Erdoğan’dan ‘Siyasette Normalleşme’ Açıklaması: Taviz Verecek Değiliz

AK Parti’nin Kızılcahamam Kampı toplantısında konuşan Erdoğan, “Biz kutuplaşmadan yana olmadık. Burada muhalefet kendisini samimi özeleştiriye tabii tutmalıdır. Bizim ittifak ortağımız olan MHP’nin de kırmızı çizgileri vardır. Aynı şekilde CHP’nin de kırmızı çizgileri olduğunu biliyoruz” dedi ve ekledi:

“Biz yumuşama adına duruşumuzdan, hassasiyetlerimizden taviz verecek değiliz. Muhalefetten de taviz vermesini beklemiyoruz. Ancak yıkıcı, gerilimci siyaset Türkiye’ye geçmişte acılar yaşattı. Bizim siyasette referansımız hukuktur. Hukuk içinde olduğu sürece her türlü eyleme, eleştiriye saygımız sonsuzdur.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Ancak hukuk dışına çıkanlarla ilgili hakimler ve savcılar gerekeni yapacaktır. Terör hukuk dışıdır. Darbe, sokak eylemleri, iftira hukuk dışıdır. Bizim hukuk karşısında boynumuz kıldan incedir, şeriatın kestiği parmak acımaz. Aynı tutumu muhalefetten de bekleriz. Bizden hukuksuzluk karşısında kimse yumuşak bir tavır beklemesin. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya, özgürlük adı altında başkalarının özgürlüklerini daraltmaya yönelenler bizden yumuşak tavır beklemesin” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam Kampı toplantısında konuştu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“AK Parti değerlendirme ve istişare toplantımızın 31.’sinde sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bugün ve yarın belirlenen konu başlıklarında genel başkan yardımcılarımız sunuşlarını yapacaklar. 2 gün boyunca gündemi, kapsamlı biçimde değerlendireceğiz. Sizlerin kıymetli fikirlerini alacağız.

Seçimlerin hemen ardından depremin ardından sorunları ele aldık, değerlendirdik. İstişare toplantılarımızı devam ettireceğiz. Temmuzun 1 ve 2’sinde belediye başkanlarıyla bir araya geleceğiz ve yaşadığımız seçimlerin istişaresini yapacağız. Siyasi hayatımızın her aşamasında olduğu gibi partimizin kuruluşundan bu yana kararlarımızı istişareyle almaya önem verdik.

Siyaseti, milletimizle istişare yaparak yaptık. Bilim adamlarımızla, gençlerimizle, hanım kardeşlerimizle istişare yaptık. Emekçilerimizle istişare yaptık. Türkiye’nin selameti için söyleyecek sözü olan herkesle istişare yaptık.

Demokrasimizin serpilmesi, gelişmesi adına söyleyecek sözü olan herkese kapımızı açtık. Türk siyasi hayatında istişare kültürü bizimle anlam kazandı ve ete kemiğe büründü.

Birkaç ay sonra 23. kuruluş yıldönümümüzü kutlayacağız. En önemli vasfımız ise ortak akılla hareket etmemiz ve kuruluşumuzdan bu yana ortak akılda buluşmamızdır. Partimiz bünyesindeki demokratik mekanizmaları en iyi biçimde işlettik. Bugün ve yarın hiçbir komplekse kapılmadan 14 Mayıs ile 31 Mart seçim sonuçlarını masaya yatıracağız.

İl başkanlarımızla bir araya gelip onların fikirlerini dinledik. İl ve ilçe bazında değerlendirmemizi yapıyoruz. Fotoğrafı netleştiriyoruz. Seçmenden geçer not alamayan bizim takdirimize mazhar olamaz. Seçmenin mesajlarının tamamının farkındayız. İnce eleyip sık dokuyor gerçekten çok dikkatli davranıyoruz.

AK Parti ve Cumhur ittifakının surlarında gedik açmaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz. Bundan sonra da değişim irademizi güçlü tutacağız. Sizlerden ne kadar keskin olursa olsun eleştirilerinizi, tespitlerinizi paylaşmanızı istiyorum. Burada yanlışlarımızı düzeltmek üzere bir aradayız. Kendimize ve partimize ayna tutmak için buradayız.

Yola daha güçlü koyulabilmek ve sorunların tespitiyle, sorunların çözümüne ortak akılla çözüm üreteceğimizi düşünüyorum. Şimdiden katılımcı arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. 31. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın tekrar hayırlı olmasını diliyorum.

Siyaset ülke için verilen çetin mücadelenin adıdır. Amacımız için ülkemiz için hizmet vermektir. AK Parti olarak 23 yıldır milletimizin huzurundayız. Siyasetimizi gerilim, kutuplaşma ve kamplaşma üzerine inşa etmedik. Gerektiğinde 15 Temmuz’da olduğu gibi herkesten önce öne biz atıldık. Siyasetimizi Türkiye’yi bir bütün olarak kucaklayarak yaptık.

Dil, din, ırk, mezhep, meşrep ayrımı yapmadık. Kimseyi kılık kıyafetine göre ayırmadık. Bu ülkede Kürtler bir dönem uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ötekileştirilmişti, biz kucaklaştık. Aleviler, ötekileştirilmişti. Samimi şekilde gayret gösterdik. Vatan hepimizindir, Devlet hepimizindir. Her insana eşit mesafede durduk. 85 milyon ferdimizin hepsini kardeş gördüğümüz için milletimizin teveccühüne mazhar olduk.

Oy almadıklarımızın tercihlerine saygı gösterdik. Bu dün böyleydi, bugün de aynıdır. Türkiye’de siyasetin dünyanın diğer ülkelerine göre daha rekabetçi yapıldığını biliyoruz. Son seçimlerde de rekabet seviyesi yüksekti. 10 aylık sürede 3 seçim sürecini Türkiye birlikte yaşadı. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimleri öncesi yapılanları kimse unutamaz.

FETÖ’nün servis yaptığı videoları, bölücü terör örgütü elebaşlarının rakibimiz için oy istemesine maruz kaldık. Seçim gecesi de ‘Kazanıyoruz’ senaryosunu izledik. Tarih ve mahşeri vicdan bunların ne yaptığını en iyi şekilde ortaya koyacaktır. Tüm tuşlara basmalarına rağmen bekledikleri sonuçları alamayanlar siyaseti yüksek gerilime mahkum ettiler. Milletin iradesine kara çalmayı sürdürdüler.

