Tahran Zirvesi’nde Hangi Konular Ele Alacak?

Astana Süreci’ni oluşturan Türkiye, İran ve Rusya’nın liderleri bu akşam Tahran’da bir araya gelecek ve Suriye’de devam eden istikrarsızlığı değerlendirecek. Zirvenin Suriye ile ilgili gündeminde, Rusya ile İran’ın karşı çıktıkları olası bir Türkiye askeri operasyonu ağırlıklı olarak yer alacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in zirve öncesinde yapacakları ikili görüşmenin gündemi ise Ukrayna ve oluşturulması için yoğun çaba gösterilen tahıl koridoru olacak. Erdoğan’ın amacı, Birleşmiş Milletler (BM) ile oluşturulan planın somut bir şekilde uygulanması için Putin’i de ikna etmek ve anlaşmayı imza aşamasına getirmek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 7.si yapılacak Astana Süreci zirvesi için bugün Tahran’da buluşacak. Liderlerin akşam saatlerinde bir araya gelmeleri ve toplantı sonrasında ortak basın açıklaması yapması bekleniyor.

Suriye sorununun çözülmesine kolaylaştırıcı olmak üzere 2017’de oluşturulan Astana Süreci, Covid-19 salgını nedeniyle liderler düzeyinde fiziki olarak 2019 Eylül’ünden bu yana toplanamıyordu.

Yaklaşık üç sene sonra yoğun bir Suriye gündemiyle gerçekleşecek olan zirve, 24 Şubat’ta Rusya’nın saldırmasıyla başlayan Ukrayna savaşı nedeniyle farklı bir uluslararası konjonktürde yapılacak.

Küresel ve bölgesel dengeleri tamamen değiştiren Ukrayna savaşının Suriye’ye olası etkilerinin bugünkü zirvede daha net ortaya çıkabileceği kaydediliyor.

Bu kapsamda, üç liderin kendi aralarında yapacakları ikili görüşmeler de önemli olacak. 24 Şubat’tan bu yana birçok kez telefonda görüşen Erdoğan ve Putin, savaşın başlamasının ardından ilk kez Tahran’da yüz yüze görüşecek.

Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madrid Zirvesi’nde kabul edilen NATO Strateji Belgesi’nde “en önemli ve doğrudan tehdit” olarak tanımlanan Rusya’nın Devlet Başkanı Putin ile yüz yüze görüşen ilk ve tek NATO lideri olacak.

Batı’nın yakından takip ettiği zirve ve ikili görüşmeler, Suriye ve Ukrayna gündeminin bundan sonraki gelişmeleri açısından önem taşıyacak.

Suriye gündemi yoğun olacak

Suriye’ye odaklanan Astana Süreci’nin Tahran Zirvesi’nde ele alınacak konuların başında “terörle mücadele” konusu geliyor. Ancak özellikle Türkiye ve Rusya’nın bu konudaki öncelikleri farklı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı’ndan zirveye ilişkin yapılan açıklamada, zirve gündemi sıralanırken “PKK/YPG ve DEAŞ başta olmak üzere bölge güvenliğine tehdit teşkil eden terör örgütleriyle mücadele” başlığı dikkat çekti.

Kremlin’den yapılan açıklamada ise liderlerin “uluslararası terörizmin yuvasının tamamen temizlenmesi için” bir dizi önlemin görüşüleceği bilgisi verilerek, özellikle İdlib’de konuşlu “radikal İslamcı terör örgütleri” gündeme getirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aylarda yaptığı bir açıklamada, PKK’nın Suriye kolu olarak tanımlanan YPG’nin kuzey Suriye’de Tel Rıfat ve Münbiç’ten temizlenmesi için bölgeye yeni bir askeri operasyon yapılacağını açıklamıştı.

Bölgeye en son Ekim 2019’da Barış Pınarı Operasyonu’nu düzenleyerek Cerablus-Mare arasında güvenli bir bölge oluşturan Türkiye, Tel Rıfat ve Münbiç’i de YPG’den arındırmak ve oluşturulacak yeni alanlara yaklaşık bir milyon Suriyeli mülteciyi yerleştirmek istediğini kaydetmişti.

İran ve Rusya, Türkiye’nin operasyonuna karşı

Ancak Türkiye’nin yeni bir operasyon yapmasına ne Rusya ne İran sıcak bakıyor. Türkiye’nin güvenlik kaygılarının giderilmesi gerektiğini, ancak yeni bir operasyonun istikrarsızlaştırıcı sonuçları olacağını kaydeden Rusya ve İran’ın, Türkiye’nin operasyonu durdurup durduramayacakları ileriki dönemde belli olacak.

Her ne kadar tüm ağırlığını Ukrayna’ya verse de Rusya, Suriye’de hala en önemli askeri güç ve son dönemde oluşturulan statükonun bozulmasını istemiyor.

Rusya, ayrıca zafiyet görüntüsü vermemek için de Türkiye’nin operasyonuna sıcak bakmıyor. Türkiye’nin olası operasyonuna Rusya’nın nasıl yanıt vereceği, örneğin 2020 başında olduğu gibi İdlib kozunu oynayıp oynamayacağı da bilinmiyor.

İran ise Rusya’nın dikkatinin Ukrayna’ya çevrilmiş olmasını fırsat bilerek Suriye ile ilişkilerini daha da güçlendirme arayışında. İran’ın desteklediği Şii milis güçlerinin son dönemde kuzey Suriye’de daha görünür oldukları kaydediliyor.

