Erdoğan’dan “31 Mart Seçimleri” Yorumu: Muhasebemizi Yaptık, Yapıyoruz

31 Mart seçimlerine değinen Erdoğan, “Seçimlerde muhalefet tamamen ucuz popülizme dayalı bir kampanya yürüttü. Deprem riski gibi sorunlar için ortaya hiçbir somut çözüm koymadılar. Son seçimde muhalefet ekonomideki sıkıntıları da istismar etti” dedi ve ekledi:

“31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakı yüzde 40.5 oy oranına ulaşmıştır. Çok boyutlu olarak muhasebemizi yaptık ve yapıyoruz. Hatayı da kusuru da kendimizde arıyoruz. Bu hassas süreci bir kuyumcu titizliğiyle gerçekleştireceğiz. Tüm kademelerde gereken adımları atmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Yerel Yönetimler İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Burada bulunan tüm belediye başkanlarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra farklı toplantılarla da sık sık bir araya geleceğiz. Bundan tam 30 yıl önce millete hizmet mücadelemize yerelden başladık. Politikalarımızı önce belediyelerdeki uygulamalarla ortaya koyduk. Kendimizi önce belediyelerle ispat ettik.

Siyaseten normalleşme: AK Parti’nin en büyük referans kaynağı yerel yönetimlerdir. AK Parti birikimi ile referanslarıyla sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın en yetkin en donanımlı siyasi hareketidir. Rakiplerimiz bile bizi taklit etmeye bizden kopya çekmeye başladı. Bir nevi siyasi rakiplerimize koçluk yapıyoruz. Dünya değişirken bizim de değişime daha hızlı adapte olmamız gereken başlıklar vardır.

31 Mart seçimleri: Son seçimlerde muhalefet tamamen ucuz popülizme dayalı bir kampanya yürüttü. Deprem riski gibi sorunlar için ortaya hiçbir somut çözüm koymadılar. Son seçimde muhalefet ekonomideki sıkıntıları da istismar etti. 31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakı yüzde 40.5 oy oranına ulaşmıştır. Çok boyutlu olarak muhasebemizi yaptık ve yapıyoruz. Hatayı da kusuru da kendimizde arıyoruz. Bu hassas süreci bir kuyumcu titizliğiyle gerçekleştireceğiz. Tüm kademelerde gereken adımları atmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Seçimler bitince muhalefet vaat yağmurunun da sonuna geldi. Ucuzlatacağız dediler ama kendi partilileri bile isyan etmeye başladı. Belediye binalarını, LGBT paçavralarıyla donatmak dışında herhangi bir icraatları olmadı. Muhalefetin siyaset anlayışında köklü bir değişim yaşanmazsa korkarım önümüzdeki 5 yıl boyunca benzer hadiselere yeniden şahitlik edeceğiz.

Muhalefet içindeki radikal unsurların da kışkırtmasıyla 28 Şubat dönemini anımsatan uygulamalar yeniden devreye alınmak isteniyor. Buna müsaade edilmemeli. Muhalefetin aklıselim sahibi aktörlerinden, eski Türkiye’nin kötü hatıralarını tekrar canlandıran sahnelerin önüne geçilmesi noktasında çaba bekliyoruz.

Kayseri: Dün Kayseri’de küçük bir grubun yol açtığı müessif olayların sebeplerinden biri, muhalefetin zehirli söylemleridir. Siyasi kazanım uğruna nefret siyasetine tevessül edilmesini acizlik olarak görüyoruz. Toplumda yabancı düşmanlığı ve sığınmacı nefretini körükleyerek hiçbir yere varılamaz. Vandallıkla sokakları ateşe vermek kabul edilemez.

Sokak hayvanları: Milletimizi bizar eden başıboş köpek sorunu olmak üzere, şu an ülkemizin gündeminde olan meseleleri kati bir çözüme kavuşturacağız. Son rötuşlarını yaptığımız düzenlemenin yasalaşmasıyla yerel yönetimlere büyük sorumluluk düşecek. Biz de gereken desteği sağlayacağız.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Beşar Esad” Mesajı: Görüşebiliriz

Erdoğan, Türkiye ve Suriye arasında yeniden bir diplomatik ilişkiler kurulur mu sorusuna verdiği yanıtta, “Suriye ile ilişkileri geliştirmek için geçmişte nasıl birlikte hareket ettiysek aynı şekilde yine ederiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Suriye halkı bizim kardeş halk olarak yaşadığımız bir topluluktur. Suriye ile ilişkilerimizi nasıl canlı tuttuysak biliyorsunuz sayın Esed ile bu görüşmeleri yaptık yarın yine görüşebiliriz. Suriye’nin içişlerine karışmak gibi bir amacımız yok.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin sorulan soruya da yanıt veren Erdoğan, “Devlet Bey ile ülkemizin siyasi gelişiminde neler oluyor, ne gibi tedbirler almamız gerekir, bunların görüşmesini yapıyoruz. Gerek MHP gerek AK Parti olarak adımlarımızı atıyoruz” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İstanbul Bahçelievler’de meydana gelen yıkım: Kentsel dönüşümün temelinde bu tür birçok kaçak yapıların doğru dürüst yapılmadığı yerlerde dönüşüme gidelim ki işi sağlama bağlayalım. Yıkılan binalarda sıkıntı, bakıyorsunuz 3 kat kaçak yapılmış.

Bundan sonra ad yaşayacağımızı açık söyleyebilirim. Bundan sonraki süreçte kentsel dönüşümle zemin etütleri ile başlayıp TOKİ ile verilen imtihanı nasıl verdiysek ülke genelinde bu yapıları yaparak adımlarımızı atalım ve işi sağlama bağlayalım.

