Erdoğan: 21 Yılda Zihniyet Devrimi Gerçekleştirdik

Sayıştay’ın 161’inci kuruluş yıldönümü töreninde konuştu Erdoğan, “Ne baskılar karşısında boyun eğdik ne de ‘hukuk devleti’ ilkesinin yara almasına müsaade ettik. Ne Anayasamızın vermediği bir yetkiyi kullandık, ne de milletin emanetinin gasp edilmesine göz yumduk. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki fay hatlarını kapatarak, tüm alanlarda tarihi nitelikte reformlara, eserlere, yatırımlara imza attık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Son 21 yılda ülkemizde büyük bir zihniyet devrimi gerçekleştirdik. Uzun uğraşlar sonucunda devletin tüm kurumlarının hedef birliği anlayış ve gaye birliği içerisinde ahenkle çalışmasını temin ettik. Türkiye prangalarından kurtuldukça her alanda büyük bir ivme yakaladı. Vatandaşımız yıllar sonra hasretini çektiği hizmetlere böyle kavuştu. Demokrasimiz bugün tüm dünyanın gıptayla baktığı olgunluk seviyesine böyle ulaştı.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 161’inci kuruluş yıldönümü töreninde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Özellikle bizim gibi bunun sıkıntısını çekmiş bir ülke için bu durum (devlet organları arasında uyum) hayati derecede önemlidir. Çok partili demokrasiye geçilen tarih olan 1950’den beri Türkiye’nin temel sorunlarından birisi erkler arası rekabetin hatta zaman zaman kavgaya varan çekişmelerin yaşanmasıdır.

Tarihimize şöyle bir baktığımızda bunun çok sayıda örneğini görüyoruz. Hepsini de rahmetle andığımız Menderes’ten Demirel’e, Erbakan‘dan Özal’a kadar siyasetçilerimizin tamamı bu acı gerçekle yüzleşti. Ülke ve milletin hayrını düşünerek attıkları adımların ekseriyeti farklı sebepler öne sürülerek engellendi. Kendini milli iradenin üstünde gören zihniyetin yargıdaki, yürütmedeki, bürokrasideki temsilcileri hukukun kendilerine verdiği yetkiyi ülkenin önünü açmak için değil statükoyu korumak için kullandı.

Merhum Ecevit’in önüne fırlatılan Anayasa kitapçığı bunun adeta sembolü olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Bu yasakçı ve statükocu tavırdan hak ve özgürlükler dahil Meclis’te milli iradenin takdiri ile geçen reformlar da payını almıştır. Türkiye maalesef bu süreçte altın değerinde yıllarını kaybetmiştir. Milletimiz ekonomik maliyeti 10 milyarlarca doları bulan faturalarla karşı karşıya kalmıştır. İşçisinden kamu görevlisine, üreticisinden esnafına kadar toplumumuzun tüm kesimleri ciddi sıkıntılar yaşamıştır.

Ne baskılar karşısında boyun eğdik ne de ‘hukuk devleti’ ilkesinin yara almasına müsaade ettik. Ne Anayasamızın vermediği bir yetkiyi kullandık, ne de milletin emanetinin gasp edilmesine göz yumduk. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki fay hatlarını kapatarak, tüm alanlarda tarihi nitelikte reformlara, eserlere, yatırımlara imza attık.

Son 21 yılda ülkemizde büyük bir zihniyet devrimi gerçekleştirdik. Uzun uğraşlar sonucunda devletin tüm kurumlarının hedef birliği anlayış ve gaye birliği içerisinde ahenkle çalışmasını temin ettik. Türkiye prangalarından kurtuldukça her alanda büyük bir ivme yakaladı. Vatandaşımız yıllar sonra hasretini çektiği hizmetlere böyle kavuştu. Demokrasimiz bugün tüm dünyanın gıptayla baktığı olgunluk seviyesine böyle ulaştı.

Yeni sistemin avantajlarını başta salgın dönemi olmak üzere son yıllarda yaşadığımız tüm krizlerde bizzat müşahade ettik. 50 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri ile mücadelemizde de yeni yönetim sisteminin katkılarını tekrar tecrübe ettik. Bu gerçeğin insanımız tarafından da kabul ve takdir edildiğini görüyoruz. 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin sonuçlardan biri de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin milletten yeniden güven oyu almış olmasıdır.

Bu seçimler eski sistem tartışmalarına son noktayı koymuştur. Ülkemiz 3 ayda 5 ayda bir hükümetin değiştiği koalisyon dönemlerini bir daha gelmemek üzere rafa kaldırmıştır. Türkiye’nin fuzuli tartışmalarla kaybedecek ne vaktinin ne de enerjisinin olduğunu düşünüyoruz. Siyaset müessesesinin de sandıktan çıkan iradeyi doğru okuyacağına dair ümidimizi koruyoruz.

Biz her halükarda buradan geriye gidişe izin vermeyeceğiz. 5 yıllık tecrübelerin ve uygulamaları ışığında sistemin işleyişini daha da iyileştirecek adımları elbette atacağız. Türkiye’nin şahlanış dönemine liderlik edecek kurumsal bir yapıyı mutlaka tesis edeceğiz. Ama bunları yaparken ülkemizin, milletimizin ve demokrasimizin uğruna bedel ödeyerek elde ettiği kazanımları halel getirmeyeceğiz.”

Paylaşın

“Erdoğan, Kabineyi Sil Baştan Yenileyebilir” İddiası

AK Parti kulislerinde konuşulanlara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kabineyi sil baştan yenileyeceği ve milletvekili seçilen bakanların hiçbirisini kabineye almayacağı ve kabinenin tamamen yeni isimlerden oluşacağı yönünde.

Bu görüşü savunanlar Erdoğan’ın, milletvekilliği seçiminde üç dönem kuralını istisnasız uyguladığını, bir kişinin kabineye yeniden alınması halinde “kırılma yaratabileceği”ni belirterek, Erdoğan’ın “sil baştan değişim stratejisini uygulayabileceği” görüşünü dile getiriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Seçimi ikinci turunu kazanmasının ardından yeni kabineye ilişkin kulis bilgileri gelmeye devam ediyor.

TBMM’de Cuma günü yapılacak milletvekili yemin töreninin ardından Erdoğan’ın da yeni kabinesini aynı gün açıklaması yüksek olasılık görülüyor. Erdoğan’ın YSK’nin kesin sonuçları açıklama takvimine göre Cumartesi günü yemin edip resmen görevine başlaması bekleniyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın kulis haberine göre, kabinenin nasıl şekilleneceği konusunda ise iki seçenekten söz ediliyor. Birincisi, Erdoğan’ın mevcut kabinede yer alan ancak milletvekili seçilen bazı bakanları yeniden kabineye alabileceği yönünde.

