Öcalan’ın Çağrısı Sonrası Bahçeli’den İlk Açıklama: Türkiye İçin Tarihi Bir Fırsat Kapısı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısına ilişkin açıklama yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Türkiye için tarihi bir fırsat kapısı aralanmıştır” dedi.

Devlet Bahçeli, açıklamasında, “27 Şubat 2025 tarihinde DEM heyeti tarafından kamuoyuna okunan ve İmralı’da kaleme alınan açıklama baştan sona değerli ve önemlidir. Kandil’den yapılan açıklamalar bu çağrıyı destekleyici özelliktedir” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye Hedefi Kapsamında Son Gelişmelerle” ilgili yazılı bir açıklama yayınladı. MHP Medya, İletişim ve Dijital Mecralardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir tarafından duyurulan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Siyasi çalkantıların, silahlı çatışmaların, sistemik çatlakların ve sivrilen diğer pek çok çarpıklığın insanlığın barış, huzur ve güvenlik atmosferini zehirlediği herkesin malumudur. İstikrarı zedelenmiş, iradesi zincirlenmiş bir dünya tablosu tüm risk ve belirsizlikleriyle karşımızdadır. Çok bilinmeyenli küresel siyaset denkleminin hangi vasıtalarla çözüleceği, çözülse bile sonunun ve sonuçlarının nasıl olacağı meçhuldür, ayrıca üzerinde kafa yorulması gereken de karmaşık bir muammadır.

Ahlaki, manevi ve hukuki krizlerin yükselen çıtasına eşzamanlı olarak yaygınlaşan jeopolitik çekişmeler, ekonomik restleşmeler ve stratejik cepheleşmeler devamlı yeni mevziler elde edip farklı boyutlar kazanmaktadır. Böylesi kaotik ortam ve şartlarda Türkiye için tarihi bir fırsat kapısı aralanmıştır. Bölgesel ve küresel tehditlere karşı varisi olduğumuz medeniyet müktesebatı ve muazzez millet varlığı yegane güvencemizdir.

Türk milleti bin yıldır Anadolu coğrafyasını yurt tutmuştur. Elbette bu bin yıllık süreçte ağır bedeller ödenmiştir. Mukadderatımızın şerefi, mukaddesatımızın simgesi olan aziz vatan aynı zamanda üzerinde yaşayan beşeri cevherin birlik ve kardeşliğiyle gerçek mana ve muhtevasını bulmuştur. Anadolu coğrafyasında gelip geçici, konargöçer, dönemsel kiracı ve ziyaretçi olmadığımız asırların müşahitliğiyle tescil ve tevsik edilmiştir.

Türk milleti devasa mahiyetli ve kökleri derinlere tutunan muazzam bir kardeşlik şuurunun mecmuu ve medarı iftiharıdır. Bugüne kadar yaşanan nice acı birlikte yaşama inancına ve isteğine gölge düşürememiştir. Küresel emperyalizmin şirret oyunları milli dayanışmanın emsalsiz azmiyle berhava edilmiştir. Türk milletine kan, renk, ruh ve vücut veren her insanımız kısmi nitelikli yöresel, dilsel ve kültürel farklılıkların çok üstünde temerküz eden soylu bir kucaklaşmanın neferleri olmuşlardır.

Türkiye Cumhuriyeti 1984 yılından buyana bölücü terör örgütü PKK’yla mücadele etmiştir. Bu mücadele haklıdır, meşrudur, hukukidir, elbette takdir ve tazime en üst seviyede layıktır. Nihayet yeni yüzyılda terörsüz Türkiye’nin seher vaktine gelinmiş ve bu suretle milli huzur ve sükûnetin gün doğumuna ramak kalmıştır.

27 Şubat 2025 tarihinde DEM heyeti tarafından kamuoyuna okunan ve İmralı’da kaleme alınan açıklama baştan sona değerli ve önemlidir. 27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice İlçesi Fis Köyü’nde birinci kongresini yaparak Marksist-Leninist çerçevede büyük Kürdistan’ın kurulmasını hedefleyen PKK terör örgütü, 47 yıl sonra kurucu lideri tarafından örgütsel yapısını lağvetmeye çağrılmıştır.

Kandil’den yapılan açıklamalar bu çağrıyı destekleyici ve tamamlayıcı özelliktedir, nitekim memnuniyet vericidir. PKK terör örgütünün Kandil’deki elebaşları İmralı’nın etrafında kenetlenerek 27 Şubat çağrısına sahip çıkmaları geldiğimiz bu aşamada örgütsel tutarlılık olup herkesin yararınadır.

Terörle sonuç alınması ham bir hayaldir. Türk-Kürt kardeşliğinin kundaklanmasına ve kurcalanmasına müsamaha gösterilmesi bundan sonra hem imkansız hem de böylesi bir yanlışın peşine düşmek beyhude bir düşüncedir. Çağrı bölücü örgütün bütün bileşenlerine yapılmıştır, riayet ve muvaffakiyeti yeni yüzyılda Türkiye’nin gücüne güç katacak, bin yıllık kardeşliği bir yanda çevikleştirip diğer yanda çelikleştirecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi terörsüz Türkiye amacına samimi katkı sağlayan, demokratikleşme sürecine önşartsız omuz veren kim olursa aziz Türk milleti namına müteşekkirdir. Medyaya yuvalanmış bazı art niyetlilerin 27 Şubat çağrısını karalamaya, barış ve huzur adımlarını baltalamaya çalışmaları sinsi bir tertiptir.

Terörsüz Türkiye özlemini sulandırmaya, ihtiyatlı iyimserlik ortamını bulandırmaya çaba harcayanlar bilinmesini isterim ki, bölücülüğün değirmenine su taşıyan, terörün kanlı saldırılarının devamından çıkar ikmali yapan taşeronlaşmış gayri milli zihniyetlerdir.

