Ek Bütçe Meclis’e Sunuldu: 1 Trilyon 119 Milyar TL

Ek bütçe Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunuldu. Ek bütçenin büyüklüğü 1 trilyon 119 milyar 514 milyon 513 bin TL olarak belirlendi.

Bütçede en yüksek ödenek 482,2 milyar TL ile AFAD’a ayrıldı. İkinci en yüksek ödenek 279,7 TL ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ayrıldı.

Teklifte, deprem zararlarının giderilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan ödeneklerin toplamının 527,3 milyar TL olacağı ifade edildi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, en düşük memur maaşının 22 bin 17 liraya çıkarılması ile bazı vergi artışlarını öngören “6 Şubat 2023 Tarihinde Meydana Gelen Depremlerin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpların Telafisi İçin Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi İhdası ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin geneli üzerinde görüşmelere başlandı.

KDV’de artışa gidildi

Karardan önce 6 bin 91 lira olan vergi 20 bin liraya çıkarıldı. KDV ise yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltildi. Diğer ürünlerde yüzde 8 olan KDV de yüzde 10’a çıkarıldı.

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Harçlar Kanunu’nda yer alan vergilerde artışa gidildi.

Karar kapsamında; Yargı, Noter, Vergi Yargısı, Tapu ve Kadastro, Konsolosluk, Pasaport, İkamet Tezkeresi, Çalışma İzni, Çalışma İzni Muafiyeti, Vize, Dışişleri Bakanlığı Tasdik, Gemi ve liman, İmtiyazname, Ruhsatname, Diploma ve Trafik harçlarını kapsayan 492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı.

Zamlanan vergi kalemleri

Harçlar yüzde 50 arttı,
Yolcu beraberi getirilen telefon kullanım harcı 20 bin TL oldu,
Tüketici kredilerinde BSMV yüzde 10’dan, yüzde 15’e yükseldi
KDV yüzde 20’ye çıktı,
Şans Oyunları vergisi yüzde 10, yüzde 14 ve yüzde 20’ye yükseldi.

Yurt dışından getirilen cep telefonlarından alınan izin harcı da yüzde 228 oranında artırıldı. Karardan önce 6 bin 91 lira olan vergi 20 bin liraya çıkarıldı. KDV ise yüzde 18’den yüzde 20’ye yükseltildi. Diğer ürünlerde yüzde 8 olan KDV de yüzde 10’a çıkarıldı.

Karara göre, trafik harçları kapsamında bulunan “sürücü belgesi harçları” yapılan artıştan hariç tutuldu.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Erdoğan: Verilen Sözler Tutulmalı

Subay eğitimi mezuniyet töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyelik süreciyle ilgili, “Madrid’de ülkemize verilen sözlere riayet edilmesini bekliyoruz. Teröre kucak açan ülkelere destek vermeyiz” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan,”Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan devlet NATO’ya nasıl katkıda bulunabilir?” diye sordu. Erdoğan, Türkiye’nin NATO ittifakına katkılarını çok az müttefikin yaptığını belirterek “Ülkemiz aleyhine yürütülen kampanyaları kınıyoruz” dedi.

Erdoğan, “Salı günü yapılacak (NATO) liderler zirvesinde tüm bu hususları tekrar ittifak ortaklarımızın dikkatine getireceğiz. Ülkemiz için en hayırlı karar neyse onu hayata geçireceğiz. Terörle mücadelede gerektiğini yapmayanlara tepkimizi göstermekten çekinmedik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da 10. Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi, 5. Dönem Komuta ve Kurmay Eğitimi ve 12. Dönem Karargah Subaylığı Eğitimi Mezuniyet Töreni’nde açıklamalarda bulundu.

Eğitimlerini tamamlayan subayları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün toplam 249 subayımız mezuniyet sevinci yaşıyor. Mezunlarımız arasında 19 dost ve kardeş ülkeden 91 misafir öğrencimiz bulunuyor. Misafirlerimize kendi ülkelerinde başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

Subaylara, ülke ve millet adına üstlenecekleri sorumluluklarda başarı dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerden ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz temel prensiplerimize sahip çıkmanızı istiyorum. Sizleri her açıdan en donanımlı şekilde yetiştiren ailelerinize, hocalarınıza, komutanlarınıza ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Mezun olan subayların vatan, millet, inanç ve bağımsızlık uğrunda gerektiğinde gözünü kırpmadan şehadete yürüyeceğinden şüphe etmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin cumhurbaşkanı, devletin başı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanı olarak subaylara sonuna kadar güvendiğini söyledi.

Bu sene yedinci kuruluş yılını kutlayacak Millî Savunma Üniversitesinin eğitim müfredatıyla ihtiyaç duyulan vazife şuurunu subaylara kazandırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Üniversitemizi bitiren subay ve astsubaylarımız kahraman ordumuzun çeşitli birimlerinde başarılarıyla göz dolduruyor. 15 Temmuz ihaneti sonrasında yeniden yapılandırdığımız kurumların hemen hepsinde benzer gurur tablolarına şahit oluyoruz. Eskiden kendi görev alanı dışında farklı hadiselerle anılan kurumlarımız, bugün artık vatanımıza yaptıkları müstesna katkılarla gündeme geliyor.

Emniyet teşkilatımız asayiş hizmetleri ve terörle mücadelede, istihbarat birimlerimiz devletimizin iç ve dış güvenliğini teminde, askerî unsurlarımız vatanımızın her türlü tehdide karşı savunulmasında, diğer kurum ve kuruluşlarımız kendi görev sahaları içinde mesuliyetlerini en güzel şekilde yerine getiriyor. Ödediğimiz nice ağır bedeller sonrasında ulaştığımız bu aşamayı ülkemizin geleceği adına çok kıymetli buluyoruz. Geldiğimiz nokta önemli olmakla birlikte elbette yeterli değildir.

Güncel şartlara ve yeni meydan okumalara göre kurumlarımızın sürekli bir tekâmül içinde olması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ihtiyaçlarına odaklanırsak hata yaparız. Başarıyı sadece geçmişle kıyasta ararsak yerinde saymaktan kurtulamayız. Eski hantal yapıyı terk ederken yeni yapının durağanlaşmasına izin veremeyiz. Değişim ve yenilenme ihtiyacının uzun soluklu bir süreç olduğunun bilinciyle hareket etmeliyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitenin faaliyete geçmesiyle vücut bulan sivil-asker iş birliğinin daha fazla derinleştirilmesinde fayda gördüklerini söyledi.

Üniversitenin küresel akademik camiada hak ettiği yere gelmesini temenni ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, buranın sadece kahraman orduların kurmay kadrosunun yetiştirildiği bir ocak olmadığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, buranın aynı zamanda Türkiye’nin askerî stratejik vizyonunun şekillendirildiği bir fikir üretim merkezi olması gerektiğini vurgulayarak 2016’da başlayan dönüşümün daha uzun vadeli bir perspektifle hızlandırılmasında ve olgunlaştırılmasında yarar olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MSÜ’nün kuruluşundan bu yana geçen kısa sürede katettiği mesafeyi takdirle karşıladıklarını belirterek üniversitenin bugünlere gelmesinde önemli rol oynayan Rektör Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve ekibini kutladı.