Bu çerçevede, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmesi beklenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanı Murat Kurum, kabinede yer alması olası isimler olarak görülüyor.

AK Parti kulislerinde konuşulan bir başka iddia ise Erdoğan’ın, kabineyi sil baştan yenileyeceği ve milletvekili seçilen bakanların hiçbirisini kabineye almayacağı ve kabinenin tamamen yeni isimlerden oluşacağı yönünde.

Bu görüşü savunanlar Erdoğan’ın, milletvekilliği seçiminde üç dönem kuralını istisnasız uyguladığını, bir kişinin kabineye yeniden alınması halinde “kırılma yaratabileceği”ni belirterek, Erdoğan’ın “sil baştan değişim stratejisini uygulayabileceği” görüşünü dile getiriyor.

Ayrıca, yeni dönemde sandalye sayısının 268’e düşmesi nedeniyle, komisyon çoğunluğunun ancak MHP desteğiyle sağlanabildiği, geçen dönemde olduğu gibi milletvekili seçilen isimlerin bakan olarak atanmasının sıkıntı yaratabileceği düşünülüyor.

Geçen dönem kabinesinde daha çok “teknokrat” isimlere yer veren Erdoğan’ın, bu dönem siyasi deneyimi olan isimleri kabineye alması yüksek olasılık olarak görülüyor. Bu çerçevede, üç dönem kuralına takılmaları nedeniyle aralarında parti yöneticileri veya eski grup yöneticilerinden isimleri kabineye alabileceği konuşuluyor.

Mehmet Şimşek kabinede görev alır mı?

Yeni dönemde Erdoğan’ı bekleyen en önemli sorunların başında ekonomi geliyor. Seçimler öncesinde eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüşerek ekonominin başına geçmesini istediği, ancak olumlu yanıt alamadığı biliniyor. Kulislerde Erdoğan’ın bu kez Şimşek’i “ikna ettiği” iddiaları konuşulsa da bu konuda henüz kesin bilgi yok.

Şimşek için ekonomiden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcılığı, Erdoğan’ın ekonomiden sorumlu başdanışmanlığı pozisyonunda görev alabileceği yorumu yapılıyor. Yeni dönemde Erdoğan’ın, ekonomi yönetiminde değişikliğe gidebileceği, Hazine ile Maliye’nin iki ayrı bakanlık olarak yapılandırabileceği de belirtiliyor.

TBMM Başkanlığı için ise Cuma günü milletvekili yemini ettikten sonra görevi sona erecek olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un adı konuşuluyor.

Oktay’ın parlamentoya yeni girmesi nedeniyle TBMM Başkanlığı’na hemen getirilmeyebileceği yorumları yapılsa da, Erdoğan’ın tercihinin belirleyici olacağına dikkat çekiliyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na Gönderme: Ben Hesap Uzmanı Değilim, Ekonomistim

Katıldığı bir etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, “Millet kumar masasına tekmeyi vurarak devirmiştir. Hesap uzmanıyım diye övünenler dimyata pirince giderken evlerindeki 40 milletvekilinden de olmuştur. İktidar hırsıyla yapılan yanlış hesaplar bu sefer Bağdat’tan değil sandıktan dönmüştür. Ben hesap uzmanı değilim, ekonomistim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Burada bu hesabı sizlerle de paylaşayım. CHP vekil sayısı 2018’de 146’ydı. 2023’te vekil sayısı 169’a çıktı. Fakat buradan kiralık vekiller verdiler onlar da 40 tane. 40 vekil gidince 129’a vekil sayıları düştü. Hesap uzmanı bu işi böyle yapar mı? 40’ı gitti, 129 vekil kaldı. 17 vekil burada düşmüş oldu. Bundan sonrasını herhalde oraya gönül vermiş olan CHP’li arkadaşlar düşünecektir. Eski Türkiye ittifakı sandıkta milletten ikinci kez kırmızı kartı yemiştir. Eski sisteme dönüş önerileri bir kez daha elinin tersiyle itmesi son derece manidardır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Kuruluşundan bugüne TOBB çatısı altında emek vermiş ancak aramızda olmayan ebediyete intikal etmiş kardeşlerimizi rahmetle yad ediyorum. TOBB’da delege olarak 10-20-30 yıl ve üzerinde süresini tamamlayan kardeşlerimizi tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında büyük ve güçlü Türkiye idealine sahip çıkan TOBB üyelerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Türkiye’ye hizmet mücadelemizde bugüne kadar hep sizlerle yol yürüdük. Sırt sırta vererek beraberce yaşadık.

Ekonomimizi çökertmeyi amaçlayan saldırıları beraber püskürttük. Türkiye’yi tarihinin en büyük yatırım hamleleriyle beraber tanıştırdık. Milli gelirimizi 236 milyar dolardan 1 trilyon dolar sınırına beraber getirdik. Kişi başı geliri 3 bin 600 dolardan alıp 10 bin 650 dolara beraber yükselttik. İstihdamı 32 milyona beraber ulaştırdık. İhracatımızı 36 milyar dolardan 255 milyar dolara turist sayısını 51,5 milyonun üstüne beraber çıkardık. 60 yıllık hayal olan TOGG projesini sizlerin de sahiplenmesiyle birlikte gerçeğe dönüştürdük.

Son 21 yıla damga vuran bu eşsiz başarıları kamu özel sektör dayanışması içinde beraberce yazdık. İnşallah bundan sonra aynı çizgide yolumuza devam edeceğiz. Farklı hesaplarla hareket edenleri asla aramıza sokmayacağız. Ülkemizin karşılaştığı sorunlara ortak akılla çözüm arayacağız. Türkiye Yüzyılı’nı hep beraber inşa edeceğiz. TOBB üyeleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hedeflerimize ulaşması noktasında üzerlerine düşen görevi yerine getireceklere inanıyorum. Sizlere güveniyorum.

Tarihimizin en önemli seçim süreçlerinden birini hamdolsun başarıyla tamamladık. 14 Mayıs’ta seçimlerin Meclis boyutu neticelenmişti. 28 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı aşaması sonuçlandı. Her iki seçimi de demokrasimize yakışır olgunlukla gerçekleştirdik. Rekor katılımla vatandaşlık görevimizi ifa ettik. Adeta yüzde 90’lara dayanan bir katılım. Seçim sonuçlarının hayırlı olmasını diliyorum. Yurt dışında yaşayan kardeşlerimi hepimizi gururlandıran yüksek katlımdan dolayı ayrıca tebrik ediyorum.

