Cumhurbaşkanı Erdoğan Gidişattan Rahatsız!

Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gidişattın rahatsız olduğu ve Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye “Verdiğin sözleri tut” dediğini söyledi.

Adalet Bakanlığı’nda Abdulhamit Gül’ün yerine Bekir Bozdağ’ın atamasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Gerekirse kabinede yeni değişiklikler yapabiliriz” diyerek revizyon mesajı vermesi siyasi kulisleri hareketlendirdi.

Mustafa Balbay, Ankara kulislerinden aldığı yeni parti ve görevden alma bilgilerini, Cumhuriyet TV’ye anlattı.

Görevden alınma iddialarıyla ilgili konuşan Balbay, Cumhurbaşkanlığı’nın AKP’nin genel durumundan rahatsız olduğunu söyledi. Balbay, “Pek çok alandaki başarısızlığın o alana bakan bakanlara fatura edilerek görüleceği anlaşılıyor. Bu anlamda, Sağlık Bakanı’nın da böyle bir durumla karşı karşıya olduğunu görüyorum” dedi.

Balbay, açıklamasının devamında “Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda da böyle bir durum gözüküyor” ifadelerini kullandı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın iki ayrı bakanlığa bölünebileceğini belirten Balbay, “Kültür ve turizm anlamında iki bakanlık olarak değerlendirmek gibi iki anlayış olduğunu görmekteyiz” diye konuştu.

Ekonomik gidişattan rahatsızlık olduğunu belirten Balbay, Erdoğan’ın Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye son Bakanlar Kurulu toplantısında ‘verdiğin sözleri tut’ dediğini aktardı. Balbay, toplantıda yaşananları şu şekilde anlattı:

“Nebati’nin zor durumda kaldığını bir kulis bilgisi olarak paylaşmak isterim. Son Bakanlar Kurulu toplantısında, Erdoğan, Nebati’ye ‘verdiğin sözleri tut’ dedi. Nebati ise Erdoğan’a ‘Rusya-Ukrayna meselesinin beklemediği, o nedenle bunların zor olduğunu’ söyledi. Erdoğan’ın karşılık olarak ise ‘Hayır bizi verdiğin sözleri ilgilendiriyor’ dediği bilgisi var.”

Paylaşın

Erdoğan / Herzog Görüşmesiyle İlgili Çarpıcı Analiz

2003’ten beri ilk kez bir İsrail Cumhurbaşkanı bu çarşamba Türkiye’ye geliyor… İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve eşiyle birlikte İsrail’den bir heyet Türkiye’de temaslarda bulunacak. İki günlük ziyarette Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek Herzog’un bu ziyareti İsrail kamuoyunun gündeminden düşmüyor.

Sözcü’nün aktardığına göre; İsrail’in çok okunan gazetelerinden Jerusalem Post, bir dönem Türkiye’de de görev alan deneyimli diplomat Dr. Alon Liel’in iki ülke arasındaki normalleşme sürecini mercek altına aldığı yorumları okurlarıyla paylaştı.

Liel, 2008’den beri Türkiye’ye ziyaret edecek ilk İsrailli lider Herzog’un ziyaretinin kritik bir önemi olduğunu söyledi. Liel, Türkiye’nin son bir buçuk yıldır İsrail’le yakınlaşma çabası içinde olduğunu söylerken, “İsrail yönetimi Erdoğan’ın attığı bazı adımlara basitçe inanmadı. Fakat Herzog’un geçen yılın Temmuz ayında göreve gelmesiyle bu durum değişti” yorumunu yaptı.

“Erdoğan, izolasyondan kaçması gerektiğini hissetti”

Geçen yıl Türkiye’de gözaltına alınan İsrailli turistlerin serbest bırakılmasıyla birlikte iki ülke arasındaki ilişkilerde yumuşama sinyalinin verildiğine dikkat çeken Liel, “Son birkaç ayda Herzog, normalleşmeye ikna olmaya başladı ve denemeye karar verdi. Şimdi de durum bu noktada” derken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bazı bölgesel ve küresel hatalar yaparak bölgede yalnızlaştığına da dikkat çekerken, “Bölgesel yalnızlık da ekonomiyi kötü etkiledi. Erdoğan, bu izolasyondan kaçması gerektiğini hissetti. İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in yakınlaşmasının Erdoğan’ın ülkesinin kapılarını Herzog’a açmasında rol oynadı” dedi.