Gelecek dönemde üniversitenin küresel marka değerini daha da artıracağına inandıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah biz de şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonraki çabalarında da üniversite yönetiminin yanında olmayı sürdüreceğiz. Türkiye’nin zaten çok güçlü ve üst düzey olan askerî eğitim standardını yeni açılımlarla yeni kazanımlarla yükseltmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki devletlerin çoğunun geçmişinin birkaç yüzyıl ile sınırlıyken Türk milletinin ise 2 bin 232 yıl önce düzenli ordu kurduğunu hatırlattı.

Ordu-millet kavramının sahibi olan, bu unvanı hak eden tek millet olunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Türk Silahlı Kuvvetlerimiz 2 bin 232 yılı aşan şanlı tarihiyle maziden atiye kurduğumuz köprünün sembollerinden biridir. Burası Mete Han’ın, Sultan Alparslan’ın, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, Gazi Mustafa Kemal’in aklının, cesaretinin, dehasının yaşadığı ve yaşatıldığı güzide bir ocaktır. Bu kahramanlar ocağı milletimizin göz bebeği, dost, kardeş, soydaş ülkeler için de bir umut meşalesidir. Tarih boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri sadece yurt savunmasında değil dünyada barış ve istikrarın korunmasında da önemli roller üstlenmiştir. Ordumuz nerede olursa olsun deruhte ettiği her vazifeyi zorluklarına rağmen büyük bir titizlikle yerine getirmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri hem dünyanın en güçlü hem de en güvenilir orduları arasında yer alıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler’den (BM) NATO bünyesinde yürüttükleri misyonlara kadar nerede görev aldılarsa hepsinin de üstesinden alınlarının akıyla geldiklerini vurgulayarak “Ne milletimize ne ordumuza ne de çatısı altında hizmet verdiğimiz uluslararası örgütlerin itibarına asla halel getirmedik. Kimsenin malına, mülküne zarar vermedik. Hiç kimsenin namusuna el uzatmadık. Hiçbir masumun canına kıymadık. Kimseye haksızlık, hukuksuzluk yapmadık. Bize sığınan hiçbir mazlumu katillerine teslim etmedik.

Güvenliğin sağlanması, huzurun tesisi, barış ve istikrar ortamının yeniden inşası noktasında hep samimiyetle çaba harcadık. Güney Kore’den Afganistan’a pek çok yerde bu uğurda nice evladımızı şehit verdik. Türkiye’nin son 71 yılda NATO İttifakı’na yaptığı katkıları çok az müttefik yapmıştır. Bu gerçekler apaçık ortadayken bir süredir ülkemiz aleyhine yürütülen kampanyaları esefle karşılıyoruz. Yerleşik teamülleri bozma pahasına atılmak istenen adımları gördükçe ittifakın geleceği adına endişe duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan bir devlet NATO’ya nasıl katkı yapabilir?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, ittifakın genişlemesine müzahir tavrını herkesin çok iyi bildiğinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“İttifakın açık kapı politikasını destekledik, destekliyoruz. Başta terörizmle kararlı mücadele olmak üzere, ittifakın temel değerlerine sadakat gösterecek herkesi bağrımıza basmaya hazırız. Finlandiya’nın üyeliğine onay vererek ilkesel duruşumuzu ortaya koyduk ama teröristleri himaye edenlere ve terörle mücadelede gerekli tedbirleri almayanlara da tepkimizi göstermekten çekinmedik. ‘NATO çatısı altında dayanışma sergileyelim’ diyenlerin Türkiye’de darbeye kalkışmış, 40 yılda binlerce insanımızı katletmiş canilere kucak açmasının hiçbir makul gerekçesi olamaz.

Terörle demokrasi, terörle güvenlik, terörle insanlık yan yana duramaz. İttifakın özü karşılıklı güven ve dayanışma ikliminin tesisidir. Bu olmadan diğer konuları konuşmanın bir anlamı yoktur. Bize tavsiyede bulunanlar öncelikle şu sorulara açık yüreklilikle cevap vermelidir. Türkiye, sokaklarında teröristlerin cirit attığı bir ülkeye nasıl güvenebilir? Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan bir devlet NATO’ya nasıl katkı yapabilir? Terörizmle mücadele etmeyenler ittifakın hasımlarıyla nasıl mücadele edebilir?

Biz, her işimizde olduğu gibi burada da dürüst davranıyor, gizli bir gündemle değil, şeffaf bir şekilde hareket ediyoruz. Madrid’de ülkemize verilen sözlere riayet edilmesini bekliyoruz. Bağcıyla hiçbir işimizin olmadığını, tek amacımızın üzüm yemek olduğunu burada bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Salı günü Vilnius’ta yapılacak Liderler Zirvesi’nde tüm bu hususları tekrar ittifak ortaklarımızın dikkatine getireceğiz. Ülkemiz, milletimiz ve güvenliğimiz için en hayırlı karar neyse inşallah onu hayata geçireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene Cumhuriyetin 100’üncü kuruluş yıl dönümünün idrak edildiğini anımsatarak şunları kaydetti:

“29 Ekim 2023 tarihinde Cumhuriyet’imizin şanına yakışır bir kutlama yapacağız. Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından olan bu yıl dönümünü sosyal, beşeri, iktisadi ve siyasi olarak tüm yönleriyle ele alacağız. Kapsamlı bir değerlendirme neticesinde güçlü ve zayıf yanlarımızla gelecekte atacağımız adımları belirleyeceğiz. Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılını her bakımdan ülkemiz, milletimiz ve kurumlarımız için yeni bir dönemin mukaddimesine dönüştürmek istiyoruz. 28 Mayıs gecesi itibarıyla inşasına başladığımız Türkiye Yüzyılı vizyonu işte bu yeni dönemin yol haritasını ifade ediyor.”

Son 21 yılda her alanda yaptıkları yatırımlarla bu vizyonun temelini zaten çok güçlü bir şekilde oluşturduklarını, ekonomide Türkiye’yi her yıl ortalama yüzde 5,4 oranında büyüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millî gelirimizi 236 milyar dolardan 1 trilyon dolar sınırına getirdik. Ulaşım altyapımızı tüm kategorilerde 5’e, 10’a, 15’e katladık. Turizmde, sağlıkta, teknolojide, adalette ve diğer tüm alanlarda Türkiye’nin çehresini değiştiren hamlelere imza attık. En stratejik sektör olan savunma sanayisinde yüzde 20’den başladık, yüzde 80’i bulan dışa bağımlılığımızı hamdolsun şu anda yüzde 20’lere düşürdük” bilgisini verdi.