28 Mayıs gecesini ülkemizle birlikte Afrika’dan Asya’ya Türk cumhuriyetlerine kadar her yerde bayram gecesine çeviren tüm dost ve kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Sokaklardaki o eşi benzeri görülmemiş coşkunun arkasında yatan sebepleri çok iyi analiz edeceğiz. Gerek anlam ve sonuçları itibarıyla ülke olarak kader seçimi yaşadığımızın farkındayız. Anadolu irfanı bir kez daha siyaset mühendisliklerine galip gelmiştir. Terör örgütleri eliyle siyaseti yönlendirme çabaları hedeflerine ulaşamamıştır. Seçimin kazananı Türk demokrasisi ve milleti olmuştur. Kendini bu topraklara ait hisseden her bir vatandaşım bu seçimin tartışmasız kazananıdır.

Kampanya sürecinde kışkırtmalara rağmen sadığa gölge düşürmeyen seçimin kazananıdır. Sırf farklı tercihlerde bulunduğu için iğrenç hakaretlere uğrayan depremzedelerimiz bu seçimin en büyük kazananıdır. Terör örgütü mensuplarının tehditlerine boyun eğmeyerek sandıklara koşan gurbetçilerimiz bu seçimin kazananıdır. Türkiye denilince gözleri parlayan gözlerinden damlalar akan ülkemiz için dua eden bizimle sevinip bizimle üzülen tüm mazlum ve mağdurlar bu seçimin kazananıdır.

“Eski Türkiye ittifakı sandıkta milletten ikinci kez kırmızı kartı yemiştir”

Türkiye Yüzyılı teklifimiz seçimlerde milletimiz tarafından büyük teveccühle kabul görmüştür. Milletimiz 323 milletvekiliyle Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığına yüzde 52,18 oranında oyla şahsımıza vererek istikrar sürsün Türkiye büyüsün demiştir. Millet kumar masasına tekmeyi vurarak devirmiştir. Hesap uzmanıyım diye övünenler dimyata pirince giderken evlerindeki 40 milletvekilinden de olmuştur. İktidar hırsıyla yapılan yanlış hesaplar bu sefer Bağdat’tan değil sandıktan dönmüştür.

Ben hesap uzmanı değilim, ekonomistim. Burada bu hesabı sizlerle de paylaşayım. CHP vekil sayısı 2018’de 146’ydı. 2023’te vekil sayısı 169’a çıktı. Fakat buradan kiralık vekiller verdiler onlar da 40 tane. 40 vekil gidince 129’a vekil sayıları düştü. Hesap uzmanı bu işi böyle yapar mı? 40’ı gitti, 129 vekil kaldı. 17 vekil burada düşmüş oldu. Bundan sonrasını herhalde oraya gönül vermiş olan CHP’li arkadaşlar düşünecektir. Eski Türkiye ittifakı sandıkta milletten ikinci kez kırmızı kartı yemiştir.

Eski sisteme dönüş önerileri bir kez daha elinin tersiyle itmesi son derece manidardır. 6 tane Cumhurbaşkanı yardımcılığı, yanlış bir araya gelişler ne demokrasiye sığar ne bu milletin ruh köküne yakışır. Bu noktada özellikle dünyada en gelişmiş ülkelerin ve dolayısıyla bizim de ortaya koyduğumuz sistem kabul gördü. Siyaset kurumunun sandıktan çıkan bu iradeyi doğru okuması gerektiğine inanıyorum. Milletin kararını verdiği konularda yeni dayatmalarda bulunmaktan vazgeçilmelidir. Tarihi geriye sardırmanın hiçbir faydası yoktur.

Eski sistem tartışmalarını rafa kaldırmalı, sivil siyasetin en büyük kazanımı olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni tekemmül ettirmeye odaklanmalıyız. Mevlana’nın dediği gibi; “Her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan donamdan akmak ne hoş. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Yeni şeyler söylemek lazım. Bizim vazifemiz düne saplanıp kalmak yerine ülkenin önüne yeni hedefler koymaktır.

Sandıkta tecelli eden iradeyle kavga edilmeyeceği gerçeğini ülkemizde tüm muhalefet partilerinin anladığını ümit ediyorum. Türkiye’nin önemli bir noksanı da demokrasideki o muhalefeti göremeyişidir. Muhalefet noksanlığı var. Samimi bir özeleştiri yaptıktan sonra muhalefetin sandıktan yükselen bu çağrıya kulak vereceğini düşünüyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde devlet organları arasındaki işbirliğini güçlendirerek ülkemize hizmet etmeyi sürdüreceğiz.

Seçim belirsizliğinin ortadan kalkmasıyla birlikte gündemimizdeki esas konulara yoğunlaşabileceğiz. Dünden itibaren çalışmaya başladık. Asrın felaketi olarak nitelenen depremlerin yaralarının sarılması en öncelikli meselemizdir. Her bir şehrimize farklı tarihlerde 3-4 kez giderek afetzedelerin yanında olduğumuzu gösterdik. 180 bine yakın afet konutumuzun inşa süreci de başladı. Deprem bölgesinde 319 bini ilk 1 yıl içinde olmak üzere toplam 650 bin konut inşa edeceğiz. İzmir’de bunu depremden hemen sonra gerçekleştirdik.”

Paylaşın

“Aktif Siyaseti Düşünmüyorum” Demişti, Mehmet Şimşek Kabinede Yer Alacak Mı?

Yurt dışında finans kuruluşlarındaki işleri sebebiyle aktif siyasete girmeyi düşünmediğini belirten Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü. Ancak görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntılar basına yansımadı.

Erdoğan’ın seçim akşamı yaptığı balkon konuşmasında yeni bir ekonomi politikası tasarladıklarının sinyalini verirken, Şimşek’in bu politikanın uygulanacağı yönetimde bulunması bekleniyor. Ancak, Mehmet Şimşek’in yeni oluşturulacak kabinede yer alıp almayacağı ise bilinmiyor.

Türkiye’de seçim sonrası “düşük faiz yüksek kur politikasına” yeni dönemde devam edilip edilmeyeceği merak edilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki akşam yaptığı balkon konuşmasında yeni bir ekonomi politikası tasarladıklarının sinyalini verdi.

Eski Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bu politikanın uygulanacağı yönetimde bulunması beklenirken, yeni oluşturulacak kabinede yer alıp almayacağı ise bilinmiyor.

Reuters haber ajansı Erdoğan ile Şimşek’in dün biraraya geldiğini aktardı. Ancak görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntılar basına yansımadı.

