Erdoğan: Gazze’de Yaşananlar Savaş Değil Soykırımdır

3. Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Erdoğan, “7 Ekim’de bu yana Gazze’de yaşanan barbarlığı çimiz kanayarak takip ediyoruz. İsrail’in sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırılarının sonuçlarında çoğu çocuk ve kadın şehit edildi. 70 bin’den fazla Filistinli yaralandı. 1,9 milyon kişi göçe zorlandı” dedi ve ekledi:

“Söz konusu İsrail olunca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin görevi küresel barışı temin olan Birleşmiş Milletler Konseyi’nin, Avrupa Birliği’nin, sürekli hak ve hukuktan bahseden kurumlarının tarafsızlıklarından dem vuran uluslararası basın yayın organlarının hasılı yıllardır bize örnek gösterilen, yapıların ne kadar acil ve işlevsiz olduğunu hep birlikte gördük.

Gazze’de yaşananlar kesinlikle savaş değil bir soykırımdır.  Ambulansları, yerleşim yerlerini bombalayan, dün olduğu gibi gıda yardımı almak için sırada bekleyen sivilleri onursuzca, kalleşçe hedef alan bir barbarlıktan bahsediyorum. Uluslararası Adalet Divanı’nın tutumu ortadayken, Netanyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikalarını dün olduğu gibi pervasızca gösterebiliyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3. Antalya Diplomasi Forumu’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: “Turizm başkentimizin Akdeniz’in incisi tarih, tabiat ve kültür şehri güzel Antalyamıza hepiniz hoş geldiniz.

Asrın felaketi nedeniyle forumumuz geçen yıl iptal etmek durumunda kalmıştık. 53 binden fazla canımızı yitirdiğimiz deprem felaketinin yaralarını hızla sarıyoruz. Bu zorlu süreçte sizlerden gördüğümüz desteği ifade etmek isterim. Bizlere desteğini esirgemeyen dostlarımıza bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

3 gün boyunca günümüz liderlerinden geleceğin liderine, iş insanlarından akademisyenlere yaklaşık 4 bin katılımcı bu çatı altında bir araya gelecek. Forumumuzun bu yılki temasını “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” olarak belirledik. Küresel siyasetin kaotik düzenine baktığımızda forumun temasının ne kadar isabetli olduğu anlaşılacaktır.

Ülkeler arasındaki gelir adaletsizliği katlanarak artıyor, savaşlar eskisinden çok daha kanlı geçiyor. Sömürgecilik yeni yöntemlerle devam ettiriliyor. Karşı karşıya olduğumuz gerçek şudur; Refah, huzur, barış ve özgürlük yüzyılı olmasını umduğumuz 21. yy buhranlar çağında dönüşüyor.

Türkiye bu krizlerden en çok etkilenen ülkelerden biridir. Pek çok ülkenin son 5-10 yıldır karşılaştığı terörle biz tam 40 yıldır mücadele ediyoruz. Yükselen İslam düşmanlığının hedef aldığı toplum kesimlerinin başında bizim yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız geliyor. Avrupa’da mukaddes kitabımız Kur’an’a karşı menfur saldırılarının çoğu Türk konsolosluklarının yakınından yaşandı. Yaklaşık 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz.

Sorumluluk sahibi bir ülke olarak doğru bildiklerimizi cesaretle söylemeye devam edeceğiz. Diplomasi krizlerinin barışçıl çözümünde elimizdeki en büyük araçtır. Yeter ki diplomasiye şans tanıyalım, alan açalım. Elbette tüm bunları dillendirirken gerçeklerden kopuk bir romantizmden bahsetmiyorum. Tarih boyunca jeopolitik rekabetin kıran kırana yaşandığı bir coğrafyada yaşadığımızı unutmuyoruz.

“Tüm dünyada dostlarımızın sayısını artıracağız”

Dışişleri’nde 163 olan temsilcilik sayısı bugün itibariyle 261’e çıktı. Dünyanın en geniş diplomatik temsilciğine sahip 3. ülkesiyiz. Bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim Türkiye, hem Batı’ya hem Doğu ile kazan-kazan ilişkisi kurabilen, AB ile gümrük birliği içinde olup dünyanın dört bir yanıyla ekonomik işbirliğinde olan, bekası tehlikede olduğunda sahada her türlü tedbiri alabilen müessil bir güç olarak öne çıkmaktadır. Tüm dünyada dostlarımızın sayısını artıracağız.

7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan barbarlığı ve katliamları hepimiz içimiz yanarak takip ediyoruz. İsrail’in kasıtlı saldırıları sonucunda çoğu çocuk ve kadın 30 binden fazla kişi şehit oldu. Yaklaşık 2 milyon insan göçe zorlandı. Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar ve siviller canice katledilmedi, milyarca insanın hukuka, adalete olan inancı katledildi.

Yaşananlar bir soykırım girişimidir. İnsanlık olarak Türkiye olarak saldırıların ilk gününde itibaren ortaya koyduğumuz çabalara, bölgeye gönderdiğimiz 37 bin tona varan yardıma, 900’den fazla Gazzeli hastayı ülkemize getirmemize rağmen bunun mahcubiyetini halen yaşıyoruz.

Uluslararası Adalet Divanı’nın tutumu ortadayken, Netanyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikalarını dün olduğu gibi pervasızca gösterebiliyor. Uluslararası toplum Filistin halkına olan borcunu ancak Filistin Devleti’nin kurulmasıyla ödeyebilir.

Bu maksatla garantörlüğü de kapsayacak şekilde sorumluluk alabileceğimizi belirttik. Gazze’nin yeniden toparlanması için elimizden geleni yapacağız. Dünyanın dört bir yanında hemen her hafta meydanları dolduran tüm Filistin dostlarına şükranlarımı sunuyorum. Dünya genelinde etkili olan olumsuzluklara rağmen Türkiye Yüzyılı hedeflerimizde ilerliyoruz. Katılımızın forumun devamı için büyük katkı sunmaktadır.”

Paylaşın

Erdoğan: Asla Yalan Söylemedik

Yerel seçim çalışmaları kapsamında Aydın’da halka seslenen Erdoğan, “Geleceğe yönelik yol haritamızda hep sizlerin huzurunda olduk. Milletimize asla yalan söylemedik. Yapamayacağımız işin sözünü vermedik” dedi ve ekledi:

“Sözünü verdiğimiz her iş için de canla başla çalıştık. Asla milletimizin karşısında başımızı eğecek yalanımız hele hele ihanetimiz asla vaki değildir. 31 Mart seçimleri için sizlerin karşısına çıkarken arkamızda 21 yıllık eser ve hizmet karnemiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında Aydın’da vatandaşlara seslendi. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“31 Mart günü sandıkları patlatmaya hazırlanıyoruz. Bu şehir bize ‘Yeter, söz milletin’ diyerek Türk demokrasisine adını altın harflerle yazdıran şehit Adnan Menderes’in emanetidir. Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma yolculuğu her darbede her cunta girişiminde her siyasi ve ekonomik krizde ne yazık ki kesintiye uğradı. Bu defa durum farklı. Bizimle aynı seviyede olan ülkeler aldı başını gitti.

28 Şubat postmodern darbesi demokrasi tarihimizin utanç verici sayfalarından birisidir. Menderes’i darağacına gönderen zihniyet, 28 Şubat darbesinde kendince daha incelikli yöntemler kullandı. Bu darbe girişiminin elebaşlarından birinin, ülkemizin nüfusunun birkaç milyon azalmasından zarar gelmeyeceğini söylediği rivayet edilir.

Kılık kıyafetinden dolayı kadınların okuma ve çalışma haklarının gasp edildiği, milli irade hazımsızlığının sergilendiği, bazı medya organlarının darbe bülteni gibi yayınlar yaptığı; demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük namına değerlerin çiğnendiği o kara günleri unutmadık.

Kendi siyasi serencamımızda darbecilerle sık sık yüz yüze geldik. Partimizi kurup başbakanlık görevini üstlendikten sonra sürekli darbeci zihniyetin oyunlarıyla boğuştuk. Cumhuriyetimize, milli iradeye, demokrasiye kast eden tuzaklarla, karanlık cinayetlerle karşılaştık.

“15 Temmuz’da milletimize silah çektiler”

Ardından uyduruk gazete kupürleriyle, internet haberleriyle partimizi kapatmaya kalktılar. Bu badireleri aştıkça önümüze yeni yeni engeller çıkardılar. Gezi olayları, FETÖ’nün emniyet/yargı darbe girişimi, PKK ile vatan topraklarını parçalamaya, 15 Temmuz’da milletimize silah çektiler.

