AK Parti Olağanüstü Kongresi: Yönetimde “Büyük Değişim” Beklentisi

Mevcut genel başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın oy birliği ile aday gösterilip oy birliği ile genel başkan seçilmesine kesin gözüyle bakılan AK Parti’nin olağanüstü kongresinde seçimlerdeki oy kaybı nedeniyle parti kadrolarında ise büyük değişime gidilmesi bekleniyor.

2015 seçimlerinde yüzde 49, 2018 seçimlerinde yüzde 42,5 oy alan AKP, düşüş eğilimini 2023 seçimlerinde de sürdürdü ve oyu yüzde 36,3’e geriledi. Erdoğan, oluşturacağı yeni kadrolarla düşüş eğiliminin önüne geçmeyi hedefliyor. Kadrosunu gençleştirmek de isteyen Erdoğan’ın özellikle 35-45 yaş arasındaki yeni yüzlerle çalışmayı arzu ettiği kaydediliyor.

Listelerde bu nedenle hem genç hem de kadın yeni isimlerin yer alacağı beklentisi hakim. MKYK ve MYK’da genel olarak milletvekili sayısının azaltılması ve Erdoğan’ın “parti ve Meclis” çalışmalarını ayırmayı hedefi de dile getirilen değişiklikler arasında.

AK Parti, 7 Ekim Cumartesi günü dördüncü olağanüstü büyük kongresi için toplanmaya hazırlanıyor. Kongrede genel başkan seçimi yapılacak, ancak genel başkan seçiminde sürpriz yaşanması söz konusu değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oy birliği ile aday gösterilip oy birliği ile genel başkan seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor. AK Parti kongresinde dikkatler ise Erdoğan’ın belirleyeceği yönetim kadrolarında olacak.

Diğer kongrelerde bir buçuk saati aşan konuşmalar yapan Erdoğan’ın Cumartesi günü daha kısa bir konuşma yapması bekleniyor. Erdoğan’ın 40 dakika kadar süreceği belirtilen konuşmasında anayasa çağrılarını yineleyeceği, ağırlıklı olarak da 2024 yerel seçimlerine dair mesajlar vereceği ifade ediliyor.

14 Mayıs genel seçimlerinde milletvekili listelerini yüzde 50’yi aşan oranda yenileyen AK Parti’nin parti içi yönetiminde de yeni isimlere yer verilecek. Erdoğan, DW Türkçe’den Kıvanç El‘in edindiği bilgiye göre 75 kişilik Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’nun (MKYK) yüzde 50’den fazlasını yenileyecek. Ancak MKYK içerisinden seçilen 18 kişilik Merkez Yürütme Kurulu’ndaki (MYK) değişimin ise daha kısıtlı olacağı ifade ediliyor.

Erdoğan, geçen Çarşamba günü kurmaylarıyla bir araya gelerek isimler üzerinden değerlendirmeler yapmıştı. Bu toplantı sonrası yeni yönetim listesinin büyük oranda şekillendiği, bazı alternatifli isimlere dair son kararın kongre öncesine kadar verileceği belirtiliyor. MHP ile seçim ittifakına ilişkin çalışmaları yürüten mevcut genel başkan vekillerinden Efkan Âlâ’nın görevine devam edecek isimlerden biri olacağı tahmin ediliyor. Diğer genel başkan vekili Binali Yıldırım ile ilgili ise farklı bir karar alınabileceği ifade ediliyor. Yıldırım, Erdoğan’a en yakın isimlerden biri.

2015 seçimlerinde yüzde 49, 2018 seçimlerinde yüzde 42,5 oy alan AK Parti, düşüş eğilimini 2023 seçimlerinde de sürdürdü ve oyu yüzde 36,3’e geriledi. Erdoğan, oluşturacağı yeni kadrolarla düşüş eğiliminin önüne geçmeyi hedefliyor. Kadrosunu gençleştirmek de isteyen Erdoğan’ın özellikle 35-45 yaş arasındaki yeni yüzlerle çalışmayı arzu ettiği kaydediliyor. Listelerde bu nedenle hem genç hem de kadın yeni isimlerin yer alacağı beklentisi hakim. MKYK ve MYK’da genel olarak milletvekili sayısının azaltılması ve Erdoğan’ın “parti ve Meclis” çalışmalarını ayırmayı hedefi de dile getirilen değişiklikler arasında.

AK Parti MKYK içerisinde görevine devam edip etmeyeceği en fazla merak edilen isimlerden birisi Metin Külünk. Suç örgütü lideri olmakla suçlanan Sedat Peker’in “ayda 10 bin dolar alan siyasetçi” iddiasının hedefi olan Külünk, kendisine yönelik suçlamaları geri çevirmişti. Parti içerisinde dikkat çeken çıkışlarıyla da gündeme gelen Külünk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “FETÖ ve PKK’ya destek verdiğini” iddia etmişti. Diyanet, bu sözlere karşı suç duyurusunda bulunmuştu.

Merak edilen bir diğer isim ise AK Parti Merkez Disiplin Kurulu üyesi Zehra Taşkesenlioğlu. SPK (Sermaye Piyasa Kurulu) eski Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun kardeşi Taşkesenlioğlu, Sedat Peker tarafından “borsada manipülasyon yapmak” ve “rüşvet almakla” suçlanmıştı. Boşandığı eşi Ünsal Ban ile bir videosu da internete sızan Taşkesenlioğlu, boşanma davasında Ban’dan 70 milyon lira istemişti. 14 Mayıs’ta milletvekili yapılmayan Taşkesenlioğlu’nun partide de liste dışı kalması bekleniyor.

2024’te yapılacak yerel seçimleri

Kongre ile birlikte yerel seçim çalışmalarına da resmen başlanacak. Bir süredir strateji çalışmalarını yürüten AKP’de kongre sonrası isim belirleme süreçleri de hızlanacak. 2024 yerel seçimlerine iddialı hazırlanan AKP’de yerel seçimler için iki makam kritik önemde. “Seçim İşleri” ve “Yerel Yönetimler” birimlerinin başına kimin getirileceği konuşulan önemli başlıklardan.

İstanbul 2019 yerel seçimlerinde “Hiçbir şey olmasa bile bir şeyler oldu” sözleri ile damga vuran isimlerden Ali İhsan Yavuz, seçim işlerinden sorumlu genel başkan yardımcısı görevini sürdürüyor. Seçimlere altı ay kaldığı için partideki kurulu sistemi bozmak istemeyen Erdoğan’ın Ali İhsan Yavuz’un bu görevini sürdürmesini istediği kaydediliyor. Ali İhsan Yavuz, 2019’da seçimlerin yenilenmesinde başrolde olan isimlerdendi.