“Tam bağımsız Türkiye hedefimize…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, 21 yıl önce sadece 248 milyon dolar savunma sanayisi ihracatı yapan bir ülkeden 4 milyar 400 milyon dolar ihracat gerçekleştiren bir ülke konumuna geldiğini belirterek şöyle devam etti:

“Seçim dönemimizde kampanyamıza devam ederken millî muharip uçağımız Kaan’dan Hürjet’e, insansız savaş uçağımız Kızılelma’dan ANKA-3 ve ATAK-2’ye, dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu’dan İMECE uydumuza, yeni Altay tankından Fırtına Obüsü’ne birçok kritik projemizin ya teslimatını ya devreye alınmasını ya da testlerini başarıyla tamamladık. Her alanda olduğu gibi savunma sanayiinde de tam bağımsız Türkiye hedefimize ulaşana kadar bu çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz.

Tarihi şanlı zaferlerle dolu, mazlumların umudu olan ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne mutlaka çıkaracağız. Bunu da 85 milyon olarak hep beraber başaracağız, oyuna gelmeyeceğiz, kardeşliğimize leke sürdürmeyeceğiz, kışkırtmalara prim vermeyeceğiz, umutsuzluk girdabına sürüklenmeyeceğiz. Yapamazsınız diyen felaket tellallarına kulak asmayacağız. Türkiye’nin potansiyeline ve Türk milletine daima güveneceğiz. Başarmaktan başka seçeneğimizin olmadığını, bunun yolunun da önce kendimize inanmaktan geçtiğini aklımızdan çıkarmayacağız.

Geçmiş tecrübelerimizden, bu ışıkta hatalarımızdan ders çıkartarak inşallah daha aydınlık ve müreffeh bir geleceği hep birlikte kuracağız. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Ordumuzun stratejik bilgisine ve birikimine güç verecek, katkı yapacak siz geleceğin komutanlarını gönülden tebrik ediyorum. Misafir mezunlarımızdan ülkelerine döndüklerinde tüm dost ve kardeş halklara selamlarımızı iletmelerini istiyorum.”

Törende, dönem birincilerine diplomaları Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından, dönem ikinci ve üçüncülerinin diplomaları ise Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından verildi. Programda daha sonra dönem birincileri, mezuniyet plaketini yaş kütüğüne çaktı.

Paylaşın

AK Parti’de Kadro Değişimi: 6 İl Başkanlığına Atama

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Gaziantep, Kilis, Ardahan, Kayseri, Samsun ve Malatya il başkanlıklarına yeni atamalar yapıldı.

Haber Merkezi / AK Parti Teşkilat Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla 6 il başkanlığına atama yapıldığı duyuruldu.

Paylaşımda, Kayseri İl Başkanlığına Fatih Üzüm, Samsun İl Başkanlığına Mehmet Köse, Gaziantep İl Başkanlığına Murat Çetin, Kilis İl Başkanlığına Zihni Serhan Diyarbakırlı, Ardahan İl Başkanlığına Ersin Yılmaz ve Malatya İl Başkanlığına Namık Gören’in atandığı bildirildi.

Söz konusu atamalarda vekaleten görev yapan il başkanlarından bazılarının başkanlığa atanması dikkat çekerken, yine vekaleten görev yürüten Mehmet Metin Karakuş, Ertuğrul Teymur, Nuri Ayduğan, Bahadır Kılıç ve Abdulkadir Sarıdağ’ın yerine yeni il başkanları atandı.

7 il başkanı değişmişti

Yakın zamanda, Adıyaman, Erzincan, Kars, Kırıkkale, Muğla, Niğde ve Uşak il başkanlıklarına da atama yapılmıştı.

Adıyaman İl Başkanlığına Emrah Erkan Bulucu, Erzincan İl Başkanlığına Mehmet Cavit Şireci, Kars İl Başkanlığına Muammer Sancar, Kırıkkale İl Başkanlığına Engin Pehlivanlı, Muğla İl Başkanlığına Gültekin Akça, Niğde İl Başkanlığına Mustafa Özdemir, Uşak İl Başkanlığına Himmet Yaşar’ın atandığı bildirilmişti.

14 ve  28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinde başarılı olamayan il ve ilçe başkanlarının değişeceği kulislere yansımıştı.

Paylaşın

AK Parti’de 7 İl Başkanı Değişti

Adalet Ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) Adıyaman, Erzincan, Kars, Kırıkkale, Muğla, Niğde ve Uşak il başkanlıklarına atama yapıldığı duyuruldu. Duyuruda, bu illerde görev yapan eski il başkanlarına teşekkür edildi, yeni il başkanlarına da başarılar dilendi.

Haber Merkezi / AK Parti Teşkilat Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla 7 il başkanlığına atama yapıldığı duyuruldu.

Paylaşımda Adıyaman İl Başkanlığına Emrah Erkan Bulucu, Erzincan İl Başkanlığına Mehmet Cavit Şireci, Kars İl Başkanlığına Muammer Sancar, Kırıkkale İl Başkanlığına Engin Pehlivanlı, Muğla İl Başkanlığına Gültekin Akça, Niğde İl Başkanlığına Mustafa Özdemir, Uşak İl Başkanlığına Himmet Yaşar’ın atandığı bildirildi.

Açıklamada, bu illerde görev yapan eski il başkanlarına, bugüne kadar gösterdikleri özverili çalışma ve gayretleri dolayısıyla teşekkür edildi, yeni il başkanlarına da başarılar dilendi. Mesajlarda, yeni il başkanlarının Erdoğan’la fotoğrafları da paylaşıldı.

14 ve  28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinde başarılı olamayan il ve ilçe başkanlarının değişeceği kulislere yansımıştı.

Paylaşın

AK Parti’de Gündem “Kadro Değişimi”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) koltuk sayısı 28 azalan AK Parti’de gündem; kadro değişimi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın radikal kararlar almaya başladı.

İl ve ilçelerde çok büyük bir değişim geliyor. Başarılı olanlar kalacak oy düşüren il ve ilçe başkanları değişecek. Halktan kopan, kibir abidesi tipler gidecek. Halka ve Hakk’a hizmet etmeyi görev edinmiş isimler gelecek.

Gazeteci Sinan Burhan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın radikal kararlar almaya başladığını belirterek partinin en üst karar organı Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’ndan (MKYK) il ve ilçe başkanlıklarına kadar önemli değişiklikler yapılacağını savundu.

2018’deki seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında oylarında belirgin bir düşüş yaşandığı görülen ve bunun sonucu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) koltuk sayısı 28 azalan iktidar partisinde gündem; ‘kadro değişimi.’

Parti sayısal olarak en çok oyu, İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli ve Antalya gibi Türkiye’de en yoğun nüfusa sahip büyükşehirlerde kaybetmişti. Siyaset bilimciler bu durumda genel olarak ‘işsizlik’, ‘geçim sıkıntısı’ ve ‘barınma sorunları’ gibi ekonomik koşulların etkili olduğu görüşünde.

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Yeni Akit yazarı Sinan Burhan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın radikal kararlar almaya başladığını söyledi. İlk olarak seçimlere giden süreçte önce üç dönem vekillik yapan isimlerin listeye konmadığını dile getiren gazeteci, kabinede de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy hariç bakanların tamamının değiştiğine dikkati çekti.