Tel Rıfat ve Münbiç’e yapılacak bir operasyonun Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep’in güvenliğini tehlikeye sokacak olması da İran’ın kaygıları arasında.

Türkiye’nin operasyonuna Rusya ve İran’ın yanı sıra, başta ABD olmak üzere Batılı müttefikler de karşı çıkıyor. Washington’dan yapılan açıklamalar, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) oluşturan YPG’ye karşı yapılacak bir harekatın, IŞİD ile mücadeleye sekte vuracağı ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı noktasına dayanıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) operasyon yapıp yapmayacağı, yaparsa ölçüsü ve sınırları, Tahran Zirvesi sonuçları ışığında 21 Temmuz günü düzenlenecek Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ayrıntılı ele alınacak.

Siyasi süreç donma noktasında

Astana Süreci’nin en önemli getirilerinden biri BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına uygun şekilde Suriye’de siyasi süreci ilerletmek için Anayasa Komitesi’nin kurulması olmuştu.

Ancak aradan geçen onca yıl ve BM liderliğindeki görüşmelere karşın somut bir ilerleme sağlanamadı. Türkiye’nin Astana Süreci ortaklarına yaptığı ve Suriye’ye uygulanan siyasi ve ekonomik yaptırımlar da sonuç vermedi.

Zirvede Suriye yönetimi ile muhalefeti bir araya getiren anayasa yazım sürecinin yeniden ele alınması hedefleniyor, ancak somut sonuç çıkması beklenmiyor.

Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile ilişkileri kopma noktasına gelen Rusya’nın siyasi süreç konusunda yeni talepleri olduğu, bunlar karşılanana kadar Suriye’nin anayasa komitesi toplantısına katılmasını istemediği kaydediliyor.

Bu nedenle bu ay sonunda yapılması öngörülen anayasa komitesi toplantısının 9. tur birleşimi yapılamıyor. Rusya’nın toplantıların Cenevre yerine başka bir yerde yapılmasını istediği, Arap basınının gündeme getirdiği iddialar arasında.

‘Tahıl koridoru’ da gündemde

Tahran’da üçlü Suriye görüşmesi kadar ikili temaslar da önemli olacak. Gözlerin çevrildiği buluşma ise Erdoğan ile Putin arasında olacak. Türk ve Rus liderlerin ikili gündemini ise Ukrayna dosyası dolduracak.

Savaşın başladığı 24 Şubat’tan bu yana Ukrayna ve Rusya arasında dengeli bir politika izlediğini açıklayan Türkiye, bunalımın ilk günlerinde tarafları Antalya ve İstanbul’da bir araya getirerek çatışmaların bir an önce durmasını hedeflemişti.

Taraflar arasındaki çatışmaların yoğunlaşması ve Rusya’nın birçok kez sivil hedefleri vurarak yüzlerce kişinin ölmesine yol açması ateşkes çabalarının sona ermesine yol açmıştı.

Türkiye, Mayıs ayı başlarından itibaren küresel bir gıda krizinin engellenmesi için Ukrayna’nın gemilerde ve silolarında bekleyen 25 milyon tona yakın tahılın güvenli yollarla dünya pazarlarına ulaştırılması için taraflar arasında diplomasiye başladı.

Geçen hafta Türkiye ve BM yetkililerinin katılımıyla İstanbul’da yapılan toplantıda Ukrayna ve Rusya askeri yetkilileri uzunca bir süreden sonra ilk kez aynı masa etrafında buluşmuş, tahıl ihracının yapılabilmesi için bazı teknik unsurlarda uzlaşmıştı.

Hem Ankara hem de Moskova’dan yapılan açıklamalar, tahıl koridoruna ilişkin çalışmanın iki lider tarafından Tahran’da ele alınacağını gösteriyor. Savunma Bakanı Hulusi Akar, zirveden bir gün önce yaptığı açıklamada, tarafların bu hafta içinde bir kez daha bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

Erdoğan’ın da Putin’e bu anlaşmanın tamamlanması için gerekli siyasi liderliği göstermesi ve devam eden savaşın küresel gıda krizine yol açmasını önleme çağrısında bulunması bekleniyor.

Putin ile yapılacak görüşmelerde Akar’ın açıkladığı planın geri kalan unsurlarının da çözülmesi durumunda, Rusya ve Ukrayna’nın gıda koridorları oluşturulmasını içeren anlaşmaya imza atabilecekleri kaydediliyor.

Zirve öncesinde bir açıklama yapan AB Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tahıl koridoru konusunda bir anlaşmanın yakın olduğunu kaydetmişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan, Tahran’da Suriye İçin ‘Yeşil Işık’ Arıyor

Rusya, Türkiye ve İran Suriye’de süre giden çatışmayı sona erdirmek hedefiyle 11 yl önce başlatılan ve “Astana barış süreci” olarak adlandırılan müzakerelerin yeni bir evresi olarak Suriye’deki son durumu görüşmek üzere Salı günü İran’ın başkenti Tahran’da bir araya geliyor.

Üç ülke de Suriye’de güç bulunduruyor. Rusya ve İran, Selefi muhaliflere karşı Şam rejimini desteklerken Türkiye isyancıları destekliyor. Salı günkü zirve, Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlerine yönelik yeni bir saldırı başlatma tehdidinin gölgesinde toplanıyor.