“Erdoğan fark etti”

Deneyimli diplomat, “Erdoğan bölgesel olarak geriye düşerken İsrail de ilişkileriyle yükselmeye başladı. Erdoğan Orta Doğu piramidinde İsrail’in Türkiye’nin üstünde olduğunu fark etti ve birinin yakalaması umuduyla bir halat fırlattı” yorumunu yaptı. İsrail’in bu ziyaretten kaybedecek bir şeyi olmadığını dile getiren Liel, “Kazanç sağlanabilecek bazı alanlar var. Sonuçta Türkiye halen ekonomik açıdan büyük bir ülke. Ekonomi alanında ve Suriye konusunda kazanç elde edebiliriz. Ayrıca ilişkiler normalleşirse Orta Doğu’da diplomatik açıdan büyük atılımlar da elde edilebilir. Türkiye, İsrail tarafına katılırsa İran-Katar ekseninin karşısında büyük bir etki yaratabilir” dedi.

Liel sözlerini, “Bence bizim kaybedecek bir şeyimiz yok. Şu anda elimiz muslukta. Erdoğan bize yakınlık gösterdi, biz de musluğu açtık. İsrail şimdi Türkiye’nin yakınlığındaki ciddiyeti test edecek. Eğer Erdoğan bizim beklentimizi karşılamazsa ya da sözlerini tutmazsa bu musluğu kapatırız” diyerek sonlandırdı.

Paylaşın

Erdoğan, Son Çare Olarak Kabuk Değişimini Deniyor

Derinleşen yönetim krizi iktidarı köşeye sıkıştırdı. Hamle arayışlarına hız veren iktidar kabinede kabuk değişimine gidiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018’den bu yana 8 bakan ya görevden alındı ya da Saray’dan ‘affını istedi.’ Son olarak Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de önceki gece Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘affını’ isteyen isimler arasında yer aldı.

Pakdemirli’den boşalan koltuğa Vahit Kirişci atanırken, Pakdemirli’nin dün ‘Tarım ve Orman Bakanı’ sıfatıyla AKP Erzincan İl Başkanlığı’nda bir dizi programa katılacağı ortaya çıktı. Söz konusu program Pakdemirli’nin görevinden ayrılacağından haberinin olmadığı şeklinde yorumlandı.

Öte yandan tüm yetkinin ‘tek adam’da toplandığı başkanlık sisteminde kabine, öne çıkan bir iki isim dışında işlevsiz bir görüntü ortaya koydu. Saray ve yakınlarının taleplerinin onaylandığı ve hayata geçirildiği kurum haline dönüştü. Bakanlara dair beklenti, iktidar politikalarını sorunsuz şekilde yürütmesinden öteye geçmiyor. Kiminin bu göreve atandığından haberi bile olmazken kimisi de bir gece yarısı kararnamesi ile görevden alındığını öğreniyor.

Gerekçeler benzer

2018’den bu yana bakanların görevden alınma gerekçeleri ise benzerlikler taşıyor. Saray yönetimi, yıpranan isimlerin üstünü çizerek 2023’e yeni bir ‘vizyon’ ile girmeyi hedefliyor. Pek çok skandal ile anılan Pakdemirli’nin ismi de son olarak geçtiğimiz yaz ülke orman yangınlarıyla boğuşurken yangın söndürme uçaklarının yetersizliği ile gündeme gelmişti. İlk akla gelen bir başka örnek de Ruhsar Pekcan’ın Ticaret Bakanı iken bakanlığa usulsüz dezenfektan sattığının ortaya çıkmasından sonra görevden alınması oldu.

Üstü çizilenler, bakanlık yaptıkları alanda sahip oldukları şirketlerle de gündeme geldi. Görevden alınan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un özel okulları olduğu biliniyor. 2018’de göreve gelen Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un ETS Tur’un kurucusu olduğu, ismi görevden alınacaklar listesinde olduğu iddia edilen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da özel hastane sahibi olduğu biliniyor. Kabinedeki değişiklikler patron bakanların gidip yerine Saray’a bağlı isimlerin geldiği yorumlarını da beraberinde getiriyor.

Kulislerde yer alan bir başka iddia ise milletvekillerinin bakanlara ulaşamadıkları yönünde Erdoğan’a şikayetlerde bulunması. Milletvekillerinin Erdoğan’a Pakdemirli hakkında benzer şikayetlerde bulunduğu konuşuluyor.