Diğer yandan Reuters haber ajansı seçim öncesi yayınladığı bir haberde hükümet yetkilileri ve konu hakkında doğrudan bilgi sahibi olan 9 kaynakla görüşmeler yaptığını aktararak, AK Parti’den bir grubun kademeli faiz artışları ve hedefli bir kredi programından oluşan yeni ekonomi politikasının nasıl benimsenebileceğini tartışmak üzere geçtiğimiz haftalarda biraraya geldiğini bildirmişti.

Yönetim dışında olan ancak geçmişte üst düzey görevlerde bulunmuş bazı AK Parti üyelerinin de dahil olduğu görüşmelere, Erdoğan’ın doğrudan katılmadığı belirtilmişti.

Ancak Reuters bu grubun aksine parti içinde faiz indirimlerine devam edilmesi ve mevcut ekonomi politikasına bağlı kalınmasını savunan AK Partili yetkililerin de yer aldığına dikkat çekmişti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın dün verdiği bir demeçte, Şimşek’in dolaylı desteğinin hep sürdüğünü belirterek, “Bundan sonra da destek vermeye devam edecek. Bunun şekli ne olur, kabineye girer, giremez onu bilemiyorum” dedi.

Erdoğan seçimden önce yaptığı bir açıklamada, Şimşek koordinasyonunda bir ekibin ekonomi politikalarını daha da güçlendirmek için hazırlıklar yürüttüğünü söylemişti.

“Aktif siyaseti düşünmüyorum” demişti

Mart ayında Erdoğan’la görüşen Şimşek görüşme sonrası Twitter hesabından yaptığı açıklamada, kendi alanına giren her konuda istenen desteği vermeye hazır olduğunu, ancak yurt dışında finans kuruluşlarındaki işleri sebebiyle aktif siyasete girmeyi düşünmediğini belirtmişti.

Erdoğan önceki akşam yaptığı balkon konuşmasında, “faiz indirildi, enflasyon da inecek” diyerek, “uluslararası itibara sahip finans yönetimi, yatırım ve istihdam odaklı bir üretim ekonomisi tasarladıklarını” dile getirdi.

Mehmet Şimşek 2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapmıştı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan İle Biden Görüştü: F-16 Ve İsveç’in NATO Üyeliği

ABD Başkanı Joe Biden ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon görüşmesinde F-16, İsveç’in NATO üyeliği ve iki ülke arasındaki işbirliğinin ilerletilmesinin gündeme geldiği bildirildi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak tebrik ettiği belirtildi.

ABD Başkanı Biden’ın görüşmede, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim başarısını kutlayarak, sonuçların Türk halkı için hayırlı olmasını dilediği” ifade edildi.

Açıklamada iki liderin, “bölgesel ve küresel meydan okumalar karşısında Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da ehemmiyet taşıdığını belirterek, yeni dönemde iki ülke arasındaki tüm konularda işbirliğini ilerletme hususunda mutabık kaldığı” belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasında hangi konu başlıklarının ele alındığına ilişkin başka bir ayrıntı paylaşılmadı.

“Erdoğan F-16 konusunu gündeme getirdi”

Reuters’ın haberine göre Başkan Biden, Erdoğan’ın telefon görüşmesinde ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışı olasılığını; kendisinin de Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılımına itirazından vazgeçmesi konusunu gündeme getirdiğini söyledi.

Habere göre ABD Başkanı Biden bu konuyu önümüzdeki hafta daha ayrıntılı konuşacaklarını belirtti.

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından NATO’ya üye olmak için başvuran İsveç’in İttifak’a katılım protokolünü henüz Türkiye onaylamadı.

Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünü onaylayan Türkiye İsveç’ten terörle mücadele konusunda daha fazla adım atmasını talep ediyor.

Türkiye, terörist olarak gördüğü militan grupların üyelerini İsveç’in barındırdığını ve Ankara’nın güvenlik endişelerini gidermek için geçen yıl Haziran ayında Madrid’de varılan anlaşma kapsamında üzerine düşeni yapmadığını savunuyor.

İki ülke arasındaki NATO görüşmeleri, Türkiye’deki seçim sürecinde durma noktasına gelmişti.

İsveç 11-12 Temmuz tarihlerinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak ittifak zirvesine kadar NATO’nun 32’nci üye ülkesi olmayı umuyor.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, dün sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tebrik etmiş; “Ortak güvenliğimiz gelecekteki bir önceliktir” demişti.

Paylaşın

Joe Biden Ve Vladimir Putin, Erdoğan’ı Tebrik Etti

ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Seçimini kazanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak tebrik etti.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak, yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı (ABD) Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

ABD Başkanı Biden, görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim başarısını kutlayarak, sonuçların Türk halkı için hayırlı olmasını diledi.

İki lider, bölgesel ve küresel meydan okumalar karşısında Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da ehemmiyet taşıdığını belirterek, yeni dönemde iki ülke arasındaki tüm konularda iş birliğini ilerletme hususunda mutabık kaldı.”

Putin, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak tebrik etti.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanlığı’nın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak seçim başarısı dolayısıyla tebrik etti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesini kutlayarak, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi.

İki lider yeni dönemde de Türkiye-Rusya ilişkilerinde ve bölgesel konularda iş birliğini daha da geliştirme konusunda mutabık kaldı.”

Paylaşın

Yeni Kabinede Kimler Yer Alacak? Adı Geçen İsimler

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu’yla Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarıştığı Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda, Erdoğan, ipi göğüsleyen taraf oldu.

Erdoğan’ın üçüncü kez Cumhurbaşkanı seçilmesi ile yeni kabinenin kimlerden oluşacağı sorusu var. Erdoğan’ın yeni kabineyi seçim sonuçlarının kesin olarak açıklanmasından sonra açıklaması bekleniyor.

Peki, milletvekili seçilen bakanlardan hangileri yeniden kabinede yer alacak? Kabine için adı geçen yeni isimler kim?

AK Parti kulislerine göre, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya yardımcılarının atanmasında Cumhur İttifakı’nın ikinci büyük partisi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tavrı belirleyici olacak.

Bahçeli’nin MHP’den de bir ismin cumhurbaşkanı yardımcısı olmasını istemesi durumda Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin de cumhurbaşkanı yardımcısı olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Destici, milletvekili seçilemedi. İttifakın diğer bir partisi Yeniden Refah Partisi Başkanı Fatih Erbakan’ın bu durumda bir diğer cumhurbaşkanı yardımcısı olarak ismi geçiyor.