Al Monitor’un haberine göre toplantıya ev sahipliği yapan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi toplantı öncesinde Türkiye’nin Suriye’deki herhangi bir askeri harekatının “bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği” uyarısında bulundu.

Tahran zirvesi, Erdoğan’ın, Şubat’ta Ukrayna’yı işgal kararnamesi yayınlamasından bu yana Putin ile ilk yüz yüze görüşmesi olacak. Erdoğan uzun süredir Putin’le buluşma arzusunu dile getiriyordu.

AFP’ye demeç veren Rus yorumcu Vladimir Sotnikov, Türkiye’nin Suriye’deki istilasını Rusya’nın Ukrayna’daki işgaliyle meşrulaştırmayı hedeflediğini söylüyor.

İran ve Rusya “yeşil ışık” yakacak mı?

Erdoğan Ankara’nın “terörist” olarak gördüğü Kürt gücü YPG ve Kürt-Arap ortak ordusu SDG’yi hedef alıyor. Suriye hükümeti, Türkiye’nin yeni bir saldırı başlatma tehditlerini pek çok kez kınadı.

Carnegie Europe uzmanlarından konuk araştırmacı Sinan Ülgen, Ankara’nın operasyonunu başlatmadan önce Moskova ve İran’ın onayını aradığını söyledi.

Ülgen Ankara’nın özellikle hedef almak istediği Tel Rıfat ve Membiç’in “Rusya’nın kontrolü altında” olduğunu ve Türkiye’nin operasyonu sonuçlandırmak açısından bu bölgede “hava sahasını kendisine açmasını istiyor.” Ülgen’in yorumuna göre Ankara özetle Rusya ve İran’dan “yeşil ışık” istiyor.

Ancak şu ana kadar Rusya ve İran, Ankara’nın önünü açacak bir tutum takınmadılar. Rusya, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik bir saldırı başlatmaktan “kaçınacağı” umudunu önceden dile getirmişti.

Geçtiğimiz haftalarda hem Ankara’yı hem de Şam’ı ziyaret eden İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir-Abdullahyan Türkiye’yi ihtiyatlı olmaya çağırdı.

Ancak, İranlı diplomatlar Haziran sonunda Ankara’da “[…] belki özel bir operasyona ihtiyaç duyulabilir olmasını” değerlendirebilecekleri imasında bulunmuşlardı.

Ne var ki, Abdullahyan daha sonra Şam’da yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’deki askeri harekatının “bölgede istikrarsızlaştırıcı bir unsur olacağını” söyledi.

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) başkomutanı Mazlum Abdi’yse, Rusya ve İran’ı Türkiye’yi dizginlemeye çağırdı vee “Umarız (saldırılar) gerçekleşmez ve Kürtler… Büyük güçler arasındaki görüşmeler sırasında terkedilmez” dedi.

Bu koşullar altında yorumcular Türkiye, Rusya ve İran’ın gerginlikten kaçınma ve Suriye konsundaki görüş farklılıklarını azaltma gayretinde olacaklarını öngörüyorlar.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

AK Parti’nin Umudu Kan Kaybının Durdurulmasında

BirGün yazarı Yaşar Aydın, Erdoğan’ın konuşmalarından yola çıkarak AK Parti’nin seçim politikasını değerlendirdi. Halkın yaşadığı sorunlara AK Parti’nin çözüm bulamadığını belirten Aydın, “AKP, yenilgiyi iliklerine kadar hissetmeye başladı” ifadelerini kullandı.

Yaşar Aydın, “Artık kaybedecek çok şeyi olan kim?” başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasını ve AKP’nin seçimde izleyeceği politikaları aktardı.

“AKP, yenilgiyi iliklerine kadar hissetmeye başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Kaybedecek çok şeyimiz var’ diyerek örgütü toparlamaya çalışsa da açlıkla boğuşan milyonlar için bu söz bir şey ifade etmiyor” diyen Aydın, Erdoğan’ın son iki konuşmasında milletten sabır istediğini kaydetti.

“Erdoğan son birkaç aydır sürekli sabır isteyen konuşmalar yaptı. Her seferinde uzattığı iyileşme takvimini yine revize etti. Bu sefer ki tarihi 2023 Şubat-Mart” diyen Yaşar Aydın yazısını şöyle sürdürdü:

“Çok kafadan attığını söyleyemeyiz. 2021 Aralık enflasyonu 13,58; 2022 Ocak 11,1; 2022 Şubat 4,8 olarak gerçekleşmişti. Aslında ülke batmayacaksa daha doğrusu hiper enflasyona doğru ilerlemeyecekse Erdoğan’ın haklı çıkma ihtimali çok yüksek. Aralık ve Ocak aylarına geldiğimizde yıllık olarak aşağıya düşmeye başlayacak. Tabi bu şubat ayı ile birlikte daha net görülecek.

Erdoğan’ın bu sözleri zamanında yapılacak bir seçimde iktidarın stratejisini de ortaya koyuyor aslında. Küçük iyileşmeler abartılacak yeniden yükselişin başladığı muştalanacak ve oyların yeniden evine dönmesi beklenecek.”