Devlet Bahçeli ile görüşme: Cumhur İttifakı’nın önemli temsilcisi olarak Devlet Bey’le uzun süredir çalışmalarımız var. Görüşmelerimizi ara vermeden devam ettirdik, ettiriyoruz, bundan sonra da devam ettireceğiz. Herhangi bir suiistimale de fırsat vermeyi asla düşünmüyoruz. Böyle bir şey de söz konusu değil.

Devlet Bey’le şu anda ülkemizin siyasi gelişiminde neler var, neler oluyor, ne gibi tedbirler almamız gerekir, bunların değerlendirmesini yaptık ve her görüşmemizde de nereden bakarsanız yani 1 saat civarında bu değerlendirmeleri yapıyoruz ve bununla birlikte gerek Milliyetçi Hareket Partisi gerekse Adalet ve Kalkınma Partisi olarak adımlarımızı atıyoruz.”

Suriye: Biz Suriye ile bu ilişkileri geliştirmekte, geçmişte nasıl birlikteysek yine aynı şekilde birlikte hareket ederiz. Suriye’nin içişlerin karışmak gibi bir derdimiz, hedefimiz asla olamaz.

Suriye halkı bizim kardeş halklar olarak beraber yaşadığımız bir topluluktur. Nasıl ki biz Suriye ile ilişkilerimizi çok çok canlı tuttuysak geçmişte, ailece görüşmelere varıncaya kadar… Biliyorsunuz sayın Eset ile biz görüşmeleri yaptık. Yarın olmaz diye bir şey kesinlikle mümkün değil, yine olur. Suriye’nin içişlerine karışmak gibi de bir derdimiz asla yok.”

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, son yaptığı açıklamada Suriye – Türkiye ilişkilerini iyileştirmeye yönelik her türlü çabanın temelinin ‘Suriye’nin egemenliğine saygı duyulması’ olduğunu dile getirmişti. Esad, ‘Türkiye’nin, Suriye devletinin kendi toprakları üzerindeki egemenliğini tanıdığı sürece Türkiye-Suriye ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik görüşmelere açık olduğunu’ belirtmişti.

Ne olmuştu?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın

Erdoğan’dan Cumhur İttifakı Mesajı: Tuzağa Düşmeyeceğiz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Erdoğan, “Yol arkadaşımız ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile omuz omuza yürüyoruz. Yapılan saldırılara eyvallah demeyiz. Bu saldırılara müsamaha göstermeyiz ve geçit vermeyiz” dedi ve ekledi:

“Bitleri kanlanan FETÖ’nün tetikçi kalemleriyle nereye varılmak istendiğini çok iyi biliyoruz. Gerek Sayın Bahçeli gerekse şahsım yapılan saldırıları açık şekilde görüyoruz. Bunların meselesi MHP’den ziyade Türkiye’nin güvencesi olan Cumhur İttifakı’dır, bu tuzağa düşmeyeceğiz. 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı kurulan Cumhur İttifakı sapa sağlam ayaktadır. Biz CHP’nin eski kötü alışkanlıklarından vazgeçmesini istiyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“İsrail daha önceki bayramlarda olduğu gibi bu bayramda da kan dökmeye, çocukların ve sivillerin üzerine bomba yağdırmaya devam etti. Yüzlerce Filistinli kardeşimiz şehit oldu. Buradan bir kez daha 38 bini aşkım şehit kardeşimizi rahmetle anıyorum. Ecdadınız tarih boyunca Filistin’e nasıl sahip çıktıysa, kuruluşundan beri Türkiye Cumhuriyeti Filistin’e nasıl sahip çıktıysa biz de aynı ruhla sahip çıkmaya devam edeceğiz. Birileri icazet kapıları olan Avrupa’da farklı konuşabilir, ama biz içeride ve dışarıda hakkı konuşacağız. Zalimlerin karşısında duracağız. Kimse bizden zalimler karşısında düğme iliklememizi beklenemesin.

İtalya ve İspanya ziyaretlerinde Gazzeli kardeşlerimize yönelik zulmü gündeme getirdik. İsrail’e karşı verilecek en etkili yanıtın Filistin devletinin tanınması olacağını duyurduk. Alınan ve açıklanan son kararlarla özellikle 149’e yükselen tanıma adımlarının çok önemli olduğunu ifade ediyorum. Şu ikazı da buradan duyurmalıyım. Gazze’yi yakıp yıkan İsrail’in gözünü Lübnan’a çevirdiğini görüyoruz. Netanyahu’nun savaşı bölgeye yayma planları büyük bir felakete yol açacaktır. Ortadoğu ve kardeş ülkelerin tepki göstermesi gerekiyor. Fakat İslam dünyası ülkelerinin ölü toprağı serpilmiş gibi olduklarını üzülerek görüyoruz.

Bayram tatilinde otoyollarımızı kullanan araç sayısı 21 milyonun üzerine çıktı. Uzakları yakınlaştırmak sevenleri buluşturmak ve konforlu seyahat amacıyla hizmete verdiğimiz ulaştırma yatırımlarının karşılığını kat ve kat alıyoruz. Diyarbakır ve Mardin’de çıkan yangınlarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. 15 insanımızı kaybettiğimiz bir felaket üzerinde tepinenleri Allah’a havale ediyoruz. Bir taraftan devletimiz yangını söndürmek için canını dişine takıyor. Bir taraftan bir avuç kefen hırsızı selden kütük kapma yarışına giriyor. Kimse kusura bakmasın bunun adı siyasi nebbaşlıktır. Milletin yürek yangınını istismar etmektir. Mardin Valiliği çok çirkin bir provokasyonun da önüne geçmiştir. Portekiz maçı sonrasında bu zihniyete mensup kansızların milletin sinir uçlarıyla oynama girişimi asla masum değildir.