Teröristlerle vatan topraklarına kast ettiler. Hiçbirinde başarılı olamayınca işi ekonomimizi mahvetme tehditlerine kadar vardırdılar. Saldırıların gerisinde Türkiye’yi istedikleri gibi yönetmek isteyen emperyalist güçler olduğunu biliyoruz. Asıl büyük kavgayı bunlara karşı verdik.

Lafarge Türkiye’ye geldi, teröristlere mağara yaptılar. Fransa terörün baş destekçisi oldu. Kuzey Suriye’deki Laferge’ın bütün barınaklarını gömdük.

Ülkemizi siyasetiyle, diplomasisiyle, üretimiyle, ihracatıyla, savunma sanayiyle güçlendikçe bize karşı kurulan tuzakların çapı da büyüdü. Covid-19 ve Rusya-Ukrayna savaşıyla kendi canlarının peşine düşmeseler daha neler yaparlardı, Allah bilir…

En büyük başarımız ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasında tutmak olmuştur. Bugün de milletimizi yılgınlığa sürükleyerek, ülkemizi yeniden darbe iklimine sokmayla yanıp tutuşanlar olduğunu biliyoruz. Artık işleri daha zor, Türkiye eski Türkiye değil. Bambaşka bir Türkiye, devlet var.

Sağda solda kendi kendilerine gelin güvey olan varsa, Aydın’dan hepsini ikaz ediyorum. Hayalinizde 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi bir darbe veya cunta girişimi varsa, karşılaşacakları gerçek en hafif tabirle 15 Temmuz olacaktır.

Bugün de çözmemiz gereken sıkıntılar var. Bunları milli irade hırsızlarının, demokrasi hazımsızlarının eline teslim ederek değil, daha çok mücadele vererek, daha çok alınteri dökerek çözeceğiz. Çalışarak, üreterek, alınteri dökerek, tehditlere direnerek büyütmeyi sizlere taahhüt ediyoruz.

“Kimsenin inancına, meşrebini, kökenine, hayat tarzına bakmadık”

Biz bu ülkede 21 yıldır eser ve hizmet siyaseti yaptık. Türkiye’nin asırlık ihmallerin bin ürünü tüm altyapı eksiklerini gidermek milletimizi hayalleriyle buluşturmak bize nasip oldu. Sadece somut projelerle kalmadık. Hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi konusunda da devrim niteliğinde düzenlemeleri hayata geçirdik. Kimsenin inancına, meşrebini, kökenine, hayat tarzına bakmadık. Siz, birilerinin yaptıkları eski Türkiye güzellemelerine sakın kulak asmayın.

Milletçe, Cumhuriyet tarihinin en demokratik dönemini son 21 yılda yaşadık. 2023 hedeflerini biz hayata geçirdik… Türkiye ekonomisi geçen yıl depreme ve diğer olumsuzluklara rağmen yüzde 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı. Hani ekonomi kötüydü, ekonomi kötüye gidiyordu? İşte buyurun.

Böylece ekonomimiz üst üste 14 çeyrektir büyüme başarısı gösterdi. Bu oranla Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduk. Gayrisafi yurt içi hasılamız 1 trilyon 119 milyar dolarla ilk kez 1 trilyon dolar sınırın üzerine çıktı. Muhalefet hani ‘Yandık, bittik, öldük’ diyordunuz, ne oldu.

Geleceğe yönelik yol haritamızda hep sizlerin huzurunda olduk. Milletimize asla yalan söylemedik. Yapamayacağımız işin sözünü vermedik.

Sözünü verdiğimiz her iş için de canla başla çalıştık. Asla milletimizin karşısında başımızı eğecek yalanımız hele hele ihanetimiz asla vaki değildir. 31 Mart seçimleri için sizlerin karşısına çıkarken arkamızda 21 yıllık eser ve hizmet karnemiz.”

Paylaşın

“Necmettin Erbakan’ı Tutuklatma” İddiası: Erbakan, Erdoğan’ı Savundu

YRP Lideri Fatih Erbakan, “Erdoğan’ın, 2006 yılında, evini polis kuşatmasına alarak Necmettin Erbakan’ı tutuklatmak istediği” iddiası ilişkin, “O dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti iktidarının bugün gelinen nokta kadar kurumlara ve devlete hakimiyeti yoktu. O dönemde yaşanan pek çok olaylar var” dedi ve ekledi:

“Özellikle FETÖ’nün o dönemde çok ciddi bir hakimiyeti söz konusuydu. Orada yaşanan sıkıntılarla ilgili biz tabii başbakanlık düzeyinde değil ama daha alt seviyedeki bürokrasideki, emniyetin içerisindeki FETÖ’cü unsurların böyle bir tavır içerisinde olduğunu düşünüyoruz. Yoksa Cumhurbaşkanının o dönemde başbakan olarak rahmetli Erbakan Hocamıza karşı böyle bir tavır içerisinde olacağını düşünmüyoruz.”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Suat Kılıç’la birlikte Çankaya Sokullu Halk Pazarı’nı ziyaret etti. Erbakan ve Kılıç, beraberindeki partililerle birlikte pazarcı esnafı ve vatandaşların sorunlarını dinleyip fotoğraf çektirdi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Fatih Erbakan, “Erdoğan’ın, 2006 yılında, evini polis kuşatmasına alarak Erbakan’ı tutuklatmak istediği” iddiası ilişkin şunları söyledi:

“O dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti iktidarının bugün gelinen nokta kadar kurumlara ve devlete hakimiyeti yoktu. O dönemde yaşanan pek çok olaylar var. Özellikle FETÖ’nün o dönemde çok ciddi bir hakimiyeti söz konusuydu.

Orada yaşanan sıkıntılarla ilgili biz tabii başbakanlık düzeyinde değil ama daha alt seviyedeki bürokrasideki, emniyetin içerisindeki FETÖ’cü unsurların böyle bir tavır içerisinde olduğunu düşünüyoruz. Yoksa Cumhurbaşkanının o dönemde başbakan olarak rahmetli Erbakan Hocamıza karşı böyle bir tavır içerisinde olacağını düşünmüyoruz. Bunu da bu vesileyle ifade etmiş olalım. Bu maalesef 28 Şubat’ın eseri olan haksız bir dava.

Dolayısıyla bir mahkumiyet kararı ve mahkumiyet kararının da onanmasından sonra rahmetli Erbakan Hocamızın tutuklanmasına ilişkin, bu cezanın infazına ilişkin birtakım adımlar atıldı. Sonrasında biliyorsunuz bu ev hapsine çevrildi ve böylece o durum tezahür etmedi. Allah, bir daha böyle dönemleri, böyle demokrasiye, hukuka, insan haklarına aykırı, haksız, adaletsiz uygulamaları ülkemize, milletimize yaşatmasın.”

Ne olmuştu?

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Necmettin Erbakan’ı 2006 yılında hapsettirmek istediğini iddia etti.

Erbakan’ın damadı ve Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Altınöz olayı doğrulayarak, “Evet, doğru. Temel Bey’in anlatmış olduğu olay 2006 yılında gerçekleşti. Erbakan hocamızın konutunda İçişleri Bakanlığı’nın görevlendirdiği koruma polisleri varken başka bir polis ekibi gelerek Erbakan hocamızı götürmeye çalıştı” dedi.

Tartışmalara ilişkin yazılı açıklama yapan Bülent Arınç ise “Rahmetli Erbakan Hocamız için söz konusu olan cezaevine girme ihtimalini ortadan kaldırmak adına elimizden geleni ivedilikle yaptık. O dönemki grup başkanvekilimiz Sadullah Ergün’ü arayarak hocamız için olumsuz bir durumun ortaya çıkmaması adına gerekli kanuni düzenlemenin yapılması için çalışma yapılması yönünde talimatı o dönemki Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile istişare ederek ben verdim…” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan: Ekonomi Hesap Kitap İşidir

Kütahya’da halka seslenen Erdoğan, Hayat pahalılığıyla da mücadele ettik. Emekli maaşlarını bizler önceki dönemkilerle kıyas edilemeyecek seviyeye çıkarsak da gönlümüz vatandaşlarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını istiyor. Ekonomi hesap kitap işidir” dedi ve ekledi:

“Gelir-gider dengesini tutturamazsanız 1970’ler ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal çalkantıların pençesine düşmeniz kaçınılmazdır. Biz harcadığımız her kuruşu devleti ve milletiyle çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz. En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı, vatandaşlarımız için yeterli değil. Emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz?”