Erdoğan mesaisini parti içindeki kopuşları engellemekle geçirecek

Erdoğan’ın ilk iş olarak partideki kan kaybını durdurmayı hedefe koyduğunu belirten Aydın, partiden kopuşların Erdoğan’ı fazlasıyla endişeye sevk ettiğini belirtti. BirGün yazarı, parti içinden aldığı bilgileri ise şöyle aktardı:

“Kulislerden aldığımız bilgilere göre neredeyse tüm yazı, Hayatı Yazıcı ile birlikte örgütün tamiriyle geçirecek.

Başta ağır toplar olmak üzere örgüte verilecek ilk mesajı konuşmasında verdi. Erdoğan iktidarları boyunca neredeyse tüm kamu kaynakları AKP’li isimlere aktı. İş dünyasında olanlara ihale yağdı. Öyle ki en küçük ilçeye kadar genişleyen AKP’li ihale şebekeleri oluştu. İş dünyası dışındakiler kamuda birer ikişer maaşlarla, lojman ve araçlarla ayrıcalıklı hayat yaşadı. Sadece kendileri değil. Bu ayrıcalık 20 yıl boyunca babadan çocuklara geçti.”

“Çare bulamayacaklarını iktidar cephesi de kabul etti”

AKP’nin dış politika hamlelerini de değerlendiren Yaşar Aydın, yazısını şöyle sürdürdü:

“Yurttaşın içinde yaşadığı ekonomik krize kısa sürede çare bulamayacaklarını iktidar cephesi de kabul etti. O yüzden halkın dikkatini sürekli ülke sınırlarının dışında tutmaya gayreti var. NATO, Suriye, Rusya derken yeni fırsatlar edebiyatına geçti bile. Dünya konjonktürünün de yardım etmesini bekliyor. İşin aslı iki eliyle Biden’le Putin’in ipine sarılmış durumda. Birini çok yakına bırakacak ve seçim siyasetini iki elle sarıldığı projenin üzerine yılacak.

Yurttaşa gelince. Dışarda anlatacağı “başarı” içeride ekonomide rakamsal iyileşmeye eşlik edecek aralık asgari ücret zammı, EYT gibi bir düzenleme ile toparlayabileceğini düşünüyor.

AKP artık iliklerine kadar yenilgiyi hissediyor. O yüzden Erdoğan sadece muhalif olanları değil kendi taraftarlarını da korkutarak hizada tutmaya çalışıyor. Kaybedecek çok şeyi olanlar son ana kadar Erdoğan’ı terk etmeyecektir. Kim bunlar?

•Erdoğan’la zenginleşenler

•Erdoğan’la bürokrasiye yerleşenler

•Erdoğan’la büyüyen cemaatler

Ama bunların toplamı iktidarda kalmaya yetmiyor. Çünkü ülkenin yüzde 80’inin zincirinden başka kaybedecek bir şeyleri kalmadı.”

Paylaşın

Meral Akşener: Madem Dodurga Büyük Zafer O Zaman Sandığı Getir

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çankırı’nın Dodurga beldesi seçimleriyle ilgili yorumlarını, “Madem doktor, avukat, kadın cinayetlerini, çocukların gençlerin umutsuzluğunu, ev kadınlarının çaresizliğini, çiftçinin çilesini örtebilecek kadar büyük bir seçim kazandınız, o zaman sandığı getir” sözleriyle değerlendirdi.

Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, Dodurga’da yapılan seçimi  köşesine taşıyarak, “Sanırsınız, Dodurga Türkiye’nin özeti gibi bir yer ve AK Parti’nin “Dodurga Zaferi”, 2023 yılında yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerin işaret fişeği” yorumunu yaptı.

“AK Parti’deki bu Dodurga Zaferi sevincini dün telefonla görüştüğüm İYİ Parti lideri Meral Akşener’e sordum” diyen Zeyrek, şunları aktardı:

“Kendisi, Konya’da katledilen hekimi, İstanbul’da katledilen avukatı anımsattı ve şöyle dedi:

“Bütün meslek grupları bu kadar acı içindeyken Erdoğan Dodurga zaferi kutluyor. Cumhurbaşkanı Sarayı’na kapatıldığından bu yana bu arkadaş bir paralel evrende yaşıyor. Saray yaşamında ülke gerçeklerini göremiyor. ‘Açım’ diyene ‘ne açı’ diyor. Madem doktor, avukat, kadın cinayetlerini, çocukların gençlerin umutsuzluğunu, ev kadınlarının çaresizliğini, çiftçinin çilesini örtebilecek kadar büyük bir seçim kazandınız, o zaman sandığı getir.”

Oyların yüzde 87,02’sini aldı

Çankırı’nın Orta ilçesine bağlı Dodurga beldesi yapılan belediye başkanlığı seçimini AK Parti ve MHP’nin ortak adayı Hasan Hüseyin Kaşıkçı, oyların yüzde 87,02’sini alarak kazanmıştı. Seçim sonrası Erdoğan: “Geçtiğimiz hafta yapılan Çankırı Dodurga seçimleri, Anadolu irfanının bir göstergesi olarak siyasi tarihimizdeki yerini almıştır” dedi.

Paylaşın

Erdoğan, En Büyük Endişesini Açığa Vurdu

Gazeteci Murat Yetkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz gün Ankara Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen Geçmiş Dönem Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı açıklamaları değerlendirdi.