Kulislere göre Bahçeli’nin “İttifak partilerine yardımcılık verilmesine sıcak bakmaması” veya “gerek yok” demesi durumunda ise hem Destici hem de Erbakan yeni kabinede yer alabilir.

Bu durumda da Fuat Oktay’ın milletvekilliğinden istifa ederek yeniden cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanması üzerinden duruluyor.

Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak adı geçen bir diğer isim ise milletvekili de seçilen Savunma Bakanı Hulusi Akar. Bu durumda milletvekilliğinden istifa etmesi gereken Akar’ın savunma ve güvenlik politikalarından sorumlu olarak görev yapabileceği değerlendiriliyor.

Yeni kabineyle ilgili merak edilen sorulardan biri de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu görevde kalıp kalmayacağı. Bu konuda da belirleyici ismin Devlet Bahçeli olacağı ve Bahçeli’nin, Soylu’nun görevde kalması konusunda ısrarcı olması durumunda görevine devam edebileceği konuşuluyor.

Soylu’nun devam etmemesi durumunda yerine ise daha önce adı sık sık Dışişleri Bakanlığı için geçen Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan’a İçişleri Bakanlığı görevi verilebileceği üzerinde duruluyor.

Soylu’nun da adı Meclis Başkanlığı veya AK Parti Grup Başkanvekilliği için geçiyor. İçişleri Bakanlığı koltuğu için konuşulan bir diğer isim ise daha önce bu görevi yürüten Efkan Ala.

Kabineyle ilgili en çok merak edilen diğer bir soru ise Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin göreve devam edip etmeyeceği.

Milletvekili seçilen Nebati’nin göreve devam etmeyeceği değerlendirilirken yeni Hazine ve Maliye Bakanı’nın belirlenmesinde eskiden bu görevi yürüten Mehmet Şimşek’in kararının belirleyici olacağı üzerinde duruluyor.

Mehmet Şimşek’in bakan olarak yeni kabinede görev almaması durumunda Cumhurbaşkanlığı Ekonomik Politikalar Kurulu’nda yer almasına ise kesin gözüyle bakılıyor.

Milletvekili adayı olmayan Turizm ve Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yeniden aynı görevle kabinede yer alacağı değerlendirilirken, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın yerine ise Ak Parti Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri’nin ismi geçiyor.

Kulislere göre, AK Parti listelerinden seçimlere giden ve Meclis’e dört vekil gönderen HÜDA PAR’lı bir ismin kabinede yer alması veya başka bir görev verilmesi zor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan: Karşımızda Kurulan İttifakları Gördünüz, Başaramadılar

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Son 10 yıldır önüne kurulan tüm tuzaklar, üzerinde oynanan oyunlar sırtına saplanan hançerler, ayağına takılan tüm çelmeler işte bugünü engellemek içindir. Alman, Fransız, İngiliz dergileri Erdoğan’ı yıkmak için kapaklar atmadılar mı? Bu kapakları yazmadılar mı? İşte onlar da kaybettiler” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Aylardır karşımızda kurulan ittifakları gördünüz. Kimlerin kimlerle beraber olduğunu gördünüz. Terör örgütlerinden sapkın akımlara karşımıza dikildiklerini gördünüz. Buna rağmen ne oldu? Hamdolsun başaramadılar. İnşallah bunda sonra da başaramayacaklar. Bu millet mayasının ne kadar sağlam, basiretinin, ferasetinin ne kadar güçlü olduğunu yaşadığı her badirede tekrar tekrar ispatlamıştır.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Bundan dolayıdır ki, Türk milletinin asla zafiyetini yakalama, bulma gibi gayretin içerisine girenler yine kaybedeceklerdir. Sadece şu son seçimler boyunca şahit olduklarımız bile milletimizin şu onurlu duruşunu göstermiştir. Milletimizle aramızdaki muhabbet köprüsü böylesine güçlü olduğu müddetçe üstesinden gelemeyeceğimiz mücadele, çözemeyeceğimiz sorun yoktur. Şimdi Rabbime beni böyle bir milletin evladı olarak dünyaya getirdiği için hamd ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ikinci turunu kazanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açıklamalarda bulundu:

“Bu millet sevilmez mi, biz severiz, Kandil’dekiler sevmez, onların uzantıları sevmez, ama biz severiz. Şu andaki tablo sevgililerin tablosu. Resmi rakam 320 bin kişi şu anda burada.

Yolları söylemiyorum, havalimanından buraya kadar yollar maşallah tıklım tıklımdı.

Sizler Cumhur İttifakı’nı mahcup etmediniz, Cumhur İttifakı’nı bu yolda yalnız koymadınız, bu yolda gece gündüz demeden beraber yürüdük ve sizler bu görevi yine bizlere verdiniz. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı beraber inşa ve ihyaya devam ediyoruz.

Aziz milletim… Ekranları başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarım. Sevgili Ankaralılar…

Değerli dava ve yol arkadaşlarım, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu hamdolsun kayda değer herhangi sıkıntı, sorun yaşanmadan tamamlanmıştır.

Seçimin gayriresmi sonuçlarına göre milletimiz Cumhurbaşkanlığı görevini 5 yıllığına daha bizlere tevdi etmiştir.

Ülkeyi yönetme sorumluluğuna bizleri tekrar layık gören milletimin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum.

Gerek 14 Mayıs’ta gerek 28 Mayıs’ta tercihini hangi partiden, hangi adaydan yana kullanmış olursa olsun yurt içinde ve yurt dışında sandık başına giderek iradesine sahip çıkan demokrasimizin gücünü ispatlayan her vatandaşıma teşekkür ediyorum.

Bu süreçte seçimin en sağlıklı şekilde yürümesi için görev yapan kamu personelini, parti temsilcilerini, sandık görevlileri, müşahit, emniyet mensupları ve diğer herkesi tebrik ediyorum.

Çok partili siyasi hayatımızın en önemli seçimlerinden birinde milletimizin kararını Türkiye Yüzyılı’ndan yana kullanmıştır.

“Kazanan sadece biz değiliz; kazanan Türkiye’dir”

Seçimin ilk turunda milletimiz TBMM üyelerinin çoğunluğunu Cumhur İttifakı’na vererek yasamadaki tercihini zaten ortaya koymuştur. Bugün yapılan ikinci tur seçimiyle milletimizin Cumhurbaşkanlığındaki, yani yürütmedeki tercihi de kesinleşmiştir. Milletimizin iradesi olan bu sonucun başımızın üstünde yeri vardır.

Fakat kazanan sadece biz değiliz; kazanan Türkiye’dir.

Kazanan tüm kesimleriyle milletimizin ta kendisidir. Kazanan demokrasimizdir. Hatırlarsanız biz her fırsatta kazandığımızda ülkemizde kimse kaybetmeyecek demiştik.

Yine aynı şekilde biz kazandığımızda tek kaybeden ülkemizle ilgili kirli senaryoların sahipleriyle onların aparatları olan terör örgütleri ve tefeciler olacak demiştik.

Şimdi burada aynı sözü bir kez daha veriyoruz; bugün kimse kaybetmemiştir. 85 milyonun tamamı kazanmıştır. Milletimizin bize verdiği sorumluluğun gereği olarak kimseye kırgın, küskün, kızgın, öfkeli değiliz. Artık seçim dönemine dair tüm tartışmaları ve çekişmeleri bir kenara bırakarak milli hedeflerimiz, milli hayallerimiz etrafında birleşme, bütünleşme vaktidir.

Biz bu çağrıyı laf olsun diye değil tüm kalbimizle yapıyoruz. Biz biliyoruz ki Türkiye’nin gücü 85 milyonun hep beraber olmasından kaynaklanıyor.

Buradan ben hesap uzmanı değilim. Ama hesap uzmanının hesabında galiba bir yanlışlık var.

2018’de CHP vekil sayısı 146’ydı. Hesap yapıyoruz ya. 2023’te vekil sayısı 169. Gördüğünüz gibi bir artış var. Fakat burada kiralık vekiller var. 40 tane kiralık vekil. Yüzde 1 oy alan partilere ne yaptı, 40 tane kiralık vekil verdi. Sayı nereye düştü? 129’a. 146’dan 129’a hangisi büyük? Herhâlde 129 büyüktür diyemezsiniz.

Bu milletvekilleri sayısını düşürene herhalde haydi diyemezsiniz. Şimdi Kandil’dekilerle onları arkaya alıp video çekimi diyebilirsiniz ama bu millet yutmuyor. 17 vekil düşmüş durumda.

Ne diyordu? ‘Eğer Selo’yu dışarı çıkarmak istiyorsanız, oyu bana vereceksiniz’ diyordu. Benim sevgili milletim ne dedi? Çünkü milletim benim iyi biliyor. Diyarbakır’da 51 Kürt kardeşimizin ölümüne neden olan bu terörist Selo’dur.

Adaletin, hak ve hukukun egemen olduğu Türkiye’de sen 51 Kürt kardeşimizi ölümüne neden olan Selo’yu istediğin gibi dışarı çıkaramazsın. Hele hele bizim iktidarımızda böyle bir şeyin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Zira bizim iktidarımızda adalet mülkün esasıdır, bu değiştirilemez.

Rahmetli Menderes’in ‘Yeter söz milletindir’ diyerek yeni bir dönemin kapılarını açtığı 1950’den beri yaşadığımız tüm badirelerin gerisinde hep Türkiye’nin bu gücünün zayıflatılması vardır. Darbeler bunun için yapılmıştır, muhtıralar bunun için verilmiş, koalisyonlar bunun için kurulmuş, bunun için yıkılmıştır.

Sahip olduğumuz muazzam ekonomik potansiyelin hayata geçmesi hep bunun için engellenmiştir. Ülkemizin doğusundaki, güneyindeki, kuzeyindeki, batısındaki güç ve etki alanlarının üzeri hep bunun için örtülmüştür. Üzerimize giydirilen ve bize dar gelen deli gömlekleri içinde bunu yıllarca boğanların korkusu bugün müjdesini verdiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın bir gün geleceğidir. Bugün işte o gündür.

Bugün rahmetli Menderes’in uğruna canını verdiği demokrasi ve kalkınma hamlelerimizin en üst seviyeye ulaşma günüdür. Rahmetli Özal’ın son nefesine kadar peşinde koştuğu büyük Türkiye hayalinin başlama günüdür. Rahmetli Erbakan’dan, rahmetli Türkeş’e mücadelelerin gayesine ulaşma günüdür.

21 yıldır ülkemize kazandırdığımız eserlerin, milletimize yaptığımız hizmetlerin üzerine Türkiye Yüzyılı’nın müjdesini verme günüdür. Bunu sizlerle yaptık.

Bugün hem kendi vatandaşlarımızın hem de kendi geleceklerini bizimle birlikte gören dost ve kardeşlerimizin zafer ve şükür dualarının arşa ulaştığı gündür. İşte sandıklar kapandı telefon zincirleri akmaya başladı. Körfez’den İngiltere’ye ve Rusya’ya kadar, hepsi tebriklerini bildirdiler, yarın da yine bu tebriklerin devam edeceğini görüyoruz.

Son 10 yıldır önüne kurulan tüm tuzaklar, üzerinde oynanan oyunlar sırtına saplanan hançerler, ayağına takılan tüm çelmeler işte bugünü engellemek içindir.

Alman, Fransız, İngiliz dergileri Erdoğan’ı yıkmak için kapaklar atmadılar mı? Bu kapakları yazmadılar mı? İşte onlar da kaybettiler.

Aylardır karşımızda kurulan ittifakları gördünüz. Kimlerin kimlerle beraber olduğunu gördünüz. Terör örgütlerinden sapkın akımlara karşımıza dikildiklerini gördünüz. Buna rağmen ne oldu? Hamdolsun başaramadılar. İnşallah bunda sonra da başaramayacaklar. Bu millet mayasının ne kadar sağlam, basiretinin, ferasetinin ne kadar güçlü olduğunu yaşadığı her badirede tekrar tekrar ispatlamıştır.

Bundan dolayıdır ki, Türk milletinin asla zafiyetini yakalama, bulma gibi gayretin içerisine girenler yine kaybedeceklerdir. Sadece şu son seçimler boyunca şahit olduklarımız bile milletimizin şu onurlu duruşunu göstermiştir. Milletimizle aramızdaki muhabbet köprüsü böylesine güçlü olduğu müddetçe üstesinden gelemeyeceğimiz mücadele, çözemeyeceğimiz sorun yoktur.

Şimdi Rabbime beni böyle bir milletin evladı olarak dünyaya getirdiği için hamd ediyorum.

Aziz milletim, değerli kardeşlerim seçimler bittiğine göre artık tüm vaktimizi ve enerjimizi çalışmaya, eser üretmeye, hizmet vermeye tamamiyle tahsis edeceğiz. Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmak, yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak, insanlarımızı hayata bağlamak önceliklerimizin en başında yer almayı sürdürecektir.

Sadece kalbimiz değil elimizde hep deprem bölgesinin üzerinde olmaya devam edecektir. Enflasyonun yol açtığı fiyat artışları sıkıntılarını gidermek, refah kaybını gidermek önümüzdeki günlerin en acil konu başlığıdır. Bunları başbakanlığım döneminde faizi 4.6’ya, enflasyonu 6.2’ye indirerek ispatlayan biz değil miydik?

Biz bu işi yaşadık, yaptık ama bunları böyle bir derdi var mı? Bunlarla laf ola beri gele. Yaparsak yine biz yaparız. Evet şu anda faiz 8,5’a indirildi ve enflasyonda inecek. Onlar bizimle yarışamaz. Onlar IMF’nin kapısında nöbet tutarlar. Bizler Davos’tan kopuşumuzu nasıl başlatmıştık biliyor musunuz?

Ve Davos’ta şu anda Babacan yanımdaydı o zaman. Ve Davos’ta IMF başkanı ile görüşüyoruz. O zaman bizim 23,5 milyar dolar IMF’ye borcumuz var. Başkana dedim ki, ‘Sen taksitlerini alıyor musun, dolayısıyla Türkiye’nin siyasi kaderine sen müdahale edemezsin. Türkiye’nin başbakanı benim, sen sadece taksitlerini alacaksın’. 2013’te son taksidi ödedik, ondan sonra IMF ile ilişkimiz bitti.

Bu CHP ne diyordu hala IMF’den borç almanız lazım. O sizin işinizdir bizim değil. O gün bugün 10 sene geçti. Biz IMF’den borç almadık. O zaman da Merkez Bankası 27,5 milyar dolar döviz rezerviydi. Bunlar İngiltere’ye gidip 3 milyar dolar getirecekmiş. Onlar sana delikli kuruş vermez, tefeci kime para vereceğini çok iyi bilir. Tefeciden para isteyenin akıbeti sandıklarda ortaya çıktı.

Biz şimdi yolumuza emin adımlarla yürüyoruz. Güven ve istikrar, bu iki kavram çok önemli. Siyasette arkadaşlarımla hep bunu konuştum. GÜçlü bir ekonomi yönetimini bu iki kavramın üzerine kuracağız. Bir finans yönetimi, yatırım ve istihdam odaklı bir üretim ekonomisi tasarlıyoruz.

Sanayi, enerji her alanda giderek artan üretim gücümüzün sağladığı imkanlar herkesi şaşırtacak yeni bir ekonomik atılımın lokomotifi haline getireceğiz.

1 ay süreyle ücretsiz olarak doğalgazı vatandaşlarımıza verdik mi? 1 yıl boyunca da 25 metre küp doğalgazı biz Cumhurbaşkanlığının hediyesi olarak vatandaşlarımıza verme kararını açıkladık mı?

Şimdi Gabar’da petrol çıktı. Yatarak çıkmadı. Çalışarak çıktı. Daha önce orada Bay Bay Kemal’in dirsek temasında olduğu teröristlerin oralarda beton dökmeleri sebebiyle petrol çıkartamıylorduk. Ama şimdi çıkardık. Bununla birlikte küresel gelişmelerin bozduğu dengeler yleniden kuruluyor.

Güneyimizdeki güvenlik tehditleri, terörle mücadeleyi artıracağız. Siyasi ve diplomatik kanalları daha etkin işleteceğiz. Kısaca çok yönlü çalışmalarla sınırlarımızdan bunları da uzak tutmaya devam edeceğiz. Bay Bay Kemal’in ortakları ne diyordu? Biz güneyimizdeki terör örgütleriyle beraber olacağız. Bununla kalmadılar, oralardaki petrol kaynaklarını bu teröristlerle paylaşmanın adımlarını attılar.

İşte Kamışlı bunlardan bir tanesidir. Koalisyon güçleriyle ortak yönettiler.

Vatandaşlarımızın talebi olan sığınmacıların gönüllü geri dönüşlerini bu politikanın parçası olarak değerlendiriyoruz.

Vatandaşlarımızın bu konudaki beklentilerini karşılamak görevimiz. Suriye topraklarındaki güvenli bölgelere 600 bine yakın kişinin gönüllü olarak geri dönmesini sağladık. Katar’la işbirliği yaptık. Yeni iskan projesiyle birkaç yıl içinde 1 milyon kişinin dönüşünü temin edeceğiz.

Eğitim, sağlık, ulaşım, enerji, sanayi, tarım, turizm, spora kadar ülkemize asırlık kazanımlar sağladığımız alanlarda çıtayı daha yukarıya taşıyacak yatırımlarla yolumuza devam edeceğiz. Ülkenin şartlarına ve gençlerimizin beklentilerine karşılık gelecek uygulamaları genişleterek sürdüreceğiz.

Sağlıkta dünyanın örnek aldığı altyapımızı ve sigorta sistemimizi daha ileriye taşıyacağız. Şehir hastanelerimizi artıracağız. Kalkınmanın temel altyapısı olan ulaştırma ve enerjide yatırımları küresle düzeye taşıyarak Türkiye’nin konumunu daha da güçlendireceğiz. Sayın Putin’in Türkiye’nin yani Trakya’nın bölge olması konusunu tebrik mesajında tekrar etti. Onlarla bu adımı atacağız. Trakya bir merkez olacak.

Sanayimizi bilhassa savunma sanayimizin marka değerini artıracağız. Bizi dünya gıda sektörünün en önemli aktörlerinden biri haline getiren tarım ve hayvancılıkta üretici gelirlerini artıran bir sistemi hayata geçireceğiz. Hizmetlerde, turizmde yakaladığımız ivmeyi sürdüreceğiz. Sosyal yardım ve d estek sistemimizi milletimizin tek ferdinin kendisini sahipsizlik hissetmeyeceği seviyeye getirene kadar geliştireceğiz.

Kısacası önümüzdeki dönemin her anını Türkiye Yüzyılı’na yakışır eser ve hizmetlerle değerlendireceğiz. Yarın İstanbul’un fethi bir çağı açıp yeni bir çağı kapatmıştı.

Yarın bu fetih İstanbulumuzda kutlanacak. Mübarek komutan, mübarek asker. İnşallah sizleri karşımda bu ecdadın torunları olarak görüyorum. Sizlerle iftihar ediyorum. Sizlere inanıyorum. Sizlere güveniyorum. İnşallah bu seçimleri giriş kapısı olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı da tarihe böyle dönüm noktası olarak geçecektir.