Biz basiretle hareket ettik. Kışkırtmalara rağmen soğukkanlı tavrımızı koruduk. Deprem bölgesinin yeniden ihyası ve ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere Türkiye’nin sorunlarını çözmeye odaklandık. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, milli iradeyi küçümseme yoluna tevessül etmedik. Önümüzdeki 4 yıllık seçimsiz dönemi ülkemiz için en değerli biçimde kullanmaya baktık. Türkiye seçim atmosferinden çıkmış asıl gündemine yoğunlaşma fırsatı bulmuştur.

“Taviz verecek değiliz”

31 Mart sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti’de bizi ziyaret etti. Ben de arayı uzatmadan Kurban Bayramı öncesi ziyarette bulunacağım. Kendisine siyasette yumuşamayı ifade ettim. Bunun bir tarafı iktidar ise muhalefettir. Biz kutuplaşmadan yana olmadık. Burada muhalefet kendisini samimi özeleştiriye tabii tutmalıdır. Bizim ittifak ortağımız olan MHP’nin de kırmızı çizgileri vardır. Aynı şekilde CHP’nin de kırmızı çizgileri olduğunu biliyoruz.

Biz yumuşama adına duruşumuzdan, hassasiyetlerimizden taviz verecek değiliz. Muhalefetten de taviz vermesini beklemiyoruz. Ancak yıkıcı, gerilimci siyaset Türkiye’ye geçmişte acılar yaşattı. Bizim siyasette referansımız hukuktur. Hukuk içinde olduğu sürece her türlü eyleme, eleştiriye saygımız sonsuzdur.

Ancak hukuk dışına çıkanlarla ilgili hakimler ve savcılar gerekeni yapacaktır. Terör hukuk dışıdır. Darbe, sokak eylemleri, iftira hukuk dışıdır. Bizim hukuk karşısında boynumuz kıldan incedir, şeriatın kestiği parmak acımaz. Aynı tutumu muhalefetten de bekleriz. Bizden hukuksuzluk karşısında kimse yumuşak bir tavır beklemesin. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya, özgürlük adı altında başkalarının özgürlüklerini daraltmaya yönelenler bizden yumuşak tavır beklemesin.

İnsan canına kastedenler, FETÖ’cüler karşısında kimse bizden yumuşak tavır beklemesin. Biz ana muhalefetten de muhalefetten de bunu bekliyoruz. Dar alanda siyaset yapılmaz. Yenikapı ruhu birilerinin ihtiraslarına kurban edilmişti.

Milletimizin umutlarını artıran siyasette yumuşamanın bu sefer kelebek ömürlü olmamasını umut ediyoruz. Her konuda aynı şeyi düşünüp, aynı cümleleri kurmaz zorunda değiliz. Yöntemlerimiz farklı olabilir, yaşam biçimimiz, siyasetteki doğrularımız farklı olabilir ama hepimiz ülkemizin kalkınmasını istiyor. Evlatlarımızın daha güçlü bir Türkiye’de yaşamasını arzu ediyor. Bunun için ortak tavır göstermemiz gerekiyor.

Türkiye’nin onlarca yıldır ayağına pranga olan konu terördür. AK Parti ve Cumhur ittifakı olarak Türkiye yüzyılına katkıda bulunacak herkesle bir araya gelmeye hazırız. Partilerle gerçekleştirdiğimiz temaslara biz bu açıdan bakıyoruz.

Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5.7 büyüdü. Böylelikle 15’inci kez ekonomimizde büyüme yaşandı. Enflasyon inşallah yılın ikinci yarısından itibaren iniş trendine girecek. Hayat pahalılığını körükleyen yeni düzenlemeyle elimiz daha da güçlenecek. Seçkinlerin, tuzu kurların değil, milletin birikmiş sorunlarının çözüm adresi olmaya devam edeceğiz.

7 Ekim’den beri Gazze’de yaşanan katliama en güçle tepkiyi gösterip İsrail’e karşı somut önlemleri alan tek ülkeyiz. Bütün kalemlerde İsrail’le ticari ilişkileri durdurduk. Gazze’ye gönderdiğimiz yardımlar 55 bin tonu aştı. Tek başımıza kalsak da bu onurlu cesur duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz. MHP başta olmak üzere Meclis’teki diğer siyasi partilere de teşekkür ediyorum. Meclis’te İsrail’in yaptığı katliamlara karşı alınan ortak tavrı çok değerli buluyorum.

Yarın 3 ilçe ve 4 beldede vatandaşlarımız mahalli yönetim için sandık başına gidecek. Bu seçimlerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Paylaşın

Erdoğan – Özel Ne Zaman Görüşecek? Tarih Verildi

CHP lideri Özgür Özel’e iade-i ziyaret  tarihine ilişkin açıklamada bulunan Erdoğan, Özel’i 9 Haziran’dan sonra ziyaret edeceğini ifade etti. Erdoğan ile Özel 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti.

Haber Merkezi / Partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’e yapacağı iade-i ziyaretin tarihine ilişkin konuşu. Erdoğan, Özgür Özel’i 9 Haziran’dan sonra ziyaret edeceğini ifade etti.

Erdoğan, “İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile görüşecek misiniz?” sorusuna ise “Görüşmemek için hiçbir neden, sebep yoktur” şeklinde yanıt verdi.

Ne olmuştu?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Görüşme 1 saat 35 dakika sürmüştü.

Görüşmede, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan ile AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş da yer almıştı. Erdoğan ile Özel görüşmesi sonrası basın mensuplarına açıklama yapılmamıştı.

Erdoğan ile Özel’in görüşmesine boş koltuk damgasını vurmuştu. Erdoğan, Özel ile görüşme esnasında Özel’in karşısında değil de ortada ve daha farklı bir koltukta oturması akıllara “Erdoğan eşit değiliz imajı mı yaratmak istiyor?” sorusunu gündeme getirmişti.