“Ne verildi? Ne alındı” sorularını gündeme taşıyarak yüzlerini buruşturanların, pozitif iklimi karıştıranların masumiyetinden ve makuliyetinden bahsetmek mümkün değildir. PKK’nın kendini feshedecek olmasından dolayı korkuya kapılanların istismar kaynağı kuruyacak, Türkiye yeni yüzyılın rotasında muhteşem bir uyanışa geçecektir.

Provokasyonlara azami dikkat ederek, marjinalleşmiş grupların tahriklerine karşı uyanık durarak, mücavir bölgelerimizde gözü ve hedefi olan ülkelerin senaryolarına zamanında ve hazırlık içinde müdahalede bulunarak şiddet ve ihanetle ihata edilmiş bir dönemin kapıları bir daha açılmamak üzere kapatılacaktır.

Terörle mücadeleden de ödün verilmemesi asıldır. Devletin pazarlık yapmayacağını bilmeyecek kadar fikren, kalben, aklen ve vicdanen kurumuş ve kokuşmuş çevrelerin absürt hamaset tuzaklarına düşmeden Türk ve Türkiye Yüzyılı elbirliğiyle, güç birliğiyle tesis ve temin edilecektir. Türk milleti yeni bir tarih yazmaktadır.

Bu tarih sayfalarında da vatan ve millet muhaliflerine asla yer olmayacaktır. Aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin mübarek Ramazan ayını bir kez daha kutluyor, Rabbim’den birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi her daim muhafaza buyurmasını niyaz ediyorum. Terörsüz Türkiye, huzurlu Türkiye, süper güç Türkiye yarın değil, hemen ulaşılacak bir hedeftir ve bizim de siyasi şerefimize emanettir.”

Öcalan: Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmeli

7 kişilik Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti üçüncü kez İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüştü. Bu görüşme sonrasında, 1999’dan beri İmralı Adası’nda bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’nın hazırladığı mektup, İstanbul’da kamuoyuyla paylaşıldı.

Önce, seçildiği halde görevden alınarak yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, mektubu Kürtçe olarak okudu. Ardından, Van Milletvekili Pervin Buldan da mektubun Türkçe metnini okudu.

Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının tam metni şöyle: “PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.

Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Metnin kamuoyu ile paylaşılmasının ardından, kapanış konuşması yapan Sırrı Süreyya Önder, Sayın Öcalan’ın çağrıya ilişkin şu notunu paylaştı: “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz ki pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Paylaşın

Öcalan’ın Çağrısı Sonrası Özgür Özel’den Açıklama: Demokrasi Vurgusu

PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin açıklamada bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Kürt meselesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, toplumun tüm kesimlerini kapsayarak, şeffaflıkla ele alınması ve çözülmesi yönündeki tavrımızı koruyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Özgür Özel, açıklamasının devamında, “Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Heyeti, İmralı Cezaevi’nde görüştükleri Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma çağrısı yaptığı açıklamayı, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden, Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin açıklamada bulundu. Özgür Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin tüm sorunlarının demokratik yollardan çözümü konusunda tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Aynı şekilde, terörün ve şiddetin her türlüsüne her zaman karşı olduk, bundan sonra da karşı olmaya devam edeceğiz. Kürt meselesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, toplumun tüm kesimlerini kapsayarak, şeffaflıkla ele alınması ve çözülmesi yönündeki tavrımızı koruyoruz.

Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz. Terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı önemlidir.

“Meseleler, temennilerle değil, güven ortamı tesis edilerek ve icraatlarla çözülür”

Bu çağrının gereklerinin, muhatapları tarafından yapılmasını ve onbinlerce cana mal olan, ağır ekonomik ve toplumsal tahribat yaratan terörün ilelebet sonlanmasını temenni ediyoruz. Hiç şüphesiz meseleler, temennilerle değil, güven ortamı tesis edilerek ve icraatlarla çözülür.

Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümü ancak iç barışın sağlanmasıyla mümkündür. İç barış ise, otoriter bir sistemde değil, demokratik düzende, hukuk devleti ilkelerine uymakla, adalet ve eşitlikle sağlanır. Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması kadar, mevcut kanunların uygulanmasındaki hukuk dışı yaklaşımların terk edilmesi ve anayasa ihlallerine son verilmesi elzemdir.

Cumhuriyet Halk Partisi, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin hiçbir makam, mevki ve aktör tarafından kendi siyasi hedefleri doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyecektir. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesi doğrultusunda, her zaman barış ve demokrasi çabalarının yanında; savaşın, terörün, çatışmanın ve otokrasinin karşısındayız.”

Öcalan: Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmeli

7 kişilik Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti üçüncü kez İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüştü. Bu görüşme sonrasında, 1999’dan beri İmralı Adası’nda bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’nın hazırladığı mektup, İstanbul’da kamuoyuyla paylaşıldı.

Önce, seçildiği halde görevden alınarak yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, mektubu Kürtçe olarak okudu. Ardından, Van Milletvekili Pervin Buldan da mektubun Türkçe metnini okudu.

Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının tam metni şöyle: “PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.

Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Metnin kamuoyu ile paylaşılmasının ardından, kapanış konuşması yapan Sırrı Süreyya Önder, Sayın Öcalan’ın çağrıya ilişkin şu notunu paylaştı: “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz ki pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Paylaşın

Öcalan’ın Çağrısı Sonrası AK Partili Efkan Ala’dan Açıklama: Sonuca Bakarız

PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin konuşan AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, “Biz sonuca bakarız Terör örgütü, bu çağrıyı değerlendirip silah bırakır ve toplanır, kendisini feshederse Türkiye prangalarından kurtulmuş olacak” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Heyeti, İmralı Cezaevi’nde görüştükleri Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma çağrısı yaptığı açıklamayı, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu.

AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin, “Çağrının özü silahların bırakılması ve terör örgütünün kendisini feshetmesidir. Biz sonuca bakarız Terör örgütü, bu çağrıyı değerlendirip silah bırakır ve toplanır, kendisini feshederse Türkiye prangalarından kurtulmuş olacak” dedi.