Erdoğan açıklamasının devamında, “Daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek ve kazançtan emeklilerimize hak ettiği kazancı vereceğiz. Birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira 10 bin lira ekleyelim diyerek emeklileri tahrik ediyor. 16 milyon emeklimiz var. 7 bin lira eklemek demek bütçeden 1,4 trilyon lira eklemek demek” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçim çalışmaları kapsamında, partisinin Kütahya Mitingi’nde halka seslendi. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Bugün de milli iradeye olan bağlılığınla Türkiye’nin beylerbeyiliğini hak ediyorsun Kütahya. Geçtiğimiz mayıs ayındaki seçim sonuçları için teşekkür borcumuz var. Milletvekilliğinde yüzde 68 ve Cumhurbaşkanlığında yüzde 70 oranında destek için şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye Yüzyılı belediyeciliği için destek istiyoruz. Kütahya’da 31 Mart seçimleri için adaylarımızı Cumhur İttifakı olarak ortak göstermedik. Eser ve hizmet siyasetinde yarışmak için ayrı adaylarla seçime girdik. Hangi partiye mensup olursa olsun bu ülkenin her bireyinin bizim gönlümüzde ayrı bir yeri var.

Seçimler gelip geçer ama muhabbet baki kalır. Bu millet tarihine, kültürüne, inancına saldırarak sırtını terör örgütüne dayayanlara en güzel dersi sandıklarda verdi. Şimdi beraber yol yürüyerek iktidar hülyalarına kapılanları, rüyalarından uyandırmaya var mıyız?

Şehirlerimizin bir kısmında yapılan kirli ittifakları görüyoruz. Aday isimleri sabahtan akşama değişiyor. Milletimiz kapalı kapılar ardındaki pazarlıkları, alicengiz oyunlarını çok iyi görüyor. Meydanı kirli ittifakların karanlık hesaplarına bırakmayacağız.

Önümüz Ramazan. Bu mübarek günlerin gecesi ve gündüzüyle her anını en güzel şekilde değerlendirmeliyiz. Bayramı da milli iradenin de bayram günü haline dönüştürmeliyiz.

Kütahya yaklaşık 160 bin emeklimizin yaşadığı şehrimiz. Ülkemiz Gezi olaylarından bu yana süren, 2018’den itibaren iyice alenileşen sıkıntılı süreçten geçiyor. Önümüze hangi badire çıkarsa çıksın, ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru götürmekten geri kalmadık.

Hayat pahalılığıyla da mücadele ettik. Emekli maaşlarını bizler önceki dönemkilerle kıyas edilemeyecek seviyeye çıkarsak da gönlümüz vatandaşlarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını istiyor. Ekonomi hesap kitap işidir. Gelir-gider dengesini tutturamazsanız 1970’ler ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal çalkantıların pençesine düşmeniz kaçınılmazdır. Biz harcadığımız her kuruşu devleti ve milletiyle çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz.

En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı, vatandaşlarımız için yeterli değil. Emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz? Daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek ve kazançtan emeklilerimize hak ettiği kazancı vereceğiz. Birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira 10 bin lira ekleyelim diyerek emeklileri tahrik ediyor. 16 milyon emeklimiz var. 7 bin lira eklemek demek bütçeden 1,4 trilyon lira eklemek demek.

Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla, tüm memuru ve işçisiyle devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek bu ilave gideri karşılayabiliriz. Emeklilerimizin maaşlarının maliyeti değil, ilave artışların tutarıdır. Sırtında yumurta küfesi taşımayanlar istemedikleri gibi atıp tutabilirler. Yaptığımız her işin hesabını 85 milyona vermekle mükellefiz.

Küresel ekonomik kriz çalışanlar ve emeklilerin refah kaybına uğramasına yol açtı. Türkiye de bu dalgadan etkilendi. 6 Şubat depremlerinin maliyeti 104 milyar dolar. Hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yıl sonu itibariyle olumlu sonuçları görmüş olacağız.

Siz atıp tutanlara bakmayın. Onlar istismar ve bozgunculuk peşinde koşuyor. Bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz. çözdüysek bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan yine biziz. Sabır ve metanet istiyoruz.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Seçim Yapmayalım O Zaman

Bulgur Palas’ın açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ne diyorlar ‘hükümetle belediye aynı partiden olmalıymış’ bak sen. Seçim yapmayalım o zaman, muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki her şeyi ona teslim edelim” dedi ve ekledi:

“Neyse biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz, merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u hükümetle el ele yönettiler, o şımarıklık, o kibir İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu. Sarayburnu çöplüktü şimdi biblo gibi, Beyazıt çöplüktü pırlanta gibi. Haliç kıyıları tertemiz şimdi. Demokrasiye inancını kaybetmiş insanlara demokrasiyi güçlü şekilde hatırlatacağız. Az kaldı, 31 Mart’ta sandıkta… O sandığı biz çok seviyoruz.”

İmamoğlu konuşmasının devamında, “İstanbul’un bu beş yılını son 25 yılla kıyaslıyorlar. 0 25 yılda yapamadıklarını biz beş yılda yaptık, gururla anlatıyoruz. Hükümet belediye el ele olduğu dönemde bizim yaptığımız kadar metro yapamadılar. Yeni metroları yapacağız, yapmamamız için imzayı erteliyorlar.

31 Mart’ta demokrasi dersini alsın bak bir hafta içinde imzalayacak. ‘Bizden mi onlardan mı’ diye bakıyorlar. Bu milletin hepsi bizim anlayamadılar hala. Biz insanı insan olduğu için çok seviyoruz. Vatandaşları bize oy verenler-vermeyenler diye bölenlerden kimseye hayır gelmez” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bulgur Palas’ın açılışında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası uzun yıllar ihmal edilmiştir. Pek çok zararlı ve yanlış işler yapılmıştır. İstanbul’a gözünün nuru gibi bakmak gerekirken sıradan davranılmıştır. Her alanda olduğu gibi İstanbul’un mirasını koruma konusunda da liyakat sorunu vardı. Kişisel avukatımın beni arayarak satışa çıkarılan bu binanın dosyasını bana gönderdi.

Ben bu dosyayı görür görmez, baktı. Aynı gün Saraçhane’de arabadan çıkıp yukarı doğru baktım. Dedim bu bina muhteşem bir bina nasıl görmem? İnanın bir gün sonra çağırdım dedim ki bu binayı alıyoruz. O gün karar verdik. Aldıktan sonra gelip gezdiğimizde çok sevindim.

O gün aldığımız paranın bugün 100 katını verseler burayı satmayız. Yenikapı’dan buraya gelirken orada çok değerli bir arkeoloji alanımızı bir müze olarak İstanbul’a kazandırıyoruz, çalışmalarımıza başladık. Ne hikmetse bir tırların, kamyonların buradan kaldırılarak taşınması için Alibeyköy’de dünya para harcayarak çok modern bir tesis yaptık.

Ama garip bir biçimde ben buradan kaymakamlığa olan duygumu ifade edeyim; hala o tırları, kamyonları orada muhafaza etmek adına bir gayret gösteriyorlar biz de çıksınlar diye uğraşıyoruz. Kaymakamlığa çağrı yapıyorum bize yardımcı olsun. Sayın valimize de çağrı yapıyorum bize itinayla davransın.

Bulgur Palas, bizden önceki zihniyetle aramızdaki farkı ortaya koyan en önemli örneklerden birisi. Kamuya ait alanları yeniden halka açmakla kalmıyor, ihmal edilen özel mülkleri de tüm İstanbulluların faydalanabileceği mekanlar haline getiriyoruz. Tarihe sahip çıkmak lafla olmaz. Gerekirse kopyalayabilirsiniz sorun olmaz.”

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a yanıt

İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın merkezi yönetimle yerel yönetimin aynı partide olması gerektiğine dair açıklamalarına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

“Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar ‘hükümetle belediye aynı partiden olmalıymış’ bak sen. Seçim yapmayalım o zaman, muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki her şeyi ona teslim edelim. Neyse biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz, merak etmesin.

Yıllarca İstanbul’u hükümetle el ele yönettiler, o şımarıklık, o kibir İstanbul’un her köşesini ihmale boğrdu. Sarayburnu çöplüktü şimdi biblo gibi, Beyazıt çöplüktü pırlanta gibi. Haliç kıyıları tertemiz şimdi. Demokrasiye inancını kaybetmiş insanlara demokrasiyi güçlü şekilde hatırlatacağız.

Az kaldı, 31 Mart’ta sandıkta… O sandığı biz çok seviyoruz. İstanbul’un bu beş yılını son 25 yılla kıyaslıyorlar. 0 25 yılda yapamadıklarını biz beş yılda yaptık, gururla anlatıyoruz. Hükümet belediye el ele olduğu dönemde bizim yaptığımız kadar metro yapamadılar. Yeni metroları yapacağız, yapmamamız için imzayı erteliyorlar.

31 Mart’ta demokrasi dersini alsın bak bir hafta içinde imzalayacak. ‘Bizden mi onlardan mı’ diye bakıyorlar. Bu milletin hepsi bizim anlayamadılar hala. Biz insanı insan olduğu için çok seviyoruz. Vatandaşları bize oy verenler-vermeyenler diye bölenlerden kimseye hayır gelmez.”

Paylaşın

Erdoğan: Kirli İttifakların Farkındayız

Yerel seçimler kapsamında partisinin Manisa Mitingi’nde konuşan Erdoğan, “Her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler. İstanbul ve Mersin gibi illerde kurulan kirli ittifakların farkındayız” dedi.

Konuşmasının devamında CHP Lideri Özgür Özel’i hedef alan Erdoğan, “Kendi partisine sözünü geçiremediği halde borusunu burada öttürmek isteyenler var. Kılıçdaroğlu 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadan gittiyse bunun da akıbeti aynı olacak” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Manisa Mitingi’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Kendi partisine sözünü geçiremediği halde borusunu burada öttürmeye heveslenen birileri var. Boynuna vurulan prangalardan 31 Mart’ta kurtulacak. 31 Mart’ta onu da özgürleştireceğiz. 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadıysa bunun da akıbeti aynı olacak. Ortaya konacak hiçbir projesi olmayanlar sadece bağırıp gider.

İçeride ve dışarıda birileri milletimizin canını sıkmak için her yolu deniyor. Muhalefetin ilkesiz ve sorumsuz tutumu yaşanan sıkıntıların üzerine adeta tuz biber ekti. Milleti kendilerine mahkum etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarından bırakmak boynumuzun borcudur.

Türkiye Yüzyılı başlıyor. Yeter ki milletimiz birliğine sahip çıksın. Türkiye’nin sıkıntıları elbette var ama sıkıntıları çözecek irade ve tecrübe bizdedir. Sorunları çözecek olan yine biziz. Çalışanın, emeklinin, esnafın sorununu çözeceğiz. Ekonomideki sıkıntıların yıl sonundan itibaren hızla hafiflediğini, önümüzdeki yıl yükselişe geçişi hepimiz göreceğiz.

Değerli arkadaşlarım şimdi emniyete sordum. Alanda ne kadar Manisalı var diye sordum. Verdikleri cevap 45 bin.

Her işlerini gizli saklı yapmayı adet edindiler. İstanbul ve Mersin gibi illerde kurulan kirli ittifakların farkındayız. Karanlığa öyle kapıldılar ki Manisa Saruhanlı’da aday listelerini zamanında veremediler. Şehirlerimizin geleceği kirli pazarlıkların mezesi yapılamaz.

Şimdiki CHP Genel Başkanı’nı kimsenin taktığı yok. Nerede kimlerle DEM’lendiği belli değil. Yalan ve iftira ile kafaları karıştırıp kendi menfaatlerini korumaya çalışıyorlar.

Bırakın dünyada ve Türkiye’de ne olup bittiğini, kendi memleketleriyle bile ilgilenme gereği duymuyorlar. Böyle siyaset olmaz. Kadınlarımızın, gençlerimizin, çalışanlarımızın, emeklilerimizin beklentileri, hakları bu kifayetsiz muhterislerin insafına bırakılamaz.”

Paylaşın

Erdoğan: Asıl İşimiz Yeni Başlıyor

Partisinin Genişletilmiş İl Seçim İşleri Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Biz sadece AK Parti’ye 18. seçimini kazandırmak, Cumhur İttifakı’nı bir kez daha zafere ulaştırmak için çalışmıyoruz” dedi ve ekledi:

“Bununla birlikte Cumhuriyetimizin ilk asrını acısıyla tatlısıyla yarıda bırakan Türkiye’nin ikinci asrını oluşturuyoruz. Davamıza gönül vermiş tüm gönül kardeşlerimizle bu şuur içinde çalışmalarımızı yürütmeli, bu kararlılıkla hedeflerimize yürümeliyiz. İktidarlarımız döneminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımları bundan sonraki vizyonlarımız altyapısıdır. Asıl işimiz yeni başlıyor. Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Seçim İşleri Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“AK Parti genel merkezimize ilave olarak inşa ettiğimiz bu eser ülkemize, milletimize, şehirlerimize yapacağımız hizmetlerin çıtasını yükseltmesinin bir sembolüdür. Burada bir araya gelişimiz sıradan bir parti programının olmasının ötesinde anlamına sahiptir.

Biz sadece AK Parti’ye 18. seçimini kazandırmak, Cumhur İttifakı’nı bir kez daha zafere ulaştırmak için çalışmıyoruz. Bununla birlikte Cumhuriyetimizin ilk asrını acısıyla tatlısıyla yarıda bırakan Türkiye’nin ikinci asrını oluşturuyoruz.

Davamıza gönül vermiş tüm gönül kardeşlerimizle bu şuur içinde çalışmalarımızı yürütmeli, bu kararlılıkla hedeflerimize yürümeliyiz. İktidarlarımız döneminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımları bundan sonraki vizyonlarımız altyapısıdır. Asıl işimiz yeni başlıyor. Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor.

Tek parti faşizmin, darbelerin, cuntaların, zulümlerin, koalisyonların, krizlerin istikrarsızlıkların Türkiye’sini bir daha geri gelmemek şekilde tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz.

Artık devir Türkiye Yüzyılı devridir. Hamdolsun Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri gümbür gümbür geliyor. Hala eski Türkiye özlemi içinde olanların yüreğine her seçimde bir ‘acaba’ hevesi dolduğunu biliyoruz. Seçim sonrası hakikatler yüzlerine tokat gibi inince kös kös yerlerine dönüyor.

Sanmayın ki belediye yönetimlerini şehirlere hizmet etmek, insanımızın hayatını kolaylaştırmak için istiyorlar. Böyle bir düşünceleri kesinlikle yok. Dertleri belediyeler üzerinden elde edecekleri rantı kirli ittifak ortaklarıyla birlikte yağmalamaktır.

Dünya değişti, Türkiye değişti. Şehirlerimizin çehresi değişti. Ama ülkemizdeki muhalefet anlayışı hiç değişmedi. Ülkenin ikinci büyük partisi sıfatına sahip CHP bırakın olumlu değişmeyi, bölücülerle, terör örgütü mensuplarıyla işbirliğine girecek kadar rotasını kaybetmiştir. CHP’de bölücülerin ve yapay zekaların sözü bu partiye gönül vermiş insanların sözünden daha fazla geçiyor.

İstanbul’da bölücü örgütün uzantılarıyla el ele, kol kola yürümekten, bölücülerin sembolleri altında ortak miting yapmaktan utanmıyorlar. Neyin karşılığında Kandil’le uzlaşıldığını, allayıp pulladıkları Kandil uzlaşıcı için bu noktada bölücü örgütün uzantılarına ne vadettiklerini kimse bilmiyor.

CHP’nin içine düştüğü bu vahim tablo bizim sorumluluğumuzu daha da artırmaktadır. 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz eşsiz irfanıyla ülke iradesini bize vererek böyle bir felakete müsaade etmedi. Şimdi aynı durum belediyeler için geçerlidir. Allah’ın yardımı, milletimizin desteğiyle bu köhne siyasete, yörüngesini kaybetmiş partilere şehirlerimizi teslim etmeyeceğiz.

Bunun için çok çalışmamız lazım. Seçim iki yerde kazanılır. Birincisi sahadır. Sokaktır, evlerdir. İş yerleridir. İnsanın olduğu her yerdir. İkincisi sandıktır. Saha çalışmalarını iyi yürütemez, oy verme günü sandığa çok sıkı sahip çıkamazsak elimizdeki seçimi kaybederiz.

Unutmayınız, bizim siyaset anlayışımızda vatandaşa tıpış tıpış dayatmasında bulunmanın yeri asla yoktur. Hiçbir insanımız bize oy vermeye mecbur ve mahkum değildir. Çok çalışarak, her bir insanımıza ulaşarak, şehrimizin her karışını alın terimizle sulayarak, gönüllere girerek sandıkta o oyu alacağız.

Bu güne kadar yaptıklarımızla, bundan sonraki projelerimizle vatandaşlarımızı şehirlerimizi en iyi bizim yöneticiliğimize ikna edeceğiz. Sizler teşkilatlarımızın, seçim işleri ve seçim koordinasyon merkezleri sorumluları olarak bu konuda birinci derecede sorumluluk sahibisiniz.

Vatandaşlarımızı mutlaka sandık başına gitmeye teşvik etmekten, sandıkta her şeyin usulüne göre yürümesini sağlamaya, sonuçların resmen ilanı aşamasına kadar sürece tüm safhalarıyla hakim olmamız gerekiyor. Aksi takdirde gönüllerde kazandığımız seçimi, sandıkta kaybederiz.