Burhan, yeni bilgi olarak okurlarıyla şunları paylaştı:

“Asıl büyük değişim MKYK’da yaşanacak. Cumhurbaşkanımız MKYK’nın yüzde 80’ini değiştirecek. Yeni döneme yeni yüzlerle gidecek. Türkiye yüzyılına genç ve dinamik isimlerle yürüyecek. Kendi alanlarında başarılı olan genç isimlere yer verecek. Başkanlık divanı yenilenecek. Burada da yeni isimler olacak.

“Ciddi bir çalışma var”

Büyük kongre yapıldıktan sonra il ve ilçe kongreleri yapılacak. Bu karar da çok isabetlidir. 14 Mayıs ve  28 Mayıs seçimlerinde başarılı olamayan il ve ilçe başkanları değişecek. Gerek seçim işleri başkanlığında gerekse teşkilat başkanlığında ciddi bir çalışma yapılıyor. Rakamlar ortaya dökülüyor. Bırakın il ve ilçeleri mahalleler bile masaya yatırıldı. Nerede az oy alındı. Nerede başarısız olundu bu konuda ciddi bir çalışma var.

İl ve ilçelerde çok büyük bir değişim geliyor. Başarılı olanlar kalacak oy düşüren il ve ilçe başkanları değişecek. Halktan kopan, kibir abidesi tipler gidecek. Halka ve Hakk’a hizmet etmeyi görev edinmiş isimler gelecek.”

Paylaşın

Memur Ve Emekli Zamları; Erdoğan, 5 Temmuz’u İşret Etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, net asgari ücreti yüzde 34 zamla 11 bin 402 liraya çıkardıklarını hatırlattı ve 5 Temmuz Çarşamba günü 6 aylık enflasyon oranlarının netleşmesiyle memur ve emeklilere verilen sözlerin de yerine getirileceğini söyledi.

Haber Merkezi / Stockhom’de Kuran yakılması olayına da değinen ve bu eylemi “nefret suçu” olarak nitelendiren Erdoğan, insanın kutsalına yapılan saldırıların düşünce özgürlüğü olarak değerlendirilemeyeceğini kaydetti. Batıyı bu konuda adım atmamakla eleştiren Erdoğan, “Failler ya yakalanmıyor ya da ön kapıdan girdikleri mahkemenin arka kapısından elini kolunu sallayarak çıkıyor” dedi.

Erdoğan, Fransa’da altı gündür devam eden protestolarla ilgili olarak “Tarih boyunca olduğu gibi rüzgar ekenler fırtına biçmektedir” dedi ve “Sosyal patlamalardan otoritelerin ders çıkarması gerekir” diye konuştu. “Terör örgütleri ve İslam düşmanlığıyla mücadeleyi kırmızı çizgimiz olarak açıkça ifade ettik” diyen Erdoğan, “oyalama taktiklerini” eleştirdi ve “Aba altından sopa göstermeye teslim olmayacağımızı tüm dünya bilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısının ardından kameraların karşısına geçti. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Kestikleri kurbanla Allah’a yakınlaşmayı murad eden, bayram günlerini bir yardımlaşma seferberliğine dönüştüren tüm kardeşlerimin ibadetlerinin kabul edilmesini diliyorum. Gariplerin, yetim ve öksüzlerin elinden tuttuk. Büyüklerimizi, dost ve akrabalarımızı ziyaret ederek gönüllerini aldık. İhtiyaç sahiplerinin kapısını çalarak bayram sevincini onların da yaşamasını sağladık.

Başta depremde en çok yıkıma uğrayan Hatay, Adıyaman, Maraş olmak üzere 11 vilayetimizin tamamında imar ve inşa çalışmaları şu anda devam ediyor. TOKİ’miz bölgenin yeniden ayağa kaldırılması sürecinde öncü rol oynuyor. Ekim-Kasım ayından itibaren deprem konutlarının teslimatına başlıyoruz. Amacımız 1 sene içerisinde 319 bin deprem konutunu teslim etmektir. Bölgede 143 bini köy evi olmak üzere toplam 650 bin konutu inşa edeceğiz. Şimdiye kadar inşası başlayan konut, köyevi ve ahır sayısı 180 bini buldu.

Giden canlarımızı geri getiremeyiz, ama maddi kayıplarımızı telafi edecek imkana ve kudrete sahibiz. Altyapısı ve üstyapısıyla şehirlerimizi eskisinden daha güvenli hale getirene kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız. Sandıkta milletten yediği tokadın acısını afetzedelerden çıkan faşist zihniyete rağmen, oylarının tercihine bakmadan deprem bölgesinde yaşayan tüm vatandaşlarımızı kucaklamaya devam edeceğiz.

Daha önce trafikten, bozuk yollardan dolayı eziyete dönüşen seyahatler yatırımlarımızla birlikte artık keyifle yapılıyor. Osmangazi Köprüsü 24 Haziran Cumartesi günü 11 bin 770 araç geçişiyle bir rekora daha imza attı. 1915 Çanakkale Köprüsü’nde araç geçiş sayısında yüzde 55 oranında artış sağlandı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü günde ortalama 100 bin araç geçti. Boğaz geçiş trafiği rahat nefes aldı.

Ankara-Niğde karayolu rekora koşan bir başka projemizdir. İstanbul Havalimanı’na bayram boyunca günde ortalama 1517 uçak iniş kalkış yaptı. 25 Haziran’da 1593 iniş kalkış ile tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştı. Dünya çapında birinciliklere doğmayan İstanbul Havalimanı Avrupa’nın en yoğun ve en iyi havalimanı seçildi. Takoz siyasetinin nelere malolabileceğini yıllar geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Seçimlerde bu zihniyeti sandığa gömen insanımızın 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde bunlara geçiş vermeyeceğine inanıyorum.

Bayram sürecinde 21 ülkenin lideriyle görüşerek hem tebrikleri kabul ettik hem de ikili konuları ele aldık. Rusya-Ukrayna savaşından Sudan’daki kardeş kavgasının sona erdirilmesine kadar Türkiye’nin katkısını ortaya koyuyor. Ülkemiz krizlerin çözümünde denge, adalet ve güven veren tavrıyla belirleyici rol oynuyor.

İstanbul süreci değerlendirebilseydi bugüne kadar yaşanan yıkım ve gözyaşı olmayacaktı. Tahıl mutabakatı ve esir takaslarıyla devam eden diplomatik gayretler maalesef savaş lobisi tarafından engellendi, yıpratıldı. Bunun bedelini de asker sivil onbinlerce insan ödedi. Hatta bir dönem Türkiye olarak bu savaş lobisinin hedefi olduk. Muhalefetin adayının asılsız ithamları bu senaryonun bir parçasıdır. Türk demokrasisine de zarar veren iddialarla ilgili ortaya tek bir somut delil ortaya konulmadı.

Seçim atmosferinde niçin böyle bir provokasyona girişildiğine dair kamuoyunu tatmin edecek hiçbir açıklama da gelmedi. Son 1,5 yılda bunun gibi sayısız örnek, kışkırtma ile Türkiye’yi zorda bırakmayı hedefleyen ardniyetli teşebüsle karşı karşıya kaldık. Savaşa odun taşımak yerine barışın tesisi için gayret safrettik. Halen Rusya ve Ukrayna ile aynı anda görüşen, diyalog kanallarını işleten, çözüm önerileri geliştiren tek ülke biziz.