Ala, A Haber’de İmralı’dan gelecek açıklama öncesi de şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye AK Parti hükümetleri döneminde çok etkin bir biçimde terörle mücadele ediyoruz. Terörsüz Türkiye şöyle mümkün; çağrıya kulak tıkanırsa o zaman Türkiye zaten etkin bir şekilde terörle mücadele ediyor, çok önemli başarılar elde edildi. Türkiye terörle mücadeleyi sınırlarının dışına taşıdı. Mutlak bir içeride başarı sağlanmış durumda, terörsüz Türkiye hedefine terörle mücadele yöntemiyle ulaşırız.”

Abdullah Öcalan’ın çağrısına partilerden tepkiler

Öte yandan açıklamayı sosyal medya hesabından değerlendiren Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Uluslararası sistemin sarsıldığı, bölgemizin bir ateş çemberinin içinde bulunduğu şartlarda ülkemizin kendi iç bünyesini tahkim etmesi ve terörden tümüyle arındırılması yönünde yapılan her çağrı ve atılan her adım olumludur” dedi.

“Bu çağrının hayata geçirilmesi için geçmiş tecrübelerden dersler çıkarılarak netice odaklı somut bir yol haritası ortaya konmalıdır” diyen Davutoğlu, “Bu süreç milli iradenin nihai tecelligahı olan TBMM zemininde bütün siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin çoğulcu katkısıyla yürütülmelidir” ifadelerini kullandı.

Açıklamayı memnuniyetle karşıladığını belirten Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, “Bugün akşam saatlerinde DEM Parti İmralı heyeti tarafından yapılan açıklamayı memnuniyetle karşılıyorum. Terör örgütü PKK’nın silah bırakarak, varlığını feshetmesi tarihi bir gelişme olacaktır” dedi.

Türkiye’de demokrasi standartlarının yükselmesine katkı yapmaya hazır olduklarını dile getiren Babacan, “Şimdi bu çağrının gereğinin yapılmasını, herhangi bir tereddüde yol açmayacak şekilde silahların bırakılmasını ve örgütün kendisini feshetmesini bekliyoruz. Defalarca kez ifade ettiğimiz gibi, konu ne olursa olsun, Türkiye meselelerini demokratik siyasi zeminde konuşarak çözme kabiliyetine ve olgunluğuna sahip olmalıdır. Türkiye’de demokratik standartların yükselmesi ve insan haklarına dayalı bir hukuk devleti hedefine daha hızlı yürünmesi için atılacak adımlara yapıcı bir perspektifle katkıda bulunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, Öcalan’ın çağrısının ardından sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bulunduğu bir fotoğrafı paylaştı. Yönter ardından partisinin İstanbul İl Başkanı Sertel Selim’in, “Büyük işler cesaret ve kararlılık ister… Yüce düşünenler büyük davalara liderlik eder…” ifadelerini retweet etti.

İYİ Parti ise sürece tepki gösterdi. İYİ Parti Genel Merkezi binasına, ay-yıldız bulunan ve “Unutmayacağız, unutturmayacağız! Şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz” yazılı afiş asıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden, Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin açıklamada bulundu. Özgür Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin tüm sorunlarının demokratik yollardan çözümü konusunda tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Aynı şekilde, terörün ve şiddetin her türlüsüne her zaman karşı olduk, bundan sonra da karşı olmaya devam edeceğiz. Kürt meselesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, toplumun tüm kesimlerini kapsayarak, şeffaflıkla ele alınması ve çözülmesi yönündeki tavrımızı koruyoruz.

Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz. Terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı önemlidir.

Bu çağrının gereklerinin, muhatapları tarafından yapılmasını ve onbinlerce cana mal olan, ağır ekonomik ve toplumsal tahribat yaratan terörün ilelebet sonlanmasını temenni ediyoruz. Hiç şüphesiz meseleler, temennilerle değil, güven ortamı tesis edilerek ve icraatlarla çözülür.

Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümü ancak iç barışın sağlanmasıyla mümkündür. İç barış ise, otoriter bir sistemde değil, demokratik düzende, hukuk devleti ilkelerine uymakla, adalet ve eşitlikle sağlanır. Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması kadar, mevcut kanunların uygulanmasındaki hukuk dışı yaklaşımların terk edilmesi ve anayasa ihlallerine son verilmesi elzemdir.

Cumhuriyet Halk Partisi, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin hiçbir makam, mevki ve aktör tarafından kendi siyasi hedefleri doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyecektir. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesi doğrultusunda, her zaman barış ve demokrasi çabalarının yanında; savaşın, terörün, çatışmanın ve otokrasinin karşısındayız.”

Abdullah Öcalan’ın çağrısı dış basında

Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı dünya basınında geniş yer buldu.

İngiltere’nin önde gelen basın kuruluşlarından The Guardian, haberi ana sayfadan verdi. “Hapisteki Kürt lider, Türkiye ve Ortadoğu’yu sarsabilecek büyük bir değişimde grubun silahsızlandırılması çağrısında bulundu” başlığla veren The Guardian, haberde şu ifadelere yer verdi:

“Öcalan’ın mesajının Ortadoğu’da, özellikle de Kürt güçlerinin önemli toprakları kontrol ettiği Suriye’de, İran ve Irak’ta geniş kapsamlı etkileri olacak.”

İngiliz haber ajansı Reuters da çağrıyı anasayfadan gördü. Çağrıyla ilgili girilen haberde “Hapisteki Kürt militan lideri Türkiye ile çatışmaya son verilmesi çağrısında bulundu” başlığına yer verdi. Reuters, çağrı haberinde şunları kaydetti: “Ankara ile 40 yıllık çatışmayı sona erdirebilecek ve bölge için geniş kapsamlı siyasi ve güvenlik sonuçları doğurabilecek bir harekettir.”

Alman BILD gazetesi, “Kürt liderden çağrı: Öcalan PKK’yi silahsızlandırmak ve tasfiye etmek istiyor” başlığıyla verdiği haberde, “Bu duyuru, kırk yıldır süren kanlı çatışmaların ardından Türkiye’deki çatışmaların sona ermesinin önünü açabilir” denildi.

