TCMB verileri Türkiye’nin rezerv yapısında dikkat çekici bir kırılmaya işaret ediyor; altın rezervlerindeki sert düşüş ve net rezervlerin kritik seviyenin altına gerilemesi, ekonomik kırılganlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilim, küresel piyasalarda oynaklığı artırırken Türkiye ekonomisine ilişkin risk algısını da yukarı taşıdı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı haftalık para ve banka istatistikleri, bu sürecin ülkenin rezerv yapısı üzerindeki etkilerini çarpıcı biçimde ortaya koydu.
Verilere göre, TCMB’nin toplam brüt rezervleri bir haftada 12,16 milyar dolar azaldı. Bu gerilemenin en dikkat çekici kısmını ise altın rezervlerindeki sert düşüş oluşturdu. Bir önceki hafta 134,14 milyar dolar seviyesinde bulunan altın rezervleri, 116,16 milyar dolara gerileyerek toplam rezerv kaybının ana belirleyicisi oldu.
Öte yandan, altın tarafındaki bu erimenin aksine döviz rezervlerinde artış kaydedildi. Döviz rezervleri aynı dönemde 55,48 milyar dolardan 61,29 milyar dolara yükseldi. Bu durum, rezerv kompozisyonunda belirgin bir değişime işaret etti.
Merkez Bankası’nın piyasa likiditesini yönetme ve dış yükümlülükleri karşılama kapasitesinin önemli göstergelerinden biri olan net uluslararası rezervlerde ise daha olumsuz bir tablo öne çıktı. Geçtiğimiz hafta 69 milyar dolar seviyesinde bulunan net rezervler, 11,5 milyar dolarlık düşüşle 57,41 milyar dolara geriledi.
Böylece net rezervler, piyasalarda psikolojik sınır olarak kabul edilen 58 milyar dolar seviyesinin altına inmiş oldu.
Üç haftada dikkat çeken erime
28 Şubat’ta yaşanan gelişmeler öncesinde 210,26 milyar dolar seviyesinde bulunan toplam brüt rezervler, son üç haftada yaklaşık yüzde 15,6 oranında değer kaybetti. Bu hızlı gerileme, jeopolitik risklerin Türkiye’nin “finansal cephanesi” üzerindeki baskısını artırdığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Uzmanlar, rezervlerdeki bu değişimin yalnızca miktarsal değil, aynı zamanda kompozisyon açısından da dikkatle izlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Altın ve döviz dengesindeki kaymanın, önümüzdeki dönemde para politikası ve piyasa beklentileri üzerinde belirleyici olabileceği ifade ediliyor.



