“Kur’an-ı Kerim mushafı yakma diye bir özgürlük olamaz”

Türkiye’nin çevresinde huzuru hakim kılana kadar diplomatik çabalarımızı sürdüreceğiz. İslam dünyası olarak kurban bayramına ulaşmanın heyecanını yaşarken, İsveç’in başkentinde Kur’an-ı Kerim’e yönelik alçakça saldırı hepimizi öfkelendirmiştir Bunun insani temellerle bağdaşması mümkün değildir. Bunlar İslam düşmanlığıyla beslenen nefret suçudur. Bunun polis korumasıyla işlenmesi çok daha vahimdir. Nasıl kiliseyi, havrayı veya bir başka inancı mabedini ateşe vermek özgürlük değilse Kur’an-ı Kerim mushafı yakma diye bir özgürlük olamaz.

Sözkonusu kendi güvenlikleri olunca hiçbir hak, hukuk, ilke tanımayanlar sıra müslümanların kutsallarına gelince birden fikir özgürlüğünü hatırlıyorlar. Stockholm’de Kurban Bayramı’nın ilk günü, cami önünde gerçekleştirilen menfur eyleme münferit bir hadise gözüyle bakamayız. Bu saldırıları batıda habis bir ur misali yayılan müslüman ve islam düşmanlığı hastalığının yeni bir tezahürü olarak görüyoruz. Batı dünyası bu konuda hiçbir adım atmıyor. 4 yıl önce Yeni Zelanda’da 51 müslümanın şehit edildiği terör eyleminden hala ders alınmıyor.

Önceki hafta Mora yarımadası açıklarında batan gemi faciasında buna bir kez daha şahit olduk. Yüzlerce kişinin ölümü Titanik gemisini görmeye giden 5 zengin kadar gündem olmadı. Bu mazlumlar her yıl Akdeniz’in sularında kaybolan binlerce can gibi kısa sürede unutulup gitti.

Beyaz adamın üstünlüğüne dayanan sömürgeci, kibirli, gayriinsani zihniyetin varlığının halen devam ettirdiğinin işaretidir. Özellikle sömürgeci geçmişi ile bilinen ülkelerde kültürel ırkçılık, kurumsal ırkçılığa dönüşmüştür. Fransa’da başlayan olayların kökünde işte bu zihniyetin inşa ettiği sosyal mimari vardır. Sistematik baskı gören varoş, gettolarda yaşamaya mahkum edilen göçmenlerin çoğu müslümanlardır. Şiddet maalesef şiddeti doğurmuş ve bugünkü hadiseleri tetiklemiştir. Kamu malına zarar verilmesini, sokakların yakılıp, yıkılmasını, mağazaların yağmalanmasını elbette tasvip etmiyoruz.

Sokak olayları meşhur hak arama metodu olamaz. Ancak sosyal patlamadan otoritelerin de ders çıkarması gerektiği açıktır. Benzer vakalar bizde yaşanırken hak ve demokrasi mücadelesi verenlerin bugün derin sessizliğe bürünmesi ayrıca manidardır. Büyükelçilik ve konsoloslarımız her zaman vatandaşlarımızın yanındadır. Endişe ile karşıladığımız son hadiselerin şiddet sarmalı daha fazla büyümeden bir an önce sona ermesini diliyoruz.

Solingen’de vahşice katledilen vatandaşlarımızın acısı halen tazedir. Dönerci cinayetleri denerek üstü kapatılmak isteyenler katliamlarda yüreği yanan yine bizim insanlarımızdır. Terör örgütlerinin önü açılırken, polis şiddetne maruz bırakılan bizim sivil toplum kuruluşlarımızdır.

Türk ve müslüman düşmanlığı bir milli güvenlik sorunudur. Fransa’daki olayları tüm boyutlarıyla titizlikle incelenirken, Stockholm’daki olaylara tepkimizi net bir şekilde gösterdik. İslam İşbirliği Teşkilatı hemen harekete geçti. Teröre destek vererek teröristlere alan açarak, sokakları, caddeleri, şehrin en merkezi meydanları teröristlere tahsis ederek Türkiye’nin dostluğunun kazanılmayacağını artık herkesin kabullenmesi gerekiyor. Ülkemizin duruşu, beklentileri bizlere verilen taahhütler bellidir.

Geçen seni neyi savunuyorsak bugün de aynı ilkeleri savunuyoruz. Oyalama taktikleri yerine verilen sözlerinin tutulması devlet ciddiyetine yakışır olacağına inanıyoruz. Bu tarz belaltı vuruşlarla mesafe alacaklarını düşünenlerin ne bizi, ne Türkiye’yi ne de Türk milletini tanımadıkları aşikardır. Buradan kendilerine ince eleyip sık dokumalarını, ev ödemelerini iyi yapmalarını tavsiye ediyorum. Binlerce vatandaşımızın canına kast eden bölücü örgüt mensuplarını, FETÖ’cü alçakları himaye etmemelerini temenni ediyoruz.

Türkiye olarak bunlar sağlanana kadar geri adım atmayacağımızı bilinmesini istiyoruz. Milletimize meydanlarda verdiğimiz sözleri de asla ihmal etmiyoruz. 2023 yılının ikinci yarısında asgari ücretin net olarak 11 bin 402 liraya yükselttik. Asgari ücrete yüzde 34 gibi enflasyonun üzerinde refah payını da içeren zam yapmış olduk. Son 21 yıldır kararlılıkla sürdürdüğümüz halkımızı enflasyona ezdirmeme prensibimize bugün de sahip çıkıyor. Fahiş kira artışlarına karşı geçen sene devreye aldığımız üst sınır uygulaması bu tedbirlerden biriydi.

Konut kira sözleşmelerinde oranı yüzde 25 ile sınırlanmıştık. Temmuz ayında yenilenecek kira sözleşmeleri için de aynı sınır uygulamaya devam edeceğiz. Sıfır ve ikinci el araç fiyatlarında oluşan balonu yakından takip ediyoruz. Tamahkarlıktan ve aç gözlülükten kaynaklanan bu meselenin üstüne gideceğiz. Ticaret Bakanlığımız denetimleri daha da sıklaştıracak. Stokçuluk ve fırsatçılık yapanlara asla müsaade edilmeyecektir. Milletin canını yakanlardan muhakkak hesap soracağız. Yeni ekonomi kadromuz enflasyonla mücadelenin yanısıra uluslararası yatırımlara hız verdti.