Fransız basınından Le Monde ise ” Yıllardır hükümete karşı silahlı mücadele yürüten PKK’nin lideri, Kürt hareketinin tasfiye edilmesi ve silah bırakması çağrısında bulundu” başlığıyla çağrıya yer verdi. Le Monde da haberi manşetten gördü.

CNN International da haberinde başlığı şöyle gördü: “Kürt ayrılıkçı lider, takipçilerine silahsızlanma çağrısında bulunarak Türkiye ile elli yıldır devam eden isyanı sona erdirme potansiyeli taşıyor”

İngiliz gazetesi Financial Times (FT) ana sayfada yer verdiği çağrı haberini “Türkiye’nin hapisteki Kürt liderinden militanlara silahsızlanma çağrısı” başlığıyla servis etti.

Paylaşın

“Abdullah Öcalan’ın Çağrısı 15 Şubat’a Yetişmeyebilir” İddiası

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat, İmralı’da tutuklu bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısının 15 Şubat’a yetişmeyebileceğini öne sürdü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin meclis toplantısında Abdullah Öcalan’ın önümüzdeki günlerde ‘tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını’ açıklamıştı.

TGRT televizyonunda katıldığı programda açıklamalarda bulunan Kulat; “Aldığım kulis bilgilerine göre İmralı’dan gelecek çağrı 23 Şubat’tan sonra yapılacak. Çünkü ayın 23’ünde AK Parti’nin Genel Kongresi var” dedi.

Kulat şunları söyledi: “İmralı’dan yapılacak açıklama AK Parti’nin kongresinden sonra yapılacak. Kongrenin bu açıklamayla gölgelenmesini istemiyorlar. Ankara’dan aldığım kulis bilgilerine göre Abdullah Öcalan çok net ve kesin bir dille, PKK’yı lağvetme ve silah bırakma çağrısı yapacak.

Terör örgütü PKK’nın 4 ya da 5 ayağından bahsediliyor. Zamanlama olarak 25 yıl meselesi önemli, bunun kadar önemli olan kısım da Suriye’de yaşanan değişim de çok önemli. PKK’nın İran, Irak, Suriye, Avrupa ve siyasi ayağı DEM Parti ve uzantıları var. Türkiye’de olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde DEM Parti seçmeninin de kilit bir noktada olduğunu da unutmamak gerekir.

Şu anda endişeli iyimserler ile endişeli kötümserlerin arasında bir durumundayız. Türkiye’nin çoğunun ruh hali şu anda böyle. Bu ülkede azıcık vatanını seven terörün bitmesini ister. Endişelerimiz var. Daha önce çözüm sürecini atlattık ve aynı handikapa düşmek istemiyoruz.”

Abdulkadir Selvi de doğruladı

Öte yandan gazeteci Abdulkadir Selvi de bugünkü köşe yazısında çağrının 15 Şubat’a yetişmesi ihtimalinin oldukça zayıf olduğunu hatta Şubat ayının dahi net olmadığını ifade etti. Yorumunun kaynağı olarak ise net bir tarih belirlenmemesine bağlayan Selvi şu ifadeleri kullandı:

“Suriye’deki teröristbaşı Mazlum Abdi, Öcalan’ın 15 Şubat’ta çağrı yapacağını açıklayınca, 15 Şubat tarihine yönelik bir beklenti oluştu. Neden 15 Şubat? Biliyorsunuz, Öcalan 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmişti. Ama 15 Şubat tarihi net değil. Hatta 15 Şubat tarihinde çağrı yapılması ihtimali zayıf. Şubat ayının sonuna doğru bir beklenti var ama şubat ayı da net değil. Çünkü bir tarih belirlenmedi. Önemli olan tarih değil sonuç almak.”

Ne olmuştu?

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin meclis toplantısında PKK lideri Öcalan’ın önümüzdeki günlerde ‘tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını’ açıklamıştı. Bakırhan; Öcalan’ın Kürt sorununun köklü kalıcı çözümü için demokratik bir Türkiye’nin inşası için önümüzdeki günlerde tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını” belirterek “iktidarı da tarihi çözümde rolünü oynamaya çağırıyoruz, artık top Erdoğan’da” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Abdullah Öcalan’dan “Barış” Mesajı

DEM Parti tarafından paylaşılan Abdullah Öcalan’ın açıklamasında, “Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamada, “Sürecin başarısı için Türkiye’deki tüm siyasi çevrelerin dar ve dönemsel hesaplara takılmadan inisiyatif alması, yapıcı davranması ve pozitif katkı sunması elzemdir. Bu katkıların en önemli zeminlerinden biri de şüphesiz TBMM olacaktır” denildi.

“Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim” ifadeleri kullanılan açıklamada, “Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım” denildi.

İmralı Adası’nda tutuklu bulunan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere Cumartesi günü adaya giden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) vekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan iki kişilik heyet Pazar sabah saatlerinde bir açıklama yayınladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile 28 Aralık 2024 tarihinde kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Kendisinin sağlığı iyi, morali oldukça yüksekti. Kürt sorununa kalıcı çözüm bulmaya yönelik yaptığı değerlendirmeler hayati önemdeydi.

Ortadoğu ve Türkiye’de yaşanan son gelişmelerin değerlendirildiği görüşmede Sayın Öcalan, dayatılan karanlık gelecek senaryolarına karşı pozitif çözüm önerilerini sunmuştur.

Düşünceleri ve yaklaşımının genel çerçevesi aşağıdaki gibidir: Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır.

Sürecin başarısı için Türkiye’deki tüm siyasi çevrelerin dar ve dönemsel hesaplara takılmadan inisiyatif alması, yapıcı davranması ve pozitif katkı sunması elzemdir. Bu katkıların en önemli zeminlerinden biri de şüphesiz TBMM olacaktır.