Bizim kimsenin oyunda gözümüz yok. Ama bize verilmiş tek bir oyun zayi edilmesine de rıza gösteremeyiz. En küçük zafiyet, gaflet, boşluk hiç şüpheniz olmasın mutlaka aleyhimize kullanacaktır. Diğer yerlerde karşımızda ahlaktan da yoksun siyaset haramileri vardır. Meydanı bu siyaset haramilerine bırakmayacağız. Gece gündüz çalışarak 31 Mart günü milli iradenin sandıkta en sağlıklı şekilde tezahürünü temin edeceğiz.

Medya ve sosyal medya başta olmak üzere moderni iletişim yöntemleri elbette önemlidir. Ama biliyoruz ki sahada yoksanız sandıkta esaminiz okunmaz. AK Parti kurulduğundan bu yana girdiği her seçimden birinci çıkmayı hem saha hem sandık hakimiyeti sayesinde başarmıştır. İnşallah 31 Mart’ta da ülke geneli, büyükşehir, il, ilçe, belde düzeyinde birinciliği yine kimseye kaptırmayacağız.

Her seçim döneminde olduğu gibi 31 Mart sürecinde de kendi akıllarınca milleti kandırmaya çalışan birileri yine meydana çıkmış görünüyor. Bunlar sokakta ‘ben şu partiden adayım ama aslında gönlüm AK Parti veya Tayyip Erdoğan’dan yana diyerek destek istiyor. İsteyen istediği partide siyaset yapma, aday olma hakkı vardır. Herhangi partide bir müddet siyaset yaptıktan sonra yerini ayırıp başka yere gidenlerin yeri orasıdır. Ben seçimi kazanırsam kazandıktan sonra yine AK Parti’de olacağım diyen sirk cambazlarına asla prim vermeyiniz.

Bunlar sirk cambazı. Ben şimdi buradan aday oldum ama seçimden sonra yine AK Parti’ye gideceğim diyen sirk cambazlarına da aldanmayın. Biz işimize bakacağız. Şu anda yoğun şekilde çalışacağız ve Allah’ın izniyle de 31 Mart akşamı gümbür gümbür sandıkları patlatarak yolumuza devam edeceğiz.

Geçmişte AK Parti’de bulunup da hangi sebeple olursa olsun başka partiye gidenler için aynı durum geçerlidir. Bu durumda hiç kimsenin AK Parti veya bizim adına konuşma, oy isteme, hatta böyle bir imada bulunma hakkı yoktur. AK Parti şahısların değil davanın, ülkünün, ülkeye ve millete hizmet uğruna adanmışlığın partisidir.

Her kim AK Parti çatısı altında bu kadim davaya hizmet ediyorsa başımızın üstünde yeri vardır. Ama AK Parti’den ayrılıp da bu partinin gölgesinde korsan siyaset yapmaya kalkana da kimse kusura bakmasın eyvallah etmeyiz. Bizim partimizde görevler bayrak yarışındaki etaplar gibidir. Milletvekili seçiminde uyguladığımız 3 dönem kuralı başta olmak üzere, partimizin değişimini sağlamak için işte bu yüzden getirdik. Genel başkan olarak beni bazı tasarruf yetkilerim var o ayrı. Ama istediğimiz zaman istediğimiz şekilde har vurup harman savurmak, işte bu yok.

Geçmişte görev alanların daha sonra aynı konumda, farklı konumda görev almalarının önünde hiçbir mani bulunmuyor. Hem milletvekilliğinde hem belediye başkanlığında teşkilatlarımızda geçmişte benzer görevi yapan arkadaşlarımıza yeniden sorumluluk tevdi ettiğimiz pek çok örnek vardır.

Burada aslolan partimizin başarısına mümkün olan en üst seviyede katkı vermektir. Türk siyasetine getirdiğimiz en büyük yenilik, gördüğümüz bu yaklaşıma tahammül edemeyip de kendine başka yol çizenlere biz sadece üzülürüz, yolun açık olsun, güle güle, bunu deriz.

Bizim yapacak çok işimiz var. Eser ve hizmet siyasetine devam etmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’ye 15 Temmuz’dan beri kazandırdığımız bir diğer önemli siyasi değer de Cumhur İttifakı’dır. Ülkemizin birliği, milletimizin beraberliği, devletimizin bekası, vatan topraklarının bütünlüğü, milli iradenin üstünlüğü ile büyük ve güçlü Türkiye etrafında oluşan Cumhur İttifakı’nın tarihimizde eşi ve benzeri yoktur.

Sayın Devlet Bahçeli’nin nesilden nesile bir efsane gibi anlatılacağına inandığımız Cumhur İttifakı’nın kurulmasında ve yürütülmesindeki emeğini belirtmek istiyorum. Diğer partilere de ayrıca teşekkür ediyorum. Bizim adayımızın olduğu her yerde MHP teşkilatlarını, MHP teşkilatlarının adayının olduğu her yerde de AK Parti teşkilatlarının aynı azim, heyecan, kararlılık ve samimiyetle çalıştığından şüphe duymuyorum.

Seçime neredeyse 1 ay kaldı. İnşallah bugünkü toplantımızdan sonra sahadaki çalışmalarımız yeni bir ivme kazanacaktır. 31 Mart akşamı coşkuyla kutlayacağımız seçim zaferimizi kutlayacağımız konusunda sizlere güveniyorum.

Sizlere inanıyorum. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Şehirlerinize döndüğünüzde oradaki adaylarımıza, teşkilat mensuplarımıza, tüm kardeşlerimize selamlarımı lütfen iletmenizi istiyorum, kalın sağlıcakla.”

“Yeniden Refah’ın tavrını zaten biliyorsunuz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, program çıkışına gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erdoğan şunları kaydetti: Öncelikle Devlet Bey her zamanki o nezaketini, kibarlığını bu defa da gösterdi ve çok da zengin bir nezaket. Yaşımın miktarınca güller gönderildi. Onun yanında yine kendine has estetiği içinde olan şimdi onu henüz daha görmedim bir kalem gönderildiğini söylediler.

Doğum yıldönümümü kutladığı gibi Cumhur İttifakı’nın çalışmasıyla ilgili birbirimizle bu şekilde tebrikleştik. Yarın ben Manisa’ya gidiyorum. Manisa’da olacağız. Bu süreci de en güzel şekilde inşallah Mart’ın 31’ine kadar dayanışma içinde devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz.

Yeniden Refah’ın tavrını zaten sizler de biliyorsunuz. Birçok yerde Cumhuriyet İttifakı ile hareketi söz konusu değil. Adeta milletvekilliğindeki seçimindeki duruşundan şu anda kopmuş vaziyette. Yerel seçimde şu anda kendileri Yeniden Refah olarak birçok yerde ya bizden ayrılmış olanlar veyahut da bize karşı tavır içinde olanları aday olarak çıkardılar. Onlarla yollarına devam ediyorlar.

Oraya bütün katılan liderlerin dünyanın şu anda gündeminde olan uluslararası bazda Rusya-Ukrayna olayı var. Bunun yanında tabii ki İsrail Filistin olayı var. Bunlar orada ciddi manada işlenecek olan konular. Katılacak olan liderler bu konular üzerinde kararlı şekilde duracaklar. İkili görüşmelerimizde bunların üzerinde yine duracağız.”

Oraya bütün katılan liderlerin dünyanın şu anda gündeminde olan uluslararası bazda Rusya-Ukrayna olayı var. Bunun yanında tabii ki İsrail Filistin olayı var. Bunlar orada ciddi manada işlenecek olan konular. Katılacak olan liderler bu konular üzerinde kararlı şekilde duracaklar. İkili görüşmelerimizde bunların üzerinde yine duracağız.

Şu anda çok kısa bir zaman içerisinde bir ziyaret değil ama bu ziyareti geciktirmeden halledeceğine dair bir ifadeyi kullandı. Türkiye’nin uluslararası platformdaki tutumuyla olan memnuniyeti bana ısrarla söyledi. Aramızdaki bu ilişkilerin kararlı şekilde devamından yana olan memnuniyetini ifade etti.

Bizim şu andaki planımız programımız F-35’den öte artık F-16’ya kilitlenmiş vaziyetteyiz. Gerek kongre gerekse senato. Bize gelen sanatörlerle yaptığımız görüşmelerde F-16’larla ilgili ne gibi adımlar atarız onları konuştuk. Bu konu dışında arkadaşlarımızın muhataplarıyla yaptığı görüşmelerde, gerek Dışişleri Bakanım gerek ABD Dışişleri Bakanı ile yaptıkları görüşmeler var. Bunun takipçisiyiz.