Yetkinreport.com’da yayınlanan yazısında “Erdoğan’ın yüreğine seçimi kaybedebileceği korkusu düşmüş ve bu korkunun nedenini gayet doğru olarak saptamış. Erdoğan’ın yüreğine düşen korku 2023 seçiminin kızgınlık ve kırgınlık seçimi olması” diyen Yetkin, şöyle devam etti:

“O yüzden diyor ‘Bu seçim kızgınlıkla, kırgınlıkla, nefsaniyetle hareket edilebilecek bir seçim değildir’ diye.

Kime diyor? Güya ‘istişare ve değerlendirme’ toplantısı için Ankara’ya çağırdığı AK Parti’nin ‘Geçmiş Dönem Belediye Başkanlarına’. İstişare ve değerlendirmenin anlamı genellikle bir konuşma da onlara yapmak, daha doğrusu bir konuşma da onlara hitaben yapmak oluyor.

Zaten böyle bir toplantının yapılması bile başlı başına Erdoğan’ın artık kendi partisindeki kan kaybının farkında olduğunu ve onu durdurma çabasına girdiğini gösteriyor.

Yirmi yıllık iktidarında kimler geldi, kimler geçti? Herkesin gönlünü hoş tutmak mümkün değil. Ama seçimi yitirebileceği korkusu yüreğine düşmüş AK Parti liderinin. ‘Kayıpları telafi edeceğiz’ sözüne sarılıyor.”

Yazının tamamını için TIKLAYIN

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinin kaybedilmesinden dolayı üzüntü duyduğunu söylemiş, ardından “Seçimi kaybettik demiyorum sadece başkanlık nezdinde diyordum. Çünkü meclislerini biz kazandık. Bunu iyi anlatmamız lazım” ifadesini kullanmıştı.

2023 seçimleri için ”Kızgınlık, kırgınlık, nefsaniyetle hareket edilebilecek bir seçim değildir” diyen Erdoğan, şöyle devam etmişti: Türkiye, dünün Türkiye’si değil. Eser ve hizmetlerimizle çok ileri ve farklı bir yerdeyiz. Artık kaybedecek çok şeyimiz var.

Paylaşın

İlk Kez Oy Kullanacak 6 Milyon Genç Erdoğan’ın Kaderini Belirleyebilir

Türkiye’de gelecek yıl yapılması planlanan seçimlerde ilk kez oy kullanacak altı milyon genç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarını devam ettirmesi ya da farklı bir liderin yönetimindeki Türkiye’yi seçmek arasında bir karar vermeye hazırlanıyor.

Kamuoyu yoklaması yapan araştırmacılar seçmenlerin yaklaşık yüzde 12’sini oluşturacak gençlerin oyunun, seçim yarışında belirleyici olacağını kaydediyor.

İstanbul’dan Orta Anadolu’ya kadar 18-23 yaş arası bir grup gençle yapılan görüşmeler, gençler açısından adalet, göç, liyakat ve şeffaf ekonomi politikalarının en önemli konular olduğunu ortaya koyuyor.

İstanbul’da tarih öğrencisi olan ve soyadını vermek istemeyen 19 yaşındaki Damla, Reuters haber ajansına verdiği demeçte “Kararımı tam olarak vermiş değilim ama sanırım kötünün iyisini seçeceğim ve muhalefeti destekleyeceğim” diyor.

Ekonomik çalkantı ve yükselen enflasyon, ailesiyle birlikte yaşamasına rağmen masraflarını artırmış ve artık arkadaşlarıyla çok fazla dışarı çıkamıyor.

“Yaşamıyormuşum gibi hissediyorum, sadece hayatta kalmaya çalışıyorum” diyen Damla, “AK Parti bu seçimi kaybetse bile yeni hükümet, halkın baskısını üzerinde hissetmeli” ifadesini kullanıyor.

Anketlerin büyük çoğunluğunda Erdoğan, muhalefet liderlerinin gerisinde görünüyor. Bunda Türk Lirası’nda son yıllarda yaşanan değer kaybı ile birlikte rekor seviyelere yükselen enflasyon ve alım gücünün düşmesinin de payı bulunuyor.

“Ekonomi iyi gitmiyor olabilir ama bu tüm ülkelerde böyle”

İstatistik ofisi ve verilere göre, gelecek yıl oy kullanacak 62,4 milyon Türk’ün yaklaşık 13 milyonunu “Z Kuşağı” olarak isimlendirilen kesim oluşturuyor. Altı milyonu ilk kez oy kullanma hakkına sahip olacak.

Araştırma şirketi Gezici’nin başkanı Murat Gezici, genç seçmenlerin genel olarak hükümete kızgın olduğu ancak belirli bir ideolojiye bağlı olmadığı ve muhalefete de tamamen güvenmediği değerlendirmesinde bulundu.

Şirketin yaptığı anketlerin sonuçları, 18-25 yaş arası Z kuşağı seçmenlerinin yaşam tarzları, ifade özgürlüğü ve medya üzerindeki baskılara şiddetle karşı çıktığını gösteriyor.

Murat Gezici, “Bu kuşağın yüzde 80’i AK Parti’ye oy vermeyecek” diyor.

İlk kez oy kullanacak olan 18 yaşındaki Yusuf, koronavirüs salgını ve Ukrayna’daki savaşın ardından dünya ekonomilerinin çoğunun zor günler geçirdiğini söylüyor.