AK Parti’nin yerel yönetimlerden sorumlu ismi ise eski Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz. Bu ismin de kongre sonrasında görevine devam edeceği konuşuluyor. Bu koltuk için ayrıca İYİ Parti’den AKP’ye geçen Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un adı da geçiyor. Ancak parti kurmayları Yılmaz’ın görevine devam edeceğini, İsmail Ok’un ise yerel seçimde aktif çalışmalar yapacak ekip içerisinde yer alacağını kaydediyor.

AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, 31 Mart 2019 seçimlerinde yaptığı ittifakı genişletmeyi planlıyor. Daha önce bazı yerlerde her iki parti de aday çıkarırken 2024 seçimlerinde oyların bölünmemesi için çalışmalara ağırlık verilecek.

Olağanüstü kongrenin ana teması “Türkiye Yüzyılı” olarak belirlendi. 14 Mayıs seçimleri öncesinde gerçekleşen seçim programı tanıtım programına birçok basın kuruluşu davet edilmişti. Cumartesi günkü kongreye ise Anka Haber Ajansı, Sözcü TV, Halk TV, DW Türkçe, T24, VOA Türkçe’nin de aralarında olduğu birçok medya kuruluşu davet edilmedi. Bu basın kuruluşlarında çalışanlara davetlerde Cumhurbaşkanlığı tarafından “akreditasyon” uygulandığı bildirildi.

Kongreye CHP, MHP, İYİ Parti, DSP, Anavatan Partisi, Büyük Birlik Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, Vatan Partisi ve HÜDA-PAR da davet edildi. HDP ve Yeşil Sol Parti’ye davet gitmedi.

Paylaşın

AFP Yazdı: Erdoğan Ve Aliyev’in Katılmaması Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’ni Zayıflattı

Fransız haber ajansı AFP’ye değerlendirmede bulunan Jacques Delors Enstitüsü’nden Sebastien Maillard, İlham Aliyev ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yokluğunun zirveyi ciddi şekilde zayıflattığına dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Türkiye ve Azerbaycan olmadan, AST çok daha dar bir Avrupa perspektifiyle hareket ediyor ve birkaç lider dışında daha fazla Putin karşıtı görünüyor.”

Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Moldova’nın başkenti Kişinev yakınlarındaki Mimi Kalesi’nde haziranda düzenlenen AST zirvesine katılmadığı da hatırlatıldı.

Fransız haber ajansı AFP, Azerbaycan’ın Karabağ meselesinin tartışılacağı Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) toplantısına katılmama kararını değerlendirdi. Haberde, Azerbaycan’ın İspanya’nın Granada şehrinde düzenlenen toplantıya katılmayacağını duyurmasıyla “Dağlık Karabağ meselesiyle ilgili gerginliğin azaltılması umutları suya düştü” yorumu yapıldı.

Bakü yönetimi toplantıya katılsaydı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Karabağ operasyonundan bu yana ilk kez yüz yüze görüşmüş olacaktı.

AFP, Aliyev’in Fransa ve Almanya’nın Ermenistan’a yakın durmasına sinirlenerek AST’ye katılmayı reddettiğini yazdı. Kimliği paylaşılmayan Azerbaycanlı bir yetkili, ajansa Fransız Savunma Bakanı Sebastien Lecornu’nun Ermeni yanlısı sözleri, Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna’nın Ermenistan ziyareti ve Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel’in Bakü’yü suçlayan ifadeleri nedeniyle Aliyev’in zirveye katılmama kararı aldığını belirtti.

Ayrıca Bakü yönetiminin, zirvede “Azerbaycan karşıtı bir tavır” oluştuğunu düşündüğü de yazıldı. Ajansın, kimliğini paylaşmadığı Azerbaycanlı diplomatlardan aktardığına göre, Bakü yönetimi toplantının Türkiye’de yapılmasını istedi fakat bu talep karşılık bulmadı.

Ayrıca Bakü’nün görüşmelere Türkiye’nin katılmasını da önerdiği ama bunun Fransa ve Almanya tarafından kabul edilmediği de gündeme gelmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise zirveden önce yaptığı açıklamada hastalandığı için toplantıya katılamayacağını söylemişti.

Fransa’daki Jacques Delors Enstitüsü’nden Sebastien Maillard, Aliyev ve Erdoğan’ın yokluğunun zirveyi ciddi şekilde zayıflattığına dikkat çekerek, şunları söyledi: Türkiye ve Azerbaycan olmadan, AST çok daha dar bir Avrupa perspektifiyle hareket ediyor ve birkaç lider dışında daha fazla Putin karşıtı görünüyor.

Maillard, Erdoğan’ın üst üste AST toplantılarına katılmamasının, AB ve Türkiye arasındaki ilişkiye zarar verebileceğini savundu.

Haberde, Erdoğan’ın Moldova’nın başkenti Kişinev yakınlarındaki Mimi Kalesi’nde haziranda düzenlenen AST zirvesine katılmadığı da hatırlatıldı. Paşinyan ise zirveye katılacağını ve Aliyev’in gelmemesini üzüntüyle karşıladığını belirtmişti.

Azerbaycan’ın Karabağ operasyonu

Bakü yönetimi, 19 Eylül’de Karabağ’da “terörle mücadele operasyonu” başlatmıştı. Yaklaşık 24 saat süren operasyonun ardından Ermeni ayrılıkçı gruplar silah bırakmıştı. Varılan ateşkesin ardından Bakü ve Erivan yönetimi arasında bölgenin Azerbaycan’a entegrasyon sürecinin planlanması amacıyla toplantılar düzenleniyor.

Süreçle ilgili görüşmeler sürerken, Karabağ’daki Ermeni yönetiminin başındaki Samvel Şahramanyan, 28 Eylül’deki açıklamasında 1 Ocak 2024 itibarıyla Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin varlığının son ereceğini duyurmuştu.

Karabağ’da yaklaşık 120 bin Ermeni yaşıyordu. Erivan yönetiminin rakamlarına göre bunlardan en az 100 bin 500’ü bölgeyi terk ederek Ermenistan’a geçti.

Paşinyan bölgedeki durumu “etnik temizlik” diye nitelerken, Azerbaycan ise iddiaları reddederek, Ermenilerin kendi istekleriyle bölgeyi terk ettiğini ve kimseyi zorla evlerinden çıkarmadıklarını savunuyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan, Yeni A Takımına Son Şeklini Verdi

Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) listesi hazırlamaları için görevlendirilen AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Genel Sekreter Fatih Şahin, Genel Başkan Yardımcıları Erkan Kandemir ve Ali İhsan Yavuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 250 kişilik taslak bir liste sundu.

Erdoğan’ın taslak listeyi 75 kişiye düşürdüğü, listeye son şeklini yarın akşama kadar vereceği belirtildi. Ayrıca MKYK listesinde milletvekili sayısının daha az olacağı, bu vekillerden bazılarının ise doğrudan MYK’da olabileceği belirtiliyor.

Erdoğan’ın MKYK, disiplin ve etik kurullar ile demokrasi hakem heyeti başta olmak üzere genel merkez yönetiminde görev alan toplam 142 isim üzerinde yüzde 65’i bulan bir değişime gidilebileceğinden de söz ediliyor.