Gazze ve Suriye’de yaşanan hadiseler göstermiştir ki, dışarıdan müdahalelerle kangrenleştirilmeye çalışılan bu sorunun çözümü artık ertelenemez bir hal almıştır. Bunun ciddiyetiyle doğru orantılı bir çalışmayı başarıya ulaştırmak için muhalefetin de katkı ve önerileri değerlidir.

Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim. Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım.

Bütün bu çabalarımız, ülkeyi hak ettiği düzeye taşıyacak ve aynı zamanda demokratik bir dönüşüm için de çok kıymetli bir kılavuz olacaktır. Devir Türkiye ve bölge için barış, demokrasi ve kardeşlik devridir.”

Paylaşın

Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” Çağrısına Destek Yüzde 10

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın gelip TBMM’de, DEM Parti grubunda konuşması önerisine destek Türkiye genelinde yüzde 10 civarında.

Gazeteci-yazar Murat Yetkin, bugün Yetkinpeport’taki köşesinde; İstanbul Ekonomi’nin 15 Kasım’daki “Türkiye Raporu” çalışmasından hareketle; “2024’te Türkiye’de yaşayan yaklaşık 86 milyon Türk vatandaşının 66 milyonu kendisini Türk, 13 milyonu Kürt, 1,5 milyonu Zaza, 450 bini Çerkes, 350 bini Arap olarak tanımlıyor. Diğer beyanlar daha az çıkmış” diye yazdı.

Araştırmada “Kürt sorunu olduğunu düşünüyorum” diyenlerin sayısının yüzde 68 olduğunu söyleyen Yetkin, birden fazla yanıtın bir arada verilebildiği Kürt sorununun çözümünde PKK’nın faaliyetlerine son vermesini isteyenlerin yüzde 91’le ilk sırada olduğuna yer verdi.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin PKK lideri Abdullah Öcalan’ın DEM grubunda konuşma önerisinin Türkiye genelinde yüzde 10 destek bulduğunu da paylaşarak, “MHP’lilerin yüzde 35’i Bahçeli’nin açıklamalarını açıkça desteklemediğini söylemiş. Bir yüzde 9 da görüş bildirmek istememiş; toplamı yüzde 44. DEM’de desteklemeyenlerin oranı ise yüzde 49; buna karşın yüzde 41 desteklemiş.

Etnik yönden, Kürt ve Zazaların yüzde 37’si Bahçeli’ye destek verirken, Türklerde destek onanı yüzde 19’a düşüyor. Kürt ve Zazaların yüzde 90’ı Bahçeli’nin açıklamalarından haberdar iken, DEM Partililerin yüzde 40’ı DEM eş-başkanı Tülay Hatimoğulları’nın söylediklerinden habersiz” ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

“Abdullah Öcalan İle İkinci Görüşme Planlanıyor” İddiası

“Yeni Çözüm Süreci” tartışmaları gündemdeki yerini korurken, İmralı Adası’nda bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’la ikinci bir görüşme yapılması için çeşitli temaslar gerçekleştiği öne sürüldü.

Bu kapsamda önümüzdeki hafta Öcalan’la ikinci bir görüşmenin gerçekleşmesinin beklendiği ifade edildi. İkinci görüşmenin Öcalan’ın avukatlarıyla olabileceği ancak bu konuda henüz bir netleşme olmadığı belirtildi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de yaptığı ‘Öcalan çıkışı’nın üzerinden neredeyse bir ay geçti.

Geçen sürede DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’la bir görüşme gerçekleştirdi. 43 ay sonra gerçekleşen bu görüşme sonrasında Öcalan, “Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” mesajını iletti.

DEM Parti, bu mesajın geldiği günden bu yana koşulların oluşması, iletişim olanaklarının sağlanması için çağrılar yaptı.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; Taraflardan edindiğimiz bilgilere göre kamuoyundaki bu tartışmalar sürerken İmralı Adası’nda bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’la ikinci bir görüşme yapılması için çeşitli temaslar gerçekleşti. Bu kapsamda önümüzdeki hafta Öcalan’la ikinci bir görüşmenin gerçekleşmesinin beklendiği ifade edildi. İkinci görüşmenin Öcalan’ın avukatlarıyla olabileceği ancak bu konuda henüz bir netleşme olmadığı belirtildi.

Öte yandan Bahçeli’nin Öcalan çıkışı ve sözlerinin arkasında durduğuna dair açıklamaları sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan kamuoyunu tatmin edecek netlikte bir açıklama gelmedi. Üstelik geçen sürede biri CHP’li, üçü DEM Partili dört belediyeye kayyım atandı. Tüm bunlar ‘Cumhur İttifakı’nın iki ortağı arasında bu konu özelinde bir anlaşmazlık var’ yorumunu güçlendirdi.

İktidar kanadından yapılan değerlendirmelere göre iki lider arasında bir kriz yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bahçeli’nin çağrısına dair devletin farklı organları ile istişare yaptığı, ayrıca partisince yaptırılan geniş kamuoyu araştırmasını beklediği ifade ediliyor. Bu sonuçların ardından bugün Erdoğan ile Bahçeli bir araya gelecek. İki liderin son gelişmeleri detaylıca değerlendirmesi bekleniyor.

“İki lider uzlaşmazsa süreç olmaz”

DEM Parti kaynaklarına göre iki lider arasında ‘birbirini ikna edememe, ortak bir noktada buluşamama’ durumu yaşanıyor. Erdoğan’ın, iktidarın güncel ihtiyaçlarını öncelediğini Bahçeli’nin ise devletin içinde bulunduğu koşulları ve Orta Doğu’daki gelişmeleri göz önünde bulundurduğunu düşünen DEM Partililer, Erdoğan ve Bahçeli arasındaki bu anlayış farkının sürecinin ilerleyip ilerlemeyeceğini belirleyeceği görüşünde.

Paylaşın

TUSAŞ Saldırısını PKK Üstlendi: Siyasal Gündemle İlgisi Yok

5 kişinin öldüğü, 22 kişinin yaralandığı TUSAŞ saldırısını PKK’nın askeri kanadı HPG üstlendi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, saldırganların PKK’lı olduğunu açıklamıştı. 