Arkadaşlarımız çalışıyorlar, ona göre de programların değerlendirmesini yapacağız. İftar programları mı olur, yine aynı şekilde mitinglere devam mı ederiz. AK Parti’nin kararlı duruşu her zamanki gibi devam edeceğiz.”

Paylaşın

Erdoğan, İmamoğlu’nu Hedef Aldı: Zavallı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulundu.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu “Kağıthane’de temel atmama töreni yapacak kadar zavallı olan bir İstanbul yerel yönetimi var” sözleriyle hedef alan Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Buradan sizlerin vasıtasıyla tüm İstanbul’a en içten selamları yolluyorum. Bugün şehrimizin ulaşımını rahatlatmak dışında tarihi bir boyutu olan anlamlı bir açılış vesilesiyle bir aradayız. Ülkemizin en eski demiryollarından biri, 153 yıl önce açılan hat Bakırköy’ün gelişimine katkı sağlamıştır. 141 yıl boyunca ulaşımın omurgalarından biri olan hattımız, Marmaray’ın açılışıyla görevini tamamlamıştır.

Sirkeci – Kazlıçeşme arasındaki 8,3 km’lik kesim atıl durumda kalmıştı. İstanbul’un ihtiyaçlarını da gözeterek bu hattı modernize etmeye karar verdik. Gerekli iyileştirmeleri yaparak İstanbul’a kazandırmayı amaçladık. Hem demiryolu hem yaya yolunu İstanbullu kardeşlerimin kullanımına açtık.

İnşallah Sirkeci Garı’ndan buraya yolları sıfır kilometre yaparak dünyaya mesajımızı vermeye kararlı mıyız? 5 yıl boşa geçti, niye bir şey yapılmadı? Yapamazlar, yapmazlar, bunların böyle bir derdi yok. Sirkeci’den buraya kadar bütün binalar, surlar yıkık dökük. İnşallah bunları yine biz yapacağız.

Projemiz kapsamında 7,3 km yaya yolu, 7,3 km bisiklet yolu, meydanlar, kapalı kültürel alan, yeni yeşil alanlar ve yaya geçitleri yer alıyor. Şehrimize raylı sistemden öte sosyo kültürel, turizm, spor imkanlarının da olduğu son derece modern bir alanı kazandırmış olacağız.

İstanbul’da tamamlanan raylı sistem hattı 340 km’ye çıkmaktadır. Sadece demiryolu yapmayıp çevrede yaşayanların imkanları için çalışmaları yapmaktayız. Kurul kararları doğrultusunda restore ettik. Yeni bir durağı da mevcut hatta ilave ettik.

Sirkeci-Kazlıçeşme hattının önümüzdeki 30 yılda ekonomiye katkısını 785 milyon euro olacağını hesaplıyoruz. Hattımızın ülkemize, şehrimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Hattın İstanbulumuza kazandırılmasında emeği geçen Ulaştırma Bakanlığımızı ve ekibini gönülden tebrik ediyorum.

Kıymetli dostlar, bugün yeni tasarımıyla hizmete sunduğumuz hattın çok ibretlik bir hikayesi vardır. 1871’de ilk kez hizmete girer. Yedikule’deki başlangıç istasyonu, Eminönü’nden uzakta kalır. Bunun üzerine Sirkeci’ye kadar uzatılması istenir. Uzantıların Topkapı’dan geçecek olması sebebiyle tereddüt yaşanır.

Sultan Abdülaziz’e anlatıldığında; “Memleketime tren yolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin, razıyım” der. Ecdat, söz konusu vatana millete hizmet olunca böyle bakmıştır. CHP zihniyetinin düşmanlık sergilemekten çekinmediği ecdadın tavrı budur.

Biz de ecdada vefayla hürmette kusur göstermeyip yaptıklarına sıkı sıkı sahip çıkıyoruz. Şükran borcumuzu başkaları gibi istiskal ederek değil ihya ederek ödüyoruz. Bununla da yetinmiyoruz, atalarımızın hayalini kurduğu Marmaray gibi hizmetleri tek tek biz hayata geçirdik.

Mesele bugün hangi koltukta olduğunuz değil, geride hangi eserleri bıraktığınızdadır. Bugün burada şu gerçeği tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum; biz yaklaşık yarım asırdır siyaset yoluyla ülkemize hizmet etmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar aziz milletimizin takdiriyle birçok göreve geldik. İstanbul Belediye Başkanlığı, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı göreviyle sürdürdük.

Gençler bilmeyebilir, 94’te göreve geldiğimizde İstanbul neydi? Çöp, çukur, çamur… Kim vardı iktidarda? CHP. Şu ankilerin büyükleri. İstanbul bize niye devredildi? Bütün bu pisliklerden kurtarılmak için. Rahmetli Kadir Bey, İstanbul’a yeni bir çehre verdi. İstanbul yeniden ayağa kalktı. Bizim mirasımız ta bu şahsa kadar geldi. Bu şahıs nasıl olduysa göreve geldi.

İstanbul yeniden çöp, çukur, çamur oldu mu? Yatırım var mı? Diyoruz ki; yeniden İstanbul. 32 gün kaldı. Ana kademe, kadın kolları, gençler… Durmak yok, yola devam… Hangi zorlukların üstesinden geldiğimizi milletimiz çok iyi hatırlıyor. Terör eylemlerinden, 15 Temmuz’a, Gezi vandallığına kadar nice saldırıya maruz kaldık.

“Bir de sen bir şey yap yahu”

Her 2 kişiden 1’inin oyunu aldığımız dönemde partimiz kapatılmaya çalışıldı. Uluslararası yayın organlarının manşetleri üzerinden şahsımız ve hükümetimiz hedef alındı. İstanbul başta olmak üzere ülkemize kazandırdığımız vizyon projeleri CHP zihniyeti tarafından engellenmeye çalışıldı. Marmaray kim yaptı, biz yaptık. Avrasya Tüneli’nin kim yaptı, biz yaptık. Bir de sen bir şey yap yahu.

Kağıthane’de temel atmama töreni yapacak kadar zavallı olan bir İstanbul yerel yönetimi var. Bunları gereken dersi 31 Mart’ta vermeye hazır mıyız? Öyleyse durmak yok. Ne yaparsak yapalım, daima takoz koyma çabasında oldular. Sayısız engelle karşılaştık. Tüm bunlara rağmen ülkeye hizmet yolunda sapmadık.

Geriye doğru baktığımızda sadece bu şehirde değil, 783 bin km’lik vatan toprağının her yerinde mührümüzün olduğunu görüyoruz. Her beşer gibi elbette bizim eksiklerimiz, hatalarımız olmuş olabilir. Ancak Türk milleti için verdiğimiz mücadelenin şahidi bu ülkenin tamamıdır.

Biz artık gençlerimizin zamanının misafiriyiz. Bayrağı inşallah TEKNOFEST gençliğine gururla bırakacağız. Milletimizin gönül sarayında yer edinebiliyorsak ne mutlu bize. İnşallah bundan sonra da halka hizmet hakk’a hizmettir diyerek koşmaya devam edeceğiz.

İstanbul aşkımız, sevdamız, ilk ve son göz ağrımızdır. Hangi görevde olursak olalım İstanbul’dan hiç kopmadık. Bugün de bir İstanbullu olarak tüm dünyanın gözbebeği olan bu şehri takip ediyoruz. Bu şehri tüm dinamikleriyle tanıyan biri olarak İstanbul’un ihmali kaldırmayacağını çok iyi biliyoruz. İstanbul uğruna adanmayı gerektiren, sadece kendisiyle ilgilenilmesi gereken bir şehirdir.

İstanbul’a hizmet yarı zamanlı yapılacak bir iş değildir. Son 5 yılda acı bir şekilde tecrübe ettik. İstanbul’a nimet olarak bakanlar, umursamazlıklarıyla bu şehrin bitkisel hayata girmesine neden oldu. Şu İstanbul’un ulaşım sorununu görüyorsunuz değil mi? Herhangi bir yaptığı şey var mı? Bunu nasıl çözeriz diye bir dert yok. Trafik kördüğüm halde… Yüzde 47 olan yoğunluk yüzde 64’e yükseldi.

Her bir İstanbullu kardeşim yılda 288 saatini trafikte kaybediyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın hayata geçirdiği projeler olmasaydı çile çekilmez hale gelirdi. Son 2 yıl içinde toplam 51 kilometrelik metro hattını hizmete sunduk. Gayrettepe-Kağıthane etabını hizmete aldık, Sabiha Gökçen Havalimanı-Pendik metrosunu hizmete aldık. İnşallah yeni hatları da hizmete sunacağız.