AK Parti, boş koltuğun özel bir anlam ifade etmediği, oda düzeninden kaynaklandığı, diğer liderlerle veya konuklarla yapılan görüşmelerdeki protokolün uygulandığı vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a dönerek, en kısa sürede CHP Genel Merkezi’ne iade-i ziyaret gerektiğini söylemişti. Özel, bu ziyaretten memnun olacağını ifade etmişti.

31 Mart seçimlerinde CHP’nin çok sayıda büyükşehir ve belediyelerine yenilerini eklemesinin ardından Özel verdiği demeçlerde Erdoğan ile görüşebileceğini aktarmıştı.

Erdoğan ile Özel, 23 Nisan’da TBMM’de düzenlenen resepsiyonda başka diğer siyasi partilerin de olduğu ortamda ilk kez bir araya gelmiş ve kısa bir görüşmenin ardından özel kalemlerin buluşma tarihi belirleyeceği duyurulmuştu.

Paylaşın

Erdoğan’dan “İslam Dünyası”na Gazze Tepkisi: Daha Neyi Bekliyorsunuz?

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Müslüman ülkelerin Gazze tepkisizliğini sert bir dille eleştirerek, “Daha neyi bekliyorsunuz? Bebeklerin boynu koparılıyor çadırlarda insanlar yakılıyor. Ne zaman bir araya geleceksiniz?” dedi ve ekledi:

“İslam alemi ne zaman Filistinli kardeşlerimin hukukunu onurunu koruyacak? Vallahi Allah bunun hesabını soracak. Tepkisiz kalana Allah bunun hesabını sorar. Bu barbarlık Gazze ile sınırlı mı sanıyorsunuz. Asla ve asla kan içmeye doymayacaklar. Bunlar sadece Gazze için değil bütün insanlık için tehdittir.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “İsrail, uluslararası hukukun kontrolüne girmeden hiçbir devlet güvende değildir. Buna Türkiye de dahildir. Netanyahu ve cinayet şebekesi tamamen kontrolden çıkmadan bu soykırım insanlığın ittifakıyla artık derhal durdurulmalı” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugün 1071 ile başlayan fetihler zincirinin altın halkası olan İstanbul’un Fethi’nin 571’inci seneyi devriyesi. Cesaretiyle İstanbul’u bize armağan eden Fatih Sultan Mehmet’i rahmetle yad ediyoruz. Fatih Sultan Mehmet Han henüz 21 yaşındayken bir çağı kapatıp yeni bir çağın kapılarını açmıştı.

Fetih anlaşılmadan milletimizin mefkuresi kızıl elma ideali anlaşılmaz. Fetih anlaşılmadan gemileri karadan yürüten strateji anlaşılmaz. Fetih İstanbul’un bahtını aydınlığa çevirmek demektir. Fetih bayındır kılmak, sadece şehirleri ve toprağı değil gönülleri de mamur etmektir.

Fethe işgal diyenlerin Haçlı sürülerinden farkı yoktur. İstanbul’un fetih ve Fatih ruhundan koparılmasına göz yummayacağız. Birileri hala kabullenemese de İstanbul Türk’tür, İstanbul Müslüman’dır. Allah’ın izniyle ebediyen öyle kalacaktır. İstanbul her şeyden önce bize ecdadın bize Fatih Sultan Mehmet Hanın, şehit ve gazilerin emanetidir.

Dün 28 Mayıs 2023 seçimlerinin de birinci yıl dönümüydü. Milletimizin tercihine mazhar olarak tekrar görevi üstlendik. 28 Mayıs seçimleri sonrası ifşa olan gizli anlaşmalar ülkemizin nasıl büyük bir felaketin eşiğinden döndüğünü gösteriyor.

Vatan, millet, ahlak edebiyatı yapanların koltuk uğruna savundukları değerleri nasıl sattığını takip ediyoruz. 6’lı masanın Cumhurbaşkanı adayının üzerindeki şüpheleri temizlemesi önemli. İmalarla konuşmayı bırakıp açık açık ifade etsin. O hançerin 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimizin sırtına saplanmasına izin vermedik.

Pazartesi günkü kabine sonrasında hükümetimizin 1 yıllık karnesini kamuoyuyla paylaşacağız, hangi eserleri kazandırdığımızın hesabını milletimize vereceğiz.”

Refah’taki görüntülere can dayanmıyor. Refah’a saldırılarla daha kanlı safhaya girildi. İçinizde insanlıktan kırıntı kalmadı mı? 15 bin masum çocuktan ne istediniz. Ey Amerikan devleti bu kan senin eline de bulaşmıştır. Bu soykırımdan en az onlar kadar siz de sorumlusunuz. Çünkü sustunuz. Gazze’de insanlık ölürken Avrupa’da demokrasi ölüyor, ifade özgürlüğü ve çocuk hakları da ölüyor.

“Daha neyi bekliyorsunuz?”

Dünya bir manyağın barbarlığını izliyor. Ey BM sen ne işe yararsın. Dünya barbarlığı canlı yayında izliyor. Buradan İslam dünyasına bir çift sözüm var. Daha neyi bekliyorsunuz? Bebeklerin boynu koparılıyor çadırlarda insanlar yakılıyor. Ne zaman bir araya geleceksiniz?

İslam alemi ne zaman Filistinli kardeşlerimin hukukunu onurunu koruyacak? Vallahi Allah bunun hesabını soracak. Tepkisiz kalana Allah bunun hesabını sorar. Bu barbarlık Gazze ile sınırlı mı sanıyorsunuz. Asla ve asla kan içmeye doymayacaklar.

Bunlar sadece Gazze için değil bütün insanlık için tehdittir. İsrail, uluslararası hukukun kontrolüne girmeden hiçbir devlet güvende değildir. Buna Türkiye de dahildir. Netanyahu ve cinayet şebekesi tamamen kontrolden çıkmadan bu soykırım insanlığın ittifakıyla artık derhal durdurulmalı.

Türkiye’de darbeler dönemi sona ermiştir. Siyasete müdahale etmeye kalkışanlar hapiste yaşlanacaklardır. Milli iradenin vesayet altına alınmasına izin vermeyeceğiz. Biz pusulası millete, milletin sesine ayarlanmış siyasetin temsilcileriyiz.