Haber Merkezi / Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de, saldırının arkasında PKK (Kürdistan İşçi Partisi) olduğunu belirtmişti.

Örgütten yapılan açıklamada, “Uzun bir süre önce planlanıp başarıyla uygulanan bu eylemin Türkiye’de son ayda tartışılan siyasal gündemle asla bir ilişkisi yoktur” denildi. Açıklamada, saldırıda ölen iki kişinin kimliklerine de yer verildi.

Açıklamada, eylemi örgüt içerisindeki “Ölümsüzler Taburu” adlı birlik üyelerinin düzenlediği, Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta gerçekleştirdiği hava harekâtlarına yanıt olarak TUSAŞ’ın özellikle hedef seçildiği vurgulandı.

Rusya’daki BRICS Zirvesi’nden dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Dün geceden itibaren saldırının cevabı kat kat fazlasıyla verilmeye başlanmıştır” dedi ve saldırıya yönelik adli soruşturmanın yanı sıra, istihbarat ve güvenlik birimlerinin de kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü” ifade etti.

Erdoğan ayrıca “Bu terör saldırısında TUSAŞ gibi güzide bir kuruluşumuzun seçilmiş olması manidardır” diye konuştu.

Erdoğan “Bu terör saldırısının Suriye’den bir sızma hareketi şeklinde gelişmiş olduğunu özellikle öğrenmiş bulunuyoruz. Buna yönelik de tüm gece boyunca 40 ayrı noktaya operasyonlar yapıldı. Bu operasyonlarla da teröristlere çok çok ağır bedeller ödetildiği de ortada” diye konuştu.

TUSAŞ’a Yönelik Terör Saldırısına ilişkin Meclis Başkanlığı tezkeresi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından sunulan tezkerede, “Hiçbir güç ülkemizin ve milletimizin birlik ve beraberliğini bozamayacaktır. Arkasında emperyalist güçlerin ve karanlık odakların olduğu terör saldırıları ülkemizin huzur ve istikrar ortamına zarar veremeyecektir” ifadelerine yer verildi.

Ankara’daki saldırının ardından, Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki hedeflere hava harekatı başlatıldığı ve iki günde toplam 81 hedefin vurulduğu duyuruldu. Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) yapılan açıklamalarda “2’si üst düzey olmak üzere 59 terörist etkisiz hale getirilmiştir” ifadesi yer aldı.

PKK, Perşembe günü yaptığı bir açıklamada bir süredir gündemi meşgul eden “yeni çözüm süreci”ne dair bir açıklamada bulunmuştu. Bu açıklamada saldırı direkt olarak üstlenilmemiş, ve “Kürt halkı bütün yapılarıyla ve bileşenleriyle Önder Apo’nun geliştireceği süreci esas alacaktır” ifadeleri kullanılmıştı.

Saldırının zamanlaması, özellikle Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin 1999’dan beri İmralı Cezaevi’nde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) konuşma yapmaya davet etmesinin ardından gerçekleşmesi sebebiyle tartışmalara konu olmuştu.

TUSAŞ’a yapılan saldırı, Bahçeli’nin çağrısından sadece bir gün sonra gerçekleşti. Zamanlama sosyal medyada çokça tartışılırken, CHP Genel Başkanı Özel de konuyla alakalı açıklamalarda bulundu.

Basın mensuplarına konuşan Özel, “Terörü kimden ve ne gerekçeyle gelirse gelsin lanetliyoruz. Zamanlamanın ne kadar dikkat çekici olduğunu düşünmeden edemiyor insan” ifadelerini kullandı.

“2015 yılında 7 Haziran’dan 1 Kasım’a kadar olan süreci hatırlamadan geçemiyor insan. Bütün terör örgütlerinin bir anda aktif olduğu sürecin kamuoyunu nasıl yönlendirmeye çalıştığını hatırlamak gerekiyor. Kim terörden medet umuyorsa yanlış yapıyor” diyen Özel, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) kurulduğu günden beri ilk kez tek başına iktidar olamadığı 7 Haziran seçimlerine ve seçimlerin tekrarlandığı 1 Kasım’a atıfta bulundu. Bu ikitarih arasında Türkiye’de çok sayıda saldırı gerçekleştirilmişti.

Saldırı hakkında çarşamba günü Meclis’te konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli de “Zamanlaması manidardır. Provokasyon her tarafından belli olmaktadır,” ifadelerini kullandı.

Saldırıyı kınayan Temelli, “Çok üzgünüz, yine insanlarımız öldü. Son birkaç haftadır ülkede çok önemli bir tartışma sürdürülüyor. Bu tartışmaların çok büyük bir kısmı Türkiye toplumunun beklentilerine yanıt veriyor. Çünkü uzun süredir Türkiye toplumu savaş, şiddet ve bu ölümlerden kurtulmak isterken böyle bir olayla karşılaşıyoruz,” dedi.

Sezai Temelli, “Toplumun beklentisi olan, barış içinde bir arada yaşama beklentisine ısrarla yanıt vermek zorundayız. Geç kaldığımız her adım işte bu yitip giden canlara mal olmaktadır” ifadelerini kullandı.

TBMM’de söz alan isimlerden biri olan iktidar Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Grup Başkanvekili Özlem Zengin de saldıraya ilişkin olarak “Ben de zamanlamasını çok manidar buluyorum,” diyerek “Neden bugün? Neden TUSAŞ?” diye sordu.

“Bütün bu soruların cevaplanması Türkiye’nin geleceğine dair çok önemli diye düşünüyorum. Bütün siyasi partilerin aynı anda aynı hissiyatla terörü kınamasını, lanetlemesini ve TBMM olarak Türkiye’nin barışına dair bütün sorumluluğu ve yapması gerekene dair bir anlamda taahhüt olarak bu birlikteliğin altını çizmesini şu anda Türkiye için çok anlamlı buluyorum.”

Paylaşın

Çözüm Süreci Tartışmaları: Ankara Kulislerinde Neler Konuşuluyor?