Görevden alınan bakanlar

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bugüne kadar kabinenin değişimi ise şöyle:

  • 28 Mart 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan görevden alındı.
  • Mehmet Cahit Turhan’ın yerine Adil Karaismailoğlu atandı.
  • Instagram hesabından 8 Kasım 2020’de paylaştığı açıklamayla istifa eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın bu talebi, 27 saat sonra 9 Kasım 2020’de kabul edildi. 10 Kasım 2020 tarihinde yerine Lütfi Elvan atandı.
  • 2 Aralık 2021’de ise Lütfi Elvan Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifa etti, yerine yardımcısı Nureddin Nebati atandı.
  • Odatv’nin duyurduğu Ticaret Bakanlığı’na eşinin şirketi üzerinden değerinden yüksek fiyata dezenfektan alımı yapan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, 21 Nisan 2021 tarihinde görevden alındı, yerine AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş atandı.
  • 21 Nisan 2021 tarihinde Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı bölündü; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kuruldu. Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk görevden alındı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevine Derya Yanık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevine de Vedat Bilgin getirildi.
  • Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un istifası, Resmi Gazete’de 6 Ağustos 2021 tarihli kararla öğrenildi. Kararda
  • Adalet Bakanı Abdulhamit Gül görevinden istifa etti. Gül’ün yerine görevi devraldığı Bekir Bozdağ yeniden atandı.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

Kabinede Yeni Değişiklikler Gündemde

“Görevden affını” isteyen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ankara kulislerini hareketlendirdi. Pakdemirli’nin ardından kabinede topun ağzında olduğu iddia edilen bakanlar da ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakdemirli’yi de önceki bakanlarda olduğu gibi gece yarısı görevden aldı. Pakdemirli’den boşalan göreve AKP’li Vahit Kirişci atandı. Af talebinde bulunduğu belirtilmesine karşın dün Erzincan’da programı olan Pakdemirli’nin görevden alınacağından haberinin olmadığı iddiaları dile getirildi.

Yeni aflar olabilir

Seçime az bir süre kala böyle bir değişiklik yapılması, “iktidarın kaybettiği çifçiyi yeniden yanına çekebilmek için yaptığı bir hamle” olarak da yorumlanıyor.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre iktidar kulislerinde önümüzdeki dönemde kabinedeki değişikliklerin devam edeceği konuşuluyor. Kulislerde, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da aralarında bulunduğu bazı isimlerin görevden alınabileceği dile getiriliyor.

Yine kulislere göre önümüzdeki dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ikiye ayrılabileceği, Mehmet Nuri Ersoy’un Turizm Bakanı olarak devam edeceği ancak Kültür Bakanlığı’na başka bir ismin getirilebileceği de dillendiriliyor.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a: Derdimiz Geçim, Çözüm Seçim

Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile zamlara ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına tepki gösteren Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Ülke yangın yeri. Boş laflarla kaybedecek vakit yok. Derdimiz Geçim, Çözüm Seçim” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile  Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefete yönelik açıklamalarına ve art arda gelen zamlara tepki gösterdi.

Davutoğlu’nun paylaşım şöyle:

“Sn. Erdoğan, ülkemiz için bir araya gelip çözüm sunmamızdan çok rahatsız olmuş. Bizi bırakın, işinizi yapın! Enflasyon TÜİK’de yüzde 50’yi, ENAG’da yüzde 120’yi geçti, akaryakıt fiyatları 20 TL’ye dayandı. Ülke yangın yeri. Boş laflarla kaybedecek vakit yok. Derdimiz Geçim, Çözüm Seçim!”

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, partisinin Ankara Genişletilmiş İl Danışma Meclisi toplantısında, “1990’lı yılların siyasi istikrarsızlık, sosyal kaos, ekonomik çöküntü dönemlerine geri dönmektir. 28 Şubat ittifakı çatısı altında bir araya gelenler o masaya oturtma cesareti, harbiliği, samimiyeti bulamadıkları ortaklarıyla birlikte ülkenin ve milletin hiçbir meselesi konusunda dişe dokunur hiçbir teklif ortaya koyamıyorlar.

Çünkü bunların bir araya geliş gayesi ülkenin ve milletin sorunlarını çözmek, kalkınmamızı hızlandırmak değildir. Bunların tek derdi ülkenin ve milletin felaketi pahasına da olsa kendilerine ajanslar vasıtasıyla verilen gündemi uygulamaktır. Proje şayet ortaya bir eser koyacaksanız iyidir ve gereklidir. Siyasette proje milli iradeye saygısızlık; hatta tehdittir. Bunların tanımı bu.

Türkiye her darbenin ardından vesayet dayatmalarıyla benzer siyaset projeleriyle karşılaşmıştır. Milletimiz her seferinde bulduğu ilk fırsatta bu projeleri çöpe atmış, ülkenin yönünü kendi tarihi, değerleri, kültürüne, ihtiyaçlarına, hedeflerine uygun istikamete çevirmiştir.

