etme hakkını saklı tutuyor ve bu da Karadeniz’deki gerilimi artırıyor.

Bu nedenle ABD Ukrayna tahılının tamamen NATO sınırları içinde kalan bir bölge içinde Tuna Nehri üzerinden ihracatı için Romanya ve Moldova ile görüştüğünü açıklarken, Fidan’ın Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı ortak basın toplantısında ise diğer tarafın alternatifi gündeme geldi.

Lavrov’un açıklamasına göre Moskova Katar’ın finansal desteğiyle Türkiye’ye indirimli fiyatla 1 milyon ton tahıl göndermeyi, Türkiye’de işlenecek bu tahılın Afrika ülkeleri gibi en çok ihtiyaç olunan ülkelere aktarılmasını öneriyor.

Ankara Batı basınında Katar’ın da dahil olduğu bu plana ilişkin çıkan haberleri daha önce reddederek, tahıl anlaşmasının alternatifi olmadığını belirtmişti.

Fidan basın toplantısında soru üzerine BM’nin Türkiye’nin katkılarıyla yeni bir öneri paketi hazırladığını söyleyerek, “Bunun, girişimin canlandırılmasında uygun zemin teşkil ettiğini düşünmekteyiz” dedi. Erdoğan ile Putin’in Soçi görüşmesinde alternatiflerin yanı sıra BM’nin son planının da ayrıntılı şekilde ele alınması bekleniyor.

Bu arada Fidan-Lavrov ortak basın toplantısının hemen öncesinde bir açıklama yapan Ukrayna Rusya’nın alternatif planına tepki göstererek, Türkiye’nin böyle bir girişim içinde olmaması gerektiği mesajını verdi.

Açıklamada Ukrayna limanlarından Ukrayna’nın tahıl ihracatı yeniden başlatılmadan Rusya’nın Karadeniz’deki tahıl ihracatını destekleme olasılığını göz önünde bulundurmak, uluslararası yükümlülüklere ve uluslararası hukuka ciddi bir darbe vuracağı belirtildi ve “Bu Moskova’yı daha saldırgan eylemlerde bulunmaya teşvik edecek ve cezasızlık hissini pekiştirecektir” denildi.

Kiev’in açıklamasında şunlar da kaydedildi: “Uluslararası hukukun korunması ve sıkı bir şekilde gözetilmesi konusundaki sarsılmaz tutumunu defalarca teyit etmiş olan Türkiye’nin ve ilgili diğer tarafların Rusya’nın uluslararası yükümlülükleri yeniden ihlal etme ve yeni gıda krizleriyle dünyaya şantaj yapma girişimlerini engellemek için otoritelerini kullanacaklarını umuyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan – Putin Görüşmesi Öncesi Kritik Temas

Dışişleri bakanı sıfatıyla ilk kez Moskova’ya Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında önümüzdeki günlerde Soçi kentinde yapılacak görüşme öncesi Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la ön hazırlık kapsamında biraraya geldi.

Hakan Fidan ve Sergey Lavrov Moskova’da yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin  arasındaki dostluk ve güven duygusunun iki ülke arasındaki ilişkilerin istikametini belirlemede kritik rol oynadığını vurguladı.

Bakan Fidan, “Bugün de gerek ikili gerek bölgesel konularda hayli yoğun istişarelerde bulunduk. Karadeniz Girişimi’nin canlandırılması gündemimizin üst sıralarında yer aldı. Girişimin hem küresel gıda güvenliği hem de Karadeniz bölgesinin istikrarı açısından kritik rolünü vurguladık” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın kendi tahıl ve gübresinin kesintisiz ihracatına ilişkin talepleri olduğunu belirten Fidan, bunların karşılanmasının öneminin teyit edildiğini ifade etti. “Ülkemizin yoğun çaba ve katkılarıyla BM yeni bir öneri paketi hazırladı. Bunun, girişimin canlandırılması için uygun bir zemin teşkil ettiğini düşünmekteyiz” diyen Fidan, savaşın gidişatının da gündemlerinde önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi.

Tahıl Anlaşması’nın hem dünya gıda güvenliği hem de Karadeniz’in istikrarı ve barışı için son derece önemli olduğunu vurgulayan Fidan, “Türkiye, Tahıl Anlaşması’nı yeniden hayata geçirmek için yoğun çaba harcıyor. Konuya yönelik ciddi adımlar atılması için, ne türden fırsatlar oluşabilir buna dikkatlice bakmaktayız. Birleşmiş Milletler’in anlaşma için yoğun bir faaliyeti var. Guterres ve ekibiyle bizim arkadaşlarımız temas halinde. Rusya’nın taleplerini daha iyi anlamaya ve karşılamaya çalışan bir süreç var” dedi.

“Çalışmalarımız devam edecek”

Anlaşmanın yeniden hayata geçirilmesi sürecinin karmaşık bir süreç olduğunun altını çizen Bakan Fidan, “Çok fazla detay var. Sayın Bakan ve ekibiyle bunları tartıştık. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ve Sayın Putin bir araya geldiğinde bu konuyu daha detaylı tartışacaktır. Çalışmalarımız devam edecek, bu anlaşma hem dünya gıda güvenliği için hem de Karadeniz’in istikrarı için son derece önemli” diye konuştu.

Putin ve Erdoğan’ın Soçi’de görüşeceğini hatırlatan Fidan, bugünkü görüşmenin aynı zamanda liderlerin yapacağı görüşmeye bir hazırlık niteliği taşıdığını söyledi.

İki ülke arasındaki dış ticaret hacminin son bir yılda yüzde 90 artarak 62,4 milyar dolara geldiğini vurgulayan Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Türkiye’nin kolaylaştırıcı bir rol üstlenmek istediği Karadeniz Tahıl Koridoru konusunda yeşil ışık yakmadı.

“Güvence olmazsa ilerleme olamaz”

Sergey Lavrov, “18 Temmuz’da Karadeniz Girişimi kapsamında çalışmalar durduruldu. Yeniden başlaması için Batı’nın adımlar atması gerekiyor. Putin defalarca net bir şekilde ifade etti. Bütün sorunların çözümlenmesine yönelik tedbirler alınacak. Yerine getirilmemiş yükümlülüklerin yerine getirilmesini istiyoruz. BM’nin çabalarını takdir ediyoruz, bu çabaları destekliyoruz. Sayın Guterres ile Johannesburg’da görüştük ve dürüstçe ifade ettik. ‘Bu mesajlarda tek bir güvence yok. Sadece vaatler var. Rus tahıl ve gübresinin yurtdışına çıkarılmasına Batı engel oluyor. Batı’dan istirhamda bulunabilirler. Güvence gelirse yarın bunları uygulayabiliriz. Güvence olmazsa ilerleme olamaz” diye konuştu.

Lavrov, 1 milyon ton tahılın uygun fiyata Türkiye’deki fabrikalarda işlenerek ihtiyaç sahibi ülkelere gönderilmesine sıcak baktıklarını, Katar’ın da bu sürece mali olarak destek vermeye hazır olduğunu dile getirdi.

Paylaşın

Karadeniz Tahıl Koridoru: Rusya’dan Türkiye’ye Alternatif Önerisi

Ukrayna’nın savaşa rağmen Karadeniz limanlarından tahıl ihraç etmesine olanak tanıyan 1 yıllık anlaşmadan geçen ay çekilen Rusya, Türkiye ile ‘Karadeniz tahıl koridoru’ anlaşmasının alternatiflerini görüşmek istiyor. 

Alternatif plan kapsamında Rusya’nın – Katar’ın da mali desteğiyle – Türkiye’ye indirimli fiyatla bir milyon ton tahıl göndereceği ve bu tahılların Türkiye’de işlenerek en çok ihtiyaç sahibi ülkelere gönderilebileceği belirtiliyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un sözcüsü çarşamba günü yaptığı açıklamada, Lavrov ve Türk mevkidaşı Hakan Fidan’ın bu hafta yapacakları toplantıda Moskova’nın Karadeniz tahıl anlaşmasına alternatif önerisini görüşeceklerini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Bu projeyi Karadeniz anlaşmasına en uygun çalışma alternatifi olarak görüyoruz” dedi.

Geçen ay Tahıl Anlaşmasından çekilen Rusya Ukrayna limanlarına ve tahıl depolarına defalarca saldırdı. Bu saldırılar sonrası Ukrayna ve Batılı devletler Moskova’yı “gıdayı bir savaş silahı olarak kullanmakla” suçladı.

Rusya ise tahılın çok azının fakir ülkelere gitmesi ve Batı yaptırımları nedeniyle kendi tahıl ve gübresinin ihracatında engellerle karşı karşıya olması nedeniyle anlaşmadan çekildiğini söylüyor.

“Erdoğan Rusya’yı ziyaret edecek”

Bakan Fidan, bugün ve cuma günü Lavrov’la görüşmek üzere Moskova’da olacak. Kremlin’den yapılan açıklamada, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da yakında Rusya’yı ziyaret edeceği söylendi.

Tahıl anlaşmasının sona ermesinden bu yana altı Afrika ülkesine yeterli miktarda bedava tahıl tedarik etme sözü veren Rusya’nın önerdiği düzenlemeye Katar’ın nasıl bir teşvikle katılacağı ise henüz belli değildi.

Tahıl anlaşmasının çökmesinin bu yana Moskova Ukrayna’ya giden tüm gemileri potansiyel olarak askeri kargo taşıyan gemiler olarak değerlendiriyor ve müdahale etme hakkını saklı tutuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan İle Putin Soçi’de Görüşecek

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya’nın Karadeniz kıyısında bulunan Soçi kentinde görüşeceğini söyledi.

Görüşme tarihi konusunda bir bilgi vermeyen Ömer Çelik, Türkiye’nin görüşmeler yoluyla “yaklaşan bir gıda krizini” önlemeyi umduğunu söyledi. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov da gazetecilere yaptığı açıklamada iki lider arasında gerçekleşmesi planlanan görüşmenin tarihi konusunda bilgi vermezken, “hazırlık için yoğun bir çalışma yürütüldüğünü” söyledi.

Haber kanalı Bloomberg ise Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Hindistan’daki G20 zirvesine giderken 9 Eylül’de Rusya’ya uğrayabileceğini duyurdu.

Geçen ay Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin Türkiye ziyareti sırasında Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ağustos’ta Türkiye’ye ziyaret gerçekleştireceğini açıklamıştı.

Bu ay ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eylül ayı içerisinde Hindistan’da G-20 toplantısı, ABD’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. Bu yoğunluk içerisinde fırsat bulursak Sayın Putin ile yüz yüze biraraya gelip konuşacağız” ifadelerini kullanarak Eylül ayını işaret etmişti.

Moskova, Temmuz ayı ortasında Ukrayna’nın Karadeniz üzerinden tahıl nakliyatına izin veren Tahıl Anlaşması’ndan çekildiğini duyurmuştu. Bunun üzerine Ukrayna, Rusya’nın tehditlerine rağmen Ağustos ayı başında Karadeniz’deki bazı limanlarını gelen ve giden ticari gemilere açtı.

Rusya ile Tahıl Anlaşması’nın sona ermesinden sonra ikinci gemi Pazartesi günü Ukrayna’nın güneyindeki Odessa limanından ayrılarak İstanbul’a geldi. Gemi takip portallarına göre Liberya bandıralı “Primus” adlı yük gemisi Pazartesi günü Türkiye’deki limanına ulaştı. Singapurlu bir nakliye şirketine ait olan gemi Pazar günü Odessa’dan ayrılmıştı.

Rusya’nın Tahıl Anlaşması’ndan çekilmesinden sonra Karadeniz’deki askeri gerilim arttı. Rusya, Ukrayna’nın kıyı ve Tuna’daki liman altyapısına saldırırken Kiev de Rus askeri gemilerini bombaladı. İki hafta önce Rus donanması Karadeniz’de bir Türk gemisine ateş açarak durmaya zorladı.

Türkiye anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalışıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Cuma günü Kiev’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında anlaşmanın “alternatifi olmadığını” söyledi. Fidan’ın önümüzdeki günlerde Kremlin’in taleplerini görüşmek üzere Moskova’ya gitmesi bekleniyor.

Bu arada Ukrayna, bazı Doğu Avrupa ülkelerinin AB anlaşmasının sona ermesinin ardından da Ukrayna tahılına yönelik ithalat kısıtlamalarını sürdüreceklerini açıklamalarını kınadı.

Prag’ı ziyaret eden Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba, “Bunu kategorik olarak reddediyoruz çünkü bu önlem ortak pazar kurallarını ihlal eder” dedi. Kuleba, kısıtlamaların uzatılmasının “sadece Kiev ile Brüksel arasındaki ortaklık anlaşmasını değil, öncelikle Avrupa Birliği’nin üzerine inşa edildiği dayanışma ilkesini ihlal edeceği” uyarısında bulundu.

Brüksel; Polonya, Bulgaristan, Macaristan, Slovakya ve Romanya tarafından imzalanan Ukrayna tahılına yönelik geçici ithalat kısıtlamalarının uzatılması yönünde görüş bildirdi. AB ile mevcut anlaşma 15 Eylül’de sona eriyor. Söz konusu ülkeler Ukrayna’dan yapılan ithalat nedeniyle fiyatların düşmesine karşı çiftçilerini korumak istiyor. Ukrayna ise ithalatın durdurulmasını sert bir dille eleştiriyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Putin, Wagner Lideri Prigojin’in Öldüğünü Doğruladı

Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in öldüğünü dolaylı yoldan doğrulayan Vladimir Putin, “Bu insanların Ukrayna’da Neo-Nazi rejimiyle mücadeleye yönelik ortak davamızda önemli bir katkı sunduğunun altını çizmek isterim, bunu biliyoruz ve unutmayacağız” dedi.

Prigojin’in, “ciddi hatalar yaptığını” ifade eden Putin, “Karmaşık bir kadere sahip, yetenekli bir iş adamı” olarak nitelendirdiği Prigojin’in Rusya’nın yanı sıra yurt dışında, özellikle Afrika’da da çalıştığını söyledi.

Çarşamba günü bir özel uçağın, Moskova’nın 200 kilometre kuzeybatısındaki Tver bölgesinde yere çakılarak infilak ettiği ve içinde bulunan tüm yolcuların hayatını kaybettiği bildirilmişti. Yolcu listesinde, Wagner grubunun lideri Prigojin’in de bulunduğu kaydedilmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in de içinde bulunduğu belirtilen ve ülkenin batısında düşen uçağa ilişkin ilk kez konuştu. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek sözlerine başlayan Putin, kullandığı ifadelerle yolcu listesinde adı bulunan Prigojin’in de hayatını kaybettiğini doğrulamış oldu.

Olaya ilişkin elde edilen ilk verilerin Wagner mensuplarının uçakta bulunduğunu doğrular nitelikte olduğunu söyleyen Putin, “Bu insanların Ukrayna’da Neo-Nazi rejimiyle mücadeleye yönelik ortak davamızda önemli bir katkı sunduğunun altını çizmek isterim, bunu biliyoruz ve unutmayacağız” diye konuştu.

Prigojin’i 1990’lı yılların başından bu yana tandığını söyleyen Rusya Devlet Başkanı, Wagner liderinin, “ciddi hatalar yaptığını” ifade etti. Putin, “Karmaşık bir kadere sahip, yetenekli bir iş adamı” olarak nitelendirdiği Prigojin’in Rusya’nın yanı sıra yurt dışında, özellikle Afrika’da da çalıştığını söyledi.

“Bildiğim kadarıyla dün daha yeni Afrika’dan dönmüştü. Orada bazı yetkililerle görüşmüştü. Kesin olan ise, bu sabah Araştırma Komitesi’nin başı, bana olayla ilgili ilk soruşturmayı başlattıklarını iletti. Soruşturma tam anlamıyla sürdürülecek ve nihayete erdirilecektir” diyen Putin, uzman incelemeleri ve teknik incelemelerin ise zaman alacağını kaydetti.

Çarşamba günü bir özel uçağın, Moskova’nın 200 kilometre kuzeybatısındaki Tver bölgesinde yere çakılarak infilak ettiği ve içinde bulunan tüm yolcuların hayatını kaybettiği bildirilmişti. Yolcu listesinde, Wagner grubunun lideri Prigojin’in de bulunduğu kaydedilmişti.

Prigojin’in emrindeki paralı askerler, 22-23 Haziran’da ülkenin güneyinden harekete geçerek başkent Moskova’ya doğru hızla ilerlemiş, Prigojin isyanının “yozlaşmış” ve “beceriksiz” olarak tanımladığı Rus askeri yönetimini hedef aldığını belirtmişti.

“Rus kanı dökülmesini önlemek” gerekçesiyle kısa süre içinde isyanı sona erdiren Prigojin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko’nun arabuluculuğunda Moskova ile yapılan anlaşma uyarınca Belarus’a gitmişti. Son olarak Pazartesi günü Prigojin’i Afrika’da gösteren bir video sosyal medyada dolaşıma girmişti.

Kaza nedeni kasıtlı patlama

ABD’li ve Batılı yetkililere göre, ABD’nin ön istihbarat değerlendirmesi, Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in öldüğü varsayılan uçak kazasının kasıtlı olarak gerçekleşen bir patlamadan kaynaklandığını ortaya koydu.

İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililerden biri, patlamanın Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in “muhalifleri susturmaya yönelik köklü geçmişiyle” örtüştüğünü söyledi.

Yetkililer, Rus liderin otoritesine meydan okuyan isyanın intikamını almak amacıyla Prigojin ve bazı Wagner üyelerinin ölümüne neden olduğuna inanılan patlamanın nedeni hakkında herhangi bir ayrıntı vermedi.

İngiliz yayın kurumu BBC’ye konuşan İngiltere’nin Dış İstihbarat Servisi’nin (MI6) eski başkanı John Sawers da, Prigojin’in öldürülmesinin arkasında yüksek olasılıkla Putin’in olduğunu söyledi. Sawers, “Rusya gibi yerlerde gerçeklerden asla tam olarak emin olamazsınız ama tüm göstergeler Putin’in onu saf dışı bıraktığına işaret ediyor, kontrolü yeniden ele geçirdi” dedi.

Ukrayna Savunma Bakanı’nın danışmanı Yuri Sak da yine BBC’ye yaptığı açıklamada, Prigojin’in ölüm haberinin Ukrayna için iyi bir haber olduğunu söyledi. Sak, “Bir terörist eksilmesi Rusya’da daha fazla istikrarsızlık demek. Bu da Rusya’nın kendi halkından korkan bir terörist tarafından yönetilen başarısız bir devlet haline geldiğinin bir başka işareti” dedi.

Bu arada ABD Başkanı Joe Biden dün uçak kazası haberinin ardından yaptığı açıklamada, haberlere şaşırmadığını ifade etti. Beyaz Saray, Biden’ın kaza hakkında bilgilendirildiğini açıkladı. Biden, “Rusya’da olup da Putin’in arkasında olmadığı pek bir şey yok ama cevabı bilecek kadar bilgim yok” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe, VOA Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna-Rusya Savaşının Ağır Bilançosu: On Binlerce Ölü

Rusya’nın geçen yıl Şubat ayında başlattığı Ukrayna işgalinde bilanço her geçen gün ağırlaşıyor. Savaşta milyonlarca kişi ise yerlerinden edilirken, on binlerce kişi de hayatını kaybetti. Savaş dünyada gıda, petrol ve doğalgaz krizlerine de neden oldu.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu geçen yıl Eylül ayında yaptığı açıklamada savaşın başlangıcından beri 5 bin 937 Rus askerinin öldürüldüğünü söyledi. Ukrayna ise kaç askerinin öldüğünü hiç açıklamadı ve askeri kayıplarının savaş taktiklerini etkilediği için devlet sırrı olduğunu bildirdi.

Ukrayna’daki savaşın maliyetleri Moskova’nın mali durumunu giderek daha fazla zorlarken, Rusya 2023 savunma harcamaları hedefini iki katına, 100 milyar doların üzerine çıkardı. Bu rakam, tüm kamu harcamalarının üçte birini oluşturuyor. Rusya’nın askeri harcamaları arttıkça ve yaptırımlar enerji gelirlerini sıkıştırdıkça, Moskova bütçe açığını kontrol altında tutmakta zorlanıyor.

Ukrayna’nın nominal olarak en büyük destekçileri ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, Almanya ve Japonya. Rusya ise, Batı’nın silah yardımlarının savaşı tırmandırdığı belirtiliyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin üzerinden 18 ay geçti. Bu sürede on binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi ise yerlerinden edildi. Savaş dünyada gıda, petrol ve doğalgaz krizlerine de neden oldu.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne (OHCHR) göre, geçen ay sonu itibariyle savaşta 9 binden fazla sivil öldü ve 16 binden fazla sivil de yaralandı. Komiserlik, gerçek rakamların çok daha yüksek olduğunu tahmin ediyor. New York Times gazetesine göre, savaş yaklaşık 500 bin askerin ölümüne ya da yaralanmasına neden oldu.

Gazete Ukrayna’yı destekleyen Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberinde, yaklaşık 120 bin Rus askerinin öldüğünü ve 170 bin ila 180 bin kadarının ise yaralandığını, Ukrayna’nın askeri kaybının ise 70 bin olduğunu, yaralı sayısının da 120 bin olduğunu belirtiyor.

Rus yetkililer ABD’nin Rus kayıplarına ilişkin tahminlerinin çok yüksek ve propaganda amaçlı olduğunu savunuyor. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu geçen yıl Eylül ayında yaptığı açıklamada savaşın başlangıcından beri 5 bin 937 Rus askerinin öldürüldüğünü söyledi. Bu Rusya’nın açıkladığı son rakam oldu.

Ukrayna ise kaç askerinin öldüğünü hiç açıklamadı ve askeri kayıplarının savaş taktiklerini etkilediği için devlet sırrı olduğunu bildirdi.

24 Şubat 2022’de başlayan savaş 41 milyon nüfuslu Ukrayna’da insanların ülkelerini terk etmelerine de neden oldu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 2022 işgalinden bu yana milyonlarca Ukraynalının evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi.

UNHCR, Ukrayna’da tahmini 17 milyon 600 bin kişinin acil insani desteğe ihtiyaç duyduğunu, bunların arasında savaş nedeniyle ülke içinde yerinden edilmiş 5 milyondan fazla kişinin de bulunduğunu kaydetti. Ajansın verilerine göre Avrupa genelinde Ukrayna’dan gelen 5 milyon 900 binden fazla mülteci kayıtlara geçmiş durumda.

Harvard Kennedy Okulu’na bağlı Belfer Center’a göre Rusya, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna topraklarının yüzde 11’ini, yani Massachusetts, New Hampshire ve Connecticut’ın toplamına eşdeğer bir alanı ele geçirdi.

Rusya’nın 2014 yılında Ukrayna’dan ilhak ettiği Kırım da eklendiğinde Rusya şu anda Ukrayna’nın yaklaşık yüzde 17,5’ini, yani yaklaşık 41 bin mil karelik (106 bin kilometrekare) bir alanı kontrol ediyor. Ukrayna Haziran başında yeni bir karşı saldırı başlattığından bu yana, iyice yerleşmiş Rus birliklerine karşı büyük bir ilerleme kaydedemedi.

Ukrayna kıyı şeridinin büyük bir bölümünü kaybetti, ekonomisi olumsuz etkilendi. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre Ukrayna ekonomisi 2022 yılında yüzde 30 daraldı ve bu yıl yüzde 1 ila yüzde 3 oranında büyümesi bekleniyor. Rusya ekonomisi ise IMF’ye göre Rusya 2022’de yüzde 2,1′ daraldı, ekonominin bu yıl yüzde 1,5 büyümesi bekleniyor.

IMF Sözcüsü Julie Kozack geçen ay yaptığı açıklamada, “Orta vadede Rus ekonomisi çok uluslu şirketlerin ülkeyi terk etmesi, beşeri sermaye kaybı, küresel finans piyasalarından kopması ve politika tamponlarının azalması nedeniyle sekteye uğrayacak. Bu nedenle, orta vadede Rusya’da üretimin savaş öncesi tahminlere göre yüzde 7 daha düşük olmasını bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Reuters tarafından incelenen bir hükümet belgesine göre, Ukrayna’daki savaşın maliyetleri Moskova’nın mali durumunu giderek daha fazla zorlarken, Rusya 2023 savunma harcamaları hedefini iki katına, 100 milyar doların üzerine çıkardı. Bu rakam, tüm kamu harcamalarının üçte birini oluşturuyor.

Rusya’nın askeri harcamaları arttıkça ve yaptırımlar enerji gelirlerini sıkıştırdıkça, Moskova bütçe açığını kontrol altında tutmakta zorlanıyor.

Avrupa gaz pazarının büyük bir bölümünü kaybeden Rusya, ABD, Avrupa ve diğer güçlerin alımlarını sınırlandırmasına ya da sonlandırmasına rağmen petrolünü küresel pazarlara satmaya devam edebiliyor. Batı finans piyasalarından dışlanan Rusya ile ilgili savaşın ardından oligarklarının çoğuna yaptırım uygulandı.

CIA Direktörü William Burns bu yılın başlarında Putin’in Rusya’yı “zamanla Çin’in ekonomik kolonisi” haline getirme riski taşıdığını söyledi. Rusya, 1917 Bolşevik devriminden bu yana ilk kez yabancı tahvillerinde temerrüde düştü.

İşgal ve Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar gübre, buğday, metal ve enerji fiyatlarında büyük artışlara yol açarak enflasyonist bir dalgayı ve küresel bir gıda krizini körükledi.

Rusya, Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın en büyük ikinci petrol ihracatçısı ve dünyanın en büyük doğalgaz, buğday, azotlu gübre ve paladyum ihracatçısı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden kısa bir süre sonra uluslararası petrol fiyatları 2008 rekorlarından bu yana en yüksek seviyelerine çıktı.

ABD ve AB’den Ukrayna’ya destek

İşgalden bu yana ABD, Ukrayna’ya Stinger uçaksavar sistemleri, Javelin zırh savar sistemleri, 155mm obüsler ve kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer saldırılara karşı koruma ekipmanları da dahil olmak üzere 43 milyar dolardan fazla güvenlik yardımı taahhüt etti.

Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’ne göre Ukrayna’nın nominal olarak en büyük destekçileri ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, Almanya ve Japonya. Rusya ise, Batı’nın silah yardımlarının savaşı tırmandırdığını söylüyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’nın Saldırılarına Karşı Yeni Bir Ordu Kuruyor

Rusya’nın Ukrayna’nın saldırılarına karşı ülkenin güneyinde yeni bir ordu kuracağı öne sürüldü. Yeni ordunun büyük olasılıkla ağırlıklı olarak mobilize edilmiş personelden oluşacağı ve Ukrayna’nın güneyindeki savunma amaçlı güvenlik operasyonlarından sorumlu olacağı iddia edildi.

Öte yandan Ukrayna, Rusya’nın işgal ettiği liman kenti Mariupol’le ilgili bir “Kalkınma Planı” üzerinde çalıştığını duyurdu. Ukrayna ordusuna bağlı Ulusal Direniş Merkezi’nin raporuna göre Rusya, Mariupol’e ülkeden 300 bin Rus vatandaşını yerleştirmeyi planlıyor. Böylece buradaki Rus nüfusu artırmayı hedefliyor.

Bunun yanı sıra İngiliz istihbaratı Rusya’nın Ukrayna’nın saldırılarına karşı ülkenin güneyinde yeni bir ordu kurduğunu duyurdu. İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Rusya bu planıyla “savaş gerçeğini” kabul etmiş oldu. Bakanlık, ordu ile amacın kilit noktalarda savaşması için çok daha deneyimli birliklerin görevlendirilmesi. Bakanlık, Herson bölgesindeki hava indirme birliklerinin ağır çatışmaların yaşandığı Orikhiv bölgesine doğru ilerdiğini tahmin ediyor.

Yeni 18. ordunun öncelikle farklı birliklerden oluştuğu ve halihazırda Herson’da konuşlandırıldığı bildiriliyor. Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında, “18. ordu büyük olasılıkla ağırlıklı olarak mobilize edilmiş personelden oluşacak ve Ukrayna’nın güneyindeki savunma amaçlı güvenlik operasyonlarından sorumlu olacak” ifadesine yer verildi.

Öte yandan Alman medyasında yer alan haberlere göre Ukrayna, Rusya’nın işgal ettiği liman kenti Mariupol’le ilgili bir “Kalkınma Planı” üzerinde çalıştığını duyurdu. Alman medyasında yer alan, Ukrayna ordusuna bağlı Ulusal Direniş Merkezi’nin raporuna göre Rusya, Mariupol’e ülkeden 300 bin Rus vatandaşını yerleştirmeyi planlıyor. Böylece buradaki Rus nüfusu artırmayı hedefliyor.

Merkez, bölgedeki direniş gruplarının işgal yönetiminin ilgili belgelerine ulaştığını, Rusya’nın 300 bin kişinin yerleştirilmesini 2035 yılına kadar tamamlamayı planladığını duyurdu. Plana göre Kremlin Rusya’dan insanların Ukrayna’nın işgal edilen bölgelerine taşınmalarını teşvik etmek için gayrimenkuller için ucuz ipotek programı başlattı. Mariupol ve işgal edilen diğer bölgelerde yaşayan Ukraynalıların zor kullanılarak Rusya’ya gönderileceği de belirtiliyor. Mariupol, Rusya’nın aralıksız devam eden ve üç ay süren saldırıları sonucunda geçen yıl Mayıs ayında Rus güçlerin eline geçmişti.

Rusya’dan Ukrayna’ya F-16 sözüne tepki

Öte yandan Hollanda ve Danimarka’nın Ukrayna’ya son teknoloji F-16 uçakları hibe edeceklerini resmen ilan etmesine Rusya’dan tepki geldi. Rusya’nın Danimarka Büyükelçisi Vladimir Barbin Danimarka haber ajansı Ritzau’ya yaptığığ açıklamada, bu adımın savaşı tırmandıracağı uyarısında bulundu. Büyükelçi, “Danimarka, fiili ve sözlü olarak Ukrayna’ya Rusya ile askeri çatışmayı sürdürmekten başka bir seçenek bırakmamaya çalışıyor” ifadesini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

BM’den “Ukrayna” Çağrısı: Bu Vahşi Savaşa Bir Son Verin

Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Yüksek Komiseri Izumi Nakamitsu, Ukrayna’da savaş alanındaki kayıpların ve giderek artan ölü sayısının ciddi bir endişe olmaya devam ettiğini söyledi.

Nakamitsu, ‘’24 Şubat 2022’den, bu yılın 13 Ağustos tarihine kadar, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Ukrayna’da sivil kaybının 9 bin 444, yaralı sayısının da 16 bin 940 olduğunu açıkladı. Gerçekte sivil kayıpların sayısı verilen bu sayılardan önemli ölçüde daha fazla” dedi ve ekledi:

“BM, sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıları şiddetle kınıyor. Bu saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulunuyor. Ukrayna’daki Rus askeri saldırısı, BM Tüzüğü ve uluslararası hukuku ihlal ederek, en savunmasız olanları en sert şekilde vuruyor. Bu vahşi savaşa bir son verilmesi bir zorunluluktur.”

Ukrayna konusunda yapılan son Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısında ülkenin bir silah yığınağı haline geldiği, karşılıklı olarak tırmanan silahlanmanın hem Ukrayna hem de bölge ülkeleri için, savaş sona erse bile büyük riskler taşıdığını belirtilerek ‘’ Silahlandırmaya son verin. Bu vahşi savaşı sonlandırın’’ çağrısı yapıldı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu‘nun aktardığına göre; BM Silahsızlanma Yüksek Komiseri Izumi Nakamitsu, konsey üyelerine hitaben yaptığı konuşmada, Ukrayna’da devam eden savaşta taraflar arasındaki silahlanmanın son dönemde hızla tırmanışa geçtiğini söyledi.

Nakamitsu, ülkede hızla tırmanan silahlanmanın hem devam eden savaşta hem de savaş sonrası açısından ciddi riskler taşıdığını ifade etti. Nakamitsu, hükümetlerin son zamanlarda Kiev’e yaptığı silah sevkiyatlarıyla ilgili açık kaynaklardan edinilen bilgiler arasında tanklar, zırhlı savaş araçları, savaş uçakları, helikopterler, büyük kalibreli topçu bataryaları, füze sistemleri ve insansız hava araçları gibi ağır silahlar, uzaktan kumandalı patlayıcı mühimmatlar, küçük ve hafif silahlarla birlikte çok sayıda mühimmatın sevk edildiğini ifade etti.

Yüksek Komiser Nakamitsu, son dönemde bazı ülkelerin Ukrayna’da kullanılmak üzere insansız hava araçları ve mühimmat da dahil olmak üzere silahları, Rus silahlı kuvvetlerine devrettiğini veya aktarmayı planladığını gösterdiğini söyledi.

Nakamitsu, Ukrayna’da sayısı hızla artan silahların yetkisiz kişilerin eline geçmesi, bu kişiler tarafından kullanılması hem Ukrayna hem de bölgedeki ülkeler arasında daha fazla istikrarsızlık ve güvensizliğe yol açabilecektir dedi. Yüksek Komiser, BM’ye üye devletlerin, konvansiyonel silahların uluslararası sevkiyatına getirdiği ortak standartlar oluşturan ve BM’nin bağlayıcı olan ‘’Silah Ticareti Anlaşması‘’ da dahil olmak üzere ilgili tüm uluslararası silahlanma anlaşmalarına saygı duyulması çağrısı yaptı.

Ukrayna’da savaş alanındaki kayıpların ve giderek artan ölü sayısının ciddi bir endişe olmaya devam ettiğini belirten Nakamitsu, ‘’24 Şubat 2022’den, bu yılın 13 Ağustos tarihine kadar, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Ukrayna’da sivil kaybının 9 bin 444, yaralı sayısının da 16 bin 940 olduğunu açıkladı. Gerçekte sivil kayıpların sayısı verilen bu sayılardan önemli ölçüde daha fazla.

BM, sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıları şiddetle kınıyor. Bu saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulunuyor. Ukrayna’daki Rus askeri saldırısı, BM Tüzüğü ve uluslararası hukuku ihlal ederek, en savunmasız olanları en sert şekilde vuruyor. Bu vahşi savaşa bir son verilmesi bir zorunluluktur” dedi.

Paylaşın