“Yeni Çözüm Süreci” tartışmaları devam ederken, Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrı sonrası, Bahçeli’nin “Öcalan ile yapılan görüşmelerde belli bir noktaya gelindikten sonra mı bu açıklamaları yaptığı” sorusuna yanıt aranıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Ankara’da siyasi kulislerde, kısa süre içinde Öcalan’ın bir çağrı metninin kamuoyuna açıklanabileceği yönündeki beklentiler dile getiriliyor, “Önümüzdeki süreç çok önemli gelişmelere gebe” yorumu yapılıyor.

AKP içinde, Bahçeli’nin açıklamalarını temkinli karşılayanlar olsa da, “tarihi” olarak nitelendirenler çoğunlukta. Bazı AKP’liler, Bahçeli’nin bu açıklamaları, “devlet ile İmralı arasında yürütülen görüşmelerin belli bir noktaya gelmesinden sonra yapmış olabileceği” görüşünde.

Ancak bu iddialar tahminlerden öteye geçmiyor. Öcalan ile bir görüşme yürütülüyorsa da, bunun “dar bir kadro ve çok üst düzey”, yani Erdoğan ve Bahçeli tarafından biliniyor olabileceği dile getiriliyor.

AKP’de, Bahçeli’nin çıkışının olası sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmeler öne çıkıyor: “Aslında Devlet Bey, bu meseleyle ilgili bir tabuyu ortadan kaldırdı, yorganı kaldırdı attı. Altındakiler açığa çıktı. Şimdi kimin gerçek milliyetçi, kimin küreselci olduğu ortaya çıkacak.

“Devlet Bahçeli, taşı getirdi en dibe koydu. ‘Tecrit, umut hakkı’ dedi. Yani her türlü manipülasyonun da önüne geçti. Bundan sonra Türkiye’nin terörle mücadele konusunda atacağı adım, çok çok meşru hale gelmiştir.

“Bahçeli’nin açıklamaları, tesadüfi değil, hesaplanmış ve sonuçları düşünülmüş açıklamalardır. Geçmişteki Çözüm Süreci’nin sahibi AK Parti’ydi. Şimdi bu çağrıyı yine AK Parti, Cumhurbaşkanımız yapsa, “AK Parti söyler ama nasılsa MHP engeller” diye bakılacaktı. Şimdi insanlar, ‘Bahçeli bile böyle söylüyorsa, bu sefer bir çözüm olabilir’ diye bakar.

“Bahçeli bu çıkışıyla aslında, DEM ve Öcalan’a ‘Başkalarının kuracağı denklemin parçası olma, ‘Denklemi biz kurarız’ diyor. Bunun altında da ilk baştan itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dile getirdiği, “iç tehdidi bertaraf etme” hedefi yatıyor.

AKP’liler, Bahçeli’nin çıkışının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile koordineli olduğunu, Cumhurbaşkanı’nın Bahçeli’nin açıklamasının etkisini düşürmemek için, aynı gün kısa bir açıklama yaptığını söylüyor. Partililere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi için gittiği Rusya’dan dönüşünde bu konuda tutumunu açıklayacak.

AKP kulislerinde ayrıca Bahçeli’nin çağrısı için “Her halükarda Türkiye’ye katkısı olacaktır” yorumu yapılıyor ve olası sonuçlar şöyle anlatılıyor:

“Bu sürecin her an bozulma potansiyeli de var ama en azından Kürt halkına Cumhur İttifakı’nın durduğu yeri göstermesi bakımından önemli. İkincisi, ‘el sıkışma’ Kürt halkı tarafından da bizim tabanlarımız tarafından da olumlu karşılanıyor, halkta bir umut oluştu. Üçüncüsü, en milliyetçi partinin genel başkanı Bahçeli’nin bu çağrısı olumsuz karşılık bulursa, kimse Türkiye’nin terörle mücadelesinin haksız olduğunu iddia edemez.”

MHP liderinin, adı tam olarak konulamayan bu süreçle ilgili muhatap olarak Öcalan’ı ve Meclis’te DEM Parti’yi adres göstermesi de olumlu bulunuyor. Başta “umut hakkı” olmak üzere Öcalan ve süreçle ilgili yapılacak düzenlemelerin Meclis olacağına işaret edilirken, siyasi müzakerelerin ve Öcalan’ın mesajlarının da DEM Parti üzerinden paylaşılabileceğine dikkat çekiliyor.

Olumlu bir iklim oluşması halinde, Öcalan’ın fiziki olarak gelmese bile görüntülü olarak DEM Parti grubunda konuşmasının sağlanabileceği ifade ediliyor. MHP liderinin Öcalan üzerinden PKK’ya silah bırakması ve örgütün lağvedilmesi çağrısına ilişkin, “Öcalan’ın örgüt üzerindeki etkisi, gücünü mü test etmek istiyor?” sorusunu da gündeme getirdi.

Gerek AKP, gerekse DEM Parti kulislerinde bunu ihtimal dahilinde görenler olduğu gibi “En kötü senaryo” yorumu yapanlar da var. Bazı DEM Parti milletvekilleri, böyle bir yaklaşımın kimseye yararının olmayacağı görüşünde:

“Öcalan zaten yıllardan beri cezaevinde, kendisinden haber alınamıyor. DEM Parti dışında ‘Tecrit kaldırılsın’ diyen yok. Yani Öcalan’ı boşa çıkarmanın ne Bahçeli’ye, ne de AKP’ye faydası var. O yüzden bu gerekçeyle bir çağrı olma olasılığı düşük.”

Abdullah Öcalan’ın çağrısı, karşılık bulur mu?

DEM Partililer, Öcalan’ın örgüte “silah bırakma” çağrısı yapmasının mümkün olduğunu, çözüm sürecinde ve 2013 Nevruz’unda da bu çağrıyı yapan mektubunun Diyarbakır’da okunduğunu anımsatıyor. Ancak PKK’ya üst düzey yöneticileri dahil, “Türk adaletine teslim olması” koşulu getirilmesi ve Öcalan’ın da bu yönde bir çağrı yapması ihtimal dahilinde görülmüyor.