11-12 Temmuz’da NATO liderler zirvesini müteakiben yurt dışı ziyaret ve kabul trafiğimizi yoğunlaştıracağız. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme hedefimize sıkı sıkıya bağlıyız. Dış ticaret rakamlarında güzel haberler gelmeye devam ediyor. Yıl sonu hedefimiz 265 milyar dolara ulaşacağımız kanaatindeyim. 21 yıllık kazanımlarımızdan aldığımız güçle Türkiye ekonomisini istikrar, güven, sürdürebilirlik sütunları üstünde yükselteceğiz. Suriye krizinin olumsuz etkilerini en fazla hisseden ülkelerden biriyiz. Sadece depremin ekonomimize maliyeti 104 milyar doları buluyor. Seçim gündeminin iş dünyamızın tüm kesimlerini yorduğunu biliyorum. 31 Mart 2024 mahalli idarelerinin seçimini suhuletle atlattıktan sonra Türkiye Yüzyılı’na koşar adımlarla gideceğiz.

Memur ve emekli zammı

Yangınlara müdahale süremizi 10 dakikaya kadar düşürdük. Orma teşkilatımız 89 hava aracı, 4 bin 799 araçtan oluşan, 22 bin orman kahramanı işçisiyle göreve her zaman hazırdır. Bir kez daha tüm vatandaşlarımızı yeşil vatanımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz. Kur Korumalı Mevduat uygulamasını devam ettiriyoruz. Vergi istisna süresini uzatıyoruz. Tasarruf sahiplerine olumsuzluk oluşturmayacak şekilde süreci yürütüyoruz. Memur maaşlarına yapılacak zam sürecini yürütüyoruz.

Enflasyon oranlarının belli olmasıyla birlikte memur ve emeklilerimize verdiğimiz sözleri yerine getireceğiz. Türkiye Aile Destek Programını bu sene de devam ettirme kararı aldık. Avrupa oyunlarındaki başarılarıyla bizlere ikinci bayramı yaşatan tüm sporcularımızı tebrik ediyorum. Farklı kategorilerde 38 madalya kazanan sporcularımız, özellikle kadın sporcularımız bizleri gerçekten gururlandırmıştır. Balkan Matematik Olimpiyatları’nda Türkiye’ye 3 altın, 3 gümüş madalya getiren gençlerimizin tek tek gözlerinden öpüyorum. Sizleri bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Altaylı’dan Dikkat Çeken “İstanbul” Yazısı: Erdoğan, Kürt Oyları Olmadan…

2024 ‘te yapılacak olan yerel seçimler yaklaşırken gazeteci Fatih Altaylı da konuya ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Altaylı, yazısında “Erdoğan, HDP oyları olmadan, Kürt oyları olmadan İstanbul‘u kazanamayacağını çok iyi biliyor” ifadesini kullandı.

‘Böl ve kazan’ başlıklı yazısında iktidarın 2024 yerel seçimlerindeki olası stratejilerini masaya yatıran Altaylı, “Erdoğan da biliyor ki, tüm engellemelere, tüm karalamalara karşın İmamoğlu aslında başarısız değil. İmamoğlu kötü belediyecilik üzerinden devrilmez. Ancak siyasi dengeler değiştirilerek devrilir” dedi.

Fatih Altaylı’nın kendi kişisel blogunda yayımladığı yazısından bir bölüm şöyle:

Birkaç gün önce CHP’nin İzmir’i de kaybedebileceğini yazdım. 1994 İstanbul seçimleri örneğini vererek.

Merkezin bölünmesinden faydalanarak, nispeten marjinal sayılabilecek Refah’ın adayı Erdoğan’ın yüzde 25 ile seçimi kazandığını hatırlattım.

Birkaç gün sonra AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, 1994’ü hatırlatarak, önümüzdeki yerel seçimleri aynı ruhla kazanacaklarını söyledi.

Siyaseti çok iyi bilen biri olarak doğruyu söylüyor. İstanbul’u ancak öyle kazanabilir AK Parti adayı.

Altılı Masa denilen muhalif blok, blok olmaktan çıkacak ve çoklu aday çıkaracak. HDP destek vermeyecek. AK Parti kazanacak.

Cumhurbaşkanlığı kabinesi kurulduğu zaman şunu okumuştunuz bu sayfada, “Bu kabine yerel seçim kabinesidir.”

Süleyman Soylu’nun olmadığı ve Doğu ve Güneydoğulu bu kadar çok ismin olduğu bir kabine, İstanbul seçimi içindir.

Erdoğan, HDP oyları olmadan, Kürt oyları olmadan İstanbul‘u kazanamayacağını çok iyi biliyor.

Bunu son yerel seçimde deneyimledi.

AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım, o günlerde Süleyman Soylu’nun aşırı milliyetçi söylemlerinden çok yakınıyordu. “Biz iğne ile oy topluyoruz. Süleyman Bey bir cümlesi ile kaşık kaşık oy kaçırıyor.” diyordu çevresine.

Süleyman Soylu’nun olmadığı ve Doğu ve Güneydoğulu bu kadar çok ismin olduğu bir kabine, İstanbul seçimi içindir.

Erdoğan, HDP oyları olmadan, Kürt oyları olmadan İstanbul‘u kazanamayacağını çok iyi biliyor.

Bunu son yerel seçimde deneyimledi.

AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım, o günlerde Süleyman Soylu’nun aşırı milliyetçi söylemlerinden çok yakınıyordu. “Biz iğne ile oy topluyoruz. Süleyman Bey bir cümlesi ile kaşık kaşık oy kaçırıyor.” diyordu çevresine.

İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı seçiminde de CHP adayı önde idi.

51,8 Kılıçdaroğlu, 48,2 Erdoğan.

Bu şartlar, hamleler değişmeden yerel seçimin de ne olacağının göstergesi.

Çünkü Erdoğan da biliyor ki, tüm engellemelere, tüm karalamalara karşın İmamoğlu aslında başarısız değil. İmamoğlu kötü belediyecilik üzerinden devrilmez. Ancak siyasi dengeler değiştirilerek devrilir.

Bunun için de İstanbul’da bir yandan muhalif bloğu bölmeye çalışacak, bir yandan da onlarsız kazanamayacağını bildiği HDP’ye yakın Kürt oylarını yeniden kazanmaya çalışacak.

1994 ruhu dediği budur Erdoğan’ın. Böl ve kazandır.

Süleyman Soylu’nun ve milliyetçi kanadın ise vitrinden çekilmesi de bu nedenledir.

Bu vitrin Anadolu’da kaybettirmez, İstanbul’da ise kazandırabilir.

Şu anda en önemli hedef İstanbul’dur.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Saadet, Gelecek ve DEVA Partisi’nden Erdoğan’ın “Yerel Seçimler” Planına Karşı Hamle

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 2024’te yapılacak olan yerel seçimlerde, başta Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi büyükşehirlerde “muhalefetin bölünmüş yapısından faydalanmayı” hedefliyor.

Erdoğan’ın yerel seçimlerin “1994 yılındaki yerel seçimler gibi milat olacağını” söylemi AK Partinin büyükşehirleri geri almak için “muhalefeti bölme” stratejisi olarak yorumlanırken, DEVA Partisi, Gelecek ve Saadet Partisi, Erdoğan’ın yerel seçimler planına yanıt verdi.

1994 yerel seçimlerinde hem merkez sağ blok hem de sol partiler ayrı adaylarla seçime gitmişti. Anavatan Partisi’nin İlhan Kesici’yi, SHP Zülfü Livaneli’yi, DYP’nin Bedrettin Dalan’ı, DSP’nin Necdet Özkan’ı, MHP’nin Ahmet Vefik Alp’i ve CHP’nin Ertuğrul Günay’ı aday gösterdiği seçimlerde, Refah Partisi’nin adayı olan Erdoğan, “aradan sıyrılarak” İBB’nin başkanı seçilmişti. RP, 1994’teki seçimlerde yüzde 25.19, ANAP yüzde 22.14, SHP ise yüzde 20.3 oy almıştı.

Üç parti de yerel seçimlerde 14 ve 28 Mayıs genel seçimlerinde olduğu gibi “bir ittifakın oluşmayabileceğini” belirtirken büyükşehirler, iller, ilçeler ve beldeler özelinde muhalefet cephesinin “işbirliği ve dirsek teması modelinin devreye girebileceğini” vurguluyor. Aksi takdirde, Erdoğan’ın söz ettiği 1994 seçimlerinin bir benzerinin 2024’teki seçimlerde de yaşanabileceğine dikkat çekiliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu; DEVA, Gelecek ve SP temsilcilerine “partilerinin yerel seçimlere ilişkin yaklaşımlarını” sordu. Açıklamalar şöyle:

Gelecek Partisi Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Selçuk Özdağ: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 6 siyasi parti, yüzde 50+1 koşulu olduğu için bir araya geldi. Yerel seçimlerde ise en çok oyu alan kişi, belediye başkanı seçilecek. Bazı il, ilçe ve beldelerde partiler, bazılarında şahıslar, bazılarında ise hem parti hem de şahıslar güçlüdür. Muhalefet, ilçe ilçe, il il, belde belde şimdiden hazırlığını yapmalı. Bloklar doğru kurulmalı. Erdoğan, şunu söylüyor; ‘Muhalefet parçalansın, yerel seçimlerde blokları doğru kurmasın.

Ben buradan çıkarım; bunların iç kavgalarından yararlanırım.’ Muhalefet partileri özeleştirilerini hızlıca yapmalı, hesaplaşmasını ise seçim sonrasına bırakmalı. ‘Erdoğan’ın oyununa’ gelinmemeli. Biz bölünmeyeceğiz, kavga etmeyeceğiz. Gelecek Partisi olarak muhalefetin işbirliğinden yanayız. Muhalefet eğer 2019’da kazandığı belediyelere yenilerini ekleyemezse Türkiye’de bir daha muhalefet diye bir şey kalmaz. Konya, Balıkesir, Amasya, Samsun, Zonguldak gibi illeri de almalıyız.

“Anlayış birliği sürüyor”

Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın: Bir bütün olmasa bile muhalefet çeşitli yerlerde, çeşitli büyükşehir, il, ilçe ya da beldelerde seçim işbirliği ve teması halinde seçime girecektir. Her ne kadar Millet İttifakı’nın ittifak hali 28 Mayıs itibarıyla bitmiş olsa da Türkiye’nin ortak sorunlarına ilişkin anlayış birliği devam etmektedir. Bu durumun yerel seçimlerde nereye evrileceğini söylemek şimdiden mümkün değil ama anlayış birliği devam ediyor.

“Ayrı hareket zarar”

DEVA Partisi Seçim İşleri Başkanı İdris Şahin: Erdoğan’ın 1994 seçimleri hususu doğru. Muhalefetteki dağınık görüntü devam eder ve her parti yerel seçimlerde, özellikle büyükşehirlerde ayrı ayrı seçimlere girmeye karar verirse büyük ihtimalle büyükşehirlerin, 2019’da CHP’nin kazandığı yerlerin çoğunluğunun kaybedilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalınır.

Her il, ilçe, büyükşehir, belde seçimleri ayrı ayrı değerlendirilmeli, ayrı birliktelikler kurulmalı. Birlik ve beraberlik olmaz ise Erdoğan’ın dediğinin çıkma ihtimali kuvvetle muhtemel. Biz, yerel seçimlerde yetkili kurullarımızdan çıkacak kararlar doğrultusunda hareket edeceğiz. Muhalefetin ayrı ayrı hareket etmesinin Türkiye demokrasisine son derece zarar verebileceğini düşünüyoruz.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Erdoğan’ın Seçim Planı Belli Oldu

AK Parti, 2024’te yapılacak olan yerel seçimlerde, başta Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi büyükşehirlerde “muhalefetin bölünmüş yapısından faydalanmayı” hedefliyor. Erdoğan’ın yerel seçimlerin “1994 yılındaki yerel seçimler gibi milat olacağını” söylemi AK Partinin büyükşehirleri geri almak için “muhalefeti bölme” stratejisi olarak yorumlandı.

1994 yerel seçimlerinde hem merkez sağ blok hem de sol partiler ayrı adaylarla seçime gitmişti. Anavatan Partisi’nin İlhan Kesici’yi, SHP Zülfü Livaneli’yi, DYP’nin Bedrettin Dalan’ı, DSP’nin Necdet Özkan’ı, MHP’nin Ahmet Vefik Alp’i ve CHP’nin Ertuğrul Günay’ı aday gösterdiği seçimlerde, Refah Partisi’nin adayı olan Erdoğan, “aradan sıyrılarak” İBB’nin başkanı seçilmişti. RP, 1994’teki seçimlerde yüzde 25.19, ANAP yüzde 22.14, SHP ise yüzde 20.3 oy almıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Partinin önceki günkü İstanbul il teşkilatının bayramlaşma törenine canlı yayınla katıldı. Erdoğan burada yaptığı konuşmada Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerin “1994 yılındaki yerel seçimler gibi milat olacağını” söyledi. Erdoğan, “1994 ruhunu tekrar dirilterek şehirlerimizin üzerine karabasan misali çöken Fetret Devri’ne hep birlikte son vereceğiz. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, başta olmak üzere hizmetsizlik girdabında sürüklenen tüm şehirlerimizi gerçek belediyecilikle tanıştıracağız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Erdoğan’ın bu sözleri 2024’teki yerel seçimlerde “Cumhur İttifakı’nın uygulayacağı” strateji olarak yorumlandı. Buna göre AK Parti Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi büyükşehirlerde “muhalefetin bölünmüş yapısından faydalanmayı” hedefliyor. Cumhur İttifakı kanadı, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimleri sonrasında başta CHP’deki “değişim” tartışmaları olmak üzere İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, partisinin olağan kurultayında CHP’ye yönelik söylemlerinin “yerel seçimler sürecinde muhalefetteki bölünmenin derinleşeceğinin sinyallerini verdiğini” düşünüyor.

Bu süreçte 6’lı masada yer alan muhalefetin “yerel seçimlere az bir süre kala genel seçimlerdeki gibi tam bir bütünlük halinde yeniden bir araya gelemeyeceği” kaydediliyor. 6’lı masayı oluşturan her bir partinin “yerel seçimlerde en az birkaç belediye başkanlığı alabilmek için kendi içlerinde kıyasıya bir yarışa gireceği” kaydediliyor.

Özellikle Akşener’in kurultaydaki sözleri sonrasında “CHP ile ittifak yoluna gitse bile bu kez kendi partisinin belirleyeceği adayları CHP’ye dayatmak isteyeceği, CHP’nin de pek çok il için buna karşı çıkacağı” hesaplanıyor. Öte yandan genel seçimler sonrasında HDP’nin de 2024 seçimlerine “bu kez kendi adaylarıyla katılacağı” değerlendirmeleri yapılıyor. Bu durumdan kaynaklı olarak Erdoğan’ın “1994 yılındaki yerel seçimlere göndermede bulunduğuna” dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İBB başkanı seçildiği 1994 yerel seçimlerinde hem merkez sağ blok hem de sol partiler ayrı adaylarla seçime gitmişti. Anavatan Partisi’nin İlhan Kesici’yi, SHP Zülfü Livaneli’yi, DYP’nin Bedrettin Dalan’ı, DSP’nin Necdet Özkan’ı, MHP’nin Ahmet Vefik Alp’i ve CHP’nin Ertuğrul Günay’ı aday gösterdiği seçimlerde, Refah Partisi’nin adayı olan Erdoğan, “aradan sıyrılarak” İBB’nin başkanı seçilmişti. RP, 1994’teki seçimlerde yüzde 25.19, ANAP yüzde 22.14, SHP ise yüzde 20.3 oy almıştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Kurban Bayramı” Mesajı: Türkiye Yüzyılı Menziline Mutlaka Varacağız

Kurban Bayramı nedeniyle bir mesaj yayımlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin aynı zamanda hizmetlerle, eserlerle, yatırımlarla ve reformlarla dolu dolu geçireceği altın değerinde bir beş sene daha kazandığını belirten, “Biz de milletimizin güvenine layık olabilmek adına, kabinemiz ve ittifak ortaklarımızla birlikte omuz omuza çalışacağız. 29 Mayıs sabahı itibarıyla inşasına başladığımız Türkiye Yüzyılımızı, bir hayal olmaktan çıkarıp, Allah’ın izniyle, gerçeğe dönüştüreceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Amacımız; milletimizin istiklal ve istikbal mücadelesinde Cumhuriyetimizin yeni yüzyılını, her açıdan yeni bir dönemin, yepyeni bir şahlanışın, yeni bir toplumsal mutabakatın miladı hâline dönüştürmektir. Bununla ilgili hazırlıklarımızı yaptık, kadromuzu oluşturduk, hedeflerimizi belirledik. İnşallah milletimizin çizdiği istikamette yürüyerek Türkiye Yüzyılı menziline mutlaka varacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı nedeniyle video mesaj yayımladı. Erdoğan, mesajında, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı tebrik etti.

“Rabbimize, bizleri bir Kurban Bayramı’na daha sağlıkla, huzurla ve afiyetle ulaştırdığı için sonsuz hamdediyoruz. Kurban Bayramı’nın; ailelerimize, milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları kaydetti: “Bayramlar; millet olarak birliğimizi, beraberliğimizi, ezeli ve ebedi kardeşliğimizi hatırladığımız mübarek günlerdir. Kurban Bayramı, özellikle kurban ibadetiyle paylaşma ve dayanışmanın adeta zirveye çıktığı bereketli bir zamandır.”

6 Şubat depremleri sebebiyle yüreklerin yandığı bu aylarda, Kurban Bayramı’nın, vatandaşlar arasında kardeşlik iklimini daha da güçlendireceğine inandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesileyle bir kez daha asrın felaketinde hayatını kaybeden 50 bini aşkın canımızı rahmetle yâd ediyor, ailelerine sabr-ı cemil niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.

Depremin yaralarını sarmak ve depremzedeleri en kısa sürede yeni yuvalarına kavuşturmak için çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geride bıraktığımız seçim döneminde de bu hassasiyetimizi koruduk. Deprem bölgesindeki kardeşlerimizi sık sık ziyaret etmek suretiyle hem acılarını paylaştık hem de sahada yürütülen çalışmaları bizzat takip ettik. İnşa ve ihya faaliyetlerimiz tüm hızıyla devam ediyor. Deprem konutlarının ilk bölümünün teslimatına inşallah ekim, kasım ayları itibarıyla peyderpey başlıyoruz. Milletimize söz verdiğimiz şekilde, 319 bini ilk bir sene içerisinde olmak üzere, toplam 650 bin deprem konutunu tamamlamakta kararlıyız” şeklinde konuştu.

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin geride bırakılmasıyla birlikte, artık ülkenin sorunlarına daha fazla yoğunlaşma imkânına kavuştuklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları kaydetti: “Bundan sonra tüm enerjimizi ve vaktimizi Türkiye’yi büyütmeye, milletimizin taleplerini karşılamaya hasredeceğiz. Buradan bir kez daha verdikleri güçlü destekle ‘iki bayram arasında bizlere iki demokrasi bayramı yaşatan’ aziz milletimin tüm fertlerine, yurt dışındaki gurbetçi kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum. Türkiye, son asrın en kritik seçimlerinden birini demokrasi şöleni içerisinde, yüzde 90’a varan rekor katılım oranıyla, bütün dünyada gıptayla izlenen bir atmosferde, hamdolsun, başarıyla gerçekleştirmiştir. Seçimlerin kazananı; tartışmasız bir şekilde 85 milyon vatandaşıyla tüm Türkiye’dir.”

“Türkiye Yüzyılı menziline mutlaka varacağız”

Türkiye’nin aynı zamanda hizmetlerle, eserlerle, yatırımlarla ve reformlarla dolu dolu geçireceği altın değerinde bir beş sene daha kazandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de milletimizin güvenine layık olabilmek adına, kabinemiz ve ittifak ortaklarımızla birlikte omuz omuza çalışacağız. 29 Mayıs sabahı itibarıyla inşasına başladığımız Türkiye Yüzyılımızı, bir hayal olmaktan çıkarıp, Allah’ın izniyle, gerçeğe dönüştüreceğiz.

Amacımız; milletimizin istiklal ve istikbal mücadelesinde Cumhuriyetimizin yeni yüzyılını, her açıdan yeni bir dönemin, yepyeni bir şahlanışın, yeni bir toplumsal mutabakatın miladı hâline dönüştürmektir. Bununla ilgili hazırlıklarımızı yaptık, kadromuzu oluşturduk, hedeflerimizi belirledik. İnşallah milletimizin çizdiği istikamette yürüyerek Türkiye Yüzyılı menziline mutlaka varacağız” şeklinde konuştu.

Son 21 yıldır olduğu gibi gelecek beş sene boyunca da yine aşkla çalışacaklarını, eser ve hizmet siyasetinden asla taviz vermeyeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajını şu cümlelerle tamamladı: “Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Hac farizasını yerine getirme niyetiyle şu an kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin ibadetlerinin kabul olmasını Rabbim’den niyaz ediyorum. Kurban Bayramı ziyaretleri ve tatil amacıyla yollara çıkan tüm vatandaşlarımızdan, trafik kurallarına titizlikle riayet etmelerini istiyorum. Kurban Bayramı’nın hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor; sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum. Bayramınız mübarek olsun.”

Paylaşın