“Kimse merhamet üzerinden ders vermeye kalkmasın”

Türkiye’de 4 milyon civarında sahipsiz köpek olduğu sanılıyor. Bu sayı asimetrik bir şekilde katlanarak artıyor. Kuduz tehdidi de aynı oranda artıyor. Gelişmiş hiçbir ülkede olmayan bir başıboş köpek sorunumuz var. Öyle ki bazı ülkeler Türkiye’ye gelecek vatandaşlarını kuduz ile ilgili konularda uyarmaya başladı. Bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Bizim medeniyetimiz bir merhamet devletidir.

Canlıya insan olsun hayvan olsun bitki olsun her zaman merhametle yaklaştık. Bu konuda vakıfların kurulduğunu görürsünüz. Biz doğum yapacak bir köpek için ordusunun yolunu değiştiren bir peygamberin ümmetiyiz. Hiç kimse merhametimizi sorgulamasın. Kimse merhamet üzerinden ders vermeye kalkmasın.

Gerçek şudur toplumun çok büyük bir kesimi bu meselenin bir an önce çözülmesini ve sokakların çocuklar başta olmak üzere herkes için güvenli olmasını istemektedir. Bu sorunu köklü bir şekilde çözüme kavuşturmamız şart. Tüm taraflarla istişare ediyoruz. Biz sahipsiz köpeklerin sahiplenilmesini amaçlıyoruz. Yegane amacımız bu. Bu mevzuatta yapılacak değişiklikteki amacımız budur. Sahipsiz hayvanlar bakımevlerinde tutulacak. ”

Paylaşın

Erdoğan’a “Parti İçinde Ekipleşmeler Başladı” Uyarısı

Erdoğan başkanlığında yapılan YİK toplantısında, “Partide farklı bir yapı oluşmaya başladı. ‘Şunun adamı, bunun adamı’ diye bir şey yoktu. Şimdi ise teşkilatlar dâhil parti içinde ekipleşmeler başladı” görüşü dile getirildi.

AK Parti’nin “fabrika ayarları”na dönmesine yönelik tartışmalar ise “AK Parti’nin kuruluş aşamasındaki ayarlar ile bugünün şartları farklı… Değişim olacaksa bu geciktirilmemeli, zamanlaması önemli. Fazla bekletilirse de sıkıntı olur. Sonuç alınamaz” şeklinde değerlendirildi.

“AK Parti’nin Abileri” olarak nitelendirilen ve eski TBMM Başkanları İsmail Kahraman, Köksal Toptan, İsmet Yılmaz, Binali Yıldırım, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek gibi isimlerin üye olduğu Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu toplantısında AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a uyarılarda bulunuldu.

İktidara yakın Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, geçen günlerde Erdoğan’ın başkanlığında yapılan toplantıda, seçim sonuçları analiz edildi. Bazı kurul üyeleri, AK Parti’nin “bürokratik oligarşi ile mücadele ederek bugünlere geldiğine fakat son dönemde bürokrasinin siyaseti teslim almaya başladığına” dikkati çekti.

Toplantıda “Parti de bürokrasiye göre hareket ediyor. Mesela, kanuni düzenlemeler bile, siyasetin bakış açısı ile değil bürokrasinin taleplerine göre yapılıyor. ‘Toplumdaki karşılığı nedir bunun’, ‘Vatandaştaki etkisi ne olacak’ gibi bu konular dikkate alınmıyor. Siyaset ön plana çıkarılmalı” değerlendirmesi yapıldı.

“Bugünün şartları farklı”

AK Parti içinde bir süredir yaşanan “ekipleşme”nin de vurgulandığı toplantıda “Partide farklı bir yapı oluşmaya başladı. ‘Şunun adamı, bunun adamı’ diye bir şey yoktu. Şimdi ise teşkilatlar dâhil parti içinde ekipleşmeler başladı” görüşü dile getirildi. AK Parti’nin “fabrika ayarları”na dönmesine yönelik tartışmalar ise “AK Parti’nin kuruluş aşamasındaki ayarlar ile bugünün şartları farklı” şeklinde değerlendirildi.

Habere göre, seçim sonrası partide oluşan değişim beklentisi de masaya yatırıldı. Kurul üyelerinden bazıları “Değişim olacaksa bu geciktirilmemeli, zamanlaması önemli. Fazla bekletilirse de sıkıntı olur. Sonuç alınamaz” dedi. Toplantıda şu görüşler dile getirildi:

“1989 seçimleri ile bugünkü seçimleri aynı düzlemde değerlendirilmez. O günkü CHP ile bugünkü CHP aynı değil. Seçim sonuçlarını değerlendirirken, seçmen sosyolojisini de dikkate almamız lazım. Biz hata yapmış olabiliriz, eksiğimiz olabilir ama, bu insanlar hangi saiklerle CHP’ye oy verdi? Asıl buna bakılması lazım. CHP, 1989 şartlarından farklı olarak daha merkezde yer aldı. Kent Lokantalarına yönelik seçim sürecinde çok tartışma oldu ama bu yöntem aslında bizim kullandığımız bir yöntemdi. Bunları iyi analiz etmek lazım.”

Paylaşın

CHP Sözcüsü Yücel’den Erdoğan’a ‘Yeni Anayasa’ Tepkisi

Erdoğan’ın ‘yeni anayasa’ söylemlerine ilişkin açıklamada bulunan CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “‘Türkiye Yüzyılı Anayasası’ diye bir anayasa olmaz! ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ olur!” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’ndan fotoğraflar paylaşarak şu ifadeleri kullandı:

“Yeni Türkiye’nin sembollerinden olan Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen Sivil Anayasa, Güçlü Türkiye Sempozyumu’nun demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kıymetli fikirleriyle sempozyuma katkı veren hocalarımıza ve hukukçularımıza teşekkür ediyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Deniz Yücel’de sosyal medya hesabından Erdoğan’ın paylaşımını alıntılayarak şu ifadeleri kullandı:

“Yassı Ada’nın adını ‘Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ olarak değiştirmekle ülkeye demokrasi ya da özgürlük gelmiyor Sayın Erdoğan. AKP döneminde Yassı Ada’nın adı değiştirildikten sonra adada yapılan ilk işlem, imar düzenlemesi oldu. Yargılamaların yapıldığı spor salonu, Adnan Menderes’in kaldığı oda dahi yıkıldı.

Ada beton cehennemine çevrildi. Yani betonlaşmaya özgürlük getirdiler. Sayın Erdoğan ‘Anayasa normlar hiyerarşisinin tepesinde yer alır’ diyor. Çok doğru. Ama lafla peynir gemisi yürümez. Kendilerinin onlarca maddesini değiştirdikleri mevcut Anayasa’yı dahi uygulamayanların, yeni, daha demokratik bir anayasa yapımında samimi olmaları düşünülemez.

Sayın Erdoğan, her 27 Mayıs’ta Adnan Menderes ve arkadaşlarının hatırasını sömürerek demokrasi dersi vereceğinize, önce Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasının önünü açın. Ayrıca, ‘Türkiye Yüzyılı Anayasası’ diye bir anayasa olmaz. ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ olur.”

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı:

“Yeni anayasa ile tüm bu kazanımları daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. Yeni anayasaya ülkemizin neden lüzum duyduğunu aktardık. 1921 ve 1924 anayasalarını dışarıda bırakırsak bütün anayasalarımız vesayetçilerin direktifiyle yapılıp halka empoze edildi. Anayasalarımız içinde vesayetin en fazla nüfuz ettiği 1961 anayasasıdır. 61 Anayasası ve 82 Anayasası’nın hazırlanma sürecinde milletin iradesi tecelli etmedi.

Çerçevesini darbecilerin çizdiği dili sorunlu mevcut anayasa ile yola devam edemeyiz. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasa yapacak güce sahiptir. Artık yeni bir anayasa kaçınılmazdır. Mevcut anayasa siyasete güveni zedeliyor. Yapıcı ve uzlaşmacı tavrımızı koruyacağız. Muhalefetteki muhataplarımızın da bu istekte ısrarcı olmayacağını düşünüyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’ın Gündemi ‘Yeni Anayasa’

Sayıştay’ın 162. kuruluş yıldönümü programında konuşan Erdoğan, “Yeni anayasa gelecek vizyonumuzun parçasıdır. Türkiye’yi darbe anayasasından kurtarmak bizim için milli görevdir” dedi ve ekledi.

“Kuvvetler arasında denge kuran, demokratik hukuk devletini esas alan yeni bir anayasa borcumuz vardır. Önümüzdeki dönemde bu borcu ödemek için çalışmaya devam edeceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Sayıştay’ın 162. kuruluş yıldönümü programında konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Önceki hafta Danıştay Başkanlığımızın 156’ncı yıldönümünü idrak ettik. Türk Polis Teşkilatının 179’uncu yılını geride bıraktık. Kara Kuvvetlerimizin 2 bin 233’üncü yaşını kutlayacağız. Bugün de Sayıştay’ın kuruluşunun heyecanını yaşıyoruz.

Kamu görevi kaynağı milletin dişinden tırnağından artırdığı vergilerden olan, vebali ağır bir vazifedir. Hiçbir ayrım yapmadan bütün kamu personellerimiz hesabı çetin olan bir görevi ifa etmektedir.

Ülkeye hizmet yolunda rehavete yer yok, millete hizmet etmemenin mazereti olamaz. Devlet işleri ciddiyetle, samimiyetle ve özveriyle icra edilmelidir. Devlet erklerimizin tamamı millete hizmetkarlık için vardır.

Hantal devlet yapısından, çevik ve atılgan devlete geçilmesi için gayret gösterdik. Tüm vesayet biçimleri gibi bürokratik vesayeti de bir tehdit kaynağı olarak gördük. Vatandaşa tepeden bakanlara, insanımıza eziyet edenlere, bahanelere sarılanlara hukukun gereğini yapmaktan çekinmedik.

Son dönemde bazı kamu hizmetlerinde vatandaşlarımızın şikayetlerinin çoğaldığının farkındayız. Kurumlarımız çalışırken idari, mali, hukuki bazı sorunlarla karşılaşılması tabiidir. Ancak bunlar işi ertelemenin mazereti olamaz. Halktan sorunlardan kopuk, görev şuuru eksik eski alışkanlıkların tekrar baş göstermesine izin vermeyiz.

Vatandaşlarımızın kamu hizmetlerinden memnuniyetini artırmak için gayretlerimizi daha da yoğunlaştıracağız. Tüm kamuyu denetleyen Sayıştay’ın da tespitlerinden istifade ediyoruz.

Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutladık. Büyük umutlar ve hedeflerle ikinci asra yelken açtık. Güçlü ve hesap verilebilir siyasal sistem, sağlam ekonomik yapı anlamına geliyor. Türkiye Yüzyılı’nın kilometre taşlarından birisi anayasal demokrasimizin sivil anayasa ile güçlendirilmesidir.

Anayasa’nın demokratikleşmesine yönelik kritik adımlar attık. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yürütmenin demokratik meşruiyetini sağlamlaştırdı. En büyük sorunumuz olan siyasi belirsizlik ortadan kalktı.

Yeni Anayasa mesajı

Milletimiz seçim gecesi sandıkların açılması ve sonuçların belli olmasıyla kaldığı yerden işine gücüne döndü. Belirsizlik nedeniyle bedel ödeyen ülkemiz bunun tarihi bir kazanım olduğunu gördü. Sistemin işleyişinde pürüzler çıkabilir.

Bu pürüzleri gidererek sistemin etkin çalışmasını sağlamak siyaset kurumunun uhdesindedir. Sistemi iyileştirmeye her türlü adıma hazırız. Eski sisteme dönüş bir polemiktir, bunun ülkeye ve millete yarar sağlamaz.

Yeni anayasa da gelecek vizyonumuzun parçasıdır. Türkiye’yi darbe anayasasından kurtarmak bizim için milli görevdir. Kuvvetler arasında denge kuran, demokratik hukuk devletini esas alan yeni bir anayasa borcumuz vardır. Önümüzdeki dönemde bu borcu ödemek için çalışmaya devam edeceğiz.

Demokrasilerde bütçe hakkının parlamentoya geçmesiyle birlikte bu alanda uzmanlaşan kurumlar ihdas edilmiştir. Kamu kaynaklarının mevzuata uygun harcanması için Sayıştay çok önemli roller üstleniyor.

İster merkezi ister yerel yönetim olsun milletin vergilerini harcayan hiçbir kurum insanımızın yüreğini sızlatacak bir savurganlık içinde olamaz. Son dönemde eş dost atamalarıyla birlikte belediye imkanlarının kişisel amaçlar için kullanıldığını görüyoruz.

Kimse kusura bakmasın, milletin cebinden basına özel uçakla Roma turu yaptırmanın hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Atanmış veya seçilmiş fark etmeksizin tüm makam sahipleri daha dikkatli davranmalıdır.

Kamuda verimlilik ve tasarruf paketini paylaştık. Türkiye altını, elması olan bir ülke değildir. Biz çalışarak, didinerek ayakta kalan bir ülkeyiz. Kamuda tasarrufu sadece harcamaların kısılması olarak göremeyiz.

Biz daha az kaynakla daha başarılı hizmet verilmesini hedefliyoruz. Kurumlarımızın iş süreçlerinin yeniden düzenlenmesine, teknolojinin en üst düzeyde kullanılmasına, idari yapıların yeniden gözden geçirilmesini göz önünde tutuyoruz.

Sivil-askeri tüm kurumları, KİT’leri, belediye şirketleri dahil her kuruluşu Sayıştay kapsamına aldık. Sayıştay yüksek denetimin tüm metotlarına sahip oldu. Sayıştay’ı hak ettiği konuma yine biz getirdik… Sayıştay’ın sorumluluğunu yerine getireceğine, tüm kurumlara örnek olacağına inanıyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Yeni Anayasa Mesajı: Yapıcı Ve Uzlaşmacı Tavrımızı Koruyacağız

Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda konuşan Erdoğan, “Yeni anayasa ile tüm bu kazanımları daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. Yeni anayasaya ülkemizin neden lüzum duyduğunu aktardık” dedi ve ekledi:

“1921 ve 1924 anayasalarını dışarıda bırakırsak bütün anayasalarımız vesayetçilerin direktifiyle yapılıp halka empoze edildi. Anayasalarımız içinde vesayetin en fazla nüfuz ettiği 1961 anayasasıdır. 61 Anayasası ve 82 Anayasası’nın hazırlanma sürecinde milletin iradesi tecelli etmedi.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Çerçevesini darbecilerin çizdiği dili sorunlu mevcut anayasa ile yola devam edemeyiz. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasa yapacak güce sahiptir. Artık yeni bir anayasa kaçınılmazdır. Mevcut anayasa siyasete güveni zedeliyor. Yapıcı ve uzlaşmacı tavrımızı koruyacağız. Muhalefetteki muhataplarımızın da bu istekte ısrarcı olmayacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adnan Menderes Kongre Merkezi Özgürlük ve Demokrasi Adası’nda düzenlenen Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: “Milletimiz Adnan Menderes’i şükranla anmaya devam edecektir. Bir yargı tiyatrosuyla idama gönderilenleri rahmetle anıyorum. Üzerinden yüzyıllar geçse de darbecileri unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Dilinden ve kaleminden kan damlayan sözde hukukçuları unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Yassıada’da işkenceye maruz kalan devlet adamlarımız isimlerini milletimizin gönlüne şehit olarak yazdırdı.

27 Mayıs adım adım bir provokasyonun ürünüdür. 27 Mayıs demokrasi tarihinin karanlık günü olarak kayıtlara geçti. Menderes, ülkeyi tapulu mülkü gibi görenleri rahatsız etti. Nasıl ki darbeye bir günde karar verilmemişse Yassıada’da alınan kararlar da tesadüf değildir. Burası özellikle seçilmiştir. Millete ayağınızı denk alın mesajı verilmiştir. Demokrasimiz yargılanmıştır. Önce mahkum edilen ve sonra idam edilen bizatihi milletin iradesidir. Kararlar verilmeden idam sehpalarını bunun için kurdular.

Burayı sivil ve demokratik siyasetin kabusu olmayı hedeflediler. 27 Mayıs’ın karanlık gölgesi her 10 yılda bir tekrarlanan darbelerle milletin peşini bırakmadı. Türk siyaseti uzun yıllar boyunca kargaşa ve istikrarsızlık girdabından bir türlü kurtulamadı. 27 Mayıs planı AK Parti’nin iktidar olduğu 22 yıllık süre zarfında defalarca tekrarlanmaya çalışıldı.

22 yılda türlü badireler atlattık. Türk siyasi tarihinin en fazla darbe girişimine maruz kaldık. Ama saldırılar karşısında asla geri adım atmadık. Siyasete operasyon çekilemeyeceğini içerideki ve dışarıdaki tüm vesayet heveslilerine çok net bir şekilde gösterdik. Türkiye’de demokrasi mücadelesi tehditlere, korkutmalara rağmen kararlılıkla ilerlemiştir. Bu ülkede artık darbeler ve muhtıralar dönemi kapanmıştır. Bulanık suda demokrasi avlama dönemi geri kalmıştır. Türkiye’de iktidara gelmenin tek yolu sandıktır.

Yeni Anayasa mesajı

Yeni anayasa ile tüm bu kazanımları daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. Yeni anayasaya ülkemizin neden lüzum duyduğunu aktardık. 1921 ve 1924 anayasalarını dışarıda bırakırsak bütün anayasalarımız vesayetçilerin direktifiyle yapılıp halka empoze edildi. Anayasalarımız içinde vesayetin en fazla nüfuz ettiği 1961 anayasasıdır. 61 Anayasası ve 82 Anayasası’nın hazırlanma sürecinde milletin iradesi tecelli etmedi.

Çerçevesini darbecilerin çizdiği dili sorunlu mevcut anayasa ile yola devam edemeyiz. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasa yapacak güce sahiptir. Artık yeni bir anayasa kaçınılmazdır. Mevcut anayasa siyasete güveni zedeliyor. Yapıcı ve uzlaşmacı tavrımızı koruyacağız. Muhalefetteki muhataplarımızın da bu istekte ısrarcı olmayacağını düşünüyorum.

Gazze’de sivil halkın üzerine bomba yağdırılmıştır. Netanyahu lanetle anılmaktan kurtulamayacaktır. ”

Paylaşın

CHP, Erdoğan’ı Nasıl Ağırlayacak?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in yerel seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşme “normalleşme-yumuşama” tartışmalarını beraberinde getirdi.

İki taraftan gelen olumlu açıklamalar devam ederken şimdi gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapacağı iade-i ziyarete çevrildi. Cumhurbaşkanlığından CHP’ye henüz bir randevu talebi gitmedi ama ziyaretin bir sürpriz olmazsa haziran ayının ilk yarısında gerçekleşmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 yıl sonra gerçekleşecek CHP ziyaretinde nasıl ağırlanacağı da merak konusu.

Gazete Duvar’ın edindiği bilgiye göre; Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’in makam odasında misafir edilecek. Önceki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ardından aynı şekilde kullanılan makam odasındaki oturma düzeninde Erdoğan’ın ziyareti için değişiklik düşünülmüyor.

CHP Genel Başkanının makam odasında diğer siyasi parti genel başkanları nasıl ağırlanıyorsa Cumhurbaşkanı Erdoğan da öyle ağırlanacak. İki lider aynı hizada bulunan tekli koltuklara oturacak. Ziyarete eşlik edenler olursa onlar da tekli koltukların iki yanındaki kanepelerde yerlerini alacak. Böylece AK Parti Genel Merkezi’ndeki görüşmede tartışma yaratan ‘boş koltuk’ görüntüsüne izin verilmeyecek.

Öte yandan Seferberlik ve Savaş Hali Tüzüğü, yönetmelik olarak güncellendi. Bu güncellemeye muhalefetten tepkiler geldi.

CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Meclis’te yaptığı konuşmada seferberlik ilanı gerekçeleri arasına toplumsal olayların eklendiğini belirterek “İktidarın hoşuna gitmeyen herhangi bir etkinlik ayaklanma olarak değerlendirilerek seferberlik ilanına gerekçe olacaktır” dedi.

Yasa dışı göç dalgası, sığınmacılar sorunu ya da ekonomik kriz nedeniyle ortaya çıkabilecek tepkilerin bu yönetmeliğe dayanılarak seferberlik ilanına gerekçe yapılabileceğini söyleyen Çan, “Yetki kimde? Bir parti liderinde. Bu yönetmelik esnetilen ve genişletilen içeriğiyle bir siyasi parti genel başkanına verilen yetkilerle açıkça yeni bir sıkıyönetim kanunudur” dedi.

Ayrıca AK Parti’nin Meclis’e sunmaya hazırlandığı 9. Yargı Paketi içinde yer alması beklenen “Etki Ajanlığı” suçu tartışma yarattı. Muhalefet bu düzenlemeyle iktidarı eleştiren herkesin “ajan” ilan edilip tutuklanabileceği uyarısı yapıyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de partisinin grup toplantısında söz konusu suç tipinin Rusya, Gürcistan, Kırgızistan, Sırbistan gibi otoriter ülkelerde örnekleri olduğunu anlattı, “Otoriter liderler, popülist liderler birbirlerinden öğrenirler. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Busunuz. Cumhur ittifakı bu yasayı geri çekmezseniz, işte sizin karneniz de ekibiniz de budur” dedi.

AK Parti’nin taslak düzenlemeyi yeniden değerlendirdiği biliniyor. Parti içinde bazı milletvekilleri de bu tür düzenlemelerde Türkiye’nin batıya bakması gerektiğini belirterek, “Örnek alacaksak Avrupa Birliği ülkelerini örnek almalı, oradaki yasaları incelemeliyiz” diyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Servet Transferi’ Çıkışı

İslami Finans Zirvesi’nde açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Servet eşitsizliği tarihi bakımdan en yüksek seviyeye çıktı. En zengin yüzde 1’lik kesim küresel servetin neredeyse yarısına sahip. Alttaki yüzde 50’lik kesimin payı ise yüzde 1’i dahi geçmiyor. Fakirden zengine doğru artan bir servet transferi yaşanıyor” dedi ve ekledi:

“Afrika’dan Asya’ya milyarlarca insan bir avuç kişi için adeta seferber olmuş durumdadır… Elini vicdanına koyan hiç kimsenin bu manzarayı içine sindireceğini düşünmüyorum. Kapitalist sistemin serbest piyasayı teşvik ediyor gibi görünse de tekelleşmeyi, paradan para kazanmayı ödüllendirdiğini görüyoruz. Fakiri daha da fakirleştiren bu sistemin dertlerimize derman olamayacağını hepimiz kabul etmek zorundayız.”

AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslami Finans Zirvesi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan konuşmasında şunları kaydetti: “İki gün boyunca konuşulacak başlıklara baktığımızda kapsamlı bir hazırlık görüyoruz. İslam ekonomisinin odağında geniş bir yelpazede paneller, yol gösterici tartışmalara zemin olacaktır.

Böyle bir zirvenin ülkemizde düzenlenmesi ayrıca önemlidir. Köprü görevi gören Türkiye, finansta da aynı görevi üstleniyor. İstanbul’un finans ve İslami finans alanında büyük bir potansiyele sahip olduğunu uluslararası çevreler de takdir ediyor… Global ölçekte İslam ekonomisine yönelik pazarların keşfedilmesinde zirvenin yardımcı olacağı kanaatindeyim.

Son yıllarda dünyamız köklü bir değişimden geçiyor. Şunu çok net görebiliyoruz; uluslararası sistemde denge kaybolmuş, istikrarsızlık ve kaos hakim renk haline gelmiştir. Koronavirüsün enkazı kaldırılmadan Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze gerilimi başlamıştır. Mevcut kurumlara güven sarsılmıştır. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyada adalet sağlaması gerekenlerin çarpıklığı ortaya çıkmıştır. Mazlumu koruyacak kurumsal mekanizma yoktur. Yıllardır bize anlatılan kurumlar büyük bir zaaf içerisindedir.

Türkiye olarak uzun süredir bu duruma dikkat çekmekteyiz. Dünya 5’ten büyüktür tespitimiz sistemin değişimine acil ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Gazze soykırımı ile bu kaçınılmaz bir hal almıştır. Dünyanın devasa bir köye dönüştüğü günümüzde sınırlar ve mesafeler bizi koruyamaz. Afrika’da onca kaynağa rağmen insanlar açlıktan ölüyorsa, Gazze’de 35 bin 600 insan katlediliyorsa, Akdeniz mülteci kabristanına dönüşmüşse, kusura bakmayın ama kimse kendini emniyette hissedemez.