Hürriyet’ten Ebru Karatosun‘un haberine göre; AK Parti 7 Ekim’de büyük kongresine hazırlanıyor. Edinilen bilgilere göre, Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) listesi hazırlamaları için görevlendirilen AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Genel Sekreter Fatih Şahin, Genel Başkan Yardımcıları Erkan Kandemir ve Ali İhsan Yavuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 250 kişilik taslak bir liste sundu. Erdoğan’ın taslak listeyi 75 kişiye düşürdüğü, listeye son şeklini yarın akşama kadar vereceği belirtildi.

AK Parti ekibinin listeleri ilkesel bir çalışma yaparak hazırladığı bildirildi. Buna göre, parti dengesinin gözetilmesinin yanı sıra taslak MKYK listesinde 3 dönem kuralına takılması nedeniyle yeniden vekil adayı gösterilmeyen isimlerin de yer alması bekleniyor. Meclis’te ilk kez milletvekili olarak görev yapan isimlerin MKYK’da yer almayabileceği ancak 2 ya da 3’üncü dönemi olan milletvekillerin listeye girebileceği de aktarılıyor.

Ayrıca MKYK listesinde milletvekili sayısının daha az olacağı, bu vekillerden bazılarının ise doğrudan MYK’da olabileceği belirtiliyor. Erdoğan’ın MKYK, disiplin ve etik kurullar ile demokrasi hakem heyeti başta olmak üzere genel merkez yönetiminde görev alan toplam 142 isim üzerinde yüzde 65’i bulan bir değişime gidilebileceğinden de söz ediliyor.

Kongreye 27 ülkeden 49 siyasi partiden 119 siyasi parti temsilcisi 76 büyükelçilik ve toplamda 13 uluslararası kuruluş gelecek. AK Parti, MHP, CHP, BBP, DSP, İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi, HÜDAPAR, Vatan Partisi, Anavatan Partisi ve Demokrat Parti olmak üzere 10 siyasi partiye davet gönderirken, Saadet Partisi, Deva Partisi, Gelecek Partisi ve Yeşil Sol Parti’yi ise kongreye çağırmadı.

Kongrede renkli program

Ankara Spor Salonu’nda yapılacak kongrenin taslak programı da belirlendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sabah kongre alanına gelip otobüs üzerinde mini bir miting yapması planlanıyor. Kongrenin ana sloganları “Türkiye Yüzyılı için hep yeni, hep ileri” ve “Cumhuriyet’in yüz akı, Türkiye’nin yüz akı” olacak. Kongrede bu kez video gösterimi yerine Türkiye’nin demokratikleşme hikâyesi, “Cumhuriyetin yüz akı” sloganına atıfla “Bizler, Sizler, Yüzler ve Sözler” olmak üzere dört ana başlıktan oluşacak bir metin kurgusuyla tiyatral gösterim yapılacak.

Bu gösterimde, birlik ve beraberlik içinde Türkiye Yüzyılı’nın inşasına katkıda bulunulması için çağrıda bulunulması hedefleniyor. Yaklaşık 12 dakika sürmesi planlanan tiyatral gösteri Erdoğan’ın okuduğu metinle tamamlanacak. Kongrede ayrıca Azerbaycanlı şarkıcı Azerin de konser verecek.

Erdoğan’ın yarım saat sürmesi planlanan konuşmasının ardından da Genel Başkan ve ve MKYK seçimi yapılacak. 1572 delegenin oy kullanacağı seçimin ardından Erdoğan yeniden kürsüye çıkarak kısa bir teşekkür konuşması yapacak. Erdoğan kongrenin ardından Genel Merkeze geçip, yeni MKYK’sı ile toplanacak ve Merkez Yürütme Kurulu’nu (MYK) belirleyecek. Erdoğan daha sonra MYK üyeleriyle de kısa bir toplantı yapacak.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’ın Yeni Anayasa Çağrısına Yanıt: Gel De Gülme

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısına yanıt veren Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu, “Gel de gülme bu işe. İhtilal anayasasını değiştireceklermiş. İhtilal anayasası kalmadı ortada. Sizin getirdiğiniz birçok değişiklikle yamalı bohçaya döndü zaten” dedi ve ekledi:

“Şimdi bunu düzeltmek için ‘Gerçekleri örtelim, anayasa maddelerini konuşalım ama milletin derdini dert edinmeden meseleleri gündeme getirelim’ diyorlar. Bizim de buna karnımız tok. Böyle bir şeye rıza göstermeyiz.”

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin, Saadet Partisi çatısı altında birleşerek oluşturduğu Meclis grubu, yeni yasama yılının ilk grup toplantısını yaptı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu,  ilk grup toplantısında hükümet politikalarını eleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısını, yerel seçim öncesi ekonomideki olumsuzlukları kapatmak için yaptığını savunan GP Lideri Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı niyetinizi çok iyi biliyoruz. Samimiyseniz; 12 Eylül Anayasası’nı kaldıracak, yerine gerçekten kamil ve milli bir anayasa yapmak için her türlü çabayı sergileriz. Sorumuz; açık ve net. Milletin başına bu belaları saran Cumhurbaşkanlığı sistemini de tartışmaya var mısınız? Yoksunuz. Niyetiniz zaman kazanmak ve oyalamak. Milletin birinci gündemi; iştir, açlıktır, bu tartışmaları yerel seçimlerden sonraya ertelesinler.”

Karamollaoğlu: Gel de gülme

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni anayasa yapılmasına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Gel de gülme bu işe. İhtilal anayasasını değiştireceklermiş. İhtilal anayasası kalmadı ortada. Sizin getirdiğiniz birçok değişiklikle yamalı bohçaya döndü zaten. Şimdi bunu düzeltmek için ‘Gerçekleri örtelim, anayasa maddelerini konuşalım ama milletin derdini dert edinmeden meseleleri gündeme getirelim’ diyorlar. Bizim de buna karnımız tok. Böyle bir şeye rıza göstermeyiz.”

Temel Karamollaoğlu, İçişleri Bakanlığı’na yönelik terör saldırısı girişimine ilişkin de, “Türkiye, terörü tüm kaynaklarıyla birlikte yok etme gücüne ve kabiliyetine fazlasıyla sahiptir. Terörün kazanma ihtimalinin olmadığını, kaybetmesinin de kesin olduğunu defalarca ispatlamış mümtaz bir millet ve kadim bir devlet, Türkiye’nin terörle mücadeledeki en büyük gücüdür.

Ancak pazar günü bertaraf edilen terör saldırısı sonrasında; arkasında kimlerin belli olduğu kimi kesimler ve mecralar tarafından, İçişleri Bakanı’na, bakanlığa ve bağlı birimlerine yönelik sataşmalar, isnat ve ithamlar da söz konusu oldu. Doğrusu İçişleri Bakanı’nın suç örgütlerine ve özellikle mafya ve belirli çete türü yapılara karşı yürüttüğü anlamlı ve kararlı mücadeleden rahatsız olanları anlamakta zorlanıyor insan” diye konuştu.

Türkiye’nin terörden, terör örgütlerinden, mafya ve çetelerden, suç birlikteliklerinden arındırılması konusunda her türlü desteğe hazır olduklarını ifade eden Karamollaoğlu, “Maalesef, terörle ve suç örgütleriyle mücadele kulvarında ‘fakat, ama, ancak’ başlıklı cümle kurmaya meyilli olanları da görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

SP Lideri Karamollaoğlu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın terör ve suç örgütlerine yönelik verdiği mücadeleyi takdir ettiklerini de sözlerine ekledi.

Paylaşın

Erdoğan’ın Programları Soğuk Algınlığı Nedeniyle İptal Edildi

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin TBMM’deki grup toplantısına katılımı ve İspanya ziyareti, soğuk algınlığı rahatsızlığı nedeniyle iptal edildi. 

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile telefon görüşmesi yapmış ve Erdoğan İspanya’ya davet edilmişti. İki ülke arasındaki ilişkiler ve bölgesel gelişmelerin konuşulacağı ziyaret için Erdoğan yarın İspanya’ya hareket edecekti.

İspanya’nın Granada kentinde 5-6 Ekim tarihlerinde yapılacak Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) ile Avrupa Birliği Hükümet ve Devlet Başkanları zirvesinin gündemine Dağlık Karabağ krizinin öne çıkması bekleniyor.

Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı İspanya’nın Granada kentinde yapılacak iki ayrı zirve sonrasında yapılacak açıklamaların, birliğin muhtemel dönüşüm hamleleri hakkında önemli ipuçları içermesi bekleniyor. 5 Ekim’deki Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) Liderler Zirvesi’ni, 6 Ekim’de yapılacak gayriresmi AB Liderler Zirvesi izleyecek.

Granada’da üçüncüsü düzenlenecek AST Zirvesi’ne 47 Avrupa ülkesinin devlet ve hükümet başkanları davet edildi. AST, AB üyesi ülkelerle birliğe komşu ülkelerin ortak çıkarlar konusunda görüş alışverişinde bulundukları bir diyalog ve iş birliği forumu olarak tanımlanıyor.

Bu topluluğun, daha kurumsal bir yapıya dönüşüp dönüşmeyeceğini ise AB’de kararlaştırılacak genişleme reformları belirleyecek. AST zirvesinden bir gün sonra yapılacak AB Gayriresmi Liderler Zirvesi’ne, Avrupa’ya artan düzensiz göçün sınırlandırılması çabalarının yanı sıra genişleme ve bunun için gerekli reformlar hakkında yapılacak istişarelerin damgasını vurması bekleniyor.

Rusya’nın Ukrayna savaşının yol açtığı jeopolitik değişim AB’de geçen yıllarda fiilen rafa kaldırılan genişlemeyi yeniden en önemli gündem maddesi haline getirdi. AB yeniden genişlemek istiyor, bu yolla da Rusya’nın Avrupa’da yeni istikrarsızlıklar çıkarmasını engellemeyi, Kremlin’in nüfuzuna set çekmeyi hedefliyor.

AB’nin önceliği Batı Balkan ülkelerinin üyeliğe alınmaları. Ancak üye olmak isteyen ülkeler, Batı Balkan ülkeleri ile, yani Arnavutluk, Sırbistan, Bosna-Hersek, Montenegro, Kuzey Makedonya ve Kosova ile sınırlı değil. Adaylık statüsü verilen Ukrayna ve Moldova’nın dışında Gürcistan da bu statüyü talep ediyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Yeni Anayasa Mesajı: Tartışmaya Ve Müzakereye Açığız

Pazar günü, 28. Dönem İkinci Yasama Yılı’na başlayan Meclis’te, yeni anayasaya dair yapıcı tavır ve beklentileri ortaya koyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 85 milyonun tamamının kırmızıçizgileri haricinde, her konuyu görüşmeye, tartışmaya ve müzakereye açık olduklarını ifade ettiklerini hatırlattı.

Haber Merkezi / “Yeni dönemde milletimize verilecek asıl müjdenin; Türkiye’yi sivil, kuşatıcı, özgürlükçü bir anayasayla buluşturmak olacağı anlaşılıyor” sözleriyle devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Temsil kabiliyeti son yılların en yüksek seviyesine ulaşan Meclisimizin, milletimizin her bir ferdinin ‘işte benim anayasam’ diyerek bağrına basacağı sivil bir anayasayı yapmasının önünde hiçbir mani bulunmuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Yüksek İdari Yargı Mercileri Birliği’nin 2023 Yönetim Kurulu Toplantısı ve Semineri’nin kapanış ile Danıştay Eğitim Tesisi’nin açılış törenine katılarak bir konuşma gerçekleştirdi.

İçinde bulunulan ekim ayının, tarihte çok önemli bir yere sahip olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Ekim’de, bu topraklarda kurulan son devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıl dönümüne ulaşacaklarını hatırlatarak, “Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını, bir anma etkinliğinden öte, yeni reform hamlelerimizle hak ettiği şekilde kutlamak istiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son bir asrın kapsamlı muhasebesini yaparken, aynı zamanda milletimizin demokratik kazanımlarını daha da güçlendirmeye çalışıyoruz. Amacımız; Cumhuriyetimizin ikinci asrına daha emin adımlarla, birlik ve beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmiş bir şekilde girmektir. Vatandaşlarımızın özgürlük alanlarını genişletme idealimizin tepesinde, ülkemizi darbe anayasasından kurtarmak vardır.

Vesayetçilerin 27 Mayıs 1960 darbesiyle Türkiye’nin ayağına vurduğu, 12 Eylül rejiminin perçinlediği prangaların, sökülüp atılma vakti artık gelmiştir. Sivil anayasa talebi, iradesine gerektiğinde canı pahasına sahip çıkan aziz milletimize, anasının ak sütü gibi helaldir. Bu talebe, siyaset kurumu başta olmak üzere sorumluluk makamında olan hiç kimsenin kulak tıkama lüksü yoktur.”

Pazar günü, 28’inci Dönem İkinci Yasama Yılı’na başlayan Mecliste, yeni anayasaya dair yapıcı tavır ve beklentileri ortaya koyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 85 milyonun tamamının kırmızıçizgileri haricinde, her konuyu görüşmeye, tartışmaya ve müzakereye açık olduklarını ifade ettiklerini hatırlattı.

“Yeni dönemde milletimize verilecek asıl müjdenin; Türkiye’yi sivil, kuşatıcı, özgürlükçü bir anayasayla buluşturmak olacağı anlaşılıyor” sözleriyle devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Temsil kabiliyeti son yılların en yüksek seviyesine ulaşan Meclisimizin, milletimizin her bir ferdinin ‘işte benim anayasam’ diyerek bağrına basacağı sivil bir anayasayı yapmasının önünde hiçbir mani bulunmuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Uzun yıllar sonra ilk kez, yeni anayasa konusunda, Parlamentoda ve kamuoyunda oluşan müspet atmosferi, çok kıymetli gördüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk camiasından da, birikimleri, müktesebatları ve değerli önerileriyle bu sürecin dışında kalmamalarını beklediklerini belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bahçeli ile bir araya geldi

Öte yandan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bugün yeni anayasa ve Meclis İçtüzüğü değişikliği çağrılarında bulunmak üzere parti gruplarını ziyaret turuna başladı. Kurtulmuş’un ilk adresi, yeni yasama döneminin ilk Meclis grup toplantısını yapan MHP lideri Devlet Bahçeli oldu.

Ziyaret sonrası kısa bir açıklama yapan TBMM Başkanı Kurtulmuş, ”12 Eylül anayasasından kurtulmak bunun için herkesin kendi sepetlerindeki pamuğu ortaya koyarak makul zeminlerde bu tartışmaları sürdürmek ve sonuç almak esastır. Bu tartışmaların makul zemini TBMM’dir. Görüşü olan herkesin görüşlerini alırız. Bir takvim vermek zor. Zemini ve yöntemi doğru tartıştığımız zaman sonuç alabileceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Tek Haneli Enflasyon” Mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’ne gönderdiği mesajda, “6 Şubat depremlerinin yol açtığı tahribatı ortadan kaldırırken, sağlıklı ve kaliteli bir ekonomik büyümeyle istihdamı artırmayı, enflasyonu yeniden tek haneye düşürerek, gelir dağılımını iyileştirmeyi amaçlıyoruz. Bu anlayışla bürokratik ve hukuki öngörülebilirliği daha da güçlendirerek, doğrudan yabancı yatırımları ülkemize çekmeyi planlıyoruz” dedi ve ekledi:

“Yine bu dönemde uzun süredir üzerinde çalıştığımız İstanbul Finans Merkezi projemizin de meyvelerini toplamaya başlayacağız. İstanbul Finans Merkezi ile ülkemizi finans alanında da bir merkez haline getirmeyi istiyoruz. Son 21 yılda toplam 255 milyar dolar uluslararası yatırım çekmiş bir ülke olarak, önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarımızın daha da derinleştirilmesine ve tabana yayılmasına özel önem ve öncelik vereceğiz. Otomatik Katılım Sistemi’ne ek olarak, ikincil bir emeklilik sisteminden halka arzların artırılmasına, Türk lirası cinsi ürünlerin cazibesinin ve çeşitliliğinin artırılmasına kadar geniş bir yelpazede adımlar planladık.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl 7’ncisi düzenlenen Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’ne gönderdiği mesajda, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında “Güçlü Sermaye Piyasaları; Güçlü Türkiye” ana temasıyla düzenlenen kongrenin, tüm yatırımcılar için hayırlı olmasını diledi.

Sputnik Türkçe’de yer alan habere göre; Cumhuriyet’in yüzüncü yılında daha güçlü, daha güvenli ve daha müreffeh bir Türkiye hedefiyle çıktıkları yolda durmadan, dinlenmeden yürüdüklerini vurgulayan Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın yol haritası mahiyetinde olan Orta Vadeli Program’ı, eylül ayı başında kamuoyu ve iş dünyasıyla paylaştıklarını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyüme ve ticaretten fiyat istikrarına, finansal istikrardan beşeri sermaye ve istihdama, yeşil ve dijital dönüşümden afet yönetimine, kamu maliyesinden iş ve yatırım ortamına kadar tüm temel başlıklarda gerçekçi, uygulanabilir ve Türkiye’nin potansiyeliyle uyumlu hedefler belirlediklerini kaydetti.

Milletin de desteğiyle bu hedefleri gerçekleştireceklerine inandıklarını belirten Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: 6 Şubat depremlerinin yol açtığı tahribatı ortadan kaldırırken, sağlıklı ve kaliteli bir ekonomik büyümeyle istihdamı artırmayı, enflasyonu yeniden tek haneye düşürerek, gelir dağılımını iyileştirmeyi amaçlıyoruz. Bu anlayışla bürokratik ve hukuki öngörülebilirliği daha da güçlendirerek, doğrudan yabancı yatırımları ülkemize çekmeyi planlıyoruz. Yine bu dönemde uzun süredir üzerinde çalıştığımız İstanbul Finans Merkezi projemizin de meyvelerini toplamaya başlayacağız.

İstanbul Finans Merkezi ile ülkemizi finans alanında da bir merkez haline getirmeyi istiyoruz. Son 21 yılda toplam 255 milyar dolar uluslararası yatırım çekmiş bir ülke olarak, önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarımızın daha da derinleştirilmesine ve tabana yayılmasına özel önem ve öncelik vereceğiz. Otomatik Katılım Sistemi’ne ek olarak, ikincil bir emeklilik sisteminden halka arzların artırılmasına, Türk lirası cinsi ürünlerin cazibesinin ve çeşitliliğinin artırılmasına kadar geniş bir yelpazede adımlar planladık.

Erdoğan, seçkin isimlerin katılımıyla düzenlenen Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nin, bu gayretlerinde yol gösterici olacağına inandığını aktardı. Türkiye’ye güvenen, ülkeye yatırım yapan, Türk ekonomisinin aydınlık geleceğine itimat eden tüm yatırımcılara kapılarının da gönüllerinin de açık olduğunu vurgulayan Erdoğan, kongrenin başarılı geçmesini diledi ve icrasında görev alanlara teşekkür etti.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Yeni Anayasa’ çağrısına Kılıçdaroğlu’ndan Tek Cümlelik Yanıt

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısına, “Çağrı yapanların önce anayasaya uyması lazım” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bir siyasi partiyle hangi anayasa değişikliğine oturacaksınız. Önce şunu söyleyecekler; ‘Seçim meydanlarında söylediğimiz yalanlar için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından özür diliyoruz, mülakat konusunda özür diliyoruz. Montaj videolar yaptık, özür diliyoruz. Bu özürlerimizi kabul ederseniz buyurun gelin anayasa yapalım” açıklamasını yaptı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, 28. Dönem 2. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Genel Kurula CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’den ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasa çağrısı sorulan Kılıçdaroğlu, “Çağrı yapanların önce anayasaya uyması lazım” cevabını verdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bir siyasi partiyle hangi anayasa değişikliğine oturacaksınız. Önce şunu söyleyecekler; ‘Seçim meydanlarında söylediğimiz yalanlar için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından özür diliyoruz, mülakat konusunda özür diliyoruz. Montaj videolar yaptık, özür diliyoruz. Bu özürlerimizi kabul ederseniz buyurun gelin anayasa yapalım” açıklamasını yaptı.

Kılıçdaroğlu ayrıca, kendisini ziyarete gelen Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi lideri Davutoğlu ile görüştü. Genel başkanlar, yeni yasama yılının hayırlı olması temennisinde bulundu.

Erdoğan’dan “Yeni Anayasa” çağrısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 2. Yasama Yılı açılışı konuşmasında, Anayasa çalışmalarıyla ilgili mesajlar da verdi. Türkiye’de halen var olan Anayasa’nın 2023 Türkiye’sini taşıyamadığı ve 41 yıllık tarihinde irili ufaklı değişiklikle “yamalı bohçaya döndüğünü” savunan Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak bu konuda 2021’de kendi hazırlıklarını yaptıklarını belirtti.

Akabinde diğer siyasi partilerin de hazırlık sürecine davet edildiğini belirten Erdoğan, “Davetimiz maalesef karşılık bulmadı. Sürekli darbe anayasasından şikayet edenler, iş somut adım atmaya gelince konfor alanlarının dışına çıkmak istemediler. Buna rağmen ümidimizi kaybetmedik” ifadeleri ile muhalefeti eleştirdi.

Tüm partileri ve vekillerini, toplumsal kesimleri yapıcı bir anlayışla yeni anayasa çağrılarına katılmaya davet de eden Erdoğan, “milli, yerli, sivil, vizyoner bir anayasa isteyen herkesin bu çağrının muhatabı” olduğunu kaydetti. Ülkenin kırmızı çizgilerine uygun şekilde yaklaşan herkesle birlikte konuşup, tartışarak hareket edilebileceğini belirten Erdoğan, Anayasa’nın yapılmasının tüm konuların üstesinden gelmeye sağlayacak bir adım olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetin 100’üncü yılını yeni anayasa ile taçlandıralım” dedi.

Paylaşın

TBMM’de Yeni Yasama Yılı Başladı: Erdoğan’dan “Yeni Anayasa” Mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 2. Yasama Yılı açılışı konuşmasında, Anayasa çalışmalarıyla ilgili mesajlar da verdi. Türkiye’de halen var olan Anayasa’nın 2023 Türkiye’sini taşıyamadığı ve 41 yıllık tarihinde irili ufaklı değişiklikle “yamalı bohçaya döndüğünü” savunan Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak bu konuda 2021’de kendi hazırlıklarını yaptıklarını belirtti.

Haber Merkezi / Akabinde diğer siyasi partilerin de hazırlık sürecine davet edildiğini belirten Erdoğan, “Davetimiz maalesef karşılık bulmadı. Sürekli darbe anayasasından şikayet edenler, iş somut adım atmaya gelince konfor alanlarının dışına çıkmak istemediler. Buna rağmen ümidimizi kaybetmedik” ifadeleri ile muhalefeti eleştirdi.

Tüm partileri ve vekillerini, toplumsal kesimleri yapıcı bir anlayışla yeni anayasa çağrılarına katılmaya davet de eden Erdoğan, “milli, yerli, sivil, vizyoner bir anayasa isteyen herkesin bu çağrının muhatabı” olduğunu kaydetti. Ülkenin kırmızı çizgilerine uygun şekilde yaklaşan herkesle birlikte konuşup, tartışarak hareket edilebileceğini belirten Erdoğan, Anayasa’nın yapılmasının tüm konuların üstesinden gelmeye sağlayacak bir adım olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetin 100’üncü yılını yeni anayasa ile taçlandıralım” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 2. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel kurulda yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şunları kaydetti:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. Dönem 2. Yasama Yılı’nın, milletvekillerimizle birlikte ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Sözlerimin hemen başında 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde iradelerini sandığa özgürce yansıtarak demokrasimizin gücüne güç katan tüm vatandaşlarıma tekrar teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, millî iradenin temsilcisi olarak Meclis’teki yerlerini alan 28. Dönem Milletvekillerimizi bir kez daha tebrik ediyorum.

Meclisimizin faaliyete geçtiği 23 Nisan 1920’den günümüze kadar, bu yüce çatı altında ülkemize hizmet eden milletvekillerimizin her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Meclisimizde görev yapmış milletvekillerimizden vefat edenlere Mevla’dan rahmet niyaz ediyorum.

Büyük Millet Meclisimizin ilk Başkanı, millî iradenin özellikle ilk kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle anıyorum. Hangi ünvanla olursa olsun, Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi, güçlenmesi için emek veren, ter döken herkese, milletim adına teşekkür ediyorum.

Vatan topraklarının müdafaası, milletimizin birliği, ülkemizin bütünlüğü, devletimizin bekası uğrunda bin yıldır canları pahasına mücadele eden şehitlerimizi ve gazilerimizi tazimle yâd ediyorum. Rabbim tüm şehitlerimizin ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin.

Meclisimizin her açılışında, 103 yıl önceki heyecanı tekrar yaşıyoruz. Yeni yasama yılında; teklifleriyle, muvafık-muhalif görüşleriyle, temsilcisi oldukları milletle olan yakın irtibatlarıyla, millî iradenin üstünlüğü ilkesine bağlılıklarıyla bu çatı altında ülkemize, milletimize, şehirlerimize hizmet edecek, katkı verecek tüm milletvekillerimize başarılar diliyorum. Sizlerden millî ülkümüz olan Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır fikri ve fiili eserler bekliyoruz.

Maziden atiye kurduğumuz köprüyü ne kadar sağlam tutarsak, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu hayata geçirme azmimiz de o kadar güçlü olacaktır. Bunun için, topyekûn millet ve onun temsilcileri olarak, farklılıklarımızı zenginlik hâline dönüştürerek, ortak hedeflerimize sıkı sıkıya sarılmalıyız.

Geçtiğimiz 21 yılda ülkemizin kalkınma ve demokrasi altyapısının eksiklerini tamamlayarak, bu doğrultuda atılacak daha büyük adımların zeminini hazırladık. Hamdolsun artık Meclis’in kapısına kilit vurulduğu, milletvekillerinin istiskale maruz bırakıldığı, Başbakanların ve bakanların idam sehpasına gönderildiği, vesayetin millî iradeyi hiçe saydığı dönemler geride kalmıştır. Meclisimiz ve milletimizle omuz omuza vererek hep birlikte yazdığımız 15 Temmuz Destanı, bu bakımdan bir dönüm noktasıdır.

İki asırlık yönetim sistemi arayışlarımızın zirvesi olan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçişin, tarihimizde ilk defa siyasetin, Meclis’in ve milletin ortak kararıyla gerçekleşmesi de aştığımız bir diğer önemli eşiktir.

Şimdi önümüzde yeni bir görev ve yeni bir fırsat var. Bu da ülkemizi, Cumhuriyetin ilk yıllarının ardından tekrar yeni ve sivil bir anayasaya kavuşturmaktır.

Genel Kurul salonumuzdaki Başkanlık kürsüsünün hemen arkasında yazan ‘Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’ ilkesinin hakkını, ancak bu şekilde verebiliriz. Türkiye’yi, 12 Eylül darbe yönetiminin 41 yıl önce milletimizin sırtına sardığı mevcut anayasa kamburundan kurtarmak, hepimizin en öncelikli sorumluluğudur.

41 yıllık tarihinde uğradığı irili ufaklı 20’den fazla değişiklikle adeta yamalı bohçaya dönen bu anayasanın 2023’ün Türkiye’sini taşıyamadığı açıktır. Bu gerçeğe ekonomiden diplomasiye, adaletten hak ve özgürlüklere çok geniş bir yelpazede farklı vesilelerle şahit oluyoruz.

Her anayasanın ayrı bir hikâyesi vardır. Türkiye; 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarıyla, dönemlerinin olağanüstü şartları içinde tanıştı. Bugün ülkemizin şartlarının, ilk defa demokratik sistemin kendi tabii işleyişi içinde bir anayasayı hazırlamaya ve milletin takdirine sunmaya uygun olduğuna inanıyoruz. Türk demokrasisinin ulaştığı olgunluk seviyesi, anayasa meselesinde, 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan kötü geleneği tamamen sona erdirmeye fazlasıyla yeterlidir.

Elbette anayasanın başarısı, her siyasi partinin, her toplumsal kesimin, her bireyin kendini içinde bulacağı ve ‘benim’ diyerek sahipleneceği kapsayıcı bir metin olmasıyla orantılıdır.

Devletin ve milletin ortak geçmişini ve ortak geleceğini kuşatmayan bir anayasa ülkeye fayda getirmez.

Cumhurbaşkanı olarak şahsım ve Cumhur İttifakı partileri olarak; grubu olsun olmasın tüm partileri, tüm milletvekillerini, tüm toplumsal kesimleri, bu konuda sözü ve teklifi olan herkesi, yapıcı bir anlayışla yeni anayasa çağırımıza katılmaya davet ediyoruz. Darbecilerin direktifi olarak değil, gerçekten millî, yerli, sivil, vizyoner bir anayasa isteyen herkes bu çağrının muhatabıdır.

Anayasa metninin kısa veya uzun olacağı, hangi konuları içerip hangilerini alt düzenlemelere bırakacağı, milletin her bir ferdinin ortak manifestosu niteliğini nasıl taşıyacağı, bütün bunların tamamını hep birlikte konuşup, tartışıp, kararlaştırabiliriz.

Yeter ki meseleye, ülkenin ve milletin temel değerlerine, kırmızı çizgilerine, Türkiye Yüzyılı hedefimize uygun şekilde hüsnü niyetle ve uzlaşmaya açık şekilde yaklaşabilelim. Bunu başardığımızda diğer tüm konuların üstesinden geleceğimizden asla şüphe duymuyorum.

Türkiye, milletimizin hayali olan böyle bir anayasayı hak ediyor. Türkiye, ülkenin ve toplumun gerisinde kalan değil, önünü açan, aydınlatan, ufkunu genişleten bir anayasayı hak ediyor. 15 Temmuz gecesi darbecilerin ölüm kusan silahlarına meydan okuyan bu necip millet, demokrasi mücadelesini sivil anayasayla taçlandırmayı fazlasıyla hak ediyor. Biz de diyoruz ki, bu özlemi daha fazla geciktirmeyelim. Cumhuriyetimizin 100. yılını yeni anayasayla taçlandıralım.

Toplumlar, sadece ortak zaferlerle değil, ortak acılarla da yoğrularak millet olur, devlet olur. Türkiye, 6 Şubat’ta işte böyle bir ortak acıyla güne uyandı. Ülkemizin 11 şehrindeki 14 milyon insanı etkileyen, 50 binin üzerinde can kaybına ve 850 bin bağımsız birimin kullanılamaz hâle gelmesine yol açan bu deprem, yakın tarihimizin en büyük felaketlerinden biridir.

Dünyada böylesine büyük bir alanda, bu kadar çok insanı etkileyen bir afet karşısında, bu derece hızlı toparlanıp önce arama kurtarma, ardından acil yardım ve barınma hizmeti sağlayabilen başka devlet örneği yoktur. Buna rağmen elbette kimi aksaklıklar, eksiklikler, gecikmeler olmuştur, belki hâlâ da vardır. Ancak milletimizin bu felaket karşısında gösterdiği birlik, beraberlik ve dayanışma asırlar boyunca hayırla yâd edilecek, tüm insanlığa örnek gösterilecektir. Devlet olarak imkânlarımızın tamamını bölgenin en hızlı şekilde ihyasına hasretmiş durumdayız.

Yakında inşası tamamlanan deprem konutlarının hak sahiplerine teslimine başlıyoruz. Bu yılki ek bütçeyle bölgeye 762 milyar lira tahsis etmiştik, 2024’te bu rakam 1 trilyon lirayı geçecek.

Eylül’ün ilk haftası açıkladığımız Orta Vadeli Program’daki önceliklerimizin başında da deprem bölgesindeki yaraların sarılması yer alıyor. Depremin ülkemize toplam maliyetinin 105 milyar doları bulacağı hesaplanıyor. Böyle bir meblağ, gelişmiş ülkeler dâhil tüm ekonomiler için çok büyük bir yüktür.

Dünya genelinde enflasyon oranları son 60-70 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Gıdadan enerjiye, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Gelişmiş ülkeler dâhil hemen hiç kimse önünü net bir şekilde göremiyor. Türkiye olarak biz de ister istemez bu olumsuzluklardan etkileniyoruz.

Seçimlerin ardından, hem mevcut küresel ekonomik görünümü, hem de önümüzdeki dönemde karşılaşabileceğimiz muhtemel tehditleri dikkate alan bir politikaya yöneldik. Amacımız, bu hassas dönemden ülkemizi en az kayıpla ve şayet arzu ettiğimiz neticeleri alabilirsek en büyük kazançla çıkarmaktır.

Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme stratejimiz, ekonomi politikamızın omurgası olmaya devam ediyor. Milletimizin canını yakan hayat pahalılığını ortadan kaldırmak, deprem başta olmak üzere ülkemizin acil meselelerini çözmek, ülkemizi büyütmeyi sürdürmek için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız.

Ülkemize 40 yıldır çok ağır insani ve ekonomik bedeller ödeten bölücü terör meselesini, sınırlarımız içinde büyük ölçüde çözdük. Terör örgütünün sınırlarımız dışındaki varlığını da ortadan kaldırarak, emperyalistlerin bölge halkının başına musallat ettiği bu belayı, ülkemiz için bir tehdit kaynağı olmaktan tamamen çıkartmak istiyoruz. Bu çerçevede son yıllarda elde ettiğimiz tarihî, siyasi ve askerî başarıları, yeni kazanımlarla daha da ileriye taşımak için hazırlıklarımızı yapıyoruz. İçeride veya dışarıda son terörist de bertaraf edilene kadar, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Terör örgütünün siyaseti yönlendirmesine ve ülkemizin kutlu yürüyüşünü engellemesine müsaade etmeyeceğiz. Bu sabah, emniyet birimlerimizin vakitli müdahalesi neticesinde iki caninin etkisiz hale getirildiği eylem, terörün son çırpınışlarıdır. Vatandaşın huzuruna ve güvenliğine kast eden alçaklar, emellerine ulaşamamıştır, asla da ulaşamayacaktır. Olaya müdahale esnasında yaralanan polislerimize Allah’tan acil şifalar diliyor, Ankaralı kardeşlerimize geçmiş olsun temennilerimi iletiyorum.

Güney sınırlarımızın tamamını en az 30 kilometre derinliğinde bir güvenlik şeridiyle koruma, onun ötesindeki faaliyetleri de mutlak denetim altında tutma stratejimiz bakidir. Atacağımız yeni adımlar sadece hazırlık, zaman ve ortam meselesidir. Bunun için, ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ sözü, kulaklardan hiç eksik olmasın, diyoruz.

“Açık ve net konuşuyorum”

FETÖ ihanet şebekesinin, bilhassa yurt dışında yuvalanan militanları vasıtasıyla yaymaya çalıştığı ‘yıkılmadık, ayaktayız’ havası, bir çeşit mezarlıkta ıslık çalma gayretidir. Açık ve net konuşuyorum… Bu ülkede bir daha asla FETÖ yeniden dirilemeyeceği gibi, benzer örgütlerin de yeni ihanetler sergileyebilmesi mümkün değildir. Ne devletimiz ne milletimiz ne de siyaset kurumu böyle bir durumun ortaya çıkmasına izin verecektir.

Biz Avrupa Birliği’ne verdiğimiz her sözü tuttuk, ama onlar bize verdikleri sözlerin neredeyse hiçbirini yerine getirmediler. Yönetimler değişse de, Avrupa Birliği’nin ülkemize yönelik adaletsiz ve ahde vefa ilkesiyle bağdaşmayan tarafgir tutumunda bir değişiklik olmadı. Kâğıt üzerinde ortaya koydukları ilkeleri, kuralları, süreçleri hiçe sayan bir yaklaşımla ülkemize haksızlık üzerine haksızlık yapıyorlar. Türkiye olarak, 60 yıldır kapısında bekletildiğimiz Avrupa Birliği’nden herhangi bir beklentimiz yok.

Şayet, bize karşı örtülü bir yaptırım gibi kullandıkları vize dayatması başta olmak üzere haksızlıklarından geri dönerlerse, kendi yanlışlarını düzeltmiş olurlar. Yapmazlarsa; siyasi, sosyal, ekonomik ve askerî olarak bizden herhangi bir beklentiye girme hakkını tümüyle kaybederler. Eğer, artık iyice lafta kalan tam üyelik sürecini sonlandırmak gibi bir niyetleri varsa, işin o tarafı da kendi bilecekleri bir iştir.

Biz, demokrasi, adalet ve özgürlükler noktasında Kopenhag Kriterleri’ni gerekirse Ankara Kriterleri yapar, yine yolumuza devam ederiz. Son 21 yılda hak ve özgürlükler konusunda hayata geçirdiğimiz, ‘sessiz devrim’ olarak nitelenen tüm reformları, birileri istediği için değil, milletimiz en iyisine, en ilerisine layık olduğu için yaptık. Avrupa Birliği’ne rağmen sabırla bugünlere getirdiğimiz tam üyelik sürecimizde yeni dayatmalara, yeni şartlara tahammülümüzün kalmadığını burada tekrar ifade etmek istiyorum.”

Paylaşın

Erdoğan Ve Bahçeli’nin Beştepe’deki Sürpriz Görüşmesinde Ne Konuşuldu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli dün, Beştepe’de sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi. Yaklaşık 45 dakika süren görüşmede, Meclis’in açılmasıyla beraber İsveç’in NATO üyeliği ve İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyükşehirlerde nasıl adayların çıkarılması gerektiği konusunda liderler fikir alışverişinde bulundu.

Erdoğan ve Bahçeli’nin, Meclis’in yeni döneminde sivil anayasayı yapma konusunda Cumhur İttifakı’nın kararlı olduğu görüşmede bir kez daha vurguladı. Görüşmede yeni dönemde Meclis gündemine gelecek kanun tekliflerini de masaya yatıran Erdoğan ve Bahçeli ayrıca, enflasyonun düşmesi için alınan ve alınması planlanan tedbirler başta olmak üzere ekonomik gelişmelerle ilgili de değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi dün, Beştepe’de sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede, TBMM’nin 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılı ile ilgili değerlendirmelerin yapıldığı ve “yerel seçimlerde AKP ile MHP arasında yürütülecek işbirliği” gibi başlıkların ele alındığı belirtilirken iki liderin “TBMM’nin yeni yasama yılında iki partinin en önemli başlıklarından birinin yeni anayasa olacağını değerlendirdiği” kaydedildi. Yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili Cumhur İttifakı, tüm partilerin kapısını çalacak.

Cumhuriyet’te yer alan Selda Güneysu imzalı habere göre, yeni anayasayı “TBMM’den 400 milletvekilinin evet oyu ile geçirmeyi” hedefleyen Cumhur İttifakı kanadında, “Muhalefet çok parçalı yapıya büründü. CHP’nin yeni anayasaya destek vermemesi kamuoyunda ‘vesayetçi bir anayasayı savundukları’ algısını oluşturur. En baştan bu yana kapımız herkese açık diyoruz. Eğer masaya oturmazlarsa, bu durumu halka anlatamazlar.

Zaten kendi aralarında yaşadıkları bölünmüşlük ortada. Teklifin en kötü ihtimalle, 360 milletvekilinin evet oyuyla, referanduma gideceğini düşünüyoruz. Teklifin referanduma gitmesi halinde de halka ‘Biz kapıyı açtık, onlar ise açık olan kapıdan girmek istemediler, en çok şikâyet ettikleri 82 Anayasası’nı, yani darbe anayasasını savundular deriz” görüşü hakim.

Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’nin görüşmesinde İsveç’in NATO üyeliği konusunda atılacak adımların da gündeme geldiği ileri sürülüyor. Bahçeli, “terör örgütlerine destek verdiği” gerekçesiyle “İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili şerh düştüğü” biliniyor. MHP kanadı, İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili “teröre verilen destekten vazgeçilmesi” şartı bulunuyor. TBMM’nin yeni yasama yılında İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili sürecin de ana gündem maddelerinden biri olacağı değerlendiriliyor.

Görüşmenin bir diğer başlığı ise “yerel seçimlerdeki işbirliği” oldu. Heyetler, AKP’nin 7 Ekim’deki olağanüstü kurultayı sonrasında bir araya gelecek. İki liderin öncelikli hedefinin de CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanlıklarını kazanmak olduğu biliniyor.

Paylaşın