Millilerimizin inşallah bu akşam tarihi bir zafere imza atacaklarına inanıyorum. İnşallah bu akşam 85 milyon tek yürek olarak dualarımızla A Milli Futbol Takımı’mızın yanında olacağız.

AK Parti kurulduğu günden itibaren bugüne kadar kutuplaşmanın kamplaşmanın tarafında olmadı, asla ve asla gerilim siyaseti gütmedi. Türkiye’yi 85 milyon vatandaşıyla bir bütün olarak kucakladık. Hiçbir zaman ayrımcılık yapmadık. Vatandaşımızın rengine, diline, dinine ve yaşam tarzına hiçbir zaman bakmadık. Bizim siyasetimiz insan odaklı siyasettir. Her seçimde milletimizin yoğun tercihine mazhar olmamızın nedeni budur.

“Uzlaşı ve yumuşama olur ama ittifak olmaz”

Bize yapılan saldırılarda ana muhalefet partisi bırakın bizim yanımızda olmayı, hukukun yanında da olmadı. Sıkılı yumrukları açacak olan muhalefettir. Hançerleri kınına koyacak olan muhalefettir. Dilini söylemini siyaset tarzını düzeltecek olan muhalefettir. Bizim çabamız aslında muhalefeti normalleştirmektir. Yani yumuşaması gereken normalleşmesi gereken muhalefettir. İktidar partisi ve ana muhalefet partisi arasında siyasi ittifak olmaz. Uzlaşı olur, yumuşama olur ama ittifak olmaz. Biz de zaten böyle bir çaba içerisinde değiliz.

Tüm çabamıza ve iyi niyetimize rağmen muhalefetin çabamıza nasıl karşılık verdiğini görüyorsunuz. Karşımızdakilerin ciddi bir hazım problemi yaşadıkları anlaşılıyor. 22 yıl boyunca CHP’den hoşgörü ve nezaket görmedik. Bundan dolayı da bir şey kaybetmedik. Siyasi bir kazanç peşinde de değiliz. Diyaloğa şans tanıma arzumuz partimize ve Cumhur İttifakı’na yönelik hadsizliklere göz yumacağız anlamına gelmez. Yumuşak başlıyız ama boynu çekilecek uysal koyun da değiliz. Şimdi çıkmış sabah akşam suç ortakları diyor. Suç ortağı arayanlar para kulelerine baksınlar, sözde kent uzlaşısında kimlerle yol yürüdüklerini sorgulasınlar. Muhalefetten eski alışkanlıklarını artık terk ederek normalleşmelerini bekliyoruz. Eleştiri sınırını aşan yakışıksız ifadelere izin vermeyiz. Kimseyi de başarı hikayemize ortak etmeyiz.

Yol arkadaşımız ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile omuz omuza yürüyoruz. Yapılan saldırılara eyvallah demeyiz. Bu saldırılara müsamaha göstermeyiz ve geçit vermeyiz. Bitleri kanlanan FETÖ’nün tetikçi kalemleriyle nereye varılmak istendiğini çok iyi biliyoruz. Gerek Sayın Bahçeli gerekse şahsım yapılan saldırıları açık şekilde görüyoruz. Bunların meselesi MHP’den ziyade Türkiye’nin güvencesi olan Cumhur İttifakı’dır, bu tuzağa düşmeyeceğiz. 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı kurulan Cumhur İttifakı sapa sağlam ayaktadır. Biz CHP’nin eski kötü alışkanlıklarından vazgeçmesini istiyoruz.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Yanıt: Açıklamalarda Normalleşmeli

Erdoğan’ın “Muhalefetin normalleşmesi gerek” sözlerine yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Açıklama pek normal bir açıklama olmamış. Bu açıklamanın da normalleşmesi gerekir” dedi.

Haber Merkezi / Asgari ücrete ilişkinde konuşan Özgür Özel, “İktidar asgari ücrete zam yapmama konusunda ısrarcı. Asgari ücrete zam yapılmadığı takdirde müzakere değil mücadele edeceğiz. Zam yapmamak vicdansızlıktır” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına yanıt veren Özel, şu ifadeleri kullandı: “Muhalefetin normalleşmesi gerek açıklaması pek normal bir açıklama olmamış. Bu açıklamanın da normalleşmesi gerekir.

Geçmişte yumruklar sıkılıydı. Biz birinci parti odluğumuzda ilk açıklamamızda kibre kapılmayacağımızı söyledik. Cenazelerde selamlaşmayan iktidar ve muhalefetin geldiği nokta budur. Muhalefetin normalleşmesi cümlesi ittifak ortağının gönlünü yapmak için kullanışmış bir cümledir. Bu konuda Erdoğan’a hak veriyorum.

Bu memleketin normalleşmeden anladığı konuşabilen ve anlaşabilen ittifak ve muhalefet olmasıdır. Muhalefet muhalefet yapmadığında normal olmaz. Normalleşelim deyip muhalefet yapamayalım diyorlarsa biz yokuz. Yumruk sıkalım derlerse orada da yokuz. ”

Özel, açıklamasının devamında ise özetle şu ifadeleri kullandı: “İktidar asgari ücrete zam yapmama konusunda ısrarcı. Asgari ücrete zam yapılmadığı takdirde müzakere değil mücadele edeceğiz. Zam yapmamak vicdansızlıktır. Geçen dönemlerde yılda 4 kez zam diyordunuz oy almak için. Oyu aldınız vatandaşla işiniz kalmadı. Asgari ücret şimdiden eridi.

Sayın Bahçeli’nin Sinan Ateş davasına gösterdiği tavrı da çok önemli buluyorum. tansiyonun yüksek olduğu bugünlerde bu davayla ilgili yaptıkları açıklama son derece önemli. ”

Ben dün gerçekleşen Mansur Yavaş ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun yemek yemesini son derece memnuniyetle karşılıyorum. Görüşmemeleri zaten kötü olur. Biz Ekrem İmamoğlu ile bir nikahtan sonra yemek yiyeceğiz. Bunlar kadar normal bir şey yok. İleride umarım 4 kişi birlikte oturur bir yemek yeriz.”

Erdoğan ne demişti?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda şu ifadeleri kullanmıştı:

“AK Parti kurulduğu günden itibaren bugüne kadar kutuplaşmanın kamplaşmanın tarafında olmadı, asla ve asla gerilim siyaseti gütmedi. Türkiye’yi 85 milyon vatandaşıyla bir bütün olarak kucakladık. Hiçbir zaman ayrımcılık yapmadık. Vatandaşımızın rengine, diline, dinine ve yaşam tarzına hiçbir zaman bakmadık. Bizim siyasetimiz insan odaklı siyasettir. Her seçimde milletimizin yoğun tercihine mazhar olmamızın nedeni budur.

Bize yapılan saldırılarda ana muhalefet partisi bırakın bizim yanımızda olmayı, hukukun yanında da olmadı. Sıkılı yumrukları açacak olan muhalefettir. Hançerleri kınına koyacak olan muhalefettir. Dilini söylemini siyaset tarzını düzeltecek olan muhalefettir. Bizim çabamız aslında muhalefeti normalleştirmektir. Yani yumuşaması gereken normalleşmesi gereken muhalefettir. İktidar partisi ve ana muhalefet partisi arasında siyasi ittifak olmaz. Uzlaşı olur, yumuşama olur ama ittifak olmaz. Biz de zaten böyle bir çaba içerisinde değiliz.

Tüm çabamıza ve iyi niyetimize rağmen muhalefetin çabamıza nasıl karşılık verdiğini görüyorsunuz. Karşımızdakilerin ciddi bir hazım problemi yaşadıkları anlaşılıyor. 22 yıl boyunca CHP’den hoşgörü ve nezaket görmedik. Bundan dolayı da bir şey kaybetmedik. Siyasi bir kazanç peşinde de değiliz. Diyaloğa şans tanıma arzumuz partimize ve Cumhur İttifakı’na yönelik hadsizliklere göz yumacağız anlamına gelmez.

Yumuşak başlıyız ama boynu çekilecek uysal koyun da değiliz. Şimdi çıkmış sabah akşam suç ortakları diyor. Suç ortağı arayanlar para kulelerine baksınlar, sözde kent uzlaşısında kimlerle yol yürüdüklerini sorgulasınlar. Muhalefetten eski alışkanlıklarını artık terk ederek normalleşmelerini bekliyoruz. Eleştiri sınırını aşan yakışıksız ifadelere izin vermeyiz. Kimseyi de başarı hikayemize ortak etmeyiz.”

Paylaşın

AK Partili Vekillerden Erdoğan’a “Bürokratları Aşamıyoruz” Şikayeti

AK Parti milletvekillerinin, partinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında Erdoğan’a bürokratik engellerden şikayet ederek, “bürokratları aşamıyoruz” dediği öne sürüldü.

Toplantıda Erdoğan’ın partisinin sokak köpeklerine yönelik çalışmalara ilişkin, “Bu işi bir an önce neticelendirin. Çalışma metnini de bir an önce bitirip, bana sunun” dediği iddia edildi.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ana gündem maddesi ekonomi oldu. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a detaylı bir sunum yapan Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi sunumunda; ekonomi, adalet, bürokrasi, vergi mevzuatı, sanayi-teknoloji, kredi teşvikleri, Meclis işleyiş aksaklıkları, göç problemi, atıl iş gücü ile tarım ve hayvancılık alanında yaşanan meselelere yer verdi. Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri milletvekillerinin sahada karşılaştıkları problemler oldu.

Türkiye Gazetesi’nin edindiği bilgilere göre, toplantıda milletvekillerinin bürokratları aşamadığı, bu sebeple de vatandaşın sıkıntısının çözümü noktasında aksaklıklar yaşadıkları bilgisi paylaşıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MYK toplantısında siyasette yumuşama dönemi ile ilgili de konuştu. Erdoğan, muhalefet ile yapılan görüşmeleri işaret ederek, müzakere iradesinin, partiye yönelik hakaret ve sataşmaların kabullenileceği anlamına gelmediğini vurguladı.

Partiye dönük hakaretvari açıklamaların tekrarlanması hâlinde karşılık vermede tereddüt edilmeyeceğinin altını çizen Erdoğan, siyasetteki normalleşme süreciyle varmak istedikleri hedefi “Kendimize yeni ortak aramıyoruz. Anayasa, terörle mücadele ve dış politika gibi millî meselelerde iç cepheyi tahkim etmeye çalışıyoruz” sözleriyle anlattı.

Sokak hayvanları

Toplantıda Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da, sokak hayvanları ile ilgili güncel verileri paylaştı. AK Parti Meclis Grup Başkanı Abdullah Güler de yapılan çalışmada gelinen son noktayı anlattı.

Erdoğan’ın “uyutma” konusuna temkinli yaklaşması üzerine Güler’in, 5199 sayılı kanunda bunun zaten olduğunu sadece kamu güvenliği açısından kapsamın genişletileceğini kaydettiği belirtildi. Bunun üzerine Erdoğan’ın “Bu işi bir an önce neticelendirin. Çalışma metnini de bir an önce bitirip, bana sunun” dediği öğrenildi.

Toplantıda yerel yönetimlerin buradaki rolü ile barınakların niteliğinin ve kalitesinin artırılması da gündeme geldi. Başıboş köpeklerin sadece barınaklara alınarak sorunun çözülemeyeceği, barınaklardaki imkân ve şartlarında iyileştirilmesinin önemli olduğuna değinildi. Öte yandan teklifin Meclis kapanmadan Meclis Başkanlığına sunulacağı belirtildi.

Paylaşın

Erdoğan: Hukuk Devletinden Asla Sapmayacağız

Polis Akademisi Mezuniyet Töreni’nde açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Ne yapıyorsa hukuk içinde yapacağız, hukuk devletinden asla sapmayacağız. Sizler herhangi bir grubun, hizbin, ideolojinin değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin polisisiniz” dedi.

Erdoğan, “Hukukun dışına çıkılarak devlete hizmet edilmez. Kanunun arkasından dolanarak toplumda düzen sağlanmaz. Kamu görevlileri anayasa ve yasalarla sınırlıdır. Bunun istisnası yoktur ve olamaz. Vatandaşımız kolluk kuvvetlerine baktığında sadece kamu otoritesini değil, hukuk devletini de görmek ister. Geçmişte devletimiz kendini hukukun üstünde görenlerden çok çekmiştir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Gölbaşı Polis Akademisi’nde “Polis Akademisi Mezuniyet Töreni”nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“Sizlerin en donanımlı yetişmelerinizi sağlayan hocalarınıza, amirlerinize, kıymetli ailelerinize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Afrika’dan Türk cumhuriyetlerine, Balkanlardan Güney Asya’ya gönül coğrafyamızın dört bir ucunda görev yapacak siz kardeşlerime başarılar diliyorum. Yurtdışı ziyaretlerimizde Türkiye mezunlarının hayatın farklı alanlarında farklı konumlara geldiğini görüyoruz. Çok geniş bir yelpazede Türkiye’yi tanıyan, milletimizi seven kardeşlerimizin elde ettiği başarılardan biz de iftihar ediyoruz.

Her ne kadar son dönemde ülkemizde böyle bir ufuktan rahatsız olan kimi kendini bilmezler türemişse de biz onlara kulak asmıyoruz. Türkiye gibi devleti ırkçı lümpen faşizmin sığ sularına hapsetmeye kimsenin gücü yetmez. Ekonomi, turizm, ticaret ve kamu diplomasisine zarar verme girişimlerine eyvallah etmeyeceğiz. Ülkemizin gönül elçileri kadrosuna katılan bugünkü mezunlarımızın da gayretleriyle inşallah hedeflerimize ulaşacağız. Rabbim yolunuzu, bahtınızı, açık etsin diyorum.

Emniyet teşkilatımız saflarına eklenen 2766 yeni neferle milletimize karşı sorumluluklarını çok daha etkin şekilde yerine getirecektir. Bu çatı altında eğitim hayatınız boyunca edindiğiniz nitelik, disiplin ve prensipler sizlere rehberlik edecektir. Mesuliyeti yüksek bir mesleği icra ederken her birinizin hukuka ve kanunlara harfiyen uyacağınıza inanıyorum. Hukukun dışına çıkılarak devlete hizmet edilmez. Kanunun arkasından dolanarak toplumda düzen sağlanmaz. Kamu görevlileri hangi konumda olursa olsun Anayasa ve yasalarla mukayyettir. Görev ve yetkileri mevzuatla sınırlandırmıştır. Bunun istisnası yoktur ve olamaz.

Vatandaşımız kolluk kuvvetlerine baktığında sadece kamu otoritesinin müessir gücünü değil aynı zamanda hukuk devletini de görmek ister. Geçmişte ülkemiz kendini hukukun ve yasaların üstünde gören bürokratik vesayetten çok çekmiştir. Devletin güvenliği öne sürerek hukukun üstünlüğü çiğnenmiş, milli irade yok sayılmış, anayasa askıya alınmış, milletimizin özgürlük alanları daraltılmıştır.

Biz bu dönemi Türkiye’nin kayıp yılları olarak değerlendiriyoruz. 2002’den itibaren hayata geçirdiğimiz reformlarla güvenliği hukuk ve demokrasinin tam karşısında konumlandıran zihniyete son verdik. Devletimizin güvenliğini, milletimizin huzurunu temin etmeye çalıştık. Bugün de aynı ilkeyi titizlikle gözetiyoruz. Hem güvenliğimizi sağlıyor bunu hukuk devletin hudutları dahilinde, demokrasiden ödün vermeden hak ve hürriyete sahip çıkarak gerçekleştirmeye gayret ediyoruz.

Sizlerden de bu hassasiyetle hareket etmenizi istiyorum. Milletimizin de sizden beklentisi bu yöndedir. Vatandaşın canına, malına, namusuna, özgürlüklerine ve güvenliğine kast eden alçaklara karşı asla müsamahakar davranmayacaksınız. Suç işleyerek sınırı aşan her kim olursa olsun yargıya teslim ederek hak ettiği cezayı almasını temin edeceksiniz.

Hukukun dışına çıkanlara nasıl nefes aldırmıyorsanız, insanımıza karşı müşfik olacak, görevinizi yaparken ölçüyü kaçırmayacaksınız. Kolluk kuvvetlerinin halka yaklaşımını, devletin vatandaşıyla kurduğu bağın niteliğini ortaya koyan ayna gibidir. Polisimiz zehir tacirleri, suç örgütleri, çetelerin, şehir eşkıyaların, emperyalistlerin uşaklığını yapan teröristlerin kabusu haline gelirken halkımızın güven kaynağı olmak zorundadır.

Aksi durumda ne toplumda asayişi temin edebiliriz ne de ülkemizi asırlık hedefleriyle buluşturabiliriz. Türk polisine yakışır şekilde sorumluluklarınızı hakkaniyete ve adalete uygun olarak yerine getireceğimizden şüphe duymuyorum. Rabbim kazadan, beladan, saldırıdan muhafaza buyursun diliyorum. Bir kez daha 81 vilayetimizin tamamında asayişi, güvenliği, huzuru temin etmek için fedakârca görev yapan tüm polislerimize teşekkür, kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Türkiye stratejik, coğrafi konumu, iddiaları ve savunduğu değerler itibariyle asimetrik tehditlerle yüzleşen bir ülkedir. Teyakkuz halinde olmak, tedbir geliştirmek, proaktif anlayışla mücadele etmek gibi mecburiyetimiz bulunuyor. Terörle mücadelede artık 40 yılı geride bırakmak üzereyiz. Bu mücadelede son yıllarda tarihi kazanımlar elde ettik. Asker, polis, jandarma, istihbaratçı ve güvenlik korucularımızın muazzam çabalarıyla terör örgütünü özellikle sınırlarımız içerisinde kıpırdayamaz hale getirdik. İHA, yerli ve milli imkanlarla ürettiğimiz silahlarla eli kanlı canilere nefes aldırmıyoruz.

Sadece son 1 yılda PKK/KCK’ya yönelik 4977 şehir olmak üzere 34 bin 765 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 7’si kırmızı, 1’i yeşil, 15’i turuncu, 34’ü gri kategoride toplam 1045 terörist etkisiz hale getirildi. Bölücü terör örgütüne katılımlar her geçen gün azalıyor. Bir dönem binlerle ifadelerle sayılar bugün 10’lu 20’li rakamı ancak buluyor. FETÖ, DEAŞ ve sol terör örgütlerinin tepesine biniyoruz.

FETÖ’ye geçen yıl 5827 operasyon yapıldı. 9350 şüpheli gözaltına alındı. Yurt dışına kaçan firarilerin ülkemize iadesiyle ilgili olarak Dışişleri ve Adalet Bakanlıklarımız çalışmaktadır. Devletimizin kurumlarının nefesi nereye kaçarsa kaçsınlar FETÖ’cü alçakların ensesinde olmaya devam edecektir. Organize suç örgütlerine karşı son 1 yılda elde edilen başarıları milletimiz zaten takdir etmektedir.

“Son 1 yılda her 100 olaydan 93’ü aydınlatıldı”

Emniyet ve MİT tarafından toplamda 603 çete çökertilmiştir. Zehir tacirleri hedefe koyduğumuz hedefe koyduğumuz bir diğer mülevves yapıdır. Son 1 yılda önemli mesafe kat ettik. Son 1 yılda her 100 olaydan 93’ü aydınlatıldı. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmıyor. Kolluk kuvvetlerimiz asayişi, huzuru, güvenliği temin etmek için gerçekten büyük fedakârlıkla çalışıyor.

Askerlerimizin operasyonlarıyla hudutlarımızda 168 bin yasadışı geçiş engellenmiş, 13 bin 681 düzensiz göçmen yakalanmıştır. 1473’ü Suriye’de, 1052’si Irakta olmak üzere terörist etkisiz hale getirilmiştir. 3158 mağara, sığınak, barınak, depo imha edilmiştir. Yaz ayları boyunca çok daha kararlı, sonuç alıcı operasyonlar gerçekleştireceğiz. Son terörist de ülkemiz için tehdit unsur olmaktan çıkarılıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz.

Tüm başarıların bize gösterdiği gerçek; güvenlik birimlerimiz FETÖ ve vesayet odaklarından temizlendikçe terör ve suç örgütlerine karşı başarılarımız katlanarak artıyor. Hangi görünüm, hangi kisve altında olursa olsun kendini devlet ve milletin menfaatlerinin üstünde gören hiçbir yapıya tahammülümüz yoktur. Emniyet teşkilatımıza ve dolayısıyla devletimize olan inancımızı zedeleyecek en küçük yanlışa göz yummayacağımızı vurgulamak isterim.

Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıklarının güvenlik birimlerimiz dair hiçbir yapının devlette nüksetmesine izin vermeyeceğiz. Ne yapıyorsa hukuk içinde yapacağız, hukuk devletinden asla sapmayacağız. Sizler herhangi bir grubun, hizbin, ideolojinin değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin polisisiniz. Sizler bu milletin bağrından çıkmış, gerektiğinde vatan ve millet için can vermeye hazır birer nefersiniz.

Sizler güvenliğimizin olduğu kadar demokrasi ve ekonomideki kalkınma hamlelerimizin de teminatısınız. Kamu otoritesi adına hareket eden kanun adamlarının herkesten daha fazla dikkatli olması beklenir. Sizlerin de bu beklentilerin bilinciyle davranacağınıza inanıyorum. Misafir öğrencilerimizi bir kez daha kutluyor, ülkelerine bizlerden selam götürmesini diliyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

“Erdoğan, Yedi İl Başkanını Görevden Aldı” İddiası

31 Mart’ta yapılan seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de genel başkan Erdoğan’ın 2’si büyükşehir olmak üzere 7 il başkanını görevden aldığı iddia edildi.

Erdoğan, seçimler sonrası yaptığı açıklamada, “Milletimizin başta değişim ve yenilenme talebi olmak üzere sandık sonuçlarıyla bize ulaştırdığı beklentinin farkındayız” ifadelerini kullanmıştı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında 2’si büyükşehir olmak üzere 5 il başkanının değişmesi masaya yatırıldı.

Ayrıca MYK’da yerel seçimler sonrası ortaya çıkan tablo ve teşkilatlardaki son duruma ilişkin de ayrıntılar ele alındı.

Ahaber’e göre, toplantının ardından AK Parti’de 7 ilde il başkanları değişti. O iller şöyle yer aldı: Zonguldak, Kastamonu, Osmaniye, Adıyaman, Gaziantep, Erzincan, Afyonkarahisar.

Zonguldak İl Başkanlığına Mustafa Çağlayan; Kastamonu Ahmet Sevgilioğlu, Osmaniye Mehmet Sadi Binboğa, Adıyaman Faruk Bülent Kaplan, Gaziantep Fatih Fedaioğlu, Erzincan Alpay Kabadayı ve Afyonkarahisar’a ise Turgay Şahin atandı.

Erdoğan’ın görevden aldığı il başkanlarının 31 Mart performansı ise şöyle olmuştu:

Zonguldak: AK Partili Ömer Selim Alan CHP’li Tahsin Erdem’e 9 bin 387 oy farkı ile kaybetmişti.

Kastamonu: AK Partili Tahsin Babaş CHP’li Hasan Baltacı’ya 8 bin 420 oy farkı ile kaybetmişti.

Osmaniye: Osmaniye’de AK Parti seçimlere katılmadı. MHP’li aday İbrahim Çenet kazandı.

Adıyaman: AK Partili Ziya Polat CHP’li Abdurrahman Tutdere’ye 23 bin 14 oy farkı ile kaybetmişti.

Gaziantep: AK Partili Fatma Şahin CHP’li Muzaffer Ertürk’e karşı kazanmıştı.

Erzincan: AK Parti seçime girmedi. MHP’li Bekir Aksun kazandı.

Afyonkarahisar: AK Partili Hüseyin Ceylan Uluçay CHP’li Burcu Köksal’a 25 bin 369 oy farkı ile kaybetmişti.

Erdoğan seçimlerde alınan yenilginin üzerine, “Milletimizin başta değişim ve yenilenme talebi olmak üzere sandık sonuçlarıyla bize ulaştırdığı beklentinin farkındayız” demişti. Ayrıca Erdoğan planlanan değişimin ‘kırmadan, dökmeden’ olacağının altını çizmişti.

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: Partide Köklü Değişiklikler Kapıda

31 Mart’ta yapılan seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de yönetim kongreye kadar teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefliyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Yerel seçimlerde beklediği sonucu alamayan AK Parti’de teşkilatlardan başlayan değişim süreci önümüzdeki günlerde hız kazanacak. AK Parti yönetimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile kongre takvimi ile ilgili alternatifli formüller hazırlamıştı.

Kongrenin 2025 yılı içinde yapılmasının daha doğru olacağı sonucuna varılmış, ancak bu süre içinde il ve ilçe başkanlarından başlayarak değişim sürecinin başlatılması kararlaştırılmıştı. Erdoğan, yerel seçimlerden sonra katıldığı parti toplantılarında ‘Bayrak değişimine’ gidileceğini açıklamasında rağmen, şu ana kadar parti üst yönetimine ilişkin herhangi bir adım atmadı.

Türkiye Gazetesi‘nde yer alan habere göre Erdoğan’ın, parti üst yönetimi yerine değişim sürecini teşkilatlardan başlatılması görüşünde olduğu belirtiliyor. Bu kapsamda, bayramdan önce genel merkezin talimatı ile Rize, Adıyaman ve Batman il başkanları istifa etmişti.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Erdoğan’ın, ‘Seçmenden geçer not alamayan bizim takdirimize de mazhar olamaz’ şeklindeki açıklamasını hatırlatan AK Parti kurmayları, özellikle seçim kaybedilen illerde kapsamlı bir değişimin kapıda olduğunu kaydetti.

Edinilen bilgilere göre kongreye kadar, teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefleyen AK Parti yönetimi, istifa ettirilecek il ve ilçe başkanlarının yerlerine atanacak isimler için de detaylı bir çalışma yapıyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında ‘güvendiği isimlerle ve fikrine önem verdiği yakın dostları’ ile bizzat değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Paylaşın

AK Parti’de Yeni Seçmen Kitlesine “Ulaşılamadığı” Eleştirileri

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de, yıllar içerisinde değişim gösteren yeni seçmen kitlesine “ulaşılamadığı” eleştirileri yapılıyor.

Partide “Genç seçmenin tercihinin genellikle CHP’den yana olduğu” değerlendirmesi yapılırken, “Partinin yeni ve genç seçmenlerin de birinci tercihi olması için artık yeni şeyler de söylemek lazım. Gençlere yönelik yeni atılımlar, onların isteklerine kulak veren ve bu istekleri yerine getiren bir anlayışla hareket edilmeli” görüşleri dile getiriliyor.

31 Mart yerel seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinde seçim yenilgisinin nedenleriyle ilgili detaylı çalışmaların yapılması talimatını vermişti. Erdoğan’ın talimatları sonrası seçim yenilgisini masaya yatıran AK Parti’de, partiye yönelik özeleştiriler de ön plana çıkmaya başladı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; AK Parti’de, seçim yenilgisinin en başlı nedenlerinden birinin Türkiye’deki artan enflasyon ve ekonomi yönetimi olduğuna dikkat çekiliyor. Ancak AK Parti’de, en önemli nedenlerden birinin ekonomi olmasına karşın en az ekonomi kadar önemli nedenlerden bir diğerinin ise “sorunların görülememesi” olduğuna da dikkat çekiliyor.

Bu nedenle sorunları yerinde tespit edebilmek ve çözüm önerileri belirleyebilmek için TBMM’nin yaz tatiline girmesinin ardından gerek parti yöneticilerinin gerekse milletvekillerinin “oy kayıplarının en yüksek olduğu il ve ilçelerde bire bir iletişime geçerek, yurttaşların söylemlerine ve isteklerine kulak verecekleri” kaydedilirken, AK Parti’nin 2028 yılına giden süreçte de “icraatın içinden” stratejisini yürüteceğine işaret ediliyor.

Sorunların yerinde tespit edilmesinin ardından AK Parti’nin o sorunların çözümüne yönelik icraatlara yöneleceği, bu süreçte partinin bugüne değin yaptıkları ve bundan sonra atacakları adımlar konusunda bizzat parti yöneticileri, milletvekillerinin kamuoyunu bilgilendireceği de ifade ediliyor.

“Gençlere yönelik yeni atılımlar…”

AK Parti’de, yıllar içerisinde değişim gösteren yeni seçmen kitlesine “ulaşılamadığı” eleştirileri de yapılıyor. “Genç seçmenin tercihinin genellikle CHP’den yana olduğu” değerlendirmesi yapılırken, “31 Mart yerel seçimleri gösterdi ki yeni seçmen kitlesine ulaşmakta zorluk yaşıyoruz.

Burada bir yanlış var ve bu yanlış, gazetecilerin ekranlarda partimizi anlatmasıyla düzelmiyor aksine yurttaşlarda partiye güveni azaltıyor. Bu güvenin yeniden tesis edilmesi gerekiyor. Partinin yeni ve genç seçmenlerin de birinci tercihi olması için artık yeni şeyler de söylemek lazım. Gençlere yönelik yeni atılımlar, onların isteklerine kulak veren ve bu istekleri yerine getiren bir anlayışla hareket edilmeli.

Ancak tüm bunları yapabilmek için de genç ve yeni seçmenle de parti üyelerinin bire bir buluşması, oturup onların geleceğe ve ülke yönetimine dair fikirlerinin dinlenmesi elzem. Bu nedenle sahayı boş bırakmayacağız. Gerekirse kapıları tek tek çalacağız. Bu süreç devamlılık arz edecek” görüşleri dile getiriliyor.

Paylaşın

Kulis: Erdoğan, Muhalefete ‘Kapıları Kapatmayacak’

Erdoğan’ın yeni anayasa çalışmasıyla birlikte siyasetteki “normalleşme” sürecinin devamını sağlayacağı ve böylece “toplumun her kesimine ulaşmak ve AKP’nin kurulduğu ilk yıllarda olduğu gibi partiyi tüm kesimlere hitap eden bir konuma yükseltmek istediği” belirtiliyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın bundan sonraki süreçte de muhalefet cephesine “kapıları kapatmayacağı” söyleniyor. AKP’nin, 2028 stratejilerinden birinin de “toplumsal uzlaşı ve siyasetteki gerginliğin azaltılması, gerginliğin azalmasıyla birlikte yeniden AKP’ye güveni artırmak” olduğuna da vurgu yapılıyor.

AKP’nin ilk kez ikinci parti konumuna gerilemesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefet ile başlattığı “normalleşme” adımları “erken seçim” tartışmalarını beraberinde getirirken, Erdoğan’ın “AKP’de ve hükümette revizyon sürecini başlatmadan ve belli bir düzene oturtmadan” olası bir erken seçime asla sıcak bakmayacağı kaydediliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP teşkilatları ile bayramlaşmasında bir kez daha dört yıllık seçimsiz döneme işaret ederek, “erken seçim” tartışmalarının önüne set çekti.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun edindiği bilgiye göre, Erdoğan’ın, “ekonomide ve yurttaşların alım gücünde iyileşme olmadan herhangi bir erken seçim kararına sıcak bakmayacağına” vurgu yapılıyor. Erdoğan’ın seçimsiz dört yılda hükümet olarak daha çok revizyona ağırlık vereceği ve kalkınma politikalarına öncelik vereceği de ifade ediliyor. Bakanlara yeni yatırımlar ve projeler için talimat vereceği de konuşuluyor.

Erdoğan’ın, dört yıl içinde hem ekonomide iyileşme hedeflerken, hem de partiye yeni siyaset ve söylem üretebilen, kamuoyunun seveceği ve güveneceği yeni isimleri kazandırmak istediğine işaret ediliyor.

Yerel seçimler sonrasında Erdoğan “partide değişim” mesajı vermiş ancak beklenen “değişimin” 2025 yılında olması planlanan olağan kurultayda gerçekleşeceği kamuoyuna yansımıştı. Partide “vizyoner yeni isimler” için çalışmaların başladığı konuşulurken Erdoğan’ın, 2028 yılı seçim sürecinde de Türkiye üzerindeki iç ve dış tehditlere dikkat çekeceği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “Türkiye’ye yeni bir anayasa kazandırmadan ülkeyi seçime götürmek istemeyeceği” de ifade ediliyor. Ancak Erdoğan’ın yeni anayasa çalışmasıyla birlikte siyasetteki “normalleşme” sürecinin de devamını sağlayacağı ve böylece “toplumun her kesimine ulaşmak ve AKP’nin kurulduğu ilk yıllarda olduğu gibi partiyi tüm kesimlere hitap eden bir konuma yükseltmek istediği” belirtiliyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın bundan sonraki süreçte de muhalefet cephesine “kapıları kapatmayacağı” söyleniyor. AKP’nin, 2028 stratejilerinden birinin de “toplumsal uzlaşı ve siyasetteki gerginliğin azaltılması, gerginliğin azalmasıyla birlikte yeniden AKP’ye güveni artırmak” olduğuna da vurgu yapılıyor.

Paylaşın