Adaletin olmadığı yerde huzur ve barış olmaz. Küresel sistemin elitleri bu durumu görmezden geliyor. Her bölgesel kriz, kanlı barış ve karşısındaki savaş bu gerçekleri hatırlatıyor. İnsanlık olarak hem kendimizin hem evlatlarımızın müreffeh bir dünyada yaşamak istiyorsak mevcut sistemden vazgeçmeliyiz. Daha adil, daha kuşatıcı bir sistem için el ele vermeliyiz. Meydan okumalar, esasen hiçbir alternatif bırakmıyor.

Küresel finansal mimarinin gayesi asıl refah artışına fayda sağlamak olmalıdır. Finansal sistem, reel sektörü sömüren bir yapıya dönüşmüştür. Gelir ve servet adaletsizlikleriyle yapay büyümeyle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskıya neden oluyor. Sistemin yapısal sorunları gün yüzüne çıktığı halde süreç geçici önlemler alındı. Finans mimarisinin oldukça kırılgan yapıda olduğunu herkes kabul ediyor.

“Fakirden zengine doğru artan bir servet transferi yaşanıyor”

Uluslararası Finans Enstitüsü’ne göre küresel borçluluk 315 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu oranların sürdürülebilirliği bile şüpheliyken borçlanmanın daha da artması bekleniyor. Servet eşitsizliği tarihi bakımdan en yüksek seviyeye çıktı. En zengin yüzde 1’lik kesim küresel servetin neredeyse yarısına sahip. Alttaki yüzde 50’lik kesimin payı ise yüzde 1’i dahi geçmiyor. Fakirden zengine doğru artan bir servet transferi yaşanıyor. Afrika’dan Asya’ya milyarlarca insan bir avuç kişi için adeta seferber olmuş durumdadır.

Elini vicdanına koyan hiç kimsenin bu manzarayı içine sindireceğini düşünmüyorum. Kapitalist sistemin serbest piyasayı teşvik ediyor gibi görünse de tekelleşmeyi, paradan para kazanmayı ödüllendirdiğini görüyoruz. Fakiri daha da fakirleştiren bu sistemin dertlerimize derman olamayacağını hepimiz kabul etmek zorundayız.

Sosyal adaleti önceleyen, pozitif sosyal etki etmeyi amaçlayan katılım finans, tüm insanlığa hitap edecek potansiyele sahiptir. Türkiye olarak bunu tecrübe ettik. Özel finans kurumları 40 sene içerisinde sürekli değişerek bugünlere kadar geldi. Bankacılık içindeki payı yüzde 9’a yaklaştı. Katılım finansın halen arzu ettiğimiz seviyenin gerisinde olduğunu itiraf etmek durumundayım.

Yastık altı denilen, sistem dışı tasarruf anlayışına sahibiz. İnsanımız zor günler için gelirinin bir kısmını tasarruf eder. Bunu da altın ve maalesef dövizle yapmaktadır. Ekonomiye aktif bir katkısı olmadığını biliyoruz. Yastık altını ekonomiye sokmak için çağrıda bulunduk. Kurumlarımız toplumu ikna edici finansal ürünler geliştiremedi. Ön yargılar hala kırılmadı. Bilgiden ziyade ön kabullerle hareket edildiğini görüyoruz.

Katılım finansı hak ettiği yere getirmemiz gerekiyor. Ekseriyetle dini hassasiyetle tasarrufun değerlendirilmesi olarak görülüyor. Kısa vadede bankacılık içindeki payını yüzde 15’e çıkarmayı hedefliyoruz. İstanbul Finans Merkezi’nin açılışı ve yeni katılım finansların katılımı ile mesafe kat ettik. Katılım finansın gelişimine verdiğimiz önemi gösterdik. Finans ofisimiz tarafından hazırlanan katılım finans strateji belgesini de yayınladık.

OVP ve Kalkınma Planı’nda önemli hedefler koyduk. Eylem maddelerimizle geniş alanda çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde inşallah katılım finans kanunuyla taçlandırmak arzusundayız. Son 21 yılda Türk ekonomisine başarılar yaşatmış bir hükümet olarak katılım finansı hak ettiği yerlere getireceğiz.

İstanbul’u küresel finans ve katılım finans merkezlerinden biri haline getireceğiz. Türkiye’ye güvenen hiç kimse pişman olmadı. Kazandırarak kazanmayı amaçlayan hiçbir müteşebbis sonradan nedamet duymadı. Bundan sonra da kazan-kazan temeliyle iş birliklerimizi ilerleteceğiz. Tüm kurumlarımızın sizlere gereken kolaylığı ve yardımı yapmaya hazır olduğunu söylemek istiyorum.”

Paylaşın

Erdoğan, Özel’i Ne Zaman Ziyaret Edecek? Tarih Belli Oldu İddiası

AK Parti kulislerinde, Erdoğan’ın en kısa zamanda Özgür Özel’i ziyaret edeceği, ziyaretin haziran ayı ortalarında gerçekleşebileceği, Kurban Bayramı’nda da CHP ile AK Parti arasında “nezaket ziyaretlerinin yapılacağı” konuşuluyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la 2 Mayıs’ta görüştü. Görüşmesinin ardından Erdoğan’ın Özel’i ne zaman ziyaret edeceği merak konusu oldu. AK Parti kulislerinde Erdoğan’ın Özel’i haziran ayı ortasında ziyaret edeceğini belirtildiği öne sürüldü.

Cumhuriyet’te yer alan Selda Güneysu haberine göre AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bir kez daha “normalleşme” adımının geldiği kaydedildi. Toplantıda Erdoğan’ın, MKYK üyelerine, 2 Mayıs’ta CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile AK Parti Genel Merkezi’nde yaptığı görüşmeyi anlattığı ve “Biz her zaman muhalefetle görüşmeye, temasta kalmaya hazırdık ama önceki yönetim buna çok imkân vermedi. CHP, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde Yenikapı ruhuna iki, üç hafta dayanabildi” dediği kaydedildi.

AK Parti kulislerinde, Erdoğan’ın da en kısa zamanda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i ziyaret edeceği konuşuluyor. Ziyaretin haziran ayı ortalarında gerçekleşebileceği, Kurban Bayramı’nda da CHP ile AK Parti arasında “nezaket ziyaretlerinin yapılacağına” işaret ediliyor.

Paylaşın