Yusuf, “Bence şu anda ülkemizi yöneten kişi en iyi ve en uygun lider… AK Parti’ye oy vereceğim çünkü insanları rahat ettirmek için planlar yapıyor” diyor ve ekliyor: “Ekonomi iyi gitmiyor olabilir ama bu tüm ülkelerde böyle.”

“Gençler değişim istiyor”

Uzmanlara göre genç seçmenlerin motivasyonu tahmin edilemeyen bir faktör ve bu seçimin öngörülemezliğini arttırıyor.

Seçimin sonucu, ortak politika zemininde buluşan altı muhalefet partisinin Erdoğan’a rakip olarak kimi göstereceğine bağlı olabilir.

“Gençler değişim istiyor” diyen MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat’ın araştırmasına göre 18-29 yaş arası gençlerin yüzde 70’i muhalefeti destekliyor.

Kulat’a göre genç seçmenler, ekonomik beklentilerini yabancı akranlarıyla karşılaştırma eğiliminde, orta yaş üstü seçmenler ise daha ziyade yol ve hastane gibi altyapı yatırımlarına bakıyor.

Hükümetin politikaları nedeniyle yaşam koşullarının kötüleştiğini ifade eden 21 yaşındaki Helin, bundan dolayı muhalefete oy vereceğini, ancak (muhalefetin) önerilerinin mevcut göç politikasındaki veya azınlık haklarındaki sorunları etkili bir şekilde ele alamayacağından endişe ettiğini dile getirdi.

Reuters’ın sorularını Ankara’dan yanıtlayan Helin, “İktidar değişikliğinin en azından acil sorunları çözeceğine inanıyorum” diye konuştu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

CHP’den ‘Asgari Ücret’ Tepkisi: Millet Açlığa Terk Edildi, Rezilsiniz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 bin 500 TL asgari ücreti ‘Türkiye çalışanların emeği ile büyüyor’ sloganı altında açıkladı. CHP yöneticileri, açıklanan asgari ücrette sert tepki gösterdi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Kendilerine ‘ekonomistim’ diyenler, daha dört işlem yapıp asgari ücrete yapılan zammı hesaplayamıyor. Ama çakma ekonomist, o kadar çaresiz ki asgari ücretliyi enflasyona ezdiren bir zam oranını bile kendisi açıklıyor. Millet, sandıkta bunun hesabını soracak” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ise “Erdoğan, asgari ücreti değil, asgari açlık ücretini açıkladı” değerlendirmesini yaptı.

CHP’lilerin sosyal medya hesaplarından verdiği tepkiler şöyle:

CHP Sözcüsü Faik Öztrak: Kendilerine ‘ekonomistim’ diyenler, daha dört işlem yapıp asgari ücrete yapılan zammı hesaplayamıyor. Ama çakma ekonomist, o kadar çaresiz ki asgari ücretliyi enflasyona ezdiren bir zam oranını bile kendisi açıklıyor. Millet, sandıkta bunun hesabını soracak. Geliyor gelmekte olan.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca: Açlık sınırının 6 bin 391 TL olduğu bir ülkede asgari ücreti 5 bin 500 TL olarak açıklamak, milyonlarca yurttaşa ‘açlığınız umurumuzda değil’ demektir.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi: Emekçileri sadece enflasyona ezdirmekle kalmayıp bir de kendileri ezdiler. Çarşı, pazara yansıyan enflasyonun yüzde 200’lere dayandığı ülkede asgari ücret, yapılan zamla açlık sınırına dahi yaklaşamıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı: Yılın başında 4 bin 253 TL yapılan asgari ücret, yeni zamla 5 bin 500 TL oldu. Açlık sınırının altında kalan asgari ücretle insanlar geçinemez. Yoksulluk sınırı ise bu ücretin kat kat üstünde. Tek bir karar ülkeyi düze çıkarır; hemen seçim.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun: Asgari ücrete yapılan sözde zamla ‘vatandaşı enflasyona ezdirmedik’ diyen, milletin aklıyla dalga geçen bu hükümet gidecek. Saraylarda, bir eli yağda, bir eli balda olan bu hükümetin üstünde, açlığa terk ettikleri milletin ahı var.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç: Erdoğan enflasyonu durdurulamadıktan sonra maaş artışları işe yaramayacaktır. Açlık sınırının altındaki 5 bin 500 TL asgari ücret, vatandaşı açlığa terk etmektir. Güçlü demokrasi, güçlü ekonomi, güçlü Türkiye için oyunuzu altı oka basın.”

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay: Açlık sınırının 6 bin 391 TL olduğu bir ülkede, 6 bin 770 TL’nin altındaki her rakam zülümdür, emek hırsızlığıdır.

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke: Aç kalmamak için en az 6 bin 400 TL gerekiyor, asgari ücret 5 bin 500 TL. Rezilsiniz! Emekçiyi ezen Saray düzenini değiştireceğiz.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Koordinatörü Veli Ağbaba ise yapılan zamma ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:

“Yeni asgari ücret 5 bin 500 TL. Erdoğan’ın ‘Hiçbir vatandaşımızı enflasyona ezdirmeme sözümüz, kararlığımız var’ dedikten sonra açıkladığı asgari ücret, açlık sınırının altında kaldı. Erdoğan, asgari ücreti değil, asgari açlık ücretini açıkladı. TÜİK’in 5 aylık açıklamış olduğu enflasyon oranı yüzde 35,6. Eğer haziran enflasyonu sıfır bile çıksa zam oranı yüzde 35,6 olacakken asgari ücret zammı yüzde 30 olarak açıklandı. Erdoğan, asgari ücretliye manipülasyon kurumu TÜİK verilerinden dahi daha az zam verdi.