Emanete sahip çıktığınız için sizlere en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Kelimelere sığmayan sevginiz, coşkunuz, vefanız, kadirşinaslığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bizlere bu toprakları vatan yapmak, vatan olarak tutmak için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. 15 Temmuz gecesi şu gazi mekanın önünde istiklal ve istikballeri için gözlerini kırpmadan ölüme yürüyen şehitlerimizi kemal-i edeple anıyorum.

Şehitlerimizin elden ele ulaştırdığı kutlu sancağı yere düşmeyeceğini gösterdiniz. Rabbim hepinizden razı olsun. Türkiye Yüzyılı kutlu olsun. Büyük Türkiye zaferimiz hayırlı olsun. Sözlerime Arif Nihat Asya’nın şu dua şiiriyle son vermek istiyorum:

Biz, kısık sesleriz… Minareleri, Sen, ezansız bırakma, Allah’ım! Ya çağır şurda bal yapanlarını, Ya kovansız bırakma, Allah’ım! Mahyasızdır minareler… Göğü de Kehkeşansız bırakma Allah’ım! Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma, Allah’ım!”

Paylaşın

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na Sert Tepki: İspatlayamazsan Namertsin

Kemal Kılıçdaroğlu’nun TRT’deki konuşmasını da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Kılıçdaroğlu, TRT’de bizim terör örgütleri ile görüştüğümüzü söylüyor. Bunu ispatlayamazsan namertsin. Bizim terör örgütleri ile temsilcileri ile görüşme yaptığımızı ispatlamak müddei iddiasını ispatla mükelleftir. İspatlayamazsan namertsin” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Biz terör örgütleri ile görüşme değil onları inlerinde vurmadık. Sen ise Kandil’den talimat alarak bunların parti binalarına bile değil parlamentoda odalarında görüşme yapıyorsun. Beraber yol haritasını çiziyorsun. Asla bizim terör örgütleri ile bir araya gelmemiz kozmik odalarda toplantı yapmamız sözkonusu değildir.”

Kılıçdaroğlu’nun karşıya karşıya televizyona çıkma çağrısına da yanıt veren Erdoğan, “Bizi televizyona çağırıyorsun. Şöhret olmak istiyorsun. Sana şöhret minderi vermeye niyetimiz yok” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, AK Parti mitinglerinde “Kılıçdaroğlu’nun reklam filmine yapılan montaj görüntilerini” paylaşması ile ilgili de şunları söyledi:

Kafası zehir gibi çalışan gençlerimizin yaptığı video üzerinden kaset kumpas geçmişinin üzerini örtmeye çalışıyor. CHP’den ayrılarak aday olan birisine dün yaptıkları ortada. Kandil’deki elebaşlarının kendisine yaptığı destek çağrıları 14 Mayıs sonrası da devam etti. Erdoğan’a böyle bir destek mesajı yayınlanmıyor. Zaten böyle bir desteği kabullenmeyiz. Bize milletimizin desteği yeter.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Güçlü Sanayi ve Güçlü Türkiye İstanbul Buluşması’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Sayın Kılıçdaroğlu TRT’deki açıklamasında bizim terör örgütleriyle görüşmeler yaptığımızdan bahsediyor. Sayın Kılıçdaroğlu, bunu ispatlayamazsan namertsin. Bizim terör örgütleriyle, temsilcileriyle herhangi bir yerde, herhangi bir görüşme yaptığımızı ispatlamak hukukun dili itibariyle, müddei iddiasını ispatla mükelleftir. İspatlayamazsan tekrar ediyorum, namertsin.

Biz terör örgütleriyle görüşme değil, onları inlerinde vurmakla görevli olduk.  Asla bizim terör örgütleriyle bir araya gelmemiz, kozmik odalarda toplantılar yapmamız, böyle bir şey söz konusu değildir. İspat sana aittir. Erdoğan’ın ve arkadaşlarının terörle mücadelede, nerede olduğunu benim milletim çok iyi bilir.

Bu konuda Cudi’nin, Gabar’ın, Tendürek’in, Besler Deresi’nin dili olsa da konuşsalar. O zaman bu işi sen çok daha iyi öğrenirsin ama sen tam aksine sınır ötesinde bile teröristlerle nasıl adımlar atılacağının görüşmelerini ne yazık ki şu anda dirsek dirseğe beraber yürüdüğün HDP ile bu çalışmaları yaptın. Nerede yaptın? Meclis’teki odalarında yaptın. Bunu artık bütün konvansiyonel medya zaten ortaya koydu. Her şey açık, ortada.

Sen kalkıp da zaten akşam yalan, sabah yalan hayatın bununla geçiyor, bir de utanmadan sıkılmadan bizi televizyona çağırıyorsun. Senin derdin başka, şöhret olmak istiyorsun. Sana yalan şöhretliyi yeter. Bunun dışında sana ayrıca bir şöhret minderi vermeye bizim vaktimiz yok.

Çünkü hayatları yalan üzerine kurulu olanlar, mesajı yanlış anlayıp bir anda bambaşka mecralara savrulmuş olsalar da milletimizin duruşu gayet açıktır ve değişmemiştir. Seçim sonuçlarını hazmedemeyip depremzede vatandaşlarımız başta olmak üzere milletimize etmedik hakareti bırakmayanların pazar günü hangi yüzle onlardan oy isteyeceğini açıkçası biz de merak ediyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Diktatörlük” İddialarına Yanıt: Safsatadan İbaret

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu. 14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda ‘algı balonlarının’ sönmesine de şahitlik ettik. Peki, neydi bunlar?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye’ye atılan ‘diktatörlük’ iftiralarıydı. Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı. Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı. Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı. CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık. Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu. 14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda ‘algı balonlarının’ sönmesine de şahitlik ettik. Peki, neydi bunlar?

Türkiye’ye atılan ‘diktatörlük’ iftiralarıydı. Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı. Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı. Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı. CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.

İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık. Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik. Milletimize dergi kapaklarından ayar verilemeyeceğini gösterdik. Türk Milletinin iradesine zincir vurulamayacağını gösterdik. Yalan, iftira ve korku siyasetiyle seçim kazanılamayacağını gösterdik. Nefret söylemleriyle milletin gönlüne girilemeyeceğini gösterdik. Siyasi ikbal uğruna bölücüler ve FETÖ’cülerle yol yürünemeyeceğini gösterdik.

Daha pek çok gerçeğin yanı sıra demokrasimizin son 21 yılda ulaştığı olgunluk seviyesini ve milletimizin ferasetini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik. Bunu da hangi siyasi partiye oy verirse versin 85 milyon hep beraber başardık. İnşallah 28 Mayıs’tan sonra ülkemizin tüm bu kazanımlarını el birliğiyle çok daha ileriye taşıyacağız.”

Paylaşın