Ancak PKK’nın üst düzey yöneticileri dahil, örgüt üyelerinin teslimi için “genel af” dahil bir dizi düzenleme olması halinde, bu ihtimal yaşama geçirilebilir bulunuyor. Öcalan’ın Kürt halkı üzerinde de, örgüt üzerinde de otoritesinin olduğuna ve bu anlamda Bahçeli’nin çağrıyı Öcalan’a yapmasının doğru olduğuna işaret ediliyor:

“Kürtlerin büyük çoğunluğu silahlı mücadele istemiyor. Başka yöntemlerle hak aranabileceği kanısı, bölgede de yaygın. Artık halkın 10-15 sene önceki algı ve talepleri ile bugünkü aynı değil. Halkta, silahlı mücadele dışında da hak aranabileceği kaygısı yaygın. Şiddet sona ersin. Barış kelimesi artık çözüm ile eş anlamlı kullanılıyor.”

MHP lideri Bahçeli’nin çağrısına iktidardaki AKP destek verirken, muhalefet partilerinden farklı değerlendirmeler ve tepkiler geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Terörün bitmesine, annelerin gözyaşının silinmesine tam destek vereceklerini” söyledi. Özel, “Kürtlere tam olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sahibi olmayı teklif ediyorum” dedi.

Özel, bu açıklaması öncesi partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri ve grup başkanvekilleri ile Bahçeli’nin açıklamasını değerlendirdi.

Bahçeli’nin “el sıkma” ile başlattığı süreci, Öcalan’a “Meclis’e gel” çağrısı yapma noktasına taşıması, CHP’liler için de beklenen bir durum değldi. Ancak CHP’de yaygın görüş, Bahçeli’nin bu konuda samimi olmadığı ve bir süre sonra bu tutumundan vazgeçebileceği yönünde.

CHP’lilere göre bu hamlelerin altında, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi ömrünü uzatmak ve bunu sağlayacak yeni anayasayı yapmak” yatıyor.

Bahçeli’nin Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Selahattin Demirtaş’ı dışarıda bırakarak bir çözüm arayışına yönelmesinin iyi niyetli olmadığına dikkat çekilerek, “Bu silah kullanan dışarıda, siyaset yapan içeride tablosu yaratır ki, kamuoyunda da kabul görmez” yorumu yapılıyor.

Bahçeli’nin tokalaşma ile başlattığı süreç, CHP tarafından da ölçülüyor. CHP’nin yaptırdığı kamuoyu araştırmalarında MHP ve AKP tabanında “tokalaşmaya desteğin yüzde 70’lerin üstünde olduğu” vurgulanırken, CHP tabanı son gelişmelere kuşkuyla bakıyor. CHP bu sürece destek konusunda bölünmüş bir görüntü sergiliyor ve partililer arasında sürece destek yüzde 50’ler oranında seyrediyor.

Bahçeli’nin çıkışına en büyük tepki ise MHP’den ayrılanların kurduğu İYİ Parti’nin genel başkanı Müsavat Dervişoğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan geldi. Dervişoğlu partisinin bugünkü Meclis Grup Toplantısı’nda, geçmişte Bahçeli’nin Erdoğan’a ip atarak “Ben asamadım, sen as” dediğini hatırlattı ve kürsüye getirdiği ipini yere fırlattı.

Özdağ da dün yaptığı açıklamada, “Artık Türkiye’de Cumhur İttifakı ve CHP’den oluşan yeni adıyla Cumhur Halk Partisi vardır. Cumhur Halk Partisi, DEM’le koalisyon içerisindedir. Artık Erdoğan, Özel, Bahçeli ve Öcalan’ın el ele yürüdüklerini görüyoruz” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç ise Bahçeli’nin gündem olan çağrısına yönelik olarak “Tahayyül bile edilemez” diye konuştu. DEVA ve Gelecek Partisi ise Bahçeli’nin açıklamalarını önemsiyor ve destekleme eğiliminde.

Paylaşın

Çözüm Süreci Tartışmaları: “Görüşmeler Bir Yıl Önce Başladı” İddiası

“Yeni Çözüm Süreci” tartışmaları devam ederken, istihbarat yetkililerinin, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’taki PKK yöneticileri ve İmralı’da Abdullah Öcalan ile bir yıldır görüştüğü iddia edildi.

Sözcü’nün güvenlik kaynaklarından elde ettiği bilgilere göre; ilk görüşmeler Kuzey Suriye’de PKK’nın belirlediği temsilciler ile istihbarat düzeyinde gerçekleştirildi. Kuzey Suriye ile eş zamanlı olarak İmralı’da tutulan Abdullah Öcalan’la da görüşen istihbarat yetkilileri; Kuzey Irak’ta ‘siyasi irade’ olarak adlandırılan isimlerle de görüştü.

Haberdeki iddialar şöyle devam ediyor: “Alt düzeyde devam eden görüşmelerin ardından, ‘arada çıkan ve görüşmeleri sonlandıran pürüzlere rağmen bu süre zarfında Öcalan ile görüşmeler sürdü’ ve bunun üzerine üst düzey temaslara yeniden başlandı. Bu aşamada daha önce de kamuoyunda bu yönlü çalışmaları ile bilinen bazı önemli isimler Kuzey Irak ekseninde bazı görüşmelere katıldı. Bu isimlerin de trafiğe katılması ile görüşme trafiği tek merkez yerine Kuzey Irak ve Kuzey Suriye üzerinden devam etti.”

Örgüt yöneticilerinin sürece ‘temkinli’ yaklaşıldığı ileri sürülen haberde; PKK yöneticilerinin ‘geniş kapsamlı bir silah bırakmaya’ karşı olduğu ve bunun Öcalan’a da iletildiği öne sürüldü.

Çözüm süreci: Çözüm süreci, 2013-2015 yılları arasında PKK ile devlet arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı. Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor. PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın