Türkiye İle Avrupa Birliği Arasında “Suriye” Zirvesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile bugün Ankara’da görüştü. Görüşmede özellikle Suriye ile Türkiye – AB ilişkileri ele alındı.

Suriye’de Beşar Esat rejiminin devrilmesinin ardından ülkenin geleceğine ilişkin en üst seviyedeki diplomatik temaslar sürüyor. Bu kapsamda AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile bugün Ankara’da görüştü.

Görüşmenin ardından ikilinin basın açıklamasında özellikle Suriye’nin yeniden imarı ve terörle mücadelede vurgusu yapıldı. Erdoğan Suriye’deki gelişmeleri detaylıca ele aldıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“Suriye’nin egemenliği ile toprak bütünlüğünün muhafazası başta olmak üzere, katılımcı bir idarenin tesisi noktasında hemfikir olduğumuzu gördüm. 61 yıllık zulmün, baskının, karanlığın ardından yıkılan Baas rejimi geride kelimenin tam anlamıyla büyük bir enkaz bıraktı. Yaklaşık 1 milyon insanı katledilmiş, nüfusunun yarısı yerlerinden edilmiş, 13 yıldır süren çatışmalarda bitap düşmüş bir Suriye ile karşı karşıyayız.

Suriye halkının bu ağır yükün altından tek başına kalkması mümkün değil. Suriye’nin komşularının, dost ve kardeş ülkelerin, AB ve uluslararası kuruluşların güçlü desteğiyle süratle ayağa kalkması lazım. Uluslararası toplum 13 yıl boyunca katliama uğrarken Suriye halkına maalesef yeterli desteği vermedi, veremedi. Şimdi bunu telafi etmek mümkündür. Bunun yolu da Suriye’nin inşa ve imar çabalarına destek olmaktan geçiyor.”

Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği’ni geçen haftasonu yeniden açtığını hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğini, bu süreçte Suriye’nin terör yuvası olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Erdoğan, “Gerek DEAŞ, gerekse PKK ve uzantılarıyla mücadele görüşmemizde ele aldığımız hususların başında geldi. Türkiye, her iki terör örgütünü sahada bozguna uğratan tek ülkedir, yegâne NATO müttefikidir. Bu örgütlerin palazlanmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bölgemizin geleceğinde ne DEAŞ’a ne PKK ve türevlerine yer yoktur” diye konuştu.

Ayrıca AB’nin, Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılarla ilgili yükünü hafifletmek için sağladığı desteği gönüllü geri dönüşleri kolaylaştırmak için çeşitlendirmesini beklediklerini ifade eden Erdoğan, görüşmede İsrail’in Gazze’de devam eden saldırılarını da ele aldıklarını kaydetti.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de AB’nin Esat rejimini deviren muhalif gruplara öncülük eden Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve diğer gruplarla doğrudan temasta olacağını açıkladı. Von der Leyen, “Suriye’deki varlığımızı her zaman sürdürdük ancak şimdi bir adım daha atmalı ve HTŞ ve diğer gruplarla doğrudan angajmanımızı sürdürmeliyiz” dedi.

HTŞ, 2020 yılından bu yana AB’nin terör listesinde yer alıyor ve başta insan hakları ihlalleri olmak üzere, cinayetler, işkence, sivillerin rehin alınması ve zorla alıkoymalar gibi suçlamalarla anılıyor.

Von der Leyen ayrıca AB olarak Suriye’nin yeniden inşasına destek vereceklerini söyledi. “Desteğimizi yeniden inşa konusuna odaklanarak sürdürmeliyiz” diyen von der Leyen, AB’nin Suriye’ye yönelik yaptırımlarının kaldırılmasına da koşullu yeşil ışık yaktı. Von der Leyen, “Yaptırımların kaldırılması konusunda bir görüşme başlatmamız gerekecek. Ancak bu, sahada barışçıl bir geçiş konusunda gerçek bir ilerleme görüldüğü takdirde mümkün olabilir” diye konuştu.

Von der Leyen’den IŞİD uyarısı

AB Komisyonu Başkanı, Suriye’de terör örgütü IŞİD’in yeniden canlanmasına karşı da uyarıda bulundu. Von der Leyen, “Türkiye’nin bölgede istikrarın sağlanmasında oynayacağı önemli bir rol var. Birlikte terörizme karşı da uyanık olmalıyız. Özellikle Suriye’nin doğusunda IŞİD’in yeniden canlanması riski vardır. Bunun olmasına izin veremeyiz. Aynı zamanda Türkiye’nin meşru güvenlik endişeleri de karşılanmalıdır. Tüm azınlıklar da dâhil olmak üzere tüm Suriyelilerin güvende olması önemlidir” dedi.

“Suriye halkı barışçıl bir geçişi hak ediyor” diyen von der Leyen, bu geçişte toprak bütünlüğünün ve devlet kurumlarının korunması, tüm çeşitliliğiyle Suriye halkının isteklerinin yansıtılması gerektiğini vurguladı. Von der Leyen, en fazla Suriyeli’ye evsahipliği yapan Türkiye’nin çabalarından övgüyle bahsederek, AB’nin bugüne kadar Türkiye’ye Suriyeliler için 10 milyar Euro yardımda bulunduğunu hatırlatarak şöyle devam etti:

“Bugün 2024 yılı için ilave 1 milyar euronun yolda olduğunu duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu destek, diğerlerinin yanı sıra, Türkiye’deki mültecilerin sağlık ve eğitim hizmetlerini de destekleyecektir. Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşleri de dâhil olmak üzere göç ve sınır yönetimine katkıda bulunmaya devam edecektir. Sahada gelişmeler oldukça, bu 1 milyar Euro’yu Suriye’de ortaya çıkabilecek yeni ihtiyaçlara göre uyarlayabiliriz.”

Erdoğan ile AB Komisyonu Başkanı von der Leyen’in görüşmesinde Türkiye – AB ilişkileri de ele alındı. Erdoğan, AB üyeliğinin Türkiye için stratejik hedef olmaya devam ettiğini belirterek, “Üyeliğimizin ülkemize olduğu kadar birliğe de önemli katkılar yapacağı açıktır. Son gelişmeler Türkiye’nin kilit ülke konumunu daha da perçinlemiştir” dedi.

Türkiye’nin AB üyelik perspektifini güçlendirecek yeni bir vizyon ortaya konulması konusundaki beklentiyi Ursula von der Leyen’le yaptıkları görüşmede ilettiklerini dile getiren Erdoğan, “Ortak çıkarlarımızın bazı üyelerin kısır gündemlerine esir edilmemesi gerektiğini bir kez daha vurguladım. Kazan-kazan formülüyle ve karşılıklı saygı temelinde işbirliğimizi ilerletebiliriz” diye konuştu.

Türkiye ve AB ile arasında her zamankinden daha güçlü ve kurumsallaşmış bir ilişkiye ihtiyaç olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“İki gün sonra yapılacak birlik zirvesinde ilişkilerdeki tüm kısıtlamaları kaldıracak, askıya alınan yüksek düzeyli diyalogları canlandıracak, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi beklentimize cevap verecek ve vize serbestisi sağlanana dek vize süreçlerini hızlandıracak kararlar alınmasını temenni ediyorum. Bu vesileyle en kısa sürede Türkiye-AB Zirvesini yapmak suretiyle ilişkilerimizin olması gereken seviyeye çıkarmayı ümit ediyorum.”

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan, Belediyelerin SGK Borçları Üzerinden Muhalefete Yüklendi

Beştepe’de düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nın Emektarları Programı”nda konuşan Erdoğan, “SGK’ya olan prim borçları dahi ödemiyorlar. Bunu da matah bir şeymiş gibi övünerek anlatıyorlar. Kaynağı karanlık paralarla kule dikmeye gelince paraları var. Şişirilmiş konser faturaları üzerinden yandaşları zengin etmeye gelince bunların paraları var” dedi ve ekledi:

“Ama SGK’ya olan prim borçlarını ödemeye gelince 40 dereden 40 kova su getiriyorlar. Biz devlet başkanı sıfatıyla devletin kurumuna olan borçlarını hatırlatınca beyefendiler rahatsız oluyorlar. Borcunuzu ödeyin demeyelim mi? Emeklinin, işçinin, esnafın, garip gurebanın hakkını savunmayalım mı?”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nın Emektarları Programı”nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Sahip olduğunuz bilgi, erdem ve hayat tecrübesiyle bir yandan ailenize ve çevrenize bir yandan ülkenize ve milletimize değerler kazandırdınız. Çocuklarınıza ve torunlarınıza aktardığınız tecrübelerle geleceğin; yani Türkiye Yüzyılı’nın taşlarını döşediniz, güç kattınız. Bu milletin yanında olduğunuzu dost düşman herkese gösterdiniz. Aile yapımızın korunması, milli ve manevi değerlerimizin muhafaza edilmesinde genç nesillere örnek oldunuz, rehberlik ettiniz.

Sizlerin şahsında tüm emeklilerimize Türkiye Yüzyılı’nın emektarlarına bir kez daha şükranlarımızı sunuyorum. Sizlere olan vefa borcumuzu göreve geldiğimiz günden itibaren yoğun ve samimi gayret içindeyiz. 2002 yılında emeklilerimizin sayısı 6,5 milyondu. Bugün 16,6 milyon emeklimiz var. Emeklilerimizi sosyal güvenlik sistemimiz için asla bir yük olarak görmedik, bugün de görmüyoruz. Kuşatıcı ve kolaylaştırıcı sosyal devlet anlayışıyla emeklilerimize dönük hizmet ve faaliyetlerimize bir yenisini ekledik.

Tasarruf Teşvik Fonu, Konut Edindirme Yardımı Fonu’nu ödeyerek bir mağduriyeti giderdik. 2012’de 1,8 milyon emekli vatandaşımızın aylıklarında artış sağlayan intibak düzenlemesini hayata geçirdik. Emekli olduktan sonra ticari faaliyet yürütenlerin aylıklarından kesilen uygulamayı tamamen kaldırdık. Yıl boyunca yürüttüğümüz çalışmalarla emekli vatandaşlarımızın hayat kalitesini önemli ölçüde artırdık. Ekonomik, sosyal, kültürel haklardan daha geniş istifade edebilmelerini sağladık. Sağlık ve ulaşımda emekli vatandaşlarımıza pek çok alanda yeni destekler verdik, kolaylıklar sunduk. 22 yıldır yanımızda olan ülkesine ve milletine hizmet için saçlarını ağartan emeklilerimizi bir vefa borcu olarak gördük bunu.

Emekli vatandaşlarımızın sağlık ve ulaşım imkanlarından faydalanamadığı günler çok şükür geride kaldı. 22 yıllık iktidarlarımızda attığımız adımlarla emekli vatandaşlarımızın daha iyi yaşamaya başladığı ve geleceğe güvenle bakmalarını temin ettik. Emeklilerimiz için daha çok çalışmaya devam edeceğiz. Bundan sonra da emeklilerimizi desteklemeyi, onlarla birlikte güçlü bir şekilde yol yürümeyi sürdüreceğiz.

Tayyip Erdoğan olarak yarım asırdır siyaset sahnesinde olan ülkeme ve milletime siyaset yoluyla hizmet etmeye çalışan kardeşinizim. Bugüne kadar farklı görevlere geldik aziz milletimizin takdiriyle. Türkiye’nin hizmetindeyiz. Halkın teveccühünü kazanarak Hak’ın rızasına ulaşmanın çabasındayız. Gayemiz geride hayırla yâd edilecek eserler ve örnek bir siyasi miras bırakmaktır.

Bulunduğumuz makamlar bize mülk değil, tapulu malımız hiç değil. Bunların tamamı önce Allah’ın sonra da milletimizin bizlere Emanetidir. Tüm görevler aynı zamanda imtihan vesilesidir. Biz de emanete hakkıyla sahip çıkmanın peşindeyiz. Yarın ruzi mahşerde Rabbimizin huzuruna alnımız ak, başımız dik, gönlümüz mutmain bir şekilde çıkmanın derdindeyiz. Kastımız milletimize olan minnet ve vefa borcumuzu ödemektir.

2002 yılında milletin umudu olan başladığımız bu yolculuğu hedeflerimize kamilen ulaşmış bir şekilde tamamlamaktır. Türkiye’yi her alanda müreffeh, muktedir, muteber ülke haline getirmektir. Yarın arkamızdan bir Tayyip Erdoğan vardı, dürüst, ahlaklı, mert, vicdanlı, merhametli adımdı. Milletine ve memleketine çok sevdalı adamdı, Allah ondan razı olsun denilmesi en büyük arzumuz, duamızdır. Rabbimizden en samimi niyazımızdır.

Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş meğer. Mevla’dan bunu murad ediyoruz. Ne yapıyorsak bunun için yapıyoruz. Milletimizin kalpten söyleyeceği güzel sözlere layık olabilmek için yapıyoruz. Siyaset yolculuğumuzda pusulamız hep şeffaflık ve dürüstlük oldu. Siyasetin limanı ahlaktır dedik. Üstlendiğimiz tüm görevlerde bu ilkenin ışığında hareket etmeye çalıştık. Seçim kazanmak, sandıkta birkaç oy fazla almak için tabiri caizse umut sömürüsüne asla tevessül etmedik Meydanlarda ne söylediysek, milletten yetki alınca bunları yerine getirmeye gayret ettik.

Biz sözünün eri bir iktidar olacağız, ahdine ve kavline sadık yönetim olacağız, şüphesiz zaman zaman irademizi aşan hususlar da oldu. Hiç hesap edilmedik olaylar, savaşlar, küresel krizler, Kovid salgını ortaya çıktı. 6 Şubat’ta asrın felaketi deprem gibi nice zorluklarla karşılaştık. Milletimize verdiğimiz sözleri tutmaya çalıştık. Bunun en yakın şahidi iktidarımızın 22 yılına bizzat tanıklık eden siz emeklilerimizsiniz.

31 Mart seçimleri emeklilerimizin ,sıkıntıların ve beklentilerin en fazla istismar edildiği dönem olmuştur. Muhalefet seçim propagandasını emeklilerimizi hükümete karşı kışkırtmak üzere kurgulamıştır. Uçuk vaatler üzerinden kelimenin tam anlamlarıyla vaat panayırı düzenlediler. Kim ne veriyorsa 5 fazlası mantığıyla Türk siyasetine popülizm hastalığını bulaştırdılar. Bundan ne yazık ki netice aldılar. Biz emeklilerimizle gönül diliyle konuştuk. Daima dürüst olduk. Vaat yarışına girmek yerine, muhalefetin bol keseden vaatlerinin hiç geçerli olmayacağını anlattık.

31 Mart akşamı sandıklar kapandı, muhalefetin emeklilere verdiği sözlerin neredeyse tamamı unutuldu. Bugün konsere harcadıkları para emeklilerden daha fazla. Reklam amaçlı göz boyama dışında hiçbir iş yapmadılar. Şimdi emeklilerimizle yan yana gelmek bile istemiyorlar. Bırakın sözlerini tutmayı SGK’ya olan prim borçları dahi ödemiyorlar. Bunu da matah bir şeymiş gibi övünerek anlatıyorlar. Kaynağı karanlık paralarla kule dikmeye gelince paraları var. Şişirilmiş konser faturaları üzerinden yandaşları zengin etmeye gelince bunların paraları var. Ama SGK’ya olan prim borçlarını ödemeye gelince 40 dereden 40 kova su getiriyorlar.

“Borcunuzu ödeyin demeyelim mi?”

Biz devlet başkanı sıfatıyla devletin kurumuna olan borçlarını hatırlatınca beyefendiler rahatsız oluyorlar. Borcunuzu ödeyin demeyelim mi? Emeklinin, işçinin, esnafın, garip gurebanın hakkını savunmayalım mı? Biliyorsunuz son 2 yılda altın gibi değerli madenlerin fiyatları tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştı. 2002 yılı Kasım’ında 320 dolar olan altının ons fiyatı 2002’de 1680 dolara şimdi ise 2650 dolara çıktı. Yani tüm dünyada altın fiyatları yalnızca son 2 yılda yaklaşık 2 kat arttı.

Altın fiyatlarında ani artışın Türkiye ekonomisiyle alakası yoktur. Dünyada en fazla ne yükseldiyse onun üzerinden hesaplama yapılmaz. Bunun adı siyaset değil kurnazlıktır, hainliktir. Bir diğer çarpıtma da asgari ücret ve en düşük emekli maaşıyla ilgilidir. Ülkeyi devraldığımızda en düşük emekli maaşı 66 liraydı, asgari ücret 184 liraydı. Bugün en düşük emekli maaşı 12 bin 500 lira, yani 37 dolar. Asgari ücretin dolar bazından karşılığı ise 590 dolar. Sayın Özel bu rakamları hiç ağzına almıyor.

Ana muhalefet partisi genel başkanının fotoğrafın tamamını ortaya koymadan yaptığı her hesap çarpıtmadır, milleti açıkça kandırmaya çalışmaktır. Türkiye ve Türk demokrasisi böyle bir siyaset tarzını asla hak etmiyor. Siyasetin limanı ahlâktır, tutarlılıktır, dürüstlüktür. Siyasetçi ya göründüğü gibi olacak ya da olduğu gibi görünecek. Seçim meydanlarında başka göreve gelince çok başka davrananlardan siyasetçi olmaz. Bunlardan ülkeye hayır da gelmez.

Ülkemizin bu siyasetçi profilinden, umut sömürüsünden eninde sonunda ama mutlaka kurtulacağına inanıyorum. Elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Emeklilerin yaşadığı sıkıntıların bir kardeşiniz olarak farkındayım. Fahiş fiyat artışlarının özellikle emeklilerimizi zorladığını çok iyi biliyorum. Toplumun tüm kesimleri gibi emeklilerimizi de enflasyona ezdirmeme prensibimize bağlıyız, bu vaadimizin sonuna kadar arkasındayız. İnşallah önümüzdeki süreci bu hassasiyetle sürdüreceğiz. Enflasyonda düşüş eğilimi inşallah bundan sonra hızlanarak sürecek.”

Paylaşın

AK Parti’de Seçim Planları: Erdoğan, 2028’de Kesin Kazanır

AK Partili kurmaylar bugün yapılacak bir seçimin gündemlerinde olmadığını söylese de, Erdoğan’ın yeniden aday olması için Mayıs 2028’de yapılması gereken seçimin birkaç ay öne çekileceğine ve kazanılacağına kesin gözüyle bakıyor.

31 Mart yerel seçimlerinden başarıyla çıkan CHP’nin, artan ekonomik sorunlara da dikkat çekerek yaptığı erken seçim çağrısı sürüyor. Meclis’teki bütçe görüşmelerinin açılışında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimde iktidar için değişim sürecinin başlatıldığını söyledi, “Artık sandık milletin önüne konmalıdır, kararı millet vermelidir” dedi.

Özel bu konuşmasının ardından katıldığı bir televizyon yayınında da, geçtiğimiz nisan ayında yüzde 24 olan erken seçim talebinin son ölçümde yüzde 56’ya yükseldiğini belirtti. Yenilmez denilen Erdoğan’a 31 Mart’ta ilk seçim yenilgisini yaşattıklarını anlatan Özel, “Genelde seçim kaybetmenin tadını da ilk sandıkta alacak. Cesareti varsa erken seçim sandığını koyar ve aday olur” çağrısında bulundu.

AK Partililer ise erken seçimin kesinlikle gündemlerinde olmadığını söylüyor. Erken seçimin örneğin yürütme organı ile Meclis arasında bir sorun yaşansa konuşulabileceğini dile getiren kurmaylar, “AK Parti neden erken seçime gitsin? Cumhurbaşkanının Meclisle bir sorunu olsa, yenilemek istese belki anlaşılır ama burada bir sorun yok. Bizim seçim istememiz için hiçbir neden yok. Mevcut durumda genel seçimin üzerinden daha 2 yıl geçmedi. Şimdi seçime gitsek en fazla 2 yıl kazanacak. Ha 2028, ha 2030. Üstelik erken seçime gittiğinde 2030 yılında yapılacak seçimde parlamento seçim kararı alsa dahi bir daha aday olma ihtimali yok” diyor.

Tabii AK Partili kurmaylar bugün yapılacak bir seçimin gündemlerinde olmadığını söylese de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olması için Mayıs 2028’de yapılması gereken seçimin birkaç ay öne çekileceğine ve kazanılacağına kesin gözüyle bakıyor.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Erdoğan’dan “Suriye” Açıklaması: 2 Bin Yıllık Devlet Aklıyla Plan Yapıyoruz

Suriye’deki son gelişmelere ilişkin konuşan Erdoğan, “Neymiş; Suriye’nin arkasında emperyalist güçler varmış. Esed’in devrilmesi Türkiye’nin çıkarlarına aykırıymış. Bunun gibi bir sürü zırvayı arka arkaya sıralayarak, siyaset yaptıklarını zannediyorlar” dedi ve ekledi:

“Diplomasi, tıpkı siyaset gibi ince bir sanattır. Diplomasi, 10 hamle sonrasını hesaplamayı gerektirir. Kendi adımlarınızla birlikte rakiplerinizin, hatta hasımlarınızın hamlelerini dikkate almak, her türlü senaryoyu hesaba katmak zorundasınız. Kendi tecrübelerimizin yanı sıra 2000 yılı aşan geleneğe sahip Türk devlet aklının rehberliğinde planlarımızı yapıyor, adımlarımızı yine buna göre atıyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Erzurum 8. Olağan İl Kongresi’nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Yiğidin hasına Dadaş demişler. Dadaş bizi bilir biz de Dadaş’ı. Sevgili Dadaşlar, Erzurum’un güzel insanlı, kıymetli dava arkadaşlarım sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Kongrelerimizin partimiz için, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bizim kongrelerimiz düğün gibidir, bayram gibidir, şölen gibidir, toy gibidir. Salonu dolduran kardeşlerimin nezdinde tüm Erzurumlulara selamlarımı muhabbetlerimi gönderiyorum. 31 Mart seçimlerinde bize bir kez daha sahip çıktığınız için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Bu güne kadar size mahcup olmadık. Teşekkür borcumuzu daha çok çalışarak ödedik.

İnşallah aynı şekilde yola devam edeceğiz. Erzurum’un hak ettiği yere gelmesi için elimizden geleni yapacağız. Gayretlerimiz neticesinde Erzurum, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı tarafından 2025 yılı Turizm Başkenti olarak seçildi. Bu güzel şehir, tüm dünyaya tanıtılacak. Bir diğer güzel haberimiz, stadyum haberidir. 20 bin kişilik stadyumun yapımına başlayacağız.

Dünyamız ve bölgemiz son dönemde sancılı günler yaşıyor. 50 bin Filistinli kardeşimiz şehit edildi. Ateşkese rağmen İsrail Lübnan’ı taciz etmeye devam ediyor. Komşunun evi yanarsa ya alevi ya dumanı mutlaka size ulaşır.

Asrın felaketi denilen, 53 bin canımızı kaybettiğimiz depremi yaşadık. Bu depremin ekonomimize maliyeti 104 milyar dolar. Bu sorunların tamamı konjonktüreldir, yani gelip geçicidir. Türkiye hepsinin üstesinden gelecek kabiliyete sahiptir. Bazı güçlüklerimiz olsa da Türkiye’yi hiç olmadığı kadar mürreffeh günler bekliyor. Milletçe biraz daha sabredersek her alanda hedeflerimize çok yaklaşmış olacağız. Türkiye yüzyılının parlak günlerini hep birlikte idrak edeceğiz.

Ülkemizde başını muhalefetin çektiği bir grup, millete sürekli karamsarlık aşılıyor. Milletle aynı yolda yürümek yerine, rüzgar gülü gibi yel nereden eserse oraya bakıyorlar. ‘AK Parti kaybetsin de gerekirse Türkiye batsın’ diyecek kadar muazeneyi yitirmiş vaziyetteler. Dünyada ne olup bittiğini zaten bilmiyorlar. Sınırlarımızın ötesinde olanlar umurlarında bile değil.

Geçtiğimiz günlerde komşumuz Suriye’de bir halk devrimi gerçekleşti. Baas rejimi tarihe karıştı. Ülkesinde 1 milyon masumun ölümüne sebep olan Esed, Şam’dan kaçmak zorunda kaldı. Suriye halkı, kendileriyle birlikte bizleri de gururlandıran bir zafere imza attı. 13 yıl sonra ilk defa Suriyeli kardeşlerimiz, geleceklerine umutla bakıyor.

Ay Yıldızlı bayrağımız, özgür Suriye bayraklarıyla yan yana Suriyeli kardeşlerimizin ellerini süslüyor. Bakıyoruz, birileri buna tahammül edemiyor. Bu sevinci paylaşmaktan aciz durumdalar. Akla ziyan komplo teorileri üretiyorlar. Neymiş; Suriye’nin arkasında emperyalist güçler varmış. Esed’in devrilmesi Türkiye’nin çıkarlarına aykırıymış. Bunun gibi bir sürü zırvayı arka arkaya sıralayarak, siyaset yaptıklarını zannediyorlar.

“Diplomasi, tıpkı siyaset gibi ince bir sanattır”

Diplomasi, tıpkı siyaset gibi ince bir sanattır. Diplomasi, 10 hamle sonrasını hesaplamayı gerektirir. Kendi adımlarınızla birlikte rakiplerinizin, hatta hasımlarınızın hamlelerini dikkate almak, her türlü senaryoyu hesaba katmak zorundasınız.

Kendi tecrübelerimizin yanı sıra 2000 yılı aşan geleneğe sahip Türk devlet aklının rehberliğinde planlarımızı yapıyor, adımlarımızı yine buna göre atıyoruz. Şu ana kadar binlerce zirveye katıldık. 22 yıl boyunca milletimizin başını yere eğdirmedik. Her zaman bin düşündük ama bir söyledik.

Yalnız bırakıldığımız çok zaman oldu. Sığınmacıları seçim malzemesi olarak kullanacak kadar vicdanını kaybedenler oldu. 4 milyon Suriyeli kardeşimizi bu topraklarda misafir ettik. Ama CHP ne dedi? ‘Biz sizi gelir gelmez geri göndereceğiz’ dedi. Biz de dedik ki, ‘Biz Ensarız, sizler muhacirsiniz.’

CHP yönetiminin Baas diktatörlüğüne bu kadar sempati beslemesini milletimiz kadar biz de merak ediyoruz. Baas kaybedince otomatik olarak CHP’de mi kaybetmiş oldu? Bunu açıklasınlar.

Muhalefetin kışkırtmalarına rağmen Suriye konusunda ne kadar isabetli davrandığımızı bugün bir kez daha görüyoruz. Suriyeli kardeşlerimizi ölüme göndermediğimiz için ne kadar haklı olduğumuzu bugün bir kez daha anlıyoruz. Şam Büyükelçiliği’ni bugün yeniden hayata geçiyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan, Yine CHP’yi Hedef Aldı: Son 22 Yılda…

Erdoğan, partisinin Kocaeli İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada CHP’yi hedef aldı. Erdoğan, “Son 22 yılda muhalefetin isabetli tavır sergilediği neredeyse tek bir uluslararası olay yok” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında AK Parti’nin temsilcisi olduğu davanın bir medeniyet davası olduğunu savunan Erdoğan, Bu dava, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme, mazluma umut olma, zulme son verme davasıdır. Halk çekmeden biz kendimizi hesaba çekeceğiz” diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Sakarya İl Kongresi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle muhabbetle selamlıyorum. Yiğitler ve şehitler beşiği, istiklalimizin ışığı, vatanımızın, devletimizin, istiklalimizin aşığı Sakarya’yı ve Sakaryalı kardeşlerimi bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. Bu salonu bayram havasına, şölene çeviren siz değerli kardeşlerime teşekkür ediyorum. Kongremiz hayırlı, mübarek olsun. Bu yol Türkiye Yüzyılı yoludur. Bu yol gazilerin, şehitlerin yoludur.

Yeni bir dönemin arifesindeyiz. Elbette her şey güllük gülistanlık değil, hala çözmemiz gereken sıkıntılar, aşmamız gereken engeller var. Bir yandan mevcut sıkıntılarla uğraşırken, diğer yandan ülkemizin önündeki fırsatları değerlendireceğimiz bir irade ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Geçici sancıları geride bırakacağız bunun için vatandaşımızdan biraz daha sabır, biraz daha destek istiyoruz.

Türkiye’nin kazanımlarına kulp takmak için uğraşan güruh artık siyaset değil psikiyatrinin konusu. Biz muhacirleri hiçbir zaman kovmayacağız dedik. Biz muhacirlere her zaman sahip çıkacağız. Şimdi geri dönüyorlar. Ensar yeniden geldiği yere kendileri üzülerek, çuvallarla, valizlerle dönüyorlar. Eğer bizim bu sabrımız olmasaydı bu olur muydu? Olmazdı. ‘Men sabera zafera dedik’ ve sabredenler zafere ulaştılar.

Ne diyorlar? ‘Türkiye’nin Suriye’de ne işi var?’ Bunu diyecek kadar kendi tarihini bilmeyenleri kültür ve medeniyet değerlerimizden yoksun olanları görüyoruz. Türkiye’nin dibindeki gelişmeleri takip edemiyorlar. Kimi bu soruyu cahilliğinden ya da ideolojik fanatizminden soruyor. Şimdi gördünüz mü bizim niçin Suriye’de olduğumuzu, Suriye’nin başındaki nerede? 13 yıl sonra Suriye yeniden özgürleşme yolunda ilk adımı attı. Baas rejimi düşerken Esed pılını pırtını toplayıp bir gecede kaçmak durumunda kaldı.

Kardeşlik hukukumuzun gereğini yerine getirirken içerden ve dışardan gelen nice baskıyı, ithamı, tahriki, provokasyonu göğüslemek mecburiyetinde kaldık. Suriye’deki devrime şaşı bakanlara, Esed dönemini yüceltenlere en güzel cevap Şam’daki yeraltı hapishaneleridir.

İnşallah Suriye’nin diğer kısımlarının terör örgütlerinden temizlenmesi için gerekeni yapacağız. Suriye’de evi, iş yeri, arazisi olan misafirlerimiz yavaş yavaş geri dönüş yoluna geçti. Burada kalmak isteyenlerin (Suriyeli sığınmacılar) başımızın üzerinde yeri vardır.

CHP Genel Başkanı Esed’in kendisinin bile inanmadığı af ilanına prim vererek bunun reklamını yapmıştı. Oraya gidecekti ya, Esed’i ziyaret edecekti ya… Özgür bey ne oldu? O ziyareti gerçekleştirseydin ya. Suriyeli, Afgan ve yabancılara düşmanlık üzerinden siyaset yapanların varlık sebepleri ortadan kalktığına göre, millete ne diyeceklerini merak ediyoruz.”

“Sırtımızı millete yaslayacağız”

Erdoğan, Sakarya’daki programının ardından partisinin Kocaeli’deki il kongresine katıldı. Erdoğan’ın burada yaptığı açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“AK Parti bir siyasi parti olmanın ötesinde bir davası bir derdi bir hayali olanların kurduğu büyüttüğü, bugünlere getirdiği bir teşkilattır. Her kim AK Parti’yi dünyada kabul gören klasik parti işleyişi sınırları içinde değerlendirir ve öyle hareket ederse fena halde yanılır.

Siyaseti bu şekilde uygulayanların kendi iç ilişkilerinde, yönettikleri belediyelerde, uluslararası ilişkilerde nasıl savrulma yaşadıklarına hep beraber şahit oluyoruz.

Bu savrulmaların sonu kendi ülkesine kendi milletine kendi tarihine kendi kültürüne kendi inancına önce yabancılaşmak sonra düşman hale gelmektir. Öyle vahim durumlarla karşılaşıyoruz ki, bu ülkede siyaset yapıyor, bu milletin ekmeğini yiyor, bu devletin kimliğini taşıyor ama bakıyorsunuz ülkeye ve millete açıkça düşmanlık güdüyor.

Milletle milletin değerleriyle ve memleketle bağını tamamen koparmışlar, rüzgar nereye eserse hemen oraya dümen kırıyorlar. Sabiteleri, ilkeleri, uğruna zorluklara göğüs gerecekleri ülküleri kalmamış. Aynı yanlışı yapmaya devam ediyorlar. Milletin kurduğu ve bugünlere milletin getirdiği AK Parti asla böyle olmamıştır, olmayacaktır, olmaması için ne gerekiyorsa yapacağız. Hak ve halk hesaba çekmeden biz kendimizi hesaba çekeceğiz. Nefsimizi sorgulamaktan ‘acaba nerede kusurumuz var’ sorusunu kendimize sormaktan asla ve asla kendimizden korkmayacağız.

Eksiği, hatayı, günahı hep kendimizde arayarak hakkın, hakikatin doğrunun izinden gideceğiz. AK Parti’nin temsilcisi olduğu dava medeniyet davasıdır. Bu dava büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme davasıdır. Bu dava adalet, hürriyet ve hep birlikte onurlu bir yaşam davasıdır.

Birilerinin yaptığı gibi kutlu davayı günlük siyaset uğruna bozuk para gibi harcamayacağız, istismar etmeyeceğiz, eğip bükmeyeceğiz. Milletimizi ayakta tutan kadim değerlere sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Ülkemizle ilgili hayal ve hedeflerimizden milim taviz vermeyeceğiz. Kalbimizi hakka bağlayacak, sırtımızı millete yaslayacak, yüzümüzü tüm insanlığa döneceğiz. Enaniyet, kibir, büyüklenme, riya, haset, zehirli dili kapımızdan içeri sokmayacağız.

Tüm kesimleri, inançları, meşrepleriyle insanımızın her biri samimi, hasbi, harbi, ümitvar, gönül alıcı, çözüm odaklı yaklaşımla kucaklayacağız. Beldesinden ilçesine, ilinden genel merkezine kadar AK Parti teşkilatlarının kapısı tıpkı bir tekke kapısı gibi gelen herkese açık olmalıdır. Hiç şüphesiz teröristle, hainle, hırsızla, arsızla işimiz olmaz. Zaten onların yolu da AK Parti’yle asla kesişmez.

Bunun dışında herkesi muhabbetle bağrımıza basarak eser ve hizmet siyasetimizi sürdürmekte kararlıyız. Nefsimizi zincire vurmadan, rahatı huzuru bir kenara atmadan, mağdurun ve mazlumun sesi olmadan, yürekten yüreğe esmeyen AK Parti’nin temsilciliğini yürüttüğü davaya layık olamayız.

Kongrelerimiz şahsi hesapların değil Türkiye sevdasının, Türk milletine hizmet etme yarışının yaşandığı zeminlerdir. Halef ve selefin bir arada olduğu, yol arkadaşlığının devam ettiği, eski ve yeni ayrımlarının yapılmadığı kucaklaşma vesileleridir.

Bir taraftan eski yol ve dava arkadaşlarımızla ahdimizi tekrar yenilerken diğer taraftan da yeni isimlerle kadrolarımızı takviye ediyoruz. Ne kimseye vefasızlık yaptık ne de statükocu olduk. Emektarlarımızın tecrübesini gençlerimizin heyecanıyla birleştirerek 23 yıldır Türk siyasetine damgamızı vurduk.

Son 2 haftadır Suriye’deki gelişmelere bakmak bile AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın Türkiye için ne manaya geldiğini anlamak için yeterlidir.”

Paylaşın

Erdoğan, Suriyeliler Üzerinden CHP’ye Yüklendi

“Dünya İnsan Hakları Günü” programında konuşan Erdoğan, “İnsanlığımızın sorumluluğu neyse zor dönemde bunu yapmaya gayret ettik. Komşularımızı 13 yıl boyunca en güzel şekilde misafir ettik” dedi ve ekledi:

“Elbette bu süreci zehirlemek isteyenler de oldu. Eski CHP genel başkanı nazivari nefret söylemleri ile milleti galeyana getirmeye çalışırken vatanlarını bir gecede terk etmek zorunda kalan mazlumlara insafsızca saldırdılar. Bu garibanları hedef haline getirmekten utanmadılar. Üç beş oy için inancımıza yakışmayan tavırlara tevessül ettiler. Kimisi de menfaatlerini korumak için buna sessiz kaldı. Irkçı söylemler karşısında iki kelam etmediler. Mesele Suriyeli mazlumlar olunca konuşmadılar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’ndeki Dünya İnsan Hakları Günü Kardeşliğin Yüzü Programı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Her yıl 10 Aralık’ta kutlanan insan hakları günün mağdur kardeşlerimiz ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diliyorum. Beyanname dünyada en çok referans verilen ama içeriğin uygulanmasında aynı hassasiyetin gösterilmeyen belgedir.

İlan edildiği dönemde insanlık için büyük umut edilen beyanname örselenmiş, gücü elinde tutan devletler tarafından kadük bırakılmıştır. En acı örneği bizim gönül coğrafyamızda yaşandı. İsrail’in terör estirdiği günün de miladı olmuştur bu beyanname. Bu toprakların asıl sahiplerini sürgün etmeye devam ediyor. Srebrenitsa’da 800 bin insanın hayatını kaybettiği soykırıma kadar farklı insan hakları ihlallerine şahitlik ettik.

Suriye’de tarihin en vahşi zulmü yapılırken, lafa gelince demokrasi havarisi kesilenlerden hiçbir ses duyulmadı. Bölücü örgütlerin terör eylemlerinde vatan evlatlarımızı şehit verdik. İşkence ile katledilen nice insanımız oldu. 15 Temmuz gecesi 252 insanımız FETÖ’cü hainler tarafından kalleşçe şehit edildi. Eleştiri okları üzerimize yönelirken caniler batılı ülkeler tarafından kollanıp baş tacı yapıldı.

İnsan hakları günümüzde siyasallaştırılmış bir kavramdır. Çoğu zaman siyaset mühendisliği projelerinde araç olarak kullanılmakta. Sadece dünyanın belli bölgelerinde uygulanan imtiyazlı haklar olarak algılanıyor. İşin özünde renk köken ve inanç üzerinden daraltılmış bir insan hakları tanımı yapılıyor.

İnsan haklarına riayette gerilemenin temel nedeni sınıfsal riyakar politikalardır. Biz insanı yaşat ki devlet yaşasın tasavvur sahibi milletiz. Millet olarak tarih boyunca nerede zulüm varsa kimseden çekinmeden sesimizi yükseltip tavrımızı ortaya koyduk. Musevilere kapısını açıp hayatlarını kurtaran bizdik. İkinci Cihan Harbi’nde Nazi vahşetinden kaçan farklı milletlere kapısını açan biz olduk.

Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimizi katliam pençesinden kurtaran yine biz olduk. Bir gecede Suriye’den yüz binlerce Kürt’ü ülkemize kabul eden bizim hükümetimizdir. Ülkemiz merhametli bir millettir. Kapımıza gelene Kürt müsün Arap mısın Türk müsün diye sormadık. Dinini sormadık. Türkiye’ye sığınana beyaz mısın siyah mısın diye sormadık. Kimliğine bakmadan sadece ülkemizin kapılarını değil gönül dünyamızın kapılarını da ardına kadar biz açtık.

Nerede biz masum ve mazlum varsa hakkını savunduk. Zulü alkışlayanlardan değil, bedel ödeme pahasına hakkı tutup kaldıranlardan olduk. Hem Gazze mezaliminde hem Suriye krizinde kardeşlerimizi asla yalnız bırakmadık. 86 bin tonluk insani yardımla Filistin’e en fazla destek sağlayan ülkelerdeniz. Lübnanlı kardeşlerimize ulaştırdığımız yardımlarla burada da elimizden geleni yapıyoruz.

Ülke ve millet olarak insanlık sınavını başarı ile verdiğimiz yerlerin başında Suriye geliyor. İlk günden beri bu meselede durduğumuz yer belli, söz ve tutumumuz açıkça ortadadır. Türkiye vicdan odaklı yaklaşmıştır. İnsanlığımızın sorumluluğu neyse zor dönemde bunu yapmaya gayret ettik. Komşularımızı 13 yıl boyunca en güzel şekilde misafir ettik.

Elbette bu süreci zehirlemek isteyenler de oldu. Eski CHP genel başkanı nazivari nefret söylemleri ile milleti galeyana getirmeye çalışırken vatanlarını bir gecede terk etmek zorunda kalan mazlumlara insafsızca saldırdılar. Bu garibanları hedef haline getirmekten utanmadılar. Üç beş oy için inancımıza yakışmayan tavırlara tevessül ettiler. Kimisi de menfaatlerini korumak için buna sessiz kaldı. Irkçı söylemler karşısında iki kelam etmediler. Mesele Suriyeli mazlumlar olunca konuşmadılar. İnsanlık kazandı, merhamet kazandı, dayanışma kazandı, yüce gönüllülük kazandı.

Muhacirleri bile bile ölüme göndermek isteyenler hem seçimlerde hem insanlık sınavında kaybettiler. Suriye hapishanelerindeki işkence ve ölüm merkezlerine bakınca nasıl bir vahametten dönüldüğü daha iyi anlaşılıyor. Eli kanlı Baas rejiminin son bulması ile inşallah Suriye’de huzura ve güvenliğe giden yolun kapıları açılmıştır. İnşallah gönüllü geri gidişlerin sayısı da artacaktır. Faşist çevrelerin bu olumlu iklimi sabote ettiğini görüyoruz.

“Diktatör görmek istiyorlarsa…”

Bunlar yıllarca şahsımıza diktatör iftirası attılar. Sadece bize değil Türk demokrasisine de iftira attılar. Diktatör kime denir görmek istiyorlarsa Suriye’den gelen hapishane görüntülerini seyretsinler. Diktatörün ne olduğunu öğrenmek istiyorlarsa gitsinler yere göğe sığdıramadıkları Baas’ı günah galerisine baksınlar. CHP ne yaparsa yapsın biz gönüllü geri dönüşleri vakarla yürüteceğiz.

Teşekkür mesajlarını izledikçe hepimiz mutlu oluyoruz. Bunun için rabbimize ne kadar hamt etsek azdır. Yetime öksüze kol kanat germek nasip işidir. Biz bu açıdan da nasipli milletiz. Yüce Allah milletimizden razı olsun. Rabbimden Suriye’de açılan yeni sayfayı başarılarla doldurması için dua ediyoruz.

Bölgemizde bu adımları atarken içeride de büyük dönüşüm gerçekleştirdik. Bireysel hak ve özgürlüklerin, düşünce özgürlüğünün tam anlamı ile kullanılmasını biz temin ettik. İnsan hakları beyannamesinde ifade edilen uygulamaların önüne biz geçtik. Kültürel kimliğinden dolayı kimsenin ayrımcılığa uğramayacağı sistemi biz hayata geçirdik. Devletten ve kamusal alandan dışlanan kadınların hak ve hukukunu biz müdafaa ettik. Alev Bektaşi ve Cem Evi Başkanlığı ile alevi kardeşlerimizin haklarını biz ele aldık.

Yargı reformu yasa paketleri ile, insan hakları eylem planları ile yargı sistemimizi tahkim ettik. Güç ve güven tazeledik. Türkiye’de işkenceye biz son verdik. Tek tek saymaya kalksak saatlerimizi alacak uygulamaları hayata geçirdik.

Etrafımızdaki gelişmeler, cumhur ittifakı olarak bir süredir yapılan çağrıların ne kadar isabetli olduğunu gösterdi. İç cepheyi güçlendirmek için yapılan hamlelerin ardından Türkiye’yi tehditlerden uzak tutma arzusu vardır. Farklılıklarımıza değil ortak noktalarımıza odaklanmalıyız. Köken ve mezhep farklılıklarını geri plana yitip değerlerimizin etrafında kenetlenmeliyiz. bir olursak diri olur saldırılar karşısında yıkılmaz bir kale oluruz. Birbirimize düşersek Allah korusun etrafımızda dolaşan çakallara av oluruz. Rabbim kardeşliğimizi daim eylesin.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Suriye” Açıklaması: Bölünmesine İzin Veremeyiz

Suriye’deki gelişmelere ilişki konuşan Erdoğan, “Suriye’nin bölünmesine izin veremeyiz. Ülke topraklarının yeniden bir çatışma alan haline gelmesine asla izin vermeyeceğiz” dedi ve ekledi:

“Suriye topraklarının bütünlüğüne yönelik her saldırı karşısında Suriye halkı ile birlikte bizi de bulacaktır. Biz herkes için güvenlik herkes için refah istiyoruz. Aksi takdirde kazanımlarımızı koruyamayız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye halkı geleceğine ve özgürlüğüne sahip çıktı. 61 yıllık Baas diktatörlüğü sonrası Suriye kardan aydınlık günlere kavuşmuştur. Zalim Esed’in baskı zulüm ve katliamlarla yıllardır ayakta tuttuğu baskıcı rejimi 8 Aralık Pazar günü çökmüştür.

İnşallah ülkenin diğer kısımlarındaki DEAŞ ve PYD gibi terör örgütlerinin başı da ezilecektir. Suriye tüm inanç grupları ve etnik kesimleriyle hep söylediğimiz gibi Suriyelilerindir. Türkiye’nin eşsiz misafirperverliğine leke sürmeye çalışanlar da oldu. Ama milletimiz bu oyuna gelmedi. Kardeşlik konusunda imtihanı alnımızın akıyla verdik.

Suriye’nin bölünmesine izin veremeyiz. Ülke topraklarının yeniden bir çatışma alan haline gelmesine asla izin vermeyeceğiz. Suriye topraklarının bütünlüğüne yönelik her saldırı karşısında Suriye halkı ile birlikte bizi de bulacaktır. Biz herkes için güvenlik herkes için refah istiyoruz. Aksi takdirde kazanımlarımızı koruyamayız.

Ülkemizdeki Suriyelilerden evlerine dönme hazırlığında olanların yanlarında olacağız. Gönüllü, onurlu ve düzenli dönüşlerine yardımcı olacağız.

Maalesef son dönemde teşkilatımızın hasbi ilişkiler kurmakta zorlandığına yönelik bazı şikayetler duyuyoruz. Son mahalli seçim sonuçları bizi Türkiye sosyolojisine uygun olmayan bir tabloyla karşı karşıya bırakmıştır. Demek ki bir yerde eksik yaptık, demek ki milletimizin bizden beklediği yakınlığı onlara gösteremedik.

Milletimiz, bunca hizmetin, bunca mücadelenin ardından sandıkta bize beklediğimiz teveccühü göstermemişse, sebebini dışarıda değil, başkalarında değil, elbette kendimizde arayacağız. Unutmayın siyaset her şeyden önce gönülleri fethetme işidir. Diğer hususlar bunun arkasından gelir.

Fabrika ayarlarına dönmek diye bir kavram var ya. İşte AK Parti’nin fabrika ayarları bunlardır. Milletimizin gündemindeki asıl meseleyi görmezden gelmiyoruz. Milletimizin gündeminde diğer hususlarla birlikte hatta onlardan önce ekonomi vardır, ekonomik sıkıntılar vardır.

Türk ekonomisinin daha öncesinden itibaren maruz kaldığı gizli saldırılar 2018’den itibaren aleniyet kazanmıştır. FETÖ’nün ihaneti, PKK’nın eylemleri, güneyimizde oynanan kanlı olaylar hep bu süreçle bağlantılıdır. Uluslararası siyasette bizi esir alamayanlar ekonomimizi sabote ederek ülkemizi köşeye sıkıştırma politikasına yöneldiler.

Gelir dağılımındaki bozulmayı tersine çevirecek politikalar uygulayacağız. Fahiş fiyat artışlarına karşı daha etkin, daha caydırıcı tedbirler alacağız. Vatandaşımızı, gözünü para hırsı bürümüş muhterislerin insafına terk etmeyeceğiz. Kararlılıkla uyguladığımız ekonomi programıyla durumu büyük ölçüde kontrol altına aldık. Sabit gelirlilerin durumunu en iyi seviyeye çıkaracağız. ”

Erdoğan’dan “10 Aralık İnsan Hakları Günü” mesajı

Erdoğan, ayrıca ’10 Aralık İnsan Hakları Günü’ nedeniyle bir mesaj yayımladı. Erdoğan, mesajında, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün 76’ncı yıl dönümü vesilesiyle dünyanın 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik etti.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin, insanlığın onur mücadelesinin önemli kilometre taşlarından biri olduğunu belirten Erdoğan, beyannamenin uluslararası topluma sorumluluklarını hatırlattığını, küresel barış ve istikrarın tesisine rehberlik ettiğini vurguladı.

Beyannamenin varlığının, dünyanın pek çok yerinde en temel hakların ağır şekilde ihlal edilmesine ve insanlık değerlerinin hiçe sayılmasına engel olamadığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin tüm dünyanın gözü önünde çiğnendiği yerlerin başında, Gazze ve işgal altındaki Filistin toprakları gelmektedir. İnsan hakları savunucusu olduklarını öne sürenlerin Filistin’deki mezalime seyirci kalmaları, hatta örtülü ya da açık destek vermeleri tarihte kara bir leke olarak hatırlanacaktır.

Biz, devlet ve millet olarak Filistin’de yaşanan insanlık suçlarına en başından itibaren sessiz kalmamayı bir insanlık görevi bildik. Tüm imkânlarımızla Filistinli kardeşlerimizin yanında durduk, durmaya da devam ediyoruz. Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında ateşkesin sağlanması ve kalıcı barışın tesisi için gayretlerimizi sürdürüyoruz.

60 yılı aşan Baas diktatörlüğünün ve 13 yıllık iç savaşın ardından komşumuz Suriye’de filizlenen barış, istikrar ve huzur umutlarını memnuniyetle karşılıyoruz. Suriye’de kuşatıcı ve kapsayıcı bir yönetimin tesisi ile Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerini yeniden ayağa kaldırma çabalarına gereken her türlü desteği sağlayacağız.”

Erdoğan, temel hak ve özgürlüklere yönelik tehditlerin en başında yer alan kültürel ırkçılık, İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelelerinin de aynı kararlılıkla sürdüğünü belirterek şunları kaydetti:

“Nefret suçlarına müsamaha gösterenler ve bu suçları meşrulaştırmaya çalışanların, insanlığın bir arada yaşama iradesine kast ettiklerini bu vesileyle tekrar hatırlatmak istiyorum. İnsanlığın kazanılmış haklarının muhafaza edilmesi, bu hakları ihlal eden uygulamaların sonlandırılması tüm ülkelere düşen küresel bir yükümlülüktür.

Kurallara dayalı uluslararası sistemi çifte standartlardan arındırmak suretiyle daha kapsayıcı ve adil bir anlayışla gözden geçirmenin, bu küresel yükümlülüğün ifasının ilk adımını teşkil ettiğini bir kez daha vurguluyorum.

Bu düşüncelerle, İnsan Hakları Günü’nün bilhassa temel haklarından yoksun bırakılan Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere, tüm insanlığa barış, huzur ve adalet getirmesini temenni ediyor, Aziz Milletimizin nezdinde tüm dünyanın 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü kutluyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Suriye” Açıklaması: Aydınlık Dönem Başladı

Suriye’deki gelişmelere ilişkin konuşan Erdoğan, “Suriye’de aydınlık dönem başlamıştır. Türkiye billurlaşan devlet aklıyla hadiseleri okumakta, Suriye’deki duruma çok geniş perspektiften bakmaktadır. Türkiye’nin başka bir ülkenin toprağında ve egemenliğinde gözü yoktur” dedi ve ekledi:

“Sınır ötesi harekatlarımızın yegane amacı vatanımızı ve vatandaşlarımızı terör saldırılarından korumaktır. Ne PKK ve Suriye’deki uzantıları ne DEAŞ ülkemizin muhatabı değildir. Suriye dini, mezhebi kimlikleriyle Suriyelilerindir. Suriye’de karar verecek olan Suriye halkıdır. Bize düşen ülkelerini yeniden toparlama, ayağa kaldırma çabalarına güçlü şekilde destek olmaktır.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Arap, Türkmen, Kürt, Sünni, Alevi, Nusayri, Hristiyan fark etmeksizin Suriyelilerin tamamının sulh içinde yaşadığı Suriye Türkiye’nin en büyük özlemi, hayali ve hedefidir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle: “Bu sabah Isparta Keçiborlu’da eğitim uçuşu esnasında kaza kırıma uğrayan şehit olan 6 kahramanımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Milletimizin başa sağolsun.

Türkiye Yüzyılı’nı içeride ve dışarıda attığımız adımlarla gün be gün gerçekleştiriyoruz. Hem bugün halkımızın hem de yarın ruzi mahşerde Hakk’ın huzuruna görevini layıkıyla yerini getirmiş, eserler bırakmış olarak çıkmanın derdindeyiz, bunun peşindeyiz. İnsanımızın şöyle içinden gelerek söylediği bir ‘Allah ondan razı olsun’ cümlesi bizim için en büyük payedir, şereftir, gurur ve mutluluk kaynağıdır.

Diplomatik temaslarla, iyi hesaplanmış stratejik hamlelerle açılışını yaptığımız hizmet ve eserlerle Türkiye’yi her alanda yüceltmenin gayretindeyiz. Türkiye ayağına ve iradesine vurulan zincirleri tek tek parçalamaktadır. Özgüvenli, kararlı ve sabırlı bir şekilde hedeflerini gerçekleştirmektedir. Güçlü demokrasisi, büyüyen ekonomisi, köklü kurumlarıyla dünya meselelerinin seyrini değiştiren barışçı ve aktif politikalarıyla tarihe yön vermekte hem kendi hem insanlık tarihini yeniden yazmaktadır.

Bugün dünden daha güçlü, özgür, itibalı, daha özgüvenliyiz. İnşallah yarın her alanda çok daha iyi yerlerde olacağız. Milletimizi sığ sulara hapsetmek isteyen vizyonsuzlara inat umudu büyütmeye devam edeceğiz. Aziz milletimize mahçup olmayacak, milletimizi sukutu hayale biiznillah uğratmayacağız. Son 22 yıl olduğu gibi Türkiye’yi başarıdan başarıya koşturak, yeni rekorları, yeni sevinçleri yeni heyecanları yaşatacağız.

85 milyon olarak biz muazzam ve muhteşem bir aileyiz. Hepimiz daha mutlu daha müreffeh daha kudretli bir Türkiye hayal ediyoruz. Gerçekleştirdiğimiz her hedefi daha büyük hedeflerin mihenk taşı, başlangıç noktası olarak görüyoruz. Her eser yeni hizmet ve projeler için azmimizi kamçılıyor heyecanımızı artırıyor.

Kalbimizdeki vatan ve millet aşkı gökte bir şimal yıldızı gibi parlıyor. Büyük ve güçlü Türkiye davasında yolumuzu aydınlatıyor. Allah’ın izniyle bu millet her engeli aşacak millete ziyadesiyle sahiptir. Kardeşliğimize sıkıca sarıldığımız, istikrar ve güven ortamını koruduğumuz iç cephemizi aşılmak bir kale gibi sağlam tuttuğumuz müddetçe çok daha güzel günler göreceğimizden asla şüphe duymuyoruz.

Son kabine toplantımızdan bu yana iç siyasette ve dış politikada yoğun bir gündemle çalışmalarımızı sürdürdük. Diyanet İşleri Başkanlığımızın her 5 yılda bir düzenlediği din şuralarının 7’incisinde hocalarımız ve kanaat önderlerimizle bir araya geldik. Dijitalleşen dünyada Diyanet İşleri başlığıyla gerçekleştiren dünyada yapay din tehdidi ile mücadelede bir uyanışa vesile olmasını umut ediyoruz.

28 Kasım’da Umman’dan ülkemize devlet başkanı seviyesinde ilk resmi ziyareti gerçekleştiren Umman Sultanı Heysem bin Tarık’ı Türkiye’ye misafir etmekten özellikle bahtiyar olduğumu söyleyebilirim. Bu farklı ziyareti farklı alanda gerçekleştirdiğimiz 10 anlaşma ile taçlandırdık.

30 Kasım Cumartesi günü Kahramanmaraş’taydık. Maraş’ta hem il kongremizi yaptık hem de deprem konutların kura ve anahtar teslimini icra ettik. Toplamda 24 bin 559 yuvamızı daha hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. 2024 sonuna kadar 11 ilimizde toplam 201 bin 688 bağımsız bölümü afetzede kardeşlerimize teslim edeceğiz. Bir depremzedenin elinden tutmak yerine kimi zaman hakaret ederek kimi zaman afaki sözler vererek bu sürece köstek olanları tarih affetmeyecektir. ‘Erdoğan bu enkazın altında kalır’ diyerek tüm umudunu milletin sıkıntılarının çoğalmasına bağlayan kifayetsizleri hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyoruz.

Bu sene Japonya ile diplomatik ilişkilerimizin tesisisin 100. yıldönümünü kutluyoruz. Bu anlamlı yıldönümü münasebetiyle Japonya Veliaht Prensi Akishinove refikasını ülkemizde misafir ettik. 6 Şubat deprem felaketinin ardından Japon hükümeti ve halkının milletimizle sergilediği dayanışmayı her zaman şükranla yâdediyoruz.

Gaziantep’te 5 bin 113 konutun anahtar ve tapu teslim törenini yaptık. Ardından partimizin 8. olağan il kongresini büyük bir coşkuyla gerçekleştirdik. Türkiye’nin ikinci büyük kütüphanesi olan Şahinbey Millet Kütüphanesi’ni açarak gençlerimizle hasbıhal ettik.

2024-2025 akademik yılında üniversite öğrencilerine verilen burs ve kredi oranında yüzde 50 oranında artışa gittiğimizin müjdesini paylaştık. Yeni burs miktarlarının üniversiteli öğrencilerimize ve ailelerine hayırlı olmasını temenni ediyorum.

“Baas diktarörlüğü tamamen çöktü”

Bölgemiz ancak demokrasi ve bunun için de bir dönüm noktası ifadesiyle tarif ve tahlil edilebilecek evsafta kritik gelişmelere sahne oluyor. Suriye’de 13 yıldır devam eden iç savaş dün itibarıyla yeni bir boyut kazandı. Halep, Hama, Humus ve son olarak Şam, asıl sahiplerinin kontrolüne geçerken, Baas diktarörlüğü tamamen çöktü.

Yıllardır bölücü örgütün işgali altında bulunan Tel Rifat ve Münbiç’in teröristlerden arındırılmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Eski rejimin kimi şehirleri bölücü terör örgütünün Suriye uzantılarına bırakması aralarındaki kirli ittifakı bir kez daha teyid etmiştir. Ülkemizdeki ana muhalefetin son ana kadar umudunu kesmediği Esed rejimi son ana kadar umudunu terk etmemiştir. Çağrılarımız eski rejim tarafından küstahça reddedilmiş, değeri bilinmemiş, manası anlaşılmamıştır.

Esed birçok şehri enkaza dönmüş bir Suriye bırakarak kaçmıştır. Zulüm ile abad olunamayacağı hakikati Suriye’de bir kez daha tecelli etmiştir.

Türkiye Suriye ihtilafının başından beri komşuluk hukukunu ve büyük devlet olmanın icaplarını harfiyyen yerine getirmiştir. Barış, özgürlük, diyalog, adaletten, Suriye’nin bir an önce huzura kavuşmasından yana olduk. Devrik rejimin hasmane tutumuna rağmen her şart altında Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve üniter yapısını savunduk. Haksız, hukuksuz, baskıya, zulme karşı sesimizi yükseltmekten hiçbir zaman çekinmedik.

Türkiye Suriye ihtilafının başından beri komşuluk hukukunu ve büyük devlet olmanın icaplarını harfiyyen yerine getirmiştir. Barış, özgürlük, diyalog, adaletten, Suriye’nin bir an önce huzura kavuşmasından yana olduk. Devrik rejimin hasmane tutumuna rağmen her şart altında Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve üniter yapısını savunduk. Haksız, hukuksuz, baskıya, zulme karşı sesimizi yükseltmekten hiçbir zaman çekinmedik.

Bunu açık bir düşmanlığa, kör husumete dönüştürmedik. Suriye’deki hadiselerin 13 yıllık serencamını bilen herkes Türkiye’nin verdiği hasbi mücadelenin en yakın şahididir. Suriye ile ilgili hassasiyetimiz hiçbir zaman menfaat eksenli olmamıştır. Bu konuya hep vicdan penceresinden baktık, merhamet nazarından yaklaştık. Bugün de aynı yerde sapasağlam duruyoruz. Suriye halkı bizim kardeşimizdir. Tüm kesimleriyle tüm inanç gruplarıyla can dostumuzdur. Bir uçtan diğer uca Suriye’yi karış karış süsleyen türbeler, köprüler, çeşmeler, hanlar, camiler bizim ezelden ebede uzanan kardeşliğimizin nişaneleridir.

Sınırlar ülkeleri fiziken birbirinden ayırabilir ama kalplere hangi güç sınır çizebilir? Asırlardır birlikte yaşadığımız aramızdaki sınır uzunluğu 910 kilometre. 910 kilometrelik sınırı paylaştığımız komşularımıza sırtımızı dönmemizi bizden kim bekleyebilir. Kalbimizin bir yarısı Antep, Hatay, Şanlıurfa ise diğer yarası Afrin, Hama, Humus, Şam’dır.

Tarihin ve coğrafyanın bize hatırlattığı bu gerçekleri son 13 yıldır ülke ve millet olarak bizzat yaşadık, bilfiil tecrübe ettik. Komşumuzun evinde yangın çıktığında ilk koştuğu yer biz olduk. Devrik rejimden kaçan Suriyeli kardeşlerimiz canlarını kurtarmak için ilk önce bizim kapımızı çaldı. Az değil, 4,5 milyon Suriyeli bizim evimizde misafir oldu. Bir dönem nüfusu 3 milyon 700 bine ulaşan ancak şimdi sayıları 2,9 milyona düşen Suriyeli muhacirlere 13 yıl boyunca ensarlık yaptık.

İnancımızın ve komşuluk hukukumuzun gereği olarak memnuniyetle yerine getirdik. Biz muhalefetle bu konuda ne kavgalar verdik. Onlar iktidar olur olmaz ‘sizi kovacağız’ derken biz tam aksine ‘Biz ensarız onlar muhacirdir’ demek suretiyle onları evimizde misafir etmenin erdemine ulaştık. Bu ülke Allah’a hamdolsun Suriyeli mazlumlara da güvenli, korunaklı, müşfik bir liman oldu. Bu misafirperverlik insanlık tarihine altın harflerle yazılacaktır.

Türk milleti kara günlerinde Suriyeli mazlumlara kucak açmasının izzetini şeref payesi olarak ebediyyen taşıyacaktır. Bugün bir kez daha muhalefetin kışkırtmalarına aldırmadan mazluma kol kanat geren necip milletimin her birine şahsım ve milletim adına teşekür ediyorum. Birlikte yol yürüdüğümüz ortaklarıma merhametli duruş için şükranlarımı sunuyorum. Oy hesabıyla nefret söylemlerine başvuran ırkçı lümpenleri, vicdan fukaralarını, sırf Meclis’te 3-5 koltuk kapabilmek uğruna faşizmin en pespaye biçimine haftalarca sessiz kalanları önce Allah’a sonra haklarına girdikleri Suriyeli mazlumlara ve elbette maşeri vicdana havale ediyorum.

Ülkemizde mülteci düşmanlığını körükleyen necis zihniyet de kaybetmiştir. Suriye’yi etkisi altına alan kuvvetli değişim rüzgarının başta muhacirler olmak üzere tüm Suriye halkı için hayırlı sonuçlara vesile olacağına inanıyorum. Onurlu, güvenli geri dönüşler de artacaktır. Suriyeli kardeşlerimizin 13 yılan vatan hasreti artık yavaş yavaş son bulacaktır. Yığılmaları önlemek, trafiği kolaylaştırmak amacıyla Yayladağı hudut kapısını geçişlere açıyoruz. Muhacirlerin gönüllü geri dönüş sürecini tarihimize, kültürümüze, ev sahipliğimize yaraşır şekilde yöneteceğiz.

Hiç kimsenin bu insani sürece leke bulaştırmasına müsaade etmeyeceğiz. Suriye krizi ile politikası dün itibarıyla iflas eden ana muhalefet kendilerini hesaba çekmek, hatalarıyla yüzleşmek yerine çirkin ve ırkçı dille yeni istismar alanları oluşturmaya çalışıyor. Ana muhalefetin eski ve yeni yönetimine devrik Şam rejiminden vazgeçip, Suriye halkının sevincine ortak olmalarını tavsiye ediyorum. Cam faunustan çıksınlar, dünyada olanlara kubak kabartsınlar. Bir kez olsun hadiseleri Ankara merkezli okumaları denesinler. Yoksa partilerini traji komik duruma düşürmeye devam ederler.

Dün itibariyle artık Suriye’de aydınlık dönem başlamıştır. Türkiye billurlaşan devlet aklıyla hadiseleri okumakta, Suriye’deki duruma çok geniş perspektiften bakmaktadır. Türkiye’nin başka bir ülkenin toprağında ve egemenliğinde gözü yoktur. Sınır ötesi harekatlarımızın yegane amacı vatanımızı ve vatandaşlarımızı terör saldırılarından korumaktır. Ne PKK ve Suriye’deki uzantıları ne DEAŞ ülkemizin muhatabı değildir. Suriye dini, mezhebi kimlikleriyle Suriyelilerindir. Suriye’de karar verecek olan Suriye halkıdır. Bize düşen ülkelerini yeniden toparlama, ayağa kaldırma çabalarına güçlü şekilde destek olmaktır.

Arap, Türkmen, Kürt, Sünni, Alevi, Nusayri, Hristiyan fark etmeksizin Suriyelilerin tamamının sulh içinde yaşadığı Suriye Türkiye’nin en büyük özlemi, hayali ve hedefidir.

İstikrara kavuşmuş bir Suriye hem kendi vatandaşları hem de bölgedeki diğer ülkeler için güven kaynağı olacaktır. Bölücü örgütün Suriye uzantısının kargaşayı fırsata çevirmeye dönük aşırı heveskâr tutumunu dikkatle takip ediyoruz. Atalarımız güzel söylemiş, çakal ne kadar hile bilirse kurt da o kadar yol bilir. Türkiye sınırlarının ötesinde yeni terör çıban başlarının ortaya çıkmasına göz yummayacaktır.

13 yıldır her türlü zulme maruz kalan Suriyeli kardeşlerimize yeni acılar yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. Aziz Suriyeli kardeşlerim, Türkiye ve Türk milleti dün olduğu gibi bugün de yarın da yanınızdadır. Siz tüm imkansızlıklara rağmen kanınızla, canınızla, dişiniz, tırnağınızla destan yazdınız. Zulme ve zalime asla boyun eğmediniz. En zor zamanlarda dahi yeise kapılmadınız. İlk günden itibaren hep Allah büyüktür dediniz. O rahman ve rahim olandır dediniz. O alemlerin Rabbidir dediniz. Yalnız ona güvendiniz ondan yardım dilenidiz. Düştüğünüz yerden çok daha güçlü şekilde ayağa kalktınız.

Yenilgi yenilgi büyüyen bu şanlı zaferin asıl sahibi sizlersiniz. Sizleri ülkem ve milletim adına saygıyla selamlıyorum, zaferiniz hayırlı mubarek olsun diyorum, inşallah kalkınma mücadelenizde de tüm imkanlarınızla sizi destekleyeceğiz, gönül gönüle verecek, zorlukların sıkıntıların üstesinden birlikte geleceğiz. Hama katliamından beri Suriye’nin özgürlüğü yolunda can veren şehitleri bugün bir kez daha rahmetle yadediyorum. Esaretten kurtulan şehirlerinde dua eden, şükür secdesine kapanan, yıllar sonra evlerine, yuvalarına, ailelerine, sevdiklerine kavuşan mutluluğunu yaşayan tüm kardeşlerime selam ediyorum.

Bugün enerjiden, eğitime ve sağlığa çeşitli konuları da ele aldık. Eğitimin altyapısına yaptığımız devasa yatırımların eğitimin kalitesine olumlu yansıdığını görüyoruz. Matematik ve fen bilimlerinde 4. ve 8. sınıf öğrencilerimizin sürekli yükseliyor. Eğitim modelimiz özellikle süratle gelişiyor. Bu iyileşme inşallah hızlanacaktır. Koronavirüs döneminde güçlü sağlık altyapımızın önemini tecrübe etmiştik. Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli ile sağlıklı Türkiye Yüzyılı programını hayata geçiriyoruz. Üçlü sarmal modelimiz ile TÜSEB öncülüğünde üniversite ve özel sektörümüzü buluşturuyoruz. Kritik ilaç, aşı, kit ve tıbbi cihaz ürünlerimizi belirledik.

Yeni modelimizin şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, yarından itibaren Asgari Ücret Tespit Komisyonu görüşmelerine bağlıyor. Çalışanlarımızın beklentisini gözetecek ülkemiz ekonomisine taşınması ağır gelecek anlayışının geliştireceğine şiddetle inanıyorum.

Muhalefetin de SGK’ya olan borçlarını ödemeye davet ediyorum. Sayın Bakan kendilerini bu konuda çok daha silkelemede fayda var. Tip 1 diyabet hastalığı ile mücadele eden evlatlarımız ve ailelerine yönelik olarak glikoz takibi için gerekli cihazlar geri ödeme kapsamındaydı. Buna ilave olarak artık 15 yaş altındaki Tip 1 diyabet hastası evlatlarımız için sensörlü cilt altı glikoz izleme cihazlarını geri ödeme kapsamına alıyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan: Suriye’de Yeni Bir Gerçeklik Var

Suriye’deki gelişmelere ilişkin konuşan Erdoğan, “Suriye’de artık siyasi ve diplomatik olarak yeni bir gerçeklik vardır. Suriye tüm etnik, mezhebi ve dini unsurlarıyla Suriyelilerindir. Kendi ülkelerinin geleceğine karar verecek olan Suriye halkıdır” dedi ve ekledi:

“Ateşe benzin dökmenin faydası yok. Jeopolitik hesaplar içinde koşmanın Suriye halkına faydası olmaz. Bölücü terör örgütünün selden kütük kapma hevesinde olduğunun farkındayız. Hiçbir hamleye izin vermeyeceğiz. Tüm aktörlerin, kuruluşların Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına destek vermesi tüm bölgemiz için en hayırlısı olacaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gaziantep 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan satır başları şu şekilde:

“Evlatlarını istiklali ve vatanı için toprağa veren siz kardeşlerimle bir kez daha bir araya gelmenin bahtiyarlığı içindeyim. 6 Şubat depremlerinden sonra ‘Erdoğan bu enkazın altında kalır’ diyen kifayetsizleri hayalkırıklığına uğratmaya devam ediyoruz. Maddi anlamda Antep’in kayıplarını telafi edecek imkana sahibiz. Söz verdiğimiz gibi en son hak sahibi kardeşimiz yuvasına kavuşana kadar durmadan çalışacağız.

Buradan Türkiye’ye öncülük eden iş insanları çıkar. Buradan tam 13 yıldır Suriyeli muhacirlere kol kanat geren ensarlar çıkar. Antep’in engin yürekli insanlarını içtenlikle tebrik ediyorum. Her birinizi kutluyor, sizlerle gurur duyduğumu bilmenizi istiyorum.

Antep halkı özellikle insanlığımızın sınandığı Suriye krizinde sergilediği vicdanlı duruşu için tebrik ediyorum. 13 yıl boyunca mazlumlara vakarla sahip çıktınız. Kardeşlik hukukunu gözettiniz. Muhalefetin kışkırtmalarına kulak asmadınız. Bu milletin başını yere eğdirmediniz. Tarih Antep’in ve Antepli kardeşlerimin misafirperverliğini yazacaktır.

İnanıyorum ki sizler de bizim gibi sınırımızın hemen ötesinde yaşanan kritik gelişmeleri takip ediyorsunuz. İdlib’deki saldırıların son hadiseleri tetiklediği anlaşılıyor. Türkiye’nin gözlerini kapatması elbette mümkün değildir. Bizim hiçbir ülkenin çakıl taşında dahi gözümüz yoktur. Türkiye olarak bizim temennimiz Suriye’nin 13 yıldır hasretini çektiği huzura, istikrara ve barış ortamına kavuşmasıdır.

Yaklaşık 1 milyon Suriyeli rejimin ve terör örgütünün saldırıları sonucu hayatını kaybetti. 12 milyona yakın Suriyeli evini, yurdunu, topraklarını terk etmek zorunda kaldı. DEAŞ’ından PKK’sına kadar terörün kanlı yüzünü Suriye sahasında gördük.

Türkiye kendisi için istediğini komşuları için de isteyen bir ülkedir. Ekonomik kalkınması, iç barışı, güvenliğiyle nasıl bir Antep görmek istiyorsak Halep için de aynı temennilerde bulunuyoruz. Hatay’ın esenliğine nasıl önem veriyorsak; Hama’nın, Şam’ın, Humus’un aynı güven içinde olmasını istiyoruz. Aramızda sınırlar olabilir ama kaderimiz de kederimiz de ortaktır.

Suriye’de artık siyasi ve diplomatik olarak yeni bir gerçeklik vardır. Suriye tüm etnik, mezhebi ve dini unsurlarıyla Suriyelilerindir. Kendi ülkelerinin geleceğine karar verecek olan Suriye halkıdır. Ateşe benzin dökmenin faydası yok. Jeopolitik hesaplar içinde koşmanın Suriye halkına faydası olmaz. Bölücü terör örgütünün selden kütük kapma hevesinde olduğunun farkındayız. Hiçbir hamleye izin vermeyeceğiz. Tüm aktörlerin, kuruluşların Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına destek vermesi tüm bölgemiz için en hayırlısı olacaktır.

“Şam rejimi Türkiye’nin uzattığı elin kıymetini idrak edemedi”

Suriye toprakları kana ve gözyaşına doymuştur. Suriyeli kardeşlerimiz barışı herkesten fazla hak etmektedir. Türkiye’nin yegane amacı da tüm kesimleriyle Suriye halkının refahı ve esenliğidir. Biz ilk günden beri bunu savunduk. Katliam ve zulümden kaçan kardeşlerimize kapımızı açarken Suriye krizine çözüm bulmak için elimizi uzatırken gayemiz buydu. Ama Şam rejimi Türkiye’nin uzattığı elin kıymetini idrak edemedi.

Türkiye’nin Gazze, Lübnan, Ukrayna ve Suriye’de barışın sağlanması için gösterdiği çabaları tüm dünya çok iyi biliyor. Her uluslararası toplantıda ülkemizin ağırlığına bizzat tanıklık ediyoruz. Ama muhalefete bu gerçeği görmüyor. Ülkemizin güvenliğini ilgilendiren meselelerde dahi hemen istismar siyasetine sarıldıklarını görüyoruz. Sayın Özel’in hükümetimizin Suriye politikasıyla ilgili sarf ettiği sözlerin elle tutulur hiçbir yanı yoktur.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Beşar Esad” Açıklaması: Görüşelim Demiştik

Suriye’deki gelişmelere ilişkin konuşan Erdoğan, “Muhaliflerin bu yürüyüşü şu an itibarıyla devam ediyor. Temennimiz Suriye’deki bu yürüyüş devam etsin diyeceğim. Ama terör örgütleriyle birlikte oradaki direniş devam ederken bizim Esad’a bir çağrımız olmuştu gel görüşelim demiştik” dedi ve ekledi:

“Ne yazık ki Esad’dan bu işe olumlu cevap alamadık. Şu an itibarıyla İdlib’den sonra Hama Humus muhaliflerin elinde. Şam’a doğru bir ilerleyiş söz konusu. Bölgede devam eden sıkıntılı yürüyüşler arzu ettiğimiz şekilde değil gönlümüz bunları istemiyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı sonrası gazetecilere açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle: “Şu an itibarıyla İdlib, Hama ve Humus, hedef tabii ki Şam. Muhaliflerin bu yürüyüşü şu an itibarıyla devam ediyor. Temennimiz Suriye’deki bu yürüyüş devam etsin diyeceğim. Ama terör örgütleriyle birlikte oradaki direniş devam ederken bizim Esad’a bir çağrımız olmuştu gel görüşelim demiştik.

Ne yazık ki Esad’dan bu işe olumlu cevap alamadık. Şu an itibarıyla İdlib’den sonra Hama Humus muhaliflerin elinde. Şam’a doğru bir ilerleyiş söz konusu. Bölgede devam eden sıkıntılı yürüyüşler arzu ettiğimiz şekilde değil gönlümüz bunları istemiyor. Bölge sıkıntıda dün Lübnan’dan yine Sayın Başbakan’dan haber aldım onunla da görüşeceğiz.

“İsrail’in bu vahşetini, soykırımını hesabını sormamız lazım”

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararlar geliyor. Bunlar İsrail’i köşeye sıkıştırıyor. İsrail kendisi aleyhinde verilen kararların hepsinden sıyırdı. İnsanlık İsrail’i bu ihanetlerde yalnız bırakmayacak ve hesabını soracak. İsrail’in bu vahşetini, soykırımını hesabını sormamız lazım.”

Paylaşın