Allah’ın izniyle 31 Mart’ta şehrin emanetini devralmasıyla projelerimiz daha da hızlanacaktır. Bu ülkeyi kimler yönetiyor? Biz yönetiyoruz. İstanbul’da olan bu zat, böyle bir imkana sahip mi? Fakat 31 Mart’tan itibaren Murat Kurum kardeşimizle birlikte AK Parti yerel yönetimiyle Cumhur İttifakı Ankara’da el ele verdiğimiz zaman inşallah bir sarkma söz konusu olmayacak ve yola emin adımlarla yürüyeceğiz.

İnşallah aziz İstanbul’un fetret devrini bitireceğiz. İlk hedefimiz yolculuk süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşürmek olacaktır. Raylı sistemlerde toplam uzunluğu 5 sene sonra 650 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz, ardından 1004 kilometreye ulaştırarak trafiğe kalıcı bir çözüm sunmayı hedefliyoruz.

Aynı şekilde Kentsel Dönüşüm başta olmak üzere İstanbul’u sadece depreme dayanıklı olmakla bırakmayıp daha da güzelleştireceğiz. Deprem gelmeden önce İstanbul’un yapı stokunu yenileyeceğiz. Evini dönüştürmek isteyen hak sahiplerine 700 bin liraya kadar hibe, 700 bin liraya kadar kredi veriyoruz.

Kiracılara 100 bin lira hibe veriyoruz. İş yerleri için ise 350 bin liraya kadar hibe, 350 bin liraya kadar kredi imkanı sunuyoruz. Bir kez daha şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Nasıl yalancının mumu yatsıya kadar yatarsa, algı ve sosyal medya belediyeciliği de yakında sona erecektir.”

Paylaşın

Erdoğan, Kılıçdaroğlu Üzerinden CHP’ye Yüklendi

Adana’da halka seslenen Erdoğan, “Mayıs ayında cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları bir zat vardı. Seçimde umduklarını bulamayınca adaylarına yükleyip kendilerini temize çıkardılar” dedi ve ekledi:

“Başkanlarını partiden öyle bir attılar ki neredeyse kedisi Şero’yu bile partiden içeri sokmayacaklar. Kazandık diyerek milletin aklı ile dalga geçiyorlardı.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Adana Mitingi’nde halka seslendi. Erdoğan, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Adana bugün bir başka güzel. Adana’yı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun lokomotif şehri olarak görüyoruz. Adana’nın yoldaşlığıyla iftihar duyuyoruz. Rakamı aldım şu anda Adana’da meydanda 75 bin kişi var. Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle Adana yeni bir destan yazacak.

Adana kendi iradesini çantada keklik görenlere yol verir mi? İşte CHP başta olmak üzere muhalefetin halini görüyorsunuz. Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıracak fırsat bulamıyorlar.

Bunların ülkenin herhangi bir derdiyle gerçekten dertlenmediklerini görüyoruz. Şehirlerimizin sıkıntılarını çözecek bir projelerini duydunuz mu? Uluslararası meselelerde ilkeli bir duruşlarını gördünüz mü?

Şaibeli pazarlılarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar. Seçimde umduklarını bulamayınca adaylarına yüklenip kendilerini temize çıkardılar. Başkanlarını partiden öyle bir attılar ki neredeyse kedi Şero’yu bile partiden içeri sokmayacaklar.

Kazandık diyerek milletin aklı ile dalga geçiyorlardı. Mesele ülke yönetimine talip olmak değil kendi partilerinde kimin borusunun öteceği meselesi imiş. Ana muhalefetin tek derdi koltuk.

Cennet vatanımız aziz milletimiz için her alanda mücadele ediyoruz. Tüm engellemelere rağmen vatanımıza olan minnet borcumuzu şimdiye kadar laikiyle ödedik. Vesayet güçlerinden envai çeşit terör örgütlerine kadar hepsini dize getirdik.

Uluslararası arenada devletimizin çıkarlarını milletimizin onurunu kararlılıkla savunuyoruz. Türkiye küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Libya’da biz varız, Karabağ’da biz varız. Dış politikada artan itibarımızın gerisinde güçlü bir savunma sanayii var.

Türkiye, savunma sanayii alanında adeta destan yazıyor. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk İHA ve SİHA’ları koruyor. Dışa bağımlılığımız azaldıkça etkinliğimiz artmıştır. Şimdi uçak gemimizin bir üst segmentini yapacağız. Deniz Kuvvetleri’miz çalışmayı yürütüyor. “

Paylaşın

Erdoğan: 31 Mart’ı Dönüm Noktası Olarak Görüyoruz

Balıkesir’de halka seslenen Erdoğan, “Milleti kandırarak makam, mevki elde etme üzerine kurulu siyaset eski Türkiye’nin tarzıdır. Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımları sayesinde ülkemizde siyasetin şekli değişti” dedi ve ekledi:

“Eser ve hizmet siyaseti aldı. Türkiye Yüzyılı ile dünyada hak ettiği yere gelme konusunda kararlı adımlarla ilerleyen günümüz Türkiye’sinde eskinin geçer akçesi, zübük siyaseti işlemez, işlemiyor.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Cumhur İttifakı ve AK Parti olarak Mayıs ayında Türkiye Yüzyılı vizyonuyla siyasetin çıtasını biraz daha yükseltmiştik. Şimdi de bu vizyonu şehirlerimizle buluşturmayı hedefliyoruz. Şehirlerimizi geleceğe hazırlama konusunda 31 Mart’ı tarihi dönüm noktası olarak görüyoruz. Biz de Cumhurbaşkanı, Bakanlıklar, kurumlarıyla Ankara’da üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Balıkesir Mitingi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

“Çanakkale’den milli mücadeleye kadar bu toprakları yeniden vatan eylediğimiz zorlu günlerin kahraman şehri Balıkesir’in bugün de Türkiye Yüzyılı’na omuz vereceğine inanıyorum. Tarih, kültür, eşsiz tabiatıyla hepsinden önemlisi baş tacı insanıyla medarı iftiharımız olan Balıkesir kendine yakışanı yapacaktır.

Şu anda resmi rakamları istedim. Bugün bu alanda 85 bin kişi var. Maşallah. Yolda caddeler boyu Balıkesirli kardeşlerimle hep beraber olduk. Çocuklar, kadınlar tüm halk oyunları ekipleri elhamdülillah bu ne güzellik böyle.

Konuşmasında CHP lideri Özgür Özel’in, 2019’da ittifak kapsamında adaylarını geri çektikleri Balıkesir’de bu kez İYİ Parti’den bir jest bekledikleri yönündeki açıklamalarını eleştiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Balıkesir’in kimseye minnet borcu yok. Ama anlaşılan o ki birileri Balıkesir üzerinden birbirlerine borçlanmışlar. Şimdi de bunu televizyon ekranlarından uluorta dillendirmeye başlamışlar. Anlaşılan birilerinin ödemek zorunda oldukları diyet borcu hiç bitmiyor ve bitmeyecek. Muhalefet cenahında her şey gizli kapaklı olduğu için kimin kiminle yürüdüğü kimin kime borçlandığı tam muamma. Siyasetin acemi genel başkanlar elinde adeta bir kabzımal eline dönüştürülmesi utanç verici.

Kazanmak değil kaybettirmek üzerine kurulu siyasetin bu şehre hiçbir katkısının olmayacağını en iyi benim Balıkesirli kardeşlerim biliyor. İstanbul’da yaşayan komediyi takip ediyorsunuz değil mi? Kaybedeceklerini görünce panikle sağa sola saldırmaya başladılar. Birileri ‘son dakikaya kaldık, aday listelerini yetiştiremedik’ numarasıyla kendini kandırmaya çalışıyor. Neyse ki işlerini doğru dürüst yapamıyorlar da oynadıkları oyunlar kendi ayaklarına dolanıyor. Kelimenin tam anlamıyla rezillik diz boyu.

Muhalefetin belediye başkan adayları şehirlere hizmet edecek isimleri bulma kriteriyle değil parti için hiziplerin paylaşım aracı olarak belirleniyor. Tespit ettiğimiz Cumhur İttifakımızın belediye başkan adaylarımızın verdiği her sözün arkasında biz varız, Cumhurbaşkanı var, hükümetimizin var, Cumhur ittifakı var. Muhalefet tarafında herhangi bir ölçü yok.

Kim nereyi kaparsa elinde kalıyor havasında bir süreç yaşanıyor. Bilhassa CHP’nin işler acısı haline baktıkça bu partiye gönül verenler adına biz de üzülüyoruz. CHP’nin ülkenin ve milletin geleceği için hiçbir vizyon, program, projesi bulunmadığını zaten biliyoruz. Son dönemde bu parti varlığını sürdürmek için her yolu mübah sayacak kadar sakil bir yere savruldu.

Kent uzlaşısı diyerek Kandil’le uzlaşı arayışına girmesi CHP’nin bu ülke ve milletle hiçbir ortak noktası kalmadığına işaret ediyor.

Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı, genel merkezinden teşkilatlarına kadar tüm mekanizmaları dökülen CHP artık oyun kurucu olmaktan çıkıp, kurulan oyunların piyonu haline gelmiştir. Koskoca CHP’yi bölücü örgütün güdümündeki DEM ve marjinal örgütlerin oyunca haline getirenler utansın.

Balıkesir sadece lafa bakmaz. Balıkesir lafı söyleyenin kim olduğuna, bugüne kadar nerede ne yaptığına, bundan sonra ne yapabileceğine de bakar. Balıkesir vizyona, eser, hizmet, proje, yatırıma bakar. Balıkesirli bilir ki Cumhur İttifakı olarak kendisine ne söz verdiysek yerine getireceğiz. Biliyoruz ki muhalefet adayları söylediklerinin yüzde 90’ınını yerine getirmiyor, getiremiyor.

Belediyelere merkezi idarelerden ayrılan kaynağı neredeyse iki kat artırdığımız halde muhalefet cenahı utanmaz, arlanmaz şekilde engellendik yalanına sığınmaya çalışıyor. Bunlar bütçede engelli değildir, bunlar eser ve hizmet engellidir. Gözü de gönlü de şehirlerinde olmayanlar kendilerine verilen kaynakları şahsi hırsları ve heva ve heves uğruna çarçur etmişlerdir.

Milleti kandırarak makam, mevki elde etme üzerine kurulu siyaset eski Türkiye’nin tarzıdır. Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımları sayesinde ülkemizde siyasetin şekli değişti. Eser ve hizmet siyaseti aldı. Türkiye Yüzyılı ile dünyada hak ettiği yere gelme konusunda kararlı adımlarla ilerleyen günümüz Türkiye’sinde eskinin geçer akçesi, zübük siyaseti işlemez, işlemiyor.

“31 Mart’ı tarihi dönüm noktası olarak görüyoruz”

Cumhur İttifakı ve AK Parti olarak Mayıs ayında Türkiye Yüzyılı vizyonuyla siyasetin çıtasını biraz daha yükseltmiştik. Şimdi de bu vizyonu şehirlerimizle buluşturmayı hedefliyoruz. Şehirlerimizi geleceğe hazırlama konusunda 31 Mart’ı tarihi dönüm noktası olarak görüyoruz. Biz de Cumhurbaşkanı, Bakanlıklar, kurumlarıyla Ankara’da üzerimize düşeni yapacağız.

Bizim eser ve hizmet siyasetimizin lafta kalmadığının, icraatla temellendirildiğinin ispatlarından biri son 21 yılda Balıkesir’de yaptığımız 238 milyar lira tutarında yatırım yaptık.

Bu yatırımla eğitimde 4 bin 832 yeni dersliği şehrimize kazandırdık. İkinci devlet üniversitemiz Bandırma 17 Eylül Üniversitesi’ni faaliyete geçirdik. Balıkesirli ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 6 milyar liranın üzerinde kaynak aktardık. 1100 yataklı Atatürk Şehir Hastanesi başta olmak üzere 2 bin 624 yataklı 35 hastaneyle birlikte 81 sağlık tesisi yaptık.

16 sağlık tesisimizin inşası sürüyor. TOKİ kanalıyla 8 bin 586 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 4 bin 960 konutun yapımına devam ediyoruz. 7 bin 870 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. 10 millet bahçesinden merkez Kızpınarı, İvrindi, Savaştepe, Karesi, Dursunbey, Kepsut ve Havran’ı tamamladık. Diğerlerinin de yapımı veya projelendirilmesi devam ediyor.

Ulaştırmada 2002 yılına kadar Balıkesir’e sadece 76 kilometre yapılmıştı biz bunu 700 kilometreye çıkardık. Balıkesir kuzey batı çevre yolunu, Savaştepe yolunu, Yenice-Balya-İvrindi yolunu bu yıl tamamlıyoruz.

Eskişehir-Kütahya-Balıkesir ve Bandırma-Balıkesir-Manisa demiryolu hatlarını elektrikli ve sinyalli hale getirerek modernize ettik. Şehrimizi hızlı tren ağlarına bağlayacak olan Bursa-Bandırma-Balıkesir hızlı tren hattı projemizin ilk etabını 2025 yılı sonunda bitireceğiz.

Kocaseyit Havalimanımıza 3 milyon kapasiteli, Balıkesir Havalimanımıza 1 milyon kapasiteli terminal binaları yaptık. 8 baraj ve 2 gölet inşa ediyoruz. Son 21 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle 710 bin dekar zırai araziyi sulamaya açtık. 17 sulama tesisimizle 180 bin dekar zirai araziyi sulamaya açacağız. Çiftilerimize toplam 48 milyar lira tarımsal hibe desteği verdik.

İstihdamı desteklemek için Balıkesirli işverenlerimize 5 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. Sanayi ve teknolojide 4 yeni organize sanayi, bir teknopark ve 10 araştırma ve geliştirme merkezi kurduk. Balıkesir ve 17 ilçesine doğalgaz arzını sağladık. Bu yıl Manyas’a doğalgaz arzı sağlamayı hedefliyoruz.

Milletimize sözümüz olan programın en başta önceliği afetlere dayanıklı, dirençli, sağlam yerleri inşa etmektir. Aile kurumumuzun güçlendirilmesi ise geleceğimizi güvence altına almanın temel şartı kabul ediyoruz. Kurduğumuz fon bu doğrultuda atılmış adımdır. Şehirlerimizin çevreye duyarlı anlayışla yönetilmesini sağlayacağız. Estetikle biçimlendirilmiş, tarihi ve kültürel kimliği korunmuş şehirler kurmak da önceliklerimiz arasındadır.

İnsanımızın günlük hayatında yaşadığı sıkıntıları asla görmezden gelemeyiz. Biz ekonomide önceliği istihdama ve üretime veriyoruz. Hamdolsun bu konuda gayet iyi gidiyoruz. Ancak dünyanın başının belası olan enflasyon bizim de canımızı yakıyor. Enflasyonun yol açtığı maliyetlere ilaveten 6 Şubat depremlerin ekonomimize yüklediği fatura ile karşı karşıyayız. Türkiye hepsi birbirinden zorlu çok sayıda meseleyle aynı anda mücadele etmektir.

Amacımız bu fırtınalı küresel iklimden ülkemizi sahili selamete çıkarmaktır. Bugüne kadar yaşanan onca sıkıntıya rağmen vatandaşlarımıza mahçup olacak bir kırılmaya meydan vermedik. Kovid 19 salgınının hem sağlık hem de ekonomik yönünü başarıyla idare ettik. Rusya-Ukrayna savaşının ateşinin ülkemize sıçramasına izin vermeyerek devletimizin çıkarlarına, vatanımızın istikrarına halel getirmedik. Bu savaşın bir an önce sona ermesi için girişimlerimizi sürdürüyoruz.

İsrail’in Gazze’deki zulmüne karşı İslam aleminin yekvücud olarak hareket etmesine gayret gösteriyoruz. Gazze’ye toplam 34 bin ton yardımı geçti. Dün 2 bin 380 ton yardım malzemesi taşıyan bir gemimiz daha bölgeye ulaştı.

Her kim bu meselenin bizimle ilgisi olmadığını iddia ediyorsa ya dünyadan habersizdir ya da başkaları hesabına çalışıyordur. Gazze’deki zulmün durması için elimizdeki tüm imkanları kullanacağız. Ülkemizi güney sınırlarından kuşatarak bir teröristan kurma projesini hayata geçireceğimiz yeni harekatlarla delik deşik etmeyi sürdüreceğiz.

İnşallah bu yıl sonuna doğru ekonomide başlayacak rahatlamayla ve atacağımız ilave adımlarla çalışanlarımız ve emeklilerimiz başta olmak üzere tüm kesimlerin beklentilerini karşılayacağız. Bakın şu anda Gabar’da günde 35 bin varil petrol çıkartıyoruz. Bu şimdi nereye gelecek? 100 bin varile. 100 bin varile çıktığı andan itibaren aile kurumlarının kaynağı da işte buradan gelecek.

Ülkemizin 21 yılda asırlık demokrasi ve kalkınma adımlarını gerçekleştirebilmenin gerisinde saldırılara ve tuzaklara rağmen korumaya başardığımız güven ve istikrar iklimi var. Önümüzdeki dönemde de bu iklime sahip çıkarak sinsi niyetleri inşallah bir kez daha kursaklarda bırakacağız.

Bu duygularla Balıkesir’i sevgiyle selamlıyorum. Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarımızı sizlere emanet ediyorum. Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. “

Paylaşın