İnşallah bu sefer ki proje de milletimiz tarafından sandığa gömülecektir. Gezi olayları 17-15 Aralık, çukur eylemleri ile sınırlarımıza yığılan terör örgütleriyle, 15 Temmuz’da, ekonomik tuzaklarla başaramadıklarını 28 Şubatı İttifakı projesiyle elde edemezler, edemeyecekler.” demişti.

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Partili Milletvekillerine Uyarı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partili milletvekillerine, Sizler sürekli sahada olun ve vatandaşımıza 20 yıllık AK Parti iktidarının bu ülkeye kazandırdığı katma değeri anlatın… Neyi, nasıl yaptığımızı anlatalım; anlatalım ki elimiz daha güçlü olsun.” uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partili milletvekilleri ile gruplar halinde görüşmelerini sürdürüyor. Erdoğan, dün de 50 dolayındaki milletvekiliyle parti genel merkezinde bir araya geldi, önümüzdeki sürece ilişkin atılması gereken adımlara ilişkin önerileri aldı.

Erdoğan’ın daha önceki milletvekili buluşmalarından farklı olarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile çok sayıda bakan da toplantıya katıldı, milletvekillerinin taleplerini not aldı. Toplantıya Oktay’ın yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ile Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu da katıldı.

Karaismailoğlu’nun 18 Mart’ta açılışı yapılacak olan Çanakkale Köprüsü ile ilgili bilgilendirme yaptığı belirtildi. Basına kapalı yapılan toplantıda, Erdoğan’ın açış konuşmasında özellikle ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunduğu öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre Erdoğan, koronavirüs salgını ve son olarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle bütün dünyada küresel ölçekte ekonomide sorunlar yaşandığını ve bunun Türkiye’ye de yansımaları olduğunu, ekonomide zorlu bir süreçten geçildiğini ancak iktidar olarak bu durumun farkında olduklarını ve gereken önlemleri hızla devreye soktuklarını ifade etti.

Yansıyan bilgilere göre Erdoğan, “Yaşadığımız ekonomik sıkıntılar, içinden geçtiğimiz dönem göz önünde bulundurulduğunda, bugünden yarına çözülemiyor. Gerekli tedbirleri aldık, almaya da devam edeceğiz. Bu tedbirler yeterli mi, değil ama şartlar düşünüldüğünde hepsi bir anda olmuyor” görüşünü dile getirdi.

“Kazandırdığımız katma değeri anlatın”

Muhalefetin ekonomiye yönelik eleştirilerine de tepki gösteren Erdoğan, “20 senedir hiçbir şey yapmadan, sanki bugün ortada bir projeleri varmış; iktidara gelecek ve sorunları çözeceklermiş gibi atıp tutuyorlar. Ama unutmayın ki sorunları çözecek olan da biziz” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekillerinin ekonomi ile ilgili sahadan yansıyan izlenimlerini ve şikayetlerini de not alan Erdoğan sıkıntıların farkında olduklarını, ancak iktidar olarak ekonomide aldıkları önlemlerin de sahada iyi anlatılması gerektiğini söyledi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre Erdoğan, milletvekillerine de şu uyarılarda bulundu:

  • Halkımız meselelerin çözümünün de bizde olduğunu biliyor, görüyor.
  • Sizler sürekli sahada olun ve vatandaşımıza 20 yıllık AK Parti iktidarının bu ülkeye kazandırdığı katma değeri anlatın.
  • Projelerimize, ortaya koyduğumuz vizyona sahip çıkın.
  • Tarımda üreticilere verdiğimiz destekleri, teşvikleri hatırlatın.
  • Bunlar bugün için yeterli bulunmayabilir ancak zaman zaman bunun gereğini yine biz yerine getireceğiz.
  • Bugüne kadar vatandaşımızı bu yük altında ezdirmemek için çok şey yaptık ama biz yaptıklarımızı sahada gerektiği kadar satmıyoruz, halka anlatmıyoruz.
  • Neyi, nasıl yaptığımızı anlatalım; anlatalım ki elimiz daha güçlü olsun.”
Paylaşın

Kabinede Revizyon Bekleniyor; Üç Bakanlıkta Görev Değişimi Olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Kabine toplantısının önümüzdeki hafta yapılması bekleniyor. Ocak ayında yapılan toplantı sonrasında basına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Adalet Bakanlığı’ndaki değişiklikle ilgili “Gerekirse kabinede yeni değişiklikler yapabiliriz” ifadesi iktidar kulislerini hareketlendirdi.

Euronews’ta yer alan habere göre; Kulislere göre aslında şubat ayında kabinede mini bir revizyon bekleniyordu ama olmadı. Bu mini revizyonda özellikle iki bakanlıkta değişim bekleniyor. Biri Dışişleri Bakanlığı diğeri de Sağlık Bakanlığı. Mart ayına ertelenen bu değişimin gerçekleşme ihtimali çok yüksek…

Ancak AK Parti kulislerinde konuşulanlara göre Sağlık Bakanlığı’nda yakın zamanda bir değişim beklenmiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Covid-19 öncelikli tehdit olmaktan çıkana ve yasaklar kalkana kadar Fahrettin Koca’nın görevine devam etmesinden yana olduğu konuşuluyor.

İbrahim Kalın’ın adı Kültür, Hakan Fidan’ın ise Dışişleri Bakanlığı için geçiyor

Uzun zamandan beri kamuoyunda değişimin konuşulduğu asıl bakanlık ise Dışişleri…

Mevcut Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ayrılması durumunda yerine iki güçlü adayın ismi öne çıkıyor. Birincisi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, diğeri ise Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mevlüt Çavuşoğlu’ndan memnun. Ancak Erdoğan, mevcut uluslararası konjonktürde Dışişleri Bakanlığı için daha aktif politika izleyen bir aktöre ihtiyaç olduğu düşüncesinde.

Buna da örnek olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar gösteriliyor. Akar gibi dış politikada net ve belirleyici politikalar üreten bir ismin yeni dönemde Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturması planlanıyor.

En çok konuşulan isim MİT Başkanı Hakan Fidan. İki neden gösteriliyor. Fidan’ın Türkiye’nin dış politika uygulamasında Savunma Bakanı Hulisi Akar’la yakın çalışma içinde olması ve de Suriye, Libya, Afrika ve Azerbaycan gibi çok sayıda yerde Türkiye’nin dış politikasının sahadaki uygulayıcısı konumunda olması.

Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Fidan’ın bir süre daha MİT Başkanlığı görevinde kalmasından yana olduğu belirtiliyor. İki nedenden dolayı.

İlki Gülen yapılanması ile uluslararası alandaki mücadelenin bitmediği, yani tehlikenin tam olarak geçmediği düşüncesi.

İkincisi ise PKK ile mücadele. Özellikle Suriye’nin kuzeyindeki kargaşa ve hem bu bölgede hem de Irak’ta zaman zaman PKK yöneticilerine yönelik gerçekleştirilen nokta atışı operasyonlarının kesintiye uğrayacağı kaygısı.

Hatırlanacağı üzere, Hakan Fidan 7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimler öncesi milletvekili aday olmak üzere görevinden istifa etmiş ancak Erdoğan “Hakan Fidan’ın adaylığına olumlu bakmıyorum” demişti. Aday yapılmayan Fidan bir süre sonra da MİT’e geri dönmüştü.

Fidan, bakan yapılmazsa seçimden önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atanacak

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın görevine devam etmesi ve Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturmaması durumunda 2023 Haziran seçimlerinden önce kendisine daha önemli bir görev verileceği konuşuluyor.

İktidar kulislerine göre, bu görev icracı Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı olacak. Seçimden kısa bir süre önce yapılması dillendirilen bu atamanın, aynı zamanda Erdoğan’ın seçimi kazanmaya yönelik bir hamlesi olarak da okunabileceği konuşuluyor.

Dışişleri Bakanlığı koltuğunun Hakan Fidan’dan daha çok konuşulan ikinci adayı ise Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın.

Özellikle bir önceki Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump döneminden bu yana, ABD Dışişleri bürokrasisiyle kurduğu iletişim İbrahim Kalın’ı daha da öne çıkarıyor.

Ancak kulislere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın planları arasında Kalın’a Dışişleri Bakanlığı koltuğundan çok, başka bir koltuğun verilmesi söz konusu.

Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın ikiye ayrılıp, Kültür Bakanlığı’na İbrahim Kalın’ın atanacağı ifade ediliyor. İbrahim Kalın’ın adının geçtiği hem Dışişleri hem de Kültür Bakanlığı’na nasıl baktığı ise bilinmiyor.

Tarım Bakanlığı’na Kürt seçmenle bağ kuracak isim getirilecek

Değişimin beklendiği bir diğer bakanlık ise Tarım ve Orman.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin yerine de konuşulan iki isim var. Birisi geçmişte de bu görevi yürüten Mehdi Eker, diğeri ise Ak Parti Dış İlişkiler Başkanı ve eski İçişleri Bakanı Efkan Ala.

Kulislere göre, iktidarın Tarım ve Orman Bakanlığı için düşündüğü iki isim de genel seçim öncesi Kürt seçmen için yatırım aracı olarak görülüyor. Yani bu koltukta oturacak bakanın, Kürt seçmenle bağ kurması beklentisi var.

Öncelikli isim olarak da Mehdi Eker öne çıkıyor. Ancak AK Parti’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu teşkilatlarının hem de bazı milletvekillerinin Eker’e karşı itirazları olduğu konuşuluyor.

Erdoğan’ın yakın zamanda Batman’da gençlerle bir araya geldiği ve Kürtçe şarkılarla karşılandığı buluşmayı organize eden isim olan Mehdi Eker’e parti teşkilatlarının itirazının nedeni ise kendilerini tamamen yok sayıp, kayyımlarla hareket etmesi gösteriliyor.

Bu nedenle Efkan Ala’nın Tarım Bakanı olarak atanmasının sürpriz olmayacağı konuşuluyor. Ala’nın ismi bir süre önce de Sedat Peker söylemleri nedeniyle istifa edeceği iddia edilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yerine anılıyordu.

Hatta iktidar kulislerinde, Tarım Bakanlığı’na atanması durumunda Ala’nın bu koltukta uzun süre kalmayacağı, ilerleyen dönemlerde de İçişleri Bakanlığı’na atanabileceği de dillendiriliyor.

Paylaşın

Erdoğan, Erken Seçim İçin Neyi Bekliyor? Dikkat Çeken Açıklama

Merkezi İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan Bluebay Varlık Yönetimi Gelişen Piyasalar Kıdemli Stratejisti Timothy Ash, AKP’nin mevcut ekonomi politikalarıyla TL’yi Haziran 2023’e kadar stabil tutabileceğini düşünmediğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu nedenle erken seçim kararı alacağını düşündüğünü belirten Ash, TL’nin stabil olduğu bir periyod yakalarsa ve anketlerde iyileşme görürse Erdoğan’ın Türkiye’yi sonbahar aylarında seçime götüreceğini öne sürdü.

T24’ten Metin Kaan Kurtuluş’a konuşan Ash, şu ifadeleri kullandı:

“Ben mevcut ekonomik politikanın Lira’yı 2023 Haziran’a kadar stabil tutabileceğini düşünmüyorum. O yüzden bence Erdoğan’ın seçimlere erken gitmesi çok olası. Eğer Lira bir periyotta stabil kalırsa ve anketlerde biraz iyileşme görürse eylül-ekim ona erken seçimlere gidebileceği bir pencere verebilir. Bence piyasalar anketlere ve mesajlara odaklanacak: Bu tartışmalı bir seçim mi olacak? Kampanya dönemi sakin mi geçecek? Erdoğan kaybederse iktidarı kolay bir şekilde teslim edecek mi? Piyasalar barışçıl ve demokrat bir seçim istiyor. Aynı zamanda kazanan kim olursa iyi ekonomik politikalar uygulanmasını istiyor. Dediğim gibi; mevcut ekonomik politika ortamı; negatif reel faiz oranları çok zarar verici. Yüksek enflasyonun ana nedenlerinden biri. Piyasalar kesinlikle para politikasında değişiklik görmek istiyor.

“Merkez Bankası zor bir karar verip politika faizini yükseltmek zorunda kalacak”

Ukrayna’da bir savaş görürsek Türkiye politikasını değiştirmek zorunda kalacak. Türkiye daha yüksek enerji fiyatları ve turizmden gelir kaybedeceği için zarar görecek. Bence mevcut hedef mayıs-haziran ayında turizm sezonu başlayana kadar zaman kazanmak. Bunun cari açığı hafifleteceğini umuyorlar. Ancak gelecek ay içinde Ukrayna’da bir çatışma görürsek Rus ve Ukraynalı turistler büyük ihtimalle Türkiye’ye gelmeyecek. Bu, cari dengeye darbe vurur. Döviz kurunda büyük baskı görürüz. Bence bu durumda Merkez Bankası zor bir karar verip politika faizini yükseltmek zorunda kalacak.

“Hükûmet ve Merkez Bankası, enflasyonla mücadele etmek için çok daha sıkı çalışmalı”

Kur aralıkta 18.30’a gitti. 13.50’de olsa bile, çok fazla değer kaybetmiş bir para birimi var ortada. O yüzden para birimi bu kadar zayıf bir durumda stabilize olmuşken bir mucize veya başarıdan söz etmek çok zor. Para birimi için bir akış olmalı; belki de bu odur. Bence Bakan Nebati ve Merkez Bankası için zorluk şu; Lira şu an ucuz olabilir, bu da cari denge o ayara gelmeye devam ediyor anlamına geliyor olabilir. Ama enflasyon yüzde 50 iken Lira’nın rekabetçiliği 13.50’de bile çok hızlı eriyecek. Eğer sene sonuna kadar 13.50’de kalırsa belki bu yüzde 50’yi falan memnun edecek. Bilmiyorum. Tehlike şu; rekabetçi kalabilmek ve enflasyonla dengede kalmak için değer kaybetmeye devam etmek zorunda. Yani burada merkezde enflasyon var. Hükûmet ve Merkez Bankası, enflasyonla mücadele etmek için çok daha sıkı çalışmalı.

O yüzden soruna dönersek; ben ortada bir mucize olduğunu düşünmüyorum. Maalesef geçen sene değer kaybına kötü politikalar sebep oldu. Geçen sene Lira’yı ayakta tutmak için ciddi anlamda uluslararası rezerv satıldığını gördük. Şimdi ise ‘bekle ve gör’ modundayız. Daha iyi politikalar görmek istiyoruz. İstikrar olup olmayacağını ve tünelin sonunda ışık olup olmadığını bu belirleyecek.

“Türkiye’ye yatırım yapmak çok zor”

Hatırlayacaksınız; Ağbal, Merkez Bankası başkanlığına getirildiğinde insanlar bunun bir dönüm noktası olduğuna inandı ve Türkiye’ye tekrar para yatırdılar. Sonra kovuldu ve çok para kaybettiler. O yüzden Türkiye’ye güven az. Bu hükûmetin yabancı yatırımcının güvenini kazanması için çok çalışması gerekiyor. İmkânsız değil. AKP, Türkiye’yi 20 senedir yönetiyor. İlk 10 yıl inanılmaz derecede başarılıydı. Ekonomi ilk 10 yılda çok başarılıydı. İkinci 10 yıl o kadar başarılı olmadı. İnsanlar, Türkiye’nin o ilk 10 yılki haline dönebileceğini umuyor. Hatırlayın Türkiye o 10 yılı yükselmiş yatırım notuyla bitirdi, şimdilerde ise o not ciddi oranda düşürüldü. Yatırımcılar da pragmatiktir ve fırsatlar isterler. Bu kadar negatif reel faiz oranı ve bu kadar yüksek enflasyonla şu anda Türkiye’ye yatırım yapmak çok zor.

Paylaşın

NYT: Elektrik Faturaları Erdoğan İçin Krizi Derinleştiriyor

Dünyanın önde gelen gazetelerinden ABD merkezli New York Times gazetesi, Türkiye’de elektrik faturalarının son aylarda katlanarak gelmesini mercek altına alarak kapsamlı bir haber yayınladı. Makalede, “Artan elektrik faturaları Türkler arasında ve Erdoğan için krizi derinleştiriyor” başlığı kullanıldı.

New York Times, Türkiye büro şefi Carlotta Gall imzalı haberde, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin boyutu gözler önüne serildi… “Artan elektrik faturaları Türkler ve Erdoğan için krizi derinleştiriyor” başlığı kullanılırken, “Artan enflasyon ile birlikte ev ve iş yerlerinde elektrik faturaları sadece bir ayda iki katına çıktı. Bazı tüketicilerin sosyal medyaya Ocak ayının sonunda elektrik faturalarının iki kat artmasını gösteren fotoğraflarını paylaşmasıyla başladı. Fakat bu şikayetler kısa sürede kar topunu Erdoğan hükümeti için devasa bir siyasi krize çevirdi” yorumu yapıldı.

Makalede, Türkiye’de resmi enflasyonun şu an yüzde 48’den fazla olduğuna dikkat çekilirken TL’nin de rekor seviyede düşüş gösterdiği belirtildi. Gıda ve akaryakıt fiyatlarının da iki kattan fazla arttığına dikkat çekilirken elektrik faturalarının da aynı şekilde arttığı kaydedildi. Erdoğan’ın geçen aylarda asgari ücreti artırmasına rağmen gıda ve yaşam masraflarının artmasının büyük bir şok yarattığı belirtildi.

Gazeteye konuşan Konya’da çalışan bir berber, “Biz bittik.  Çok kötü durumdayız. Sadece biz de değil, herkes yakınıyor. Ödediğim kiradan çok daha fazla elektrik faturası geldi. İlk düşündüğüm işi bırakıp bordrolu bir iş bulmak oldu ama bu benim işletmem” yorumunu yaptı.

Birçok işletme ve hanenin bu tür bir artış yaşadığına dikkat çekilirken, gazeteye konuşan bir motokurye ise bir ev arkadaşıyla yaşadığını ve faturalarının da iki kattan fazla arttığını söyledi. Kendisi ve yakınlarının son 3 ayda borç içine girdiklerini ve para bulamadıklarını söyleyen 29 yaşındaki motokurye, faturanın düşük gibi gözükmesine rağmen bir haftalık gıda masraflarına denk geldiğini de söyledi.

NY Times’ta yayınlanan haberde, “Türkiye ekonomisi pandemiden önce de kötüydü ve turizm ve hizmet sektörüne dayandığı için kapanma zamanları birçok işletmeyi etkiledi. Hükümet bazı yardımlar yaptı fakat bunlar da kredi gibiydi. Birçok insan halen bunları ödüyor” denildi.

“Erdoğan riski göze aldı”

Restoran ve cafelerin iki yıllık kayıplarını telafi etmeye çalıştığı bir dönemde elektrik ve doğalgaz faturalarının arttığı hatırlatılırken Adana’da bir restoran işleten  bir girişimci, “Kapanma zamanında siparişle hizmet verdik fakat kredi kartlarım patladı ve icra geldi. Hükümetin sunduğu krediyi aldık fakat faizle ödeme yapıyoruz. Destek paketi diyorlar fakat bu öyle bir şey değil” yorumunu yaptı.

Makalede, “Erdoğan’ın muhalifleri aylardır ülkenin ekonomik çöküşe gideceğini söylüyordu. Fakat tek kontrol merkezinin Erdoğan’da olduğu bir sistemde Erdoğan bütün kararları kendisi alıyor. Ekonomistlerin uyarılarına rağmen Erdoğan, faizleri artırmayı reddetti. Fakat Erdoğan bu kadar sorumluluk alırken, Türklerin öfkesinin de kendisine yöneltilmesi riskini göze aldı. Muhalefet elektrik faturalarının iki kat artmasının, Erdoğan hükümetinin yönetemediğinin göstergelerinden sonuncusu olduğunu dile getirdi” yorumu yapıldı.

Dünyanın en çok okunan gazetelerinden biri olan New York Times’ta yer alan makalede özel elektrik şirketlerinin bazılarının Erdoğan ile yakın bağı olan holdinglere ait olduğu da belirtildi.

(Kaynak: Sözcü)

Paylaşın

Financial Times, Erdoğan’ın Son Planını Yazdı

İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden Financial Times yazarı David Gardner, son dönemde Orta Doğu’da esen barış rüzgarlarını mercek altına aldı. Gardner, Suriye’deki iç savaşın, Yemen’deki krizin ve Irak ile Libya’daki ayrışmanın devam ettiğini fakat buna karşılık bölgedeki bazı aktörlerin yakınlaşmaya başladığını aktardı.

Son 10 yıl içinde bölgedeki birçok ülkenin birbiriyle rekabet içinde olduğunu aktaran Gardner, “İran’ın 2019 yılının Eylül ayında Suudi Aramco’nun petrol yatağını drone ve füze ile vurmasına dönemin ABD Başkanı Trump yanıtsız kaldı. Trump, ABD’nin değil Suudilerin saldırıya uğradığını söyledi. Bu durum modern Orta Doğu tarihinde bir dönüm noktası oldu. Washington Suudi Arabistan, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve aynı zamanda NATO müttefiki olan bölgedeki geleneksel müttefiklerinde şok etkisi yarattı. Bu hamle zaman içinde ülkelerin yumuşamasına sebep oldu” yorumunu yaptı.

“Pragmatik hareket devam ediyor”

Gardner makalesine, “Pragmatik hareket devam ediyor. Mısır ve Körfez ülkelerine karşı masanın İslamcı tarafında oturan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hafta Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitti ve yakında Suudi Arabistan’a da gidecek.

Erdoğan ayrıca Mısır ve İsrail ile de ilişkileri iyileştirmeye çalışıyor. Kısa bir süre önce BAE’ye tarihi bir ziyaret gerçekleştiren İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, Türkiye’ye de gidecek.” sözleriyle devam etti.

Gardner bölgedeki ülkelerin Rusya ve Çin’e karşı dikkatli olduğuna dikkat çekerken kendi aralarında ise ticaret, yatırım ve diplomasi konularında pragmatik davrandığının altını çizdi. Deneyimli yazar, “Garip bir şekilde bölgedeki ilişkiler Biden’ın eski patronu Barack Obama’nın 2015’te olmasını istediği gibi oldu. Obama o dönemde, ‘Dostlarımıza ve İranlılara bölgeyi etkili bir şekilde paylaşma ve bir soğuk barış ortamı yaratmaya ihtiyacımız olduğunu söylüyorum’ demişti” yorumunu yaptı.

Paylaşın