“Açlık sınırı altında yaşamasının ilanı oldu”

Haziran ayı için açlık sınırını Türk-İş 6 bin 391 TL, Birleşik Kamu İş 6 bin 778 TL olarak açıkladı. Yani ortalama açlık sınırı 6 bin 585 TL. Bu zam, ortalama açlık sınırının tam bin 85 TL altında kaldı. 10 milyon asgari ücretli ve ailesine Erdoğan’ın verdiği müjde, açlık oldu. Asgari ücrete zam yapılmadı, açıklanan 5 bin 500 TL asgari ücret, 4 bin 253 TL asgari ücretin de alım gücü olarak gerisinde kaldı. Yapılan zam, asgari ücretlinin yılın geri kalan 6 ayını yine açlık sınırı altında yaşamasının ilanı oldu.

Erdoğan, 5 bin 500 TL asgari ücreti ‘Türkiye çalışanların emeği ile büyüyor’ sloganı altında açıkladı. Oysa bu ifade, ‘AKP emekçilerin emeğine el koyarak büyüyor’ olarak değiştirilmeliydi.”

Paylaşın

Açlık Sınırı 6 Bin 391, Asgari Ücret 5 Bin 500 TL

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Temmuz’dan itibaren uygulanacak yeni asgari ücretin net 5 bin 500 lira olacağını açıkladı. Türk-İş’in 28 Haziran’da açıkladığı verilere göre, açlık sınırı 6 bin 391 TL’ydi. Bir başka deyişle asgari ücret, açlık sınırından 891 TL düşük.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, hükümeti temsilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, işçileri temsilen TÜRK-İŞ Genel Başkan Ergün Atalay ve işvereni temsil eden TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol önderliğinde toplanarak yeni asgari ücreti belirlemek üzere toplantılarını tamamladı.

Belirlenen asgari ücreti, İstanbul Dolmabahçe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm tarafların katıldığı basın toplantısında açıkladı. Erdoğan zam oranı önce yüzde 25 olarak duyurdu. Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin Erdoğan’ın kulağına fısıldayarak uyarıda bulundu. Erdoğan bunun üzerine zam oranını yüzde 30 olarak düzeltti.

Erdoğan “Buna göre yeni asgari ücret net 5 bin 500 lira olacak.” dedi. Adından “İşçi başına devletimiz, işverenlere de 100 lira destek verecektir. Yeni asgari ücretin tüm kesimlere hayırlı olmasını diliyorum. Bu bir ara artıştır, asıl tespiti inşallah yılbaşında gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.

Açlık sınırından 891 TL düşük

Asgari ücret bu haliyle açlık sınırının altında kaldı. Türk-İş’in 28 Haziran’da açıkladığına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 6 bin 391 TL. Bir başka deyişle asgari ücret, açlık sınırından 891 TL düşük.

Yine dört kişilik bir ailenin gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 20 bin 818 TL. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 8 bin 313 TL. Asgari ücretle çalışan bekar bir çalışan, yaşam maliyetini karşılayabilmesi için 2 bin 813 TL daha bulması gerekiyor.

Paylaşın

Binali Yıldırım, Numan Kurtulmuş, Fuat Oktay Endişelerini İletti, Erdoğan Kapıyı Kapattı

Halk TV yazarı Barış Soydan, Binali Yıldırım, Numan Kurtulmuş ve Fuat Oktay gibi AK Parti’nin önemli isimlerinin ekonomi yönetimi konusunda endişeli olduğunu, ancak Erdoğan’ın değişiklik taleplerine kapıyı kapattığını aktardı.

Barış Soydan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomi politikalarında ‘kesinlikle değişim olmayacağı’ yönündeki mesajlarını değerlendirdi .

“Dünyanın hiçbir yerinde ilişkisi kalmayan gösterge faiz-enflasyon dayatmasını tek kurtuluş reçetesi gibi önümüze koyanların bir kısmı zırcahil, bir kısmı ise alenen haindir.” – 27 Mayıs 2022.

“Kimse bizden şunu beklemesin, bu iktidar faiz artırmayacak, faizi düşürmeye devam edeceğiz.” – 6 Haziran 2022.

Erdoğan’ın bu mesajlarının muhatabının aslında çok da uzaklarda olmadığını belirten Soydan, edindiği bilgiler ve izlenimler doğrultusunda bu söylemlerin piyasalara değil, daha ziyade yakın çevresinden bazı isimlere yönelik olduğunu söyledi.

Soydan, “AKP=Tayyip Erdoğan diye düşünülüyor olsa da, ekonominin içinde bulunduğu duruma karşı karşısında iktidar partisi içinde hem şikayetlerin hem çözüm arayışlarının arttığı bir gerçek. Bu durum zaman zaman olası kabine ve kadro değişikliği senaryolarına da evriliyor” ifadesini kullandığı yazısına şöyle devam etti:

“İşte Erdoğan son dönemdeki katı mesajlarıyla aslında parti içindeki farklı görüşleri ve çekişmeleri bastırmayı hedefliyor.

AKP içerisinde ve Erdoğan’ın çevresinde nasıl bir dağılım ve bir bakıma kamplaşma var? Erdoğan’ın planı ne?

Önce ‘Endişeli ve giderek daha aktif’ olan gruptan bahsedelim. Kaynaklarıma göre Binali Yıldırım, Fuat Oktay ve AKP içerisinde bazı önemli isimlerin olduğu bir grup, ekonominin gidişatına ve seçimlerin kaderine ilişkin ciddi endişeler taşıyor. Bu grup hem parti merkezi hem teşkilatlarda hakim görüşü temsil ediyor. Ekonomide temel göstergelerin bozulduğunu, halkta ciddi refah kaybı yaşandığını ve sabır tavsiyelerinin artık kabul görmediğini ifade ediyorlar.

Mehmet Şimşek ve Murat Çetinkaya hatırlatması

Ekonomide geçmişte Binali Yıldırım’ın koordinasyon rolü üstlenerek zor dönemlerde krizleri önlediği, onun koordinasyonunda çalışan eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile dönemin Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın aldıkları önlemlerle 2017 Referandumu ve 2018 seçimlerinin ucu ucuna da olsa kazanılmasını sağladığını hatırlatıyorlar. Binali Yıldırım’ın koordinasyonunda ekonomi politikalarında acil önlemler ve kadro değişimi dair önerilerin Erdoğan’a iletildiği belirtiliyor.

Erdoğan’ın son günlerde net ifadelerle verdiği ‘Ekonomi politikalarında değişim yok’ mesajlarını, bu arayışlara karşı bir duruş olarak değerlendirmek mümkün.

Kaynaklarıma göre Erdoğan cephesi de sanılanın aksine tek bir yapı ve bakıştan ibaret değil. 2018 seçimleri sonrasında Hazine ve Maliye Bakanlığını üstlenen Berat Albayrak, 2020 Kasımında istifasını vermesinden bu yana ortalarda görünmüyor. Bununla birlikte ekonomi yönetiminde Albayrak’a yakın çok sayıda ismin bulunduğu biliniyor. Ancak Albayrak’ın görevden ayrılma şekli ve kamuoyundaki olumsuz algı gibi nedenler sebebiyle Albayrak’ın olası bir değişiklikte ön planda olması çok olası görülmüyor.

‘Albayrak Nebati’den desteğini çekti’

Kaynaklarıma göre Albayrak’ın kısa süre önce büyük umutlarla yayınladığı kitabın beklenen etkiyi yaratamaması da bunda etkili. Yine de Albayrak, hem iktidar yakın medya hem Saray’daki danışmanlar aracılığıyla hâlâ denklemin içinde. Bu arada Albayrak’ın Bakan Nebati’den desteğini çektiği de konuşuluyor.

İktidar partisi içinde bir başka etkili figür, Numan Kurtulmuş. Kurtulmuş’un parti içerisinde kendisine yakın bir ekiple birlikte çalışıp zaman zaman Erdoğan’la konuları müzakere ettiği biliniyor. Kurtulmuş’un ekonomi yönetiminin değiştirilmesini istediği söyleniyor…

Erdoğan şimdilik değişik taleplerine kapıyı kapamış durumda. Ancak sonbahar aylarında ekonomide yaşanabilecek yeni fırtınanın Erdoğan üzerinde baskıyı artırabileceğini ve parti içerisinde de endişeleri çok yukarıya taşıyabileceği belirtiliyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kulis: Erdoğan, Bülent Arınç’ın İhracına Karşı Çıktı

Gazeteci Barış Yarkadaş, Erdoğan’ın AK Parti kurmaylarına, ‘kral çıplak’ eleştirisi yapan Bülent Arınç için “İhraca gerek yok. Küskün sayısını artırmayın” talimatını verdiğini yazdı. Yarkadaş, Erdoğan’ın verdiği bu cevabın ardından, Arınç’ın dosyasının ‘şimdilik’ rafa kaldırıldığını vurguladı.

Korkusuz gazetesi yazarı ve eski milletvekili Barış Yarkadaş, AK Parti kulislerine dayandırdığı yazısında, parti yönetiminin, eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ihracı talebiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüştüğünü yazdı.

AK Parti kurmaylarının Arınç’ın sözlerini hatırlatarak “İhraç edilmesi gerekir’’ görüşünü ilettiklerini belirten Yarkadaş, “Kurmaylarının görüşlerini dinleyen Erdoğan, ‘İhraca gerek yok. Küskün sayısını artırmayın’ yanıtını verdi” dedi.

Erdoğan’ın verdiği bu cevabın ardından, Arınç’ın dosyasının ‘şimdilik’ rafa kaldırıldığını vurgulayan Yarkadaş, şu kulis bilgisini aktardı:

“Ancak dün konuştuğum AKP’li bir kaynağım, ‘Disiplin Kurulu önümüzdeki günlerde toplanacak. Bu konu muhtemelen orada da gündeme gelecektir’ ifadesini kullandı. Ancak AKP’li kaynağım da Erdoğan’ın ‘Küskün sayısını artırmayın’ talimatının ardından Arınç’ın disipline gönderilmesinin ‘imkansız’ hale geldiğini belirtti.”

Arınç, Türk Demokrasi Vakfı’nın yeniden açılış töreninde yaptığı konuşmada, iktidara eleştirilerde bulunarak, “Kral Çıplak… Bunu söylememiz gerekir’’ demişti.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın