Sabahları Yüzümüz Neden Şişer; Ne Yapmalıyız?

Yüz şişkinliği, çeşitli yaşam tarzı faktörleri nedeniyle sabahları ortaya çıkan, genellikle ciltte sıvı birikmesi durumudur. Yüz şişkinliği, enfeksiyon veya alerji gibi nedenlerle de oluşabilir.

Haber Merkezi / Altta yatan nedene bağlı olarak evde bakım veya diğer tedavi seçenekleri sorunu hafifletebilir veya önleyebilir.

Yaşam tarzı seçimleri:

Beslenme: Akşam veya gece belirli yiyecekleri tüketmek sabahları yüzün şişmesinin nedenlerinden biri olabilir. Örneğin: Sodyum oranı yüksek yiyecekler yemek vücudun daha fazla su tutmasına neden olabilir. Alkol almak, vücutta hafif susuzluğa neden olabilir ve buna yanıt olarak vücut yüz gibi belirli bölgelerde su tutabilir.

Uyku düzeni: Çok az veya çok fazla uyuyorsanız, her ikisi de yüzdeki şişliğin nedeni olabilir.

Cilt bakımı: Makyajla uyumak, kontakt dermatit adı verilen bir cilt reaksiyonuna neden olabilir ve bu da şişmiş yüz ve gözlere, kızarıklığa veya tahrişe yol açabilir.

Fiziksel etkenler ve sağlık koşulları: Sabah kalktığınızda yüzünüzdeki şişliğin sebebi fiziksel faktörler veya sağlık koşulları da olabilir:

Alerjiler ve anafilaksi,
Sinüs enfeksiyonu veya sinüzit,
Cushing sendromu,
Hipotiroidizm,
Selülit,
Anjiyoödem,
Aktinomikozis,
Dış göz kapağı arpacık,
Kırık burun,
Preeklampsi (gebe kadınlarda),
Adet (kadınlarda).

Nasıl tedavi edilir?

Evde tedavi seçenekleri: 

Soğuk su, çay poşeti veya kahve telvesi: Bir havlu yardımıyla yüze soğuk su kompres uygulamak yüzdeki şişkinliği azaltabilir. Ayrıca, yüzdeki kan damarlarını daraltmak için  çay poşeti veya kahve telvesi kullanabilirsiniz.

Egzersiz: Sabahları koşu veya egzersiz vücuttaki ve yüzdeki dolaşımı destekleyebilir.

Yüz ürünlerinin kullanımı: Kadınlar için piyasada, özellikle yüzdeki şişkinliği azaltmak için tasarlanmış
çeşitli yüz serumları, kremler ve maskeler bulunmaktadır.

Tıbbi tedavi seçenekleri:

Altta yatan bir durum yüzde şişkinliğe neden oluyorsa, tıbbi tedavi zorunlu olabilir. Doktorların önerdiği ilaçlar, sabahları yüz şişmesini ve diğer semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir.

Yüz şişkinliğini önlemek veya engellemek için ipuçları

Günün ilerleyen saatlerinde rafine karbonhidratlardan kaçınma,
Yatmadan hemen önce yiyecek tüketmeme,
Özellikle akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde sodyum içeriği yüksek gıdalardan kaçınma,
Aşırı uyumaktan kaçınma,
Gün boyunca susuz kalmama,
Alkollü içeceklerden kaçınma.

Paylaşın

Sınırda Kişilik Bozukluğu İlişkileri Nasıl Etkiler?

Sınırda kişilik bozukluğu (BPD), ilişkilerde istikrarsızlık ile karakterize bir akıl sağlığı durumudur. Tedavi, hem sorunu yaşayan kişiyi hem de bu kişilerin ilişkide bulunduğu diğer kişiler için faydalı olabilir.

Haber Merkezi / Sınırda Kişilik Bozukluğu (BPD) gibi bozukluklar karmaşık yapıları nedeniyle sıklıkla yanlış anlaşılmakta ve yanlış teşhis edilmektedir.

Kişilik bozukluklarının türleri: Kişilik bozuklukları A Kümesi, B Kümesi ve C Kümesi olarak sınıflandırılır.

A kümesi (tuhaf, eksantrik): Şizoid kişilik bozukluğu gibi durumları içerir.
B kümesi (dramatik, öngörülemez): Sınırda kişilik bozukluğunu içerir.
C kümesi (endişeli, korkulu): Obsesif – kompulsif bozukluk (OKB) gibi durumları içerir.

Sınırda kişilik bozukluğunun belirtileri:

Yoğun terk edilme korkusu,
Dengesiz ve yoğun ilişkiler örüntüsü,
Kendini yok etme davranışları,
İstikrarsız kimlik duygusu,
Duygusal istikrarsızlık,
Tekrarlayan intihar veya kendine zarar verme tehditleri,
Yoğun öfke veya öfkeyi kontrol edememe.

Sınırda kişilik bozukluğuna ne sebep olur?

Çocukluk çağı istismarı ve travması: Sınırda kişilik bozukluğu olan kişilerin yüzde 70’e yakını çocukken cinsel, duygusal veya fiziksel istismara maruz kaldığını ifade etmiştir.

Genetik: Ailenin geçmişinde sınırda kişilik bozukluğu varsa, ailedeki kişilerin bu durumu geliştirme olasılığı daha yüksektir.

Sorunlu beyin: Sınırda kişilik bozukluğu olan kişilerde, beynin duygu ve davranışı kontrol eden kısımları düzgün bir şekilde iletişim kurmaz.

Sınırda kişilik bozukluğu ilişkileri nasıl etkiler?

Sınırda kişilik bozukluğu olan kişiler genellikle düşük öz saygıyla mücadele etseler de, arkadaş canlısı ve ilgi çekici olma eğilimindedirler.

Bu sorundan muzdarip olan kişiler sürekli değişen bir kimliğe sahip olma eğiliminde olduklarından, kişilikleri ve tercihleri ​​birlikte oldukları kişi veya kişilere veya içinde bulundukları duruma bağlı olarak değişebilir.

Sınırda kişilik bozukluğu olan reddedilmekten ve terk edilmekten korkarken aynı zamanda yakınlık özlemi çekerler. Bu içsel çekişme, sağlıklı ilişki sürdürmede zorluğa neden olabilir.

Sınırda kişilik bozukluğunun tedavisi

Sınırda kişilik bozukluğunun tedavisi zaman ve sabır gerektirir. Tedavi psikoterapi (konuşma terapisi), ilaçlar veya her ikisini de içerebilir.

Sınırda kişilik bozukluğu tedavi edilmezse veya tedavi başarısız olursa, aşağıdakilere yakalanma riski artar:

Madde kullanımı veya alkol kullanımı,
Depresyon,
Kendi kendine zarar verme,
İntihar.

Paylaşın

Erkeklerin Kanser Riskini Azaltmak İçin Yapması Gereken Beş Şey

Kanser riski yaşla birlikte artar, ancak erken yaşta sağlıklı alışkanlıklar edinmek, hayatın ilerleyen dönemlerinde kanser olma olasılığını önemli ölçüde azaltabilir.

Haber Merkezi / İşte 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlardaki erkekler için kanser risklerini azaltmalarına ve sağlıklı bir gelecek için güçlü bir temel oluşturmalarına yardımcı olacak 5 şey:

20’li yaşlarda:

Sağlıklı beslenme: Meyve, sebze, tam tahıllar ve yağsız proteinler açısından zengin dengeli bir beslenme kanser riskini düşürmeye yardımcı olabilir.

Düzenli egzersiz: Her hafta en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite, sağlıklı bir kiloyu korumaya ve çeşitli kanser riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Tütün ürünlerinden kaçınma: Sigara ve tütün kullanımı kanserin önde gelen nedenleri arasındadır. Sigara gibi tütün ürünlerinden kaçınılmalı.

Cilt sağlığı: Cilt kanseri riskini azaltmak için yüksek SPF’li güneş koruyucu kullanılmalı, koruyucu kıyafetler giyinilmeli ve solaryumdan kaçınılmalı.

Aşılar: HPV aşısı gibi aşılar belirli kanser türlerine karşı koruma sağlayabilir.

30’lu yaşlarda:

Düzenli kontroller: Sağlık taramaları ve kontroller olası sorunları erken öğrenmeye yardımcı olabilir. Aile geçmişi ve kişisel risk faktörlerine göre uygun taramalar hakkında doktor ile görüşülebilir.

Stresi yönetimi: Kronik stres genel sağlığı etkileyebilir. Duygusal sağlığı korumak için farkındalık, egzersiz veya hobiler gibi stres yönetimi teknikleri uygulanabilir.

Kilo kontrolü: Sağlıklı bir kiloyu korumak çok önemlidir. Kiloyu kontrol altında tutmak için dengeli bir beslenmeye ve düzenli egzersize odaklanılmalı.

Alkol tüketiminin sınırlanması: Aşırı alkol kullanımı ağız, boğaz, yemek borusu ve karaciğer gibi kanser türleri riskinin artmasıyla ilişkilidir.

Aile geçmişi: Aile geçmişini anlamak, kalıtsal kanser riski faktörünü değerlendirmeye ve ek taramaların gerekli olup olmadığına karar vermeye yardımcı olabilir.

40’lı yaşlarda:

Rutin taramalar: 40’lı yaşlarınızda, risk faktörlerine ve aile geçmişine bağlı olarak kolorektal kanser gibi kanserler için düzenli taramalara başlanmalı. Erken teşhis daha iyi sonuçlara yol açabilir.

Kalp sağlığı: Sağlıklı bir kalbe sahip olmak, daha düşük kanser riskiyle bağlantılıdır. Genel sağlığı desteklemek için kalp sağlığına uygun bir beslenme ve düzenli egzersiz programı uygulanmalı.

Yaşam tarzı: Yaşlandıkça, sağlık hedeflerine bağlı olarak beslenme ve egzersiz de dahil olmak üzere yaşam tarzı seçimleri yeniden değerlendirilmeli.

20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlarda proaktif adımlar atmak kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir.

Paylaşın

Biyotin Saç Uzamasını Destekler Mi?

H vitamini, B – 7 veya koenzim R olarak da bilinen Biyotin, B – kompleks vitamin grubunun bir parçasıdır. Biyotin, vücudunuzun yiyecekleri enerjiye dönüştürmesine, yağları ve proteinleri metabolize etmesine yardımcı olur.

Haber Merkezi / Et, karaciğer, yumurta, balık, kuruyemiş, tatlı patates, ıspanak ve brokoli gibi yiyecekler iyi birer biyotin kaynağıdır. Ayrıca hem tek başına hem de B – kompleks takviyelerinde takviye olarak da mevcuttur.

Biyotinin faydaları üzerine yapılan araştırmalar karışık olsa da, bazı araştırmalar, biyotinin saç sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini destekleyen kanıtlar ortaya koymuştur.

Biyotin saç uzamasını nasıl etkiler?

Gıdalarda kolayca bulunabilen ve bağırsaklarda doğal olarak üretilen Biyotin, vücudun sağlıklı saçlara ve tırnaklara sahip olmasını sağlayan keratin üretmesine yardımcı olabilir.

Biyotinin saç dökülmesini önlemedeki rolü, saç büyümesini teşvik edeceği anlamına da gelmez. Bazı araştırmalar, biotinin saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olabileceğine dair kanıtlar ortaya koymuştur.

Biyotin eksikliği ve belirtileri

Biyotin eksikliği nadir görülen bir durum olsa da, özellikle dengeli beslenen sağlık sorunları olmayan kişilerde dahi, biyotin eksikliğini geliştirebilecek bazı nedenler vardır. Örneğin, düzenli alkol kullanımı.

Düşük biyotin seviyesi hamilelik ve emzirme dönemlerinde de yaygındır. Hamile ve emzirme dönemindeki kadınların üçte biri, biyotin takviyesi alsalar bile bir tür biyotin eksikliği yaşayabilirler.

Bebekler, biotinidaz eksikliği olarak da bilinen nadir bir rahatsızlıkla dünyaya gelebilirler. Bu durum, vücudun biyotin salgılamasını engeller ve bebekler yeterli miktarda vitamin alsalar bile biyotin eksikliği sorunu ile karşı karşıya kalabilirler.

Düşük biyotin, bazı antiepileptik ilaçlar kullanan kişilerde de ortaya çıkabilir. Ayrıca, yaşlılarda ve sigara içenlerde (özellikle kadınlarda) biyotin eksikliği görülme olasılığı daha yüksektir.

Biyotin eksikliğinin ilk belirtileri:

Saçların incelmesi ve dökülmesi,
Gözlerinizin, burnunuzun ve ağzınızın çevresinde pullu, kırmızı döküntü,
Konjonktivit (pembe göz),
Kırılgan tırnaklar,
Asidik idrar,
Cilt enfeksiyonları,
Depresyon, uyuşukluk, halüsinasyonlar ve paresteziler (uzuvlarda karıncalanma hissi) gibi nörolojik sorunlar.

Paylaşın

Sindirim Sistemi İçin En İyi Beş “Probiyotik”

Yiyecekler veya takviyeler yoluyla alınabilen probiyotikler, bağırsak mikrobiyomunuzun çeşitliliğini artırmaya yardımcı olabilir, sindirim ve bağışıklık sisteminizi, zihin sağlığınızı destekleyebilir.

Haber Merkezi / Probiyotikler, kefir, yoğurt ve lahana turşusu gibi fermente gıdalarda bulunur…

Kefir: Kefir, birçok probiyotik içeren fermente edilmiş bir süt içeceğidir. Ekşi bir tada sahip olan kefir, bir tür içilebilir yoğurt olarak da tanımlanabilir. Ayrıca iyi bir protein ve kalsiyum kaynağı olan kefir, genellikle D vitamini ile güçlendirilir.

İşlenme şekli nedeniyle kefirin laktoz oranı genellikle düşüktür, bu nedenle laktoz intoleransı olan çoğu kişi kefiri tolere edebilir.

Lahana turşusu: Lahana, probiyotik görevi gören laktik asit bakterilerinde fermente edilir. Bir araştırma, lahana turşusunun fermentasyon süreci ve paketleme boyunca faydalı bakterilerinin çoğunu koruduğunu ve bu sayede harika bir probiyotik yiyecek olduğunu ortaya koymuştur.

Yoğurt: Probiyotiklerin en yaygın kaynaklarından biri de yoğurttur. Yoğurtta Kefir’e benzer fermente bir süt ürünüdür. Yoğurt ayrıca, kalsiyum ve D vitamini içerir.

Kombucha: Kombucha, çay, şeker ve mayadan yapılan karbonatlı, fermente bir içecektir. Hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar, kombucha tüketmeden önce bir sağlık uzmanıyla görüşmelidir.

Kimchi: Kore’nin en popüler yiyeceklerinden biri olan kimchi, sebzelerin fermente edilmesi ile yapılan bir tür çeşnidir. Lahana, turp, salatalık ve soğan gibi sebzeleri içeren kimchi, özellikle bir probiyotik türü olan laktik asit açısından zengindir.

Yapılan araştırmalar, kimchinin zararlı bağırsak bakterileri azaltmaya yardımcı olduğunu ve kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol seviyesini desteklediğini ortaya koymuştur.

Kimchi sadece iyi bir probiyotik kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığı için bir diğer önemli besin olan lif açısından da zengindir.

Paylaşın

Proteaz Takviyeleri: Olası Riskleri Ve Yan Etkileri

Proteazlar, proteolitik enzimler olarak da bilinirler ve protein sindirimi, hücresel fonksiyon ve kanın pıhtılaşması gibi vücuttaki birçok önemli süreç için gerekli olan büyük bir enzim grubudur.

Haber Merkezi / Vücut doğal olarak proteaz üretir. Bunları yiyecek ve besin takviyeleri yoluyla da alabilirsiniz. Ancak bazı proteaz takviyeleri sindirim yan etkilerine neden olabilir.

Mide ve pankreas, protein sindirimi için gerekli olan proteazları üretir. Bu proteazlar, proteinleri bağırsakların emmesi için peptitler adı verilen daha kısa zincirlere ayırır. Vücutta bulunan başlıca proteazlardan bazıları şunlardır:

Pepsin: Pepsin, protein sindiriminde rol oynayan ana proteazdır. Bağırsak astarındaki, şef hücreler adı verilen hücreler tarafından salgılanır.

Tripsin: Pankreas, ince bağırsakta aktive olan tripsinin inaktif bir öncüsü olan tripsinojeni serbest bırakır. Pepsin gibi, tripsin de proteini peptitlere ayırır, böylece sindirim sisteminde emilebilirler.

Kimotripsin: Pankreas, kimotripsinin öncüsü olan kimotripsinojeni salgılar ve bu da ince bağırsakta kimotripsine dönüşür. Pepsin ve tripsinle birlikte kimotripsin, protein sindirimi için gereklidir.

Pepsin, tripsin ve kimotripsinin yanı sıra vücut, sindirim, bağışıklık fonksiyonu, protein geri dönüşümü ve hücresel fonksiyon gibi temel süreçlerde kullanılmak üzere birçok başka proteaz üretir.

Ne kadar proteaza ihtiyacınız var?

Çoğu insan, ihtiyaç duyduğu tüm proteazları doğal olarak üretir. Ancak kistik fibroz ve pankreas yetmezliği gibi sağlık sorunları olan kişiler de dahil olmak üzere bazı kişiler, proteaz takviyeleri almak zorunda kalabilir.

Proteazlar hem bitkisel hem de hayvansal gıdalarda bulunur. İnsanlarda olduğu gibi, proteazlar bitkilerde ve hayvanlarda da temel işlevleri yerine getirir. Örneğin, proteazlar hayvanların proteinleri parçalaması ve sindirmesi için gereklidir.

Ananas ve papaya gibi bazı bitki bazlı besinler, iltihap giderici özelliklere sahip bir proteaz olan bromelain açısından zengindir.

İşte birkaç proteaz kaynağı: Ananas, papaya, yoğurt ve kefir, zencefil, lahana turşusu, miso, kivi.

Takviyeler

Bazı proteaz türleri takviye formunda mevcuttur. Örneğin, bromelain, pepsin, pankreatin ve tripsin gibi bir veya daha fazla proteaz içeren sindirim enzimi takviyeleri, genellikle irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi sindirim bozuklukları olan kişilere önerilir .

Takviyelerin olası riskler ve yan etkileri

Sindirim enzimleri gibi proteaz takviyeleri yan etkilere neden olabilir. Örneğin, pepsin gibi proteazlar içeren yüksek dozlu sindirim enzimi takviyeleri almak midenizde yanma hissi, ishal , mide bulantısı ve kusma gibi yan etkilere neden olabilir.

Proteaz takviyeleri ayrıca belirli ilaçlarla etkileşime girebilir. Örneğin, genellikle iltihabı azaltmak için alınan bromelain, Coumadin (varfarin) gibi kan inceltici ilaçlarla etkileşime girebilir ve kanama riskini artırabilir.

Bromelain veya sindirim enzimi ürünleri gibi proteazlar içeren bir takviye almayı düşünüyorsanız, özellikle bir veya daha fazla ilaç kullanıyorsanız veya bir sağlık sorununuz varsa, bunu öncelikle sağlık uzmanınızla görüşmeniz en iyisidir.

Paylaşın

Uykuda Konuşma Nedir? Uykuda Konuşmayı Azaltmak İçin 6 İpucu

Bir tür parasomni olan uykuda konuşma veya konuşmalar, uyku sırasında bilinçsizce yapılan konuşmadır. Bu konuşmalar tam cümlelerden tutarsız cümlelere kadar değişir.

Haber Merkezi / Uykuda konuşma, uyku döngüsünün herhangi bir noktasında, hem hızlı göz hareketi ( REM ) uykusu hem de hızlı göz hareketi olmayan (NREM) uykusu sırasında meydana gelebilir.

Nedenleri tam olarak anlaşılamayan uykuda konuşma, kalıtsal olabilir veya ateş, duygusal sıkıntı, psikiyatrik bozukluklar, ilaçlar, uyku yoksunluğu veya madde bağımlılığından kaynaklanabilir.

Uykuda konuşma zararlı mıdır?

Uykuda konuşma genellikle zararsızdır. Eğer uykuda konuşan biriyseniz, uykuda konuşma bilinçsiz bir davranış olduğundan, bir aile üyesi veya oda arkadaşı söylemedikçe, muhtemelen fark edemeyeceksiniz.

Uykuda konuşmayı azaltmak için 6 ipucu

Uykunuzda konuşmayı bırakmanızı sağlayacak kesin bir yol olmasa da, aşağıdaki ipuçları daha iyi bir uyku için size yardımcı olabilir:

Tutarlı bir uyku programına bağlı kalın: Düzenlilik, iyi uyku için olmazsa olmazdır. Sizin için uygun bir uyku saati bulun ve ona bağlı kalın. Hafta sonları bile aynı saatte uyanmaya çalışın. Çoğu yetişkin için her gece yedi ila dokuz saat uyumak idealdir.

Serin ve karanlık bir ortamda uyuyun: Vücudunuzun çekirdek sıcaklığı uykuya dalmak için yaklaşık iki ila üç derece düşer. Oda sıcaklığını buna göre ayarlayın. Ayrıca, yatak odanızı olabildiğince karanlık tutmaya çalışın.

Yatma vaktine yakın uyarıcı içeceklerden uzak durun: Alkol ve kafeinli içecekler uykuda bozulmalara veya REM ve NREM uyku evreleri arasında dengesizliğe yol açabilir. Bu nedenle yatma vaktine yakın bu tip içeceklerden uzak durmaya çalışın.

Sizin için işe yarayan bir gevşeme rutini oluşturun: yatma vaktine yakın benliğinizi ve bedeninizi gevşetmeye yardımcı olabilecek aktiviteler yapmaya çalışın. Sıcak bir banyo  veya rahatlatıcı bir müzik gibi…

Uykunuzu izleyin: Uykuda konuşma bölümlerinizi tamamen kontrol etmeniz imkansız olsa da, bir uyku kaydı uygulaması kullanarak veya bir uyku günlüğüne yazarak bilinçsiz davranışlarınız hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Uykuda konuşma bölümlerinizin kaydını tutmak, uykuda konuşmanızın nedenini anlamanıza yardımcı olabilir.

Bir uzmana danışın: Uykuda konuşma konusunda endişeleriniz var ise konunun uzmanı bir doktor ile görüşün.

Paylaşın

Beyin Tümörünün Sizi Şaşırtabilecek Beş Belirtisi

Beyin tümörü, beyinde veya beynin yakınında bulunan hücrelerin anormal büyümesidir. Bu tümörler beyin dokusunun içinde veya sinirler, hipofiz bezi, epifiz bezi ve beynin yüzeyini kaplayan zarlar gibi bitişik bölgelerde gelişebilir.

Haber Merkezi / Doğrudan beyinde ortaya çıkan tümörlere birincil beyin tümörleri denir. Tersine, vücudun başka bir yerinden beyne yayıldığında, ortaya çıkan tümörlere ikincil veya metastatik beyin tümörleri denir.

Beyin tümörü çeşitleri:

Araştırmacılar şu ana kadar 150’den fazla farklı beyin tümörü tespit etmiş durumdalar, bunlardan bazıları:

Gliomlar ve ilgili beyin tümörleri,
Koroid pleksus tümörleri,
Embriyonel tümörler,
Germ hücreli tümörler,
Pineal tümörler,
Menenjiyomlar,
Akustik nöroma gibi sinir tümörleri,
Hipofiz tümörleri.

Beyin tümörü belirtileri ve semptomları:

Beyin tümörünün belirtileri ve semptomları beyin tümörünün boyutuna ve konumuna bağlıdır. Semptomlar ayrıca beyin tümörünün ne kadar hızlı büyüdüğüne de bağlı olabilir, buna tümör derecesi de denir.

Belirti ve semptomlardan bazıları:

Baş ağrıları,
Nöbetler,
Düşünme, konuşma veya kelime bulmada zorluk,
Davranışta değişiklikler,
Vücudun bir bölümünde veya bir tarafında zayıflık, uyuşma veya hareket kaybı,
Dengede zorluk veya baş dönmesi,
İşitme zorluğu, görme zorluğu veya koku kaybı gibi duyusal değişiklikler,
Hafıza kaybı,

Beyin tümörleri nasıl teşhis edilir?

Nörolojik muayene, aşağıdaki değişiklikleri önceler:

Denge ve koordinasyon,
Zihinsel durum,
İşitme,
Görüş,
Refleksler.

Beyin tümörünü teşhis etmek için birkaç test yapılabilir, bunlar arasında şunlar yer alır:

Beyin BT veya MR
Biyopsi
Tümör belirteçleri gibi özel testler

Beyin tümörleri nasıl tedavi edilir?

Beyin tümörü tedavisi aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli faktörlere bağlıdır:

Tümörün yeri, büyüklüğü ve tipi,
Tümör sayısı,
Yaş,
Genel sağlık.

Beyin tümörünün tedavisi genellikle aşağıdaki terapilerin bir kombinasyonunu içerir:

Beyin ameliyatı,
Radyasyon tedavisi,
Radyocerrahi,
Kemoterapi,
İmmünoterapi,
Hedefli terapi.

Paylaşın

Hamilelikte Karşılaşılan En Yaygın Beş Cilt Sorunu

Hamilelik sırasında oluşan çoğu cilt rahatsızlığı, doğum sonrası kendiliğinden düzelir veya yalnızca semptomatik tedavi gerektirebilir. Hamilelikte görülen cilt rahatsızlıkları, genellikle üç kategori de değerlendirilmekte: Hormonla ilişkili, önceden var olan ve hamileliğe özgü. 

Haber Merkezi / Çatlak izleri, akne, melazma, kuru cilt ve hassas cilt gibi hamilelik sırasında yaşanabilecek beş cilt sorunu:

Çatlak izleri: Çatlak izleri, hamilelik sırasında büyüyen bebeğe uyum sağlayan cildin gerilmesiyle oluşan yaygın bir sorundur. Genellikle karın, göğüsler, kalçalar ve uyluklarda görülürler. Bu sorun zamanla kaybolsa da, cildi kakao yağı veya hyaluronik asit içeren ürünlerle nemlendirmek, görünümlerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Melazma (Kloazma): Melazma, yüzde, özellikle alında, yanaklarda ve üst dudakta koyu, benekli lekelere neden olur. Bu durum hormonal değişiklikler ve artan güneş hassasiyeti tarafından tetiklenir. Güneş kremi kullanmak ve aşırı güneşe maruz kalmaktan kaçınmak melazmayı önlemeye yardımcı olabilir.

Sivilce: Hamilelik sırasında hormonal değişiklikler akne sorununa yol açabilir. Artan yağ üretimi ve tıkalı gözenekler bu soruna katkıda bulunur. Komedojenik olmayan ürünlerle nazik bir cilt bakımı rutini sürdürmek akneyi yönetmeye yardımcı olabilir.

Kaşıntılı cilt: Cilt gerildikçe, özellikle karın ve göğüslerin çevresinde kaşıntı olabilir. Bu kaşıntı, genellikle cildin gerilmesi ve kuruluğundan kaynaklanır. Düzenli nemlendirme ve hipoalerjenik losyonlar kullanmak rahatlama sağlayabilir. Kaşıntı şiddetliyse bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir.

Hamilelik parıltısı: Endişe verici olmasa da birçok kadın “hamilelik ışıltısı” olarak adlandırılan şeyi deneyimliyor. Artan kan akışı ve hormonal değişiklikler parlak bir cilt görünümüne yol açabilir. Nazik bir temizleme rutini ve nemli kalmak bu doğal ışıltıyı korumaya yardımcı olabilir.

Paylaşın

Uyku Felci Nedir? Önlemek İçin Beş İpucu

Uyku felci, uykuya dalarken veya uykudan uyanırken hareket edememe veya konuşamama durumudur. Başka bir ifadeyle, uykuya dalarken veya uykudan uyanırken bilinç yerindendir ancak hareket edilemez.

Haber Merkezi / Uyku felci, bir kişi uyanıklık ve uyku arasında geçiş yaptığında, özellikle rüyaların görüldüğü hızlı göz hareketi (REM) aşamasında meydana gelir.

Uyku felcinin nedenleri:

Uyku felcinin kesin nedeni tam olarak anlaşılamamış olsa da, birkaç faktör olasılığını artırabilir:

Uyku eksikliği: Yeterince uyumamak uyku döngüsünü bozabilir.
Düzensiz uyku düzeni: Uyku düzeninizi sık sık değiştirmek vücudunuzun doğal ritmini etkileyebilir.
Stres ve kaygı: Yüksek düzeyde stres ve kaygı uyku kalitesini ve düzenini etkileyebilir.
Uyku bozuklukları: Narkolepsi gibi rahatsızlıklar uyku felciyle ilişkilidir.
Uyku pozisyonu: Sırt üstü uyumanın uyku felci yaşama riskini artırdığı görülmüştür.

Uyku felcinden kurtulmak için 5 ipucu

Düzenli uyku: Hafta sonları bile her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanarak tutarlı bir uyku rutini oluşturun. Bu, vücudunuzun iç saatini düzenlemeye yardımcı olur ve uykunuzun kalitesini artırır.

Yeterli uyku: Geceleri 7 – 9 saat uyumayı hedefleyin. Yeterli dinlenme genel sağlık için çok önemlidir ve uyku felci yaşama olasılığını azaltabilir.

Stres ve kaygıyı yönetin: Stresi yönetmek için günlük rutininize rahatlama tekniklerini dahil edin. Derin nefes egzersizleri gibi uygulamalar zihni sakinleştirmeye ve uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Uyku dostu ortam: Yatak odanızı serin, karanlık ve sessiz tutarak uykuya elverişli hale getirin. Gerekirse kulak tıkacı, göz maskesi kullanmayı düşünün. Ayrıca, yayılan mavi ışık uykunuzu etkileyebileceğinden, yatmadan en az bir saat önce ekranlardan (telefonlar, tabletler, bilgisayarlar) uzak durun.

Yatmadan önce uyarıcılardan kaçının: Yatmadan önceki saatlerde kafein, nikotin ve diğer uyarıcıların alımını azaltın veya tamamen ortadan kaldırın. Bu maddeler uyku sağlığınızı etkileyebilir.

Paylaşın